En yeniler :

90'lardan Günümüze En İyi 20 Korku-Gerilim Filmi;


20)

Wrong Turn (2003)  

Tepenin Gözleri serisi ile beraber en iyi mutant yaratıklar ve hayatta kalma temalı gençlik filmlerinin başında gelen “Wrong Turn” serisi,izlerken kesinlikle sıkılmayacağınız korku ve gerilim öğelerinin yanı sıra sürekleyici kurgusu ile bir hayli de eğleneceğiniz yapımlardan... 
Chris önemli bir iş görüşmesine yetişmek için bütün parasını uçak biletine değil de tutkunu olduğu Mustang arabasına yatırmış tıp eğitimi alan bir gençtir.Arabasıyla ilerleyen Chris,otoyolun tıkanması üzerine-kestirmeden trafiği atlatmak için-ıssız bir taşra yoluna sapar.Burada görünüş itibari ile pek de tekin olmayan bir adamdan yol hakkında yardım alır ve onun gösterdiği harita üzerindeki tali yol hattından ilerlemeye devam eder.Bu yolu ilk defa kullanan Chris,iş görüşmesine de bir an önce yetişmek amacıyla hızla yol alırken,bir anda karşısına çıkan,yolun ortasında öylece duran jeepe şiddetle çarpar.Neyse ki bu olaydan ciddi bir yara almayan Chris’in etrafını maceraperest bir genç grubu sarar(Jessie,Carly,Scott,Evan ve Francine) ve onlar tarafından neden bu kadar hızlı gittiği konusunda sorguya çekilir.Kısa süreli bir münakaşanın ardından gençler aralarındaki problemleri hallederler ve ortamın yatışması ile tanışma fırsatı bulurlar.Anlaşıldığı kadarıyla  bu agresif gençler de mağdurdur.Çünkü birisi yolun üzerine dikenli tel bırakarak onların kaza yapmasına neden olmuştur.(devamı)

19)

The Hills Have Eyes (2006) 

Belki de bu tarz(teen slasher formatına benzer) yapımların,en iyisi olarak nitelendirebileceğimiz Tepenin Gözleri;korku ve gerilimin tavan yaptığı,izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız başarılı bir film.
Eski bir polis dedektifi olan Big Bob,emekliliğinin ardından kendi güvenlik şirketini kurar.Big Bob,eşi Ethel ve ailesi ile beraber;evliliklerinin bilmem kaçıncı yıl dönümünde bütün aile beraber olmak amacıyla bir karavan yolculuğu ayarlar.Her ne kadar damadı Doug ve küçük kızı Brenda'nın bu fikre pek rızası olmasa da,sırf Ethel'i mutlu etmek amacıyla plana dahil olurlar ve şimdilik seslerini çıkarmazlar.California'ya doğru yola çıkan Carter ailesi bir benzinlikte yakıt almak üzere duraksar.Bu sırada görünüş olarak pek de tekin olmayan yaşlı bir pompacı onlara otoyoldan daha kısa bir kestirme yol alternatifi sunar.Bunun üzerine medeniyetten uzak bir taşra yolunda seyahatlarına bir kaç mil daha devam eden kahramanlarımız,lastiklerinin patlaması ile bir kaza geçirirler.Uçsuz bucaksız bir çölün ortasında kalan Carter ailesi,buranın Amerikan hükümeti tarafından nükleer denemeler yapılan,yüksek radyasyon içeren,yasak bölge olduğunu çok sonraları anlayacaktır.(devamı)

18)

The Exorcism of Emily Rose (2005)

Son yılların belki de en iyi şeytan temalı korku-gerilim filmi ile karşı karşıyayız.Filmde olay örgüsü üç koldan ilerliyor;Emily Rose ve yaşadığı metafizik olaylar,Peder Moore’un Emily Rose şeytan çıkarma ayini sırasında ihmalinin olabileceği gerekçesiyle yargılanması ve işinde bir numara olan Avukat Erin’in Peder Moore davasını alıp,toplum tarafından suçlu görünen birisini savunarak popülaritesini arttırma çabası şeklinde.Filmde anlatılan Emily Rose gerçeğinin ise,geçmişte yaşanmış real bir olaydan uyarlanması ,filmi başka bir boyuta taşıyor.
Mahkeme salonundayız.Konumuz Emily Rose ve başından geçen olayların arkasındaki sır perdesini aralamak.Şimdi salona kulak verelim:Emily Rose,üniversiteye gitmek için kırsaldaki evinden ayrılır ve şehre göç eder.Başlarda her şey normaldir ta ki kaldığı odasında bir gece yarısı yaşayacağı dehşet verici olaya dek.Saat gece üç sıralarıdır ve Emily’nin odasında zaman durmuştur.Emily ilk olarak burnuna gelen yanık kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışır.Ardından eklemleri ve uzuvları kontrolden çıkan kahramanımız,panikler ve neler olduğunu kavrayamadan bu metafizik olaydan kurtulmak adına kendini toplayıp koşarak yurttan uzaklaşır.(devamı)



17)

Panic Room (2002) 

Meg Altman,eşinden kısa süre evvel boşanmıştır.Eşinden aldığı nafaka sayesinde, kızıyla(Sarah) beraber yaşamak üzere Manhattan’da devasa ,lüks bir ev satın alır.(artık ne miktar bir nafakadır varın siz düşünün :D)Ev biraz bakımsızdır ancak oldukça ilgi çekici özelliklere sahiptir.Bu üç katlı ev;dahili bir asansör ve bir düzine oda içermektedir.Geniş bir güvenlik sistemini de bulunduran malikane, şehrin ortasında müthiş bir mimariye sahiptir. İşin ilginci ise evin eski sahipleri tarafından yaptırılmış bir de panik odası bulunmaktadır.Bu odanın özelliği ise adeta evin içinde kilitli bir kasa havasında olmasıdır.Harici bir telefon hattı,evin dört bir yanını gözetleyen monitörler ve dışarıdan açılması imkansız kilit sistemine sahiptir.Kahrolası zenginler :D İnsan zengin olunca canının da ayrı bir kıymeti oluyor tabii.Eve taşındıkları günün hemen akabinde Meg alt kattan gelen seslerden ve monitördeki görüntülerden davetsiz misafirler olduğunu anlar.Amacı Sarah’ı da yanına alıp hızlıca panik odasına kaçmaktır.Bu sırada hırsızlarda ev sahiplerinin uyandığını fark eder ve silahlarını çekip onları yakalamak isterler.Kısa süreli bir asansör kovalamacasının ardından Meg ve Sarah panik odasına ulaşıp panik odasını  içeriden kilitlerler.Junior ve soygun planına sonradan dahil ettiği arkadaşı şaşkındır.Kapıyı ne kadar zorlasalar da sonuç alamazlar,kapı neredeyse kale gibidir.(devamı)


16)

The Mist (2007)

Paranoyalarla dolu süper bir gerilim filmine hazır mısınız?Korkunun insan doğasını nasıl etkilediği ve bilinçaltını nasıl yönlendirdiğini anlamak için müthiş bir seçim olan bu filmde;paralel evren ve boyut kavramlarının da işin içine girmesiyle,insan aklının anlamakta zorlandığı bir takım olayları nelere yoracağı filmin konusunu oluşturuyor.
Ufak gözlerden uzakta bir kasabadayız.Başlarda her şey normal ve kasabalılar gündelik yaşamlarını sürdürmekteler.Kasabanın en büyük alış-veriş merkezinde bulunan onlarca müşteri,birazdan yaşayacakları dehşet dolu anlardan habersiz,rutin hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.Aralarında esas oğlan David ve oğlu Billy de yer alıyor.Bir anda o da nesi marketin dışında bir hareketlilik,bağırış çağırış,siren sesleri ve kasabaya inen bir sis bulutu…Marketin camekanından olan biteni anlamaya çalışan kahramanlarımız,markete sığınan yaralı bir polis memuru ve onun arkadaşının gizemli bir şekilde öldürülmesi olayı üzerine,dışarıdaki sis bulutunun kimyasal bir sızıntı olduğunu düşünerek dışarı çıkmanın güvensiz olduğuna karar verirler.Neler olup bittiği konusunda fikri olmayan ahali,ortak hareket ederek bu beladan kurtulmanın yolunu aramalıdır.Ancak insan doğası gereği bu denli bir kalabalığın beraber hareket etmesi mümkün müdür?(devamı)

15)

The Descent (2005) 

Korku-gerilim sinemasının kendisini tekrarladığı son yıllarda,farklı konusu ile göze batan nadir filmlerin başında gelen Descent,ilk filmin başarısının ardından serinin ikinci filmiyle de tahtını sağlamlaştırdı.Peki bu filmde öne çıkanlar neydi,şimdi incelememize geçelim. 
Sarah'nın ailesiyle beraber geçirdiği dramatik kazanın ardından,eşi ve çocuğunun ölümü sonrasında uzun süre onların yasını tutmuştur.Aradan geçen koca bir yılın ardından,Sarah yakın arkadaşları ile bir araya gelip,hepsinin de ortak hobisi olan,daha önce keşfedilmemiş bir mağaraya inişleri ile başlarına gelecekler filmin konusunu şekillendiriyor.Lakin asıl sürpriz ise Juno dışında diğer kızların iniş sırasında burasının tamamen bakir bir mağara olmasını öğrenmeleri ile ortaya çıkıyor.Kahramanlarımız bir gece konakladıkları dağ evinde neşeli bir günün ardından arabalarına atlayarak gizemli mağarayı keşfe yola çıkarlar.Başlarda her şey normaldir ve Juno önderliğinde,sıkı arkadaşlar etrafı dışardan incelemeye başlamıştır.Kızlar her zaman yaptıkları rutin bir mağara gezisiymişcesine davranmaktadır.Ancak yaşadıkları bir aksilik nedeniyle,içeri girdikleri tünelin enkaz altında kalması sonrasında Juno'ya çıkış yolunu sormalarıyla gerçeği öğreneceklerdir.Artık çıkışı belli olmayan gizemli tünelde yeteneklerini sergileyerek takım ruhu içerisinde çıkışı aramak zorundadırlar.(devamı)

14)

Vertige (2009) (aka High Lane)

Beş yakın arkadaş Hırvatistan’da bulunan Risnjak dağ tırmanma bölgesine yola çıkarlar. Karine ve Fred sevgilidirler,aynı şekilde Chloé ve Loic de yeni bir ilişkiye başlamışlardır. Guillaume ise Chloé’nun eski sevgilisidir.Her ne kadar Loic ve Guillaume arasında daha ilk dakikadan soğuk rüzgarlar esmeye başlasa da,Fred önderliğinde tırmanışa başlayan gençler,tesisin mühürlenmesi ile ufak bir şok atlatırlar.Haritalarına bakan kahramanlarımızın buraya kadar gelmişken geri dönmeye hiç de niyetleri yoktur.Özellikle arkadaşlarının methettiği tel köprüye kadar tırmanışa geçen ekibimiz,Loic’in zorlanmaya başlaması ile büyük bir badire atlatacaktır…
En nihayetinde tel köprüye ulaşan gençler,karşıda bulunan dağa doğru ilerlemeye başlamışlardır.Ancak aksilikya tam da karşıya geçtikleri anda eski tel köprü iflas ederek kullanılamaz hale gelmiştir.Aynı rotayı izleyerek geri dönmeyi planlayan kahramanlarımız ne yazık ki haritalarına bakarak yeni bir yol bulmak zorundadırlar.Güvenlik halatı olmaksızın yollarına devam eden kafilemiz,Loic’in giderek aksamaya başlaması ile büyük tehlikeler atlatmaya başlayacaktır. (devamı)

13)

Das Experiment (2001) 

Tarek genç bir taksi şoförüdür.Bir gün gazete okurken,bir deneyde gönüllü olanlara 4.000 mark ücret verileceğine ilişkin ilan gözüne çarpar.Bu para Tarek gibi hayatta yeni heyecanlar arayan birisi için oldukça caziptir.İlanda belirtilen adrese giden Tarek,deneyin içeriği ilişkin bilgiler edinir.Deney insan psikolojisi üzerine bir çalışmadır ve 20 gönüllü gerekmektedir.Bu gönüllülerin bir bölümü gardiyanları bir bölümü ise suçlarını oynayacaktır.Böylece hapishane koşullarında,kişilerin insan doğası gereği ne gibi değişimlere uğrayacağı sorusu cevaplanacaktır.Çalışmanın başında çekici bir bayan olan Doktor Grimm ve Profesör Thon vardır.Ancak bu çalışmanın finansmanının kim tarafından sağlandığı ve asıl amacının ne olduğu ise şimdilik soru işareti olarak kalsın.Tarek’in de dahil olduğu 20 kişilik bir grubun çoğu cazip ücret için,birkaçı ise başka amaçlardan dolayı bu deneyde rol almayı kabul ederler.Tarek’in ise daha fazla para kazanmasını sağlayacak başka bir planı daha vardır.Gönüllülerin bir bölümüne gardiyan kıyafetleri ve aksesuarları verilirken,Tarek ve bir gruba da mahkum elbiseleri verilir.(devamı)

12)

Identity (2003)

Felaket bir günün,yani tabii daha kötüsünü de görenler olmuştur ama yağmurun sele dönüştüğü ve şiddetli fırtınanın ıslık çaldığı berbat bir akşamındayız.Hepsinin ayrı ayrı hikayeleri ve sırları olan on kişi,kabus gibi geceden kurtulup sığınacak ıssız,gözlerden uzak bir motel bulurlar.Aralarında;problemli bir aile,yeni evli bir çift,bir tele kız,katil zanlısını nakleden bir polis dedektifi(Rhodes),bir limuzin şoförü(Ed) ve geçmişte ünlü bir televizyon yıldızı(Caroline) vardır.Her biri birbirlerine yabancıdır ve rastlantısal olarak bir araya gelmişlerdir,artık kader birliği yapıp bu lanet gecenin bitmesini bekleyeceklerdir.Motelin agresif ve pek de tekin görünmeyen bir müdürü vardır(Larry).Bu berbat günün belki de tek karda olanı odur.Sırasıyla gelen müşterilerinin motel giriş kayıtlarını tutar ve odalarını ayarlar.Yolda talihsiz bir kazaya sebep olan Ed,problemli ailemizin annesine çarpmıştır ve onu ağır yaralamıştır.Panik ve koşuşturmacaların ardından onlar da motele sığınır ve telefonla yardım istemeyi planlar.Ancak yağmurdan dolayı telefon hattı kesilmiştir.Yaralı bayan bir odaya taşınır ve kanaması durdurup,şoktan çıkması için çalışılır.Kısa süre içerisinde on kahramanımız da motele sığınmayı başarmıştır.Kendileri bu berbat geceden kurtuldukları için şanslı hissetmektedirler.Her ne kadar aralarında bir katilin de bulunması onları tedirgin etse de,dedektif onun bir problem çıkarmayacağı konusunda teminat vermiştir.(devamı)



11)
1408 (2007) 

Tek mekanda geçen korku-gerilim filmleri arasında türünü en iyi temsil eden örneklerden birisi olan 1408;aynı zamanda Misery ve The Mist filmleri ile beraber en iyi Stephen King uyarlamalarının başında geldiğini söylebilirim. 
Filme gelecek olursak,Mike Enslin ünlü bir kitap yazarıdır.Birçok kitabı binlerce satmış olan Enslin;hayatta gerçek olanın sadece aldığı nefes ya da dokunduğu bir cisim olduğuna inanır.Ona göre perili evler,cinler,lanetli köşkler vs hepsi birer palavradır.Tüm bu klişeleri şehir efsaneleri olarak yorumlayan Enslin,pek çok kitabında da bu gerçek dışı olarak nitelendirdiği kavramlarla alay eder.Okurları da onunla aynı görüştedir ve perili,büyülü olarak lanse edilen yerleri Enslin’e mektup yoluyla göndererek,onun bu gizemli mekanlarda kalarak cesaretini sınamasını isterler. Enslin okurları tarafından kendisine gönderilen düzinelerce mektup arasından,beğendikleri ile ilgilenip,yeni kitapları için kendisine ilham olabilecek hikayeler arar ve tabii aynı zamanda da okuyucularına cesaretini ispat edebilecektir.Günün birinde Enslin,yine okuyucularından gelen postaları kontrol ederken Dolphin Otel’in 1408 nolu odasında kalmasını isteyen bir mektup alır.Odayı merak eden Enslin,oteli arar ve rezervasyon yapmak ister.Ancak telefonda bu işi,resepsiyon görevlisinin uzlaşmaz tavrı yüzünden gerçekleştiremez.Görevli Enslin’e bu odanın perili olduğu (devamı)

10)

The Hole (2001)

Ansızın ortadan kaybolan 4 gencin,ilginç eğlence anlayışları sonrasında başlarına gelecek olayları işleyen The Hole;sürükleyici kurgusu ile merak uyandıran,sürpriz finali ile büyüleyen yapımlardan biri...
İngiltere'de lüks bir özel okulda okuyan dört genç bir süre evvel ortadan kaybolmuş ve günlerce hiç birinden haber alınamamıştır.Olaydan yaklaşık on gün sonra ortaya çıkan Liz ise halen şoktadır ve yaşadığı olayları tam olarak tasvir edememektedir.Diğer üç arkadaşı ne olduğu sorusunun cevabı ise halen sırdır…Benim son derece beğendiğim filmlerden biri olan The Hole;eğlenceli başlayan,sonrasında olayların kontrolden çıkması ile gerçek suçlu kim önermesinin sorgulandığı başarılı gerilim yapımlarından.Filmin konusuna gelecek olursak;gençlerin kaybolması ve o süreçte yaşadıkları olaylar,iki farklı gözden anlatılarak,filmin finaline kadar gerçekte neler olduğu soru işareti,izleyicinin kafasını karıştırıyor.Şimdi her şeyi kenara bırakıp dört gencin ortadan kaybolmadan önceki son güne dönelim.Mike,babası ünlü bir rock star olan yakışıklı bir gençtir.Tabiatıyla okuldaki kızların hepsinin gözü onun üstündedir. Geoff ise Mike’ın en yakın arkadaşı olup,sık sık beraber takılmaktadırlar.Başlarda bahsettiğim Liz ise kızıl saçlı hoş bir kızdır ayrıca okuldaki her kız gibi onun da asıl amacı Mike’ı dikkatini çekip beraber olmabilmektir. Frances’e gelecek olursak belki de okulun en çekici kızıdır ve Liz ile arası fena değildir. (devamı)



9)

Event Horizon (1997) 

Kesinlikle izlediğim en muazzam bilim-kurgu yanında korku öğelerini başarıyla temsil eden yapımlardan biridir.Özetle; 
^Yıl 2047,yedi yıl önce güneş sisteminin dışına araştırma-geliştirme amacıyla yollanan ve kaybolan "Event Horizon" adlı uzay gemisini bulmak için bir kurtarma gemisi uzayın derinliklerine gönderilir. Ancak araştırma ekibi kazazedeleri ararlarken korkunç sırlarla yüzleşmek zorunda kalacaklardır.^ 
Kayıp uzay gemisini bulmak üzere bir kurtarma ekibi uzayın derinliklerine yollanır.Peki bu kayıp gemide kurtarmaya değer ne vardır?Bu sorunun cevabını arayan kurtarma ekibinin yanı sıra onlara bir bilim adamı da eşlik etmektedir.Öyle ki Dr.W. Weir oldukça gizemli bir kişiliğe sahip olmakla birlikte adeta gemiye tapmaktadır ve ne pahasına olursa olsun gemiye ulaşmak gayesindedir.Event Horizon'un gizemini açıklayabilecek tek kişi odur,çünkü bizzat kendisi geliştirilmesine yardımcı olmuştur.Uzay,zaman,ışık hızı gibi günlük hayatta pekte sorgulamadıkları kavramlara uzak olan kurtarma gemisi mürettebatı, doktorun kendilerinden bir şeyler sakladığından emindir.Ancak Dr.W. Weir daha çok kendi işine bakan gemideki diğer elemanları sadece Event Horizon’a ulaşmak için,araç olarak gören birisidir.(devamı)

8)

Dead Silence (2007) 

^M.Ö 6.yy da ölülerin ruhlarının,yaşayan insanların karınlarından konuştuklarına inanılırdı.Latince “karın” demek olan “venter” ve “konuşmak” anlamına gelen “loquı” kelimelerini birleştirerek “ventrilok” kelimesini oluşturmuşlardır.^ 
Film gizemli giriş bölümü ve ilgi çekici kukla sanatını anlatan geçiş sahneleriyle ne kadar kaliteli bir yapım olduğunun sinyallerini veriyor.Evet! tahmin edeceğiniz üzere yine mükemmel bir gerilim filmi.Mutlaka izleyiniz! 
Özetle;evli bir çiftin(Jamie ve Lisa) kapılarının önüne bırakılan, göndereni belli olmayan büyük bir kutu içerisinde;hemen hemen bir metreyi aşkın bir yüksekliği olan gizemli bir kuklanın çıkması ve ardından çiftimizin gizemli olaylar yaşamaya başlamasını konu ediliyor. 
Jamie ve Lisa bu çirkin görünüşlü kuklayı evin bir köşesine bırakıp(tabii kimden geldiğini düşüne dursunlar...) gündelik hayatlarına devam ederler.Jamie yiyecek bir şeyler almak üzere dışarı çıkar.Evde yalnız kalan Lisa ise çay suyu koymuştur.Bir yandan da gizemli ve bir o kadar da tuhaf görünümlü kukla ile dalga geçerek kendini eğlendirir.Ancak kuklanın yüz ifadesi sanki canlanacakmış gibidir.Haliyle sevimsiz kukla,evde yalnız kalan Lisa'yı tedirgin eder.(devamı)

7)

Dead End (2003)

Klişelerden sıkıldıysanız tam size göre bir fantastik gerilim filmi olan Dead End,sıra dışı konu ve kurgusuyla beğeninizi kazanabilecek yapımların başında geliyor.Bu filmi sevenlere alternatif olarak bloğumda incelemesi bulunan Reeker filmini de tavsiye ederim.
Frank Harrington her yıl olduğu gibi yine noel akşamını geçirmek üzere,sevgili ailesi ile beraber kayınvalidesinin evine doğru yola çıkar.Frank ve eşi Laura çocuklarla beraber her yıl devamlı olarak bu ziyareti tekrarlamaktadır.Çocuklar Richard ve ablası Marion ise kendi fikirleri alınmadan planlanan bu noel gezilerinden pek de memnun değildirler.Bu yıl ki noel ziyaretine bir de ek olarak Marion’ın erkek arkadaşı Brad,Harrington ailesine katılmıştır.Eğlenceli başlayan araba yolculuğu,Frank’ın kestirme yoldan gitme sevdası ile yerini paniğe bırakır.Yaptığı hatayı sonradan anlayacak olan Frank,bir de dalgınlık sonrasında tehlikeli bir kaza atlatınca,uyumakta olan bütün aile sakinlerini uyandırır ve onların tepkisi ile karşılaşır.Kısa bir münakaşanın ardından,kestirme yola girerek kaybolduklarını ailesine itiraf eden Frank,bakalım iyi bir baba olup başlarındaki sorunu alt edebilecek midir?Yolculuk boyunca Marion ve Brad’e takılan Richard,ilginç espri anlayışı ile ortamı daha da germeye başlamıştır.Yola çıkmadan önce yerel haritayı almayı unutan Laura ise Frank'in hışmına uğrayacaktır.(devamı)

6)

John Carpenter's Cigarette Burns (2005) 

Masters of Horror serisinin birinci sezon sekizinci bölümü olan Cigarette Burns;korku filmleri severiyseniz,başyapıt olarak köşeye koyabileceğiniz bir yapım.Defalarca izlememe rağmen doyamadım desem yeridir.Sadece 57 dakika olan Cigarette Burns, henüz başlardan itibaren seyirciye içine çekecek potansiyele sahip.Zaten film bittiğinde bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar iyi bir iş çıkmış diye,hayrete düşmemek mümkün değil. 
 Filmin konusuna gelecek olursak;Bellinger isimli zengin bir film koleksiyoncusu La Fin Absolue du Monde isimli geçmişte gişe yaptığı zamanlar fırtınalar koparmış bir filmin orijinalini aramaktadır.Bu film ki zamanında sadece bir defa gösterime girmiştir ve görüntüler perdede akmaya başlar başlamaz,sinema salonu kan gölüne dönmüştür.Bu nasıl bir filmdir ki seyirciyi bu kadar etkileyip,onları depresyona sokarak intiharlarına neden olmuştur.Zamanında bu yapımı izleme fırsatına sahip olan ne yazık ki başka bir filmi izlemeyi tercih etmiştir.Belki bu sayede hayatta kalmayı başarmıştır ancak neler kaçırdığının merakı ile yıllarca yanıp tutuşmuştur.La Fin Absolue du Monde filminin bu olaylı gösterimden sonra bilinen tüm kopyaları yok edilmiş ve filme dair her ne varsa ortadan kaldırılmıştır.(devamı)

5)

The Shrine (2010)

Lokal bir gazetede görevli bir grup gazeteci,şeflerinin önerdiği klişe haberi beğenmeyerek,kendi haberlerinin peşinde koşma sevdasındadırlar.Sürekli kaybolan arılar,ekindeki işaretler gibi kaynağı olmayan absürd haberler yapmaktan sıkılan kahramanlarımız,Polonya’da kaybolan bir gencin peşine düşmüşlerdir.Dahası Polonya’da o bölgeye giderek kaybolan tek turist o değildir.Carmen liderliğinde organize olan üç kişilik gazeteci kafilemiz,gazetenin imkanlarını kullanarak (şefin dediği haberi yapmaya gidiyormuş gibi) yola koyulurlar. Kasabaya ulaşan kahramanlarımız daha ilk andan itibaren bir şeyler garip olduğunun farkına varırlar.Kasabalılar pek misafirperver değildir,hatta hiç değildirler :D Keşfe çıkan gençler ufak bir turun ardından kiliseye ve hemen onun arkasında bulunan ormanlık alana rastlarlar.Dahası ormanın üzerinden garip bir sis bulutu bulunmaktadır.Bir an için Marcus bu kadar gezintinin yeterli olduğunu düşünüp evine dönmeyi dillendirse de,Carmen buraya kadar gelmişken ormandaki sisin sırrını çözmeyi,hiç olmazsa en azından kontrol ederek gitmeyi düşünür.Ormanın derinlikleri doğru yola çıkan kahramanlarımız,sonunda sis çöken bölüme ulaşabilmiştir.Ancak sis tabakası o kadar yoğundur ki burada birbirlerini kaybeden gençler,asla görmemeleri gereken bir şeyi de keşfetmişlerdir hani…En nihayetinde birbirlerini bulmayı başaran gençler,ormanda tuhaf görümlü küçük bir kızla karşılaşırlar.Minik kız onları peşinden sürükleyerek garip bir yer altı odasına getirmiştir.Burada tabutlarla saklanan pek çok ceset gören kahramanlarımız için artık geri dönüşü olmayan bir yola da girilmiştir hani.Tüm kasabalı peşlerindedir.Belli ki niyetleri de pek iyi değildir.(devamı)

4)

Insidious (2010)

Klasik lanetli ev temalı filmlerden biri gibi başlayan yapım,uzun süredir pek rastlamadığımız bir şeyi yaparak bizi şaşırtmayı başarıyor.Öyleki sıkıcı ilk çeyreğin ardından filmin bu kadar hareketlenebileceği düşünmek sanırım zor bir tahmin olsa gerek.
Filmin konusuna gelirsek;Josh-Renai çifti çocuklarıyla beraber eski bir eve taşınmıştır.Başlarda her şey normaldir ancak zamanla çocuklar bir şeylerden rahatsız olmaya başlamışlardır.Dahası Dalton bir sabah vakti uyanamayıp ailesini epeyce telaşlandırmıştır.Dalton'a yapılan tetkikler sonrasında doktorlar onda her hangi bir beyin hasarı olmadığı teşhisini koyarak,genç çiftimize ne yazık ki olumlu bir haber verememiştir.Peki ne olmuştur da bir anda Dalton,koma haline geçerek uykusundan uyanamamaktadır?
Zamanla Josh ve Renai çocuklarının hastanede iyileşememesinden ötürü onu yeninden evlerine getirip kendi odasına yatırmışlardır.Uzun süre geçmesine rağmen halen Dalton'un başına gelenler konusunda her hangi bir fikri olmayan çiftimiz evde bir takım paranormal olaylar yaşanmaya başlayınca alternatif yöntemlerle çıkmazdan kurtulmayı planlarlar.Evde olan gizemli olaylarla Dalton'un durumu arasında ilişki kuran kahramanlarımız,Renai'nin korkuları sonrasında evden taşınırlar.(devamı)

3)

Silent Hill (2006) 

İşte benim favori korku-gerilim filmim.İlk olarak Ps1 de yollarımızın kesiştiği Silent Hill oyununun ardından;filmi çıksa da izlesek dediğim,bence en iyi video oyunu tabanlı film.Bu konuda kesinlikle özel bir yapım olduğunu düşünüyorum.Silent Hill oyun serisinin tamamını oynamış biri olarak,bu filmin kurgusunun ilk iki oyuna benzerlikler gösterdiğini ancak senaryo uyarlamasının oyunla bire bir ilişkili olmadığını söylemeliyim.
Filmin incelemesine başlamadan Silent Hill’in neden özel olduğundan biraz bahsedeyim.Her şeyden önce oyunu oynayan herkesin büyük ilgisini kazanan Silent Hill;kendine has sisli atmosfer,değişen boyut kavramı,siren sesi,garabet yaratıklar ve lanetli kasabamızın ta kendisi ile yoğurulmuş müthiş bir kurgudur.İlk oyunun çıktığı dönem sık sık Resident Evil oyununa göndermeler yapılaraktan,Silent Hill’ın onun kopyası olduğu düşüncesi,oyunun kendine has hayran kitlesinin oluşması ile ne kadar saçma bir görüş olduğunu ortaya çıkarmıştır.Öncelikle Resident Evil sadece eğlencelik bir oyundur,ancak Silent Hill oynayanı da izleyeni de içerisine çeken müthiş bir kurgunun yanı sıra kendine özgü felsefe taşıyan sıra dışı bir yapımdır.2006 yılında gelen Silent Hill filmi oyunu daha önce oynamamış kişiler tarafından eleştirilip tam olarak anlaşılamasa da,filmi uzun süredir bekleyenler için oyundan esintiler görmek dahi memnun edici bir gelişme olmuştur.Her ne kadar sinema için ikinci filmin gişeye girmesi 2008 yılından itibaren sürekli ertelense de bunun tek sebebi filmin tam olarak hakkını verecek ve seyirciye oyundaki tadı bire bir aktaracak cesaretin, yapımcılar tarafından gösterilememesidir.(devamı)

2)

Martyrs (2008) 

Yıl 1971,yer Fransa;birkaç ay önce kaybolan küçük kız çocuğu Lucie;bitap,vücudunun çeşitli yerlerinde yara bere izleri ile sokakta deliler gibi koşuştururken bulunmuştur.Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemeler sonucunda her hangi bir cinsel taciz izine ya da istismara rastlanmamıştır.Ancak aylarca kayıp olmasına ve kimler tarafından alıkonulduğuna ilişkin bir bilgi elde edilememiştir.Polislerin yaptığı incelemeler sonucunda Lucie'nin nerede tutulduğu saptanmıştır.Gazetecilerin olay yerini çekme talepleri kabul edilmiş ve bu insanın kanını donduran suç mekanı yayınlanmıştır.Bu işin faalinin Martyrs tarikatı olduğu düşünülmektedir. 
Lucie,yaşadığı bu büyük travmanın ardından rehabilite olması için sosyal hizmetler bünyesine kazandırılır.Ancak Lucie'nin tedavisinde pek fazla yol kat edilememektedir.Özellikle geceleri Lucie,başkaları tarafından görülemeyen bir şeylerden korkarak kendisine zarar verme eğilimindedir.Derdini kimseye anlatamaz.Zaten sessiz sedasız bir kızdır ve sadece Anna isimli arkadaşı ile diyaloğu vardır.Lucie bu kabuslarla dolu uzun yılların ardından Anna ile can yoldaşı olur ve onu ailesi yerine koyar.Bu iki can yoldaşı arkadaş artık kendi ayaklarının üzerinde duracak yaşa gelmişlerdir. 
Bir gün Lucie Anna'ya,kendisini tutsak eden ailenin izini gazete aracılığı ile bulduğunu ve gidip intikamını alacağını söyler.Yıllardır yaşadığı kabuslardan ancak bu yolla kurtulabileceğini söyleyerek Anna'yı da ikna eder.Anna,Lucie'den telefon bekleyecektir ve Lucie aradığında,onu almaya gidecektir.(devamı)

1)

Shutter (2004) 

Uzak doğu korku sinemasının en başarılı yapımlarından biri olan Shutter,gerek konusuyla gerekse finaliyle gerçekten muhteşem bir film.Son on yıla bakıldığında,belki de "Ringu"(Halka) filmiyle beraber uzak doğu korku-gerilim sinemasının vedai iftiharı olduğunu söylesek abartmış olmayız.Şimdi de bu denli övgüyle bahsettiğim filmin,incelemesine geçelim. 
Filmin başları,Tarantino sinemasında görmeye alışık olduğumuz bir grup arkadaşın masa başında hoş bir o kadar da boş sohbeti ile başlıyor.Yakın arkadaşlarının düğününü kutlamak için toplanan sıkı dostlar,alkollü ve eğlenceli gecenin ardından evlerinin yolunu tutarlar.Muhabbetlerine ara vermeden devam eden Thun ve kız arkadaşı Jane,arabaları ile ilerlerken,ansızın önlerine çıkan bir kıza çarparlar.Ancak yardım etmek bir yana dursun,yaşadıkları olayın şoku ile arabadan dahi inmeyip,gazlayarak oradan uzaklaşırlar.Yaşadıkları bu dramatik olayı unutmak için birbirlerine söz veren kahramanlarımız,en yakın dostları dahil hiç kimseye söylememeye karar verirler.Kazanın yaralarını sarmaya çalışan Thun,unutmanın en kısa yolunun gündelik hayata dönmek ve kendisini işe vermek olduğunun bilincindedir.Başarılı bir fotoğrafçı olan Thun,bir lisede yıllık için fotoğraf çekimi işini üstlenir.Çektiği fotoğrafları evine götürüp,banyo yaptırmaya başladığında ise,fotoğraflarda bir terslik olduğunu fark eder.Kahramanımız bu olayları yaşaya dursun,Jane ise kazanın şokunu atlatamamıştır.Yaşadığı travmanın etkisiyle çarptıkları kız ile ilgili kabuslar görmektedir.(devamı)

ve )

Cube (1997)

Hak ettiği ilginin çok altında kalmış,halen o tadı verecek başarılı bir yapımın yerini dolduramadığı;şahsi fikrim olarak tarzının en iyi filmi...Cube serisi deyince akla gelen,paranoyalarla dolu bir kapandan,ölesiye bir mücadele ile çıkmaya çalışan;birbirlerini tanımayan insanların zekici hazırlanmış tuzakları alt etmek adına yaşayacağı soluksuz bir gerilim...Bunlar ve hatta çok daha fazlası seyirciyi bekliyor.Gerek Saw serisi,gerek Fermat’s Room  ve son olaraktan bu tarz filmlerden vizyona girmiş olan The Collector gibi yapımlarını beğenenler,kesinlikle bu fimlerin atası olarak kabul etmemiz gereken Cube serisine hayran kalacaklardır.
Filme gelecek olursak;iç içe geçmiş küp odalardan oluşan devasa bir yapı düşünün.Her odanın dört duvarında birer kapı ve kapıların açıldığı bir başka oda...Tabii bu kadar basit değil odadan odaya atlayarak gezinmek.Belirli odalar farklı renklere sahip ve odanın içinde sizi ne beklediğini asla bilemezsiniz.Birbirinden farklı ve ölümcül tuzaklarla çevrili odalar,adeta kendilerine kurban arıyor.Peki bu devasa sistem kim tarafından kontrol ediliyor ve olayın perde arkasında kimler var?Bütün bu paranoyalarla dolu hayatta kalma savaşının ortasında kendisini bulan,rastgele seçilmiş 6 kişi...Aralarında ne bir yaşanmışlık ne de bir ortak geçmiş var.Peki bu altı insan ne amaçla bu dehşet dolu küpün içerisinde yaşam yaşamı vermek üzere seçilmiştir?(devamı)

Listeye girmeye sonradan hak kazanmış güncel yapımlar;




The Cabin in the Woods (2011)

Uzun süredir beklediğim filmlerden biri olan The Cabin in the Woods'u en nihayetinde izleme fırsatı buldum.Gerek Imdb puanının epey yüksek olması (ki genelde korku-gerilim eksenli yapımlar için yüksek puan almak çok zordur.)gerekse son dönemlerin en popüler korku-gerilim-fantezi filmi olması sebebiyle epey merak edenlerden biri de bendim.Öncelikle filmi tek kategori altında sınıflandıramayacağımı ve her ne kadar pek çok kişinin olumlu yorumlarına rağmen özgün olduğu söylenen senaryonun,çok başarılı olsa da bazı ufak devşirmeler sayesinde yardım aldığını ekleyeyim.Filmin konusuna gelirsek;Beş üniversiteli genç(Dana,Curt,Jules,Marty ve Holden)hafta sonunu daha eğlenceli geçirmek için gözlerden uzak bir dağ evine gitmeyi planlarlar.Curt,kuzenin yakın zamanda aldığı kulübe hakkında hiç bir bilgiye sahip olmasa da arkadaşlarıyla beraber hoş vakit geçireceğinden şüphesi yoktur.Karavanla yola çıkan gençler sarp kayalıklar ve sık ormanlarla çevrili taşra yollarından geçtikten sonra karanlık tünele girerler.İşte bu andan itibaren hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.Tüneli geçtikten kısa süre sonra meşhur kulübeye ulaşan kahramanlarımız daha ilk dakikadan bazı tuhaflıklar hissetmeye başlarlar.Zira odalar arasında bazı saklı geçitler ve duvarlarda hileli aynalar yer almaktadır.Eski ev sahiplerinin tuhaf insanlar olduğunu düşünmeye başlayan kahramanlarımız çok geçmeden rüzgar nedeniyle açıldığını düşündükleri bodrumun kapısı ile irkilirler(devamı)


Bu yazıyı paylaş;
Yazar : | Tarih : | Etiketler :

+ yorum + 48 yorum

11 Şubat 2012 21:33

Listede olmayan,eklemek istediğiniz yapımları yorum olarak iletebilirsiniz.Konsept 90s-günümüz en iyi korku-gerilim filmleri...

30 Temmuz 2012 05:55

In The Mouth Of Madness
Bu filmde eskidir ama iyidir kesinlikle izlenilmesi gereken bir film.

30 Temmuz 2012 09:45

@ Burak Acar
Aynen sağlam filmdir.İzleyeli çok oldu,hatırlattığınız için teşekkürler.Yakında tekrar izleyip burada paylaşırım.

Adsız
11 Eylül 2012 11:45

makinist kesinlikle olmalıydı çok çarpıcı bir filmdi bence

11 Eylül 2012 12:39

Listeyi hazırlayalı uzun zaman oldu.Yakın zamanda sizden gelen önerilerle ve unuttuğum,ihmal ettiğim daha fazla sayıda filmle güncellemeyi düşünüyorum.

Adsız
22 Eylül 2012 15:47

makinist o kadar da iyi bi film sayılmaz

Adsız
26 Eylül 2012 10:11

listeyi beğenmekle birlikte olmadığını hissettiğim filmler dawn of the dead(2004) ve haute tension filmleri.

Adsız
27 Eylül 2012 11:29

böyle bir site hazırladığınız için teşekkür ederim. sam raiminin yapımcısı olduğu 2012 yılının possession filminin fragmanını çok beğenmiştim. ayrıca bu listenin dışında kalan jacob's ladder, stephen king's it, wishmaster, drag me to hell, the thing(2011) filmlerinin korkutma gücünün yüksek olduğunu düşünüyorum.

Adsız
3 Ekim 2012 13:53

liste için teşekkürler hepsi de çok iyi filmler.ben de eklemek isterim ki hellraiser serisinin ilk dördü harikadır.onun da bu liste de olmasını dilerdim.dehşet treni ve köpek askerler de çok iyi filmdir nail marshall tansiyonu nasıl tavan yapacağını iyi biliyor. the descent de bunun kanıtı.the orphan da oldukça zekice filmler arasında.

Adsız
18 Ekim 2012 04:03

Bence korku film değilde gerilim listesi gibi geldi.Ayrıca görselliye ve kaliteye daha az yer verilen bir liste. Hele ınsıdıous pananormal activite çakması en ucuza çekilmiş bir film.

Adsız
23 Ekim 2012 17:36

haunting in connecticut

Adsız
10 Kasım 2012 23:03

The Village listenin içinde olmalıydı diye düşünüyorum. Ayrıca listeye koyulmayan o kadar güzel filmler var ki.

Adsız
11 Kasım 2012 03:59

ii hoş guzelde neden tr yazmazsın filmlerin ismini.özentiler xD

11 Kasım 2012 08:12

Filmlerin orijinali tr olmadığı için olabilir mi?Aradığınızı bulasınız diye bu şekilde imdb de olduğu gibi ekliyorum.Yoksa emin ol yukarıda 3 tane dehşet gecesi,korku tüneli,korku kapanı gibi birbirlerini tekrar eden isimler olurdu.
Sonuçta Silent Hill: Revelation 3d'yi "Silent Hill : Karabasan",Fermat's Room'u "Kapan" olarak lanse eden bir toplumuz :D

14 Kasım 2012 16:56

liste için teşekkürler.. benim eklemek istediklerim :) MUSALLAT 1-2, BÜYÜ ,KABUSLAR EVİ SERİSİ (13 BÖLÜM) ve tüm hayatım boyunca korkutmayı başarmış ELM SOKAĞI KABUSU..

18 Kasım 2012 21:39

bunların hepsını turkce dublajları çıktıgı ilk gün izlemiştim.
bana göre (bu listedeki) filmleri sıralamak gerekirse.

1-MARTYRS
2-1408
3-The Exorcism
4-Insidious

Diğerleri 5 para etmez Dead Silence de buna dahil :)

19 Kasım 2012 16:37

Harrison Ford ve Michelle Pfeiffer in " what Lies Beneath" bizde ise Gizli Gercel olarak gösterilen film de gizem, gerilim ve parapsikolojik konulardan hoşlananlar için mutlaka izlenmesi gereken bir film..

Adsız
22 Kasım 2012 04:00

Yüksek Tansiyon eksik bence listenin başında olmalıydı...dehşet kapanını beğendim korkudan çok eğlenceliydi..beni altıma ettiricek bi korku filmi istiyorum ama malesef henüz yapamadılar

Adsız
24 Kasım 2012 16:20

aslında 6.his ve dışardakiler de güzel filmler :)

2 Aralık 2012 01:52

MARTYRS filmini azonce izledm tawsiyeniz uzerine. 1.si korku deil dram icerikli bi film. 2.si bu flmi nasl bgenmisler merk ettm isknce ve kandan bska bsey yok filmde. 91 dk bosa gtti korku filmi anlayisiniz buysa lutfn site acp da yorumunuzu yazmayin gercekten pisman oldum tesekkurler !

2 Aralık 2012 09:38

@ peri kizi
Öncelikle yapımı zaten bol kanlı filmler kategorisinde sınıflandırmıştım.Son dönem Fransız korku sineması bu eksende ilerliyor.(High Tension,Inside,Frontière(s)...)Yazımı tam olarak okusaydınız bunu anlardınız.Evet filmin ilk bölümü size hitap etmemiş olabilir ancak o noktadan sonra kurgunun felsefik bir hal alması ve Martyrs tarikatının iç yüzünün perdeye yansıması bence gayet başarılı.Son çeyrekte daha önce cevaplandırılamamış bir sorunun peşine düşülüyor ve bu da gizem seviyesini de tatminkar bir noktada tutuyor.Açıkcası yüzlerce korku-gerilim filmi izleyen biri olarak,yıllar önce izlememe rağmen halen bazı sahneleri hafızamda yer etmiş,Fransız korku sinemasının elit eserlerinden biridir.
Site açma olayına gelince bu siteye günlük en az 300-500 arası ziyaretçi geliyor ve herkes minnettar olduğu yönünde yorumlar ya da özel mesajlar bırakıyor.Bir filme bakarak benim korku anlayışımı anlamış olmanıza hayran kaldım,sizin bu tarz bir site açmanızı şiddetle "tawsiye" ediyorum...

3 Aralık 2012 23:35

sadece o filmi deil bi cok filmde size katilmadm mesela -identity- gibi bi filmi göz ardi etmissiniz ya da -shelter- gibi bi filmi yani bi cok eksiginiz war. eksiklerinizi sylememizi istemissiniz ama bu kadr da eksik olmaz ozellikle o kadr guzl filmin icinden bunlari secip koyuyosaniz... zewkler tartisilmaz tbiki ama kisacasi 90 dk bosa gitti o kadr ve 300 kisi begeniyor diye begenmek zorunda deilim cunku benm zevkim o kadr basit deil tesekkurler.

4 Aralık 2012 05:19

@peri kizi
Identity filmi listede yer alıyor.Shelter filmine gelince evet kaliteli bir psikolojik gerilim filmidir,zaten incelemesini eklemiştim siteye.22 filmden oluşan bir listede tabii ki bazı sevdiğiniz değerli yapımları göremeyebilirsiniz.Önerileri kesinlikle dikkate alıyorum.Bir kez daha yenileyim,listede bulunan filmler eğer dikkat ederseniz en yüksek puan verdiğim yapımlar (A1,A-) şekilde sıralanmıyor.Burada daha çok her korku-gerilim türünden,çoğunluğun benimle aynı fikirde olduğu gözde örnekler vermek istemiştim.

8 Aralık 2012 22:42

cogunlugun ne dusundugunu umursamam genel olarak hayatim da boyledir aykiri dusunurum cogu zaman ben flmi kisaca begenmedigimi ve sitenizi guzel bulmadigimi belirttm sonucta zewkler tartisilmaz tesekkurler.

10 Aralık 2012 00:02

@peri kizi
Pardon,sanırım üst üste mesaj attığınızdan ötürü spam olarak algılanmış.O nedenle otomatik olarak yayınlanması engellenmiş.Şimdi durumu düzelttim.
Tabii istediğinizi düşünmekte özgürsünüz,kolay gelsin...

28 Aralık 2012 22:09

Fatih arkadas hakli peri kazi begenmiyorsan izleme

8 Mart 2013 02:04

13 game sayawng bu filmide eklemeni isterim sitene admin.

8 Mart 2013 02:08

@peri kizi madem kimsenin yorumlarını umursamazsın neden gelip sadece filmler hakkında yorum yapılan bi sitede geziniyorsun? İzlemek istediğin bi filmin konusu oku beğenirsen izle bu kadar basit.

8 Mart 2013 06:54

@ Burak Acar
Öneriniz için teşekkürler,uzun süredir izlenmeyi bekleyen bir yapımdı.Şimdi siz de tavsiye ettiğinize göre mutlaka göz atacağım.

5 Nisan 2013 21:25

Adminim '' The Shining'' diyorum ve gidiyorm... :)

5 Nisan 2013 22:06

@Burak Acar
The Shinning 1980 yapımı ama :D

8 Nisan 2013 00:17

Aa yanlış yere yazmışım :D

15 Nisan 2013 18:20

Bi film vardı bi grup ormanda kaza yapıyo, mağara giriyolar. Aşağılara iniyolar, geri yukarı dönmeye çalıştıkça iyice aşağı iniyolar : ) yolda garip yaratıklarla, mumyalarla karşılaşıyolar(mumyalar çok komik). Sonra mutant bi ailenin akşam yemeğine dalıyolar, sofrada kurtlar falan var. En sonunda biri dışarı çıkıp azraili öldürüyo!! Değişik ve çok eski bi filmdi belki 15 yıl önce hbb yada kanal 6da seyretmiştim! Bi türlü bulamıyorum!! Abilerim , ablalarım yardım edin bana!!

21 Temmuz 2013 16:07

Sayın admin içeriği genişletseydiniz daha güzel olurdu ve listde The Ring, Saw tarzı filmleri fazla popüler diye yazmadınız sanırım.Bu arada beğeniceğinizi umduğum son bi kaç yılın aklıma gelen gerilim / Korku türlerinden;
*I saw the devil
*El Secreto de Sus Ojos
*Sinister
*Pandorum
flmleri tavsiyemdir..

10 Kasım 2013 15:54

Bu fılmı hatırlayn varmı sarışın bır hatun (gazetecı olması lazım )bardan cıkınca kaçırılıyor sanırım eleman ıckısıne uyku hapı atıyordu uyandıgında bır oda da ıskence aletlerı flan var kameradan ızlıyor kacıran sonra yanında bırı daha olduğunu anlıyor hatırladıklarım bukadar cok aradım ama bulamadım ısmını

17 Kasım 2013 01:53

Filmin ismi Capivity (Dehşet Odası).

22 Ocak 2014 08:20

Hocam cocuklugumda izledigim bi film vardi insanlarin alninda numaralar vardi ve azrail onlari öldürüyordu bi adamda buna mani olmaya calisiyordu acaba bir bilgin var mi?

22 Ocak 2014 08:22

"Saw" serisindendir

22 Ocak 2014 20:11

@ Baran
The Frighteners (1996) türkçe adı "Sevimli Hayaletler" olabilir mi?

Adsız
11 Mart 2014 12:30

30 gün gece, 28 hafta, tooth and nail, mumya evi çok gerilerek izlediğim filmlerdendir. Hayaletli filmler hiç tarzım değil korkamıyorum...

Adsız
11 Nisan 2014 19:24

işkence odasını seyrettim çok beğendim fatih peri kızına aldırma sen ağzı var konuşmuş zaten her filmi beğenmem diyerek ukalalığını dile getirmiş zaten bende sana terbiye evini tavsiye edeyim :)

22 Nisan 2014 03:59

bizim.insanlar.bir.her.boktan.anlıyor.youtupta.şarkılarda.yorum.filimlerde.yorum.türk.milletiyiz.illah.....eleştirceyiz.yoksa.uyuz.oluruz.yatamayız.ya.adam.zaten.yazmış.ben.bunları.koydum.sizinde..varsa...filim.tasvieyeniz.yazın.demiş.neyin.peşindesiniz.özellikle.bu.peri.kızı.seni.görende.sanacak.dışişleri..bakanı.şaka.gibi.ya.bayılıyom.ben.bizim.yerli.insanlarımızın.herşeyine.şaka.gibi.milletiniz.ondan.....hep.geri.kalıyoz.dünyada.hep.çene.suyu..çorba

14 Mayıs 2014 23:33

emegin icin tesekkürler. izleyecek biseyler ariyodum yardimci oldu.

19 Mayıs 2014 23:50

1993 veya 1994 yılında star tv de alacakaranlık kuşağında ''Lenetli Ev'' adında bir film yayımlanmıştı.Filmin başında iki kadın büyük bir eve geldiler evi temizlemek için(ev zaten onlardan birinindi) sonra biri kaçmaya çaılştı arabaya bindi,araba patladı ve öldü.Sonra ev bir adama miras kadı(kadının torunuydu o).Adam karısı ve kızıyla o eve taşındı ama evde garip şeyler oluyordu.Evin bodrumunda kırılmaması gereken bir mühür vardı ama kırılıyordu.O mühürü oraya bir rahip koymuştu ve hatta filmin sonunda mühürü yerine tekrar koyuyordu.Derken eve bir medyum getirdiler(kel kafalı bir medyumdu)Medyumun bir de kadın asistanı vardı.Küçük kız bir oyuncak bebekle konuşuyordu,bir ruh oyuncak bebek vasıtasıyla o kızla iletişim kuruyordu.Derken evin bodrumunda duvara gömülü bir halde o medyumun sayesinde kızın cesedini buldular.Ve evde görünmeyen bir varlık daha vardı sadece bir çift kırmızı göz olarak görünüyordu.Kız her akşam dışarıya bir tabak süt bırakıyordu onun için.Sanırım yeterli bir açıklma oldu.Şimdi sorum şu:bu filmin orjinal adını bilen var mı?Bilen lütfen yazsın ''Lanetli Ev'' adıyla yayımlanmıştı.Muhtemelen 1980'ler sonu ve 1990'lar başında çekilen bir film olması lazım.Şimdiden teşekkürler

20 Haziran 2014 09:35

Primal Fear 1996 da iyi filmdir admin izlemeni tavsiye ederim :D

21 Haziran 2014 16:42

haute tension, the conjuring, mama, rec, martyrs izlenmesi gereken filmlerden olabilir

27 Ağustos 2014 09:06

rec cehenneme bşr adım

27 Ağustos 2014 11:04

1048 beni en çok şaşırtan olay o son sahnesindeki kızın sesiydi hala mantıgını anlayamadım ama diger filmeri full izledim teşekkurler ama ben rec koymanızı istiyorum

Yorum Gönder