Güncel İncelemeler;

Fragile (2005)

Müthiş bir gerilime hazır mısınız?Kapatılmak üzere olan Mercy Falls Çocuk Hastanesi’nin çevresinde gerçekleşen bir kaza sonucunda,hastaların tahliyesinin ertelenmesini ve bu hastanede geçen gizemli olaylar,sürekli gerilimin tavan yaptığı yapımın konusunu oluşturuyor.Kapatılmak üzere olan hastaneden bahsettik;öyle ki 2.kat tamamen personel dahil erişimi engellenmiş,pek çok malzemenin toplanıp taşınmaya hazır kıta bulunduğu bir yer.Hemen akla burası neden kapatılmakta ve belki klişe olacak ama burada ne gibi bir lanet var ki hasta-personel kim varsa ayrılmak istemekte sorusu geliyor.

Film,hastaneye kazadan ötürü yeni hastaların sevkiyle,tahliyenin iptali  sonrasında başlıyor.Göze çarpan ilk isim ise  kendi içerisinde karışık,psikolojik sorunlar yaşayan bir hemşire hanım.Artık buraya tahammül edemediği kendisini rahatsız eden ^garip^ bir şeyler olduğunu söyleyerek ayrılmak istiyor.Bu yol ayrımının ardından Amy boşalan pozisyonu doldurur.Daha işe başlar başlamaz hasta çocuklar arasından gizemli,arkadaşlarıyla pek irtibatı olmayan,sessiz sedasız bir kız çocuğundaki gariplikleri fark eder.Amy geçmişinde bir kız çocuğunun ölümünde ihmali olduğu için daha da duygusallaşmıştır ve yeni bir kayba dayanacak gücü yoktur.Bu yüzden çevresi tarafından dışlanmış bu küçük kıza yakınlık gösterir.Hastaneden daha önce ayrılmış olan hemşirenin de küçük kıza geçmişte yakın ilgisi olmuştur.Lakin bu kız çocuğu hastanenin ikinci katında gizemli bir kızın yaşadığını ve onunla iletişim kurduğunu söylemektedir. Amy  hasta kızın durumunu ve geçmişini,doktorlardan ve onunla vardiyalı nöbet tutan diğer hemşireden öğrendikten sonra bu kıza daha yakın ilgi göstermeye başlar.Belki de bu ilgisi sadece ona acımasından  kaynaklanmaktadır.Fakat merak ettiği  asıl  şey çevreden aldığı duyumlardaki gerçeklik payını  sorgulamaktır.Zamanla arkadaşlıkları pekişen ikilimiz dert ortağı da olmaya başlarlar.Hasta kızımız belli bir süre sonra  Amy’ye ikinci kattaki gizemli arkadaşından bahseder.Onu ^ Mekanik kız^ olarak adlandırmaktadır ve onunla bir oyun tahtası yardımıyla harflerle iletişim kurduğunu söylemektedir.Önceleri herkes gibi Amy de bu iddiaların küçük bir kız çocuğunun  hayal gücünden ileri olabileceğini düşünemez.

Gece nöbetlerinden midir bilinmez Amy zamanla hastaneden tedirgin olmaya başlar;sürekli üst kattan sesler gelmesi  üzerindeki ürpertiyi arttırmaktadır.Tabii bu arada hasta kızımızın da söyledikleri artık onu baya baya rahatsız etmeye başlar.Üst katta birisinin yaşaması  fikri artık mantıklı gelmeye başlamıştır.Hastanede gerçekleşen gariplikler gün geçtikçe gerilim dozunu tetiklemektedir.Hele ki yine hasta bir çocuğun anlamsız yere bacağının kırılması ve bu olayın doktorlar tarafından açıklanamaması hastanedeki gizemin daha da  artmasına neden olur.Bacağı kırılan çocuğun başka bir hastaneye nakledilmesi gerekir.Amy ve bacağı sakatlanan ufaklık asansörü kullanırken başlarına garip olaylar gelir sanki birisi hastaneden kimsenin çıkıp gitmesine izin vermek istemiyor gibidir. Amy’nin yaşadıkları üzerinde  git gide travma etkisi yaratır artık o da 2.katta bir mekanik kız olduğundan emindir peki bu sıra dışı üst kat komşusu ne istemektedir?
 Amy kafasında eksik olan noktaları birleştirebilmek için hastaneden ayrılan eski hemşireyi ziyaret etmeyi  ve onunla ^Mekanik kız^ hakkında konuşmayı düşünür.(Başhekim-doktor ve hemşire arkadaşı yardımıyla anlar ki o da kendisiyle benzer düşüncelere sahiptir.)Ancak oraya gittiğinde bir sürprizle karşılaşır ex-hemşire artık hayatta değildir gizemli bir şekilde vefat etmiştir. Amy hastaneye döndüğünde işe el atmaya karar verir ve 2.kata gizlice ulaşır.Oradan elde ettiği bazı verilerle eski hastalardan birinin gizemli mekanik kız olabileceği konusunda düşünmeye başlar.



İyi;Gerilim düzeyi üst seviyede.Son çeyrek başarılı.
Kötü;-
Gereksiz;Hastanede geçen filmlerinde görebildiğimiz bazı klişe sahneler.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

The Dark (2005)

 Hani bazen film seyrederken, hemen başlarında daha önce izlediğiniz ve çok beğendiğiniz bir başka filmden esintiler hissedersiniz ya,bu yapımda beni çeken şey de kesinlikle buydu.Korku ve gizem türünde gayet başarılı bulduğum "The Dark"ı seyrederken,Silent Hill’den izlere rastladım.(Ki bence Silent Hill tarifsiz bir felsefedir;her oyunu oynamış,filmini izlemiş ve  Silent Hill ile ilgili her türlü güncel dokümanı internetten sık sık takip eden biri olarak.)Kısaca filmin konusuna değineyim; Adèlle,kocası James’ten bir süre önce ayrılmıştır ve sonrasında  belki de ilişkilerini tekrar değerlendirmek ve birbirlerine yeni bir şans daha vermek adına küçük kızıyla(Sarah) beraber James’i ziyarete giderler.James yakın zamanda bir çiftlik evine taşınmıştır.Bu çiftlik evi şehirden uzakta,tam kafa dinlenilecek,manzarası insana dinginlik veren bir coğrafyadadır.(Sarp kayalıklarla dolu sıra dışı bir deniz manzarası olan egzotik bir yer.)

James'in yaşadığı yere gelmeleriyle birlikte Adèlle arazide anıt şeklinde bir kayayı keşfeder.Kayanın bulunduğu yer ve geçmişi oldukça manidardır.Dahası içerisinde bir gizem barındırmaktadır.Adèlle zamanla tedirgin edici bir şeyler hissetmeye başlar  ve bu hisler  korkuyla dolu kabuslara dönüşür.Bunun üzerine kahramanımız aklından bir türlü çıkaramadığı mistik kayanın hikayesini öğrenmeye karar verir.Bu noktada olaylara,Dafydd isminde James’e çiftliğin tamirat işlerinde yardım eden geçmişte bu yörede yaşamış biri katılır.Kayanın hikayesini en iyi bilen odur ve bunun eski bir Gal inanışı olduğundan bahseder.Hikaye şöyledir;sıra dışı bir  çobandan ve onun yaptıklarından bahsedilir.Bu çoban aynı zamanda bir rahiptir ve bölge halkına vaazlar vermektedir.Çoban,koyunlarının sarp kayalıklardan denize atlayarak intihar etmelerinden yola çıkarak;o mahalde yaşayan herkesi etki altına alır ve toplu bir şekilde  intihar etmenin  kendilerini dünyanın çilelerinden ve dertlerinden kurtarmanın en iyi yolu olacağını söyler.Ayrıca onlara bunun bir son olmayacağını da vaat eder.Öldükten sonra sular altındaki  Annwn denilen bir yerde,mutlu mesut  yaşamaya devam edeceklerine kasabalıyı inandırır. İşin aslı ise oldukça farklıdır.Peki çobanın asıl amacı ne olabilir?
Sarah annesini,babasını terk ettiğinden dolayı affedememiştir.Anne kızın araları limonidir.Bir gün Sarah kayalıklarda gezinirken  denize düşer ya da deniz onu içerisine çeker(Su da bir şeyler mi vardır?Yoksa sular altındaki Annwn Sarah’ı yanına mı istemektedir?Koyunlardan sonra şimdi de bu intihar gibi düşüş!)Adèlle ve James’in çabaları onu dalgalardan kurtarmaya yetmez.İşte bu noktadan sonra,filmin seyri tamamen değişiyor.
Adèlle kızının ölmüş olabileceği düşüncesini aklına getirmek istemese de arama-kurtarma  ekipleri  Sarah’a ulaşmada olumlu sonuç elde edemez.Ayrıca  kızın cesedini de bulabilmiş değillerdir.İşin dahası James de artık kendisini kızlarının yokluğuna alıştırmaya başlamıştır.Adèlle ise kızlarının halen sağ olabileceğini ve onu kurtarabileceğini düşünür.Bir gece yine Adèlle kabuslar arasında bir sesle uyanır  ve bu sırada odasının camından Sarah’ın koşarak uzaklaştığını  görür.Ona seslenir ancak sesini duyuramaz ve peşine düşer.Takip sonrasında tuhaf bir yere gelinir,belki de çobanın ve kayanın sırrı burada çözülecektir.Adèlle başına gelenler  ve Sarah’ın halen hayatta olduğu konusunda James’i kendisine inandıramaz.Artık yalnız başınadır ve bu eski Gal efsanesini çözmek işi ona kalmıştır.Kafasındaki sorulara cevaplar ararken sürpriz bir isimden Dafydd’den yardım alır.Ne de olsa burayı en iyi bilen odur.

İyi;Çobanın asıl hikayesinin öğrenilmesiyle beraber Adèlle’in Annwn’dan kızını kurtarma çabası ve bu yolda neleri gözden çıkarabileceği sorgulanıyor.Gayet sürükleyici bir film,mekan çok iyi.Gal efsanesi de yerine oturmuş.
Kötü;Kurguda bazı kopukluklar.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

The Descent (2005)

 
Korku-gerilim sinemasının kendisini tekrarladığı son yıllarda,farklı konusu ile göze batan nadir filmlerin başında gelen Descent,ilk filmin başarısının ardından serinin ikinci filmiyle de tahtını sağlamlaştırdı.Peki bu filmde öne çıkanlar neydi,şimdi incelememize geçelim.
 Sarah'nın ailesiyle beraber geçirdiği dramatik kazanın ardından,eşi ve çocuğunun ölümü nedeniyle uzun süre onların yasını tutmuştur.Aradan geçen koca bir yıl sonrasında,Sarah yakın arkadaşları ile bir araya gelip,hepsinin de ortak hobisi olan,daha önce keşfedilmemiş bir mağaraya inişleri ile başlarına gelecekler filmin konusunu şekillendiriyor.Lakin asıl sürpriz ise Juno dışında diğer kızların bu mağaranın daha önceden keşfedilmemiş,tamamen bakir bir mağara olmasını öğrenmeleri ile ortaya çıkıyor.
  
Kahramanlarımız bir gece konakladıkları dağ evinde neşeli bir günün ardından arabalarına atlayarak gizemli mağarayı keşfe yola çıkarlar.Başlarda her şey normaldir ve Juno önderliğinde,sıkı arkadaşlar mağarayı dışardan incelemeye başlamıştır.Kızlar her zaman yaptıkları rutin bir mağara gezisiymişçesine davranmaktadır.Ancak yaşadıkları bir aksilik nedeniyle,mağaraya girdikleri tünelin enkaz altında kalması üzerine Juno'ya çıkış yolunu sormalarıyla gerçeği öğreneceklerdir.Artık sonu belli olmayan gizemli tünelde yeteneklerini sergileyerek takım ruhu içerisinde çıkışı arayacaklardır.
 
 Mağara içerisinde zorda olsa ilerlemeye devam eden kahramanlarımız,yanlarındaki yiyecek stoklarının tükenmeye başlaması ile endişelenmeye ve buradan kurtulamayacakları fikrine kapılmaya başlarlar.Kısa süre içerisinde sarp kayalıklardan ilerlerken bir arkadaşlarının da sakatlanması,onları daha da yavaşlatıp burdan çıkmayı başaramayacakları önyargısını destekleyecektir.Ancak yaşadıkları aksilikler bunlarla da sınırlı kalmayacaktır.Mağara içerisinde tam anlamıyla kaybolmuşlardır ve yön bulma yetilerini dahi kullanamaz hale gelmişlerdir.Bütün bunların üstüne bir de mağarada yalnız olmadıklarını anladıklarında ise,onlar için dehşet dolu anlar başlayacaktır.
 
 Juno liderliğinde kaybolan kızlar,mağarada uzun uğraşlar sonucunda geniş,rahat nefes alabilecekleri bir yer altı odasına ulaşırlar.Fakat burası büyükbaş hayvan kemikleri ile dolu tuhaf bir mekandır.Kahramanlarımız ellerindeki kameranın gece görüş modunu kullanarak,zifiri karanlık içerisinden yönlerini bulmaya çalışırlar.Ancak kamerada gördükleri şeyler başlarına geleceklerin habercisi olacaktır.Çok geçmeden mağaranın vahşi,etçil yaratıklarla dolu olduğunu anlayacaklardır.Dahası bir arkadaşları onların saldırısına uğrayacaktır.
 
 Panikleyen maceraperest kızlar ne yapacağını bilemez halde mağara içerisinde koşuşturmaya başlarlar.Artık hayatta kalmak istiyorsa bu tuhaf yaratıklardan saklanmak ya da onlarla savaşmak zorundadırlar.Telaşe ile farklı yollara dağılan kahramanlarımız,zamanla vahşi yaratıkları daha yakından tanıyacaklardır.Çok geçmeden yaratıkların gözlerinin görmediğini ancak etraftan gelen seslere karşı çok hassas bir kulak yapılarının olduğunu keşfederler.İşleri oldukça zordur,çünkü artık yüksek sesle konuşup,birbirlerini bulma ve beraber hareket etme şanslarını yitirmişlerdir.
Artan ölümlerin akabinde,bu cehennemde halen sağ kalan Juno ve Sarah arasında ise bir takım gizli sırların ortaya çıkması,kahramanlarımız birbirlerine sırtlarını dönmelerine neden olacaktır.


İyi;Gerilim düzeyi tavan yapan,sürekleyici kurgusu ile soluksuz izleyeceğiniz kalite bir yapım.Yaratık modellemeleri vs oldukça başarılı...Bu tarzı beğenenler alternatif olarak The Cave filmini de izleyebilirler.
Kötü;-
Gereksiz;Final daha iyi kurgulanmalıydı.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

The Amityville Horror (2005)

Yine bir lanetli ev filmi...Tarih 13 Kasım 1974,her haliyle mazi kokan eski fakat şatafatlı bir evden polislere gelen çağrı,insanın kanına donduracak cinstendir.Ronald DeFeo isimli bir adam,bütün ailesini katletmiş ve olayın ardından günler sonra yaşananları anlatabilmiştir.Evden gelen bir sesin onları yakalaması ve öldürmesini söyleyerek başının etini yediğini ve sonradan çok pişman olsa da çok sevdiği eşini ve çocuklarını kaybettiğini izah etmiştir.O günden itibaren geçmişiyle kötü bir nam salan malikane,yeni müşterisini daha doğrusu yeni oyuncuklarını aramaktadır.
Kathy yıllar önce eşini kaybetmiş,üç çocuğu ile baş başa kalmış dul bir bayandır.Çok geçmeden teselliyi George isimli bir adamda bulan Kathy,kalbinin yeni sahibini bulmuştur.Yeniden bir aile olmanın mutluluğu yaşayan Kathy,çocuklar her ne kadar George’u tam olarak babalarının yerine koyup,kabul edemese de yeniden huzurlu bir hayata kavuşacağını hissetmektedir.Aradan geçen bir yılın sonrasında Lutz ailesi,Kathy’nin bir gazete ilanı sayesinde bulduğu kendi bütçelerine uygun bir malikaneyi satın almaya karar verir.George’u bir hayli zorluk çekerek ikna edebilse de hayallerindeki hayatın bu olduğunu söyleyerek,onun da aklına girmeyi başarır.
Yeni malikanelerine taşınan Lutz ailesi,her ne kadar ucuza satın aldıkları bu evin nasıl bir geçmişi olduğunu öğrenseler de George’un "evler insanları öldürmez,kötü insanlar diğer insanları öldürür"mantalitesi ile bu sorunu aştıklarını düşünürler.Katy’nin minik kızı Chelsea,odasına taşınır taşınmaz,Jodie isimli hayali bir arkadaş edinir.
Eve taşınmalarının yaklaşık bir hafta sonrasında,eski sevgi dolu George gitmiş,yerine agresif ve hırçın bir adam gelmiştir.Çocuklarla arkadaşcasına geçinen George,artık onları kendisine düşman olarak görmeye başlamıştır.Evde sürekli havanın soğuk olduğundan söz eden George,evin bodrum katındaki bir duvarın karşısına geçerek,orada yatıp kalkmaya başlar.Evin tek sıcak yerinin burası olduğunu söyleyen George,geceleri kabuslar görmekte ve kulağına hep aynı sesler “yakala ve öldür onları” sanki duvarlar tarafından fısıldanmaktadır.İyiden iyiye kontrolü kaybetmeye başlayan kahramanımız,Kathy ve çocukların da dikkatini çeker.
Bir gece Kathy ile beraber dışarı çıkan George,evde çocuklara bakması için bakıcı kız tutmuştur.Bakıcı demişken (?) Son derece seksi bir bayan(Lisa) ve ayrıca zamanında da DeFeo ailesi içinde benzer bir görev yapmış birisidir.Eskiden evde yaşanmış olan katliamdan çocuklara bahsederek onları korkutmaya başlayan Lisa,çok geçmeden haylaz hareketlerinin  bedelini Jodie’nin ona yapacağı bir sürpriz ile ödeyecektir.Çocukların gözleri önünde ağır bir travma geçirecek olan genç bayan tıbbi tedavi almak zorunda kalacaktır. 
Çocukların başına gelenlerin ardından bir an önce taşınmayı düşünen Kathy,George engeline takılacaktır.Adeta bir güç,George’un gözlerini kör etmiştir ve evden uzaklaşmasına izin vermemektedir.Son yaşananların ardından Kathy;evin karanlık geçmişini araştırır.Elde ettiği veriler oldukça can sıkıcıdır.Öyle ki DeFeo ailesi de eve taşındıktan 28 gün sonra,trajedik bir katliam sonrası yok edilmiştir.İşte şans ya;tam bu gerçeği öğrenen kahramanımız,eve taşındıkları 28.günün içerisinde olduklarını fark eder.Hemen eve ulaşmak üzere yola çıkan Kathy,kendisini ve ailesini olası felaketten kurtarabilecek midir?Kathy kasabadan eve gelmeye dursun,George ise evin bodrumundaki daha önce bahsettiğim duvarı kırarak mezbaha benzeri bir koridor bulmuştur.Aklının oynadığı oyunlar ve sürekli olarak duvarların arasından gelen sesler ile bakalım George da mı Ronald DeFeo’nun kaderini paylaşacaktır?
Olayların perde arkasındaki gizemi çözen Kathy'nin,Ketcham isimli bir rahibin yaşadıkları evin bodrum katında,geçmişte yaptığı sıra dışı ayinler ve pek çok kişiyi kurban ettiğinin anlaşılması ile film bir başka boyuta taşınacaktır.Kathy’nin daha önceleri bir pederden yardım alarak evi vaftiz etme çabalarının ise başarısız olması,Ketcham isimli rahibin kötü ruhunun halen yaşadıkları evde olduğunun ispatı gibidir.Bakalım evin kara laneti,Lutz ailesinin peşini bırakacak mıdır?

 İyi;Filmin son çeyreği ve finali oldukça tatmin edici.
Kötü;Klasik lanetli ev filmlerinin sahip oldukları mantık hataları.
Gereksiz:Bakıcı (?)
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

Incident on and Off a Mountain Road (2005)

(Masters of Horror S1E1)
Gecenin karanlığında arka fonda güzel bir müzikle,ıssız bir yolda araba yolculuğuna devam eden Ellen,ansızın önündeki araca çarparak kaza yapar.Kahramanımız olayın şoku ile baygın düşmüştür ve geçmişte yaşadıklarına yönelik mini kesitleri hatırlamaktadır.(bir bakıma rüya gibi)Tabii en başta da erkek arkadaşı Bruce gelmektedir.Bruce her zaman sıra dışı olmuş,otoriteyi reddeden bir yapıya sahiptir.Onun için hayatta kalmak için gereken tek şey mücadele etmektir ve gerekirse ölesiye savaşmaktır.Öyle ki zaten bu düşünceleri ile Ellen’in kalbini çalmayı başarmıştır.Ellen’ın hatırladığı son şeyler ise Bruce ile gittiği medeniyetten uzakta bir yazlıkta geçirdikleri günlerdir.Bakalım anımsadığı güzel anılar,Ellen'ın bu gece yaşayacağı kabusun yaralarını sarabilecek mi?

Kısa bir süre içerisinde uyanan kahramanımız,trafik kazası geçirdiğini güç bela hatırlayabilmiştir.Peki ama gecenin yarısında,yolun ortasında bu arabada neyin nesidir.Zifiri karanlığın ortasında,ürkerek arabasının kapısı açan Ellen,etrafı kolaçan etmeye başlar.Çarptığı arabaya göz atan kahramanımız,arabada kimse olmadığı,dahası ise bulunduğu noktadan yol kenarındaki kayalığa kadar her yerin kana bulanmış halde olduğu görür.Hemen yardım çağırmak için telefonuna sarılan Ellen,bu tarz filmlerde her daim olduğu gibi ülke çapındaki %99 luk kapsama alanının dışında bulur kendisini :D
   

Yol kenarındaki kayalığa kan izlerini takip ederek ulaşan Ellen,şapkalı bir adamın oradan geçtiğini görür ve ona seslenir.Amacı yardım çağırmaktır.Ama hiç tanımadığınız bir yerde,tanımadığınız bir adama nasıl güvenebilirsiniz ki? Şapkasını çıkaran eleman,yüzü gözü birbirine girmiş :D mutant bir yaratıktır.Elindeki ilginç kesici aksesuarlar ve gümüş alaşımlı dişleri ile kendine has bir tarz oluşturan “Moonface”,Ellen’ı kovalamaya başlar.Ormanın derinliklerine kadar devam edecek olan bu kapışmada,Ellen eğer hayatta kalmak istiyorsa Bruce’un kendisine aşıladığı felsefeye sadık kalmalı ve güçlü olmalıdır.Ormanın ev sahibi ise malumunuz “Moonface” den başkası değildir.Bakalım Moonface ve Ellen,gecenin bir yarısında giriştikleri  mücadeleyi nasıl tamamlayacaklardır?
Ellen çok geçmeden ormanın derinliklerinde,Moonface’e ait bir mezarlığa konuk olacak ve gözleri oyulmuş cesetlerle karşılaşacaktır.Yapacağı bubi tuzakları ile Moonface’in dikkatini çekecek olan kahramanımız,maalesef ki bu dev yaratığın eline düşecektir.Ellen’i kaptığı gibi evine getiren mutantımız,kendi icadı garip bir makine ile onun gözlerini oyup diğer cesetlerin arasına kaldırmayı düşünmektedir.Kurbanlarının gözlerini oyarak arşivleyen Moonface'in,nasıl bir hikayesi olduğunu size bırakıyorum.Evde tutsak olan yaşlı bir adamın yardımını alacak olan Ellen’ın ise,pes etmeye hiç de niyeti yoktur.

İyi;Sıkılmadan izleyebileceğiniz hareketli bir yapım.
Kötü;Bazı klişe sahneler,tipik mutant filmi havası.
Gereksiz;Ormandaki bazı sahneler filmin süresinin kısalığını da göz önüne alırsak olamasada olurmuş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Aralık 2011 | Etiketler : | | | |

Dreams in the Witch-House (2005)

Dreams in the Witch-House (2005)

(Masters of Horror S1E2) 
Genç kahramanımız Walter tezini bitirmek amacıyla, daha rahat çalışabilmek için oda kiralamaya karar verir. Tahmin edebileceğiniz üzere öğrenci olmasından ötürü para sıkıntısı yaşayan Walter, döküntü bir binada ucuz bir oda kiralar. Yeni çalışma ortamı epey pasak içinde olsa da, bundan daha iyi bir yer tutamayacağını anlayan kahramanımız, dır dır etmeyi bırakıp tezine yoğunlaşmaya başlar. Yeni odasına taşınması ile kabuslar görmeye, gerçeklik olgusunu yitirmeye başlayan Walter için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...
Daha ilk gününde odasında kendisini huzursuz eden gariplikler olduğu anlayan Walter, zorlu geçen gecenin sabahında tezine odaklanmışken, hemen yatağının yanı başındaki duvar dikkatini çeker. Düzlem teorisi ve paralel evren üzerine araştırmalar yapan kahramanımız,boyutların kesişme noktası olarak adlandırdığı pencereden, bir boyuttan diğerine geçiş olabileceği bilgisine sahiptir. Tabii teorik olarak :D Odasının tavanı ve duvarı arasında da buna benzer düzlemsel yapının oluşu kafasını karıştırmaya yetmiştir. Tam bu sırada Walter, kapısında çığlıklar atan bir kadının (Frances) sesi ile odasından dışarı fırlar. Frances oldukça alımlı bir bayandır ve hemen Walter’ın yan tarafındaki odada minik bebeği (Danny) ile beraber kalmaktadır. Dul olduğu anlaşılan Frances, aynı zamanda da maddi sıkıntılar yaşamaktadır. Walterla tanışmasına sebep olacak vesile ise odasında gördüğü davetsiz bir misafir olacaktır.
Dreams in the Witch-House (2005)
Aynı günün gecesinde yatağına uzanan Walter, derin bir uykuya dalar. Çok geçmeden elinin üzerinde fare olduğunu fark eden kahramanımız, dahası insan suratlı farenin kendisine ismiyle seslenmesi ile dehşete kapılır. Gördüğü şeyin bir kabus mu yoksa gerçek mi olduğu konusunda aklının oyunlar oynadığı Walter, iyiden iyiye kontrolü kaybeder. Tabii pek de normal değil hani,insan suretli bir fare !
 Frances, Walter’ın odasından gelen seslerin ardından durumunu kontrol etmek üzere kahramanımızın kapısını çalar.Yaşananları sadece bir kabus olarak tasvir eden Walter, Frances’in kendisine önerdiği kahve ikramını reddetmez. Beraber konuşa konuşa sabahı eden ikilimiz, yeni umutlarla güzel bir güne başlarlar. Frances iş görüşmesine gidecektir ve çocuğa bakmayı kabul eden Walter ise kafasını başka şeylerle meşgul ederek, uykusuzluk problemini aşma derdindedir.
Dreams in the Witch-House (2005)
Bu kez Frances'in dairesinde uykuya dalıp tuhaf kabuslar görecek olan kahramanımız, dahası binanın giriş katında oturan bunak bir adamın şu an içinde yaşadığı oda ile ilgili anlatacakları sonrasında iyice telaşlanır. Bunak adam, başka boyutlardan gelen cadının kendisine yeni kurbanlar aradığını ve Walter'ın hemen oradan taşınması gerektiğini tembihler. Bakalım Walter odasındaki gizemi çözerek, cadının gazabından kurtulabilecek midir?

İyi; Sıkılmadan izleyebileceğiniz, gerilim düzeyi yüksek fantastik bir yapım. H.P. Lovecraft' ın kısa hikayesinden uyarlama olması ve yönetmen koltuğunda da Stuart Gordon'ın oturması diğer artılar...
Kötü; Filmin süresi biraz daha uzun olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Aralık 2011 | Etiketler : | | | |

Wolf Creek (2005)

Wolf Creek (2005)
“Avustralya’da her yıl 30.000 kişinin kaybolduğu polis kayıtlarına geçmektedir. Bunların %90’ı bir ay içerisinde bulunmaktadır. Bazılarına ise bir daha asla ulaşılamamaktadır.”
Ben, Liz ve Kristy üniversiteden sıkı arkadaşlardır. Ortak ilgileri olan gezelim görelim anlayışı ile Avustralya'nın Wolf Creek Ulusal Parkı'na günü birlik tur yapmayı planlarlar. Wolf Creek bölgesi sıradışı bir  meteor kraterini barındıran, sosyal yerleşim olmayan tenha bir yerdir. Ben, kiralık bir araba ayarlar ve kızları almak üzere yola çıkar. Kahramanlarımız çıkacakları bu uzun yolculuk için gerekli gördükleri bütün eşyaları alırlar ve her yönüyle gizem kokan, uzun saatlerini alacak yolculuğa başlarlar.
 Wolf Creek (2005)
Yolculuğun ilk bölümünde her şey normaldir ve gençler değişmeli olarak şoför koltuğuna geçerek; bir yandan eğlenir bir yandan da görmek için sabırsızlandıkları Wolf Creek yolunu kat etmeye devam ederler. Ta ki son benzin istasyonunun bulunduğu Emu Creek adlı küçük kasabaya ulaşana dek. Benzinlikten yakıt tatbiki yapan Ben, kızları da alarak hemen yakınlardaki lokantaya girer ve içecek bir şeyler almak ister. Lokantada köşede oturan bir avuç serseri tip ise Liz ve Kristy'yi görür görmez sarkıntılık etmeye ve sözlü tacizlere başlar. Bunun üzerine elemanlarla arasında ufak bir tatsızlık yaşanacak olan Ben, meseleyi uzatmaz ve bu denyoların seyahatleri boyunca başlarına gelecek son aksilik olduğunu söyleyerek, gerilen kızları yatıştırır. Arabalarına atladıkları gibi uzaklaşan kahramanlarımızla Wolf Creek arasında artık sadece bir kaç saatlik mesafe kalmıştır. Gidecekleri yöre ile ilgili kızlara nazaran daha fazla bilgiye sahip olan Ben, Wolf Creek bölgesinin uzaylılar tarafından zamanında uğrak yer olduğuyla ilgili hikayeler anlatır. Hikayeler ne kadar doğrudur bilinmez ama meteor çukurunun da buraya düştüğü göz önüne alınırsa biraz kafa karıştırıcı muallak bir durum söz konusudur. Kızlar her ne kadar Ben'in anlattığı hikayeyi gülünç ve saçma olarak tasvir etseler de, havanın bulanması ve yağmurun başlamasından mıdır bilinmez, hafiften de ürperirler hani...
Wolf Creek (2005) 
En sonunda Wolf Creek Ulusal Parkına ulaşan kahramanlarımız, tabelada yazan uyarıyı dikkate alaraktan, meteor çukuruna üç saatlik yürüyüş ile ulaşmak üzere, arabalarını orada bırakıp yola koyulurlar. Yorucu bir yürüyüşün ardından asıl görmek istedikleri alana ulaşan gençler, gördükleri manzara karşısında büyülenirler. Oldukça büyük ve nedeninin de bir o kadar sır olduğu meteor çukuru, maceraperest kahramanlarımız için tabiatıyla bir hayli ilgi çekicidir. Yağmurun şiddetini arttırması ile en azından yağmur kesilene kadar burada kalmayı göze alan gençler, ufak bir kamp alanı oluştururlar. Aradan geçen birkaç saatin ardından karanlığın bastırması ve en nihayetinde yağmurun dinmesi ile yeniden arabalarına dönmek üzere yola çıkan kahramanlarımızı talihsiz bir sürpriz beklemektedir.
 Düşünsenize arabayla saatler süren uzun bir yoldan gelmişsiniz ve etrafınız tamamen sosyal yaşamdan izole, doğayla baş başa bir yer. Her neyse çok geçmeden yakınlarda kendilerine doğru yaklaşmakta olan bir ışıltı gören gençler, bunu bir araba mı yoksa bir UFO mu olduğu konusunda bir hayli tedirginlerdir. Neyse ki gelen bir arabadır ve içinden de taşralı kendini komik sanan garip bir tip (Mick) iner. İlginç esprileri ve yardımsever tavırlarıyla kahramanlarımızın güvenini kazanan Mick,onları ikna ederek bölgenin güneyindeki, yakınlarda olduğu söylediği evine kadar gençlerin arabasını çekmeyi önerir. Ben başlarda biraz şüpheyle yaklaşsa da Mick'in samimi tavırlarından ve evinde bozuk olan araba parçalarını onarabilecek donanımları olmasından ötürü bu teklifi kabul eder. Yola çıkan kahramanlarımız Mick'in dediğinin aksine sanki saatlerdir yoldadırlar.Acaba Mick'e güvenerek hata mı etmişlerdir?



İyi; Son çeyrek ilgi çekici, gerilim dozu tatminkar. Bu filmi sevenler serinin devam filmi Wolf Creek (2013) incelemesine de göz atabilirler.
Kötü;Klişe sayılabilecek kurgu.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Aralık 2011 | Etiketler : | | |

Reeker (2005)

Reeker (2005)
Zaman zaman "Son Durak (Final Destination)" serisinden esintiler bulacağınız bu filmde; çekim hataları, amatör efektler ve vasat oyunculuğu bir kenara bırakırsak, son derece sinir bozucu ve bir o kadar da gerilim yüklü bu yapımı izleme konusunda kendimize bir şans verebiliriz. Öncelikle şunu söyleyeyim, kesinlikle genel seyirci kitlesine hitap eden bir kurgu yok. Bu nedenle hangi beklentilerle filmi başlayacağınızı tekrar gözden geçirin. Biraz sıkıcı ilerlese de boyut, zaman, kader gibi temaları işleyen The Reeker, eğer ki izlemeye ön yargısız başlarsanız hoşunuza gidebilecek bir alternatif olabilir.
Reeker (2005)
 Yol masrafları bölüşmek amacıyla bir araya gelen beş genç, Gretchen’ın şoförlüğünde yola çıkarlar. Gretchen zeki ve bunun yanında dediğim dedik otoriter bir bayandır. Lakin yolculuklarını daha neşeli hale getirmek ve eğlencenin sınırlarını zorlamak adına yanına bir sürü extacy hap alan Trip ve onun yakın arkadaşı Nelson’ın pek de uslu durmaya niyetleri yoktur. Jack ise görme özürlü bir gençtir ve bir bakıma kaderine küsmüştür; kendisini derslerine veren, ahlaklı zeki biridir. Cookie ise her Hollywood filminde görmeye alışık olduğumuz, eğlencesine düşkün maceraperest, bir o kadar da neşeli, ateşli bayan tiplemesidir.Her ne kadar karakter olarak kahramanlarımız pek de birbirlerine uymasalar da, bir bakıma rastlantısal olarak bir araya gelmişlerdir. Artık kaderin cilvesi mi denir bilinmez :D
Reeker (2005)
 Kısa bir tanışma faslının ardından seyahatlerine kaldıkları yerden devam eden gençler, otoyolun bilinmeyen bir sebepten ötürü kapanmasının akabinde kendilerini çölün ortasında bulurlar. Trip'in extacy kullanması ile arabada gerginleşen ortam sonrasında Gretchen sağa çeker ve Trip’in inmesini ister. Tam da o an işte her ne olduysa artık, deprem benzeri; kahramanlarımız hepsinin de hissettiği kulakları çınlatan titreşimin ardından,görünüşe göre artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çok geçmeden gençler daha dakikalar öncesinde bulundukları ortamın ya da dokundukları her hangi bir nesnenin kendileri için yabancılaştığı hissine kapılmaya başlarlar.
 Arkadaşlarının isteğini kıramayan Gretchen, çölün ortasında Trip’i yapayalnız bırakmamak adına, onu gidiş yolunda konakladıkları ve birkaç mil gerilerinde kalan restorana bırakıp, yola kaldığı yerden devam etmeyi planlar. Dönüş yolu boyunca hiç kimse ile karşılaşmayan kahramanlarımız, restorana vardıklarında ise arabalarının arıza yapması  sonrasında,zorunlu olarak mahsur kalırlar. Ancak her şey bir gariptir; ne bir görevli ne de bir müşteri vs görünürde yoktur, dahası telefonlar çalışmamaktadır. Kısaca kahramanlarımız kendilerini bir bilinmeyenin ortasında bulurlar. Karanlığın bastırması ile gizemli bir taşıt kaldıkları yere yanaşır, karısını aradığını söyleyen tuhaf bir adam taşıttan iner ve  işlerin iyice çığırından çıkmasına neden olur. Ölü insanlar gördüğünü ve saatlerdir karısına ulaşamadığını söyleyen bu adam, halihazırda panikleyen gençleri tedirgin etmeye yetecektir.
Etraflarında siyah pelerinli metafizik bir öğenin dolaştığının ortaya çıkması ile,o ana dek pek de ciddiye almadıkları Jack'in 6.hissi en büyük yardımcıları olacaktır.Oysa her şeyin basit bir açıklaması vardır; alaca karanlık kuşağı benzeri bu ortamda, herkes kendi kaderinde ne varsa onu yaşamakla hükümlüdür. Kaderi değiştirmek mümkün olabilir mi?


İyi;Ön yargısız bir şekilde izlenirse sonlara doğru kurgu tavan yapıyor.
Kötü; Dead End (2003) filminin neredeyse uyarlaması gibi. Efektler, çekim hataları bazı sahnelerde çok göze batıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Aralık 2011 | Etiketler : | | | | |

Jenifer (2005)

Jenifer (2005)
Masters of Horror dizisinin birinci sezon bölümlerinden olan Jenifer; gerek özgün konusu gerekse sıkmayan senaryosu ile başarılı bir yapım. Alternatif korku-gerilim sevenlere tavsiyemdir...
Dedektif Frank ortağıyla beraber devriye arabalarının içinde, çin yemeği tüketirken ansızın bir bayanın çığlıkları ile irkilir. Hemen olay yerine koşan kahramanımız elinde satır bulunan tuhaf bir adamın, zorla diz çöktürdüğü bayanı (Jenifer) öldürmeye çalıştığını görür. Adam adeta çılgına dönmüştür ve sana daha fazla izin vermeyeceğim diyerek Jenifer’ı sadistce öldürmek üzeredir. Olayı gören Frank silahını çeker ve adamı durdurmaya çalışır. Jenifer'ı öldürmekte ısrar eden psikopat, Frank tarafından etkisiz hale getirilir. Jenifer  tabii hayatını kurtaran Frank’e minnettardır. Ancak şöyle bir durum söz konusudur ki; uzaktan son derece alımlı gözüken Jenifer'ın, yakından bakıldığında suratının bir hayli çirkin, dahası neredeyse yüzündeki duyu organlarının yer değiştirmiş olduğu görülür. Frank kendisine sımsıkı sarılan Jenifer’ın; o an çok korktuğundan ötürü teselli amaçlı böyle bir davranış sergilediğini zanneder.
Jenifer (2005)  
Olay yerine ortağının da gelmesiyle Jenifer’ı da yanına alan Frank,doğruca karakola gider ve yaşananları rapor eder. Olayın çözülmesi rahatlığı ile kahramanımız evinin yolunu tutar. Jenifer ise halen karakolda işlemlerinin bitmesini beklemektedir. Evine dönen Frank, her şeyin rutine döndüğünü düşünerek yaşadığı zor günün stresini atmaya çalışmaktadır. Gece karısı Ruby ile birlikte olan kahramanımızın gözünün önünden Jenifer’ın sureti gitmemektedir. Ertesi günün sabahında yeniden işe giden Frank; zeka özürlü ve yüzünde şiddetli travma izleri bulunan Jennifer’ı karakolda mağdur olmaması için geçici olarak evinde misafir etmeyi üslerine önerir. Jenifer’ın Frank’a olan ilgisi ve onun dışında kimse ile iletişim kuramaması  üzerine, Frank’in talebi kabul edilir.
Jenifer’ı ailesinden habersizce evine getiren kahramanımız, sabah saatlerinde Ruby’nin onu fark etmesi ile evde kopacak olan hengameyi güç bela yatıştırır. Jenifer'ın mağdur bir bayan olduğunu söyleyerek kısa bir süre için ona yardımcı olması gerektiğini anlatır. Zaten Ruby, zeka özürlü teşhisi konulan ve suratına bakıldığında dahi insanın tüylerini ürperten bu kadınla, eşinin uzaktan yakından bir ilgisi olamayacağını düşünse de;yine de onun burada kalamayacağını söyler.
 Jenifer (2005)
Jennifer’ı alarak evden uzaklaşan Frank onu bir yerlere emanet etmeyi ya da karakola yeniden bırakmayı düşünse de tanıştığından beri hayallerini süslemeye başlayan ve giderek arzuladığı Jennifer  ile bir kıvılcım sonrası birlikte olur.Aynı günün devamında yeniden Jenifer ile eve dönen Frank, Ruby ile yaşayabileceği her türlü problemi de göze almıştır. Çok geçmeden ev ahalisi tartışmaların ardından tekrardan evde kalmasını sağlanan Jenifer'da bir şeylerin yolunda gitmediği anlar...


İyi;Özgün konusu itibariyle Masters of Horror (2005) serisi içerisinde Cigarette Burns yapımıyla beraber en ilgi çekici kısa filmlerden biri. Dario Argento imzalı bir yapım olduğunu da ekleyeyim.
Kötü;Makyaj ve bazı sahneler abartılı. Film başladığı yerde biter önermesi ise tam bir klişe...
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Aralık 2011 | Etiketler : | | |

Cry_Wolf (2005)

Cry_Wolf (2005)
Owen, özellikle okul yaşantısında sorunlar yaşayan zeki bir gençtir. Nakil olmak zorunda kaldığı yeni okulunda ise Dodger ile tanışması; hem ortama ısınmasına hem de okulda gençler arasında popüler olan, 'Wolf' oyunun bir parçası haline gelmesine neden olacaktır.
Owen Matthews babası ile sorunlar yaşayan, en son okuduğu okulda müdürün kızı ile ilişkisinden ötürü Westlake Prep’e nakil olan, bütün bunlara karşın pratik zekalı, akıllı bir gençtir. Okula geldiği ilk gün Dodger isimli gizemli bir o kadar da zeki bir kızla tanışacak olan Owen, farklı bir başlangıç umuduyla geldiği bu okulda yeni deneyimler yaşamaya hazırdır. Owen’un kaldığı yurtta oda arkadaşı olan Tom; ani parlamalar yaşayan, agresif bir gençtir. Okula gelir gelmez hemen okulun en eksantrik öğrencileri ile tanışmayı başaran kahramanımız, bir de Dodger tarafından gece partisine davet edilince iyiden iyiye ortama adapte olmaya başlar...
Cry_Wolf (2005)
Gece yarısı eski kilise adı verilen terk edilmiş yapıda, Dodger’ın önderliğinde toplanan bir grup okuldan arkadaş, Owen’ı da aralarına alırlar. Oyuna göre önceden işaretlenen birisi kurt adıyla anılacaktır ve diğer arkadaşlarını kuzu yerine koyup kandıracaktır. Kuzu durumuna düşmek istemeyenler ise kimin yalan söylediğini bulmalı ve kurdun kimliğini deşifre etmelidir. İşin içine bir de paranın girmesi ile rekabete tutuşacak olan gençler, kıyasıya mücadelenin akabinde hem rüşdünü ispatlamaya hem de ortada biriken parayı almaya niyetlidirler.
Kampüste ders çalışmak yerine geceleri eski kilisede oynadıkları oyunu geliştirmeye ve daha eğlenceli hale getirmeye niyetlenen gençler, kampüs yakınlarındaki kasabada gerçekleşen feci bir cinayetin ardından, sözde seri katil yaratarak düzmece oyunlarını bütün kampüse yaymayı amaçlarlar. Owen ve Dodger başta olmak üzere, detayları şekillendiren kahramanlarımız;turuncu başlıklı, her cinayetinde farklı silahlar kullanan tuhaf bir katil betimlerler. Owen turuncu başlığa son halini verdiği hikayeyi ,kampüste hocalar dahil herkese mail atar. Mailde turuncu başlıklı bir seri katilin sıradaki eylemi için cadılar bayramı gecesini beklediği ve kendisine kampüsteki gençleri hedef aldığına dair satır araları vardır. Kampüste hızla yayılan bu mail, bütün öğrencileri tedirgin etmeye yeter de artar bile...

Cry_Wolf (2005)
Uydurdukları hikayeninin giderek  başlarına bela olmaya başladığı gençler,Wolf lakaplı kişinin kim olduğunu aralarında tartışırlarken, cadılar bayramı partisi de gelip çatmıştır. Wolf meselesine feci halde kafayı takan Owen, partide karıştığı yanlış anlama sonrasında,eski nahoş şöhretinden dolayı okuldan atılma tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Yavaş yavaş şakanın ayarı kaçmaya başlar...



İyi; Filmin son çeyreği oldukça iddialı, ayrıca atmosfer ve oyunculuklar da başarılı. Tipik katil kim kurgusu üzerine gelişen bir yapım olsa da göz atılması gereken bir alternatif. Bu filmi sevenlerin 
The Oxford Murders (2008) ve The Faculty (1998) yapımlarını da izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü;İlk çeyrek klişe ve ağır işliyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Aralık 2011 | Etiketler : | | |

Dark Water (2005)

Dark Water (2005)
Eşinden ayrılan Dahlia, sevimli kızı Ceci ile beraber bakımsız bir daireye taşınırlar. Gerek evin kasvetinden,gerekse eşinin açtığı velayet davalarından giderek paranoyaklaşmaya başlayan Dahlia, dairesinin tavanında gözüne çarpan can sıkıcı koyu su lekeleri sonrasında önsezileri ve mantığı arasında gel- gitler yaşamaktadır.
Eşinden kısa süre evvel boşanan Dahlia, minik kızı Ceci ile beraber New York yakınlarındaki Roosevelt adasına taşınmayı planlar. Ayrıldığı eşiyle kızının velayeti konusunda halen mahkemelik olan kahramanımız, bütçesinin el verdiği şekilde döküntü bir binada fiyatı uygun olan daireyi kiralamaya karar verir. Ceci ile beraber emlakçıyı yanlarına alarak daireyi gezmeye giden Dahlia, şehre yakın olmasına rağmen, sosyal çevre ve semt olarak bu denli bakımsız bir yerde en azından kısa süreliğine de olsa yaşamayı göze almalıdır. Ceci de yeni taşınmayı düşündükleri semti ve daireyi hiç beğenmese de Dahlia onu ikna etmeye çalışır.
Dark Water (2005)
Yeni dairelerine taşınan anne kızımız, henüz taşındıkları gece yatak odalarının tavanında siyah su akıntısı olduğunu keşfederler. Bu can sıkıcı durumu çözmek için emlakçıyı devreye sokan Dahlia; onun işgüzar tavırları sonrasında, binanın hem bekçiliğini yapan hem de ufak tefek arızaların tamiratını üstlenen Veeck isimli garip bir adamdan yardım ister. Veeck tuhaf görünüşlü, yapı itibari ile aksi bir ihtiyardır.
İlerleyen birkaç gün içerisinde emlakçı ile paslaşarak en sonunda odanın tavanını tamir eden Veeck, Dahlia’ya  üst katlarının boş olduğunu ve bazı serserilerinin kilidi kırarak, eğlenmek amacıyla içeri girip muslukları açık bırakıp kaçmış olabilecekleri konusunda uyarır.Odanın tamir edilmesine rağmen kısa bir süre sonra yeniden akıntının başlaması ile  üst kata çıkıp olaya el koymaya niyetli olan Dahlia, bahsi geçen daire içerisinde kendi silik çocukluk günlerine ait bazı yanılsamalar yaşar. Annesi ile arası hiçbir zaman iyi olmayan Dahlia, annesinin onu terk etmesiyle oldukça sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Yaşadığı kötü günleri unutmak ve kızına olabildiğince iyi bir anne olmak için uğraşan kahramanımız, belki de buhranlı çocukluk dönemlerinden itibaren en sıkıntılı günlerini geçirmektedir.
Dark Water (2005)
Ceci’nin evlerine yakın bir okula kaydını yapan Dahlia, birkaç gün içerisinde Ceci’nin hocası ile yaptığı  görüşme de kızının hayali arkadaşı (Natasha isimli kendisi yaşlarında bir kız) olduğu konusunda uyarılır. Her şey üst üste gelmektedir. Acaba kızının velayetini almak isteyen Kyle, Dahlia’nın psikolojisini bozup, mahkemede kendi lehine bir karar alma çabasında mıdır? Eski eşiyle kızının velayetini için amansız bir hukuk savaşına girecek olan Dahlia, Jeff isimli zamanla kendisine çok yardımı dokunan bir avukat tutar. Jeff soğukkanlı ve oldukça deneyimli bir boşanma avukattır. İlerleyen günlerde hem Ceci’nin velayetini için uğraşacak olan Jeff, hem de Dahlia’nın kişisel sorunları ile yüzleşmek zorunda kalır. Öte yandan tavandaki siyah leke giderek büyümektedir...


İyi;Psikolojik gerilim severler için tatmin edici bir film. Oyunculuk gayet başarılı. Hemen her sahnede göze batan yağmur ve sürekli olarak psikolojisinin değişimine şahit olduğumuz Dahlia, izleyicinin içini burkmayı başarıyor...
Kötü;Kurguda bazı kopukluklar anlam kargaşası yaratıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;