Güncel İncelemeler;

Fear Itself: The Sacrifice (2008)

Kardeşi Lemmon ile beraber belalı bir işe bulaşan Point,arkadaşlarından birinin vurulması sonrasında şehirden uzaklaşmaya çalışır.Polisler nedeniyle otoyoldan ve tanıdık yollardan uzak duran kahramanlarımız,ufak bir taşra yolu üzerinden ilerlerler.Arabalarının bir şeye çarpması sonrasında,dondurucu soğuğun altında sığınacak bir yerler aramaya başlayan gençler,en nihayetinde epey uzaklarda olsa da tüten bir baca görürler.
Yaralı arkadaşları Navarro'nun durumunun kritikleşmesi sonrasında hızlanarak tuhaf bir mekana ulaşan gençler,çevrede kimseye rastlamazlar.Etrafı tahtalarla çevrilmiş dev bir kaleyi andıran yerde,iç içe geçmiş onlarca küçük ev bulunmaktadır.Yolun karşısında ise bu tarz bir yere oranla oldukça büyük olan mezarlık ilgilerini çekmeyi başarmıştır.Evlerden birine sığınan Point ve arkadaşları,çok geçmeden Chelsea isimli bir kızın karşılarına çıkması ile paniklerler.İzinsizce girdikleri evin sahibi odur.Dahası pek de misafirperver görünmemektedir.Kısa tanışma faslının ardından mağdur olduklarına inandığı Point ve çetesini ağırlamayı kabul eden Chelsea,kendisine çok benzeyen diğer iki kız kardeşini de (Tara ve Virginia) tanıştırmakta gecikmez.
Evde biraz zaman geçirdikten sonra arkadaşlarının birer birer ortadan kaybolması ile bir şeylerin ters gittiğini anlayan Point,kardeşinin de sırra kadem basması ile olaya el atar.Ancak karşılaşacağı şey pek de alışılagelmiş değildir.Dahası Chelsea ve kardeşleri ondan bir şeyler saklamaktadır...


İyi;Mekan,atmosfer.
Kötü;Zayıf kurgu,aceleye getirilen son çeyrek.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | | |

Pathology (2008)

Pathology (2008)
"Apollo, Asclepius, Hygieia ve Panaccea üzerine yemin ederim, tüm Tanrı ve Tanrıça'ları da şahidim gösteririm ki yeteneğim ve kararlarımın en iyisini gösterecek şekilde hastalarıma ilaç yazacağım ve kimseye zarar vermeyeceğim.'''
(Hipokrat Yemini temsili kısım)
Hipokrat yeminini gözümüze sokarak başlayan yapım,Harvard tıp mezunu Ted Grey'ın üç ay sürmesi planlanan adli tıp stajı için çok yetenekli bir patoloji uzmanı olan Jake Gallo'nun departmanında görevlendirilmesi ile başlıyor.Gallo ve ekibi oldukça zeki doktorlardan oluşsa da yaptıkları işe yeni heyecanlar katmak için tıp etiğini hiçe sayan problemli tiplerdir.Oldukça disiplinli bir yaşantısı olan Ted ise son derece çalışkan ve yaptığı işe sonuna kadar saygı gösteren biridir.Daha ilk andan itibaren yıldızı barışmayan ikilimiz,kimin daha zeki ve becerikli olduğu hususunda ispat arayışındadır.
Gallo ve arkadaşları zaman zaman hastane koridorlarında kaybolarak gizemli şeyler planlamakta ve boş zamanlarında ölüleri maymun ederek çeşitli oyunlar oynamaktadırlar.Olaya Ted'i de katarak bahsi arttırmayı düşünen Gallo,aynı zamanda sevgilisi olan Juliette'in de Ted'i cezb etmesi ile amacına ulaşır.Başlarda zekaya dayalı kimin daha becerikli olduğunu ortaya çıkaracak basit bir oyun olarak düşündüğü gece toplantılarının,işin içine içki ve esrarın da girmesi ile yeni bir yaşam tarzı haline gelmesi,Ted'in psikolojisini alt üst ederek bambaşka bir insana dönüşmesine neden olacaktır.
Zararsız görünen ufak oyunların iç yüzünü öğrenmeye başlayan kahramanımız,tıp etiğinin hiçe sayıldığı bu ortamda daha fazla yer edinmek istemez.Ancak tahmin edebileceğiniz üzere her şeyin bir bedeli vardır ve bazen işler çığından çıkmaya başlayabilir.Bakalım Gallo,Ted çekişmesi kimin lehine sonlanacak...
İyi;Hastane atmosferi oldukça başarılı şekilde yansıtılmış,kurgu akıcı,son bölüme doğru tırmanan gerilim tatminkar.Milo Ventimiglia'nın benzer tarz filmleri; The Divide (2011),Stay Alive (2006).
Kötü;Bazı sahneler olmasa sanki daha iyi bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Amusement (2008)

Amusement (2008)
Birbiriyle bağlantısız gibi görünen üç olayın kesiştiği “Amusement” geçmişte ruhu incinen manyak katilimizin öç almak üzere geri dönmesini,gerilimle harmanlayarak izleyicilere sunuyor.Filmin ilk çeyreğinde Hush(2009),ortalarında When a Stranger Calls (2006),son çeyreğinde ise Hostel (2005) filmine yakın tatlar alabilirsiniz.
Otobanda uzun yolculuklarına devam eden Rob ve kız arkadaşı Shelby,ayıla bayıla ilerlemektedirler.Shelby’nin uykuya dalması ile hız sınırlarının üzerine çıkmaya başlayan Rob,yolda kendisi gibi ileri sürüş tekniklerine sahip jip kullanan bir eleman ve tır şofürü ile uzaktan ahbaplık kurar.Uyandığında Rob’un hayli hızlı gitmesinden yakınan Shelby,erkek arkadaşının iyi bir konvoy bulduğunu söylemesi ve böylelikle hızla eve dönebilecekleri belirtmesi ile biraz olsun sakinleşir.Aynı benzin istasyonunda duraksayan tır ve jipin ardından yakıt ikmali yapmak için durmaya karar veren Rob,arabadan çıkarak jipin sürücüsü ile ufak bir muhabbete dalar.Bu sırada konuya dahil olan tır şoförümüz telsizinden elde ettiği bilgi ile yolun geri kalan kısmının oldukça yoğun olduğunu ve isterlerse onun peşine takılarak kestirme bir yoldan sıkışan trafiği atlatabileceklerini söyler.Bir an önce eve dönmek isteyen kahramanlarımız bu fikre sıcak bakarak yeniden yola koyulurlar.Gecenin bir yarısında giderek ıssızlaşan yolda ilerlemeye devam eden Rob ve Shelby bir anda öndeki tırdan atlayarak arabalarına çarpan gizemli bir kız sonrasında aniden durmak zorunda kalırlar.Arkalarındaki jipin de durmasıyla zifiri karanlıkta başlarına bela alan kahramanlarımız,bakalım geceyi sağ salim atlatabilecek midir?
Tabitha teyzesinin oğullarına göz kulak olmak üzere görevlendirilmiştir.Daha doğrusu evde bir çocuk bakıcısının olacağını ve bu sayede rahatça kafa dinleyeceğini düşünen kahramanımız,ne yazık ki bakıcının sebepsiz yere evden ayrılması ile çocuklarla ilgilenmek zorunda kalacaktır.Neyse ki yeğenlerinin uslu durması ile odasına çekilmeyi başarabilen Tabitha,odasında bulunan insan büyüklüğündeki palyaçonun ürkütücü görüntüsü sonrasında bir hayli tedirginleşir.Dışarıda havanın da karışık olması ve sürekli yıldırım düşmesi sonrasında uyumakta zorlanan Tabitha,gece yarısı çalan telefon sonrasında irkilir.Telefondaki teyzesinden başka birisi değildir.Çocukların durumu hakkında ufak bir muhabbetin akabinde teyzesine odasındaki can sıkıcı palyaçoyu soran Tabitha,bir de ne duysun! Odasındaki palyaço hakkında teyzesi bilgi sahibi değildir…
Lisa ve kız arkadaşı bir barda eğlenirlerken geceyi nasıl geçireceklerine dair ilginç fikirlere sahiptirler.Kız arkadaşının daha yeni tanıştığı bir erkekle kalmaya niyetli olduğunu anlayan kahramanımız,bu durumdan faydalanarak eve erkek arkadaşını(Dan) davet eder.Keyifli geçen gecenin sabahında ise kız arkadaşının halen eve dönmediğini anlayan Lisa,geceyi geçirmesi mümkün olan eskimiş,kıytı pansiyona doğru yola çıkar.Kendisini pansiyondan içeri almayan garip görünüşlü görevliye bozuk atan Lisa,içerde bir şeyler döndüğüne emindir.Daha kötüsü ise kız arkadaşının başına kötü bir şeyler gelebileceği fikridir.Dan’ı önden göndererek kız arkadaşının halen orada olup olmadığını anlamaya çalışan Lisa,bakalım iyi haber alabilecek midir?Bir şekilde içeri girmeyi başaran meraklı kahramanımızı bekleyen sevimsiz sürpriz ise ayrı bir hikaye olsa gerek :D


İyi;Üç farklı hikaye başarılı şekilde birleştirilmiş.Kurgu sürükleyici.
Kötü;En başta belirttiğim gibi hikayeler ayrı ayrı yapımlardan ayıklanarak birleştirilmiş gibi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Strangers (2008)

“FBI’ a göre her yıl Amerika’da yaklaşık 1.4 milyon şiddet vakası yaşanıyor. 11 Şubat 2005 gecesi Kristin McKay ve James Hoyt yakın bir arkadaşlarının düğünlerinin ertesinde oturdukları yazlık eve döndüler. Orada gerçekleşen acımasız olay halen tam olarak aydınlatılabilmiş değil.”
Bir dostlarının düğününden gecenin geç saatlerinde dönen Kristin ve James, ufak bir kaçamak yapmak amacıyla James’ in ailesine ait gözlerden uzak müstakil bir eve gitmeye karar verirler. Eve ulaşan genç çiftimiz, James’in günler öncesinden planladığı romantik bir gece için hazırdır.
Güller, şampanya ve en önemlisi aşk... James, Kristin’in kalbinin kapılarını açacak olan tüm anahtarlara sahiptir. Ancak gece iyi başlasa da pek de umdukları gibi ilerlemez. Saat gecenin 4’ ü gösterdiği sıralarda çiftimizin kapısı çalar. James kapıyı açar ve karanlıktan ötürü suratı net seçilemeyen bir bayan Tamara burada mı diye sorar. James bayana bir yanlışlık olduğunu anlatır ve yardımcı olamayacağını söyleyerek kapıyı kapatır. Tamara da kimdir? Bu gelen bayan gerçekten de bir tesadüf eseri mi bu eve gelmiştir ya da gecenin dördünde dışarıda tek başına ne yapmaktadır?Bütün bu soruların cevabını arayan Kristin ve James bir hayli tedirgin olurlar. Ne de olsa bir günlük kaçamak için geldikleri bu ıssız yerde, gecenin bir yarısında gizemli bir ziyaretçinin kapılarına dayanması sevimsiz bir durumdur. James’ in romantik bir gece hayalleri de tabii bu olumsuz gelişme ile sekteye uğrar. Asıl can sıkıcı dakikalar ise tam da gizemli ziyaretçinin gitmesi ile başlar.
 Gecenin dördünde ayaklanan çiftimizi bir daha uyku tutmaz. Sigara almak için dışarı çıkan James, güzel partnerini tek başına bırakır. Kristin ise yaşadığı tedirgin edici olayın ardından bir hayli ürpermiştir, hızlıca bütün kapı ve pencereleri kapatır. James gittikten kısa bir süre sonra yeniden o gizemli ziyaretçi döner ve yeniden Tamara’yı sorar. Kristin’in kapıyı açmaya cesareti yoktur ayrıca bu koskoca evde sanki duvarlar üzerine gelmeye başlamıştır. İyice kontrolü kaybeden Kristin, James’i arar ve hemen dönmesini ister. Gece henüz yeni başlamıştır...
İyi;Gizemli atmosferi ve sıkmayan kurgusu ile başarılı tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Finale doğru artan beklenti ne yazık ki çok ucu açık bir şekilde sonlanıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Shuttle (2008)

Eğlenceli bir Meksika tatilinin ardından LA ye dönen iki samimi kız arkadaş;Mel ve Jules havaalanında beş parasız halde kalmıştır.Tanıştıkları iki genç ile (Seth ve Matt) muhabbetlerini ilerleten kahramanlarımız,bir yandan da şiddetli yağmurun devam ettiği gecede evlerine dönmek için taşıt arayışındadırlar.Yağmur nedeniyle epey ıslanan gençler pek de alternatifleri olmadığından havaalanı servisine binerler.İşte herşey kahramanlarımızın bu servise binmesi ile başlayacaktır.
Servis aracında gençler dışında sadece bir yolcu daha bulunmaktadır.Takım elbiseli,ciddi bir görüntüye sahip bu adam yolculuk boyunca sakinliğini korumaktadır.Servisin şoförü ise oldukça yardımsever kibar birisidir.Gecenin karanlığında yolculuklarına devam eden kafilemiz,gençlerin fark ettiği üzere tali yola sapmıştır.Şoförle bu durumu tartışmaya başlayan gençler bir an önce evlerinin gitme arzusundadır.Lakin anayolda çalışma olduğunu söyleyerek bildiğini okumaya eden şoförün davranışları giderek gizemli,asabi bir hal almaya başlamıştır.Oldukça tenha sokaklarda ilerlemeye devam eden servis aracı bir de ufak kaza atlatmaz mı?işte bu olay daha fazla sinirlerine hakim olamayan Seth ve şoför arasında gerginliğe yol açacaktır. 
Servisin tekerinin patlaması ile yolculuklarına kısa bir ara vermek zorunda kalan gençler,giderek işlerin tuhaflaşmaya başladığının farkına varacaktır.Dahası garip bir kaza sonrasında aralarında en iri yarı olan Matt'in yaralanması olayların başka bir boyuta taşınmasına neden olacaktır.Peki ama bütün bunlar ne içindir?Şoför gençlerden ne istemektedir?Bu bir soygun olabilir mi?

İyi;Uzun araba yolculukları içeren hoş bir gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.Kurgu sıkmadan ilerliyor.Finalde ne olacağını tahmin etmek oldukça zor.
Kötü;Filmin geneline bakıldığında son çeyrek fazlasıyla durağan geçiyor.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

Cold Prey 2 (2008)


Epey ilgi çeken ilk yapımın kaldığı yerden devam eden serinin ikinci filmi,çizgisini koruyarak başarılı korku-gerilim filmlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.Jannicke'in şeytanın otelinden sağ kurtulmasının ardından,polis telsizine düşen bir anons sonrasında,kahramanımız donmak üzereyken bulunarak hastaneye kaldırılır.İşte bu olay sonun başlangıcını tetikleyecektir.
Jannicke'nin hayatını kurtaran polis memuru Ole,hastanedeki sevgilisi aynı zamanda doktor olan Camilla'ya olayla ilgili detayları bildirir.Jannicke bulunduğunda elinde kesici bir alet vardır ve belli ki birinden kaçmaya çalışmaktadır.Kısa bir uykunun ardından polislerin kendisine yönelttiği soruları cevaplamaya başlayan kahramanımız,kaldıkları dağ otelinden arkadaşlarının öldürülmesine değin herşeyi birer birer anlatır.Bunun üzerine yola koyulan ekipler,Jannicke'nin arkadaşlarına ait cansız bedenleri ve bütün bu olanların sorumlusu malum psikopat katilimizin cesedini de alarak yeniden hastaneye dönerler.
Camilla'nın önerisi üzerine morgdaki arkadaşlarını görmeye giden kahramanımız,son anda haklayarak hayatta kalmayı başardığı manyak katilin cesedini görünce tekrar travma belirtileri gösterir.Kısa bir süre sonra morgda cesetlerin üzerindeki eşyalarla ilgilenen hemşirenin,çoktan ölmüş olduğunu düşündükleri katilin nefes aldığını fark etmesi ile hemen doktorlara haber vererek onun yoğun bakıma alınmasını sağlar.Doktor Herman'ın görüşlerine göre donma sonrası kalp atışları çok düşük bir genliğe inse de yeniden ortam şartlarının normale dönmesi ile kişi hayata bağlanabilir.Keza psikopat katilimizinde başına gelenler tam olarak budur.Hastanedeki hareketlilikten bir şeylerin ters gittiğini anlayan Jannicke ise ansızın elektriklerin kesilmesi ile öncesinde ucuz atlattığı kabusun yeniden tekerrür ettiğini algılayacaktır.
Bu noktadan sonra yeniden hayata dönen acımasız katilimiz polisler dahil hastane personellerini teker teker haklamaya başlamıştır.Jannicke ise küçük bir hasta çocuk ve Camilla ile beraber hastaneden kurtulmaya çalışmaktadır.Bakalım gerilimin tırmandığı bol saklambaçlı kovalamaca nasıl sonlanacak...

Serinin diğer filmleri Cold Prey (2006) ve Cold Prey 3 (2010) için tıklayınız !
İyi;Hastane konsepti bu tarz yapımlar için her daim ilgi çekici olmuştur.Dahası son çeyrekte yeniden her şeyin başladığı dağ oteline dönüş oldukça başarılıydı.
Kötü;İlk bölüm daha akıcı kurgulanabilirdi.
Gereksiz;Hikayeyi geliştirmek adına bazı kılıfına uydurmalar :D
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

The Midnight Meat Train (2008)


Son dönemlerde sinema furyasında bir hayli görmeye alışık olduğumuz trende dehşet ya da metro da garip yaratıklar temalı filmlerin,Creep (2004) ile beraber atası sayabileceğimiz son derece başarılı bir yapım.Tabii gerek kapalı alanlar olmasıyla gerekse metro ya da tren de geçen tünelli kovalamacalı yapımlar,korku-gerilim filmleri severler için her daim iddialı alternatifler.
Filme gelecek olursak;Leon başarılı bir fotoğrafçıdır ve bir sanat galerisinin sahibi olan Susan’ı çektiği fotoğraflarla etkileyip,bol para kazanma gayesindedir.Ancak Susan sıra dışı bir bayandır ve isteklerinin yanısıra  fotoğraflardan bekledikleri bir hayli farklıdır.Leon,Susan’ın gözüne girebilmek için çok daha gerçekçi fotoğraflar yakalamak zorundadır.Leon kız arkadaşı Maya ile hayatı dolu dolu yaşayan,birbirlerini çok iyi tamamlayan bir çifttir.Maya’nın fikirleri ile nasıl bir şeyler çekmesi gerektiğini planlayan kahramanımız,kendisini bir metro da bulur.Saat oldukça geçtir ve bir kızı serseriler taciz etmektedir.Bu sırada yaşanan korku dolu anları fotoğraflara alan Leon,serserilerin kendisini fark etmesi ile bir hayli telaşlanacaktır.Ancak neyse ki tam da bulunduğu yerde bulunan bir kamera nedeniyle serseriler hem kızı hem de Leon’u rahat bırakarak çekip giderler.Kız ise gelen trene atlayıp yoluna devam eder.
Ertesi gün çektiği fotoları banyo yaptıran kahramanımız,birazda rastlantısal olarak çekmiş olduğu fotolar sayesinde Susan’ın kendisini fark etmesini sağlayacaktır.Kariyeri için son derece güzel bir gün geçirmiş olan Leon,evine kız arkadaşının yanına dönerken,gazetelerde dün yardım ettiği,serserilerin elinden kurtardığı kızın kaybolduğu haberini görür.Zaman kaybetmeden polise giden kahramanımız,derdini tam olarak anlatamayınca olayı kendi başına çözmeye karar verir.Olay gecesi çektiği fotoları yeniden incelemeye başlar ve tamda kaybolan kızın trene bindiği anda kompartımanın kapısını tutan,son derece ilgi çekici bir yüzüğe sahip gizemli birisini tespit eder.Dahası elindeki yüzükten tespit ettiği bu adamla,ertesi gün olay gecesiyle hemen hemen aynı saatlerde metro çıkışında  yeniden karşılaşır.Tuhaf görünümlü adam(Mahogany) oldukça sert mizaca sahip,sesiz sedasız elindeki bir çanta ile sürekli aynı takım elbiseyi giyen birisidir.Leon onu gözlemlemeye devam ettikçe,kısa bir süre sonra bu adamın adeta bir robot gibi yaşadığını ve her gün sürekli aynı saatlerde metroda yolculuk yaptığını saptar.Ayrıca Mahogany bir mandırada kasap olarak çalışmaktadır. Mahogany’ye ilişkin pek çok detayı öğrendikten sonra tek merak ettiği nokta olarak taşıdığı çantaya odaklanır.Acaba çantanın içinde neler vardır?
Şüphelerini ve bu adamda sezdiği sıra dışı bazı olayları kız arkadaşı Maya ile paylaşan Leon,bir gece Mahogany ile metro yolculuğu yapmaya ve bu şekilde neden sürekli aynı saatlerde bir yerlere gittiğini anlamaya çalışır.Ancak trende görecekleri kanını dolduracaktır. Mahogany kanlı bir cellattır ve insanları öldürüp sanki bir mezrada çalışırmışcasına onları demir askılara asıp bir yerlere servis etmektedir(?) Ama nereye?
 Yaşadığı dehşet dolu anları Maya’ya anlatan Leon,artık kabuslar da görmeye başlamıştır.Kaderin cilvesiyle yeniden bu kez yanında kızarkadaşı ile o meşhur trene binecek olan kahramanımız,belki de asla unutamayacağı hayatının serüvenine çıkmak üzeredir.
“Siz doğmadan önce bütün insanların doğumu bu kadar uzun sürerdi.Belki daha uzun.Şimdi bizi buldun.Eğer yaymazsan kimse sırrını bilemez.Onları koruyup besliyoruz.Denge böyle sağlanıyor.Dünyaları ayrı tutmak için,bunlar yapılmak zorunda.”



İyi;Gerilim düzeyi,son çeyrek,sürükleyici kurgu.Bu filmi sevenler Creep (2004) ve Stag Night (2008) yapımlarını da izleyebilirler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Eden Lake (2008)

Jenny kreşte öğretmen olarak çalışmaktadır ve çocuklarla arası çok iyidir.Steve,Jenny’nin eşidir ve onunla güzel bir hafta sonu geçirmek amacıyla Eden Lake çevresinde kamp yapmayı planlar.Jenny’den de kamp fikri konusunda olumlu yanıt olan Steve,en son yıllar önce gittiği Eden Lake hakkında gerek doğal güzellikleriyle gerekse konumuyla,müthiş bir ön izlenime sahiptir.Kampın ilişkilerine yeni bir soluk kazandıracağını düşünmektedir.
Eden Lake bölgesine ulaşan çiftimiz,ilk olarak kamp alanının belediye tarafından tel örgülerle kapatıldığını fark eder.Ancak Steve Jenny’yi  bu manzarası ile nam salan büyüleyici yerden,üstelik kapısına kadar gelmişken,geri dönerek  mahrum bırakmak istemez.Steve bir yolunu bulur ve kahramanlarımız tel örgüyü dolaşarak Eden Lake’e girerler.Arabalarını kamp yapacakları yerden bir hayli uzakta bırakmak zorunda kalsalar da,gerekli gördükleri eşyaları taşıyarak,huzur dolu geçeceğine inandıkları tatillerine başlarlar.Gölün tel örgülerle kapatılmasından ve etrafta başka hiçbir kampçı bulunmamasından yola çıkan çiftimiz,baş başa romantik saatler geçirmeyi umarlar.Ancak çok geçmeden bu ıssız yerde yalnız olmadıklarının farkına varırlar.Ergenliğe yeni girmiş 5-6 kişilik bir genç grubu,yanlarında köpekleriyle beraber,sorumsuz davranışlar sergilemektedirler.Dahası gençler bikini ile güneşlenen Jenny’yi taciz etmeye başlarlar.Bunun üzerine Steve onları uyararak burayı terk etmelerini ya da daha uzak bir yerde eğlencelerine devam etmelerini ister.Bakalım gençler bir büyüğün tavsiyelerini dinleyecekler midir?
Steve’in de uyarıları sayesinde,gölü terk eden geçler,Jenny’nin derin bir nefis alıp,rahatlamasına neden olacaktır.Steve ise bu yaşadıklarının yapacakları kamp süresince,başlarına gelen son aksilik olduğu konusunda Jenny’i telkin eder.Bu sırada hava kararmıştır ve kahramanlarımız  kamp çadırlarını kurarak dinlenmeye çekilirler.Çiftimiz sabah olunca arabalarına doğru yola çıkarak,kasabaya inip güzel bir kahvaltı yapmayı planlar.Ancak arabaları ulaştıklarında,lastiklerden birinin dünkü tartışma yaşadıkları gençler tarafından patlatıldığını anlarlar.Steve’in biraz ağzının tadı kaçsa da  lastiği değiştirdikten sonra yine de kahvaltı sözünü tutar.
Kasabadayken kendilerine huzursuzluk veren sahildeki gençlerin de bu çevrede  yaşadıklarının farkına varan çiftimiz,karınlarını doyurduktan sonra yeniden kamp alınana dönerler.Kahramanlarımız yüzerek keyifli vakit geçirirlerken bir anda  arabalarını hareket halinde görürler.Bunlar o baş belası gençlerdir ve Steve’in arabasını çalmışlardır.Bu durum karşısında oldukça sinirlenen Steve,gençlerin peşine düşerek onlara hadlerini bildirmek için yola koyulur.Jenny ile beraber ormanın derinliklerine uzun bir koşuşturmanın ardından,yaktıkları ateşin etrafında ellerindeki içkileri yudumlayan gençleri bulurlar.Steve sert bir mizaçla arabanın anahtarlarını geri ister.Ancak gençler problem çıkarmaya niyetlidir ve Steve’e bıçak çekerler.Bu sırada bir yandan da köpeklerini Steve’e saldırtırlar.Steve kendisini korumak için istemeden de olsa gençlerin köpeğini,arbede de eline geçirdiği bıçakla öldürür.Gençler çılgına dönmüştür.Bu sırada Jenny ise fırsattan yararlanıp arabanın anahtarını ele geçirmiştir.Jenny ve Steve arabalarına atlayarak bu lanet yerden kaçmak isterler.Gecenin karanlığındaki kovalamaca ve gençlerin şiddete başvurmaları ile artacak gerilimin içerisinde,aklı selim kalmaya çalışan olgun çiftimiz,bu kabus gibi geceden kurtulabilecek midir?

İyi;Filmin finalinde,toplumun çekirdeğini oluşturan aile yapısının ne denli önemli olduğu önermesi bir kez daha doğrulanmış oluyor.Armut dibine düşer mantığıyla,gençlerin durumunu gözler önüne seren bu filmde,herkesin dikkate alması gereken toplumsal bir mesaj göze batıyor. Kötü;İşlerin o noktaya gelmesi daha iyi kurgulanabilirdi. Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Vacancy 2: The First Cut (2008)

Serinin devam filmi olan 'Vacancy 2: The First Cut' ilk yapımdan aklımızda kalan pek çok soru işaretine cevap verebilecek nitelikte.Yine aynı konsepte ilerleyen tek mekan filmlerinden biri olarak boy gösteren yapım,seyirciyi kronolojik olarak ilk filmin öncesine götürüyor.Ancak olayların nasıl geliştiği ve motelin nasıl olur da canice faaliyetlerin gerçekleştiği mezbaha misali bir mekana dönüştüğü önermesi ise pek tahmin edebileceğiniz cinsten değil hani...
Motelin sahipleri esasında sadece röntgencilik işleriyle uğraşan ve bu erotik kasetleri satarak para kazanan gençlerdir.Yine motelde asyalı bir çiftin oda tutması üzerine gizli kameraların kayıt yaptığı stüdyolarına gelerek çifti saniye saniye kaydetmeye başlayan ikilimiz,bu sırada motele gelen yeni bir çift ile ilgilenmek durumundadır.Onları   rahat kayıt yapabilecekleri odalardan birine yönlendiren sapık ikilimiz,stüdyolarına dönerek geceyi renklendirmenin çabasındadır.Ancak ekrana yansıyanlar olayın boyutunu değiştirecektir.Keza her şey rutini takip ederken odayı kiralayan adam bir anda bıçağını çıkarak bayanı doğramaya başlamıştır.İşte bu noktada olaya dahil olan ikilimiz,odaya girerek katil adamı kendilerince yakalayarak etkisiz hale getirirler.
Çektikleri erotik videoları pazarladıkları elemanın gelmesi ile onunla ilgilenen ikilimiz,kazara aynı gece yaşanan cinayet vakasının ekrana yansıması ile paniklerler.Ancak yaşananlar işleri farklı bir boyuta getirecektir.Artık sattıkları erotik içerikli videoların para etmemesi ile yeni arayışlara geçen motel sahipleri,cani katilimiz ile iş birliği yapma yoluna gidecektir.Yapılacak iş basittir.Motele gelen çiftler her zaman olduğu gibi ağırlanacak ve malum odada yaşadıkları an ve an kayda geçecektir.Gecenin devamında ise katilimiz odaya girerek onlara avlayacaktır.Böylece hem çok para eden bir kaset elde edecekler hem de işin riskli bölümünü bir başkasına yaptırarak olası aksiliklere karşı kendilerini sigortalayacaklardır.
Döngünün bu şekilde devam etmesi ile giderek profesyonelleşen ekibimiz,yine bir gece motele konaklamaya gelen çifti ağlarına düşürmüştür.Ancak bilmedikleri şey ise ekstra oda kirasından kurtulmak isteyen gençlerin üç kişi olmasına rağmen tek oda tutmasıdır.Ufak bir hesap hatasından doğan sonuçlar ise her şeyi alt üst etmeye yetecektir...

Serinin ilk filmi Vacancy (2007) için tıklayınız !
İyi;Devam filmi olarak aklımızda kalan pek çok soru işareti giderilmiş durumda.Gerilim düzeyi yine yüksek.
Kötü;Kurgu ilk yapıma göre basit kalmış.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Martyrs (2008)

Yıl 1971,yer Fransa;birkaç ay önce kaybolan küçük kız çocuğu Lucie;bitap,vücudunun çeşitli yerlerinde yara bere izleri ile sokakta deliler gibi koşuştururken bulunmuştur.Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemeler sonucunda herhangi bir cinsel taciz izine ya da istismara rastlanmamıştır.Ancak neden aylarca kayıp olduğuna ve kimler tarafından alıkonulduğuna ilişkin hiçbir bilgi elde edilememiştir.Polislerin yaptığı incelemeler sonucunda Lucie'nin nerede tutulduğu saptanmıştır.Gazetecilerin olay yerini çekme talepleri kabul edilmiş ve insanın kanını donduracak cinsten olan suç mekanı yayınlanmıştır.Bu işin faalinin Martyrs tarikatı olduğu düşünülmektedir.
Lucie,yaşadığı bu büyük travmanın ardından rehabilite olması için sosyal hizmetler bünyesine kazandırılır.Ancak Lucie'nin tedavisinde pek fazla yol kat edilememektedir.Özellikle geceleri başkaları tarafından görülemeyen bir şeylerden korkarak kendisine zarar verme eğilimindedir.Derdini kimseye anlatamaz.Zaten sessiz sedasız bir kızdır ve sadece Anna isimli arkadaşı ile diyaloğu vardır.Lucie kabuslarla dolu uzun yılların ardından Anna ile can yoldaşı olur ve onu ailesi yerine koyar.Bu iki yakın arkadaş artık kendi ayaklarının üzerinde duracak yaşa gelmişlerdir.
Bir gün Lucie Anna'ya,kendisini tutsak eden ailenin izini gazete aracılığı ile bulduğunu ve gidip intikamını alacağını söyler.Yıllardır yaşadığı kabuslardan ancak bu yolla kurtulabileceği hususunda Anna'yı da ikna eder.Anna,Lucie'den telefon bekleyecektir ve o aradığında arabayla almaya gidecektir.
Başına neler geleceğinden habersiz,kahvaltılarını yapmakta olan geçmişin kara lekesinden kurtulamayan ailemizin kapısı çalar.Gelen Lucie'dir ve aileyi 2 çocuğuyla beraber katleder.Ona yapılanların hesabını sormuştur ve artık ruhen iyi olacağını düşünmektedir.
Anna'yı bekleyen Lucie evde yalnız değildir.Dahası yaşadığı kişilik korkuları  yeniden kendisine zarar vermesine neden olmuştur.Bir şeyler görmektedir ve gördüğü şeyin hayal mi gerçek mi olduğu konusunda aklı ona oyunlar oynamaktadır.Kısa bir süre sonra Anna eve ulaşır.Lucie'nin yaralarını tedavi etmeye çalışır ve ondan biraz dinlenmesini ister.Anna da bu sırada cesetleri gömüp,evi yakıp olay yerinden Lucie ile beraber uzaklaşmayı planlamaktadır.Lucie uyanmıştır ve yine bağıra çağıra kendisine zarar vermektedir.Anna onu durmaya çalışır ancak sanki karşısında birisi varmışçasına hayatta kalmak için bir şeyle kıyasıya savaşmaktadır.Çok geçmeden Lucie boğazını keserek intihar eder.Peki bütün bu olanların sebebi nedir?Lucie gerçekte olmayan bir şeyden nasıl da bu kadar korkabilmiş ve kendisini öldürerek ondan kurtulma yolunu seçmiştir.
Can yoldaşı arkadaşı Lucie'nin ölümü Anna üzerinde psikolojik olarak ağır hasarlara neden olmuştur.Halen bu kan gölüne dönen evden çıkamamıştır.Ne yapacağını düşünmeye odaklanırken,salondaki vitrinin evde yaşanan arbede sonucunda hasar gördüğünü ve arkasında oda benzeri bir boşluk olduğunu keşfeder.Yaşadıklarından sonra kendisini korkutacak daha büyük bir felaket olamayacağını düşünür ve orayı kontrol etmeye karar verir.Gördükleri tam da Lucie'nin anlattıkları gibidir.Burası türlü işkencelerin yapıldığı zindan benzeri bir yapıdır.Çok geçmeden,seslerden hala canlı olan bir tutsak olduğunu anlar.Bu tutsak yine bir kızdır ve vücudu ağır şekilde tahrip edilmiştir.Kahramanımız zavallı kızı oradan çıkarır.Tam bu sırada evin kapısı açılır ve bir adam kızı vurarak öldürür.Anna şoktadır,karşısında hiç tanımadığı silahlı adamlar vardır.Bunlar da kimdir?
Film buraya kadar bol kanlı ve sadizmin doruklarında gezse de bu aşamadan sonra tam anlamıyla felsefeye kayacak...Anna,Martyrs tarikatı tarafından tutsak edilir ve Madam denilen tarikatın lideri bayanın karşısına geçirilir.Madam Anna'ya Lucie'den başlayıpta,şu an başına geleceklere değin kısa bir konuşma yapar.Martyrs tarikatı ilkin deneysel olarak başladığı,bu işkencelerle dolu sadist eylemleri,arınma ve tanrı katında yer edinme amaçlı yapmaktadır.Onlara göre ancak genç  bir kız bu işleme  uygun  olup yaşayacağı bütün bu acılar sonrasında eğer ki vücut ve beyin olarak daha fazla acı çekemeyecek noktaya gelirse,arınmış olabilecektir.Buna aynı zamanda olağanüstülük mertebesi demektedirler.Bu olayın felsefik yönü ise ancak arınmış bir kızın öbür dünyaya ilişkin gerçekleri görebileceğidir.Martyrs tarikatının uyguladığı işkenceler ise;önce bir şeyle korkutma ardından o korkuyu yenebilme amaçlıdır.Öyle ki Lucie'nin gördüğünü söylediği yanılsamalar ve Anna'nın kurtardığı diğer kızın ise vücudunda bir şeyler yürüdüğünü hissetmesi ile kendisine zarar vermesi gibi...

İyi;Özellikle ikinci yarısı itibariyle son derece başarılı bir yapım.Final de çok iyi. Gereksiz;Filmin büyük bölümü bol kanlı Fransız sineması yapımlarıyla benzer klişe özelliklere sahip. Kötü;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | |

Autopsy (2008)

 
Hollywood korku sinemasının belki de en sevdiği tür olan;bir grup genç ve başlarından geçen dehşet dolu olaylar temalı 'Autopsy',sıkılmadan izleyebileceğiniz hoş bir alternatif.
Konu olarak;yıllar önce kapatılmış bir hastanede psikopat bir doktor ve emrindeki idari kadrodan oluşan tayfa ile laylaylom gençlerimizin yollarının kesişmesi ve sonrası malum olaylar sizleri bekliyor.
Gençler çılgınlar gibi eğlenmişlerdir.Aldıkları alkolün de etkisiyle eve dönüş yolunda üzerinde hastane elbiseleri olan gizemli bir adama çarparlar.Arabadan inen gençler panikleyerek ne yapacaklarını ve kazanın sorumlusunu aralarında tartışırlarken,cep telefonlarınında sinyal alamaması üzerine bir hayli telaşlanırlar.Bu sırada kimsenin çağırmadığı bir ambulans olay yerine gelir.Gençler kendilerini şanslı hissederler,çünkü kazadan ufak tefek yaralar almışlardır.Ambulanstan daha çok hapishane filmlerinde görmeye alışık olduğumuz,elleri kolları dövmeli,pek de tekin görünmeyen iki görevli iner ve kahramanlarımıza yardımcı olmaya çalışır.İlk yardım görevlileri sağlığın her şeyin önünde olduğunu söyleyerek,gençlerin kendileriyle hastaneye gelmelerini ve rutin kontrollerden geçtikten sonra bir çekici çağırarak arabaları yolun ortasından aldıracaklarını söylerler.Bu fikre sıcak bakan kahramanlarımız,ambulansa atlar ve terk edilmiş,döküntü bir görüntüsü olan hastaneye getirilirler.
Hastanede kahramanlarımızı otoriter görünümlü bir hemşire karşılar ve gençleri yaralanma ciddiyet sıralamasına göre üst kattaki doktorun yanına göndereceğini söyler.Saatler gecenin yarısı olduğundan mıdır bilinmez,hastanede kahramanlarımızdan ve birkaç üniformalı görevliden başka hiç kimse yoktur.Girişteki dinlenme salonunda sıralarını bekleyen gençler,çok geçmeden üst kata yönlendirilerek tedaviye alınırlar.Üst kata giden arkadaşlarının dönmemesi ve hastane görevlilerinin garip tavırlarından burada bir işler döndüğünü anlayan Emily,hem kendisini hem de arkadaşlarını kurtarabilmek adına,sadistçe eylemlerin yapıldığı bu mekanda,hayatta kalma savaşında tüm gücünü sarf edecektir..
Her biri hastanenin bir tarafına dağıtılan gençlerden;kimisine psikolojik şiddet,kimisine ise fiziksel işkenceler uygulanacaktır.Peki ama bütün bunların sebebi nedir ve bütün bu olayların arkasında kim vardır?Tedavisi yapılan Emily'nin,Dr.David'in davranışlarından rahatsız olması ve hastane içerisinde bazı kapıları kitli odalara ulaşarak,burasının aslında gerçek bir hastane olmadığı ve görevlilerinde tamamen düzmece olduğunu gerçeğini anlaması ile film başka bir boyuta ulaşacaktır.Düşünsenize tedavi edilmek üzere kaldırıldığınız bir hastanede,sizin etinizden sütünüzden vs yararlanmaya çalışan psikopat bir doktor ve emrilerini yerine getiren,görevli kılığında bu işi para karşılığında yapan,eski mahkumlar var.Hal böyle olunca Emily başta olmak üzere kahramanlarımızın buradan sağ çıkmaları imkansız gibi.
Her şeye rağmen inadını sürdüren Emily,zamanla arkadaşlarının cansız bedenlerine ve parçalara ayrılmış uzuvlarına rastlar.İyiden iyiye dehşete kapılan ve psikolojisi bozulan Emily,bütün bu olayların arkasında Dr.David'in adeta zombiye dönüşmüş karısını,hayatta tutabilmek adına yapmış olduğu doku nakillerinin olduğunu anlar.Artık en büyük hedefi,arkadaşlarının yok edilmesine neden olan,doktorun karısını öldürmektir.


İyi;Genel olarak vasat bir görüntü çizen bu filmde,pek çok tarzdan esintiler olduğunu söylemek mümkün.(Gençlik filmi,tek bir mekanda geçen film,bol kanlı dehşet öğeleriyle süslü film vs gibi.)
Kötü;Oyunculuk ve çekim tekniklerini pek beğenmedim ancak yine de sıkılmadan izlenilebilir.

Gereksiz;Filmin süresi pek uzun olmamasına rağmen,saçma sıkıcı sahnelerin çokluğu.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

From Within (2008)

Şirin,sakin bir kasaba olan Grovetown, gençlerin gizemli ölümleri ile çalkalanmaktadır.Kasaba ahalisi ise inanışlarına sıkı sıkıya bağlı olup,olan bitenlerin nedenini sorgulamazlar.Ölümlerin giderek artması kasabada tedirginlik yaratsa da,çoğunluk bu kötü günlerin ancak inanışları sayesinde geçeceğini düşünmektedir.Kimin haklı olduğunu ise zaman belirleyecektir.Arkadaşlarının birer birer ölümleriyle sarsılan Lindsay ise bir şeylerin ters gittiğinin farkındadır.Rahibin oğlu ve aynı zamanda Lindsay’in erkek arkadaşı olan Dylan olanlarla ilgili bambaşka teorilere sahiptir.Babasının aksine dini olarak daha fanatiktir ve sabredip bu kötü olayların bitmesini beklemek ona göre aptallıktır.Kendi fanatik fikirlerini herkese duyurmaya ve yanına yandaş toplamaya başlamıştır...
  Bir gün Dylan yine çevresindekilere vaaz vermeye başlar ve olayların sorumlusu olarak annesinin cadı olduğuna inanılan kasaba tarafından dışlanmış  Aidan ismini işaret eder.Aidan sessiz sedasız  yaşamını sürdüren,pek arkadaşı olmayan,toplum tarafından dışlanan birisidir.Zaten kendisi de kasabadaki diğer insanlardan nefret etmektedir.Çünkü kasabalılar, Aidan’ın annesini inançlarına uymadığı ve cadı olduğu gerekçesiyle yakarak katletmişlerdir.Okulda herkesin içinde Dylan’ın,Aidan’ı  bütün bu ölümlerin sorumlusu göstermesi ve tartaklaması Lindsay’in hoşuna gitmez.Dylan ve kalabalığı yatıştırarak Aidan’ı korumak ister.Zamanla Aidan ve Lindsay arasında yakın bir arkadaşlık başlar.
Lindsay arkadaş canlısı bir kızdır ve çevresinde mağdur edildiğini düşündüğü kişilere karşı daha hassas davranır.Aidan,bir gün Lindsay’i evine davet eder ancak bu ev kasabalı tarafından cadının evi olarak betimlenen,hiç kimsenin oraya gitmeye cesaret edemeyeceği bir yerdir.Dahası inanışları da kasabalıları  o evden uzak tutar.Aidan’ın vefat eden annesi ve kasabalı arasında yıllar önce nasıl bir olay yaşanmıştır ki bu karşılıklı nefret,yıllar sonra bile halen devam etmektedir.
  Kasabada gizemli ölümler,açıklanamayan olaylar yaşanmaya dursun kahramanımız Lindsay,Dylan ve arkadaşlarının aksine inancı zayıf birisidir.Ayrıca ölüm sırasının kendisine geldiğini düşünmektedir. Ölümlerin ardı arkası kesilmeyen bu kasabada, kendisini korumak için alternatif yollar denemektedir.Öyle ki Aidan ona büyülerden söz etmiş ve bu yaşananların ölümcül bir büyü sebebiyle olabileceğinden bahsetmiştir.Büyülerin negatif enerji ile beslendiğini ve bu nedenle tılsımı kırabilmek için ölüm düşüncesinden uzaklaşmasını istemiştir.Aidan’ın kız kardeşi ise Lindsay’in de her kasabalı gibi kendilerinden nefret eden birisi olduğunu düşünmektedir.Aidan’ın Lindsay’e olan ilgisinden bir hayli rahatsızdır.Onu kendi evlerinde görmeye tahammülü yoktur.
Aidan,Lindsay’e olan bağlılığından ve onun hayatını kurtarmak istemesinden ötürü Lindsay’e, kasabaya bu lanetin,erkek kardeşi ve kendisi tarafından salındığını anlatır.Lindsay’i kaybetmeyi göze alamadığından ötürü kasabalıya olan nefretini bir kenara koyup büyüyü bozmak ister.Bu arada fanatik kasabalılar olayların sorumlusu olarak Dylan’ın fikirlerini benimseyerek Aidan’ı suçlamaktadırlar ve aynı eskiden yaptıkları gibi Aidan’ın evini ateşe verirler.



İyi;Kasabadakilerin inanışlarının sorgulanmasına ve kendilerini korkutan bir şeye karşı,nasıl da başkalarının hayatını hiçe sayabildikleri mercek altına alan başarılı bir gerilim filmi.
Kötü;Giriş bölümü başarılı olsa da ortalara doğru sıkıcı buhranlı bir yapım haline dönüşüyor.
Gereksiz:Finali beğenmedim.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

House (2008)


Jack,Stephanie çifti birlikteliklerinin en sorunlu günlerini geçirmektedir.Bu konuda yardım almak için bir evlilik danışmanından randevu alan kahramanlarımız,araçlarıyla yolculuklarına devam ederlerken,kırsal bir bölgede kaybolurlar.Dahası peşlerine düşen garip bir polis onları telaşlandırarak ufak bir kaza yapmalarına neden olacaktır.En nihayetinde Jack’in polis memuruna otoyolu sorması üzerine tarifi edinen ikilimiz,yeniden yola koyulurlar.Ancak çok geçmeden garip şekilde etrafa saçılmış mekanik aksana çarparak,arabalarının kullanılamaz hale gelmesi sonrasında ormanda mahsur kalırlar.Öte yandan yine tam da kaza yaptıkları yerin yakınında benzer şekilde tekerleri patlamış bir başka araba olduğunu keşfederler.Bekleyerek zaman kaybetmek istemeyen çiftimiz yol üzerinde gizemli bir eve sığınırlar..
 Bu malikane "The Tin Man" lakablı eli kanlı katilin evidir.Bundan habersiz ikilimiz bir başka mağdur çiftle tanışırlar.Onlar ormanda gördükleri kaza yapan aracın sahipleridir.Peki ama malikanenin kendi ahalisi nerededir?Kahramanlarımızın aksine Randy ve kız arkadaşı geceyi burada geçirerek sabah saatlerinde yola koyulmayı planlamaktadır.Daha ilk andan itibaren bir şeylerin garip olduğunun farkına varan Jack ve Stephanie ise telefonu kullanarak arabaları için çekici çağırmanın derdindedir.Malikanede dolaşmaya başlayan gençler ansızın buranın asıl sahibi olan yaşlı bir aile ile karşılaşırlar.Oldukça tuhaf görünümlü bu insanlar nazik davranarak yemek servisi yapmak isteseler de,asıl amaçlarının ne olduğu çok geçmeden ortaya çıkacaktır.Teneke bir kutunun üzerinde yazanlar ile dehşete kapılan kahramanlarımız artık başlarının nasıl bir belada olduğunun bilincindedirler.Teneke adam onlara bir mesaj göndermiştir.
‘Evime hoş geldiniz.Ev kuralları;
Kural 1; tanrı evime geldi ve ben onu öldürdüm.
Kural 2; evime gelen herkesi tanrıyı öldürdüğüm gibi öldürürüm.
Kural 3 ;bana sabaha kadar bir ceset verin ki ikinci kuralı pas geçiyim…'
Hemen malikaneyi terk edip buradan çıkmayı düşünen gençler ne yazık ki az önce tanıştıkları garip ailenin  izin vermemesi  ve dışarıdaki teneke adamın sürekli karşılarına çıkarak kendilerini taciz etmesi ile burada kapana sıkışmıştır.Şimdi yapmaları gereken serinkanlı şekilde davranmak ve içinde bulundukları tehdite karşı akılcıl çözümler bulmaktır.
Zamanla hayatta kalmak adına bireysel davranmaya başlayan gençler,ne yazık ki göründüğünden daha büyük ve komplike olan evin derinliklerinde kaybolacaktır.Jack’in yardımına yetişen ufak bir kız çocuğu ise onların en büyük umudu olacaktır.Güneşin doğmasına az bir süre kala talihsiz kahramanlarımız belki de hayatlarının en önemli sınavı iyi yüzleşmek zorundadır...

İyi;En azından sıkmayan bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Onun dışında pek de olumlu şeyler söylemek mümkün değil.
Kötü;Tek mekanda geçen filmler arasında kurgu olarak sıkıntılı.Mantık hataları vs...Ayrıca son çeyrek beklentilerin çok altında kalmış.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

Donkey Punch (2008)

Arkadaşları Tammi’nin isteği üzerine İspanya’ya gelen üç kız arkadaş,bir partide tanıştıkları gençlerle arkadaşlık kurmaya başlarlar.Marcus’un önerisi ile sahile gitmeyi kabul eden kızları hoş bir sürpriz beklemektedir.Marcus ve Bluey onları yatlarına davet ederek,partiyi orada devam ettirmeyi planlamaktadır.Her ne kadar Tammi bu fikre pek sıcak bakmasa da özellikle Lisa ve Kim’in ısrar etmesi ile o da teklifi kabul edecektir.Bakalım eğlenceli başlayan yat yolculuğu nasıl devam edecek...
Kahramanlarımızın yata gelmesi ile halihazırda orada bulunan Sean ile tanışan kızlar,eğlenmeyi biraz abartınca,kıyıdakileri rahatsız ederek dikkat çekmek istemeyen Marcus,denize açılmayı teklif eder.Amaç güneş batarken Akdenizde içkilerini yudumlamaktır.Bluey’in olaya dahil olması ile extacy alarak kontrolü kaybetmeye başlayan kahramanlarımız,her Hollywood filminde olduğu gibi birbirlerine uçuşmaya başlarlar.Zira ufak bir sorun vardır hani…Kızlar üç kişi,erkekler ise dört kişidir.Tammi için kardeşlerden (Sean-Josh) biri şansını pek de zorlamamalıdır.
Eğlencenin doruklarına ulaşan gençler,yaptıkları da kasete çekerek samimi bir anı yaratmaya çalışmaktadırlar.Lakin Josh biraz olayı abartınca olanlar olacaktır.Lisa bir anda kaskatı kesilmiş ve soluksuz halde öylece yere yığılmıştır.Ansızın gerçekleşen bu olay sonrasında,kahramanlarımız birbirlerini şerefsizlikle suçlamaya başlar.Lisa'nın aşırı doz alarak öldüğü düşünen gençler,olay sırasında halen kayıt yapmaya devam eden kamerayı keşfederek neler olduğunu anlayacaklardır.Kaptan vekili olarak yatta bulunan Marcus olaya el koyarak,bir an önce ceseti denize atıp,uluslararası sulara ulaştıktan sonra polise haber vermeyi planlar.Esasında Josh ve abisi Sean için de belki de en ideali budur.Tabii bu arada Josh’ın baskısı ile kasette denize atılacaktır.Yani yaşanan tatsız olaya dair polisin eline geçebilecek hiçbir ipucu kalmamalıdır.
Kızların olayın iç yüzünü öğrenerek,arkadaşları Lisa’nın öylece denize atılmasına karşı çıkması ile yatta sözlü olarak başlayacak karşılıklı suçlamalar,uzun süredir yakın arkadaş olan gençlerden de Bluey’in kaseti denize atmadığının ortaya çıkması sonrasında gerilimin ayyuka çıkacaktır.Birbirlerine sırtlarını dönmeye başlayan kahramanlarımız,neşeli başlayan günün bu hale gelebileceğini nasıl tahmin edebilirdiki?



İyi;Film malum olay gerçekleşene kadar oldukça vasat ilerliyor,sonrasında ise yapımı sıradanlıktan uzaklaştıran gerilim ve paranoya dolu hareketli bir ikinci yarı sizleri bekliyor.
Kötü;Gereğinden fazla erotik sahneler,final daha farklı düşünülebilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ocak 2012 | Etiketler : | | |

The Ruins (2008)


Yer Meksika,ucuz tatil yapmak için yola çıkan dört Amerikalı yakın arkadaş eğlencenin doruklarındadır.Stacy ve Amy samimi arkadaşlardır.Amy’nin erkek arkadaşı Jeff bir tıp öğrencisidir.Stacy’nin erkek arkadaşı olan Eric ise eğlencesine düşkün maceraperest birisidir.Plajın,denizin ve güneşin tadını çıkaran kahramanlarımız,tatillerinin sonuna doğru ormanın derinliklerindeki Mayalardan kalma relik bölgesini ziyaret etmeyi planlarlar.Tatilde Mathias isimli bir Alman turistle tanışmışlardır.Mathias kardeşi ile beraber Meksika’ya gelmiştir,fakat kardeşi kız arkadaşı olan bir arkeolog ile tam da bizim kahramanlarımızın gitmek için yanıp tutuştukları Maya harabesini incelemeye gitmiştir.Ne yazık ki Mathias kardeşinden son birkaç gündür haber alamamıştır.Hem Mathias hem de kahramanlarımızın ortak hedefi bölgeye ulaşmaktır.Böylelikle Mathias da planlarına dahil olur.Kafilemizin Maya harabesi ziyaretleri ile karşılaşacakları bir takım sıra dışı olaylar,asla unutamayacakları saatler yaşamalarına neden olacaktır.
 
Otellerinden ayrılan gençler,Maya harabelerine yol almak üzere,arazi koşullarını da göz önüne alarak bir kamyonet kiralamaya karar verirler.Yanlarına birde Meksikalı rehber alırlar.Ormanın derinliklerine ulaştıklarında kamyonetin şoförü,arandığında tekrar o bölgeye gelip kafilemizi almak üzere,kasabaya geri döner.Daha gezilerine başlar başlamaz kahramanlarımız cep telefonlarının burada çekmediğini anlarlar.Ancak Mathias uluslararası hattı olan özel bir telefona sahiptir ve bu telefonun her yerden sinyal alabildiğini söyleyerek panikleyen kahramanlarımızı sakinleştirir.Yollarına yürüyerek devam eden kafilemiz kısa bir süre sonra tuhaf kılıklı ve yöresel bir lisan kullanan kabile benzeri garip insanlarla karşılaşır.Tam da aradıkları Maya harabesini bulmuşken,ellerinde oklar ve yaralayıcı aletler olan bu insanlar da kimdir?Bu sırada tercüme hatasından ötürü ortamın gerginleşmesi ve çevirmenin vurulması,gençlerin piramit benzeri reliğe tırmanmalarına neden olacaktır.Burada güvendedirler,çünkü  nedenini bilmedikleri bir sebepten ötürü kabile adamları bu relikten uzak durmaktadır.
  
Yaşadıkları kovalamacanın  ardından kahramanlarımız,Mathias’ın telefonunu kullanarak yardım aramayı umarlar.Ancak aşağıdaki arbede sırasında Mathias telefonunu kaybetmiştir.Artık işler daha da zorlaşmıştır.Reliğin çevresi sarmaşık benzeri yoğun bir bitki ağı ile çevrilidir ve ortasında kuyu benzeri bir aşağı iniş tüneli vardır.Etrafı keşfetmeye devam eden kahramanlarımız burada kamp yaparak,aşağıdaki kabile adamları dağılınca bir fırsatını bulup buradan uzaklaşmayı planlarlar.Lakin Mathias’ın reliğin çevresinde kardeşinin cansız bedenini bulması yaşadıkları gerilimi daha da tırmandıracaktır.
 

Uzun,umutsuzluk dolu bekleyişin ardından Jeff,sularının da azaldığını ve burada daha fazla kalamayacaklarını düşünerek,kuyu yoluyla reliğin derinliğine inmeyi düşünür.Mathias kardeşinin de ölümünün ardındaki gerçeklerin belki de karanlık kuyuda saklı olduğunu düşünerek bu işe gönüllü olur.Ancak tamda aşağıya sarkmaya başlamışken, onu taşıyan halat kopar ve yere düşerek ağır yaralanır.Artık bir hata daha yapma lüksleri yoktur.Bu nedenle en hafifleri olan Stacy’i kuyudan aşağıya yollarlar.Stacy tam zemine inecekken bir kaza geçirir ve bacağını yaralar.Başları yeterince derde giren kahramanlarımızdan Jeff ve Amy;ölüm tehlikesini de göze alarak,reliğe tırmandıkları merdivenleri kullanıp aşağı inip yardım aramaya karar verirler.Ancak halen kabile üyeleri oradadır ve Jeff ve Amy’nin ormana ulaşmasına engel olurlar.Bunun üzerine yeniden reliğe tırmanan Jeff ve Amy,umutsuzca ne yapabileceklerini düşünmeye başlarlar.Sedye benzeri bir sistem kurarak yeniden kuyuyu kullanıp,Stacy ve Mathias’ı oradan çıkarırlar.Jeff her ikisinin de yaralarıyla ilgilenir.Uzun bir gecenin ardından uyanan kahramanlarımız,Mathias’ın sedye üzerinde,relikteki sarmaşık benzeri garip bitki ile sarılmış yarı baygın bedenini bulurlar.Dahası bu bitkiler Stacy’de hareket ederek yakınlaşmaya çalışmaktadır.(*tropizma)Kısa sürede Jeff,asıl tehlikenin aşağıdaki barbar kabile üyeleri değil,sarmaşığı andıran garip bitkiler olduğunu anlayacaktır.(**endemik)Bu bitki akan kana hareket ederek,ulaştıkları vucüdu konak olarak kullanıp,bir tür parazitizm gibi yok etmektedir.


İyi;Tarz olarak sıradan bir grup genç ve başlarından geçen olaylar dizisi temalı korku filmlerinden farklılıklar gösteren yapımı beğenenler için Splinter (2008) filmi tavsiye edilir.
Kötü;
Gereksiz;Telefon esprisi.
Editör'ün Puanı

*Uyartının yönüne bağlı olarak meydana gelen yönelme hareketidir.
**Bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca orada yetişebilen ve benzer ekolojik niteliklere sahip olsa dahi yer yüzünde sadece o yöreye özgü olan bitki çeşididir.
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | | |