Güncel İncelemeler;

The Unborn (2009)

The Unborn (2009)
''Bazı insanlar iki dünya arasında kalır.Özellikle ikizler aynadaki yansımalar gibi diğer dünyaya açılan kapılardır."
Üniversite öğrencisi olan Casey son zamanlarda çeşitli buhranlar yaşamaktadır.Psikolojisi alt üst olmuştur.Zira tuhaf hayaller görmekte,kötü bir şeyler olacağını hissetmektedir.Bu durumu Mark ile paylaşsa da depresyonda olabileceğini ve bunların yorgunluk belirtisi olduğu söylemleri içini rahatlamaya yetmemiştir.Başına gelenlerle annesinin çocuk yaşta kendisini terk etmesinin ve huzursuz dönemler geçirmesinin büyük etkisi olduğunu düşünen kahramanımız,annesinin içinde yer aldığı korku dolu kabuslar sonrasında tıbbi yardımın yanı sıra psikolojik yardım almayı da kabul eder.
Hastanede tedavi alarak giderek kötüleşen durumunun iyileşmesini uman Casey,gözündeki problemler sonrasında henüz adını dahi bilmediği bir ikiz kardeşi olabileceğini öğrenir.Soluğu hemen babasının yanında alan kahramanımız,doktorunun şüphelerinde haklı olduğunu anlar.Zira gerçekten de Casey'nin doğum sırasında ölen ikiz erkek kardeşi vardır.İkiz kardeşinin akıbetinin tam olarak öğrenmek için yola koyulan Casey,çok geçmeden tozlu raflarda kendi doğumuyla ilgili bilgilere ulaşır.Dahası notların arasında gizemli bir kadının da(Sofi Kozma) adı çizilmiştir.
Kendisine ancak Sofi Kozma'nın yardımcı olabileceğini düşünerek soluğu onun yanında alan Casey,ikiz kardeşinden bahsetmeye başlayınca şok bir tepki ile karşılaşır.Bayan Sofi adeta şeytan görmüşçesine irkilerek yalnız kalmak istediğini söylemektedir.Günler geçtikçe kabuslarının daha da gerçeğe yaklaşmaya başladığına,hatta dokunup hissedebileceği kadar somutlaştıklarına şahit olan kahramanımız en sonunda Bayan Sofi'nin yardım etmeyi  kabul etmesi ile nasıl bir belanın içerisinde olduğunu kavrar.Bunca zaman annesinden kendisini terk ettiği için nefret eden kahramanımız Dybbuk adı verilen şeytani bir varlığının ailesine,şimdi de kendisine musallat olduğunu anlar.(Dybbuk iki dünya arasında sıkışmış,cennete girmesi yasaklanan o nedenle yeni bir gövde bularak doğmak isteyen lanetlenmiş ruh...)İşlerin karışması ile ilahi destek almak için Sendak isimli bir ruh uzmanından yardım isteyen Casey,bakalım bu korkunç olaylara son verebilecek mi?
İyi;Seyirciyi yakalamayı başaran kurgusu ile korku severler için ilgi çekici bir alternatif olabilir.Şahsen bu tarz şeytani güç-kötü ruh temalı yapımların her daim dikkat çektiğini düşünenlerdenim. Kötü;Son bölümler biraz aceleye getirilmiş izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

Invitation Only (2009)

Büyük bir şirkette getir-götür işleri yapan,zaman zaman da patronun makam şoförlüğünü üstelenen Wade,günün birinde iş vereninin muazzam teklifi ile yeni bir maceraya atılır.Patronu,Wade'i bizzat kendisinin davet edildiği sosyetik,seçkin konukların yer alacağı büyük bir partiye kendisi yerine gitmesi hususunda cesaretlendirmiştir.Dahası Wade'in şirketi temsil edip,kuzeniymiş gibi davranmasını isteyip cebine yüklü miktarda para da koyar.
Her zaman hayallerini süsleyen yaşamın bir geceliğine olsa da merkezinde yer alan Wade,partide eğlenceli saatler geçirmektedir.Kendisi gibi partiye ilk kez katılan diğer konuklarla takılmayı tercih eden kahramanımız gerçekte hiç bir zaman sahibi olamayacağı kadar çok olan patronunun parası ile keyfini sürmektedir.Lakin çok geçmeden bir şeylerin ters gittiğini hissetmeye başlayan Wade,yeni arkadaşlarıyla beraber karanlık bir koridora hapsedilir.Başlarda bunun şaka olabileceğini düşünseler de etraftaki canice parçalanmış cesetler temkinli davranmalarına sebep olacaktır.
Zamanla kader birliği edecek olan dörtlümüz,neden hedefte olduklarını da anlayacaklardır.Bu sırada işin rengi de değişmeye başlamıştır.Zira ellerinde bıçaklar,yüzlerinde maskeler olan takım elbiseli birileri karanlığın ortasında kol gezmektedir.Bütün çıkış yollarının kapalı olduğu köhne koridorlarda peşlerindeki canilerden kurtulmaya çabalayan kahramanlarımız bakalım partinin sonunu görebilecek mi?


İyi;Bol kanlı dehşet öğeleri ile süslü tipik bir uzakdoğu yapımı olduğunu söyleyebilirim.Ana fikir olarak Hostel ile benzerlik gösteren filmde mekan betimlemeleri de ilgi çekici.
Kötü;Sonuç itibariyle klişe bir kurguya sahip.Oyunculuk vasat,final rahatlıkla tahmin edilebilecek cinsten...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

Zombieland (2009)

 
Ansızın gerçekleşen zombi istilası sonrasında hayatta kalmayı başaran Columbus,başarısını her daim sadık olduğu prensiplerine borçludur.(kondisyon,çift vuruş,tuvaletlere dikkat,kemerini sıkı bağla) Çevresinde nefes alan son insanın kendisi olduğu hissine kapılan kahramanımız,Ohio'da oturan halen yaşadığını umduğu ailesi ulaşmak niyetindedir...
Yola koyulan Columbus,çok geçmeden Tallahassee isimli sert bir adamla tanışır.Tallahassee yaşam gayesi olmayan,hoş sohbet kendisine tuhaf şeyleri dert edinen agresif mizaca sahip orta yaşlarda bir adamdır.Ohio'ya kadar Tallahassee ile beraber gitmek için anlaşan Columbus bu sayede yalnızlık duygusundan da kurtulmuş olur.Hız kesmeden araba yolculuklarına devam eden ikilimiz,yol üzerinde bir istasyonda iki kız kardeşle tanışırlar.Dahası kız kardeşlerin alicengiz oyunu sonrasında ellerinde ne varsa yitiren ve zombilere karşı savunmasız kalan kahramanlarımız her şeye sıfırdan başlamak zorundadır.Lakin bir süre sonra kız kardeşlerle yarım kalan işlerini tamamlayacak fırsatı bulacaklardır.
Kız kardeşler eyaletin biraz dışındaki luna parka gitmeye çalışmaktadır.Zira luna parkta askeri bir koruma kalkanı olduğu duyumunu almışlardır.Zombilerden kurtulmak ve yeniden medeni yaşama dönmek için bunun son şansları olduğunu düşünen ikilimiz,yol üzerinde bazı aksiliklerle karşılacaktır.Belki de Columbus ve Tallahassee'nin ahı tutmuştur.En nihayetinde birlik olarak zombi ülkesinden kaçmak için işbirliğine giden kahramanlarımızı keyifli bir yolculuk beklemektedir...

İyi;Korku-komedi tarzı yapımlar içerisinde iddialı olduğu söylenebilir.Oyunculuk,hikaye ve atmosfer yönünden başarılı.Her ne kadar Shaun of the Dead (2004) kadar övgüyle söz edilebilecek bir zombi-komedi filmi olmasa da yine de zombi severler tarafından izlenilebilecek ideal alternatiflerden biri...
Kötü;Biraz daha fazla korku-gerilim ağırlıklı sahne görebilsek sanki daha hoş olabilirdi.Sonuçta bu bir zombi filmi.Haa bu arada Amber Heard'ün rolü biraz daha uzun olsa iyiymiş :D
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Across the Hall (2009)

Across the Hall (2009)
Rutin yaşantısına devam eden Julian,günün birinde en yakın arkadaşı olan Terry'den tuhaf bir telefon alır.Terry nişanlısının (June) kendisini aldattığını düşünmektedir.Dahası onu takip ederek,haber vermeksizin bir otele giriş yaptığını söyler.Terry de aynı oteldedir hatta June'un kiraladığı odanın tam karşısındaki suiti tutmuştur.Ses tonundan arkadaşının alkollü ve buhran içerisinde olduğunu anlayan Julian ise onu telafisi mümkün olmayan büyük bir delilik yapmadan durdurmak amacındadır.Zira silahı olduğunu söyleyen Terry ufak bir kıvılcım sonrasında ortalığı kan gölüne çevirmeye hazır kıtadır...
Arkadaşından telefon aldığı gibi doğrudan otele giderek olası facianın önüne geçmeyi planlayan Julian,işlerin daha da karışması ile kendisine kapana kısılmış halde bulur.Bir yandan kendi telaşına düşen kahramanımız bir yandan da uğursuz gecenin kan dökülmeden noktalanması için uğraşmaktadır.Öte yandan paylaşılamayan kadını oynayan June,otelde yalnız olmadığını takip edildiğini anlar.Onuru kırılan Terry ise her şeyi göze almıştır.Durumun polisiye bir hal alması ile artık olaylar kontrolden çıkmaya başlamıştır.Bakalım gerilim yüklü gece kimin istediği gibi sonlanacak...


İyi;En sevdiğim,favori gerilim filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Atmosfer,mekan ve oyunculuk son derece başarılı.Karmaşık ilerleyen kurgu ise son çeyrekte ustaca birleştiriliyor.Son olarak oteldeki sahneler pek çok tek mekan filmine göre fazlasıyla gerilim yüklü,finalse pastanın çileği olmuş.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

The Box (2009)

Hastamız Arlington James Steward'ın öldükten sonra dirildiği hastane personeli tarafından da doğrulandı.Hasta, 24 Temmuz sabahı yanık ünitesinden gizli bir mevkiye bırakıldı.Hasta, amacı bilinmeyen bir cihaz yaptı.Tasarımın özellikleri Mars projesi tarafından teyit edildi.(NSA Müdür Yardımcısı Martin Teague'ya)
Genç bir çift olan Norma-Arthur ikilisi rutin bir hayat süren sıradan insanlardır.Norma öğretmenlik yapmakta,eşi Arthur ise NASA'da çalışmaktadır.Bir de küçük çocukları vardır.Günün birinde evlerinin kapısına bırakılan kutuyu merakla incelemeye başlayan kahramanlarımız,kimin ne amaçla bunu gönderdiğini anlayamasalar da açmaya karar verirler.Kutunun üzerinde kırmızı bir düğme bulunmaktadır.Dahası hemen yanındaki notta eğer bu kırmızı noktaya basarlarsa bir milyon doların sahibi olacakları belirtilmiştir.Ancak işin bir de sevimsiz kısmı bulunmaktadır.Düğmeye basıldıktan sonra dünya üzerinde herhangi bir yerde tanımadıkları bir insan ölecektir...
Bir milyon dolar karşılığında her şey mübahtır diyerek ufak bir ahlak çatışmasının ardından kutudaki düğmeye basmayı kafasına koyan Norma-Arthur çifti,Steward Arlington isimli gizemli bir adamın kendileri ile temas kurması sonrasında giderek tedirgin olmaya başlarlar.Evet işin sonunda sorgusuz sualsiz paranın sahibi olacaklardır lakin hiç tanımadıklarının birinin öleceği fikri epey can sıkıcıdır.Ayrıca neden bu iş için kendilerinin seçildiği ve Steward Arlington ismi akıllarını kurcalamaya devam etmektedir.Zira tanımadığınız biriyle yapacağınız bir anlaşma son derece makul gözükse de sır perdesini araladığınızda ufak detaylar anlam kazanmaya başlayabilir...İnsan doğası,merak,para hırsı ve etik üzerine hoş bir önerme ile sonlanan bu yapımı izlemenizi tavsiye ediyorum.

İyi;Atmosfer başarılı,biraz yorucu bir film görüntüsünde olsa da farklı bir şeyler izlemek isteyenler için alternatif olabilir.
Kötü;Esasında fikir olarak başarılı olan bu yapımın hakkıyla yansıtılamaması ve finalin havada kalmış görüntüsü başlıca eksi yanlarını oluşturuyor.Tabii bunda Cameron Diaz'ın silik oyunculuğu başlıca sebep olsa gerek.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

A Perfect Getaway (2009)

Cydney-Cliff çifti balayı tatili için Hawaii'nin yolunu tutmuştur.Adaya ulaşan ikilimiz eğlenceli geçeceğini düşündükleri gezi sırasında evli olduklarını iddia eden bir çifti otostopçu olarak arabalarına alırlar.Ancak yaşanan gerilim sonrasında yola yalnız devam eden çiftimiz,günün ilerleyen saatlerinde halen adada olduğundan şüphelenilen biri kadın diğeri erkek iki katil olduğunu öğrenirler.Artık daha dikkatli olmaya çalışan ikilimiz,yolculukları sırasında Nick isimli karizmatik bir gençle tanışırlar.Çevreyi yakından tanıdığını söyleyen Nick ile beraber takılmayı düşünen kahramanlarımızı gerilim dolu anlar beklemektedir.
Doğal güzellikle çevrili mekanın en özel yerlerinden biri olduğunu düşündüğü kamp yaptığı alana kahramanlarımızı davet eden Nick,aynı zamanda kız arkadaşı Gina'nın da orada olduğunu söyleyerek genç çiftimizi peşine takıp kamp yaptığı bölgeye getirir.Gina ile tanışan yeni evli çiftimiz onlarla beraber seyahatlerine devam etmeye karar verirler.Ne yazık ki çok geçmeden bastıran yağmur sonrasında kamptan epey uzaklarda mahsur kalan kafilemiz çadır kurarak geceyi geçirmek zorunda kalacaktır.Bu sırada ormanda sahipsiz iki sırt çantası bulmaları ise tedirgin olmalarına yetecektir.
Bu sırada Nick'in tavırlarından ve sürekli ağzından düşürmediği tuhaf hikayelerinden ötürü rahatsız olmaya başlayan Cliff-Cydney çifti kibar bir şekilde kendi yollarına gitme fikrini dillendirmek amacındadır.Ne de olsa bulundukları adada şu an itibariyle gizemli katiller dolaşmaktadır ve henüz yeni tanıştıkları bir çifte güvenme konusunda kararsızdırlar.Bakalım eğlenceli başlayan tatil,yine keyifli bir şekilde sonlanabilecek mi?

İyi;Gerçekten muazzam bir seyir zevki içerisinde insanı görsel olarak büyüleyen mekanda geçen yapım,ters köşeye yatıran finaliyle de izlenilesi.Oyunculuk oldukça başarılı.Bu filmi sevenler And Soon the Darkness (2010) yapımını da izleyebilirler.
Kötü;Gizem seviyesi daha üst seviyede tutulabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Haziran 2012 | Etiketler : | | |

The Haunting in Connecticut (2009)

 Campbell ailesinin oğulları Matt’in rahatsızlığına çözüm bulmak amacıyla tedavi merkezine yakın,Connecticut yöresinde gizemli bir eve taşınması ve akabinde meydana gelen doğa üstü olaylar anlatılıyor.Tipik amityville,lanetli ev konseptine sahip yapım izleyebileceğiniz ideal alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Kanser hastası Matt, gün geçtikçe ailesinin gözlerinin önünde erimektedir.Sara oğlu Matt’in sağlığına kavuşabilmesi için oldukça pahalı bir tedavi yöntemi olan kemoterapiyi,her ne kadar aile bütçelerini aşsa da büyük bir özveri ile karşılamaya çalışır.Ayrıca sürekli tedavi için yaşadıkları kasabanın bir hayli uzağındaki bir sağlık merkezine yolculuk etmek zorundadırlar.Sara,Matt’in tedavisinin ardından yeniden uzun bir yolculuk ile eve dönüşlerinin,Matt’in tedavisini olumsuz etkilediğinin farkındadır.Bir gün yine sağlık merkezinden araba ile evlerine dönerlerken yolda bir hayli ağırlaşan Matt,kusmaya başlar.Oğlunun bu durumu Sara’nın artık canına tak eder ve sağlık merkezinin hemen yakınlarındaki Connecticut kasabasından bir ev tutarak buraya yerleşmeyi düşünür.Hemen o gece yarısı uzun uğraşlar sonrasında biraz bakımsız ancak geniş ailelerinin sığabileceği,normalde olması gereken fiyatın bir hayli altında olan bir evi kiralar.
Peter,çocuklarla beraber yeni evlerine ulaşır.Sara ve Matt yeniden bütün aile beraber oldukları için bir hayli mutludur.Eee aile geniş olunca öncelik Matt’e verilmek üzere,çocukların odaları paylaşması istenir.Matt beklenilenin aksine evin bodrum katındaki köhne bir odada kalmayı tercih eder.Tercihinin sebebini ise annesine oda beni seçti diyerek açıklar.İşte Matt’in bu odaya yerleşmesi ile evde garip olaylar yaşanmaya başlayacaktır.Matt evde geçirdikleri birkaç günün ardından sürekli olarak kabuslar görmeye başlar.Bu sırada tedavisine devam edilen Matt’in doktoru,daha sancılı ve ağrılı olan kemoterapinin yerine Sara’nın da onayını alarak ilaç tedavisine başlar.Bu tedavi her ne kadar hasta açısından daha iyi bir seçenek olsa da  doktorun vurguladığı olası halüsinasyonlar nedeniyle Matt ve ailesini son derece dikkatli olmalıdır.
Peter’in işleri nedeniyle eski kasabalarına dönmesi ile evin bütün problemleri ile tek başına ilgilenmeye başlayan Sara zamanla Matt’in durumundaki garipliği fark edecektir.Dahası Matt’in odasındaki gizemli bölümü keşfettiklerinde ise bu evin neden bu kadar ucuza mal olduğu anlaşılacaktır.Evin oldukça karanlık kötü bir mazisi vardır.Ailesini korumak için elinden geleni yapmaya hazır olan Sara ise Popescu isimli manevi gücü yüksek gizemli bir adamdan yardım alacaktır.


İyi;Kurgu gayet başarılı,gerilim düzeyi oldukça iyi.Tipik lanetli ev temalı yapımlar arasında izlemenizi tavsiye edebileceğim en iyi alternatiflerin başında geliyor.Bu filmi sevenler The Amityville Horror (2005) ve The Messengers (2007) yapımlarına da göz atabilirler... Kötü;Sonuç olarak başarılı bulduğumu söylesem de klişe kurgu filmin en büyük eksisi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

Underworld: Rise of the Lycans (2009)

Vampir,lycan ırkları yaratıldıktan yirmi yıl sonra Marcus'un yanında saf tutan Victor,kendisini ve ordularını yırtıcı lycanlara karşı korumak için vampir olmayı seçmişti.William'ın iç güdüleri ile hareket ederek gittiği her yeri kana bulaması ve dönüşenlerin vampirler için büyük tehlike arz etmeleri Victor'un seçimini kolaylaştırmıştı.Halen insanlar tarafından şehir efsanesi olarak görünen bu iki ırk,Victor'un kurnaz zekası ve diplomasi becerisi sayesinde Macaristan'nın batısında büyük bir vampir uygarlığı içerisinde yaşamaktadır.Köle edilen lycanların,dışarıdaki vahşi lycanlara karşı kendilerini korumasını sağlayan Victor,boyunlarına tasmalar takarak dönüşümlerini engellediği lycanlara savunma hususunda mecburdur.Zira vampirlerin savunmasız olduğu gündüz saatlerinde kaleyi onlar korumaktadır.Taa ki günü gelene kadar...
Lucian'ın doğması ile onu öldürmek yerine üstün yeteneklerini göz önünde tutarak kendi cinsine (lycanlara) karşı kullanma yolunu seçen Victor,kızı Sonja'nın gönlünü Lucian'a kaptırması ile deliye dönecektir.Nasıl olur da vampir kanından gelen biri,bir hayvanla beraber olabilir ki?Meclisin verdiği karar sonrasında Lucian ölüme mahkum edilir.Ancak Sonja ve meclis üyeliği hususunda söz verdiği Tanis'in yardımları ile zindandan kaçar.Dahası dışarıdaki bütün vahşi kurtadamlar da onun sözünü dinlemekte ve lider olarak görmektedir.Yıllarca köle edilen lycanlar için en nihayetinde özgür olma fırsatı ufukta görünmüştür.
Viktor'un olan biteni öğrenmesi ile kendi öz kızı Sonja'yı öldürmeyi göze alması Lucian'ın yeniden kaçabilmek için bir sürü tehlikeyi göze aldığı kaleye dönmesine neden olacaktır.Lucian'ın kendi deyimiyle artık özgürdür ancak Sonja olmadan sonsuza kadar eksik...


İyi;Seriye daha mistik bir hava katan bu yapımda tipik bir aşk hikayesine ve Victor'un verdiği kararların geri dönüşlerine tanık oluyoruz.
Kötü;Serinin en önemli artısı olan aksiyon sahneleri biraz geri planda tutulmuş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

The Stepfather (2009)


Michael askeri okuldan döndükten sonra uzun yıllardır dul olan annesinin yeni bir erkek arkadaş (David) edindiğini öğrenir.Kahramanımız bu fikre pek sıcak bakmasa da,kız arkadaşı Kelly'nin annesinin ilişkisinin iyi gittiğini söylemesi ile yumuşamaya başlar.David de kısa sürede Michael'in sempatisini kazanmaya başlamıştır.Lakin zaman ilerledikçe yeni baba adayıyla ilgili bazı tuhaflıklar sezmeye başlayan Michael,bakalım annesi ve ailesinin mutluluğu için elinden geleni yapabilecek midir?
Bir anda hem kendisinin hem de ailesinin hayatına giren David'in geçmişte neler yaptığını ve nerelerde yaşadığını öğrenmeye çalışan kahramanımız,başlarda bu fikre karşı olan Kelly'nin de desteğini alarak araştırmalarını sıklaştırmaya başlamıştır.Annesinin David'e olan sonsuz güveni nedeniyle epey sorun yaşayan Michael zamanla inandırıcılığını yitirerek annesine karşı iyi niyetini ispatlamak için daha fazla çaba harcamak zorunda kalacaktır.
Çok geçmeden David'in anlattığı hikayede bazı açıklar bulmaya başlayan Michael,yakın çevresinde David'e inanmayan bazı dostlarınında ansızın ortadan kaybolması ile başlarının büyük tehlikede olduğunu fark edecektir.Ailesini koruyabilmek için tüm gemileri yakmayı göze alan kahramanımız,en başından beri hissettiği gibi David'in bilinmeyen yüzünü ortaya çıkarmaya kararlıdır.Son çeyrekle birlikte giderek tırmanan gerilim,oyunculuğunda iyi olmasıyla beraber sürükleyici,izlemenizi tavsiye edebileceğim bir yapıma dönüşüyor.

İyi;Oyunculuk,gerilim düzeyi,akıcı kurgu.
Kötü;Bu konsepte benzer yapımlar olduğunu söyleyebilirim.O nedenle bazı klişeler yok değil. 
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

Fear Island (2009)

Polis,adada tek başına bulunan elindeki bıçağa sım sıkı kenetlemiş genç bayanı gözetim altına almıştır.Zira adada altı genç dehşet verici şekilde katledilmiştir.Dedektifler olayın baş şüphelisi olarak gözetim altına aldıkları ve adının Jenna olduğunu söyleyen bayan üzerinde durmaktadır.Psikiyatrist Jaime ise Jenna'nın halen şokta olduğunu ve yaşananları hatırlayabilmesi için zamana ihtiyacı olduğunu savunmaktadır.Peki ama adada neler yaşanmıştır da altı genç korkunç şekilde can vermiştir?
Bahar tatilinde eğlenmek amacıyla bir araya gelen beş genç,insanlardan uzakta kafalarına göre takılabilecekleri yerleşimin olmadığı bir adayı seçerler.Başlarda herşey normaldir.Eğlencenin doruklarında gezen kahramanlarımız zamanla bir şeylerin ters gittiğini kavrayacaklardır.Peşlerine düşen geçmişin intikamını almak için gizlenen ve uygun zamanı bekleyen psikopat katilden bihaber günlerini gün eden gençlerin eğlenceleri pek uzun sürmeyecek gibidir.
Arkadaşlarının teker teker avlanması ve başlarına gelen türlü aksaklıklar ile bir türlü adayı terk edemeyen gençler,geçmişte ortak oldukları bir günahın şimdi başlarına bela olduğunu düşünmeye başlamıştır.Zira yaşananlar mantıkla açıklanabilecek türden değildir.Zamanla birbirlerine sırtlarını dönmeye başlayan kahramanlarımız gizemli katilin işini kolaylaştıracaktır.


İyi;Sıkıcı değil izlenebilir bir yapım.Pek çok kişi finalinin başarılı olduğunu düşünebilir.Ancak bu tarz filmler için alternatif finallerden biri olduğunu söyleyebilirim.Filmin son çeyreğine kadar Solstice (2008),final bölümünde ise The Hole (2001) yapımlarının arasında bir tat aldığımı ekleyeyim.
Kötü;Klişeler,türlü mantık hataları.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

Sorority Row (2009)

Birbirlerine en zor zamanlarında dahi sırtlarını dönmemeye yemin etmiş,uzun yıllardır yakın arkadaş olan altı kız öğrenci,üniversitede derneklerinin(Theta Pi) her yıl gerçekleşen etkinliğinde erkek arkadaşlarından birine şaka yapmaya karar verirler.Ancak ustaca planladıkları ve büyük keyif alarak uzattıkça uzattıkları şaka başlarına büyük bir bela açacaktır.
Megan'ın ölümü ile işlerinden kontrolden çıkması kızları epey panikletir.Yaşadıklarının şoku ve birbirlerine verdikleri sözler nedeniyle ortak karar almaksızın,olayın üstünü örten genç bayanlar,aradan geçen koca sekiz ay sonrasında hiçbir şey olmamışcasına normal hayatlarına devam ederler.Üniversiteyi bitirdikleri mutlu günlerinde Megan'la ilgili gizemli mesajlar almaya başlayan kahramanlarımız,aralarından birinin eşek şakası yaptığını düşünmektedir.Bu sırada okula kayıt yaptırmak için çıkagelen Megan'ın kız kardeşi,aylar önce ablasının yok yere ortadan kaybolmasında  Theta Pi kızlarının parmağı olduğunu ima etmeye başlamıştır.
Sürekli mesaj yoluyla tehdit edilmeye başlanan kızlar,tam da hayatlarını rayına oturtmuşken geçmişin hesabını soran kişinin kim olabileceğini sorgulamaktadır.Zamanla işlerin çığırından çıkması ile kişisel egolarının esiri olmaya başlayan kahramanlarımız,birbirlerine sırtlarını dönmeye başlarlar.Peki peşlerindeki gizemli katil kim olabilir?


İyi;Sürükleyici bir yapım.I Know What You Did Last Summer (1997)  ve Scream serilerinin türevi kurguya sahip olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Son çeyrek epey basit kalmış.Sonuç itibari ile vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Last House on the Left (2009)

 
Son dönemlerde kendisini tekrarlayan Hollywood gerilim sinemasının,geçmiş dönem yapımlarından birinin yeni uyarlaması olan 'The Last House on the Left',pek çok kişi tarafından rahatsız edici yapımlar kategorisine alınsa da,son birkaç yılın en iyi gerilim filmlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.Filmin konusuna gelecek olursak,kanundan kaçan azılı bir çete ile,bir dağ evinde huzurlu bir  tatil yapmayı planlayan Collingwood ailesinin yollarının kesişmesi ve ardından  yaşanan dehşet dolu saatleri içeriyor...
Kızları Mari ile dağ evine yerleşen Collingwood ailesi için tatil tam da umdukları gibi başlamıştır.Hem dinlenmekteler hem de sporcu kızları Mari'ye bu huzurlu tatilin iyi geleceğini düşünmektedirler.Mari tanınan bir yüzücüdür ve dağ evinin yakınlarındaki gölde bol bol antreman yapabilmektedir.Her şey son derece eğlenceli giderken,bir gün Mari arkadaşı Paige ile görüşmek üzere kasabaya iner.Paige uyuşturucu bağımlısı,aklı bir karış havada hippi bir kızdır.Her ne kadar ailesi Mari'nin Paige ile görüşmesini istemese de Mari bir yolunu bulup onları ikna eder.Paige bir markette kasa görevlisi olarak çalışmaktadır.Mari ile Paige uyuşturucu sohbetlerinin arasında,marketten bir müşterinin(Justin) bir şeyler çaldığını fark ederler.Bunun üzere onu enseleyen ikilimiz,Justin'in onlara önerdiği uyuşturucu satma teklifi ile yumuşar.Özellikle Paige için son derece cazip olan bu teklife;Mari engel olmaya çalışsa da Justin'in evine gidip uyuşturucuyu alıp dönmeye ikna olur.
Mari'nin arabası ile Justin'in evine yola çıkan gençler,başlarına geleceklerden habersizdir.Mari,Paige'ye dışarıda bekleyeceğini,onun da hemen 5 dakika içerisinde malı alıp dönmesini ister.Ancak Paige gideli neredeyse 15 dakika olmuştur.Dışarıda ağaç olan kahramanımız,daha fazla dayanamayıp Justin'in evine gidip neler olduğunu öğrenmeye karar verir.İçeride Justin ve Paige,aldıkları uyuşturucunun etkisinde birbirlerine uçuşmaktadır.Başlarda istemese de Mari de onlarla takılmaya ikna olur.Gençler eğlencenin doruklarındayken,Justin'in azılı katil babası(Krug) ve harami iki arkadaşı çıka gelir.Üstelik başları beladadır dahası polis peşlerindedir.
Artık olayların seyri değişecektir.Özellikle dışarıdaki arabanında Mari'ye ait olduğunu öğrenen Krug ve çetesinin amacı,arabayı ele geçirmek ve kızların polise kendilerini ihbar etmelerini engellemek için onlardan kurtulmaktır.Arabaya doluşan ekip,gerilim dolu bir yolculuğun akabinde ormanlık bir alana gelir.Krug'un niyeti kızları öldürmek ve yoluna devam etmek olsa da,önce bu iki çıtır kızla kendilerini eğlendirip sonra onlardan kurtulmaya karar verir.Arbede sırasında kaçmaya çalışan Paige'yi ağır yaralarlar,Mari'ye ise Krug tecavüz eder.Yaşadığı trajediye engel olamayan Mari,güç bela ormanın bitişiğindeki göle kaçıp suya atlayarak azılı haydutlardan kaçmayı başarır.Ancak ağır yaralıdır ve gölden sağ çıkması imkansız gibidir.
Paige'yi katleden ve Mari'ninde o gölden kurtulamayacağını düşünen azılı katiller,arabalarının arızalanması ve bastıran şiddetli fırtınanın sonrasında,önlerine çıkan ilk eve sığınıp ağır bir kaza geçirdiklerini söyleyerek yardım isterler.Ev sakinleri onlara anlayışla davranır ve berbat havada konuk evlerinde her hallerinden mağdur oldukları anlaşılan bu insanları ağırlamaya karar verirler.Ancak bu evin Mari'nin ailesinin evi olduğunu gerçeği ise kısa sürede ortaya çıkacaktır...




İyi;Gayet başarılı bir gerilim filmi.Final enteresan.
Kötü;Zaman zaman sıkıcı sahneler yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Human Centipede (First Sequence) (2009)

Avrupa turuna çıkan iki Amerikalı genç kız (Lindsay ve Jenny) gezinin Almanya bölümünde, henüz yeni tanıştıkları bir genç tarafından eğlence vaat eden bir partiye çağırılırlar. Lindsay ve Jenny partiye davet edilmeleri üzerine; takıp takıştırıp akşamın geç saatlerinde yola çıkarlar. Arabalarıyla yola koyulan kahramanlarımız,giderek sosyal yaşamdan kopuk bir alana doğru ilerlerler. Bir şeylerin ters gittiğini hissetseler de eğlenceye giden her yol mübahtır diyerek bir çıkış yolu bulmayı umarlar. Ellerinde adres olmasına rağmen kaybolmayı başaran ikilimiz, çok geçmeden arabanın tekerinin patlaması ile iyice paniklerler. Zifiri karanlığın arasında, ormanlık bir alanın kenarında durmak zorunda kalan Lindsay ve Jenny, arabanın içinde tıkışıp saatlerce yardım beklemektense etrafta yürüyüşe çıkarak yardımcı olabilecek birilerini bulmayı yeğlerler.(Tabii cep telefonları sinyal alamaz, her zaman olduğu gibi) 
Bir saati aşkın süredir ormanın derinliklerinde ilerleyen kahramanlarımız, en sonunda gecenin karanlığını aydınlatan parlak bir ışık görerek, villa tarzı bir eve ulaşırlar. Kapıyı çalan kızlar, tuhaf görünümlü sıra dışı bir ev sahibi (Dr. Heiter) ile karşılaşacaklardır. Dr. Heiter oldukça soğukkanlı, donanımlı biri olarak görünmesine rağmen insanlarla iletişim konusunda sorunlar yaşayan garip bir tiptir. Ayrıca siyam ikizleri ayırma konusunda dünyada sayılı uzmanlardan biridir, ancak son yıllarda kendi tabiri ile köşesine çekilmiştir ve araştırmalarını evinin bodrumundaki bir laboratuvarda yürütmektedir. Kızları içeriye alan Dr. Heiter,onlara istekleri üzerine su ikram eder. Bu sırada da yardım çağıracağı sözüyle bir telefon görüşmesi yapar :D 
Lindsay ve Jenny’nin uyandıklarında hatırladıkları son şey Dr. Heiter’ın ikramı olan suyu içtikleridir. Şimdi ise elleri kolları bağlı ameliyathane yatakları üzerinde, laboratuvar benzeri bir odadadırlar. Etrafı gözleyen kahramanlarımız kendileri ile benzer durumda olan başka bir elemanın da tutsak edilmiş olduğunu fark eder. Bu sırada deneklerinin uyandığını anlayan Dr. Heiter laboratuvara gelerek, kariyeri ve şu anki üzerinde çalıştığı konusu hakkında kısa bir sunum yapar. Evet! Dr. Heiter artık siyam ikizlerini ayırmakla uğraşmamaktadır, artık birleştirecektir ve başarılı olursa insan kırkayak modelini ortaya çıkaracaktır. Bir nevi tanrıya kafa tutmaktadır ve yeni bir şey yaratacağı konusunda kendisine güveni tamdır. Yapılmak istenilen ise 3 deneğin, birbirlerinin sindirim boruları yoluyla bağlanmasıdır. (İşin bilimsel açıklamasını anlatmak isterdim ama Dr. Heiter’in sunumu bir hayli hoşuma gitti :D İzlemenizi tavsiye ederim.)
Lindsay çetin ceviz çıkıp kaçmaya çalışsa da onu etkisiz hale getirmeyi başaran yenilikçi doktorumuz, bir de ceza olarak Lindsay’i B deneği yapmaya karar vermiştir. (Ne demek istediğimi filmi izlediğinizde anlarsınız.)
Dr. Heiter’ın operasyonundan günler sonra uyanmayı başaran kurbanlarımız, artık birbirine sımsıkı bağlı üçlü bir organizmadır :D Bir ayna yardımı ile başlarına gelen felaketi anlayacak olan kader ortağı üçlümüz, bakalım bu yeni yaşamlarına adapte olabilecek mi? Son zamanlarda izlediğim en garip filmlerden biri olan bu yapımda, Dr. Heiter’ın suratı bile seyirciyi germeyi başarabilecek seviyede.
Serinin devam filmi The Human Centipede II (Full Sequence) (2011) için tıklayınız !



İyi; Değişik bir konu, daha doğrusu ilginç bir deney ve sonrası yaşananlar gayet ilgi çekici.
Kötü; Şu ana kadar izlediğim filmler içerisinde gördüğüm en garip iki dedektife rastladım diyebilirim. Sanki oyunculukla yakından uzaktan alakaları yok gibiydi...
Gereksiz; Yine Nazi düşünceleri arka fonda göze çarpıyor. Olayların Almanya’da geçmesi ironik değil mi?
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Fourth Kind (2009)

Son yıllarda giderek popüler olmaya başlayan paranormal olaylar ve metafizik öğelerle ilişkilendirilen,kurgunun gerçek olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığını vadeden yapımlardan biri olan The Fourth Kind,türünün başarılı örneklerinden biri sayılabilir.Paranormal Activity ya da Lake Mungo filmleri izlemişseniz,benzer bir tat alma ihtimaliniz bir hayli yüksek. 
Filmin hemen başlarında ormanlık bir arazide karşımıza çıkan Resident Evil serisiyle hayatımıza giren ünlü oyuncu Milla Jovovich,filmin gerçek yaşanmış olaylardan uyarlandığı ve inanıp inanma konusunda özgür olduğumuzu söyleyerek muhtevaya ilişkin merakımızı arttırıyor.Konuya gelecek olursak;Alaska’nın Nome bölgesinde bulunan,sadece hava yolu ile ulaşım sağlanabilen ücra bir köşede,yüksek dağlarla çevrili ufak bir kasabada Dr.Abigail psikiyatrist olarak görev yapmaktadır.İki ay öncesinde eşiyle yatağında uyurken tam olarak betimleyemediği bir şeyin eşine saldırıp onu katletmesi üzerine,hayatını çeki düzene sokmaya çalışan kahramanımız,yaşadığı derin travmanın yaralarını yeni yeni sarmaktadır.Bu şüpheyle yaklaşılan üzücü olay sonrasında,minik kızının yaşadığı ağır depresyon ile görme yetisini kaybetmesi ve aksilikya oğlunun da babasının ölümünde ihmali olduğunu düşünmesi ile iyice kahrolan Abigail,pek çok problemi geride bırakmaya çalışmaktadır.Yeni bir hayat kurmak isteyen genç psikiyatristimiz kendisini tamamen işine verir.
Hoş bir bürosu olan Abigail burada hastalarının dertlerini dinlemekte ve onlara psikolojik olarak yardımcı olmaya çalışmaktadır.Ancak son günlerde Nome kasabasında pek çok kişinin uyku yetersizliği ve gece yaşanan metafizik bazı olaylarla ilgili olarak Abigail’e başvurması,kendi içerisinde de gel-gitler yaşayan genç psikiyatristimizin hayatını allak bulak edecektir.Hemen hemen aynı belirtileri gösteren hastaların değindiği en önemli nokta,gece üç sularında bir baykuşun odalarının camına gelerek kendilerini uyandırması ve sonrasında akıllarında kalmayan dehşet verici olaylar yaşayarak uyanmalarıdır.Bir gün yine rutin hastalarından birinin(Tommy) tedavi için gelmesi üzerine kahramanımız onun da isteği ile hipnoz yöntemini denemeye karar vermiştir.Amaç pek çok hastasının ortak şikayeti olmaya başlayan,gece aniden uyanma ve ardından bir baykuşun görülmesinden-kişinin uyanmasına kadar ki geçen zamanı açıklama fikridir.Ancak hipnozun belirli bölümlerinde çıldırmış gibi hareket eden ve çok korktuğu her halinden belli olan Tommy’nin kontrolden çıkması üzerine onu uyandıran Abigail,hastasına neler gördüğünü sorduğunda ise kaçamak cevaplar alır ve Tommy’nin isteği üzerine seansı bitirir.Aynı günün akşamında Tommy’nin bütün ailesini katlederek,son olarakta intiharı ile kaynayan Nome kasabasında,Şerif August bir numaralı şüpheli olarak Tommy’nin son olarak görüştüğü kişi olan Abigail’i görür.Zaten yakın zamanda kahramanımız eşinin gizemli ölümü vakasındaki boşlukları da doldurmaya çalışan Şerif,yaşanan sıra dışı olayların arkasındaki sır perdesini aralamaya niyetlidir.
Yaşanan bu aile katliamın ardından eşinin öldüğü sıralar Abigail'in profesyonel olarak yardım aldığı meslektaşı olan Abel,ilk uçağa atlayarak yeniden arkadaşının yardımına gelmeye karar verir.Bu gelişmenin ardından diğer bir hastasının(Scott) da yoğun ısrarları üzerine onu da hipnoz etmeye karar veren Abigail,seans sırasında Abel’in de gözlemci olarak kendisine yardımcı olmasını ister.Tommy’ye benzer şekilde uyutulduktan sonra korkudan fenalaşan Scott,gördüğü şeyleri tasvir edemezken,hayal edebildiğinin de ötesinde,tüyler ürpertici açıklanamayan şeyler hissettiğinden bahseder.Abigail’den izin alarak evine dönen Scott,August’un da takibinde evine ulaşır.Bu sırada birkaç gün öncesinde bir gece yarısında kaydettiği ve hastalarına ilişkin;özellikle baykuş konusunda beyin jimnastiği yaparken ki ses kaydının içerisinde garip bir lisan ile söylenen sözlerin farkına varan Abigail,artık bu işin umduğundan da daha derin bir paradoks olduğunu anlayacaktır.Eşinin ölmeden önce irtibata geçtiği kadim diller uzmanı (Odusami)ile görüşen kahramanımız kasetteki sesleri çözmesi için onu Nome‘a davet eder.

İyi;Sürükleyici bir yapım.Gizem seviyesi yüksek.
Kötü;Konu geçişi çok ansızın oldu.Tam cinli-perili bir yapım beklerken senaryo bambaşka bir yere doğru ilerledi.Durağan ilk çeyrek epey sıkıcı.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Triangle (2009)

 
Jess,uzun yıllardır otistik oğluyla uğraşmaktan kendisine zaman ayıramayan muzdarip bir kadındır.Günün birinde arkadaşlarının teklifi üzerine oğlunu okula bırakarak yat turuna katılmaya karar veren kahramanımız,aklı sürekli onda kalsa da Greg'in ilgisi ile bir nebze olsun rahatlayabilmiştir.Ancak denize açılan kafilemizi kısa süre sonra bozan hava,ansızın bastıran fırtına ve yağmur epey zor durumlara düşürecektir.
 
Saniyeler içerisinde yatlarının sular altında kalması nedeniyle yardım çağırmaya koyulan kahramanlarımız ne yazık ki telsizle kimselere ulaşamazlar.Neyse ki en azından hava yeniden açmıştır ve devasa bir gemi ufukta belirmiştir.Geminin dikkatini çekebilmek için epey uğraşan kafilemiz en nihayetinde amaçlarına ulaşırlar.Gemi alabora olan yatlarının yakınında davetkar şekilde beklemektedir.Ancak işin tuhaf kısmı koskoca gemide güvertede ansızın belirip kaybolan bir suret dışında kimse yok gibidir.Başka çareleri olmadığını düşünerek en azından limana kadar gitmek için gemiye binen gençler,halen etrafta kimseleri görememiştir.Gemide bir şeylerin yolunda gitmediği açıktır...
Plan basittir,gemide hiç yolcu ya da mürettebat olmasa bile en azından kaptan köşkünde gemiyi yönlendiren birileri olmak zorundadır.Oldukça dar ve dolambaçlı,labirenti anımsatan koridorlar arasında dolaşmaya başlayan kahramanlarımız,Jess'in tuhaflaşmaya başlaması ile epey tedirgin olacaklardır.İşler kötüye giderken sadık kalınması gereken ana kuralı (asla sürüden ayrılma) hiçe sayan gençler,bir de aralarından birinin ölümcül şekilde yaralanması ile iyice panikleyeceklerdir.Neler olup bittiği sorusu ise halen gizemini sürdürmektedir.
Havada bir tane bile bulutun olmadığı güneşli bir yaz gününde,ansızın başlayan ve yatlarını alabora eden fırtınanın sonrasında gizemli bir şekilde karşılarına çıkan gemiye binen kahramanlarımız belki de kaderleri ile yüzleşmek zorundadır.

İyi;Sıra dışı bir yapım olduğu muhakkak.Paralel evren ve boyut kavramı ile yoğurulan senaryo ilgi çekici.Atmosfer başarılı,kurgu sürükleyici.Bu filmi sevenlerin Ghost Ship (2002) ve Timecrimes (2007) yapımlarına da göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;Ağır tempo,bazı klişeler (zamanın durması vs).
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

The Hole (2009)

After Dark Horror Movies
Ailevi sorunlardan ötürü sürekli ülkenin dört bir yanına taşınmak zorunda kalan Susan ve iki oğlu,bu sefer yerleştikleri yeni evlerinde kalıcı olmaya çalışmaktadır.Özellikle annelerinin ısrarı üzerine yeni evlerine alışmaya çalışan Lucas ve abisi Dane,çok geçmeden gizemli bir uğraşı edineceklerdir.Evlerinin bodrum katında kilitli bir delik bulan kahramanlarımız,komşunun kızı Julie'nin de aralarına katılması ile kilitleri kırarak içeride neler olduğuna göz atmak isterler.Bu olayla beraber rutin hayatlarına gizem ve gerilim ekleyen gençler bakalım bulaştıkları beladan kurtulabilecekler midir?
Bodrum katındaki deliğin sonu olmayan bir kuyu olduğunu kavrayan gençler,aileleri ile iletişime geçmek yerine ufak sırları olarak bu meseleyi saklamayı planlarlar.Ancak kısa zamanda işler ters gitmeye başlayacaktır.Keza evlerinin içinde dolaşan minik bir kız çocuğu kahramanlarımız epey telaşlandırmaya yetmiştir.Olaylarla deliğin arasında ilişki kuran Dane,öncesinde sıkı bir şekilde kilitli olan deliği yeniden kapatmaya çalışır.Lakin her denemesinde bir şekilde açıldığını fark eden gençler,evin eski sahibi ile bu konu hakkında konuşmaya giderler.
Zamanla gizemli deliğin kahramanlarımızın korkularından beslendiğini ve bu şekilde onlara oyunlar oynadığını kavrayan gençler,meseleden kaçmak yerine üstesinden gelmeye çalışacaklar.Özellikle Lucas'ın ansızın ortadan kaybolması üzerine kardeşini kurtarmak için her şeyi göze alan Dane ise geçmişe dair enteresan bir sürprizle karşılacak...


İyi;Tipik gizemli yapımlardan biri.Neler olduğunu anlayana kadar gayet sürükleyici.Esasında 9-16 yaş grubu izleyiciler için oldukça tatmin edeci olduğu söylenebilir.
Kötü;Son bölüm  yapımın 3D vizyona girmesinden ötürü fazlaca grafiklerden oluşmuş.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Messages Deleted (2009)

Son dönemlerde kariyerinde durgunluk evresi yaşayan senaryo yazarı Joel,aynı zamanda senaryo teknikleri üzerine üniversitede ders vermektedir.Kolay kolay hiç bir öğrencisinin yazdıklarını beğenmeyen kahramanımız;oldukça kibirli,hoşuna gitmeyen en ufak şeye hemen burun kıvıran egoist birisidir.Günün birinde telesekreterindeki mesajı okuyan Joel,duydukları sonrasında büyük bir şaşkınlık yaşayacaktır.Zira hattın öbür ucundaki kişi Joel hemen çağırdığı yere gelmezse öldürüleceğini söylemektedir.Giderek rutinleşen hayatına yeni bir soluk getiren bu olayın akabinde,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Mesajın başlarda arkadaşı Adam tarafından yapılmış salakça bir şaka olduğunu düşünen kahramanımız,olayın saatler sonrasında gerçekten de mesajda ismini belirterek yardım isteyen adamın hunharca öldürüldüğünü anlayacaktır.Olaylara polislerinde dahil olması ile ardı arkası kesilmeyen mesajlar almaya başlayan Joel,sürekli yeni ölümlerle sarsılmaktadır.Dedektifler ise baş şüpheli olarak gördükleri kahramanımızın,bir çeşit kişilik bölünmesi yaşayarak cinayetleri işlediğini ancak olan biteni hatırlamadığını düşünmektedirler.Bu sırada geçmişte Joel tarafından yazılmış bir senaryonun tam da yaşanan seri ölümlerle ilişkisi olduğunu saptayan dedektiflerin bu dakikadan itibaren katili başka yerde aramaya niyetleri yoktur.
Polislerin peşine düşmesi ile üniversitedeki bir öğrencisinden(Millie) yardım alan Joel,kendi yazdığı senaryonun birileri tarafından taklit edilerek başına çorap örüldüğünü düşünmektedir.Ancak kibirli senaryo yazarımızın üstünde durmadığı önemli bir gerçek ise olayların seyrini tamamen değiştirecektir.Kolay kolay hiç bir senaryoyu beğenmeyen ve herkesin klişe şeyler yazdığını düşünen kahramanımız,geçmişte kendisine gönderilen bir senaryoyu taklit ederek asıl yazarın nefret oklarını üzerine çekmiştir.Joel arkası kesilmeyen cinayetlerden aklanmak istiyorsa,senaryonun asıl yazarına ulaşmalıdır...

İyi;Kurgu son çeyrek hariç oldukça iyi,sıkılmadan izlenebilecek başarılı bir yapım.
Kötü;Bu kadar klişelerle çatışan yapımın,The Oxford Murders (2008) filmi ile bazı noktalarda benzerlikler göstermesi.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Mart 2012 | Etiketler : | | |