Güncel İncelemeler;

Retreat (2011)

Kate,Martin çifti yakın zamanda çocuklarını kaybederek buhranlı bir döneme girmiştir.Her ne kadar genç çiftimiz birbirlerlerini çok sevse de halen yaşadıkları trajedinin üstesinden gelememiştir.Martin'in önerisi üzerine eskiden güzel günler geçirdikleri adaya giderek ilişkilerini tekrar rayına koyma arzusunda olan kahramanlarımız,sadece tekneyle ulaşılabilen dış dünyadan izole adaya nihayet gelebilmiştir.Dış dünya ile tek bağlantısı bir telsiz olan adadaki dağ evinde,aksi söylenmediği sürece arkadaşları Doug tekneyle dönene dek vakit geçireceklerdir.
Gerçekten kasvetli bir atmosfer barındıran dağ evinde daha ilk dakikadan itibaren arka planda tırmanan gerilim,sürekli fırtına ve yağmurun olduğu adada iyice can sıkıcı bir hale gelmeye başlamıştır.Kate halihazırda oldukça mutsuzdur keza hiçbir şeyin acı kaybını geri getirmeyeceği ve ilişkilerinin asla eskisi gibi olamayacağı hususunda ısrarcıdır.Zavallı Martin ise tek ihtiyaçları olan şeyin biraz zaman olduğu konusunda dayatmaktadır.Dağ evine yerleştikleri günün ertesinde adada kendileri dışında yaralı bir adam olduğunu fark eden ikilimiz derhal yardım etmeye kalkışırlar.Üzerinde asker üniforması olan baygın durumdaki genç adamı sırtladıkları gibi evlerine dönen kahramanlarımız,genç adamın yaraları ile ilgilenirler.Bu sırada belindeki silahı da ne olur ne olmaz diyerekten alıkoymaya karar veren çiftimiz,halen ismini dahi bilmedikleri yaralı genç adamın ayılmasını beklemektedir.
Nihayet ayılan yaralı genç,adının Jack olduğunu söyleyerek kahramanlarımızla tanışır.Başına gelen kazayı anlatan Jack,dış dünyada işlerin kontrolden çıktığını,hava yoluyla yayılan ölümcül bir virüsün herkesi enfekte ederek yok ettiğini söylemektedir.Başlarda bu iddiaları saçma bulan çiftimiz ise,Jack'in ısrarcı tavırları üzerine ikna olurlar.Orduda görevli olan kahramanımız,rutin devriyesi gereği buralara kadar geldiğini ve virüsün her an bulundukları adayıda etkisi altına alabileceğini söyleyerek evin bütün pencerelerini ve çıkışlarını muşambalarla çevrelemeye başlar.Jack'e göre enfeksiyondan kurtulmanın tek çaresi kendilerini kapalı bir mekanda izole etmektedir.
Halen neler olup bittiğini tam olarak kavrayamayan Kate ise sebepsiz yere bozulan telsizinde olaya eklenmesi ile dış dünyadan bihaber,ansızın evlerine çıkıp gelen bir adamın direktiflerini uygulamaya başlamıştır....
İyi;İlk çeyrek oldukça buhranlı ve yüksek gerilim dozu sayesinde dikkatleri çekmeyi başarıyor.Açıkçası filmin ilk bölümünü izledikten sonra Antichrist (2009) 'a yakın bir senaryonun işleyeceğini düşünmüştür.Sonrasında ansızın çıkagelen asker formalı yabancı(Jack) ise gerçekten daha ilk dakikadan kontrolü ele almaya başlayınca,finale ilişkin farklı alternatifler gözümde canlandı.Hani bazen ufak bütçeli filmler,milyon dolarlık yapımların beceremediği kaliteyi yakalarya,Retreat için de bu sonuna kadar geçerli.Gayet sürükleyici bu yapımı boş geçmeyiniz.
Kötü;Finalin daha soyut bir şekilde gerçekleşmesini beklerdim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Urban Explorer (2011)

Berlin'de 2.Dünya Savaşı sırasında inşa edilen devasa sığınaklar ve şehrin doğu-batı doğrultusunda ulaşımı sağlayan gizli tünelleri görmek üzere Kris isimli lokal bir genci tur rehberi olarak tutan dört maceraperest genç,uygun zamanın gelmesi ile serüvene hazırdır.Köhne bir barda buluşan kahramanlarımız,Kris liderliğinde gizli bir geçit ile şehrin yaklaşık yirmi beş metre kadar altındaki nazilerden kalma tünellere ulaşmıştır.
Bu illegal tur sırasında en başından beri nazilerden kalma duvar yazıtlarını ve gün ışığına çıkartılmamış relik kalıntıları görmek için sabırsızlanan gençler,bölgeyi mesken tutmuş birkaç neonazinin tacizine uğrarlar.Özellikle neonazilerin kutsal saydığı bu tünellerde meraklı yabancılara tahammülleri yoktur.Kris'in uzlaşmacı tavrı ile kazasız belasız yollarına devam eden kahramanlarımız en nihayetinde görülmeye değer,buram buram mazi kokan ufak bir sığınağa ulaşmıştır.Hafif bir mola verme şansı yakalayan gençler,Kris'in nazilerin Odin projesi ile ilgili verdiği bilgiler sonrasında epey telaşlanırlar.Zira eskiden tam da bulundukları yerde nazilerin ünlü uzay gemisi projeleri için özel olarak insan üstü şartlara uyum sağlayabilecek astronotlar eğitilmiştir.
Kris'in anlattıklarını şaşkınlıkla dinleyen kahramanlarımız,dinlendikten sonra dönüş için hazırdırlar.Artık bara dönüp eğlenme vakti gelmiştir.Lakin kızlardan birinin aptalca hareketi sonrasında epey yüksekten yere çakılan Kris ağır yaralıdır.Tur rehberlerinin kaza geçirmesi sonrasında ayrılmak zorunda kalan kahramanlarımızdan ikisi Kris'in başında beklerken diğer ikisi ise yardım çağırabilmek için karanlık tüneller ve koridorlarla dolu yolu kat ederek başlangıç noktalarına ulaşmalıdırlar.
Yardım bulmaya giden arkadaşlarının dönmemesi ile epey zor durumda kalan Denis ve Lucia,ansızın ortaya çıkan;eskiden nazi sınır noktalarından birinde çalıştığını söyleyen esrarengiz bir adamın,Kris'i kurtarabilmek için iş birliği teklifini kabul ederler.


İyi;Sevdiğim tarz filmlerden biri olduğu söyleyebilirim.Yer altında karanlık koridorlar,tüneller vs epey ilgi çekici.Bu filmden hoşlananlar Tha Cave (2005) ve The Descent (2005)  filmlerini de sevebilirler.
Kötü;Tam yapım bir üst seviyeye çıkacak derken tanıdık bir senaryoya dönüş yaşandı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Human Centipede II (Full Sequence) (2011)

Sıradışı ilk filmin ardından yapımcıların kolları sıvayarak kaldıkları yerden devam ettikleri 'İnsan kırkayak' projesi;ilk filmin gerilim yüklü,hafifte olsa bilimsel havasından epey uzak.Hızlıca hatırlayalım.İlk yapımda Dr.Heither siyam ikizleri üzerinde uzmanlaşarak,artık yapışık ikizleri ayırmayı değil kendi projesi olarak sindirim kanalları birleştirilmiş insan kırkayak modelini sunmaya çalışmıştı.Bu yapımda ise ilk filme seyirci olan ve onu takıntı haline getirmiş tuhaf kılıklı bir adamın hikayesine şahit oluyoruz.
Martin otopark görevlisi olup,insanlarla iletişim hususunda epey sorunlar yaşayan,problemli bir çocukluk dönemi geçirmiş depresif birisidir.Halen annesi ile yaşayan kahramanımız,Dr.Heither'ın insan kırkayak deneyimini tekrarlamak istemektedir.Sapıkça arzularla donatılmış hasta bir beyne sahip olan Martin,annesi tarafından dahi dışlanmıştır.Tek bahsettiği şey oniki insandan oluşan bir kırkayak oluşturma fikridir.Gece mesaisi boyunca not defterine operasyonu nasıl yapacağını planlayan Martin,artık faaliyete geçecektir.
Geç vakitlerde otoparkta gafil avladığı insanları toplayarak büyük bir depoya kilitleyen kahramanımız,onikinci kurbanını da eline geçirince,günlerdir fantezisini kurduğu deneyimi yaşamaya hazırdır.İlk yapıma göre iğrençlikte çığır açan The Human Centipede II,başrol oyuncusunun kendisini oynuyormuşçasına ciddiye aldığı enteresan,sakıncalı bir yapıma dönüşmüş.


Serinin ilk filmi The Human Centipede (First Sequence) (2009) için tıklayınız !
İyi;Tek iyi olan şeyin filmin siyah-beyaz olarak seyirciyle buluşması olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;İlk yapımın ardından fazlasıyla aşırıya kaçılmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Fertile Ground (2011)


Mutlu bir birlikteliği olan Nate-Emily çifti,Emily'nin sıkıntılı hamilelik dönemi sonrasında bebeğini kaybetmesi ile şehirden ayrılayarak küçük bir kasabadaki Nate'in ailesine ait tarihi bir eve yerleşirler.Emily'nin yaşadığı buhranlar ve sorunlu hamilelik dönemi sonrasında çocuğunu yitirmesi ile ilişkilerinde epey sorunlar yaşayan ikilimiz,şehirden uzaklaşma fikrinin kendilerine iyi geleceğini düşünmektedir.
Eve yerleşen genç çiftimiz çevreyi yadırgamadan ilişkilerini rehabilite etmek için baş başa zaman geçirme arayışındadırlar.Lakin çok geçmeden Emily'nin çeşitli paranormal olaylar yaşaması ve evin içerisinde yalnız olmadıklarını düşünmesi,Nate cephesinden pek hoş karşılanmayacaktır.Evin bodrumundaki eski bir sandığın içerisinde Nate'in ailesine ait bazı sırların ortaya çıkması,Emily üzerindeki baskıyı giderek arttırmaktadır.Kazara evlerinin bahçesinde çok eski zamanlardan kalma bir cesedin kalıntılarını keşfeden Emily ,artık bir şeylerin ters gitmeye başladığından emindir.
Evin mazisini öğrenmek üzere kasabaya inen kahramanımız,gerçekten de bu evde geçmişte tuhaf olaylar ve cinayetlerin yaşandığını öğrenecektir.Nate'in fikri üzerine yeni evlerinde arkadaşlarını ağırlamak üzere ufak bir parti düzenleyen genç çiftimiz,ne yazık ki tatsız olaylar yaşamaya devam edecektir.Emily'nin tuhaf tavırları sonrasında giderek ondan uzaklaşmaya başlayan Nate,eve bile uğramaz olmuştur.Sürekli işleri ile ilgilenen kahramanımız,eşinden ve evle ilgili can sıkıcı söylemlerinden sıkılmaya başlamıştır.Başının çaresine bakmak zorunda olan Emily'i ise epey zorlu anlar beklemektedir...


İyi;Mekan,çekim teknikleri vs başarılı.
 Kötü;Zaman zaman epey sıkan buhranlı bir yapım olduğunu ekleyeyim.Kısaca vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

Panic Button (2011)

Ünlü bir sosyal paylaşım sitesinin müdavim bağımlılarından Jo,Max,Dave ve Gwen,bir çekiliş sonrasında New York gezisi ile ödüllendirilmiştir.Tüm masrafları paylaşım sitesi karşılayacaktır ancak kahramanlarımızın da ön koşulları ve şartları kabul ettiklerini onaylamaları gerekmektedir.Hava alanında ilk kez birbirleri ile karşılaşan gençler,epey eğleneceklerini düşündükleri gezi için hazırdır...
Hemen kaynaşmaya başlayan kahramanlarımız,paylaşım sitesi sayesinde birbirleri hakkında kısa bilgilere sahiptirler.Ancak gerçek hayatta kim oldukları ya da profillerindeki bilgilerin ne kadar doğru olduğu bilinmemektedir.Lüks jetin havalanmasının ardından sosyal paylaşım sitesinin maskotu olan timsahın önlerindeki interaktif panellerde belirerek,seyahat süresince aşamalı ödüllü oyunlar olacağını müjdelemiştir.Kahramanlarımız yedi saati bulabilecek yolculuk sırasında yeni ödüllere de göz dikmişlerdir.Ne de olsa  şirketin ne kadar cömert olduğunun farkındadırlar.
Önlerindeki panellerden gelen direktifler sonrasında oyun adı altında,özel hayatlarının didiklenmesinden bir hayli hoşnutsuzluk yaşayan dörtlümüz,hatırlamakta dahi zorlandıkları internet üzerinden yaptıkları bazı eylemlerin,yüzlerine vurulması ile sinirlerine hakim olmakta güçlük çekerler.Bu sırada bir de uçağın rotasının New York olmadığı farkeden kahramanlarımız,adeta kapana kısılmış gibidir.Öncesinde şirketin maskotunun sesli yönlendirmesi ile oyunlara katılan gençler,olayların arkasında kim olduğu hususunda arayıştadırlar.
Çok geçmeden ailelerinin şirket tarafından alıkoyulduğunu ve yapmaları istenen eylemleri gerçekleştirmezlerse öldürülecekleri tehdidiyle zıvanadan çıkmaya başlayan gençler,sevdikleri uğruna her şeyi yapmaya göze almışlardır.Ancak asıl düşmanın kim olduğu halen bilinmemektedir.


İyi;Vasat bir psikolojik gerilim filmi.Kurgu akıcı.
Kötü;Bariz mantık hataları mevcut,son çeyrek beklentinin altında kalmış.
Editör'ün Puanı


Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Mart 2012 | Etiketler : | | |

The Woman (2011)

Geride bıraktığımız yılın en ilgi çekici yapımlarından biri olan The Woman,tuhaf bir ailenin başından geçen absürt olayları konu ediniyor.Öyle ki işinde son derece başarılı lokal bir avukat olan Chris,eşi ve biri bebek olmak üzere dört çocuğu ile esasında dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayat sürmektedir.Günün birinde hobisi olan avlanmak için akarsu yatağına inen kahramanımız,rutin hayatının çok ilerisinde bir şeyle karşılaşacaktır.Tamamen vahşi doğaya adapte olmuş,eski bir kabilenin son temsilcisi olan  kadını gören Chris,onu yakaladığı gibi evine götürecektir...
Eşi ve çocuklarına karşı mutlak otoriter,dediğim dedik bir tavır sergileyen kahramanımız,evlerinin bahçesindeki mahzen benzeri odada vahşi doğadan tutup sürüklediği kadını alıkoymak istemektedir.Ailesine karşı amacının onu medenileştirmek olduğunu söyleyen Chris,çok geçmeden niyetini bozmaya başlayacaktır.Çocukları ve eşi ile beraber iş bölümü yaparak vahşi kadını beslemeye başlayan kahramanımız,temel ihtiyaçlarını karşıladıkları kadını zincire vurarak olası firar girişimini engellemeye çalışmaktadır.
Filmin ikinci yarısından itibaren son derece sorunlu bir ailenin evine konuk olduğumuzu anlıyoruz.Öyle ki asosyal bir oğul,problemli ergenlik dönemi geçiren melankolik bir kız...Evin en aklı başında olan isimlerinden biri olan anne ise son derece baskılanmış ve tam anlamıyla ezik rolünde.Kendi içerisinde bu kadar karmaşık bir ailenin boyundan büyük işleri kalkışmasının belki de bu olay ilk örneği olmasa gerek...


İyi;Esrarengiz hikayesi ve arka planda insanın yüzüne tokat gibi vuran sosyal mesajlarla The Woman 2011 yılının en iddialı yapımlarından biri.Atmosfer,soundtrackler vs oldukça başarılı.Eminim çoğunluk filmde istediklerini göremedikleri için eleştirecektir.Zira bu olay zamanında Cannibal Holocaust (1980)'un da başına gelmiştir.Çoğunluk daha yapımın temasının ne olduğunu,nasıl bir mesaj verdiğini sorgulamadan iğrenç olarak yaftalamıştı.Şunu unutmayalım ki gerçek hayatta çirkin insanlar ana kahraman olabilirler,düşündüğümüzde bile midemizi bulandıran olaylar da her daim cereyan edebilirler.Bunun sinemaya yansıması da aynı şekilde olmalıdır.Hollywood filmlerinde gördüğümüz gibi her zaman ana kahraman yakışıklı ya da cezb edici güzellikte olmayabilir...
Kötü;Mantık dışı fantezi ürünü sahneler olduğunu ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Mart 2012 | Etiketler : | | |

La piel que habito (aka The Skin I Live In) (2011)


Son dönemlerde izlediğim en ilgi çekici yapımlardan biri olan The Skin I Live In (2011) gerek sıra dışı kurgusu gerekse tuhaf intikam hikayesi ile izlemenizi kesinlikle tavsiye edebileceğim filmlerden biri.Öncelikle kurgunun tersten ilerlediğini ve bu nedenle başlarda konuyu anlamakta zorlanabileceğinizi ekleyeyim.Ancak emin olabilirsiniz ki yapımın ikinci yarısından itibaren taşlar yerine oturmaya başlayacak.

Dr.Robert yıllar önce bir trafik kazasında karısının ağır şekilde yanması sonrasında onu eski güzelliğine kavuşturmak için bir dizi araştırma yapmaktadır.Denek hayvanlar üzerinde uyguladığı bazı yöntemlerle,insan derisine çok yakın ancak pek çok hususta daha gelişmiş ve dayanıklı yapay deri olarak adlandırabileceğimiz dokuyu geliştirmiştir.Robert 'Gal' adını verdiği bu proje ile böcek ısırmalarına ve yanıklara karşı son derece dayanıklı,bilimde çığır açabilecek önemli bir keşifte bulunmuştur.Lakin tüm bu çalışmalar kahramanımız için eşinin aynada yüzünü görmesinin ardından intihar etmesi ile tam bir yıkıma dönüşecektir. 
Eşinin beklenmeyen intiharı ile kızının depresyona girmesi sonrasında epey buhranlı zamanlar yaşayan Dr.Robert,yeniden kızıyla beraber mutlu olabileceği günlerin hayaliyle yaşamaktadır.Çok sevdiği eşinin vefatı ile iyiden iyiye kızının üzerine titremeye başlayan kahramanımız,kızını gözünden bile sakınmaktadır.Günün birinde kızıyla beraber bir akşam yemeğine icabet eden başarılı bilim adamı,kızının gençlerden biriyle gözlerden uzaklaşması sonrasında epey panikleyecektir.Telaşlanmakta haklıdır hani keza bahçede bir ağacın altında kızı üstü başı dağılmış halde,baygın olarak yatmaktadır.
Kızının birlikte dışarı çıktığı gencin izini süren Dr.Robert çok geçmeden onun(Vicente) lokal bir dikiş atölyesinde çalıştığını saptayacaktır.Vicente'nin kızına yaptıklarının intikamı almak için enteresan bir yol seçen kahramanımız,şeytanın dahi aklına gelemeyecek uzun vadeli bir plan yapmıştır.Başarılarla dolu kariyerini riske atarak inzivaya çekilen Dr.Robert;dış dünyadan izole,görüntü olarak kaleyi andıran laboratuvarı olan evinde intikam planlarını hayata geçirmektedir.


İyi;Son yılların en sıra dışı yapımlarından biri olduğu muhakkak.Oyunculuk,gizemli atmosfer vs oldukça başarılı.Oldboy filmiyle tavan yapan intikam konulu filmler arasında kendisine üstlerde yer bulabilecek potansiyelde olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Kurgu zaman zaman sıkıcı ve ağır tempoda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Grave Encounters (2011)

Lance liderliğinde bir grup maceraperest arkadaş lokal bir kanalda Grave Encounters isimli reality show çekimleri ile uğraşmaktadır.Daha önce çekilen beş bölümün ardından daha iddialı bir yapımla seyircinin karşısına çıkmayı planlayan Lance,geçmişte akıl hastanesi olarak kullanılmış,enteresan paranormal hikayelerin süregeldiği mekanı altıncı bölüm için tutmuştur.Binanın bekçisinden yardım alarak ekip arkadaşlarıyla beraber kendisini 24 saat akıl hastanesine kilitleyecek olan kahramanlarımız bakalım bu süreç sonunda seyircilerin ilgisini çekebilecek esaslı bir hayalet hikayesi oluşturabilecek midir?
Bekçinin binanın tarihçesine ilişkin verdiği bilgilere dayanarak hastaneye sıkışmış bazı ruhların var olabileceği sıcak noktalar olarak adlandırdığı bölgelere kameralar yerleştiren kahramanlarımız,havanında kararması ile bekçinin kapıyı dışarıdan kilitlemesini isteyerek çekimlere başlamıştır.Ses ve ışıkla ilgilenen birkaç kişi,uyduruk bir medyum ve kameramanlardan oluşan ekibiyle işe koyulan Lance,havanın kararması ile zifiri karanlığa çalan hastane koridorlarında ekibiyle dolaşmaya başlayacaktır.Daha önce çektikleri bölümlerde asparagas hikayeler ve ses-ışık oyunlarıyla ilgi çekmeyi başaran kahramanlarımız,her şeyin rutin başladığı altıncı bölümde maalesef inanılmaz korkunç bir hikayenin parçası olacaklar...
Binanın ana kapısının çevresine konuşlanarak sıcak noktalardan gizemli görüntülerin monitörlerine yansımasını bekleyen gençler,çok geçmeden insanın kanını donduracak olayların içinde bulurlar kendilerini.Dahası kameraman arkadaşlarından birisi tuhaf bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Zamanla korkudan iyice paranoyaklaşan kahramanlarımız,bekçinin kilitlediği kapıyı kırarak dışarıya çıkmak istedikleri asıl sürprizle karşılaşacaklar.Garabet sesler ve yansımalar gören kafilemiz haber yapmaya gittikleri mekanda haber olmaktan öteye gidemeyecekler...

İyi;Oldukça ilgi çekici sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.Kurgu sürükleyici,mekan zaten kafadan tuhaf :D Bu filmi sevenler The Tunnel (2011)'i de izlemeli..
Kötü;Bazı mantık hataları yok değil.Ayrıca bazı sahneler epey abartılı.
Gereksiz;Klişe başlangıç.Gerçekte yaşanmış bir olayın sinemalaştırılması blehh..
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

The Awakening (2011)

Yıl 1921, I.Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında Britanya'da bir milyondan fazla insanın savaşlar ve salgınlar nedeniyle öldüğü dönemde,halkın büyük çoğunluğu kayıplarını hafiflemek ve yaralarını sarmak umuduyla doğaüstü hayaletlere inanma eğilimindedir.Cambridge mezunu Florence ise dönemin oldukça zeki bayanlarından biri olup,doğaüstü güçler ve hayaletler üzerine yoğunlaşmıştır.Aynı zamanda yazar olan kahramanımız,zamanının çoğunu insanların umutlarını manipüle eden şarlatan hayalet avcılarıyla uğraşarak geçirmektedir.Kendine has yöntemleri ile hileler yaparak hayaletlerle iletişim kurduklarını söyleyen kişilerin gerçek yüzünü halka gösteren Florence,işinde oldukça başarılı,saygın genç bir bayandır...
Günün birinde Robert isimli eski bir savaş gazisinin kendisinden yardım istemesi üzerine,yatılı bir erkek okulundaki gizemli hayalet olayını çözmek üzere yolan çıkan kahramanımız,her zaman olduğu gibi işin hilesini bularak küçük çocukları korkutan yüksek ihtimalle okul çalışanlarından biri olan düzenbazı bulacağını düşünmektedir.Yatılı okulun ise oldukça ilgi çekici bir mazisi vardır,ancak asıl yoğunlaşılan nokta çocuklardan birinin(Walter) hayalet gördüğünü söyledikten kısa bir süre sonra hayata veda etmesidir.Okula girdiği andan itibaren sezgisel olarak burada yaşanmış bazı olayları hissetmeye başlayan Florence,okulun hizmetkarı Maud ve Robert'in yakın ilgisi ile işine odaklanmayı başarır.Hayaletin görüldüğü sınıflara çeşitli düzenekler kurarak sonuca ulaşmayı uman kahramanımız,zamanla paranoyaklaşmaya başlayacaktır.Zira merdivenlerde koşuşturan çocuk suretleri ve sürekli karşısına çıkmaya başlayan okulun minyatüründeki tuhaflıklar giderek can sıkıcı olmaya başlamıştır.
Walter'ın ölümünün hayaletlerle ilgisi olmadığını saptayarak,sömestir dönemi girmeden olayı çözen kahramanımız,çocukların da okuldan ayrılması sonrasında işini layıkıyla yapmanın verdiği özgüvenle eve dönüş hazırlıklarına başlamıştır.Lakin Florence çocukların gitmesi sonrasında ailesi olmadığı için okulda kalmaya devam eden Tom ile yakınlaşmış onda bazı garipler sezmiştir.Günün devamında okulda dehşet dolu anlar yaşayan kahramanımız,halen hayalet mevzusunun çözümlenmediğinin farkına varacaktır...

İyi;Atmosfer,mekan.
Kötü;Ağır tempo,sıkıcı geçişler.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Husk (2011)

Birlikte tatil yapmak üzere yola çıkan beş genç,mısır tarlalarının bulunduğu bir çiftlik yolu üzerinde kaza atlatır.İlginç bir şekilde ufak bir kuzgun sürüsü onlara saldırmıştır.Dahası Chris’in kardeşi Johnny ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Hemen yanı başlarında uzunlukları 2 metreyi aşan mısır tarlalarından başka herhangi bir sosyal hayat belirtisi göremeyen gençler,arabalarının da çalışır durumda olmamasından ötürü çaresiz kalırlar…
Brian ve Scott mısır tarlasına girerek Johnny’nin izini bulmayı ummaktadır.Bu sırada araba kalmayı tercih eden Chris ve Natalie ise esrarengiz bir suret görmelerinin ardından  paniklerler.Zamanın ilerlemesi ve halen Brian’ın dönmemesi sonrasında,onun yanına gitmeye karar veren Natalie,Chris’i de peşinden sürükleyerek labirenti andıran gizemli mısır tarlasının içerisinde kaybolur.Bu sırada tarlada bulunan korkuluklar sayesinde yakınlarda terkedilmiş bir çiftlik evine ulaşan Brian-Scott ikilisi ise en sonunda Johnny’nin izini bulmayı başarır.Ancak Johnny’nin davranışları ve sureti pek normal değildir hani…Çılgınlar gibi üst katta bulunan bir dikiş makinası ile bir şeyler dikmektedir…
Tarladan gelen gürültüler sonrasında yeniden oraya dönen Brian ne yazık ki kız arkadaşı Natalie’nin çok hızlı hareket eden bir şeyler tarafından katledildiğine şahit olacaktır.Beş kişilik tatil kafilemizden artık yalnızca Scott,Chris ve Brian kalmıştır.Yeniden buldukları çiftlik evine dönen kahramanlarımız,etrafı tamamen mısır tarlaları ile çevrili bu mekandan nasıl sağ salim çıkabileceklerini tartışmaktadır.Buradan kurtulmak adına önemli bir şansa sahip olan gençler,Brian’ın Natalie’ye tam olarak ne olduğunu öğrenmeden gitmek istemesi üzerine,isteksizce buraya hapsolurlar.Peki ama tarladaki tehlike nedir?Yeniden arabalarına dönebilmek için tarlayı geçmesi gereken gençler mecburen bu riski göze almak zorundadır…
Ekibin zeki çocuğu Scott çiftlik evine sığındıklarından beri garip düşler görmeye başlamıştır.Evde eskiden kimlerin yaşadığına ve orada neler olduğuna dair ufak kesitler gözünde belirmeye başlayan kahramanımız,Chris ve Brian’ı bu konuda uyarsa da pek ciddiye alınmaz.Brian ise bütün konsantrasyonunu Natalie’ye ne olduğu konusunda odaklamıştır.Bakalım gençler takım oyununa uyarak buradan çıkabilecek midir?

İyi;Filmin gerilim seviyesi tatmin edici,sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.
Kötü;Mantık hataları,bazı sahneler.
Gereksiz;Final daha iyi kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

Attack the Block (2011)

Güney Londra’da yoksul bir semtin gençleri Moses önderliğinde ufak çaplı bir çete kurmuştur.Zaman zaman yollarını bulabilmek adına,ufak hırsızlıklar,hap ve soygun işleri yapmaktadırlar.Günün birinde semte yeni taşınan Sam’i soyan kahramanlarımız,aynı günün gecesinde yıldız yağmuruna benzer şekilde gökyüzünde tuhaf bir hareketlilik olduğunu anlarlar.Evet ! kendi kurallarını koydukları semtlerinde artık yalnız değildirler.Bu bir uzaylı istilasıdır…
Gözünü karartan çetemiz,Moses önderliğinde uzaylılardan birini alt edecektir.Dahası onu satarak para kazanmayı düşünen kahramanlarımız;semtin asıl lideri olan,uyuşturucu trafiğini yöneten Hi-Hatz’in korunaklı dairesini ziyaret ederler.Artık Moses büyük düşünmektedir ve yaptıkları bu hizmet sonrasında Hi-Hatz’in sağ kolu olmayı planlamaktadır.Tam yaratığı Hi-Hatz’in korunağına emanet ederek oradan ayrılan Moses,çetesinin yeni uzaylıların çevrelerinde belirdiğini görmesi ile ava çıkacaktır.Amaç basittir ne kadar uzaylı yakalarlarsa ödülü de o kadar büyük olacaktır.
Zamanla uzaylı istilasının basit bir oyundan ziyade ölümcül bir kovalamacaya dönüşmesi üzerine,olaylara polislerin de karışması ile hareket alanı giderek daralan çetemiz,ne yazık ki Hi-Hatz’ide karşılarına almak zorunda kalacaklar.Sığınmak amacıyla Sam’in evini mesken tutacak olan gençler,neden olayların kendileri odaklı geliştiğinin ise sonunda anlayabileceklerdir. Hi-Hatz’in korunaklı dairesini,uzaylılardan uzak durabilmek için tek şansları olarak düşünen çetemiz,Brewis’in biyoloji bilgisi sayesinde uzaylıların ne istediklerini kavrayacaklardır.
Çetenin lideri Moses için artık sorumluluk alma zamanı gelmiştir.Arkadaşlarını ve semtini korumak amacıyla,garabet uzaylılara rağmen yola koyulan kahramanımız,başlattığı uzaylı istilasını sonlandırabilecek tek kişidir.Hazırlıklarını tamamlayarak kendi dairenin yolunu tutan Moses,ya koruyamadığı bazı arkadaşları gibi yok olacaktır ya da uzaylıları haklayarak lokal bir kahraman olacaktır.


İyi; Shaun of Dead’in yapımcılarından yine korku-komedi karışımı absürd bir yapım.
Kötü;Son çeyrek ansızın keskin bir dönüşle epik atmosfere teslim oluyor.
Gereksiz;Uzaylı modellemeleri vs tatmin edici değil.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)

Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)
Wrong Turn serisinin nasıl başladığını hiç merak ettiniz mi? Yani absürd mutantlar nasıl olmuştur da bir şekilde ormanda kolonize olmayı başarmıştır. Tepenin Gözleri serisinde olduğu gibi yoksa nükleer bir deneme mi bu olaya sebep olmuştur? İşte serinin bilinmeyen orjinine bu film ile ışık tutulmaya çalışılmış. Bizim mutantlar meğer eskiden normal insanlarmış. Daha doğrusu pek de normal sayılmazlar hani :D
Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011) 
Bir grup genç snowmobiling yapmak üzere bir araya gelmiştir. Başlarda her şey normal olsa da eğlencenin doruklarında gezinmeye başlayan kahramanlarımız, malesef bu arada yollarını da kaybetmiştir. Havanın kararması ve fırtınanın bastırması ile sığınacak bir yerler aramaya başlayan gençler, en nihayetinde terkedilmiş eski bir sanatoryum binasına ulaşırlar. Mekana yerleşen kahramanlarımız çok geçmeden burasının geçmişte akıl hastalarıyla dolu, garabet bir yer olduğunu anlarlar. Dahası ellerine geçirdikleri bazı kasetler sayesinde geçmişte burada gerçekleşen  yasa dışı olaylar konusunda da fikir sahibi olurlar.
Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)
Devasa sanatoryum binasının içerisinde, ilkin yaşadıkları telaş ve alışma döneminin akabinde yeniden hız kesmeden eğlenmeye başlayan gençler, geceyi geçirecekleri odaları ayırmışlardır bile. Ancak bilmedikleri önemli bir detay vardır. Sanatoryumda mutantlar dolaşmaktadır. Üstelik pek de dost canlısı değildirler hani. Sabahı eden kahramanlarımız,arkadaşlarında birinin ortadan kaybolduğuna şahit olurlar. Zamanla neyle karşı karşıya olduklarını keşfedecek olan gençler, birer birer kıyıma uğrasalar da kurtulmak için önemli bir fırsata sahiptirler. Dışarıda devam eden yoğun tipiye rağmen, eğer buradan sağ salim çıkmak istiyorlarsa bazı fedakarlıkları da göz önüne almak zorundadırlar.
Serinin diğer filmleri;
Wrong Turn (2003)



İyi; Wrong Turn serisine ilişkin pek çok bilinmeyenin cevabını bulabileceğiniz bir yapım.
Kötü; İlk üç filmdeki klişe orman sahnelerinin olmaması ve filmin tarzının farklılaşması ilk göze çarpan dezavantajlar arasında.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Roommate (2011)

Moda tasarım okumak için üniversiteye kaydolan Sara,yeni oda arkadaşı Rebecca ile tanıştıktan sonra,çevresinde değer verdiği insanların tümünün kendisinden uzaklaşmaya başladığına şahit olacaktır.Sara’ya karşı son derece nazik ve arkadaş canlısı olan Rebecca ise Sara ile ilgili sinsi planlar yapmaktadır…
Üniversite hayatına çabuk adapte olan Sara,yurt arkadaşlarından biri olan Tracy ile son derece iyi vakit geçirmektedir.Odaya bir gün sonra teşrif eden Rebecca ise giyimine özen gösteren,havalı bir kızdır.Daha ilk günden cana yakın tavırları ile Sara ile yakınlık kuran Rebecca,onun tüm ilgi ve alakasını kendisi üzerinde toplamak istemektedir.Sara'nın şu an için hedefi ise başarılı bir öğrenci olabilmektir.Prof. Roberts'dan ders alabilmek için onu etkilemesi gereken Sara, çok geçmeden amacını ulaşacaktır.Yetenekleri ve stili ile dikkat çekmeye başlayan kahramanımız,gelecekte başarılı bir moda tasarımcısı olma adayıdır.Rebecca ise Sara’nın destekçisi olarak,ona her zaman yardımcı olacağını dile getirmiştir.
Okul öğrenci birliğinin müzik grubundan Stephen ile samimiyeti ilerten Sara,sebepsiz yere kendisinden uzak durmaya başlayan Tracy ile aralarında nasıl bir problem olduğunu çözme arayışındadır.Sara’nın Stephen ile zaman geçirmesinden rahatsız olmaya başlayan Rebecca ise,onun kendisinden uzaklaşmasını engellemeye çalışmaktadır.Bu sırada Sara’nın eski erkek arkadaşının da ortaya çıkması olayların seyrini etkileyecektir.
Sara’yı evine davet eden Rebecca,son dönemlerdeki ferri çıkışlarını affettirmek istemektedir.Ancak daha eve ulaşır ulaşmaz,Rebecca’nın anne-babasının garip  davranışları ve çarpık ilişkileri,Sara’nın bir şeylerin ters gittiği konusunda şüphelenmesine neden olacaktır.Rebecca’ya ait gizli bir çizim defterini ele geçirdiğinde ise olayın boyutunu öğrenecek olan kahramanımız,Stephen’dan yardım isteyecektir.
Rebecca belki de sadece onun en yakın arkadaşı olmak istemektedir.Ancak hal ve hareketleri artık çığrından çıkmaya başlamıştır.Dahası Sara çevresinde kendisine yakın gördüğü herkesin teker teker uzaklaşmaya başladığını fark edecektir.Odasında misafir ettiği kedisinin de şüpheli şekilde ortadan kaybolması,kahramanımızın giderek yalnızlaşmasına neden olacaktır.



İyi;Vasat bir yapım,fazla beklenti ile izlenmezse sıkmayan senaryosu ile alternatif olabilir.
Kötü;Kurgu,klişeler,temasız akış.
Gereksiz;Filmin sonu basit olmuş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Aralık 2011 | Etiketler : | | | |

11-11-11 (2011)

Joseph Crone hatırı sayılır materyalist bir yazardır.Eserlerinde sık sık içinde yaşadığı çelişkileri, gizemli şekilde kaybettiği ailesini  ve o dönemlerden hala bünyesinde yer edinmiş buhranlarını konu edinmektedir.Son eseri üzerinde çalışmaya başlayan kahramanımız,bir yandan da manasız hayatına anlamlar yüklemek üzerine terapilere gitmektedir.İnsanların dertlerini,acılarını,sıkıntılarını dinleyerek kendi varoluş gayesini keşfetmeye çalışan Joseph,ne yazık ki mental olarak günden güne erimektedir.Neden halen hayatta olduğu sorusunun cevabını bulana dek huzura kavuşamayacaktır...
Terapi toplantılarının birinde tanıştığı Sadie ile henüz adını koyamadığı bir bağ kuran kahramanımız,aynı günün devamında ölümcül bir trafik kazası atlatacaktır.Neyseki hayatta kalmayı başaran Joseph,Sadie’nin söylediklerinden de esinlenerek yaşaması gerektiğini ve bu nedenle ölümcül kazadan en ufak bir sıyrık dahi almadan kurtulduğunu düşünmeye başlamıştır.Peki ama ne için yaşamalıdır?Sürekli sorguladığı manasız hayatının,belki de Barcelona’da,babaevinde saklı, bazı gizemleri vardır.
8.11.2011 tarihinde yaşadığı kazanın hemen akabinde,babasının durumunun hiç iyi olmadığı haberini alan Joseph,apar topar Barcelona’ya gidecektir.Kardeşi Samuel (Barcelona’da yerel bir kilisede rahip)ve babası ile çok uzun süredir görüşmeyen kahramanımız,esasında hiç iyi anıları olmayan babaevine adım atma konusunda bile çekincelere sahiptir.İsteksiz olarak da olsa eve yerleşen Joseph,etrafında meydana gelen bir takım garipliklerin artması ile paranoyak birine dönüşecektir.Kardeşi Samuel ile sık sık din konusunda tartışmalar yaşayan kahramanımız,geceleri saatler 11.11’i gösterirken çeşitli badireler atlatacaktır.Dahası evdeki kamera kayıtlarını inceleyen Joseph,saatler tam 11-11 iken monitöre yansıyan karanlık ürpertici metafizik cisimler nedeniyle dehşete kapılacaktır.Hayatında hiç olmadığı kadar rakamlarla haşır neşir olmaya başlayan kahramanımız,ailesini kaybettiği günün tutanaklarında da saatlerin 11.11’i gösterdiğini anımsayacaktır.
Peki ama 11-11 ‘in anlamı nedir?Kütaphanade bazı araştırmalar yapan Joseph,her ne kadar ateist birisi olsa da,11-11-11 tarihine yaklaşılırken başının büyük belada olduğunun farkına varacaktır.Bazı güçler onu ve ailesini kendilerine hedef olarak seçmiştir...
Sümerler 11 kasımın önemli bir tarih olduğuna inanırlardı.11.günde 11.ayda 11.yılda bir kapı açılacak ve ordan ölümlü gözlerin göremeyeceği şeyler dünyaya gelecek.Ve o gün masumların kanı dökülecek.Ve bu kurbanlardan sonra kötü bir varlık doğacak.İnançları yok edecek ve yıkımı başlatacak.Kötülüğü doğuracak bir kurban,kıyameti getirecek bir kurban. 

İyi;Son çeyrek ,tarihi mimarisiyle filme ev sahipliği yapan mistik Barcelona şehri.
Kötü;Çok film izlemekten midir bilinmez,filmin başlarını 1408 filminin girişine(orada da materyalist bir yazar vardı),terapi toplantıları bölümünü (Fight Club’a),filmin atmosferini ve gidişatını ise (Darkness (2002))yapımlarına benzettiğimi ve o filimlerden hafızalarımızda yer edinmiş bazı özel sahnelerin,kopyalandığı hissine kapıldım desem yeridir.
Gereksiz:Film boyunca 11-11 olayı o kadar çok tekrar edildiki,sıkmadı desem yalan olur.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

Hostel: Part III (2011)

Yakın arkadaşları Scott’ın düğünü öncesinde bir araya gelerek,Vegas’da bekarlığa veda partisi yapmak üzere yola çıkan;Mike,Carter,Justin ve Scott rutin eğlencelerini devam ederlerken,iki çıtırın onları şehrin dışında tenha olarak betimledikleri mekana davet etmesi ile Elite Hunting kulübünün yeni sermayeleri olacaklardır.Öncelikle şunu belirtmeliyim ki,kısmen hayal kırıklığı yaşadığım serinin ikinci filminin ardından bu film ilaç gibi geldi.Her ne kadar filmin genelinde,ilk iki yapıma göre bariz tarz değişikliği olsa da ,(final bölümü hariç) bunun yapıma daha da değer kazandırdığı düşünenlerdenim...

Vegas’da Nikki isimli bir escort kızın kendilerini davet etmesi ile gizemli mekana ulaşan kahramanlarımız,burasının eski bir domuz fabrikası olduğunu anlayacaklardır.Peki ama burada ne işleri vardır?Hani eğleneceklerdi?İçeri giren dörtlümüz uzun koridorları dolaşa dursun,Scott nişanlısının araması ile biraz geride kalacaktır.Görüşmesi bittiğinde arkadaşlarının adeta ortadan kaybolduğuna şahit olan Scott,birden saldırıya uğrayacaktır ! Neyseki bunun partinin bir parçası olduğunun anlaşılması ve yeniden arkadaşlarının yanında gelmesi ile geceye fırtına gibi giren kahramanlarımız,ertesi günün sabahı otel odalarında uyandıklarında bir fire verdiklerini anlayacaklardır.Mike henüz kaldıkları otele teşrif etmemiştir.Dahası cep telefonu da kapalıdır.Akşam üzeri ekibimizin eve dönüş rezervasyonu olduğunu da düşünürsek,bir şeylerin ters gittiğini anlamak zor olmasa gerek.


Mike’a ulaşmak üzere Nikki’nin evine gidecek olan gençleri ufak bir sürpriz beklemektedir.Nikki de aynı gece ortadan kaybolmuştur ve onun en yakın arkadaşı olan Amy,Nikki'nin sağ olduğu konusunda endişelere sahiptir.Olayların başladığı yere dönerek adım adım detayları gözden geçirmek isteyen kahramanlarımız,bakalım Mike’a ulaşıp mutlu,mesut evlerine dönebilecekler midir?Filmin son çeyreğinde Elite Hunting kulübü gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalan eğlenceli dörtlümüz,aralarından birinin de o kulübün üyesi olduğunun ortaya çıkması ile dost-düşman kavramlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaklar...Sonlara doğru daha çok epik bir atmosfer ile fırtınanın tersine döndüğüne şahit olacağız.Elite Hunting Vegas şubesi zaten biraz eğreti duruyordu :D

İyi;Serideki tarz korunmuş,üzerine daha da eklemeler yapılmış.Sürekli ters köşeye yatıran kurgu,filmin sıkılmadan soluksuz seyir zevki sunmasına neden oluyor.
Kötü;Hostel deyince akla gelen bol kanlı işkence sahneleri biraz geri planda kalmış gibiydi.
Gereksiz:Son bölüm  daha yaratıcı olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Aralık 2011 | Etiketler : | | | | |