Güncel İncelemeler;

The Resident (2011)

The Resident (2011)
Genç doktor Juliet sevgilisinden ayrıldıktan sonra yeni bir eve taşınmaya karar verir.Brooklyn'de bütçesine uygun eski bir apartman dairesini gözünü kestiren kahramanımız,ev sahibi Max'in de samimi tavırları sonrasında kendisi için en ideal alternatifin burası olduğunu düşünür.Orta yaşlarda yakışıklı bir adam olan Max,babası ile beraber yaşayan içine kapanık biridir.Juliet'i gördüğü anda etkilenerek uzun yıllardır süre gelen yalnızlığını onun arkadaşlığı ile atlatabileceğini düşünmektedir.
Evden işe-işten eve yaşantısına devam eden Juliet,zamanla Max'in yardımsever tavırlarından ve centilmen hareketlerinden etkilenerek ona bir şans vermeye karar verir.Kısa süreli bir flört sonrasında,henüz erkek arkadaşından yakın zaman önce ayrıldığını ve yeni bir ilişkiye hazır olmadığını söyleyen Juliet,kibarca Max'i reddeder.Sonuçta onun evinde kiracı olduğundan dost kalmaya özen gösteren kahramanımız,Max'in aşırı ilgisinden ve ilişkilerinin bittiğini halen kabul edememesinden ötürü sıkıntılı günler yaşamaktadır.Yorucu nöbetler sonrasında bir an önce dinlenebilmek için dairesine gelen Juliet,Max'e görünmemek için deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlamıştır.Öte yandan sabahları sürekli bitkin uyanan kahramanımız,geceleri odasında tuhaf bir şeyler olduğundan şüphelenerek görüntüleme sistemi kurmaya karar verir.Tabii bu fikri edinmesinde dairesinde bazı odaların restore ediliyor bahanesi ile anahtarlarının kendisine verilmemesi de etkili olmuştur.Bu sırada Juliet,Max'i  tanıdıkça göründüğünden çok farklı birisi olduğunu keşfedecektir...


İyi;Tanıdık bir senaryo,ancak yine de oyunculuk olarak başarılı bir alternatif olduğunu ekleyeyim.Gerilim dozu tatmin edici.Bu filmi sevenler 100 Feet (2008) ve Sleep Tight (2011) yapımlarına da deneyebilirler...
Kötü;Tipik saplantı hikayesi şeklinde.Gerilim yönü daha yüksek şekilde kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Hell (2011)

Hell (2011)
Uzun süredir hasret kaldığım kıyamet sonrasını kurgulayan bilim-kurgu filmlerinden biri olan "Hell" Almanya menşeli vasatın üstünde bir yapım.Hatta ilk çeyreği itibariyle aynı tempoda devam edebilse bu tarz filmlerden hoşlananların izlemesi için ideal alternatif olabilirmiş...
Konuya gelirsek;küresel ısınmanın giderek şiddetini arttırması ve ozon tabakasının tahrip olması ile solar radyasyon hiç olmadığı seviyelere ulaşmıştır.Doğal olarak denizler ve nehirler kurumuş,bitkiler yok olmaya başlamış,ormanlık alanlar haritalardan silinmiştir.İşte bu ortamla uzun süre başa çıkmayı başaran talihli kişilerden Marie-Leonie kız kardeşler Phillip'in de aralarına katılması ile halen bir yerlerinde su kaynaklarının olduğu bahsi geçen ülkenin kuzeyine doğru yola koyulurlar.Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak ve aşırı sıcaklarda yol almak zorunda kalan kahramanlarımız,uzun süredir duraksamadan yollarına devam etmektedirler taa ki yakıtlarının azalmaya başladığı ana dek.
Şans eseri yol kenarında terkedilmiş bir benzin istasyona rastlayan üçlümüz burada Tom isimli bir yabancıyla tanışırlar.İlk karşılaşmaları pek hoş olmasa da yolculuğa beraber devam etmeyi planlayan kahramanlarımız birkaç mil ötede yamaç yolunun kapalı olduğunu fark ederler.Şimdi yapmaları gereken bir çaresini bularak yolu kapayan seti ortadan kaldırmaktır.Tam da bu sırada şarampole yuvarlanmış bir karavan olduğunu fark eden gençler,her şeylerinin içinde bulunduğu arabalarını terk ederek yakıt bulma arayışına girerler.Ne de olsa burada yapa yalnızdırlar.Ancak çok geçmeden planları alt üst edecek olaylar cereyan edecektir...


İyi;Atmosfer,mekan betimlemeleri vs oldukça başarılı.İlk yarısı itibariyle mistik atmosfere sahip bir yol filmini andıran yapım epey ilgi çekici.
Kötü;Senaryonun tanıdık bir kurguya dönmesi ile büyük hayal kırıklığı yaşadım.Tam işin bilim kurgu kısmına yöneleceğini düşündüğüm anlarda,insan doğası önermesi karşıma çıktı. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Enter Nowhere (2011)

Enter Nowhere (2011)
Korku-gerilimin yanı sıra içerisinde gizem barındıran filmler benim için her daim ilgi çekici olmayı başarmıştır.İşte bu eksende yer alan "Enter Nowhere" birbirlerine tamamen yabancı olan üç kişinin ormanın derinliklerinde ufak bir barakada yollarının kesişmesi ile başlıyor.Samantha,Jody ve Tom isimli bu üç yabancı bir şekilde aynı mekanı paylaşmak zorunda kalacaklar.Defalarca denemelerine karşın bir türlü ormandan uzaklaşamayan kahramanlarımız her seferinde yine başlangıç noktaları olan barakayı karşılarında göreceklerdir...
Ufak bir trafik kazası geçiren Tom,yardım edebilecek hiç kimseye ulaşamayınca kendi başının çaresine bakmaya karar verir.Saatlerce ormanın derinliklerine yol alır ve en nihayetinde ahşap bir kulübeye rastlamıştır.Eline geçirdiği bir miktar yulaf ve suyla beraber hayatta kalmayı başaran Tom,her sabah büyük bir umutla ormandan kurtulabileceğini düşünerek etrafı keşfe çıkmaktadır.Lakin her denemesinde dönüp dolaşıp aynı barakaya çıkan kahramanımız,giderek ümidini yitirmeye başlamıştır.Tam da bu sırada eşiyle beraber seyahat eden Samantha benzinlerinin bitmesi ile ıssız ormanda kalakalmıştır.Eşinin etrafa göz atmak için yalnız  bıraktığı kahramanımız,saatler geçmesine rağmen eşinin dönmemesi sonrasında arabayı terk ederek Tom'un da mesken bellediği barakaya ulaşır.İkilimize Jody'nin de benzer bir hikaye sonrasında yolunu kaybederek katılması sonrasında kader birliği edecek olan üçlümüz,bir yolunu bulup buradan kurtulmalıdır.Zira sadece tek kişilik bir döşeğin ve eski bir sobanın yer aldığı dar kulübede vakit geçirebilmek bir yana dursun,bu koşullar altında hayatta kalabilmek bile mucizedir...
Kısa bir tanışma faslının ardından kapana kısıldıkları kulübeden ne şekilde çıkabileceklerini tartışan kahramanlarımız,bu sırada kendi hikayelerini de paylaşma fırsatı bulurlar.Gelişigüzel bir sohbetin ardından şu an tam olarak nerede olduklarını anlamaya çalışan üçlümüz,tamamen tezat görüşlere sahiptirler.Öyle ki Samantha New Hampshire'a yakın bir yerlerde olduklarını söylerken,Jody Wisconsin'de,Tom ise Güney Dakota çevresinde olduklarını düşünmektedir.Bu sırada ormandan gelen silah sesleri ile irkilen kahramanlarımız yalnız olmadıklarını anlayacaklardır...


İyi;Gizem yönü ağır basan başarılı bir yapım.Atmosfer,mekan vs tatmin edici.Kurgu son derece sürükleyici.Aslında bu filmin adı The Cabin in the Woods olsa (şaka bir yana) kimse yadırgayamaz.Son olarak bu yapımı sevenler için Retreat (2011) filmini izlemelerini öneriyorum.
Kötü;Esasında ilk yarısı itibariyle damakta hoş bir tat bıraksa da daha fantastik olmasını beklediğim son çeyrek maalesef beklentinin altında.İzleyenler hak verecektir bu yönden  biraz hayal kırıklığı yaşamadım desem yalan olur.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

The Tunnel (2011)

2000'li yıllarla beraber Avustralya yapımı korku-gerilim ağırlıklı yapımların epey ses getirdiğini,şahsi fikrim olarak da Hollywood korku sinemasıyla sırasıyla Uzakdoğu,İspanya,Fransa derken şimdi de onların rekabete başladığını söyleyebilirim."The Tunnel" her ne kadar aynı dönemde vizyona giren Grave Encounters filmine yakın kurgusuyla ilgi çekmeyi başarsa da (tabii bu arada el kamerası çekim teknikleri ve uzun karanlık koridorlarda geçen kovalamacalar ortak nokta) her iki yapımda da hikayenin gerçekte yaşanmış olaylardan esinlenerek oluşturduğu iddiası (?) seyirciyi yakalamak için tasarlanmış klişe bir hile görüntüsünde.
2007 yılında Sydney hükümeti büyük bir proje olarak duyurdukları terk edilmiş tünellerin metro için kullanımı fikrinden ansızın,sebep göstermeksizin vazgeçmiştir.Geçmişten günümüze yer altındaki bu saklı tünellerle ilgili epey şehir efsanesinin kol gezdiği ülkede,hükümetin de sessiz kalarak işin içinden çıkması çeşitli basın yayın organlarının dikkatlerinden kaçmamıştır.Olayı kamuoyunun bilgisine sunmak ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmak için yola koyulan Warner ve üç gazeteci arkadaşı ise kötü şöhrete sahip dipsiz,karanlık tünellere girmeye karar verir.Yanlarına aldıkları kameralar ve karanlıkta işlerini kolaylaştıracak el fenerleri ile yasadışı yollardan tünele giren kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz umarsızca bir yolculuğa çıkarlar...
Ellerindeki harita ile kaybolmadan etrafa göz atmaya çalışan Warner ve ekibi labirenti andıran tüneller içerisinde korku dolu anlar yaşamaya başlarlar.Dahası görüntü almak için mola verdikleri dar bir odada tuhaf olaylar cereyan eder.Aralarından biri gizemli şekilde sırra kadem basmıştır...


İyi;Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen,gerek el kamerası çekim teknikleri gerek metro (karanlık konsepti) başarıyla yansıtılmış.Oyunculuk fena değil,kurgu akıcı şekilde ilerliyor.
Kötü;Gerçek olaylardan uyarlama teranesi,bazı sahnelerde etkileyicilikten uzak efektler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Mientras duermes (aka Sleep Tight) (2011)

Mientras duermes (aka Sleep Tight) (2011)
Bir apartmanda kapıcılık yapan César,orta yaşlarda içine kapanık bir adamdır.İnsanlardan ve onların yapmacık tavırlarından sıkılan,her şey çok mükemmelmişçesine çevresine mutluluk saçan kişilerden haz etmeyen kahramanımız,zaten bu yüzden de hiç bir işte kalıcı olamamıştır.Temel sorunu olarak asla mutlu olamadığını öne süren César,sağır ya da dilsiz doğan bir insanla aynı durumda olduğunu hissetmektedir.Zira doğuştan mutluluk olgusundan eksik yaratıldığını,ölene dek mutlu olamayacağı için çevresindekilerin de mutsuz olmasının kendisini hayata bağlayan tek sebep olduğunu düşünmektedir.
Görevi gereği binada olan biten her şeyden haberi olan César,her dairenin de acil durumlarda kullanılmak üzere anahtarlarına sahiptir.Geceleri uyuyamayan,normal insanların zevk aldığını hiç bir şeyden hoşlanmayan kahramanımız bu sefer de aynı binadan yaşayan Clara isimli genç,alımlı bayana kafayı takmıştır.Clara her ne kadar bir süredir gizemli bir adam tarafından isimsiz mektuplar ve mesajlarla taciz edilse de pozitif enerjisini kaybetmeyen bir kişiliğe sahiptir.Her sabah asansörde karşıladığı Clara'nın tebessüm eksik olmayan yüzünden rahatsızlık duyan César,onun da kendisi gibi mutsuz olması için şeytanın dahi aklına gelmeyecek sinir bozucu bir plana girişmiştir.Binada yaşayan diğer sakinlerin de olduğu gibi Clara'nın da tüm alışkanlıklarını,sabah işe gidiş-akşam işten dönüş saatlerini vs bilen kahramanımız geceleri gizliden gizliye Clara'nın dairesinde dolaşmaktadır.Her gün rutin haline getirdiği saatlerde,Clara işten dönmeden önce itina ile hazırladığı ufak gereçlerini sırt çantasına doldurarak onun gelmesini bekleyen César,uyku halindeyken onu bayıltarak ertesi güne mutsuz başlamasını sağlayacak çeşitli tuzaklarla evini süslemektedir.
Aradan haftalar geçmesine rağmen çeşitli oyunlarla Clara'nın keyfini kaçırmayı başaramayan kahramanımız,tam her şeyden vazgeçip işin peşini bırakmak üzereyken alacağı güzel haberlerle planını başka bir boyuta taşımaya karar verir.Clara'nın sevgilisinin ortaya çıkması ile başını büyük derde sokan César,zekasının yardımı ile kısıldığı kapandan yakayı ele vermeden kurtulmaya çalışacaktır.Bu arada binada tuhaf bir şeyler döndüğünden haberdar olan minik bir bina sakini ise César'ın huzurunu iyiden iyiye kaçırmaktadır...

İyi;Oyunculuk,mekan ve atmosfer oldukça başarılı.Kurgu sıkmadan ilerliyor.Tipik Jaume Balagueró gerilim sinemasının son dönemlerde en sükse yapan yapımı olarak karşımıza çıkıyor.Bu filmi sevenler The Resident (2011) yapımına da göz atabilirler...
Kötü;-
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Bloodwork (2011)

Üniversiteden sıkı arkadaş olan Greg ve Rob,sömestr döneminde doyasıya eğlenebilecekleri gerçek bir tatil yapma amacındadırlar.İşin finans kısmında epey sorunlarla boğuşan kahramanlarımızın imdadına okul panosuna yapıştırılan ilgi çekici bir ilan yetişir.İlanda yeni piyasaya sürülecek olan bir alerji ilacının deneme aşaması için gönüllüler arandığından söz edilmektedir.Dahası cezbedici olan ondört gün süreceği söylenen deneyde katılımcılara günlük 225 dolar verileceğidir...
               Sömestr öncesinde 14 gün sürmesi planlanan ve sonrasında ellerine yaklaşık üç bin doların geçeği Rob-Greg ikilisi bu işin parçası olmayı kafalarına koyarlar.Zira normal şartlar altında kazanamayacakları parayı basitsedikleri ufak bir deneklik döneminin ardından edinecek olan ikilimiz vakit geçirmeden başvurularını yaparlar.Dr.Wilcox gözetiminde diğer deneklerle beraber korunaklı odalara yerleştirilen kahramanlarımız,öncesinde anlaştıkları gibi yeni piyasaya sürülecek olan alerji ilacının kendi üstlerinde denenmesine izin verirler.Bu sayede tamamen zararsız olduğu söylenen ilacı kullanarak sahibi olacakları parayla uzun süredir hayallerini süsleyen Avrupa tatiline de çıkabileceklerdir.
               İki haftalık deneklik sürecinin ilk günlerinde herhangi bir sorunla karşılaşmayan kahramanlarımız,ilacın bedenlerine uygulanması ile çeşitli tuhaflıklar yaşamaya başlarlar.Tipik halüsinasyonlar görmeye başlayan denekler ilacın bu tarz bir yan etkisi olduğu hususunda bilgilendirilmemiştir.Günler geçtikçe yemeklerinde böcekler,koridorlarda dolaşan tuhaf yaratıklar görmeye başlayan kahramanlarımız,nasıl bir bela ile karşı karşıya olduklarını anlamakta zorluk çekmeye başlamıştır.İlacın daha fazla kendisine uygulanmasına engel olmaya çabalayan Greg ise en yakın arkadaşı Rob'u da yanına alarak paradan vazgeçip bir an önce buradan kurtulmak istemektedir.Ancak tahmin edeceğiniz üzere bu karar Dr.Wilcox tarafından pek hoş karşılanmayacaktır...
                      İyi;Filmin özellikle ilk çeyreği ilgi çekici şekilde ilerliyor.Oyunculuk fena değil,kurgu sıkmadan ilerliyor.Bu filmi sevenler için Das Experiment (2001) ve  Pathology (2008) yapımları da önerebilirim.
   Kötü;İlk çeyreğin ardından yapım giderek vasatlaşıyor.Grup dinamikleri yetersiz,karakter tiplemeleri çok aşina tarzda.Bilindik klişe kurguya dönüşle beraber final de üç aşağı beş yukarı tahmin edebileceğiz cinsten.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Megan Is Missing (2011)

Yaşanmış olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığı iddia edilen yapımlardan biri olan "Megan Is Missing",el kamerası çekimlerinin ağırlıkta olduğu dram yönü gözlerden kaçmayan orta karar bir gerilim filmi.Öyle ki aralarda bol bol sosyal mesajlar içeren filmde;ansızın ortadan kaybolan 14 yaşında Megan isimli genç bir kızın ve hemen bu olayın akabinde en yakın arkadaşı olan Amy'nin sırra kadem basması ana temayı oluşturuyor.
Okulun popüler kızlarından biri olan Megan;sorunlu çocukluk döneminin ardından kafası karışan,rüzgar nereden eserse o tarafa sürüklenen bir kızdır.Tamamen tezat karaktere sahip olan Amy ise nispeten daha iyi bir aileye sahip ancak arkadaşları yönünden epey şansızdır.Dostukları okuldaki diğer arkadaşlarını rahatsız etse de buna pek aldırmayan kahramanlarımız günün birinde internet üzerinden Josh isimli bir gençle tanışırlar.Web kamerasının arızalı olduğunu söyleyerek gönderdiği fotoğrafı ile yetinmelerini isteyen Josh,o yaşlarda birine göre oldukça soğukkanlı ses tonuna ve sakin bir mizaca sahiptir.Çevresinde hep aynı tiplerin olmasından sıkılmaya başlayan Megan;kaykay yapan,su sporlarını sevdiğini söyleyen Josh ile internet üzerinden sık sık sohbet ederek yakınlaşmaya başlar.
Daha yüz yüze tanışamasalar da Josh hakkında olumlu izlenime sahip olan Megan,günün birinde buluşma teklifi ile epey heyecanlanır.Lakin ailesi ve arkadaşlarından habersiz buluşmaya giden kahramanımız sırra kadem basacaktır.Megan'ın ortadan kaybolması ile büyük üzüntü yaşayan Amy,onun Josh ile birlikte olduğunu düşünmektedir.Ama yine de öncesinde her saat başı konuştuğu en samimi arkadaşı Megan'ın haber vermeden gitmesi başına kötü bir şeyler gelebileceği hususunda Amy'i tedirgin etmektedir.Aradan yaklaşık bir hafta geçmesi ile polislere yardım etmeye karar veren Amy,ansızın hayatlarına giren Josh ismi üzerinde durur...


İyi;Eh işte denebilecek yapımlardan biri.Tarz olarak rahatsız edici öğeler içerse de verdiği sosyal mesajlar bakımından başarılı olduğu söylenebilir.Arayan bulur önermesi o yolun yolcusu ile birleşince umarsızca başlayan bir macera beklenildiği gibi sonlanmayabilir.Bu filmi sevenler için korku-gerilim yönü oldukça ağır basan The Poughkeepsie Tapes (2007) yapımını da izlemenizi tavsiye ediyorum.
Kötü;El kamerası çekim teknikleri,gerçek olaydan uyarlama zırvası...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Neprijatelj (aka The Enemy) (2011)

Bosna soykırımın yaşandığı 90'lı yılların ortasında,geçmişte birlikte yaşayan Hırvatlar,Sırplar ve Boşnaklar düşman kesilmiştir.Barışın sağlanması ile özel görev gereği sınır bölgelerine birkaç yıl önce yerleştirdikleri mayınları temizlemeye yollanan bir grup Sırp askeri karargahtan epey uzakta,yıkımın en şiddetli olduğu bölgede konuşlanmıştır.Günün birinde bulundukları çevreye yakın olan,savaş sırasında tahrip edilen fabrikayı keşfe giden askerler tuhaf bir sürprizle karşılaşırlar....
Askerlerden biri yüksek duvarlarla çevrili karanlık bir koridorda adeta birinin nefes aldığını hissetmiş ve yardım istemek için üslerine bilgi vermiştir.Bunun üzerine duvarı yıkan askerler gerçekten de içeride orta yaşlarda bir adam olduğunu görürler.İşin ilginç yanı üzerine duvar örülerek içeri hapsedilen bu adam (Daba) son derece sakin şekilde ellinde sigarası ile masada beklemektedir.Askerlerin tüm tekliflerine karşın aç ya da susuz olmadığını belirten Daba isimli yabancı,aynı zamanda dondurucu soğuktan da etkilenmediğini söyler.Bir anda hayatlarına giren bu adamın garip tavırları sonrasında hayrete düşen askerler ise onu kolundan tuttukları gibi konuşlandıkları merkeze götürmeye karar verirler.
Teğmen Cole ve Başçavuş Caki,herhangi bir yakını ya da ailesi olmadığını söyleyen,uyruğu konusundaki sorulara kaçamak cevaplar veren Daba'nın kim tarafından ne amaçla hapsedildiğini öğrenmeye çalışırlar.Lakin bu hiç de kolay olmayacaktır.Daba'nın kafa karıştıran söylemlerinden ötürü onu fabrikadan getiren askerlerle konuşmaya karar veren kahramanlarımız,onun kurtarıldığı sırada elinde sigara ile birini bekler gibi masa başında oldukça soğukkanlı şekilde oturduğunu öğrenirler...
Bir yandan savaşın gerçekleri ile yüzleşmeye çalışan yorgun düşen askerler,şimdi de aralarına dahil ettikleri bu gizemli yabancının kim olduğu sorusunu merakla keşfe koyulmuşlardır.Daba'nın yanlarında geçirdiği her gece ise gizemli olaylar yaşanmaya başlayacaktır...


İyi;Klişe Hollywood sineması şeytan temalı filmlere farklı bir bakış açısı getiren "The Enemy" başarılı kurgusu ile izlemeye değer kaliteli bir yapım.Arka planda savaş atmosferi de iyi şekilde yansıtılmış.
Kötü;Yer yer sıkıcı sahnelerin bulunduğu buhranlı bir film olduğunu ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Temmuz 2012 | Etiketler : | |