Güncel İncelemeler;

The Collection (2012)

The Collection (2012)
2009 yılının iddialı korku-gerilim yapımlarından biri olan The Collector,Cube vari kurgusu ile epey dikkat çekmeyi başarmıştı.Final sahnesi itibariyle serinin devam filminin geleceği pek çok korku sever tarafından öngörülmüştü.En nihayetinde The Collection adıyla vizyona giren serinin ikinci filmi,ilk yapımın bittiği yerden senaryoyu bağlayarak karşımıza çıkıyor.İncelemeye geçmeden önce ilk filmi kısaca özetleyelim;
"Soygun için öncesinde çalıştığı evi seçen Arkin,tam kasaya ulaşıp paraları alacağı anda evde yalnız olmadığını fark edecektir.Dahası çekinmesi gereken kişilerin ev sahipleri olmadığını,bubi tuzaklar kurmada uzman olan maskeli psikopat bir katil olduğunu anlayacaktır.Evin her yerine döşenen ölüm tuzakları nedeniyle kapana kısılan kahramanımız Collector ile deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlayacak ve yer yer zeka oyunları ile onu alt etmeye çalışacaktır..."

Collector,yüzünden çıkarmadığı maskesi ve özenle hazırlanmış zeki tuzakları ile her avlanışında koleksiyona yeni bir kurban ekleyen,artık ülke çapında aranan sıradışı bir seri katildir.Son olarak Arkin'i meşhur kırmızı kutuya hapsederek koleksiyona ekleyen Collector,şimdi ise Elena isimli genç bir kızın peşine düşmüştür.Elena ise arkadaşlarının davetiyle katıldığı özel bir mekanda gerçekleşen ve sadece parolayı bilenlerin içeri girebildiği partide başına geleceklerden habersiz,eğlenmeye çalışmaktadır.Erkek arkadaşının kendisine yalan söylediğini anladığında ise yalnız kalabilmek için arkadaşlarından ayrılır.Bulunduğu odada kırmızı büyük bir kutu gören kahramanımız,kutunun içinden sesler geldiğini fark eder.Öte yandan Collector ise partiye damgasını vurmaya hazırlanmaktadır.

Elena'nın ortadan kaybolması üzerine tüm imkanlarını seferber eden varlıklı babası (Mr.Peters) polislerle yetinmeyip özel bir ekip kurarak kızının sağ salim evine dönmesini istemektedir.Zira eğer 48 içerisinde Collector'a ulaşamazlarsa kızını bir daha asla göremeyeceğinin bilincindedir.İşte bu noktada Elena'nın kaçırılışı sırasında firar eden Arkin'den yardım isteyen kahramanımız,onun Collector'un yaşadığı mekanı bilen tek kişi olduğunu düşünmektedir.Arkin ise tam eşine ve ailesine kavuşmuşken çeşitli tehditlerle ekibe dahil olmak zorunda kalır.Şimdi yapmaları gereken Collector'un ölüm tuzaklarıyla donattığı eski bir otel bozması olan kanlı evine girip,Mr. Peters'ın kızını kurtarmaktır.Hayatta kalma savaşı başlasın...
İyi;İlk filmin ardından kendine has bir fan kitlesi oluşan ve devamı merakla beklenen The Collection,yine korku-gerilim yanında aksiyonda vaad eden sahneleri ile görülmeye değer.Tek mekanda geçen soluksuz izleyebileceğiniz başarılı bir alternatif.
Kötü;Tuzaklar daha zekice hazırlanmalıydı.Daha çok kanlı sahneyi seyircinin gözüne sokmak için gereksiz bir kasma durumu yaşanmış.Şahsen ben ilk filmi bulmacalar çözme yönünden Cube serisine benzetip beğenmiştim.Bu haliyle daha çok ticari kaygılarla çekilmiş Saw serisine benzemiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

Grave Encounters 2 (2012)

Grave Encounters 2 (2012)
Alex,korku sinemasına gönülden bağlı başarılı bir öğrencidir.Dört yakın arkadaşı ile birlikte 'teen slasher' formatında,insanları gerçekten korkutacak bir şeyler yapma uğraşında olan kahramanımız öte yandan da yakın zaman önce Amerika'da sükse yapan "Grave Encounters" yapımı üzerine,nasıl bu kadar ilgi çekebildiği  sorusu eksenli çalışmalar yapmaktadır.Paranormal Activity,The Blair Witch Project gibi gerçek olaylardan esinlenerek çekildiği iddia edilen filmleri inceleyen Alex,youtube kanalı vasıtasıyla gizemli bir hayran edinir.
Death Awaits nickli yabancı Alex'in Grave Encounters filmi üzerinde yoğunlaşmasına teşvik edici bazı ufak ipuçları vermektedir.Sürekli yeni mesajlar ve ilgi çekici bilgiler yollayan 'Death Awaits' bahsi geçen sahnelerin çekildiği Kanada'da bulunan akıl hastanesine gelmeleri durumunda içeri girmelerine yardım edeceğini de söylemektedir.Film tamamlandıktan sonra oyunculara bir daha ulaşılamadığı ve o günden beri kayıp oldukları söylentisi Alex ve arkadaşlarının epey dikkatini çekecektir.Kahramanlarımız bitirme projelerini ve uzun süredir uğraştıkları senaryolarını askıya alarak,Grave Encounters film ekibi hakkında belgesel niteliğinde bir çalışma yapmaya karar verirler.Ancak cast ekibinden hiç kimseye ulaşamayan gençler soluğu yapımcının yanında aldıklarında ise gerçekten de çekim sürecinde bazı karanlık noktalar olduğundan şüphelenmeye başlarlar.Öncesinde absürt efektler ve komik makyajlardan oluştuğunu düşündükleri filmin çok daha fazlasını içinde barındıran sahiden de metafizik olayların eşiği,asla girmemeleri gereken bir yer olduğunu anladıklarında ise artık her şey için çok geç olacaktır...


İyi;Serinin başarılı bulduğum ilk yapımının ardından,benzer bir kurgu ile kelimenin tam anlamıyla devam niteliği taşıyor.Akıl hastanesinde geçen sahneler gerilim yönünden tatmin edici.Grave Encounters (2011) incelemesi için tıklayınız.
Kötü;İlk yarısı itibariyle epey sıkıcı.Açıkçası ilk filmin üzerine beklenti anlamında pek de birşey koydukları söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

House at the End of the Street (2012)

House at the End of the Street (2012)
Tipik lanetli ev senaryosuna benzer şekilde giriş yapan "House at the End of the Street",seyirciyi zorlamayan,ufak bulmacalar içeren vasat bir gizem-gerilim filmi.Esasında bir süredir merakla beklediğim yapımların başında gelse de ne yazık ki oyunculuk dışında umduğumu bulamadım.
Eşinden yakın zaman evvel ayrılan Sarah,kızı Elisha ile beraber yeni bir hayat kurabilmek için taşrada bütçelerine uygun bir eve taşınırlar.Hemen yanı başlarındaki ormanlık alandaki malikanede ise dört yıl önce son derece trajedik bir olay yaşanmıştır.Carrie Anne isimli küçük bir kız anne ve babasını katlettikten sonra ormanın derinliklerinde kaybolmuş ve herhangi bir izine rastlanamamıştır.Bir bakıma kasabalılar tarafından bu olay bir şehir efsanesi olarak görülse de en nihayetinde basına yansıyan kötü şöhret sonrasında emlak fiyatlarının ucuzlaması sayesinde yeni evlerine taşınan Sarah ve Elisha,söylentilere kulaklarını tıkayarak yeni bir başlangıç yapmak niyetindedirler...
Annesinin boşanma sürecinde hatalı olduğunu düşünen Elisha,sorunlu bir dönem geçirmektedir.Nakil yaptırdığı  lisede zamanında yan komşuları olan Carrie Anne'in abisinin (Ryan) halen o lanet evde yaşadığı bilgisi ile epey tedirgin olan kahramanımız,yağmurlu bir günde Ryan ile tanışır.Ryan'a karşı başlarda mesafeli olsa da onu tanımaya başladıkça son derece nazik ve duyarı bir insan olduğunu keşfetmeye başlayan Elisha,ona bir şans vermeye karar verir.Öte yandan geçmişte Carrie'nin ebeveynleri öldürdüğü evi ziyaret eden ve onun hikayesinin abisinin ağzından dinleyen kahramanımız,kasabadakilerin Ryan'a karşı ön yargılı davrandıklarını düşünmeye başlamıştır...

İyi;Tanıdık bir senaryo olsa da özellikle oyuncu kimyasının tutması ile keyifle seyredilebilecek akıcı bir yapıma dönüşüyor.
Kötü;İlk bölümde gizem seviyesi başarılı şekilde ilerlese de özellikle ikinci yarısından itibaren şaşırtıcılıktan uzak tek düze bir kurgu ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

The Day (2012)

The Day (2012)
Kıyamet sonrası hayatta kalmayı başaran 5 kişilik bir grup,her gün onlarca kilometre yol kat ederek sığınabilecekleri bir yer aramaktadırlar.Peşlerindeki insan etiyle beslenen canileri atlatabilmek için yaklaşık on yıldır köşe kapmaca oynayan kahramanlarımız bitki örtüsünün yok olduğu yer yüzeyinde,besinlerinin azalması ile giderek köşeye sıkışırlar.Son umutları ise korunaklı bir bina bularak çantalarında taşıdıkları tohumları bahçesine ekip,o sayede güzel günlerin geleceğine olan inançlarıdır....
Rick,Henson ve Adam çocukluk dönemlerinden beri yakın olan üç arkadaştır.Şimdilerde ise dünyanın berbat bir yere dönüşmesinin ardından birlikte yaşam mücadelesi vermektedirler.Shannon Rick'in kız arkadaşıdır,öte yandan Mary ise gruba yakın zamanda katılmış ferri çıkışları olan sessiz bir kadındır.Henson'un hastalığının ağırlaşması ile daha fazla yürüyerek devam edemeyecekleri anlayan Rick,yeniden yağmurun bastırması sonrasında yol üzerindeki eski bir çiftlik evine sığınmayı önerir.Geçici olarak bu teklife olumlu bakan Adam,Henson iyileşir iyileşmez buradan gitmeleri gerektiğini düşünmektedir,zira avcılar halen peşlerinde olup her an izlerini bulabilirler.Uzun süre sonra ilk defa bir çatı altında dinlenme fırsatı yakalayan kahramanlarımız,asıl sorun olan açlıkla yüzleşmek zorunda kalırlar.Dışarıda yakalayabilecekleri herhangi bir hayvan olmadığı gibi,yiyebilecekleri herhangi bir toprak mahsulü de bulunmamaktadır.Öncesinde göz atmadıkları çiftlik evinin karanlık bodrum katında onlarca konserve olduğunu keşfeden Rick ve Adam,tam da bu sırada tuzağa düştüklerini fark ederler.

İyi;İlk bölümü filmin genelini göz önüne aldığımızda başarılı sayılabilir.Oyunculuk fena değil.
Kötü;Tipik tek mekan kurgusuna dönüşen,herhangi bir zeka parıltısı göremeyeceğiniz vasat bir yapım.Bu tarz filmleri sevenler daha iyi alternatifler olan;The Book of Eli (2010),The Divide (2011) ve Hell (2011) yapımlarına göz atabilirler.Öte yandan hemen hemen benzer kurgu da olan Tooth and Nail (2007) filmini de izleyebilirler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

Sinister (2012)

Sinister (2012)
Başarılı bir korku-gerilim roman yazarı olan Ellison Oswalt,yaklaşık on yıl önce kendisini popüler yapan "Kentucky Kanı'' eserinin ardından kariyerinde duraklama dönemine girmiştir.Şimdilerde ise beş kişilik bir ailenin içlerinden sadece en küçük çocuklarının kurtulduğu (daha doğrusu cesedinin bulunamadığı) büyük bit katliamı yeni romanının esin kaynağı olarak belirlemiştir.Arka bahçelerindeki ağaca asılarak öldürülen ailenin halen katil zanlısı yakalanamamış olup,olayın sır perdesi aralanamamıştır...
Eşi Tracy'den son bir şans isteyerek iki çocuklarını da yanlarına alıp yeni romanı için taşrada bir eve taşınan Oswalt ailesi,Ellison'ın yeniden eski parlak günlerine döneceklerini olan inancı sayesinde yeni hayatlarına motive olmaktadırlar.Ancak Tracy'e taşındıkları evin arka bahçesinde büyük bir katliam yaşandığından bahsetmeyen Ellison,bir an önce kitabına yoğunlaşmaya çalışmaktadır.Geniş bir salonu çalışma odası haline getiren kahramanımız,günün birinde çatı katından gelen gürültü sonrasında tavan arasına çıkar.Siyah gizemli bir kutu olduğunu fark eden Ellison,hemen kutunun içinde neler olduğunu keşfetmek için çalışma odasına çekilir.Herbiri farklı zaman dilimlerinde çekilmiş 8 mm lik film makaralarını ön incelemenin ardından izlemeye koyulur.Perdeye yansıyan görüntüler dehşet vericidir.
Mini snuff videoları izledikten sonra görüntülerdeki ilk cinayetin 1960 yıllarında gerçekleştiğini sonrasında ise günümüze kadar gelen dört farklı aile katliamının daha olduğunu saptayan Ellison,kasabada krimonoloji eğitimi almış bir polisin de (Deputy) kendisine yardımcı olması ile cinayetlerin izini sürmeye başlar.Öte yandan videoları defalarca izledikçe gözden kaçan detaylara odaklanan kahramanımız,görüntülerin her birinde sapkın bir tarikata ait olabileceğini düşündüğü garip bir simge üzerinde yoğunlaşır.Dahası tam da cinayetler işlenirken insan suretinde flu bir karartı belirmektedir.Giderek gerçeklik kavramını yitiren Ellison,psikolojik buhranlar yaşamaya başlamıştır.Siyah kutuyu bulduğu haliyle film makaralarıyla beraber yakıp kurtulmaya çalışsa da aynı kutu yeniden tavan arasında belirmektedir.Araştırmaları hakkında konuşabileceği tek kişi olan Deputy'ye görüntülerdeki simgeden bahseden kahramanımız,Prof.Jones'a yönlendirilir.

İyi;Sonuç itibariyle tanıdık bir kurgu o nedenle fazla beklentiye (imdb puanının aksine) girerek izlenmemeli.İlk yarısı nispeten daha tatmin edici.Seyircinin reaksiyon verebileceği birkaç korku ağırlıklı sahne var ancak onlar dışında vasat bir gizem-gerilim filmi  olduğundan söz edebiliriz.
Kötü;Gizem seviyesi daha üst düzeyde olmalıydı.Zaten Ethan Hawke'ın tek başına sürüklediği bir yapım,işin merak seviyesi de törpülenmeye başlayınca geriye ilgi çekebilecek pek bir şey de kalmıyor hani.Son yıllarda trend olan lanetli ev formatına The Pact (2012) yapımında olduğu gibi biraz bulmaca ve gizem eklenmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

The Bay (2012)

The Bay (2012)
Tipik dünyanın sonu-yok oluş konseptine benzer şekilde,son dönemlerde küresel ısınma ve biyolojik kirlenmeyi ön plana çıkaran ekolojik felaket temalı yapımlardan biri olan "The Bay" el kamerası çekim teknikleri ve belgesel tadındaki kurgusu ile izlemeye değer alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Maryland'da bulunan Chesapeake körfezi etrafında yer alan küçük bir kasabada 4 Temmuz kutlamaları dolayısıyla hoş bir telaş baş göstermeye başlamıştır.Belediye başkanının günler öncesinden katılımı arttırmak için yoğun çabalarına rağmen,oldukça sakin bir mazisi olan  kasabada son dönemlerde kanlı ölümler gerçekleşmesi ahaliyi epey panikletecektir.Dahası sağlık kurumlara sürekli olarak deride kabarmalar,iç organlarda rahatsızlıklar gibi şikayetlerle akın eden kasabalılar doktorlar ve araştırımacıların sorunu teşhis edememeleri ile gergin bir bekleyişe çekileceklerdir.Öte yandan 4 Temmuz için bölgeye gelen bir grup gazeteci de olan biteni kaydetmektedir.
İki okyanus bilimcinin balık popülasyonları üzerinde incelemeleri sonrasında parazitik bir bakteri türünün yoğun şekilde çoğalarak ekosistemi tehdit ettiğini düşüncesi,daha fazla örnekle kompleks çalışmalar yapılması gerektiği gerçeğini ortaya çıkaracaktır.Su altı bitkilerinin yok olmaya başlaması,zararlı bakterilerin hem mevsimsel olarak sıcaklığın etkisiyle hem de kasabanın besin ihtiyacını karşılayan kümes hayvanı çiftliğinin atıklarının denize verilmesi ile aşırı derece de artışa geçtiklerini düşünmektedir.Bu arada kasabada hemen herkeste sağlık problemlerinin nüks etmesi ve halen tıbbi olarak çözümler bulunamaması tahmin edilenin çok daha ötesi bir felaketin kapıya dayandığını göstermektedir...

İyi;Found footage olarak adlandırılan son dönemlerde revaçta olan film türlerinden biri.Genel olarak gerçek bir olaydan esinlenildiği iddiası ile belgesel havasında geçen;kısa kamera kayıtlarının birleştirilmesi ile oluşan toplama bir çalışma olarak lanse edebiliriz..Ee tabii hal böyle olunca profesyonel oyunculuktan vs bahsedilmek mümkün değil.Değerlendirilmesi gereken nokta işin gizem ve gerilim ekseni.Gerilim olarak tatmin edici...
Kötü;Belgesel tadında bir yapım olduğu için atmosferin oldukça sıradan olduğunu söyleyebilirim.Gerilim seviyesi fena olmasa da biraz daha aksiyon ve gizem vaad edebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

Dictado (2012)


Dictado (2012)
Daniel ve Laura her ikisi de öğretmen olan genç bir çifttir.Mutlu giden evliliklerine rağmen bebek sahibi olmamaları en büyük baş ağrılarıdır.Özellikle Laura yakın zamanda bir çocuğu evlat edinmeyi dahi düşünmeye başlamıştır.Bu sırada Danile'in çocukluktan arkadaşı olan Mario'un yıllar sonra ansızın ortaya çıkması ve Daniel'in,kendi öz kızını görmesini istemesi akıllarda epey soru işareti bırakacaktır.Artık genç çiftimiz için hayatlarında yeni bir sayfa açılmaktadır... 
Mario ile Daniel uzun yıllar önce çocukluk arkadaşlarıdır.Mario'nun annesi ile Daniel'in babasının evlilik hazırlığı yaptığı dönemlerde,Mario'nun kız kardeşi olan Clara'yı korkutmak isterlerken,istemeden çok kötü bir olaya sebep olmuşlardır.İşte o andan itibaren bir kez daha Mario ile yolda dahi karşılaşmayan Daniel,onun çat kapı karşına çıktığı günün hemen sonrasında ölüm haberini almıştır.Eski arkadaşına karşı son görevini yapmak için eşi Laura ile beraber cenazesine giden kahramanımız,Mario'un sözünü ettiği kızını görür.Julia küçük,tatlı bir kızdır.Laura ile hemen aralarında pozitif bir elektrik oluşmaya başlamıştır.Julia'nın babası dışında velayetini üstelenebilecek biri ortaya çıkana dek koruyucu ailesi olmak isteyen Laura,Daniel bu öneriye pek sıcak bakmasa da bildiğini okur.Zaman ilerledikçe Julia'nın kendisine Clara'yı hatırlatması ve hatta onun alışkanlıklarına sahip olup,kıyafetlerini giymesi ile Daniel'in içine kocaman bir şüphe düşer.Clara'nın  reenkarnasyon ile yeniden karşısına çıktığını düşünen Daniel,en nihayetinde Laura'ya geçmişte işlediği günahı ve Julia'nın aslında başka birisi olduğunu anlatmaya karar verir...


İyi;İlk izlenim olarak konusu itibariyle Orphan ve Case 39 tarzında bir yapımı gözünüzde canlandırabilirsiniz.Ancak kurgu olarak tamamen farklı,değişik bir alternatif olduğunu ekleyeyim.Tipik İspanyol gerilim sinemasından örnekler sunan "Dictado" şüphenin nasıl insanın içini kemiren bir olgu olduğuna göndermeler yaparak sonlanıyor.
Kötü;Üstünde biraz daha çalışılması gereken,final bölümü aceleye getirilmiş,orta karar bir yapım.Gerilim yönünden de beklentileri karşılayamıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Kasım 2012 | Etiketler : | | |

Silent Hill: Revelation 3D (2012)

Silent Hill: Revelation 3D (2012)
Silent Hill (2006) yapımının sonrasında uzun yıllardır beklediğim serinin devam filmi en nihayetinde vizyona girdi.Büyük beklentilere kapılarak izlediğim "Silent Hill: Revelation 3D" final bölümünde bahsedeceğim bazı dezavantajlarına rağmen,bir Silent Hill fanı olan beni tatmin etmeyi başardı.Tabii bunda yönetmenin,oyuncuların ve kurgunun başarısını vs geri plana atarak sırf o atmosferi yeniden hissedebilme şansını yakalamanın,olumlu izlenime sahip olmamda baskın olduğunu söylemeliyim.İlk filmin bittiği yerden nöbeti devralarak daha fazla görsel efekt vaad eden Silent Hill: Revelation 3D,öncesinde eleştiri yağmuruna tutulan oyunlardan farklı/bağımsız senaryo önermesini de savuşturacağa  benziyor.Zira Silent Hill 3 oyunu ile film hemen hemen aynı kurgu üzerinden ilerliyor.Bir bakıma daha az sürpriz sizleri bekliyor gibi görünse de öte yandan yeniden Silent Hill'e dönüş fikri bile yeterince cezbedici...
3.oyuna karakter tiplemelerinden,senaryoya değin her yönden paralellikler kurulması fanları memnun edeceğe benziyor.Heather'ın saç kesiminden üstündeki yeleğe,Douglas ve Vincent karakterlerine kadar birebir uyum hemen göze çarpıyor.Belki en büyük farklılığın,oyunda Heather'a Silent Hill'e kadar eşlik eden Dedektif Douglas karakterinin yerine o pozisyonu Vincent'ın doldurmasından bahsedebiliriz.Bu ufak detayların ardından uzun süredir merakla beklediğim yapımın incelemesine geçmeden önce ilk filmin kısa bir özetine değinelim.Hatırlayacağınız üzere Silent Hill'de kapana kısılan Rose ve kızı Sharon,Alessa gerçeğini ve kasabalıların sapkın inançları sonrasında Valtiel tarikatının sebep olduğu felaketi bir şekilde aşarak evlerine dönmek istemişlerdi.Ancak bir kez Silent Hill'e girdin mi çıkamazsın realitesi Rose'un farklı bir boyuta sıkışmasına neden olmuştu.Sharon ise annesinin kendisini feda etmesinin sonrasında babasının yanına (Christopher) dönmeyi başarmıştı.Bu aşamadan sonra yıllarca kaçak hayatı yaşayan Christopher ve öz kızı kadar sevdiği Sharon (ki zamanında Toluca yetimhanesinden evlat edinmişlerdi) sürekli yeni vilayetlere taşınarak,kimliklerini değiştirerek peşlerine düşen tarikat üyelerinden saklanmaya,Silent Hill'den uzak durmaya çalışmıştır.Taa ki günün birinde yine Heather/Sharon'ın kabusları alevlenmeye,etrafında baş edemeyeceği çapta gariplikler yaşanmaya başlayana dek...
Valtiel tarikatı üyelerinin Sharon'un kendisinden koparmak ve yeniden Silent Hill'e götürmek için izlerini bulduklarını öğrenen Christopher/Harry kızına elveda diyemeden ortadan kaybolmuştur.Babasının izini sürmek için okulda yeni tanıştığı Vincent ile beraber Silent Hill'e gitmeyi kafasına koyan Sharon,kendisine ait olan metatron simgesinin yarısı ile bilinmeze doğru yola çıkar.Vincent da tarikatın üyelerinden biridir ve asıl amacı kahramanımızın buraya getirilmesini sağlamak olsa da onun içindeki masumiyeti görerek,annesine(Claudia;Valtiel inanışının lideri) karşı gelip Sharon'ın yanında saf tutmaya karar verir.Şimdi yapmaları gereken metatron simgesinin kayıp olan parçasının Leonard'dan alınması ve bu sayede Alessa'nın durdurulmasıdır.Ancak bu şekilde Sharon babasına kavuşabilir ve uzun yıllardır büyük bir lanetin pençesinden yaşayan Silent Hill kasabası da normale dönebilir...
İyi;Atmosfer eksik yansıtılmasına karşın yine de başarılıydı.Sisler içerisinde hayalet bir kasaba,kül yağmuru,kulakları çınlatan siren sesleri,zamanın değişerek Silent Hill boyutuna geçilmesi ve tabii ki birbirlerinden çirkin boss yaratıklar :D 3.oyunu baz alarak sinemalaştırılan yapım,oyunun kurgusuna sadık kalınarak çekilmiş ki bu da en büyük artılarından biri sayılabilir.Bunun yanı sıra final bölümünde karşımıza çıkan Silent Hill: Origins'dan tanıdığımız Travis Grady ve yine son sahnede beliren polis konvoyunun eşlik ettiği hapishane taşıtı da Silent Hill: Downpour oyununa atıfta bulunuyor.Yani özetle yeni bir devam filminin çekilmesi müjdeleniyor...


Kötü;Silent Hill (2006) yapımı ile ilişkiyi kurabilmek için fazlaca çabalamışlar.Ancak oyunu oynamayan birisi için halen pek çok soru işareti akıllarda yer edinebilir.İlk bölümü itibariyle hızlı başlasa da ikinci yarısında beklentilerin altında kalan çok aceleye getirilmiş sahneler göze batıyor.Özellikle Sharon'ın akıl hastanesinde Leonard'ı aradığı sahne,Silent Hill fanlarını kızdırabilir.Zira fanların malumu üzerine Silent Hill'de kapalı bir mekana girdiyseniz asla aradığınız şeyi hemen bulamazsınız.Duvardan haritayı alarak yanınızda gezdirmelisiniz.Bir diğer olumsuz şey de tipik Hollywood filmlerinde karşımıza çıkan slasher vari tuhaf gereksiz kanlı sahnelerin yer almasıydı.Oysa bunlar yerine uçsuz bir deryayı anımsatan Silent Hill den yönetmenin biraz zeka kırıntıları devşirmesini beklerdim.En büyük eksiklerden biri de zaten bu noktada karşımıza çıkıyor,hani nerede çözmesi saatlerimizi alan o bilmeceler ? Heather'ın bir kapıyı açma sahnesi var ki orada kesinlikle biraz yaratıcı şeyler görmemiz gerekiyordu.Son olarak maalesef yeterli bütçe ayrılmadığı için çok daha iyisi yapılabilecekken orta karara talim eden vasat bir yapım ortaya çıkmış.
Bazı yararlı linkler; Silent Hill Wiki,...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2012 | Etiketler : | | | | |

Wrong Turn 5 (2012)

Küçük bir Batı Virginia kasabası olan Fairlake,1800'lü yıllara uzanan geçmişiyle efsaneye göre tüm nüfusun birden ortadan kaybolduğu gizemli bir yerdir.Olaydan yıllar sonra gerçekleşen katliam,Mountain Man festivali ile anılmaktadır.Uzun yıllara yayılan gelenek sayesinde normalde silik bir kasaba olan Fairlake büyük vilayetlerden turistlerin ilgisini çekerek,birkaç günlüğüne olsa da tam bir karnaval alanına dönüşmektedir.Birbirlerinden korkunç kostümler ve makyajlarla Mountain Man festivali için hazırlık yapan gençler,Three Finger ve arkadaşlarının rahat bir şekilde aralarına karışabileceğinden habersiz eğlencenin doruklarında gezinmektedirler.
Billy ve arkadaşları Mountain Man etkinlikleri için Fairlake kasabasına gitmeyi planlayan bir grup kolej öğrencisidir.Okulda işlerin pek de yolunda gitmemesi ile biraz kafa dağıtmak için bu geziyi organize eden kahramanlarımız,ganimet miktarda uyuşturucu hapla birlikle ormanlık bir taşra yolundan Fairlake simalarına doğru yola koyulurlar.Maynard isimli yaklaşık otuz yıldır firari olan manyak katille yolları kesişen gençler,Şerif Angela'nın zamanında olay yerine gelmesi ile olası tehlikeyi atlatırlar.Önce onun saldırdığını anlatsalar da araçlarında bulunan yasa dışı maddeler Maynard ile birlikte nezaretin yolunu tutmalarını engelleyemeyecektir.Billy'nin kendisini feda edip sorumluluk alması sonrasında arkadaşlarından biri içeride kalmak zorunda olsa da serbest bırakılmanın keyfini yaşayan kahramanlarımız,gece başlayacak olan şölen öncesinde ufak bir motelde oda kiralarlar.Gençler burslarının iptal olmasına sebep olabilecek büyük bir rezilliği de örtbas etmenin rahatlığıyla yaşayabilecekleri son aksiliğin bu olduğu düşüncesiyle eğlenceye konsantre olurlar.Öte yandan nezarette şerif Angela ile ağız dalaşına giren Maynard,kimsenin sabahı edemeyeceğini söylemektedir.Bu sırada telefon hatlarının ve elektriklerin kesilmesini takip eden bir takım sıra dışı olaylar herkesin tedirginleşmesine neden olacaktır.Gece henüz yeni başlamıştır...


Serinin Diğer Filmleri;

İyi;-
Kötü;Tamamen ticari kaygılar neticesinde "Wrong Turn" ismini kullanmak amacıyla ortaya çıkarılmış son derece vasat bir yapım.Oyunculuk,kurgu vs rezalet seviyede.Evet serinin ilk filmi haricindeki yapımlar da halihazırda sorunluydu!Ancak en azından eğlenceli ve sürükleyici olmaları bir nebze olsun izlenebilir kılıyordu. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Chernobyl Diaries (2012)

Chernobyl Diaries (2012)
Avrupa'ya tatile giden üç Amerikalı genç (Chris,sevgilisi Natalie ve arkadaşı Amanda) gezilerinin bir bölümünde Chris'in Ukrayna'da yaşayan abisi Paul'un evini ziyarete giderler.Çocukluk dönemlerinden beri abisi ile arası hiç bir zaman iyi olmayan Chris,onun tam bir baş belası olduğunu düşünmektedir.Abisine niyetinin sadece burada birkaç gün kalıp,Moskova'ya geçerek sevgilisi Natalie'e evlilik teklif etmek olduğunu söyleyen kahramanımız ertesi gün sürpriz bir yolculuğa davet edilecektir.
Paul'ün yakın arkadaşı olan Yuri,Chernobly yakınlarında zamanında işçilerin ikamet ettiği küçük bir kasaba olan Pripyat'a günlük turistik geziler düzenlemektedir.30 yıl önceki nükleer facia sonrasında tamamen boşaltılan ve halen giriş izni olmayan bölgeye illegal yollardan turistleri taşıyan Yuri,onlara unutamayacakları bir gezi vaad etmektedir.Bölgede halen belli miktarda radyasyon olması ile tedirginliğini dile getiren Chris,abisinin kızları kandırması ile sadece birkaç saatliğine Pripyat'a gitmeye razı olur.Eskiden özel kuvvetlerde çalışan Yuri,yanına aldığı radyasyon sayacı ile beraber herhangi bir sorun çıkması durumunda sayacın frekansının yükseleceği ve bu durumda geri dönebileceklerini söyleyerek Chris'in de endişelerine son vermiş olur.Eski bir minibüsle şu an bulundukları kasabadan yaklaşık iki saat sonra Pripyat'a ulaşmayı hedefleyen kahramanlarımız,Zoe ve Michael isimli iki turistin de aralarına katılması ile macera dolu serüvene atılırlar.
Askeri bir bölgeyi es geçerek ormanlık bir yoldan yıllar önce Chernobly nükleer sızıntısının gerçekleştiği ve sonrasında orada yaşayan herkesin beş dakika içerisinde bölgeyi terk etmek zorunda kaldıkları meşhur Pripyat'a ulaşırlar.Geçekten de Yuri'nin söz ettiği gibi uzun yıllardır sessizliğe bürünen bu kasabada deyim yerindeyse yaprak bile kımıldamamaktadır.Zamanında işçiler için özel inşa edilen ve sızıntının olduğu Chernobly nükleer santralinin dördüncü reaktörüne oldukça yakın olan lojmanları dolaşmaya başlayan genç kafilemiz etrafta hayvan cesetleri görerek irkilirler.Yuri,ormanda aç kalan çakalların geceleri buralara inerek yiyecek bir şey aradığı masalıyla kahramanlarımız avutur.Ancak çok geçmeden o da nesi ! Odalardan birinden tuhaf sesler gelmeye başlamıştır.
Bu kadar adrenalinin umduklarından da fazla olduğunu belirterek bir an önce minibüse atlayıp şehir merkezine dönmek isteyen gençler büyük bir sürpriz ile karşılaşırlar.Biri minibüsün yakıt kablolarını parçalamıştır ve tamir edebilmelerinin mümkünatı yoktur.Havanın da kararması ile eğlenceli başlayan yolculuk tam da bir kabusa dönüşecektir.Kahramanlarımız yalnız olmadıklarını anlayacaklardır...


İyi;Hikaye olarak iyi yerden yakalamışlar,ilk yarısı itibariyle merak uyandıran sürükleyici bir yapım.Bu filmi sevenler yine bir grup gencin tehlike turizmi olarak adlandırabileceğimiz benzer temada ilerleyen Urban Exploler (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;İkinci yarısı itibariyle bilindik bir kurguya dönen senaryo,ne yazık ki tatmin edici olmaktan epey uzaklarda.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : | Etiketler : | | |

Chained (2012)

Chained (2012)
Bob;sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiş,solgun suratlı sıra dışı bir seri katildir.Her gece taksi şoförü edasında şehir merkezine inerek ağırlıklı olarak fahişeler arasından seçtiği kurbanları ile beraber her santimi kana boyanmış,ücradaki evinde hasta ruhunu tatmin etmektedir.Günün birinde taksisine aldığı bir anne-oğlu (Tim) da kurbanları arasına ekleyen Bob,annesini gözlerinin önünde katlettiği,"rabbit" adını taktığı dokuz yaşındaki minik Tim hakkında planlar yapmaktadır.
Aslında onun hesapta olmadığını ama madem bu eve bir şekilde girdiyse yaşamak istiyorsa dedikleri şartsız koşulsuz şekilde yerine getirmesini dayatan Bob,bir dizi isteklerde bulunur.Sabah ve akşamları yemeğini hazırlamasının,evi temizlemesinin ve her gece rutin olarak öldürülen kadınların cesetlerini gömmesinin vazifeleri arasında olduğunu söylemiştir.Sadece kendisi doyduktan sonra tabağından arta kalanlar ile beslenebileceğini de ekleyen Bob,kaçma teşebbüslerine karşın ayak bileğine de pranga takmaktan geri durmamıştır.Talihsiz kurbanların üstlerindeki para,ehliyetleri ve ortadan kaybolduklarının basına yansıması ile gazeteye verilen ilanlarını toplayarak,öncesinde kendisinin oluşturduğu bir çeşit suç albümünü de artık onun yeni kayıtları tutmasını emretmiştir.Düşünsenize evin içine mahkum olan Rabbit,sahibi Bob gelene kadar buzdolabından bir şey almak ya da su içmek gibi temel bir ihtiyaçlarını dahi izin almadan gerçekleştirememektedir.
Rabbit zaman zaman bir yolunu bularak kaçmaya çalışsa da Bob'un sürekli gözlerinin üstünde olması ile asla esir olduğu evden dış dünya ile iletişim kuramamaktadır.Bu şekilde yıllar yılları kovalar ve minik Rabbit artık ergenliğe ulaşmış,boyu Bob'u geçmiş koca bir delikanlıya dönüşür.Her gece yaşanan trajedi artık sıradan hayatının basit bir tekrarı haline dönüşmüştür.Gerçekte kim olduğunu dahi unutan kahramanımız kendisine dayatılanlar ve şiddet yoluyla istenilenler doğrultusunda yaşamını sürdürmektedir.Bir taraftan bileğinden zincirlediği Rabbit'i adam yerine koymayan,özgürlüğünü elinden alarak köleleştiren Bob,diğer yandan da gelecekte onun kendisi gibi bir ruh hastası olmasını sağlamakla meşguldür.Yavaş yavaş Rabbit'in gelişim gösterdiğine ikna olmaya başlayan Bob,günün birinde bileğindeki zincirleri çözerek artık yeni bir şeyler öğrenmesi gerektiğini anlatır.Birkaç anatomi kitabı ile ödüllendirdiği Rabbit'in,geceleri gerçekleşen kanlı mesai sonrasında kendisine yardımcı olmasını amaçlamaktadır.Bir gün bu evden çıkıp gidebilmesi için ona güvenmesi gerektiğini vurgulayan Bob,artık çocuk olmadığını ekleyerek yeni isteklerde bulunacaktır.


İyi;Son dönemlerin en sert,duyguları alt üst eden gerilim filmlerinden biri.Oyunculuk en üst seviyede.Zaten öyle olmasa neredeyse tamamı tek mekan da geçen durağan bir yapım asla bu kadar başarılı olamazdı.Final de tahminlerin ötesinde.Kısaca göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Scary or Die (2012)

Scary or Die (2012)

Birbirinden bağımsız beş korku-gerilim hikayesinin yer aldığı "Scary or Die" fazla beklentiye girilmeden izlenmesi gereken orta karar,düşük bütçeli bir yapım.İçerisinde zombi,vampir,intikam,kötü polis ve korkunç palyaço temalı kısa  filmlerin bulunduğu enteresan bir gerilim alternatifi olduğunu ekleyeyim.
İlk bölüm:(The Crossing) Amerika-Meksika sınırında gerçekleşen tuhaf bir olay konu ediliyor.Kız arkadaşına gösteri yapmak için kamyonetinin arkasında elleri kolları bağlı iki göçmeni peşleri sıra sürükleyen Buck,tutsaklarını korkuttuktan sonra salacağını söylemiştir.Ancak Meksika sınırında hiç bir şey planlandığı gibi olmayacaktır.
İkinci bölüm:(Taejung's Lament) Eşinin vefatının ardından yapa yalnız kalan Taejung,halen onun yasını tutmaya devam etmektedir.Yaşadığı büyük yıkımı atlatamayan kahramanımız günün birinde parkta tek başına otururken tıpkı kaybettiği eşine benzeyen genç bir bayanın gizemli bir adam tarafından kaçırılmasına şahit olur.Bir yolunu bularak adamın peşine düşen Taejung bakalım kızı kurtarabilecek mi?
Üçüncü Bölüm;(Re-Membered) Arabasının bagajında parçalara ayrılmış bir cesetle,gecenin karanlığında yol alan bir tetikçi seyir halindeyken bagajından gelen seslerle irkilir.Tam da bu sırada yakınlardaki bir polis devriyesi şüpheli aracı kıskaca alacaktır...
Dördüncü Bölüm;(Clowned) Lokal bir uyuşturucu dağıtıcısı olan Emmett,küçük kardeşi Andy'nin doğum günü partisinde palyaçonun saldırısına uğrar.Bacağından ısırılan kahramanımız vücudunda tuhaflıklar sezmeye başlar.Değişimi sevgilisinin de fark etmesi ile Emmett kendisine neler olduğunu anlamak için palyaçonun peşine düşer...
Son Bölüm:(Lover Come Back) Sevgilisinin kendisine şiddet gösterip,terk etmesine rağmen halen onu sevmeye devam eden Frances'in geçmişte büyücü olan dedesinin kendisine armağan etti kolyeden başka hiçbir şeyi kalmamıştır.


İyi;Tema olarak konular tanıdık gelse de bu denli kısa sürelerde (her bölüm yaklaşık 15 dakika) iyi işler çıkarılmış.
Kötü;Bazı bölümler amatörce yapılmış izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Possession (2012)

The Possession (2012)
Orta yaşlarda bir basketbol antrenörü olan Clyde,yakın zaman önce eşinden (Stephanie) ayrılmak durumunda kalmıştır.İşini her şeyin önünde tutması nedeniyle eşinin eleştirilere boyun eğen Clyde,velayetleri annelerinde olan iki kızını (Em ve Hannah) hafta sonları görebilmektedir.Yine bir hafta sonu kızlarını evine getiren Clyde,eğlenceli geçen bir gecenin ardından neşeli bir güne uyanır.Yan komşularının eski eşyalarını satışa çıkarması üzerine ufak tefek bir şeyler satın almaya karar veren kahramanlarımız,Em'in daha ilk gördüğü andan itibaren elinden düşürmediği antika bir kutuyu da edinirler.Üzerinde işlemeler ve oymalar olan mistik kutuyu bir türlü açamayan Clyde,salladıkça gelen sesler sonrasında içinde bir şeyler olabileceğini öngörmeye başlar.Kutunun eve geldiği ilk dakikadan itibaren kimselerin dokunmasını istemeyen Em,odasının baş köşesine de yerleştirmekte gecikmemiştir.
Ertesi sabaha tersinden kalkan Em,asabi tavırları ile kahvaltı masasında dehşet saçmaya başlar.Biricik kızının anlamsız,şiddet içeren davranışlarından ötürü tedirginlik yaşayan Clyde,bunun boşanma sürecinde yaşanabilecek geçici psikolojik sancılardan biri olduğunu düşünmektedir.Öte yandan eski eşinin yeni sevgilisi ile yaşamaya başlaması ile kızlarının gözünde değersizleşmeye başlayan Clyde'in başından beri ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirmediği izlenimi üzerinde baskı oluşturmaya başlamıştır.Kısa süre evvel büyük bir transfer teklifi alıp hayallerinin gerçek olmasına ramak kalsa da Em'in anlık travmalarının sıklaşması ile şehri terk etmeyi öteleyen kahramanımız,onun üzerine titrediği antika kutuda bir terslik olduğunu düşünmeye başlamıştır.
Em'in gün geçtikçe hırçınlaşma ve tuhaf tavırlar sergilemesi sonrasında Stephanie kızını kolundan tuttuğu gibi hastaneye götürür.Bu sırada kutunun gizemini çözmek için üstünde yazılardan yola çıkarak profesör arkadaşına danışmaya giden Clyde,başlarının tahminlerden de öte büyük bir belada olduğunu anlayacaktır.Dybbuk isimli iki dünya arasına sıkışan,bedeni olmayı şeytani varlık Musevi bir haham tarafından kutunun içine mühürlenmiştir.Yeniden hayat bulmak ve kutudan kurtulabilmek için masum bir bedene sahip olması gereken Dybbuk,şüphesiz ki kurban olarak Em'i seçmiştir.Şimdi Em'i kurtarabilmek için yapılması gereken şeytani varlığın (Abyzou) alışılagelmiş bir ayinle def edilmesidir.


İyi;Son dönemlerde şeytan-şeytani güç temalı yapımların sayısında azalma yaşandığı bir gerçek.Her ne kadar bu konseptte iddia bir yapım görüntüsü veremese de bazı sahnelerin ilgi çekici olduğunu ekleyeyim.(emar sahnesi vs)Bu arada son yıllarda trendi yükselmeye başlayan Dybbuk içerikli  (şeytan out Dybbuk in :D )başka bir alternatif için The Unborn (2009) yapımına göz atabilirsiniz.
Kötü;Klişelerle dolu,kurgusu çok tanıdık bir yapım.Klasik şeytani ruh filmlerine antika kutu eklenerek biraz fantezi ve  mistik atmosfer eklenmeye çalışılmış.Fazla beklentilere girilmeden izlenmeli...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Bait (2012)

Tsunami felaketi sonrasında sular altında kalan Avustralya sahillerinde bir grup insan büyük bir süper markette kapana kısılmıştır.Aniden yükselen sular nedeniyle göz açıp kapayana dek korkunç bir faciaya şahit olan kahramanlarımız,yüzlerce ölünün arasında şans eseri hayata tutunmayı başarmışlardır.Okyanusun kabarması ile sahilin on mil kadar içerisine dolan sularda büyük bir tehdit kol gezmektedir.Büyük beyaz köpek balıkları...
Yakın geçmişte sevgilisinin (Tina) abisinin kendi hatasından ötürü köpek balıklarına yem olmasına engel olamayan Rory,nefes aldığı her dakika bu pişmanlığın diyetini ödemektedir.Evlilik hazırlığı yaptığı Tina'nın dehşet verici olay sonrasında kendisini terk etmesi ile üzüntüsü ikiye katlanan kahramanımız,aylar sonra yeniden Tina ile büyük bir süpermarkette karşılaşma fırsatı yakalamıştır.Bu sırada soygun hazırlığında olan iki azılı hırsız da markette doğru anı bekleyerek kasayı açmayı planlamaktadır.Kızının karıştığı bir olaydan ötürü burada bulunan dedektif ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir.Çok geçmeden silahlı soyguncuların harekete geçmesi ile markette büyük bir kargaşa yaşanacaktır.Ancak asıl sürpriz ise artçı şokların yaşandığı kasabada ansızın gerçekleşen tsunami felaketi olacaktır.Saniyeler sonrasında her yerin sular altında kalması ile Rory,Tina ve soyguncuların da içlerinde bulunduğu bir grup insan hayatta kalmayı başarır.Yüksek rafların üstüne tırmanan kahramanlarımız bir yandan suların halen yükselmesi ile tedirginlik yaşarlarken diğer yandan da  bir büyük beyaz köpek balığının kapana kısıldıkları markette girmesi ile tarifsiz bir gerilime esir olacaklardır.Grup dinamikleri gereği sorumluluk alarak buradan kurtulmak için plan yapmaya başlayan Rory'nin işi hiç de kolay değildir.Öte yandan alt kattaki otoparkta da üç kişilik bir grup mahsur kalmıştır...


İyi;Son dönemlerde izlediğim aksiyon ve korku-gerilimin en iyi şekilde harmanlandığı yapımlardan biri.Felaket sonrası hayata tutunan bir grup talihli insan ve sonrasında alışageldiğimiz tek mekan filmi izlenimi verse de işin içine köpek balığının da girmesi ile heyecan verici sürükleyici bir yapıma dönüşüyor.Genelde köpek balıkları,dev timsahlar,anakondalar gibi tipik boss yaratık ve bir grup insanın mücadelesi şeklindeki filmlere karşı ön yargıyla yaklaşsam da bu yapımı beğendiğimi ekleyeyim.Bu arada bu filmi sevenlerin Rogue (2007) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Sonuç itibariyle tanıdık bir senaryo.Kurguda izleyicinin sürpriz olarak karşılayacağı pek bir şey yok. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |

The Aggression Scale (2012)

Ünlü mafya babası Bellavance şartlı tahliye sonrasında serbest bırakılmıştır.48 saat içerisinde oğlu ile beraber ülkeyi terk etmeyi planlayan Bellavance,kasasından 500 bin doların çalındığını öğrenince küplere biner.Zira halihazırda 1.5 milyon dolarına polisin el koyması ile çileden çıkmıştır.Son çare olarak en güvendiği tetikçisi Lloyd'dan parayı bulmasını ister.Öncesinde ayarladığı gibi takvimine sadık kalacak olan Bellavance,48 saat içerisinde kendisine ait olan paraların geri döneceğini umarak kaçış hazırlığı yapmaktadır.
Lloyd ve kendisi gibi azılı suçlulardan oluşan ekibi hemen paranın izini sürmeye başlamıştır.Ellerindeki liste doğrultusunda kapı kapı dolaşarak patronun hesabındaki paraya erişim izni olan kişileri bulup bir bir ortadan kaldıran kahramanlarımız,halen ana paranın nerede olduğunu araştırmaktadırlar.Çok geçmeden Bill isimli,patronlarının eski bir çalışanın parayı alarak kaçtığını öğrenen Lloyd ve çetesi kısa sürede ona ulaşırlar.Böylelikle yolları Owen ile kesişecektir.Owen Bill'in tek çocuğu olup geçmişte pek çok şiddet içeren davranışlarda bulunmuş agresif bir gençtir.Hatta babası yakın zamanda rüşvet vererek onu akıl hastanesinden çıkartmıştır.Esasında zeka küpü bir çocuk olan Owen,zamanın çoğunu sessiz sedasız bir köşeye çekilerek planlar yapmakla geçirmektedir.Doğuştan gelen içgüdüsel yetenekleri sayesinde kötü bir şeyler olacağı zaman önceden kestirebilen kahramanımız,bubi tuzakları kurma konusunda da oldukça yeteneklidir.Babasının Maggie isimli bir bayanla evlenmesi ile kendisinden yaşça büyük sorunlu bir kız kardeş (Lauren) edinen kahramanımız,yeni hayatına alışmaya çalışmaktadır.Lloyd yeni taşındıkları evi bulduğunda ise kıyamet kopacaktır...


İyi;Baştan sona sürükleyici bir yapım.Oyunculuk ve kurgu başarılı.Zaman zaman gerilimin yanında aksiyon da vaad ediyor.Özetle eli kanlı haydutlarla,pratik zekalı,zarar verme içgüdüsü olan Owen'ın üvey ablasının da yardımıyla giriştikleri mücadele...
Bu filmi sevenlerin The Collector (2009) filmine de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Seyircinin ilgisini çekebilecek zeka parıltıları görebilmek bu tarz yapımlar için son derece önemli.Zaten halihazırda bu nokta filmin yumuşak karnını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

The Tall Man (2012)


The Tall Man (2012)
"Kasabamız altı yıldır ölü.Başlangıçta madenin kapatılmasını suçladık.İşsizlik,parasızlık...Ve diğer her şeyden çok yoksunluk.Ama sonra Cold Rock'a suçlayacak daha kötü bir şey geldi.Kasabamızı daha da yok eden kötü bir şey."
Eski saygın günlerinden epey uzaklarda olan Cold Rock,uzun yıllardır bel bağladığı madenin kapatılması ile çaresizliğin hakim olduğu deyim yerindeyse hayalet kasabaya dönüşmüştür.Ekonomik olarak yıkım yaşayan kasabada dahası bunlar da yetmezmiş gibi etrafta gizemli güçler dolaşmaktadır.Herkesin bildiği ancak sesli olarak dile getirmekten çekindiği uzun boylu,karalar içeresinde bir adam kimi zaman tünellerde ve ormanın derinlerinde ortaya çıkarak kasabalının çocuklarını kaçırmaktadır.Uzun süredir aynı olayın tekrarlanması ile geleceğe dair daha da ümitsizleşen Cold Rock ahalisi,çocuklarının arkalarında iz bırakmadan ortadan kaybolması gerçeğiyle yüzleşmek zorundadır.
Kasabalıların aksine daha refah seviyesi yüksek bir yaşantıya sahip olan Julia,sağlık merkezinde hemşirelik yapmaktadır.Geçmişte doktor olan eşinin kasabadaki saygınlığından ötürü halen değer verilen,insanlar arasında parmakla gösterilen birisidir.Ancak günün birinde öncesinde hayal ürünü olduğunu düşündüğü "tall man" efsanesi ile karşı karşıya kalacaktır.Zira çanlar minik oğlu David için çalmaktadır.Gece yarısı oğlunun kaçırılmasına şahit olan kahramanımız bütün çabalarına rağmen onu kurtaramamıştır.Ormanın derinlerine kadar süren takip sonrasında bir şekilde çok sevdiği oğlu David,uzun adam ile birlikte sırra kadem basmıştır.Kendine gelir gelmez soluğu şerifin yanında alan Julia,beklentilerinin ötesinde suçlamalarla karşılaşacaktır.Olaylar sanılanın aksine bam başka bir seyre kaymaya başlamıştır...


İyi;Gizem seviyesi,oyunculuk,mekan betimlemeleri,atmosfer.Özellikle filmin başları Silent Hill (2006) ve The Dark (2005) yapımlarını andırıyor.
Kötü;Esasında kurgunun sürükleyiciliği konusunda şüphelerim var.Sonuç itibariyle senaryo farklı şekilde ilerlese de ana tema oldukça aşina olduğumuz konseptte.Bence hikaye son çeyrekte olduğu gibi Jodelle Ferland ağırlıklı işlense çok daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Hoa-cha (aka Helpless) (2012)

Veteriner hekim Moon-ho,kısa süre önce tanıştığı Seon-yeong ile evlilik hazırlığı yapmaktadır.Birbirleri için yaratıldıklarını düşünen genç nişanlılar,Moon-ho'nun ailesini ziyaret etmek için yola çıkarlar.Yol üzerinde mola veren çiftimizden Moon-ho içecek bir şeyler almak için arabadan ayrılır.Döndüğünde sevgilisinin ardında iz bırakmadan ortadan kaybolduğuna şahit olacaktır...
Öncesinde Seon-yeong'ın kaçırılmış olabileceği üzerinde duran Moon-ho,polislerden beklediği ilgiyi göremez.Evlilik arifesinde böyle bir şeyin nasıl başına geldiğine hala anlam veremeyen kahramanımız,yaşadığı şoku bir türlü atlatamamıştır.Kafasını kurcalayan asıl şüphe ise sevgilisinin kendi rızası ile onu bu şekilde terk ettiği fikridir.Zaten halihazırda soluğu onun evinde alsa da,saatler öncesinde boşaltıldığını anlar.Seon-yeong'ın iş yerine giderek herhangi bir ip ucu edinip,yeniden birlikte olmaya ikna etmeye çalışan Moon-ho,kız arkadaşının günlerdir işe gitmediği bilgisine ulaşacaktır.Dahası şirkete bıraktığı öz geçmişi yardımıyla eskiden çalıştığı referans gösterdiği yerleri arayan kahramanımız,her defasında öyle bir çalışanın o dönemlerde orada çalışmadığı cevabını alacaktır.
Sevgilisi bulma konusunda tek başına kalan kahramanımızın aklına geçmişte kıdemli bir polis memuru olan abisi gelecektir.Jong-geun orta yaşlarda,rüşvet aldığı gerekçesiyle kovulan eski bir memurdur.Şimdi ise aylak aylak iş beklemekte olup,özel dedektifliğe soyunmuştur.Yıllardır abisini görmeyen Moon-ho,sadece onun kendisine yardım edebileceğini söyleyerek,arama çalışmalarını beraber sürdürmeye başlarlar.Çok geçmeden Seon-yeong'un kimliğinin sahte olduğu ortaya çıkacaktır.Şimdi öğrenilmesi gereken tek husus,Moon-ho'nun gerçekte kimle evlenmek üzere olduğudur.


İyi;Yine uzakdoğu menşeli özgün bir yapım.Oyunculuk,atmosfer,gizem seviyesi tatmin edici.Sürükleyici kurgu da bunlara eklenince izlemenizi tavsiye edebileceğim bir alternatife dönüşüyor.
Kötü;Esasında son çeyreğe doğru girilirken tipik bir intikam hikayesi beklemeye başlamıştım.Final beni şaşırtmayı başardı,ancak pek de olumlu şekilde olduğunu söyleyemem.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

Nailbiter (2012)

Nailbiter (2012)
Eşi yurt dışında askeri bir görevde olan Janet,üç kızıyla beraber yaşamaktadır.Kocasının birkaç gün sonra evine döneceğini haberini alan kahramanımız,kızlarıyla birlikte onu karşılamak için Kansas'a yola çıkar.Lakin gün boyunca hava haberleri bültenlerinde de bahsedildiği üzere kasabaya şiddetli bir kasırga yaklaşmaktadır.Bütün uyarılara karşın buluşma noktasına hareket eden Maguire ailesi,kasırgaya yolda yakalanacaktır...
 
Yaklaşan kasırgayı kilometrelerce öteden gören kahramanlarımız hemen arabaları terk ederek,karşılarına ilk çıkan eve sığınmayı planlarlar.Yaptıkları onca gürültüye rağmen seslerini ev sahiplerine duyuramayan Janet ve kızları,en nihayetinde evin hemen yan tarafında bulunan yeraltı sığınağına girmeyi başarırlar.Korku dolu birkaç saatin ardından,fırtınanın dinmeye başlaması ile dışarı çıkarak başlarının çaresine bakmayı planlayan Maguire ailesini tatsız bir sürpriz beklemektedir.Zira kasırgadan hasar görerek devrilen büyük bir ağaç,çıkış yolunu kapatmıştır.Hemen cep telefonlarına davranan kızlar ne yazık ki malum fırtına nedeniyle,hatların kesilmesi sonrasında yine yapayalnız kalacaklardır.
 
Evin hemen altında bulunan sığınaktan gürültü yaparak ev sakinlerinin dikkatini çekmeyi başaran Janet,ne yazık ki beklediği reaksiyonun çok ötesinde bir tepki ile karşılaşır.Giderek kapana kısılan zavallı ailemiz,dışarından yardım gelmeksizin buradan çıkamayacaklarının bilincindedir.Bu arada elektriklerin de gitmesi ile daha da endişelenmeye başlayan kahramanlarımız,karanlık sığınakta yalnız olmadıklarını anlayacaklardır.Şimdi yapılması gereken dinç kafayla düşünmek ve ne pahasına olursa olsun hayatta kalarak buradan kurtulmak olmalıdır.


İyi;Ciddi anlamda vasat bir yapım.Sadece doğal bir afet sonrasında,rastgele bir sığınağa saklanma fikri ilgi çekici geldi.Zaten ilk yarım saatlik süreç sonrasında kurgunun nereye gideceğini anlayabiliyorsunuz.
Kötü;Oyunculuk,yaratık tiplemeleri,atmosfer vs.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

The Woman in Black (2012)

The Woman in Black (2012)
Yakın zaman önce büyük bir acı yaşayarak oğlunun doğumu sırasında eşini kaybeden genç avukat Arthur,büyük yıkım yaşamaktadır.Özel hayatının yanı sıra iş hayatının da büyük çalkantılar yaşayan kahramanımız,iş verenleri tarafından kendisini ispatlaması için Londra dışındaki gizemli bir kasabaya gönderilir.Görev basittir uzun süre evvel terk edilmiş bir malikanenin satışı için gerekli belgeleri toplamalıdır.Lakin Arthur'u beklentilerinin oldukça dışında buhranlı günler beklemektedir.
Kasabaya ulaşan kahramanımız ahalinin tuhaf tavırlar sergilemesi ve daha ilk dakikadan istenmeyen adam ilan edilmesi ile büyük tedirgin yaşar.Zira kalacak yer dahi bulamayan Arthur batıl görüşlere sahip kasabalılar içerisinde sadece Bentley isimli zengin bir adamla yakınlık kurar.Bentley yıllar önce oğlunu kaydetmiş talihsiz biridir.Arthur'a yardım ederek satışını gerçekleştireceği eve götüren Bentley;ne olursa olsun rasyonel düşünceden uzaklaşmadan kasabalıların söylemlerine karşın mantıklı davranmasını ister.Şöyle ki satışı için uğraştığı evde yıllar öncesinde hor görülen,büyük acılar yaşayan siyahlar içerisinde bir kadının halen yaşadığını söylenmektedir.Dahası ne zaman ki siyahlar içerisindeki kadın ortaya çıkarsa,kasabalılardan birinin çocuğu gizemli  şekilde ölmektedir.
Evin hikayesini öğrendikten sonra bir an önce işini hallederek Londra'ya dönmenin planlarını yapan Arthur,metafizik olaylar yaşamaya başlar.Evde geçirdiği yalnız saatler sırasında bahsi geçen siyahlı kadını gören kahramanımız zaman kavramını yitirmeye başlar.Oğlunun cuma günü yanına geleceğini unutan Arthur,siyahlı kadının dehşet saçtığı kasabadan bakalım çok sevdiği oğlu ile beraber sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Atmosfer ve kostümler oldukça başarılı.Bu yapımı sevenler yine benzer tarzda olan The Awakening (2011) filmini de izleyebilirler...
Kötü;Klişe hayalet hikayelerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Maalesef bu konuda yönetmen bizi şaşırtamıyor.Her ne kadar 2012'nin iddialı yapımları arasında olduğu söylense de bu sıfatı hak etmeyen vasat bir yapım olduğunu da ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | | |

The Pact (2012)

Annie,annesinin vefatının ardından çocukluğunun geçtiği eve dönmeye karar vermiştir.Geçmişte ailesine ait bu evde pek de hoş anıları olmayan kahramanımız,kız kardeşi Nicole'ü de ikna ederek annelerine karşı son görevlerini yapma niyetindedir.San Pedro'ya ulaşan Annie kız kardeşinden haber alamayınca,kuzeni Liz'le iletişim kurar.Ancak kuzeni de kız kardeşinin nerede olduğunu bilmemektedir.Dahası sanki yer yarılmıştır da içine girmiş gibi hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.
Kız kardeşini bulabilmek için bir süre daha annesinin evinde kalmayı planlayan kahramanımız bir takım paranormal olaylar yaşamaya başlayacaktır.Sanki evde kendisinden başka biri daha yaşamakta,sürekli birilerinin nefesini ensesinde hissetmektedir.Geceleri sebepsiz yere düşen cisimlerden,kabuslarla dolu uykulardan ve sürekli bir şeylerin peşinde olduğu düşüncesinden sıyrılamayarak daha fazla evde yalnız kalamayacağına karar veren Annie,kuzeni Liz'in yanında kalmasını ister.Lakin aynı günün gecesinde Liz'in de ansızın ortadan kaybolması bardağı taşıran son damla olmuştur.Evde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır...
Evden çıktığı gibi paldır küldür polisleri çağıran kahramanımız,öncesinden kız kardeşinin şimdi ise kuzeninin ortadan kaybolduğunu,evde doğa üstü bir şeyler olduğunu söylese de ciddiye alınmaz.Olayla ilgilenen dedektif Bill Creek ise Annie'i yanına alarak araştırma için eve gelmiştir.Evin içerisinde gizli bir oda olduğunu keşfeden ikilimiz geçmişin kirli sırları ile yüzleşmek zorunda kalacaktır.Tüm çocukluğu boyunca annesiyle bu evde yaşamasına rağmen bu odanın varlığından haberi olmayan Annie ise eski bir lise arkadaşından yardım alma yolunu seçecektir.
Sıradan insanların göremediği bazı ruhani şeyleri görebilen Stevie ile beraber bir kez daha evin yolunu tutan kahramanımız,keşfettikleri malum odada bazı güçlerin kendisine bir şeyler anlatmak istediğini fark edecektir.Odada transa geçen Stevie'nin ise dudaklarından dökülen tek sözcük "Judas" olacaktır.Judas'ın kim olduğu ve annesiyle nasıl bir bağlantısı olduğunu araştırmaya başlayan Annie kendisini oldukça tuhaf gizemli bir hikayenin içerisinde bulacaktır.


İyi;İlk çeyreği bir kenara koyarsak oldukça sürükleyici,kurgunun seyirciyi yakalamayı başardığı yapımlardan biri olduğunu söyleyebilirim.Mekan betimlemesi başarılı,tipik hayalet hikayelerinden sıyrılmayı başarıyor.
Kötü;İlk çeyrek sıkıcı,hikaye orijinal değil.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |