Güncel İncelemeler;

Intacto (2001)

Intacto (2001)
Yahudi namıyla tanınan ve büyük bir kumarhanenin sahibi olan Sam, kendisi gibi doğuştan yetenekli olan sağ kolu Federico ile ters düşmesinin ardından, uzun yıllara dayanan hukukları olmasına rağmen ona yol vermekte tereddüt etmez. Bir nevi tüm yeteneğini ve şansını Sam'in kumarhanesinde bırakan ve deyim yerindeyse aforoz edilen Federico, bir yolunu bulup intikam alma hevesindedir.
Intacto (2001)
 Büyük ve kanlı bir uçak kazasının ardından yüzlerce kişi içerisinde tek sağ kalan yolcu olan Thomas'ın peşine düşen kahramanımız, onun gerçekten de şanslı birisi olduğuna inanmaktadır. Öte yandan Thomas ile iş birliği yaparak Sam'den intikam almaya hazırlanan Federico, peşlerine takılan polis memuru Sara' ya izlerini kaybettirmeye çalışır. Thomas ise Federico'nun cazip teklifi ve ona hayatını yeniden vereceğini vaad etmesi sonrasında ikna olur. Ne de olsa anlaşmaya göre sadece iki hafta sürecek bir ortaklık neticesinde kendi yoluna gidebilecektir. Neyin bahis konusu olduğu ve ne gibi sonuçlar doğuracağı hususunda Federico'ya koşulsuz olarak güvenen Thomas, henüz yolun başında olsalar da şansının kendisine yardım edeceğinden emindir. Amansız bir takibe girişen Sara' nın ise pes etmeye niyeti yoktur.
İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampında yahudi bir esir olan ve Nazilerin elinden kurtulan Sam, sonrasında kendisi süper zengin eden bir kumarhaneye sahip olup şansıyla övünmektedir. Uçak kazasından sağ çıkan tek kişi olan Thomas, depremden kurtulan Federico ve ailesiyle geçirdiği büyük bir trafik kazasından sağ kurtulmayı başaran Sara'nın yolları Sam'in kumarhanesinde kaderin bir cilvesiyle kesişir. 'Good Luck' yazılı kumarhane duvarlarından Sam'in özel odasına uzanan macera kimin en şanslı olduğu önermesiyle sonlanacaktır...
İyi; Sürükleyici kurgusu ve gerilimin giderek tırmandığı tipik İspanyol sineması atmosferiyle göz atılması gereken bir yapım. İlgi çekici özgün konusuyla, başarılı oyunculuğun da birleşimi sayesinde kaliteli bir gerilim filmi. Neden Hollywood remake versiyonu olmadığını merak etmiyor değilim. Öte yandan filmi sevenlerin yine şans temalı 13 Tzameti (2005) yapımını da izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü; Tempo anlamında zaman zaman durağanlaşan bir yapım. Aksiyon seviyesi bir tık daha olsa sanki daha başarılı olabilirmiş. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Ağustos 2016 | Etiketler : | | |

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Kızı Mitsuko' nun başını belaya sokması sonrasında, telefon görüşmesiyle markete davet edilen Syamato, eşi Taeko ile beraber apar topar yola koyulur. Markete ulaştığında görevlilerden Mitsuko' nun hırsızlık yaptığını öğrenen ve utancından yerin dibine giren Syamato, Murata' nın yardımları sayesinde olaya polis dahil olmadan kızını kurtarmayı başarır. 
Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Murata, kasabanın zengin iş adamlarından biri olup, Amazon' dan getirdiği endemik tür balıkların ticareti yapmaktadır. Symato' nun da ufak bir dükkanı olduğunu bilen ve akvaryum balık ticareti yaptığını öğrenen Murata, az önce talihsiz bir şekilde tanışmış olduğu Syamato ve ailesini kasabanın en büyük büyük süs balık akvaryumuna, yani ofisine davet eder. Kızını kurtarmasında yardımcı olan Murata'ya karşı büyük bir minnet duyan Syamato, öncesinde rahatsızlık vermek istemese de nazik teklifi kabul etmek zorunda kalır. Murata gerçekten de kendi ufak işletmesine kıyasla oldukça büyük ölçekte iş yapmakta olup, Amazon'dan getirdiği endemik türlerle beraber epey ilgi çekici bir tesise sahiptir. Öte yandan Syamato ve ailesini, eşi Taeko ile tanıştıran Murata son derece cömert ve yardımsever bir şekilde misafirlerini ağırlamaya gayret etmektedir. Tesisinde genç kızları satış danışmanı ve balıkların bakımından sorumlu olarak çalıştırdığını anlatan Murata, Syamato'nun izin vermesi halinde büyük bir memnuniyetle Mitsuko'yu da yanına alabileceğini söyler. Taeko ile evlendiğinden beri kızının üvey annesiyle sorunlar yaşamasından, ergenliğinde sebep olduğu sorumsuz davranışlardan ve evde huzurun tamamen kaçmasından epey muzdarip olan kahramanımız, Murata'nın samimiyetine ve iyi niyetine güvenerek razı olur. Murata, Mitsuko'nun yanında çalışmasıyla yetinmeyip, Syamato ile yakın ilişkiler kurmak istemekte ve iş ortağı olmayı planlamaktadır. Henüz birkaç gün öncesinde tanıştığı Murata'nın teklifini değerlendiren kahramanımız, çok para kazanacakları hayaliyle Taeko'nun da baskılarıyla ikna olur. Murata çiftinin mükemmel uyumundan ve iş konusundaki başarılarından etkilenen Symato, Murata'nın diğer ortakları ve iş yaptığı kişilerle tanışmaya başladıkça edindiği ilk izlenimden bağımsız olarak onun farklı yönlerini keşfetmeye başlar. Çok geçmeden işler karışır ve kahramanımız Murata' nın sırlarına ortak olur. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir...


İyi; Durağan ilerlemesine rağmen güçlü kurgusu ve gerilim öğeleriyle ilgi çekici bir uzakdoğu korku-gerilim filmi. Oyunculuk yönünden tatmin edici, atmosfer olarak başarılı bir yapım. Genel görünüm olarak psikolojik gerilim tarzına yakın olsa da rahatsız edici filmler kategorisine de alınabilecek türde kışkırtıcı, bol kanlı ve sinir bozucu sahnelere sahip. 
Kötü; Esasında tipik uzak doğu korku sineması temasında işlese de; herkese hitap etmeyen, sert sahnelere sahip bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

The Thing (2011)

The Thing (2011)
1982 yapımı, korku-gerilim filmi denince ilk akla gelen kült eserlerden biri olan 'The Thing (1982)' filminin öncesini konu edinen ve uzaylı yaşam formunun nasıl keşfedildiğini anlatan The Thing (2011), yıllar sonra gelen yeni bir 'remake' filmi olmasının ötesinde, seriye dair ip uçları veren ve orijinal yapımı henüz izlemeyenler için olay örgüsü olarak başta konumlandırılması gereken bir film. 
The Thing (2011)
Antarktika'da büyük bir jeoloji araştırma merkezinde şu ana değin eşine benzerine rastlanmamış gizemli bir 'şey' bulunduğu haberini alan  Dr.Sanders, omurgalılar paleontolojisi konusunda uzman olan Kate' i de ekibine dahil ederek zaman kaybetmeden epeyce uzun olan yola koyulur. Acil çağrı tarzı bir sinyal vasıtasıyla yeri tespit edilen ve bu sayede yerin onlarca metre derinliğinde büyük bir keşfin arefesinde olan araştırma ekibi, buldukları şeyin edindikleri bulgular sonucunda yaklaşık olarak yüz bin yıldır orada olduğunu düşünmektedir. Dahası kazazede olarak adlandırdıkları ve istasyonun yakınlarında büyük bir buz kütlesi içerisinde değişik bir canlı formu da ellerindedir. Olay mahalline ulaşan ve gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Dr.Sanders, Kate'in yardımıyla numuneyi buz kütlesinin içerisinden nazik bir şekilde çıkarıp, çeşitli bilimsel tetkikler için hazırlamaya çalışmaktadır. Lokal araştırma görevlileriyle beraber keşiflerini kutlamak için ufak bir eğlence düzenlemeye karar veren kahramanlarımız, buz kütlesinin ansızın çatlaması ve içindeki numunenin ortadan kaybolması üzerine büyük bir panik yaşarlar. Dr. Sanders öncülüğünde organize olan ve bir an evvel canlı formunu ele geçirip izole etmekle görevlendirilen araştırma grubu, henüz nasıl bir tehditle karşı karşıya olduklarının bilincinde olmadan etrafa göz atarlar. Öte yandan grubun tek bayan üyesi olan Kate ise Dr. Sanders'ın fikirleriyle ters düşüp, göze batmaya başlar. Gecenin karanlığında süregelen köşe kapmaca, çok geçmeden dehşet dolu bir hale bürünür...

İyi; John Carpenter gibi büyük bir ustanın kült yapımı olan 'The Thing (1982)' nin yeniden ve üstelik ilk filmin öncesinde konumlandırılarak karşımıza çıkması korku-gerilim severler için epey heyecan verici. Kurgu ve atmosfer olarak gayet başarılı bulduğum film, oyunculuk olarak da fazlasıyla tatmin edici. Gizem seviyesi ve giderek tırmanan gerilim de başlıca diğer artılar. Grup dinamikleri ve insan psikolojisinin de etkin şekilde yansıtıldığını ekleyeyim. Tüm bunların yanı sıra aksiyon seviyesi ve görsel efektler de fena değil. Özetle bilim-kurgu ve gerilim türünü sevenlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

A Simple Plan (1998)

A Simple Plan (1998) 
Hank, deli dolu abisi Jacob ve onun kaba, bir o kadar da serseri olan arkadaşı Lou ile beraber yılbaşı arifesinde kasabaya gitmek üzere yola çıkarlar. Kışın en soğuk günlerinden birinde, zemini halı gibi kaplamış kar örtüsünün içinden ansızın beliren tilki kahramanlarımızın kaza yapmasına sebep olur. 
A Simple Plan (1998)
Kamyonetinin epey hasar almasınında etkisiyle, doğal koruma alınında olmalarını hiçe sayıp tilkinin peşine düşen, avlamadan geri dönmeyeceğini söyleyen Lou, ateş püskürtmektedir. Onu ikna edemeyeceğini anlayan Hank ve Jacob da mecburen arkasına takılmak zorunda kalır. Şans eseri ormanın hemen girişinde yere çakılmış vaziyette bulunan ve yüzeyi tamamen karlarla kaplı ufak bir uçak enkazını keşfeden kahramanlarımız meraklarına engel olamayıp, içeriye göz atmaya karar verirler. Muhtemelen kaza anında ölmüş bir pilotun dışında kimsenin bulunmadığı uçaktan büyük bir çanta çıkaran Hank, fermuarları araladığında hayatının en büyük piyangosuyla karşılaşır. Çanta ağzına kadar parayla doludur ve Lou ile Jacob daha şimdiden kutlamalara başlamıştır bile. Kimselere görünmeden şu an için sahipsiz olduğunu umdukları parayı yanlarına alan ve saymaya başlayan kahramanlarımız, rüyalarında bile göremeyecekleri tamı tamına 4.4 milyon doları ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Aralarında en aklı selim kişi olan Hank, bu paranın kendilerine ait olmadığını ve polislere teslim etmeleri gerektiğini söylese de hal böyleyken kimse oralı bile olmaz. Bunun üzerine parayı kendisinin saklayacağını ve aramaya kimse gelmediği takdirde eşit olarak paylaşacaklarını söyleyen Hank, eğer şartlarını kabul etmezlerse polis gidip her şeyi anlatacağı restinde bulunur. Hayatlarının fırsatı ayaklarına kadar gelmişken geri tepmek istemeyen ve Hank' in önerisini kabul etmek zorunda kalan Lou ve Jacob, bu konu hakkında eşleriyle dahi en ufak bir şey konuşmayacaklarının sözünü verip evlerine dağılırlar. En nihayetinde son derece basit olan plana sadık kalıp, en kısa süre içerisinde parayı paylaşmayı arzulayan kahramanlarımız, günler geçtikçe güvensizlik duygusuna kapılır ve paranın sevdasına düşerler. Birbirlerinin niyetlerini sorgular hale gelemeriyle de sözde basit plan giderek karmaşık bir hale bürünür...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve usta oyuncu kadrosuyla göz atılması gereken oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar keyifli, karakter seçimleri ve olay düğümü ilgi çekici. Giderek tırmanan gerilim seviyesi tatmin edici. Scott B. Smith'in romanındna uyarlanan ve sinemalaştırılan 'A Simple Plan' Sam Raimi'nin de yönetmen koltuğuna oturmasıyla üst düzey bir dram-gerilim filmi olarak göze çarpıyor. Romanın pdf versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Bu arada Scott B. Smith'ın başka bir romanından beyaz perdeye aktarılan bir başka eseri de 'The Ruins (2008)' yapımıyla karşımıza çıkıyor.
Kötü; Final daha farklı olabilirmiş...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

10 Cloverfield Lane (2016)

10 Cloverfield Lane (2016)
Karanlık bir gecede geçirdiği trafik kazası sonrasında kilitli bir odada gözlerini açan Michelle, bacağından zincirlenmiş şekilde uyanır. Meraklı gözlerle etrafı keşfe koyulan kahramanımız nasıl buraya geldiğini anımsamak bir kenara dursun kazadan nasıl sağ çıktığını dahi hatırlayamamaktadır. Kilitli demir kapı dışında herhangi bir pencere ya da çıkış bulunmayan odada, çok geçmeden kapının açılmasıyla beliren Howard; kendisini kurtarıcı sıfatıyla tanımlayıp, sığınağın sahibi olduğunu da ekler. 
10 Cloverfield Lane (2016)
Howard, dışarıda henüz tam olarak bilinmeyen nükleer ya da kimyasal saldırı sonrasında havanın kontamine olduğunu ve sığınak sayesinde hayatta kaldıklarını söyler. Dahası sığınağın yapımında kendisine yardımcı olan Emmett'in de olaydan sonra buraya gelip yerleştiğini anlatır. Emmett ile beraber uzun uğraşlar sonrasında sığınağı inşa eden ve hava filtresinden, iki yıl yetecek erzağa ve içme suyuna kadar tüm detayları düşünüp tasarladığını söyleyen Howard, dışarıda olmadıkları için çok sanlı olduklarını yeniler. Michelle ile dost olmaya çalışan Emmett ise olan bitenle ilgili bazı fikir ayrılıkları olsa da Howard'ın hikayesini doğrular. Howard'ı biraz sinirli ve agresif biri olarak tanımlayıp, donanmada çalıştığını ve eskiden beridir komplo teorileriyle dolup taşan beyninin şu an hayatta kalabilmelerinde anahtar role sahip olduğunundan söz eder. Howard'ın hikayesine kuşkuyla yaklaşan ve bir şekilde dışarı çıkıp gerçekten ne olup bittiğini öğrenmek isteyen Michelle ise görsel referans edinebilme çabasındadır. Yerin kaç metre altında dahi olduklarından bi haber olan kahramanımız, dışarı çıkıp kendi gözleriyle neler döndüğünü görme telaşındadır. Öte yandan zaman zaman dışarıdan helikopter gürültüsüne benzer sesler gelmesi şüphelerini daha arttırır. Howard'ın anlattıklarını tutarsız bulan ve Emmett'in desteğini alarak plan yapmaya koyulan Michelle, dışarıda gerçekten ne olduğuyla yüzleşmeye hazırdır...

İyi; Gizem seviyesinin girişten finale kadar yukarılarda olduğu, atmosfer ve oyunculuk olarak da başarılı bir post-apokaliptik film. Kurgunun da oldukça sürükleyici olduğunu ekleyelim. Başarılı aktrist Mary Elizabeth Winstead'i de The Ring Two (2005) ve The Thing (2011) den sonra yeniden kaliteli bir korku-gerilim yapımında görmek haliyle hoş oldu. Bu filmi sevenler; mekan seçimi olarak yakın olan The Divide (2011), karakterler arası ilişkiler açısından da benzerlikler taşıyan Z for Zachariah (2015) yapımınlarına da göz atabilirler...
Kötü; Son çeyrek biraz aceleye getirilmiş gibi. Final daha farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2016 | Etiketler : | | | | |

The Witch: A New-England Folktale (2015)

The Witch: A New-England Folktale (2015)
William ve Katherine kendilerini hristiyanlık öğretilerine adamış orta yaşlı bir çifttir. Beş çocuklarıyla beraber kasabadan ayrılmak zorunda kalıp, ıssız kurak topraklara yerleşen kahramanlarımız yeni bir hayat kurabilme çabasındadır. Hiç kimselere muhtaç olmadan ailesinin yaşamanı sürdürebilmek için var gücüyle çalışan William yeni doğan bebeklerinin gizemli bir şekilde ortadan kaybolması üzerine büyük bir buhrana sürüklenir.
The Witch: A New-England Folktale (2015)
 Dahası mevsimi geçirmek için tek besin kaynakları olan ekinleri de sebepsiz yere tahrip olup, çürümüştür. Büyük kızları Thomasin'in olan bitenle ilgisi olduğunu düşünen ve onun cadı olabileceğini vurgulayan Katherine, William'ın çok sevgili kızını aileye kötülük getirmekle suçlamaktadır. Birtakım gizemli güçlerin ailesinin etrafında kol gezindiğini hisseden ve yardım çağırabileceği kimsesi olmadığı için kaderiyle baş başa kalan William, bir yandan Katherine'in söylemleri diğer yandan da ailesinin açlıkla yüzleşmek zorunda kalması sebebiyle büyük baskı altındadır. Ormanda bir şeylerin yolunda gitmediğini bilen ve oradan çocuklarını her daim uzak tutmaya çalışan kahramanımız, evlatlarını teker teker kaybetmeye başlar. Aile içerisinde şüpheler artıp paranoyak bir ortam oluştuğunda ise Thomasin ailesine ve inançlarına sadık olduğunu asla onlara ihanet etmeyeceğini söyler. Dualarının kendisi ve ailesi için yeterli olacağını düşünen William, çok geçmeden kimin haklı kimin haksız, kimin de şeytani olduğunu keşfeder...


İyi; Atmosfer ve mekan seçimlerinin üst düzey oyunculuk ve yönetmen performansıyla buluştuğu mutlaka göz atılması gereken bir gizem-gerilim filmi. Tipik dönem filmi havasını ve insanların korkuları iliklerimize kadar hissetmenizi sağlayacak cadı, büyü, sihir, şeytan gibi kavramaları yeniden başka bir bakış açısı ile irdelemenize sebep olabilecek bir yapım.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Mayıs 2016 | Etiketler : | | | | | |

Masks (2011)

Masks (2011)
1970' li yıllarda kendi adını verdiği bir aktörlük metodu geliştiren Matteusz Gdula, bu yöntem sayesinde oyuncu adaylarını geleceğin yıldızları yapabileceği iddiasındadır. Ancak eğitimler sırasında şiddet ve korku içerikli seanslar düzenlediği basına yansıyan ve öğrencilerinden bazılarının gizemli bir şekilde ortadan kaybolması haberleriyle köşeye sıkışmaya başlayan Gdula, olan bitenlere daha fazla dayanamayıp intihar eder. O günlerden geriye kalansa kendi adını verdiği bir sahne sanatları okuludur.
Masks (2011)
Genç bir bayan olan Stella, oyunculuk eğitimine devam edebilmek ve daha iddialı roller alabilmek için seçmelere katılmaktadır. Bir türlü hakkettiğini düşündüğü ilgiyi göremeyen ve kendi yeteneklerini sorgular hale gelen kahramanımız, başarısız sonuçlanan bir başka mülakatın sonrasında Gdula'nın okulu hakkında bilgi alır. Erkek arkadaşının da desteği ile Gdula'nın okuluna kayıt yaptıran ve bu sayede tekniğini geliştirip, yıldızını parlatmayı uman Stella, kendisi gibi ders alan Cecile ile arkadaşlık kurmaya başlar. Cecile' den okul ve Gdula yöntemi hakkında bilgiler almak isteyen Stella bir türlü istediği cevapları bulamaz. Dahası donuk bakışlı bir bayan olan  ve gözlerinde bir şeyler sakladığı her halinden belli olan Cecile, Gdula yöntemini öğrenmeye çalıştığını ve daha fazla soruya muhattap olmak istemediğini söyler. Okulun halihazırda bir bölümünün halen kapalı olduğunu ve Gdula'ya ait kişisel eşyaların da bulunduğu odalara girişin yasak olduğunu öğrenen Stella, herkesin büyük bir gizemle bahsettiği Gdula yöntemini öğrenmeye karar verir. Öte yandan sahne ışıklarının sürekli üzerinde olduğu bir yıldız olabilmek için tüm hırsıyla hareket eden kahramanımız, Gdula' ya yaklaştıkça arkadaş çevresinden ve sevgilisinden giderek uzaklaşmaya başlar. Okulun karanlık geçmişiyle yüzleşme vakti gelmiştir...

İyi; Mekan ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, gizem seviyesi tatminkar olan korku-gerilim severlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. Özgün bir hikaye barındırması ve ilgi çekici kurgu diğer artılar. Bu filmi sevenlerin Starry Eyes (2014) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Daha iyi oyuncu seçimleriyle daha başarılı olması muhtemel olan, ne yazık ki potansiyelin altında kalmış bir film.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Şubat 2016 | Etiketler : | | |

La casa del fin de los tiempos (2013)

La casa del fin de los tiempos (2013)
İki oğlu ve kocasıyla beraber eski bir malikanede yaşayan Dulce, paranormal olayların yaşandığı gizemli bir gece sonrasında oğlu ve kocasını öldürmek suçundan hapsedilir. Aradan geçen uzun yılların akabinde cezasını ev hapsine çeviren ve halen gözünün önünden gitmeyen vahim olayların yaşandığı evine dönen kahramanımız, ömrünü hücrelerde çürütmesine sebep olan esrarengiz geceyi çözmeye karar verir.
La casa del fin de los tiempos (2013)
Eve geri dönüşünün ardından evi kutsamak ve kendisiyle sohbet etmek isteyen bir rahibe, yaşanan her şeyin sorumlusu olarak evi gösteren kahramanımız, olanları değiştiremeyeceğini ve artık hüznünü kalbine gömdüğünü söyler. Günlerinin çoğunu yalnız başına geçirmek zorunda kalan Dulce, ilerleyen yaşını da göz önüne alarak son zamanlarında huzuru bulmak istemektedir. Ancak eve dönmesiyle beraber yeniden anıları depreşmeye başlar. Koridorlarda sesler duymakta evde başkalarının da olduğu hissine kapılmaktadır. Öte yandan eve ziyaretlerini arttırmaya başlayan peder, Dulce ile arkadaş olabilme ve bu sayede ruhunu kurtarma çabasındadır. Dulce ise otuz yıl öncesinde gizemli bir şekilde ortadan kaybolan oğlunun halen evde bir yerlerde olduğunu düşünmekte, kendisini hayata bağlayan tek şeyin yeniden onunla karşılaşabilme umudu olduğunu söylemektedir. Geçmişinden bir türlü kopamayan Dulce, en nihayetinde kendisini anıların içerisinde bulur. Zamanın sonundaki evde gerilim giderek yükselmektedir...
Kıyamet günü geldiğinde, o gün zamanların son günüdür.
İyi; Görüntü ve tema olarak tipik lanetli ev konseptini çağrıştırsa da kesinlikle çok daha fazlasını vaat eden bir yapım. Zaman ve paralel evren kavramları içeren sürükleyici bir gerilim filmi. Mekan seçimi, tekinsiz atmosfer ve oyunculuk gayet başarılı. Özellikle hikayenin asıl kahramanı Dulce'nin zamanla süregelen karakter değişimi ve psikolojisi ilgi çekici şekilde yansıtılmış. Ön yargılarınızı bir kenara bırakarak göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Kasım 2015 | Etiketler : | | | | |

The Final Girls (2015)

The Final Girls (2015)
Max, annesi Amanda'nın (80'li yılların ünlü bir teen-slasher oyuncusu) trafik kazası sonrasında hayata gözlerini yummasıyla büyük bir sarsıntı yaşar. Aradan geçen üç koca yıl sonrasında halen annesinin yokluğuna alışamayan kahramanımız, okuldan arkadaşı Duncan'ın sinemaya daveti üzerine büyük bir tereddüt yaşar. 
The Final Girls (2015)
Tam bir korku filmi tutkunu olan Duncan, Max'in annesi Amanda'nın oyuncularından biri olduğu 'Katliam Kampı' isimli 80'li yıllarda çekilmiş, türü sevenler için tam bir kült olarak adlandırılan teen-slasher filmin gösterimiyle ilgilenmektedir. Yoğun katılımın gerçekleşeceği gecede, annesini beyaz perde de yeniden görünce nasıl bir tepki vereceğinden emin olamayan Max, en nihayetinde Duncan'ın cazip teklifi sonrasında ikna olur. Geceye yakın arkadaşları Chris, Vicki ve Gertie ile katılan kahramanımız, gerçekten de vadedildiği gibi dolu bir salonda keyifli bir öğrenci kitlesiyle beraber filmi izlemeye koyulur. Ancak ansızın büyük bir yangının salonu sarmasıyla panik ortamında kaçacak yer arayan Max ve arkadaşları, sinema perdesinden kaçayım derken fantastik bir şekilde gözlerini ormanlık bir alanda açarlar.
Neler olup bittiğini ve buraya nasıl geldiklerini sorgulamakla uğraşırlarken, yolda tıpkı 'Katliam Kampı' filminde olduğunu gibi sarı bir minibüs belirir. Dahası sahne aynen filme olduğunu gibidir. Aracı kullananın Kurt ve yanındaki kızında Tina olduğunu gören gençler gözlerine inanmazlar. Tina, 'Katliam Kampı'na nasıl gideriz diye sorduğunda ise parçalar yerine oturmaya başlar. Olan bitenle ilgili basit bir teorisi olan Duncan, bir şekilde filmin içine girdiklerine ve buraya sıkıştıklarına inanmaktadır. Zaten hali hazırda evlerine dönebilmek için onlarca kez etrafta tur atmalarına rağmen sürekli filmin açılış sahnesine sürüklenmektedirler. Döngüyü kırmak için minibüse binmeye karar veren kahramanlarımız ancak bu şekilde mesafe kat edebileceklerine ikna olurlar. Öte yandan annesine çok düşkün olan Max için yeniden Amanda'nın gençlik yıllarına dönmek ve annesini kendi akranı gibi karşısında görmek son derece duygusal bir sahneye  dönüşür. Ancak Max ve arkadaşlarının dikkat etmesi gereken asıl husus 'Katliam Kampı' filminin bir teen-slasher olduğu gerçeğidir. Aynen filmde olduğu gibi kampın çevresinde Billy isimli eli kanlı bir ucube dolanmaktadır....
İyi; Baştan sona son derece keyifli, sürükleyici bir korku-komedi filmi. Oyunculuk, mekan seçimleri ve kurgu son derece başarılı. Tipik bir grup genç ve başlarından geçen olayları tiye alan The Cabin in the Woods (2011) tarzı bir havası da yok değil.
Kötü; Komedi yanı ağır basan, korku-gerilimin epeyce geri planda kaldığı bir yapım. Biraz daha gizem ve gerilim tercih edilebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Kasım 2015 | Etiketler : | | | |

Z for Zachariah (2015)

Z for Zachariah (2015)
Robert C. O’Brien'ın 1974 de yayımladığı 'Z for Zachariah' romanından uyarlama olan film, post apokaliptik bir ortamda geçen distopik bir hikaye. Ancak  gerek karakter ilişkileri gerekse samimi kurgusuyla düşündüren; tebessüm ettiren, zaman zaman rahatsız eden enteresan bir dram-gerilim filmi. 
Z for Zachariah (2015)
Nükleer savaş ve sonrasında radyoaktif sızıntı kaçınılmaz olarak dünyadaki yaşamı sona erdirmiştir. Su ve toprak da havadan gelen sızıntı sonrasında kontamine olmuş sadece insanlığın değil tüm biyolojik yaşamın günleri tükenmiştir. Böylesine post apokaliptik bir ortamda Yeni Zelanda'da kendi mikroklimasına sahip radyasyondan etkilenmemiş bir çiftlikte yaşayan Ann, inançlı bir kadın olmasına rağmen içten içe kendisini tüketmeye başlayan yanlızlığını köpeği Faro sayesinde telafi edebilmiş, kelimenin tam anlamıyla gerçek bir survivordır. Ailesinden kalan çiftlikte yaşamını sürdüren Ann, günün birinde büyük bir mucizeyle karşılaşır. Üzerinde astronot vari radyasyon koruyucu kıyafetleri olan gizemli bir adam (John) çıkagelmiştir. Ancak ne yazık ki John radyasyona maruz kalmış ve ayakta duramayacak kadar hastadır. John'u sorgusuz sualsiz insaniyet namına çiftliğine götüren ve iyileştirmek için elinden geleni yapan kahramanımız, bir bakıma sıkıcı yalnızlığından kurtulmak ve yıllar sonrasında kendisi için gerçekleşen mucizeye tutunup arkadaş edinmek amacındadır. Hızla geçip giden günler sonrasında John iyileşmeye başlar ve gücünü toplayarak yataktan kalkar. Ann'in yardımlarına ve kendisine olan ilgisine teşekkür etmek isteyen kahramanımız yaklaşan dondurucu kış soğuklarını düşünerek ona yardımcı olmayı teklif eder. Ann'in babasından kalan eski bir kiliseyi yıkarak elde edeceği odunlarla hemen çiftliğin yakınlarındaki akarsuya değirmen kurmayı düşünen John bu sayede çiftliğe elektrik getirerek sürdürebilir bir enerji kaynağı elde etmeyi ummaktadır. Başlarda babasından yadigar kiliseyi kesinlikle gözden çıkartmak istemeyen Ann, çok geçmeden başka şansları olmadığını anlar. Öte yandan uzun süredir madenlere yaşayarak hayatta kalmayı başardığını söyleyen Caleb isimli genç bir adam da çiftliğe ulaşmıştır. Caleb'a karşı Ann'in aksine her zaman şüpheyle yaklaşan John, yoğun ısrarlar sonrasında onun da çiftlikte kalmasına izin verir. Ann- Caleb ve John distopyanın ortasında yeni bir hayat kurmak için kollarını sıvazlayıp var güçleriyle kış gelmeden değirmeni inşa etmek için çalışırlar. Ancak Ann ve Caleb'in giderek yakınlaşması bazı dengeleri değiştirecektir...

İyi; Oyunculuk, karakter seçimleri ve kurgu gerçekten son derece başarılı. Drama yönü ağır basan ancak geriliminde sürekli tırmandığı kesinlikle izlemeye değer post apokaliptik bir yapım. Alt metinde ırk ve din üzerinden göndermeler barındıran, hiciv yapmaktan korkmayan özgün bir film.
Kötü; Kendi temposunda ilerleyen, bazı sahnelerde zaman zaman sıkabilecek bir yapım. İzleyicinin kafanızda ulaşabilecek soru işaretlerini cevaplamaktan ziyade kendi mesajlarını veren ve bu nedenle herkese hitap etmeyecek bir dram-gerilim alternatifi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Who Am I (aka Kein System ist sicher) (2014)

'Hack yapmak büyü gibidir.Her ikisi de başkalarını aldatma üzerinedir.14 yaşımdan beri tüm zamanımı bilgisayar önünde geçiriyorum.Programlama dillerini öğrendim.İlk sistemimi hackledim.Sonsuz olasılıklı bir evren...İlk kez bir şeyde iyi olduğumu hissettim.Gerçek hayatta ben birler arasında bir sıfırdım.Bir zavallı,bir ezik,bir ucube...Fakat internette bir aidiyet duygusu hissettim.'
Genç bir hacker olan Benjamin,artık yeteneklerini ispatlayabilmek için büyük oynamaya karar vermiştir.Okulda hoşlandığı kız arkadaşı Marie'nin gözüne girebilmek için ilk büyük hack denemesini planlayan kahramanımız,okulun veri tabanına sızarak sınav sorularını ele geçirme niyetindedir.Ancak her şeyi eksiksiz planladığını düşünse de son anda güvenliğe yakalanmaktan paçayı kurtaramaz.Cezasını toplumsal hizmet adı altında 'temizcilik' yaparak çekmek zorunda kalan Benjamin,kendisiyle benzer kaderi paylaşan Max ile tanışma fırsatı bulur.Max,Benjamin'in bilgisayardan anladığını söylemesi üzerine onu test etmeye karar verir.Yeteneklerini ispatlamakta zorlanmayan kahramanımız Max'in gözüne girmeyi başarır.Yazılım ustası Stephan ve donanım manyağı Paul ile birlikte ufak bir hack timi olan Max,Benjamin'i de aralarına katılması hususunda ikna eder.Çok geçmeden kahramanlarımız beraber çalışmaya ve ses getirir eylemler yapmaya başlamıştır.Öte yandan kendilerine bir isim bulmayı  da ihmal etmezler.Sanal dünyada ve yer altında CLAY adıyla anılan Max ve çetesi kendilerine hedef olarak Fr13nds isimli dünyaca ünlü bir hack topluluğunu seçmiştir.Onların dikkatini çekmek ve becerini ispatlamak isteyen kahramanlarımız işledikleri siber suçlar sonrasında polisin takibine takılırlar.Artık işler çok daha karmaşık bir hale gelmiştir.Zira siber suçlar bürosu yetmezmiş gibi bir de  Fr13nds'in  soluğunu enselerinden hissetmeye başlarlar.Artık CLAY'in varlığı tamamen Benjamin'in omuzlarındadır...
İyi;İnternet ve hack üzerine yapılmış son yılların en iyi gerilim filmlerinden biri.Alman menşeli sıradışı bir yapım.Başarılı oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Ayrıca finalin de filmin kalitesini yakışır şekilde olduğunu ekleyeyim.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

The East (2013)

The East (2013)
Eski bir FBI ajanı olan Sarah Moss,Hiller Brood isimli özel bir VIP koruma şirketi için çalışmaktadır.Sadece premium müşteriler için hizmet veren Hiller Brood,küresel çapta en büyük özel güvenlik şirketi olma gayesiyle çalışmakta olup;ünlü bürokratlar,nufüs sahibi kişiler ve seçkin ailelerden oluşan bir portföye sahiptir.Firmanın patronu Sharon,Sarah'un zekasından ve özgüveninden etkilenerek onu önemli bir plan için görevlendirir.
The East (2013)
Amerika'da son yıllarda ortaya çıkan radikal çevreci örgüt 'The East' (Doğu) doğaya ve insanlığa zarar veren zengin patron ve işverenlere savaş açmış durumdadır.Sansasyonel eylemler yapan ve basında da sık sık yer edinen örgüt,FBI dahil tüm ulusal güvenlik teşkilatları için başlıca sorunsal olmaya başlamıştır.İşte bu noktada sadece seçkin müşteriler için özel güvenlik sağlayan Hiller Brood devreye girmektedir.Sharon,Sarah'nın gizlice örgüte sızarak onlardan biri gibi davranmasını istemektedir.Casusluk yaparak örgütle ilgili bilgi toplaması ve eylemlerden önce Hiller Brood'la çalışan müşterileri uyarmakla görevlendirilen kahramanımız,yaşam standartların çok dışında enteresan bir maceraya yelken açar.Örgüte sızabilmek için kendisinden ve özel hayatından fedakarlıklar yapan Sarah,görevi başarabilmek ve onlardan biri olabilmek için her şeyi yapmaya hazırdır.Çok geçmeden özverisi ve arzusuyla örgüte kabul edilen kahramanımız,grubun lideri Benji'ye ait eski bir barakaya kabul edilir.Zamanla Benji ile yakınlaşan Sarah,ona ve fikirlerine sempati duymaya başlar.The East,kamuoyunda yansıtılanların aksine terör saçan bir örgüt olmaktan ziyade ilkeleri olan insani bir hareket görüntüsü vermektedir.Dahası Sarah'nın da dahil olduğu ilk eylem epey ses getirecektir.Gerçekte sahip olduğu hayat ve Benji sayesinde kapılarını aralayıp keşfe koyulduğu yaşam arasında karar vermeye sürüklenen Sarah,kalbi ve mantığı arasından bir seçim yapmalıdır...

İyi;Sürükleyici kurgu ve oyunculuk gerçekten başarılı.Konu özgün,sıradışı;bir o kadar da ilgi çekici.Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Thaw (2009) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;İlk yarısı itibariyle ağır tempoda ilerliyor olması sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Nisan 2015 | Etiketler : | | | |

Eliza Graves (2014)

Eliza Graves (2014)
Oxford mezunu idealist doktor Edward Newgate,insan psikoloji üzerine çalışmalar yapmak üzere taşrada bulunan eski bir mental kliniğin yolunu tutar.Teorik bilgi birikimini pratik tecrübeler edinerek geliştirmeyi uman kahramanımız Dr.Salt'a referanslarını yer aldığı bir mektup yollayarak yakın zamanda orada olacağının bilgisini verir.
Eliza Graves (2014)
Şehir merkezinden epey uzaktaki kliniğe en nihayetinde ulaşmayı başaran Dr.Edward silahlı güvenliklerin kapıda kendisini karşılaması ile epey panikler.Dahası kliniğin kampüsüne girdikten sonra şaşkınlığını giderek artar.Sis bulutları içerisinde ormanlık bir arazinin dağlık yamacında yer alan klinik adeta dış dünyadan izole kasveti bir kaleyi andırmaktadır.Hastane sorumlusu Dr.Salt'ın karşılamasını bekleyen kahramanımız Dr.Silas ile tanışır.Silas kliniğin sorumlusudur ve işlerin gidişatı hakkında ufak bir brifing verir.Burası tüm Britanya'daki kliniklerden oldukça farklıdır.Zira burda akıl hastası olarak tutulan kişiler arasında çok zenginlerlerin yakınları olduğu gibi hatta kralın soyundan gelenler dahi bulunmaktadır.Anlaşılacağı üzere esasında tümü iyi eğitimli yetişkinlerden oluşan hastalar Dr.Edward için inanılmaz bir deneyim olacaktır.Öte yandan Silas'ın çalışanlarına ve hastaneye inanılmaz hakim görüntüsü daha şimdiden ilham kaynağı olmaya başlamıştır.Edward'ın gelişini onurlandırmak için özel bir akşam yemeği organize eden Silas'ın çalışma şekli ve hastalarla ilişkisi daha ilk andan itibaren Edward'ın ilgisini çekmeyi başarır.Silas,hastaların şiddetle değil onlara değer verilerek iyileşebileceklerini düşünmektedir.Zira yemekte de hastalar ve çalışanların birlikte aynı masaları paylaşarak oturmaları Edward'ın gözünden kaçmaz.Geceye ait asıl sürprizse sanki buraya ait değilmiş görüntüsü veren ve son derece alımlı bir bayan olan Eliza'nın kahramanımızla tanışması olur.Edward'a soğuk davranan Eliza,derhal gitmesini istemektedir.Edward ise burayı mükemmel bir kariyer basamağı olarak görmektedir.Çok geçmeden Eliza'nın haklı olduğu ortaya çıkar...
İyi;Oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı,20.yy'ın başlarında geçen etkileyici bir dönem filmi.Genel olarak 'asylum' (akıl hastanesi) konseptinde yer alan psikolojik-gerilim ağırlıklı yapım iddaalı oyuncu kadrosunu da hesaba katarsak göz atılması gereken bir alternatif. Modern korku-gerilim ve polisiye romanlarının  öncülerinden olan Amerikalı yazar Edgar Allan Poe'nun kısa hikayelerinden birinin uyarlaması olması da başka bir detay...
Kötü;Daha tempolu,daha sürükleyici kurgulanabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2014 | Etiketler : | | | |

Mong-ta-joo (2013)

Mong-ta-joo (2013)
15 yıl önce bir fidye davasında çocuğu kaçırılan Ha-kyeong,Dedektif Kang'ın uzun süre sonra ziyareti ile yeniden umutlanır.Ancak dedektif sanılanın aksine yeni ip uçları bulmaktan öte yasal olarak davanın bir haftadan kısa bir süre içerisinde zaman aşımına uğrayıp kapanacağını bildirmek için uğramıştır.
Mong-ta-joo (2013)
Acısı ilk günkü gibi taze olan Ha-kyeong ise tam anlamıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşar.Davanın kapanmasına saatler kala olay yerini bir kez daha gezmek ve deyim yerindeyse günah çıkartmak isteyen Dedektif Kang,gizemli bir şekilde birisinin tam da oraya çiçek bıraktığını fark eder.Öncesinde çiçeği Ha-kyeong'un kızının anısı için bırakmış olabileceğini düşünse de otoyoldaki kamera kayıtlarından yola çıkarak yıllar önce kusursuz suç işleyen ve zekasıyla polisleri alt eden fidyeciden başkası olmadığını anlar.Kang elinden geldiğince araştırmalara devam etse de davanın düşmesi üzerine işin peşini bırakmak zorunda kalır.Öte yandan şehrin bir başka ucunda benzer bir kaçırılma davası kayıtlara geçer.Kang'ın soruşturmasında olduğu gibi yine kurban olarak küçük bir çocuk seçilmiş ve benzer yöntemlerle ailesiyle temas kurulup yüklü miktarda fidye istenmiştir.Fidyenin götürüleceği yer bile on beş yıl önceki mekan seçilmiştir.Yeniden davaya taraf olan ve yıllar önce elinden kaçırdığı fidyeciyi bulmak için her şeyi göze alan Kang,bu sefer çok daha dikkatli davranmalıdır.Zira başka bir acılı anneyi görmek ve kızını bulup getirememe düşüncesi en büyük kabusuna dönüşmüştür.Takas için beklenen telefonun gelmesi üzerine hemen yola çıkan Kang'ın bir yenilgiye daha asla tahammülü yoktur...
İyi;Güney Kore sinemasından yeni bir baş yapıt.Sürekleyici senaryo,oyunculuk,zekice kurgulanmış final...Kesinlikle izlenmesi gereken bir polisiye gerilim.Bu filmi sevenlerin benzer tarzdaki yine Güney Kore menşei Memories of Murder (2003) yapımına göz atabilirler.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Eylül 2014 | Etiketler : | | |

Non-Stop (2014)

Non-Stop (2014)
Bill Marks bir süredir kendi problemleriyle uğraşan,sivil havacılık güvenliği için çalışan deneyimli bir dedektiftir.New York,Londra seferi yapan bir uçakta görevlendirilen,sürekli formaliteleri uygulamaktan sıkılmış kahramanımız için bu kez rutin bir uçuş olmayacaktır.
Non-Stop (2014)
Özel çağrı cihazıyla üstlerinden emirler alan Bill,internet ağlarına gizemli bir yabancının girmesi ve istekleri sonrasında epey telaşlanır.Zira yabancı kısa bir süre içerisinde hesabına yüzelli milyon dolar yatırılmazsa uçakta bulunan yolculardan birini öldüreceğini söylemektedir.Durumu uçaktaki bir başka gizli güvenlik görevlisiyle konuşmaya karar veren kahramanımız istediği reaksiyonu alamayınca kaptan pilotla konuşup,uçuşun güvenliğini riske atabilecek büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarını anlatmaya karar verir.Öte yandan sürenin dolması ile uçakta gerçekten de birinin öldürülmesi gerilimi daha da tetikleyecektir.Yolculardan kendisine yakın hissettiği Jen ve hostes Nancy ile beraber şüpheli görünen herkesi araştırmaya başlayan Bill,yine gizemli yabancıdan gelen mesajlar sonrasında kaptan pilotun -dışarıdan açılması imkansız olan her türlü güvenlik önleminin düşünüldüğü kokpitte- öldüğü haberi ile sarsılır.Birinin kendisiyle oyun oynadığını düşünen ve giderek sinirleri bozulan kahramanımız çalıştığı şirketin de kendisinden bağımsız kararlar almaya başlaması ile daha da yalnızlaşır.Peki ama uçaktaki cinayetlerin sorumlusu kimdir?Daha ilk andan itibaren dikkatini çeken müslüman bir doktor,sürekli telefonuyla uğraşan zenciler,göçmenler ya da takım elbisenin ardında kimliğini gizleyen bir casus olabilir mi?
İyi;Baştan sona sürükleyici,kesinlikle sıkılmadan izleyeceğiniz artık klasikleşen tipik bir Liam Neeson filmi.Katil kim? önermesini işleyen gizem seviyesinin de tatminkar olduğu başarılı bir gerilim örneği.Yönetmen Jaume Collet-Serra'nın diğer yapımları ;Orphan (2009),House of Wax (2005) ve Unknown (2011) yine göz atmanızı tavsiye edebileceğim gerilim alternatifleri.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

Wolf Creek 2 (2013)

Wolf Creek 2 (2013)
Wolf Creek (2005) izleyenlerin hatırlayacağı üzere bir grup trustin eğlenceli başlayan Avustralya gezilerinin "Wolf Creek" milli parkına gelmeleri ve devamında gerilimin dolu hayatta kalma savaşlarını konu edinen orijinal fikirler barındıran bir yol-gerilim filmiydi.Serinin devam filmi ise yine aynı kurguda üstelik daha fazla aksiyon ve bol kanlı sahneler vaad ederek kaliteyi bir üst seviyeye çıkarıp korku-gerilim severlerin yüzünü güldürmeyi başarıyor.
Wolf Creek 2 (2013)
Avustralya'da turistik seyahat için bulunan Alman turist çift Rutger ve Katarina gezilerinin bir bölümde "Wolf Creek" milli parkına uğrarlar.Karanlığın bastırmasıyla ıssız,çorak arazide otostop çekecek araç bulamayan gençler dışarıdaki soğuğa aldırmadan çadır kurmak zorunda kalırlar.İyice dinlenip günün ilk ışıklarıyla haritada gözlerine kestirdikleri en yakın kasabaya yürümeyi planlarlar.Ancak gecenin bir yarısında dışardan gelen gürültülere uyanan kahramanlarımız bir taşıtın çadırlarının yanına geldiğini fark ederler.Taşıttan inen adam (Mick) tarafından kısmi bir sorguya çekilen gençler,Mick'in yakın bir kasabaya bırakma teklifini düşünürler.Her halinden lokal biri olduğu anlaşılan Mick'i gözü tutmayan Rutger kibarca teklifi reddeder.Öte yandan İngiliz turist Paul arabasıyla yakınlardan geçmektedir...
"Gözü dönmüş, silahlı bir adamın Avustralya'nın ücra köşelerinde turistleri avladığı iddialarına rağmen,İngiliz turist Paul Hammersmith önce Wolf Creek Bölgesi'ndeki bir dizi faili meçhul cinayette "olası sanık" olarak addedildi.Sorgulama sırasında sinir krizi geçirdi ve İngiltere'ye sınır dışı edilerek Merseyside'daki Ashworth Hastanesi'nde tam zamanlı bakım ünitesine yerleştirildi.Şu anda "daimi sakin" statüsünde bulunmaktadır."
İyi;Avustralya menşeli korku-gerilim filmlerine karşı her zaman büyük sempati duymuşumdur."Wolf Creek" gerek başarılı mekan ve sahne seçimleri  gerekse sürükleyici kurgusuyla boş geçmemeniz gereken bir yapım.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mayıs 2014 | Etiketler : | | |

End of Days (1999)

28 Aralık 1999,milenyuma sayılı günler kala Vatikan şeytanın gününün yaklaşması sebebiyle büyük bir panik içerisindedir.Bin yılın sona ermesi ile incilde bahsedilen şeytanın dönüşüne ve evreni esir almasına ramak kalmıştır.Şeytan son görevini yerine getirmek ve hükmedebilmek için New York'da canlı bir bedene bürünür.Yeni çağın başlamasına saatler kala artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...
End of Days (1999)
Jericho Cane eski bir dedektif olup,görevden ayrılmasının ardından ortağıyla beraber özel bir güvenlik şirketi için çalışmaktadır.Eşi ve kızının gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olan kahramanımız yaşadığı zor günlerin ardından inancını kaybetmiştir.Hayattan tat alamayan ve intihar eğilimi gösteren Cane,son işinde tetikçinin bir kilise mensubu çıkması üzerine soruşturmayı genişletmeye karar verir.Ne de olsa konuşmamak için kendi dilini kesen ve Cane'in müşterisini öldürebilmek için tetiği çeken kişinin bir peder olması epey sıradışı görünmektedir.Dahası kahramanımıza karanlığın yaklaştığını dünyanın birkaç gün içerisinde sona ereceğini söylemesi yıllar önce inancını yitirmiş dahi olsa ilgisini çekmeye yetecektir.Ortağıyla konuyu araştırmaya devam eden Cane çok geçmeden Christin isimli genç bir kızın olayla bağlantısı olduğunu keşfeder.Christin'e ulaşmak için evine gittiğinde,kızı bir grup Vatikan görevlisi canice öldürmek üzereyken ellerinden kurtarır.Kiliseye gidip bazı sorulara cevaplar arayan kahramanımız kızın dünyanın kaderini belirleyecek seçilmiş kişi olduğunu öğrendiğinde ise koruyucusu olmaya karar verir.Öte yandan karanlık yaklaşmakta şeytan Christin'in izini sürmektedir...
"Her bin yılda Karanlık Melek dünyaya gelir ve bir vücuda girerek yürür.Kendi çocuğunu doğuracak olan kadını arar.Onunla yeni yıl akşamının gece yarısındaki kutsal saati bekler.İşini tamamladığında senin etin vücudundan ayrılır ve o cehennemin kapılarını açar.Bildiğin her şey tersine dönmeye başlar..."

İyi;Yayınlandığı dönem göz önüne alınırsa son derece başarılı bir şeytan temalı yapım olduğundan söz edebiliriz.Kurgu son derece sürükleyici,gizem seviyesi ve oyunculuk tatminkar.
Kötü;Başrolde Arnold Schwarzenegger olduğu için aksiyon sahnelerin fazlalığı doğal görünse de filmin bütünlüğü açısından mistik havayı zaman zaman kaçırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Sauna (2008)

Yıl 1595.Rusya ile Finlandiya arasında 25 yıl süren savaş sona ermişti.Yeni sınır iki ayrı komisyon tarafından belirlenecekti.Birinci komisyon kuzeye gitti.Görevi diğer komisyon üyeleriyle birlikte Kiertämä nehrinin yanında buluşmaktı.Oraya gitmeyi asla başaramadılar.
Sauna (2008)
Ruslar ve İsveçlilerden oluşan komisyon sınırları çizebilmek için kuzeye ilerlemektedir.İsveç'i temsil eden Knut ve Eeric uzun yıllar yaşanan savaşın ardından ölenlerin ruhlarının onurlandırılması için bulundukları yer yüzyıllar önce terk edilmiş izbe bir bataklık dahi olsa,daha fazla toprak elde edebilmenin uğraşındadır.Yolculuk devam ederken komisyon ne haritalarda ne de resmi kayıtlarda yer alan,bataklığın tam ortasına konumlanmış eski bir köy keşfeder.Dahası köyün hemen yanı başında hakkında çok az şey bilinen gizemli bir sauna da bulunmaktadır.Köyde konaklamaya karar veren komisyon buranın Ruslara mı yoksa İsveç'e mi ait olduğunu belirleyebilmek için köyün yaşlılarıyla konuşmaya karar verir.Köyün sınırın hangi tarafında kalacağını netleştirmek için Ruslardan habersiz etrafı kolaçan etmeye başlayan Eeric ve Knut kardeşler eski evrakların bulunduğu bir oda keşfederler.Öte yandan eline geçirdiği Rusça yazılmış bir kitabı incelemeye başlayan Knut,çok geçmeden saunada bazı tuhaflıklar olduğunu hissetmeye başlar.Bu konuda köylülerin sessiz kalması,Eeric'in ise ilgisizliği kahramanımızın tek başına kalmaya mahkum eder.Yolculuk boyunca gördüğü yanılsamalar ve kabuslar giderek şiddetini arttırmaya başlamıştır.Abisine göre çok daha medeni olup,savaş bittiğinde hemen evine dönüp asıl bildiği işi bilim adamlığını sürdürmeyi düşünen Knut,işlediği günahların pençesinde,manevi olarak yok oluşa sürüklenmektedir.Çareyi saunaya girmekte bulan kahramanımız kendisini vicdanı ile bilinçaltı arasında karanlık bir yolculuğun ortasında bulur...

İyi;Atmosfer olarak son derece başarılı,oyunculuk ve gizem seviyesinin yükseklerde olduğu başarılı bir yapım.Bu filmi sevenler;imgesel anlatım olarak benzer Antichrist (2009),kurgu ve gizem olarak anımsatan Ravenous (1999),yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Filmin süresi daha uzun olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ocak 2014 | Etiketler : | | |

Prisoners (2013)

Prisoners (2013)
Şükran gününü kutlamak için hazırlık yapan Birch ve Dover aileleri minik kızlarının (Anna ve Joy) ortadan kaybolması ile büyük bir kabusun içerisine sürüklenirler.Kızı ve onunla birlikte kaybolan arkadaşının en son evlerinin alt sokağında bulunan bir karavanın etrafında oynadıklarını öğrenen Keller Dover,polislere haber vererek yardım ister.Soruşturmayla görevlendirilen Dedektif Loki bu tür davalarda uzman deneyimli bir polistir.Daha da önemlisi şimdiye dek sorumluluk üstlendiği hiç bir vaka başarısızlıkla sonuçlanmamıştır.
Prisoners (2013)
Eyalet çapında yoğun uğraşlar sonrasında karavan bulunur ve sahibi göz altına alınır.Ancak gerekli delilleri bulamamasından ve karavanın sahibi olan gencin (Alex) on yaşında bir çocuğun iq suna sahip olmasından ötürü Keller'a istediğini veremeyen Loki,çocuklara ne olduğuyla ilgili diğer alternatiflerle yönelir.Öte yandan olayın üzerinden yaklaşık iki gün geçmesi ve kızların halen bulunamamasına sinirlenen Keller;polislerin onları bulamayacağını düşünerek,meseleyi kişiselleştirmeye başlar.Alex'in de dışarı salınması Keller'in öfkesini daha da artmıştır.Kızının kaybolmasında Alex'in kesinlikle parmağı olduğunu düşünen kahramanımız kendi adaletini aramaya başlar.Yakın arkadaşı Franklin'den de yardım alarak iz sürmeye devam eden Keller,çok geçmeden kendisini umduğundan daha da karmaşık bir labirentin içerisinde bulur.Kızların kaybolmasının üzerinden neredeyse bir hafta geçmiştir.Yıllarca savunduğu dini değerler ve etik kaygılarını bir kenara bırakarak halen sağ olduğuna inandığı Anna'yı ortaya çıkarmaya çalışan kahramanımız ailesi ve Loki ile ters düşmeyi göze alarak kendi planını uygulamaya karar verir...

İyi;Filmin süresi uzun olmasına rağmen kesinlikle sürükleyici kurguya sahip -izleyenlerin hak vereceği umduğum- gerçekten çok emek verilmiş başarılı bir dram-gerilim yapımı.Oyunculuk üst seviyede.Gizem seviyesi tatminkar.
Kötü;Final beklentilerin altında kalmış gibi.Şahsen daha mistik bir son enteresan olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Ocak 2014 | Etiketler : | | |

Insidious: Chapter 2 (2013)

Insidious: Chapter 2 (2013)
Insidious (2010) yapımının ardından olumlu geri dönüşler alan başarılı yönetmen James Wan,bu kez serinin devam filmi Chapter 2 ile korku sineması severlerle buluşuyor.Takipçilerinin yakından bileceği üzere Saw (2004),Dead Silence (2007),Insidious (2010) ve Conjuring (2013) ile çıtayı her yeni filminde daha da öteye taşıyan Wan,yine beklentileri fazlasıyla karşılayarak takdiri hak ediyor.
Insidious: Chapter 2 (2013)
İlk yapımı izleyenlerin hatırlayacağı üzere Dalton'un bilincini kaybederek derin bir uykuya dalması sonrasında Josh-Renai Lambert çifti ünlü bir medyum olan Elise'den yardım istemiş ve aile olarak başlarının büyük bir belada olduğunu fark etmişlerdi.Dalton'a babasından (Josh) geçen astral seyahat yeteneği ruhunun başka bir boyutta sıkışmasına,bedeninin ise sahipsiz kalmasına sebep olmuştu.Oğlu için yıllardır baskılamaya çalıştığı yeteneğini kullanarak bütün riskleri göze alıp astral bir seyahate karar veren Josh,Elise'in dramatik bir şekilde öldüğü hipnoz seansı sonrasında oğlu ile birlikte dönmeyi başarmıştı.Serinin devam filminde de ismine münhasır şekilde kaldığı noktadan kurgusunu şekillendiren Wan,bu sefer yıllar öncesine giderek Josh'ın hikayesine odaklanıyor.Sonrasında ise yeniden Lambert ailesine...
Dalton'un uyanmasının ardından yeniden normale döneceklerini düşünen Josh ve Renai,Elise'in ölümü sonrasında kendilerini adli bir soruşturmanın içerisinde bulurlar.Renai ile yakından ilgilenen dedektifler Elise'in ölümünden Josh'uın sorumlu olabileceğini iddia etmektedirler.Öte yandan Lambert ailesi Josh'un çocukluğunun geçtiği Lorraine'in (Josh'ın annesi) yanına taşınmaya karar verirler.Sıkıntılı günler yaşayan Renai ise hayatlarını kabusa çeviren paranormal kabuslar görmeye devam etmekte,evde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hissetmektedir.Josh ise bunları kuruntu olarak görmekte Renai'in psikolojisinin düzeleceğini ummaktadır.Çok geçmeden Lorrain'de Renai'ın haklı olduğunu düşünmeye başlar.Dahası bu kez tehlikenin odağındaki ismi oğlu Josh'dan başkası değildir.Yıllar önce Josh'ın astral yeteneğini keşfeden ve Elise'den yardım almasını tavsiye eden Carl isimli bir medyumun yeniden kapısını çalan Lorraine,ailesinin etrafından dönen şer odaklarını tamamen yok etmeye kararlıdır.


İyi:2013 yılının beklenen,gözde korku-gerilim yapımlarından biri.İlk filmi sevenlerin ilgiyle izleyebilecekleri başarılı bir devam filmi.Kurgu gayet sürükleyici,oyunculuk tatminkar.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Kasım 2013 | Etiketler : | | |