Güncel İncelemeler;

True Detective (2014)

True Detective (2014)
HBO'nun yeni efsanesi True Detective polisiye-gerilim severler için eşi bulunmaz ideal alternatif.Paralel ilerleyen kurgu,müthiş oyunculuk,keyifli diyaloglar ve akıllara zarar soundtrackler sadece iyi bir başlangıç...Çok daha fazlası sadece sekiz bölümden oluşan bir çırpıda izleyip bitirebileceğiniz sezonda saklı.
Marty iri cüsseli,soğuk kanlı görüntüsüne rağmen zaman zaman sinirlerini hakim olamayan agresif bir adamdır.Genel anlamda Amerikan filmlerinde resmedilen tipik dedektifin benzeridir.Evli ve iki kız çocuğu babası olan kahramanımız aynı zamanda mesai arkadaşları tarafından da saygıyla karşılanan biridir.Zira patronlarıyla iyi geçinip,önemli davalarda yer edinmektedir.Marty'nin aksine Rust insani ilişkileri zayıf,sakin bir mizacı olan gerektiğinde yalnız kalmaktan çekinmeyen biridir. Yıllar önce çocuğunu ihmalden kaynaklanan bir kaza sonrası kaybeden kahramanımız evliliğini de sürdüremeyip bir başına kalmıştır.Sorgulayıcı yaratılışından ötürü iş arkadaşları tarafından antipatik bulunmakta ve araştırma sırasında elinden düşürmediği büyük not defterinden ötürü 'vergi memuru' olarak adlandırılıp alay konusu olmaktadır.
True Detective (2014)
Çevresindekileri ve hakkında ne düşündüklerini önemsemeyen Rust kendi bildiğinden şaşmayan,hayata karşı duruşu olan bir karakterdir.1995 yılında bir kaçırılma davası sonrasında Marty ve Rust ortak olarak soruşturmayla görevlendirilir.Daha doğrusu antipatik,burnu havada tavırlarından dolayı geri planda kalan Rust,Marty'nin hatrına davada yer edinmiş olur.Uzun yıllardır görülmemiş şekilde vahşice ve kurnazca işlenen cinayet sonrasında katilin alay eder gibi kurbana poz verdirmesi de eklenince dava bir anda kamuoyu gündemine oturur.Doğal olarak herkesin gözleri üzerlerindeyken Marty ve Rustlin'in soruşturmayı aydınlatabilmek için epey çabalamaları gerekir.İpuçlarını takip ederek virane bir kilise duvarındaki resme odaklanan ikilimiz vakit kaybetmeden var güçleriyle araştırmaya yoğunlaşıp kendilerine zaman kazandıracak yeni bir tanık bulmaya çalışırlar.Zira eyaletten gelen farklı bir tim davayı devralmak istemektedir.Bir an evvel kayda değer bulgularla amirlerinin karşısına çıkmak zorunda olan Marty ve Rust aileleri dahil her şeyi ikinci plana atarak davanın seyrini değiştirebilecek yeni bir delil için gecelerini gündüzlerine katarlar.Tamamen farklı kişilikleri ve iş anlamında da farklı teknikleri olmalarına rağmen davada birbirlerini mükemmel şekilde bütünleyerek katili ortaya çıkarma hususunda epey yol kat eden ikilimiz ahbap olmaya başlarlar.
True Detective (2014)
Marty,eşinin (Maggie) ısrarı üzerine yeni ortağını yakından tanımaya çalışır.Ne de olsa Maggie'nin de dediği gibi Rust yeri geldiğinde canını emanet edeceği güvenilir biri olmalıdır.Bir gün kahramanlarımız ipucu peşinde arabayla ilerlerken Marty,Rust'ı konuşturabilmek için keyifli bir muhabbet başlatır.Ancak Rustin'in insan doğasından tutunda yaratılışa ve sosyal yaşama kadar olan farklı düşünceleri sonrasında dehşete kapılan Marty,öncesinde ağzından laf alabilmek için bin bir dil döktüğü adımın susması için yalvarmaya başlar.Evet Rust son derece zeki ve işinde başarılı bir dedektiftir.Ancak insani olarak sosyopat olduğu düşünülebilir...
Girişte sözünü ettiğim gibi paralel olarak ilerleyen kurgu bizleri 17 yıllık bir serüvene sürüklüyor.Louisiana da seri katil kovalamacası ile başlayan yolculuk Marty ve Rust'ın ortak sevinçleri ve hüzünleri ile yansıtılıyor.2002 de aralarının bozulmasından tutup da yıllar önceki davayı eksik bıraktıklarını düşünüp yeniden iş başı yapmalarına değin sürüyor.Zira eyalet polisinin benzer şekilde işlenen yeni cinayetlerle kapılarına gelmesi ve kahramanlarımızın fikirlerine başvurması uzun zaman evvel ters düşmüş iki dostu yeniden bir araya getiriyor...



Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Eylül 2014 | Etiketler : | | | |

Enemy (2013)

Enemy (2013)
Kaos, henüz anlaşılamamış bir düzendir.
Tarih öğretmeni Adam,eşi Mary ile sorunlar yaşayan,evden işe- işten eve giden asık yüzlü bir adamdır.Hayatı her geçen gün daha da monotonlaşan kahramanımız günün birinde arkadaşının tavsiyesi üzerine eğlenceli olacağını düşündüğü bir filmi izlemeye karar verir.
Enemy (2013)
Filmde bilinçaltına kazınan bir sahne sonrasında devamlı başa sarıp aynı kareyi izleyen Adam,oyunculardan birinin tıpa tıp kendisine benzediğini fark eder.Oyuncunun (Anthony) adını öğrenen kahramanımız diğer tüm filmlerine de izledikten sonra onunla tanışmak için yola koyulur.Öte yandan bir ajansa bağlı olarak çalışan Anthony hamile eşiyle (Helen) beraber nispeten daha huzurlu bir yaşantı sürmektedir.Adam'la telefonda konuşan Anthony,başta dediklerini saçma bulsa da onunla bir otel odasında buluşmayı kabul eder.Anthony ile yolları kesiştiğinde ise ses tonlarına kadar fiziksel olarak tamamen benzer olmaları,hali hazırda buhranlı günler geçiren Adam için gerçeklik kavramının tamamen yok olmasına sebep olur.Annesinin,Mary ve Helen'in de dahil olması ile iyice kapana kısılan Adam'ı zor günler beklemektedir...
İyi;Jose Saramago'nun 2002'de yazdığı The Double romanından sinemaya uyarlanan;Denis Villeneuve yönetiminde Jake Gyllenhaal'in harika oyunculuğu ile son dönemlerin en başarılı gizem-gerilim filmlerinden biri.İkilinin daha önce de beraber çalıştıkları "Prisoners (2013)" yapımında olduğu gibi iddialı atmosfer ve sürükleyici kurgu yine büyüleyici...
Kötü;Genel izleyici kitlesine hitap edebilecek bir yapım değil.Tipik David Lynch sinemasında olduğu  gibi karmaşık ilerleyen senaryo sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Mayıs 2014 | Etiketler : | | | |

Kokuhaku (aka Confessions) (2010)

Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
Yuko Moriguchi yakın zaman önce minik kızı Manami'nin ölümüyle sarsılmış genç bir sınıf öğretmendir.Dönem sonu emekliliğe hazırlanan kahramanımız öğrencilerine artık okulu ve mesleği bırakacağını söyleyerek veda mahiyetinde bir konuşmaya yapmaya karar verir.Oldukça sakin bir ses tonunda lakin giderek gerilimi arttıran bir şekilde öğrencilerine son bir ders vermeyi misyon edinen Moriguchi,hayatta her şeyden çok değer verdiği kızı Manami'nin polis raporlarının aksine bir kaza sonrasında ölmediğini anlatır.Kızının ölümünden şu an sınıfta bulunan iki öğrencinin sorumlu olduğunu söyleyerek,onları A ve B öğrencisi şeklinde adlandırır.
Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
A,dersleri baştan sona pekiyi olan bir öğrenci.Şöyle bir baktığınızda,bir sorunu olduğu hiç aklınıza gelmeyecek biri.Ancak zaman zaman hakkında bazı tedirgin edici dedikodular kulağınıza gelir.Sokaktan kedi ve köpekleri toplayıp kendi yaptığı "İnfaz makinası"nda onları öldürüyormuş.B,okula nakil olup spor kulübüne katıldı.Ancak ona sadece sürekli temel antrenmanlar yaptırıldı ve raket tutmasına dahi izin verilmedi.Patlama noktasına kadar gelmişti,ne yazık ki öğretmeniyle konuşacak cesareti yoktu.O yüzden de annesine arattırıp kulüpten çıktı.Daha sonra bir dershaneye yazıldı ancak notlarında her hangi bir değişim olmadı.Durumunda endişe etse de düzeltebilmek için çok tembeldi.
Öğrencilerini deşifre eden Yuko Moriguchi,kızının ölümünün kaza olmadığının bilincindedir.Manami'nin yaşama hakkına saygı göstermeyen bu ikiliye karşı büyük öfke duyan kahramanımız,yasal yollardan çocuk hukuku sebebiyle bir netice alamayacağını öğrenir.Bunun üzerine intikam almaya karar verir.Onların da kendisi gibi en sevdikleri kişiden ayrı düşürülerek en büyük acıyı tatmalarını isteyen Moriguchi,planını hayata geçirir.Öte yandan öğrenci A ve B ise kendi doğruları ve çelişkileri içerisinde derin bir boşluğa sürüklenirler.Dikkat çekmek,farklı olmak isterlerken;gençlikleri ve henüz kontrol etmesini bilmedikleri öfkeleri hedefinden sapmaya yön değiştirmeye başlar.Kendi iç dünyalarında taraf olmak istemeyecekleri bir savaşa girişen A ve B,giderek yalnızlığa mahkum olurlar.İntikamın adaleti olabilir mi?
Bu dünyada kimi insanlar vardır ki her türlü habis suçu....bana göre belli bir seviyenin üstünde işlenen suçlar yeni dünyalar yaratır.Suç ve Ceza'da tefeciyi öldüren Raskolnikov kendisini böyle savunmuştu.Ancak ben inanıyorum ki her bir yaşam kıymetlidir,değerlidir.

İyi;Baştan sona etkileyici bir kurgu üzerine kurulmuş muazzam bir yapım.Konu,giderek tırmanan gerilim,görsel sunumlar,slow motion sahneler,soundtrackler hepsi son derece başarılı.Oldboy sonrası yine bir uzakdoğu dehası güzide bir intikam filmi.Uzun süredir rastlamadığım kadar etkileyici şiirsel bir anlatıma sahip.Ayrıca alt metin ve içerdiği mesajlar bakımından da es geçmemek gerek.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2014 | Etiketler : | | | | |

Fargo (1996)


Jerry Lundegaard borçlarını kapatmak için yeni bir iş kurmayı planlayan daha önce giriştiği her işi batırmış kaypak bir adamdır.Gerekli sermayeyi kısa sürede bulması gereken kahramanımız eşinin zengin babasından yardım almayı umar.Ancak daha önce aralarında geçen bazı diyaloglar ve girdiği her işte başarısız olması bunun pek de mümkün olmadığını gösterir.Kendi başına kalan Jerry gerekli meblağı bulabilmek için şeytanın aklına gelmeyecek bir planı uygulamaya başlar.
Fargo (1996)
Para karşılığı tuttuğu iki seri katilden karısını kaçırmasını ve fidye talep etmesini isteyen kahramanımız her şeyin yolunda gideceğini düşünerek tereyağından kıl çeker gibi ihyacı olan paranın kendisi zahmet etmeden avucuna geleceğini ummaktadır.Bir aracı vasıtasıyla işi biri ufak tefek komik görünümlü diğeriyse buz gibi olan iri kıyım bir adama veren Jerry artık sadece zamanın işlemesini beklemektedir.Karısının kaçırılmasının ardındansa planlar alt üst olmaya başlar.Brainerd kasabasında biri polis üç kişinin cesedinin bulunması şerifin de devreye girmesi ile amansız bir kovalamacayı başlatır.Öte yandan fidyeci katillerin kendilerine vaad edilenle yetinmemesi işleri çok daha komplike bir hale getirir.Paraya zamanında ulaşabilmek için her şeyi göze alan Jerry ise hiç beklemediği bir takım gelişmeler sonrasında planında yeni rötuşlar yapmakla meşguldür.Lakin hiç bir şeyin plana bağlı gitmemesi kaotik ortamın habercisi olacaktır...

İyi;Coen kardeşlerin büyük ün kazandığı son derece başarılı bir karamizah örneği,gerilim filmi.Gerçek bir olaydan hikayeleştirilen özgül senaryo ve karakter seçimlerindeki ustalık muazzam.Tipik Coen kardeşler kurgusuna sahip (kimseye yar olmayan yüklü miktar para,absurd karakterler vs) kesinlikle izlemeniz gereken baştacı filmlerden.Sonuçta yedi kategoride Oscar'a aday gösterilip iki ödül kazanmış bir yapımdan söz ediyoruz.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Şubat 2014 | Etiketler : | | | | |

Dark City (1998)

Dark City (1998)
1994 yapımı The Crow filmiyle ünlenen sıra dışı yönetmen Alex Proyas'ın yine akluofobi ağırlıklı gizem,bilim-kurgu karışımı eseri "Dark City" övgüyü hak eden son derece başarılı bir yapım.Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra eşsiz atmosferi ve çağın ilerisindeki vizyonu ile bilim kurguda çığır açan The Matrix'in de akıl hocalığını yapan Dark City,her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken yapımların başında geliyor.
John Murdock karanlık bir banyoda,kirli bir küvetin içerisinde uyanır.Sandalyenin üstüne bırakılan kıyafetlerini giydikten sonra nerede olduğunu keşfe çıkan kahramanımız vahşice işlenen cinayetlerin zanlısı olarak arandığını fark eder.Dedektif Burmstead ensesindedir.Üstelik peşindekiler sadece polisler de değildir...Aniden çalan telefon sonrasında kendisini doktor olarak tanıtan esrarengiz bir adamın bir deney sonrasında işlerin yolunda gitmediğini ve hafızasının silindiğini söylemesi üzerine,tüm bu kargaşanın içerisinde esas sorununa yoğunlaşmak zorunda kalan kahramanımız bir an önce o evi terk etmesi yönünde telkin edilir.Gerçekte nasıl biri olduğunu ya da cinayeti işlemiş olabileceği ihtimalini düşünmek için zamanı dahi kalmayan Murdock peşindeki gizemli yabancıları atlatabilmek için şehrin karanlığında dehşet verici bir yolculuğa zorlanır.Şehirde oradan oraya savruldukça,her gece yarısı saat 12 de zamanın durduğunu,siyahlar içerisinde etrafta dolaşan gizemli yaratıklar olduğunu fark eder.Kendisini büyük bir bulmacanın içerisinde kaybolmuş vaziyette hisseden Murdock,yeraltında yaşayan zamanı durdurabilen,insan beynine hakim olabilen tuhaf yaratıklarla tanışır.Dahası insanların geçmişlerini ve anılarını istedikleri şekilde manipüle edebilmektedirler.Öte yandan zaman durdurulmasından diğer insanlara kıyasla etkilenmediğini keşfeden Murdock,en başından beri tekin görünmeyen Dr. Schreber'ın yardımlarıyla karısıyla ilgili (Emma) bazı anılarını hatırlamaya başlar.Kahramanımız kendisini büyük bir savaşın içerisinde bulacaktır.Şimdi yapması gereken bir an önce neler olduğunu hatırlamak ve geleceğinin belirleyicisi olabilmektir...


İyi;Atmosfer,soundtrackler,oyunculuk,kurgu her şeyiyle mükemmel bir bilim-kurgu,gerilim örneği.Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan sahneleri ve insanı derinden etkileyen karanlık,gotik atmosferi ile tam bir baş yapıt.Zekice hazırlanmış diyaloglar ve nokta atışı verilen özenle hazırlanmış mesajlar da unutulmamalı...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Nisan 2013 | Etiketler : | | | | |

El laberinto del fauno (2006)

El laberinto del fauno (2006)
2.Dünya Savaşının patlak verdiği yıllarda,faşist İspanya'da iç savaş ve kaos hüküm sürmektedir.Statüko gereği ordu ormanda gizlenen komünist gerillaların peşindedir.Komutan Vidal taviz vermeyen sert mizacı ile ormandaki tüm gerillalar öldürülene kadar pes etmemeye kararlıdır.Küçük bir kız olan Ofelia ise terzi olan babasının ölümünün ardından annesinin Vidal ile evlenmesi ile komutanın şatafatlı evine taşınmak zorunda kalır.Üvey babasının güç düşkünü erkek çocuk sevdalısı olması ve annesinin de Vidal'in çocuğunu doğurmaya hazırlanması sebebiyle giderek yalnızlaşmaya başlayan Ofelia,tam da bağımlısı olduğu peri masallarının saçmalık olduğunu düşünmeye başlamışken kendisini fantastik bir dünyanın içerisinde bulur.
Evlerinin orman tarafına bakan arka bölümünde gizli bir labirent keşfeden kahramanımız,Pan isimli tuhaf bir yaratıkla tanışır.Pan,Ofelia'nın yeraltı kralının kızı olduğuna inanmaktadır ancak gerçek bir prenses olabilmesi için üç farklı görevi yerine getirmesi ve bu sayede yeraltı kralının kızı olduğunu ispatlamasını istemektedir.Gece yarısı uyku sersemi fantastik bir serüvene yelken açan,henüz 10 yaşında küçük bir kız olan Ofelia Pan'ın kendisine verdiği tılsımlı defteri alarak görevleri yapmayı kabul eder.Zira yanı başında gerçekleşen kanlı savaştan kendisini ancak bu şekilde soyutlayabilmiştir.Geleceğe dair tüm beklentileri Pan ve onun hizmetine sunduğu üç minik periye bağlayan kahramanımız,iyi yürekliliğini ve sadakatini sınayacak görevleri yerine getirmeye soyunur.Ancak Ofelia'yı son göreve geldiğinde zorlu bir seçim beklemektedir...


İyi;Guillermo del Toro sinemasının tavan yapan eserlerinden biri.Belli bir zaman dilimini yansıtan tipik bir dönem filmi olmasının yanısıra,fantastik gerilimin de son derece başarılı işlendiği sürükleyici bir yapım.İspanyol sinemasından aşina olduğumuz mistik atmosfer ve tatminkar gizem seviyesiyle şiddetli izlemenizi önerdiğim filmlerin başında geliyor.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Nisan 2013 | Etiketler : | | | |

Insensibles (Painless) (2012)

Insensibles (Painless) (2012)
İspanya-Fransa-Portekiz ortak yapımı olan "Insensibles" kesinlikle övgüyü hak eden,fantezi ile dram-gerilimin tam kıvamında birleştiği son dönemlerin en güzide yapımlarından biri.Filmde kurgu iki koldan ilerliyor.İlk olarak İspanya'da iç savaşın ve kaosların hüküm sürdüğü 1930-60 yılları arasında yaşanan bir olaya şahit oluyoruz.Ardındansa günümüze dönerek başarılı bir cerrah olan David'in eşini kaybettiği dramatik bir trafik kazasının sonrasında kemik iliği kanseri olduğunu öğrenmesi ve yıllardır görüşmediği anne-babasının izini sürmesi konu ediliyor.
1930'lu yıllarda toplum tarafından yadırganan bazı tuhaf yetenekleri olan çocuklar garabet bir tepenin zirvesine kurulmuş akıl hastaları ve özel bakım gerektiren mahkumların tutulduğu bir hastaneye sevk edilirler.Aralarında Benigno ve Inés'in de bulunduğu bu çocukların ortak özelliği acıya karşı duyarsız olmalarıdır.Öyle ki yaratılışın getirisi olan acı,onların tabiatında yer almamaktadır.Zaten halihazırda bu yüzden kendilerine ve çevrelerine zararlı olabilecekleri düşüncesiyle her biri ayrı hücrelerde olmak üzere izole edilmiş,24 saat kilit altında tutuldukları odalara yerleştirilirler.
Tüm bunlar yaşanırken iç savaş tüm şiddeti ile İspanya'yı kavurmakta,Avrupa'nın kaderi için büyük tehdit oluşturan Naziler istilacı bir politika izlemektedir.Almanya'nın en tanınmış bilim adamlarından biri olan Dr. Holzmann ise tüm bu kargaşanın içerisinde yahudi olduğu gerekçesiyle vatanını terk etmek zorunda kalmıştır.Uzun zamandır kendisiyle mektuplarla temas kuran ve hastanede tutulan acıya duyarsız çocuklarla ilgili bir hemşireden bilgi alan Holzmann,İspanya'ya iltica etmeye karar verir.Saygınlığından ötürü İspanya'ya gelir gelmez hastanenin baş hekiminden çocukların sorumluluğunu alan kahramanımız,bazı deneysel tetkiklerle onları topluma kazandırmayı amaçlamaktadır...
David yaşaması için gerekli olan kemik iliğini bulabilmek için ailesinin ikamet ettiği ufak bir kasabanın yolunu tutar.Ancak onca zaman anne-baba dediği insanların kendisini evlatlık edindiklerini öğrendiğinde büyük bir şok yaşayacaktır.Şimdi yapması gereken kalan kısa zamanı boyunca biyolojik anne-babasını bularak onlardan donör olmasını istemektir.David geçmişin karanlık sırları ve ibretlik bir dramayla yüzleşmek zorundadır...


İyi;Kesinlikle son yılların en başarılı gizem,dram-gerilim yapımlarından biri.Kurgu,mekan betimlemeleri ve oyunculuk tatmin edici.Sürekli ters köşelerle ilerleyen sıra dışı hikayesi ve soluksuz izlemenizi sağlayacak akıcı senaryosu ile mutlaka göz atmanızı tavsiye ettiğimi yapımlardan biri.
Kötü;Final daha farklı olabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Mart 2013 | Etiketler : | | | | | |

The Silence of the Lambs (1991)

The Silence of the Lambs (1991)
Thomas Harris'in kaleminden ustalık eseri olarak dökülen "Kuzuların Sessizliği" Jonathan Demme tarafından 1991 yılında beyazperdeye aktarılmıştır.Yayınlandığı dönemde epey sükse yapan başarılı psikolojik gerilim filmi,kazandığı oscar ödülleriyle de korku-gerilim dalında zirvedeki yerini taçlandıran,sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken zamana meydan okuyan yapımlar arasında gösterilmektedir.Dahası usta oyuncu kadrosu,anlatılmaz yaşanır senaryosu ve hafızalara kazınan sahneleri ile gerçek bir başyapıt... 
Yeni mezun olmuş FBI Ajanı Clarice Starling, (Jodie Foster) Buffalo Bill adında orta batıdaki genç kadınları
kaçırıp öldüren bir psikopatın katilin davranışları ardında yatan psikolojik nedenlere ait ipucu bulması için 
görevlendirilir. Bunun için aklını yitirmiş bir mahkumla görüşmesi gerekmektedir. 
Mahkum psikiyatr Dr. Hannibal Lecter'dan (Anthony Hopkins) başkası değildir.Çevresindekiler ona akıl hastası gözüyle baksa da aslında gerçek bir dahi olan Lecter,yardımcı olması karşılığında Starling'in kendi karışık yaşamından detayları öğrenmek ister. Bu çarpık ilişki Starling'i yalnızca kötü etkilemekle kalmaz, aynı zamanda deli bir katille yüz yüze gelmesine sebep olur.
Starling, Lecter'ın katili tanıdığından şüphelenmektedir ancak Lecter katilin kim olduğu sorularına kelime oyunları ile karşılık vermektedir. Buffalo Bill'in son ele geçirdiği kurbanı Tennessee Senatörü'nün kızı olunca olay büyür.Senatör Lecter'a bildiklerini anlatması karşılığında aracı vasıtasıyla anlaşma sunar.Lecter bu anlaşmaya uyacağını ancak Senatör'e cevabı kendisinin vermesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine görüşme ayarlanır. Lecter ayrıntılı bir tarih ve adres verir ancak katilin adında gene bir kelime oyunu yaparak yalan söylediğini düşünmelerini sağlar. Bununla yetinmeyip tutulduğu hücreden zekice bir planla kaçmayı başarır.Öte yandan Starling, Lecter'ı çözdüğünü düşünmektedir ve sonunda katilin bulunduğu yeri öğrenir ancak ekip arkadaşları kendisinden 400 mil uzaktadır, kahramanımız tek başına kalmıştır...


İyi:Anthony Hopkins'in 16 dakika gibi kısa bir sürede sergilediği muhteşem performansı. Filmin 1991'de çekilmiş olmasına rağmen zaman kavramını aşarak hala izleyicilerin aklına aynı düşünceleri, aynı soruları getirmesi.Serinin ilk filmi olma özelliğini de taşıyor.Devam filmleri;The Silence of The Lambs(1991), Hannibal(2001), Red Dragon(2002), Hannibal Rising(2007)
Kötü;-
Editör'ün Puanı

(Bu inceleme Can Sarpkaya tarafından After Dark Horror Movies için hazırlanmıştır.)
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2013 | Etiketler : | | |