Güncel İncelemeler;

House of 9 (2005)

House of 9 (2005)
Rastgele seçilen dokuz yabancı (rahip,moda tasarımcısı,dansçı,yakın tarihte işlediği suçtan enselenmiş problemli bir genç kız,eskiden ünlü olan bir tenisçi,rapçi,polis,bir besteci ve eşi)dışarı adım atmanın imkansız olduğu,kaleyi andıran korunaklı bir ev içerisinde tutsak edilir.Her yerde kameralar ve gizli mikrofonlar ile 7/24 izlenmektedirler.Buradan kurtulabilmenin tek yolu ise sona kalan  kişi olabilmek.Dahası bir de ödül var hani,beş milyon dolar...
Kahramanlarımız arasında hemen hepsinin tüm eşyaları ellerinden alınarak ev içerisine hapsedilmişken,sadece polis Jay'in silahı bırakılmıştır.Bu durum herkesi tedirgin etse de yine de Jay'e güvenen ekibimiz,evden çıkabilmek için her yeri talan etmeye başlamıştır.Lakin kısa süre sonra çabalarının yersiz olduğunu ve buradan çıkabilmenin imkansızlığını gören kahramanlarımız psikolojik olarak yıkım yaşamaktadır.İnsanları daha fazla kontrol edemeyeceğini anlayan Jay ise işleri akışına bırakma yolunu seçmiştir.
Zamanla otorite boşluğu sonrasında her kafadan ayrı sesler çıkmaya başlaması ve insan doğası gereği yaşananlar,kahramanlarımızın birbirlerine sırtlarını dönmesine neden olacaktır.Tabii bir de sona kalan kişi olup,paraları alarak geri dönme hayali de yok değil hani.Her ne kadar daha karakterleri görür görmez sona kimin kalacağını  kestirebilsenizde yine de psikolojik gerilim ve tek mekan filmlerini severlerin izleyebileceği hoş bir alternatif.


İyi;Ortalama sayılabilecek tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Her zaman olduğu gibi farklı tiplerden,tuhaf bir grup dinamiği yaratılmaya çalışılmış.Bu tarz yapımları sevenler için Panic Button (2011) de tavsiye edilir...
Kötü;Oyuncular vasat,kurgu klişe,final de tahmin edilebilecek şekilde.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | | |

The Divide (2011)

The Divide (2011)
Nükleer saldırısı sonrasında hayatta kalmayı başaran sekiz kişilik bir grup(Eva ile nişanlısı Sam,Mickey,Delvin,Adrien;üvey kardeşi Josh ve onun zibidi arkadaşı Bobby,Marilyn ve kızı Wendi),güç-bela olsa da apartmanlarının alt katındaki sığınağa ulaşırlar.Mickey önderliğinde organize olmaya çalışan kahramanlarımız,dışarda neler olup bittiğine dair her hangi bir bilgiye sahip değildir.
Geçmiş yıllarda orduda başarıyla görev yapmış eski bir asker olan Mickey,yaşanan nükleer saldırı sonrasında oluşan radyoaktif toz bulutunun sığınaktan içeri girmemesi için çeşitli önlemler almaya başlamıştır.Bu sırada telsizle neler olup bittiğini anlamaya çalışan Delvin ise en nihayetinde sesini birilerine duyurmayı başarmıştır.Sığınağı ablukaya alarak içeri dalan askerler,mağdur durumda olan kahramanlarımıza yardım etmekten ziyade farklı amaçlar için buradadır.
Sığınakta günler ilerledikçe su ve erzakları tükenmeye başlayan yorgun kafilemiz,en nihayetinde hareketlerindeki tuhaflıklar sonrasında Mickey'nin kendilerinden bir şeyler sakladığını öğreneceklerdir.Bu aşamadan sonra grup dinamiklerinin değişmesi ile kontrolü ele almakta gecikmeyen Josh ve Bobby,herkese kimin patron olduğunu ispatlama çabasındadır.Kızını kaybeden Marilyn ise giderek psikolojinin alt üst olması ile kendi sonunu hazırlayan tercihler yapmaya başlamıştır.Grubun kaderi Eva'nın üzerindeki baskıyla nasıl başa çıkacağına bağlıdır.


İyi;Tek mekan filmleri arasında ,olaya biraz da bilim-kurgu ve psikolojik gerilimin girmesi ile izleyebileceğiniz alternatiflerden biri olabilir.
Kötü;Bilim-kurgu yönü çok zayıf kalmış.Dışarıda neler olduğu sorgulanmadan doğrudan tek mekana(sığınağa) dönülmesi eksi puan.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Cave (2005)

Yer Romanya.Yüksek tepelerle çevrili ormanlık bir arazinin içerisinde karanlık mazisi olan antik bir kilise bulunmaktadır.Sarp yamaçlarla çevrili kilisenin oldukça sıradışı bir özelliği vardır.Öyle ki hemen altında bulunan ikiyüz metre kadar derinliği olan büyük bir tünelin ağzındadır.Tünel ise efsaneye göre yerin merkezine kadar inen kanatlı şeytanların bulunduğu garabet,yasaklanmış bir mekandır.Zaten kilisede buraya girişi engellemek amacıyla kötü ruhları mühürlemek için yapılmıştır.Peki ama bu efsane gerçek olabilir mi?
Kilisenin öncü bir grup tarafından keşfedilmesinin ardından Amerikalılardan yardım isteyen Dr.Nicolai,iki uzman dalgıcın arasından bulunduğu profesyonel bir ekip ile beraber mağaraya inişi gerçekleştirir.Grubun biyologu olan Dr. Kathryn mağaranın altında bambaşka bir ekosistem olduğunu ve derinlerde su kaynakları ile kesişen yerlerde oldukça dikkatli olmaları gerektiğini vurgulamaktadır.Dünyaca ünlü dalgıçlar olan Jack ve Tyler kardeşler ise bu işinde diğerlerinden farklı olmadığını,rutin bir macera yaşayacaklarını düşünmektedir.
En nihayetinden mağaraya inişi gerçekleştiren maceraperest ekibimiz daha ilk dakikadan büyük bir şansızlık yaşayacaktır.Zira giriş yerleri bir patlama sonrasında havaya uçup,mağaranın kapanmasına neden olmuştur.Şimdi kahramanlarımızın yapması gereken alternatif bir çıkış yolu bularak yerin 2 km altındaki mağaradan kurtulmaya çalışmaktır.Bu sırada dalış yapan öncülerden birinin de gizemli şekilde ortadan kaybolması grup dinamiklerini sıkıntıya sokacak cinsten sorunlar oluşturmaya başlamıştır.


İyi;Sürekleyici bir yapım.Bu filmi sevenler The Descent (2005), The Descent : Part 2 (2009) ve Urban Explorer (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sonlara doğru filmin kalitesi epey düşüyor.Bunda görsel efektlerin zayıf kalması ve konunun klişeleşmesinin de etkisi var.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Urban Explorer (2011)

Berlin'de 2.Dünya Savaşı sırasında inşa edilen devasa sığınaklar ve şehrin doğu-batı doğrultusunda ulaşımı sağlayan gizli tünelleri görmek üzere Kris isimli lokal bir genci tur rehberi olarak tutan dört maceraperest genç,uygun zamanın gelmesi ile serüvene hazırdır.Köhne bir barda buluşan kahramanlarımız,Kris liderliğinde gizli bir geçit ile şehrin yaklaşık yirmi beş metre kadar altındaki nazilerden kalma tünellere ulaşmıştır.
Bu illegal tur sırasında en başından beri nazilerden kalma duvar yazıtlarını ve gün ışığına çıkartılmamış relik kalıntıları görmek için sabırsızlanan gençler,bölgeyi mesken tutmuş birkaç neonazinin tacizine uğrarlar.Özellikle neonazilerin kutsal saydığı bu tünellerde meraklı yabancılara tahammülleri yoktur.Kris'in uzlaşmacı tavrı ile kazasız belasız yollarına devam eden kahramanlarımız en nihayetinde görülmeye değer,buram buram mazi kokan ufak bir sığınağa ulaşmıştır.Hafif bir mola verme şansı yakalayan gençler,Kris'in nazilerin Odin projesi ile ilgili verdiği bilgiler sonrasında epey telaşlanırlar.Zira eskiden tam da bulundukları yerde nazilerin ünlü uzay gemisi projeleri için özel olarak insan üstü şartlara uyum sağlayabilecek astronotlar eğitilmiştir.
Kris'in anlattıklarını şaşkınlıkla dinleyen kahramanlarımız,dinlendikten sonra dönüş için hazırdırlar.Artık bara dönüp eğlenme vakti gelmiştir.Lakin kızlardan birinin aptalca hareketi sonrasında epey yüksekten yere çakılan Kris ağır yaralıdır.Tur rehberlerinin kaza geçirmesi sonrasında ayrılmak zorunda kalan kahramanlarımızdan ikisi Kris'in başında beklerken diğer ikisi ise yardım çağırabilmek için karanlık tüneller ve koridorlarla dolu yolu kat ederek başlangıç noktalarına ulaşmalıdırlar.
Yardım bulmaya giden arkadaşlarının dönmemesi ile epey zor durumda kalan Denis ve Lucia,ansızın ortaya çıkan;eskiden nazi sınır noktalarından birinde çalıştığını söyleyen esrarengiz bir adamın,Kris'i kurtarabilmek için iş birliği teklifini kabul ederler.


İyi;Sevdiğim tarz filmlerden biri olduğu söyleyebilirim.Yer altında karanlık koridorlar,tüneller vs epey ilgi çekici.Bu filmden hoşlananlar Tha Cave (2005) ve The Descent (2005)  filmlerini de sevebilirler.
Kötü;Tam yapım bir üst seviyeye çıkacak derken tanıdık bir senaryoya dönüş yaşandı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

Das Experiment (2001)

Tarek genç bir taksi şoförüdür.Günün birinde gazete okurken,gizemli bir deneyde gönüllü olanlara 4.000 mark ücret verileceğine ilişkin bir ilan görür.Bu para Tarek gibi hayatta yeni heyecanlar arayan birisi için oldukça caziptir.İlanda belirtilen adrese giden Tarek deneyin içeriği ilişkin bilgiler edinir.Deney insan psikolojisi üzerine bir çalışmadır ve 20 gönüllü gerekmektedir.Bu gönüllülerin bir bölümü gardiyanları bir bölümü ise suçlarını oynayacaktır.Böylece hapishane koşullarında,kişilerin insan doğası gereği ne gibi değişimlere uğrayacağı sorusu cevaplanacaktır.Çalışmanın başında çekici bir bayan olan Doktor Grimm ve Profesör Thon vardır.Ancak bu çalışmanın finansmanının kim tarafından sağlandığı ve asıl amacının ne olduğu ise şimdilik soru işareti olarak kalsın.
Tarek’in de dahil olduğu 20 kişilik bir grubun çoğu cazip ücret için,birkaçı ise başka amaçlardan dolayı bu deneyde rol almayı kabul ederler.Tarek’in ise daha fazla para kazanmasını sağlayacak başka bir planı daha vardır.Gönüllülerin bir bölümüne gardiyan kıyafetleri ve aksesuarları verilirken,Tarek ve bir gruba da mahkum elbiseleri verilir.Artık deneyin başlamasına bir engel kalmamıştır.Sadece kameralarla dışarıdan gözlenilecek ve herhangi bir müdahalede bulunulmayacak olan bu çalışmada,bakalım neler yaşanacaktır.
Ellerine verilen talimatlar çizelgesini uygulamak zorunda olan gardiyanlar,gerekirse şiddet kullanma haklarına da sahiptirler.Tarek başta olmak üzere pek çok mahkum ya da gardiyan sıfatında olsun gönüllüler,işin dalgasındadır ve 20 günü atlatıp paralarını alıp gündelik hayatlarına dönmeyi planlarlar.Ancak hiçbir şey umdukları gibi gitmeyecektir ve deney bir noktadan sonra kontrolden çıkacaktır.
Kısa bir süre sonra gardiyanlarla dalga geçen mahkumlar,sert tepkiye maruz kalacaklardır.Deneyin başarısı Profesör Thon’un da dediği gibi gardiyanlarının tavırlarına bağlıdır.Gardiyanlar belli bir süre sonra kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturarak,hapishane de kontrolün mahkumlarda değil kendi ellerinde olduğunu ispatlama çabasındadır.Bunun üzerine mahkumlar hapishanede isyan çıkarırlar ve hapishaneyi talan ederler.Bersus gardiyanlar arasında oldukça farklı gizemli birisidir.Bu isyanı bastırmak için önerisi ise aşağılama yolunu benimsemektir.Bu fikrinin uygulamaya geçirilmesi ile başarılı olan Bersus,artık ipleri eline almıştır.Diğer gardiyan arkadaşlarının da saygısını kazanan Bersus,sert mizacı ile mahkumların korkulu rüyası olacaktır.Zamanla Tarek gibi baş belası bir mahkumu da yola getirmeyi başarır ve artık mutlak otoritedir.
Bersus liderliğindeki gardiyanlar sadist eylemler içerisine girmiştir ve ilk günlerdeki eğlenceli zamanlar gitmiş,korku ve şiddetin hakim olduğu bir dönem başlamıştır.Tarek yine boş durmayıp otoriteyle dalga geçmeye çalıştığında ise,Bersus onu aşağılamak için koridorun ortasındaki çelik bir kutunun içerisine hapsetmişlerdir.Artık iyice zıvanadan çıkmaya başlayan bu deney ,gardiyanların mahkumlardan birini şiddetli bir şekilde yaralamaları ile başka bir boyuta ulaşmıştır.Bunun üzerine Bersus,kendilerini gözetleyen kameraların görüntü almalarının engellenmesini ister.İçeriden bilgi edinemeyen Doktor Grimm,bizzat hapishaneye gelerek sorunun ne olduğunu anlamaya çalışır.


İyi;İnsan doğası üzerine müthiş bir gerilim filmi.Mutlaka izleyiniz.Yapımın Hollywood versiyonu da yakın zamanda eklenecektir.
Kötü;
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

The Uninvited (2009)

2003 yapımı uzakdoğu korku sineması örneklerinden A Tale of Two Sisters filminin yenilenen Hollywood uyarlaması olan;eski versiyonuna göre bir takım eksiklikleri hissedilse de gayet başarılı bir gerilim filmi.Özellikle orijinal filmi izlemeden bu filmi izleyecek olanlar pek fazla bir şey kaybetmezler.Hatta genelde uzakdoğu filmlerinden uzak duran,ön yargılı pek çok kişi içinde The Uninvited filmini izlemek doğru tercih olacaktır.
Filmin konusuna gelecek olursak;annesinin ölümünün ardından yaşadığı yoğun travma sonrasında bir psikiyatri kliniğine kaldırılan Anna,yaşadığı uzun tedavi sürecinin ardından evine dönmüştür.Ablası Alex ve babası,Anna evine döndüğü için oldukça sevinçlidirler.Ancak Anna’nın bilmediği bir şey vardır;babası o klinikte kalırken  Rachel isimli bir bayanla nişanlanmıştır.Rachel alımlı ve güzel bir bayandır.Anna,yeniden alışmaya çalıştığı evinde zamanla kabuslarla dolu rüyalar görmeye başlar.Hatta bunlar onun için çok fazladır ve  yaşadıkları gerçekmiş hissine kapılmaya başlar.Evde annesine ait eski hatıraları gördükçe,yaşadığı tuhaf,korku dolu ve bir o kadar da fantastik düşler artmaya başlamıştır.
Anna ,hasta annesini kaybetmeden evvel ablası Alex’e göre, annesine duygusal olarak daha sıkı bağlıdır ve onun durumuna çok üzülmektedir.Annesinin yaşadıkları evin hemen dışında,hastalığı nedeniyle kalmak zorunda olduğu mütevazi oda da onu sık sık ziyaret etmektedir.Annesi yatalaktır ve bir şeylere ihtiyacı olduğunda elindeki zili sallayıp yardım istemektedir.Anna,annesinin ölümü hakkında ablası Alex ve babasının ihmali olabileceğini düşünmektedir.
Rachel,Anna’ya arkadaşça yaklaşmıştır ve onunla iyi geçinmeye çalışır.Anna ise Rachel ve babasının ilişkisinden hoşlanmamaktadır.Öyle ki Rachel,Anna’nın annesi ölmeden önceki son dönemlerde ona bakması için tutulan bir hemşiredir.Anna klinikteyken,Rachel’in bir şekilde babasını kandırdığını ve onunla ilişkiye başladığını düşünür.Aklındaki Rachel  kurgusunu daha da genişletir ve onun annesinin vefatında kasti bir rolü olabileceğini ve annesini ortadan kaldırıp evin hanımı olmak istediğini düşünür.
 
Yine kabuslarla dolu bir gece yarısı kahramanımız fantastik bir olaya şahit olacaktır.Odasını eski erkek arkadaşı ziyaret eder,vucudu kanlar içerisindedir ve Anna’ya annesinin ölümü hakkındaki gerçekleri bildiğini ve bunları anlatmaya şimdi zamanı olmadığını,ertesi gün kendisini ziyarete gelmesini bu sayede ona her şeyi anlatacağını söyler.Anna’nın aklındaki şüpheler daha da artmıştır.Annesinin ölümünde gerçekten de Rachel’in rolü olabilir mi?Bildiklerini ablası Alex  ile paylaşır..Rachel da Anna’nın kendisi hakkında planları olduğunu düşünmeye başlar ve tedbirli olmaya çalışır. Artık evin içerisindeki 3 bayan birbirlerine düşman olmuşlardır Geçmişte saklanan olaylar nelerdir?

Evde bayanlar arasındaki düşmanlık en çok Anna’nın babasını rahatsız etmektedir.Kahramanımızın düşler gördüğünü,kendisine anlatmaya çalıştığı Rachel ile ilgili fikirlerinin,asılsız ve hayal ürünleri olduğunu düşünür.Dahası kızının klinik tedavisine rağmen halen tam olarak travmanın etkilerini atlatamadığını ve aklının ona oyunlar oynayabileceği izah eder.Babalarının  olayların dışında kalması ile iki kız kardeş,ilk olarak Rachel’in maskesini indirmeye ve geçmişindeki olası açıkları bulmaya çalışırlar.Bunlardan haberi olan Rachel da evdeki durumunu korumak ve nişanlısını kaybetmemek adına,kızlarla mücadeleye girişir.

İyi;Son çeyrek ve özellikle final. Kötü;Sonuçta yapım olarak uzakdoğu çakması...İlk fikre ve yapıma sahip çıkmak daha doğru olur. Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Dark (2005)

 Hani bazen film seyrederken, hemen başlarında daha önce izlediğiniz ve çok beğendiğiniz bir başka filmden esintiler hissedersiniz ya,bu yapımda beni çeken şey de kesinlikle buydu.Korku ve gizem türünde gayet başarılı bulduğum "The Dark"ı seyrederken,Silent Hill’den izlere rastladım.(Ki bence Silent Hill tarifsiz bir felsefedir;her oyunu oynamış,filmini izlemiş ve  Silent Hill ile ilgili her türlü güncel dokümanı internetten sık sık takip eden biri olarak.)Kısaca filmin konusuna değineyim; Adèlle,kocası James’ten bir süre önce ayrılmıştır ve sonrasında  belki de ilişkilerini tekrar değerlendirmek ve birbirlerine yeni bir şans daha vermek adına küçük kızıyla(Sarah) beraber James’i ziyarete giderler.James yakın zamanda bir çiftlik evine taşınmıştır.Bu çiftlik evi şehirden uzakta,tam kafa dinlenilecek,manzarası insana dinginlik veren bir coğrafyadadır.(Sarp kayalıklarla dolu sıra dışı bir deniz manzarası olan egzotik bir yer.)

James'in yaşadığı yere gelmeleriyle birlikte Adèlle arazide anıt şeklinde bir kayayı keşfeder.Kayanın bulunduğu yer ve geçmişi oldukça manidardır.Dahası içerisinde bir gizem barındırmaktadır.Adèlle zamanla tedirgin edici bir şeyler hissetmeye başlar  ve bu hisler  korkuyla dolu kabuslara dönüşür.Bunun üzerine kahramanımız aklından bir türlü çıkaramadığı mistik kayanın hikayesini öğrenmeye karar verir.Bu noktada olaylara,Dafydd isminde James’e çiftliğin tamirat işlerinde yardım eden geçmişte bu yörede yaşamış biri katılır.Kayanın hikayesini en iyi bilen odur ve bunun eski bir Gal inanışı olduğundan bahseder.Hikaye şöyledir;sıra dışı bir  çobandan ve onun yaptıklarından bahsedilir.Bu çoban aynı zamanda bir rahiptir ve bölge halkına vaazlar vermektedir.Çoban,koyunlarının sarp kayalıklardan denize atlayarak intihar etmelerinden yola çıkarak;o mahalde yaşayan herkesi etki altına alır ve toplu bir şekilde  intihar etmenin  kendilerini dünyanın çilelerinden ve dertlerinden kurtarmanın en iyi yolu olacağını söyler.Ayrıca onlara bunun bir son olmayacağını da vaat eder.Öldükten sonra sular altındaki  Annwn denilen bir yerde,mutlu mesut  yaşamaya devam edeceklerine kasabalıyı inandırır. İşin aslı ise oldukça farklıdır.Peki çobanın asıl amacı ne olabilir?
Sarah annesini,babasını terk ettiğinden dolayı affedememiştir.Anne kızın araları limonidir.Bir gün Sarah kayalıklarda gezinirken  denize düşer ya da deniz onu içerisine çeker(Su da bir şeyler mi vardır?Yoksa sular altındaki Annwn Sarah’ı yanına mı istemektedir?Koyunlardan sonra şimdi de bu intihar gibi düşüş!)Adèlle ve James’in çabaları onu dalgalardan kurtarmaya yetmez.İşte bu noktadan sonra,filmin seyri tamamen değişiyor.
Adèlle kızının ölmüş olabileceği düşüncesini aklına getirmek istemese de arama-kurtarma  ekipleri  Sarah’a ulaşmada olumlu sonuç elde edemez.Ayrıca  kızın cesedini de bulabilmiş değillerdir.İşin dahası James de artık kendisini kızlarının yokluğuna alıştırmaya başlamıştır.Adèlle ise kızlarının halen sağ olabileceğini ve onu kurtarabileceğini düşünür.Bir gece yine Adèlle kabuslar arasında bir sesle uyanır  ve bu sırada odasının camından Sarah’ın koşarak uzaklaştığını  görür.Ona seslenir ancak sesini duyuramaz ve peşine düşer.Takip sonrasında tuhaf bir yere gelinir,belki de çobanın ve kayanın sırrı burada çözülecektir.Adèlle başına gelenler  ve Sarah’ın halen hayatta olduğu konusunda James’i kendisine inandıramaz.Artık yalnız başınadır ve bu eski Gal efsanesini çözmek işi ona kalmıştır.Kafasındaki sorulara cevaplar ararken sürpriz bir isimden Dafydd’den yardım alır.Ne de olsa burayı en iyi bilen odur.

İyi;Çobanın asıl hikayesinin öğrenilmesiyle beraber Adèlle’in Annwn’dan kızını kurtarma çabası ve bu yolda neleri gözden çıkarabileceği sorgulanıyor.Gayet sürükleyici bir film,mekan çok iyi.Gal efsanesi de yerine oturmuş.
Kötü;Kurguda bazı kopukluklar.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

Bug (2006)

Eski kocasıyla zor yıllar geçirerek,onun cezaevine girmesinden yararlanıp köfne bir motel odası kiralayan Agnes,yaşadıklarından muzdarip şekilde hayatına devam etmektedir.Garsonluk yaparak geçimini sağlayan kahramanımız,günün birinde Peter isimli garip biri ile tanışır.Peter tuhaf görünümlü,ürkek,asosyal biridir.Uzun süredir bir erkeğin  arkadaşlığına ihtiyacı olan Agnes ise ona şefkatle yaklaşmaktadır.
 Günler geçtikçe samimiyeti ilerleten kahramanlarımız,bir yandan da evlerini istila eden yaprak bitleri ile uğraşmaya başlamışlardır.Önceleri Agnes oldukça ufak boyutlu olan bu böcekleri göremese de sonraları Peter’in bahsettiği yaprak bitlerini fark etmeye başlayacaktır.Dahası böcekler sadece evin içerisinde değildir,aynı zamanda derilerinin içerisinde de dolaşmaya başlamıştır.Bu sırada cezaevinden ayrılan Agnes’in eski kocası Jerry,para sorunlarını çözmek üzere soluğu onun yanında almıştır.Ancak Jerry konusunda oldukça kararlı olan Agnes,onu bir daha hayatına sokmamak üzere silmiştir.
Kanında böcekler dolaştığından emin olan Peter,bu olayın daha fazla Agnes’e zarar vermemesi için motelden ayrılmayı düşünür.Lakin Agnes’in çok alınması ve üzülmesi üzerine geri dönen kahramanımız,başından geçenleri de bir bir anlatmaya başlamıştır.Peter eski bir askerdir ve askeriyede kendisine doktorların bir şeyler enjekte ettiğini düşünmektedir.Sivil hayata karıştıktan sonra halen askerlerin kendisini aradığını iddia eden Peter,burada güvende oldukları konusunda oldukça şüphelidir.Agnes ise Peter’a sonuna kadar güvenmektedir.Artık kader ortağıdırlar.
Zamanla giderek paranoyaklaşmaya başlayan Peter-Agnes çifti sosyal hayattan tamamen izole olmuşlardır.Motel odalarında sabah akşam  böcekleri ilaçlamaya çalışan ikilimiz,bir yandan da her şeyi folyolamaya başlamışlardır.Bu arada kasabaya gelen  Dr.Sweet’in Peter’ı aradığı haberleri ise kahramanlarımızı huzursuz etmeye yetmiştir…

İyi;Tek mekanda geçen hoş bir yapım olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Temposu biraz ağır ve bazı sahneler kurgudan kopuk ya da ben anlam veremedim.Mesela Agnes’i arayan ve ses vermeyen kişi kim?Yapımda herhangi bir bağlantı bulamadım.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Ruins (2008)


Yer Meksika,ucuz tatil yapmak için yola çıkan dört Amerikalı yakın arkadaş eğlencenin doruklarındadır.Stacy ve Amy samimi arkadaşlardır.Amy’nin erkek arkadaşı Jeff bir tıp öğrencisidir.Stacy’nin erkek arkadaşı olan Eric ise eğlencesine düşkün maceraperest birisidir.Plajın,denizin ve güneşin tadını çıkaran kahramanlarımız,tatillerinin sonuna doğru ormanın derinliklerindeki Mayalardan kalma relik bölgesini ziyaret etmeyi planlarlar.Tatilde Mathias isimli bir Alman turistle tanışmışlardır.Mathias kardeşi ile beraber Meksika’ya gelmiştir,fakat kardeşi kız arkadaşı olan bir arkeolog ile tam da bizim kahramanlarımızın gitmek için yanıp tutuştukları Maya harabesini incelemeye gitmiştir.Ne yazık ki Mathias kardeşinden son birkaç gündür haber alamamıştır.Hem Mathias hem de kahramanlarımızın ortak hedefi bölgeye ulaşmaktır.Böylelikle Mathias da planlarına dahil olur.Kafilemizin Maya harabesi ziyaretleri ile karşılaşacakları bir takım sıra dışı olaylar,asla unutamayacakları saatler yaşamalarına neden olacaktır.
 
Otellerinden ayrılan gençler,Maya harabelerine yol almak üzere,arazi koşullarını da göz önüne alarak bir kamyonet kiralamaya karar verirler.Yanlarına birde Meksikalı rehber alırlar.Ormanın derinliklerine ulaştıklarında kamyonetin şoförü,arandığında tekrar o bölgeye gelip kafilemizi almak üzere,kasabaya geri döner.Daha gezilerine başlar başlamaz kahramanlarımız cep telefonlarının burada çekmediğini anlarlar.Ancak Mathias uluslararası hattı olan özel bir telefona sahiptir ve bu telefonun her yerden sinyal alabildiğini söyleyerek panikleyen kahramanlarımızı sakinleştirir.Yollarına yürüyerek devam eden kafilemiz kısa bir süre sonra tuhaf kılıklı ve yöresel bir lisan kullanan kabile benzeri garip insanlarla karşılaşır.Tam da aradıkları Maya harabesini bulmuşken,ellerinde oklar ve yaralayıcı aletler olan bu insanlar da kimdir?Bu sırada tercüme hatasından ötürü ortamın gerginleşmesi ve çevirmenin vurulması,gençlerin piramit benzeri reliğe tırmanmalarına neden olacaktır.Burada güvendedirler,çünkü  nedenini bilmedikleri bir sebepten ötürü kabile adamları bu relikten uzak durmaktadır.
  
Yaşadıkları kovalamacanın  ardından kahramanlarımız,Mathias’ın telefonunu kullanarak yardım aramayı umarlar.Ancak aşağıdaki arbede sırasında Mathias telefonunu kaybetmiştir.Artık işler daha da zorlaşmıştır.Reliğin çevresi sarmaşık benzeri yoğun bir bitki ağı ile çevrilidir ve ortasında kuyu benzeri bir aşağı iniş tüneli vardır.Etrafı keşfetmeye devam eden kahramanlarımız burada kamp yaparak,aşağıdaki kabile adamları dağılınca bir fırsatını bulup buradan uzaklaşmayı planlarlar.Lakin Mathias’ın reliğin çevresinde kardeşinin cansız bedenini bulması yaşadıkları gerilimi daha da tırmandıracaktır.
 

Uzun,umutsuzluk dolu bekleyişin ardından Jeff,sularının da azaldığını ve burada daha fazla kalamayacaklarını düşünerek,kuyu yoluyla reliğin derinliğine inmeyi düşünür.Mathias kardeşinin de ölümünün ardındaki gerçeklerin belki de karanlık kuyuda saklı olduğunu düşünerek bu işe gönüllü olur.Ancak tamda aşağıya sarkmaya başlamışken, onu taşıyan halat kopar ve yere düşerek ağır yaralanır.Artık bir hata daha yapma lüksleri yoktur.Bu nedenle en hafifleri olan Stacy’i kuyudan aşağıya yollarlar.Stacy tam zemine inecekken bir kaza geçirir ve bacağını yaralar.Başları yeterince derde giren kahramanlarımızdan Jeff ve Amy;ölüm tehlikesini de göze alarak,reliğe tırmandıkları merdivenleri kullanıp aşağı inip yardım aramaya karar verirler.Ancak halen kabile üyeleri oradadır ve Jeff ve Amy’nin ormana ulaşmasına engel olurlar.Bunun üzerine yeniden reliğe tırmanan Jeff ve Amy,umutsuzca ne yapabileceklerini düşünmeye başlarlar.Sedye benzeri bir sistem kurarak yeniden kuyuyu kullanıp,Stacy ve Mathias’ı oradan çıkarırlar.Jeff her ikisinin de yaralarıyla ilgilenir.Uzun bir gecenin ardından uyanan kahramanlarımız,Mathias’ın sedye üzerinde,relikteki sarmaşık benzeri garip bitki ile sarılmış yarı baygın bedenini bulurlar.Dahası bu bitkiler Stacy’de hareket ederek yakınlaşmaya çalışmaktadır.(*tropizma)Kısa sürede Jeff,asıl tehlikenin aşağıdaki barbar kabile üyeleri değil,sarmaşığı andıran garip bitkiler olduğunu anlayacaktır.(**endemik)Bu bitki akan kana hareket ederek,ulaştıkları vucüdu konak olarak kullanıp,bir tür parazitizm gibi yok etmektedir.


İyi;Tarz olarak sıradan bir grup genç ve başlarından geçen olaylar dizisi temalı korku filmlerinden farklılıklar gösteren yapımı beğenenler için Splinter (2008) filmi tavsiye edilir.
Kötü;
Gereksiz;Telefon esprisi.
Editör'ün Puanı

*Uyartının yönüne bağlı olarak meydana gelen yönelme hareketidir.
**Bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca orada yetişebilen ve benzer ekolojik niteliklere sahip olsa dahi yer yüzünde sadece o yöreye özgü olan bitki çeşididir.
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | | |

The Cell (2000)

 Catherine Deane iş hayatında pek popüler olmasa da sıra dışı teknikler deneyen  farklı bir çocuk terapistidir.Onu ayrı kılan en önemli özelliği ise hastasının;yani çocukların zihnine girerek bilinçaltında dolaşmayı becerebilmesini sağlayan,henüz deney aşamasında olan bir uygulamadır.Yakın zamanda sadece Edward  isimli hastası üzerinde yoğunlaşan Catherine ne yazık ki çabalarının karşılığını alamamaktadır...Fbi’nın peşine düştüğü ezber bozan katil,halen yakalanamamıştır.Tipik bir seri katil gibi davranan;kurbanlarını sadece bayanlar arasından seçen,Carl isimli pek de konuşmayı sevmeyen canavarımız kendi dünyasında karışık bir kişiliktir.Neyse ki Fbi’ın izini bulması ile yakalanan Carl,artık insanlara daha fazla zarar veremeyecektir.Ancak diğer taraftan son olarak kaçırdığı bayanın halen ortalarda olmaması ve baskın sırasında da ip ucuna rastlanamaması soru işaretlerini artırmaktadır...
Sorunlu bir çocukluk dönemi geçiren Carl,iç dünyasında yaşattığı tipik bir boss karakterin kontrolü altında baskılanmaktadır.Şizofrenin belirgin olmayan türlerinden biri nedeniyle karakter olarak gel gitler yaşayan kahramanımız,tıbbi teşhis açısından tam olarak bir çıkmazdadır.Fbi her ne kadar uzman doktorlardan vs görüş alsa da Carl’ı konuşturarak kayıp kızın yerini bulabilmesi imkansız gibidir.İşte bu noktada olaylara dahil edilen Catherine ve ekibi,daha öncede vurgulamadığım henüz deney aşamasında olan tedavi yöntemi ile Fbi'a yardım ederek,olayın sorumlusunun en ağır şekilde ceza almasını istedikleri Carl’ı konuşturmak amacındadır.Ancak bu işlem tahmin edeceğiniz üzere hiç de kolay değildir.Her şeyden önce geçmişte sadece çocuk denekler üzerinde çalışma yapan terapistimiz Catherine,yetişkin bir hasta üzerinde deneme yapabilmek için hazır mıdır?
Polis yaptığı çalışmalar sonrasında daha önceki kurbanlarını çeşitli prosedürlerin akabinde katleden Carl’ın,halen ortalarda olmayan bayan üzerinde de aynı şeyleri denediğinin korkusunu yaşamaktadır.Carl’ın meşhur yöntemi ise şudur:Güzel bir bayan seçilir ve kaçırılır.Sonrasında özel olarak hazırlanmış cam bir hücre içerisine alınan kurban,otomatik bir sistem sayesinde belirli bir sürede hücrenin su ile dolmasının ardından ölüme mahkum bırakılır.Bu aşamadan sonra cesedi çamaşır suyu ile yıkayan Carl,porselen barbi bebek edasında hazırladığı cesede tecavüz edecektir.Tabii işi bitince de yeni kurbanlar aramaya yönelecektir.Fbi’ın bütün bu bilgileri Catherine ile paylaşması ve kızın muhtemelen tutulduğu hücrenin kısa bir süre içerisinde sular altında kalacağını bilgisi ile çalışmalarını hızlandıran Catherine,ekibinin de yardımı ile manyak katilimizin bilinçaltına yolculuğa çıkacaktır…
Gerçekten görsel olarak ilgi çekici sahneler ve güzel müzik seçimleri ile bam başka bir dünyaya gezintiye çıkmamızı sağlayacak olan Catherine,ne yazık ki daha önce denemediği son derece riskli bir yolu izlemek zorunda kalacaktır.İşlerin giderek çığırından çıkması ile Carl'ın korku dolu bilinçaltına yolculuk için bir de Fbi ajanının devreye girmesi her şeyi daha da zor hale getirecektir.


İyi;Bilinçaltının gizemli ve bir o kadar da uçsuz bucaksız sınırları içerisindeki fantastik macera soluksuz seyir zevkini de yanında getiriyor.Konu olarak oldukça farklı,sürükleyicilik olarak ise geçer not alabilecek bir yapım.Ayrıca soundtrackler ve görsel öğeler de gayet başarılı.
Gereksiz;-
Kötü;Final biraz daha yaratıcı olabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Frailty (2001)

Kaliteli fantastik gerilim filmi arayanlar için en iyi tercihlerden biri olan "Frailty" muhakkak izlemeniz gereken yapımların başında geliyor.Filmin konusuna gelecek olursak; Fenton Meiks isimli sessiz sakin görünümlü bir adam,FBI binasına gelerek “Tanrının Eli” adlı davanın baş sorumlusu olan ajan Wesley Doyle ile görüşmek ister.Anlatacaklarının “Tanrının Eli” davasını çözeceğini ve uzun süredir aradıkları azılı katili ifşa edeceğini söyleyen Fenton,başlarda kendisini ciddiye almayan Ajan Wesley’in dikkatini çekmeye başlar.Dahası kardeşinin aradıkları katil olduğunu söyleyen Fenton,hikayeyi en başından anlatmaya başlar.Bir takım aile sırlarının deşifre olacağı bu sohbet sonrasında Ajan Wesley inanılmaz bir hikayeye şahit olacaktır…
Fenton,kardeşi Adam ve babası ile mutlu mesut bir çocukluk dönemi geçirmektedir.Kardeşi Adams’dan birkaç yaş büyük olan Fenton hem babası evde olmadığında kardeşine göz kulak olmakta hem de annesini kaybettiği için babasına ev işlerinde yardımcı olmaktadır.Yaşadıkları kasabanın yakınlarındaki gül bahçesinin arkasında müstakil bir evde yaşayan kahramanlarımız,hayatlarından oldukça memnundur.Ta ki bir gece babalarının yanlarına gelerek gördüğü rüyayı,daha doğrusu ilahi bir hissi çocukları ile paylaşmasına dek.Rüyasında bir meleğin yanına geldiğini ve Tanrının ailesini kutsayıp,iblisleri yok etmek üzere kendisi ve çocuklarına görevler vereceğini söyleyen Meiks,Fenton ve Adam’ın şaşkın bakışları arasında yaşadıklarını anlatmaktadır.Meleğin kendisi ve çocuklarına üç silah vereceğini ve bu sayede sonradan gönderilecek olan listedeki iblisleri yok edebileceklerini anlatır.En başından beri babasının anlattıklarının son derece saçma ve izahı güç şeyler olduğundan bahseden Fenton,ne yazık ki kardeşinin birazda babasına yaranma düşüncesinden ötürü,karşıt düşünen tek kişi olmanın zorluğunu yaşayacaktır.Babasının tembihlediği gibi kimselere bu görev hakkında bir şeyler söyleyemeyen Fenton,aradan geçen günlerin akabinde bu konuyu ne kardeşi ne de babası ile konuşmuştur.Bu sırada meleğin bir kez daha Meiks’e görünerek bahsettiğim üç ilahi silahı(musluk borusu,eldiven ve balta) vermesi ile görevlerine çok az zaman kaldığını hisseden Meiks,oğulları ile bu bilgiyi paylaşır.
Giderek babasının psikolojisinin alt üst olduğunu ve mantıksız düşüncelerle kendisi ve kardeşinin beynini yıkadığını düşünen Fenton,bakalım nasıl bir yol izleyecektir.Aradan geçen birkaç günün akabinde meleğin yeniden kendisine görünmesi ile ilk listesini edinen baba Meiks,o gece ilk kurbanını(ona göre iblisi) ele geçirerek evine getirir.Eli yüzü bağlı,dehşete kapılmış bir kadını babalarının yanında gören Fenton ve Adams ilahi günün geldiğinin farkındadır.İnsan suretine giren bu iblisin gerçekten de masum olmadığını çocuklarına ispatlamak isteyen Meiks,meleğin söylediği gibi eldivenlerini çıkarıp ona dokunduğunda günahlarına şahit olur.Hem Adam hem de baba Mieks onun bir iblis olduğunu düşünmektedir ve yapılacak iş bellidir.Baltayı kullanarak kadını infaz eden Meiks,Fenton’a göre iyiden iyiye kafayı sıyırmıştır.Gözlerinin önünde babasının bir kadını öldürmesine şahit olan Fenton,içi içini kemirse de cesedin gül bahçesine gömülmesinde yine kardeşi ve babasına yardımcı olmak zorunda kalmıştır.
Kardeşi Adam’a her fırsatta buradan kaçmaları gerektiği ve babalarının masum insanları öldürdüğünü anlatan Fenton,ne yazık ki Adam’ın babasının görüşlerinde diretmesi ile çaresiz kalacaktır.İlerleyen günlerde Meiks’in yeniden listesindeki iblisleri bir bir eve getirerek benzer şekilde yok etmesi,artık Fenton’un canına tak edecektir.Meiks ise yine bir gece meleğin kendisi ile konuşması sonrasında oğlu Fenton’un imansız olduğunu öğrenmesi ile hayatındaki en zorlu seçimi yapmanın arifesine gelecektir.
Filmin son çeyreğinde Fenton ile beraber cesetlerin gömüldüğü gül bahçesine doğru yola koyulan Ajan Wesley’in,halen bilmediği bir takım gerçeklerin ortaya çıkması ile nasıl bir tutum sergileyeceğini merak konusu.Baba Meiks’e ne olduğu ve Adam’ın halen hayatta olup olmadığı gibi sorulara cevaplar verilecek olan finalde,korku-gerilim severlerin bir hayli tatmin olacağını temin edebilirim.


İyi;Oyunculuk ve kurgu gerçekten çok iyi.
Gereksiz;İlahi silahlar konusunda (?)
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)

Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)
Wrong Turn serisinin nasıl başladığını hiç merak ettiniz mi? Yani absürd mutantlar nasıl olmuştur da bir şekilde ormanda kolonize olmayı başarmıştır. Tepenin Gözleri serisinde olduğu gibi yoksa nükleer bir deneme mi bu olaya sebep olmuştur? İşte serinin bilinmeyen orjinine bu film ile ışık tutulmaya çalışılmış. Bizim mutantlar meğer eskiden normal insanlarmış. Daha doğrusu pek de normal sayılmazlar hani :D
Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011) 
Bir grup genç snowmobiling yapmak üzere bir araya gelmiştir. Başlarda her şey normal olsa da eğlencenin doruklarında gezinmeye başlayan kahramanlarımız, malesef bu arada yollarını da kaybetmiştir. Havanın kararması ve fırtınanın bastırması ile sığınacak bir yerler aramaya başlayan gençler, en nihayetinde terkedilmiş eski bir sanatoryum binasına ulaşırlar. Mekana yerleşen kahramanlarımız çok geçmeden burasının geçmişte akıl hastalarıyla dolu, garabet bir yer olduğunu anlarlar. Dahası ellerine geçirdikleri bazı kasetler sayesinde geçmişte burada gerçekleşen  yasa dışı olaylar konusunda da fikir sahibi olurlar.
Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)
Devasa sanatoryum binasının içerisinde, ilkin yaşadıkları telaş ve alışma döneminin akabinde yeniden hız kesmeden eğlenmeye başlayan gençler, geceyi geçirecekleri odaları ayırmışlardır bile. Ancak bilmedikleri önemli bir detay vardır. Sanatoryumda mutantlar dolaşmaktadır. Üstelik pek de dost canlısı değildirler hani. Sabahı eden kahramanlarımız,arkadaşlarında birinin ortadan kaybolduğuna şahit olurlar. Zamanla neyle karşı karşıya olduklarını keşfedecek olan gençler, birer birer kıyıma uğrasalar da kurtulmak için önemli bir fırsata sahiptirler. Dışarıda devam eden yoğun tipiye rağmen, eğer buradan sağ salim çıkmak istiyorlarsa bazı fedakarlıkları da göz önüne almak zorundadırlar.
Serinin diğer filmleri;
Wrong Turn (2003)



İyi; Wrong Turn serisine ilişkin pek çok bilinmeyenin cevabını bulabileceğiniz bir yapım.
Kötü; İlk üç filmdeki klişe orman sahnelerinin olmaması ve filmin tarzının farklılaşması ilk göze çarpan dezavantajlar arasında.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Wrong Turn 3: Left for Dead (2009)

Wrong Turn 3: Left for Dead (2009)
Teen Slasher tarzının kült filmi olma yolunda ilerleyen "Korku Kapanı"serisinin bu yapımının, içerik olarak kendisini baya bir geliştirmiş olduğu hemen göze çarpıyor. Her daim görmeye alışık olduğumuz eğlenmeye ıssız bir yerlere gelen gençler ve başlarından geçen dehşet dolu saatlerin yanına bu kez bir de azılı mahkumlar eklenince, ormandaki mutantlı kovalamacalı curcuna daha da artmış. Dahası bir de sahibi olamayan çuvallar dolusu paranın da ortaya çıkması, her an güç dengelerinin değişebileceği anlamına geliyor...
 Wrong Turn 3: Left for Dead (2009)
 Alex ve üç arkadaşı manzara olarak gayet güzel, gözlerden uzak bir ormana kampa giderler. Kamp her zamanki Hollywood gençlik filmleri gibidir, anlarsınız işte söze gerek yok:D Çok geçmeden enerjik gençler bir anda daha ne olduğunu anlayamadan, Three Fingers adı ile ormana nam salmış bir mutantın saldırısına uğrarlar. Tabii ormanda bu kovalamacayla vs baya bir şenlenir. Three Fingers' ın saldırılarından sadece esas kızımız Alex kendisini kurtarabilmiştir. Ancak bu arada Alex, oraya koş buraya saklan derken, ormanın derinliklerinde kaybolmuştur ve halihazırda av pozisyonundadır. İşte tam bu sıralarda saklandığı yerden kendisine yaklaşan birilerinin olduğunu sezer ve hamle yapar. Boom !
Kasabanın azılı suçlularının tutulduğu hapishanede bir nakil hazırlığı gözlenmektedir. Nakledilecek olan mahkumlar, hapishanenin en eli kanlı birinci sınıf katil olarak bahsedebileceğimiz tehlikeli kişilerdir. Özellikle Chavez ve Floyd tam baş belalarıdır. Transfer sırasında Chavez ve Floyd'un yanı sıra, onlara göre sicilleri bir hayli silik kalan birkaç mahkum daha nakil taşıtında olacaktır. Müdür tarafından transfer işlemi sırasında,en ufak bir sorun çıkmaması talimatı ile gardiyan Nate göreve çağrılır. Nate güvenilir bir o kadar da başarılı bir isimdir. Ayrıca bu göreve layık görülmesinde, nakil güzergahı üzerindeki geniş ormanlık arazideki kasabada çocukluğunun geçmiş olması bir hayli etkilidir. Özellikle hapishane istihbaratına takılan transfer sırasında Chavez'in bir firar planı olduğu düşüncesi üzerine, bu önemli görevde mahkum kılığına giren bir polisle beraber Nate görev alacaktır. Polisin kimliğini ise Nate dışında o taşıtta olan kimse bilmeyecektir. Ekip göreve hazırdır ve yolculuk başlar.
Wrong Turn 3: Left for Dead (2009)
Nate, Chavez'in firar planları üzerine, yol haritası değiştirilen nakil aracında uzun bir süre herhangi bir aksilik yaşanmadan, Alex ve arkadaşlarının kamp yaptığı alana kadar ulaşılmıştır bile. Bu arada nakil taşıtına bir saldırı gerçekleşir ancak bu tahmin edilenin aksine Chavez'in planladığı bir saldırı değildir. Ağır bir kaza geçiren kahramanlarımız nakil otobüsünün kullanılamaz hale gelmesi ve telsizle yardım çağıramamaları üzerine, ormanı geçerek yeniden saatler önce ayrıldıkları şerifin ofisine dönmek amacıyla yola çıkarlar. Zifiri karanlığın arasında 2 gardiyan, 4-5 mahkum ve bir mahkum kılığındaki gizli polis Nate önderliğinde ilerlemeye başlarlar. (Ne ekip ama :D) Çok geçmeden karşılarına Alex çıkar. Artık ormanda mağdur kalan Alex de Nate'in isteği üzerine onlara katılacaktır...


İyi; 
Kurguya eklenen azılı mahkumlar ve paylaşılamayan yüklü para; ormandaki mutant rutinini biraz daha ilgi çekici hale getirmiş.
Kötü; Serinin diğer yapımlarına göre daha az mutantlı sahne yer alıyor. Final daha iyi olabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

Wrong Turn (2003)

Tepenin Gözleri serisi ile beraber en iyi mutant yaratıklar ve hayatta kalma temalı gençlik filmlerinin başında gelen “Wrong Turn” serisi,izlerken kesinlikle sıkılmayacağınız korku ve gerilim öğelerinin yanı sıra bir hayli de eğleneceğiniz yapımlardan...
Chris önemli bir iş görüşmesine yetişmek amacıyla bütün parasını uçak biletine değil de tutkunu olduğu Mustang arabasına yatırmış,tıp eğitimi alan sorumluluk sahibi bir gençtir.Arabasıyla ilerleyen Chris,otoyolun tıkanması üzerine kestirmeden trafiği atlatmak için,ıssız bir taşra yoluna sapar.Burada görünüş itibari ile pek de tekin olmayan bir adamdan yol hakkında yardım alır ve onun gösterdiği harita üzerindeki tali yol hattından ilerlemeye devam eder.Toplantıya yetişebilmek için hız yapmaya başlayan kahramanımız ansızın önüne çıkan park halindeki bir jeepe çarpar.Neyse ki bu olaydan ciddi bir yara almayan Chris’in etrafını maceraperest bir genç grubu sarar(Jessie,Carly,Scott,Evan ve Francine) ve onlar tarafından neden bu kadar hızlı gittiği konusunda sorguya çekilir.Kısa süreli bir münakaşanın ardından gençler aralarındaki problemleri hallederler ve ortamın yatışması ile tanışma fırsatı bulurlar.Anlaşılana göre onlarda mağdurdur.Çünkü birisi yolun üzerine dikenli tel bırakarak kaza yapmasına neden olmuştur.
 
Gençler Evan ve Francine’yi arabaların yanında bırakıp,Chris’in de onlara katılmasıyla ormanın derinliklerinde yardım aramaya çıkarlar.Çok geçmeden etrafında araba enkazlarının bulunduğu,döküntü bir baraka bulurlar.Kapıyı çalan kahramanlarımız içerde birisinin olmadığını anlayıp,Chris’in fikri ile içeri girmeye karar verirler.Amaçları bir telefon bulmak ve yardım çağırmaktır.Barakaya giren kahramanlarımız burasının iğrenç bir yer olduğu konusunda hem fikirdir.Dahası evin her yerinde parçalanmış insan uzuvları vs vardır.Bu lanet kulübe dakikalar geçtikçe daha da berbat bir yer haline dönüşmektedir.Gençler tam bu garabet yerden uzaklaşacakken dışarıdan eve yaklaşan bir kamyonetin geldiğini görürler.Barakaya bakılınca burada nasıl birilerinin yaşadığı bilmecesinin cevabı kahramanlarımız dehşete düşürür.Hemen evin arka kapısından tüymeyi düşünürler.Ancak kapının kapalı olduğunu fark ederler.Bu sırada evin sahipleri ön kapıdan içeri girmeye başlamıştır bile.
 
Geride bıraktıkları arkadaşlarının mutantlar tarafından parçalanarak korkunç şekilde öldürülmelerine şahit olan kahramanlarımız paniklerler ancak bu lanet yerden çıkmak istiyorlarsa sessiz olmalıdırlar.Scott sorumluluk alır ve bu işin üstesinden gelebileceğini söyler.Ancak  bazı aksilikler sonrasında planları sekteye uğrayan gençler Chris de hayatını riske atar.Neyse ki sadece bacağından yaralanmıştır ve kızlarla beraber anahtarı üzerinde olan mutantların boşalttığı kamyonete ulaşmayı başarır.Tam işler yolunda gitmeye başlamışken Scott’ın gözleri önünde öldürüldüğünü gören gençler yeniden dehşete kapılırlar.Özellikle Scott’ın sevgilisi olan Carly;erkek arkadaşının katledilmesinin ardından bu lanet ormandan ve vahşi mutantlardan kurtuluş yolu olmadığını hissetmeye başlar.
 Kamyonetin arızalanmasının ardından yürüyerek ormandan kurtulmaya çalışan Jessie,Carly ve Chris,bir yangın kulesine rastlarlar.Olabildiğince ağaçlarla kaplı bu medeniyetin girmediği arazide kule sayesinde olası bir telsize ulaşabilecek olan kahramanlarımız,bu sayede yardım çağırabileceklerini umarlar.Kuleye tırmanan gençler tahmin ettikleri gibi bir telsiz bulurlar.Ancak çok eski olduğu her halinden belli olan bu telsizi çalıştıramazlar.Bu sırada gecenin karanlığı ormanı kelimenin tam anlamıyla bir zindana çevirmiştir.Karanlığı bozan tek şey ise ellerinde meşalelerle iz süren mutant ailedir...


Serinin Diğer Filmleri;
Wrong Turn 2: Dead End (2007)
Wrong Turn 3: Left for Dead (2009)
Wrong Turn 4: Bloody Beginnings (2011)

İyi;Türünün en iyi temsilcilerinden biri.Son ana kadar soluksuz seyir zevki sizleri bekliyor.Ayrıca orman sahnelerinin ve özellikle yangın gözlem kulesi bölümlerinin gayet başarılı olduğunu ekleyeyim.
Gereksiz;Klişe teen slasher yapımlardan pek farkı yok açıkçası.O nedenle fazla beklentiye kapılmadan izlemenizi öneriyorum.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;