Güncel İncelemeler;

Rammbock (2010)

Rammbock (2010)
Michael eski kız arkadaşını (Gabi) ziyaret etmek için Berlin'e döner.Eve gittiğinde Gabi'nin orda olmadığını fark eder.Tadilat yapan iki işçiden kız arkadaşının nerde olduğunu öğrenmeye çalışırken,ansızın olanlar olur.Dışarıda büyük bir gürültü kopmuş,insanlar delicesine şiddet eğilimi göstererek etrafa saldırmaktadır.
Rammbock (2010)
Harper isimli genç işçiyle beraber Gabi'nin evinde mahsur kalan Michael,çok geçmeden neler olup bittiğini anlar.Tv yayını bozulsa da radyodan aldıkları bilgiler sonrasında hızla yayılmakta olan bir virüsün insanları zombilere çevirerek saldırganlaştırdığını öğrenir.Öte yandan binanın avlusu onlarca vahşi zombiyle dolmuştur bile.Ne pahasına olursa olsun Gabi'ye ulaşmak isteyen kahramanımız, Harper ve kendisi gibi hayatta kalmayı başarmış birkaç apartman sakiniyle birlikte hareket etmeye karar verir.Salgın vücut sıvılarıyla yayılmaktadır ve dönüşmeden önce kullanılabilecek sakinleştirici maddeler şiddet eğilimi azaltmaktadır.Bunun üzerine madde bağımlısı komşularından birinin evine girerek sakinleştirici madde stoklamak isteyen kahramanlarımız kendilerini tehlikeli bir köşe kapmaca oyununun içerisinde bulurlar.Olay tahmin ettiklerinden çok daha vahimdir.Tüm şehir virüs sonrası istila halindedir ve görünürde bir kurtarma ekibi de yoktur hani...En nihayetinde kazara Gabi ile karşılaşan Michael,kapana kısıldıkları apartmandan kurtuluş için  plan yapmaya başlar.Hayatta kalabilmek için acele etmelidirler...
İyi;Enteresan bir atmosfere sahip,sürükleyici bir salgın-virüs temalı yapım.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı.Genel olarak daha realistik bir zombi filmi olarak düşünülebilir.
Kötü;Süre olarak çok kısa.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2015 | Etiketler : | | | |

Who Am I (aka Kein System ist sicher) (2014)

'Hack yapmak büyü gibidir.Her ikisi de başkalarını aldatma üzerinedir.14 yaşımdan beri tüm zamanımı bilgisayar önünde geçiriyorum.Programlama dillerini öğrendim.İlk sistemimi hackledim.Sonsuz olasılıklı bir evren...İlk kez bir şeyde iyi olduğumu hissettim.Gerçek hayatta ben birler arasında bir sıfırdım.Bir zavallı,bir ezik,bir ucube...Fakat internette bir aidiyet duygusu hissettim.'
Genç bir hacker olan Benjamin,artık yeteneklerini ispatlayabilmek için büyük oynamaya karar vermiştir.Okulda hoşlandığı kız arkadaşı Marie'nin gözüne girebilmek için ilk büyük hack denemesini planlayan kahramanımız,okulun veri tabanına sızarak sınav sorularını ele geçirme niyetindedir.Ancak her şeyi eksiksiz planladığını düşünse de son anda güvenliğe yakalanmaktan paçayı kurtaramaz.Cezasını toplumsal hizmet adı altında 'temizcilik' yaparak çekmek zorunda kalan Benjamin,kendisiyle benzer kaderi paylaşan Max ile tanışma fırsatı bulur.Max,Benjamin'in bilgisayardan anladığını söylemesi üzerine onu test etmeye karar verir.Yeteneklerini ispatlamakta zorlanmayan kahramanımız Max'in gözüne girmeyi başarır.Yazılım ustası Stephan ve donanım manyağı Paul ile birlikte ufak bir hack timi olan Max,Benjamin'i de aralarına katılması hususunda ikna eder.Çok geçmeden kahramanlarımız beraber çalışmaya ve ses getirir eylemler yapmaya başlamıştır.Öte yandan kendilerine bir isim bulmayı  da ihmal etmezler.Sanal dünyada ve yer altında CLAY adıyla anılan Max ve çetesi kendilerine hedef olarak Fr13nds isimli dünyaca ünlü bir hack topluluğunu seçmiştir.Onların dikkatini çekmek ve becerini ispatlamak isteyen kahramanlarımız işledikleri siber suçlar sonrasında polisin takibine takılırlar.Artık işler çok daha karmaşık bir hale gelmiştir.Zira siber suçlar bürosu yetmezmiş gibi bir de  Fr13nds'in  soluğunu enselerinden hissetmeye başlarlar.Artık CLAY'in varlığı tamamen Benjamin'in omuzlarındadır...
İyi;İnternet ve hack üzerine yapılmış son yılların en iyi gerilim filmlerinden biri.Alman menşeli sıradışı bir yapım.Başarılı oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Ayrıca finalin de filmin kalitesini yakışır şekilde olduğunu ekleyeyim.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Fracture (2007)

Ted Crawford kendisine ait bir havacılık şirketinde mühendis olarak çalışan son derece zeki bir adamdır.Karısının genç bir sevgilisi olduğunu öğrendiğinde ise aldatılmayı kabullenemeyip her ikisini de cezalandırmaya karar verir.Öte yandan eşinin aşığının dedektif olması işleri daha da karıştıracaktır.İhanetin bedelini ödetmek isteyen Crawford,saat gibi işleyeceğini umduğu zekice bir plan yapar.
Willy Beachum kariyerinde giderek zirveye tırmanan başarılı bir kamu avukatıdır.Baronun yaptığı teklif sonrasında çok daha iyi imkanlar ve yüksek paralara çalışmaya hazırlanırken,arkadaşlarının basit dava olarak adlandırdığı Crawford cinayeti için görevlendirilir.Ted Crawford,karısını ağır yaralamakla suçlanmaktadır.Zira polisler eve baskın yaptığında ona ait suçun işlendiği silahla yakalanmıştır.Ayrıca Ted'in karısına ateş ettiğini itiraf etmesi davanın kolay lokma olacağını göstermektedir.Beachum ön hazırlık dahi yapmaya gerek duymadan davaya dahil olur.Mahkeme huzuruna çıkan Ted,avukata ihtiyacı olmadığını söyleyerek herkesi şaşırmayı başarır.Beachum ise yeni ofisine taşınma arifesinde son mahkemesinden de galip ayrılacağından emindir.Ne de olsa Ted kendisine ait bir silahle karısını yaralamış ve üstelik olan biteni de itiraf etmiştir.Tek celse de davayı kapatacağını düşünen kahramanımız,balistikten gelen raporlar sonrasında köşeye sıkışır.Ted'e ait olan silah asla ateşlenmemiştir.Peki cinayet silahı şu an nerededir?Dava başka bir seyir kazanmıştır.Kariyerinde mağlubiyet olmayan Beachum ise bu denli kolay alt edilmeye razı olmayacaktır...
İyi;Oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Gizem seviyesi de tatmin edici.
Kötü;Kadroda Anthony Hopkins ve Ryan Gosling gibi iki değerli oyuncu olmasa senaryo olarak vasat kalabilecek,genel olarak sıkıcı bir yapım.Şahsen polisiye-gerilim,suç-gerilim filmlerinde daha fazla zeka parıltısı görebilmek yapımın kalitesinde belirleyici oluyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ocak 2015 | Etiketler : | | | | |

Lost Place (2013)

Lost Place (2013)
HAARP: Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı.Soğuk Savaş'ın zirve yaptığı 1982 yılında Güneybatı Almanya'da konuşlanan Birleşik Devlet Ordusu yüksek yoğunluktaki elektromanyetik dalgalarla deneyler yapmaya başladı.İddialara göre amaç havayı kontrol altına almaktı.Bölgede art arda yaşanan 28 ölümcül vakadan sonra program iptal edildi ve tüm tesis kapatıldı.Ta ki günümüze dek...
Lost Place (2013)
Gps sayesinde koordinatlarını edindikleri bir noktada hazine avı düzenlemek için internet üzerinden bir araya gelen bir grup genç, Palatinate ormanın derinlerine yolculuk ederler.Eğlenceli başlayan gezi koordinatların peşinden sürüklenen gençleri eski bir askeri üsse götürür.Çevrelerindeki yüksek radyasyon,ölüm tehlikesi vs gibi uyarılara aldırmayarak her halinden terk edilmiş olduğu anlaşılan tesise giren kahramanlarımız etrafı keşfe koyulurlar.Çok geçmeden değerli hazinelerinin civardaki küçük bir gölün içerisinde olduğunu anlayan gençler buldukları kutudan çıkanlar sonrasında epey hayal kırıklığı yaşarlar.Olanları boş verip tesise dönüp eğlence yolları arayan kahramanlarımız Jessica'nın fenalaşması ile bir şeylerin yolunda gitmediğini hissederler.Öncesinde kullandıkları uyuşturucunun yan etkisi olarak düşünseler de bir şeylerin yolunda gitmediği aşikardır.Dahası sanılanın aksine ormanda yalnız olmadıklarını anlarlar.Özel radyasyon koruma kıyafetleri olan bir adam çıkagelmiştir...
İyi;Gizem seviyesi fena olmayan,orta karar bir grup genç temalı gerilim filmi.Aslında filmin ilk çeyreği itibariyle daha fazla şey vaad ettiğini ancak giderek kısırlaştığını eklemeliyim.Bu filmi sevenlerin Chernobyl Diaries (2012) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Kurgu kademeli olarak sürükleyiciliğini yitiriyor,klişeler de eklenince vasatın üstüne çıkamıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |

The Woods (2006)

The Woods (2006)
Ailesiyle yaşadığı problemler sonrasında evinden ayrılmak zorunda kalan Heather,ormanlık bir arazi içerisinde bulunan eski bir yatılı okula gönderilir.Yaklaşık yüz yıllık bir tarihe ve büyük bir geleneğe sahip olan okulda yeni kız olmanın zorluklarını yaşayan kahramanımız adapte olabilmek için yoğun çaba harcamaktadır.Zira annesiyle arasını düzeltip eve dönebilmesinin yolu başarılı bir öğrenci olmaktan geçmektedir.
The Woods (2006)
Sadece özel (seçilmiş) öğrencilere burs sağlayan okulun yöneticisi Ms.Traverse,Heather'in şanslı bir kız olduğunu söyleyerek kurallara uymasını konusunda tembihler.Öte yandan Marcy isminde bir arkadaş edinen kahramanımız zamanının çoğunu onunla geçirmektedir.Akşamları ışıklar kapatıldığında ise yatakhaneye ormandan gelen ürpertici sesler ve fısıltılar en büyük düşmanı olmuştur.Hocalarla anlaşmakta zorluklar yaşayan Heather,okulun popüler kızı Samantha'nın da kendisine tavır yapması sonrasında giderek içine kapanmaya başlar.Geceleri ise gördüğü korku dolu kabuslar,gözüne uyku girmesini engellemektedir.Artık daha fazla dayanamayacağını anlayan kahramanımız çok geçmeden diğer kızların da orman konusunda çeşitli çekinceleri olduğunu anlar.Dahası sınıf arkadaşları birer birer kaybolmaya başlamıştır.Ms.Traverse ise bu durumu hafife almakta,ormanda bir şeylerin yolunda gitmediğini göz ardı etmektedir.Bir an önce ailesine ulaşıp okuldan ayrılmak isteyen Heather,okulun geçmişine ait bir takım karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalacaktır.Orman nefes almaktadır...


İyi;Gizem yönü tatmin edici.İnsanı geren kasvetli bir atmosfere sahip.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı. 
Kötü;Büyük bir bölümü durağan ilerleyen yer yer epey sıkıcı bir hale bürünen orta karar bir gizem-gerilim yapımı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ekim 2013 | Etiketler : | | | | |

Antichrist (2009)

Antichrist (2009)
Lars von Trier imzalı "Antichrist" filmin giriş bölümünde de bahsi geçtiği gibi Tarkovski sinemasına atıflar içeriyor.Tanıdık olmayanlar için Andrey Tarkovski'nin sinemasını kısaca özetlersek;genel izleyici kitlesini tatmin etmek güdüsü içermeyen,çoğunlukla anlamsız bulabileceğiniz diyaloglarla süslü,final bölümünde iyi-kötü,doğru-yanlış önermeleri içermeyen,genelde buhranlı atmosfere sahip tanıdık kurgu kalıplarından farklılaşan yapımlar barındırır.
Genç bir çift minik oğullarını ihmal ederek diğer odada seks yaparlarken,çocuklarının camdan düşerek ölmesi üzerine büyük bir depresyonun içerisine sürüklenirler.Annenin daha büyük bir yıkım yaşaması üzerine aynı zamanda psikiyatrist olan baba hastane dışında gözlerden uzakta baş başa kalabilecekleri bir yerde terapiyi sürdürmeyi planlar.Daha önce birlikte hoş vakit geçirdikleri sık bir orman ağıyla çevrili kulübenin yolunu tutan kahramanlarımız,ilişkilerine yeni bir şans verme arayışındadır.Ancak sanılanın aksine yalnızlığın kendilerine iyi geleceğini düşünseler de annenin saldırgan doğası işlerin daha da çığrından çıkmasına sebep olacaktır.Dört bölümden oluşan (“Keder“, “Acı“, “Umutsuzluk” ve “Üç Dilenci”) yapım sığ çevreler tarafından erotizmin ağır bastığı belirgin bir finalle sonlanmayan,herhangi bir amaç barındırmayan manasız bir yapım olarak lanse edilse de,yönetmen koltuğunda oturan Lars von Trier her zaman olduğu gibi yine hafızalarda yer edinecek üst düzey bir yapımı sinema tarihine kazandırmış.Genel hatları itibariyle kadın doğası ve yaratılışı üzerine tüm çıplaklığıyla yalın önermeler sunan "Antichrist" muazzam görsel anlatımla birleşerek salt korkunun iliklerde hissedilmesini sağlıyor.Buhranlı atmosfere ek olarak hayvanlar aracılığıyla simgeleştirilen metaforlar ve acı-keder kavramlarının en iyi şekilde hissettirilebileceği arketipler başarıyla yansıtılmış.Tarkovski'nin daha çok yağmurlu atmosferden de destek alarak hüzünlendiren seyirciyi bunaltan,tematik olmayan daha kaotik işleyişi Trier tarafından şiddet ve cinselliğin ön planda tutulması ile sağlanmış.

Özetle;ormanda ıssız bir kulübede teorikte birbirlerine en yakın olan ama doğası gereği yıldızları barışmayan çiftimizin yaşadıkları trajediyi oraya gömerek yeniden eski hayatlarına dönme ümitleri...
İyi;Atmosfer,oyunculuk,lirik anlatım...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

Antikörper (aka Antibodies) (2005)

Antikörper (aka Antibodies) (2005)
Uzun süredir Alman polis departmanını peşinden sürükleyen seri katil Gabriel Engel,en sonunda sansasyonel bir baskınla adalete teslim edilmiştir.Kurbanlarını erkek çocuklar arasından seçen sapık katil,yakalanmadan hemen önce Laura isimli küçük bir kızın da günahına girmiştir.Laura'nın katledilmesiyle olaya dahil olan küçük bir kasabanın şerifi Michael şehre davet edilerek araştırmanın odağı haline gelmiştir.Zira Engel diğer polislerle konuşmayı reddederek sadece Michael'ın sorularına cevap vereceğini söylemektedir...
Engel'in diğer cinayetleri itiraf etmesine rağmen minik Laura'ya dokunmadığını ancak onun kim tarafından öldürüldüğünü bildiğini söylemesi soruşturmayı bir başka boyuta taşımıştır.Michael ile ilk karşılaşmasından itibaren sürekli onun üstüne oynayan Engel,masum bir insan olmadığını onun da kendisi kadar günahkar olduğunu düşünmektedir.Michael'la sohbetlerinden arta kalan zamanlarda sürekli bir not defterine boya kalemleri ile bir şeyler karalayan Engel,kırk tilkinin dolaştığı kafasında yeni planlara yoğunlaşmaktadır.Öte yandan Laura'nın iç çamaşırlarında Engel dışında bir başkasının da sperm örneklerinin bulunması kasabadan birilerinin azılı katilin iş birlikçisi olabileceğine işaret etmektedir.Geçmişten beri enset ilişkilerin yaygın olduğu kasabada erkeklerin tamamının dna saptaması için örnek vermesini isteyen Michael bir yandan kariyer olarak zirveye tırmandığını hissetse de öte yandan Engel'ın kafasına soktuğu bazı fikirler adeta bedenini zehirlemektedir.Eşi ve çocuklarına karşı kaba davranışlar sergilemeye başlayan kahramanımız,13 yaşındaki oğlu Christan'ın sorunlu ergenlik döneminde şiddete eğilimli olduğu gerçeğini yeterince önemsememektedir.
Uzun uğraşlara rağmen halen Engel'i konuşturmayı başaramayan Michael,psikolojik avantajını da tamamen kaybetmiştir.En başından beri onun sapkın bir günahkar olduğunu,kendisininse sıradan bir hayat yaşayan ahlaklı,masum bir insan olduğunu düşünen Michael giderek çirkinleşmeye başlayan diyaloglar sonrasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu cevabını vermekte zorlanmaya başlar.Dinine bağlı koyu bir katolik olan kahramanımız duygusal gel-gitler içerinde bir an evvel Laura'nın nasıl öldürüldüğünü Engel'in itiraf etmesini sağlamaya odaklanmıştır.


"Kötülük bir virüstür.Bulaşıcı ve yok edici.Sana bulaştı bile."
İyi;Kurgu son derece sürükleyici.Oyunculuk üst düzeyde.Hani bazı filmler damakta ayrı bir tat bırakırya işte onlardan biri.Polisiye-gerilimin yanı sıra dram yönü de ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gizem filmi.Atmosfer baştan sona etkileyici.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Picco (2010)

Picco (2010)
Almanya menşeli genç mahkumların yaşadığı sıkıntılar ve uyum sürecinin işlendiği yapım,ağır işleyen temposu ile zaman zaman buhranlı bir atmosfere bürünüyor.Geleceğe dair beklentilerin yok olması ve sonrasında güçlülerin dünyası edebiyatı...Esasında hapishanenin nerede olduğunun hiç bir önemi yok.Tipik grup dinamikleri burada da geçerli.(ot dağıtan kuryeler,patronluk taslayan kabadayılar,olan bitenlere göz yuman gardiyanlar vs...)Eğer yolunuz oraya düşmüşse kaybedeceğiniz hiç bir şeyiniz kalmamış demektir.Zamanla dış dünya sizinle ilişkisini keser ve sizin var olduğunuzu dahi belleklerden siler.İşte bu noktadan sonra elinizde pek de bir alternatif kalmaz.Artık hayata tutunmak istiyorsanız sistemin gereklerini yapmanız,güçlülerin yanında yer almanız gerekir.
Kevin ıslahevinin yolunu tutmuş genç bir mahkumdur.Dışarıdaki sorumsuz davranışları sonrasında kendisini bambaşka bir dünyada bulan kahramanımız;Tommy,Andy ve Marc ile beraber aynı hücreyi paylaşmak zorunda kalır.Yeni gelenlere Picco adının takıldığı sürekli aşağılanıp,alay edildiği yeni hayatında ayakta durmaya çalışan Kevin,zamanla hümanist yapısını kaybederek sistemin gereklerini uygulamaya başlamaktan çekinmeyecektir.Gündelik hayatının parçası haline gelen şiddet,baskılar ve zorbalıklar eğer ezenlerin tarafı olmazsa bertaraf olacağını göstermektedir.Yapılan haksızlıklara karşı gardiyanların da kayıtsız kalması ile kendi yolunu çizmek zorunda kalan Kevin'in öncelikli olarak yapması gereken üzerine yapışan Picco unvanından kurtulmaktır.Yaşadığı sıkıntılı dönemde kendisine tavsiyeler veren Tommy'nin fikirlerini başlarda benimseme de diğerlerinin saygısını kazanmak istiyorsa onlar gibi davranmalı,zayıf olanları ezmelidir.İlk adım olarak da böyle bir mekanda asla varlığına yer olmayan "suçluluk" duygusundan kurtulmalıdır.Ancak unutulmaması gereken bir kez kendisini kaybettiği anda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır... 


İyi;Pek çok klişenin yer aldığı sıradan bir hapishane filmi görüntüsünde.Ancak giderek tırmanan gerilimin,işin dram boyutuyla münasebeti başarılı şekilde yansıtılıyor.Değişen şartlar ve karşılaşılan güçlükler sonrasında insan doğasının gereklerinin ortaya çıkması ile neler yapabileceğinin gözlemlendiği,izlemenizi tavsiye edebileceğim iyi bir dram-gerilim filmi olduğunu da ekleyeyim.Bu arada finali de enteresan hani...
Kötü;Bazı sahneler üzerinde anı yansıtabilmek için gereğinden fazla durulmuş.Sonuç olarak bu da kurgunun ağır şekilde ilerlemesine neden oluyor.   
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2012 | Etiketler : | | |