Güncel İncelemeler;

The Babadook (2014)

The Babadook (2014)
Amelia,doğumu esnasında kendisini hastaneye yetiştirmeye çalışan eşini talihsiz bir kaza sonrasında kaybeder.Deyim yerindeyse oğlunu kucağına aldığı gün eşini toprağa verir.Yıllar sonra dahi eşinin ölümünü kabul etmekte zorlanan kahramanımız ele avuca sığmayan yaramaz oğlu Samuel'le birlikte yaşamını sürdürür.
The Babadook (2014)
Yaşlı hastalara bakım yapan ve onlarla ilgilenerek geçimini sağlayan Amelia,oğlunun haylazlıklarından bunalıp yalnızlığın da etkisiyle stres dolu depresyonlu bir döneme sürüklenir.Zira Samuel'in akranlarına göre hiperaktif olmasının yanı sıra hırçın karakteri ve zaman zaman çevresindekilere zarar verir tutumları Amelia'nın öz kız kardeşi de dahil olmak üzere herkesi bunaltmıştır.Oğlunun okuldan uzaklaştırma cezası almasıyla işini bir kenara bırakıp günlerinin tamamını onunla birlikte geçirmeye başlayan Amelia,dış dünyadan izole evin içerisine kapanmak zorunda kalır.Samuel'i uyutabilmek için her gece masallar okuyan kahramanımız Samuel'in seçtiği ve rafa nasıl geldiğini hatırlayamadığı kırmızı ciltli 'The Babadook' isimli kitabı okumaya başlar.Kitapta söz edilen ve geceleri geldiğinden bahsedilen Babadook sayfaları okumaya devam ettikçe giderek ürkütücü bir hal alır.Amelia hemen kitabı kaldırıp Samuel'e bir daha Babadook'dan söz etmemesini tembih etse de  iş işten geçmiştir.Samuel kitabı takıntı haline getirip Babadook'un annesini ele geçirmeye çalıştığını düşünmeye başlar.Öte yandan geceleri evden gelen takırtılar Amelia'nın uyku düzenini alt üst eder.Uzunca bir süre işe gitmemeye ve dinlenmeye karar veren kahramanımız Samuel yetmezmiş gibi bir de uykusuzluktan muzdarip bitkin düşer.Geceler kabusa dönüşmüş,zaman geçmez olmuştur.Öncesinde silik birer fısıltı olarak kalan düşünceler giderek güçlenip Samuel'in söylediklerini doğrular gibidir..Kitapsa her ne kadar yok etmekle uğraşsalar da bir şekilde karşılarına çıkmaktadır...
İyi;Oyunculuk ve gerilim dolu atmosfer başlıca artılar.Düşük bütçeli olmasına rağmen şans verilmesi gereken bir alternatif.
Kötü;Zaman olarak uzun bir yapım olmasa da yer yer kopuk ilerleyen kurgu sıkcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Kasım 2014 | Etiketler : | | |

Wolf Creek 2 (2013)

Wolf Creek 2 (2013)
Wolf Creek (2005) izleyenlerin hatırlayacağı üzere bir grup trustin eğlenceli başlayan Avustralya gezilerinin "Wolf Creek" milli parkına gelmeleri ve devamında gerilimin dolu hayatta kalma savaşlarını konu edinen orijinal fikirler barındıran bir yol-gerilim filmiydi.Serinin devam filmi ise yine aynı kurguda üstelik daha fazla aksiyon ve bol kanlı sahneler vaad ederek kaliteyi bir üst seviyeye çıkarıp korku-gerilim severlerin yüzünü güldürmeyi başarıyor.
Wolf Creek 2 (2013)
Avustralya'da turistik seyahat için bulunan Alman turist çift Rutger ve Katarina gezilerinin bir bölümde "Wolf Creek" milli parkına uğrarlar.Karanlığın bastırmasıyla ıssız,çorak arazide otostop çekecek araç bulamayan gençler dışarıdaki soğuğa aldırmadan çadır kurmak zorunda kalırlar.İyice dinlenip günün ilk ışıklarıyla haritada gözlerine kestirdikleri en yakın kasabaya yürümeyi planlarlar.Ancak gecenin bir yarısında dışardan gelen gürültülere uyanan kahramanlarımız bir taşıtın çadırlarının yanına geldiğini fark ederler.Taşıttan inen adam (Mick) tarafından kısmi bir sorguya çekilen gençler,Mick'in yakın bir kasabaya bırakma teklifini düşünürler.Her halinden lokal biri olduğu anlaşılan Mick'i gözü tutmayan Rutger kibarca teklifi reddeder.Öte yandan İngiliz turist Paul arabasıyla yakınlardan geçmektedir...
"Gözü dönmüş, silahlı bir adamın Avustralya'nın ücra köşelerinde turistleri avladığı iddialarına rağmen,İngiliz turist Paul Hammersmith önce Wolf Creek Bölgesi'ndeki bir dizi faili meçhul cinayette "olası sanık" olarak addedildi.Sorgulama sırasında sinir krizi geçirdi ve İngiltere'ye sınır dışı edilerek Merseyside'daki Ashworth Hastanesi'nde tam zamanlı bakım ünitesine yerleştirildi.Şu anda "daimi sakin" statüsünde bulunmaktadır."
İyi;Avustralya menşeli korku-gerilim filmlerine karşı her zaman büyük sempati duymuşumdur."Wolf Creek" gerek başarılı mekan ve sahne seçimleri  gerekse sürükleyici kurgusuyla boş geçmemeniz gereken bir yapım.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mayıs 2014 | Etiketler : | | |

Gone (2006)

Gone (2006)
Sophie,Alex çifti tatil yapmak amacıyla Avustralyayı seçip güneşin ve kumsalların tadını çıkarmaktadır.Günün birinde Alex,Taylor isimli gizemli bir Amerikalı ile tanışır.Yakışıklı ve sempatik görünümlü Taylor,Alex'i kendisiyle yolculuk yapmaya ikna eder.Ne de olsa otobüsle dolaşmak yerine kafa dengi Taylor'ın arabasıyla gezmek daha caziptir.
Gone (2006)
Sophie'yi almak üzere kumsalları ve denizi bırakıp onun yanına gidecek olan ikilimiz barda tanıştıkları kızlarla ufak bir kaçamak yapmayı da ihmal etmezler.Sophie ile buluştuklarında ise onun da ilgisini çekmeyi başaran Taylor,genç çifti gidecekleri yere kadar götürmeyi teklif eder.Beraber son derece iyi zaman geçiren kahramanlarımız ülke çapında ufak bir tura çıkarlar.İstedikleri yerde kamp yapıp,nerede gece oradan sabah eğlenirler.Ancak çok geçmeden ağızlarının tadı kaçacaktır.Alex,Taylor'ın kaçamak yaptıkları geceye ait çektiği bir fotoğrafı sakladığını öğrendiğinde artık onunla yolculuk yapmanın pek de iyi bir fikir olmadığı düşünmeye başlar.Öte yandan Taylor'ın Sophie'ye yakın ilgisinden sıkılmaya başlayan Alex,kız arkadaşını alarak kendi yollarına gitmeyi dillendirir.Taylor'ı kırmadan yollarını ayırmayı planlamaktadır. Halihazırda Alex'le tanışmadan önce otobüs biletleri edinmiş ve eve dönüş yolu için alternatifini hazırlamıştır.Ancak ne yazık ki yolda geçirdikleri kazanın ardından son otobüs seferini kaçırırlar ve bir süre daha birlikte kalmak zorundadırlar.Taylor hakkında Sophie'i uyaran Alex,ondan uzak durmasını ister.Sophie ise Alex'in giderek paranoyaklaşmaya başladığı hissetmektedir.



İyi:Sürükleyici kurguya sahip,oyunculuk ve mekan seçimlerinin tatminkar olduğu göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir gerilim filmi.Bu yapımı sevenler
A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) filmlerine de göz atabilirler.
Kötü;Klişe senaryo,tahmin edilmesi kolay final.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

Devil's Pass (2013)

Devil's Pass (2013)
2 Şubat 1959 gecesi dokuz dağcının ölümüyle sonuçlanan esrarengiz olay tarihte "Dyatlov geçidi vakası" olarak adlandırılır.Olayın geçtiği yer olan "Kholat Syakhl" Mansi dilinde ölüm dağı olarak çevrilmektedir.Olaya "Dyatlov" adının verilmesi ise dağcı grubun lideri olan Igor Dyatlov'e atfedilmesinden kaynaklanmaktadır.Esasında on kişiden oluşan ve 2 haftalık bir kamp için Ural dağının yolunu tutan gruptan bir kişi hasta olduğu için geri dönmüştür.Özetle ikisi kadın yedi erkek dağcı halen bilim insanlarının net bir açıklama getiremediği karanlık bir olay sonrasında yaşamlarını yitirmiştir.İşin garibi sıfırın altında yaklaşık 25 derece sıcaklığa rağmen bazıları çıplak şekilde bulunmuş,birisinin dilinin kesik olduğu bazı cesetlerin ise dışarıdan herhangi bir şiddet belirtisi olmamasına rağmen kaburga kemiklerinin kırık olduğunu saptanmıştır.Dahası üstlerinde yoğun miktarda radyasyon izine de rastlanmıştır.Bütün bunlara ek olarak olay yerine ilk ulaşan arama kurtarma ekibinden bir bayan sanılanın aksine dokuz değil onbir ceset saydığını söylemiştir.Dyatlov geçidi vakası halen sırrını korumaktadır...
Devil's Pass (2013)
Beş kişiden oluşan bir grup maceraperest Amerikalı genç,Ural dağlarına giderek "Dyatlov vakası" ile ilgili bir belgesel çekmeyi planlamaktadır.Jensen ve Denise liderliğinde organize olan kahramanlarımız yıllardır açıklanamayan gizemi çözmek için ellerinden geleni yapmaya niyetlidir.Yolculuklarını Kuzey'deki en son yerleşim birimi olan Vizhai'den Otorten Dağı'na kadar şekillendiren kahramanlarımız yıllar önce dokuz dağcının uğrayıp son biralarını yudumladıkları bara uğrayarak kendilerince totem yapmayı da ihmal etmezler.Birbuçuk günlük uzun bir tırmanışın ardından "Ölüm dağı"na ulaşan gençler havanın kararması sebebiyle kamp kurmak zorunda kalırlar.Sabah uyandıklarında ise kamp çadırlarının arasında sıradışı bir takım ayak izlerine rastlayan kahramanlarımız gerilmeye başlayacaktır.Ayak izleri insana ait olmadığı gibi bilinen herhangi bir hayvana da ait değildir.Bununla da kalmayıp aksilikler peş peşe gelmekte,üstlerinde bulunan tüm elektronik cihazlar bozulmaya başlammaktadır.Ne gps ne cep telefonu ne de pusula çalışmaktadır.Öte yandan kampın hemen yakınlarında sadece dışarıdan açılabilen eski bir Sovyet sığınağı kapısı keşfeden Denise ve Jensen grubun geri kalanını daha fazla panikletmemek için sessiz kalmayı seçer.Zira çekimler devam etmeli belgesel ne pahasına olursa olsun bitirilmelidir.Ancak çok geçmeden olayların daha da karmaşık hale gelmesi kapının ardında neler olduğunu sorgulamalarına neden olacaktır...

İyi;El kamarası teknikleriyle çekilmiş özellikle son bölümü ve finaliyle gerilim severlerin ilgisini çekebilecek başarılı bir alternatif.Gizem seviyesi tatmin edici,İlk yarısı itibariyle kurguda akışkanlık sorunları olsa da son çeyrek gerçekten sürükleyici ve iddialı.Hafızalara kazınabilecek kaliteli sahnelere sahip.Mekan seçimleri muazzam.
Bazı yararlı linkler;Dyatlov geçidi veya En Büyük Sır,Philadelphia Deneyi
Kötü;Oyunculuk vasat,büyük bir bölümü durağan tempoda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Storm Warning (2007)

Storm Warning (2007)
Urban Legend (1998),Valentine (2001) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen Jamie Blanks'in bir diğer korku eksenli gerilim yapımı olan "Storm Warning" izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Yönetmenin tarzını oluşturan maceraperest kurgunun gerilim dolu senaryo ile birleşimi keyifli bir seyir vaadediyor.
Genç,evli bir çift olan Pia ve Rob hafta sonu farklı bir şeyler denemek için tekneyle açılmaya karar verirler.Ancak akşam saatlerinde kara bulutların çökmesi ve fırtınanın giderek yaklaşması sonrasında günleri zehir olan kahramanlarımız,bir an evvel karaya çıkmak isterlerken yollarını kaybedip sığ bir bataklığın çevresine hapsolurlar.Dahası gel-git sebebiyle suların iyice çekilmesi tekneyi terk edip yollarına yürüyerek devam etmelerine neden olur.Şiddetli yağmurun bastırması sonrasında Rob'un önerisi üzerine ormandaki terk edilmiş görüntüsü veren izbe bir eve sığınan kahramanlarımız telefon bularak yardım istemeyi umarlar.Öte yandan evin hemen yanı başında bulunan büyük bir marihuana tarlasını keşfeden Rob,başları belaya girmeden hemen oracıktan uzaklaşmayı planlar.Anlaşılan normalde asla bulunmak istemeyecekleri bir yere kendi rızalarıyla girmişlerdir.Tam da bu sırada ev sahipleri çıka gelir.Jimmy ve Brett,babaları ile yaşayan asosyal,şiddet eğilimli kardeşlerdir.Gecenin bir yarısı evlerine izinsiz giren yabancılara karşı ise haliyle misafirperver olmaları beklenilemez.Bakalım genç çiftimiz şiddet ve taciz dolu geceden sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Sürükleyici kurgu,oyunculuk.
Kötü;Klişe senaryo,mantık hataları,sürprizden çok uzak final...Maalesef vasat bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Dark City (1998)

Dark City (1998)
1994 yapımı The Crow filmiyle ünlenen sıra dışı yönetmen Alex Proyas'ın yine akluofobi ağırlıklı gizem,bilim-kurgu karışımı eseri "Dark City" övgüyü hak eden son derece başarılı bir yapım.Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra eşsiz atmosferi ve çağın ilerisindeki vizyonu ile bilim kurguda çığır açan The Matrix'in de akıl hocalığını yapan Dark City,her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken yapımların başında geliyor.
John Murdock karanlık bir banyoda,kirli bir küvetin içerisinde uyanır.Sandalyenin üstüne bırakılan kıyafetlerini giydikten sonra nerede olduğunu keşfe çıkan kahramanımız vahşice işlenen cinayetlerin zanlısı olarak arandığını fark eder.Dedektif Burmstead ensesindedir.Üstelik peşindekiler sadece polisler de değildir...Aniden çalan telefon sonrasında kendisini doktor olarak tanıtan esrarengiz bir adamın bir deney sonrasında işlerin yolunda gitmediğini ve hafızasının silindiğini söylemesi üzerine,tüm bu kargaşanın içerisinde esas sorununa yoğunlaşmak zorunda kalan kahramanımız bir an önce o evi terk etmesi yönünde telkin edilir.Gerçekte nasıl biri olduğunu ya da cinayeti işlemiş olabileceği ihtimalini düşünmek için zamanı dahi kalmayan Murdock peşindeki gizemli yabancıları atlatabilmek için şehrin karanlığında dehşet verici bir yolculuğa zorlanır.Şehirde oradan oraya savruldukça,her gece yarısı saat 12 de zamanın durduğunu,siyahlar içerisinde etrafta dolaşan gizemli yaratıklar olduğunu fark eder.Kendisini büyük bir bulmacanın içerisinde kaybolmuş vaziyette hisseden Murdock,yeraltında yaşayan zamanı durdurabilen,insan beynine hakim olabilen tuhaf yaratıklarla tanışır.Dahası insanların geçmişlerini ve anılarını istedikleri şekilde manipüle edebilmektedirler.Öte yandan zaman durdurulmasından diğer insanlara kıyasla etkilenmediğini keşfeden Murdock,en başından beri tekin görünmeyen Dr. Schreber'ın yardımlarıyla karısıyla ilgili (Emma) bazı anılarını hatırlamaya başlar.Kahramanımız kendisini büyük bir savaşın içerisinde bulacaktır.Şimdi yapması gereken bir an önce neler olduğunu hatırlamak ve geleceğinin belirleyicisi olabilmektir...


İyi;Atmosfer,soundtrackler,oyunculuk,kurgu her şeyiyle mükemmel bir bilim-kurgu,gerilim örneği.Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan sahneleri ve insanı derinden etkileyen karanlık,gotik atmosferi ile tam bir baş yapıt.Zekice hazırlanmış diyaloglar ve nokta atışı verilen özenle hazırlanmış mesajlar da unutulmamalı...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Nisan 2013 | Etiketler : | | | | |

Black Water (2007)

Black Water (2007)
Grace,eşi Adam ve kız kardeşi Lee farklı bir şeyler yapmak için Kuzey Avustralya'ya tuzlu su timsahlarının yaşadığı bir östarine giderler.Planladıkları tatil gereği bot turuyla mangrove ağaçlarıyla çevrili göleti gezinecek olan kahramanlarımız,yanlarına aldıkları bir tur rehberi ile keşfe çıkarlar.Gel-git zonunda bulunan bölgede sular son birkaç gündür yükselmeye başlamıştır.Bundan ötürü türlü balıkların da uğrak yeri olması beklenen gölette hobileri olan avcılıkla da ilgilenebileceklerdir.
Jim isimli rehberleri önderliğinde küçük bir botla yola çıkan kahramanlarımız,suda fazla akıntının olmadığı bir noktayı seçerek balık avlamaya koyulurlar.Jim,eskiden tam da şu an bulundukları yerde yaşayan timsahların avlanarak bölge yakınlarındaki çiftliğe götürüldüklerini anlatır.Bu sırada ansızın botlarına şiddetli bir şekilde çarpan cisim alabora olmalarına neden olacaktır.Çok geçmeden büyük bir timsahın saldırına uğradıklarını anlayan kafilemizden ne yazık ki Jim diğerleri kadar şanslı değildir.Sudan hemen uzaklaşarak mangrove ağaçlarına tırmanan kahramanlarımız birkaç saat bekledikten sonra kendileri için yardıma gelebilecek kimsenin olmadığını düşünerek risk almaya karar verirler.Şimdi yapmaları gereken olabildiğince sessiz olmak koşuluyla tek kurtuluş yolu olarak gördükleri alabora olan botlarını çevirmektir.Ancak halen timsahın yakınlarda olabileceği gerçeği de tehdit olarak zihinlerinin bir kısmını meşgul etmeyi sürdürmektedir.


İyi;Tipik bir durum filmi.Kurgu ya da senaryo üzerine konuşulabilecek bir şey yok.Oyunculuk fena değil.Bu tarz köpek balıklı,timsahlı,anakondalı film sevenler Bait (2012),Rogue (2007) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Zaman zaman gerilim tırmansa da genel itibariyle sıkıcı bir yapım.Karakterlerin içinin doldurulmaması ve herhangi bir zeka parıltısına rastlanmaması  en büyük dezavantajlarını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Loved Ones (2009)

Avustralya menşeli son yılların en sıra dışı gerilim filmlerinden biri olan "The Loved Ones" özgün hikayesi ile epey ilgi çekici.Filmin başlangıcı ve son bölümü arasındaki tempo farkı başarılı şekilde planlanmış,final de sürprizlere gebe. 
Lise öğrencisi olan Brent yakın zaman önce stajyer ehliyetini almış,babasıyla beraber sık sık trafiğe çıkarak pratik yapan bir gençtir.Yine Brent'in direksiyonda olduğu günlerden birinde trafiğe çıkan ikilimiz,ansızın yolun ortasında beliren kanlar içindeki bir adam sebebiyle tehlikeli bir kaza atlatırlar.Babasının kendisi kadar şanslı olamamasından ötürü can vermesi Brent üzerinde büyük bir yıkım yaratmıştır.Aradan epey zaman geçmesine rağmen halen babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan kahramanımız,annesinin de bunu ima yoluyla hissettirmesi ile giderek bunalıma sürüklenmektedir.Çareyi uyuşturucu kullanarak ve metal müzik dinleyerek yaşananları geçici olsa da unutmakta bulan Brent,çocukluk döneminde de başı derde girdiğinde sığınak bellediği tepeye zaman zaman uğrayarak deyim yerindeyse nefes almaktadır.
Vahim olayın ardından yaklaşık altı ay geçmiştir ve lisede mezuniyet töreni yaklaşmaktadır.Törene kız arkadaşı Holly ile katılmayı planlayan Brent,Lola isimli gizemli bir kızın beraber gidelim önerisini reddeder.Lola okulun en tuhaf öğrencilerinden biridir.Görünüş olarak saplantılı,itici bir karakter profili çizerek herkesin uzak durduğu istenmeyen kişi pozisyonundadır.İşte bu nedenlerle Lola'nın teklifini kibarca geri çeviren kahramanımız,yine deşarj olmak için gittiği tepede gizemli bir adam tarafından kaçırılacaktır.Ayıldığında kendisini elleri kollu bağlı şekilde bir sandalyede oturtulmuş halde bulan Brent,asla tanışmak istemeyeceği Lola'nın ailesi ile aynı masadadır...


İyi;Özgün konusu ve başarılı kurgusu ile izlemenizi önerdiğim yapımlardan biri.Çekim teknikleri ve atmosfer olarak da diğer muadillerinden ayrılıyor.Bu filmi sevenlerin The Woman (2011)'e de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları var ancak görmezden gelinebilir :D Filmin süresi de biraz daha uzun olabilirdi.Son bölüm sıkıştırılmış izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Eylül 2012 | Etiketler : | | |