Güncel İncelemeler;

La Casa Muda (aka The Silent House) (2010)

1940'lı yıllarda Uruguay'da yaşanan gerçek bir olaydan esinlenerek sinemalaştırılan yapım,gizemli tek mekan filmlerinden biri olarak görücüye çıkıyor.Öyle ki Laura ve babası(Wilson) geçmişten dostluk bağları olan Nestor'un evini satma düşüncesi sonrasında,temizlik işlerine yardım etmek için evde birkaç gün geçirmeye karar verirler.Yalnız bu ev yıllardır kullanılmayan köhne,izbe bir mekandır.Eve girdikleri andan itibaren Nestor'un uyarısı ile üst kattan uzak durmaları istenen baba-kızımız,Nestor'un evden ayrılmasının ardından yarın erkenden işe başlamak üzere dinlenmeye çekilirler...
Laura babasının uyumasının akabinde üst kattan gelen seslerden bir hayli tedirgin olmaya başlamıştır.Birkaç kez babasını uyandırmaya çalışsa da,Wilson'ın aşırı yorgun olmasından ötürü ilgisini çekemez.Ancak daha sonra artan gürültünün babası tarafından da duyulması ile feneri kaptığı gibi üst katı kontrol etmeye giden Wilson ne yazık ki trajedik bir hataya imza atmıştır.Babasının üst kata çıkması ve geri dönmemesi üzerine,artan gürültünün de etkisiyle giderek panikleyen Laura;bakalım yapayalnız,çaresiz kaldığı mekanda nasıl hayatta kalacaktır.
Wilson'ı aramak üzere ürkek şekilde evin içerisinde dolaşmaya başlayan kahramanımız,çok geçmeden babasını eli-yüzü kanlar içerisinde bağlanmış olarak bulur.Bu noktadan sonra evin içerisinde anlık olarak belirip kaybolan bir kız çocuğu ve katil izlenimi veren adam suretini görerek giderek köşeye sıkışan Laura,karanlık evin içerisinde feneriyle dolaşmaya devam ederken bazı anılarını depreştiren fotoğraf kareleri bulmaya başlayacaktır.
Son çeyreğe girerken finale ilişkin birkaç alternatif olduğu muhakkak.Üst katta yaşayan manyak bir katil,doğa üstü güçlere sahip cinli-perili bir ev,hayalet konsepti ya da başrol oyuncumuzun kendisinin çalıp oynadığı senaryo...Şahsen ben sonunu tahmin edebildim o nedenle övgü dolu sözlerle bahsedebileceğim bir yapım değil.


İyi;Karanlık atmosfer,çekim teknikleri,son çeyreğe kadar devam eden bulmaca.
Kötü;Finalin bağırarak gelmesi.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

Primal (2010)


Bir grup genç  ve başlarından geçen olaylar dizisi şeklindeki yapımlardan biri olan Primal,olay döngüsüne biraz da antropoloji katarak daha mistik bir kurguya sahip.Öyleki Anja ve arkadaşları Dace'in tezini bitirmek için,aynı zamanda eğlenmek maksatlı olarak geçmişi 12.000 yıl öncesine dayanan duvar çizimlerini görmeye giderler.Sıkı bir orman dağılımına sahip coğrafyada sapak bir geçit aracılığı ile malum çizimin bulunduğu bölgeye ulaşan gençler için,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Bölgeye kamp kuran gençler kendilerine saldıran mutasyona uğramış garip bir yaban tavşanı sonrasında paniklerler.Belki de bu onlar için son ikazdır ve hazır ipler ellerindeyken geri dönmelidirler.Neyse ki tatsız olayı atlatan gençler hemen kamp kurdukları alanın yakınlarındaki göle giren Mel'in çığlıkları ile irkilirler.Zavallı Mel sülüklerin saldırısına uğramıştır.Vücudunun tamamı parazitlerce çevrelenmiştir.Arkadaşlarını bu zor durumdan kurtaran gençler,ilerleyen saatlerde Mel'in değişimine şahit olacaklardır.Başlarda Mel'in göl suyunun etkisi ile ateşli bir enfeksiyon geçirdiğini düşünen kahramanlarımız çok geçmeden nasıl bir bela bir karşı karşıya olduklarını kavrayacaklardır.
Daha önce yaban tavşanının mutasyona uğramış çene-diş yapısı ile irkilen ekibimiz,sürecin bu seferde arkadaşları Mel için işlediğini fark edeceklerdir.Mel hasta değildir,hatta hiç olmadığı kadar güçlü ve çeviktir.Dahası etçil bir organizmaya dönüşerek,arkadaşları için büyük bir tehdit haline gelmiştir.Dace önderliğinde Mel'den korunabilmek için ateş vasıtasıyla savunma geliştiren kahramanlarımız,bakalım ormandaki kovalamacadan sağ çıkabilecek midir?
Anja'nın relik duvar çizimlerinin aslında ikaz manasında olduğunu keşfetmesi ise işlerin farklı bir boyuta taşınmasına neden olacaktır.Eğlenceli başlayan kamp günleri,tuhaf olayların gerçekleştiği ölümcül tuzaklarla dolu büyük bir hayatta kalma savaşına dönüşecektir.Sonuçta karşılarındaki her neyse ilkel bir garabettir ve ondan kurtulabilmeleri için aklı selim çözümler üretebilmek şarttır.
İyi;Mekan,mistik atmosfer..
Kötü;Oyunculuk,kurgu film ilerledikçe giderek bayalaşıyor.
Gereksiz; Klişe final.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Şubat 2012 | Etiketler : | | | |

The Reeds (2010)

Klişe bir grup genç ve başlarından geçen olaylar teması konseptine biraz daha mistik bir havayla yaklaşan ‘The Reeds’,dağınık kurgusu ile vasat bir yapım olmaktan öteye geçemiyor.Kahramanlarımız hafta sonunu eğlenceli geçirmek için yat kiralayarak sazlıklarla çevrili bir gölete gitmeyi planlarlar.Günler öncesinden ayarladıkları yatın başına gelenler sonrasında,tuhaf görünümlü satıcı tarafından ücra bir köşedeki 'Korsan Yıldızı' isimli tekne kiralayabilecekleri  mekana yönlendirilen gençlerin,bu kadar yol gelmişken geri dönmeye hiç de niyetleri yoktur…
En nihayetinde tekneye ulaşan gençler bir grup gizemli çocuğun tacizlerinin ardından yaşayacakları son aksiliğin bu olduğunu düşünerek yola koyulurlar.Vakit eğlence vaktidir.Gölette tekne turuna başlayan kahramanlarımız,sazlıklarla örtülü tuhaf,sapak bir yere ulaşırlar.Teknenin başında gördükleri çocuklar ise hemen biraz ilerilerinde ateş yakarak bir nevi  rahatsızlık vermeyi sürdürmektedir.Havanın kararması ve fırtınanın başlaması ile gölette sazlıklarla çevrili geri dönüş yolu olmayan bir yerde sıkışan gençler,büyük bir kaza atlatacaktır.Keza güverteye saplanan bir kazık arkadaşlarından birinin ölümcül şekilde yaralanmasına sebep olmuştur.
Gece giderek daha da tuhaflaşmaktadır.Sıkı dostlar birbirlerine düşman olmaya başlamıştır.Sanki koşulları düzeltmek için verdikleri tüm uğraşlar,her şeyi daha da kötü hale dönüştürmektedir.Sazlıklar arasında koşuşturan çocuklar ise kahramanlarımızın sabrını çoktan taşırmıştır.Bakalım sıkıntılı gecenin ardından gençler,sabahı etmeyi başarabilecek midir?


İyi;Mekan ve filmin atmosferi esasında fena değil.Bu filmi sevenler Husk (2011) ve Donkey Punch (2008) filmlerini de izleyebilirler.
Kötü;Dağınık kurgu,oyunculuk,klişeler..
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Şubat 2012 | Etiketler : | | | |

All the Boys Love Mandy Lane (2006)

Okulun açık ara en seksi kızı Mandy Lane,içine kapanık sakin bir yapıya sahiptir.Popülaritesinin getirisi olarak sürekli kendisine asılan delikanlılardan da sıkılmaya başlamıştır hani.Bir yaz günü davet edildiği partide istemeyerek de olsa can sıkıcı bir meselenin parçası olacaktır.Bu olayın ardından uzun bir süre sonra bir grup arkadaşı ile beraber çiftlik evindeki eğlenceye çağrılan kahramanımız,zamanla bir şeylerin ters gittiğini anlayacaktır...
 
Çiftliğe ulaşan gençler eğlencenin doruklarında gezinmeye başlaya dursunlar,karanlığın çökmesi ile kaldıkları evin hemen dışındaki eli kanlı bir tehdit ile yüzleşmek zorunda kalacaklardır.Öyle ki alkolünde etkisi ile bireysel davranmaya başlayan kahramanlarımız,arkadaşlarının birer birer ortadan kaybolması ile dehşete kapılırlar.Dışarıda onları bekleyen şey de neyin nesidir?Yoksa birileri geçmişin intikamını almaya mı gelmiştir?Her ne kadar ürkerek de olsa etrafı kollamaya ve neyle karşı karşıya olduklarını anlamaya çalışan gençler,kaybolan arkadaşlarının cesetleri ile karşılaşırlar...
Bu arada çiftlikte ayak işlerin sorumlusu olan Garth,başlarda gençlerin alaycı tavırları sonrasında,onların yaşadıklarını ve yardım çağrılarını ciddiye almakta gecikince olaylar giderek sarpa sarmaya başlar.Bazı sırların da gün ışığına çıkması ile oluşan kargaşa ortamın her şeye gebe olmasına neden olacaktır.Hayatta kalmayı başaran bir grup kahramanımız ise geceyi eve sığınarak bir şekilde sabahı etmeye çalışmaktadır.Ne de olsa gecenin karanlığında silahlı bir manyak dışarıdayken ortalarda dolaşmak en son istedikleri şey olsa gerek.


İyi;Filmin başları gayet akıcı ve özellikle soundtrackler sayesinde atmosfer başarılı.
Kötü;İlk bölümün ardından klişe döngü ve kurgu.
Gereksiz;Final tam bir hayal kırıklığı.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Timber Falls (2007)

Mike,Sheryl çifti kısa bir kaçamak yapmak amacıyla Batı Virginia'nın dağlık bir milli parkına kamp kurmaya karar verirler.Buraya daha önce hiç gelmemiş olan kahramanlarımız,park görevlilerinin önerisi sonrasında yüksek bir tepeyi çadır kurmak için uygun görürler.Eğlenceli bir gecenin akabinde çadırda tek başına uyanan Mike,kız arkadaşı Sheryl'nin hemen konakladıkları yerin yakınında bulunan göle yüzmeye gitmiş olabileceğini düşünür.Lakin Sheryl orada değildir ve Mike tüm gün boyunca ormanı alt üst etse de ona ulaşamamıştır.Ufak bir kaza atlatan kahramanımız,kendisine yardım etmek maksadıyla evine konuk edildiği garip bir kadın tarafından ağırlanacaktır...
Mike'ın Sheryl'i aramak amacıyla telsizle park görevlisinden yardım istemesi üzerine,onu oyalamaya başlayan ev sahibi tuhaf kadın en sonunda niyetini belli edecektir.Ufak bir kovalamacanın sonrasında Mike kendisini gizemli bir yer altı odasında bulacaktır.Odada kız arkadaşı Sheryl'nin bağlanarak tutsak edildiğini gören kahramanımız,onu buradan çıkararak bir an önce kaçıp kurtulmanın peşindedir.Tüneller sayesinde bir şekilde ormana ulaşan çiftimiz,ne yazık ki peşlerine takılan garip bir ucube nedeniyle kapana kısılacaktır.Birden beliren garabet ucube de kimin nesidir?Aa durun! işte aradığımız adam,park görevlisi imdada yetişti.
Yeniden tutsak edilerek yer altı odasına götürülen çiftimiz,kendilerini sapkın bir ailenin ellerinde bulacaktır.Radikal bir dini görüşü benimseyen bu insanlar,zavallı çiftimizden kendileri için bir bebek yapmalarını istemektedir.Tabii öyle beş dakika da yapılacak bir iş değil bu :D Sapkın aile gerekli ortamı hazırlayacaktır ve bebeğin doğması için aylarca beklemeyi göze almıştır.Zaten bu aşamadan sonra da yapımın olmayan kalitesi tamamen yok oldu.Talep edilen tuhaf istek sonrasında afallayan çiftimiz,bakalım kendileri için en doğru kararı verebilecek mi?


İyi;Pek çok şey bir arada (ucube,şerif,orman,sapkın tarikat...)
Kötü;Her şeyden parça parça olsa da genel olarak hiç birinin tam olmadığını,kısaca vasatı aşamadığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Şubat 2012 | Etiketler : | |

House (2008)


Jack,Stephanie çifti birlikteliklerinin en sorunlu günlerini geçirmektedir.Bu konuda yardım almak için bir evlilik danışmanından randevu alan kahramanlarımız,araçlarıyla yolculuklarına devam ederlerken,kırsal bir bölgede kaybolurlar.Dahası peşlerine düşen garip bir polis onları telaşlandırarak ufak bir kaza yapmalarına neden olacaktır.En nihayetinde Jack’in polis memuruna otoyolu sorması üzerine tarifi edinen ikilimiz,yeniden yola koyulurlar.Ancak çok geçmeden garip şekilde etrafa saçılmış mekanik aksana çarparak,arabalarının kullanılamaz hale gelmesi sonrasında ormanda mahsur kalırlar.Öte yandan yine tam da kaza yaptıkları yerin yakınında benzer şekilde tekerleri patlamış bir başka araba olduğunu keşfederler.Bekleyerek zaman kaybetmek istemeyen çiftimiz yol üzerinde gizemli bir eve sığınırlar..
 Bu malikane "The Tin Man" lakablı eli kanlı katilin evidir.Bundan habersiz ikilimiz bir başka mağdur çiftle tanışırlar.Onlar ormanda gördükleri kaza yapan aracın sahipleridir.Peki ama malikanenin kendi ahalisi nerededir?Kahramanlarımızın aksine Randy ve kız arkadaşı geceyi burada geçirerek sabah saatlerinde yola koyulmayı planlamaktadır.Daha ilk andan itibaren bir şeylerin garip olduğunun farkına varan Jack ve Stephanie ise telefonu kullanarak arabaları için çekici çağırmanın derdindedir.Malikanede dolaşmaya başlayan gençler ansızın buranın asıl sahibi olan yaşlı bir aile ile karşılaşırlar.Oldukça tuhaf görünümlü bu insanlar nazik davranarak yemek servisi yapmak isteseler de,asıl amaçlarının ne olduğu çok geçmeden ortaya çıkacaktır.Teneke bir kutunun üzerinde yazanlar ile dehşete kapılan kahramanlarımız artık başlarının nasıl bir belada olduğunun bilincindedirler.Teneke adam onlara bir mesaj göndermiştir.
‘Evime hoş geldiniz.Ev kuralları;
Kural 1; tanrı evime geldi ve ben onu öldürdüm.
Kural 2; evime gelen herkesi tanrıyı öldürdüğüm gibi öldürürüm.
Kural 3 ;bana sabaha kadar bir ceset verin ki ikinci kuralı pas geçiyim…'
Hemen malikaneyi terk edip buradan çıkmayı düşünen gençler ne yazık ki az önce tanıştıkları garip ailenin  izin vermemesi  ve dışarıdaki teneke adamın sürekli karşılarına çıkarak kendilerini taciz etmesi ile burada kapana sıkışmıştır.Şimdi yapmaları gereken serinkanlı şekilde davranmak ve içinde bulundukları tehdite karşı akılcıl çözümler bulmaktır.
Zamanla hayatta kalmak adına bireysel davranmaya başlayan gençler,ne yazık ki göründüğünden daha büyük ve komplike olan evin derinliklerinde kaybolacaktır.Jack’in yardımına yetişen ufak bir kız çocuğu ise onların en büyük umudu olacaktır.Güneşin doğmasına az bir süre kala talihsiz kahramanlarımız belki de hayatlarının en önemli sınavı iyi yüzleşmek zorundadır...

İyi;En azından sıkmayan bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Onun dışında pek de olumlu şeyler söylemek mümkün değil.
Kötü;Tek mekanda geçen filmler arasında kurgu olarak sıkıntılı.Mantık hataları vs...Ayrıca son çeyrek beklentilerin çok altında kalmış.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

Cabin Fever (2002)

Pek çok aynı tarz yapımda da olduğu gibi ilk çeyrekte,olayın ne yöne gideceğiyle ilgili ipuçları içeren kısa 'başa geleceklerin ufak özeti şeklindeki' giriş kısmı beni pek tatmin etmese de yine de baştan sona izlemeyi başardım.Filmin konusu artık klasikleşen bir grup genç ve başlarından geçen olaylar dizisi şeklinde.Her zaman olduğu gibi karakterlerimiz başlarına neler geleceğinden habersiz,arabalarına atlayıp ücra bir köşede tatil yapmak üzere ilginç bir barakaya yerleşmeyi planlarlar.Ha bu arada olmazsa olmazlardan barakaya giderken yol üzerinde alış-veriş için markete uğrarlar ve oradaki market görevlisi saçma sapan demeçler verir belli ki tekin biri değildir:D

Ayrıca tam bu sırada marketçinin sarışın kız çocuğu da karakterlerimizden kendisiyle iletişim kurmaya çalışan birinin elini kapar:D (=ısırır)Niye diye sormayın mantık hatalarıyla dolu bir film ... Gençler başımıza gelecek en kötü şey bu herif ve kızıydı diyerekten barakalarına doğru yola çıkarlar.
Geldik gördük yerleştik...Elemanlar  yerleşince her amerikan filminde olan şeyler tekrarlanır.(Seks,içki,eğlence vs)Ta ki olaylar sıra dışı bir hale gelinceye değin.Bir akşam üzeri ateş yakılır,kızlarla ortam kurulur vs bu sırada şehir efsaneleri anlatılarak seyirciye dur bekle kapatma bişiler olacak işte,film hareketlenecek, izlenimi verilmeye çalışılır.Artık karşılaşma anı gelmiştir (ama neyle cüzzamlı bir eleman ?) filmin havasına girmemizi sağlayacak olaylar gelişmeye başlar.Derisi dökülen,kan kusan garabet adam bizimkilerin inini bulur ve derdini anlatmak belki de sadece konuşmak ister:D Lakin gençler aksiyon ister ve bu ilginç bir o kadar da fantastik (Litrelerce kan mı kusulur be,hemde sürekli .)belki de sadece hasta olan kahramanımızı, kısa bir panik ve kovalamaca vs sonrası öldürürler.Bu arada ne yazık ki arada arabaları da bozulur.Artık ne yardım isteyebilecek birine ulaşabilirler ne de oradan yürüyerek ayrılacak cesareti kendilerinde bulabilirler.Ama orada da oturup bekleyemezler tabii;birbirlerini şerefsizlikle suçlarlar ve dağılarak yardım aramaya başlarlar.Yardım arama bir tarafta dursun uzun süredir hele ki bu tarz filmlerde pek sık karşılaşmayı ummadığımız kadar sempatik bir polis ortaya çıkar.

(O da nesi bu bir polis mi?)Polis cana yakın tavırlarıyla ilgi odağı olur güven veren bir görüntüsü vardır.Acaba bu güveni gerçekten de hak eden biri midir?Bu arada bizimkilerden evde kalmayı yeğleyenlerde garip rahatsızlıklar boy gösterir;deri dökülmesi,kan kusma vs.Bu da nereden çıktı acaba?Garabet adama mı dokundu yoksa birisi,ya da onun kanına mı bulaştı bir yerlerden (kovalamaca- silah -öldürmece üçgeninde.)Egoist bi eleman evi terk etti bile bana bulaşmasın bu hastalık,artık tek başıma takılacağım beni hesaba katmayın diyerekten.(Tabii bunda aşağıdaki sahneye benzer şeyler görmüş olması ana etken olabilir.)Adam haklı mı bilinmez ama ortamdaki herkes de acaba cinsellikle bulaşıyor mudur?(o zaman yandınız:D) Yemeği de bu yaptıydı Allah kahretsin keşke yemeseydim gibilerinden sorular kafa kurcalamaya başlar. 
Filmin sonunu merak edenler ise şimdiden bir bardak soğuk su içmeli :)



İyi;Neyse ki sıkıcı değildi,filmin tek olumlu tarafı kesinlikle bu olsa gerek...
Kötü;Kan kusma olayı deri döküntüsü vs efektleri saçma ve abartıdan ibaret.Yetişkin bir insanda ortalama  5-6 lt kan bulunduğu bilgisinden yola çıkarsak,defalarca kusularak litrelerce akan kan komediden başka bir şey değildi.
Gereksiz;pankek muhabbeti :D

-Marketteki sarışın kız neden sağa sola saldırır,onu bunu ıstırır buna cevap bulamadım.Hatta bir yerde elemanın birine pankek deyip saldırıyordu,ilginç...
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Ocak 2012 | Etiketler : | | |

Husk (2011)

Birlikte tatil yapmak üzere yola çıkan beş genç,mısır tarlalarının bulunduğu bir çiftlik yolu üzerinde kaza atlatır.İlginç bir şekilde ufak bir kuzgun sürüsü onlara saldırmıştır.Dahası Chris’in kardeşi Johnny ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Hemen yanı başlarında uzunlukları 2 metreyi aşan mısır tarlalarından başka herhangi bir sosyal hayat belirtisi göremeyen gençler,arabalarının da çalışır durumda olmamasından ötürü çaresiz kalırlar…
Brian ve Scott mısır tarlasına girerek Johnny’nin izini bulmayı ummaktadır.Bu sırada araba kalmayı tercih eden Chris ve Natalie ise esrarengiz bir suret görmelerinin ardından  paniklerler.Zamanın ilerlemesi ve halen Brian’ın dönmemesi sonrasında,onun yanına gitmeye karar veren Natalie,Chris’i de peşinden sürükleyerek labirenti andıran gizemli mısır tarlasının içerisinde kaybolur.Bu sırada tarlada bulunan korkuluklar sayesinde yakınlarda terkedilmiş bir çiftlik evine ulaşan Brian-Scott ikilisi ise en sonunda Johnny’nin izini bulmayı başarır.Ancak Johnny’nin davranışları ve sureti pek normal değildir hani…Çılgınlar gibi üst katta bulunan bir dikiş makinası ile bir şeyler dikmektedir…
Tarladan gelen gürültüler sonrasında yeniden oraya dönen Brian ne yazık ki kız arkadaşı Natalie’nin çok hızlı hareket eden bir şeyler tarafından katledildiğine şahit olacaktır.Beş kişilik tatil kafilemizden artık yalnızca Scott,Chris ve Brian kalmıştır.Yeniden buldukları çiftlik evine dönen kahramanlarımız,etrafı tamamen mısır tarlaları ile çevrili bu mekandan nasıl sağ salim çıkabileceklerini tartışmaktadır.Buradan kurtulmak adına önemli bir şansa sahip olan gençler,Brian’ın Natalie’ye tam olarak ne olduğunu öğrenmeden gitmek istemesi üzerine,isteksizce buraya hapsolurlar.Peki ama tarladaki tehlike nedir?Yeniden arabalarına dönebilmek için tarlayı geçmesi gereken gençler mecburen bu riski göze almak zorundadır…
Ekibin zeki çocuğu Scott çiftlik evine sığındıklarından beri garip düşler görmeye başlamıştır.Evde eskiden kimlerin yaşadığına ve orada neler olduğuna dair ufak kesitler gözünde belirmeye başlayan kahramanımız,Chris ve Brian’ı bu konuda uyarsa da pek ciddiye alınmaz.Brian ise bütün konsantrasyonunu Natalie’ye ne olduğu konusunda odaklamıştır.Bakalım gençler takım oyununa uyarak buradan çıkabilecek midir?

İyi;Filmin gerilim seviyesi tatmin edici,sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.
Kötü;Mantık hataları,bazı sahneler.
Gereksiz;Final daha iyi kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

The Messengers (2007)

Chicago’da sıfırı tüketen Roy ve ailesi,yeni bir başlangıç için gözlerden ırak bir çiftlik evini seçerler.Ellerinde kalan bütün birikimlerini buraya yatıran ailemiz,ayçiçeği ekerek elde edecekleri hasatla yeniden maddi olarak düze çıkmanın peşindedir.Roy’un eşi olan Denise,Roy tarla ile ilgilenirken daha çok minik bebekleri Ben ve sorunlu ergen kızları Jess ile uğraşmaktadır.Chicago gibi bir yerden böyle bir taşraya gelmelerini bir hayli yadırgayan Jess,yine de babasına verdiği sözden ötürü hasada kadar dişini sıkmaya kararlıdır.Tahmin edeceğiniz üzere başlarda her şey normaldir.Tek can sıkıcı şey ise evin çevresinden bir an olsun ayrılmayan karga sürüsüdür...
Hem ailesini bir arada tutmak hem de tatmin edici bir hasat yapmanın peşinde olan Roy,ne yazık ki zamanla evde ortaya çıkmaya başlayan,ancak görmemezlikten gelinen bazı problemlerle uğraşmak durumunda kalacaktır.Minik Ben sürekli olarak tavanları izlemektedir ve sanki sıra dışı bir şeyler sadece ona gözüküp ortadan kaybolmaktadır.Denise ise daimi olarak kirlenen ve rutubet tutan duvarı gün aşırı temizlemekten bir hayli bitkindir.Jess’i sorarsanız, o da en başından beri bu evde negatif bir enerji olduğundan ve özellikle bodrum katta dünyevi olmayan bir şeyler yaşadığından emindir.Geçmişte başını belaya sokan Jess,babasının güvenini kaybettiğinden ötürü söylemlerinde inandırıcı değildir.
Yine bir gün tarlayla uğraşan Roy,bir anda karga sürüsünün saldırısına uğrar.Ciddi bir yaralanma riski ile karşı karşıyaya olan kahramanımız,Burwell isimli buralarda yaşadığını söyleyen,ailesi olmayan bir adam tarafından kurtarılır.Burwell oldukça soğukkanlı,çalışkan biridir.Bu özellikleri ile Roy’un dikkatini çekmeyi başaran Burwell,artık Roy için çalışacaktır.Kendilerine bir yoldaş bulmayı başaran ailemiz artık tarlanın sessizliğini de biraz olsun hareketlendirmiştir.
Birkaç gün sonra Roy’un tarlada yaralanması sonrasında Denise ile hastaneye giden kahramanımız,minik Ben’i ise ablasına emanet etmişlerdir.Ayrıca dışarıda çalışmakta olan Burwell da onlara göz kulak olacaktır.İlk defa bu evde kardeşi ile beraber yalnız kalan Jess ise hayal bile edemeyeceği dehşet verici bir olayla karşılaşacaktır.Evin bodrumundaki bir grup hayalat Ben’in bakışları arasında kendisine saldırmıştır.Ufak birkaç çizikle onlardan kurtulmayı başaran kahramanımız,bu evde artık kimsenin güvende olmadığının bilincindedir.Yaşadığı korku dolu olayları ailesine anlatan Jess,kaldırıldığı hastanede doktorun da verdiği rapor sonrasında dikkat çekmek için kendisini yaralamış olduğu görüşü ile iyice kabuğuna çekilmek durumda kalacaktır.
Beklenen hasata yalnızca birkaç gün kalmıştır ve Jess’in problemleri ile uğraşmaktan bıkan Roy,hasadı yaptıktan sonra buralardan çekip gitmeyi planlamaktadır.Ancak babasının yine evde olmadığı günlerden birinde,bu evin eski sahibi olan bir ailenin izini süren ve bu konuda arkadaşı Bobby’den yardım alan Jess,en sonunda bir takım gerçekleri ortaya çıkarmanın arifesindedir.Eskiden bu evde yaşamış olan aile gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve hiç kimsenin aileye olanlarla ilgili en ufak bir bilgisi yoktur.Bodrumda gördüğü hayaletler ve yine bodrumda bulduğu bir kolyedeki resimden,burada yaşayan ailenin Burwell ailesi olduğunu anlayan kahramanımız,başlarınının nasıl bir belada olduğunun farkındadır.


İyi;Mekan,oyunculuk.
Kötü;Klişe lanetli,hayaletli ev yapımlarından biri.
Gereksiz;-
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Rest Stop (2006)

Rest Stop (2006) 

Uzunca araba sahneleri ile yol filmi gibi başlayan ancak filmin ilk çeyreğinin ardından; daha çok sıkışan bir boyutta gerçekleşen olayları anlatan, sıra dışı bir seri katil filmi olan Rest Stop, pek çok şeyin var olduğu, ancak hiçbir şeyin tam olmadığı bir yapım. Filmin konusuna gelecek olursak; Nicole ve erkek arkadaşı Jess yeni bir hayat kurmak üzere hayallerinin şehri olan Kaliforniya’ya yola çıkarlar. Nicole ailesinin baskısını yıkma çabasında olan, özgüvenini tazelemeye çalışan genç bir bayandır. Jess ise sevgilisi Nicole’ü bir bakıma peşi sıra sürüklemektedir.
Rest Stop (2006)
Eğlenceli başlayan kara yolu yolculuğu, Jess’in kestirme yola saparak eski otoyol adı verilen yola girmesi ile tam bir bilinmeze dönüşecektir. Uzun bir yolculuğun akabinde gördükleri tek sosyal hayat belirtisi olan Rest Stop yaftalı bir tabeladan dönüş yapan gençler, tuvalet ihtiyacını gidermek üzere duraksarlar. Nicole ihtiyacını gidermek üzere lavaboya gidip geldiğinde ise Jess’in ve arabasının ortadan kaybolduğuna şahit olur. Başlarda Jess’in kendisine eşek şakası yaptığını zanneden Nicole, şaşkınlığının korkuya dönüşmesi ile panikler. Bulunduğu coğrafyada ne bir telefon ne de herhangi bir insana rastlamıştır. Dahası bu nasıl bir yerdir ki tamamiyle sosyal hayattan izoledir. Kısa bir süre sonra park halindeki bir karavandan gelen flash ışıkları ile içerisinde birileri olduğunu fark eden kahramanımız, yardım istese de karavandaki olası kişilerden herhangi bir tepki alamaz. Bu sırada çevrede korku salmaya başlayan sarı bir kamyonet,sinsi şekilde dolaşmayı sürdürmektedir. İyice korkmaya başlayan ve etrafı gezinerek Jess’in izini süren Nicole, sit alanının menajerine ait  bir odaya yönelir. Odanın  camını kırarak telsizle yardım aramaya çalışsa da olumlu bir sonuç alamaz. Çekmecelerden birinde bulduğu alkolü tüketmeye başlayan kahramanımız; bir yandan da başından geçenleri sorgulamaktadır. Sarı kamyonetinin sahibinin olası bir sapık olduğunu düşünen Nicole, Jess ortadan kaybolmadan önce yol üzerinde yine aynı sarı kamyonetin tacizine uğradıklarını hatırladığında,tuvaletin duvarlarındaki KLZ 303 plakalı adamla ilgili garip söylentileri de birleştirdiğinde bulmacayı yavaştan çözmeye başlar. Sarı kamyonetin plakası olan KLZ303, 1971 yılından beri pek çok saldırı, taciz ve cinayetin sorumlusu olan bir psikopata aittir. Olası olarak Jess’i de kaçırması söz konusu olan bu adam acaba Nicole’den ne istemektedir?
 Rest Stop (2006)
Gecenin karanlığının çökmeye başlaması ile iyice telaşlanan Nicole, öncesinde içinden gelen ışıklar gördüğü karavanın hareket etmesi ile irkilir. Bu kez şanslıdır ve karavana binebilmiştir. Kahramanımız karavanda son derece garip bir aile ile tanışacaktır. Tamamen kafayı yemiş bu tuhaf insanlar, çok geçmeden Nicole’ün kendisini dışarıda daha güvende hissetmesine neden olacaktır :D
Yeniden ayrıldığı Rest Stop' daki sit alanına dönen kahramanımız,tekrardan tuvaletteki yazıları okumak üzere oraya yönelir. Tuvalette bir takım metafizik olaylar yaşayacak olan Nicole,neyin gerçek neyin hayal olduğu konusunda büyük problemler yaşamaya başlar. Kamyonetli psikopatın tacizleri ve ölüm oyunlarına kaldığı yerden devam etmesi sonrasında Nicole; eğer hayatta kalmak istiyorsa geçmişinin aksine, ayakları üzerinde sapa sağlam yere basmalıdır...

İyi;Filmde pek olumlu diyebileceğimiz şey yok gibi :D Vasat bir yapım. Bu tarz yol gerilim filmleri sevenlerin Joy Ride serisine göz atmalarını tavsiye ediyorum.  Ayrıca dileyen serinin ikinci filmi olan Rest Stop : Don't Look Back (2008) incelemesine de bakabilir.
Kötü;Kurgu çok dağınık ilerliyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Aralık 2011 | Etiketler : | | | |