Güncel İncelemeler;

Jeepers Creepers II (2003)

Jeepers Creepers II (2003)
İlk yapımın beğeni kazanmasının ardından;yaratık kavramına yeni bir boyut getiren Jeepers Creepers serisinin bu filminde,çirkin boss yaratığımıza (Creeper) dair daha fazla bilgi edineceğiz.Hemen ilk filmi özetle hatırlasak;Trish’in kardeşi Darry’yi koklayarak seçen garabet yaratığımız uçarak oradan uzaklaşmıştı.Yeni film ise bu konudan tamamen uzaklaşarak,bam başka bir coğrafyada ki tuhaf olayla başlıyor.Babasının emri ile kargalardan kurtulmak için tarlalarına çeşitli mesafelerde korkuluklar diken Billy,bu işlem sırasında korkuluklardan birinin hareket ettiğine şahit olur.Babası ve ağabeyine derdini anlatamayan minik kahramanımız,kendisine musallat olan korkuluk kılığındaki çirkin yaratığın onu sürükleyerek uçarak kaçması ile sırra kadem basar.Olayı gören Billy’nin babası Jack ise yaratığı bulup,oğlunun intikamını almanın peşindedir…
Eyalet basketbol şampiyonasından birincilikle ayrılan Bannon Lisesi basketbol takımı,takım otobüsü ile evlerine dönme yolundadır.Bir hayli neşeli olan gençler,kazandıkları unvan sayesinde oldukça mutludurlar.Ancak bir anda otobüsün bayan şoförünün(Betty) freni ile sarsılan kahramanlarımız,tekerin patlaması ile taşıttan inmek zorunda kalırlar.Betty tekeri kontrol ettiğinde;lastiğin üzerine saplanmış oldukça kesici,bir o kadar da çağ dışı görünen garip bir yaralayıcı aleti keşfeder.Mecburen tahliye edilen otobüsten indirilen gençlerin neşesi kaçmıştır.Dahası saatlerce ilerledikleri bu yolda kendilerinden başka her hangi bir taşıta da rastlamamışlardır.Telsiz ile yardım isteyen Betty’nin,çevreden sinyal alamayınca eli kolu tamamen bağlanır.Çok geçmeden yardım gelmeyeceğini anlayan Betty,diğer tekerlere daha fazla yük binmesi riskini göze alarak,takımı yeniden eve dönüş yoluna çıkarır.Bu olayla bir hayli zaman kaybeden kahramanlarımız,gecenin zifiri karanlığı içerinde,başlarına geleceklerden habersiz yollarına devam etmektedirler.Tam da bu sırada bir kabusa dalan altıncı hissi kuvvetli kahramanımız Minxie ,ilk filmde katledilen Darry ve Creeper'ın;şu an gitmekte oldukları yol üzerindeki tarlalarda belli belirsiz görünmelerine şahit olur.Otobüsün yeniden kaza yapması ile uyanan Minxie,gördüğü kabusun halen devam ediyor olabileceğinin bilincindedir.
Gecenin bir yarısı ıssız bir yol üzerinde mahsur kalan şampiyon takımımız,çok geçmeden etraflarındaki garipliklerin farkına varacaktır.Birer birer avlanmaya başlanacak olan kahramanlarımız,Creeper gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalacaklardır.Otobüse tıkışan ve kendilerini burada güvende hissetmek isteyen gençlere ise yaratığın bir takım sürprizleri olacaktır.Bu kargaşa arasında bir kabus daha görmeyi başaran Minxie ise Creeper'ın kendilerinden ne istediğini anlayacaktır.
“Her şeyi yer.Acıması yok…Kimse güvende değil.23 baharda bir 23 gün boyunca yer.”


İyi;Sıkılmadan izleyebileceğiniz,ilk filme göre daha vasat olsa da serinin eksikleri tamamlayan yaratık temalı alternatif bir film.Serinin ilk yapımı Jeepers Creepers (2001) için tıklayınız !
Kötü;Oyunculuk,Creeper modellemesi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Altitude (2010)

Hafta sonu gerçekleşecek konser için daha eğlenceli bir yol haritası çizerek özel bir uçakla yola çıkan beş arkadaş,sıradışı bir serüvene yelken açmıştır.Sara her ne kadar pilotaja ilgi duysa da henüz çaylak bir pilottur.Ayrıca asker kökenli babası da annesinin başına gelenler sonrasında kızının pilot olmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.Bütün bunlara rağmen arkadaşlarına verdiği sözden dönmemek için erkek arkadaşını (Bruce) da ikna ederek geziye katılmasını sağlayan Sara,yolculuk için hazırdır.
Uçağın havalanmasından kısa süre sonra çeşitli aksilikler yaşamaya başlayan kahramanlarımız,bazı doğaüstü güçler sebebiyle uçağın kontrolünü kaybetmiştir.İyiden iyiye panikleyerek yere çakılacaklarını düşünmeye başlayan gençler,ne kuleye ulaşabilmekte ne de telsiz yardımıyla imdat çağrısı yapabilmektedir.Sanki bambaşka bir boyuta hapsolan beş arkadaş,olayın Sara'nın tecrübesizliğinden ziyade tuhaf bir gizem zinciri olduğunu anlamaya başlamıştır.Yakıtlarının da azalması ile havada amaçsız daireler çizmeye başlayan Sara,arkadaşlarını da peşine takarak böyle bir olaya sebebiyet verdiği için pişmanlık yaşamaktadır.
Sanki havada kendilerini takip eden dev bir ahtopot peşlerine düşmüştür ve ondan kurtulabilmek imkansız gibidir.Yaşananlara ilişkin farklı bir teoriye sahip olan Bruce ise diğer arkadaşlarının şiddetli tepkisine neden olacaktır.Birbirlerine sırtlarını dönmeye başlayan kahramanlarımız,bilinmeyenin ortasında mantık sınırlarını zorlayan gizemli yolculuğun kazasız-belasız son bulmasını ummaktadır.
İyi;Filmle ilgili söylenebilecek pek olumlu şey olduğunu sanmıyorum.Her şeyden biraz olsun istemişler ancak hiçbir şey tam olmamış.
Kötü;Oyunculuk vasat,kurgu zayıf.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Nisan 2012 | Etiketler : | | | | |

The Human Centipede II (Full Sequence) (2011)

Sıradışı ilk filmin ardından yapımcıların kolları sıvayarak kaldıkları yerden devam ettikleri 'İnsan kırkayak' projesi;ilk filmin gerilim yüklü,hafifte olsa bilimsel havasından epey uzak.Hızlıca hatırlayalım.İlk yapımda Dr.Heither siyam ikizleri üzerinde uzmanlaşarak,artık yapışık ikizleri ayırmayı değil kendi projesi olarak sindirim kanalları birleştirilmiş insan kırkayak modelini sunmaya çalışmıştı.Bu yapımda ise ilk filme seyirci olan ve onu takıntı haline getirmiş tuhaf kılıklı bir adamın hikayesine şahit oluyoruz.
Martin otopark görevlisi olup,insanlarla iletişim hususunda epey sorunlar yaşayan,problemli bir çocukluk dönemi geçirmiş depresif birisidir.Halen annesi ile yaşayan kahramanımız,Dr.Heither'ın insan kırkayak deneyimini tekrarlamak istemektedir.Sapıkça arzularla donatılmış hasta bir beyne sahip olan Martin,annesi tarafından dahi dışlanmıştır.Tek bahsettiği şey oniki insandan oluşan bir kırkayak oluşturma fikridir.Gece mesaisi boyunca not defterine operasyonu nasıl yapacağını planlayan Martin,artık faaliyete geçecektir.
Geç vakitlerde otoparkta gafil avladığı insanları toplayarak büyük bir depoya kilitleyen kahramanımız,onikinci kurbanını da eline geçirince,günlerdir fantezisini kurduğu deneyimi yaşamaya hazırdır.İlk yapıma göre iğrençlikte çığır açan The Human Centipede II,başrol oyuncusunun kendisini oynuyormuşçasına ciddiye aldığı enteresan,sakıncalı bir yapıma dönüşmüş.


Serinin ilk filmi The Human Centipede (First Sequence) (2009) için tıklayınız !
İyi;Tek iyi olan şeyin filmin siyah-beyaz olarak seyirciyle buluşması olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;İlk yapımın ardından fazlasıyla aşırıya kaçılmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2012 | Etiketler : | | | | |

Darkness Falls (2003)

“150 yılı aşkın bir süre önce Darkness Falls kasabasında,Matilda Dickson'ın tüm çocuklar tarafından çok sevildiği söylenir.Her çocuk dişi düştüğünde ona getirir...ve bir altın para ile değiştirirmiş.Bu yüzden ona "Diş Perisi" denirmiş.Fakat kader Matilda'nın yüzüne gülmemiş.Bir gece Lighthouse Point'teki evini kül eden yangın, yüzünde korkunç yara izleri bırakmış.Matilda'nın yanan cildi ışığa o denli hassasmış ki, yalnız geceleri ve kimse yüzüne bakmasın diye hep porselen bir maske takarak dışarı çıkabiliyormuş.Günün birinde kasabada iki çocuk eve dönmemiş.Kasaba halkı Matilda'yı suçlamış.Maskesini çıkarıp,korkunç yüzünü ışığa çıkararak asmışlar onu.Ve son nefesinde Matilda, Darkness Falls'u lanetlemiş.Ertesi sabah, iki çocuk sağ salim bulunmuş.Kasaba bu sırrını Matilda'nın cesediyle toprağa gömmüş.O günden beri kimileri Matilda'nın Darkness Falls çocuklarını son dişlerini düşürdükleri gece ziyaret ederek,yüzünü görenlerden intikam aldığına, yani lanetini yerine getirdiğine inanırlar.Daha önce iyilikle aldığımı,sonsuza dek intikamla alacağım.”
Korku gerilim filmleri arasında kendine has senaryolar üreten Avustralya menşeli yapımlarından biri olan “Darkness Falls” yine şehir efsanesi olarak bahsedebileceğimiz,bir tabunun perde arkasını aralıyor.Daha önce incelemesini paylaştığım “Wolf Creek” ve “Dying Breed” gibi diğer Avustralya yapımı filmlere benzer bir şekilde,ilgi çekici bir konu ile harmanlanan bu film,her ne kadar oyunculuk ve efektler bakımından vasatı aşamasa da boş zamanınızda izleyebileceğiniz ortalama bir yapım.
Filmin konusuna gelecek olursak;Kyle isimli ergenliğe girmek üzere olan sıkılgan,asosyal kahramanımız,son süt dişini çıkardığı gün diş perisini gördüğünü iddia eder.Dahası diş perisinin porselen kaplı maskesini ve gözlerinin önünde annesini katletmesine şahit olan Kyle,dokuz yıllık akıl hastanesi serüveninden sonra,halen karanlıktan ve diş perisinden korkarak yaşamaya devam eder.Günün birinde eski bir dosttan,daha doğrusu ilk kız arkadaşından telefon alacak olan Kyle,Caitlin’in minik kardeşinin (Michael) de şu an,geçmişte kendisinin yaşadığına benzer bir sendrom geçirdiğini öğrenir.
Michael geceleri on dakika bile kesintisiz uyuyamamaktadır.Odasında ışıkların sönmesinden ve diş perisinin bu vesile ile karanlıkta kendisini öldürmesinden korkmaktadır.Kyle her ne kadar bu olaya karışmak istemese de Caitlin’i kıramayacaktır.El fenerleriyle(diş perisinin gece kendisini ele geçirmesini engellemek için,geliştirdiği bir savunma yolu.) dolu bir valiz ile yola çıkan,yıllar sonra yeniden doğup büyüdüğü kasabaya dönen kahramanımız,annesini öldüren psikopat yaftası ile bir hayli zor anlar yaşayacaktır.Eskiden beri anlattığı katil diş perisi hikayesi ise Caitlin dışında herkesin dalga geçtiği bir uydurma olarak anılacaktır.
Kyle,Micheal’ın son süt dişini dökmek üzere olmasından yola çıkarak,yeniden karanlığın Darkness Falls kasabasına hakim olacağını ve porselen maskeli diş perisinin kasabalıdan intikam hazırlığında olduğunun bilincindedir.Zamanla ortadan kaybolmaların artması ve gizemli cinayetlerin işlenmesi ile çalkalanacak olan Darkness Falls kasabalıları ise,başlarda alay konusu edindikleri Kyle’ın hikayesine sahip çıkacaklardır.Diş perisini ebediyen kendilerinden uzak tutmanın yollarını arayan;Michael,Caitlin ve Kyle,diş perisini yok etmenin tek yolunun parlak bir ışıkla onu gafil avlamak olduğunu öğreneceklerdir.Kasabaya çöken karanlık sonrasında,bir grup hayatta kalan insanla beraber kasabanın biraz dışındaki deniz fenerine sığınacak olan kahramanlarımız,diş perisinin porselen maskesini çıkartmalı ve o iğrenç yüzünü kuvvetli bir ışıkla aydınlatarak yakmalıdırlar.


İyi;Diş perisi efsanesine değişik bir bakış açısı yansıtılmış.Filmin masalsı giriş bölümü başarılı.
Kötü;Oyunculuk ve efektler oldukça vasat.
Gereksiz;El fenerinin kurtarıcı olarak kullanılmasını biraz garipsedim.Ölüm saçan diş perisi modellemesi de zayıf kalmış sanki.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Sorority Row (2009)

Birbirlerine en zor zamanlarında dahi sırtlarını dönmemeye yemin etmiş,uzun yıllardır yakın arkadaş olan altı kız öğrenci,üniversitede derneklerinin(Theta Pi) her yıl gerçekleşen etkinliğinde erkek arkadaşlarından birine şaka yapmaya karar verirler.Ancak ustaca planladıkları ve büyük keyif alarak uzattıkça uzattıkları şaka başlarına büyük bir bela açacaktır.
Megan'ın ölümü ile işlerinden kontrolden çıkması kızları epey panikletir.Yaşadıklarının şoku ve birbirlerine verdikleri sözler nedeniyle ortak karar almaksızın,olayın üstünü örten genç bayanlar,aradan geçen koca sekiz ay sonrasında hiçbir şey olmamışcasına normal hayatlarına devam ederler.Üniversiteyi bitirdikleri mutlu günlerinde Megan'la ilgili gizemli mesajlar almaya başlayan kahramanlarımız,aralarından birinin eşek şakası yaptığını düşünmektedir.Bu sırada okula kayıt yaptırmak için çıkagelen Megan'ın kız kardeşi,aylar önce ablasının yok yere ortadan kaybolmasında  Theta Pi kızlarının parmağı olduğunu ima etmeye başlamıştır.
Sürekli mesaj yoluyla tehdit edilmeye başlanan kızlar,tam da hayatlarını rayına oturtmuşken geçmişin hesabını soran kişinin kim olabileceğini sorgulamaktadır.Zamanla işlerin çığırından çıkması ile kişisel egolarının esiri olmaya başlayan kahramanlarımız,birbirlerine sırtlarını dönmeye başlarlar.Peki peşlerindeki gizemli katil kim olabilir?


İyi;Sürükleyici bir yapım.I Know What You Did Last Summer (1997)  ve Scream serilerinin türevi kurguya sahip olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Son çeyrek epey basit kalmış.Sonuç itibari ile vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : | Etiketler : | | |

Simon Says (2006)

Beş yakın arkadaş insanların ve kuralların olmadığı hoş vakit geçirebilecekleri ıssız bir nehir kenarına kamp kurmaya karar verirler.Minibüsleri ile Heathers olarak bilinen bölgeye giden gençler,yol üzerinde tuhaf bir adamın sahibi olduğu marketten alış-veriş yaparak yola koyulurlar.Nehir kenarına çadırlarını kuran kahramanlarımız,her şeyden habersiz eğlencenin doruklarındadır.
Zamanla ormanda yalnız olmadıklarını anlayan gençler,Simon ve Stanley isimli ikiz kardeşlerin gazabına uğrarlar.İkizlerin geçmişten kalma tuhaf bir o kadar da dehşet dolu sevimsiz bir mazisi vardır.Ormanın tamamını bubi tuzakları ile çevreleyerek,izinsiz giriş yapanlarını istisnasız avlamaktadırlar.İşlerin giderek çığırından çıkması ile etrafa saçılan kahramanlarımız,arabalarına ulaşarak bu dehşet dolu ormandan kurtulmanın peşindedir.
İkizler arasındaki husumetin istemeyerek de olsa parçası haline dönüşen gençler,ne yazık ki hasta zihniyetli tek yumurta ikizlerinin Simon Dedi Ki oyununa dahil olurlar.Altın kural olan sürüden ayrılmama felsefesini de terkedince,ortalık kan gölüne dönüşecektir.


İyi;Kara mizah ve korkunun beraber işlendiği,klasik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temasından farklılaşan bir yapım.Bu tarz filmlere ilgisi (kara mizah-korku)olanlar çok daha başarılı olan Doghouse (2009) ve  Severance (2006) yapımlarını izleyebilirler...
Kötü;Her yönden vasat bir film.Sürükleyici olsa da mantık hataları ve klişelerin yoğun şekilde göze çarpması can sıkıcı.
Editör'ün Puanı


Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Grudge 3 (2009)

Seriyi izleyenlerin anımsayacağı üzere lanet Tokyo'da sınırlı kalmayıp,Amerika topraklarına taşınmıştı.Kayako'nun evine girsin girmesin artık herkes büyük bir tehdit altında.Kayako'nun giderek artan öfkesini ise sonsuza dek dindirebilecek tek kişi olan Japon bir bayan,lanetin konuşlandığı Chicago'daki apartmanın yolunu tutmuştur...
Malumunuz apartmandaki ölümlerin ardından binada sadece birkaç aile yaşamaya devam etmektedir.Max ve kız kardeşleri(Lisa ve Rose) hem binanın ufak tefek eksikleriyle ilgilenmekte hem de mal sahiplerinin yeni kiracılar bulmasına aracılık etmektedirler.Abisi Max ve hasta kardeşi Rose'u yarı yolda bırakarak kendi hayallerinin peşinden gitmeyi planlayan Lisa ise ayrılık için uygun zamanı kollamaktadır.Lakin genç ailemizin kendi hallerinde takıla dursunlar,binada yaşayan diğer apartman sakinleride şüpheli şekillerde ölmeye başlamıştır.Minik Rose ise binada dolaşan beyaz tenli asyalı bir çocuktan söz etmektedir.(Toshio)
Kayako'nun lanetini bertaraf etmek için Japonya'dan Max ve ailesinin yaşadığı binaya gelen Naoko (aynı zamanda Kayako'nun kız kardeşi) Lisa'yı başlarına gelecekler konusunda uyarlamaya çalışsa da yeterince ikna edici olamaz.Dahası ölümün kol gezdiği apartmanda eğer tılsım yok edilemez ise lanet daha da güçlenecek ve bölgede yaşayan herkes için tehdit oluşturacaktır.Medyum annesinin ayinlerine benzer şekilde  kötü ruhu defetmek için Lisa ve kardeşi Rose'a ihtiyacı olan Naoko bakalım üstlendiği misyonda başarılı olabilecek midir?
Serinin diğer filmleri ;

İyi;Oldukça vasat,olumlu şeyler söylemek çok zor.
Kötü;Serinin ilk iki filminin ardından ticari kaygılarla çekilmiş vasatı geçemeyen bir yapım olduğunu söylemeliyim.Oyunculuk,makyajlar,kurgu tamamı başarısız.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

Cold Prey 3 (2010)

Cold Prey serisinin yüksek ihtimal son filmi olan bu yapımda,dağ otelinin gizemli geçmişine şahit olacağız.Öyle ki malumunuz üzerine otelin sahibi olan ailenin doğuştan sorunlu çocukları,ergenlik yaşlarına ulaştığında hırçın,acımasız birine dönüşmüştür.Etraftaki hayvanlara zarar vererek otelin müşterilerini kaçırmaktadır.En nihayetinde bu davranışları sonrasında otelden kovularak dondurucu soğukta yapayalnız kalan kahramanımız,kafa dengi birisinden destek alarak tam anlamıyla bir caniye dönüşecektir.
Otele geri dönerek babası ve annesini gözünü kırpmadan öldüren genç psikopatımız,kendisine yaşayabileceği bir barınak veren Jon sayesinde hayata tutunmayı başarmıştır.Jon kasabanın şerifinin kardeşi olup,içine kapanık yalnız yaşamayı seçen,avcılıkla geçinen birisidir.Avladığı hayvanlar üzerinde sapıkça denemeler yapmaktadır ki zaten zamanla bu özellikleri de genç canimize geçecektir.Keza ölü doğup saatler sonrasında bir mucize yardımıyla hayata geri dönen birinin,hayatta kalabilmek için bazı özel yeteneklere sahip olması gerek...
Aradan geçen koca oniki yıl sonrasında  bir grup genç bölgeye kamp kurmaya gelmiştir.Eğlenceli gençler havanın kararması ile psikopat katilimizin menziline gireceklerdir.Jon'un öğretilerinin aksine sadece hayvanları avlamakla yetinmeyen psikopatımız etrafa terör saçmaya başlamıştır.Zamanla Jon ve şerifinde olay örgüsüne karışması ile bol kovalamacalı hayatta kalma savaşı başlayacaktır.
Serinin diğer filmleri;
Cold Prey (2006)
Cold Prey 2 (2008)



İyi;Filmle ilgili sinema anlamında pek olumlu şeyler söyleyemeyeceğim.Konu dışı olarak seksenlerin sonlarında geçen hikayedeki ufak ayrıntılar hoş bir nostalji yaratmış(walkman,cep telefonu ...) 
Kötü;Seriye yakışmayan,vasatın altında başarısız bir yapım olduğunu söylemeliyim.Oyunculuk kötü,kurgu zayıf.
Gereksiz;Seriye ait boşluklar ne yazık ki saçmalıklarla doldurulmuş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Mart 2012 | Etiketler : | | |