Güncel İncelemeler;

Nailbiter (2012)

Nailbiter (2012)
Eşi yurt dışında askeri bir görevde olan Janet,üç kızıyla beraber yaşamaktadır.Kocasının birkaç gün sonra evine döneceğini haberini alan kahramanımız,kızlarıyla birlikte onu karşılamak için Kansas'a yola çıkar.Lakin gün boyunca hava haberleri bültenlerinde de bahsedildiği üzere kasabaya şiddetli bir kasırga yaklaşmaktadır.Bütün uyarılara karşın buluşma noktasına hareket eden Maguire ailesi,kasırgaya yolda yakalanacaktır...
 
Yaklaşan kasırgayı kilometrelerce öteden gören kahramanlarımız hemen arabaları terk ederek,karşılarına ilk çıkan eve sığınmayı planlarlar.Yaptıkları onca gürültüye rağmen seslerini ev sahiplerine duyuramayan Janet ve kızları,en nihayetinde evin hemen yan tarafında bulunan yeraltı sığınağına girmeyi başarırlar.Korku dolu birkaç saatin ardından,fırtınanın dinmeye başlaması ile dışarı çıkarak başlarının çaresine bakmayı planlayan Maguire ailesini tatsız bir sürpriz beklemektedir.Zira kasırgadan hasar görerek devrilen büyük bir ağaç,çıkış yolunu kapatmıştır.Hemen cep telefonlarına davranan kızlar ne yazık ki malum fırtına nedeniyle,hatların kesilmesi sonrasında yine yapayalnız kalacaklardır.
 
Evin hemen altında bulunan sığınaktan gürültü yaparak ev sakinlerinin dikkatini çekmeyi başaran Janet,ne yazık ki beklediği reaksiyonun çok ötesinde bir tepki ile karşılaşır.Giderek kapana kısılan zavallı ailemiz,dışarından yardım gelmeksizin buradan çıkamayacaklarının bilincindedir.Bu arada elektriklerin de gitmesi ile daha da endişelenmeye başlayan kahramanlarımız,karanlık sığınakta yalnız olmadıklarını anlayacaklardır.Şimdi yapılması gereken dinç kafayla düşünmek ve ne pahasına olursa olsun hayatta kalarak buradan kurtulmak olmalıdır.


İyi;Ciddi anlamda vasat bir yapım.Sadece doğal bir afet sonrasında,rastgele bir sığınağa saklanma fikri ilgi çekici geldi.Zaten ilk yarım saatlik süreç sonrasında kurgunun nereye gideceğini anlayabiliyorsunuz.
Kötü;Oyunculuk,yaratık tiplemeleri,atmosfer vs.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Slaughter Night (aka Sl8n8) (2006)

Slaughter Night (aka Sl8n8) (2006)
Andries Martiens çok zengin biri olarak doğduğu halde,çocukluğu tam bir cehennemdi.Annesi ve babasının kötü şöhreti sonrasında donanmaya katılarak evinden ayrı kalan Martiens,yıllar sonra kasabasına dönmüştür.Yitip giden zaman sonrasında annesi ve babasını kaybeden,ihtişamlı bir miras beklerken kendisine bırakılan antika bir müzik kutusu ile kahrolan Martiens,bir yolunu bularak altınlarına kavuşmak istemektedir.
Genç kahramanımız Kristel,yakın zaman önce bir trafik kazası sonrasında babasını kaybetmiştir.Yazar olan babasının yasını tutan Kristel,ölümünün sonrasında Belçika'ya giderek ondan kalma bazı müsvettelerini almayı planlamaktadır.Geziye bir grup arkadaşını da dahil eden kahramanımız,hali hazırda bölgeye gitmişken babasının da sık sık ziyaret ettiği madene kısa bir turistik gezi yapmayı planlar.Değişik bir şeyler yapmayı isteyen Kristel ve arkadaşları,maden kapanmadan önce yıllarca buraya hizmet etmiş,orta yaşlarda bir tur rehberi ile yola koyulurlar.Yerin yaklaşık altmış metre derinliğindeki madene ulaşan kafilemiz,tur rehberinin labirenti anımsatan bu madenlerde geçen şehir efsanesi niteliğinde ürpertici bir hikaye atlatması sonrasında neşelerini yitirirler.Dahası işin ilgi çeken kısmı Kristel'in babasının son romanında ilham aldığı kişi olan Martiens,zamanında bu madenlerde çalışıp,hatta idam cezasına çarptırılmasının ardından infazının da burada gerçekleşmesini arzu etmiştir...
Maden turunun bitmesinin ardından asansörle yeniden yüzeye çıkmak için yola koyulan kahramanlarımızı tatsız bir sürpriz beklemektedir.Zira elektrik tesisatındaki bir arıza sonrasında nefes almanın giderek güçleştiği madende kapana kısılmışlardır.Zaman ilerledikçe sinirlerine hakim olmakta güçlük yaşayan gençler,bir de vakit geçirmek için ruh çağırma seansı yaptıktan sonra tuhaf olaylar yaşamaya başlarlar.Ouija tahtasında karşılarına çıkan isim Martiens'den başkası değildir...


İyi;Tipik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temasının hakim olduğu vasat bir yapım.Olayların madende geçmesi,Ouija tahtası vs ilgi çekebilecek tarafları...
Kötü;Oyunculuk,klişe kurgu ve seyirciye sürpriz yapmaktan epey uzaklarda bir final...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Lake Dead (2007)

Birbirlerinden epey kopuk şekilde yaşayan üç kız kardeş,günün birinde büyük babalarının öldüğünü  öğrenir.Daha yaşıyor olduğundan bile haberleri olmayan kahramanlarımız ellerine ulaşan kurye ile durumun ciddiyetini anlarlar.Her ne kadar sayıp sevmeseler de dedelerinin ölümü ile ufak çaplı bir servetin sahibi olmuşlardır.Taşrada bulunan motelin yeni sahipleridirler...
Mirası bölüşmek için motelin yolunu tutan kız kardeşler,yanlarına sevgilileri ve bazı dostlarını da alarak karavan kiralayıp işe koyulurlar.Mülkün durumunu öğrenerek biran önce elden çıkarıp parayı paylaşmayı planlayan kahramanlarımız bir yandan da keyifli bir şekilde tatil yapmayı düşünmektedir.Motelin yakınlarındaki ormanlık alanda yer alan göletin kıyısına kamp kuran maceraperest gençler,zamanla tuhaf olaylar yaşamaya başlarlar.Ormanda tek başlarına(kuralların ve izleyenlerin olmadığı :D) eğlencenin doruklarında gezen kahramanlarımız çok geçmeden yalnız olmadıklarını anlarlar.Sonrası malum (ormanda kovalamaca vs) 
İyi;Bir grup genç ve başlarından geçen maceralar konulu yapımları sevenler için alternatif olabilir.Ancak fazla beklentiye girmeden izlemenizi tavsiye ediyorum.Zira herhangi bir zeka parıltısı ya da üst düzey oyunculuk beklemek sukutu hayale uğratır.
Kötü;İkinci yarısı itibariyle klasik teen slasher havasına bürünen film;klişe kurgusu ve yüzeysel teması ile izleyicileri şaşırtmaktan epey uzakta olduğu görülüyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

Joy Ride 2: Dead Ahead (2008)

Joy Ride 2: Dead Ahead (2008)
Melissa ve yakın zamanda evleneceği erkek arkadaşı Bobby Las Vegas'a gidip bekarlığa feda partisi yapmayı planlarlar.Melissa'nın baş belası kız kardeşi Kayla'da partiye dahil olur.Kayla sorumsuz,asi ruhlu ve ablası olmadan hiç bir halt beceremeyen problemli bir kızdır.Bu arada Kayla ablası ve müstakbel eniştesine büyük bir sürpriz hazırlamıştır.İnternette tanıştığı hippi görünüşlü bir elemanı(Nik) onlarla Las Vegas'a gelmesi için davet etmiştir.Nik pratik zekaya sahip,esprili,eğlenceli birisidir.Ancak o da aynen Kayla gibi sorumsuz ve hayatı uçlarda yaşayan,Bobby'ye tamamen tezat bir karakterdir.Bobby her ne kadar Nik'in aralarına katılmasından huzursuz olsa da,Melissa'nın ısrarları ve kız kardeşinin de eğlenmeye hakkı olduğunu söylemesi ile ikna olur.
Yolculuklarına bütün hızlarıyla devam eden gençler,Nik'in önerisi üzerine Las Vegas'a giden daha kestirme olan alternatif yola saparlar.Ancak bu kararları çok geçmeden başlarına dert olacaktır.Kahramanlarımız arabası arızalanır ve çevrede de in cin top oynamaktadır hani.Olayın sorumlusu olarak Nik'i gösteren Bobby bir hayli sinirlense de,Melissa'ya verdiği sözü tutmak ve onu kırmamak için kendine hakim olmaya çalışır.Aksilik ya gençler her zaman olduğu gibi gsm kapsama alanının dışında kalmışlardır.Bunun üzerine kilometrelerce gerilerinde hiç bir şey olmadığından,yola kaldıkları yerden ileri doğru devam etmeyi düşünürler.
Uzun bir yürüyüşün ardından bitap düşen gençler,en sonunda bir eve rastlarlar.Hemen telefonu kullanıp yardım çağırmak için kapıyı çalsalar da evden ses seda gelmez.Bunun üzerine Nik,başka çareleri olmadığını düşünerek camı kırarak içeri girer.Kahramanlarımız içeride telefonun çalışmadığını anlarlar.Dahası bu ev uzun süre önce terk edilmiş gibidir.O da nesi! Garaja göz atan Nik,gösterişli bir o kadar da mazi kokan nefis bir araba bulur.Plan şudur;kahramanlarımız bu arabayı alarak evlerine gideceklerdir,ev sahibi döndüğünde ise ona arabası geri verebilmek için telefon numaralarını masaya bırakarak durumu anlatan bir notu da eklerler.Her ne kadar bu fikir Melissa ve Bobby'nin pek içine sinmese de yapacak başka bir şeyde yoktur hani.Peki ama ortalarda gözükmeyen ev sahibi bu durumu nasıl karşılayacaktır ?
Yeniden yola çıkan gençler,kamyon şoförlerinin konakladığı bir kafede bir şeyler atıştırmak üzere dururlar.Bu sırada Melissa'nın telefonu çalar.Arayan arabanın sahibidir(Rusty).Gizemli bir konuşma stili olan Rusty,sanki Melissa'nın çok yakınlarındadır ve onun aldığı her nefesten haberdar gibidir.Yoksa Rusty bulundukları kafenin içerisinde bir yerlerde midir?


İyi;Eğlenceli bir yapım.Yol-gerilim filmlerini severler için alternatif olabilir.Serinin ilk filmi Joy Ride (2001) için tıklayınız.
Kötü;İlk yapıma nazaran oldukça vasat.Kurgu bütünlüğü yok.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Rest Stop: Don't Look Back (2008)

Rest Stop serisinin devam filmi olan bu yapımda,ilk filmin bir yıl sonrasında gerçekleşen olaylarla başlıyoruz.Kısaca hatırlayalım;Jess ve Nicole Kaliforniya'ya eski otoyol olarak adlandırılan bir yoldan giderek,Rest Stop tabelalı bir yerde ihtiyaç molası vermeye karar vermişlerdi.Sonrasında KLZ 303 plakalı kamyonetli bir sapık,kahramanlarımıza musallat olmuştu.İkinci filmde ise kardeşi Jess ve onun kız arkadaşı olan Nicole kaybolduğu sıralar Bağdat’da askeri görevini yerine getiren Tom,kısa bir süreliğe izin vesilesiyle Amerika'ya ailesinin yanına dönmüştür.Jess ve Nicole’un ortadan kaybolmasında pek çok sır faktörünün halen çözülemediğinin farkında olan Tom,küçük kardeşine sahip çıkamamanın verdiği acıyla,Kaliforniya’ya giderek olayın perde arkasını araştırmaya niyetlidir.
Bu seyahatte Tom’a eşlik edecek olan kız arkadaşı Marilyn ve çocukluk arkadaşı Jared ile beraber yola çıkan kahramanlarımız,Jess ve Nicole’un halen yaşıyor olması ihtimali üzerinde durmaktadır. Marilyn bu geziye pek sıcak bakmasa da Tom’un hatırına yanındadır.Jared ise tamamen farklı bir hikayeden ötürü,Tom ve Marilyn’in peşine takılmıştır.Amacı Nicole’ü bulmak onunla bir ilişkiye başlama sevdasıdır.Keza çocukluğundan beri tanıdığı Nicole’e, malum kayboluşuna dek halen içini dökememiştir.
İki araba ile yola çıkan kahramanlarımız(önde Tom ve Marilyn,arkada ise Jared kendi arabası ile)eski otoyol adı verilen yolu ararlarken,köhne bir benzinlikte yakıt ikmali yapmaya karar verirler.Bu sırada karşılaşacakları garip bir adam,Tom’un ısrarlı soruları üzerine ekibimize kayıp otoyola nereden gidildiğini söyleyecektir.Dahası adamın ufak tefek şeyler sattığı dükkanında,Nicole’e ait bir eşyayı gören Jared,gizemli pompacının geçen yıl olanlarla ilgili bir şeyler biliyor olabileceği konusunda diretmektedir.Tom ise Jess ve Nicole’e ait bir fotoğraf gösterdiğinde,pompacı bu çocukları gördüğünü ve eski otoyola saptıklarını söyler.Artık her şey daha fazla anlam kazanmıştır…
Yeniden ve arzuyla yola çıkan kahramanlarımızdan Jared,Rest Stop sit alanına gelmeden birkaç mil geride bir tuvalet kabini bulur ve orada ihtiyacını gidermek için duraksar.Telsizle Tom’a duraksadığını haber veren Jared,tuvalete girdiğinde ilk filmdeki meşhur kamyonetin psikopat sahibinin tacizleri ile karşılaşır.Neyseki çok geçmeden ondan kurtulan Jared,bu sefer ise adeta hayal görmektedir.Bir an da karşısında Nicolu’u gören şaşkın kahramanımız,halen gözlerine inanamamaktadır.
Rest Stop bölgesinde duran Tom ve Marilyn ise ilk filmdeki olay döngüsüne son derece benzer bir talihsizlik yaşayacaktır.Tuvaleti kullanan Marilyn burada bir dizi halüsinasyon görecektir.Dahası bunlara ek olarak bir de Nicolu’ü gören genç kahramanımız,gördüklerinin şokuyla kendisini zor dışarı atar.Ama bu da nesi?Tom ortalarda yok.
Ölümsüz birini nasıl yok edebilirsiniz ki?
“1971 yılında karavanlı tuhaf ailemizin konuğu olan KLZ 303 plakalı kamyonetin sahibinin normal bir sürücü olduğunu söylesem :D Kamyonetindeki bir arıza sonrası,yoldan geçen karavandan yardım isteyen sürücümüz,karavandaki ailenin reisi olan peder tarafından yaptığı bir günah sonrasında gözleri oyularak öldürülür.Bu olayın sonrasında bir hayalet olarak intikamını almak için dönen sürücü,önce karavandaki pederi ve ailesini yok eder.Sonrasında ise günümüze kadar gelen,eski otoyoldan geçen talihli kurbanlarını…”


İyi;İlk filmi izleyenlerin aklında epey soru işareti oluşmuştu.Serinin devam filmi kurgu bütünlüğünü sağlıyor.Rest Stop (2006) için tıklayınız.
Kötü;Olay bütünlüğü ilk filmde epey dağınıktı ama bir yandan ilgi çekici olduğunu düşünüyordum.Serinin devam filminde tek düze klişe ilerleyiş beklentimin epey altında kaldı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2012 | Etiketler : | | |

Jeepers Creepers II (2003)

Jeepers Creepers II (2003)
İlk yapımın beğeni kazanmasının ardından;yaratık kavramına yeni bir boyut getiren Jeepers Creepers serisinin bu filminde,çirkin boss yaratığımıza (Creeper) dair daha fazla bilgi edineceğiz.Hemen ilk filmi özetle hatırlasak;Trish’in kardeşi Darry’yi koklayarak seçen garabet yaratığımız uçarak oradan uzaklaşmıştı.Yeni film ise bu konudan tamamen uzaklaşarak,bam başka bir coğrafyada ki tuhaf olayla başlıyor.Babasının emri ile kargalardan kurtulmak için tarlalarına çeşitli mesafelerde korkuluklar diken Billy,bu işlem sırasında korkuluklardan birinin hareket ettiğine şahit olur.Babası ve ağabeyine derdini anlatamayan minik kahramanımız,kendisine musallat olan korkuluk kılığındaki çirkin yaratığın onu sürükleyerek uçarak kaçması ile sırra kadem basar.Olayı gören Billy’nin babası Jack ise yaratığı bulup,oğlunun intikamını almanın peşindedir…
Eyalet basketbol şampiyonasından birincilikle ayrılan Bannon Lisesi basketbol takımı,takım otobüsü ile evlerine dönme yolundadır.Bir hayli neşeli olan gençler,kazandıkları unvan sayesinde oldukça mutludurlar.Ancak bir anda otobüsün bayan şoförünün(Betty) freni ile sarsılan kahramanlarımız,tekerin patlaması ile taşıttan inmek zorunda kalırlar.Betty tekeri kontrol ettiğinde;lastiğin üzerine saplanmış oldukça kesici,bir o kadar da çağ dışı görünen garip bir yaralayıcı aleti keşfeder.Mecburen tahliye edilen otobüsten indirilen gençlerin neşesi kaçmıştır.Dahası saatlerce ilerledikleri bu yolda kendilerinden başka her hangi bir taşıta da rastlamamışlardır.Telsiz ile yardım isteyen Betty’nin,çevreden sinyal alamayınca eli kolu tamamen bağlanır.Çok geçmeden yardım gelmeyeceğini anlayan Betty,diğer tekerlere daha fazla yük binmesi riskini göze alarak,takımı yeniden eve dönüş yoluna çıkarır.Bu olayla bir hayli zaman kaybeden kahramanlarımız,gecenin zifiri karanlığı içerinde,başlarına geleceklerden habersiz yollarına devam etmektedirler.Tam da bu sırada bir kabusa dalan altıncı hissi kuvvetli kahramanımız Minxie ,ilk filmde katledilen Darry ve Creeper'ın;şu an gitmekte oldukları yol üzerindeki tarlalarda belli belirsiz görünmelerine şahit olur.Otobüsün yeniden kaza yapması ile uyanan Minxie,gördüğü kabusun halen devam ediyor olabileceğinin bilincindedir.
Gecenin bir yarısı ıssız bir yol üzerinde mahsur kalan şampiyon takımımız,çok geçmeden etraflarındaki garipliklerin farkına varacaktır.Birer birer avlanmaya başlanacak olan kahramanlarımız,Creeper gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalacaklardır.Otobüse tıkışan ve kendilerini burada güvende hissetmek isteyen gençlere ise yaratığın bir takım sürprizleri olacaktır.Bu kargaşa arasında bir kabus daha görmeyi başaran Minxie ise Creeper'ın kendilerinden ne istediğini anlayacaktır.
“Her şeyi yer.Acıması yok…Kimse güvende değil.23 baharda bir 23 gün boyunca yer.”


İyi;Sıkılmadan izleyebileceğiniz,ilk filme göre daha vasat olsa da serinin eksikleri tamamlayan yaratık temalı alternatif bir film.Serinin ilk yapımı Jeepers Creepers (2001) için tıklayınız !
Kötü;Oyunculuk,Creeper modellemesi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Altitude (2010)

Hafta sonu gerçekleşecek konser için daha eğlenceli bir yol haritası çizerek özel bir uçakla yola çıkan beş arkadaş,sıradışı bir serüvene yelken açmıştır.Sara her ne kadar pilotaja ilgi duysa da henüz çaylak bir pilottur.Ayrıca asker kökenli babası da annesinin başına gelenler sonrasında kızının pilot olmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.Bütün bunlara rağmen arkadaşlarına verdiği sözden dönmemek için erkek arkadaşını (Bruce) da ikna ederek geziye katılmasını sağlayan Sara,yolculuk için hazırdır.
Uçağın havalanmasından kısa süre sonra çeşitli aksilikler yaşamaya başlayan kahramanlarımız,bazı doğaüstü güçler sebebiyle uçağın kontrolünü kaybetmiştir.İyiden iyiye panikleyerek yere çakılacaklarını düşünmeye başlayan gençler,ne kuleye ulaşabilmekte ne de telsiz yardımıyla imdat çağrısı yapabilmektedir.Sanki bambaşka bir boyuta hapsolan beş arkadaş,olayın Sara'nın tecrübesizliğinden ziyade tuhaf bir gizem zinciri olduğunu anlamaya başlamıştır.Yakıtlarının da azalması ile havada amaçsız daireler çizmeye başlayan Sara,arkadaşlarını da peşine takarak böyle bir olaya sebebiyet verdiği için pişmanlık yaşamaktadır.
Sanki havada kendilerini takip eden dev bir ahtopot peşlerine düşmüştür ve ondan kurtulabilmek imkansız gibidir.Yaşananlara ilişkin farklı bir teoriye sahip olan Bruce ise diğer arkadaşlarının şiddetli tepkisine neden olacaktır.Birbirlerine sırtlarını dönmeye başlayan kahramanlarımız,bilinmeyenin ortasında mantık sınırlarını zorlayan gizemli yolculuğun kazasız-belasız son bulmasını ummaktadır.
İyi;Filmle ilgili söylenebilecek pek olumlu şey olduğunu sanmıyorum.Her şeyden biraz olsun istemişler ancak hiçbir şey tam olmamış.
Kötü;Oyunculuk vasat,kurgu zayıf.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Nisan 2012 | Etiketler : | | | | |

The Human Centipede II (Full Sequence) (2011)

Sıradışı ilk filmin ardından yapımcıların kolları sıvayarak kaldıkları yerden devam ettikleri 'İnsan kırkayak' projesi;ilk filmin gerilim yüklü,hafifte olsa bilimsel havasından epey uzak.Hızlıca hatırlayalım.İlk yapımda Dr.Heither siyam ikizleri üzerinde uzmanlaşarak,artık yapışık ikizleri ayırmayı değil kendi projesi olarak sindirim kanalları birleştirilmiş insan kırkayak modelini sunmaya çalışmıştı.Bu yapımda ise ilk filme seyirci olan ve onu takıntı haline getirmiş tuhaf kılıklı bir adamın hikayesine şahit oluyoruz.
Martin otopark görevlisi olup,insanlarla iletişim hususunda epey sorunlar yaşayan,problemli bir çocukluk dönemi geçirmiş depresif birisidir.Halen annesi ile yaşayan kahramanımız,Dr.Heither'ın insan kırkayak deneyimini tekrarlamak istemektedir.Sapıkça arzularla donatılmış hasta bir beyne sahip olan Martin,annesi tarafından dahi dışlanmıştır.Tek bahsettiği şey oniki insandan oluşan bir kırkayak oluşturma fikridir.Gece mesaisi boyunca not defterine operasyonu nasıl yapacağını planlayan Martin,artık faaliyete geçecektir.
Geç vakitlerde otoparkta gafil avladığı insanları toplayarak büyük bir depoya kilitleyen kahramanımız,onikinci kurbanını da eline geçirince,günlerdir fantezisini kurduğu deneyimi yaşamaya hazırdır.İlk yapıma göre iğrençlikte çığır açan The Human Centipede II,başrol oyuncusunun kendisini oynuyormuşçasına ciddiye aldığı enteresan,sakıncalı bir yapıma dönüşmüş.


Serinin ilk filmi The Human Centipede (First Sequence) (2009) için tıklayınız !
İyi;Tek iyi olan şeyin filmin siyah-beyaz olarak seyirciyle buluşması olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;İlk yapımın ardından fazlasıyla aşırıya kaçılmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2012 | Etiketler : | | | | |

Darkness Falls (2003)

“150 yılı aşkın bir süre önce Darkness Falls kasabasında,Matilda Dickson'ın tüm çocuklar tarafından çok sevildiği söylenir.Her çocuk dişi düştüğünde ona getirir...ve bir altın para ile değiştirirmiş.Bu yüzden ona "Diş Perisi" denirmiş.Fakat kader Matilda'nın yüzüne gülmemiş.Bir gece Lighthouse Point'teki evini kül eden yangın, yüzünde korkunç yara izleri bırakmış.Matilda'nın yanan cildi ışığa o denli hassasmış ki, yalnız geceleri ve kimse yüzüne bakmasın diye hep porselen bir maske takarak dışarı çıkabiliyormuş.Günün birinde kasabada iki çocuk eve dönmemiş.Kasaba halkı Matilda'yı suçlamış.Maskesini çıkarıp,korkunç yüzünü ışığa çıkararak asmışlar onu.Ve son nefesinde Matilda, Darkness Falls'u lanetlemiş.Ertesi sabah, iki çocuk sağ salim bulunmuş.Kasaba bu sırrını Matilda'nın cesediyle toprağa gömmüş.O günden beri kimileri Matilda'nın Darkness Falls çocuklarını son dişlerini düşürdükleri gece ziyaret ederek,yüzünü görenlerden intikam aldığına, yani lanetini yerine getirdiğine inanırlar.Daha önce iyilikle aldığımı,sonsuza dek intikamla alacağım.”
Korku gerilim filmleri arasında kendine has senaryolar üreten Avustralya menşeli yapımlarından biri olan “Darkness Falls” yine şehir efsanesi olarak bahsedebileceğimiz,bir tabunun perde arkasını aralıyor.Daha önce incelemesini paylaştığım “Wolf Creek” ve “Dying Breed” gibi diğer Avustralya yapımı filmlere benzer bir şekilde,ilgi çekici bir konu ile harmanlanan bu film,her ne kadar oyunculuk ve efektler bakımından vasatı aşamasa da boş zamanınızda izleyebileceğiniz ortalama bir yapım.
Filmin konusuna gelecek olursak;Kyle isimli ergenliğe girmek üzere olan sıkılgan,asosyal kahramanımız,son süt dişini çıkardığı gün diş perisini gördüğünü iddia eder.Dahası diş perisinin porselen kaplı maskesini ve gözlerinin önünde annesini katletmesine şahit olan Kyle,dokuz yıllık akıl hastanesi serüveninden sonra,halen karanlıktan ve diş perisinden korkarak yaşamaya devam eder.Günün birinde eski bir dosttan,daha doğrusu ilk kız arkadaşından telefon alacak olan Kyle,Caitlin’in minik kardeşinin (Michael) de şu an,geçmişte kendisinin yaşadığına benzer bir sendrom geçirdiğini öğrenir.
Michael geceleri on dakika bile kesintisiz uyuyamamaktadır.Odasında ışıkların sönmesinden ve diş perisinin bu vesile ile karanlıkta kendisini öldürmesinden korkmaktadır.Kyle her ne kadar bu olaya karışmak istemese de Caitlin’i kıramayacaktır.El fenerleriyle(diş perisinin gece kendisini ele geçirmesini engellemek için,geliştirdiği bir savunma yolu.) dolu bir valiz ile yola çıkan,yıllar sonra yeniden doğup büyüdüğü kasabaya dönen kahramanımız,annesini öldüren psikopat yaftası ile bir hayli zor anlar yaşayacaktır.Eskiden beri anlattığı katil diş perisi hikayesi ise Caitlin dışında herkesin dalga geçtiği bir uydurma olarak anılacaktır.
Kyle,Micheal’ın son süt dişini dökmek üzere olmasından yola çıkarak,yeniden karanlığın Darkness Falls kasabasına hakim olacağını ve porselen maskeli diş perisinin kasabalıdan intikam hazırlığında olduğunun bilincindedir.Zamanla ortadan kaybolmaların artması ve gizemli cinayetlerin işlenmesi ile çalkalanacak olan Darkness Falls kasabalıları ise,başlarda alay konusu edindikleri Kyle’ın hikayesine sahip çıkacaklardır.Diş perisini ebediyen kendilerinden uzak tutmanın yollarını arayan;Michael,Caitlin ve Kyle,diş perisini yok etmenin tek yolunun parlak bir ışıkla onu gafil avlamak olduğunu öğreneceklerdir.Kasabaya çöken karanlık sonrasında,bir grup hayatta kalan insanla beraber kasabanın biraz dışındaki deniz fenerine sığınacak olan kahramanlarımız,diş perisinin porselen maskesini çıkartmalı ve o iğrenç yüzünü kuvvetli bir ışıkla aydınlatarak yakmalıdırlar.


İyi;Diş perisi efsanesine değişik bir bakış açısı yansıtılmış.Filmin masalsı giriş bölümü başarılı.
Kötü;Oyunculuk ve efektler oldukça vasat.
Gereksiz;El fenerinin kurtarıcı olarak kullanılmasını biraz garipsedim.Ölüm saçan diş perisi modellemesi de zayıf kalmış sanki.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Sorority Row (2009)

Birbirlerine en zor zamanlarında dahi sırtlarını dönmemeye yemin etmiş,uzun yıllardır yakın arkadaş olan altı kız öğrenci,üniversitede derneklerinin(Theta Pi) her yıl gerçekleşen etkinliğinde erkek arkadaşlarından birine şaka yapmaya karar verirler.Ancak ustaca planladıkları ve büyük keyif alarak uzattıkça uzattıkları şaka başlarına büyük bir bela açacaktır.
Megan'ın ölümü ile işlerinden kontrolden çıkması kızları epey panikletir.Yaşadıklarının şoku ve birbirlerine verdikleri sözler nedeniyle ortak karar almaksızın,olayın üstünü örten genç bayanlar,aradan geçen koca sekiz ay sonrasında hiçbir şey olmamışcasına normal hayatlarına devam ederler.Üniversiteyi bitirdikleri mutlu günlerinde Megan'la ilgili gizemli mesajlar almaya başlayan kahramanlarımız,aralarından birinin eşek şakası yaptığını düşünmektedir.Bu sırada okula kayıt yaptırmak için çıkagelen Megan'ın kız kardeşi,aylar önce ablasının yok yere ortadan kaybolmasında  Theta Pi kızlarının parmağı olduğunu ima etmeye başlamıştır.
Sürekli mesaj yoluyla tehdit edilmeye başlanan kızlar,tam da hayatlarını rayına oturtmuşken geçmişin hesabını soran kişinin kim olabileceğini sorgulamaktadır.Zamanla işlerin çığırından çıkması ile kişisel egolarının esiri olmaya başlayan kahramanlarımız,birbirlerine sırtlarını dönmeye başlarlar.Peki peşlerindeki gizemli katil kim olabilir?


İyi;Sürükleyici bir yapım.I Know What You Did Last Summer (1997)  ve Scream serilerinin türevi kurguya sahip olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Son çeyrek epey basit kalmış.Sonuç itibari ile vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : | Etiketler : | | |

Simon Says (2006)

Beş yakın arkadaş insanların ve kuralların olmadığı hoş vakit geçirebilecekleri ıssız bir nehir kenarına kamp kurmaya karar verirler.Minibüsleri ile Heathers olarak bilinen bölgeye giden gençler,yol üzerinde tuhaf bir adamın sahibi olduğu marketten alış-veriş yaparak yola koyulurlar.Nehir kenarına çadırlarını kuran kahramanlarımız,her şeyden habersiz eğlencenin doruklarındadır.
Zamanla ormanda yalnız olmadıklarını anlayan gençler,Simon ve Stanley isimli ikiz kardeşlerin gazabına uğrarlar.İkizlerin geçmişten kalma tuhaf bir o kadar da dehşet dolu sevimsiz bir mazisi vardır.Ormanın tamamını bubi tuzakları ile çevreleyerek,izinsiz giriş yapanlarını istisnasız avlamaktadırlar.İşlerin giderek çığırından çıkması ile etrafa saçılan kahramanlarımız,arabalarına ulaşarak bu dehşet dolu ormandan kurtulmanın peşindedir.
İkizler arasındaki husumetin istemeyerek de olsa parçası haline dönüşen gençler,ne yazık ki hasta zihniyetli tek yumurta ikizlerinin Simon Dedi Ki oyununa dahil olurlar.Altın kural olan sürüden ayrılmama felsefesini de terkedince,ortalık kan gölüne dönüşecektir.


İyi;Kara mizah ve korkunun beraber işlendiği,klasik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temasından farklılaşan bir yapım.Bu tarz filmlere ilgisi (kara mizah-korku)olanlar çok daha başarılı olan Doghouse (2009) ve  Severance (2006) yapımlarını izleyebilirler...
Kötü;Her yönden vasat bir film.Sürükleyici olsa da mantık hataları ve klişelerin yoğun şekilde göze çarpması can sıkıcı.
Editör'ün Puanı


Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Grudge 3 (2009)

Seriyi izleyenlerin anımsayacağı üzere lanet Tokyo'da sınırlı kalmayıp,Amerika topraklarına taşınmıştı.Kayako'nun evine girsin girmesin artık herkes büyük bir tehdit altında.Kayako'nun giderek artan öfkesini ise sonsuza dek dindirebilecek tek kişi olan Japon bir bayan,lanetin konuşlandığı Chicago'daki apartmanın yolunu tutmuştur...
Malumunuz apartmandaki ölümlerin ardından binada sadece birkaç aile yaşamaya devam etmektedir.Max ve kız kardeşleri(Lisa ve Rose) hem binanın ufak tefek eksikleriyle ilgilenmekte hem de mal sahiplerinin yeni kiracılar bulmasına aracılık etmektedirler.Abisi Max ve hasta kardeşi Rose'u yarı yolda bırakarak kendi hayallerinin peşinden gitmeyi planlayan Lisa ise ayrılık için uygun zamanı kollamaktadır.Lakin genç ailemizin kendi hallerinde takıla dursunlar,binada yaşayan diğer apartman sakinleride şüpheli şekillerde ölmeye başlamıştır.Minik Rose ise binada dolaşan beyaz tenli asyalı bir çocuktan söz etmektedir.(Toshio)
Kayako'nun lanetini bertaraf etmek için Japonya'dan Max ve ailesinin yaşadığı binaya gelen Naoko (aynı zamanda Kayako'nun kız kardeşi) Lisa'yı başlarına gelecekler konusunda uyarlamaya çalışsa da yeterince ikna edici olamaz.Dahası ölümün kol gezdiği apartmanda eğer tılsım yok edilemez ise lanet daha da güçlenecek ve bölgede yaşayan herkes için tehdit oluşturacaktır.Medyum annesinin ayinlerine benzer şekilde  kötü ruhu defetmek için Lisa ve kardeşi Rose'a ihtiyacı olan Naoko bakalım üstlendiği misyonda başarılı olabilecek midir?
Serinin diğer filmleri ;

İyi;Oldukça vasat,olumlu şeyler söylemek çok zor.
Kötü;Serinin ilk iki filminin ardından ticari kaygılarla çekilmiş vasatı geçemeyen bir yapım olduğunu söylemeliyim.Oyunculuk,makyajlar,kurgu tamamı başarısız.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

Cold Prey 3 (2010)

Cold Prey serisinin yüksek ihtimal son filmi olan bu yapımda,dağ otelinin gizemli geçmişine şahit olacağız.Öyle ki malumunuz üzerine otelin sahibi olan ailenin doğuştan sorunlu çocukları,ergenlik yaşlarına ulaştığında hırçın,acımasız birine dönüşmüştür.Etraftaki hayvanlara zarar vererek otelin müşterilerini kaçırmaktadır.En nihayetinde bu davranışları sonrasında otelden kovularak dondurucu soğukta yapayalnız kalan kahramanımız,kafa dengi birisinden destek alarak tam anlamıyla bir caniye dönüşecektir.
Otele geri dönerek babası ve annesini gözünü kırpmadan öldüren genç psikopatımız,kendisine yaşayabileceği bir barınak veren Jon sayesinde hayata tutunmayı başarmıştır.Jon kasabanın şerifinin kardeşi olup,içine kapanık yalnız yaşamayı seçen,avcılıkla geçinen birisidir.Avladığı hayvanlar üzerinde sapıkça denemeler yapmaktadır ki zaten zamanla bu özellikleri de genç canimize geçecektir.Keza ölü doğup saatler sonrasında bir mucize yardımıyla hayata geri dönen birinin,hayatta kalabilmek için bazı özel yeteneklere sahip olması gerek...
Aradan geçen koca oniki yıl sonrasında  bir grup genç bölgeye kamp kurmaya gelmiştir.Eğlenceli gençler havanın kararması ile psikopat katilimizin menziline gireceklerdir.Jon'un öğretilerinin aksine sadece hayvanları avlamakla yetinmeyen psikopatımız etrafa terör saçmaya başlamıştır.Zamanla Jon ve şerifinde olay örgüsüne karışması ile bol kovalamacalı hayatta kalma savaşı başlayacaktır.
Serinin diğer filmleri;
Cold Prey (2006)
Cold Prey 2 (2008)



İyi;Filmle ilgili sinema anlamında pek olumlu şeyler söyleyemeyeceğim.Konu dışı olarak seksenlerin sonlarında geçen hikayedeki ufak ayrıntılar hoş bir nostalji yaratmış(walkman,cep telefonu ...) 
Kötü;Seriye yakışmayan,vasatın altında başarısız bir yapım olduğunu söylemeliyim.Oyunculuk kötü,kurgu zayıf.
Gereksiz;Seriye ait boşluklar ne yazık ki saçmalıklarla doldurulmuş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Mart 2012 | Etiketler : | | |

La Casa Muda (aka The Silent House) (2010)

1940'lı yıllarda Uruguay'da yaşanan gerçek bir olaydan esinlenerek sinemalaştırılan yapım,gizemli tek mekan filmlerinden biri olarak görücüye çıkıyor.Öyle ki Laura ve babası(Wilson) geçmişten dostluk bağları olan Nestor'un evini satma düşüncesi sonrasında,temizlik işlerine yardım etmek için evde birkaç gün geçirmeye karar verirler.Yalnız bu ev yıllardır kullanılmayan köhne,izbe bir mekandır.Eve girdikleri andan itibaren Nestor'un uyarısı ile üst kattan uzak durmaları istenen baba-kızımız,Nestor'un evden ayrılmasının ardından yarın erkenden işe başlamak üzere dinlenmeye çekilirler...
Laura babasının uyumasının akabinde üst kattan gelen seslerden bir hayli tedirgin olmaya başlamıştır.Birkaç kez babasını uyandırmaya çalışsa da,Wilson'ın aşırı yorgun olmasından ötürü ilgisini çekemez.Ancak daha sonra artan gürültünün babası tarafından da duyulması ile feneri kaptığı gibi üst katı kontrol etmeye giden Wilson ne yazık ki trajedik bir hataya imza atmıştır.Babasının üst kata çıkması ve geri dönmemesi üzerine,artan gürültünün de etkisiyle giderek panikleyen Laura;bakalım yapayalnız,çaresiz kaldığı mekanda nasıl hayatta kalacaktır.
Wilson'ı aramak üzere ürkek şekilde evin içerisinde dolaşmaya başlayan kahramanımız,çok geçmeden babasını eli-yüzü kanlar içerisinde bağlanmış olarak bulur.Bu noktadan sonra evin içerisinde anlık olarak belirip kaybolan bir kız çocuğu ve katil izlenimi veren adam suretini görerek giderek köşeye sıkışan Laura,karanlık evin içerisinde feneriyle dolaşmaya devam ederken bazı anılarını depreştiren fotoğraf kareleri bulmaya başlayacaktır.
Son çeyreğe girerken finale ilişkin birkaç alternatif olduğu muhakkak.Üst katta yaşayan manyak bir katil,doğa üstü güçlere sahip cinli-perili bir ev,hayalet konsepti ya da başrol oyuncumuzun kendisinin çalıp oynadığı senaryo...Şahsen ben sonunu tahmin edebildim o nedenle övgü dolu sözlerle bahsedebileceğim bir yapım değil.


İyi;Karanlık atmosfer,çekim teknikleri,son çeyreğe kadar devam eden bulmaca.
Kötü;Finalin bağırarak gelmesi.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Mart 2012 | Etiketler : | | | |

Primal (2010)


Bir grup genç  ve başlarından geçen olaylar dizisi şeklindeki yapımlardan biri olan Primal,olay döngüsüne biraz da antropoloji katarak daha mistik bir kurguya sahip.Öyleki Anja ve arkadaşları Dace'in tezini bitirmek için,aynı zamanda eğlenmek maksatlı olarak geçmişi 12.000 yıl öncesine dayanan duvar çizimlerini görmeye giderler.Sıkı bir orman dağılımına sahip coğrafyada sapak bir geçit aracılığı ile malum çizimin bulunduğu bölgeye ulaşan gençler için,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Bölgeye kamp kuran gençler kendilerine saldıran mutasyona uğramış garip bir yaban tavşanı sonrasında paniklerler.Belki de bu onlar için son ikazdır ve hazır ipler ellerindeyken geri dönmelidirler.Neyse ki tatsız olayı atlatan gençler hemen kamp kurdukları alanın yakınlarındaki göle giren Mel'in çığlıkları ile irkilirler.Zavallı Mel sülüklerin saldırısına uğramıştır.Vücudunun tamamı parazitlerce çevrelenmiştir.Arkadaşlarını bu zor durumdan kurtaran gençler,ilerleyen saatlerde Mel'in değişimine şahit olacaklardır.Başlarda Mel'in göl suyunun etkisi ile ateşli bir enfeksiyon geçirdiğini düşünen kahramanlarımız çok geçmeden nasıl bir bela bir karşı karşıya olduklarını kavrayacaklardır.
Daha önce yaban tavşanının mutasyona uğramış çene-diş yapısı ile irkilen ekibimiz,sürecin bu seferde arkadaşları Mel için işlediğini fark edeceklerdir.Mel hasta değildir,hatta hiç olmadığı kadar güçlü ve çeviktir.Dahası etçil bir organizmaya dönüşerek,arkadaşları için büyük bir tehdit haline gelmiştir.Dace önderliğinde Mel'den korunabilmek için ateş vasıtasıyla savunma geliştiren kahramanlarımız,bakalım ormandaki kovalamacadan sağ çıkabilecek midir?
Anja'nın relik duvar çizimlerinin aslında ikaz manasında olduğunu keşfetmesi ise işlerin farklı bir boyuta taşınmasına neden olacaktır.Eğlenceli başlayan kamp günleri,tuhaf olayların gerçekleştiği ölümcül tuzaklarla dolu büyük bir hayatta kalma savaşına dönüşecektir.Sonuçta karşılarındaki her neyse ilkel bir garabettir ve ondan kurtulabilmeleri için aklı selim çözümler üretebilmek şarttır.
İyi;Mekan,mistik atmosfer..
Kötü;Oyunculuk,kurgu film ilerledikçe giderek bayalaşıyor.
Gereksiz; Klişe final.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Şubat 2012 | Etiketler : | | | |

The Reeds (2010)

Klişe bir grup genç ve başlarından geçen olaylar teması konseptine biraz daha mistik bir havayla yaklaşan ‘The Reeds’,dağınık kurgusu ile vasat bir yapım olmaktan öteye geçemiyor.Kahramanlarımız hafta sonunu eğlenceli geçirmek için yat kiralayarak sazlıklarla çevrili bir gölete gitmeyi planlarlar.Günler öncesinden ayarladıkları yatın başına gelenler sonrasında,tuhaf görünümlü satıcı tarafından ücra bir köşedeki 'Korsan Yıldızı' isimli tekne kiralayabilecekleri  mekana yönlendirilen gençlerin,bu kadar yol gelmişken geri dönmeye hiç de niyetleri yoktur…
En nihayetinde tekneye ulaşan gençler bir grup gizemli çocuğun tacizlerinin ardından yaşayacakları son aksiliğin bu olduğunu düşünerek yola koyulurlar.Vakit eğlence vaktidir.Gölette tekne turuna başlayan kahramanlarımız,sazlıklarla örtülü tuhaf,sapak bir yere ulaşırlar.Teknenin başında gördükleri çocuklar ise hemen biraz ilerilerinde ateş yakarak bir nevi  rahatsızlık vermeyi sürdürmektedir.Havanın kararması ve fırtınanın başlaması ile gölette sazlıklarla çevrili geri dönüş yolu olmayan bir yerde sıkışan gençler,büyük bir kaza atlatacaktır.Keza güverteye saplanan bir kazık arkadaşlarından birinin ölümcül şekilde yaralanmasına sebep olmuştur.
Gece giderek daha da tuhaflaşmaktadır.Sıkı dostlar birbirlerine düşman olmaya başlamıştır.Sanki koşulları düzeltmek için verdikleri tüm uğraşlar,her şeyi daha da kötü hale dönüştürmektedir.Sazlıklar arasında koşuşturan çocuklar ise kahramanlarımızın sabrını çoktan taşırmıştır.Bakalım sıkıntılı gecenin ardından gençler,sabahı etmeyi başarabilecek midir?


İyi;Mekan ve filmin atmosferi esasında fena değil.Bu filmi sevenler Husk (2011) ve Donkey Punch (2008) filmlerini de izleyebilirler.
Kötü;Dağınık kurgu,oyunculuk,klişeler..
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Şubat 2012 | Etiketler : | | | |

All the Boys Love Mandy Lane (2006)

Okulun açık ara en seksi kızı Mandy Lane,içine kapanık sakin bir yapıya sahiptir.Popülaritesinin getirisi olarak sürekli kendisine asılan delikanlılardan da sıkılmaya başlamıştır hani.Bir yaz günü davet edildiği partide istemeyerek de olsa can sıkıcı bir meselenin parçası olacaktır.Bu olayın ardından uzun bir süre sonra bir grup arkadaşı ile beraber çiftlik evindeki eğlenceye çağrılan kahramanımız,zamanla bir şeylerin ters gittiğini anlayacaktır...
 
Çiftliğe ulaşan gençler eğlencenin doruklarında gezinmeye başlaya dursunlar,karanlığın çökmesi ile kaldıkları evin hemen dışındaki eli kanlı bir tehdit ile yüzleşmek zorunda kalacaklardır.Öyle ki alkolünde etkisi ile bireysel davranmaya başlayan kahramanlarımız,arkadaşlarının birer birer ortadan kaybolması ile dehşete kapılırlar.Dışarıda onları bekleyen şey de neyin nesidir?Yoksa birileri geçmişin intikamını almaya mı gelmiştir?Her ne kadar ürkerek de olsa etrafı kollamaya ve neyle karşı karşıya olduklarını anlamaya çalışan gençler,kaybolan arkadaşlarının cesetleri ile karşılaşırlar...
Bu arada çiftlikte ayak işlerin sorumlusu olan Garth,başlarda gençlerin alaycı tavırları sonrasında,onların yaşadıklarını ve yardım çağrılarını ciddiye almakta gecikince olaylar giderek sarpa sarmaya başlar.Bazı sırların da gün ışığına çıkması ile oluşan kargaşa ortamın her şeye gebe olmasına neden olacaktır.Hayatta kalmayı başaran bir grup kahramanımız ise geceyi eve sığınarak bir şekilde sabahı etmeye çalışmaktadır.Ne de olsa gecenin karanlığında silahlı bir manyak dışarıdayken ortalarda dolaşmak en son istedikleri şey olsa gerek.


İyi;Filmin başları gayet akıcı ve özellikle soundtrackler sayesinde atmosfer başarılı.
Kötü;İlk bölümün ardından klişe döngü ve kurgu.
Gereksiz;Final tam bir hayal kırıklığı.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Timber Falls (2007)

Mike,Sheryl çifti kısa bir kaçamak yapmak amacıyla Batı Virginia'nın dağlık bir milli parkına kamp kurmaya karar verirler.Buraya daha önce hiç gelmemiş olan kahramanlarımız,park görevlilerinin önerisi sonrasında yüksek bir tepeyi çadır kurmak için uygun görürler.Eğlenceli bir gecenin akabinde çadırda tek başına uyanan Mike,kız arkadaşı Sheryl'nin hemen konakladıkları yerin yakınında bulunan göle yüzmeye gitmiş olabileceğini düşünür.Lakin Sheryl orada değildir ve Mike tüm gün boyunca ormanı alt üst etse de ona ulaşamamıştır.Ufak bir kaza atlatan kahramanımız,kendisine yardım etmek maksadıyla evine konuk edildiği garip bir kadın tarafından ağırlanacaktır...
Mike'ın Sheryl'i aramak amacıyla telsizle park görevlisinden yardım istemesi üzerine,onu oyalamaya başlayan ev sahibi tuhaf kadın en sonunda niyetini belli edecektir.Ufak bir kovalamacanın sonrasında Mike kendisini gizemli bir yer altı odasında bulacaktır.Odada kız arkadaşı Sheryl'nin bağlanarak tutsak edildiğini gören kahramanımız,onu buradan çıkararak bir an önce kaçıp kurtulmanın peşindedir.Tüneller sayesinde bir şekilde ormana ulaşan çiftimiz,ne yazık ki peşlerine takılan garip bir ucube nedeniyle kapana kısılacaktır.Birden beliren garabet ucube de kimin nesidir?Aa durun! işte aradığımız adam,park görevlisi imdada yetişti.
Yeniden tutsak edilerek yer altı odasına götürülen çiftimiz,kendilerini sapkın bir ailenin ellerinde bulacaktır.Radikal bir dini görüşü benimseyen bu insanlar,zavallı çiftimizden kendileri için bir bebek yapmalarını istemektedir.Tabii öyle beş dakika da yapılacak bir iş değil bu :D Sapkın aile gerekli ortamı hazırlayacaktır ve bebeğin doğması için aylarca beklemeyi göze almıştır.Zaten bu aşamadan sonra da yapımın olmayan kalitesi tamamen yok oldu.Talep edilen tuhaf istek sonrasında afallayan çiftimiz,bakalım kendileri için en doğru kararı verebilecek mi?


İyi;Pek çok şey bir arada (ucube,şerif,orman,sapkın tarikat...)
Kötü;Her şeyden parça parça olsa da genel olarak hiç birinin tam olmadığını,kısaca vasatı aşamadığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Şubat 2012 | Etiketler : | |