Güncel İncelemeler;

The Purge: Anarchy (2014)

The Purge: Anarchy (2014)
The Purge (2013) filminin büyük ilgi görmesi sonrasında yapımcıların kurguyu seri filme çevirme isteğiyle ortaya çıkan 'The Purge: Anarchy' kanın su gibi aktığı şiddet dolu sahnelerle yine beğeni kazanacağa benziyor.İlk filmi izleyenlerin hatırlayacağı üzere Amerika'nın yeni kurucuları toplumda düzeni sağlamak için yılda bir geceyi arınma olarak adlandırıp insan doğasındaki her türlü öfke ve şiddetin dışarı salınmasına izin vermişti.Ancak bu sayede otorite insanları yeni düzen etrafında toplayabilmiş ve suç oranının arınma gecesi dışında %1 lere kadar düştüğü ütopik bir toplum yaratılmıştı.
The Purge: Anarchy (2014)
Arınma konseptinde ilk filme yenilik katmak için bu kez savunma yapılan kale misali kapalı mekanlardan çıkan ve dışarıdaki duruma göz atmak isteyen başarılı yönetmen James DeMonaco,deyim yerindeyse şiddetin doruk noktasına ulaştığı sokakların nabzını tutuyor.Arınma gecesinin sloganı haline gelen 'güvenli geceler' önermesi saklanabileceğiniz bir yer olmadığında,tek başınıza nasıl hayatta kalabileceğiniz sorunsalına değiniyor.Üç farklı grubun rastlantısal olarak bir araya gelmesi ve başlarından geçen dehşet dolu anlar,güneş doğana kadar ölesiye mücadele...Arınma başlamadan evlerine gitmek için yola koyulan,arabalarının bozulmasıyla yolda kalan genç bir çift,öldürülen oğlunun intikamını almak için ant içmiş bir polis ve evlerinin istilaya uğraması sonrasında sokakta kalan çaresiz anne-kız...Kaderin cilvesiyle bir araya gelen ve geceyi sağ salim atlatmak istiyorlarsa kader birliği yapması gereken bu beş kişi,kaosun ve şiddetin hakim olduğu sokaklarda çetin bir mücadeleye girişirler.Arınmanın sonlanmasına uzun saatler vardır...
İyi;İlk filme kıyasla kesinlikle daha fazla aksiyon barındıran daha sürükleyici,hareketli bir yapım.Serinin home invasion temasından çıkması ve arınmanın en şiddetli olduğu yer olan sokaklara yönelmesi kesinlikle yerinde bir karar.Sadist işkenceler,ürpertici cinayetler ve bol kanlı sahneler de korku-gerilim severler için filmin diğer artıları.Bu arada serinin üçüncü filminin 2015 yılında vizyona gireceğini de hatırlatalım.
Kötü;Açıkçası beklentilerim üstünde bulduğum bir devam filmi oldu.Ancak bu yine de mantık hatalarını,klişeleri ve bazı sahnelerin özgünlüğü hususunda çekincelerimi bastırabilecek düzeyde değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Aralık 2014 | Etiketler : | | | |

Dans ton sommeil (2010)

Dans ton sommeil (2010)
Sarah,eşi ve kolej öğrencisi oğlu Loic şehirdeki evlerini bırakarak kırsala taşınırlar.Arkadaş çevresinden uzak kaldığı için  kendisini yalnız hisseden Loic ailesinin de otoriter tavırları sonrasında büyük bir trajediyi sebep olur.
Dans ton sommeil (2010)
Olaydan yaklaşık bir yıl sonra hala tam olarak kendisini toparlayamayan Sarah,hastalardan birine uyguladığı yüksek doz sebebiyle şefi tarafından dinlenmeye gönderilir.Gecenin ikisinde nöbeti terk ederek evinin yolunu tutan kahramanımız ağaçların arasından fırlayan genci göremeyerek ufak bir kazaya neden olur.Arthur isimli genç bir şeyi olmadığını söyleyerek hemen buradan uzaklaşmak istemektedir.Hemşire olduğu için Arthur'la ilgilenmek isteyen Sarah yakınlardaki evine gitmeyi teklif eder.Bu sırada gecenin karanlığında yalnız olmayan ikilimiz gizemli birinin son sürat arabalarına yaklaşması ve tacizi ile büyük bir panik yaşar.Arthur,adamın evine girmeye çalışan psikopat bir hırsız olduğunu ve yüzünü gördüğü için peşine takıldığını anlatır.Sarah hemen bir telefon bulup polisi aramaları gerektiği hususunda ısrar etsede yorgun olduğunu ve dinlenmek istediğini söyleyen Arthur sabah olan biten her şeyi anlatacağının sözünü vererek uykuya dalar.Gece yarısı tanıştığı genç bir adamı yalnız yaşadığı evine getirdiği için endişeli olsa da Arthur'a ve anlattıklarına güvenen Sarah onu yakın zaman evvel kaybettiği oğlunun yerine koyar.Arthur'un tedavisini yapıp dinlenmeye çekildikten sonra uyku sersemi evinin hemen yanı başında yolda arabasını sıkıştıran ve  Arthur'un hırsız dediği adamın arabasını fark eder.Korkudan deliye dönen ve Arthur'u uyandırmak için koşan kahramanımız evde güvende olmadıklarının farkındadır.Gece daha yeni başlamıştır...
İyi;Sürükleyici senaryo ve atmosfer olarak başarılı,Fransız korku sinemasının olmazsa olmazı bol kanlı sahnelerin de yer aldığı başarılı bir gerilim filmi.Flashback geçişler,tekinsiz ilerleyen kurgu ve oyunculuk söz edilmesi gereken başlıca artılar.
Kötü;Tahmin edilebilir,şaşırtıcılıktan uzak final daha farklı düşünülebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ekim 2014 | Etiketler : | | |

Haunter (2013)

Haunter (2013)
Lisa 16.yaş gününün arifesinde pesimist takılan genç bir kızdır.Ailesinin onu anlamadığını düşünen kahramanımız giderek yalnızlaşmaya mahkum olur.Dahası rutin hayat o kadar sıkmaya başlamıştır ki eve ailesiyle birlikte hapis olduğunu düşünür.Zira günlerdir dışarıdaki sis yüzünden dışarı çıkamamış evin içine sıkışıp kalmışlardır.Anne-babası Lisa'nın ergenlik döneminde olduğunu düşünerek söylediklerinin üzerinde durmazlar.Ancak Lisa bir kez da avazı çıkana kadar bağırarak anlatır;
Haunter (2013)
'Her sabah annem krepleri kahvaltı için hazırlıyor ve babam da bazı gizemli sebeplerden dolayı bir türlü çalışmayan arabayı tamir etmeye çalışıyor.Sonra öğle yemeği için fırında makarna hazırlanıyor.Akşam da sürekli rulo köfte yiyoruz.Ve saat sekiz de hep birlikte 'Cinayet Dosyası' nı izliyoruz.Sabah kalkıyoruz ve aynı şeyleri tekrar yapıyoruz...'
Ailesinin ilgisini çekmeyi başaramayan Lisa çok geçmeden evde yalnız olmadıklarını anlar.Bazen bir fısıltı bazense alelen bir ses Lisa'yı çağırmaktadır.Evin geçmişini araştırmaya koyulan kahramanımız genç kızları kaçıran ve canice öldüren bir seri katille aynı mekanı paylaştıklarını keşfeder.Kazan dairesinden gelen seslere daha fazla kayıtsız kalamayan Lisa göz atmaya karar verir.Öte yandan taşlar yerine oturmaya başlamıştır.Sürekli doğum gününün bir gün öncesini tekrar tekrar yaşadığını keşfeder.Kendi deyimiyle artık uyanmıştır ve felaketin öncesinde çok geç olmadan ailesini de uyandırmalıdır.
İyi;Oyunculuk,atmosfer,gizem seviyesi ve sürükleyici kurgu oldukça başarılı.Yönetmen koltuğunda oturan ve Cube (1997) filmiyle ben de özel bir yeri olan Vincenzo Natali,aslında konu olarak klişe diyebileceğimiz bir senaryoda yine farkını hissettirmiş.Senaryoya değinmişken filmin damakta American Horror Story 1.sezon gibi bir tat bıraktığını da ekleyeyim.
Kötü;Klişe senaryo ve tahmin edilebilir kurgu başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Ekim 2014 | Etiketler : | | | | |

Non-Stop (2014)

Non-Stop (2014)
Bill Marks bir süredir kendi problemleriyle uğraşan,sivil havacılık güvenliği için çalışan deneyimli bir dedektiftir.New York,Londra seferi yapan bir uçakta görevlendirilen,sürekli formaliteleri uygulamaktan sıkılmış kahramanımız için bu kez rutin bir uçuş olmayacaktır.
Non-Stop (2014)
Özel çağrı cihazıyla üstlerinden emirler alan Bill,internet ağlarına gizemli bir yabancının girmesi ve istekleri sonrasında epey telaşlanır.Zira yabancı kısa bir süre içerisinde hesabına yüzelli milyon dolar yatırılmazsa uçakta bulunan yolculardan birini öldüreceğini söylemektedir.Durumu uçaktaki bir başka gizli güvenlik görevlisiyle konuşmaya karar veren kahramanımız istediği reaksiyonu alamayınca kaptan pilotla konuşup,uçuşun güvenliğini riske atabilecek büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarını anlatmaya karar verir.Öte yandan sürenin dolması ile uçakta gerçekten de birinin öldürülmesi gerilimi daha da tetikleyecektir.Yolculardan kendisine yakın hissettiği Jen ve hostes Nancy ile beraber şüpheli görünen herkesi araştırmaya başlayan Bill,yine gizemli yabancıdan gelen mesajlar sonrasında kaptan pilotun -dışarıdan açılması imkansız olan her türlü güvenlik önleminin düşünüldüğü kokpitte- öldüğü haberi ile sarsılır.Birinin kendisiyle oyun oynadığını düşünen ve giderek sinirleri bozulan kahramanımız çalıştığı şirketin de kendisinden bağımsız kararlar almaya başlaması ile daha da yalnızlaşır.Peki ama uçaktaki cinayetlerin sorumlusu kimdir?Daha ilk andan itibaren dikkatini çeken müslüman bir doktor,sürekli telefonuyla uğraşan zenciler,göçmenler ya da takım elbisenin ardında kimliğini gizleyen bir casus olabilir mi?
İyi;Baştan sona sürükleyici,kesinlikle sıkılmadan izleyeceğiniz artık klasikleşen tipik bir Liam Neeson filmi.Katil kim? önermesini işleyen gizem seviyesinin de tatminkar olduğu başarılı bir gerilim örneği.Yönetmen Jaume Collet-Serra'nın diğer yapımları ;Orphan (2009),House of Wax (2005) ve Unknown (2011) yine göz atmanızı tavsiye edebileceğim gerilim alternatifleri.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

Mindscape (aka Anna) (2013)

Mindscape (aka Anna) (2013)
John;görü yetisi sahibi,insanların hafızalarına inebilen başarılı bir dedektiftir.Kendisiyle benzer yeteneğe sahip dedektiflerle birlikte "Mindscape" isimli adli davalara bakan bir kurumda çalışan kahramanımız,eşinin ölümünün ardından işe ara vermek durumunda kalır.Ekonomik olarak zor günler yaşamaya başlayan John,henüz geri dönmeye kafa olarak tam hazır olmasa da patronu Sebastian'dan ilgilenebileceği bir dava ister.Sebastian'ın önerisi üzerine yemek yemeyen açlık diyeti yapan Anna isimli genç bir kızın sosyopat mı olduğu yoksa yaşadığı olası bir travma sonrası mı bu davranışa yöneldiğini araştırmaya koyulur.Özetle John'dan istenilen Anna'nın yeniden yemek yemeye başlamasıdır.
Mindscape (aka Anna) (2013)
Anna ile tanışmak için yaşadığı malikanenin yolunu tutan John,henüz ilk seansta davanın bahsedilenden çok daha komplike olduğunu hisseder.Son derece zeki bir kız olan Anna,John'un kelime oyunları ve tuzaklarını ustaca atlatarak dikkatini çekmeyi başarır.Zamanla sıkıcı terapilerden ziyade birbirlerine güvenen iki ahbaba dönüşen Anna ve John daha fazla vakit geçirmeye başlarlar.Anna,annesinin Amerika'nın en zengin ailelerinden birinin mensubu olduğunu ve üvey babasının(Robert) mirası bypass etmek için onu öldürmeye çalıştığını iddia etmektedir.Robert ise Anna'nın kişilik bozukluğu sorunları olduğunu ve şiddet eğilimi nedeniyle tam gün gözetim altında tutulacağı bir bakım evine sevk edilmesi gerektiğini söylemektedir.Dahası Anna'nın karıştığı bir takım gizemli olaylar ve okul yıllarında arkadaşlarına başından geçen kanlı olayda şüpheli görülmesi Robert'ı destekleyen diğer bilgilerdir.Öte yandan John'un  davayı almasına yardım eden Sebastian'ın Anna henüz çocuk yaşlardayken terapisti olması kahramanımıza kendisinden bir şeyler saklandığı düşündürür...
İyi;Son derece sürükleyici,oyunculuk ve kurgunun başarılı olduğu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi.Bu film sevenler benzer tarzdaki The Cell (2000) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Son bölüm sanki biraz aceleye getirilmiş gibi.Daha vurucu bir final olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Mayıs 2014 | Etiketler : | | | | |

Deadfall (2012)


Deadfall (2012)
Kumarhane soygunundan sonra Kanada'ya kaçmak için yola koyulan Addison ve Liza kardeşler geçirdikleri kazanın ardından parayı bölüşerek yola yalnız devam etmeye karar verirler.Addison kaza sırasında yardım için gelen lokal polisi öldürmüş ve başını daha da fazla belaya sokmuştur.Liza'dan aklına kullanmasını isteyen kahramanımız polisin sadece kendisinin peşinde olduğunu söyleyerek kız kardeşinin aksine dondurucu soğukta kuzeye ilerlemeyi seçer.
Deadfall (2012)
Pekin olimpiyatlarında madalya kazanmış eski boksör Jay,yaşadığı kötü günler sonrasında en nihayetinde hapishaneden tahliye edilir.Annesi ve babasına karşı kendisini suçlu hisseden kahramanımız çekinerek de olsa onlarla yeniden görüşebilmek için telefonu çevirir.Annesinin şükran günü için daveti üzerine ufak bir işi halledip orada olacağını söyleyen Jay,hapishaneye düşmesinde payı olan ve başına gelenlerden sorumlu tuttuğu eski antrenörü ile yüzleşmek için ofisine gider.İşlerin kontrolden çıkması sonrasında epey kafası karışan Jay yolda Liza'ya rastlar ve arabasına alır.Onu en yakın benzin istasyonuna bırakacağını söyleyen kahramanımız yolculuk ilerledikçe Liza'ya ısınmaya başlar.Kar fırtınası sonrasında yol üzeri bir motelde mahsur kalan Jay ve Liza birbirlerini yeni tanısalar da aşık olurlar.Öte yandan yaralanan Addison,peşine polisleri takıp  kasabanın hemen dışındaki bir eve sığınır.Bu ev Jay'in ailesinin evinden başkası değildir...
İyi;Sürükleyici kurgusu ve etkileyici oyuncu kadrosu ile boş geçilmemesi gereken bir yapım.Suç-gerilim tarzı filmler sevenler için ideal seçim olabilir.
Kötü;Klişe senaryo.Soygun,psikopat bir katil,paylaşılamayan para...Tipik Cohen kardeşler filmlerini andırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2014 | Etiketler : | | | | |

The Purge (2013)

The Purge (2013)
Yıl 2022,Amerika Birleşik Devletleri...İşsizlik %1 oranına gerilemiş ve suç neredeyse tarihe karışmış durumda.Şiddet bir istisna dışında tamamen sona erdirilmiş.Amerikanın yeni kurucularının bağışladı izin ile "ruhumuzu kötülüklerden arındırmak ve temizlemek" için her yıl 12 saat süreyle Amerikan Arınma Gecesi kutlanmaktadır.Bü süre boyunca devlet otoritesi tamamen rafa kalkıp,insan doğasının en sadist en çirkin yüzü ortaya çıkmaktadır.O gece yaşanan kayıpların hatta ölümlerin dahi hesabı sorulmayacaktır...
The Purge (2013)
Sandin ailesi arınma gecesi öncesi son hazırlıklarını tamamlamak üzeredir.Evin reisi James güvenlik sistemleri pazarlayan başarılı bir satış temsilcidir.Kendi evinde de en güncel ve teknolojik sistemleri kurarak arınma gecesini ailesiyle birlikte sıkıntısız,huzurlu bir şekilde geçirme niyetindedir.Saat tam 7 de özel tasarım evinin güvenlik zırhlarını aktif hale getiren kahramanımız,başının belada olduğu ergen kızı Zoey ve asosyal oğlu Charlie'de yanına alarak eşi Mary ile birlikte güvenlik kameralarının bulunduğu odada sabahı edebilmek için gergin bir bekleyişe çekilir.Bu arada akşamın karanlığında yaralı bir adam evlerinin önünde yardım istemekte,peşinde birilerinin kendisini öldürmek istediğini haykırmaktadır.Charlie'nin merhameti sonrasında davetsiz misafirin eve sığınması büyük bir belanın Sandin ailesine sarmasına sebep olacaktır.Bir grup eli kanlı,maskeli psikopat Sandinlerin evine sığınan adamın peşindedir.Dahası son derece kararlı olup yabancının teslim edilmesini istemektedirler.Öte yandan kargaşa sonrası yaralı adamın elinden kaçıp saklanması James'in işini epey güçleştirecektir.Bakalım kahramanlarımız sabah saat 7'ye kadar hayatta kalmayı başarabilecek mi?


İyi;Sürükleyici tipik tek mekan filmlerinden biri.Oyunculuk başarılı.Senaryo düşünsel olarak iyi ancak uygulamada aksaklıklar olduğunu belirteyim.
Kötü;Klişeler,mantık hataları,sürprizden uzak final...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Ağustos 2013 | Etiketler : | | |

Insensibles (Painless) (2012)

Insensibles (Painless) (2012)
İspanya-Fransa-Portekiz ortak yapımı olan "Insensibles" kesinlikle övgüyü hak eden,fantezi ile dram-gerilimin tam kıvamında birleştiği son dönemlerin en güzide yapımlarından biri.Filmde kurgu iki koldan ilerliyor.İlk olarak İspanya'da iç savaşın ve kaosların hüküm sürdüğü 1930-60 yılları arasında yaşanan bir olaya şahit oluyoruz.Ardındansa günümüze dönerek başarılı bir cerrah olan David'in eşini kaybettiği dramatik bir trafik kazasının sonrasında kemik iliği kanseri olduğunu öğrenmesi ve yıllardır görüşmediği anne-babasının izini sürmesi konu ediliyor.
1930'lu yıllarda toplum tarafından yadırganan bazı tuhaf yetenekleri olan çocuklar garabet bir tepenin zirvesine kurulmuş akıl hastaları ve özel bakım gerektiren mahkumların tutulduğu bir hastaneye sevk edilirler.Aralarında Benigno ve Inés'in de bulunduğu bu çocukların ortak özelliği acıya karşı duyarsız olmalarıdır.Öyle ki yaratılışın getirisi olan acı,onların tabiatında yer almamaktadır.Zaten halihazırda bu yüzden kendilerine ve çevrelerine zararlı olabilecekleri düşüncesiyle her biri ayrı hücrelerde olmak üzere izole edilmiş,24 saat kilit altında tutuldukları odalara yerleştirilirler.
Tüm bunlar yaşanırken iç savaş tüm şiddeti ile İspanya'yı kavurmakta,Avrupa'nın kaderi için büyük tehdit oluşturan Naziler istilacı bir politika izlemektedir.Almanya'nın en tanınmış bilim adamlarından biri olan Dr. Holzmann ise tüm bu kargaşanın içerisinde yahudi olduğu gerekçesiyle vatanını terk etmek zorunda kalmıştır.Uzun zamandır kendisiyle mektuplarla temas kuran ve hastanede tutulan acıya duyarsız çocuklarla ilgili bir hemşireden bilgi alan Holzmann,İspanya'ya iltica etmeye karar verir.Saygınlığından ötürü İspanya'ya gelir gelmez hastanenin baş hekiminden çocukların sorumluluğunu alan kahramanımız,bazı deneysel tetkiklerle onları topluma kazandırmayı amaçlamaktadır...
David yaşaması için gerekli olan kemik iliğini bulabilmek için ailesinin ikamet ettiği ufak bir kasabanın yolunu tutar.Ancak onca zaman anne-baba dediği insanların kendisini evlatlık edindiklerini öğrendiğinde büyük bir şok yaşayacaktır.Şimdi yapması gereken kalan kısa zamanı boyunca biyolojik anne-babasını bularak onlardan donör olmasını istemektir.David geçmişin karanlık sırları ve ibretlik bir dramayla yüzleşmek zorundadır...


İyi;Kesinlikle son yılların en başarılı gizem,dram-gerilim yapımlarından biri.Kurgu,mekan betimlemeleri ve oyunculuk tatmin edici.Sürekli ters köşelerle ilerleyen sıra dışı hikayesi ve soluksuz izlemenizi sağlayacak akıcı senaryosu ile mutlaka göz atmanızı tavsiye ettiğimi yapımlardan biri.
Kötü;Final daha farklı olabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Mart 2013 | Etiketler : | | | | | |

Ils (aka Them) (2006)

Ils (aka Them) (2006)
Fransız yapımı "Ils",genç bir çiftin başından geçen gerilim dolu olaylarla süslü bir geceye misafir olmamızı sağlıyor.Pek çok yönden,ülkemizde epey ilgi gören La Casa muda (2010) filminin esin kaynağı olarak düşündüğüm "Ils" kesinlikle izlemeye değer...
Clementine Bükreş'te bir Fransız okulunda öğretmenlik yapmaktadır.Arta kalan zamanının çoğunu eşi Lucas ile birlikte kasabadan epey uzaklarda tenha bir çiftlik evinde geçirmektedir.Kahramanlarımız mutlu ve huzurlu yaşantılarına devam ede dursunlar,günün birinde bir gece yarısı evlerinin çevresinde birtakım gariplikler olduğunu keşfetmeye başlarlar...
Dışarıdan sesler gelmekte,ağaçların arasında el feneri ışıkları süzülmektedir.Panik halinde olan bitene göz atmak için bahçeye çıkan genç çiftimiz,birinin arabalarını kaçırdığına şahit olur.Hemen polisi aramak için evlerine döndüklerinde ise bir anda kendilerini dış dünyadan izole edilmiş halde bulurlar.Telefon çalışmamaktadır,dahası evin içerisinde koşuşturma sesleri duyulmaktadır.Dışarıdan yardım gelmeyeceğini anlayan ikilimiz neyle karşı karşıya olduklarını anlamak için kendilerini bir odaya kilitleyip,başlarının çaresine bakmayı düşünürler.Ancak çok geçmeden yeni bir plana ihtiyaçları olduğunu fark edeceklerdir.Gerilim dolu gecede hayatta kalma savaşına girişen genç çiftimiz bakalım sabahı edebilecek mi?


İyi;Film giriş bölümü itibariyle oldukça hızlı başlıyor.Mekan ve oyunculuk tatmin edici.Bunaltıcı,insanı huzursuz eden kurgusu ile rahatsız edici filmler kategorisine alınabilir.Bu filmi sevenler The Strangers (2008) ve Funny Games (2007) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Uzunca bir süre epey sıkıcı tempoda devam eden,zeka parıltısına şahit olamadığımız yer yer mantık hatalarıyla dolu sıradan bir gerilim filmi.Senaryonun vasatlığının yanısıra süre olarak da sadece 77 dakikadan oluştuğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Şubat 2013 | Etiketler : | | | |

Silent Hill: Revelation 3D (2012)

Silent Hill: Revelation 3D (2012)
Silent Hill (2006) yapımının sonrasında uzun yıllardır beklediğim serinin devam filmi en nihayetinde vizyona girdi.Büyük beklentilere kapılarak izlediğim "Silent Hill: Revelation 3D" final bölümünde bahsedeceğim bazı dezavantajlarına rağmen,bir Silent Hill fanı olan beni tatmin etmeyi başardı.Tabii bunda yönetmenin,oyuncuların ve kurgunun başarısını vs geri plana atarak sırf o atmosferi yeniden hissedebilme şansını yakalamanın,olumlu izlenime sahip olmamda baskın olduğunu söylemeliyim.İlk filmin bittiği yerden nöbeti devralarak daha fazla görsel efekt vaad eden Silent Hill: Revelation 3D,öncesinde eleştiri yağmuruna tutulan oyunlardan farklı/bağımsız senaryo önermesini de savuşturacağa  benziyor.Zira Silent Hill 3 oyunu ile film hemen hemen aynı kurgu üzerinden ilerliyor.Bir bakıma daha az sürpriz sizleri bekliyor gibi görünse de öte yandan yeniden Silent Hill'e dönüş fikri bile yeterince cezbedici...
3.oyuna karakter tiplemelerinden,senaryoya değin her yönden paralellikler kurulması fanları memnun edeceğe benziyor.Heather'ın saç kesiminden üstündeki yeleğe,Douglas ve Vincent karakterlerine kadar birebir uyum hemen göze çarpıyor.Belki en büyük farklılığın,oyunda Heather'a Silent Hill'e kadar eşlik eden Dedektif Douglas karakterinin yerine o pozisyonu Vincent'ın doldurmasından bahsedebiliriz.Bu ufak detayların ardından uzun süredir merakla beklediğim yapımın incelemesine geçmeden önce ilk filmin kısa bir özetine değinelim.Hatırlayacağınız üzere Silent Hill'de kapana kısılan Rose ve kızı Sharon,Alessa gerçeğini ve kasabalıların sapkın inançları sonrasında Valtiel tarikatının sebep olduğu felaketi bir şekilde aşarak evlerine dönmek istemişlerdi.Ancak bir kez Silent Hill'e girdin mi çıkamazsın realitesi Rose'un farklı bir boyuta sıkışmasına neden olmuştu.Sharon ise annesinin kendisini feda etmesinin sonrasında babasının yanına (Christopher) dönmeyi başarmıştı.Bu aşamadan sonra yıllarca kaçak hayatı yaşayan Christopher ve öz kızı kadar sevdiği Sharon (ki zamanında Toluca yetimhanesinden evlat edinmişlerdi) sürekli yeni vilayetlere taşınarak,kimliklerini değiştirerek peşlerine düşen tarikat üyelerinden saklanmaya,Silent Hill'den uzak durmaya çalışmıştır.Taa ki günün birinde yine Heather/Sharon'ın kabusları alevlenmeye,etrafında baş edemeyeceği çapta gariplikler yaşanmaya başlayana dek...
Valtiel tarikatı üyelerinin Sharon'un kendisinden koparmak ve yeniden Silent Hill'e götürmek için izlerini bulduklarını öğrenen Christopher/Harry kızına elveda diyemeden ortadan kaybolmuştur.Babasının izini sürmek için okulda yeni tanıştığı Vincent ile beraber Silent Hill'e gitmeyi kafasına koyan Sharon,kendisine ait olan metatron simgesinin yarısı ile bilinmeze doğru yola çıkar.Vincent da tarikatın üyelerinden biridir ve asıl amacı kahramanımızın buraya getirilmesini sağlamak olsa da onun içindeki masumiyeti görerek,annesine(Claudia;Valtiel inanışının lideri) karşı gelip Sharon'ın yanında saf tutmaya karar verir.Şimdi yapmaları gereken metatron simgesinin kayıp olan parçasının Leonard'dan alınması ve bu sayede Alessa'nın durdurulmasıdır.Ancak bu şekilde Sharon babasına kavuşabilir ve uzun yıllardır büyük bir lanetin pençesinden yaşayan Silent Hill kasabası da normale dönebilir...
İyi;Atmosfer eksik yansıtılmasına karşın yine de başarılıydı.Sisler içerisinde hayalet bir kasaba,kül yağmuru,kulakları çınlatan siren sesleri,zamanın değişerek Silent Hill boyutuna geçilmesi ve tabii ki birbirlerinden çirkin boss yaratıklar :D 3.oyunu baz alarak sinemalaştırılan yapım,oyunun kurgusuna sadık kalınarak çekilmiş ki bu da en büyük artılarından biri sayılabilir.Bunun yanı sıra final bölümünde karşımıza çıkan Silent Hill: Origins'dan tanıdığımız Travis Grady ve yine son sahnede beliren polis konvoyunun eşlik ettiği hapishane taşıtı da Silent Hill: Downpour oyununa atıfta bulunuyor.Yani özetle yeni bir devam filminin çekilmesi müjdeleniyor...


Kötü;Silent Hill (2006) yapımı ile ilişkiyi kurabilmek için fazlaca çabalamışlar.Ancak oyunu oynamayan birisi için halen pek çok soru işareti akıllarda yer edinebilir.İlk bölümü itibariyle hızlı başlasa da ikinci yarısında beklentilerin altında kalan çok aceleye getirilmiş sahneler göze batıyor.Özellikle Sharon'ın akıl hastanesinde Leonard'ı aradığı sahne,Silent Hill fanlarını kızdırabilir.Zira fanların malumu üzerine Silent Hill'de kapalı bir mekana girdiyseniz asla aradığınız şeyi hemen bulamazsınız.Duvardan haritayı alarak yanınızda gezdirmelisiniz.Bir diğer olumsuz şey de tipik Hollywood filmlerinde karşımıza çıkan slasher vari tuhaf gereksiz kanlı sahnelerin yer almasıydı.Oysa bunlar yerine uçsuz bir deryayı anımsatan Silent Hill den yönetmenin biraz zeka kırıntıları devşirmesini beklerdim.En büyük eksiklerden biri de zaten bu noktada karşımıza çıkıyor,hani nerede çözmesi saatlerimizi alan o bilmeceler ? Heather'ın bir kapıyı açma sahnesi var ki orada kesinlikle biraz yaratıcı şeyler görmemiz gerekiyordu.Son olarak maalesef yeterli bütçe ayrılmadığı için çok daha iyisi yapılabilecekken orta karara talim eden vasat bir yapım ortaya çıkmış.
Bazı yararlı linkler; Silent Hill Wiki,...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2012 | Etiketler : | | | | |

Antichrist (2009)

Antichrist (2009)
Lars von Trier imzalı "Antichrist" filmin giriş bölümünde de bahsi geçtiği gibi Tarkovski sinemasına atıflar içeriyor.Tanıdık olmayanlar için Andrey Tarkovski'nin sinemasını kısaca özetlersek;genel izleyici kitlesini tatmin etmek güdüsü içermeyen,çoğunlukla anlamsız bulabileceğiniz diyaloglarla süslü,final bölümünde iyi-kötü,doğru-yanlış önermeleri içermeyen,genelde buhranlı atmosfere sahip tanıdık kurgu kalıplarından farklılaşan yapımlar barındırır.
Genç bir çift minik oğullarını ihmal ederek diğer odada seks yaparlarken,çocuklarının camdan düşerek ölmesi üzerine büyük bir depresyonun içerisine sürüklenirler.Annenin daha büyük bir yıkım yaşaması üzerine aynı zamanda psikiyatrist olan baba hastane dışında gözlerden uzakta baş başa kalabilecekleri bir yerde terapiyi sürdürmeyi planlar.Daha önce birlikte hoş vakit geçirdikleri sık bir orman ağıyla çevrili kulübenin yolunu tutan kahramanlarımız,ilişkilerine yeni bir şans verme arayışındadır.Ancak sanılanın aksine yalnızlığın kendilerine iyi geleceğini düşünseler de annenin saldırgan doğası işlerin daha da çığrından çıkmasına sebep olacaktır.Dört bölümden oluşan (“Keder“, “Acı“, “Umutsuzluk” ve “Üç Dilenci”) yapım sığ çevreler tarafından erotizmin ağır bastığı belirgin bir finalle sonlanmayan,herhangi bir amaç barındırmayan manasız bir yapım olarak lanse edilse de,yönetmen koltuğunda oturan Lars von Trier her zaman olduğu gibi yine hafızalarda yer edinecek üst düzey bir yapımı sinema tarihine kazandırmış.Genel hatları itibariyle kadın doğası ve yaratılışı üzerine tüm çıplaklığıyla yalın önermeler sunan "Antichrist" muazzam görsel anlatımla birleşerek salt korkunun iliklerde hissedilmesini sağlıyor.Buhranlı atmosfere ek olarak hayvanlar aracılığıyla simgeleştirilen metaforlar ve acı-keder kavramlarının en iyi şekilde hissettirilebileceği arketipler başarıyla yansıtılmış.Tarkovski'nin daha çok yağmurlu atmosferden de destek alarak hüzünlendiren seyirciyi bunaltan,tematik olmayan daha kaotik işleyişi Trier tarafından şiddet ve cinselliğin ön planda tutulması ile sağlanmış.

Özetle;ormanda ıssız bir kulübede teorikte birbirlerine en yakın olan ama doğası gereği yıldızları barışmayan çiftimizin yaşadıkları trajediyi oraya gömerek yeniden eski hayatlarına dönme ümitleri...
İyi;Atmosfer,oyunculuk,lirik anlatım...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

The Incident (2011)

The Incident (2011)
Yıl 1989.Lokal bir rock grubunun üyeleri olan üç yakın arkadaş (George,Max ve Ricky) yeni albümleri için kaynak araya dursunlar,çaldıkları tüm kapıların yüzlerine kapanması ile para kazanmak için azılı suçluların bulunduğu Sans Akıl Hastanesinde aşçılık yapmaya başlarlar.Gündüzleri ağır şartlarda çalışan kahramanlarımız,geceleri ise tutkunu oldukları müziği yapmaya devam etmektedirler.Haliyle hayatlarından hiç de memnun olmayan George ve kankaları hastanenin güvenlik şefi olan J.B'nin gözetiminde rutin hayatlarını sürdürmektedirler.Taa ki fırtınalı bir günde elektronik bir arıza gerçekleşene dek...
Sans Akıl Hastanesi şehrin ücra bir köşesinde yüksek güvenlik önlemleri ile donatılmış,azılı mahkumların yer aldığı deyim yerindeyse uzaktan büyük bir hapishane izlenimi veren soğuk bir binadır.Hemen girişte bulunan yemek deposu ile mutfağın arasındaki holde işlerini yürüten George ve arkadaşlarının binanın diğer bölümlerini girmesi kesinlikle yasaktır.Mutfakla hastaların yemekhanesi arasında bulunan kırılmaz camdan yapılmış vitrinle servis yapılmaktadır.Yine bir akşam yemeği sırasında dışarıda fırtınanın şiddetlenmesi ile elektrik kontağında gerçekleşen arıza ile tüm binanın güç kaynağı kesilir.Işıkların gitmesiyle beraber jeneratörün devreye girememesi bütün çalışanları tedirgin etmeye yetmiştir.Dahası mahkumların hücrelerindeki elektronik kapıların da devre dışı kalması ile hastanede kaos hakim olmaya başlamıştır.Harry Green önderliğinde uzun süredir ilaçlarını doktor gözetiminden saklı olarak kullanmayı bırakan ve kendi aralarında organize olan mahkumlar, isyan girişimi planlamaktadır.Kırılmaz camın hemen arkasındaki mutfakta mahsur kalan kahramanlarımız ise gerilim dolu dakikalara şahit olacaklardır.Bakalım zorlu gecede kimler hayatta kalmayı başarabilecek?


İyi;Gerilim yönünden fena olmayan orta karar bir yapım.İlk yarısı itibariyle ilgi çekici şekilde ilerlese de ne yazık ki aynı tempoda devam etme hususunda sınıfta kalıyor.
Kötü;Sıradan bir durum filmi.(Bir şekilde kapana kısılan gençler ve alışageldiğimiz tek mekan konseptinde hayatta kalma mücadelesi...)Düzenli bir kurgudan bahsedemeyiz.O nedenle fazla beklentiye kapılmadan değerlendirmek gerekiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Orphan (2009)

Orphan (2009)
Yakın zaman evvel doğmamış çocuklarının ölümü ile büyük sarsıntı yaşayan Kate-John çifti,ilişkilerini normale döndürebilmek için yoğun çaba harcamaktadır.Öz evlatlarının kaybı sonrasında evlat edinme fikrini iyiden iyiye düşünmeye başlayan kahramanlarımız en azından bu şekilde duydukları çocuk özlemini gidermeyi planlamaktadırlar.
Lokal bir yetimhaneyi ziyaret ederek daha çok bir-iki yaşlarında ufak bir bebek evlat edinmeyi tasarlayan çiftimiz,Esther isimli küçük kızı gördükleri anda büyülenirler.Belki düşündükleri yaş aralığında değildir ancak gerek akranlarına göre olgunluğu gerekse zekası ile geleceği parlak bir çocuk izlenimi vermektedir.Görevliden düşünmek için zaman isteyen kahramanlarımız,küçük bir bebek evlat edinip onu büyütmek için pek çok sıkıntı yaşamaktansa Esther gibi okul yaşına gelmiş sevimli bir kız çocuğunu yanlarına almaya karar verirler.
Esther'in aralarına katılması ile lüks malikanelerinin yolunu tutan Coleman ailesi yeni bir başlangıç yapma arifesindedir.Halihazırda her şey yolundadır.Ancak çok geçmeden Esther'in giyim tarzından ve göründüğünden daha farklı meziyetlere sahip olduğundan şüphelenip,bir şeylerin yolunda gitmediğinden endişelenmeye başlayan Kate,yetimhane geçmişini araştırmaya karar verir.Sonuç itibariyle kısa süre önce evlat edindikleri bir kız çocuğunun en azından nerede doğduğu nasıl bir ailenin mensubu olduğu gibi bilgileri öğrenmeleri,sonrası için yardımcı olacaktır.Öte yandan John,onun normal bir çocuk olduğu hususunda ısrarcı olup,eşinin kuşkularının yersiz olduğunu düşünmektedir.Bir bakıma ev içerisinde yalnız kalan Kate ise ne pahasına olursa olsun Esther'in gerçek yüzünü ortaya çıkarmakta kararlıdır.


İyi;Ters köşeye yatıran senaryosu ile mutlaka izlemenizi tavsiye edebileceğim yapımlardan biri.Esasında son yıllarda çok sayıda çocuk kahraman eksenli kötü ruh-şeytani güç temalı filmler mevcut.Case 39 (2009),Whisper (2007) ...Ancak bahsettiğim gibi kurgu olarak benzerliklere rastlansa da seyirciyi şaşırtmayı başaran etkileyici bir gerilim filmi olduğunu düşünüyorum.
Kötü;Bazı mantık hataları yok değil,ancak mevzuyu anlayana dek pek de dikkat çektikleri söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | | |

The Tall Man (2012)


The Tall Man (2012)
"Kasabamız altı yıldır ölü.Başlangıçta madenin kapatılmasını suçladık.İşsizlik,parasızlık...Ve diğer her şeyden çok yoksunluk.Ama sonra Cold Rock'a suçlayacak daha kötü bir şey geldi.Kasabamızı daha da yok eden kötü bir şey."
Eski saygın günlerinden epey uzaklarda olan Cold Rock,uzun yıllardır bel bağladığı madenin kapatılması ile çaresizliğin hakim olduğu deyim yerindeyse hayalet kasabaya dönüşmüştür.Ekonomik olarak yıkım yaşayan kasabada dahası bunlar da yetmezmiş gibi etrafta gizemli güçler dolaşmaktadır.Herkesin bildiği ancak sesli olarak dile getirmekten çekindiği uzun boylu,karalar içeresinde bir adam kimi zaman tünellerde ve ormanın derinlerinde ortaya çıkarak kasabalının çocuklarını kaçırmaktadır.Uzun süredir aynı olayın tekrarlanması ile geleceğe dair daha da ümitsizleşen Cold Rock ahalisi,çocuklarının arkalarında iz bırakmadan ortadan kaybolması gerçeğiyle yüzleşmek zorundadır.
Kasabalıların aksine daha refah seviyesi yüksek bir yaşantıya sahip olan Julia,sağlık merkezinde hemşirelik yapmaktadır.Geçmişte doktor olan eşinin kasabadaki saygınlığından ötürü halen değer verilen,insanlar arasında parmakla gösterilen birisidir.Ancak günün birinde öncesinde hayal ürünü olduğunu düşündüğü "tall man" efsanesi ile karşı karşıya kalacaktır.Zira çanlar minik oğlu David için çalmaktadır.Gece yarısı oğlunun kaçırılmasına şahit olan kahramanımız bütün çabalarına rağmen onu kurtaramamıştır.Ormanın derinlerine kadar süren takip sonrasında bir şekilde çok sevdiği oğlu David,uzun adam ile birlikte sırra kadem basmıştır.Kendine gelir gelmez soluğu şerifin yanında alan Julia,beklentilerinin ötesinde suçlamalarla karşılaşacaktır.Olaylar sanılanın aksine bam başka bir seyre kaymaya başlamıştır...


İyi;Gizem seviyesi,oyunculuk,mekan betimlemeleri,atmosfer.Özellikle filmin başları Silent Hill (2006) ve The Dark (2005) yapımlarını andırıyor.
Kötü;Esasında kurgunun sürükleyiciliği konusunda şüphelerim var.Sonuç itibariyle senaryo farklı şekilde ilerlese de ana tema oldukça aşina olduğumuz konseptte.Bence hikaye son çeyrekte olduğu gibi Jodelle Ferland ağırlıklı işlense çok daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Buried (2010)

Son dönemlerde yükselme trendine giren tek mekan filmlerinden biri olan "Buried",geniş bir bakış açısı ile gözlemlediğimizde tek kişilik oyuncu kadrosu ile yavan ve sıkıcı bir görüntü içerisinde.Ancak gerek başarılı oyunculuk sayesinde gerekse kurgunun sürükleyiciliği bakımından bu tarzı sevenlerin boş geçmemesi gereken alternatiflerden.Konuya gelecek olursak;Irak'da Amerikan ordusuna lojistik destek sağlayan askeri bir konvoyda kamyon şoförü olan Paul Conroy,direnişçiler tarafından kaçırılmıştır.Saldırı sonrasında ele geçirilen kahramanımız,baygın halde geçen saatlerin ardından diri diri gömüldüğü tabutun içerisinde uyanacaktır.Neden tüm bunların başına geldiği hususunda kafa kurcalamaya başlayan Paul'un tek yardımcısı ise bir cep telefonu olacaktır.
Daracık tabutun içerisinde yerin bilmem kaç metre altında giderek zorlaşan şartlar altında hayatta kalmaya çalışan Paul,telefonun menüsünü bir şekilde ingilizceye çevirdikten sonra derin bir nefes alacaktır.Şimdi en azından derdini anlatabileceği birilerine ulaşabileceğini düşünen kahramanımız,şarjının azalması ve sürekli gidip gelen hatlar nedeniyle epey sıkıntı çekecektir.Bu arada kendisini kaçıran direnişçilerin araması ile başının büyük belada olduğu anlayan Paul,buradan çıkabilmesi için doksan dakikasının olduğunu öğrenecektir.Durum biraz farklı olsa da tipik bir fidye senaryosu üzerinde kurban pozisyonunda çaresiz kalan kahramanımız,verilen süre içerisinde Amerikan hükümetini ikna ederek istenilen parayı bulmalıdır.Zaman ilerledikçe havasızlıktan ötürü sağlıklı düşünemeyen Paul,beklediği haberlerinin uzağında Amerikan rüyasından uyanmak zorunda kalacaktır.

İyi;Sürekleyici tek mekan filmlerinden biri.Ancak imdb puanın malum sebeplerden ötürü fazlasıyla abartıldığı düşünenlerdenim.Bu filmi sevenlerin 127 Hours (2010) ve Phone Booth (2002) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Yer yer sıkıcı sahneler yok değil. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Les rivières pourpres II - Les anges de l'apocalypse (2004)

Kızıl Nehirler (2000) yapımının ardından uzunca bir süre sonra vizyona giren serinin devam filmi,gelişen teknolojinin de etkisi ile görsel olarak daha doyurucu sahnelere sahip.Aksiyon düzeyindeki artış ve kovalamacalı sahnelerin çokluğu seyirciyi cezbedebilecek yanları.Konuya gelecek olursak;kilisede cereyan eden gizemli bir cinayet sonrasında tecrübeli dedektif Niemans görevlendirilir.Montanist akımı benimseyen,bu yönden oldukça farklı bir maziye sahip olan kilisede ansızın ortaya çıkan ölüm,gerçekleşme şekliyle de epey ilgi çekicidir.
Zamanında akademide Niemans'dan ders alan bıçkın polis Reda,sokakta şans eseri karşısına çıkan;görünüş olarak Hz.İsa'yı andıran,tuhaf tavırlar sergileyen adamı gözetim altına alır.Dediklerinden pek bir şeyler anlaşılmayan bu adam,kiliseyle ilgili bazı anahtar kelimeleri sayıklamaktadır.Reda'nın eski hocası Niemans ile yollarının kesişmesi sonrasında soruşturmanın seyri değişir.Birbirlerinin eksiklerini ve hikayenin karanlık kısımlarını tamamlamaya başlayan kahramanlarımız,kilisede bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Bu arada Hz.İsa'ya benzeyen adamın asıl kimliğinin ortaya çıkması ve yalnız olmadığın anlaşılması ile,aynen gerçekte olduğu gibi havarileriyle beraber gizli bir tarikat üyesi oldukları belirlenir.Bunun üzerine kasabada cinayetlerin artması,birilerinin tarikatın üyelerini hedef aldığını ortaya çıkaracaktır.Şimdi açıklığa kavuşturulması gereken tek nokta,bahsi geçen kutsal kitabın nerede olduğudur ?
İlk yapıma pek çok yönden benzeyen bu devam filminde özellikle birkaç nokta epey ilgi çekici.
-Her iki filmde de Niemans'ın kendisinden daha genç,bıçkın bir ortağı var.Aslında ortak değiller ama her ikisi de hikayenin farklı yerlerinden iz sürerek aynı noktaya ulaşıyorlar.Bıçkın karakterin kısa süreli dövüş sahneleri  mevcut.
-İlk yapımda üniversite ekseninde gerçekleşen gizemli olaylar bu sefer kilisede cereyan ediyor.Yine garip cinayetler ve göründüğünden daha karmaşık olan ilişkiler söz konusu.
-Özetle serinin devam filmi ilk yapımın senaryoya farklı ilavelerle yeniden kurgulanıp,bir benzerinin çekimi gibi.Bu yönden ilk filmi sevenlerin ikinci yapıma da göz atmalarını tavsiye ediyorum.Zira her şeyiyle paralel ilerliyor,hayal kırıklığı yaşama şansınız neredeyse sıfır...


İyi;İlk yapıma göre daha fazla aksiyon yüklü,çekim efektleri vs daha başarılı.Gizem seviyesi tatmin edici.
Kötü;Farklı bir kurgu daha ilgi çekici olabilirdi.Hemen hemen ilk filmin yeniden uyarlaması gibi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Les rivières pourpres (2000)

Les rivières pourpres (2000)
İş gereği Paris'den taşraya gönderilen deneyimli dedektif Niemans;korkunç işkenceler sonrası öldürülen,Remy isimli üniversitede görevli gencin cinayeti davası ile ilgilenmektedir.Dağın yaklaşık elli metre yüksekliğindeki sarp bir yamaçta bulunan ceset,gerek cinayetin işleniş biçimiyle gerekse kurbanın seçimi ile beraber epey dikkat çekicidir.Olayları soruşturmak için bölgede bulunan,mazisi oldukça eskilere dayanan aynı zamanda Remy'nin de çalıştığı üniversiteden başlayan Niemans,olayı aydınlatabilecek ufak bir ipucu bulmanın peşindedir.
Guernon'da bulunan üniversite Avrupa'nın en eski ilim irfan yuvalarından biri olup,elektrik ve su ihtiyaçlarını kendi imkanları ile karşılayabilen,bünyesinde bir hastaneye de sahip olan tuhaf bir yerleşke içerisinde bulunmaktadır.Bölge içerisinde yıllardır önemli bir yere sahip olan üniversite de seçkin kişilerden oluşan öğretim görevlileri,kendi aralarında evlenerek eski bir geleneği de günümüze değin yaşatmayı başarmıştır.Okulun idari amiri olan rektör aynı zamanda o çevrenin efendisi gibidir.Tamamen kendi kurallarına bağlı olarak var olan üniversitede,geleceği parlak zeki öğrenciler eğitim görmektedir. 
Üniversiteyle ilgili bilgileri edinen Niemans,bir şekilde beraber çalışmak zorunda kaldığı ortağı Max ile beraber cinayetlerin arkasındaki sır perdesini aralamaya çalışır.Öte yandan bölgede yeni ve benzer özellikler taşıyan cinayetlerin de cereyan etmesi yaklaşık yirmi yıl önce ölen Judith isminin ön plana çıkmasına neden olacaktır.Judith'in annesi ile görüşerek bilgi edinmeye çalışan kahramanlarımız,iblislerin kızını aldığı söylemleri ile karşılaşırlar.Peki ama aradan geçen onca zaman sonra ne olmuştur da yıllar öncesine dayanan bir ölüm şimdi yeniden farklı cinayetlerin fitilini ateşlemiştir?Yakın zamanda gerçekleşen kanlı ölümlerin kurbanlarının hepsinin de üniversite ile bağlantısının olması araştırmaların o yöne kaymasına neden olacaktır.Bu arada Fanny isimli genç bir dağcı,Niemans'ın soruşturmasına katkı sağlamaktadır.


İyi;Bir dönemlerin popüler polisiye-gerilim yapımlarından biri.Oyunculuk,mekan betimleri vs başarılı.Kurgu merak uyandıracak şekilde ilerliyor.Jean-Christophe Grangé'ın romanında uyarlama bu filmi beğenenlerin kitabı okumadılarsa mutlaka göz atmalarını öneriyorum.Keza son derece sürükleyici ve detaylı bir anlatım sizi bekliyor olacak.
Kötü;Final beklentilerin altında.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

Maléfique (2002)

Maléfique (2002)
Büyük bir şirkette iyi bir işi olan Carrère,eşinin de kendisini sırtından vurması sonrasında hapishaneye gönderilir.Dört kişilik dar bir hücreye sevk edilen kahramanımız burada birbirlerinden tuhaf üç mahkum ile tanışır.(Lassalle,Pâquerette ve Marcus)En başından beri kefaletle kısa sürede serbest kalacağını düşünen Carrère,işlerin kontrolden çıkması ile alternatif yollar arayarak bir an önce oğlunun yanına dönmek istemektedir.
Marcus orta yaşlarda transseksüel bir adamdır.Bıçkın görünmeye çalışsa da özellikle uzun süredir aynı hücrede kaldığı  Pâquerette'e son derece şefkatle yaklaşıp,bir gün onunla beraber hapisten kaçacağına inanır.Pâquerette ise tuhaf alışkanlıkları olan;geceleri sayıklayan,eline ne geçse ağzına götüren yarım akıllı birisidir. Lassalle'e gelirsek,o da zamanında kitaplarla arasından su sızmayan entelektüel kişiliğe sahip yaşlıca bir adamdır.Her ne kadar sicili parlak gibi görünse de günün birinde sabah kahvaltısında eşini doğrayarak buraya tıkılmıştır.Bahsettiğim gibi son derece çarpık kişiliklerin yer aldığı bu dört kişilik daracık hücrede kısa sürede birbirlerini yakından tanımaya başlayan kahramanlarımız,her ne kadar pek de gerçekçi görünmese de bir gün buradan çıkabileceklerinin hayali ile yaşamaktadırlar.
Bir sabah uyandığında yatağının hemen başında gizli bir bölme olduğunu keşfeden  Carrère,Marcus'un da yardımı ile gizemli bir kitaba ulaşır.Kitapta farklı dillerde yazılmış,20.yy'ın başlarına uzanan Danvers isimli eski bir mahkumun günlüğü yer almaktadır.Kitapla yakından ilgilenen  Carrère,okumayı sürdürdükçe sıra dışı bilgilere ulaşmaktadır.Öyle ki Danvers yaşadığı dönemin ünlü seri katillerinden biri olup,hapisten kaçmak için kara büyü üzerinde çalışmaktadır.Bu sayede duvarları geçerek özgürlüğüne kavuşmayı planlamıştır.Carrère ve Lassalle bu gizemli hikayenin nasıl sonuçlandığını bilmeseler de hapisten kaçabilmek için ellerindeki kitabın yardımı ile formülize edilmiş kara büyüyü uygulamaya karar verirler.Kitabı her okuduklarında tuhaf olayların cereyan etmesi ile daha fazla zarar görmemek için onu yok etmeyi planlayan dörtlümüz,ne yazık ki amaçlarına ulaşamazlar.

Kitabın tekrardan enteresan bir şekilde ortaya çıkması ile bunun bir işaret olduğunu ve ancak bu sayede hapisten kurtulup özgürlüklerini kazanabileceklerini düşünen kahramanlarımız,gecenin geç saatlerinde kimseleri rahatsız etmeden,dikkat çekmeden yeni denemeler yapmaya başlarlar.Kitapta onlarca tılsım yer almaktadır ve yapacakları her hata başlarına büyük belalar açmaya gebedir.
İyi;Mekan ve oyunculuk başarılı.Bu tarz filmlerin olmazsa olmazı olan grup dinamikleri ilgi çekici şekilde kurulmuş.Gizem seviyesi üst düzeyde,finale kadar seyirciyi sıkmıyor.Farklı bir fantastik-gerilim filmi izlemek isteyenler için ideal alternatif olabilir.
Kötü;Bazı vasat efektler olmasa yapım bir üst seviyeye ulaşabilirdi. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

13 Tzameti (2005)

Sébastien Fransa'ya göç eden Gürcü asıllı genç bir delikanlıdır.Düzenli bir işi olmayan kahramanımız ara sıra edindiği ufak tefek işlerle geçimini sağlamaktadır.Günün birinde yaşlı bir adamın virane evinin çatı inşaatını üstlenen Sébastien,ev sahibinin konuşmalarına kulak misafiri olur.Gizemli bir postadan bahsedilmektedir...
Ertesi gün ev sahibi yaşlı adamın ansızın ölmesi ile yaptığı işin parasını alamayan kahramanımız kızgınlığını çıkaracak yer aramaktadır.Bu sırada eve ulaşan postanın içerisinde değerli bir şeyler olabileceğini düşünerek en azından masraflarının ve emeklerinin karşılığı olarak zarfa el koyar.Yoksul bir ailenin çocuğu olan Sébastien büyük umutlarla zarfı açar.İçinde bir pusula olduğunu öğrendikten sonra umarsızca hayatının serüvenine atılmaya karar verir.Pusuladaki direktifleri uygulayarak tuhaf bir yolculuğa çıkan kahramanımız kendisini nelerin beklediğinden bihaber yeni ufuklara yelken açmıştır.
Ardı arkası kesilmeyen yolculuklar sonrasında tanınmasını sağlayacak 13 işareti ile mafya vari bir adamın arabasına binen Sébastien,işlerin giderek çığrından çıkmaya başladığının farkındadır.Zira başlarda heyecan olarak gördüğü macera giderek bilinmeyenlerle dolu can sıkıcı bir hal almaya başlamıştır.Şehrin epey dışında bahçesinde lüks arabaların olduğu büyük bir çiftlik evine getirilen kahramanımız halen kendisinden ne beklenildiğini bilmemektedir.Dahası bir anda hayatı boyunca hayal bile edemeyeceği tuhaf  bir organizasyonun merkezinde yer edinmiştir.Dizginleyemediği merakının sonrasında başından büyük işlere bulaşan Sébastien bakalım nasıl bir mükafatla ödüllendirilecek.Ah o zarf yok mu :D

İyi;İzleyici daha ilk dakikalardan yakalamayı başaran enteresan kurgusu ile izlemenizi tavsiye ettiğim son derece başarı bir yapım olduğunu söyleyebilirim.(Özellikle bazı sahneleri hafızalara kazınabilecek cinsten)Umarsızca başlayan maceranın pek çok kişinin hayal bile edemeyeceği tuhaf bir hale dönüşmesi en büyük artısı.Özgün tarzı ve gizemli atmosferi de kayda değer.Bu arada filmin siyah beyaz olması,cinsellikle uzak havası,erkek muhabbeti ilerleyişi oldukça ilgi çekici.Son olarak verdiği mesaj muazzam.
Kötü; -
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Haziran 2012 | Etiketler : | | |

Funny Games (2007)

Funny Games (2007)
1997 yapımı Funny Games filminin yeniden uyarlaması olan bu yapımı;oldukça sinir bozucu sahnelerle dolu,son derece bunaltıcı bir gerilim denemesi olarak tanımlayabiliriz.Öyle ki yönetmenin bazı sahnelere gösterdiği tahammül ve farklı kamera açılarıyla adeta seyircinin o an oradaymış gibi hissetmesini sağlayacak şekilde yansıtması,benzer psikolojik gerilim filmleri arasından sıyrılmasına sebep oluyor.
Filme gelecek olursak;her şey bir aile tatili ile başlar.Genç bir anne baba(Ann-George) ve küçük oğulları,arkadaşlarının da o yörede tatil yaptığı,şehrin gürültü ve stresinden uzak,kafa dinlenecek göl manzaralı hoş bir yazlığa birkaç haftalığına kalmaya giderler.Her şey yolundayken kahramanlarımız bir iş ortağının oğlu diye tanıtılan Paul isimli bir gençle tanışmaları ile dehşet dolu saatler yaşanmaya başlayacaklardır.Paul oldukça soğukkanlı,ağzında kelime oyunları geveleyen nazik fakat sıkıcı birisidir.Dahası bir o kadar da tehlikeli cani olarak tanımlayabileceğimiz bir ruh hastasıdır.Bütün bunlardan haberi olmayan Thompson ailesi ise onun hal ve hareketlerinden bir şeyler sezse de başlarına gelecekleri engelleyemeyeceklerdir.
Aynı günün devamında George, oğlu ile beraber kayıklarını göle indirmek üzere evden ayrılır.Kısa bir süre sonra Ann evde yiyecek bir şeyler hazırlarken,kapıda aynı Paul gibi giyinmiş ve tip olaraktan onu andıran bir gencin belirdiğini görür.Ann güleç yüzüyle kapıyı açar ve genç adama(Peter) nasıl yardımcı olabileceğini sorar.Bayan Thompson’ın arkadaşının,kendisini gönderdiğini söyleyen genç,4 yumurta ister.Ann yumurtaları genç adama verir ancak tam da evden çıkacakken yumurtaları düşüren Peter,yeniden 4 yumurta ister.Bunu anlayışla karşılayan Ann ona yumurtaları verirken,bu seferde kendi cep telefonunu eviyenin içerisine düşüren genç adama hafiften sinirlenmeye başlar.Bu sırada Paul da ikilimize katılır.Kafa karıştıran saçma sapan cümleler kuran bu iki garip genç,belli ki evden ayrılmak istememektedir.Niyetlerinin ne olduğunu anlamakta zorlanan Ann’in yardımına,öğle yemeği için evine dönmüş olan eşi yetişir.George başlarda nazik davranarak gençlere yardımcı olmak istese de,eşine rahatsızlık veren bu iki genç adamı evini terk etmesi yönünde uyarır.İşte her şey bu olayla başlar.Dış dünya ve arkadaşlarıyla irtibat kuramayan Thompson ailesi bakalım kabus gibi geceden kendilerini kurtarabilecek midir?
Ev halkını tutsak eden gençler zamanla sinir bozucu isteklerde bulunarak şiddet bağımlısı eylemlerine devam edeceklerdir.Paul ve Peter ,Thompson ailesi ile kedinin fareyle oynadığını gibi oynayacaklardır.Eşi,oğlu ve kendisinin mağdur edildiği sinir harbinde,ailesini kurtarmak adına psikopat iki gençle mücadeleye girişecek olan Ann,bakalım başarılı olabilecek midir?

İyi;Gerilim yüklü başarılı bir uyarlama.Orijinal 1997 yapımı filmi sevenler göz atabilirler.
Kötü;Bazı sahneler çok kopuk ve sıkıcı şekilde ilerliyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |