Güncel İncelemeler;

Annihilation (2018)

 Annihilation (2018)
Asker olan eşi Kane' in gizli bir görev sonrasında ortadan kaybolması ve bir daha haber alınamaması üzerine, yaklaşık bir yıldır üstesinden gelmeye çalıştığı büyük bir hezeyanın içeresinde boğulan Lena, geçmişi bir türlü silip atamamaktadır. Günün birinde Kane' in çat katı gelmesi sonrasında büyük bir şok yaşayan kahramanımız, neler olup bittiğini sorgulasa da tatmin edici cevaplar almayı bir türlü başaramaz. Dahası Kane' in eski halinden de eser yoktur hani. Bir hayli solgun görünmekte, hiçbir şey anımsamadığı dillendirmektedir. 
 Annihilation (2018)
Gözlerini hastane benzeri bir odada açan Lena, hemen yanı başında kendisini psikolog olarak tanıtan Dr. Ventress isimli bir bayanın, ardı arkası kesilmeyen sorularına maruz kalır. Çok geçmeden bulundukları yerin gizli bir askeri üs olduğunu anlayan kahramanımız, olayların bir şekilde Kane ile ilgisi olduğunu düşünmeye başlar. Neyse ki  kocasının hayatta olduğunu öğrenen ve derin bir nefes alan Lena, neden burada tutuldukları sorusunu yöneltir. Durum sanılandan da ciddidir. İnsan aklının ötesinde, sadece teoriler üretebildikleri kadar doğa üstü bir fenomen gün yüzüne çıkmıştır. Ventress, yaklaşık üç yıl önce başlayan bu olayın, Blackwater Ulusal Parkı' da ansızın ortaya çıkan bir fenerin, parıltı adını verdikleri bir tür radyasyon yaydığını anlatır. Öncesinde insansız hava araçları, hayvanlar ve en nihayetinde özel görevliler gönderdiklerini ve Kane dışında hiç bir istisnanın geri dönmediğini de ekler. İşin kötü yanı parıltının giderek genişlediğini ve hızla yayıldığını endişeyle vurgular. Kane' nin son halini göz önüne alan ve parıltıyı kendi gözleriyle görmek, hissetmek isteyen Lane, aynı zamanda biyoloji profesörü olduğunu da ekleyerek, yeni keşif ekibinin bir parçası olma hususunda diretir. Mevcut iki senaryoyu da anlatan Ventress, ya giden grupları bir şeyin yok ettiğini ya da bir çılgınlık haliyle birbirlerini yok ettikleri uyarısında bulunur. Kaldı ki parıltının içerisinde, gönderilen ekiplerle hiç bir şekilde radyo ya da telsiz teması kurulamadığını, başlarına gerçekte neler geldiği konusunda emin olamayacaklarını da söyler. Lena, bunun bir intihar görevi olduğunu bile bile kabul eder. Sonuç itibariyle dahil olmayı başaran kahramanımız; bir biyolog, bir antropolog, bir psikolog ve bir araştırmacıdan oluşan keşif ekibiyle parıltının gizemini çözebilmek için, merkezindeki fenere doğru yola çıkar. Kahramanlarımızı bir dizi doğa üstü olay ve anlam vermekte zorlanacakları fenomenler beklemektedir...


İyi; Ex Machina (2014) 'dan hatırlayacağınız, başarılı yönetmen Alex Garland' ın güncel yapımı olan Annihilation (2018), pek çok yönden bilim-kurgu, fantastik korku karışımı filmlerden hoşlananları tatmin edebilecek düzeyde. Baştan sona sürükleyici kurgusu ve merak uyandıran gizemli atmosferiyle göz atılması gereken, izlerken maceraya dahil olacağınız, başarılı bir fantastik alternatif. Soundtrackler ve görsellerin de kayda değer olduğunu ekleyeyim.
Kötü; Daha yüksek bir bütçeyle, çok daha ilgi çekici olabilecek bir senaryoya dönüşebilirdi. Mantık hataları da göze çarpmıyor değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Nisan 2018 | Etiketler : | | | | |

Wildling (2018)

Wildling (2018)
Tüm çocukluk yıllarını baba olarak tanıdığı gizemli bir adamın çatısı altında geçiren Anna, kilitli bir odada, her şeyden izole bir şekilde yaşamaktadır. Babasının okuma- yazma öğretmesi ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması sayesinde, neler olup bittiğini sorgulamayıp yaşantısına devam eden kahramanımız, dış dünyayı sadece odasının dar pencerelerinden görebildiği kadarıyla tanımaktadır. 
Wildling (2018)
Dışarı çıkması yasaklanan ve tüm zamanını ufak bir odada geçiren Anna, babasının anlattığı ürkütücü masallar ve hikayelerin bilinçaltına etki etmesiyle, bu şekilde güvende olduğuna ikna olur. Wildling adı verilen; tüylü, sivri dişleri olan, çocukları bulup yiyen yırtıcı yaratıkların ormanda yaşadığına inanan kahramanımız, aradan geçen uzun yılların ardından artık ergenlik çağına girmiş, genç bir bayana dönüşmüştür. 16. yaş gününde bir şekilde odasından kurtulan ve ilk kez dış dünyayla temas kuran Anna, Ellen isimli kasabanın şerifi tarafından korunup, himaye edilir. DNA sonuçları ortaya çıkıp, herhangi bir yakını olup olmadığı tespit edilene kadar Ellen' in velayetinde kalmayı tercih eden Anna, Ellen' in yoğun ilgisi ve desteğiyle normal bir genç kız gibi yeni hayatına adapte olmaya çalışır. Baba olarak tanıdığı adamın aslında öz babası olmadığını öğrendiğinde ise Ellen' in varlığı ve şefkati sayesinde teselli bulur. Tam her şey normalleşmeye başlamış ve çevresindeki sosyal hayata uyum sağlayıp, bir parçası haline gelmişken, vücudunda bir takım anomalilerin farkına varan kahramanımız, neler olup bittiğini anlamaya çalışır. Öte yandan Anna' nın diş ve tırnaklarının dökülmesi ve ruh halinin giderek hırçınlaşması Ellen' ın da dikkatini çeker. Geçmişindeki bir takım karanlık sırların peşine düşen ve kim olduğunu öğrenmeye çalışan Anna, çocukluğundan beri korkusuyla yaşadığı ormanın derinlerine doğru keşfe çıkar...

İyi; Özellikle ilk yarısı itibariyle gizem seviyesi yüksek, gerilim giderek tırmandığı, sürükleyici bir yapım. Oyunculuk ve atmosfer de başarılı.
Kötü; Klişe, tahmin edilebilir bir senaryo da ilerleyen, sürpriz faktörünün yetersiz olduğu sıradan bir alternatif.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Nisan 2018 | Etiketler : | | |

The One I Love (2014)

The One I Love (2014)
Problemli ilişkilerinin üstesinden gelebilmek için psikologdan yardım uman Ethan - Sophie çifti, düzenli terapilere başlayarak bir an evvel sorunları aşmayı arzu ederler. İlişkilerinde eski heyecanı bulamadıklarını dillendiren çiftimiz, birbirlerine karşı giderek daha da tahammülsüz bir hale geldiklerinden yakınmaktadır. 
The One I Love (2014)

Bir dizi senkronizasyon terapisi deneyen kahramanlarımız, beden dillerine yansıdığı gibi duygusal olarak da aynı hisleri paylaşamadıklarını keşfederler. Çok geç olmadan, ilişkilerini kurtarabilmek için  her yolu denemeye hazır olan çiftimiz, yeni fikirlere açık olduklarını izah ederler. Bunun üzerine psikoloğun önerisiyle şehrin dışında, onları kimsenin rahatsız edemeyeceği bir malikanede baş başa bir haftasonu geçirmeye ikna olan kahramanlarımız, eşyalarını topladıkları gibi yola koyulurlar. Malikaneye ulaştıklarında ise çevreyi dolaşıp, hemen yakınlarda bir de konukevi olduğunu fark ederler. Eşyalarını yerleştiren ve hoş sohbet vakit geçirmek için muhabbet açan kahramanlarımız, geceyi konukevinde geçirmeye karar verirler. Alkol ve yanlarında getirdikleri uyarıcı otların etkisiyle, kafayı bulan ve deyim yerindeyse ayakları yerdeyken uçan çiftimiz, zamanının nasıl geçtiğinden de bihaberdir. Romantik ve eğlenceli devam eden gece, sabah uyandıklarında bir takım gariplikler fark etmelerine sebep olur. Gerçek olmayacak kadar güzel vakit geçirdiklerini bir türlü birbirlerine itiraf edemeyen kahramanlarımız, gecenin muhasebesini yapmaya başlarlar. Boşanmanın eşiğindeki ilişkilerinde eski tutkuyu yeniden yeşerttiklerini ısrarla savunan Sophie, gece olup bitenle ilgili Ethan' dan tamamen farklı bir hikayeyi anlatmaktadır. Giderek kafaları karışan ikilimiz, geceye dair ortak anımsayabildikleri tek şey olan konukevinde bir şeylerin yolunda gitmediğini keşfederler...

İyi; Konsept olarak 'Black Mirror' ya da 'Alacakaranlık Kuşağı' havasında; merak uyandıran, ilgiyle izlenebilecek bir film. Sürükleyici kurgusu, oyuncu performansları ve  diyaloglarıyla da göz atılması gereken başarılı bir alternatif. Romantik bir yapım gibi başlasa da bilim- kurgu ve psikolojik gerilimin de harmanlandığı, bu türleri sevenlerin de beğeneceğini umduğum bir seçenek.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Nisan 2018 | Etiketler : | | | |

The Cloverfield Paradox (2018)

The Cloverfield Paradox (2018)
Resmi kayıtlara göre dünyanın tüm enerji kaynakları beş yıl içerisinde tükenecek. İnsanlığın geleceği, riskli bir deney görevi için tasarlanan uzay istasyonu ve yörüngede test edilecek olan Shepard parçacık hızlandırıcısına bağlı. Astronotlar eğer Shepard' ı düzgün bir şekilde çalıştırabilirlerse, kendiliğinden enerji üretmeye başlayacak ve dünyanın enerji krizini kökten çözebilecek...
The Cloverfield Paradox (2018)
Tüm dünya genelinde süre gelen enerji krizi, hükümetlerin yeni önlemler ve kısıtlamalar getirmesiyle gündelik hayatı iyice yaşanmaz bir hale sokmuştur. Petrolün tükenmek üzere olması, petrol savaşlarını gündeme getirmekte, ülkeler arasında savaş tamtamlarının çalmasına sebep olmaktadır. Tüm bu sorunları kökünden çözebilecek Shepard parçacık hızlandırıcı ise uzay istasyonunda bir grup astronot himayesinde, dünya yörüngesine yakın bir konumda çalıştırılmaya hazırdır. Parçacığın uzay zaman düzleminde yırtık oluşturabileceğini ve birden fazla boyutun iç içe geçmesi gibi riskler yaratabileceğini dillendiren uzmanlar, böyle bir riskin dünyanın sonunu getireceğini söyleyerek, Shepard' ın ancak yörüngede çalıştırılmasına izin verirler. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından ilk ateşlemenin başarısızlıkla sonuçlanması büyük bir hayal kırıklığı yaratır. Somut olarak enerji üretiminin başarılmış olmasına rağmen, büyük bir yangın çıkmış, sisteme ekstra yük bindiği için uzay istasyonu da hasar almıştır. Yeni bir deneme yapabilmek ve ellerindeki tükenmek üzere olan yakıtı efektif kullanabilmek için hızla sistemleri onarmaya başlayan astronotlar, çok geçmeden büyük bir şok yaşarlar. Dünya ile iletişimlerinin koptuğunu keşfeden kahramanlarımız, fiziksel olarak da bir türlü seyrüsefer sistemlerinde dünyayı bulamamaktadırlar. Kiel liderliğinde neler olup bittiğini anlamaya çalışsalar da sürekli bir şeyler eksik kalmaktadır. Görevin deneysel ve tehlikeli olduğunun bilicinde olmalarına rağmen, Shepard' ın onları galaksinin ücra bir köşesine ışınladığı düşüncesi bile zihinleri kemirmeye yetmiştir. Etrafı kolaçan etmeye başladıklarında ise uzay gemisinde bir takım gariplikler keşfeden kahramanlarımız, Jensen isimli gemide olmaması gereken bir mürettebatla karşılaşırlar. İşleri yeniden yoluna sokmak için Shepard' ı tekrar çalıştırmayı öneren ekibin fizikçisi Schmidt, bir planı olduğunu iddia etmektedir. Kaos ise henüz yeni başlamıştır...

İyi; Sürükleyici atmosferi ve gizem seviyesiyle, bilim- kurgu sevenlerin göz atması gereken başarılı bir alternatif. Oyunculuk ve görseller de gayet iyi.
Kötü; Son çeyreğin beklentinin altında kaldığını söyleyebilirim. Filmin süresi de biraz daha kısa olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Şubat 2018 | Etiketler : | | | |

Veronika Decides to Die (2009)

Veronika Decides to Die (2009)
Yirmili yaşlarının ortasında, yalnız başına bir hayat süren Veronika, depresyon eğilimi olan genç bir bayandır. En iyi okullarda okuyup, yüksek dereceli diplomalarla mezun olup, iyi paralar kazandıran işlerde çalışmasına rağmen bir türlü iç huzuru sağlayamayan kahramanımız, yaşamı ciddi ciddi sorgulamaya başlar.
 Karşı cinsin bakışlarını üzerine çeken alımlı bir bayan olmasının yanı sıra sahip olabileceği her şeyi hali hazırda elde etmiş olan Veronika, buhranlı günler geçirmektedir. Öncesinde cesaretini toplayıp iradesini yenemediği başarısız intihar eğilimlerine bir yenisini daha eklemek üzere olan Veronika, eline geçen tüm hapları ağzına atmaya başlar. Ancak bu sayede var olmanın dayanılmaz ağırlığını hisseden bünyesinin huzura kavuşacağını öngören kahramanımız, bi çare ölümün kapısını çalacağı anı beklemeye koyulur.
Veronika Decides to Die (2009)

Gözlerini sedyede açan ve ağzından burnundan tüpler sarkmış durumda uyanan Veronika, nerede olduğunu sorgulamaktadır. Hastane olduğunu varsaydığı bu yerde kollarındaki kayışlardan kurtulup doğrulmaya çalışsa da bir türlü  ayaklanamaz. Her şeye rağmen hayatta olmasının şaşkınlığını atlatmaya çalışırken, başucunda ciddi bir yüz ifadesiyle oturan Dr. Blake' i fark eder. Yaklaşık iki haftadır baygın olduğunu öğrenen kahramanımız, Villette olarak bilinen bir akıl hastanesinde olduğunu keşfeder. Sıra dışı teknikler kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışan Dr. Blake, Veronika' ya aldığı haplar sonrasında bir çeşit kalp anevrizması geçirdiğini ve bu nedenden ötürü yaklaşık bir hafta ömrü kaldığını söyler. Zaten intihara meyilli olduğu için ha şimdi olmuş ha bir hafta sonra olarak durumu kabullenmeye çalışan Veronika, kalan azıcık zamanında Villette' nin dinamiklerine uyum sağlamaya çalışır. Çok geçmeden Claire ve Mari isimli iki bayanla yakınlaşmaya başlayan kahramanımız, onların topluma uyum sağlayamadıkları için deli yaftası taşıdıklarına ikna olur. Zaten buraya kapatıldığına göre kendisi de biraz  'deli' değil midir? Öte yandan tedaviden arta kalan zamanını piyano çalarak geçirmeyi tercih eden Veronika, Edward isimli katatonik şizofreni teşhisi konulmuş kendisi gibi genç bir hastayla tanışır. Zaten ölmek isteyen kahramanımız, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar...

İyi; Paulo Coelho imzalı 'Veronika Decides to Die' kitabının uyarlaması olan yapım; oyunculuk ve kurgu olarak oldukça başarılı. Veronika' nın iç dünyasındaki buhranları anlatan, depresif atmosfer ve kitaptan alıntılanan ilgi çekici diyaloglar göz atılmaya değer.
Kötü; Durağan ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı olabiliyor. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2018 | Etiketler : | | | |

Mother! (2017)

Mother! (2017)
Gözlerden uzakta, ormanın derinlerinde bulunan eski bir malikanede yaşayan çift, kendilerini dış dünyadan tamamen izole etmiş, yalnızca ilişkilerine odaklanmıştır. Yaşça büyük olan, tanınmış bir şair olan adam, zamanının çoğunu yeni bir şeyler karalayabilmek ve eski günlerdeki gibi eserler verebilmek için harcamaktadır. İlham kaynağı olarak gördüğü genç eşi ise büyük bir yangın sonrasında kül olan malikaneyi yeniden ayağa kaldırmak ve restore edebilmek için tüm enerjisini harcamaktadır. Ünlü bir şair olan kahramanımız, çalışma odasında saatlerce ilham gelmesini beklerken, evi çekip çeviren genç eşi de tüm zamanını yeni bir düzen kurabilmek ve bu sayede sevgi dolu sıcak bir yuva inşa edebilmek için çabalamaktadır. 
Mother! (2017)
Günün birinde geç vakitte, çat kapı gelen ihtiyar bir adam, dışarıdan burasını otel zannettiğini söyleyerek kalacak bir yer aradığını dillendirir. Kendisini doktor olarak tanıtan ve gecenin bir yarısında avare dolaşmaktan yorgun düştüğünü anlatan yaşlı adam, oldukça çaresiz görünmektedir. Gizemli misafirin konuşmalarından ve hikayelerinden hayli etkilenen şair, gitmesine izin vermez ve seve seve onu malikanelerinde ağırlayabileceklerini söyler. Eşinin aksine durumdan rahatsız olan ve fikrini almadığı için bozulan genç bayan ise ne de olsa sabah erkenden gideceğini düşünerek isteksizce misafir odasını hazırlamaya başlar. Ertesi gün muhabbetin giderek ilerlemesiyle, ihtiyar adamın büyük bir hayranı olduğunu ve tüm kitaplarını defalarca okuduğunu öğrenen şair, daha da keyiflenir ve istediği kadar kalabileceğini konusunda ısrar eder. Öte yandan yaşlı adamın eşi ve çocuklarının da birer birer ortaya çıkması ve çat kapı gelmeleri evin genç hanımının canını sıkmaya, sinirlerini allak bullak etmeye başlar. Giderek artan sayıda davetsiz misafir, evin düzenini alt üst etmekte, yaptığı her şeyi bozmaktadır. Şair ise durumdan memnun görünmekte ve ilham gelmesini beklediği onca günün ardından ilk defa bir şeyler karalamayı düşünmektedir.  Eşinin hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu gözlemleyen ve onun için fedakarlıklar yapmaktan çekinmeyen genç bayan, çok geçmeden şairin kendisine olan sevgisini sorgulamak zorunda kalacaktır...


İyi; Metaforlarla dolu, görsellerin ve kurgunun şiir misali içe içe girdiği tipik bir Darren Aronofsky filmi. Oyunculuk, diyaloglar ve sinir bozucu tekinsiz atmosfer oldukça başarılı. Gizem- gerilim seviyesinin de tatmin edici düzeylerde olduğunu ekleyeyim...
Kötü; Lars Von Trier filmleri gibi (Antichrist 2009) genel izleyici kitlesine hitap etmeyen; rahatsız edici kurguya sahip, daha çok sanatsal bileşenleri ön plana çıkaran, bundan ötürü de herkesin izlerken keyif alamayacağını düşündüğüm bir yapım olduğunun altını çizeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Aralık 2017 | Etiketler : | | | |

Dismissed (2017)

Dismissed (2017)
İdealist bir eğitimci olan Butler, işini severek yapan ve öğrencilerine vakit ayırmaktan son derece zevk alan, orta yaşlarda bir lise öğretmenidir. Öğrencilerine oyunlar ve şiirler sayesinde ingilizceyi sevdirmeyi çalışan kahramanımız, aynı zamanda sevgi dolu eşi ve minik bebeğiyle huzurlu bir aile yaşamı sürmektedir.
Dismissed (2017)
Öğrencilerinin derse olan ilgisizliğini ve düşük katılımlarını dert etmeyen aksine olabildiğince verimli bir şekilde ders işleyişine devam eden Butler, bir yandan da minik bebeklerinin doğumu sonrasında aile bütçesini giderek zorlamaya başlayan mali sıkıntılarla yüzleşmektedir. Finansal durumunu güçlendirmek için lise öğretmenliğini bırakıp, üniversitede öğretim üyesi olmayı düşünen kahramanımız, edindiği başvuru evraklarını tamamlamakla uğraşmaktadır. Öte yandan okula yeni nakil olan Lucas isimli bir genç, oryantasyon için çok geçmeden soluğu Butler' ın yanında alır. Akranlarından oldukça farklı ve zeki bir genç olan Lucas, hemen dikkatleri çekmeyi başarır. Dersler konusunda son derece titiz olan ve ödevlerini oldukça kapsamlı bir şekilde hazırlayan Lucas, hızla sınıfın gözde öğrenci olarak sivrilir. Dahası sınıfın geneli okuduğu anlamaktan yoksun, vasat tiplerden oluşmaktayken; Lucas metaforlardan bahsetmekte, Butler ile keyifli edebiyat sohbetleri yapabilmektedir. Ayrıca satranç kulübünün de üyesi olmaya karar veren ve orada da zekasıyla dikkat çeken kahramanımız, işkolik olan Butler' ın da mesleki motivasyonunu yükseltmiştir. Dönem sonu yaklaşırken; ödevlerini tez edasıyla, oldukça kapsamlı bir şekilde hazırlayan Lucas, kendinden emin şekilde en yüksek notları toplamaya başlar. Ancak Butler' ın  kağıdına B+ notu verdiğini öğrenen kahramanımız, sinirden küplere binmekte gecikmez. Puanın kabul edilemez olduğunu düşünen ve öğretmeniyle hararetli bir tartışmaya giren Lucas, şimdiye kadar A dan başka puan almadığını altını çizerek dillendirir. Butler ise puanlamada bir hata olmadığını yenileyerek, diğer sınavlara daha iyi çalışmasını öğüt vermekle yetinir. Sinirlerine hakim olmakta zorlanan Lucas ise yaşadığı hayal kırıklığıyla söylenerek evinin yolunu tutar. Ertesi gün bir dizi aksaklıklar yaşayan Butler, Lucas' ın da hızla derse olan ilgisinin azalmaya başladığını fark eder. Ancak bu basit bir aralarına kara kedi girmesi durumu değildir. Bir şeyler yolunda gitmemektedir...


İyi; Oyunculuk, atmosfer ve gerilim seviyesi olarak başarılı bulduğum, düşük bütçesine rağmen göz atılması gereken bir alternatif. Hatta beklentilerimin üstünde olduğunu söylemeliyim.
Kötü; Tahmin edilebilir klişe bir senaryoya sahip...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Aralık 2017 | Etiketler : | | |

Wind River (2017)

Wind River (2017)
Kurt, şanssız geyiği değil zayıf olanı avlar...
Amerika' nın Wyoming eyaletinde bulunan, dağlık ve engebeli topraklardan oluşan kızılderili bölgesi 'Wind River' olarak bilinmektedir. Ağustos' un en sıcak gününde bile dağların tepesinde kar bulunan ve yılın büyük bölümünü dondurucu soğuklar altında geçiren bölgede, nüfusun çoğunu oluşturan kızılderililer dağınık bir yerleşim göstermektedir. FBI' ın bile sadece cinayet vakalarında dahil olabildiği topraklar, kızılderili bürosu tarafından idare edilmektedir.
Wind River (2017)
Balık ve Vahşi Yaşam Servisi' nde çalışan Cory Lambert, veteran bir iz sürücüdür. Yıllar evvel kızını kaybeden ve o günden beri yüzünden keder eksik olmayan kahramanımız, zamanının çoğunu çiftçilerin besi hayvanlarına dadanan aslan ve çakal sürülerini avlamakla geçirmektedir. Günün birinde yine aldığı bir ihbar sonrasında vahşi hayvanların izini sürmeye başlayan kahramanımız, karlarla kaplı dağlık arazinin yakınlarında, muhtemelen soğuktan donarak ölmüş bir kız cesedi keşfeder. Dahası kızı ve ailesini yakından tanıyan Cory, hemen şerife olayı rapor ederek destek ister. Çok geçmeden olay yerine ulaşan şerif ve görevliler, cesedin el ve ayak parmaklarındaki morarmalardan ve kafasındaki yara izinden olayı durumu cinayet olarak değerlendirip, FBI' a iletirler. Bu sırada kızın ailesini teskin etme görevi de Cory' e düşmüştür. Olay yerine en yakın FBI ajanı olan ve anonsa cevap veren, genç dedektif Jane Banner hızla intikal eder. Fırtına çıkmadan olay yerini kendi gözleriyle detaylı bir şekilde incelemek isteyen kahramanımız, cesedi bulan ve aynı zamanda bölgeyi avucunun içi gibi bilen Cory' nin de davada yardımcı olmasını teklif eder. Otopsi sonuçlarının ardından vakanın FBI' ın ilgisini çekmemesi sonrasında, kısıtlı imkanlarda olayı çözmek için seferber olan Cory ve Banner, bir dizi soruşturma yönetmeye başlarlar. Kızın ailesine katillerin izini süreceğine dair söz veren Cory, tüm enerjisini bu işe ayırmaya odaklar. Toy bir FBI ajanı olan Jane ise yardımcı olabilmek için elinden geleni yapacağını yeniler. Kızın ailesi ve arkadaşlarıyla görüşen ikilimiz, tüm detayları öğrenip, bütün ipuclarını toplamaya yoğunlaşırlar. Tüm oklar kızın gizemli erkek arkadaşına yönelmiş durumdadır. Çok geçmeden cinayetin gerçek bir trajedi olduğu ortaya çıkar...


İyi; Ağır bir tempoda ilerlemesine rağmen; sürükleyici kurgusu ve soğuk, donuk atmosferiyle göz atılması gereken başarılı bir suç- gerilim filmi. Oyunculuk ve soundtrackler gayet iyi. Gizem seviyesi tatmin edici. Drama olarak da vuruculuğu yüksek bir film olduğunu ekleyeyim.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Ekim 2017 | Etiketler : | | | | | |

Better Watch Out (2016)

Better Watch Out (2016)
Noel gecesini, uzun yıllardır bebek bakıcısı olarak çalıştığı Lerner ailesinin evinde geçirecek olan Ashley, ev sahiplerinin parti için ayrılmasıyla Luke ile baş başa kalır. Sevgilisi ile sorunlar yaşayan kahramanımız, hem para kazanmak hem de biraz kafa dağıtmak için, çocukluğunu bildiği Luke ile Noel gecesinde vakit geçirmeyi tercih etmiştir...
Better Watch Out (2016)
 On iki yaşını tamamlamaya hazırlanan ve sevimli görüntüsünün yanı sıra oldukça zeki bir çocuk olan Luke, uzun süredir birlikte zaman geçirdiği genç bakıcısı Ashley' e platonik olarak ilgi duymaya başlamıştır. Artık büyüdüğünü ve onu etkileyebileceğini düşünen kahramanımız, yakın arkadaşı Garret ile planlar yaparak, güzel bakıcısının dikkatini çekmeye çalışır. Romantik bir masa hazırlayan ve gecenin devamında birlikte korku filmi izlemek için ikna etmeye çalışan Luke,  ne yazık ki Ashley' nin sürekli erkek arkadaşıyla telefonda konuşması üzerine büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Ancak yine de pes etmeye niyeti olmayan Luke, biraz da alkolün etkisiyle Ashley' e aşkını itiraf eder. Ashley ise çocukluğunu bildiği Luke' u kibarca geri çevirir ve aralarındaki yaş farkına vurgu yapar. Öte yandan korku filminin etkisinden midir bilinmez, giderek ürkmeye başlayan Ashley, evin bahçe kapısının açık olduğunu fark eder. Öncesinde bu durumu önemsemese de çok geçmeden evde yalnız olmadıklarını hisseden  kahramanımız, Luke' dan acilen polisleri aramasını ister. Ancak telefon hattının kesildiğini ve internetin de koptuğunu keşfeden Ashley, bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir. Evde elinde tüfek olan maskeli bir adamın dolaştığını fark ettiğinde ise gerilim giderek tırmanmaya başlar. Luke' u yanına alarak, niyetini kestiremediği maskeli katilden kaçmaya çalışan ikilimiz, yardım gelene dek odalardan birinde saklanmayı düşünürler. Dakikalar ilerledikçe bunun tipik bir haneye tecavüz olayı olmadığını keşfeden Ashley, başının çaresine bakmak durumunda kalır. Bir şekilde erkek arkadaşı Ricky' de olaya dahil olmuştur. İşin kötüsü gece henüz yeni başlamıştır...


İyi; Sürükleyici kurgusu ve ters köşelerle dolu senaryosuyla izlemeye değer; farklı dinamikleri olan, eğlenceli bir tek mekan korku- gerilim filmi. Yer yer sinir bozucu sahnelere sahip olsa da mizahi yönü kuvvetli, oyunculuğun da tatmin edici olduğu başarılı bir yapım. Kağıt üzerinde klişe olan tema, yönetmenin zekice dokunuşları sayesinde keyifli bir seyre dönüşüyor.
Kötü; Gizem seviyesi bir tık daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ekim 2017 | Etiketler : | | | | |

Gerald's Game (2017)

Gerald's Game (2017)
Uzun soluklu evliliklerinde, ilişkilerine yeni bir heyecan katmak için arkadaşlarına ait gözlerden uzaktaki göl evinin yolunu tutan Jessie- Gerald çifti, kısa süreli bir kaçamak yapmayı düşünürler. Tüm randevularını ve işlerini iptal eden ikilimiz, Gerald' ın ısrarları ve her şeyi  planlaması üzerine sadece baş başa kalabilme arzusuyla, tüm hazırlıklarını tamamlayıp göl evine doğru yola çıkarlar.
Gerald's Game (2017)
En nihayetinde uzun bir araba yolculuğunun ardından, göl evine yerleşen kahramanlarımız, romantik bir gece için akşam yemeğini hazırlamaya başlarlar. Gerald' ın bahsettiği  gibi gerçekten de son derece huzurlu ve güzel bir manzaraya sahip olan ev, daha şimdiden çiftimize iyi gelmeye başlamıştır. Ancak eve ulaştıklarından beri çevrenin ürkütücü sessizliğinden ve komşuların ortalarda olmamasından rahatsızlık duymaya başlayan Jessie, eşinin hevesini kırmamak için uyumlu davranmaya çalışır. Kısa süre içerisinde eve tamamen yerleşen ve tadını çıkarmaya başlayan ikilimiz, ansızın Gerald' ın fenalaşıp yere yığılmasıyla büyük bir şok yaşarlar. Dahası kendisini karyola başlıklarına kelepçelenmiş halde bulan Jessie, öncesinde şaka yaptığını düşündüğü Gerald' ın ayağa kalkıp, kilitlerini çözmesini bekler. Ancak çok geçmeden zemine yayılan kanları gören kahramanımız, tüm gücüyle bağırarak komşulardan yardım gelmesini umar. Öte yandan sıkıca bağlı olan kelepçelerden bir türlü kurtulamayan Jessie, ne cep telefonuna ne de kelepçenin anahtarına ulaşamamaktadır. Yardım istemek amacıyla bağırıp çağırmaktan bitkin düşen kahramanımız, aradan ne kadar zaman geçtiğinden bi haber yeniden gözlerini açtığında havanın karardığına ve gecenin çöktüğüne tanık olur. Gerald' ın acil yardıma ihtiyacı olmasına rağmen, gözlerinin önünde yitip gitmesine engel olamayan Jessie, gerek bitkinlik gerekse susuzluktan ötürü beyninin kendisine oyunlar oynamaya başladığını düşünür. Görünüşte tamamen boş olan evde, çeşitli yanılsamalar şahit olur ve giderek daha da çaresiz hissetmeye başlar. Çocukluk yıllarında kalma ve anımsamamak için kendisine söz verip, sır olarak sakladığı bazı gerçeklerin gün yüzüne çıkmasıyla daha da bunalan kahramanımız; zamanının azaldığını düşünüp, hayatta kalabilmek için artık bir şeyler yapması gerektiğine ikna olur. Hareket alanı içerisinde bulunan, eline geçirdiği her şeyi kullanmaya ve bir şekilde kelepçelerden kurtulmaya çalışan Jessie, sanki bunlar yetmezmiş gibi öte yandan da geceleri ortaya çıkan ve hayal ürünü olduğunu düşündüğü  karabasan gibi üstüne çöken bir garabetle yüzleşmek zorunda kalır...

İyi; Stephen King' in 'Oyun' isimli psikolojik gerilim türü romanından sinemaya uyarlanan film, aynı zamanda yine yazarın 'Dolores' romanından ve diğer eserlerinden de ufak referanslar içeriyor. Genel hatları itibariyle tek mekanda geçen bir psikolojik gerilim filmi olarak sınıflandırabiliriz. Oyunculuk ve giderek tırmanan gerilim seviyesi kayda değer. Başarılı yönetmen Mike Flanagan imzalı, incelemesini paylaştığım diğer korku- gerilim yapımlara da göz atabilirsiniz. [ Ouija: Origin of Evil (2016)Hush (2016)Oculus (2013) ]
Kötü; Sürükleyici kurgusuna rağmen; filmin süresinin uzunluğundan ötürü, türü sevmeyenler için zaman zaman sıkıcı bir hale bürünebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ekim 2017 | Etiketler : | | | |

Ryde (2016)

Ryde (2016)
Uber ve Lyft benzeri günümüzde sıklıkla tercih edilen sürücü çağırma uygulamalarından bir yenisi olan Ryde, mobil uygulaması ve kullanışlı arayüzü ile pek çok kişi tarafından tercih edilir hale gelmiştir. Teknolojinin çok hızlı gelişimi ve taşınabilir akıllı cihazların yaygınlaşmasıyla, konvansiyonel taksi sektörünü ele geçirmeye başlayan Ryde, hem ucuz olması hem de sanki bir arkadaşın seni evine bırakıyor hissi vermesinden ötürü daha konforlu görünmektedir. Peki; gecenin bir yarısı, tenha bir yol kenarında hiç tanımadığınız birinin arabasına binmek gerçekten de güvenilir midir?
Ryde (2016)
Erkek arkadaşı Marcus ile ciddi sorunlar yaşayan Jasmine, ilişkilerinin gel-gitlerinden bunalmaya başlamış genç bir bayandır. Bir arkadaşının doğum günü partisi için hazırlanan kahramanımız, her halinde isteksiz olduğu belli olan Marcus' un da katılmasıyla parti için yola koyulur. Ryde uygulaması üzerinden yakınlardaki bir sürücüye konumunu atan Marcus, çok geçmeden aracın gelmesiyle yine uygulama üzerinden sürücüye yolladığı adrese sürmesini ister. Kendisini Karl olarak tanıtan sürücü, genç çiftimizi bara bıraktıktan sonra, Jasmine' e Ryde üzerinden direkt kendisini çağırabileceği bir kodu iletir. Böylelikle uygulamadan ötürü gerçekleşen bazı kesintilerin önüne geçebildiğini söyler. Tekrar yola koyulan ve mesaisine kaldığı yerden devam eden Karl, aynı muhitte takılıp, uygulama üzerinden deyim yerindeyse yeni müşteri avına çıkar. Öte yandan gecenin ilerleyen saatlerinde Marcus' un tavırlarından rahatsız olan ve hayal kırıklığına uğramış halde eve dönmek isteyen Jasmine, yeniden Karl ' a konumunu yollar. Hoşbeş muhabbetinde pek de başarılı olmadığı her halinden belli olan Karl, Jasmine ile diyalog kurma ve onu teselli edebilme uğraşına girişir. Ancak henüz yeni tanıştığı birini, hele ki bu kişi Ryde üzerinden tuttuğu bir sürücü olduğu için kibarca geri çeviren ve konuşmayı sonlandıran Jasmine, başka şeylere konsantre olmaya çalışır. Zaman ilerledikçe Karl' ın tavır ve davranışlarında gariplikler gözlemleyen kahramanımız bir an evvel evine dönmek istediğini iletir. Ancak uygulama üzerinden sadece bir iki tıklamayla hızlıca edinebildiği Ryde'dan, sağ salim kurtulabilmek hiç de kolay olmayacaktır...

İyi; Atmosfer ve giderek tırmanan gerilim yönünden başarılı bulduğum, tipik bir yol- gerilim filmi. Tarzdan beklentimiz dahilinde olan araç içi uzun sahneler ve diyaloglar mevcut. Oyunculuk fena değil, soundtrackler gayet başarılı.
Kötü; Gizem seviyesi bir tık daha yüksek olsa, daha başarılı bir yapım olabilirmiş. Bu haliyle klişe, tahmin edilebilir bir kurguda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Ekim 2017 | Etiketler : | | |

Side Effects (2013)

Gerek iş hayatındaki bazı sorunlar, gerekse eşinin dört yıl aradan sonra hapishaneden tahliye edilmesiyle düzeni bozulan ve sıkıntılı günler geçiren Emily, intihar eğilimi olan genç bir bayandır. Depresyonu iliklerine kadar yaşayan kahramanımız, rutin bir hayatı olmasına rağmen stresle başa çıkmada ciddi sorunlar yaşamaktadır.
 Günün birinde tekerrür eden yeni bir intihar denemesinin ardından, acil serviste gözetim altındayken Dr. Banks ile tanışan Emily, iyi olduğunu söyleyerek zaman kaybetmeden  hastaneden ayrılmak ister. Deneyimli ve karizmatik bir doktor olan Banks ise Emily' i bu şartlar  altında taburcu olamayacağında ısrar eder. Zira yoğun depresyon belirtileri gösteren hastasıyla yakından ilgilenen kahramanımız, haftada birkaç gün özel muayenesini ziyaret etmesi koşuluyla gitmesine izin verir. Eşinin de eve dönmesiyle kendisine çeki düzen verip hayata daha sıkı bağlanmak isteyen Emily, vakit kaybetmeden terapi seanslarına katılmaya başlar. Çoğu zaman duygularını kontrol etmekte ve kendisini ifade edebilmede zorluklar yaşadığını vurgulayan kahramanımız, birkaç yıl öncesinde benzer bir tedavi için Dr. Siebert ile görüştüğünü anlatır. Emily' nin  sorunlarını çözebilmek için uzun mesailer harcayan Dr. Banks, Dr. Siebert' dan da hastanın geçmişiyle ilgili yardım alarak, en nihayetinde ilaç tedavisi denemeleri gerektiğini düşünür. Hali hazırda depresyon ilaçlarının billboardlar ve tv reklamlarını süslemesi, doğal olarak son derece popüler olması, iyileşmek için yoğun çaba harcayan Emily' i ikna etmeye yeterli olur. Dr. Banks' in tavsiyesi üzerine bilimsel olarak beyindeki serotonin salgısını arttırarak pek çok hastaya yardımcı olduğu kanıtlanan bir ilacı kullanmayı kabul eden Emily, çok geçmeden; bulantı, baş ağrısı, aşırı yorgunluk gibi bazı yan etkiler hisseder. Dahası ilacın bünyesinde uyurgezerlik etkisi de tetiklemesiyle, gecenin bir yarısında bilinçsizce evde dolaşmaya başlayan kahramanımız, eşi başta olmak üzere tüm arkadaşlarını da tedirgin eder. İlaç tedavisinin ikinci aşamasında, arkadaşlarından aldığı tavsiyelerle yardımcı ikinci bir depresyon ilacı daha kullanan Emily, daha iyi hissetmeye başladığından dem vurup, Dr. Banks' in tedavisinin gerçekten de işe yaradığını düşünür. Tam her şey normalleşmeye başlamışken, bir gece yarısı uyandığında eşini kanlar içinde yere düşmüş halde bulan Emily, olayı polislere rapor etse de ne yazık ki çok geç kalır. Cinayetle ilgili soruşturmayı yöneten dedektifler, baş şüpheli olarak gördükleri Emily' nin kullandığı depresyon ilaçları üzerine yoğunlaşırlar. Olayın gündeme oturmasıyla Emily' nin doktoru ve ilaçları tavsiye eden kişi olarak zan altında kalan Dr. Banks, mesleğini ve tüm maddi birikimlerini kaybetme tehdidiyle yüzleşmek zorundadır. Mahkeme ise henüz yeni başlamıştır...


İyi; Oyunculuk, kurgu ve soundtracklerin gayet başarılı olduğu, sürükleyici bir psikolojik- gerilim filmi. Diyaloglar ilgi çekici, gizem seviyesi de tatmin edici düzeyde.
Kötü; Zaman zaman ağır ilerleyen kurgu, sıkıcı bir hale bürünebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Eylül 2017 | Etiketler : | | |

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Gazeteci - yazar Mikael Blomkvist, ülkenin kalantor isimlerinden Wennerström ile girdiği söz dalaşı sonrasında sıkıntılı günler yaşamaktadır. Wennerström ve kirli iş ortaklarıyla ilgili pek çok yasadışı belgeyi ortaya çıkarsa da mahkeme nezdinde iddialarını kanıtlayamadığı için, kamuoyu desteğini de yitirir. Asparagas haber yapmakla suçlanan ve kariyerinin en buhranlı dönemlerini geçiren kahramanımız, bir yandan da tazminat davalarından ötürü bütün maddi birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Tam da böyle kaotik bir zamanda, Modern İsveç' in en köklü şirketlerinden biri olan Vanger Industries' in eski ceosu Henrik Vanger, baş hukuki danışmanı olan Frode vasıtasıyla, her şeyini kaybetmek üzerine olan kahramanımız Mikael ile temas kurar. Bir ayağının çukurda olduğunu söyleyen Henrik, eski hesapları kapatma derdindedir. Yaklaşık kırk yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan yeğeni Harriet' in başına gelenleri, bu diyarları terki diyar etmeden bir şekilde öğrenmek isteyen ve sır perdesini çözmek için her yolu deneyen Henrik, Mikael' ın kendisi için çalışmasını teklif eder. Daha o zamanlarda bile genç yaşına rağmen zekasıyla şirketin veliahtı olarak gösterilen Harriet, deyim yerindeyse ansızın sırra kadem basmıştır. Sadece kendi aile fertlerinin yaşadığı adada, Harriet' ın başına gelenlerden Vangerlerden birilerinin sorumlu olabileceğini düşünen ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen bir türlü yeni kanıtlara erişemeyen Henrik, Wennerström davasıyla gündeme gelen ve zekasını takdir ettiği Mikael' i kendisi için son şans olarak görmektedir. Dahası ne kadar sürerse sürsün eğer başarılı olursa, Wennerström davasında aleyhine işleyen süreci tersine çevirebileceğini de vaat eder. Şehirden iyice bunalan ve bu davayı uzaklaşmak için bir fırsat olarak gören Mikael, Harriet ile ilgili tüm dosyaları teker teker incelemeye başlar. Öte yandan Frode' nın nasıl peşine düştüğünü merak eden kahramanımız, Lisbeth ismiyle karşılaşır. Piercingleri, dövmeleri ve tuhaf görüntüsüyle, punk bir bilgisayar korsanı olan Lisbeth; kendisini toplumdan soyutlamış, bir başına yaşayan genç bir bayandır. Görünüşünün aksine son derece zeki ve  meziyetli olan Lisbeth,  yönetilmesi sorunlu biri olsa da davada yardım etmesi için Mikael'ın  asistanı olarak görevlendirilir. Tam da işler yoluna girmişken Henrik' in yoğun bakıma alınmasıyla, Vanger ailesinin desteğini çektiğini Mikael, yeniden kaotik bir dönemece sürüklenir. Harriet' dan arta kalan adres defteri üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran kahramanımız, çok geçmeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. İki koldan ilerleyen araştırmada Lisbeth' de yeni bilgiler keşfetme arefesindedir...


İyi;
İsveçli yazar, Stieg Larsson' un 'Millennium Triology'  adı altında toplanan roman serisindeki eserlerden biri olan 'The Girl with the Dragon Tattoo' , ilk olarak İsveç sinemasınca vizyona girmiş ve epey ses getirmişti. Ardından  usta yönetmen David Fincher tarafından Hollywood sinemasını kazandırılan remake; baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli atmosferiyle mutlaka göz atılması gereken bir gerilim filmi. Atmosfer, oyunculuk, soundtrackler ve mekan seçimleri hepsi ayrı ayrı gayet başarılı.
Kötü; Uyarı mahiyetinde filmin süresinin biraz uzun olduğunu ve rahatsız edici sahnelerin yer aldığını ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2017 | Etiketler : | | | | |

Dave Made a Maze (2017)

Dave Made a Maze (2017)
Dave; her daim sanatçı ruhuyla övünen, ancak kariyeri boyunca kayda değer bir başarısı bulunmayan genç bir adamdır. Halihazırda otuz yaşından gün alan kahramanımız, artık kendisine ilham getirmesi için tv izlemek ya da internette takılmak gibi zaman kaybı uğraşlar yerine daha fazla hayal gücünü kullanabileceği, insanların gördüğünde 'çok iyi, bunu biz nasıl akıl edemedik' diyecekleri bir şeyler keşfedebilme arayışındadır.
Dave Made a Maze (2017)
 Evinin pek de büyük olmayan salonunda, eline geçirdiği ıvır zıvırlar ve kartonlarla bir labirent inşasına koyulan Dave, bütün enerjisini bu işe kanalize eder. Çok geçmeden zaman kavramını yitiren kahramanımız, üç günün sonunda en nihayetinde sevgilisi Annie' nin gelmesiyle soluklanma fırsatı bulur. Salonun orta yerinde büyük bir karton maket gören Annie şaşkınlığını gizleyemez. Maketin içinden sevgilisine seslenen ve yaptığı labirentin içinde kaybolduğunu söyleyen Dave, dışarıdan görüldüğünün aksine maketin içinin oldukça büyük ve karmaşık olduğunu anlatır. Öncesinde Dave' in şaka yaptığını düşünen ve onu ciddiye almayan Annie, labirentin içine girerek neler olup bittiğini kendi gözleriyle görmek ister. Ancak Dave ısrarla içeri girmemesini ve yakın arkadaşları Gordon ve Leonard' ı çağırmasını söyler. Zira henüz labirenti bitirmediğini ve içerisinin tuzaklarla dolu olduğunu ekler. Dave' in arkadaşlarına haber veren ve durumun giderek ciddileştiğini fark eden Annie, Harry' nin de  katılmasıyla kafa kafaya verip düşünmeye başlarlar. Harry, durumu belgesel yapmayı akıl edip, ekibini ve alet edevatlarını da yanında getirmiştir. Daha fazla sabredemeyip, neler olup bittiğini anlamak için labirentin içine giren kahramanlarımız, gerçekten de dışarıdan görüldüğünün aksine labirentin sayısız odadan oluştuğunu, son derece dolambaçlı ve bubi tuzaklarıyla dolu olduğunu keşfederler. Dahası Annie önderliğinde Dave'i kurtarmak için organize olsalar da çok geçmeden aynı akibeti paylaşıp, çıkış yolunu kaybederler. Bir şekilde Dave' e ulaştıklarında ise Annie, esaslı bir plana ihtiyaçları olduğunu düşünür. Dave' in hayal dünyasından çıkma yaratıklar ve tehlikeli tuzaklar her yerdedir. Buradan sağ salim kurtulmak istiyorlarsa, labirenti tamamlamak zorundadırlar...

İyi; Eğlenceli senaryosu ve düşünsel olarak yaratıcı kurgusuyla izlemeye değer bir korku- komedi filmi. Görseller ilgi çekici, oyunculuk tatmin edici.
Kötü; Az biraz zeka parıltıları da görebilsek daha kaliteli bir yapım olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2017 | Etiketler : | | |

It Comes at Night (2017)

It Comes at Night (2017)
İlk olarak şehirde ortaya çıkan ve hızla yayılan ölümcül hastalığın ardından, eşi Sarah ve oğlu Travis ile birlikte, kırsaldaki evlerini dış dünyadan izole ederek hayatta kalmaya çalışan Paul, ailesini bir arada tutma gayesiyle elinden geleni yapmaktadır. Evin tüm girişlerini ve pencerelerini kapatan ve dışarıdan terk edilmiş gibi görünmesini sağlayan Paul, sadece yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak için belli zamanlarda maske ve eldivenler kullanılarak dışarı çıkılmasına izin vermektedir. 
It Comes at Night (2017)
Hastalığın son derece ölümcül olduğu bilinmesine rağmen, neyin sebep olduğu ve nasıl bulaştığı halen belirsizliğini korumaktadır. Bu yüzden temiz su kaynağı ve kontamine olmamış besin bulabilmek hayati önem arz etmektedir. Hastalık tehdidine karşı, evin tüm pencerelerini ve kapılarını tahtalarla kapatan Paul, hayatta kalabilmeleri için dış dünyayla minimum temas kurmaları gerektiğine inanmaktadır. Günün birinde bir gece yarısı evin devamlı kilitli tutulan dış kapılarından birinin zorlandığını fark eden Paul, yalnız olmadıklarını anlar ve silahını kuşanır. Çok geçmeden Will isimli genç bir adamın evine izinsiz girdiğini keşfeder. Bu durumdan son derece rahatsız olan Paul, ailesini korumak adına Will' i tutsak edip, sorgulamaya başlar. Öncelikli olarak hasta olup olmadığını doğrulamaya çalışan kahramanımız, evin nasıl deşifre olduğunu öğrenmeye çalışır. Soğukkanlı, genç bir adam olan Will ise kendisinin de bir ailesi olduğunu söyleyerek onlara su ve erzak bulmak için buralara yolunun düştüğünü anlatır. Zararsız olduğunu ve eğer ailesine yetecek kadar su verirlerse, sahip olduğu birkaç besi hayvanıyla takas yapabileceğini söyler. Sarah' ın ise daha iyi bir fikri vardır. Will' in ailesini de getirip yanlarında kalabileceklerini ancak evin kurallara uymaları gerektiğini vurgular. Tekliften memnun olan Will ise minik oğlu ve eşiyle beraber, belki de haftalar sonra ilk defa huzurla uyuyabilecekleri güvenli bir sığınak bulmuş olur. Evde iş bölümü yaparak, harmoni içerisinde yaşamaya başlayan kahramanlarımız, Paul' un ısrarla savunduğu kurallara sıkıca riayet ederler. Hastalık yüzünden kendi öz babasını öldürmek zorunda kalan Paul, izinsiz dışarı adım atılmaması hususunda son derece kararlıdır. Öte yandan genç bir delikanlı olan Travis, geceleri uykularını kaçıran kabuslar görmekte, büyükbabasının ölümünü unutamamaktadır. Bazen kabuslarının inandırıcılık seviyesinden ötürü hayretlere düşen ve dehşete kapılmış halde uyanan Travis, dışarıda gerçekte neler olup bittiği konusunda giderek şüphe duymaya başlar...

İyi; Post apokaliptik bir dünyada, hayatta kalma mücadelesi veren iki farklı ailenin özelinde devam eden yapım, buhranlı atmosferi ve tekinsiz kurgusuyla kayda değer bir alternatif. Oyunculuk seviyesinin başarılı bulduğum, paranoyalarla dolu, gizem yönünden de tatmin edici bir psikolojik- gerilim filmi. 
Kötü;  Son çeyrek biraz aceleye getirilmiş gibi, daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

2:22 (2017)

2:22 (2017)
New York' da bulunan JFK Havalimanı' nda Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışan Dylan, işi gereği disiplinli bir yaşantı süren, evden işe - işten eve mekik dokuyan genç bir adamdır. Stresli ancak bir o kadar da adrenalin dolu işini severek yapan kahramanımız, yetenekleriyle ve becerisiyle ekip arkadaşlarının da saygısını kazanmıştır. 
Mesleğindeki başarısını özel hayatına yansıtmakta zorluk çeken kahramanımız, tek başına yaşamakta ve hemen her gün benzer şeyleri yaparak deyim yerindeyse rutin denebilecek bir yaşantı sürmektedir.  Babasının pilot olmasından ötürü havacılığa gönül veren ancak pilotaj eğitimi almasına rağmen uçmaktan korktuğu için kontrolör olmayı tercih eden Dylan, günün birinde iş yoğunluğunun yüksek olduğu bir çalışma saatinde anlık bir konsantrasyon kaybı neticesinde ciddi bir hava hadisesine sebep olur. İki yolcu uçağını güvenlik riski doğurabilecek şekilde birbirine yaklaştıran Dylan, büyük bir faciaya ramak kala gerekli ayırmayı son anda sağlar. Ancak aldığı gereksiz risk ve yüzlerce insanın yaşantısını tehlikeye atmasından ötürü dört hafta kadar açığa alınan ve hakkında soruşturma açılan kahramanımız, işini kaybetme riskiyle giderek daha da yalnızlaşmaya başlar. Zamanının  çoğunu evinde geçiren Dylan, katıldığı bir bale gösterisinde Sarah isimli hoş bir bayanla tanışır. Bir sanat galerisinde artist olarak çalışan Sarah, Dylan' ın ilgisinden memnundur. Çok geçmeden arkadaşlık etmeye başlayan çiftimiz sık sık birlikte vakit geçirirler. Öte yandan zamanı takıntı haline getiren ve rutin yaşantısında benzer şeylerin hep aynı saatlerde ortaya çıktığını gözlemleyen Dylan, saatler 2: 22' yi gösterirken enteresan olayların cereyan ettiğini keşfeder. Açığa alınmasına sebep olan olayın da aynı saatte gerçekleştiğini anımsayan kahramanımız, tüm detayları gözden geçirerek bir zaman çizelgesi oluşturmaya çalışır. Olan bitenleri Sarah' a anlatma hususunda çekinceleri olan Dylan, emin olabilmek için her olayı not defterine kaydetmeye başlar. Saat 2 :22' nin sırrını çözmeye odaklanmışken, Sarah ile kazara tanışmadıklarını, bir şekilde bir araya geldiklerini düşünür. Zira her ikisi de aynı gün aynı tarihte doğmuş ve gelecek hafta otuzuncu yaş günlerini kutlamaya hazırlanmaktadır. Her gün aynı şeylerin aynı saatlerde ortaya çıktığını yenileyen, hatta bu konuda kafasında bir model oluşturan Dylan, en nihayetinde Sarah' ın tepkisini çeker ve onu ikna edebilmenin yollarını aramaya başlar. Öğleden sonra 2 : 22' de sonlanan döngünün gizemini çözebilmek için bir yol bulmalıdır...

İyi; Atmosfer, soundtrackler ve görsellerin oldukça başarılı olduğu, göz atılabilir bir yapım. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatmin edici. 
Kötü; Kurgusal anlamda çeşitli boşluklar ve zaman zaman sıkıcı bir hale bürünen zorlama sahnelere sahip. Birden fazla tema içe içe işlenmiş, bağlantı kurmayı güçleştiriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

Live Cargo (2016)

Live Cargo (2016)
Doğumun hemen sonrasında bebeklerini kaybeden, Nadine- Lewis çifti ağır bir travma yaşamaktadır. Yaralarını sarabilmek ve birbirlerine yeni bir şans verebilmek için Nadine' in ailesinin yanına, Bahamalar' daki ufak bir adayı ziyarete karar veren çiftimiz, her şeyi geri de bırakıp yola koyulurlar. Yaşadıkları trajedinin etkilerini hala atlatamayan kahramanlarımız, özellikle Nadine' in toparlanabilmesi için bu geziyi bir şans olarak düşünürler.
Live Cargo (2016)
Çocukluğundan beri sahip olduğu tek ailesi olan Roy' un yanına yerleşen Nadine, Lewis' de desteğiyle yeniden hayata tutunmaya çalışır. Eski anılarında olduğu gibi zamanının çoğunu; yüzme, mercan toplama, derinlere dalma gibi favori hobilerini sık sık yaparak geçirmeye başlayan Nadine, bu şekilde yeniden huzur bulabileceğini ve o elim olayı unutabileceğini düşünmektedir. Lewis ise Nadine' in hatırına esasında hiç de alışık olmadığı ada hayatı ve kültürel yapıya adapte olabilmeyi denemekte, pek çok şeyi sineye çekip giderek yalnızlaşmaktadır. Zira uzun yıllardır Haiti' li kaçak göçmenlerin gözdesi haline gelen ada, karmaşık bir kültürün yer edindiği ufak bir turistik yerleşkeden oluşmakta, Lewis' e pek de hitap etmemektedir. Adanın aynı zamanda idari sorumlusu olan Roy, insan kaçakçılığı yapan bazı aç gözlü umut tacirleri sebebiyle yoğun mesaisine devam ederken, bir yandan da sıklıkla alkolu fazla kaçıran Nadine' in arkasını toplamaya çalışır. Öte yandan kasabada kısa yoldan para kazanmanın yolunu bulan Doughboy, balıkçılık işini tekeline alarak, bencilliğini sürdürmekte ve Myron gibi sefalet içerisinde yaşayan gençleri kullanarak pis işlerini halletmektedir. Zaman zaman Myron' a yardım eden; ona iş veren, göz kulak olmaya çalışan Roy ise bu durumdan epeyce rahatsız olmaya başlar. Nadine adaya geldiğinden beri gözleri ondan alamayan Myron, bir şekilde ilgisini çekebileceğini umut eder. Olan bitenleri uzaktan izlemeyi tercih eden Lewis ise adada bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir...

İyi; Klişelerin ötesinde özgün teması ve duygusal geçişlerin yoğun olduğu kurgusuyla göz atılması gereken bir dram gerilim filmi. Görsellerin siyah- beyaz olması ve tekinsiz atmosferi sebebiyle 13 Tzameti (2005) vari bir havası da yok değil hani. Filmin gri tonları gibi Myron' ın da iyi ve kötü arasında kalan sefil hayatı rahatsız edici bir şekilde altmetin olarak olarak karşımıza çıkıyor...
Kötü; Karakter gelişimleri ve hikaye biraz aceleye getirilmiş izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Haziran 2017 | Etiketler : | | |

A Monster Calls (2016)

A Monster Calls (2016)
12 yaşındaki Conor, hasta annesiyle birlikte yaşayan, hayal gücü oldukça yüksek bir çocuktur. Annesinin terminal evresinde kanser olmasından ötürü, gün geçtikçe gözlerinin önünde eriyip gitmesine mani olmayan kahramanımız, hüznünü kendi içerisinde yaşamakta ve giderek yalnızlaşmaktadır. 
A Monster Calls (2016)
Birkaç ay da bir gördüğü ilgisiz babası ve despot babaannesiyle geçinemeyen Conor, okulda da zorbalar tarafından sürekli aşağılanmaktadır. Zamanının çoğunu odasında geçiren ve hayal gücünü kara kalem resimlere aktaran kahramanımız, bir gece yarısı penceresinde beliren devasa bir ağaç canavarın şaşkınlığını yaşar. Canavar, Conor' a üç hikaye anlatacağını ve bu hikayeler bitince onun da dürüst bir şekilde kendi hikayesini anlatması gerektiğini söyler. Hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığını varsayan ve sabah uyanınca yaşadıklarını basit bir rüya olarak yorumlayacağını zanneden Conor, yarın yeniden geleceğini söyleyen canavarın gözlerden kaybolmasına izin verir. Uyandığında sakin kafayla düşünen ve penceresine gelen canavar ağacın, hemen evlerinin yakınındaki bir mezarlıkta bulunan porsuk ağacı olduğunu fark eden Conor, kimseye neler olup bittiğini bahsetmeden, bir an evvel yeniden gece olmasını bekler. Saatler gece yarısını gösterirken yeniden Conor' ı ziyarete gelen canavar, bu sefer öykülerini anlatmakta kararlıdır. Annesinin çok hasta olduğunu ve aptalca hikayeler dinlemeye vakti olmadığını söyleyen Conor, en nihayetinde ikna olur. Hikayeleri kafasında canlandırması gerektiğini söyleyen canavar, vakit kaybetmeden öykülerini anlatmaya başlar. Hikayeleri yorumlamaya gelindiğinde ise gerçekte neyin iyi neyin kötü ya da neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda akıl yormaya başlayan Conor, her defasında farklı sürprizlerle karşılaşır. Canavar, deyim yerindeyse ona rehberlik etmekte ve hayatına mana katmaktadır. Öte yandan gündelik hayatında ise işler daha da zorlaşmaya başlamıştır. Zira annesinin hastaneye kaldırılması üzerine, babaannesiyle kalmak zorunda kalan Conor, kendi odasını ve eşyalarını terk etmek istememektedir. Hayatta en sevdiği varlığın, annesinin hayata tutunabilmesi için canavardan yardım istemeyi uman kahramanımız, ilk olarak gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini keşfeder. Anlatılan her hikayeden ise dersler çıkarmalıdır. Hayat sandığından çok daha acımasızdır.

İyi;  'A Monster Calls' isimli Patrick Ness imzalı kitabın uyarlaması olan yapım, oldukça sürükleyici, arka planda dram barındıran, başarılı bir fantastik gerilim filmi. Görseller, atmosfer ve oyunculuk oldukça iyi. Tarz olarak El laberinto del fauno (2006) yapımın andıran film, göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Gizem seviyesi biraz daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Belko Experiment (2016)

The Belko Experiment (2016)
Kırkı aşkın ülkede ofisleri bulunan Belko şirketi, çoğunlukla Güney Amerika' da faaliyet gösteren, genel itibariyle Amerika vatandaşı çalışanlardan oluşan bir aracı şirkettir. Aynı zamanda lokal çalışanlara da iş imkanı sağlayan kurum, modern ofisleri ve dinamik kadrosuyla sürekli büyüme eğilimdedir. Şirket çalışanlarına standart prosedür olarak çip takan ve saniye saniye onları izleyen Belko, sıkı bir güvenlik duvarına sahip olmalarıyla övünmektedir.
The Belko Experiment (2016)
Şirketin Bogota, Kolombiya' da bulunan gözlerden uzaktaki binasında sabah saatlerinde bir hareketlilik göze çarpmaktadır. Zira lokal çalışanların tamamı evlerine gönderilmiş, halihazırda sadece Amerikan vatandaşı olan seksen çalışan kalmıştır. Binanın hemen dışında yer alan bir hangarda ise uzun namlulu silahları olan askerler, agresif bir tavırla  binayı ablukaya almaktadır. Daha neler olup bittiğini anlayamadan binanın güvenlik moduna geçmesi, tüm kapı ve pencerelerin otomatik olarak kapanması sonrasında, kahramanlarımız deyim yerindeyse kendilerini çelik bir kafesin içerisinde hapsolmuş şekilde bulurlar. Öte yandan binanın intercom sisteminden gelen bir ses çeşitli direktifler vermekte ve talimatlara uyulmaması durumunda herkesin öleceğini dillendirmektedir. Öncesinde pek de ciddiye almadıkları durum karşısında, fikir jimnastiği yaparak bir çıkış yolu arayışına giren kahramanlarımız, etrafı kolaçan etmeye karar verirler. Her yerde kameralar olması ve dahası enselerinde bulunan çiplerle adım adım izlendikleri düşüncesi, büyük bir panik ve tabiatıyla kaosa sebep olur. Verilen süre içerisinde talimatların es geçilmesi üzerine yine intercomdan çağrı yapan ve bu sefer seçtiği kişileri öldürmekle tehdit eden dış ses :) çok geçmeden aksiyona başlar. Grup içerisinde bazı arkadaşlarının hunharca öldürülmesine şahit olan kahramanlarımız, panikle bina içerisinde koşuştururlar. Grubun alfa erkeği olmak ve kontrolü sağlamak için öne çıkan Barry, tek çarelerinin talimatları uygulamak olduğunu düşünmektedir. Mike' ın etrafında organize olan diğer bir grupsa, kimsenin canı yanmadan bir şekilde dışarı çıkabileceklerini iddia etmektedir. Zaman ilerledikçe olaylar gelişir...

İyi; Düşünsel olarak modern bir Battle Royal (2000) uyarlaması olan yapım, sürükleyici kurgusuyla kolay izlenebilecek bir gerilim filmi. Dahası bol kanlı cesur sahnelere sahip, aksiyon- gerilim severler için iyi bir alternatif.
Kötü; Karakterlerin yeterince tanıtılmadığı, grup dinamikleri açısından vasat bir yapım. Filmin ofis ortamında geçmesi sebebiyle The Method (2005) benzeri daha çok karakter çatışmaları ve diyaloglar içeren  sahneler görebilmeyi beklerdim. Kaldı ki herhangi bir altmetin ya da önerme de barındırmıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Haziran 2017 | Etiketler : | | |