Güncel İncelemeler;

Non-Stop (2014)

Non-Stop (2014)
Bill Marks bir süredir kendi problemleriyle uğraşan,sivil havacılık güvenliği için çalışan deneyimli bir dedektiftir.New York,Londra seferi yapan bir uçakta görevlendirilen,sürekli formaliteleri uygulamaktan sıkılmış kahramanımız için bu kez rutin bir uçuş olmayacaktır.
Non-Stop (2014)
Özel çağrı cihazıyla üstlerinden emirler alan Bill,internet ağlarına gizemli bir yabancının girmesi ve istekleri sonrasında epey telaşlanır.Zira yabancı kısa bir süre içerisinde hesabına yüzelli milyon dolar yatırılmazsa uçakta bulunan yolculardan birini öldüreceğini söylemektedir.Durumu uçaktaki bir başka gizli güvenlik görevlisiyle konuşmaya karar veren kahramanımız istediği reaksiyonu alamayınca kaptan pilotla konuşup,uçuşun güvenliğini riske atabilecek büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarını anlatmaya karar verir.Öte yandan sürenin dolması ile uçakta gerçekten de birinin öldürülmesi gerilimi daha da tetikleyecektir.Yolculardan kendisine yakın hissettiği Jen ve hostes Nancy ile beraber şüpheli görünen herkesi araştırmaya başlayan Bill,yine gizemli yabancıdan gelen mesajlar sonrasında kaptan pilotun -dışarıdan açılması imkansız olan her türlü güvenlik önleminin düşünüldüğü kokpitte- öldüğü haberi ile sarsılır.Birinin kendisiyle oyun oynadığını düşünen ve giderek sinirleri bozulan kahramanımız çalıştığı şirketin de kendisinden bağımsız kararlar almaya başlaması ile daha da yalnızlaşır.Peki ama uçaktaki cinayetlerin sorumlusu kimdir?Daha ilk andan itibaren dikkatini çeken müslüman bir doktor,sürekli telefonuyla uğraşan zenciler,göçmenler ya da takım elbisenin ardında kimliğini gizleyen bir casus olabilir mi?
İyi;Baştan sona sürükleyici,kesinlikle sıkılmadan izleyeceğiniz artık klasikleşen tipik bir Liam Neeson filmi.Katil kim? önermesini işleyen gizem seviyesinin de tatminkar olduğu başarılı bir gerilim örneği.Yönetmen Jaume Collet-Serra'nın diğer yapımları ;Orphan (2009),House of Wax (2005) ve Unknown (2011) yine göz atmanızı tavsiye edebileceğim gerilim alternatifleri.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

A Lonely Place to Die (2011)

A Lonely Place to Die (2011)
Bir grup dağcı İskoçya'da önceden belirledikleri bir sıradağa tırmanmak için organize olurlar.Güneşin doğmasıyla sabahın erken saatlerinde yola koyulan kafilemiz ufak bir kahvaltı molası için ormanlık bir arazide duraksarlar.Ormanın içerisinden gelen bir takım sesler sonrasında tırmanışı erteleyerek etrafı kolaçan etmeyi düşünen kahramanlarımız çok geçmeden sesin kaynağını bulmayı başarırlar.
A Lonely Place to Die (2011)
Küçük bir kız çoçuğu (Anna) yerin altında ahşap bir hücreye hapsedilmiştir.Dağcı kafilemiz hücrenin içerisinde sadece bir şişe su olduğunu ve kızın  hava alabilmesi için yüzeye bir delik açılmış olduğunu fark ederler.Tırmanışı iptal ederek kızı yanlarına alıp en yakın kasabaya gitmeyi planlayan kahramanlarımız bu sayede polise ulaşarak yardım almayı umarlar.Ancak en yakın yerleşim biriminin bulundukları noktadan yaklaşık 40 km ötede olması daha farklı arayışlara girmelerine sebep olacaktır."Devil Drop" adı verilen dik bir yamaçtan sarkmayı ve böylece yolu kısaltmayı düşünen Alison ve arkadaşları ikiye ayrılırlar.Bir grup yanlarında Anna ile belirledikleri buluşma noktasına ilerlerken,Alison ise sarp yamacı geçmeye çalışacaktır.Öte yandan kızın kaçtığını fark eden eli kanlı bir grup katil Alison ve arkadaşlarının izini sürmeye başlar.Kahramanlarımız Anna'nın fidye için kaçırılmış zengin bir adamın kızı olduğunu öğrendiklerinde ise başlarındaki belanın ne denli büyük olduğunu anlarlar.Anna'ya sahip çıkarak onu en yakın emniyet birimine teslim etmeyi misyon edinen Alison ve arkadaşları doğal zorluklarla dolu coğrafyada gerilim dolu bir yolculuğa sürüklenirler...

İyi;Mekan seçimleri,oyunculuk ve sürekli tetiklenen gerilim son derece başarılı.Soundtrack seçimleri filme ayrı bir hava katmış.Bu yapımı sevenler ve dağcılıkla ilgisi olanlar  Vertige (2009) ve Vertical Limit (2000) filmlerini de izleyebilirler.
Kötü;Biraz daha gizem barındırsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | |

End of Days (1999)

28 Aralık 1999,milenyuma sayılı günler kala Vatikan şeytanın gününün yaklaşması sebebiyle büyük bir panik içerisindedir.Bin yılın sona ermesi ile incilde bahsedilen şeytanın dönüşüne ve evreni esir almasına ramak kalmıştır.Şeytan son görevini yerine getirmek ve hükmedebilmek için New York'da canlı bir bedene bürünür.Yeni çağın başlamasına saatler kala artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...
End of Days (1999)
Jericho Cane eski bir dedektif olup,görevden ayrılmasının ardından ortağıyla beraber özel bir güvenlik şirketi için çalışmaktadır.Eşi ve kızının gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olan kahramanımız yaşadığı zor günlerin ardından inancını kaybetmiştir.Hayattan tat alamayan ve intihar eğilimi gösteren Cane,son işinde tetikçinin bir kilise mensubu çıkması üzerine soruşturmayı genişletmeye karar verir.Ne de olsa konuşmamak için kendi dilini kesen ve Cane'in müşterisini öldürebilmek için tetiği çeken kişinin bir peder olması epey sıradışı görünmektedir.Dahası kahramanımıza karanlığın yaklaştığını dünyanın birkaç gün içerisinde sona ereceğini söylemesi yıllar önce inancını yitirmiş dahi olsa ilgisini çekmeye yetecektir.Ortağıyla konuyu araştırmaya devam eden Cane çok geçmeden Christin isimli genç bir kızın olayla bağlantısı olduğunu keşfeder.Christin'e ulaşmak için evine gittiğinde,kızı bir grup Vatikan görevlisi canice öldürmek üzereyken ellerinden kurtarır.Kiliseye gidip bazı sorulara cevaplar arayan kahramanımız kızın dünyanın kaderini belirleyecek seçilmiş kişi olduğunu öğrendiğinde ise koruyucusu olmaya karar verir.Öte yandan karanlık yaklaşmakta şeytan Christin'in izini sürmektedir...
"Her bin yılda Karanlık Melek dünyaya gelir ve bir vücuda girerek yürür.Kendi çocuğunu doğuracak olan kadını arar.Onunla yeni yıl akşamının gece yarısındaki kutsal saati bekler.İşini tamamladığında senin etin vücudundan ayrılır ve o cehennemin kapılarını açar.Bildiğin her şey tersine dönmeye başlar..."

İyi;Yayınlandığı dönem göz önüne alınırsa son derece başarılı bir şeytan temalı yapım olduğundan söz edebiliriz.Kurgu son derece sürükleyici,gizem seviyesi ve oyunculuk tatminkar.
Kötü;Başrolde Arnold Schwarzenegger olduğu için aksiyon sahnelerin fazlalığı doğal görünse de filmin bütünlüğü açısından mistik havayı zaman zaman kaçırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Dead Mine (2012)

Dead Mine (2012)
2.Dünya Savaşı döneminde Japon general Yamashita,savaşta hizmetlerinden ziyade Güneydoğu Asya'da ele geçirdiği savaş ganimeti ile tarihe mal olmuştur.Yamashita'nin altınları olarak anılan,dillere destan hazine o günden bu yana yüzlerce hazine avcısının hayallerini süsleyip,Asya'yı karış karış aramalarına sebep olmuştur.
 Hazinenin yıllarca Filipinler topraklarında olduğu düşünülse de Warren liderliğinde bir grup maceraperest elde ettikleri bilgiler sonrasında Endonezya'da araştırmalara başlamıştır.Warren 2.Dünya Savaşı sırasında Japonların kullandığı bir sığınakta hazinenin var olduğuna inanmaktadır.Kurduğu araştırma ekibi ve anlaştığı bir grup paralı askerle (Tino ve askerleri) Endonezya ormanlarının derinliğinde bulunan sığınağa ilerleyen kahramanlarımız,kartel bir grubun saldırısı ile silahlı çatışmanın içerisine girerler.Son çare olarak komutayı devralıp -kontrol edip güvenilirliğine ikna olmadığı mağaraya- sığınmayı öneren yüzbaşı Tino,patlama sonrasında içeride ne olduğunu bilmedikleri büyük bir kapanın içerisine kısılmalarına sebep olur.Yeni bir çıkış yolu bulmak zorunda kalan Warren ve arkadaşları bir yandan huzursuz olan paralı askerleri dizginleye dursun öte yandan da karanlık tünellerde yalnız olmadıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.Hazineye giden yolda korku dolu bir maceraya girişen kahramanlarımız bakalım yeniden gün ışığını görebilecek mi?


İyi;Kurgu ve mekan olarak başarılı bir yapım.Bu filmi sevenlerin Outpost (2007) ve Outpost: Black Sun (2012) filmlerine de göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;Oyunculuk,efektler ne yazık ki tatmin edici değil.Yüksek bütçe ve daha popüler oyuncularla kesinlikle başarılı bir yapım ortaya çıkabilirdi.Özetle tek mekanda geçen orta karar bir aksiyon gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

The Collection (2012)

The Collection (2012)
2009 yılının iddialı korku-gerilim yapımlarından biri olan The Collector,Cube vari kurgusu ile epey dikkat çekmeyi başarmıştı.Final sahnesi itibariyle serinin devam filminin geleceği pek çok korku sever tarafından öngörülmüştü.En nihayetinde The Collection adıyla vizyona giren serinin ikinci filmi,ilk yapımın bittiği yerden senaryoyu bağlayarak karşımıza çıkıyor.İncelemeye geçmeden önce ilk filmi kısaca özetleyelim;
"Soygun için öncesinde çalıştığı evi seçen Arkin,tam kasaya ulaşıp paraları alacağı anda evde yalnız olmadığını fark edecektir.Dahası çekinmesi gereken kişilerin ev sahipleri olmadığını,bubi tuzaklar kurmada uzman olan maskeli psikopat bir katil olduğunu anlayacaktır.Evin her yerine döşenen ölüm tuzakları nedeniyle kapana kısılan kahramanımız Collector ile deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlayacak ve yer yer zeka oyunları ile onu alt etmeye çalışacaktır..."

Collector,yüzünden çıkarmadığı maskesi ve özenle hazırlanmış zeki tuzakları ile her avlanışında koleksiyona yeni bir kurban ekleyen,artık ülke çapında aranan sıradışı bir seri katildir.Son olarak Arkin'i meşhur kırmızı kutuya hapsederek koleksiyona ekleyen Collector,şimdi ise Elena isimli genç bir kızın peşine düşmüştür.Elena ise arkadaşlarının davetiyle katıldığı özel bir mekanda gerçekleşen ve sadece parolayı bilenlerin içeri girebildiği partide başına geleceklerden habersiz,eğlenmeye çalışmaktadır.Erkek arkadaşının kendisine yalan söylediğini anladığında ise yalnız kalabilmek için arkadaşlarından ayrılır.Bulunduğu odada kırmızı büyük bir kutu gören kahramanımız,kutunun içinden sesler geldiğini fark eder.Öte yandan Collector ise partiye damgasını vurmaya hazırlanmaktadır.

Elena'nın ortadan kaybolması üzerine tüm imkanlarını seferber eden varlıklı babası (Mr.Peters) polislerle yetinmeyip özel bir ekip kurarak kızının sağ salim evine dönmesini istemektedir.Zira eğer 48 içerisinde Collector'a ulaşamazlarsa kızını bir daha asla göremeyeceğinin bilincindedir.İşte bu noktada Elena'nın kaçırılışı sırasında firar eden Arkin'den yardım isteyen kahramanımız,onun Collector'un yaşadığı mekanı bilen tek kişi olduğunu düşünmektedir.Arkin ise tam eşine ve ailesine kavuşmuşken çeşitli tehditlerle ekibe dahil olmak zorunda kalır.Şimdi yapmaları gereken Collector'un ölüm tuzaklarıyla donattığı eski bir otel bozması olan kanlı evine girip,Mr. Peters'ın kızını kurtarmaktır.Hayatta kalma savaşı başlasın...
İyi;İlk filmin ardından kendine has bir fan kitlesi oluşan ve devamı merakla beklenen The Collection,yine korku-gerilim yanında aksiyonda vaad eden sahneleri ile görülmeye değer.Tek mekanda geçen soluksuz izleyebileceğiniz başarılı bir alternatif.
Kötü;Tuzaklar daha zekice hazırlanmalıydı.Daha çok kanlı sahneyi seyircinin gözüne sokmak için gereksiz bir kasma durumu yaşanmış.Şahsen ben ilk filmi bulmacalar çözme yönünden Cube serisine benzetip beğenmiştim.Bu haliyle daha çok ticari kaygılarla çekilmiş Saw serisine benzemiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

Batoru rowaiaru (aka Battle Royale) (2000)

Japonya'da gençler arasında şiddetin tırmanması sonrasında hükümet yeni bir strateji uygulamaya karar verir.Deneysel bir çalışma için pilot lise seçilerek 42 öğrenci toplatılıp,zorla ıssız bir adaya gönderilirler.Her birine değişik yaralayıcı-kesici aletlerin bulunduğu çantalar verilerek adada hayatta kalmak istiyorlarsa birbirlerini öldürmeleri telkin edilir.Ancak bu şekilde sona kalan kişinin adadan kurtularak,özgürlüğüne kavuşacağı vaad edilmiştir...
Battle Royale olarak adlandırılan ibretlik projede öğrencilerden hayatta kalma güdüsü en yüksek olanının,üç günlük süreç sonrasında özgürlüğünü kazanmak için diğerleri elemine etmesi amaçlanmaktadır.Rastgele dağıtılan ve her birine farklı nesneler olan çantalarla yola koyulan kahramanlarımızdan kimisi yakın arkadaşlarını bularak birlik olma,kimisi ise bireysel takılarak sonuca ulaşmayı planlamaktadır.Öte yandan üç günlük süreci saklanarak geçirmeyi umanları ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Zira 72 saat sonunda adada birden fazla hayatta kalan olursa boyunlarındaki bomba türevi zincir patlayacak,yine ölüme mahkum olacaklardır.Her yerde kameralar bulunması ve ölenlerin ardından sinir bozucu anonsların yapılması ile giderek panikleyen kahramanlarımız,öte yandan rastgele dağıtılan çantalarından orantısız silahların çıkması ile iş birliği yapma eğilimi gösterirler.Halihazırda bazılarında gps,pusula vs gibi yön-konum bulmaya yarayan cihazlar olduğu halde bazılarında da kesici aletler,hatta tüfekler,silahlar bulunmaktadır.Birbirlerini okuldan az çok tanıyan gençler için şimdi önemli olan kimlerin güvenilir olduğudur.En yakın arkadaşını sırtından vurabilir misin?


İyi;Zamanının en özgün yapımlarından biri.İnsan doğası üzerine felsefik bir bakışla yaklaşılan filmde atmosfer ve kurgu son derece başarılı.Hafızalara kazınan bazı enteresan sahnelerin de varlığından söz etmemek olmaz tabii.Bu filmi sevenlerin The Tournament (2009) yapımına da göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

The Aggression Scale (2012)

Ünlü mafya babası Bellavance şartlı tahliye sonrasında serbest bırakılmıştır.48 saat içerisinde oğlu ile beraber ülkeyi terk etmeyi planlayan Bellavance,kasasından 500 bin doların çalındığını öğrenince küplere biner.Zira halihazırda 1.5 milyon dolarına polisin el koyması ile çileden çıkmıştır.Son çare olarak en güvendiği tetikçisi Lloyd'dan parayı bulmasını ister.Öncesinde ayarladığı gibi takvimine sadık kalacak olan Bellavance,48 saat içerisinde kendisine ait olan paraların geri döneceğini umarak kaçış hazırlığı yapmaktadır.
Lloyd ve kendisi gibi azılı suçlulardan oluşan ekibi hemen paranın izini sürmeye başlamıştır.Ellerindeki liste doğrultusunda kapı kapı dolaşarak patronun hesabındaki paraya erişim izni olan kişileri bulup bir bir ortadan kaldıran kahramanlarımız,halen ana paranın nerede olduğunu araştırmaktadırlar.Çok geçmeden Bill isimli,patronlarının eski bir çalışanın parayı alarak kaçtığını öğrenen Lloyd ve çetesi kısa sürede ona ulaşırlar.Böylelikle yolları Owen ile kesişecektir.Owen Bill'in tek çocuğu olup geçmişte pek çok şiddet içeren davranışlarda bulunmuş agresif bir gençtir.Hatta babası yakın zamanda rüşvet vererek onu akıl hastanesinden çıkartmıştır.Esasında zeka küpü bir çocuk olan Owen,zamanın çoğunu sessiz sedasız bir köşeye çekilerek planlar yapmakla geçirmektedir.Doğuştan gelen içgüdüsel yetenekleri sayesinde kötü bir şeyler olacağı zaman önceden kestirebilen kahramanımız,bubi tuzakları kurma konusunda da oldukça yeteneklidir.Babasının Maggie isimli bir bayanla evlenmesi ile kendisinden yaşça büyük sorunlu bir kız kardeş (Lauren) edinen kahramanımız,yeni hayatına alışmaya çalışmaktadır.Lloyd yeni taşındıkları evi bulduğunda ise kıyamet kopacaktır...


İyi;Baştan sona sürükleyici bir yapım.Oyunculuk ve kurgu başarılı.Zaman zaman gerilimin yanında aksiyon da vaad ediyor.Özetle eli kanlı haydutlarla,pratik zekalı,zarar verme içgüdüsü olan Owen'ın üvey ablasının da yardımıyla giriştikleri mücadele...
Bu filmi sevenlerin The Collector (2009) filmine de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Seyircinin ilgisini çekebilecek zeka parıltıları görebilmek bu tarz yapımlar için son derece önemli.Zaten halihazırda bu nokta filmin yumuşak karnını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Eylül 2012 | Etiketler : | | |