Güncel İncelemeler;

La horde (2009)

La horde (2009)
Markudi çetesinin meslektaşlarını acımadan katletmesi üzerine intikam almaya yemin eden bir grup özel tim üyesi polis Ouessem önderliğinde organize olur. Gangsterlerin şehrin kuzeyinde gözlerden ırak bir lokasyonda olduğu istihbaratına erişen kahramanlarımız baskın için yola koyulurlar. Terk edilmiş çok katlı bir binada saklanan Markudiler ise mesken belledikleri dairede oldukça organize olmuş durumdadır. 
La horde (2009)
Binanın bekçisinden yardım alıp içeri sızan Ouessem ve arkadaşları üst katta olduğunu öğrendikleri Markudiler için operasyonu başlatıp gafil avlama niyetinde olsalar da işler pek de planladıkları gitmez. Markudilere esir düşen kahramanlarımız, eli kanlı katillerle dolu bir odada her an infaz edilme korkusu ile belki de son nefeslerini verecekleri anı beklemektedirler. Öte yandan dışarıdan gelen göz alıcı ışık kümeleri ve  şiddetli patlama sesleri bir şeylerin yolunda olmadığının habercisi gibidir. Çok geçmeden binada yankılanmaya başlayan silah sesleri ise tansiyonu daha da tetikler. Görünüşe göre hem eli kanlı Markudiler hem de intikam almak için tüm gemileri yakan ancak ne yazık ki yanlış yerde yanlış zamanda yakalanan polisler için gece henüz yeni başlamaktadır. Asıl tehdit kapıyı çalmak üzeredir.

İyi; Sürükleyici kurgusu ve aksiyon barındıran sahneleriyle izlemeye değer bir gerilim alternatifi. Mekan seçimleri ve atmosfer de başarılı. Zombi filmleri severlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Klişe tema ve tahmin edilebilir final başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2016 | Etiketler : | | | |

Who Am I (aka Kein System ist sicher) (2014)

'Hack yapmak büyü gibidir.Her ikisi de başkalarını aldatma üzerinedir.14 yaşımdan beri tüm zamanımı bilgisayar önünde geçiriyorum.Programlama dillerini öğrendim.İlk sistemimi hackledim.Sonsuz olasılıklı bir evren...İlk kez bir şeyde iyi olduğumu hissettim.Gerçek hayatta ben birler arasında bir sıfırdım.Bir zavallı,bir ezik,bir ucube...Fakat internette bir aidiyet duygusu hissettim.'
Genç bir hacker olan Benjamin,artık yeteneklerini ispatlayabilmek için büyük oynamaya karar vermiştir.Okulda hoşlandığı kız arkadaşı Marie'nin gözüne girebilmek için ilk büyük hack denemesini planlayan kahramanımız,okulun veri tabanına sızarak sınav sorularını ele geçirme niyetindedir.Ancak her şeyi eksiksiz planladığını düşünse de son anda güvenliğe yakalanmaktan paçayı kurtaramaz.Cezasını toplumsal hizmet adı altında 'temizcilik' yaparak çekmek zorunda kalan Benjamin,kendisiyle benzer kaderi paylaşan Max ile tanışma fırsatı bulur.Max,Benjamin'in bilgisayardan anladığını söylemesi üzerine onu test etmeye karar verir.Yeteneklerini ispatlamakta zorlanmayan kahramanımız Max'in gözüne girmeyi başarır.Yazılım ustası Stephan ve donanım manyağı Paul ile birlikte ufak bir hack timi olan Max,Benjamin'i de aralarına katılması hususunda ikna eder.Çok geçmeden kahramanlarımız beraber çalışmaya ve ses getirir eylemler yapmaya başlamıştır.Öte yandan kendilerine bir isim bulmayı  da ihmal etmezler.Sanal dünyada ve yer altında CLAY adıyla anılan Max ve çetesi kendilerine hedef olarak Fr13nds isimli dünyaca ünlü bir hack topluluğunu seçmiştir.Onların dikkatini çekmek ve becerini ispatlamak isteyen kahramanlarımız işledikleri siber suçlar sonrasında polisin takibine takılırlar.Artık işler çok daha karmaşık bir hale gelmiştir.Zira siber suçlar bürosu yetmezmiş gibi bir de  Fr13nds'in  soluğunu enselerinden hissetmeye başlarlar.Artık CLAY'in varlığı tamamen Benjamin'in omuzlarındadır...
İyi;İnternet ve hack üzerine yapılmış son yılların en iyi gerilim filmlerinden biri.Alman menşeli sıradışı bir yapım.Başarılı oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Ayrıca finalin de filmin kalitesini yakışır şekilde olduğunu ekleyeyim.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Outpost (2007)

Outpost (2007)
Doğu Avrupa savaşın sıcak külleriyle yoğrulurken,Hunt isimli gizemli bir gezgin elit savaşçılardan kurduğu silahlı bir timle birlikte yıkımın tam ortasında eski bir sığınağın yolunu tutar.Sığınağın;gerillalar ve merkezi ordunun sürekli çatıştığı,deyim yerindeyse kansız gün geçmeyen lojistik açıdan berbat ormanlık bir arazide olmasına rağmen,bol para vererek askerleri ikna eden kahramanımız uzun bir kara yolculuğunun ardından en nihayetinde hedefe ulaşmayı başarır.
Outpost (2007)
Askerlere değerli madenler aradığını ve bu sebepten ötürü onları tuttuğunu söyleyen Hunt,sığınağın hemen yanı başında gerçekleşen bir çatışma sonrasında içeriye hapsolur.Araziden yaylım ateş açılmasıyla sığınağa çekilmeye karar veren askerler,henüz ilk andan itibaren içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar.Sanki enselerinde sürekli bir nefes varmış gibi hisseden tim,bir yandan dışarıda neyle karşı karşıya olduklarından bi haber bir yandan da kapana kısılma hissiyle epey gerilir.Etrafı kolaçan ederlerken odalardan birinde tavana kadar istiflenmiş cesetler bulunması bardağı taşıran son damla olur.Dahası cesetler arasından canlı bir adamın çıkması ve askerlerin onu bir türlü konuşturamaması Hunt'ın planlarını alt üst etmeye yeter.Öte yandan sığınakta bulunan nazi propagandaları,askerlerin Hunt'ın kayıp nazi altınlarının peşinde olduğunu düşünmeye iter.Sessiz kalmayı tercih eden Hunt,dışarıdaki tüm gürültü ve çatışmalara rağmen depoda bulduğu eski bir makine ile meşgul olmaya başlar.Zengin sponsorlarından kendisini buradan çıkarması için destek birliği isteyen kahramanımız en yakın ekibin yetmişiki saat sonra ulaşabileceği bilgisiyle telaşlanır.Askerlerin sığınakta halüsinasyonlar görmeleri ve bazı metafizik olaylar yaşamaları neden burada olduklarını sorgulatır cinstendir.Hunt,askerlere açıklama yapmak zorundadır...
İyi;Gizem seviyesi tatminkar,tek mekanda geçen başarılı bir gerilim filmi.Zaten Outpost: Black Sun (2012) ve Outpost: Rise of the Spetsnaz (2013) ile seriye dönüşmesi de bunun en büyük kanıtı.Alt metinden Philadelphia deneyi ve nazilerin üstün insana ulaşmak için yaptıkları çalışmaları konu edinen yapım izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Bunker (2001) ve Dead Mine (2012) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sürükleyicilik hususunda bazı sıkıntılar var.Kurgu daha akıcı diyaloglar daha ilgi çekici olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

Non-Stop (2014)

Non-Stop (2014)
Bill Marks bir süredir kendi problemleriyle uğraşan,sivil havacılık güvenliği için çalışan deneyimli bir dedektiftir.New York,Londra seferi yapan bir uçakta görevlendirilen,sürekli formaliteleri uygulamaktan sıkılmış kahramanımız için bu kez rutin bir uçuş olmayacaktır.
Non-Stop (2014)
Özel çağrı cihazıyla üstlerinden emirler alan Bill,internet ağlarına gizemli bir yabancının girmesi ve istekleri sonrasında epey telaşlanır.Zira yabancı kısa bir süre içerisinde hesabına yüzelli milyon dolar yatırılmazsa uçakta bulunan yolculardan birini öldüreceğini söylemektedir.Durumu uçaktaki bir başka gizli güvenlik görevlisiyle konuşmaya karar veren kahramanımız istediği reaksiyonu alamayınca kaptan pilotla konuşup,uçuşun güvenliğini riske atabilecek büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarını anlatmaya karar verir.Öte yandan sürenin dolması ile uçakta gerçekten de birinin öldürülmesi gerilimi daha da tetikleyecektir.Yolculardan kendisine yakın hissettiği Jen ve hostes Nancy ile beraber şüpheli görünen herkesi araştırmaya başlayan Bill,yine gizemli yabancıdan gelen mesajlar sonrasında kaptan pilotun -dışarıdan açılması imkansız olan her türlü güvenlik önleminin düşünüldüğü kokpitte- öldüğü haberi ile sarsılır.Birinin kendisiyle oyun oynadığını düşünen ve giderek sinirleri bozulan kahramanımız çalıştığı şirketin de kendisinden bağımsız kararlar almaya başlaması ile daha da yalnızlaşır.Peki ama uçaktaki cinayetlerin sorumlusu kimdir?Daha ilk andan itibaren dikkatini çeken müslüman bir doktor,sürekli telefonuyla uğraşan zenciler,göçmenler ya da takım elbisenin ardında kimliğini gizleyen bir casus olabilir mi?
İyi;Baştan sona sürükleyici,kesinlikle sıkılmadan izleyeceğiniz artık klasikleşen tipik bir Liam Neeson filmi.Katil kim? önermesini işleyen gizem seviyesinin de tatminkar olduğu başarılı bir gerilim örneği.Yönetmen Jaume Collet-Serra'nın diğer yapımları ;Orphan (2009),House of Wax (2005) ve Unknown (2011) yine göz atmanızı tavsiye edebileceğim gerilim alternatifleri.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

A Lonely Place to Die (2011)

A Lonely Place to Die (2011)
Bir grup dağcı İskoçya'da önceden belirledikleri bir sıradağa tırmanmak için organize olurlar.Güneşin doğmasıyla sabahın erken saatlerinde yola koyulan kafilemiz ufak bir kahvaltı molası için ormanlık bir arazide duraksarlar.Ormanın içerisinden gelen bir takım sesler sonrasında tırmanışı erteleyerek etrafı kolaçan etmeyi düşünen kahramanlarımız çok geçmeden sesin kaynağını bulmayı başarırlar.
A Lonely Place to Die (2011)
Küçük bir kız çoçuğu (Anna) yerin altında ahşap bir hücreye hapsedilmiştir.Dağcı kafilemiz hücrenin içerisinde sadece bir şişe su olduğunu ve kızın  hava alabilmesi için yüzeye bir delik açılmış olduğunu fark ederler.Tırmanışı iptal ederek kızı yanlarına alıp en yakın kasabaya gitmeyi planlayan kahramanlarımız bu sayede polise ulaşarak yardım almayı umarlar.Ancak en yakın yerleşim biriminin bulundukları noktadan yaklaşık 40 km ötede olması daha farklı arayışlara girmelerine sebep olacaktır."Devil Drop" adı verilen dik bir yamaçtan sarkmayı ve böylece yolu kısaltmayı düşünen Alison ve arkadaşları ikiye ayrılırlar.Bir grup yanlarında Anna ile belirledikleri buluşma noktasına ilerlerken,Alison ise sarp yamacı geçmeye çalışacaktır.Öte yandan kızın kaçtığını fark eden eli kanlı bir grup katil Alison ve arkadaşlarının izini sürmeye başlar.Kahramanlarımız Anna'nın fidye için kaçırılmış zengin bir adamın kızı olduğunu öğrendiklerinde ise başlarındaki belanın ne denli büyük olduğunu anlarlar.Anna'ya sahip çıkarak onu en yakın emniyet birimine teslim etmeyi misyon edinen Alison ve arkadaşları doğal zorluklarla dolu coğrafyada gerilim dolu bir yolculuğa sürüklenirler...

İyi;Mekan seçimleri,oyunculuk ve sürekli tetiklenen gerilim son derece başarılı.Soundtrack seçimleri filme ayrı bir hava katmış.Bu yapımı sevenler ve dağcılıkla ilgisi olanlar  Vertige (2009) ve Vertical Limit (2000) filmlerini de izleyebilirler.
Kötü;Biraz daha gizem barındırsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | |

End of Days (1999)

28 Aralık 1999,milenyuma sayılı günler kala Vatikan şeytanın gününün yaklaşması sebebiyle büyük bir panik içerisindedir.Bin yılın sona ermesi ile incilde bahsedilen şeytanın dönüşüne ve evreni esir almasına ramak kalmıştır.Şeytan son görevini yerine getirmek ve hükmedebilmek için New York'da canlı bir bedene bürünür.Yeni çağın başlamasına saatler kala artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...
End of Days (1999)
Jericho Cane eski bir dedektif olup,görevden ayrılmasının ardından ortağıyla beraber özel bir güvenlik şirketi için çalışmaktadır.Eşi ve kızının gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olan kahramanımız yaşadığı zor günlerin ardından inancını kaybetmiştir.Hayattan tat alamayan ve intihar eğilimi gösteren Cane,son işinde tetikçinin bir kilise mensubu çıkması üzerine soruşturmayı genişletmeye karar verir.Ne de olsa konuşmamak için kendi dilini kesen ve Cane'in müşterisini öldürebilmek için tetiği çeken kişinin bir peder olması epey sıradışı görünmektedir.Dahası kahramanımıza karanlığın yaklaştığını dünyanın birkaç gün içerisinde sona ereceğini söylemesi yıllar önce inancını yitirmiş dahi olsa ilgisini çekmeye yetecektir.Ortağıyla konuyu araştırmaya devam eden Cane çok geçmeden Christin isimli genç bir kızın olayla bağlantısı olduğunu keşfeder.Christin'e ulaşmak için evine gittiğinde,kızı bir grup Vatikan görevlisi canice öldürmek üzereyken ellerinden kurtarır.Kiliseye gidip bazı sorulara cevaplar arayan kahramanımız kızın dünyanın kaderini belirleyecek seçilmiş kişi olduğunu öğrendiğinde ise koruyucusu olmaya karar verir.Öte yandan karanlık yaklaşmakta şeytan Christin'in izini sürmektedir...
"Her bin yılda Karanlık Melek dünyaya gelir ve bir vücuda girerek yürür.Kendi çocuğunu doğuracak olan kadını arar.Onunla yeni yıl akşamının gece yarısındaki kutsal saati bekler.İşini tamamladığında senin etin vücudundan ayrılır ve o cehennemin kapılarını açar.Bildiğin her şey tersine dönmeye başlar..."

İyi;Yayınlandığı dönem göz önüne alınırsa son derece başarılı bir şeytan temalı yapım olduğundan söz edebiliriz.Kurgu son derece sürükleyici,gizem seviyesi ve oyunculuk tatminkar.
Kötü;Başrolde Arnold Schwarzenegger olduğu için aksiyon sahnelerin fazlalığı doğal görünse de filmin bütünlüğü açısından mistik havayı zaman zaman kaçırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Dead Mine (2012)

Dead Mine (2012)
2.Dünya Savaşı döneminde Japon general Yamashita,savaşta hizmetlerinden ziyade Güneydoğu Asya'da ele geçirdiği savaş ganimeti ile tarihe mal olmuştur.Yamashita'nin altınları olarak anılan,dillere destan hazine o günden bu yana yüzlerce hazine avcısının hayallerini süsleyip,Asya'yı karış karış aramalarına sebep olmuştur.
 Hazinenin yıllarca Filipinler topraklarında olduğu düşünülse de Warren liderliğinde bir grup maceraperest elde ettikleri bilgiler sonrasında Endonezya'da araştırmalara başlamıştır.Warren 2.Dünya Savaşı sırasında Japonların kullandığı bir sığınakta hazinenin var olduğuna inanmaktadır.Kurduğu araştırma ekibi ve anlaştığı bir grup paralı askerle (Tino ve askerleri) Endonezya ormanlarının derinliğinde bulunan sığınağa ilerleyen kahramanlarımız,kartel bir grubun saldırısı ile silahlı çatışmanın içerisine girerler.Son çare olarak komutayı devralıp -kontrol edip güvenilirliğine ikna olmadığı mağaraya- sığınmayı öneren yüzbaşı Tino,patlama sonrasında içeride ne olduğunu bilmedikleri büyük bir kapanın içerisine kısılmalarına sebep olur.Yeni bir çıkış yolu bulmak zorunda kalan Warren ve arkadaşları bir yandan huzursuz olan paralı askerleri dizginleye dursun öte yandan da karanlık tünellerde yalnız olmadıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.Hazineye giden yolda korku dolu bir maceraya girişen kahramanlarımız bakalım yeniden gün ışığını görebilecek mi?


İyi;Kurgu ve mekan olarak başarılı bir yapım.Bu filmi sevenlerin Outpost (2007) ve Outpost: Black Sun (2012) filmlerine de göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;Oyunculuk,efektler ne yazık ki tatmin edici değil.Yüksek bütçe ve daha popüler oyuncularla kesinlikle başarılı bir yapım ortaya çıkabilirdi.Özetle tek mekanda geçen orta karar bir aksiyon gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

The Collection (2012)

The Collection (2012)
2009 yılının iddialı korku-gerilim yapımlarından biri olan The Collector,Cube vari kurgusu ile epey dikkat çekmeyi başarmıştı.Final sahnesi itibariyle serinin devam filminin geleceği pek çok korku sever tarafından öngörülmüştü.En nihayetinde The Collection adıyla vizyona giren serinin ikinci filmi,ilk yapımın bittiği yerden senaryoyu bağlayarak karşımıza çıkıyor.İncelemeye geçmeden önce ilk filmi kısaca özetleyelim;
"Soygun için öncesinde çalıştığı evi seçen Arkin,tam kasaya ulaşıp paraları alacağı anda evde yalnız olmadığını fark edecektir.Dahası çekinmesi gereken kişilerin ev sahipleri olmadığını,bubi tuzaklar kurmada uzman olan maskeli psikopat bir katil olduğunu anlayacaktır.Evin her yerine döşenen ölüm tuzakları nedeniyle kapana kısılan kahramanımız Collector ile deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlayacak ve yer yer zeka oyunları ile onu alt etmeye çalışacaktır..."

Collector,yüzünden çıkarmadığı maskesi ve özenle hazırlanmış zeki tuzakları ile her avlanışında koleksiyona yeni bir kurban ekleyen,artık ülke çapında aranan sıradışı bir seri katildir.Son olarak Arkin'i meşhur kırmızı kutuya hapsederek koleksiyona ekleyen Collector,şimdi ise Elena isimli genç bir kızın peşine düşmüştür.Elena ise arkadaşlarının davetiyle katıldığı özel bir mekanda gerçekleşen ve sadece parolayı bilenlerin içeri girebildiği partide başına geleceklerden habersiz,eğlenmeye çalışmaktadır.Erkek arkadaşının kendisine yalan söylediğini anladığında ise yalnız kalabilmek için arkadaşlarından ayrılır.Bulunduğu odada kırmızı büyük bir kutu gören kahramanımız,kutunun içinden sesler geldiğini fark eder.Öte yandan Collector ise partiye damgasını vurmaya hazırlanmaktadır.

Elena'nın ortadan kaybolması üzerine tüm imkanlarını seferber eden varlıklı babası (Mr.Peters) polislerle yetinmeyip özel bir ekip kurarak kızının sağ salim evine dönmesini istemektedir.Zira eğer 48 içerisinde Collector'a ulaşamazlarsa kızını bir daha asla göremeyeceğinin bilincindedir.İşte bu noktada Elena'nın kaçırılışı sırasında firar eden Arkin'den yardım isteyen kahramanımız,onun Collector'un yaşadığı mekanı bilen tek kişi olduğunu düşünmektedir.Arkin ise tam eşine ve ailesine kavuşmuşken çeşitli tehditlerle ekibe dahil olmak zorunda kalır.Şimdi yapmaları gereken Collector'un ölüm tuzaklarıyla donattığı eski bir otel bozması olan kanlı evine girip,Mr. Peters'ın kızını kurtarmaktır.Hayatta kalma savaşı başlasın...
İyi;İlk filmin ardından kendine has bir fan kitlesi oluşan ve devamı merakla beklenen The Collection,yine korku-gerilim yanında aksiyonda vaad eden sahneleri ile görülmeye değer.Tek mekanda geçen soluksuz izleyebileceğiniz başarılı bir alternatif.
Kötü;Tuzaklar daha zekice hazırlanmalıydı.Daha çok kanlı sahneyi seyircinin gözüne sokmak için gereksiz bir kasma durumu yaşanmış.Şahsen ben ilk filmi bulmacalar çözme yönünden Cube serisine benzetip beğenmiştim.Bu haliyle daha çok ticari kaygılarla çekilmiş Saw serisine benzemiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |