Güncel İncelemeler;

Under the Shadow (2016)

Under the Shadow (2016)
'İran - Irak savaşı 20. yüzyılın en uzun konvansiyonel savaşı olarak kabul edildi. 1980' den 1988 yılına kadar sürdü. Savaş boyunca, İran hızlı bir şekilde siyasal ve kültürel bir geçiş yaşadı. Kanlı 1979 İran Devrimi' nin mirası, on yıllık sürenin sonuna doğru; Irak, İran'ın stratejik şehirlerini bombalamaya başladı. İran aynı şekilde yanıt verdi. Hayatlar, korku ve endişenin büyüdüğü bir karanlığa daldı.'
Under the Shadow (2016)
İran- Irak savaşının süregeldiği yıllar boyunca kültürel ve sosyolojik değişimler yaşayan İran halkı, büyük bir toplumsal devrimin sancılarını yaşamaktadır. Savaşın başlarında üniversitede tıp eğitimi alan Shideh, siyasetle fazlaca ilgilenmesinden ötürü üniversiteden ayrılmak durumunda kalır.Yine kendisi gibi doktor olan eşi Iraj ile tanışıp Tahran' a yerleşen kahramanımız, deyim yerindeyse savaşla beraber büyüyen Dorsa isimli bir kız evlat sahibi olur. Her an çatışmalar ve patlamaların yaşandığı Tahran' da aile yaşantısı sürdürmenin ötesinde gündelik hayatın tüm zorluklarını  hisseden Iraj-Shideh çifti, bütün güçlüklere rağmen kızları Dorsa için savaşın bittiği, aydınlık bir gelecek hayalleri taşımaktadır. Annesinin ölümünün ardından onun vasiyetini yerine getirmek için üniversiteye dönüp, araştırmalarına devam etmeyi uman Shideh, ne yazık ki ret cevabı alır. Öte yandan Iraj ise senelik zorunlu askerlik hizmeti için evinden çok uzaklara tayin edilir. Dorsa ile bir başına kalan Shideh, kendi ayakları üzerinde durabildiğini ve Dorsa' ya hem annelik hem de babalık yapabileceğini ispatlamak için Iraj' ın ailesinin yanına gitme önerisini geri çevirir. Her gece patlamaların ve siren seslerinin duyulduğu Tahran' da, politik rejimin ve ataerkil yapının  tüm baskılarına göğüs germeye çalışan kahramanımız, bir yandan da Dorsa' nın uyku sorunuyla uğraşmaktadır. Dorsa geceleri kabuslar gördüğünü söyleyip, evde yalnız olmadıklarını dillendirmektedir. Dahası oyuncak bebeğinin ortadan kaybolmasında annesinin ihmali olduğunu düşünen Dorsa, Shideh' in halihazırda bozuk olan sinirlerini daha da gerip hırçınlaşmasına sebep olur.  Arkadaşlarının cinler hakkında anlattıkları minik Dorsa için bir hayli ürkütücüdür. Zamanla Dorsa' ya hak vermeye başlayan Shideh ise karanlıkta gölgeler görmeye, gecenin bir yarısı ayak sesleri duymaya başlar. Öte yandan yoğun bombardıman altında olan Tahran' da komşularının da teker teker taşınıp kuzeye gitmeleri sonrasında, binada bir başlarına kalan kahramanlarımız giderek çaresizliğin içine sürüklenirler. Evde gerçekleşen gizemli olaylarsa her zamankinden daha rahatsız edici ve ürpertici bir hal alır...
Rüzgar, her yerde olabilen; gizemli, ruhani ve.büyülü güçler barındırır. Nerede korku ve kaygı varsa, orada rüzgar esmeye başlar.


İyi; Savaş atmosferinin başarılı şekilde yansıtıldığı, İran' da ki kültürel ve sosyolojik değişimin girdaplarını sürükleyici bir kurguyla anlatan, ortalamanın üzerinde bir dram- gerilim filmi. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatminkar.
Kötü; Pek çok klişe barındırsa da hikayesi ve anlatım şekliyle göz atılması gereken bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Kasım 2016 | Etiketler : | | | | |

Red Sands (2009)

Red Sands (2009)
"İslam öncesi mitolojiye göre,Tanrı cinleri tüm diğer yaşamlardan önce yaratmıştır.Dumansız ateşten yaratılan cinler istedikleri şekle girebilirler.Cinlerin büyük çoğunluğunun,insanlara duydukları nefretten dolayı ölümlü dünyayı terk ettikleri düşünülür.Ancak bazıları dünyada kalmıştır."
Red Sands (2009)
Afganistan'da görevli olan bir grup Amerikan askeri konvoylarının pusuya düşmesi sonrasında çölün orta yerinde dağılmak zorunda kalırlar.Çavuş Marcus komutasında ufak bir tim eski bir barakaya sığınarak en son aldıkları emirleri uygulamaya karar verirler.Zira ana üs ile teması yitiren birlik,son olarak gözlem ve yol bulmakla görevlendirilmiştir.Marcus gözetiminde keşfe çıkan askerler çok geçmeden terk edilmiş bir kampa ulaşırlar.İşin garibi kampta tüm eşyalar yerli yerinde durmakta,ancak buna rağmen hiç kimse ortalarla görünmemektedir.Karanlığın bastırması ile yeniden güvenli nokta ilan ettikleri barakaya dönen askerler,kum fırtınasının başlaması ile deyim yerindeyse kapana kısılırlar.Öte yandan karanlığın içerisinden davetsiz bir misafir konuk olacaktır.Üstü başı kirler içerisinde olan genç bir bayan yolunu kaybedip Amerikan askerlerinin konuşlandığı barakaya sığınır.Çavuş Marcus çaresiz kadına yardım etmekte kararlıdır.Ancak onun gelişiyle birlikte bir takım aksilikler yaşanmaya başlar.Askerler masum görünümlü kadının gerçekte ne olduğunu anladıklarında ise hayatta kalma savaşı başlayacaktır...

İyi;Fikir olarak fena olmayan,mekan olarak benim her daim egzotik olarak değerlendirdiğim orta doğu topraklarını seçen yapım,zaman zaman sıksa da izlemeye değer bir alternatif.
Kötü;Korku öğelerinin yetersiz kaldığı vasat bir gerilim filmi.Esasında işin içinde askerlerin olması daha fazla aksiyon sahnesi vaad ediyor gibi görünse de maalesef durağan bir senaryoya sahip.Görsel efektler zayıf...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2013 | Etiketler : | | | | |

Wishmaster (1997)

Wishmaster (1997)
“Zamanın zaman ötesinde Tanrı evrende hayatı yarattı… Ve ışık meleklere hayat verdi…Ve toprak insanı yarattı… Ve ateş cini yarattı. Yaratıklar dünyalar arasında bir boşlukta yaşamaya zorlandı. Cini her kim uyandırırsa üç dilek dilemeli; üçüncü dileğin yerine getirilmesi ile cinin lanetli orduları yer yüzüne serbest bırakılacaktır. Bütün bunlar içerisinde sadece bir şeyden! Cinden korkun…”
Yüzyıllar öncesinde Pers uygarlığının kalesinde; cin ve hükümdar arasındaki üç dilek pazarlığı; hükümdarın kurnazca davranan kahini tarafından, cin amacına ulaşamadan engellenir. Kahin cini kırmızı bir taşın içerisine tutsak eder ve taşı da yine uygarlığa ait, kötü ruhları temsil eden bir heykelin içerisine gömer. Böylelikle Pers uygarlığa musallat olan cin, kahinin akıllıca hamlesi ile taşın içerisine tutsak edilmiş olur.
Wishmaster (1997)
Yıl 1997, güneşli bir havada Amerika’da bir yük limanındayız. Limanda, kargo ile gelecek olan antik İran heykeline dair yoğun bir koşuşturmaca var. Ancak tam da bu sırada limandaki birkaç işgüzar işçi tarafından heykel devrilip kırılmaz mı? İşte hikayemiz direkt olarak buradan başlıyor. Kırılan heykelin parçaları arasında giriş bölümünde bahsettiğim cinin hapis olduğu kırmızı taşı gören bir liman işçisi; başına aldığı beladan habersiz, nefsine uyarak kıymetli sandığı taşı çalar. Taşı satmaya çalışan işçi, ne alsam kardır diyerek hızlıca mücevheri okutur. Dönüp dolaşan kıymetli bir o kadar da şeytani tılsıma sahip olan taş, en sonunda kahramanımız Alexandra’ya ulaşır. Taşı incelemeye başlayan Alexandra, bu konuda bilgili bir arkadaşından yardım almayı umar. Taşı araştırmaya başlayan yardımsever elemanımız, bir dizi kimyasal analiz yaparken; birden oluşan yüksek enerji ile büyük ölçekli bir patlama gerçekleşir. Laboratuvar tamamen alt üst olmuştur ve dahası dünyanın başına bela olacak cin kazara serbest kalır. Kısa süre içerisinde insan suretine girerek pek çok kişinin üç dileğini yerine getirerek, onları öldürüp ruhlarına sahip olmaya başlayan cinin, yeterli ruhu topladıktan sonra yapması gereken en önemli iş; kendisini serbest bırakan kişinin (Alexandra) üç dileğini yerine getirerek, lanetli ordularına yer yüzüne indirmektir.
Wishmaster (1997)
Çok geçmeden cinin çevresine terör salmaya başlaması, esrarengiz ölümler ve tuhaf ortadan kaybolmalar ile iyiden iyiye karışan şehirde; her şeyi başlatan ve sonlandırabilecek olan tek kişi Alexandra’nın ta kendisidir. Lakin son derece zeki olmalı ve cinin ona yapacağı her türlü cazip teklifi her ne kadar en fazla arzu ettiği şeyler olsa dahi, elinin tersi ile reddetmelidir. Öyle ki cinin yaptığı olay aslında lades bahsinden farksızdır. Mesela cinin yağmurlu bir havada Alexandra’nın yanına farklı bir insan sureti ile gelip, keşke şimdi bir şemsiyemiz olsaydı gibi bir önermeye verilecek olumlu bir cevap dahi, dilek haklarından birinin tükenmesine neden olacaktır...


İyi; Kurgu ve konu çok iyi. Daha yüksek bir bütçe ve iyi bir oyuncu kadrosuyla yeniden çekilmesi gereken bir yapım.
Kötü; Her ne kadar 1997 yapımı olsa da görüntü kalitesi ve görsel efektler o zamanın bile gerisinde kalmış. Filmi kalitesini aşağı çeken bazı sahneler mevcut.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Aralık 2011 | Etiketler : | | | |