Güncel İncelemeler;

Deadfall (2012)


Deadfall (2012)
Kumarhane soygunundan sonra Kanada'ya kaçmak için yola koyulan Addison ve Liza kardeşler geçirdikleri kazanın ardından parayı bölüşerek yola yalnız devam etmeye karar verirler.Addison kaza sırasında yardım için gelen lokal polisi öldürmüş ve başını daha da fazla belaya sokmuştur.Liza'dan aklına kullanmasını isteyen kahramanımız polisin sadece kendisinin peşinde olduğunu söyleyerek kız kardeşinin aksine dondurucu soğukta kuzeye ilerlemeyi seçer.
Deadfall (2012)
Pekin olimpiyatlarında madalya kazanmış eski boksör Jay,yaşadığı kötü günler sonrasında en nihayetinde hapishaneden tahliye edilir.Annesi ve babasına karşı kendisini suçlu hisseden kahramanımız çekinerek de olsa onlarla yeniden görüşebilmek için telefonu çevirir.Annesinin şükran günü için daveti üzerine ufak bir işi halledip orada olacağını söyleyen Jay,hapishaneye düşmesinde payı olan ve başına gelenlerden sorumlu tuttuğu eski antrenörü ile yüzleşmek için ofisine gider.İşlerin kontrolden çıkması sonrasında epey kafası karışan Jay yolda Liza'ya rastlar ve arabasına alır.Onu en yakın benzin istasyonuna bırakacağını söyleyen kahramanımız yolculuk ilerledikçe Liza'ya ısınmaya başlar.Kar fırtınası sonrasında yol üzeri bir motelde mahsur kalan Jay ve Liza birbirlerini yeni tanısalar da aşık olurlar.Öte yandan yaralanan Addison,peşine polisleri takıp  kasabanın hemen dışındaki bir eve sığınır.Bu ev Jay'in ailesinin evinden başkası değildir...
İyi;Sürükleyici kurgusu ve etkileyici oyuncu kadrosu ile boş geçilmemesi gereken bir yapım.Suç-gerilim tarzı filmler sevenler için ideal seçim olabilir.
Kötü;Klişe senaryo.Soygun,psikopat bir katil,paylaşılamayan para...Tipik Cohen kardeşler filmlerini andırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2014 | Etiketler : | | | | |

The Young Poisoner's Handbook (1995)

The Young Poisoner's Handbook (1995)
Kimyaya karşı özel bir yeteneğim olduğunu farkettiğimde henüz çok gençtim.İlk zamanlarım evdeki sükûnet içinde yeni bilimsel keşiflere göz gezdirerek geçen sessiz öğleden sonralarıydı.Gençlik yıllarımda,hayatı gerçekte olduğu gibi görmeye başlıyordum.Sadece bilim adamlarının sıyrılabileceği seri ilizyonlar...Bu gizli dünyayı görmek istiyordum.Sır perdesini kaldırıp,hayatın sırrını avucum içinde tutmak için...
The Young Poisoner's Handbook (1995)
Graham Young henüz küçük yaşlardan itibaren kimya bilimine gönül vermiş akranlarına nazaran her daim zekasıyla eğitmelerinin dikkatini çekmiş başarılı bir gençtir.Bilime ve deneylere her şeyden daha fazla değer veren Young,bir gün rüyalarını kurduğu büyük fırsatın kapısına geleceğine ve saygı duyulan ünlü bir biliminsanı olarak anılacağına inanmaktadır.Çeşitli ölümcül zehirler ve kimyalarına ilgi duyan kahramanımız çok geçmeden teorik bilgi birikimini pratiğe dökmeye karar verir.Öncelikle odasında rahat deneyler yapabilmek için sürekli kendisine maydanoz olan ailesini hedef alan Young,zamanla yakın arkadaşları ve iş çevresindekileri de zehirleyerek gözlemler yapmaya başlar.Öte yandan gecesini gündüze katarak literatürü tarayan kahramanımız talyum elementi ile karşılaşınca yıllardır hayallerini kurduğu fırsatın artık avucunun içerisine kadar geldiğini düşünür.Renksiz,tatsız,kokusuz ve tanımlanamaz olan bu element sayesinde büyük projesine yön vermeye başlayan Young çevresindeki herkesten akıllı olduğunu düşünse de enselenmekten kurtulamaz.Rehabilitasyon için hapishaneye gönderilir.Orada çalışan ünlü bir psikiyatrisin kendisiyle ilgilenmesi ile çevresindekilere zarar veren katil doğasının tedavi edilebileceğine ikna olur.Ancak talyumla yapabilecekleri hala aklına çelmektedir...


İyi;Biyografi tadında eğlenceli bir yapım.İngiliz kara mizahı örneği...Kurgu sürükleyici.Soundtrackler başarılı.Özellikle kimyaya ilgisi olanlar boş geçmemeli.
Kötü;Biraz daha bulmaca ve zeka parıltısı filme daha fazla tat katabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Mart 2014 | Etiketler : | | | |

Kokuhaku (aka Confessions) (2010)

Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
Yuko Moriguchi yakın zaman önce minik kızı Manami'nin ölümüyle sarsılmış genç bir sınıf öğretmendir.Dönem sonu emekliliğe hazırlanan kahramanımız öğrencilerine artık okulu ve mesleği bırakacağını söyleyerek veda mahiyetinde bir konuşmaya yapmaya karar verir.Oldukça sakin bir ses tonunda lakin giderek gerilimi arttıran bir şekilde öğrencilerine son bir ders vermeyi misyon edinen Moriguchi,hayatta her şeyden çok değer verdiği kızı Manami'nin polis raporlarının aksine bir kaza sonrasında ölmediğini anlatır.Kızının ölümünden şu an sınıfta bulunan iki öğrencinin sorumlu olduğunu söyleyerek,onları A ve B öğrencisi şeklinde adlandırır.
Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
A,dersleri baştan sona pekiyi olan bir öğrenci.Şöyle bir baktığınızda,bir sorunu olduğu hiç aklınıza gelmeyecek biri.Ancak zaman zaman hakkında bazı tedirgin edici dedikodular kulağınıza gelir.Sokaktan kedi ve köpekleri toplayıp kendi yaptığı "İnfaz makinası"nda onları öldürüyormuş.B,okula nakil olup spor kulübüne katıldı.Ancak ona sadece sürekli temel antrenmanlar yaptırıldı ve raket tutmasına dahi izin verilmedi.Patlama noktasına kadar gelmişti,ne yazık ki öğretmeniyle konuşacak cesareti yoktu.O yüzden de annesine arattırıp kulüpten çıktı.Daha sonra bir dershaneye yazıldı ancak notlarında her hangi bir değişim olmadı.Durumunda endişe etse de düzeltebilmek için çok tembeldi.
Öğrencilerini deşifre eden Yuko Moriguchi,kızının ölümünün kaza olmadığının bilincindedir.Manami'nin yaşama hakkına saygı göstermeyen bu ikiliye karşı büyük öfke duyan kahramanımız,yasal yollardan çocuk hukuku sebebiyle bir netice alamayacağını öğrenir.Bunun üzerine intikam almaya karar verir.Onların da kendisi gibi en sevdikleri kişiden ayrı düşürülerek en büyük acıyı tatmalarını isteyen Moriguchi,planını hayata geçirir.Öte yandan öğrenci A ve B ise kendi doğruları ve çelişkileri içerisinde derin bir boşluğa sürüklenirler.Dikkat çekmek,farklı olmak isterlerken;gençlikleri ve henüz kontrol etmesini bilmedikleri öfkeleri hedefinden sapmaya yön değiştirmeye başlar.Kendi iç dünyalarında taraf olmak istemeyecekleri bir savaşa girişen A ve B,giderek yalnızlığa mahkum olurlar.İntikamın adaleti olabilir mi?
Bu dünyada kimi insanlar vardır ki her türlü habis suçu....bana göre belli bir seviyenin üstünde işlenen suçlar yeni dünyalar yaratır.Suç ve Ceza'da tefeciyi öldüren Raskolnikov kendisini böyle savunmuştu.Ancak ben inanıyorum ki her bir yaşam kıymetlidir,değerlidir.

İyi;Baştan sona etkileyici bir kurgu üzerine kurulmuş muazzam bir yapım.Konu,giderek tırmanan gerilim,görsel sunumlar,slow motion sahneler,soundtrackler hepsi son derece başarılı.Oldboy sonrası yine bir uzakdoğu dehası güzide bir intikam filmi.Uzun süredir rastlamadığım kadar etkileyici şiirsel bir anlatıma sahip.Ayrıca alt metin ve içerdiği mesajlar bakımından da es geçmemek gerek.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2014 | Etiketler : | | | | |

Fargo (1996)


Jerry Lundegaard borçlarını kapatmak için yeni bir iş kurmayı planlayan daha önce giriştiği her işi batırmış kaypak bir adamdır.Gerekli sermayeyi kısa sürede bulması gereken kahramanımız eşinin zengin babasından yardım almayı umar.Ancak daha önce aralarında geçen bazı diyaloglar ve girdiği her işte başarısız olması bunun pek de mümkün olmadığını gösterir.Kendi başına kalan Jerry gerekli meblağı bulabilmek için şeytanın aklına gelmeyecek bir planı uygulamaya başlar.
Fargo (1996)
Para karşılığı tuttuğu iki seri katilden karısını kaçırmasını ve fidye talep etmesini isteyen kahramanımız her şeyin yolunda gideceğini düşünerek tereyağından kıl çeker gibi ihyacı olan paranın kendisi zahmet etmeden avucuna geleceğini ummaktadır.Bir aracı vasıtasıyla işi biri ufak tefek komik görünümlü diğeriyse buz gibi olan iri kıyım bir adama veren Jerry artık sadece zamanın işlemesini beklemektedir.Karısının kaçırılmasının ardındansa planlar alt üst olmaya başlar.Brainerd kasabasında biri polis üç kişinin cesedinin bulunması şerifin de devreye girmesi ile amansız bir kovalamacayı başlatır.Öte yandan fidyeci katillerin kendilerine vaad edilenle yetinmemesi işleri çok daha komplike bir hale getirir.Paraya zamanında ulaşabilmek için her şeyi göze alan Jerry ise hiç beklemediği bir takım gelişmeler sonrasında planında yeni rötuşlar yapmakla meşguldür.Lakin hiç bir şeyin plana bağlı gitmemesi kaotik ortamın habercisi olacaktır...

İyi;Coen kardeşlerin büyük ün kazandığı son derece başarılı bir karamizah örneği,gerilim filmi.Gerçek bir olaydan hikayeleştirilen özgül senaryo ve karakter seçimlerindeki ustalık muazzam.Tipik Coen kardeşler kurgusuna sahip (kimseye yar olmayan yüklü miktar para,absurd karakterler vs) kesinlikle izlemeniz gereken baştacı filmlerden.Sonuçta yedi kategoride Oscar'a aday gösterilip iki ödül kazanmış bir yapımdan söz ediyoruz.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Şubat 2014 | Etiketler : | | | | |

Prisoners (2013)

Prisoners (2013)
Şükran gününü kutlamak için hazırlık yapan Birch ve Dover aileleri minik kızlarının (Anna ve Joy) ortadan kaybolması ile büyük bir kabusun içerisine sürüklenirler.Kızı ve onunla birlikte kaybolan arkadaşının en son evlerinin alt sokağında bulunan bir karavanın etrafında oynadıklarını öğrenen Keller Dover,polislere haber vererek yardım ister.Soruşturmayla görevlendirilen Dedektif Loki bu tür davalarda uzman deneyimli bir polistir.Daha da önemlisi şimdiye dek sorumluluk üstlendiği hiç bir vaka başarısızlıkla sonuçlanmamıştır.
Prisoners (2013)
Eyalet çapında yoğun uğraşlar sonrasında karavan bulunur ve sahibi göz altına alınır.Ancak gerekli delilleri bulamamasından ve karavanın sahibi olan gencin (Alex) on yaşında bir çocuğun iq suna sahip olmasından ötürü Keller'a istediğini veremeyen Loki,çocuklara ne olduğuyla ilgili diğer alternatiflerle yönelir.Öte yandan olayın üzerinden yaklaşık iki gün geçmesi ve kızların halen bulunamamasına sinirlenen Keller;polislerin onları bulamayacağını düşünerek,meseleyi kişiselleştirmeye başlar.Alex'in de dışarı salınması Keller'in öfkesini daha da artmıştır.Kızının kaybolmasında Alex'in kesinlikle parmağı olduğunu düşünen kahramanımız kendi adaletini aramaya başlar.Yakın arkadaşı Franklin'den de yardım alarak iz sürmeye devam eden Keller,çok geçmeden kendisini umduğundan daha da karmaşık bir labirentin içerisinde bulur.Kızların kaybolmasının üzerinden neredeyse bir hafta geçmiştir.Yıllarca savunduğu dini değerler ve etik kaygılarını bir kenara bırakarak halen sağ olduğuna inandığı Anna'yı ortaya çıkarmaya çalışan kahramanımız ailesi ve Loki ile ters düşmeyi göze alarak kendi planını uygulamaya karar verir...

İyi;Filmin süresi uzun olmasına rağmen kesinlikle sürükleyici kurguya sahip -izleyenlerin hak vereceği umduğum- gerçekten çok emek verilmiş başarılı bir dram-gerilim yapımı.Oyunculuk üst seviyede.Gizem seviyesi tatminkar.
Kötü;Final beklentilerin altında kalmış gibi.Şahsen daha mistik bir son enteresan olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Ocak 2014 | Etiketler : | | |

Scenic Route (2013)

Scenic Route (2013)
Sıradışı bir seyir vaadeden dram-gerilim eksenli "Scenic Route" 2013 yılının ses getiren yapımlarından biri olacağa benziyor.İki yakın arkadaşın ilişkilerinin sorgulandığı yapım ilgi çekici diyaloglar ve felsefik önermelerle süslü olup,göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.
Uzun yıllardır arkadaş olan Mitchell ve Carter arabalarının bozulması sonrasında gördükleri son insandan onlarca mil uzakta,çölün orta yerinde mahsur kalırlar.Gsm kapsama alanı dışında,kuş uçmaz kervan geçmez bir otoyol kenarında beklemeye koyulan kahramanlarımız,eninde sonunda birilerinin yoldan geçeceğine olan inançları sayesinde rahatlamaya çalışırlar.Carter'ın önerisi üzerine son zamanlarda birbirleriyle pek fazla konuşamadıkları ve eskiden olduğu gibi dertleşmedikleri gerekçesiyle hararetli bir tartışmaya girişen ikilimiz çok geçmeden gerilerek karşılıklı suçlamalara başlarlar.Carter Mitchell'in eşi ile ilgili çekincelere değinmektedir.Öte yandan Mitchell ise arkadaşının söylemlerinden sıkılmış,eşiyle son derece mutlu olduğunu dillendirmektedir.Dahası Carter'ın şişko bir işe yaramaz olduğunu,hayatına karışabilecek ve tavsiye alabileceği son kişi olduğunu üstüne basarak tekrarlamaktadır.Onlar tartışa dursunlar hava kararmakta,yoldan hiç bir taşıt geçmemektedir.Gündüzleri çöl sıcağının bunalttığı geceleri ise buz kesen soğuğun dondurduğu doğal şartlar altında bir de susuzluğun mahkum ettiği kahramanlarımız derhal karar vermek durumundadır.Zira halihazırda güçsüz düşen bedenlerini ya daha ekonomik kullanıp yoldan birinin geçeceğini düşünmeye devam edecekler ya da en yakın yerleşim birimi millerce geride olsa da yürümeye başlayacaklardır.Bakalım ikilimiz arasındaki arkadaşlık ilişkisinin test edileceği bu süreç nasıl sonlanacak...

İyi;Son yıllarda izlediğim en başarılı dram-gerilim filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Kurgu ve oyunculuk tatmin edici.İki kişi üzerinden aktarılan bir hikaye ancak bu kadar sürükleyici olabilir.Final şaşırtıcı ve oldukça başarılı.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2013 | Etiketler : | | |

Stoker (2013)

Stoker (2013)
İntikam temalı filmlerden tanıdığımız Güney Koreli yönetmen Chan-wook Park'ın Hollywood sinemasına armağan ettiği kendi tarzını yansıtan sosyolojik mesajlar içeren  gizemli dram-gerilim filmi "Stoker" 2013 yılının adından söz ettiren yapımlarının başında geliyor.Filme gelecek olursak;esasından senaryo olarak çok basit bir hikayenin varlığından söz edebiliriz ancak o kadar farklı ve ilgi çekici şekilde işlenmiş ki hayran olmamak elde değil.Biraz gotik biraz da tiyatral bulacağınız atmosfer ise seçilen başarılı soundtracklerle beraber sanatsal bir bütünlük sağlıyor...
Babasının vefatının ardından bunalımlı günler geçiren India,öncesinde varlığından dahi habersiz olduğu amcasının (Charles) evlerine taşınması sonrasında şaşırtıcı bir sürprizle karşılaşır.Çocukluğundan beri  babasına çok bağlı olan kahramanımız onun yokluğunda babasının gençliğinden yansımalar gördüğü ve kendisine karşı çok samimi davranan Charles'a alışmaya çalışır.Öte yandan duygusal olarak gel-gitler yaşayan annesi Evelyn ise gizemli davranışları olsa da son derece çekici olan Charles'ı çoktan benimsemiş ve onun yanlarında bulunmasından bir hayli keyiflidir.Annesi ile Charles'ın giderek yakınlaşmasından huzursuz olan India amcasına karşı cephe alır.Babasının ölümü sonrasından ansızın ortaya çıkması ve geçmişte hiç hayatlarına dahil olmamasından şüphelenen kahramanımız,kendisini uzun yıllar dünyayı dolaşan bir gezgin olarak tanıtan amcasına karşı düşmanlık beslemeye başlar.Taziye ziyaretine gelen halası Gwendolyn'nın ise Charles'ı görmekten hiç memnun olmaması kuşkularını güçlendirecektir.Stoker ailesinin geçmişinde saklı olan  bir takım karanlık sırlar ortaya çıkacaktır.
'' Bazen daha kötü bir şey yapmanı engellemek için kötü bir şey yapman gerekir. ''

İyi;Senaryo sıradan ve yer yer sıkıcı kıvamda işlese de atmosfer,müzikler ve oyunculuğun son derece başarılı olduğunu söylemeliyim.Kurgunun izleyiciyi saran başka diyarlara götüren naif bir havası var.
Chan-wook Park'ın Hollywood sineması  ile tanışması kültür farklılığından ötürü tarzının geleceğiyle ilgili  endişeli bir bekleyişi doğursa da bence tadından yenmez bir kombinasyon ortaya çıkmış.Son birkaç yılın belki de en iyi dram-gerilim yapımlarından biri.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | | |

Insensibles (Painless) (2012)

Insensibles (Painless) (2012)
İspanya-Fransa-Portekiz ortak yapımı olan "Insensibles" kesinlikle övgüyü hak eden,fantezi ile dram-gerilimin tam kıvamında birleştiği son dönemlerin en güzide yapımlarından biri.Filmde kurgu iki koldan ilerliyor.İlk olarak İspanya'da iç savaşın ve kaosların hüküm sürdüğü 1930-60 yılları arasında yaşanan bir olaya şahit oluyoruz.Ardındansa günümüze dönerek başarılı bir cerrah olan David'in eşini kaybettiği dramatik bir trafik kazasının sonrasında kemik iliği kanseri olduğunu öğrenmesi ve yıllardır görüşmediği anne-babasının izini sürmesi konu ediliyor.
1930'lu yıllarda toplum tarafından yadırganan bazı tuhaf yetenekleri olan çocuklar garabet bir tepenin zirvesine kurulmuş akıl hastaları ve özel bakım gerektiren mahkumların tutulduğu bir hastaneye sevk edilirler.Aralarında Benigno ve Inés'in de bulunduğu bu çocukların ortak özelliği acıya karşı duyarsız olmalarıdır.Öyle ki yaratılışın getirisi olan acı,onların tabiatında yer almamaktadır.Zaten halihazırda bu yüzden kendilerine ve çevrelerine zararlı olabilecekleri düşüncesiyle her biri ayrı hücrelerde olmak üzere izole edilmiş,24 saat kilit altında tutuldukları odalara yerleştirilirler.
Tüm bunlar yaşanırken iç savaş tüm şiddeti ile İspanya'yı kavurmakta,Avrupa'nın kaderi için büyük tehdit oluşturan Naziler istilacı bir politika izlemektedir.Almanya'nın en tanınmış bilim adamlarından biri olan Dr. Holzmann ise tüm bu kargaşanın içerisinde yahudi olduğu gerekçesiyle vatanını terk etmek zorunda kalmıştır.Uzun zamandır kendisiyle mektuplarla temas kuran ve hastanede tutulan acıya duyarsız çocuklarla ilgili bir hemşireden bilgi alan Holzmann,İspanya'ya iltica etmeye karar verir.Saygınlığından ötürü İspanya'ya gelir gelmez hastanenin baş hekiminden çocukların sorumluluğunu alan kahramanımız,bazı deneysel tetkiklerle onları topluma kazandırmayı amaçlamaktadır...
David yaşaması için gerekli olan kemik iliğini bulabilmek için ailesinin ikamet ettiği ufak bir kasabanın yolunu tutar.Ancak onca zaman anne-baba dediği insanların kendisini evlatlık edindiklerini öğrendiğinde büyük bir şok yaşayacaktır.Şimdi yapması gereken kalan kısa zamanı boyunca biyolojik anne-babasını bularak onlardan donör olmasını istemektir.David geçmişin karanlık sırları ve ibretlik bir dramayla yüzleşmek zorundadır...


İyi;Kesinlikle son yılların en başarılı gizem,dram-gerilim yapımlarından biri.Kurgu,mekan betimlemeleri ve oyunculuk tatmin edici.Sürekli ters köşelerle ilerleyen sıra dışı hikayesi ve soluksuz izlemenizi sağlayacak akıcı senaryosu ile mutlaka göz atmanızı tavsiye ettiğimi yapımlardan biri.
Kötü;Final daha farklı olabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Mart 2013 | Etiketler : | | | | | |

The Quiet (2005)


The Quiet (2005)
Dot,babasının kaybetmesinin ardından vaftiz ailesi olan Olivia ve Paul Deer çiftinin evine yerleşmiştir.Yedi yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan kahramanımız,üzüntüsünden işitme yeteneğini de kaybetmiştir.Deer çiftinin genç kızları Nina,henüz ilk andan itibaren uzaktan akrabası olsa da Dot'dan negatif enerji almış ve ona olan nefretini açıktan belli etmeye başlamıştır.
Nina ile yaşıt olan Dot,Paul'ün isteği sonrasında onunla aynı okula yazılır.İşitme yeteneği olmadığı ve aynı zamanda görünüşüne de özen göstermediği için Nina'nın arkadaşları tarafından ucube gözüyle bakılan Dot giderek yalnızlaşmaya başlamıştır.Sadece okulun basketbol takımının oyuncusu yarım akıllı Connor ona ilgi duymaktadır.Öte yandan herkesin gıptayla baktığı okulun popüler kızı Nina ise sanılanın aksine hiç de mutlu değildir.Evde çeşitli problemlerle uğraşan kahramanımız annesinin ilgisiz,işkolik,alkol bağımlısı olması ve babasıyla da arasındaki tuhaf ilişki sebebiyle epey sıkıntılı bir dönemdedir.Sakin görümlü babasının zaman zaman sert tepkiler vermesi evde gerilimi tırmandıracaktır.Olan biteni dikkatle gözleyen Dot ise başlarda kendisine düşmanca yaklaşan Nina ile sırlarını paylaşmaya başlar.Evde yalnızca birbirlerine güvenen kahramanlarımız fırtına öncesi sessizliği yaşamaktadır...


İyi;Kasvetli atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Soundtrackler oldukça başarılı.Genel hatlarıyla drama ağırlıklı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Kurgunun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi yer yer sıkıcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

Mama (2013)

Mama (2013)
Guillermo del Toro gibi usta bir ismin desteğini alarak Andrés Muschietti yönetiminde vizyona giren tipik İspanyol korku sineması ezgileriyle süslü "Mama",2013 yılının ilgi odağı yapımlarından biri olacağa benziyor.İyi seyirler...
Anne ve babalarını kaybeden iki küçük kız ormanda yalnız başlarına yıllarca yaşarlar.Amcaları ise onları bulma ümidini hiç kaybetmemiştir ve sonunda bulmuştur da.Ancak kızların yeniden hayata adapte olabilmeleri kolay gözükmez ve ikisi de ormanda yaşadıkları süre boyunca kendilerini koruyan ve "Mama" diye adlandırdıkları bir varlıktan bahsetmektedirler.Amcaları Lucas ve kız arkadaşı Annabel kızları yanlarına alırlar, fakat çift bir süre sonra evlerine sadece küçük kızları mı misafir ettiklerini merak etmeye başlar. Annabel çocukları normal bir hayata alıştırmaya çalışırken, evlerinde bir kötülüğün var olduğundan iyiden iyiye emin olmaya başlar.Bu kötülüğün kaynağını öğrenmeye çalışan kahramanımız,ortaya çıkan gerçekle yıkılır.Bununla beraber kızların ormanda yaşamasını sağlayan varlığın nefretini kazanır.Peki Annabel hem kızları koruyup hem de bu varlığı alt edebilecek midir ?


İyi: Filmin başlarında gizem havası izleyiciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü: Son bölüm drama tadında,gereksizce uzatılmış ve kesinlikle beklentilerin altında kalmış.
Editör'ün Puanı

(Bu inceleme Can Sarpkaya tarafından After Dark Horror Movies için hazırlanmıştır.)
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

Carrie (1976)

Carrie (1976)
Carrie White akranları tarafından sürekli aşağılanan,alay konusu olan içine kapanık bir lise öğrencisidir.Okulda yaşıtlarının hayatı dar ettiği kahramanımız,bunlar yetmezmiş gibi bir de evde radikal dinci annesinin öğretileri ile uğraşmaktadır...
Günün birinde lisede okulun popüler kızlarının kendisi ile uğraşmasının ardından,beden öğretmenlerinin yardım etmesi ile iki kat nefret edilen biri haline dönüşen Carrie,yalnızlığa mahkum olur.Öte yandan düşünce gücü ile nesneleri hareket ettirebildiğini keşfettiğinde ise telekinezi yeteneği annesi tarafından bedenine şeytan girdiği şeklinde yorumlanır.Annesinin cadı olduğunu söylemesi ve sırtını dönmesi ile buhranlı bir döneme giren kahramanımız,okulun yakışıklı öğrencilerinden Tommy'nin yıl sonu balosuna davet etmesi sonrasında şaşkınlığını gizleyemez.Zira Tommy,Carrie'den en çok nefret eden akranlarından birinin erkek arkadaşıdır.Yeni bir oyunla kendisini gülünç duruma düşüreceklerini hisseden Carrie,öğretmeninin teşvik etmesi ile Tommy'nin kavalyelik teklifini kabul eder.Annesinin tüm itirazlarına rağmen metafizik güçleri ile kimsenin kendisini engelleyemeyeceğini ve Tommy ile partiye gideceğini söyleyen Carrie,onun aksine topluma karışmak ve normal insanlar gibi yaşamak istemektedir.
Balo gecesi beklentilerinin çok ötesinde tam da hayallerini kurduğu gibi geçmektedir.Tommy'nin samimi ilgisi ve anlayışlı tavırları sonrasında kalbini ona kaptıran kahramanımız,gecenin sonunda en çok yakışan çift ödülüne de layık görülür.Ancak bu sırada Carrie'den nefret eden yaşıtları onu herkesin içinde gülünç duruma düşürmek için planlar yapmaktadır.Finalde ise ateşle oynayanın yanacağı gerçeği tekerrür edecektir...


İyi;Stephen King uyarlaması yıllara meydan okuyan bir film.Son bölümü beklentileri karşılayacak cinsten.Yıllar önce izlememe rağmen yeni versiyonu Carrie (2013) yakın zamanda vizyona gireceği için gündeme getirmek istedim.
Kötü;Brian De Palma sinemasının tipik ağır işleyen kurgusu,sıkıcı senaryo ile birleşince aksak tempolu bir yapıma dönüşüyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ocak 2013 | Etiketler : | | |

Dom zly (aka The Dark House) (2009)

Polonya yapımı "Dom zly" enterasan hikayesi ve iki koldan ilerleyen kurgusu ile ilgiyi hak eden bir gerilim filmi.Filmde olay örgüsü iki bölümden oluşuyor:Srodon'un 1978 yılında Dziabas ailesinin evine misafir olması ve bu olayın dört yıl sonrasında Teğmen Mroz komutasında bir grup askerin aynı evde cinayet tatbikatı yapması şeklinde...
Edward Srodon eşinin ansızın beyin kanamasından ötürü ölmesi ile kendisini alkole vermiş,kısa zamanda da her şeyini kaybetmiş bedbaht bir adamdır.Meslek lisesi çıkışlı olan kahramanımız öncesinde başarıyla yürüttüğü zooteknikerlik işini de kaybetmiştir.Evini ve eşyalarını satarak bütün birikimini yanına alıp,arkasını dönmemek üzere yeni bir hayata adım atan Srodon,taşrada bir devlet çiftliğini tercih ederek bir bakıma sürgün hayatını seçmiştir.Uzun bir otobüs yolculuğu sonrasında taşıtın arıza yapması ile yürümeye karar veren kahramanımız,yağmurun da şiddetini arttırmasının ardından Bieszczady dağının eteğindeki Dziabas ailesine ait bir çiftlik evine sığınır.Yaşlı Zdzislaw ve kendisinden yaşça genç karısı Bozena'nın misafirperver davranması ile çiftliğe geçmeden önce bir süreliğine burada kalmaya karar veren Srodon,öte yandan kulağına çalınan yeni işyeri devlet çiftliği ile ilgili söylentilerden epey rahatsız olmuştur.Zdzislaw oğlunun da orada çalıştığını söyleyerek,bir süre evvel yerine tayin olduğu eski zooteknikerin gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunu söylemektedir...
Zdzislaw'ın tavuk kümesinde kaçak alkol ürettiğini öğrenen Srodon,birlikte bu işi genişleterek yakın zamanda çok para kazanmayı planlarlar.Çok kısa bir zaman önce tanışmalarına rağmen aralarındaki dostluk bağının güçlenmesi ile ikilimiz birikimlerini birleştirerek ortak olmaya karar verirler.Ancak işin içine para ve şehvetin girmesi ile kaçınılmaz trajedik bir son yaklaşmaktadır.
Teğmen Mroz emrindeki askerler,bir savcı ve cinayet zanlısıyla beraber dondurucu bir kış soğuğunda aradan dört yıl geçmesine rağmen halen aydınlanamamış bir davayı çözebilmek için yola çıkarlar.İşin içine diplomatik ve askeri çıkarlarında girmesiyle tatbikatı bir an önce sonlandırmak zorunda kalan Teğmen Mroz,birtakım farklı problemlerle de yüzleşmek zorundadır...


İyi;Atmosfer,oyunculuk ve gizem seviyesi tatmin edici.Sıkı yönetim altındaki Polonya,son derece başarılı şekilde ekrana yansıtılmış.Çarpık diplomatik ilişkiler,taraf olma,bir torba sigara ve bir şişe votka için her şeylerini vermeyi göze alan insanlar...
Kötü;Daha kompleks,gizem seviyesi yüksek bir final beklemiştim.O yönden biraz umduğumu bulamadım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Kill List (2011)

Kill List (2011)
Son yıllarda İngiliz korku-gerilim sinemasının en aykırı örneklerinden biri olan "Kill List",cesur sahneleri ve sıradışı kurgusuyla farklı bir şeyler denemek isteyenler için ideal alternatif olabilir.Peşinen söyleyim son bölüm fazlaca soyut ama yine de izlemeye değer...
Kiev'de yaşanan skandal sonrasında bir yıl süreyle işine ara veren Jay,birikiminin tükenmesi ile zor zamanlar geçirmeye başlamıştır.Esasında yüklü miktarda para kazanan profesyonel bir tetikçi olsa da son yaptıkları iş fazlasıyla canını sıkıp soğumasına sebep olmuştur.Oğlunun da geleceğini garanti almak için arayışta olan kahramanımız gel-gitlerle dolu bir dönem içerisindedir.Eşi Shel'in yeniden işe dönmesini istemesi üzerine yakın arkadaşı aynı zamanda ortağı Gal'in de ikna edici söylemleri sonrasında ellerine ulaşan cazip bir teklifi  pek istekli görünmese de kabul etmek zorunda kalacaktır.Üç kişinin isimlerinin yer aldığı bir infaz listesi bulunmaktadır.Yine Gal ile beraber sırasıyla meslekleri peder,kütüphaneci ve politikacıdan oluşan hedeflerini yakından tanımaya odaklanan kahramanımız,herbirinin gerçekten de türlü suçlara bulaştıklarını gözlemleyerek,onları yok etmenin  vicdan azabına karşın yükünü hafifletmeye çalışır.Hızlı bir şekilde sonuçlandırdıkları ilk iki cinayetin ardından,üçüncüsü için yola koyulduklarında ise kendilerini karanlık bir yolculuğun içerisinde bulurlar...
Filmin sanki üç farklı bölümden oluşuyor izlenimi vermesi ve sürekli kaotik bir şekilde ilerlemesi biraz olsun 13 Tzameti yapımını andırıyor.Genellikle Tarantino filmlerinde şahit olduğumuz masa başında geçen hararetli diyaloglarla başlayan "Kill List" öncesinde genç bir çiftin geçim sıkıntısı ile dram ağırlıklı seyretse de,daha sonra kıpırdanarak daha fazla aksiyon vaad eden bir şekle bürünüyor.Tam işler rayını oturdu derken son çeyreğin şaşırtıcı şekilde cereyan etmesi ve giderek buhranlı bir atmosfere giriş,tahminlerin ötesinde bir finali de beraberinde getiriyor...


İyi;Atmosfer oldukça farklı.Bu yönden A Serbian Film yapımına benzer bir tat alabilirsiniz.Oyunculuk son derece başarılı.
Kötü;Üç kısa hikayeden oluşuyor gibi.O nedenle senaryonun kopuk ilerlediği düşünülebilir.Final son derece enteresan...Tabii bir şeyin farklı olması her zaman başarılı olacağı anlamına gelmiyor...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

Antikörper (aka Antibodies) (2005)

Antikörper (aka Antibodies) (2005)
Uzun süredir Alman polis departmanını peşinden sürükleyen seri katil Gabriel Engel,en sonunda sansasyonel bir baskınla adalete teslim edilmiştir.Kurbanlarını erkek çocuklar arasından seçen sapık katil,yakalanmadan hemen önce Laura isimli küçük bir kızın da günahına girmiştir.Laura'nın katledilmesiyle olaya dahil olan küçük bir kasabanın şerifi Michael şehre davet edilerek araştırmanın odağı haline gelmiştir.Zira Engel diğer polislerle konuşmayı reddederek sadece Michael'ın sorularına cevap vereceğini söylemektedir...
Engel'in diğer cinayetleri itiraf etmesine rağmen minik Laura'ya dokunmadığını ancak onun kim tarafından öldürüldüğünü bildiğini söylemesi soruşturmayı bir başka boyuta taşımıştır.Michael ile ilk karşılaşmasından itibaren sürekli onun üstüne oynayan Engel,masum bir insan olmadığını onun da kendisi kadar günahkar olduğunu düşünmektedir.Michael'la sohbetlerinden arta kalan zamanlarda sürekli bir not defterine boya kalemleri ile bir şeyler karalayan Engel,kırk tilkinin dolaştığı kafasında yeni planlara yoğunlaşmaktadır.Öte yandan Laura'nın iç çamaşırlarında Engel dışında bir başkasının da sperm örneklerinin bulunması kasabadan birilerinin azılı katilin iş birlikçisi olabileceğine işaret etmektedir.Geçmişten beri enset ilişkilerin yaygın olduğu kasabada erkeklerin tamamının dna saptaması için örnek vermesini isteyen Michael bir yandan kariyer olarak zirveye tırmandığını hissetse de öte yandan Engel'ın kafasına soktuğu bazı fikirler adeta bedenini zehirlemektedir.Eşi ve çocuklarına karşı kaba davranışlar sergilemeye başlayan kahramanımız,13 yaşındaki oğlu Christan'ın sorunlu ergenlik döneminde şiddete eğilimli olduğu gerçeğini yeterince önemsememektedir.
Uzun uğraşlara rağmen halen Engel'i konuşturmayı başaramayan Michael,psikolojik avantajını da tamamen kaybetmiştir.En başından beri onun sapkın bir günahkar olduğunu,kendisininse sıradan bir hayat yaşayan ahlaklı,masum bir insan olduğunu düşünen Michael giderek çirkinleşmeye başlayan diyaloglar sonrasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu cevabını vermekte zorlanmaya başlar.Dinine bağlı koyu bir katolik olan kahramanımız duygusal gel-gitler içerinde bir an evvel Laura'nın nasıl öldürüldüğünü Engel'in itiraf etmesini sağlamaya odaklanmıştır.


"Kötülük bir virüstür.Bulaşıcı ve yok edici.Sana bulaştı bile."
İyi;Kurgu son derece sürükleyici.Oyunculuk üst düzeyde.Hani bazı filmler damakta ayrı bir tat bırakırya işte onlardan biri.Polisiye-gerilimin yanı sıra dram yönü de ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gizem filmi.Atmosfer baştan sona etkileyici.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Red White & Blue (2010)

Red White & Blue (2010)
Erica önüne gelenle yatan,nerde sabah orda gece mantığıyla yaşayan hayatı umursamayan genç bir kızdır.Birlikte olduğu bir erkekle asla yeniden beraber olmama ve arkadaşlık kurmama gibi tuhaf alışkanlıklara sahiptir.Ailesiyle sorunlar yaşayan kahramanımız işsizliğin yanısıra şimdi de kalacak yer sıkıntısı çekmektedir.Günün birinde Nate isimli kendisine yardımcı olmak isteyen,karşılığında herhangi bir beklentisi olmayan sakin bir adamla tanışır.Nate eskiden Irak'ta görev yapmış,ordudan şerefiyle ayrılmış,işin felsefesine kaçan insanlarla mesafeli biridir.Zamanla Erica ve Nate tezat karakterlerine karşın yakınlaşmaya başlarlar.
Erica'nın dramına ortak olmak isteyen ve hayatın her zaman insanlara çıkış yolları sunduğunu anlatan Nate,kendisinden örnek vererek böyle yaşamak istediği için şu an burada olduğunu anlatır.Başlarda Nate'in de diğerlerinden farklı olmadığını düşünen Erica,daha önce tanımadığı bir duygu olan güven hissini keşfetmeye başlar.
Franki günden güne yıldızı parlayan lokal bir rock grubunun solistidir.Kanser olan annesinin tedavisi yüzünden epey yıpranan kahramanımız,Hiv taşıdığını öğrendiğinde ise mahvolur.Annesine sürekli kan bağışı yaptığını ve bunun imkansız olduğunu düşünse de son altı ay içinde seks yoluyla hastalık kaptığını anlar.Arkadaşlarının desteğini de arkasına alarak intikam için gözünü karartan Franki,annesinin de ölümü sonrasında büyük bir buhranın içinde kaybolmaya başlar.Öte yandan Erica uzun süredir ilk defa kendisini böylesine huzurlu hissetmektedir...


İyi;Oyunculuk üst seviyede,kurgu biraz dağınık ilerle de kesinlikle beklemenize değecek.Diyaloglar ilgi çekici.Genel itibariyle dram ve gerilimin birlikte yoğurulduğu rahatsız edici bir yapım.
Kötü;Bazı sahneler filmin ekseninden uzaklaşmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

The Girl Next Door (2007)

Daha önce incelemesini paylaştığım The Lost (2006) filminde olduğu gibi Jack Ketchum'ın kaleminden sinemaya uyarlanan "The Girl Next Door" duygularınızı alt üst edebilecek potansiyele sahip esaslı bir dram-gerilim yapımı.Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
David Moran ellili yaşları devirmiş pek çok şey görmüş-geçirmiş bir adamdır.Oldukça iyi bir işi ve çevresindekilerin saygısını kazanan kişiliği olmasına rağmen çocukluğunda yaşadığı acı dolu bir olayın yaralarını halen saramamıştır.Her yeni güne aynı duygular ve pişmanlıklarla başlayan David,geçmişinin asla peşini bırakmayacağının farkındadır.Gerçek acının ne demek olduğunu yıllar önce iliklerine kadar hisseden kahramanımız,başkalarının yerine geçmek ve onların acısını bir an olsun kendi acısı yerinde hissetmek ve bu sayede unutabilmek için her şeyini feda etmeye hazırdır...
1958 yılına gidiyoruz.O dönemler küçük bir çocuk olan David okulların kapanması ve yaz tatilinin başlaması ile yan komşuları Ruth Chandler'in oğulları ile takılmaktadır.Orta yaşlarda dul bir bayan olan Ruth;mahallenin çocuklarına evini açan,sık sık onlara bira ısmarlayan,rahat hissetmelerini sağlamasından ötürü de oldukça sevilen bir kadındır.O yaz ailece büyük bir trafik kazası atlatmaları sonrasında ebeveynlerini yitiren Meg ve küçük kız kardeşi Susan Loughlin,Ruth teyzelerinin evine sığınmıştır.Meg ile ilk karşılaşmasından itibaren samimi bir arkadaşlık kuran David,fırsat buldukça vakit geçirmeye başlarlar.Yine Ruth teyzenin evinde toplanan çocuklar kendileriyle akranmış havasında takılan Ruth'un bambaşka bir yüzüne şahit olacaklardır.Meg ve Susan'ı diğer çocukların içinde sürekli aşağılayan ve hakaretler yağdıran Ruth,oğullarının da kendisine uymakta geç kalmaması ile talihsiz kardeşlerin hayatını mahvetmeye başlarlar.Sürekli bir bahane bularak kardeşlere yüklenen Ruth,bütün sinirini onlardan çıkarmakta kararlıdır.Loughlin kardeşleri azap dolu günler beklemektedir.Yaşananlara mani olmaya çalışan David ise ailesi ve polislere derdini anlatamayıp bu büyük sorumluluğun altına tek başına girmek zorunda kalacaktır...


İyi;Buhranlı atmosfere sahip,oldukça sinir bozucu sahnelerin yer aldığı insanın kadını dondurabilecek cinsten başarılı bir dram-gerilim filmi.Bu tarz belli bir dönemi anlatan yapımlar genelde beklenen dokuyu hissettiremezlerse çekilmez hale gelebilirler.Ancak "The Girl Next Door" bu yönden de sınıfı geçmeyi başarıyor.Bu filmi sevenler yine Sylvia Likens'in biyografisinden esinlenerek sinemalaştırılan An American Crime (2007) filmine de göz atabilirler..
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

The Loved Ones (2009)

Avustralya menşeli son yılların en sıra dışı gerilim filmlerinden biri olan "The Loved Ones" özgün hikayesi ile epey ilgi çekici.Filmin başlangıcı ve son bölümü arasındaki tempo farkı başarılı şekilde planlanmış,final de sürprizlere gebe. 
Lise öğrencisi olan Brent yakın zaman önce stajyer ehliyetini almış,babasıyla beraber sık sık trafiğe çıkarak pratik yapan bir gençtir.Yine Brent'in direksiyonda olduğu günlerden birinde trafiğe çıkan ikilimiz,ansızın yolun ortasında beliren kanlar içindeki bir adam sebebiyle tehlikeli bir kaza atlatırlar.Babasının kendisi kadar şanslı olamamasından ötürü can vermesi Brent üzerinde büyük bir yıkım yaratmıştır.Aradan epey zaman geçmesine rağmen halen babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan kahramanımız,annesinin de bunu ima yoluyla hissettirmesi ile giderek bunalıma sürüklenmektedir.Çareyi uyuşturucu kullanarak ve metal müzik dinleyerek yaşananları geçici olsa da unutmakta bulan Brent,çocukluk döneminde de başı derde girdiğinde sığınak bellediği tepeye zaman zaman uğrayarak deyim yerindeyse nefes almaktadır.
Vahim olayın ardından yaklaşık altı ay geçmiştir ve lisede mezuniyet töreni yaklaşmaktadır.Törene kız arkadaşı Holly ile katılmayı planlayan Brent,Lola isimli gizemli bir kızın beraber gidelim önerisini reddeder.Lola okulun en tuhaf öğrencilerinden biridir.Görünüş olarak saplantılı,itici bir karakter profili çizerek herkesin uzak durduğu istenmeyen kişi pozisyonundadır.İşte bu nedenlerle Lola'nın teklifini kibarca geri çeviren kahramanımız,yine deşarj olmak için gittiği tepede gizemli bir adam tarafından kaçırılacaktır.Ayıldığında kendisini elleri kollu bağlı şekilde bir sandalyede oturtulmuş halde bulan Brent,asla tanışmak istemeyeceği Lola'nın ailesi ile aynı masadadır...


İyi;Özgün konusu ve başarılı kurgusu ile izlemenizi önerdiğim yapımlardan biri.Çekim teknikleri ve atmosfer olarak da diğer muadillerinden ayrılıyor.Bu filmi sevenlerin The Woman (2011)'e de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları var ancak görmezden gelinebilir :D Filmin süresi de biraz daha uzun olabilirdi.Son bölüm sıkıştırılmış izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Picco (2010)

Picco (2010)
Almanya menşeli genç mahkumların yaşadığı sıkıntılar ve uyum sürecinin işlendiği yapım,ağır işleyen temposu ile zaman zaman buhranlı bir atmosfere bürünüyor.Geleceğe dair beklentilerin yok olması ve sonrasında güçlülerin dünyası edebiyatı...Esasında hapishanenin nerede olduğunun hiç bir önemi yok.Tipik grup dinamikleri burada da geçerli.(ot dağıtan kuryeler,patronluk taslayan kabadayılar,olan bitenlere göz yuman gardiyanlar vs...)Eğer yolunuz oraya düşmüşse kaybedeceğiniz hiç bir şeyiniz kalmamış demektir.Zamanla dış dünya sizinle ilişkisini keser ve sizin var olduğunuzu dahi belleklerden siler.İşte bu noktadan sonra elinizde pek de bir alternatif kalmaz.Artık hayata tutunmak istiyorsanız sistemin gereklerini yapmanız,güçlülerin yanında yer almanız gerekir.
Kevin ıslahevinin yolunu tutmuş genç bir mahkumdur.Dışarıdaki sorumsuz davranışları sonrasında kendisini bambaşka bir dünyada bulan kahramanımız;Tommy,Andy ve Marc ile beraber aynı hücreyi paylaşmak zorunda kalır.Yeni gelenlere Picco adının takıldığı sürekli aşağılanıp,alay edildiği yeni hayatında ayakta durmaya çalışan Kevin,zamanla hümanist yapısını kaybederek sistemin gereklerini uygulamaya başlamaktan çekinmeyecektir.Gündelik hayatının parçası haline gelen şiddet,baskılar ve zorbalıklar eğer ezenlerin tarafı olmazsa bertaraf olacağını göstermektedir.Yapılan haksızlıklara karşı gardiyanların da kayıtsız kalması ile kendi yolunu çizmek zorunda kalan Kevin'in öncelikli olarak yapması gereken üzerine yapışan Picco unvanından kurtulmaktır.Yaşadığı sıkıntılı dönemde kendisine tavsiyeler veren Tommy'nin fikirlerini başlarda benimseme de diğerlerinin saygısını kazanmak istiyorsa onlar gibi davranmalı,zayıf olanları ezmelidir.İlk adım olarak da böyle bir mekanda asla varlığına yer olmayan "suçluluk" duygusundan kurtulmalıdır.Ancak unutulmaması gereken bir kez kendisini kaybettiği anda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır... 


İyi;Pek çok klişenin yer aldığı sıradan bir hapishane filmi görüntüsünde.Ancak giderek tırmanan gerilimin,işin dram boyutuyla münasebeti başarılı şekilde yansıtılıyor.Değişen şartlar ve karşılaşılan güçlükler sonrasında insan doğasının gereklerinin ortaya çıkması ile neler yapabileceğinin gözlemlendiği,izlemenizi tavsiye edebileceğim iyi bir dram-gerilim filmi olduğunu da ekleyeyim.Bu arada finali de enteresan hani...
Kötü;Bazı sahneler üzerinde anı yansıtabilmek için gereğinden fazla durulmuş.Sonuç olarak bu da kurgunun ağır şekilde ilerlemesine neden oluyor.   
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

The Lost (2006)

The Lost (2006)
Bir zamanlar Ray isimli bir genç,boyunu daha uzun göstermek için botlarının içerisine ezilmiş bira kutuları koyardı.Yüksek egoya sahip bu adam,görünümüne ve özellikle saçlarına çok özen gösterirdi.Ailesinin sağladığı imkanlarla etrafa çaka satıp,uyuşturucu müptelası haliyle boyundan büyük işlere kalkışırdı.Yakın arkadaşı Tim ve sevgilisi Jen ile beraber umarsız bir hayat sürdüren Ray,günün birinde ileride çok pişman olacağı bir işe girişecektir.
Kasabalarının hemen dışındaki kamp alanında her zaman olduğu gibi Tim ve Jen ile beraber kafayı dağıtmak için bir araya gelen Ray,ormandaki eski tuvaleti kullanmak istediğinde bir sürprizle karşılaşır.Kamp alanında yalnız değillerdir,iki genç bayan da göletin kenarında takılmaktadır.Ray'in sebepsiz öfke nöbetlerinden biri daha başlamıştır ve onun yapabilecekleri daha şimdiden herkesin ürpermesine neden olmaktadır.İşte o anda plansız,tamamen spontane şekilde canice bir eyleme girişir.Yanında bulunan av tüfeği ile kızları vuran Ray,Tim ve Jen'in de olayın parçası olmasını sağlar.Şimdi esaslı bir plana ihtiyaçları vardır.Keza cesetler ne pahasına olursa olsun ortaya çıkmamalıdır.
Olayın ardından dört uzun sene geçmiştir.Hunharca cinayetleri halen kasabanın polis teşkilatı araştırmayı sürdürse de ellerinde kimseyi suçlayabilecek deliller mevcut değildir.Kasabanın bıçkın delikanlısı Ray olağan şüpheli görüntüsündedir.Ne de olsa madde bağımlısı,çevresindekilere oldukça kaba davranan bu hırçın genç tüm dikkatleri üstüne çekme konusunda epey başarılıdır.Kendi içerisinde gel gitler yaşayan Ray ise kasabaya yeni taşınan Kate ile yeni bir başlangıç yapma arayışındadır.

İyi;Baştan sona buhranlı atmosfere sahip tarifi gerçekten zor bir yapım.Ray karakteri üzerinden ilerleyen hikaye daha çok onun gözünden izleyicilere yansıtılıyor.Tipik bir gençlik filminde yer alan ana bileşenler;cinsellik,uyuşturucu,sorumsuzluk vs yine ön planda.Jack Ketchum'ın tıpkı The Girl Next Door ve I Know Who Killed Me gibi sinemaya uyarlanan kitaplarından bir diğeri daha.
Kötü;Kurgu dağınık şekilde ilerliyor.Esasında yönetmenin bu konuda endişeleri olduğunu düşünmüyorum.Nasıl başladığı,ne şekilde devam ettiği ve nasıl bir finalle sonlandığı tamamen sizin yorumlarınıza kalmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Let The Right One In (2008)

2008 yılının en başarılı korku-gerilim yapımlarından biri olarak gösterilen "Let The Right One In",farklı kurgusu ve alışılagelmişin dışındaki vampir hikayesi ile beğenileri karşılıyor.Esasında ilk çeyrek itibariyle yalın ve bir o kadar da sıkıcı şekilde ilerleyen anlatım neyse ki çok geçmeden seyirciyi yakalamayı başarıyor.Tabii bu geçişte soğuk iklimlerin soğuk insanlarının da payı yok değil hani :D
Her şey Stockholm'da yolları kesişen oniki yaşlarındaki iki çocuğun (Oscar ve Eli) enteresan karşılaşması ile başlıyor.Oscar annesiyle yaşayan çeşitli ailevi problemleri olan belki de bundan ötürü oldukça ürkek bir çocuktur.Okuldaki başa bela akranları ile geçinemeyen kahramanımız,sürekli aşağılanmakta ve gün geçtikçe içene kapanmaktadır.Giderek yalnızlığın içinde kaybolmaya başlayan Oscar,günün birinde evlerinin yakınındaki bir parkta Eli isimli kendisi ile hemen hemen aynı yaşlarda bir kızla tanışır.Eli;solgun görünümlü,dondurucu soğukta üşümediğini söyleyerek ayakları çıplak şekilde dolaşan tuhaf bir kızdır.Hemen ilk bakışta okuldaki serseri yaşıtlarından epey farklılıklar gösteren Eli'nin görüntüsünün aksine çevresindekileri umursayan,sevecenlikle yaklaşan biri olduğunu anlayan Oscar onunla daha fazla vakit geçirmeye başlayacaktır.Kısa sürede arkadaşlıklarını ilerleten ikilimiz,öncesinde tanımadıkları duygular (sevgi) keşfetmeye başlarlar.Tüm bunlar yaşanırken kahramanlarımız yaşadığı çevrede ardı arkası kesilmeyen cinayet vakaları rapor edilmektedir.Hunharca gerçekleşen katliamlar kasabalıların tedirginleşmesine sebep olacaktır.

İyi;Bahsettiğim gibi farklı bir vampir hikayesi barındıran göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir yapım.Gizem seviyesi,baştan sona tırmanan gerilim ve atmosfer gayet iyi.Alt metinlerde pek çok sosyal mesaj da yer edinmekte.Kısacası önceden aşina olduğumuz vampir filmlerinden oldukça farklı,hatta bir bakıma korku-gerilimden ziyade hüzünlü,dramaya kayan bir işleyişi var.
Kötü;Filmin giriş bölümü daha farklı olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |