Güncel İncelemeler;

A Dark Song (2016)

A Dark Song (2016)
Oğlu Jack' in ölümünden kendisini sorumlu tutan ve yaşadığı derin travmayı halen atlatamayan Sophie; gözlerden uzakta, kasabanın dışında bir ev kiralar. Yaşadıklarının çok ağır olduğunu düşünen ve tanrının kendisine yüz çevirdiğine inanan kahramanımız, Joseph isimli bir okültist ile anlaşarak deyim yerindeyse inzivaya çekilir.
A Dark Song (2016)
 Joseph sayesinde oğluyla son bir kez daha konuşabileceğini ve ona veda edebileceğini umut eden Sophie, ancak bu şekilde huzur bulabileceğine inanmaktadır. Artık tek yaşam gayesi olarak gördüğü bu uğurda sonuna kadar ısrarcı olan kahramanımız, oldukça geçimsiz despot bir karakter olan Joseph' in her dediğini yapmaya söz verir. Evi mühürledikten sonra ne pahasına olursa olsun çıkış olmayacağını ve oğlunun sesini son kez duyabilmesi için ruhunu saflaştırması gerektiğini vurgulayan Joseph, içlerinde kara büyünün de olduğu bir dizi ayin ve ritüel hazırlar. Elinden düşürmediği büyü kitaplarını ve mistik çizimlerin yer aldığı defterleri kullanarak en kadim ritülleri başlatan Joseph, süreç boyunca Sophie' nin tamamen kendisine itaat etmesi gerektiğini yeniler. Evin salonuna tebeşirle çeşitli imgeler ve semboller çizen Joseph, adım adım yapmaları gereken şeyleri tekrar etmektedir. Bunun ne kadar süreceği ya da başarıya ulaşıp ulaşamayacakları konusunda şüpheleri olan Sophie ise çaresizce uyum sağlamaya çalışır. Yemek yemeden, su içmeden, uyumadan gündüz gece ritüellere devam eden ikilimiz, çok geçmeden zaman kavramını yitirir. Her şeyi eksiksiz ve tam yaptıklarından emin olmasına rağmen, bir türlü Sophie' i mutlu edemeyen ve hatta tepkisine maruz kalan Joseph bir şeylerin yolunda gitmediğine ikna olmaya başlar. Sürekli dönülmez bir yola girdiklerini söyleyip, kendi ruhlarının da artık tehlike de olduğunu üstüne basa basa belirtsede, yaptıkları işin karanlık bir kuyuda ışığı aramaktan farkı olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kusurun Sophie' de olduğunu ve kendisinden bir şeyler sakladığını düşünen kahramanımız, çok geçmeden yanılmadığını anlar. Sophie' nin kendi planları vardır...


İyi; İlgi çekici konusuyla, gizem seviyesi yeterli düzeyde olan başarılı bir gerilim filmi. Kurgu, soundtrackler ve oyunculuk başarılı. Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Other Side of the Door (2016) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Zaman zaman epey durağanlaşıp, sıkıcı bir hale bürünüyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |

Demolition (2015)

Demolition (2015)
Bir şeyi onarmak istiyorsan, önce parçalara ayırmalısın...
Finans sektöründe çalışan, başarılı bir broker olan Davis, elim bir trafik kazası sonrasında eşi Julia' ı kaybeder. Kazanın ardından karmaşık duygular içerisine sürüklenen ve olayın şokuyla depresif bir hale bürünen kahramanımız, bir yandan da kayınpederi ve aynı zamanda patronu olan Phil' in baskın karakteri sebebiyle çeşitli sorunlar yaşamaktadır. 
Demolition (2015)
Eşini kaybettiği günün devamında, koridordaki otomat makinesinin takılması sonrasında kısa bir şikayet mektubu yazmaya karar veren Davis, cenaze evinde olmasına rağmen konuklara aldırmadan düşüncelerini kağıda dökmeye başlar. Yazdıkça açılan ve içini dökme fırsatı bulan kahramanımız, eşiyle tanışmasından, yaptığı işe kadar her şeyi eksiksiz bir şekilde metne aktarır. Şirketten herhangi bir cevap alamamasına rağmen, yazdığı ilk mektupla da yetinmeyen Davis, yaşantısından kesintiler sunan ve oldukça detaylı bir şekilde kaleme aldığı üç mektubu daha postalar. En nihayetinde yazdığı mektuplar birinin dikkatini çekmeyi başarır. Gecenin bir yarısı telefonu çalan kahramanımız, kendisini müşteri hizmetleri danışmanı olarak tanıtan Karen ile kısa bir diyalog yaşar. Zira mektupların tamamını hüzünlenerek okuduğu söyleyen Karen, Davis' in konuşabileceği biri olup olmadığını merak etmektedir. Davis ise mektupları sadece içini dökmek için yazdığını söylese de gerek yaşam stilleri gerekse maddi durumları birbirlerinden çok farklı olan ikili arasında duygusal bir bağ kurulmaya başlar. Karen ile yüzyüze tanışabilmek için çeşitli yollar deneyen ve bu süre zarfından işten güçten elini çekerek Phil' in tepkisine maruz kalan kahramanımız, Julia' nın her zaman dediği gibi çevresine gerçekten de yeterince odaklanamadığını ve olup bitenlerini yüzeysel değerlendirdiğini keşfeder. Her zaman dürüst davranıp, kendi bildiğini okuyan ve çevresindeki insanları umursamayan Davis, nasıl da istemediği bir düzenin içerisine hapsolduğu ve kendisinden yabancılaştığını sorgular. Karen ve oğlu Chris ile tanıştıktan sonra ise dışarıda bambaşka hayatların olduğunu fark eder.  Bir yandan ölen eşi bir şeyler yapmak isteyen ve ruhunun huzur bulmasını uman Davis, diğer yandan da yeni bir başlangıç için eski hayatından kalan her şeyi yok etmesi gerektiğinin bilincindedir...
İyi; Gerek oyunculuk gerekse duygu geçişlerinin inanılmaz bir şekilde kurgulandığı senaryosuyla kesinlikle göz atılması gereken bir dram- gerilim filmi. Soundtrackler çok iyi. Hikaye o kadar yalın ve saf bir şekilde işlenmiş ki sanki Albert Camus' ın 'Yabancı' romanını okuyor gibi hissettim.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Şubat 2017 | Etiketler : | | |

The Girl on the Train (2016)

The Girl on the Train (2016)
Eşinden ayrıldıktan sonra sıkıntılı günler geçirmeye başlayan Rachel, alkol problemi sebebiyle de giderek depresif bir hayata sürüklenmektedir. Her sabah New York' a işine gitmek için bindiği tren, eski evinin önünden geçmekte ve hatıralarını depreştirmektedir. Dahası eski eşi Tom, Anna ile evlenmiş ve yeni doğan bebekleriyle mutlu bir yaşam portresi sergilemektedir. Tom' dan bebek sahibi olamadıkları için ayrılan Rachel, her defasında trenle oradan geçeceğini bildiği halde bu alışkanlığından kurtulamamıştır.
The Girl on the Train (2016)
 Öte yandan eski evinin hemen bitişiğinde bulunan malikanede, Scott- Megan çiftinin göz okşayan, mutlu- mesut ilişkileri ise bir nevi Rachel' ın asla yaşayamayacağı mutluluğun vücut bulmuş hali gibi karşısında belirmektedir. Resim çizmekten ve sanattan hoşlanan Rachel, trenle seyahati sırasında hem Tom yüzünden çektiği acıları hem de Megan' ın inanılmaz mesut görünen hayatını gözlemlemekten kendini alıkoyamamaktadır. Kafasında mükemmel çift olarak kurguladığı Megan- Scott çiftine inanılmaz özenen ve ilişkilerine imrenen kahramanımız, evine döndüğünde ise her zamanki alkol problemiyle uğraşmaktadır. Gündüz vakti bile alkol tüketmekten vazgeçemeyen, gittiği seanslara rağmen üzüntüsünü ve kederini unutmak için en yakın dost olarak gördüğü alkolden uzaklaşamayan Rachel, kimi zaman kendisini farklı mekanlarda yarı baygın olarak bulmakta ve neler olup bittiğini hatırlayamamaktadır. Günün birinde vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar ve çiziklerle uyanan ve başına darbe aldığını fark eden kahramanımız saldırıya uğradığını düşünmektedir. Polislere giden ve bu konuda ifade veren Rachel, içten içe kötü bir şeylerin olduğunu hissetmekte ancak izah edememektedir. Bu sırada tv de Megan' ın kaydolduğu haberini görünce büyük bir şok yaşayan kahramanımız, olaydan bir gün öncesinde, yine bir tren yolculuğu sırasında Megan' ı başka bir erkekle balkonda görmesinden yola çıkarak hayallerindeki mükemmel çiftin esasında o kadar da mutlu olmadıklarını keşfeder. Görüklerini anlatmak ve yardımcı olmak için Scott' ın evine gitmeye karar verir. Karısını bulmak için her yolu deneyen ve tüm ip uçlarını toplamaya çalışan Scott ise alkol probleminden ötürü mesafeli davrandığı Rachel' a güvenmekten başka şansı olmadığını anlar. Tüm oklar Megan' ın psikiyatrisi Dr. Abdic'i göstermektedir. Öte yandan evinin yakınlarında sık sık Rachel ile karşılaşmaktan dolayı gerilen ve onun kötü niyetli olabileceğini düşünen Anna ise bu konuda Tom' u uyarır. Megan' ı bulmak için kararlı olan Rachel ise bulmacanın eksik parçalarına giderek yaklaşmaktadır...
İyi; Paula Hawkins imzalı 'The Girl on the Train' , ünlü gerilim yazarı Tess Gerritsen (Cerrah ve Çırak kitaplarıyla tanınan) tarafından övgüye mazhar olmuş başarılı bir kitap. Kitabın uyarlaması olarak beyazperdeye aktarılan yapım ise gerçekten de iddialı.Gerek atmosferi gerekse kurgusuyla oldukça dikkat çeken, oyunculuk olarak da epey beğenimi kazanan etkileyici bir dram-gerilim filmi. Gizem seviyesinin de başarılı olması dahası sürpriz finaliyle mutlaka izlenmesi gereken bir yapım. Bu filmi sevenlerin Antichrist (2009)Gothika (2003) ve Gone Girl (2014) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum. 

Megan' ın hikayesinin Antichrist filmini çağrıştırdığını, benzer şekilde Rachel'ın başından geçenlerin Gothika ' yı anımsattığını söyleyebilirim.
Kötü; İlk yarısı itibariyle yavaş ilerlediği için biraz sıkıcı ve karmaşık gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ocak 2017 | Etiketler : | | | |

Divines (2016)

Divines (2016)
Paris banliyölerinde yaşayan Dounia, ailesiyle problemler yaşayan ve rutin sefil yaşamın sıkıntılarından muzdarip olan genç bir kızdır. Parasızlık ve sefaletten bıkan Dounia, günün birinde şansının elbet döneceğini ve bu sayede çok zengin olacağının hayaliyle hayata tutunmaktadır.
Divines (2016)
Zamanının çoğunu en yakın arkadaşı ve aynı zamanda sırdaşı olan Maimouna ile geçiren kahramanımız, okuldan ve hocalarından nefret etmektedir. Arkadaşları tarafından çok sevilen, pratik zeka sahibi hayta bir öğrenci olsa da dersleri zaman kaybı olarak görmektedir. Kolay yollardan para kazanmak ve sorumsuz annesinin aksine ailesinin geçimini sağlamak için kollarını sıvazlayan Dounia, mahallenin belalı isimlerini takip edip, nasıl bu kadar zengin olabildiklerini sorgular. Rebecca ve onun ayak işlerini yapan Samir' i gözetlemeye başlayan kahramanımız, belalı işlere bulaşarak kısa zamanda kendini ispat eder. Hırslı ve kararlı yapısı sayesinde çok geçmeden Rebecca' nın gözüne giren ve bu sayede eskiden hayalini kurduğu şeylerin sahibi olan Dounia, rastlantısal olarak Djigui isimli genç bir dansçıyla tanışır. Aynı zamanda markette güvenlik görevlisi olan ve boş zamanlarında dansla ilgilenen Djigui, yeteneği ve duruşuyla Dounia' yı etkilemeyi başarır. Gizli gizli salona giderek Djigui' yu izleyen kahramanımız, bir yandan da Rebecca' nın pis işleriyle uğraşmaktadır. Hayatın getirdikleriyle yoğrulan ve günden güne yeni deneyimler edinen, yeni duygular keşfeden Dounia, Rebecca' nın ısrarları üzerine daha fazlasını kazanmak için büyük oynamaya karar verir. Kahramanımız Maimouna' da peşinde sürükleyerek bilinmez bir serüvene yelken açar...

İyi;
Gerek senaryosu gerekse kurgusuyla içinde bulunduğumuz yılın en iddialı dram- gerilim yapımlarından biri. Oyunculuk ve karakter seçimleri oldukça başarılı. Atmosfer etkileyici. 
Filmin yönetmeni Houda Benyamina' nın bir söyleşi sırasında değindiği üniversite anılarında, 2005 yılındaki banliyö isyanlarına şahit olduğunu vurguluyor. O zamanlar 25 yaşında olan ve bazen her şeyi yakıp kül etmeyi düşündüğünü böylece öfkesini kusmayı istediği halde bunu yapmadığını söyleyen Houda, film yapmanın bomba yapmaktan daha iyi bir fikir olduğuna nasıl karar verdiğine anlatıyor.  
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Aralık 2016 | Etiketler : | | |

The Monster (2016)

The Monster (2016)
Annem canavar diye bir şey olmadığını söylüyor. Bence yanılıyor. Onlar dışarıda ve bizi izliyorlar. Karanlıktalar, bazen görebildiğimiz bazen göremediğimiz yerlerde, Artık biliyorum...
The Monster (2016)
Alkol sorunu olan, aynı zamanda sigara bağımlısı Kathy, genç yaşta anne olma sorumluluğunu taşımakta zorluk yaşamaktadır. Eşinin terk etmesi sonrasında kızı Lizzy ile bir başına kalan Kathy, içinde bulunduğu depresyonu defalarca kez bırakıp yeniden geri döndüğü alkol ile dindirmeye çalışmaktadır. Annesinin durumundan epey rahatsız olan Lizzy ise bir türlü normal bir aile olamamalarından yakınmaktadır. Babası Roy onları terk ettiği günden beri, annesiyle birlikte yaşayan ve buhranlı bir dönem geçiren kahramanımız ancak haftanın belli günlerinde babasını görebilmektedir. Yine bu görüş günlerinden birinde, annesinin her zaman olduğu gibi gündüz vakti uyuya kalması sonrasında yağmurlu bir gecede yola çıkmak zorunda kalan Kathy ve Lizzy, uzun bir araba yolculuğuna çıkarlar. Gecenin geç vakti olmasından ve şiddetli yağmurdan ötürü kestirme bir orman yolunda tek başlarına ilerleyen kahramanlarımız, bir an evvel Roy' un evine ulaşabilmek için dinlenebilecekleri en yakın mola noktasını da es geçerler. Ormanın derinlerinde, yağışında giderek şiddetlenmesiyle aracını kullanmakta zorluklar yaşayan Kathy, azalan görüşünde etkisiyle ansızın yola atlayan bir kurda çarpar. Kaza sonrasında araçlarının da hasar almasıyla hiçliğin ortasında kala kalan kahramanlarımız, vakit kaybetmeden 911' i ararlar. Ancak tam olarak nerede kaza atlattıklarını izah etmede sıkıntılar yaşayan anne-kız, arabanın içinde yardım gelene kadar beklemeye karar verirler. Neyse ki uzunca bir zaman geçtikten sonra şansları döner ve yardımlarına Jesse isimli bir tamirci çıka gelir. Otoyolda meydana gelen zincirleme kaza nedeniyle ambulansın gelmesinin zaman alacağını söyleyen Jesse, arabayı kontrol etmeye başlar. Aracın yakıt sızdırdığını keşfeden kahramanımız, yoğun yağmura rağmen arızayı giderebileceğini söyler ve işe koyulur. Bu süreçte arabada kalmayı tercih eden Kathy ve Lizzy ise dışarı çıktıklarında, Jesse' nin ortadan kaybolduğunu fark ederler. Kahramanlarımız çok geçmeden ormanda yalnız olmadıklarını anlarlar. Ürkütücü, karanlık ormanda gece henüz yeni başlamıştır...
İyi; The Strangers (2008) filminden hatırlayacağınız, gerilim sinemasının dinamiklerini iyi bilen yönetmen  Bryan Bertino' nun son filmi.Sürükleyici kurgusu, gerilim dolu atmosferi ve mekan seçimleriyle göz atılması gereken bir yapım. Karakter seçimleri ve oyunculuk tatmin edici. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

Under the Shadow (2016)

Under the Shadow (2016)
'İran - Irak savaşı 20. yüzyılın en uzun konvansiyonel savaşı olarak kabul edildi. 1980' den 1988 yılına kadar sürdü. Savaş boyunca, İran hızlı bir şekilde siyasal ve kültürel bir geçiş yaşadı. Kanlı 1979 İran Devrimi' nin mirası, on yıllık sürenin sonuna doğru; Irak, İran'ın stratejik şehirlerini bombalamaya başladı. İran aynı şekilde yanıt verdi. Hayatlar, korku ve endişenin büyüdüğü bir karanlığa daldı.'
Under the Shadow (2016)
İran- Irak savaşının süregeldiği yıllar boyunca kültürel ve sosyolojik değişimler yaşayan İran halkı, büyük bir toplumsal devrimin sancılarını yaşamaktadır. Savaşın başlarında üniversitede tıp eğitimi alan Shideh, siyasetle fazlaca ilgilenmesinden ötürü üniversiteden ayrılmak durumunda kalır.Yine kendisi gibi doktor olan eşi Iraj ile tanışıp Tahran' a yerleşen kahramanımız, deyim yerindeyse savaşla beraber büyüyen Dorsa isimli bir kız evlat sahibi olur. Her an çatışmalar ve patlamaların yaşandığı Tahran' da aile yaşantısı sürdürmenin ötesinde gündelik hayatın tüm zorluklarını  hisseden Iraj-Shideh çifti, bütün güçlüklere rağmen kızları Dorsa için savaşın bittiği, aydınlık bir gelecek hayalleri taşımaktadır. Annesinin ölümünün ardından onun vasiyetini yerine getirmek için üniversiteye dönüp, araştırmalarına devam etmeyi uman Shideh, ne yazık ki ret cevabı alır. Öte yandan Iraj ise senelik zorunlu askerlik hizmeti için evinden çok uzaklara tayin edilir. Dorsa ile bir başına kalan Shideh, kendi ayakları üzerinde durabildiğini ve Dorsa' ya hem annelik hem de babalık yapabileceğini ispatlamak için Iraj' ın ailesinin yanına gitme önerisini geri çevirir. Her gece patlamaların ve siren seslerinin duyulduğu Tahran' da, politik rejimin ve ataerkil yapının  tüm baskılarına göğüs germeye çalışan kahramanımız, bir yandan da Dorsa' nın uyku sorunuyla uğraşmaktadır. Dorsa geceleri kabuslar gördüğünü söyleyip, evde yalnız olmadıklarını dillendirmektedir. Dahası oyuncak bebeğinin ortadan kaybolmasında annesinin ihmali olduğunu düşünen Dorsa, Shideh' in halihazırda bozuk olan sinirlerini daha da gerip hırçınlaşmasına sebep olur.  Arkadaşlarının cinler hakkında anlattıkları minik Dorsa için bir hayli ürkütücüdür. Zamanla Dorsa' ya hak vermeye başlayan Shideh ise karanlıkta gölgeler görmeye, gecenin bir yarısı ayak sesleri duymaya başlar. Öte yandan yoğun bombardıman altında olan Tahran' da komşularının da teker teker taşınıp kuzeye gitmeleri sonrasında, binada bir başlarına kalan kahramanlarımız giderek çaresizliğin içine sürüklenirler. Evde gerçekleşen gizemli olaylarsa her zamankinden daha rahatsız edici ve ürpertici bir hal alır...
Rüzgar, her yerde olabilen; gizemli, ruhani ve.büyülü güçler barındırır. Nerede korku ve kaygı varsa, orada rüzgar esmeye başlar.


İyi; Savaş atmosferinin başarılı şekilde yansıtıldığı, İran' da ki kültürel ve sosyolojik değişimin girdaplarını sürükleyici bir kurguyla anlatan, ortalamanın üzerinde bir dram- gerilim filmi. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatminkar.
Kötü; Pek çok klişe barındırsa da hikayesi ve anlatım şekliyle göz atılması gereken bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Kasım 2016 | Etiketler : | | | | |

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Kızı Mitsuko' nun başını belaya sokması sonrasında, telefon görüşmesiyle markete davet edilen Syamato, eşi Taeko ile beraber apar topar yola koyulur. Markete ulaştığında görevlilerden Mitsuko' nun hırsızlık yaptığını öğrenen ve utancından yerin dibine giren Syamato, Murata' nın yardımları sayesinde olaya polis dahil olmadan kızını kurtarmayı başarır. 
Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Murata, kasabanın zengin iş adamlarından biri olup, Amazon' dan getirdiği endemik tür balıkların ticareti yapmaktadır. Symato' nun da ufak bir dükkanı olduğunu bilen ve akvaryum balık ticareti yaptığını öğrenen Murata, az önce talihsiz bir şekilde tanışmış olduğu Syamato ve ailesini kasabanın en büyük büyük süs balık akvaryumuna, yani ofisine davet eder. Kızını kurtarmasında yardımcı olan Murata'ya karşı büyük bir minnet duyan Syamato, öncesinde rahatsızlık vermek istemese de nazik teklifi kabul etmek zorunda kalır. Murata gerçekten de kendi ufak işletmesine kıyasla oldukça büyük ölçekte iş yapmakta olup, Amazon'dan getirdiği endemik türlerle beraber epey ilgi çekici bir tesise sahiptir. Öte yandan Syamato ve ailesini, eşi Taeko ile tanıştıran Murata son derece cömert ve yardımsever bir şekilde misafirlerini ağırlamaya gayret etmektedir. Tesisinde genç kızları satış danışmanı ve balıkların bakımından sorumlu olarak çalıştırdığını anlatan Murata, Syamato'nun izin vermesi halinde büyük bir memnuniyetle Mitsuko'yu da yanına alabileceğini söyler. Taeko ile evlendiğinden beri kızının üvey annesiyle sorunlar yaşamasından, ergenliğinde sebep olduğu sorumsuz davranışlardan ve evde huzurun tamamen kaçmasından epey muzdarip olan kahramanımız, Murata'nın samimiyetine ve iyi niyetine güvenerek razı olur. Murata, Mitsuko'nun yanında çalışmasıyla yetinmeyip, Syamato ile yakın ilişkiler kurmak istemekte ve iş ortağı olmayı planlamaktadır. Henüz birkaç gün öncesinde tanıştığı Murata'nın teklifini değerlendiren kahramanımız, çok para kazanacakları hayaliyle Taeko'nun da baskılarıyla ikna olur. Murata çiftinin mükemmel uyumundan ve iş konusundaki başarılarından etkilenen Symato, Murata'nın diğer ortakları ve iş yaptığı kişilerle tanışmaya başladıkça edindiği ilk izlenimden bağımsız olarak onun farklı yönlerini keşfetmeye başlar. Çok geçmeden işler karışır ve kahramanımız Murata' nın sırlarına ortak olur. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir...


İyi; Durağan ilerlemesine rağmen güçlü kurgusu ve gerilim öğeleriyle ilgi çekici bir uzakdoğu korku-gerilim filmi. Oyunculuk yönünden tatmin edici, atmosfer olarak başarılı bir yapım. Genel görünüm olarak psikolojik gerilim tarzına yakın olsa da rahatsız edici filmler kategorisine de alınabilecek türde kışkırtıcı, bol kanlı ve sinir bozucu sahnelere sahip. 
Kötü; Esasında tipik uzak doğu korku sineması temasında işlese de; herkese hitap etmeyen, sert sahnelere sahip bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

The Invitation (2015)

The Invitation (2015)
Bir zamanların mutlu- mesut çifti Eden ve Will, minik oğullarının başına gelen trajedinin ardından ayrılırlar. Uzun bir süre ortalardan kaybolan Eden, iki yıl sonra yeni erkek arkadaşı David ile evine döner. Olan biten hüzünlü günlerin ardından kendi hayatını kuran Will ise unutmaya çalışıp, unutamamanın verdiği kasvetle içi içini kemirir vaziyette yaşamaktadır.
The Invitation (2015)
 Günün birinde Eden- David çifti tarafından nazik bir akşam yemeğine davet edilen Will, eski evine dönme ve yeniden Eden'ı görme hususunda çeşitli çekincelere sahip olmasa da eski eşinin yoğun ısrarları üzerine orada olacağını söyler. Öte yandan Eden büyük bir akşam yemeği organizasyonu içerisinde olup, eski dostlarının yanı sıra yeni dostlarını da davet etmiştir. Yemeğe katılan ve bir zamanlar kendisine ait evde bir nevi zoraki şekilde vakit öldürmeye çalışan Will, Eden'ın tüm bu olanların üstesinden nasıl gelip hala etrafa gülücükler saçabildiğini sorgulamaktadır. Samimi görünen ve konuklara kibar davranan David'le ise aralarında soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştır bile. Kendisi dışında herkesin eğlenip, hoş vakit geçirdiği gecede ailesinin parçalanmasına sebep olan trajediye ait yanılsamalar görmeye başlayan kahramanımız, yemekten sonra bir an evvel bu ortamdan ayrılmayı düşünür. Ancak Eden ve David çifti son iki yıllarını nasıl geçirdiklerine ilişkin dostlarıyla sohbet etmek ve onlara dahil oldukları tarikat hakkında bilgiler vermek istemektedirler. Başlarından geçen onca kötü şeyleri nasıl alt ettiklerini ve gerçek mutluluğu bulduklarını anlatan ikilimiz, amaçlarının kesinlikle propaganda yapmak olmadığını ve konukları asla rahatsız etmeyeceklerini söyleyerek ufak bir video kaydı izletirler. Davetlilerin çoğu bunu zırva olarak görüp, nezaketen izlese de Will bir şeylerin yolunda gitmediğinden emin olmaya başlar. İç güdülerine ve altıncı hissine güvenen kahramanımız, ruhsal durumundan ötürü kimse ona itibar etmese de davetlileri uyarma çalışır. Gece henüz yeni başlamıştır...


İyi; Oyunculuk ve gerilimli atmosfer olarak oldukça başarılı bir yapım. Seyirciyi sürekli ters köşe yapan kurgu ilgi çekici. Özellikle psikolojik gerilim filmleri sevenlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Gerilimi tırmandırmak için usulca ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı bir hal alabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

A Simple Plan (1998)

A Simple Plan (1998) 
Hank, deli dolu abisi Jacob ve onun kaba, bir o kadar da serseri olan arkadaşı Lou ile beraber yılbaşı arifesinde kasabaya gitmek üzere yola çıkarlar. Kışın en soğuk günlerinden birinde, zemini halı gibi kaplamış kar örtüsünün içinden ansızın beliren tilki kahramanlarımızın kaza yapmasına sebep olur. 
A Simple Plan (1998)
Kamyonetinin epey hasar almasınında etkisiyle, doğal koruma alınında olmalarını hiçe sayıp tilkinin peşine düşen, avlamadan geri dönmeyeceğini söyleyen Lou, ateş püskürtmektedir. Onu ikna edemeyeceğini anlayan Hank ve Jacob da mecburen arkasına takılmak zorunda kalır. Şans eseri ormanın hemen girişinde yere çakılmış vaziyette bulunan ve yüzeyi tamamen karlarla kaplı ufak bir uçak enkazını keşfeden kahramanlarımız meraklarına engel olamayıp, içeriye göz atmaya karar verirler. Muhtemelen kaza anında ölmüş bir pilotun dışında kimsenin bulunmadığı uçaktan büyük bir çanta çıkaran Hank, fermuarları araladığında hayatının en büyük piyangosuyla karşılaşır. Çanta ağzına kadar parayla doludur ve Lou ile Jacob daha şimdiden kutlamalara başlamıştır bile. Kimselere görünmeden şu an için sahipsiz olduğunu umdukları parayı yanlarına alan ve saymaya başlayan kahramanlarımız, rüyalarında bile göremeyecekleri tamı tamına 4.4 milyon doları ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Aralarında en aklı selim kişi olan Hank, bu paranın kendilerine ait olmadığını ve polislere teslim etmeleri gerektiğini söylese de hal böyleyken kimse oralı bile olmaz. Bunun üzerine parayı kendisinin saklayacağını ve aramaya kimse gelmediği takdirde eşit olarak paylaşacaklarını söyleyen Hank, eğer şartlarını kabul etmezlerse polis gidip her şeyi anlatacağı restinde bulunur. Hayatlarının fırsatı ayaklarına kadar gelmişken geri tepmek istemeyen ve Hank' in önerisini kabul etmek zorunda kalan Lou ve Jacob, bu konu hakkında eşleriyle dahi en ufak bir şey konuşmayacaklarının sözünü verip evlerine dağılırlar. En nihayetinde son derece basit olan plana sadık kalıp, en kısa süre içerisinde parayı paylaşmayı arzulayan kahramanlarımız, günler geçtikçe güvensizlik duygusuna kapılır ve paranın sevdasına düşerler. Birbirlerinin niyetlerini sorgular hale gelemeriyle de sözde basit plan giderek karmaşık bir hale bürünür...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve usta oyuncu kadrosuyla göz atılması gereken oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar keyifli, karakter seçimleri ve olay düğümü ilgi çekici. Giderek tırmanan gerilim seviyesi tatmin edici. Scott B. Smith'in romanındna uyarlanan ve sinemalaştırılan 'A Simple Plan' Sam Raimi'nin de yönetmen koltuğuna oturmasıyla üst düzey bir dram-gerilim filmi olarak göze çarpıyor. Romanın pdf versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Bu arada Scott B. Smith'ın başka bir romanından beyaz perdeye aktarılan bir başka eseri de 'The Ruins (2008)' yapımıyla karşımıza çıkıyor.
Kötü; Final daha farklı olabilirmiş...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)

La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013) 
- Bir kadınla yaşamak neye benziyor?
- Bir müzayedeye katılmak gibi. En yüksek teklif sizinki mi olacak
asla bilemiyorsunuz.
Virgil Oldman, dünyanın sayılı müzayede sunumcularından biri olup, antika sevgisiyle tanınan ancak ne yazık ki kariyerinin sonlarına yaklaşan, yakın çevresinin deyimiyle tam bir centilmendir. Lüks ve bir o kadar da şaşalı bir yaşam süren Virgil, müzayedelerdeki şöhretinin yanı sıra antika uzmanlığında da otorite olarak kabul edilmektedir. 
La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)
Günün birinde Virgil, Claire Ibbetson isimli gizemli bir bayanın evindeki bir takım kıymetli eşyalar için telefon açmasıyla, her gün ofisine gelen onlarca kıymetsiz ve zamanını çalan aramalardan biri olduğunu düşünüp görüşmeyi sonlandırmaya çalışır. En nihayetinde Claire'in epey dil dökmesi sonrasında bahsi geçen evi ziyaret etmeyi kabul eden kahramanımız, ön görüşme için son derece yoğun olmasına rağmen takvimini ayarlar. Ancak çeşitli aksaklıklar ve bahaneler sonrasında bir türlü Claire ile tanışmayı başaramaz, öyle ki bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmektedir. Claire'in sürekli olarak bir yardımcısı vasıtasıyla kendisiyle temas kurması ve doğrudan ortaya çıkmayıp gizemini koruması hali hazırda epey şaşırtıcıdır. Eve ulaştığında gerçekten de bir çok antika eşya ile karşılaşan ve ekspertizin ardından kataloglama çalışmalarına geçip büyük paralar kazanmayı uman Virgil, Claire'in deyim yerindeyse kendisiyle saklambaç oynamasından sıkılmaya başlar. Öte yandan evi ziyaretlerinde bir takım mekanik aksamlar bulan ve bunları gizliden gizliye toplamaya başlayan kahramanımız, asıl hazinenin bu olacağı hissine kapılmaktadır. Zaman zaman işinin düştüğü ve yardım almaktan çekinmediği, mekanikle oldukça haşır neşir olan yakın dostu olarak gördüğü Robert'ın atölyesine giden Virgil, gizlice topladığı parçaları birleştirmesini ister. Aynı zamanda bayanlarla her daim arası iyi olan Robert'dan Claire hakkında tavsiyeler isteyen kahramanımız, hayatında ilk defa bir bayana ilgi duyup ona nasıl yaklaşması gerektiğini sorgulamaktadır. Zamanla Claire'e duygusal olarak bağlanmaya başlayan Virgil, tavsiyelerin işe yaradığını düşünür ve ömrü boyunca hiç tatmadığı duyguları keşfetmeye koyulur. Hayatı boyunca antikaların gerçek mi sahte mi olduğu hususunda otorite sayılan Virgil, kendisini bambaşka bir sınavın ortasında bulur...


İyi; Oyunculuk, mekan seçimleri ve atmosfer olarak oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar hayata dair sosyal mesajlarla dolu.  Özetle gerek gizem seviyesi gerekse sanatsal kurgusuyla kesinlikle göz atılması gereken bir alternatif. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |

The Visit (2015)

The Visit (2015)
Annelerinin rahat bir nefes alması ve ufak bir tatil yapabilmesi için daha önce hiç görmedikleri büyükanne ve büyükbabalarının yanına gitmeye karar veren Tyler ve Becca, bir hafta vakit geçirmek pahasına yolculuğa ikna olurlar. Becca yanına kameralarını da alıp, hafta boyunca çekimler yaparak ufak bir aile belgeseli yapma niyetindedir.
The Visit (2015)
Yıllar önce bu evi terk edip ebeveynlerinden çok uzakta bir aile kuran ve bir daha geri dönmeyen annelerini, yeniden büyükanne ve büyükbabalarıyla bir araya getirip aralarındaki sorunları çözmeyi uman Becca, wi-finin olmadığı teknolojiden çok uzak bu kırsal evde vaktinin tamamını çekimler yaparak belgeselini oluşturmaya adar. Yapacak pek bir şey bulamayınca ablasına yardımcı olmaya karar veren Tyler'da kameramanlığa soyunur. Gündüzleri yaşlı ebeveynleriyle beraber hoş zaman geçiren kahramanlarımız, havanın kararmasıyla odalarına çekildiklerinde evde çeşitli gürültüler duymaya başlarlar. Ninelerinin garip davranışlar sergilemesi üzerine dedelerinden bir açıklama bekleyen gençler, doktorların gün batımı sendromu teşhisi koyduğunu öğrenirler. Hemen hastalıkla ilgili araştırmalar yapan Becca, bu durumun güneşin ve ayın ışığına karşı verilen nörolojik bir tepki olduğunu öğrenir. Dahası ilerleyen safhalarında uyum bozukluğu, gerginlik ve akli dengesizliklere yol açan bu hastalığın yaşlılarda sık bir şekilde ortaya çıktığını da öğrenmiş olurlar. Tyler'ın endişelenmemesi için ikna eden ve bunun bir yaşlılık hastalığı olup tamamen doğal olduğunu söyleyen Becca, kalan birkaç gecelerini de geçirip sonrasında eve döneceklerinin garantisini verir. Öte yandan dedelerinin bahçenin hemen dışında bir kulübede sık sık zaman geçirdiğini fark eden ve oraya girmeye karar veren Tyler, uygun zamanı beklemektedir. Havanın kararması ile odalarına çekilen kahramanlarımız, gecenin bir yarısında yine gürültülere uyanırlar. Bu kez cesaretlerini toplayıp odalarının kapısını açmaya karar veren Becca ve Tyler, bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir...

İyi; Signs (2002), The Village (2004), The Happening (2008) ve Devil (2010) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen M. Night Shyamalan imzası taşıyan bir yapım. Gizem seviyesi tatminkar.
Kötü; Kurguda bir takım kopukluklar mevcut ve bu durum filmin atmosferini de etkiliyor. Gerilim dozu yetersiz.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Temmuz 2016 | Etiketler : | | |

Mercy (2014)

Mercy (2014)
'Aşk beni mecbur etti'
Cehennem kapılarının üstündeki yazıt... Inferno (Dante)
Doğumundan itibaren sürekli kendisiyle ilgilenen ve en yakın arkadaşı olan anneannesi Mercy'e büyük bağlılık duyan George, uzun süredir onunla bir araya gelememenin üzüntüsünü yaşamaktadır. Mercy'nin yaşının da ilerlemesiyle bakım evine bırakılmasını hazmedemeyen George, artık hastalığında etkisiyle son günleri yaklaşan anneannesi görebilme arzusundadır. 
Mercy (2014)
İki oğluyla beraber hayatı göğüslemek zorunda kalan Rebecca ise annesi Mercy'nin bakım evinden ziyade evinde kendi yatağında olması gerektiğini düşünmektedir. George ve Buddy'i aldığı gibi annesinin evine yerleşen ve bakımını üstlenen Rebecca'yı zorlu günler bekler. Zira Mercy'nin kullanması gereken ağır ilaçlar bulunmakta ve zamanının çoğunu bilinçsizce yatağında geçirip, anlamsız sözcükler fısıldamaktadır. Dahası Hastur [1] denilen bir varlıktan söz eden Mercy, ondan kurtulabilmek için George'dan yardım istemektedir. Dedesi ile ilgili anlatılan şehir efsanelerinin aslını öğrenmek ve ailesinin geçmişindeki sır perdesini aralamak isteyen George, annesi ve amcasından yardım alamayacağını anlayınca kendi başına hareket etmeye karar verir. Eski fotoğraflarda anneannesi Mercy'nin elinde gizemli bir kitap olduğunu keşfeden kahramanımız, kitaba ulaşabilirse gizemi çözebileceğini düşünür. Öte yandan Mercy saldırganlaşıp  evde işler kontrolden çıkmaya başlamıştır.

İyi: Stephen King'in 1985 yılında yayınlanan kısa korku-gerilim derlemelerinin yer aldığı 'Skeleton Crew' kitabı içerisinde yer alan 'Gramma' isimli hikayeden uyarlanmış, metin ve kurgu olarak başarılı bir yapım. Oyunculuk,mekan seçimleri ve müzikler de tatminkar.
Kötü; Tam hikayede Hastur geçmiş ve Cthulhu mitosu'ndan ve  H.P. Lovecraft'dan bir şeyler görmeyi beklerken sıradanlaşan senaryo en büyük eksiklik. Ayrıca eski ev ve lanetli kitap gibi klişeler de orijinal olmayan hikaye ile birleşince sıkıcı olmaya başlıyor.
Dipnot; [1] Hastur: Cthulhu Mitosu'ndan bir varlık. Diğer adları: Tarif Edilemeyen, Adlandırılamayan, Assatur, Xastur, H'aaztre veya Kaiwan. İlk olarak Ambrose Bierce'ın kısa hikayesi Haïta the Shepherd (Çoban Haita)'da çobanların mülayim tanrısı olarak ortaya çıktı. H.P. Lovecraft'ın The Whisperer in Darkness (Karanlıkta Fısıldayan) kitabında (filme çevrilmiştir) kısaca bahsedildi.  Daha öncesinde Robert W. Chambers kendi hikayelerinde de hem insan hem de mekan olarak kullanmıştır. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Mayıs 2016 | Etiketler : | | |

La casa del fin de los tiempos (2013)

La casa del fin de los tiempos (2013)
İki oğlu ve kocasıyla beraber eski bir malikanede yaşayan Dulce, paranormal olayların yaşandığı gizemli bir gece sonrasında oğlu ve kocasını öldürmek suçundan hapsedilir. Aradan geçen uzun yılların akabinde cezasını ev hapsine çeviren ve halen gözünün önünden gitmeyen vahim olayların yaşandığı evine dönen kahramanımız, ömrünü hücrelerde çürütmesine sebep olan esrarengiz geceyi çözmeye karar verir.
La casa del fin de los tiempos (2013)
Eve geri dönüşünün ardından evi kutsamak ve kendisiyle sohbet etmek isteyen bir rahibe, yaşanan her şeyin sorumlusu olarak evi gösteren kahramanımız, olanları değiştiremeyeceğini ve artık hüznünü kalbine gömdüğünü söyler. Günlerinin çoğunu yalnız başına geçirmek zorunda kalan Dulce, ilerleyen yaşını da göz önüne alarak son zamanlarında huzuru bulmak istemektedir. Ancak eve dönmesiyle beraber yeniden anıları depreşmeye başlar. Koridorlarda sesler duymakta evde başkalarının da olduğu hissine kapılmaktadır. Öte yandan eve ziyaretlerini arttırmaya başlayan peder, Dulce ile arkadaş olabilme ve bu sayede ruhunu kurtarma çabasındadır. Dulce ise otuz yıl öncesinde gizemli bir şekilde ortadan kaybolan oğlunun halen evde bir yerlerde olduğunu düşünmekte, kendisini hayata bağlayan tek şeyin yeniden onunla karşılaşabilme umudu olduğunu söylemektedir. Geçmişinden bir türlü kopamayan Dulce, en nihayetinde kendisini anıların içerisinde bulur. Zamanın sonundaki evde gerilim giderek yükselmektedir...
Kıyamet günü geldiğinde, o gün zamanların son günüdür.
İyi; Görüntü ve tema olarak tipik lanetli ev konseptini çağrıştırsa da kesinlikle çok daha fazlasını vaat eden bir yapım. Zaman ve paralel evren kavramları içeren sürükleyici bir gerilim filmi. Mekan seçimi, tekinsiz atmosfer ve oyunculuk gayet başarılı. Özellikle hikayenin asıl kahramanı Dulce'nin zamanla süregelen karakter değişimi ve psikolojisi ilgi çekici şekilde yansıtılmış. Ön yargılarınızı bir kenara bırakarak göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Kasım 2015 | Etiketler : | | | | |

The Stranger (2014)

The Stranger (2014)
Gecenin bir yarısı gizemli bir adam (Martin), annesi Monica ile beraber yaşayan Peter'in kapısını çalar. Martin'in ağzından tek cümle süzülmektedir ve karısı Anna'nın burada yaşayıp yaşamadığını sorar. Peter ise Anna'nın burada olmadığını söyler ve Martin'e adresini verir. Kahramanımız yıllar evvel izini kaybettiği tek aşkı karısını hayata gözlerini yummuş, eski-harap bir mezarlığa defnedilmiş olarak bulur...
The Stranger (2014)
Anna'nın artık hayatta olmadığı fikrine alışmakta zorluk çeken Martin, gecenin bir yarısı bir grup kasabalı serserinin (Caleb ve arkadaşları) saldırısına uğrar. Kendini savunmak için gayret göstermek bir yana dursun, serserilerin oracıkta öldürmeleri için daha da kışkırtan kahramanımız bıçak darbeleri sonrasında ağır şekilde yaralanır. Caleb, Martin'i ölüme terk etmek üzereyken olan biteni uzaktan takip eden Peter çıkagelir ve gizli bir şekilde Martin'i evine götürür. Baygın haldeki Martin kendisine geldiğinde tedaviyi reddederek, sessizce ölmek istediğini dillendirir. Yardımcı olmak isteyen Monica'yı kanının zehirli olduğunu söyleyerek tersler. Öte yandan kasaba polislerinin de olaya dahil olması sonrasında Martin'i bıraktıkları yerde bulamayan Caleb ve arkadaşları iz sürmeye başlarlar. Olaylar kasaba şerifi ve aynı zamanda Caleb'in babası olan De Luca'nın da devreye girmesiyle deyim yerindeyse cadı-avına dönüşür. Saatler ilerledikçe giderek kan banyosunu andırmaya başlayan gece, Martin'in geçmişindeki bir takım kirli sırları ortaya çıkaracaktır...
İyi; Mekan seçimleri, oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı bulduğum vasatın üzerinde bir dram-gerilim filmi. Tipik vampir-kurtadam filmlerinin aksine aksiyondan ziyade dram yönüyle ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir yapım. Gerilim seviyesi tatmin edici.
Kötü; Kurguda sürükleyicilik anlamında bazı kopukluklar ve mantık hataları mevcut.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ekim 2015 | Etiketler : | | | |

Z for Zachariah (2015)

Z for Zachariah (2015)
Robert C. O’Brien'ın 1974 de yayımladığı 'Z for Zachariah' romanından uyarlama olan film, post apokaliptik bir ortamda geçen distopik bir hikaye. Ancak  gerek karakter ilişkileri gerekse samimi kurgusuyla düşündüren; tebessüm ettiren, zaman zaman rahatsız eden enteresan bir dram-gerilim filmi. 
Z for Zachariah (2015)
Nükleer savaş ve sonrasında radyoaktif sızıntı kaçınılmaz olarak dünyadaki yaşamı sona erdirmiştir. Su ve toprak da havadan gelen sızıntı sonrasında kontamine olmuş sadece insanlığın değil tüm biyolojik yaşamın günleri tükenmiştir. Böylesine post apokaliptik bir ortamda Yeni Zelanda'da kendi mikroklimasına sahip radyasyondan etkilenmemiş bir çiftlikte yaşayan Ann, inançlı bir kadın olmasına rağmen içten içe kendisini tüketmeye başlayan yanlızlığını köpeği Faro sayesinde telafi edebilmiş, kelimenin tam anlamıyla gerçek bir survivordır. Ailesinden kalan çiftlikte yaşamını sürdüren Ann, günün birinde büyük bir mucizeyle karşılaşır. Üzerinde astronot vari radyasyon koruyucu kıyafetleri olan gizemli bir adam (John) çıkagelmiştir. Ancak ne yazık ki John radyasyona maruz kalmış ve ayakta duramayacak kadar hastadır. John'u sorgusuz sualsiz insaniyet namına çiftliğine götüren ve iyileştirmek için elinden geleni yapan kahramanımız, bir bakıma sıkıcı yalnızlığından kurtulmak ve yıllar sonrasında kendisi için gerçekleşen mucizeye tutunup arkadaş edinmek amacındadır. Hızla geçip giden günler sonrasında John iyileşmeye başlar ve gücünü toplayarak yataktan kalkar. Ann'in yardımlarına ve kendisine olan ilgisine teşekkür etmek isteyen kahramanımız yaklaşan dondurucu kış soğuklarını düşünerek ona yardımcı olmayı teklif eder. Ann'in babasından kalan eski bir kiliseyi yıkarak elde edeceği odunlarla hemen çiftliğin yakınlarındaki akarsuya değirmen kurmayı düşünen John bu sayede çiftliğe elektrik getirerek sürdürebilir bir enerji kaynağı elde etmeyi ummaktadır. Başlarda babasından yadigar kiliseyi kesinlikle gözden çıkartmak istemeyen Ann, çok geçmeden başka şansları olmadığını anlar. Öte yandan uzun süredir madenlere yaşayarak hayatta kalmayı başardığını söyleyen Caleb isimli genç bir adam da çiftliğe ulaşmıştır. Caleb'a karşı Ann'in aksine her zaman şüpheyle yaklaşan John, yoğun ısrarlar sonrasında onun da çiftlikte kalmasına izin verir. Ann- Caleb ve John distopyanın ortasında yeni bir hayat kurmak için kollarını sıvazlayıp var güçleriyle kış gelmeden değirmeni inşa etmek için çalışırlar. Ancak Ann ve Caleb'in giderek yakınlaşması bazı dengeleri değiştirecektir...

İyi; Oyunculuk, karakter seçimleri ve kurgu gerçekten son derece başarılı. Drama yönü ağır basan ancak geriliminde sürekli tırmandığı kesinlikle izlemeye değer post apokaliptik bir yapım. Alt metinde ırk ve din üzerinden göndermeler barındıran, hiciv yapmaktan korkmayan özgün bir film.
Kötü; Kendi temposunda ilerleyen, bazı sahnelerde zaman zaman sıkabilecek bir yapım. İzleyicinin kafanızda ulaşabilecek soru işaretlerini cevaplamaktan ziyade kendi mesajlarını veren ve bu nedenle herkese hitap etmeyecek bir dram-gerilim alternatifi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Devoured (2012)

Devoured (2012)
Lourdes, hasta oğlu Oliver'ı ameliyat ettirebilmesi için gerekli olan parayı kazanmak adına memleketi El Salvador’dan New York'un yolunu tutmuş genç bir bayandır. Gözlerden uzakta köhne bir Fransız restoranında geceleri temizlik işlerini yürüten ve son derece kısıtlı paralar kazanan kahramanımız, tüm enerjisini oğlunu hayata döndürecek operasyon için para biriktirmeye yoğunlaştırmıştır.
Devoured (2012)
Yeteri parayı bulabilmek için tüm masraflarını minimuma çeken izbe bir dairede yaşayan Lourdes, işten vakit bulabildiği zamanlar belki de tek neşelendiği anlar olan El Salvador'daki annesini arayarak Oliver'in sesini duymaktadır. Bir an evvel operasyonu karşılayabileceği parayı bularak ülkesine dönmeyi uman kahramanımız canını düşüne katarak çalışmaktadır. Öte yandan yüzünün gülmemesi ve somurtkan görüntüsü nedeniyle kıskanç patronunun baskısına maruz kalmaya başlayan Lourdes, yoğun çalışma temposundan mı olsa gerek saatlerce tek başına düzenlemeye çalıştığı restoranda bir takım yanılsamalar görür. Sebepsiz yere lambalar patlamakta, bir takım eşyalar yer değiştirmekte ve özellikle restoranın bodrum katından ürkütücü sesler gelmektedir. Sürekli rahatsızlık vermeye başlayan gizemli bir adamın nefesini ensesinde hisseden kahramanımız iyiden iyiye fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmaktadır. Yoğun stres yetmezmiş gibi bir de paranormal olayların vuku bulması zaten nefes almakta zorluk çektiği hayatını daha da güçleştirir. Oğlunun onuncu yaş günü için ona ufak bir hediye gönderen Lourdes, yine çaresizce restoranın yolunu tutar. Ne var ki bu gece diğerlerinden çok daha uzun geçecektir...
İyi; Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen özellikle Marta Milans'ın oyunculuğuyla dikkat çeken, kurgu ve mekan seçimlerinin de ortalamanın üstünde olduğunu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi. Gizem seviyesi ve atmosfer de son derece etkileyici. Finale doğru giderek tırmanan gerilim tipik tek mekan konsepti için de ideal şekilde seyirciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü; Marta Milans'a ayak uyduramayan diğer oyuncular ve nispeten klişe senaryo...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Eylül 2015 | Etiketler : | | | | |

Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)

Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)
Kız kardeşi La Niña ile beraber Madrid'de köhne bir apartmanda yaşayan Montse,açık alan korkusu olan agorafobik bir kadındır.Çocukluk yıllarından beri kapının ardına bir adım dahi atmayı başaramayan kahramanımız,kardeşi ve kendi geçimini sağlamak için evini ufak bir konfeksiyon bürosu şeklinde işleterek hayatını kazanmaktadır.
Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)
Aynı zamanda abla-kardeş koyu bir katolik gelenekten kalma tutucu bir aile yapısına sahiptirler.Her ne kadar La Niña'nın doğumu sırasında annelerini kaybetmiş olmaları büyük bir talihsizlik olsa da yıllar sonra tekrar kader ağlarını örer ve bu sefer de savaş sırasında babalarını kaybederler.Sözün kısası abla-kardeş hayatı beraber göğüslemek zorunda kalırlar.La Niña okul çağlarına geldiğinde,ablasına tezat şekilde son derece özgürlüğüne düşkün bir karaktere bürünür.Ablasının aksine dışarıdaki dünyanın güzelliklerini görmekten kendisini alıkoyamayarak normal insanlar gibi rutin bir hayat sürmektedir.Aynı zamanda ablasının da dış dünya ile tek bağlantısıdır.Günün birinde La Niñaokuldayken,Carlos isimli üst kat komşularının merdivenlerden yuvarlanarak kan-revan içinde kapılarının önüne düşmesiyle Montse büyük panik yaşar.Komşusu olduğundan dahi haberi olmasa da insanlık gereği yardıma muhtaç adamı sürükleyerek evine alır.Onu yatağa yatırarak yaralarını temizler,kırılan bacağıyla ilgilenir.Carlos ayıldığında kendisine şefkatle yardım eden Montse'ye teşekkür eder ve artık daha fazla zahmet etmemesini ister.Telefonu kullanıp bir arkadaşını çağırarak onun yardımıyla evine gidebileceğini düşünmektedir.Öte yandan okuldan gelen La Niña,ablası saklamaya çalışsa da Carlos'un varlığından haberdar olur...
İyi;İspanyol yapımı filmler her daim farklı bir atmosfere sahip olurlar.Shrew's Rest'de bu anlamda sürükleyici kurguya sahip,1950'ler İspanya'sında geçen tipik dram-gerilim filmlerinden veri.Oyunculuk başarılı.Final sürpriz.Bu filmi sevenlerin Misery (1990) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Konsept olarak bu tarz psikolojik gerilim filmleri genel olarak durağan bir kurguya sahip olsa da daha hareketli bir ilk yarı,giderek yükselen tansiyon geçişi için de daha hoş olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Living (2014)

The Living (2014)
Kız kardeşi Molly'ye eniştesi Teddy'nin şiddet göstermesi üzerine artık bir şeyler yapmanın zamanı geldiğini düşünen Gordon,annesinin de baskılarına boyun eğerek tehlikeli planlar yapmaya başlar.İş arkadaşlarından birinin aracı olması üzerine eskiden mahkum olan kiralık bir katil (Howard) tutmaya niyetlenen kahramanımız,kamyonet almak için biriktirdiği tüm parasını bu işe harcamaya hazırdır.
The Living (2014)
Annesinin baskın karakterinden ötürü çocukluğundan beri pısırık bir görüntü çizip, söyleneni yapmaya meyilli olan Gordon;artık ipleri eline alıp,ablasına acı çektiren eniştesine büyük bir ders verme arzusundadır.Bu sayede annesine tek başına sorumluluk alabildiğini ve işleri yoluna koyabildiğini ispatlayabilecektir.Howard ile kısa bir telefon konuşması yaptıktan sonra onu ikna edebilmek için şehrin dışındaki gözlerden uzak evine kadar gitmek zorunda kalan Gordon,kendisini beklentilerinin epey uzağında bir ortamın içerisinde bulur.Agresif mizaçlı,soğuk bir adam olan Howard parasını aldıktan sonra yapamayacağım iş yoktur modundadır.Dahası tekin olmayan davranışları ve ansızın saman alevi gibi parlayan sinirli yapısıyla kontrol edilmesi güç bir karakterdir.Eniştesi Teddy'i öldürtmeye kararlı olan Gordon,kendisinin bu işi yapabilecek kadar cesareti olmadığı için burada olduğunu söylemektedir.Öte yandan Molly'den bir şans daha isteyen ve alkolü bırakacağına söz veren Teddy gerçekten de mesafe kat etmeye başlamıştır.Yeniden Molly'nin aşık olduğu adama dönüşmeye başlayan ve hal-hareketlerine çeki düzen veren kahramanımız sevgilisinin kalbini kazanabilmek için ne dese evet deyip,elinden geleni yapmaya kararlıdır.Molly'de ondaki gelişmeyi görmüş ve geri adım atmaya başlamıştır.Gordon-Howard ikilisi ise parayı almak ve anlaşmayı tamamlamak için şehrin yolunu tutmuştur...
İyi;Enteresan,kendine özgü bir çekiciliğe sahip,garip bir dram-gerilim filmi.Oyunculuk ortalamanın üstünde,kurgu sürükleyici.Duygu geçişlerinin etkili şekilde yansıtıldığı,çarpıcı diyalogların yer aldığı kayda değer bir yapım.Donnie Darko (2001),The Village (2004) ve The Cabin in the Woods (2012) filmlerinden hatırlayacağınız başarılı aktör Fran Kranz ve yine The House of the Devil (2009) ve Insidious: Chapter 2 (2013) ile ün kazanan Jocelin Donahue'ın da cast içerisinde yer aldığını ekleyelim.
Kötü;Finalin şaşırtıcılıktan uzak ve ön görülebilir olması başlıca eksiler. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Gone Girl (2014)

Gone Girl (2014)
'Eşimi düşündüğümde hep onun kafası gözümün önüne gelir.O güzel kafatasını kırıp beynini ortaya dökerek ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştığımı hayal ederim...'
Beşinci evlilik yıl dönümlerinin sabahında eşi Amy'nin gizemli bir şekilde ortadan kaybolması üzerine polisleri olay yerine davet eden Nick,büyük bir şok yaşamaktadır.Normal prosedürler gereği kişinin kayıp olarak ilan edilebilmesi için vakadan yirmi dört saat geçmesi beklenirken,Amy'nin kamuoyu tarafından tanınan ünlü bir yazar olması medyanın da vakit geçirmeden soruşturmaya dahil olmasına sebep olur.Nick'in soğukkanlı tavırları ve yüzünden eksik etmediği tebessümleri medyada geniş yankı bulur.Zira eşinin halen bulunamamasına rağmen umursamaz bir imaj çizen Nick,katil koca olarak görülmeye başlanır.Öte yandan polislerinde yeni deliller bulması ve olay mahalinde kan izleri keşfetmeleri araştırmayı başka bir noktaya taşır.Her fırsatta eşinin bulunması için elinden geleni yaptığını dile getiren ve Amy'nin anne-babasıyla birlikte basın toplantıları yapıp yardım isteyen Nick, kamuoyu tarafından inandırıcı bulunmaz. Zorlu bir dönem geçiren kahramanımız tek sığınağı olarak gördüğü kız kardeşi Margo'nun yanına taşınır.Tabii basında onunla beraber her adımını takip edebilmek için peşine takılır.Saatler ilerledikçe olay ülke çapında yankı bulmaya başlar ve artık ulusal kanaldadırlar...
Gone Girl (2014)
'Muhteşem Amy' isimli çocuk romanlarının yazarı olan Amy,en iyi üniversitelerden diploma sahibi,düzinelerce ödülle onurlandırılmış güzelliğinin yanı sıra zekasıyla her girdiği ortamda dikkat çekmeyi başaran bir iş kadındır.Dışarıdan bakınca pek çoğunun anlam veremediği gibi Nick gibi taşradan şehre yeni yerleşmiş kültürel olarak alt tabaka biriyle evlenmesi tahmin edileceği üzere Amy'nin popülerliğine epey zarar vermiştir.Evliliklerinin sonrasında kısa sürede Nick'in işini kaybetmesi Amy'nin ise kariyerinde durağan bir döneme girmesi ilişkilerinin giderek monotonlaşmasına sebep olur.Dahası yaşadıkları finansal zorluklar yetmezmiş gibi Nick'in annesinin hastalığı üzerine taşraya taşınmak ve ona yakın olma istediği Amy'le arasında yeni bir kriz doğurmaya gebedir.Şehri ve kariyeri geride bırakmak ve sahip olduğu şeylerden sürekli feragat ederek standartlarını düşürmek zorunda kalan Amy'nin,doğal olarak eşinin kendisine olan sevgisine emin olmaktan başka çaresi yoktur.Zira delicesine sevdiği Nick onun için bir tutkudur ve beraberken her şeyin üstesinden gelebileceklerini düşünmektedir...
Eşinin kaybolmasının ardından neredeyse bir hafta geçmesi ve hala soruşturmada mesafe kat edememeleri en çok da Nick'in hayatını alt üst etmektedir.Hemen her kanalda Amy gibi muhteşem bir kadını öldürmekle suçlanan ve medya baskısından ötürü dedektiflerin de özel hayatını allak bullak etmesi giderek yalnızlaşmasına sebep olmaktadır.Eşini öldürmediğini ve onun dışarıda bir yerlerde olduğuna inancı tam olan Nick kimilerini çıldırtacak cinsten sakinliğiyle toplumca nefret edilen birine dönüşmeye başlar.Söylentiler dudaktan dudağa yayılmakta,suçlayıcı bakışların altında ezilmektedir.Artık kız kardeşi Margo bile ona şüpheyle bakar olmuştur.Gerçeği ortaya çıkarabilecek tek kişi Nick'den başkası değildir...
İyi;Usta yönetmen David Fincher imzalı cezbedici bir dram-gerilim filmi.Oyunculuk,kurgu ve gizem üst seviyelerde.Kadın-erkek ilişkisine bakış açısı,keyifli diyaloglar ,ters köşeler ve daha fazlası...Pek çokları gibi ben de Fight Club sonrası Fincher'ın en iyi filmi olarak görüyorum.Fight Club'da olduğu gibi inanılmaz sürükleyiciliğe sahip zekice hazırlanmış kurgu,dahası sansasyonel bir final...Özetle 2014'ün en sıradışı en etkileyici yapımlarından biri.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Aralık 2014 | Etiketler : | | | |

Mindscape (aka Anna) (2013)

Mindscape (aka Anna) (2013)
John;görü yetisi sahibi,insanların hafızalarına inebilen başarılı bir dedektiftir.Kendisiyle benzer yeteneğe sahip dedektiflerle birlikte "Mindscape" isimli adli davalara bakan bir kurumda çalışan kahramanımız,eşinin ölümünün ardından işe ara vermek durumunda kalır.Ekonomik olarak zor günler yaşamaya başlayan John,henüz geri dönmeye kafa olarak tam hazır olmasa da patronu Sebastian'dan ilgilenebileceği bir dava ister.Sebastian'ın önerisi üzerine yemek yemeyen açlık diyeti yapan Anna isimli genç bir kızın sosyopat mı olduğu yoksa yaşadığı olası bir travma sonrası mı bu davranışa yöneldiğini araştırmaya koyulur.Özetle John'dan istenilen Anna'nın yeniden yemek yemeye başlamasıdır.
Mindscape (aka Anna) (2013)
Anna ile tanışmak için yaşadığı malikanenin yolunu tutan John,henüz ilk seansta davanın bahsedilenden çok daha komplike olduğunu hisseder.Son derece zeki bir kız olan Anna,John'un kelime oyunları ve tuzaklarını ustaca atlatarak dikkatini çekmeyi başarır.Zamanla sıkıcı terapilerden ziyade birbirlerine güvenen iki ahbaba dönüşen Anna ve John daha fazla vakit geçirmeye başlarlar.Anna,annesinin Amerika'nın en zengin ailelerinden birinin mensubu olduğunu ve üvey babasının(Robert) mirası bypass etmek için onu öldürmeye çalıştığını iddia etmektedir.Robert ise Anna'nın kişilik bozukluğu sorunları olduğunu ve şiddet eğilimi nedeniyle tam gün gözetim altında tutulacağı bir bakım evine sevk edilmesi gerektiğini söylemektedir.Dahası Anna'nın karıştığı bir takım gizemli olaylar ve okul yıllarında arkadaşlarına başından geçen kanlı olayda şüpheli görülmesi Robert'ı destekleyen diğer bilgilerdir.Öte yandan John'un  davayı almasına yardım eden Sebastian'ın Anna henüz çocuk yaşlardayken terapisti olması kahramanımıza kendisinden bir şeyler saklandığı düşündürür...
İyi;Son derece sürükleyici,oyunculuk ve kurgunun başarılı olduğu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi.Bu film sevenler benzer tarzdaki The Cell (2000) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Son bölüm sanki biraz aceleye getirilmiş gibi.Daha vurucu bir final olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Mayıs 2014 | Etiketler : | | | | |