Güncel İncelemeler;

Devil's Pass (2013)

Devil's Pass (2013)
2 Şubat 1959 gecesi dokuz dağcının ölümüyle sonuçlanan esrarengiz olay tarihte "Dyatlov geçidi vakası" olarak adlandırılır.Olayın geçtiği yer olan "Kholat Syakhl" Mansi dilinde ölüm dağı olarak çevrilmektedir.Olaya "Dyatlov" adının verilmesi ise dağcı grubun lideri olan Igor Dyatlov'e atfedilmesinden kaynaklanmaktadır.Esasında on kişiden oluşan ve 2 haftalık bir kamp için Ural dağının yolunu tutan gruptan bir kişi hasta olduğu için geri dönmüştür.Özetle ikisi kadın yedi erkek dağcı halen bilim insanlarının net bir açıklama getiremediği karanlık bir olay sonrasında yaşamlarını yitirmiştir.İşin garibi sıfırın altında yaklaşık 25 derece sıcaklığa rağmen bazıları çıplak şekilde bulunmuş,birisinin dilinin kesik olduğu bazı cesetlerin ise dışarıdan herhangi bir şiddet belirtisi olmamasına rağmen kaburga kemiklerinin kırık olduğunu saptanmıştır.Dahası üstlerinde yoğun miktarda radyasyon izine de rastlanmıştır.Bütün bunlara ek olarak olay yerine ilk ulaşan arama kurtarma ekibinden bir bayan sanılanın aksine dokuz değil onbir ceset saydığını söylemiştir.Dyatlov geçidi vakası halen sırrını korumaktadır...
Devil's Pass (2013)
Beş kişiden oluşan bir grup maceraperest Amerikalı genç,Ural dağlarına giderek "Dyatlov vakası" ile ilgili bir belgesel çekmeyi planlamaktadır.Jensen ve Denise liderliğinde organize olan kahramanlarımız yıllardır açıklanamayan gizemi çözmek için ellerinden geleni yapmaya niyetlidir.Yolculuklarını Kuzey'deki en son yerleşim birimi olan Vizhai'den Otorten Dağı'na kadar şekillendiren kahramanlarımız yıllar önce dokuz dağcının uğrayıp son biralarını yudumladıkları bara uğrayarak kendilerince totem yapmayı da ihmal etmezler.Birbuçuk günlük uzun bir tırmanışın ardından "Ölüm dağı"na ulaşan gençler havanın kararması sebebiyle kamp kurmak zorunda kalırlar.Sabah uyandıklarında ise kamp çadırlarının arasında sıradışı bir takım ayak izlerine rastlayan kahramanlarımız gerilmeye başlayacaktır.Ayak izleri insana ait olmadığı gibi bilinen herhangi bir hayvana da ait değildir.Bununla da kalmayıp aksilikler peş peşe gelmekte,üstlerinde bulunan tüm elektronik cihazlar bozulmaya başlammaktadır.Ne gps ne cep telefonu ne de pusula çalışmaktadır.Öte yandan kampın hemen yakınlarında sadece dışarıdan açılabilen eski bir Sovyet sığınağı kapısı keşfeden Denise ve Jensen grubun geri kalanını daha fazla panikletmemek için sessiz kalmayı seçer.Zira çekimler devam etmeli belgesel ne pahasına olursa olsun bitirilmelidir.Ancak çok geçmeden olayların daha da karmaşık hale gelmesi kapının ardında neler olduğunu sorgulamalarına neden olacaktır...

İyi;El kamarası teknikleriyle çekilmiş özellikle son bölümü ve finaliyle gerilim severlerin ilgisini çekebilecek başarılı bir alternatif.Gizem seviyesi tatmin edici,İlk yarısı itibariyle kurguda akışkanlık sorunları olsa da son çeyrek gerçekten sürükleyici ve iddialı.Hafızalara kazınabilecek kaliteli sahnelere sahip.Mekan seçimleri muazzam.
Bazı yararlı linkler;Dyatlov geçidi veya En Büyük Sır,Philadelphia Deneyi
Kötü;Oyunculuk vasat,büyük bir bölümü durağan tempoda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Grave Encounters 2 (2012)

Grave Encounters 2 (2012)
Alex,korku sinemasına gönülden bağlı başarılı bir öğrencidir.Dört yakın arkadaşı ile birlikte 'teen slasher' formatında,insanları gerçekten korkutacak bir şeyler yapma uğraşında olan kahramanımız öte yandan da yakın zaman önce Amerika'da sükse yapan "Grave Encounters" yapımı üzerine,nasıl bu kadar ilgi çekebildiği  sorusu eksenli çalışmalar yapmaktadır.Paranormal Activity,The Blair Witch Project gibi gerçek olaylardan esinlenerek çekildiği iddia edilen filmleri inceleyen Alex,youtube kanalı vasıtasıyla gizemli bir hayran edinir.
Death Awaits nickli yabancı Alex'in Grave Encounters filmi üzerinde yoğunlaşmasına teşvik edici bazı ufak ipuçları vermektedir.Sürekli yeni mesajlar ve ilgi çekici bilgiler yollayan 'Death Awaits' bahsi geçen sahnelerin çekildiği Kanada'da bulunan akıl hastanesine gelmeleri durumunda içeri girmelerine yardım edeceğini de söylemektedir.Film tamamlandıktan sonra oyunculara bir daha ulaşılamadığı ve o günden beri kayıp oldukları söylentisi Alex ve arkadaşlarının epey dikkatini çekecektir.Kahramanlarımız bitirme projelerini ve uzun süredir uğraştıkları senaryolarını askıya alarak,Grave Encounters film ekibi hakkında belgesel niteliğinde bir çalışma yapmaya karar verirler.Ancak cast ekibinden hiç kimseye ulaşamayan gençler soluğu yapımcının yanında aldıklarında ise gerçekten de çekim sürecinde bazı karanlık noktalar olduğundan şüphelenmeye başlarlar.Öncesinde absürt efektler ve komik makyajlardan oluştuğunu düşündükleri filmin çok daha fazlasını içinde barındıran sahiden de metafizik olayların eşiği,asla girmemeleri gereken bir yer olduğunu anladıklarında ise artık her şey için çok geç olacaktır...


İyi;Serinin başarılı bulduğum ilk yapımının ardından,benzer bir kurgu ile kelimenin tam anlamıyla devam niteliği taşıyor.Akıl hastanesinde geçen sahneler gerilim yönünden tatmin edici.Grave Encounters (2011) incelemesi için tıklayınız.
Kötü;İlk yarısı itibariyle epey sıkıcı.Açıkçası ilk filmin üzerine beklenti anlamında pek de birşey koydukları söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

The Bay (2012)

The Bay (2012)
Tipik dünyanın sonu-yok oluş konseptine benzer şekilde,son dönemlerde küresel ısınma ve biyolojik kirlenmeyi ön plana çıkaran ekolojik felaket temalı yapımlardan biri olan "The Bay" el kamerası çekim teknikleri ve belgesel tadındaki kurgusu ile izlemeye değer alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Maryland'da bulunan Chesapeake körfezi etrafında yer alan küçük bir kasabada 4 Temmuz kutlamaları dolayısıyla hoş bir telaş baş göstermeye başlamıştır.Belediye başkanının günler öncesinden katılımı arttırmak için yoğun çabalarına rağmen,oldukça sakin bir mazisi olan  kasabada son dönemlerde kanlı ölümler gerçekleşmesi ahaliyi epey panikletecektir.Dahası sağlık kurumlara sürekli olarak deride kabarmalar,iç organlarda rahatsızlıklar gibi şikayetlerle akın eden kasabalılar doktorlar ve araştırımacıların sorunu teşhis edememeleri ile gergin bir bekleyişe çekileceklerdir.Öte yandan 4 Temmuz için bölgeye gelen bir grup gazeteci de olan biteni kaydetmektedir.
İki okyanus bilimcinin balık popülasyonları üzerinde incelemeleri sonrasında parazitik bir bakteri türünün yoğun şekilde çoğalarak ekosistemi tehdit ettiğini düşüncesi,daha fazla örnekle kompleks çalışmalar yapılması gerektiği gerçeğini ortaya çıkaracaktır.Su altı bitkilerinin yok olmaya başlaması,zararlı bakterilerin hem mevsimsel olarak sıcaklığın etkisiyle hem de kasabanın besin ihtiyacını karşılayan kümes hayvanı çiftliğinin atıklarının denize verilmesi ile aşırı derece de artışa geçtiklerini düşünmektedir.Bu arada kasabada hemen herkeste sağlık problemlerinin nüks etmesi ve halen tıbbi olarak çözümler bulunamaması tahmin edilenin çok daha ötesi bir felaketin kapıya dayandığını göstermektedir...

İyi;Found footage olarak adlandırılan son dönemlerde revaçta olan film türlerinden biri.Genel olarak gerçek bir olaydan esinlenildiği iddiası ile belgesel havasında geçen;kısa kamera kayıtlarının birleştirilmesi ile oluşan toplama bir çalışma olarak lanse edebiliriz..Ee tabii hal böyle olunca profesyonel oyunculuktan vs bahsedilmek mümkün değil.Değerlendirilmesi gereken nokta işin gizem ve gerilim ekseni.Gerilim olarak tatmin edici...
Kötü;Belgesel tadında bir yapım olduğu için atmosferin oldukça sıradan olduğunu söyleyebilirim.Gerilim seviyesi fena olmasa da biraz daha aksiyon ve gizem vaad edebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

The Tunnel (2011)

2000'li yıllarla beraber Avustralya yapımı korku-gerilim ağırlıklı yapımların epey ses getirdiğini,şahsi fikrim olarak da Hollywood korku sinemasıyla sırasıyla Uzakdoğu,İspanya,Fransa derken şimdi de onların rekabete başladığını söyleyebilirim."The Tunnel" her ne kadar aynı dönemde vizyona giren Grave Encounters filmine yakın kurgusuyla ilgi çekmeyi başarsa da (tabii bu arada el kamerası çekim teknikleri ve uzun karanlık koridorlarda geçen kovalamacalar ortak nokta) her iki yapımda da hikayenin gerçekte yaşanmış olaylardan esinlenerek oluşturduğu iddiası (?) seyirciyi yakalamak için tasarlanmış klişe bir hile görüntüsünde.
2007 yılında Sydney hükümeti büyük bir proje olarak duyurdukları terk edilmiş tünellerin metro için kullanımı fikrinden ansızın,sebep göstermeksizin vazgeçmiştir.Geçmişten günümüze yer altındaki bu saklı tünellerle ilgili epey şehir efsanesinin kol gezdiği ülkede,hükümetin de sessiz kalarak işin içinden çıkması çeşitli basın yayın organlarının dikkatlerinden kaçmamıştır.Olayı kamuoyunun bilgisine sunmak ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmak için yola koyulan Warner ve üç gazeteci arkadaşı ise kötü şöhrete sahip dipsiz,karanlık tünellere girmeye karar verir.Yanlarına aldıkları kameralar ve karanlıkta işlerini kolaylaştıracak el fenerleri ile yasadışı yollardan tünele giren kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz umarsızca bir yolculuğa çıkarlar...
Ellerindeki harita ile kaybolmadan etrafa göz atmaya çalışan Warner ve ekibi labirenti andıran tüneller içerisinde korku dolu anlar yaşamaya başlarlar.Dahası görüntü almak için mola verdikleri dar bir odada tuhaf olaylar cereyan eder.Aralarından biri gizemli şekilde sırra kadem basmıştır...


İyi;Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen,gerek el kamerası çekim teknikleri gerek metro (karanlık konsepti) başarıyla yansıtılmış.Oyunculuk fena değil,kurgu akıcı şekilde ilerliyor.
Kötü;Gerçek olaylardan uyarlama teranesi,bazı sahnelerde etkileyicilikten uzak efektler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Megan Is Missing (2011)

Yaşanmış olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığı iddia edilen yapımlardan biri olan "Megan Is Missing",el kamerası çekimlerinin ağırlıkta olduğu dram yönü gözlerden kaçmayan orta karar bir gerilim filmi.Öyle ki aralarda bol bol sosyal mesajlar içeren filmde;ansızın ortadan kaybolan 14 yaşında Megan isimli genç bir kızın ve hemen bu olayın akabinde en yakın arkadaşı olan Amy'nin sırra kadem basması ana temayı oluşturuyor.
Okulun popüler kızlarından biri olan Megan;sorunlu çocukluk döneminin ardından kafası karışan,rüzgar nereden eserse o tarafa sürüklenen bir kızdır.Tamamen tezat karaktere sahip olan Amy ise nispeten daha iyi bir aileye sahip ancak arkadaşları yönünden epey şansızdır.Dostukları okuldaki diğer arkadaşlarını rahatsız etse de buna pek aldırmayan kahramanlarımız günün birinde internet üzerinden Josh isimli bir gençle tanışırlar.Web kamerasının arızalı olduğunu söyleyerek gönderdiği fotoğrafı ile yetinmelerini isteyen Josh,o yaşlarda birine göre oldukça soğukkanlı ses tonuna ve sakin bir mizaca sahiptir.Çevresinde hep aynı tiplerin olmasından sıkılmaya başlayan Megan;kaykay yapan,su sporlarını sevdiğini söyleyen Josh ile internet üzerinden sık sık sohbet ederek yakınlaşmaya başlar.
Daha yüz yüze tanışamasalar da Josh hakkında olumlu izlenime sahip olan Megan,günün birinde buluşma teklifi ile epey heyecanlanır.Lakin ailesi ve arkadaşlarından habersiz buluşmaya giden kahramanımız sırra kadem basacaktır.Megan'ın ortadan kaybolması ile büyük üzüntü yaşayan Amy,onun Josh ile birlikte olduğunu düşünmektedir.Ama yine de öncesinde her saat başı konuştuğu en samimi arkadaşı Megan'ın haber vermeden gitmesi başına kötü bir şeyler gelebileceği hususunda Amy'i tedirgin etmektedir.Aradan yaklaşık bir hafta geçmesi ile polislere yardım etmeye karar veren Amy,ansızın hayatlarına giren Josh ismi üzerinde durur...


İyi;Eh işte denebilecek yapımlardan biri.Tarz olarak rahatsız edici öğeler içerse de verdiği sosyal mesajlar bakımından başarılı olduğu söylenebilir.Arayan bulur önermesi o yolun yolcusu ile birleşince umarsızca başlayan bir macera beklenildiği gibi sonlanmayabilir.Bu filmi sevenler için korku-gerilim yönü oldukça ağır basan The Poughkeepsie Tapes (2007) yapımını da izlemenizi tavsiye ediyorum.
Kötü;El kamerası çekim teknikleri,gerçek olaydan uyarlama zırvası...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

The Poughkeepsie Tapes (2007)


The Poughkeepsie Tapes (2007)
Ne amaçla yapıldığını tam olarak kavrayamadığım,belgesel havasında ilerleyen tipik seri katil hikayelerinden farklılaşan bu yapımı kategorisiz filmler klasmanına dahil ediyorum.Öyle ki baştan sona anlaşılabilir konu bütünlüğüne sahip olmayan,aynı şekilde bittiğinde nasıl bir önerme ile sonlandığını kestiremediğim tuhaf bir yapım olduğunu söyleyebilirim. 
Sözde fbi arşivlerindeki videolardan yola çıkarak belgesel tadında,adının Ed olduğu (?) bilinen seri katilin Poughkeepsie kentinde yaptığı sadistçe eylemler irdeleniyor.Gerçek kimliği asla ortaya çıkarılamayan Ed hakkında dişe dokunur bilgilere sahip olunmamakla beraber yakın zamanda hayatını alt üst eden bir olay sonrasında ölümcül eylemlere giriştiği tahmin ediliyor.Halihazırda ilk kurbanını seçerken en savunmasız olanı tercih etmesi bu bulguları güçlendirse de öte yandan kademeli olarak sürdürdüğü cinayetlerin sürekli farklı yöntemler ve kriminallerin değişiyle katil profilinin aşama göstermemesi (ilk cinayetlerinden sonlara doğru kronolojik olarak hep belli bir standartı olması) dolayısıyla tam olarak nasıl bir suçlu karakteri taşıdığı kestirilemeyen Ed,bütün polis teşkilatını peşine takmayı başarmıştır. 
Sıradan bir seri katilden oldukça farklı kabiliyetleri sahip olan Ed,gerek cerrahi beceri gerekse kurban seçimlerindeki homojenlikten ötürü belli bir kalıba sığdırılamamıştır.Zaten halen yakalanamamasının da sebebi budur.Cinayetlerini tiyatral bir havada işleyerek polislerin de haberi olmasını sağlamak için bodrumunu kullandığı ve hunharca eylemlerde bulunduğu evlerinden birinin keşfedilmesini sağlayarak canice cinayetlerinin kasetlerinin bu sayede kamuoyuna duyurulmasını sağlamıştır.İyi eğitim aldığı,adli ve cerrahi olaylarda bilgisi olduğunu tahmin edilen tüm zamanların en ilginç seri katili halen amansızca aranmaktadır. 

İyi;Buhranlı bir atmosferle sahip.Rahatsız edici yapımlar arasında yer alıyor.Tipik seri katil filmlerinden uzaklaşarak ilgi çekici bir konsepte ulaşıyor. 
Kötü;Belgesel yarım kalmış havası hissediliyor.Zaten kurgunun dağınık ilerlediği yapımda ucu açık olarak sonlanan final hayal kırıklığı yaratabilir. 
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Grave Encounters (2011)

Lance liderliğinde bir grup maceraperest arkadaş lokal bir kanalda Grave Encounters isimli reality show çekimleri ile uğraşmaktadır.Daha önce çekilen beş bölümün ardından daha iddialı bir yapımla seyircinin karşısına çıkmayı planlayan Lance,geçmişte akıl hastanesi olarak kullanılmış,enteresan paranormal hikayelerin süregeldiği mekanı altıncı bölüm için tutmuştur.Binanın bekçisinden yardım alarak ekip arkadaşlarıyla beraber kendisini 24 saat akıl hastanesine kilitleyecek olan kahramanlarımız bakalım bu süreç sonunda seyircilerin ilgisini çekebilecek esaslı bir hayalet hikayesi oluşturabilecek midir?
Bekçinin binanın tarihçesine ilişkin verdiği bilgilere dayanarak hastaneye sıkışmış bazı ruhların var olabileceği sıcak noktalar olarak adlandırdığı bölgelere kameralar yerleştiren kahramanlarımız,havanında kararması ile bekçinin kapıyı dışarıdan kilitlemesini isteyerek çekimlere başlamıştır.Ses ve ışıkla ilgilenen birkaç kişi,uyduruk bir medyum ve kameramanlardan oluşan ekibiyle işe koyulan Lance,havanın kararması ile zifiri karanlığa çalan hastane koridorlarında ekibiyle dolaşmaya başlayacaktır.Daha önce çektikleri bölümlerde asparagas hikayeler ve ses-ışık oyunlarıyla ilgi çekmeyi başaran kahramanlarımız,her şeyin rutin başladığı altıncı bölümde maalesef inanılmaz korkunç bir hikayenin parçası olacaklar...
Binanın ana kapısının çevresine konuşlanarak sıcak noktalardan gizemli görüntülerin monitörlerine yansımasını bekleyen gençler,çok geçmeden insanın kanını donduracak olayların içinde bulurlar kendilerini.Dahası kameraman arkadaşlarından birisi tuhaf bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Zamanla korkudan iyice paranoyaklaşan kahramanlarımız,bekçinin kilitlediği kapıyı kırarak dışarıya çıkmak istedikleri asıl sürprizle karşılaşacaklar.Garabet sesler ve yansımalar gören kafilemiz haber yapmaya gittikleri mekanda haber olmaktan öteye gidemeyecekler...

İyi;Oldukça ilgi çekici sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.Kurgu sürükleyici,mekan zaten kafadan tuhaf :D Bu filmi sevenler The Tunnel (2011)'i de izlemeli..
Kötü;Bazı mantık hataları yok değil.Ayrıca bazı sahneler epey abartılı.
Gereksiz;Klişe başlangıç.Gerçekte yaşanmış bir olayın sinemalaştırılması blehh..
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

[Rec] ² (2009)

İlk yapımın elde ettiği şaşırtıcı başarının ardından yapımcıların kolları sıvadığı serinin devam filmi,gerçek anlamda devam kelimesinin karşılığını veriyor.Keza ilk filmin bittiği yerden başlayan yapım;yine kaosun hakim olduğu,karantina altına alınmış binaya özel tim ve yanlarında bir doktorun içerisi girmesi ile şekilleniyor.Emir yetkisinin ise doktorda olması tabii biraz şaşırtıcı hani...
Dr.Owen'ın emirleri ile binaya girdikleri gibi etraftaki kan-revana rağmen çatı katına çıkan özel timimiz,kendilerini neyin beklediğinden habersizdir.Daireye girmeleri ile beraber burasının çeşitli bilimsel çalışmalara ev sahipliği yapan,garip izbe bir mekan olduğunu düşünen ekibimiz,Owen'ın emirleri ile araştırmalara devam etmektedir.Ancak alt katlardan gelen ürpertici sesler üzerine inisiyatif alan özel tim,seslerin geldiği daireye girdiklerinde enfeksiyon geçirmiş başkalaşmış insanların saldırısına uğrayacaktır.Dahası arkadaşlarından biri de ısırılarak onlardan birine dönüşmüştür.Bu nasıl bir virüstür ki saniyeler içerisinde etki ederek enfeksiyona neden olmaktadır.
Yaşadıkları şokun akabinde Dr.Owen'ın emirleri ile yeniden çatı katına dönen kahramanlarımız,bu sırada tavan arasında dolaşan enfekte olmuş küçük bir çocuğun saldırısına uğrayacaktır.Gerçekte neler olduğuyla ilgili Dr.Owen'ı sıkıştırmaya başlayan özel tim,en nihayetinde olan biteni algılayacaktır.Dr.Owen özel yetkileri olan bir rahiptir.Arkadaşı Peder Albelda şeytani ruhların saldırısına uğrayan küçük bir kız(ilk filmde kayıp olan hani) üzerinde çalışmalar yapmaktadır.Onun kanından özüt elde ederek bir çeşit panzehir yapmak üzereyken görevinde başarısız olmuştur.
 Şeytani ruhu bünyesinde taşıyan kız ise kurtulmanın bir yolunu bularak ısırdığı diğer insanlara ruhunu aktarmaktadır.İşte bu noktada görevlendirilen Owen,Albelda'nın şeytani ruhun ilk sahip olduğu kızdan elde ettiği kan serumuna ulaşmalıdır.Ancak bu şekilde şeytani ruhun istilasını ve yayılmasını engellenebilir.Yani olaylara bir virüsün sebep olabileceği düşüncesi dışarıdaki telaşlanan kalabalığı oyalamak için uydurulmuş bir palavradan farksızdır.Asıl senaryo çok daha tehlikelidir....
Binada yalnız olmadıklarını anlayan Owen ve özel timden sağ kalanlar :D,koşuşturan bir grup gencin varlığından haberdar olurlar.Bu cehennemden kurtuluş emrini verebilecek tek kişi olan Owen'ın ise ilahi amacından geri dönmeye hiç de niyeti yoktur.Ansızın ortaya çıkan sürpriz isim ise olayları farklı bir boyuta taşıyacaktır.



Serinin ilk filmi [Rec] (2007) için tıklayınız !
İyi;İlk filmin klişe havasına biraz daha mistik bir atmosfer katılmış.Bence çok da iyi olmuş hani.Gerilim yine doruklarda.
Kötü;Final daha farklı kurgulanabilirdi.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;