Güncel İncelemeler;

The Evil Within (2017)

The Evil Within (2017)
Çocukluk yıllarından beri geceleri düzenli uyuyamayan ve korku dolu kabuslar gören Dennis, zamanının çoğunu evde geçirmek zorunda kalan zihinsel engelli bir gençtir. Henüz dört yaşındayken, annesiyle beraber gittiği bir lunaparkta, korku tüneline girmesiyle kabuslarının başladığını anımsayan kahramanımız, ailesinden arda kalan tek kişi abisi John ile yaşamını sürdürmeye devam etmektedir. 
The Evil Within (2017)
Dennis, her ne kadar insanlara nazik davranıp, elinden geldiğince sosyal olmaya çalışsa da, görünüşünden ötürü insanların kulaktan kulağa fısıldaşıp, alay ettiklerini hissetmektedir. John ise kardeşinin kendi sorumluluğunda olduğunda ısrar edip, kız arkadaşı Lydia' nın aksine velayetini sosyal hizmetlere vermeyeceği hususunda kararlıdır. Evde beslediği hamsterlarından başka arkadaşlık edebileceği kimsesi bulunmayan Dennis, John' un hediye ettiği kocaman antik bir aynayı odasına yerleştirir. Çok geçmeden aynada bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eden Dennis, bir türlü yakasını bırakmayan kabuslarının daha da dehşet verici bir hale büründüğüne şahit olur. Aynada şeytani bir varlığın yaşadığını keşfeden kahramanımız, kabuslarına son vermek pahasına denilenleri yapmaya başlar. John ve Lydia' nın kendisinden kurtulmak istediğini düşünen ve yalnız kalmaktan çekinen Dennis, yeni hobi ve uğraşlar edinmeye başlar. Kardeşinin adli tıp, tahnit gibi konulara merak sardığını fark eden John ise bodrum katından gelen kokulardan bir şeylerin yolunda gitmediğini sezinlese de, Lydia ile daha fazla vakit geçirebileceği için bu durumu pek de önemsemez. Öte yandan evde kendisine ufak bir atölye kuran ve abisinin içeri girmesini istemeyen Dennis, gözlerden uzakta insanlara aptal olmadığını kanıtlama uğraşındadır. 
İyi; Resident Evil ve Silent Hill benzeri, oyundan uyarlama bir film olan yapım, beklentilerimi karşıladı diyebilirim. Senaryo olarak hayal, fantazi ve gerçeklerin sık sık birbirine girdiği, karmaşık bir kurgu izlenimi verse de türü sevenler için aşina olunan bir durum. Alt metni olan, gizem seviyesi tatmin edici, başarılı bir korku-gerilim filmi. Atmosfer olarak H. P. Lovecraft kitaplarındakine benzer bir tat aldığımı ekleyeyim.
Kötü; Görsel efektler bir tık daha iyi olabilirdi. Silent Hill vari fantastik canavarlar daha karanlık ve başarılı modellenebilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Mayıs 2017 | Etiketler : | | |

The Void (2016)

The Void (2016)
Deneyimli polis memuru Daniel, gece nöbeti devriyesi sırasında karşısına çıkan yaralı genci bir an evvel hastaneye yetiştirmek için aceleyle yola koyulur. Gencin şiddetli kanaması olduğunu fark eden kahramanımız, yakın olmasından ötürü -bir süredir taşınma hazırlıklarından dolayı tam kapasite hizmet veremeseler de- Marsh Country acil bakım ünitesini tercih eder. 
The Void (2016)
Acil bakım servisinde sadece tek doktor ve biri stajyer olmak üzere iki hemşireyle karşılaşan Daniel, hastayı kurtarabilmek için ellerinden geleni yapmaları ister. Hastanenin tecrübeli hekimi Dr. Powell, hastanın hikayesini öğrenip ona göre tedavi uygulamak istese de ansızın gerçekleştiği için anlatacak pek bir şeyi bulunmayan Daniel yardımcı olamaz. Öte yandan revirde yalnız olmayan kahramanlarımıza, doğum için bekleyen bir bayan ve büyük babası da eşlik etmektedir. Çok geçmeden hastanın üzerindeki kanların ona ait olmadığının tespit edilmesi ve hastanede bir takım tuhaf olayların ortaya çıkması bir anda ortamın buz kesmesine sebep olur. Dahası telefonlar ve telsizler de çalışmaz olmuştur. Etrafı kolaçan etmek için dışarı çıkan Daniel, garip kostümlü radikal bir grubun saldırısına uğrar ve arabasına ulaşıp yardım çağıramadan hastaneye dönmek zorunda kalır. Bu sırada oldukça agresif görünümlü, silahlı iki kişi de başlarının belada olduğunu söyleyerek hastaneye sığınır. Hastalardan bazılarının saldırgan tavırlar sergilemesiyle giderek kontrolü kaybeden Daniel, bodrum katından gelen bir çağrı sonrasında neler olup bittiğini anlamak için Dr. Powell' ı aramaya karar verir. Son mermileri ve ellerine geçirdikleri silahlarla bodrum katındaki morga ilerleyen Daniel ve kader ortakları, kendilerini dehşet dolu başka bir boyutun kapısında bulurlar. En derin korkularla yüzleşmek zorunda kalan ve çok geçmeden cephanesiz kalıp, kapana kısılan kahramanlarımız çaresizliği iliklerinde hissetmeye başlarlar. Sır perdesini aralamak ve düğümü çözmek için kararlı olan Daniel, nasıl bir belayla karşı karşıya olduklarının bilincinde değildir. İşin kötüsü gece henüz yeni başlamıştır...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve tekinsiz atmosferiyle başarılı bir korku-gerilim filmi. Daha çok 80'li yıllar korku furyasının hakim olduğu senaryo, John Carpenter, Clive Barker ve Stuart Gordon gibi usta isimlerin yapımlarını anımsatıyor. H.P. Lovecraft kitaplarındaki fantastik yaratıklar, Silent Hill vari canavarlar ve bol kanlı cesur sahneleriyle izlemeye değer retro bir alternatif. Tabii olayların hastanede geçmesi de korku-severler için bir başka artı. Kült filmlerden hoşlananlar için nostalji kokan, gizem seviyesi yüksek bir seçenek.
Kötü; Konsept olarak çoğu korku- gerilim öğesinden azar azar olsa da ne yazık ki hiç biri tam değil...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Constantine (2005)

Constantine (2005)
John Constantine; günahlarından arınmak ve bağışlanıp cennetin yolunu tutmak için iblisler ve şeytanlarla savaşan, tanrı vergisi yetenekleri olan orta yaşlarda bir adamdır. On beş yaşından beri günde otuz sigara içtiği için akciğer kanserine yakalanan ve günleri sayılı olan kahramanımız, doğuştan gelen yetenekleri sayesinde normal insanların göremediği metafizik canlıları görebilmekte ve dahası kendi cennetini kazanabilmek için onlarla savaşmaktadır.
Constantine (2005)
 Son zamanlarda çevresinde daha öncesinde hiç olmadığı kadar büyük bir ruh geçişi olduğunu gören ve durumdan kaygılanan Constantine, şeytanın yeni bir oyun kurguladığını düşünmektedir. Öte yandan yakın arkadaşı ve aynı zamanda şoförü olan Chas ise Constantine her ne kadar onu bu işlerden uzak tutmaya çalışsa da en büyük yardımcısı olmayı sürdürmektedir. Günün birinde ikiz kardeşi Isabel' in intihar etmesi üzerine detaylı bir araştırma yapmaya koyulan Dedektif Dodson ise güçlükle bulduğu ip uçlarının peşinden gitmektedir. Isabel intihar ettiğinden ötürü Katolik kilisesinin defin işlemleri için onu kabul etmemesine sinirlenen ve durumu onur meselesi haline getiren Dodson, ikizinin intihar etmediğini bir şekilde metafizik güçler tarafından ele geçirilip ölüme sürüklendiğini savunmaktadır. İkizinin intihar ettiği hastanenin görüntü kayıtlarını inceleyen kahramanımız, araştırma yapmak için gittiği kilisede Constantine ile yolları kesişir. Isabel' e ne olduğunu öğrenmek için Constantine' den yardım uman Dodson, karşısında kendisine dahi faydası olmayan bir adamla karşılaşır. Çok geçmeden aralarındaki buzları eriten ikilimiz, Constantine' in hikayesinden kendi hayatından parçalar gören Dodson' ın da ona dürüst davranmasıyla birlikte en nihayetinde beraber hareket etmeye başlarlar. Çocukluğundan beri Dodson' da metafizik şeyleri görebilmekte ve aynı ikizi Isabel' de olduğu gibi tanrı vergisi bu yeteneği yüzünden zaman zaman korkunç, ürpertici anlara şahit olmaktadır. İblislerin hiç olmadığı kadar yer yüzünde rahatça hareket ettiklerini gözlemleyen ikilimiz, şeytanın planları olduğunu düşünürler. Öte yandan karanlık ve kötülük dünyayı esir almaya başlamıştır bile...

İyi; Tipik şeytan- şeytani güç temalı, güçlü oyuncu kadrosu ve sürükleyici kurgusuyla göz atılması gereken bir yapım. Atmosfer ve mekan seçimleri de başarılı. Son olarak müzikler ve dönemine göre fantastik animasyonlar da diğer artılar...
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

Before I Wake (2016)

Before I Wake (2016)
Jessie ve Mark çifti, minik oğullarını ihmalden kaynaklanan bir kaza sonrasında kaybetmeleriyle hezeyan dolu depresyona sürüklenirler. İlişkilerini kurtarabilmek ve yeni bir başlangıç yapabilmek için sosyal hizmetler kurumuna başvurup evlat edinmeyi düşünen kahramanlarımız, geri kalan hayatlarını derinden etkileyecek önemli bir karanın alınma aşamasındadır.
Before I Wake (2016)
 Kurum tarafından Cody isimli küçük bir erkek çocukla tanıştırılan çiftimiz, daha ilk andan itibaren sevimli görüntüsü ile kalplerini kazanan Cody'i evlat edinmeyi planlarlar. Çok geçmeden evrak işlerinin bitmesiyle Cody'i evlerine getiren genç çiftimiz, kaybettikleri oğulları Sean'ı ancak bu şekilde unutabilecekleri ve yeni bir sayfa açabileceklerini konusunda hem fikir olurlar. Minik bir kutu dışında başka eşyası olmayan Cody, aynen Jessie gibi uyku sorunları yaşamakta ve geceleri uykusunu kaçıran uyarıcı kafein içerikli ilaçlar kullanmaktadır. Aynı zamanda kelebeklerin yaşam döngülerine karşı ilgisi olan kahramanımız, kendince ufak bir koleksiyon oluşturma çabasındadır. Öte yandan Sean'ın ölümünün ardından gecelerini gözüne uyku girmeyen Jessie, kendisi gibi uykusuzluktan (Insomnia) muzdarip olan Cody'nin gelişiminin kötü etkilenmemesi için ona yardımcı olmaya çalışır. Cody'nin evdeki henüz ilk gecesinde, saatlerin ilerlemesiyle fantastik bir deneyim yaşayan ve günler sonrasında öz oğlu Sean'ı yeniden görme fırsatı yakalayan Jessie, mutluluktan havalara uçmaktadır. Olan bitenlere karşı daha çekimser yaklaşan Mark ise yaşananların rüya olduğu konusunda ısrarcıdır. Ertesi gün karanlık çökmesi ve Cody'nin odasına çekilmesiyle; benzer, fantastik bir deneyim yaşayan Mark ve Jessie, Cody'nin inanılmaz bir yeteneği olduğunu ve bu sayede uykuya daldığında hayal gücü yansımalarını gerçeğe dönüştürebildiğini düşünür. Yeniden Sean'ın kokusunu alıp, ona sıkıca sarılabilmenin mutluluğunu yaşayan genç çiftimiz, çok geçmeden her şeyin bir bedeli olduğu gibi Cody'nin ürkütücü kabuslarıyla da yüzleşmek zorunda kalırlar. Tek kurtuluş yolu ise Cody'nin kabuslarının arkasındaki gizemi çözebilmeleridir...


İyi; Klişe temaya sahip olsa da kurgusal olarak sürükleyici atmosferi ve başarılı oyunculuk performansları sayesinde göz atmanızı tavsiye edebileceğim iyi bir fantastik gerilim alternatifi. Gizem seviyesi tatminkar. Bu filmi sevenler, benzer temaya sahip Case 39 (2009) ve Orphan (2009) yapımlarını da listelerine ekleyebilirler.
Kötü; Görsel olarak daha doyurucu sahneler, daha öyküleyici bir anlatım ve efektler yapımın başarısını arttırabilirdi. Sanırım İspanyol sineması ve Hollywood arasındaki keskin farklardan biri de bu olsa gerek. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Haziran 2016 | Etiketler : | | | |

Jeruzalem (2015)

Jeruzalem (2015)
Cehenneme açılan üç kapı vardır; biri çölde, biri okyanusta ve bir diğeri de Kudüs'te bulunmaktadır...
Babasının hediye ettiği ve zevkle kullandığı akıllı gözlüklerini de yanına alıp, en yakın arkadaşı Rachel ile beraber tatil için İsrail'e gitmeye karar veren Sarah tüm hazırlıkları tamamlar. Tel Aviv' de takılıp kız kıza eğlenmek isteyen kahramanlarımız, yolculuk sırasında tanıştıkları Kevin' ın tavsiyeleri üzerine eski Kudüs kentini ziyaret edip, oradan asıl durakları Tel Aviv'e geçmeyi planlarlar. 
Jeruzalem (2015)
Kevin turist olarak geldiği İsrail'e, lisans eğitiminin antropoloji olmasından ötürü Kudüs'ü farklı kültürler ve insanlar tanımak için büyük bir şans olarak görmektedir. İşin daha çok eğlence kısmıyla ilgilenen Sarah ve Rachel ise merkeze yakın müslüman bölgesinde bulunan Araplara ait bir motelde oda kiralar. Kevin da onlarla birlikte motele yerleşir. Motel sorumlusunun oğlu Omar sayesinde mekana ve şehre adapte olmaya başlayan gençler, antik kentin keyfini sürmeye başlarlar. Gündüzleri bol bol yürüyüşler yapıp, hava karardığında ise gece kulüplerinin yolunu tutan kahramanlarımız kentte geçirdiklerini ilk günün ardından Kevin'in farkı sesler duyduğunu söylemesi ve psikolojik olarak sorunlar yaşaması üzerine eğlenceyi yarıda bırakıp motelin yolunu tutarlar. Öncesinde Kevin'in sadece kırgın ve hasta olduğunu düşünen Sarah, sonrasında Omar'ın da düşüncelerine hak verip, Kudüs sendromu* belirtileri gösterdiğine ikna olur. Omar; ne de olsa semavi dinlerin merkezi olan ve antik geçmişiyle herkesin ilgisini çeken Kudüs şehrinin, buraya sadece eğlenmek için gelen turistler üzerinde çoğu zaman bu tarz etkilere sebep olduğunu anlatır. Öte yandan Kevin ise bir an evvel buradan gitmeleri gerektiğini söylemekte ve internet sayesinde araştırıp elde ettiği bilgilerle nefilimlerden** söz edip, kötü şeyler olmadan şehirden ayrılmaları gerektiğini ısrarla dillendirmektedir. Kefaret günü öncesinde son gecelerini geçirip Tel Aviv'in yolunu tutmaya karar veren Sarah ve Rachel, asla unutamayacakları bir geceye sürüklenirler. Her yerden alevler yükselmekte, çatışma ve patlama sesleri yankılanmaktadır. Görünüşe göre karanlık güçler ve kötülük  Kudüs'te yeniden ortaya çıkmaktadır...


İyi; Sürükleyici kurguya sahip, el kamerası teknikleriyle çekilmiş; bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temalı bir başka alternatif yapım. Mekan olarak Kudüs sokaklarının seçilmesi kurgunun mistik bir hava kazanmasında en büyük etken. Bu filmi sevenlerin As Above, So Below (2014) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Oyunculuk vasat, kurgu da kopukluklar mevcut. Gerilim yönünden tatmin edici değil. Fantaziye kaçan son çeyrek ise filmin ne yazık ki bir üst seviyeye çıkamamasının başlıca sebeplerinden.
* Kudüs sendromu ile ilgili detaylı bir yazı için buraya tıklayınız.
** Nefilimler hakkında bilgi edinmek için eklediğim bağlantıları kullanabilirsiniz. [1] [2]
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Deep Dark (2015)

Deep Dark (2015)
Hermann, gecelerini gündüze katıp sürekli çalışsa da bir türlü istediği eserleri ortaya koyamayan genç bir sanatçıdır. Yaptığı iş görüşmelerinden eli boş dönen ve eserleri satmakta zorluk çeken kahramanımız bir ilan sonucunda ulaştığı Devora'nın galerisini son çare olarak görmektedir. Zira parası iyiden iyiye suyunu çekmiş, birlikte yaşadığını annesinin dırdırları daha da strese girmesine sebep olmuştur.
Deep Dark (2015)
Devora'nın galerisinde yine umduğunu bulamayan ve yeniden hüzünlü bir hayal kırıklığı yaşayan Hermann, en nihayetinde annesini dinleyerek tavsiyeler alabilmek için dayısını (Felix) arar. Felix, Hermann'ın kafasını dağıtması gerektiğini söyler ve ona kariyerinin başlarında kullandığı stüdyo daireyi kiralayabileceğini sözlerine ekler. Devora'dan son bir şans isteyen ve iki hafta sonra ona ilgisini çekecek muhteşem bir eserle dönmeyi vaat eden Hermann, zaten halihazırda kalan son parasıyla daireyi kiralar. Dayısından adresi alarak dairesinin yolunu tutan kahramanımız, Layla isimli bina yöneticisinin de yardımıyla yeni ilham kaynağı olmasını beklediği daireye yerleşir. Her ne kadar dayısının anlattıkları sonrasında gözünde farklı bir ortam hayal etse de görüntü olarak beklentilerinin dışında izbe ve son derece bakımsız küçük bir odayla karşılaşır. Hemen işe koyulan ve Devora'yı mest edebilmek için tüm yeteneklerini sergileyen Hermann ne yazık ki bir türlü umduğu ilhamı bulamaz. Teslimatın son gününde artık iyiden iyiye tükenmişlik sendromu yaşar hatta intihar etmeyi bile düşünür. Tam gemileri yaktığı sırada ise geri kalan hayatını derinden etkileyecek büyük bir sürprizle karşılaşır. Duvarda bulunan karanlık bir delikten sesler duymaya başlayan Hermann, öncesinde hayal gördüğünü düşünse de yaşadıklarının gerçek olduğuna ikna olur. Dahası oyuktan bir bayan sesi gelmekte ve Hermann'a yardım edebileceğini söylemektedir. Duvardaki gizemli güç sayesinde hayallerindeki fantastik eserleri bir bir ortaya koymaya başlayan Hermann, çok geçmeden Devora'nın da dikkatini çekmeyi başarır. İyi anlaşmalar yapıp eserlerini ciddi paralara satan kahramanımız, ilham perisi olan duvardaki varlık sayesinde büyülü bir rüyadaymış hissine kapılır. Hayatı hiç olmadığı kadar iyi gitmeye başlamıştır. Ne var ki rüyası kabusa dönüşene dek...
İyi; Oldukça sürükleyici kurguya sahip, vasatın üzerinde bir fantastik gerilim filmi. Oyunculuk ve mekan seçimleri fena değil. Fikir olarak başarılı.
Kötü; Düşünsel olarak beğendiğim ancak fikrin tam olarak yansıtılamadığı, bu sebepten ötürü de ne yazık ki kalite olarak bir üst sekmeye çıkamayan bir alternatif. Hani H. P. Lovecraft'ın kitaplarından uyarlanmaya çalışılan kısa filmler vardır ya, aynen onlar gibi sinemalaştırıldığında aynı hissi vermekten uzak ve  beklentilerin altında kalıyor,
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Kasım 2015 | Etiketler : | | |

Digging Up the Marrow (2014)

Digging Up the Marrow (2014)
Genç yaşına rağmen korku-gerilim sektöründe başarılı filmleriyle büyük bir hayran kitlesine ulaşan Adam Green,'Digging Up the Marrow' yapımıyla bu kez kameranın arkasında kısıtlı kalmayıp oyunculuk yeteneklerini de sergilemekten çekinmiyor.Daha çok Frozen ve Hatchet serisinden hatırlayacağınız Green,bu kez hayatı boyunca takıntı haline getirdiği canavarların varlığını sorguluyor.
Digging Up the Marrow (2014)
Çocukluk yıllarından bu yana canavarlar hakkında hep daha fazlasını merak eden ve son belgeselinde bunu konu edinmeye hazırlanan Green,içerik bulamamaktan yakınmaktadır.Neyse ki çok geçmeden talihi döner ve William Dekker isimli eski bir polis dedektifinin hikayesiyle ilgilenmeye başlar.Dekker uzun süredir 'ilik' adını verdiği canavarların dünyasına uzanan gizli yer altı geçitleri olduğundan söz etmektedir.Dahası canavarların yer altında kurdukları kendi dünyalarında yaşamayı sürdürdüklerini iddia etmektedir.Dekker'a göre genetik bozukluklar ya da mutasyonlar sonucu doğan çocuklar,sanılanın aksine ansızın toplumdan uzaklaşarak kaybolmamakta,ilik diye bahsettiği geçitler yardımıyla kendileriyle aynı kaderi paylaşanların yanına gitmektedir.Dekker'in yaşamı boyunca kırka yakın canavar gördüğünü ve onları isimlendirdiğini söylemesi umut vericidir.Ona göre çoğu barışçıl canlılar olup saldırganlık göstermemektedir.Elinde somut bir kamera görüntüsü ya da fotoğraf olmamasına rağmen söylemleriyle Green'in dikkatini çekmeyi başaran kahramanımız,onu ikna edebilmek için onu son keşfettiği yer altı kapısına -iliğe- götürmeye karar verir.Öte yandan arkadaşlarıyla Dekker'in samimiyetini sorgulayan Green,somut bir şeyler bulamamaları durumunda zamanını boşa harcamaktan çekinmektedir.En nihayetinde teçhizatlarla beraber iliğin yolunu tutan kahramanlarımız gizli kameralarla görüntü elde etmeyi planlarlar.Kayıtları incelediklerinde ise Dekker'ın gizli sırları olduğu ortaya çıkacaktır...
İyi;Düşünsel olarak kayda değer,el kamerası tekniklerinin kullanıldığı ortalama bir fantastik-gerilim filmi olarak kategorilendirebiliriz.
Kötü;Bu tarz filmlere çok yakışan Ray Wise'ın oyunculuğu belli bir seviyeye kadar kurguyu tek başına sürüklemeyi başarıyor.Ancak gizem ve gerilim seviyesi olarak sınıfta kalmaktan kurtaramıyor..
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2015 | Etiketler : | | | |

John Dies at the End (2012)


John Dies at the End (2012)
Dave gece yarısı katıldığı bir partide daha önce tanışıklığı olmayan Jamaika'lı bir satıcı vesilesiyle sokakta adı 'soyasosu' olarak anılan,alışılmışın dışında etkilere sahip yeni bir uyuşturucu ile haşır neşir olur.Soyasosunu kullanmasını takiben bulunduğu boyuttan sıyrılan ve olan biteni fantastik bir şekilde yaşamaya başlayan Dave,gözlerini açtığında polislerin peşinde olduğunu öğrenir.
John Dies at the End (2012)
Çok geçmeden geçen geceki partiden ayrıldık sonra iki ahbabı hariç herkesin feci biçimde öldürüldüğünü öğrenen kahramanımız,polisin kendisini baş şüpheli ilan ettiğini anlar.Şiddetli baş ağrısı ve neyin gerçek neyin göz yanılması olduğunu anlamakla geçen saatler sonrasında en yakın arkadaşı John'un temas kurması ile şoke olan Dave,gerçeklik kavramını iyiden iyiye yitirmeye başlar.Zira peşindeki dedektif John'un öldüğünü söyleyip Dave'i yakalayabilmek için ellerinden geleni yapmaktadır.O gece partide yaşananlar gizemi koruya dursun Dave bir barda gazeteci Arnie ile hoş bir sohbete girişir.Arnie kahramanımızın soyasosu ile ilgili söyledikleri safsata olarak nitelendirip dalga geçse de hikayeyi dinledikçe ilgisini çeker.Dave en nihayetinde Arnie'nin gözlerindeki perdeyi aralamayı başarır.Ortalıkta dünyevi olmayan yaratıklar gezinmekte,öteki dünyanın kapıları sonuna kadar açılıp büyük bir istila yaklaşmaktadır.Dave,önce arkadaşı John'u bulmalı sonrasında ise insanlığı yok oluştan kurtarıp,kaderini çizmelidir.
İyi;Uzun süredir izlediğim en eğlenceli yapımlardan biri.Özetle kurgusu geyik muhabbetine :) dayanan fantastik-absurd komedi karışımı sürükleyici bir yapım olarak sınıflandırabiliriz.Usta yönetmen Don Coscarelli yine iyi iş çıkarmış.Daha önce  paylaştığım İngiliz yapımı korku-komedi [The Cottage (2008),Severance (2006)] yapımlarıyla benzer mizahi kalitede.
Kötü;Genel izleyici kitlesine hitap etmeyebilir.Özellikle korku-gerilim arayanları hayal kırıklığına uğratacağı kesin.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |