Güncel İncelemeler;

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

2:22 (2017)

2:22 (2017)
New York' da bulunan JFK Havalimanı' nda Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışan Dylan, işi gereği disiplinli bir yaşantı süren, evden işe - işten eve mekik dokuyan genç bir adamdır. Stresli ancak bir o kadar da adrenalin dolu işini severek yapan kahramanımız, yetenekleriyle ve becerisiyle ekip arkadaşlarının da saygısını kazanmıştır. 
Mesleğindeki başarısını özel hayatına yansıtmakta zorluk çeken kahramanımız, tek başına yaşamakta ve hemen her gün benzer şeyleri yaparak deyim yerindeyse rutin denebilecek bir yaşantı sürmektedir.  Babasının pilot olmasından ötürü havacılığa gönül veren ancak pilotaj eğitimi almasına rağmen uçmaktan korktuğu için kontrolör olmayı tercih eden Dylan, günün birinde iş yoğunluğunun yüksek olduğu bir çalışma saatinde anlık bir konsantrasyon kaybı neticesinde ciddi bir hava hadisesine sebep olur. İki yolcu uçağını güvenlik riski doğurabilecek şekilde birbirine yaklaştıran Dylan, büyük bir faciaya ramak kala gerekli ayırmayı son anda sağlar. Ancak aldığı gereksiz risk ve yüzlerce insanın yaşantısını tehlikeye atmasından ötürü dört hafta kadar açığa alınan ve hakkında soruşturma açılan kahramanımız, işini kaybetme riskiyle giderek daha da yalnızlaşmaya başlar. Zamanının  çoğunu evinde geçiren Dylan, katıldığı bir bale gösterisinde Sarah isimli hoş bir bayanla tanışır. Bir sanat galerisinde artist olarak çalışan Sarah, Dylan' ın ilgisinden memnundur. Çok geçmeden arkadaşlık etmeye başlayan çiftimiz sık sık birlikte vakit geçirirler. Öte yandan zamanı takıntı haline getiren ve rutin yaşantısında benzer şeylerin hep aynı saatlerde ortaya çıktığını gözlemleyen Dylan, saatler 2: 22' yi gösterirken enteresan olayların cereyan ettiğini keşfeder. Açığa alınmasına sebep olan olayın da aynı saatte gerçekleştiğini anımsayan kahramanımız, tüm detayları gözden geçirerek bir zaman çizelgesi oluşturmaya çalışır. Olan bitenleri Sarah' a anlatma hususunda çekinceleri olan Dylan, emin olabilmek için her olayı not defterine kaydetmeye başlar. Saat 2 :22' nin sırrını çözmeye odaklanmışken, Sarah ile kazara tanışmadıklarını, bir şekilde bir araya geldiklerini düşünür. Zira her ikisi de aynı gün aynı tarihte doğmuş ve gelecek hafta otuzuncu yaş günlerini kutlamaya hazırlanmaktadır. Her gün aynı şeylerin aynı saatlerde ortaya çıktığını yenileyen, hatta bu konuda kafasında bir model oluşturan Dylan, en nihayetinde Sarah' ın tepkisini çeker ve onu ikna edebilmenin yollarını aramaya başlar. Öğleden sonra 2 : 22' de sonlanan döngünün gizemini çözebilmek için bir yol bulmalıdır...

İyi; Atmosfer, soundtrackler ve görsellerin oldukça başarılı olduğu, göz atılabilir bir yapım. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatmin edici. 
Kötü; Kurgusal anlamda çeşitli boşluklar ve zaman zaman sıkıcı bir hale bürünen zorlama sahnelere sahip. Birden fazla tema içe içe işlenmiş, bağlantı kurmayı güçleştiriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

Prometheus (2012)

Prometheus (2012)
Bazen yaratmak için önce var olanın yok edilmesi gerekir.
Tarih 2 Aralık 2093, bilimsel keşif gemisi Prometheus, uzayın derinliklerinde ilerlemektedir. Weyland Endüstri adındaki özel şirketin kurucusu olan Peter Weyland' ın arzusu üzerine bir araya getirilen bilim insanları, büyük bir keşfin arifesindedir. Zira doktor Charlie Holloway ve Elizabeth Shaw dört yıl öncesinde büyük bir keşfe imza atmış ve İskoçya’da bulunan Skye Adası’nda bir mağarada yaptıkları kazı neticesinde dünyada insan yaşamının nasıl başladığına ilişkin önemli ipuçları edinmişlerdir. Öncesinde Mısır, Maya, Sümer, Babil gibi büyük medeniyetlerden kalan reliklerden elde ettikleri bilgileri, son keşifleriyle örtüştüren ve bu sayede dünya dışında başka bir yaşanılabilir gezegenin (terraform) de uzayda var olabileceğini düşünen kahramanlarımız, ufak bir taslak harita bile oluşturmuştur. Dahası LV 223 olarak adlandırılan bu gezegende insanı yaratan tasarlayıcıların da bulunduğunu düşünen Shaw, bu sayede Weyland' ın ilgisini çekmeyi başarmıştır. Prometheus gemisinin harekete geçmesiyle ise bilinmeze yolculuk başlar.
Prometheus (2012)
Uzun bir süre boyunca hiper uyku kapsüllerinde kalan keşif ekibi, LV 223' e yaklaşmaları sonrasında David tarafından uyandırılır. David, Weyland' a hizmet etmek için yaratılmış, hemen her konuda bilgi sahibi, morfolojik olarak da insan vari modellenen bir androidtir. Tüm keşif ekibi hiper uykudayken, onların rüyalarını izleyip, sürekli kendisini geliştiren ve yaratıcı olan insanlara daha yakından göz atan David, aynı zamanda gemideki komuta zinciri içerisinde de önemli bir role sahiptir. Weyland' ın son derece otoriter, despot kızı Vickers ise geminin finansmanını sağlayan ve bu sayede kritik kararlarda son sözün sahibi kişidir. İlk yapılan analizlere göre LV 223 gezegeninin sert ve kayalık bir zemin üzerine kurulu olduğu ancak atmosferin dünyaya benzer olması sebebiyle yaşanılabilir olduğu öngörüsüyle yola çıkan kahramanlarımız, piramit benzeri büyük bir yapının hemen yakınlarına başarılı bir inişin ardından etrafı kolaçan etmeye koyulurlar. Kaptan Janek ve bir grup mürettebat gemide kalıp, radyo aracılığıyla iletişim ve lojistiği sağlamaktan sorumludur. Shaw ve Holloway önderliğindeki bilim ekibi ise yüzeye ilk adımı atacak ve piramidi inceleyecek kişilerdir. David' in atmosferi taraması ve solunabilir olduğunu söylemesi üzerine kasklarını çıkaran kafilemiz, büyük bir hayranlıkla piramidin içerisini gezmeye başlarlar. Herhangi bir tehdide karşın silahlarını ve teçhizatlarını da yanlarından eksik etmeyen öncü ekip, ufak dronelar sayesinde bulundukları piramidin haritasını çıkarmaya konsantre olurlar. Büyük avlular ve devlerin geçebileceği kadar büyük kapılarla dolu olan piramit, hava kararmadan gezebileceklerinin çok ötesinde devası bir yapıdadır. Bu sırada büyük bir oda bulan David, kendi boyutlarının neredeyse iki katı büyüklüğünde dört tane hiperuyku konsolu da keşfeder. Konsollardan birinde 'Space Jockeys' ya da 'The Pilot' olarak refere edilen, Shaw' un tasarlayıcılar olarak söz ettiği bir uzaylı hemen karşılarında belirir. Gerekli bilimsel tetkikleri yapmak ve en önemlisi dna testi ile tezini kanıtlamak isteyen Shaw, Prometheus' dan gelen fırtına uyarısına aldırış etmeden, örnek almaya koyulur. Öte yandan bir başka odada içlerinde siyah yapışkan sıvıların bulunduğu, binlerce küp keşfeden araştırma ekibi, zeminde bir şeylerin hareket ettiğinden neredeyse emindir. Fırtına iyice bastırmadan bir an evvel Prometheus' a gitmek için yola çıkan kahramanlarımız, ellerine geçirebildikleri kadar çok örnekle uzay gemisine dönerler. Gerekli strelizasyon işlemlerinin ardından, dna testi sonrasında insan ırkıyla %100 eşleşme yakalayan Shaw, tarifsiz bir mutluluk yaşamaktadır. Zira köklü inanışları ve din kavramını rafa kaldıracak bu buluş, son derece önem arz etmektedir. Yıllar süren çalışmaları ve yoğun çabaları sonrasında gerçekten de tasarımcıların var olduğunu ispat etme aşamasındadır. Ancak ne yazık ki Holloway' ın piramitten döndüklerinden beri kendisi iyi hissetmemesi sevincini kursağında bırakır. Görünüşe göre gemiye kendilerine ait olmayan şeytani bir şeyle dönmüşlerdir...


İyi; Bilim-kurgu denilince ilk akla gelen yönetmenlerden biri olan Ridley Scott, yine her zaman olduğu gibi klasını konuşturmuş diyebiliriz. Alien serisiyle kronolojik olarak paralel ilerleyen yapım, tekinsiz atmosferi ve sürükleyici kurgusuyla son derece iddialı. Oyunculuk ve görsel efektler de keza gayet başarılı. Ayrıca; kriyojeni, hiper uyku, terraform gibi bilimsel konuların da altmetinlerde yer alması filmin kitabi yönünü de güçlendirmiş.
Kötü; Grup dinamikleri iyi olsa da karakterlerin biraz da detaylı tanıtılması daha hoş olabilirdi. Aralarda ufak mantık hataları yok değil...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Haziran 2017 | Etiketler : | | | | |

A Cure for Wellness (2016)

A Cure for Wellness (2016)
Borsadaki sert düşüşün ardından, hisselerin giderek değer kaybetmesi ve küresel finans şirketinin büyük bir dar boğaza sürüklenmesi üzerine şirketi kurtarabilmek için icra kurulu toplanır. Son birkaç yıldır başarılarıyla merdivenleri hızlı tırmanan Lockhart' da davetliler arasındadır. Yönetim kurulu, şirket CEO' su Pembroke' un bir an evvel ortaya çıkmasını istemektedir. Zira Pembroke' un sağlığı üzerinden piyasa da manipülasyonlar yapılmakta, şirket zaman ilerledikçe daha da iflasa yaklaşmaktadır. 
A Cure for Wellness (2016)
Pembroke ise hali hazırda her şeyden vazgeçmiş, İsviçre Alpleri' nde tarihi bir tesiste tedavi olmaktadır. Şirket çalışanlarını gerçekleri görememe ve çıkarcılıkla suçlamakta, bir daha ofise geri dönmeyeceğini dillendirmektedir. Şirket yönetim kurulu ise Pembroke' u ikna etmesi için şantaj vari bir yöntemle Lockhart' ı görevlendirir. Teklife başlarda sıcak bakmasa da bir şekilde patronu New York ' a geri getirebileceğini düşünen kahramanımız, vakit kaybetmeden yola koyulur. Uzun bir yolculuğun ardından, sarp ormanlık bir arazinin tepesinde bulunan tedavi merkezine ulaşmak için taksi kiralayan Lockhart, daha kasabayı bile kolaçan edemeden Pembroke' un peşine düşer. Heybetli bir kaleyi andıran ve buram buram tarih kokan mimarisiyle tedavi merkezi, oldukça ihtişamlı bir yapı olarak karşısında belirir. Zaman kaybetmeden Pembroke' un tedavisinden sorumlu olan doktor Volmer ile tanışır. Volmer son derece kendinden emin, işinde oldukça başarılı, meslektaşları tarafından saygıyla anılan bir hekimdir. Uzun yoldan gelen kahramanımıza bol bol su içmesi ve kaplıcaların keyfini çıkarması tavsiyesinde bulunan Volmer, bir yandan da Pembroke' un şu an görüş için uygun olmadığını hatırlatmaktadır. Yönetim kurulunun yoğun ısrarlarından ötürü hızla Pembroke' u görmesi gereken Lockhart, zaman baskısından ve yorgunluktan ötürü bitap düşmeye başlar. Bu sırada yaşadığı bir talihsizlik sonrasında ufak bir kaza atlatan kahramanımız, gözlerini açtığında bacağının alçıya alındığını fark eder.  Acele ettikçe bir şekilde işlerinin ters gittiğine şahit olur. Artık mecburen tedavisi tamamlanıncaya kadar buralarda oyalanmak zorundadır. Daha hızlı iyileşebilmek için Volmer' ın ısrarı üzerine meşhur su tedavisini denemeye karar verir. Öte yandan Hannah isimli gizemli bir kızla tanışan Lockhart, çok geçmeden onun Volmer' ın özel hastası olduğunu keşfeder. Diğer tüm hastaların aksine Hannah' ın sudan içmesi ya da suya girmesi yasaktır. Hannah sayesinde tedavi merkezinin geçmişini araştırmaya koyulan Lockhart, Volmer' in kirli sırları olduğunu düşünmeye başlar...


İyi; Baştan sona gizemli kurgusu ve sürükleyici senaryosuyla başarılı bir gizem-gerilim filmi. Mekan seçimleri, oyunculuk ve soundtrackler oldukça başarılı. Riget (1994) dizisine benzer, kendine has bir atmosfer barındırdığını söyleyebilirim.
Kötü; Filmin süresi daha kısa olabilirdi. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |

Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)

Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)
Adrián Doria, oldukça varlıklı genç bir iş adamı olup, Asya piyasasında yaptığı ses getiren anlaşmaların ardından, ülkede yılın iş adamı olarak onurlandırılır. Paranın ve şöhretin yanı sıra, eşi ve minik kızından oluşan çekirdek ailesine rağmen, mutluluğu bulamayan ve fotoğrafçı sevgilisi Laura ile sık sık kaçamaklar yapan kahramanımız, Fransa gezisi için evden ayrılır. 
Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)
Ancak gezide yaşanan bir takım gizemli olaylar sonrasında cinayet zanlısı olarak aranan Adrián, evinin yolunu tuttuğu gibi avukatı Felix' den yardım ister. Bir otel odasında kafasına aldığı darbe sonrasında, gözlerini açtığında yüklü meblağ para ve Laura' nın cesediyle uyandığını söyleyen Adrián, anlattığı hikayeyle kendi avukatı Felix' i dahi ikna etmekte zorlanmaktadır. Olay yeri tutanağı ve polis raporlarında odaya dışarıdan üçüncü bir kişinin girme olasılığı olmadığının kati bir şekilde vurgulanması, Adrián' in saldırıya uğradıkları tezini çürütmektedir. Yeni deliller bulunana kadar parasının ve güçlü dostlarının yardımıyla tutuksuz olarak yargılanmayı başaran kahramanımız, Felix' in tavsiyesi üzerine tanık hazırlama programında uzman olan, veteran avukat Virginia Goodman ile görüşmeyi kabul eder. Goodman, kısa süre evvel emekliye ayrılmış, adliyede bağlantıları olan son derece tecrübeli bir avukattır. Savcının yeni bir tanık bulduğunu ve davanın aleyhlerine işlediğini belirterek, dostlarından edindiği bilgiye göre tutuklama kararı çıkana kadar sadece üç saatleri olduğunu vurgular. Adrián' ın sakladığı bir şeyler olduğundan kuşkulanan ve tüm detayları yeniden onun ağzından dinlemek isteyen kahramanımız, en ufak bir ayrıntının dahi olayların seyrini değiştirebileceğinden emindir. Fazla şansı olmadığını anlayan Adrián ise Laura ile kaçamak yaptığı sözde Fransa gezisinden itibaren olan bitenleri anlatmaya başlar. Her ikisinde bir şekilde dahil olduğu, sürücüsü Daniel Garrido adında bir adamın gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğu güne vurgu yapan Goodman, eğer tüm detaylara hakim olamazsa mahkemede kimsenin ona yardımcı olamayacağını yeniler. Adrián' ın son derece zeki bir o kadar da temkinli bir adam olduğunu bilen Goodman, maktul Laura' nın başına gelenleri öğrenmekte kararlıdır. Sohbet ilerledikçe Adrián' ın hikayesinde bazı boşluklar bulan ve juriyi bu şekilde asla ikna edemeyecekleri dillendiren Goodman, bir takım kirli sırların ortaya çıkmasına sebep olur. Öte yandan davada gizemli tanık olarak kimin ifadesine başvurulduğu ise soru işareti olarak kalmayı sürdürmektedir. Adrián  için zaman giderek daralmaktadır...


İyi; Baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli hikayesiyle beğeni kazanan yapım, göz atılması gereken başarılı bir alternatif. Oyunculuk, atmosfer, zekice hazırlanmış kurgu, sürprizlerle dolu son çeyrek... gerçekten de tatmin edici. Bu filmi sevenlerin yine bir başka İspanyol sineması ürünü olan El cuerpo (aka The Body) (2012) yapımını da izlemelerini tavsiye ederim.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mayıs 2017 | Etiketler : | | |

A Dark Song (2016)

A Dark Song (2016)
Oğlu Jack' in ölümünden kendisini sorumlu tutan ve yaşadığı derin travmayı halen atlatamayan Sophie; gözlerden uzakta, kasabanın dışında bir ev kiralar. Yaşadıklarının çok ağır olduğunu düşünen ve tanrının kendisine yüz çevirdiğine inanan kahramanımız, Joseph isimli bir okültist ile anlaşarak deyim yerindeyse inzivaya çekilir.
A Dark Song (2016)
 Joseph sayesinde oğluyla son bir kez daha konuşabileceğini ve ona veda edebileceğini umut eden Sophie, ancak bu şekilde huzur bulabileceğine inanmaktadır. Artık tek yaşam gayesi olarak gördüğü bu uğurda sonuna kadar ısrarcı olan kahramanımız, oldukça geçimsiz despot bir karakter olan Joseph' in her dediğini yapmaya söz verir. Evi mühürledikten sonra ne pahasına olursa olsun çıkış olmayacağını ve oğlunun sesini son kez duyabilmesi için ruhunu saflaştırması gerektiğini vurgulayan Joseph, içlerinde kara büyünün de olduğu bir dizi ayin ve ritüel hazırlar. Elinden düşürmediği büyü kitaplarını ve mistik çizimlerin yer aldığı defterleri kullanarak en kadim ritülleri başlatan Joseph, süreç boyunca Sophie' nin tamamen kendisine itaat etmesi gerektiğini yeniler. Evin salonuna tebeşirle çeşitli imgeler ve semboller çizen Joseph, adım adım yapmaları gereken şeyleri tekrar etmektedir. Bunun ne kadar süreceği ya da başarıya ulaşıp ulaşamayacakları konusunda şüpheleri olan Sophie ise çaresizce uyum sağlamaya çalışır. Yemek yemeden, su içmeden, uyumadan gündüz gece ritüellere devam eden ikilimiz, çok geçmeden zaman kavramını yitirir. Her şeyi eksiksiz ve tam yaptıklarından emin olmasına rağmen, bir türlü Sophie' i mutlu edemeyen ve hatta tepkisine maruz kalan Joseph bir şeylerin yolunda gitmediğine ikna olmaya başlar. Sürekli dönülmez bir yola girdiklerini söyleyip, kendi ruhlarının da artık tehlike de olduğunu üstüne basa basa belirtsede, yaptıkları işin karanlık bir kuyuda ışığı aramaktan farkı olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kusurun Sophie' de olduğunu ve kendisinden bir şeyler sakladığını düşünen kahramanımız, çok geçmeden yanılmadığını anlar. Sophie' nin kendi planları vardır...


İyi; İlgi çekici konusuyla, gizem seviyesi yeterli düzeyde olan başarılı bir gerilim filmi. Kurgu, soundtrackler ve oyunculuk başarılı. Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Other Side of the Door (2016) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Zaman zaman epey durağanlaşıp, sıkıcı bir hale bürünüyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |

Get Out (2017)

 Get Out (2017)
Kız arkadaşı Rose ile yaklaşık beş aydır mutlu bir birliktelikleri olan Chris, ilişkilerini yeni bir boyuta taşımaya hazırlanmaktadır. Tanınmış ünlü bir nörolog olan Dean Armitage' ın kızı olan Rose, Chris' i ailesiyle tanıştırmaya karar verir. Ailesine sürekli Chris' den bahsetse de onun siyahi biri olduğundan söz etmeyen ve ailesinin ırkçı olmadığını yenileyerek kendisini savunan Rose, Chris' in aksine herhangi bir sorun yaşanmayacağını düşünmektedir. 
 Get Out (2017)
Modern toplumda Afroamerikan bir birey olmanın sıkıntılarını çok iyi bilen ve bu sebepten ötürü daveti çekimserce onaylayan Chris ise aristokrat bir aile olan Armitage' lar ile tanışmaktan şeref duyacağını söylemekle yetinir. Haftasonu için eşyalarını toplayan ve gözlerden uzakta, göl kenarında bulunan Armitage malikanesi için yola koyulan ikilimiz, her şeyin çok güzel olacağı düşüncesiyle motive olurlar. Armitage malikanesine geldiklerinde ise beklentilerinin aksine Rose' un ailesi tarafından oldukça samimi karşılanan ve gururu okşanan Chris, ön yargılarının ne kadar da saçma olduğunu düşünmeye başlar. Zira her ne kadar aristokrat beyaz bir aile ve malikanelerinde çalışan siyahi hizmetliler epeyce klişe bir durum teşkil etse de, Armitage' ların kesinlikle ırkçı insanlar değil; oldukça liberal, medeni bir aile yapısına sahip olduklarına kanaat getirir. Rose' un erkek kardeşi Jeremy, babasının yolundan giden genç bir tıp öğrenci olup; annesi Missy de deneysel metotlar geliştiren başarılı bir psikiyatristtir. Mükellef bir akşam yemeğinin ardından dinlenmek için odalarına çekilen kahramanlarımız, her şeyin yolunda gittiğinden emindir. Hatta sigara bağımlılığını hipnoz metodu ile yenebileceğini anlatan Missy Armitage' ın konuşmaları Chris' i epeyce etkilemiştir. Ertesi sabah için bir süre evvel kaybettikleri büyük babaları Roman Armitage şerefine geleneksel bir davet düzenleyen Armitage' lar, hem bu sayede Chris' i de konuklarıyla tanıştırmayı arzu ederler. Onlarca beyaz misafir arasında kendisini kısmen yabancı ve dışlanmış hissedebileceğinden korkan Chris ise Rose'un yoğun ısrarlarından ötürü kalmaya ikna olur. Öte yandan yakın arkadaşı Rod ile sık sık telefonda mesajlaşan ve olan bitenleri anlatan Chris, davette yaşanan bir tatsızlık sonrasında epey huzursuz olur. Bir an evvel eşyalarını toplayıp, Rose ile birlikte evden ayrılmayı düşünen kahramanımız bir şeylerin yolundan gitmediğini hisseder. Gece ise henüz yeni başlamıştır...

İyi; Baştan sona oldukça sürükleyici ve gerilimin giderek tırmandığı, gizem seviyesi tatmin edici izlemeye değer bir salt gerilim filmi.  Zekici kurgulanmış, özgün bir senaryoya sahip. Oyunculuk, görüntü yönetimi ve gerilim filmlerinin olmazsa olmazı ses efektleri oldukça başarılı.
Kötü; İlk yarısı itibariyle ırkçılık işleyen klişe bir tema barındırdığı söylenebilir. Bknz 'Ku klux klan
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Nisan 2017 | Etiketler : | | | |

The Void (2016)

The Void (2016)
Deneyimli polis memuru Daniel, gece nöbeti devriyesi sırasında karşısına çıkan yaralı genci bir an evvel hastaneye yetiştirmek için aceleyle yola koyulur. Gencin şiddetli kanaması olduğunu fark eden kahramanımız, yakın olmasından ötürü -bir süredir taşınma hazırlıklarından dolayı tam kapasite hizmet veremeseler de- Marsh Country acil bakım ünitesini tercih eder. 
The Void (2016)
Acil bakım servisinde sadece tek doktor ve biri stajyer olmak üzere iki hemşireyle karşılaşan Daniel, hastayı kurtarabilmek için ellerinden geleni yapmaları ister. Hastanenin tecrübeli hekimi Dr. Powell, hastanın hikayesini öğrenip ona göre tedavi uygulamak istese de ansızın gerçekleştiği için anlatacak pek bir şeyi bulunmayan Daniel yardımcı olamaz. Öte yandan revirde yalnız olmayan kahramanlarımıza, doğum için bekleyen bir bayan ve büyük babası da eşlik etmektedir. Çok geçmeden hastanın üzerindeki kanların ona ait olmadığının tespit edilmesi ve hastanede bir takım tuhaf olayların ortaya çıkması bir anda ortamın buz kesmesine sebep olur. Dahası telefonlar ve telsizler de çalışmaz olmuştur. Etrafı kolaçan etmek için dışarı çıkan Daniel, garip kostümlü radikal bir grubun saldırısına uğrar ve arabasına ulaşıp yardım çağıramadan hastaneye dönmek zorunda kalır. Bu sırada oldukça agresif görünümlü, silahlı iki kişi de başlarının belada olduğunu söyleyerek hastaneye sığınır. Hastalardan bazılarının saldırgan tavırlar sergilemesiyle giderek kontrolü kaybeden Daniel, bodrum katından gelen bir çağrı sonrasında neler olup bittiğini anlamak için Dr. Powell' ı aramaya karar verir. Son mermileri ve ellerine geçirdikleri silahlarla bodrum katındaki morga ilerleyen Daniel ve kader ortakları, kendilerini dehşet dolu başka bir boyutun kapısında bulurlar. En derin korkularla yüzleşmek zorunda kalan ve çok geçmeden cephanesiz kalıp, kapana kısılan kahramanlarımız çaresizliği iliklerinde hissetmeye başlarlar. Sır perdesini aralamak ve düğümü çözmek için kararlı olan Daniel, nasıl bir belayla karşı karşıya olduklarının bilincinde değildir. İşin kötüsü gece henüz yeni başlamıştır...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve tekinsiz atmosferiyle başarılı bir korku-gerilim filmi. Daha çok 80'li yıllar korku furyasının hakim olduğu senaryo, John Carpenter, Clive Barker ve Stuart Gordon gibi usta isimlerin yapımlarını anımsatıyor. H.P. Lovecraft kitaplarındaki fantastik yaratıklar, Silent Hill vari canavarlar ve bol kanlı cesur sahneleriyle izlemeye değer retro bir alternatif. Tabii olayların hastanede geçmesi de korku-severler için bir başka artı. Kült filmlerden hoşlananlar için nostalji kokan, gizem seviyesi yüksek bir seçenek.
Kötü; Konsept olarak çoğu korku- gerilim öğesinden azar azar olsa da ne yazık ki hiç biri tam değil...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Machinist (2004)

The Machinist (2004)
Bir fabrikada makinist olarak çalışan Trevor, bir yıldır üstesinden gelemediği şiddetli uykusuzluk probleminden muzdariptir. Geceleri bir an dahi gözlerine uyku girmeyen ve dolasıyla fiziksel olarak da bitkin düşen kahramanımız, günden güne kilo vermekte, deyim yerindeyse erimektedir. 
The Machinist (2004)
Geceleri gündüz etmekte zorlanan Trevor, ailesi ya da arkadaşı olmadığı için para karşılığı ilişki yaşadığı Stevie' nin varlığıyla yetinmektedir. Çoğu zaman da gecenin bir yarısında evinin kilometrelerce ötesindeki havalimanına gidip, garson pozisyonunda çalışan dul bir kadın olan Marie ile muhabbet ederek evine dönen kahramanımız, depresif bir yaşam sürmektedir. Günün birinde her zamanki gibi sıkıcı geçen bir iş mesaisinin ardından vardiya değişimi sırasında, daha önce hiç görmediği Ivan isimli bir kaynakçıyla tanışır. Oldukça gizemli bir kişiliğe sahip olan Ivan, bir arkadaşının yerine bakmak için geldiğini söyleyerek uzaklaşır. Trevor ise günün devamında kendi hatasından ve dikkatsizliğinden ötürü bir iş arkadaşının ciddi şekilde yaralanmasına sebep olur. İş yerinde istenilmeyen adam ilan edilen ve şefi tarafından uyuşturucu kullanmakla suçlanan kahramanımız, soruşturma neticelene kadar evinin yolunu tutar. Olan bitenleri anlatabileceği tek kişi olan Stevie' ye içini döken Trevor, sabah uyandığında buzdolabının üzerine yapıştırılmış bir not bulur. Birilerinin ciddi anlamda kendisiyle uğraştığını düşünerek, ev sahibine dairesine izinsiz olarak birinin girmiş olabileceğini söyleyen kahramanımız, bir yandan da kazanın olduğu gün tanıştığı ve bir daha karşısına çıkmayan Ivan' ı sorgulamaya başlar. Ertesi gün buzdolabın üzerinde yeni bir not gören ve kafası allak bullak olan Trevor, kazadan sonra düşman kesilen iş arkadaşlarından birinin bunu yapmış olabilme ihtimalini irdeleyip, iyiden iyiye panikler. Günden güne psikolojisi daha fazla bozulan ve paranoyalarla dolu yıkıcı bir kabusun içerisine sürüklenen kahramanımız, büyük bir komplonun içerisinde olduğunu düşünmektedir. Düğümü çözebilmekse için tek çare Ivan' ı bulmalıdır...

İyi; Senaryo ve atmosfer olarak tatmin edici, gizem seviyesi yüksek, başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Christian Bale' in oyunculuğunun zirve yaptığı bir yapım. 
Kötü; İlk yarısı itibariyle klişe, tahmin edilebilir bir kurguda ilerlese de finaliyle sinemaseverleri mutlu edebilecek bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Nisan 2017 | Etiketler : | | | |

The Discovery (2017)

The Discovery (2017)
Dr. Harber, ölümden sonraki yaşamla ilgili çalışmalar yapan ve edindiği çarpıcı bulgularla sık sık gündeme gelen tanınmış bir bilim adamıdır. Kırk küsür yıldır ölümden sonra insanları neler beklediği hususunda kafa yoran Dr. Harber, en nihayetinde tüm bilimsel olasılıkları inceleyip, keşif adını verdiği bulguyla insanların karşısına çıkar. Esasında ölümden sonraki yaşamın varlığı yerine yeni bir varoluş boyutu kavramını yeğleyen kahramanımız, çalışmalarını gözlerden uzakta satın olmuş olduğu şato vari oldukça büyük, eski bir malikanede yürütmektedir.
The Discovery (2017)
Başarılı bir nörolog olan ve tek başına yaşıyan Will, keşiften sonra dünyanın giderek çekilmez bir yere dönüşmesi ve insanların süratle artan intihar eğilimlerinden ötürü distopik bir hayata sürüklenmektedir. Babası Dr. Harper' ın düşüncelerini reddeden ve keşiften bu güne değin yaklaşık dört milyon insanın intihar etmesinden sorumlu tutan Will, olan bitenlere son verebilme çabasındadır. Annesinin ölümünden sonra babasıyla arası açılan ve uzun süredir görüşmeyen kahramanımız, keşfin üzerinden iki yıl geçtikten sonra babasını ziyaret etmeye karar verir. Bir şekilde tüm ömrünü bu işe harcayan babası Dr. Harber' ı ikna edebileceğini düşünen kahramanımız, kardeşi Toby sayesinde çevreye aşina olur. Babasının büyük bir tarikat yarattığını ve öncesinde defalarca kez intihara meyletmiş insanları bir çatı altında topladığını gören Will, şaşkınlığını gizleyemez. Düzinelerce insan etrafta kendilerine verilen işlerle uğraşmakta, işçi arılar misali Dr. Harber' ın isteklerini yerine getirmektedir. Öte yandan adaya gelirken feribotta tanıştığı Isla ile yeniden tatsız bir şekilde karşılaşan kahramanımız, kalacak yeri olmadığını öğrenince onu da malikaneye davet eder. Will' in babasının Dr. Harber olduğunu öğrenince, çalışmaların bir parçası olabilmek için son derece istekli yaklaşan Isla, deyim yerindeyse yeniden hayata tutunur. Tamamen kendi tasarımı olan ve beyne çeşitli elektrik dalgaları yollayarak, ölümden sonraki hayatı simüle edebileceği iddiasında olan Dr. Harber, Will' in şüpheyle yaklaşmasına rağmen çalışmalarında sona yaklaştığının bilincindedir. Will' in teorisi ise babasının icadının anıları kaydedebildiği yönündedir. Kaderin bir araya getirdiği Will, Isla ikilisi gerçeği öğrenebilmek için birlikte hareket etmeye karar verirler. Ölümden sonrası yeni bir varoluş olabilir mi?

İyi; Bunaltıcı atmosferi ve distopik kurgusuyla, başarılı bulduğum bir gizem- gerilim filmi. Oyunculuk ve gizem seviyesi üst düzeyde. Özgün konusu ve düşünsel diyaloglarla çarpıcı bir yapım.
Kötü; Ağır ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı bir hale gelebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Nisan 2017 | Etiketler : | | |

The Boy (2016)

The Boy (2016)
İngiliz bir ailenin çocuğuna dadılık yapmak için işe alınan Greta, vakit kaybeden yeni iş vereninin malikanesine ulaşmak için yola çıkar. Heelshire' lar geleneklerine düşkün, retro hayat süren köklü bir aileden gelmektedir. Henüz malikaneye adım atar atmaz mimarisinden ve atmosferinden çok etkilenen Greta, dadılık yapacağı Brahms ile tanışmak için sabırsızlanmaktadır. 
The Boy (2016)
Çok geçmeden Brahams' ın porselen bir oyuncak olduğunu anlayan ve büyük bir şok yaşayan kahramanımız, kimseyi kırmamak için nazik tavrını sürdürür. Heelshire' ların bunadığını düşünse de paraya ihtiyacı olduğu için bozuntuya vermemeye karar verir. Ne de olsa oyuncak bir bebekle ilgilenmek pratikte çok daha basit görünmektedir. Zaman zaman teslimata gelen Malcolm ile arkadaşlık eden ve Heelshire' ların hikayesini öğrenmeye çalışan Greta, normalde bir ayda kazanacağı parayı, haftalık ve peşin olarak alınca malikanede kalmayı kabul eder. Malcolm, gerçekte Brahms' ın hüzünlü bir hikayesi olduğunu ve yıllar önce bir yangında feci şekilde can verdiğini anlatıp, Heelshire ailesinin o günden beri gözlerden uzakta yaşadıklarından bahseder. Oyuncağın da işte o zamanlar ortaya çıktığını anlatır. Greta da en nihayetinde belalı eski erkek arkadaşından kaçmak için tercih ettiği bu işi, deyim yerindeyse oyunu sürdürmeye ikna olur. Mrs. Heelshire tarafından hazırlanan, son derece katı kurallarla Brahams' la ilgilenmesi istenen Greta, Heelshire' ların bir gezi için evden ayrılması üzerine bir başına kalır. Hemen saçma bulduğu kuralları ve görünüşünden hoşlanmadığı Brahams' ı ihmal etmeye başlayan kahramanımız, daha ilk günden evde bir takım gariplikler sezmeye başlar. Bazı eşyaların yer değiştirdiğini ya da ortadan kaybolduğunu fark eden Greta, sabahın erken saatlerinde Malcolm' un uğramasıyla olup bitenleri bir bir anlatır. Malcolm ise yeni işinden ve mekan değişikliğinden ötürü stres yapmasının doğal olduğunu söyleyerek, rahatlamasını tavsiye eder. Ertesi günün gecesinde yine bir takım gizemli olaylar yaşayan ve Brahams' ın her nasılsa yer değiştirdiğini fark eden kahramanımız, bir şeylerin yolunda gitmediğinden emin olmaya başlar. Malcolm' dan Brahams' la ilgili bildiği her şeyi anlatmasını isteyen Greta, bir yandan da eski erkek arkadaşının tacizleriyle uğraşmaktadır. Geceleri kabusa dönüşen ve gözüne uyku girmeyen kahramanımız Brahams' ın canlı olabileceğini düşünmeye başlar...

İyi; Mekan seçimi, atmosfer ve sürükleyici kurgu. Oyunculuk ve gizem seviyesi de fena değil. Bu filmi sevenlerin Dead Silence (2007) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Klişe senaryo, sürprizlerden uzak final...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Mart 2017 | Etiketler : | | | | |

Ex Machina (2014)

Ex Machina (2014)
Bilinçli bir makine yaratırsan, insanlık tarihi olmaz. Tanrı' ların tarihi olur.
Blue Book isimli küresel çapta tanınan büyük bir yazılım şirketinde programcı olarak çalışan Caleb, şirket bünyesinde yapılan bir çekiliş sonrasında büyük ödüle hak kazanır Şirketin kurucusu ve aynı zamanda CEO' su olan Nathan tarafından, gözlerden ırakta bir araştırma için gözlemci olarak seçilen kahramanımız, büyük bir heyecanla yolculuk hazırlıklarına başlar. 
Ex Machina (2014)
 Ormanlar ve akarsularla çevrili, dağlık bir bölgede gözlerden uzak bir şekilde çalışmalarını yürüten Nathan, ancak helikopterle ulaşımın sağlanabildiği araşma tesisinde bir haftalık süre boyunca Caleb' i ağırlar ve yapmasını istediği şeyleri açık bir şekilde izah eder. Henüz 13 yaşındayken 'Blue Book' arama motorunun kodlarını yazan ve bilişim camiasında dahi olarak adlandırılan Nathan, bir süredir yapay zeka üzerine çalışmalar yapmaktadır. Şirketinin genç ve başarılı programcılarından Caleb' in de katkılarıyla son aşamaya getirdiği Ava projesini bir adım daha ileri taşımanın arzusundadır. Ava' yı test edebilmesi için Caleb' den 'Turing testi' yapmasını isteyen kahramanımız, bu sayede geliştirdiği yapay zekanın kontrollü deneylerini gerçekleştirebilecektir. Yazılım ve soyutlama konularında uzman olan Caleb, büyük bir merak ve arzuyla Ava' yı görebilmek için adeta dakikaları saymaktadır. En nihayetinde Nathan kontrolünde, Ava ile seanslara başlayan ve ilk andan itibaren şaşkınlığını gizleyemeyen kahramanımız, beklentilerinin çok ötesinde bir deneyim yaşar. Zira sadece konuşabilen ve sorulara cevaplar verebilen mekanik bir kutuyla karşılaşmayı beklerken, oldukça alımlı bir bayan olarak modellenen Ava, hemen karşısında oturmakta ve akıcı diyalog içerisinde oldukça zekice ve esprili bir şekilde yanıtlar verebilmektedir. Henüz ilk seanstan itibaren Ava' nın çığır açabilecek bir buluş olduğunu düşünen ve projenin yaratıcısı ve aynı zamanda iş vereni olan Nathan' a daha fazla saygı duymaya başlayan kahramanımız, öte yandan da kameralar sayesinde sürekli gözlemler yaparak gelecek seanslar için yeni sorular hazırlamaktadır. Teorikte robot olsa da Ava' nın görselliğinden etkilenmeye başlayan ve geceleri gözlerine uyku girmeyen kahramanımız, sürekli Ava' nın söylediklerini düşünmeye başlar. Seanslar ilerledikçe her defasında Ava' nın verdiği cevaplardan daha fazla etkilenen ve zekasına saygı duyan Caleb, bir yandan da Nathan' ın neden yüzlerce programcı arasından kendisini seçtiğini sorgulamaktadır. Bu sırada Nathan' ın Ava' ya olan tavırlarından hoşlanmayan ve zaman zaman gerçekleşen enerji kesintilerinden huzursuz olan Caleb, bir şeylerin yolunda gitmediğini keşfeder...

İyi; Baştan sona gizemli ve fantastik ilerleyen kurgusuyla ilgi çekici bir bilim-kurgu filmi. Oyunculuk, mekan seçimleri ve diyaloglar oldukça başarılı. Teknoloji ve bilimin gelecekte yaratabileceği paranoyaların yanı sıra düşünsel olarak da alt metinler barındırıyor. Filmin konusundan hoşlanan ve insanlığın geleceği hususunda daha fazla kafa yormak isteyenler, Yuval Noah Harari' nin 'Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi' kitabına göz atabilirler. Yapay zeka ve turing testiyle ilgili daha fazla bilgi olmak isteyenler linke tıklayabilirler...
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mart 2017 | Etiketler : | | | |

Arrival (2016)

Arrival (2016)
Ansızın dünyaya inen 12 uzay gemisi, insanlığın akıbeti konusunda büyük bir tartışma yaratır. Zira dünya üzerinde 12 farklı noktaya inen bu uzay gemileri, uzaylıların asıl niyeti anlaşılana kadar büyük bir istilanın da habercisi olabilir. Montana bölgesine inen ve Amerikan ordusu tarafından bir dizi incelemeye tabii tutulan uzay gemisi, Çin ve Rusya başta olmak üzere diğer lokasyonlardaki araştırmalardan edinilen bilgiler doğrultusunda analiz edilmektedir.
Arrival (2016)
 Kimyasal bileşimi bilinmeyen uzay gemileri, dış kabuk kısmının ise herhangi bir gaz ya da radyasyon yaymaması neticesinde pek çok soru işaretini de beraberinde getirir. Uzaylıların neden bu noktaları seçtikleri ya da ne amaçla yeryüzüne indikleri gibi önermeler ise insanlığı büyük bir paradoksa sürüklemektedir. Ordunun ve sonrasında bilim insanlarının harıl harıl çalışarak uzayların niyetini deşifre etme çabası ise artık bambaşka bir boyuta taşınmıştır. Zira kabuk içerisine gönderilen ekip, doğrudan uzaylılarla görsel temas kurabilmeyi başarmış dahası kayıt altına alınan radyo sinyalleri ve görüntüler sayesinde uzaylıların tanımlanamayan bir dilde insanlarla temas edebildiklerini keşfetmiştir. Bunun üzerine Albay Webber' ın emriyle ülke çapında tanınan dil bilimi uzmanı Louise bölgeye davet edilir. Aynı zamanda teorik fizik konusunda uzman olan Ian' da benzer şekilde davet edilmiştir. Ian ile birlikte ekip olarak çalışması ve en kısa sürede uzaylıların niyetini deşifre etmesi istenen Louise, büyük bir heyecan ve özveriyle işe koyulur. Ian' ın fikirlerinin aksine evrensel iletişim aracı olan matematik yerine dili etkin şekilde kullanmayı öneren kahramanımız, Webber' ı ikna ederek kendi yöntemlerini uygulamaya başlar.  Öte yandan edindikleri son bilgileri komisyonla paylaşmayı reddeden ve uzaylılara karşı agresif bir tavır sergilemeye başlayan Rus ve Çin hükümetleri, projeden sorumlu olan Webber'ı bir hayli zora sokmaktadır. Çin' in bir şekilde uzaylıların amacını öğrendiğini ve bu nedenle politikasını değiştirdiğini düşünen ve Louise' i sıkıştırmaya başlayan CIA, artık daha fazla kaybedecek zamanları olmadığını vurgulamaktadır. Louise ise uzaylılara doğru soruyu sormak ve neticesinde uygun cevabı almak için hala zamana ihtiyacı olduğunu dillendirmektedir. Yaşadığı yoğun stresli dönemden ötürü karmaşık rüyalar ve hayaller görmeye başlayan kahramanımız rasyonel düşünmesi hususunda Ian tarafından da uyarılır. Ordu tarafından tanınan süre hızla tükenmektedir. Louise ise uzaylıların görsel olarak tarif ettiği bazı simge ve imgeleri birleştirerek onların alfabesini çözmeye ve niyetlerini öğrenmeye çok yaklaşmıştır...
İyi; Son dönemlerde adından sıklıkla bahsettiren, favori yönetmenlerimden Denis Villeneuve' u sinemasının son gözdesi 'Arrival' gerek imdb puanı gerekse olumlu eleştirilerden ötürü uzun süredir merakla izlemeyi beklediğim bir bilim- kurgu filmiydi. Senaryo, oyunculuk, atmosfer ve ses efektleriyle beni tatmin etmeyi başardı. Uzun bir yapım olmasına rağmen, sürükleyici kurgu ve alt metinler seyir zevkinin azalmasını engelliyor. H.P. Lovecraft'ın hayal dünyasından aşina olduğumuz Cthulhu benzeri heptapod uzaylı konsepti düşünsel olarak oldukça ilgi çekici. Bu filmi sevenlerin Contact (1997) yapımını da izlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Denis Villeneuve' ıın diğer filmleri için Incendies (2010), Prisoners (2013) ve Enemy (2013) sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.
Kötü; Tipik bilim-kurgu ve uzaylılar denince mekanın uzay olması beklenti dahilinde ancak hikaye dünyada geçiyor. Hikaye daha derin bir şekilde işlense ve görsel olarak daha iddialı sahneler yansıtılsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Şubat 2017 | Etiketler : | | | | |

The Girl on the Train (2016)

The Girl on the Train (2016)
Eşinden ayrıldıktan sonra sıkıntılı günler geçirmeye başlayan Rachel, alkol problemi sebebiyle de giderek depresif bir hayata sürüklenmektedir. Her sabah New York' a işine gitmek için bindiği tren, eski evinin önünden geçmekte ve hatıralarını depreştirmektedir. Dahası eski eşi Tom, Anna ile evlenmiş ve yeni doğan bebekleriyle mutlu bir yaşam portresi sergilemektedir. Tom' dan bebek sahibi olamadıkları için ayrılan Rachel, her defasında trenle oradan geçeceğini bildiği halde bu alışkanlığından kurtulamamıştır.
The Girl on the Train (2016)
 Öte yandan eski evinin hemen bitişiğinde bulunan malikanede, Scott- Megan çiftinin göz okşayan, mutlu- mesut ilişkileri ise bir nevi Rachel' ın asla yaşayamayacağı mutluluğun vücut bulmuş hali gibi karşısında belirmektedir. Resim çizmekten ve sanattan hoşlanan Rachel, trenle seyahati sırasında hem Tom yüzünden çektiği acıları hem de Megan' ın inanılmaz mesut görünen hayatını gözlemlemekten kendini alıkoyamamaktadır. Kafasında mükemmel çift olarak kurguladığı Megan- Scott çiftine inanılmaz özenen ve ilişkilerine imrenen kahramanımız, evine döndüğünde ise her zamanki alkol problemiyle uğraşmaktadır. Gündüz vakti bile alkol tüketmekten vazgeçemeyen, gittiği seanslara rağmen üzüntüsünü ve kederini unutmak için en yakın dost olarak gördüğü alkolden uzaklaşamayan Rachel, kimi zaman kendisini farklı mekanlarda yarı baygın olarak bulmakta ve neler olup bittiğini hatırlayamamaktadır. Günün birinde vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar ve çiziklerle uyanan ve başına darbe aldığını fark eden kahramanımız saldırıya uğradığını düşünmektedir. Polislere giden ve bu konuda ifade veren Rachel, içten içe kötü bir şeylerin olduğunu hissetmekte ancak izah edememektedir. Bu sırada tv de Megan' ın kaydolduğu haberini görünce büyük bir şok yaşayan kahramanımız, olaydan bir gün öncesinde, yine bir tren yolculuğu sırasında Megan' ı başka bir erkekle balkonda görmesinden yola çıkarak hayallerindeki mükemmel çiftin esasında o kadar da mutlu olmadıklarını keşfeder. Görüklerini anlatmak ve yardımcı olmak için Scott' ın evine gitmeye karar verir. Karısını bulmak için her yolu deneyen ve tüm ip uçlarını toplamaya çalışan Scott ise alkol probleminden ötürü mesafeli davrandığı Rachel' a güvenmekten başka şansı olmadığını anlar. Tüm oklar Megan' ın psikiyatrisi Dr. Abdic'i göstermektedir. Öte yandan evinin yakınlarında sık sık Rachel ile karşılaşmaktan dolayı gerilen ve onun kötü niyetli olabileceğini düşünen Anna ise bu konuda Tom' u uyarır. Megan' ı bulmak için kararlı olan Rachel ise bulmacanın eksik parçalarına giderek yaklaşmaktadır...
İyi; Paula Hawkins imzalı 'The Girl on the Train' , ünlü gerilim yazarı Tess Gerritsen (Cerrah ve Çırak kitaplarıyla tanınan) tarafından övgüye mazhar olmuş başarılı bir kitap. Kitabın uyarlaması olarak beyazperdeye aktarılan yapım ise gerçekten de iddialı.Gerek atmosferi gerekse kurgusuyla oldukça dikkat çeken, oyunculuk olarak da epey beğenimi kazanan etkileyici bir dram-gerilim filmi. Gizem seviyesinin de başarılı olması dahası sürpriz finaliyle mutlaka izlenmesi gereken bir yapım. Bu filmi sevenlerin Antichrist (2009)Gothika (2003) ve Gone Girl (2014) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum. 

Megan' ın hikayesinin Antichrist filmini çağrıştırdığını, benzer şekilde Rachel'ın başından geçenlerin Gothika ' yı anımsattığını söyleyebilirim.
Kötü; İlk yarısı itibariyle yavaş ilerlediği için biraz sıkıcı ve karmaşık gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ocak 2017 | Etiketler : | | | |

Domestic Disturbance (2001)

Domestic Disturbance (2001)
Eski eşi Frank' ten dostça ayrılan Susan, kasabaya birkaç yıl öncesinde yerleşen ve sanayiyle uğraşan Rick ile evlenmeye karar verir. Giriştiği her işte başarılı olan ve bundan ötürü kasabanın göz bebeği haline gelen karizmatik Rick ise Susan' ın gönlünü çalmakta pek de zorlanmaz. Öte yandan Susan' ın 12 yaşındaki oğlu Danny, babasına çok bağlı olmasından ve üvey baba istememesinden ötürü annesine karşı bir hayli agresif ve baskıcı davranmaktadır.
Domestic Disturbance (2001)
 Olan bitenleri uzaktan izlemekle yetinen ve Susan' ın mutlu olmasını temenni eden Frank ise ufak bir kayık imalathanesi işletmektedir. Danny ile Susan' ın arasının daha fazla bozulmaması için, Rick' den hiç haz etmese de düğün törenine katılmak zorunda kalan Frank, seremonide Rick' in Ray isimli bir arkadaşıyla tanışır. Nasıl ahbap oldukları konusunda farklı hikayeler anlatan ve birbirlerini gördüklerine pek de sevinmeyen Ray ve Rick, Frank' in dikkatinden kaçmaz. Rick' in herkesin gözünü boyadığını düşünen ve göründüğünün aksine tekinsiz, güvenilmez biri olduğunu hisseden kahramanımız, içten içe bilenmektedir. Susan ile evlendikten kısa bir süre sonra Danny' e olan bakış açısı değişen ve ondan kurtulmak isteyen Rick ise Frank' in canını iyiden iyiye sıkmaya başlar. Öte yandan günün birinde, kasabaya gidebilmek için Rick' in arabasına gizlice saklanan Danny, üvey babasının Ray ile buluşmasına şahit olur. Danny' nin varlığından bihaber, para hakkında konuşan ikili bir anda kavga etmeye tutuşurlar. Arabadan kurtulduktan hemen sonra kan ter içinde soluğu babasının yanından alan Danny, Rick' in arkadaşını öldürdüğünü ve sonrasında kendisine ait tuğla fabrikasında cesedi yakarak ortadan kaldırdığını söylemektedir. Duydukları şeyler sonrasında kanı donan ve hemen oğlunu aldığı gibi polislerin yolunu tutan Frank, Rick' in evliliğini hazım edememekle suçlanır ve iddiaları gülünç bulunur. Susan dahi Danny' e inanmamakta ve onun Rick' ten hoşlanmadığı için böyle bir hikaye uydurduğunu düşünmektedir. Oğluna ve anlattıklarına güvenen Frank ise konuyu kişiselleştirerek, o geceye dair ip uçlarının peşine düşer. Rick' in geçmişinde kirli sırlar olduğunu düşünen kahramanımız, Ray' i araştırmakla işe başlar...
İyi; Eğlenceli bir gerilim filmi. Gizem seviyesi de idare eder. John Travolta, Vince Vaughn ve Steve Buscemi gibi sevdiğim oyunculardan oluşan güzel bir kadroya sahip. Bu filmi sevenler 
The Stepfather (2009) yapımına da göz atabilirler...
Kötü; Klişe, orijinal olmayan bir hikayeye sahip. Yer yer sıkıcı bir hale gelebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

The Emeryville Experiments (2016)

The Emeryville Experiments (2016)
Keyifli olacağını düşündükleri uzun bir araba yolculuğuna çıkan dört yakın arkadaş, yolu kısaltmak için saptıkları bir patika sonrasında ormanda kaybolurlar. Gps sinyali ve ellerindeki harita ile otoyola bir an önce çıkmayı planlayan gençler, bir türlü yolu bulamayıp, deyim yerindeyse kısır bir döngü içerisine girerler. 
The Emeryville Experiments (2016)
Otoyoldan ayrılıp, en son gördükleri taşıtın üzerinden neredeyse bir saati aşkın süre geçmesinden ve giderek ormanın derinliklerine kaybolmalarından ötürü, iyiden iyiye gerilen kahramanlarımız içine düştükleri durumla ilgili birbirlerini de suçlamayı ihmal etmezler. Tartışmaların büyüdüğü bir anda talihsiz bir kaza atlatıp arabaları kullanılmaz hale gelen Justin ve arkadaşları, neyse ki Ethan isimli kılık kıyafetlerinde asker olduğunu düşündükleri, yolda otostop yaptığını söyleyen bir gençle karşılaşırlar. Ethan, Emeryville' e giden ufak bir tabela gördüğünü söyleyip, bir ihtimal orada yardım çağırabileceklerini söyler. Öncesinde henüz yeni tanıştıkları birine güvenip peşine takılmak mantıklı gelmese de kahramanlarımız başka çareleri olmadığını düşünüp, hava da kararmadan önce yola koyulurlar. Ormanın derinliklerinde bulunan Emeryville, eski zamanlardan kalma, oldukça az popülasyonun yaşadığı gizemli bir kasaba görünümündedir. Öyle ki gerek mimari gerekse kasabalıların kılık kıyafetleri olarak yahşi batı vari bir izlenim veren bu kasaba gençleri yeterince tedirgin etmeye yetmiştir. Dahası kasabalılar tarafından hoş karşılanmayan kahramanlarımız bir an evvel bir telefon bulup yardım çağırma arzusunda olsalar da arabayı tamir edebilecek teknisyenin gelmesinin ertesi güne sarkacağını öğrenirler. Mecburen geceyi geçirdikleri Emeryville' de ise bir takım kirli sırlar gün yüzüne çıkmak üzeredir...
İyi; Hoş zaman geçirmenizi sağlayabilecek tipik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temalı bir yapım. Gizem seviyesi orta karar.
Kötü; Klişelerle dolu, yer yer gereksiz uzatılan sahneler ve kötü oyunculuktan ötürü çok fazla beklentiyle izlenilmemesi gereken, tv filmi havasında çekilmiş oldukça vasat bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Ekim 2016 | Etiketler : | | | |

Come Back to Me (2014)

Come Back to Me (2014)
Wrath James White' ın 'The Resurrectionist' isimli romanından uyarlama olan yapım hem eğlenceli kurgusu hem de gizem- gerilim seviyesiyle başarılı bir alternatif.
İlişkilerinde sıkıntılı günler yaşayan Sarah - Josh çifti, özellikle geçirdikleri trafik kazasından sonra Sarah' nın depresyona sürüklenmesiyle zor zamanlar yaşamaktadır. Tezini hazırlamak için gece gündüz eve kapanan Sarah, kazanın da etkisiyle bir türlü istediği seviyeye getiremediği makalesi nedeniyle epey bitkin durumdadır.
Come Back to Me (2014)
Dahası bir kumarhanede kurpiyer olarak çalışan ve sıklıkla eve sabaha karşı yorgun argın dönen Josh ile iletişimi azalıp, giderek yalnızlaşmaktadır. Öte yandan hemen evlerinin karşısına Dale isimli bir gencin taşınmasıyla, hoş bir görünüm vermek ve komşu edinmek amacıyla tanışmaya giden kahramanlarımız, görünüşünden anlaşılacağı üzere pek sosyal bir tip olmayan ve yalnız yaşayan Dale' i hayli tuhaf bulurlar. Kendi halinde birisine benzeyen ve kasabadaki ufak süpermarkette çalışan Dale ise nazik davranan Sarah' a karşı kibar olmaya çalışmaktadır. En yakın arkadaşı Leslie ile sık sık dertleşen ve ondan hamilelik hakkında fikirler almak isteyen Sarah, kazanın psikolojik etkilerini de atlattığına inanıp, artık kendisi için bebek sahibi olmanın zamanı geldiğini düşünmektedir. Leslie ise en yakın arkadaşı için her şeyin en iyi şekilde olmasını dilemektedir. Evde zamanının çoğunu yalnız başına geçirmesinden ötürü olsa gerek epeyce bunalan Sarah, zaman zaman nasıl ve ne şekilde uykuya daldığından bir haber yatağında göğsünde bir acıyla uyanırken bulur. Durumu eşine ve Leslie'ye anlatan kahramanımız bunun aşırı stresten ortaya çıkan tipik kabuslar olduğunu düşünse de son günlerde bu olayın devamlı olarak cereyan etmesi iyice içine kapanmasına ve güvensiz hissetmesine sebep olur. Leslie' nin tavsiyesi üzerine odasına kamera kurup, bu sayede uykusunda neler olup bittiğine anlam vermeyi uman Sarah, görüntüleri izledikten sonra dehşete kapılır. Çok geçmeden evde yalnız olmadığı anlayacaktır...


İyi; Sürükleyici kurgusu ve sürpriz finaliyle göz atılması gereken bir yapım. Gizem seviyesi ve oyunculuklar da tatmin edici. Bu filmi sevenler tarz olarak yakın olan Sleep Tight (2011) yapımını da  izleyebilirler.
Kötü; İlk yarısı itibariyle klişe bir film havası veriyor. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2016 | Etiketler : | | |

The Thing (2011)

The Thing (2011)
1982 yapımı, korku-gerilim filmi denince ilk akla gelen kült eserlerden biri olan 'The Thing (1982)' filminin öncesini konu edinen ve uzaylı yaşam formunun nasıl keşfedildiğini anlatan The Thing (2011), yıllar sonra gelen yeni bir 'remake' filmi olmasının ötesinde, seriye dair ip uçları veren ve orijinal yapımı henüz izlemeyenler için olay örgüsü olarak başta konumlandırılması gereken bir film. 
The Thing (2011)
Antarktika'da büyük bir jeoloji araştırma merkezinde şu ana değin eşine benzerine rastlanmamış gizemli bir 'şey' bulunduğu haberini alan  Dr.Sanders, omurgalılar paleontolojisi konusunda uzman olan Kate' i de ekibine dahil ederek zaman kaybetmeden epeyce uzun olan yola koyulur. Acil çağrı tarzı bir sinyal vasıtasıyla yeri tespit edilen ve bu sayede yerin onlarca metre derinliğinde büyük bir keşfin arefesinde olan araştırma ekibi, buldukları şeyin edindikleri bulgular sonucunda yaklaşık olarak yüz bin yıldır orada olduğunu düşünmektedir. Dahası kazazede olarak adlandırdıkları ve istasyonun yakınlarında büyük bir buz kütlesi içerisinde değişik bir canlı formu da ellerindedir. Olay mahalline ulaşan ve gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Dr.Sanders, Kate'in yardımıyla numuneyi buz kütlesinin içerisinden nazik bir şekilde çıkarıp, çeşitli bilimsel tetkikler için hazırlamaya çalışmaktadır. Lokal araştırma görevlileriyle beraber keşiflerini kutlamak için ufak bir eğlence düzenlemeye karar veren kahramanlarımız, buz kütlesinin ansızın çatlaması ve içindeki numunenin ortadan kaybolması üzerine büyük bir panik yaşarlar. Dr. Sanders öncülüğünde organize olan ve bir an evvel canlı formunu ele geçirip izole etmekle görevlendirilen araştırma grubu, henüz nasıl bir tehditle karşı karşıya olduklarının bilincinde olmadan etrafa göz atarlar. Öte yandan grubun tek bayan üyesi olan Kate ise Dr. Sanders'ın fikirleriyle ters düşüp, göze batmaya başlar. Gecenin karanlığında süregelen köşe kapmaca, çok geçmeden dehşet dolu bir hale bürünür...

İyi; John Carpenter gibi büyük bir ustanın kült yapımı olan 'The Thing (1982)' nin yeniden ve üstelik ilk filmin öncesinde konumlandırılarak karşımıza çıkması korku-gerilim severler için epey heyecan verici. Kurgu ve atmosfer olarak gayet başarılı bulduğum film, oyunculuk olarak da fazlasıyla tatmin edici. Gizem seviyesi ve giderek tırmanan gerilim de başlıca diğer artılar. Grup dinamikleri ve insan psikolojisinin de etkin şekilde yansıtıldığını ekleyeyim. Tüm bunların yanı sıra aksiyon seviyesi ve görsel efektler de fena değil. Özetle bilim-kurgu ve gerilim türünü sevenlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)

La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013) 
- Bir kadınla yaşamak neye benziyor?
- Bir müzayedeye katılmak gibi. En yüksek teklif sizinki mi olacak
asla bilemiyorsunuz.
Virgil Oldman, dünyanın sayılı müzayede sunumcularından biri olup, antika sevgisiyle tanınan ancak ne yazık ki kariyerinin sonlarına yaklaşan, yakın çevresinin deyimiyle tam bir centilmendir. Lüks ve bir o kadar da şaşalı bir yaşam süren Virgil, müzayedelerdeki şöhretinin yanı sıra antika uzmanlığında da otorite olarak kabul edilmektedir. 
La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)
Günün birinde Virgil, Claire Ibbetson isimli gizemli bir bayanın evindeki bir takım kıymetli eşyalar için telefon açmasıyla, her gün ofisine gelen onlarca kıymetsiz ve zamanını çalan aramalardan biri olduğunu düşünüp görüşmeyi sonlandırmaya çalışır. En nihayetinde Claire'in epey dil dökmesi sonrasında bahsi geçen evi ziyaret etmeyi kabul eden kahramanımız, ön görüşme için son derece yoğun olmasına rağmen takvimini ayarlar. Ancak çeşitli aksaklıklar ve bahaneler sonrasında bir türlü Claire ile tanışmayı başaramaz, öyle ki bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmektedir. Claire'in sürekli olarak bir yardımcısı vasıtasıyla kendisiyle temas kurması ve doğrudan ortaya çıkmayıp gizemini koruması hali hazırda epey şaşırtıcıdır. Eve ulaştığında gerçekten de bir çok antika eşya ile karşılaşan ve ekspertizin ardından kataloglama çalışmalarına geçip büyük paralar kazanmayı uman Virgil, Claire'in deyim yerindeyse kendisiyle saklambaç oynamasından sıkılmaya başlar. Öte yandan evi ziyaretlerinde bir takım mekanik aksamlar bulan ve bunları gizliden gizliye toplamaya başlayan kahramanımız, asıl hazinenin bu olacağı hissine kapılmaktadır. Zaman zaman işinin düştüğü ve yardım almaktan çekinmediği, mekanikle oldukça haşır neşir olan yakın dostu olarak gördüğü Robert'ın atölyesine giden Virgil, gizlice topladığı parçaları birleştirmesini ister. Aynı zamanda bayanlarla her daim arası iyi olan Robert'dan Claire hakkında tavsiyeler isteyen kahramanımız, hayatında ilk defa bir bayana ilgi duyup ona nasıl yaklaşması gerektiğini sorgulamaktadır. Zamanla Claire'e duygusal olarak bağlanmaya başlayan Virgil, tavsiyelerin işe yaradığını düşünür ve ömrü boyunca hiç tatmadığı duyguları keşfetmeye koyulur. Hayatı boyunca antikaların gerçek mi sahte mi olduğu hususunda otorite sayılan Virgil, kendisini bambaşka bir sınavın ortasında bulur...


İyi; Oyunculuk, mekan seçimleri ve atmosfer olarak oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar hayata dair sosyal mesajlarla dolu.  Özetle gerek gizem seviyesi gerekse sanatsal kurgusuyla kesinlikle göz atılması gereken bir alternatif. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |

The Game (1997)

The Game (1997)
'Eskiden kördüm, artık görüyorum.'
Nicholas Van Orton, San Francisco'nun en varlıklı bankerlerinden biri olup, istediği hemen her şeye sahip olsa da büyük bir yalnızlığın pençesindedir. Yıllar evvel babasının gözlerinin önünde intihar etmesiyle büyük bir sarsıntı yaşayan ve o günden beri kardeşi Conrad'la dahi oldukça seyrek görüşen kahramanımız, uzun yıllar boyunca hayatını tek başına idame ettirmeye alışmıştır.
The Game (1997)
Kırk sekizinci doğum gününün yaklaşması ile babasının öldüğü yaşa girmeye hazırlanan ve buruk günler günler geçiren Nicholas, Conrad'ın sürprizi sonrasında bir akşam yemeği daveti alır. Abisine yani kendi deyimiyle her şeye sahip olan Nicholas'a farklı bir doğum günü hediyesi hazırlayan Conrad, 'CRS' isimli Tüketici Eğlence Hizmetleri olarak bilinen bir şirketin davetiye kartını takdim eder. Kendisinin de daha önce bu hizmeti satın aldığı söyler ve mutlaka denemesini tembihler. Dahası bunun hayatı boyunca unutamayacağı bir tecrübe olacağı hususunda da iddialıdır. Kardeşinin ısrarcı tavrı ve karşı koyamadığı gizem yüzünden bunu bir meydan okuma olarak algılayan ve dahil olmaya karar veren Nicholas, davetiye kartını aldığı gibi CRS in binasına gider. Yoğun bir iş adamı olduğunu ve kaybedecek en ufak zamanı olmadığını dile getiren Nicholas, bir an önce programın kendisine ne vaad ettiğini öğrenmeye odaklanır. Zira ajandası tamamen doludur ve Conrad'ı dediği gibi sadece buna değecekse zaman ayırabileceğini düşünür. Şirket temsilcilerinden biri ile görüşen kahramanımız, en basit haliyle bunun unutamayacağı bir tatil olacağını ancak tek farkının onun gitmeyip, tatilin kendisine geleceği gizemli bir oyun olarak bilgilendirilir. Bunu bir oyun olarak kabul etmesi istenen Nicholas; merakına yenik düşüp, kaotik ve gizemli atmosferin de etkisiyle katılacağını bildirir. Gün boyu sürecek uzun sağlık testleri ve psikolojik muayenelere tabii tutulur, en nihayetinde yorucu günün ardından evine ulaşır. Kahramanımız dinlenme planları yaparken, çok geçmeden tuhaf olaylar başlar ve kendisini büyük bir puzzle ın içinde bulur...

İyi; Usta oyuncuların yer aldığı (Michael Douglas, Sean Penn, Deborah Kara Unger, Armin Mueller-Stahl...) David Fincher'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, bir sinemasever için baştan sona ziyafet olarak adlandırabileceğimiz kusursuz bir yapım. Gizem seviyesinin hat safhada olduğu gerilimin sürekli tırmandığı mutlaka izlenilmesi gereken bir film. Benzer filmler izlemek isteyenler Dark City (1998) ve Jacob's Ladder (1990) alternatiflerine de göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |