Güncel İncelemeler;

The Cloverfield Paradox (2018)

The Cloverfield Paradox (2018)
Resmi kayıtlara göre dünyanın tüm enerji kaynakları beş yıl içerisinde tükenecek. İnsanlığın geleceği, riskli bir deney görevi için tasarlanan uzay istasyonu ve yörüngede test edilecek olan Shepard parçacık hızlandırıcısına bağlı. Astronotlar eğer Shepard' ı düzgün bir şekilde çalıştırabilirlerse, kendiliğinden enerji üretmeye başlayacak ve dünyanın enerji krizini kökten çözebilecek...
The Cloverfield Paradox (2018)
Tüm dünya genelinde süre gelen enerji krizi, hükümetlerin yeni önlemler ve kısıtlamalar getirmesiyle gündelik hayatı iyice yaşanmaz bir hale sokmuştur. Petrolün tükenmek üzere olması, petrol savaşlarını gündeme getirmekte, ülkeler arasında savaş tamtamlarının çalmasına sebep olmaktadır. Tüm bu sorunları kökünden çözebilecek Shepard parçacık hızlandırıcı ise uzay istasyonunda bir grup astronot himayesinde, dünya yörüngesine yakın bir konumda çalıştırılmaya hazırdır. Parçacığın uzay zaman düzleminde yırtık oluşturabileceğini ve birden fazla boyutun iç içe geçmesi gibi riskler yaratabileceğini dillendiren uzmanlar, böyle bir riskin dünyanın sonunu getireceğini söyleyerek, Shepard' ın ancak yörüngede çalıştırılmasına izin verirler. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından ilk ateşlemenin başarısızlıkla sonuçlanması büyük bir hayal kırıklığı yaratır. Somut olarak enerji üretiminin başarılmış olmasına rağmen, büyük bir yangın çıkmış, sisteme ekstra yük bindiği için uzay istasyonu da hasar almıştır. Yeni bir deneme yapabilmek ve ellerindeki tükenmek üzere olan yakıtı efektif kullanabilmek için hızla sistemleri onarmaya başlayan astronotlar, çok geçmeden büyük bir şok yaşarlar. Dünya ile iletişimlerinin koptuğunu keşfeden kahramanlarımız, fiziksel olarak da bir türlü seyrüsefer sistemlerinde dünyayı bulamamaktadırlar. Kiel liderliğinde neler olup bittiğini anlamaya çalışsalar da sürekli bir şeyler eksik kalmaktadır. Görevin deneysel ve tehlikeli olduğunun bilicinde olmalarına rağmen, Shepard' ın onları galaksinin ücra bir köşesine ışınladığı düşüncesi bile zihinleri kemirmeye yetmiştir. Etrafı kolaçan etmeye başladıklarında ise uzay gemisinde bir takım gariplikler keşfeden kahramanlarımız, Jensen isimli gemide olmaması gereken bir mürettebatla karşılaşırlar. İşleri yeniden yoluna sokmak için Shepard' ı tekrar çalıştırmayı öneren ekibin fizikçisi Schmidt, bir planı olduğunu iddia etmektedir. Kaos ise henüz yeni başlamıştır...

İyi; Sürükleyici atmosferi ve gizem seviyesiyle, bilim- kurgu sevenlerin göz atması gereken başarılı bir alternatif. Oyunculuk ve görseller de gayet iyi.
Kötü; Son çeyreğin beklentinin altında kaldığını söyleyebilirim. Filmin süresi de biraz daha kısa olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Şubat 2018 | Etiketler : | | | |

The Ritual (2017)

The Ritual (2017)
Üniversitede yıllarından beri sık sık görüşmeye devam eden beş yakın arkadaş, birlikte daha iyi vakit geçirebilmek için eğlenceli olabilecek bir aktivite arayışına girerler. Keyifli bir muhabbetin akabinde birbiri ardına önerileri sıralayan kahramanlarımız, hızla akıp giden zamanı göz ardı ederek sokakta ilerlemeye devam ederler. İçecek bir şeyler alabilmek için ufak bir marketin yolunu tutan Luke ve Robert, kendilerini ansızın kan donduran bir gasp olayın ortasında bulurlar. Robert' ın soyguncular tarafından canice katledilmesiyle sonuçlanan gece, kahramanlarımız arasında büyük bir travmaya sebep olur.
The Ritual (2017)
Yaşanan üzücü olayın ardından, Robert'ı yad etmek için onun önerisini gerçekleştirmeye karar veren kahramanlarımız, İsveç' de birkaç gün sürecek uzun bir doğa yürüyüşüne çıkıp, kamp yapmaya karar verirler. İlk gece doğada çadır kurup, ardından kiraladıkları pansiyona ulaşmak için yürüyüşü sürdürecek olan yakın dostlar, Dom' un ayak bileğini burkması üzerine daha kestirme bir yol arayışına girerler. Rotayı çizen ve aynı zamanda arkadaşlarına liderlik eden Hutch, Dom' un durumunun ciddiyetini kavrayarak, mesafeyi kısaltacak orman yolundan gitmenin uygun olacağını dillendirir. Normalde 14 saat sonrasında ulaşabilecekleri pansiyona artık çok daha kısa bir sürede ulaşma fikri, yorgunluk belirtileri gösteren kahramanlarımızın kulağına epey mantıklı gelir. Uzun ağaçlarla kaplı, patikalarla çevrili ormanda ilerlemeye başlayan Hutch ve arkadaşları, havanın kararması ve şiddetli yağmurun aniden bastırması sonrasında sığınabilecekleri bir yer arayışına girerler. Ormanın derinliklerinde terk edilmiş, tahtadan bir baraka bulan kahramanlarımız, görünüşüne aldırış etmeden geceyi burada geçirebileceklerini düşünürler. Öte yandan eve girdikleri andan itibaren, tekinsiz atmosferi iliklerine kadar hissetmeye başlayan Luke, bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir. Zira evin çevresindeki ağaçlara kazanmış bir takım sembolleri fark eden kahramanımız, bir yandan da ormanda bir şeylerin hareket ettiğinden ve gizemli bir şekilde takip edildiklerinden şüphelenmektedir. Günün ilk ışıklarıyla beraber uyanıp, bir an evvel burayı terk etmek için sözleşen kahramanlarımız, hiç içlerine sinmese de korkuyla uykuya dalarlar. Gecenin geç saatlerinde dehşet içerisinde uyanan kahramanlarımız, kendilerini zaman ve mekan kavramlarının ötesinde yanılsamalarla dolu bir kabusun orta yerinde bulurlar. İlk iş olarak apar topar hazırlanıp barakayı terk eden dörtlümüz, ormandan bir an evvel çıkabilmek için her yolu denemeye başlarlar. Ancak pusulaları şaşmakta, yön duyguları giderek yok olmaktadır. Adeta bir labirentin içerisinde çaresizce dolanmaya ve kendi etraflarında dönüp durmaya mahkum olan kahramanlarımız, bunlar da yetmezmiş gibi çok geçmeden başlarına gelenlerden ötürü birbirlerini suçlamaya başlarlar. İşin kötüsü hava yeniden kararmaktadır...

İyi; The Signal (2007),V/H/S (2012), Southbound (2015) gibi başarılı korku- gerilim yapımlarından tanıdığımız David Bruckner imzalı bir başka izlemeye değer alternatif olan 'The Ritual', gizem- gerilim sevenlerin ilgisini çekebilecek bir film. Grup dinamiklerini başarılı bulduğum, gizem seviyesi tatmin edici, başarılı bir korku- gerilim filmi. Görseller, soundtrackler ve oyunculuk da başarılı.
Kötü; Senaryo olarak pek çok klişeyi barındırıyor. İlk yarısı itibariyle güçlü bir başlangıca sahip olsa da ikinci yarısı ne yazık ki vasatı aşamıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Şubat 2018 | Etiketler : | | | |

Mother! (2017)

Mother! (2017)
Gözlerden uzakta, ormanın derinlerinde bulunan eski bir malikanede yaşayan çift, kendilerini dış dünyadan tamamen izole etmiş, yalnızca ilişkilerine odaklanmıştır. Yaşça büyük olan, tanınmış bir şair olan adam, zamanının çoğunu yeni bir şeyler karalayabilmek ve eski günlerdeki gibi eserler verebilmek için harcamaktadır. İlham kaynağı olarak gördüğü genç eşi ise büyük bir yangın sonrasında kül olan malikaneyi yeniden ayağa kaldırmak ve restore edebilmek için tüm enerjisini harcamaktadır. Ünlü bir şair olan kahramanımız, çalışma odasında saatlerce ilham gelmesini beklerken, evi çekip çeviren genç eşi de tüm zamanını yeni bir düzen kurabilmek ve bu sayede sevgi dolu sıcak bir yuva inşa edebilmek için çabalamaktadır. 
Mother! (2017)
Günün birinde geç vakitte, çat kapı gelen ihtiyar bir adam, dışarıdan burasını otel zannettiğini söyleyerek kalacak bir yer aradığını dillendirir. Kendisini doktor olarak tanıtan ve gecenin bir yarısında avare dolaşmaktan yorgun düştüğünü anlatan yaşlı adam, oldukça çaresiz görünmektedir. Gizemli misafirin konuşmalarından ve hikayelerinden hayli etkilenen şair, gitmesine izin vermez ve seve seve onu malikanelerinde ağırlayabileceklerini söyler. Eşinin aksine durumdan rahatsız olan ve fikrini almadığı için bozulan genç bayan ise ne de olsa sabah erkenden gideceğini düşünerek isteksizce misafir odasını hazırlamaya başlar. Ertesi gün muhabbetin giderek ilerlemesiyle, ihtiyar adamın büyük bir hayranı olduğunu ve tüm kitaplarını defalarca okuduğunu öğrenen şair, daha da keyiflenir ve istediği kadar kalabileceğini konusunda ısrar eder. Öte yandan yaşlı adamın eşi ve çocuklarının da birer birer ortaya çıkması ve çat kapı gelmeleri evin genç hanımının canını sıkmaya, sinirlerini allak bullak etmeye başlar. Giderek artan sayıda davetsiz misafir, evin düzenini alt üst etmekte, yaptığı her şeyi bozmaktadır. Şair ise durumdan memnun görünmekte ve ilham gelmesini beklediği onca günün ardından ilk defa bir şeyler karalamayı düşünmektedir.  Eşinin hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu gözlemleyen ve onun için fedakarlıklar yapmaktan çekinmeyen genç bayan, çok geçmeden şairin kendisine olan sevgisini sorgulamak zorunda kalacaktır...


İyi; Metaforlarla dolu, görsellerin ve kurgunun şiir misali içe içe girdiği tipik bir Darren Aronofsky filmi. Oyunculuk, diyaloglar ve sinir bozucu tekinsiz atmosfer oldukça başarılı. Gizem- gerilim seviyesinin de tatmin edici düzeylerde olduğunu ekleyeyim...
Kötü; Lars Von Trier filmleri gibi (Antichrist 2009) genel izleyici kitlesine hitap etmeyen; rahatsız edici kurguya sahip, daha çok sanatsal bileşenleri ön plana çıkaran, bundan ötürü de herkesin izlerken keyif alamayacağını düşündüğüm bir yapım olduğunun altını çizeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Aralık 2017 | Etiketler : | | | |

Wind River (2017)

Wind River (2017)
Kurt, şanssız geyiği değil zayıf olanı avlar...
Amerika' nın Wyoming eyaletinde bulunan, dağlık ve engebeli topraklardan oluşan kızılderili bölgesi 'Wind River' olarak bilinmektedir. Ağustos' un en sıcak gününde bile dağların tepesinde kar bulunan ve yılın büyük bölümünü dondurucu soğuklar altında geçiren bölgede, nüfusun çoğunu oluşturan kızılderililer dağınık bir yerleşim göstermektedir. FBI' ın bile sadece cinayet vakalarında dahil olabildiği topraklar, kızılderili bürosu tarafından idare edilmektedir.
Wind River (2017)
Balık ve Vahşi Yaşam Servisi' nde çalışan Cory Lambert, veteran bir iz sürücüdür. Yıllar evvel kızını kaybeden ve o günden beri yüzünden keder eksik olmayan kahramanımız, zamanının çoğunu çiftçilerin besi hayvanlarına dadanan aslan ve çakal sürülerini avlamakla geçirmektedir. Günün birinde yine aldığı bir ihbar sonrasında vahşi hayvanların izini sürmeye başlayan kahramanımız, karlarla kaplı dağlık arazinin yakınlarında, muhtemelen soğuktan donarak ölmüş bir kız cesedi keşfeder. Dahası kızı ve ailesini yakından tanıyan Cory, hemen şerife olayı rapor ederek destek ister. Çok geçmeden olay yerine ulaşan şerif ve görevliler, cesedin el ve ayak parmaklarındaki morarmalardan ve kafasındaki yara izinden olayı durumu cinayet olarak değerlendirip, FBI' a iletirler. Bu sırada kızın ailesini teskin etme görevi de Cory' e düşmüştür. Olay yerine en yakın FBI ajanı olan ve anonsa cevap veren, genç dedektif Jane Banner hızla intikal eder. Fırtına çıkmadan olay yerini kendi gözleriyle detaylı bir şekilde incelemek isteyen kahramanımız, cesedi bulan ve aynı zamanda bölgeyi avucunun içi gibi bilen Cory' nin de davada yardımcı olmasını teklif eder. Otopsi sonuçlarının ardından vakanın FBI' ın ilgisini çekmemesi sonrasında, kısıtlı imkanlarda olayı çözmek için seferber olan Cory ve Banner, bir dizi soruşturma yönetmeye başlarlar. Kızın ailesine katillerin izini süreceğine dair söz veren Cory, tüm enerjisini bu işe ayırmaya odaklar. Toy bir FBI ajanı olan Jane ise yardımcı olabilmek için elinden geleni yapacağını yeniler. Kızın ailesi ve arkadaşlarıyla görüşen ikilimiz, tüm detayları öğrenip, bütün ipuclarını toplamaya yoğunlaşırlar. Tüm oklar kızın gizemli erkek arkadaşına yönelmiş durumdadır. Çok geçmeden cinayetin gerçek bir trajedi olduğu ortaya çıkar...


İyi; Ağır bir tempoda ilerlemesine rağmen; sürükleyici kurgusu ve soğuk, donuk atmosferiyle göz atılması gereken başarılı bir suç- gerilim filmi. Oyunculuk ve soundtrackler gayet iyi. Gizem seviyesi tatmin edici. Drama olarak da vuruculuğu yüksek bir film olduğunu ekleyeyim.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Ekim 2017 | Etiketler : | | | | | |

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Gazeteci - yazar Mikael Blomkvist, ülkenin kalantor isimlerinden Wennerström ile girdiği söz dalaşı sonrasında sıkıntılı günler yaşamaktadır. Wennerström ve kirli iş ortaklarıyla ilgili pek çok yasadışı belgeyi ortaya çıkarsa da mahkeme nezdinde iddialarını kanıtlayamadığı için, kamuoyu desteğini de yitirir. Asparagas haber yapmakla suçlanan ve kariyerinin en buhranlı dönemlerini geçiren kahramanımız, bir yandan da tazminat davalarından ötürü bütün maddi birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Tam da böyle kaotik bir zamanda, Modern İsveç' in en köklü şirketlerinden biri olan Vanger Industries' in eski ceosu Henrik Vanger, baş hukuki danışmanı olan Frode vasıtasıyla, her şeyini kaybetmek üzerine olan kahramanımız Mikael ile temas kurar. Bir ayağının çukurda olduğunu söyleyen Henrik, eski hesapları kapatma derdindedir. Yaklaşık kırk yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan yeğeni Harriet' in başına gelenleri, bu diyarları terki diyar etmeden bir şekilde öğrenmek isteyen ve sır perdesini çözmek için her yolu deneyen Henrik, Mikael' ın kendisi için çalışmasını teklif eder. Daha o zamanlarda bile genç yaşına rağmen zekasıyla şirketin veliahtı olarak gösterilen Harriet, deyim yerindeyse ansızın sırra kadem basmıştır. Sadece kendi aile fertlerinin yaşadığı adada, Harriet' ın başına gelenlerden Vangerlerden birilerinin sorumlu olabileceğini düşünen ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen bir türlü yeni kanıtlara erişemeyen Henrik, Wennerström davasıyla gündeme gelen ve zekasını takdir ettiği Mikael' i kendisi için son şans olarak görmektedir. Dahası ne kadar sürerse sürsün eğer başarılı olursa, Wennerström davasında aleyhine işleyen süreci tersine çevirebileceğini de vaat eder. Şehirden iyice bunalan ve bu davayı uzaklaşmak için bir fırsat olarak gören Mikael, Harriet ile ilgili tüm dosyaları teker teker incelemeye başlar. Öte yandan Frode' nın nasıl peşine düştüğünü merak eden kahramanımız, Lisbeth ismiyle karşılaşır. Piercingleri, dövmeleri ve tuhaf görüntüsüyle, punk bir bilgisayar korsanı olan Lisbeth; kendisini toplumdan soyutlamış, bir başına yaşayan genç bir bayandır. Görünüşünün aksine son derece zeki ve  meziyetli olan Lisbeth,  yönetilmesi sorunlu biri olsa da davada yardım etmesi için Mikael'ın  asistanı olarak görevlendirilir. Tam da işler yoluna girmişken Henrik' in yoğun bakıma alınmasıyla, Vanger ailesinin desteğini çektiğini Mikael, yeniden kaotik bir dönemece sürüklenir. Harriet' dan arta kalan adres defteri üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran kahramanımız, çok geçmeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. İki koldan ilerleyen araştırmada Lisbeth' de yeni bilgiler keşfetme arefesindedir...


İyi;
İsveçli yazar, Stieg Larsson' un 'Millennium Triology'  adı altında toplanan roman serisindeki eserlerden biri olan 'The Girl with the Dragon Tattoo' , ilk olarak İsveç sinemasınca vizyona girmiş ve epey ses getirmişti. Ardından  usta yönetmen David Fincher tarafından Hollywood sinemasını kazandırılan remake; baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli atmosferiyle mutlaka göz atılması gereken bir gerilim filmi. Atmosfer, oyunculuk, soundtrackler ve mekan seçimleri hepsi ayrı ayrı gayet başarılı.
Kötü; Uyarı mahiyetinde filmin süresinin biraz uzun olduğunu ve rahatsız edici sahnelerin yer aldığını ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2017 | Etiketler : | | | | |

It Comes at Night (2017)

It Comes at Night (2017)
İlk olarak şehirde ortaya çıkan ve hızla yayılan ölümcül hastalığın ardından, eşi Sarah ve oğlu Travis ile birlikte, kırsaldaki evlerini dış dünyadan izole ederek hayatta kalmaya çalışan Paul, ailesini bir arada tutma gayesiyle elinden geleni yapmaktadır. Evin tüm girişlerini ve pencerelerini kapatan ve dışarıdan terk edilmiş gibi görünmesini sağlayan Paul, sadece yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak için belli zamanlarda maske ve eldivenler kullanılarak dışarı çıkılmasına izin vermektedir. 
It Comes at Night (2017)
Hastalığın son derece ölümcül olduğu bilinmesine rağmen, neyin sebep olduğu ve nasıl bulaştığı halen belirsizliğini korumaktadır. Bu yüzden temiz su kaynağı ve kontamine olmamış besin bulabilmek hayati önem arz etmektedir. Hastalık tehdidine karşı, evin tüm pencerelerini ve kapılarını tahtalarla kapatan Paul, hayatta kalabilmeleri için dış dünyayla minimum temas kurmaları gerektiğine inanmaktadır. Günün birinde bir gece yarısı evin devamlı kilitli tutulan dış kapılarından birinin zorlandığını fark eden Paul, yalnız olmadıklarını anlar ve silahını kuşanır. Çok geçmeden Will isimli genç bir adamın evine izinsiz girdiğini keşfeder. Bu durumdan son derece rahatsız olan Paul, ailesini korumak adına Will' i tutsak edip, sorgulamaya başlar. Öncelikli olarak hasta olup olmadığını doğrulamaya çalışan kahramanımız, evin nasıl deşifre olduğunu öğrenmeye çalışır. Soğukkanlı, genç bir adam olan Will ise kendisinin de bir ailesi olduğunu söyleyerek onlara su ve erzak bulmak için buralara yolunun düştüğünü anlatır. Zararsız olduğunu ve eğer ailesine yetecek kadar su verirlerse, sahip olduğu birkaç besi hayvanıyla takas yapabileceğini söyler. Sarah' ın ise daha iyi bir fikri vardır. Will' in ailesini de getirip yanlarında kalabileceklerini ancak evin kurallara uymaları gerektiğini vurgular. Tekliften memnun olan Will ise minik oğlu ve eşiyle beraber, belki de haftalar sonra ilk defa huzurla uyuyabilecekleri güvenli bir sığınak bulmuş olur. Evde iş bölümü yaparak, harmoni içerisinde yaşamaya başlayan kahramanlarımız, Paul' un ısrarla savunduğu kurallara sıkıca riayet ederler. Hastalık yüzünden kendi öz babasını öldürmek zorunda kalan Paul, izinsiz dışarı adım atılmaması hususunda son derece kararlıdır. Öte yandan genç bir delikanlı olan Travis, geceleri uykularını kaçıran kabuslar görmekte, büyükbabasının ölümünü unutamamaktadır. Bazen kabuslarının inandırıcılık seviyesinden ötürü hayretlere düşen ve dehşete kapılmış halde uyanan Travis, dışarıda gerçekte neler olup bittiği konusunda giderek şüphe duymaya başlar...

İyi; Post apokaliptik bir dünyada, hayatta kalma mücadelesi veren iki farklı ailenin özelinde devam eden yapım, buhranlı atmosferi ve tekinsiz kurgusuyla kayda değer bir alternatif. Oyunculuk seviyesinin başarılı bulduğum, paranoyalarla dolu, gizem yönünden de tatmin edici bir psikolojik- gerilim filmi. 
Kötü;  Son çeyrek biraz aceleye getirilmiş gibi, daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Bar (aka El bar ) (2017)

The Bar (aka El bar ) (2017)
Yeni flörtüyle tanışmak için süslenip yola koyulan Elena, telefonunun bataryasının tükenmek üzere olduğunu fark edip, yol üzerindeki bara girmeye düşünür. Madrid' de gürültülü bir sokakta bulunan, görüntü itibariyle işlek mekanda hem telefonunu  şarj edip hem de bir şeyler içebileceği ufak bir mola vermeyi planlayan kahramanımız, normalde içeri adımını bile atmayacağı klasının çok altında bir leş barla karşılaşır. 
The Bar (aka El bar ) (2017)
Elena, yardımsever barmen Satur' un ilgisiyle batarya problemini çözmeye çalışırken, bir yandan da kendisini detaylıca süzen bar sakinlerinin taciz edici bakışlarına maruz kalır. Tam da bu sırada, ansızın kanlarını donduran beklenmedik bir şey olur. Kulaklığı takılı olduğu için herhangi bir ses duymayan Nacho dışında herkes silah sesinin gürültüsüyle irkilir. Bardan çıkan bir adam gözlerinin önünde başından vurularak, kan gölü halinde yere yığılmıştır. Büyük bir panik yaşayan kahramanlarımız, yardım çağırmak için hemen cep telefonlarına sarılırlar. Ancak bir şekilde sinyal alınamamaktadır. Dahası olayın hemen akabinde caddenin saldırı sebebiyle hızla boşaltılmış olması, deyim yerindeyse barda kapana kısılmalarına sebep olur. Bardan dışarı adım atma konusunda çekinceli yaklaşan grup, yardım için dışarı çıkan bir başka kişinin de benzer şekilde başından vurulmasıyla ikinci şoku yaşar. Gayriihtiyari, neler olup bittiğini öğrenene kadar barda kalmaya karar verirler. Televizyonu açıp, haberlere göz atan kahramanlarımız, alkol problemi sebebiyle işten atılmış eski bir polis olan Andres' in talimatlarını uygulamaya başlarlar. Çevresindeki panik ve koşuşturmadan en nihayetinde haberdar olan ve Andres' in patronluk taslamasından hoşlanmayan Nacho ise grup tarafından olağan şüpheli ilan edilir. Sakallarından ve görünüşünden ötürü terörist damgası yiyen ve Elena haricinde hoş görülmeyen kahramanımız, var gücüyle kendisini aklamaya çalışır. Öte yandan özel kostümlü askeri timlerin gelip etrafı ablukaya aldığını fark eden Elena, yardım için gelmediklerini keşfedip, bardan dışarıya sağ çıkamayacaklarını düşünür. Asıl tehlikenin dışarıda mı yoksa içeride mi olduğuna kafa yormaya başlayan kahramanlarımız, çeşitli komplo teorileri üretip, birbirlerini suçlarlar. Bu sırada tuvaleti kullanmak için bara giren şişman adamın, bütün gürültü ve hengameye rağmen hala içeride olduğunu anımsayan kahramanlarımız, yaşananlarla ilgisi olabileceğine karar verirler. Zaman aleyhlerine işlemektedir...



İyi; The Oxford Murders (2008) yapımından hatırladığımız başarılı yönetmen Álex de la Iglesia' ın güncel filmi. Oldukça sürükleyici ve eğlenceli bulduğum, gizem seviyesinin tatmin edici olduğu, pek çok kara mizah öğesinin başarıyla işlendiği, İspanyol sineması eseri bir korku- komedi yapımı. Son olarak grup dinamikleri gayet iyi olduğunu ve ilgi çekici diyalogların yer aldığını ekleyeyim.
Kötü; İlk yarısı itibariyle daha fazla gizem ve paranoya vaat etmesine rağmen, çehresi ve temposu değişen ikinci yarısı daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |