Güncel İncelemeler;

The Grudge 2 (2006)

Lanetli eve girerek sağ çıkmayı başaran tek kişi olan Karen,erkek arkadaşını öldürdüğü şüphesi ile gözetim altında tutulmaktadır.Doktorlar genç bayanın anlattıklarından yola çıkarak akli dengesini yitirmiş olabileceği hususunda görüş bildirmiştir.Tüm bu olaylardan günler sonrasında haberdar olan Karen'ın Amerika'da yaşayan kız kardeşi Aubrey ilk uçağa atladığı gibi Tokyo'nun yolunu tutmuştur.Ancak kardeşiyle henüz neler yaşandığı hususunda konuşamadan,Karen'ın çatıdan atlayarak intihar etmesi üzerine büyük bir şok yaşayacaktır.
Hastanede Eason isimli genç bir gazeteci ile tanışan Aubrey'in kardeşinin başına gelenleri tam olarak öğrenmeden Amerikaya dönmeye niyeti yoktur.Eason ile sıkı bir arkadaşlık kuran kahramanımız yaşananların tüm sorumlusu olarak görmeye başladığı lanetli ev konusunda araştırmalar yapmaya başlamıştır.Meraklı gazetecimiz Eason halı hazırda lanetli evde bulunmuştur ve Karen'ın başına gelenlerin kendisi için tekrarlanmaya başladığını düşünmektedir.Zaman zaman Toshio ve Kayako'nun suretlerini gören kahramanımız,evde süregelen lanetin halen devam ettiğinin farkındadır.Zira zamanında Karen evi yakmış olsa da bu laneti durdurmak bir yana dursun daha da tehlikeli bir hale getirmiştir.Kayako artık sadece eve girenlerin peşine düşmemekte,kendi suretini gören kişilerin hayatına girerek etraflarına terör saçmaktadır.
Eason bir arkadaşından yardım alarak Kayako ve hikayesinin bilinmeyen karanlık noktalarını gün ışığına çıkartma  fırsatı bulmuştur.Kayako hayattayken de hiç bir zaman normal bir insan olamamıştır.Zira bir çeşit medyum olan annesi daha kızı küçükken,bazı kötü ruh çıkarma ayinlerinde onu kullanmıştır.Ülkenin dört bir yanından gelen ruh istilasına uğramış kişileri tedavi eden medyum,ayin sırasında çıkardığı kötü ruhları kızı Kayako'ya yedirmiştir.Bu önemli ayrıntının ortaya çıkması ile Aubrey,Eason ikilisi Kayako'nun annesinin peşine düşmüşlerdir.Bakalım Kayako onları da haklamadan laneti sonlandırabilecekler midir?

Serinin diğer filmleri;

The Grudge (2004)
The Grudge 3 (2009)

İyi:Olay örgüsünün üç koldan ilerlemesi oldukça başarılı( bir grup genç kız,babalarının evlenmesi ile üvey anne sendromu yaşayan bir aile ve Aubrey cephesi)İlk yapımda eksik kalan hikaye tatmin edici şekilde doldurulmuş.Zaten kocasının infaz ettiği sıradan bir kadının o hale gelmesi oldukça saçma ve abartılıydı.
Kötü;Abartılı makyajlar.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Mart 2012 | Etiketler : | | | | |

The Grudge (2004)

2002 yapımı Ju-on filminin uyarlaması olarak çekilen yapım,beğeni kazanmasının akabinde üç filmden oluşan bir seriye dönüştü.Özellikle The Ring (2002) ve Shutter (2004) yapımlarının kazandığı başarının sonrasında kurgu olarak bu filmlerin izinden giden seri,sıkılmadan izleyebileceğiniz alternatifler arasında.Filme gelecek olursak:Ailesiyle bazı sorunlar yaşayarak Japonya'ya yerleşen Karen,farklı bir ülkede yaşamanın dezavantajlarının kendisine yardımcı olan erkek arkadaşı ile atlatmaya çalışmaktadır.Değişim öğrencisi olarak Tokyo'da hayatına devam eden Karen,aynı zamanda sosyal hizmetler kurumunda ders kredisi kazanmak üzerine görev almaktadır.Günün birinde yatılı hastalara hizmet eden hemşirelerden birinin ortadan kaybolması ile onun yerine görevlendirilen kahramanımız,hayatını alt-üst edecek lanetli evin kapılarını aralayacaktır.
Karen bahsi geçen eve ulaştıktan sonra yatalak hasta Emma ile ilgilenir.Zira ev berbat haldedir ve büyük bir kargaşa yaşanmış izlenimi vermektedir.Dahası üst kattan gelen rahatsız edici sesler sonrası yukarı çıkan kahramanımız sesin kaynağının bantlarla çevrelenmiş büyük bir gömme dolap olduğunu fark edecektir.Merakına yenilerek dolabın kapağını açtığında ise tozlu bir günlük ve sonrasında ansızın belirip kaybolan küçük bir erkek çocuğu görecektir.Yaşadığı kabus gibi anların etkisinden kurtulamayan kahramanımız kendisini Toshio olarak tanıtan minik çocuğun ansızın kaybolması ile iyice telaşlanmıştır.Lakin asıl sürprizi Emma ile ilgilenirken yaşayacak olan Karen,yüzünün tamamını kapatan siyah saçlı bir ucubenin(namı diğer Kayako) oracıkta yaşlı kadını öldürdüğüne şahit olacaktır.
Olay örgüsüne polislerinde katılması ile evin lanetli geçmişine dair önemli bilgiler edinen Karen,artık nasıl bir bela ile karşı karşıya olduğunun farkındadır.Yıllar önce evin sahibi olan Kayako ailesi ile mutlu mesut yaşarken,gönlünü başka bir adama kaptırması sonrasında günlüğünü okuyarak karısının kendisini aldattığını öğrenen kocası adeta terör saçmıştır.Kayako'yu boynunu kırarak öldürüp,sonrasında oğlu Toshio'yu küvette boğmuştur.Bunla da yetinmeyip Toshio'nun kedisini de öldürüp,karısını bir naylona sararak gömme dolaptan çıkılan tavan arasına bırakıp intihar etmiştir.İşte lanetin başlangıcıda bu olay olmuştur.
Malum olayın sonrasında eve girenlerin teker teker tuhaf şekillerde öldürüldüğünü keşfeden kahramanımız,kendi hayatının da tehdit altında olduğunun bilincindedir.Peki ama bu lanetten bir şekilde korunulabilir mi?
"Biri güçlü bir öfkenin ellerinde can verdiğinde ölüm yerinde bir lanet doğar.Bu lanetle karşılaşanlar onun gazabı ile yok edilirler."
Serinin diğer filmleri;

 İyi;Atmosfer,gerilim düzeyi,mekanlar...
Kötü;Zaman zaman durağanlaşan kurgu,olay örgüsünün çok yüzeysel şekilde açıklanması pek çok sorunun cevapsız kalmasına neden olacak cinsten.
Gereksiz;Abartılı makyajlar...
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mart 2012 | Etiketler : | | | | |

Shutter (2004)


Uzak doğu korku sinemasının en başarılı yapımlarından biri olan Shutter,gerek konusuyla gerekse finaliyle gerçekten muhteşem bir film.Son on yıla bakıldığında,belki de "Ringu"(Halka) filmiyle beraber uzak doğu korku-gerilim sinemasının vedai iftiharı olduğunu söylesek abartmış olmayız.
Filmin başları,Tarantino sinemasında görmeye alışık olduğumuz bir grup arkadaşın,masa başı hoş bir o kadar da boş sohbeti ile başlıyor.Yakın arkadaşlarının düğününü kutlamak için toplanan sıkı dostlar,alkollü ve eğlenceli gecenin ardından evlerinin yolunu tutarlar.Muhabbetlerine ara vermeden devam eden Thun ve kız arkadaşı Jane,arabaları ile ilerlerken,ansızın önlerine çıkan bir kıza çarparlar.Ancak yardım etmek bir yana dursun,yaşadıkları olayın şoku ile arabadan dahi inmeyip,gazlayarak oradan uzaklaşırlar.Yaşadıkları bu dramatik olayı unutmak için birbirlerine söz veren kahramanlarımız,en yakın dostları dahil hiç kimseye kazadan bahsetmemeye karar verirler.
Kazanın yaralarını sarmaya çalışan Thun,unutmanın en kısa yolunun gündelik hayata dönmek ve kendisini işe vermek olduğunun bilincindedir.Başarılı bir fotoğrafçı olan Thun,bir lisede yıllık için fotoğraf çekimi işini üstlenir.Çektiği fotoğrafları evine götürüp,banyo yaptırmaya başladığında ise,fotoğraflarda bir terslik olduğunu fark eder.Kahramanımız bu olayları yaşaya dursun,Jane ise kazanın şokunu atlatamamıştır.Yaşadığı travmanın etkisiyle çarptıkları kız ile ilgili kabuslar görmektedir.Birkaç gün görüşmeyen çiftimiz,bu zor dönemi beraber atlatmak adına yeniden bir araya gelirler.Fotoğraflarda tam olarak belli olmayan ancak sis bulutuymuşçasına bir suret olduğunu fark ederler.Başlarda kameralarında veya fotoğraf filminde bir hata olduğunu düşünerekten,bu işlerde bilgili bir arkadaşlarından yardım isterler.Ancak arkadaşlarından duyacakları onları daha da tedirgin edecektir.Fotoğraf filmlerinde ya da kamerada herhangi bir problem yoktur.Dahası arkadaşı bu fotoğrafta gördükleri suretin kesin olarak var olduğu,fotoğrafta bir yanıltmacanın bulunmadığı konusunda görüş belirtir.Bu suret kime aittir?
Çok geçmeden kahramanlarımız için bu gizemli suretin çarptıkları kızın hayaleti olabileceği fikri,her ne kadar inanmak istemeseler de mantıklı gelmeye başlar.Peki bu kız kimdir ve onlardan ne istemektedir.Thun ve Jane son günlerde yaşadıkları gizemli olayların yükünü taşıyamaz olmuşlardır.Psikolojileri alt-üst olan çiftimizin, artık tek derdi ölüme terkettikleri kızın kim olduğunu ve ne istediğini öğrenmektir.Kısa bir süre sonra,yakın zamanda düğünlerine gittikleri arkadaşının ölümü haberi ile daha da sarsılan ikilimiz,manevi olarak tam bir buhran yaşamaktadır.
Yaşadıkları sıkıntıları başlarından geçen trafik kazasını ifşa etmemek adına,arkadaşları ile de paylaşamayan kahramanlarımızın bu sırrı taşıması artık giderek zorlaşmıştır.Tek çıkış yolunun çarptıkları kızı bulmak olduğunun farkına varan çiftimiz,bir takım işaretler yardımıyla kimle karşı karşıya olduklarını anlayacaklardır.Bu sırada geçmişte yaşanan karanlık sırlar da gözler önüne serilmeye başlanmıştır.

"Bazen ruhlar,sevgi duydukları kişilere özlem duyarlar."
İyi;Shutter bazı ufak eksiklikleri olsa da özellikle sonlara doğru tırmanan gerilim,geçmişte yaşanan dramatik bir olayın halen yaralarının sarılamaması gerçeği ve bence müthiş finaliyle oldukça başarılı bulduğum bir yapım.
Kötü;
Gereksiz:
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Fragile (2005)

Müthiş bir gerilime hazır mısınız?Kapatılmak üzere olan Mercy Falls Çocuk Hastanesi’nin çevresinde gerçekleşen bir kaza sonucunda,hastaların tahliyesinin ertelenmesini ve bu hastanede geçen gizemli olaylar,sürekli gerilimin tavan yaptığı yapımın konusunu oluşturuyor.Kapatılmak üzere olan hastaneden bahsettik;öyle ki 2.kat tamamen personel dahil erişimi engellenmiş,pek çok malzemenin toplanıp taşınmaya hazır kıta bulunduğu bir yer.Hemen akla burası neden kapatılmakta ve belki klişe olacak ama burada ne gibi bir lanet var ki hasta-personel kim varsa ayrılmak istemekte sorusu geliyor.

Film,hastaneye kazadan ötürü yeni hastaların sevkiyle,tahliyenin iptali  sonrasında başlıyor.Göze çarpan ilk isim ise  kendi içerisinde karışık,psikolojik sorunlar yaşayan bir hemşire hanım.Artık buraya tahammül edemediği kendisini rahatsız eden ^garip^ bir şeyler olduğunu söyleyerek ayrılmak istiyor.Bu yol ayrımının ardından Amy boşalan pozisyonu doldurur.Daha işe başlar başlamaz hasta çocuklar arasından gizemli,arkadaşlarıyla pek irtibatı olmayan,sessiz sedasız bir kız çocuğundaki gariplikleri fark eder.Amy geçmişinde bir kız çocuğunun ölümünde ihmali olduğu için daha da duygusallaşmıştır ve yeni bir kayba dayanacak gücü yoktur.Bu yüzden çevresi tarafından dışlanmış bu küçük kıza yakınlık gösterir.Hastaneden daha önce ayrılmış olan hemşirenin de küçük kıza geçmişte yakın ilgisi olmuştur.Lakin bu kız çocuğu hastanenin ikinci katında gizemli bir kızın yaşadığını ve onunla iletişim kurduğunu söylemektedir. Amy  hasta kızın durumunu ve geçmişini,doktorlardan ve onunla vardiyalı nöbet tutan diğer hemşireden öğrendikten sonra bu kıza daha yakın ilgi göstermeye başlar.Belki de bu ilgisi sadece ona acımasından  kaynaklanmaktadır.Fakat merak ettiği  asıl  şey çevreden aldığı duyumlardaki gerçeklik payını  sorgulamaktır.Zamanla arkadaşlıkları pekişen ikilimiz dert ortağı da olmaya başlarlar.Hasta kızımız belli bir süre sonra  Amy’ye ikinci kattaki gizemli arkadaşından bahseder.Onu ^ Mekanik kız^ olarak adlandırmaktadır ve onunla bir oyun tahtası yardımıyla harflerle iletişim kurduğunu söylemektedir.Önceleri herkes gibi Amy de bu iddiaların küçük bir kız çocuğunun  hayal gücünden ileri olabileceğini düşünemez.

Gece nöbetlerinden midir bilinmez Amy zamanla hastaneden tedirgin olmaya başlar;sürekli üst kattan sesler gelmesi  üzerindeki ürpertiyi arttırmaktadır.Tabii bu arada hasta kızımızın da söyledikleri artık onu baya baya rahatsız etmeye başlar.Üst katta birisinin yaşaması  fikri artık mantıklı gelmeye başlamıştır.Hastanede gerçekleşen gariplikler gün geçtikçe gerilim dozunu tetiklemektedir.Hele ki yine hasta bir çocuğun anlamsız yere bacağının kırılması ve bu olayın doktorlar tarafından açıklanamaması hastanedeki gizemin daha da  artmasına neden olur.Bacağı kırılan çocuğun başka bir hastaneye nakledilmesi gerekir.Amy ve bacağı sakatlanan ufaklık asansörü kullanırken başlarına garip olaylar gelir sanki birisi hastaneden kimsenin çıkıp gitmesine izin vermek istemiyor gibidir. Amy’nin yaşadıkları üzerinde  git gide travma etkisi yaratır artık o da 2.katta bir mekanik kız olduğundan emindir peki bu sıra dışı üst kat komşusu ne istemektedir?
 Amy kafasında eksik olan noktaları birleştirebilmek için hastaneden ayrılan eski hemşireyi ziyaret etmeyi  ve onunla ^Mekanik kız^ hakkında konuşmayı düşünür.(Başhekim-doktor ve hemşire arkadaşı yardımıyla anlar ki o da kendisiyle benzer düşüncelere sahiptir.)Ancak oraya gittiğinde bir sürprizle karşılaşır ex-hemşire artık hayatta değildir gizemli bir şekilde vefat etmiştir. Amy hastaneye döndüğünde işe el atmaya karar verir ve 2.kata gizlice ulaşır.Oradan elde ettiği bazı verilerle eski hastalardan birinin gizemli mekanik kız olabileceği konusunda düşünmeye başlar.



İyi;Gerilim düzeyi üst seviyede.Son çeyrek başarılı.
Kötü;-
Gereksiz;Hastanede geçen filmlerinde görebildiğimiz bazı klişe sahneler.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

The Messengers (2007)

Chicago’da sıfırı tüketen Roy ve ailesi,yeni bir başlangıç için gözlerden ırak bir çiftlik evini seçerler.Ellerinde kalan bütün birikimlerini buraya yatıran ailemiz,ayçiçeği ekerek elde edecekleri hasatla yeniden maddi olarak düze çıkmanın peşindedir.Roy’un eşi olan Denise,Roy tarla ile ilgilenirken daha çok minik bebekleri Ben ve sorunlu ergen kızları Jess ile uğraşmaktadır.Chicago gibi bir yerden böyle bir taşraya gelmelerini bir hayli yadırgayan Jess,yine de babasına verdiği sözden ötürü hasada kadar dişini sıkmaya kararlıdır.Tahmin edeceğiniz üzere başlarda her şey normaldir.Tek can sıkıcı şey ise evin çevresinden bir an olsun ayrılmayan karga sürüsüdür...
Hem ailesini bir arada tutmak hem de tatmin edici bir hasat yapmanın peşinde olan Roy,ne yazık ki zamanla evde ortaya çıkmaya başlayan,ancak görmemezlikten gelinen bazı problemlerle uğraşmak durumunda kalacaktır.Minik Ben sürekli olarak tavanları izlemektedir ve sanki sıra dışı bir şeyler sadece ona gözüküp ortadan kaybolmaktadır.Denise ise daimi olarak kirlenen ve rutubet tutan duvarı gün aşırı temizlemekten bir hayli bitkindir.Jess’i sorarsanız, o da en başından beri bu evde negatif bir enerji olduğundan ve özellikle bodrum katta dünyevi olmayan bir şeyler yaşadığından emindir.Geçmişte başını belaya sokan Jess,babasının güvenini kaybettiğinden ötürü söylemlerinde inandırıcı değildir.
Yine bir gün tarlayla uğraşan Roy,bir anda karga sürüsünün saldırısına uğrar.Ciddi bir yaralanma riski ile karşı karşıyaya olan kahramanımız,Burwell isimli buralarda yaşadığını söyleyen,ailesi olmayan bir adam tarafından kurtarılır.Burwell oldukça soğukkanlı,çalışkan biridir.Bu özellikleri ile Roy’un dikkatini çekmeyi başaran Burwell,artık Roy için çalışacaktır.Kendilerine bir yoldaş bulmayı başaran ailemiz artık tarlanın sessizliğini de biraz olsun hareketlendirmiştir.
Birkaç gün sonra Roy’un tarlada yaralanması sonrasında Denise ile hastaneye giden kahramanımız,minik Ben’i ise ablasına emanet etmişlerdir.Ayrıca dışarıda çalışmakta olan Burwell da onlara göz kulak olacaktır.İlk defa bu evde kardeşi ile beraber yalnız kalan Jess ise hayal bile edemeyeceği dehşet verici bir olayla karşılaşacaktır.Evin bodrumundaki bir grup hayalat Ben’in bakışları arasında kendisine saldırmıştır.Ufak birkaç çizikle onlardan kurtulmayı başaran kahramanımız,bu evde artık kimsenin güvende olmadığının bilincindedir.Yaşadığı korku dolu olayları ailesine anlatan Jess,kaldırıldığı hastanede doktorun da verdiği rapor sonrasında dikkat çekmek için kendisini yaralamış olduğu görüşü ile iyice kabuğuna çekilmek durumda kalacaktır.
Beklenen hasata yalnızca birkaç gün kalmıştır ve Jess’in problemleri ile uğraşmaktan bıkan Roy,hasadı yaptıktan sonra buralardan çekip gitmeyi planlamaktadır.Ancak babasının yine evde olmadığı günlerden birinde,bu evin eski sahibi olan bir ailenin izini süren ve bu konuda arkadaşı Bobby’den yardım alan Jess,en sonunda bir takım gerçekleri ortaya çıkarmanın arifesindedir.Eskiden bu evde yaşamış olan aile gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve hiç kimsenin aileye olanlarla ilgili en ufak bir bilgisi yoktur.Bodrumda gördüğü hayaletler ve yine bodrumda bulduğu bir kolyedeki resimden,burada yaşayan ailenin Burwell ailesi olduğunu anlayan kahramanımız,başlarınının nasıl bir belada olduğunun farkındadır.


İyi;Mekan,oyunculuk.
Kötü;Klişe lanetli,hayaletli ev yapımlarından biri.
Gereksiz;-
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Devil's Backbone (2001)

“Bir hayalet nedir?Kendini yinelemeye mahkum bir trajedi mi?Bir acı anı belki.Hâlâ canlı gibi gözüken ölü bir şey.Zamanda asılı kalmış bir his.Bulanık bir fotoğraf gibi.Kehribarın içinde tuzağa düşmüş bir böcek gibi.”Pan'ın Labirenti filmi ile hemen hemen aynı dönemi ve benzer bir hikayeyi konu edinen bu yapımda,fantastik gerilim severlere ve artık alışılagelmiş Del toro sinemasına bir kez daha konuk oluyoruz.Filmin konusu;Carlos isimli cumhuriyetçi bir babanın oğlunun,ağır koşullarda gerçekleşen iç savaş yıllarında yetimhaneye bırakılması ve akabindeki günlerde Santi isimli bir hayaletle karşılaşmasını ele alıyor.
 Yetimhanede hiç istemese de kalmak zorunda kalan Carlos,babasının geleceği günü bekleyerek sabretmektedir.Diğer çocuklarla arasında herhangi bir sıkıntı bulunmayan kahramanımız,sadece kendisinden birkaç yaş büyük olan Jaime isimli bir elemanla sorun yaşamaktadır.İç savaşın başlaması ile yetimhaneye sığınmak durumunda kalan yaşlı doktor Casares’in desteği ile alışma dönemini aşmaya çalışan Carlos,bir yandan da kader birliği edeceği yeni arkadaşları ile dostluk bağları kurmaktadır.Kendisini ispat etmesi ve cesur olduğunu ispatlaması için Jaime ile beraber gece yarısı mutfağa ellerindeki sürahileri doldurmaya giden ikilimiz,bir yandan da “iç çeken” isimli garip lakabı olan garabetten de bir hayli korkmaktadır.Jaime’nin kendisini ekmesi ile karanlık koridorlarda tek başına kalan Carlos,mahzende gördüğü ufak bir havuzun çevresinde aslında “iç çeken” namıyla anılan şeyin bir hayalet olduğunun farkına varacaktır.Çok korkan ve hemen oradan uzaklaşan kahramanımız,yakın zaman içinde hayaletin hikayesini de öğrenecektir...
İlerleyen günlerde Jaime ile arasındaki buzları da ertimeye başlayan Carlos,yeni edindiği  arkadaşları ile neşeli günler geçirmektedir.Bu arada  Jacinto isimli orta yaşlarda,yetimhanenin getir götür işlerini yapan sert görünüşlü bir adamla tanışan kahramanımız;bir yandan Santi’nin hayaleti bir yandan da tekin görünmeyen Jacinto’nun tavırlarıyla uğraşmaktadır.Jacinto yıllar önce yetimhaneye bırakılmış ve burada büyümüş,geleceğe dair ilginç hayalleri olan,etrafındaki birkaç serseri ile arkadaşlık kurmuş,müdüre hanımın yardımı ile askerlikten yırtmış kendi halinde bir adamdır.Müdüreye ait bir takım sırları bilen Jacinto,cumhuriyetçilere ait gizli bir kasada tutulan külçe altınları çalarak,yeni bir hayat kurma çabasındadır.
Zaman zaman kasabaya uğrayan Dr.Casares,günün birinde kötü bir haberle yetimhaneye döner.Milliyetçiler savaşı kazanma arifesindedir ve bir an önce yetimhaneyi boşaltıp onlar buraya ulaşmadan kaçmalıdırlar.Olan bitenden haberi olan Jacinto ise altınları ne pahasına olursa olsun yanına alarak ortadan kaybolmanın planlarını yapmaktadır.Casares’in niyetini anlaması ile kovulan Jacinto,kasabaya dönüş için hazırlanan Casares liderliğindeki çocuklardan ve yetimhane personellerinden oluşan kafileyi sabote edecektir.Altınlardan başka kimseyi düşünmeyen Jacinto,gerekirse önüne çıkan herkesi  teker teker öldürerek amacına ulaşmanın peşindedir.Ancak hesaba katmadığı çocuklar ve geçmişte işlediği telafisi olmayan büyük bir günah yakasını rahat bırakmayacaktır.

İyi;Carlos'un gözünden döneme ilişkin belgesel havasında ilerleyen başarılı bir fantastik gerilim filmi.
Kötü;-
Gereksiz;Finale doğru oluşmaya başlayan epik atmosfer yapımın fantastik yönünü baskılıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |