Güncel İncelemeler;

Mama (2013)

Mama (2013)
Guillermo del Toro gibi usta bir ismin desteğini alarak Andrés Muschietti yönetiminde vizyona giren tipik İspanyol korku sineması ezgileriyle süslü "Mama",2013 yılının ilgi odağı yapımlarından biri olacağa benziyor.İyi seyirler...
Anne ve babalarını kaybeden iki küçük kız ormanda yalnız başlarına yıllarca yaşarlar.Amcaları ise onları bulma ümidini hiç kaybetmemiştir ve sonunda bulmuştur da.Ancak kızların yeniden hayata adapte olabilmeleri kolay gözükmez ve ikisi de ormanda yaşadıkları süre boyunca kendilerini koruyan ve "Mama" diye adlandırdıkları bir varlıktan bahsetmektedirler.Amcaları Lucas ve kız arkadaşı Annabel kızları yanlarına alırlar, fakat çift bir süre sonra evlerine sadece küçük kızları mı misafir ettiklerini merak etmeye başlar. Annabel çocukları normal bir hayata alıştırmaya çalışırken, evlerinde bir kötülüğün var olduğundan iyiden iyiye emin olmaya başlar.Bu kötülüğün kaynağını öğrenmeye çalışan kahramanımız,ortaya çıkan gerçekle yıkılır.Bununla beraber kızların ormanda yaşamasını sağlayan varlığın nefretini kazanır.Peki Annabel hem kızları koruyup hem de bu varlığı alt edebilecek midir ?


İyi: Filmin başlarında gizem havası izleyiciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü: Son bölüm drama tadında,gereksizce uzatılmış ve kesinlikle beklentilerin altında kalmış.
Editör'ün Puanı

(Bu inceleme Can Sarpkaya tarafından After Dark Horror Movies için hazırlanmıştır.)
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

The Woman in Black (2012)

The Woman in Black (2012)
Yakın zaman önce büyük bir acı yaşayarak oğlunun doğumu sırasında eşini kaybeden genç avukat Arthur,büyük yıkım yaşamaktadır.Özel hayatının yanı sıra iş hayatının da büyük çalkantılar yaşayan kahramanımız,iş verenleri tarafından kendisini ispatlaması için Londra dışındaki gizemli bir kasabaya gönderilir.Görev basittir uzun süre evvel terk edilmiş bir malikanenin satışı için gerekli belgeleri toplamalıdır.Lakin Arthur'u beklentilerinin oldukça dışında buhranlı günler beklemektedir.
Kasabaya ulaşan kahramanımız ahalinin tuhaf tavırlar sergilemesi ve daha ilk dakikadan istenmeyen adam ilan edilmesi ile büyük tedirgin yaşar.Zira kalacak yer dahi bulamayan Arthur batıl görüşlere sahip kasabalılar içerisinde sadece Bentley isimli zengin bir adamla yakınlık kurar.Bentley yıllar önce oğlunu kaydetmiş talihsiz biridir.Arthur'a yardım ederek satışını gerçekleştireceği eve götüren Bentley;ne olursa olsun rasyonel düşünceden uzaklaşmadan kasabalıların söylemlerine karşın mantıklı davranmasını ister.Şöyle ki satışı için uğraştığı evde yıllar öncesinde hor görülen,büyük acılar yaşayan siyahlar içerisinde bir kadının halen yaşadığını söylenmektedir.Dahası ne zaman ki siyahlar içerisindeki kadın ortaya çıkarsa,kasabalılardan birinin çocuğu gizemli  şekilde ölmektedir.
Evin hikayesini öğrendikten sonra bir an önce işini hallederek Londra'ya dönmenin planlarını yapan Arthur,metafizik olaylar yaşamaya başlar.Evde geçirdiği yalnız saatler sırasında bahsi geçen siyahlı kadını gören kahramanımız zaman kavramını yitirmeye başlar.Oğlunun cuma günü yanına geleceğini unutan Arthur,siyahlı kadının dehşet saçtığı kasabadan bakalım çok sevdiği oğlu ile beraber sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Atmosfer ve kostümler oldukça başarılı.Bu yapımı sevenler yine benzer tarzda olan The Awakening (2011) filmini de izleyebilirler...
Kötü;Klişe hayalet hikayelerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Maalesef bu konuda yönetmen bizi şaşırtamıyor.Her ne kadar 2012'nin iddialı yapımları arasında olduğu söylense de bu sıfatı hak etmeyen vasat bir yapım olduğunu da ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | | |

Ghost Ship (2002)

İtalyan yapımı devasa transatlantik gemisi Antonia Graza 1962 yılında Amerika açıklarında hiçbir acil durum sinyali vermeksizin ansızın ortadan kaybolmuştur.O günden günümüze halen batmama olasılığına karşın pek çok gemici,zamanının çok ötesinde olan lüks gemiyi bulma hayali kurmaktadır.Zira uluslar arası sularda sürüklenerek bir yerlerde olma şansı olan Antonia Graza,deniz yasalarına göre buluna ait olacaktır...
Murphy kaptanlığında Epps,Dodge,Greer,Santos ve Munder;Arctic Warrio isimli römorkör kurtarma gemileri ile profesyonel olarak açık denizlerde hizmet vermektedir.Oldukça başarılı bir ekibin parçası olan kahramanlarımız günün birinde Ferriman isimli bir gencin teklifi ile bu sefer çok daha fazla para kazanacaklarını düşündükleri büyük bir işin parçası olurlar.Ferriman pilot olduğunu söyleyerek Bering boğazı çevresinde devasa bir geminin bulunduğu ve Murphy ile ekibinin kendisine yardım etmesi takdirinde zengin olacaklarını vaadeder.Karlı teklif sonrasında hemen işe koyulan kahramanlarımız Ferriman'ı da yanlarına alarak Arctic Warrio isimli kurtarma gemileri ile yola koyulurlar.Buldukları şey tahmin ettiklerinden de daha değerlidir.Zira yaklaşık kırk yıl önce ansızın ortadan kaybolan dönemin en lüks gemilerinden Antonia Graza karşılarında durmaktadır.
Sahil güvenliğe haber vermeksizin uluslar arası sularda buldukları bu muhteşem gemiyi römorkörleri ile çekerek parayı eşit olarak paylaşmayı düşünen kahramanlarımızın önünde aşmaları gereken ufak bir engel bulunmaktadır.Yaptıkları incelemeler sonrasında geminin alt bölümünden su alarak yavaş yavaş battığını fark eden Murphy ve ekibi önce onarıp sonrasında tonajını düşürecekleri Antonia Graza'yı çekmeyi planlarlar.Lakin gemiye adım attıkları andan itibaren tuhaf olaylar yaşamaya başlayan kafilemiz,bir şeylerin yolunda gitmediği hususunda emindir.Sanki gemi de onlar gibi soluk almakta,anı yaşamaktadır.Halihazırda son derece mistik olduğunu düşündükleri gemiden ürkmeye başlayan kahramanlarımız,bir an önce işlerini bitirip geri dönme amacı gütmektedir.Ancak kamaraların birinde buldukları külçe altınlar sonrasında fikirlerini değiştirirler.Artık gemi umurlarında değildir sadece altınları alarak eve dönmek istemektedirler.Tabii her şey yolunda giderse...


İyi;Kurgu gayet başarılı.Nispeten eski bir yapım olduğu düşünülse de hafızalarda yer edinecek bazı sahnelere sahip.90'larda çocukluğunu yaşayan kesimin Lanetli Tepe ile beraber favori korku-gerilim yapımlarından biri.
Kötü;Daha ilk sahnesinden izleyicinin ilgisini çekmeyi başaran bir yapım olsa da ufak mantık hataları yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

The Haunting in Connecticut (2009)

 Campbell ailesinin oğulları Matt’in rahatsızlığına çözüm bulmak amacıyla tedavi merkezine yakın,Connecticut yöresinde gizemli bir eve taşınması ve akabinde meydana gelen doğa üstü olaylar anlatılıyor.Tipik amityville,lanetli ev konseptine sahip yapım izleyebileceğiniz ideal alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Kanser hastası Matt, gün geçtikçe ailesinin gözlerinin önünde erimektedir.Sara oğlu Matt’in sağlığına kavuşabilmesi için oldukça pahalı bir tedavi yöntemi olan kemoterapiyi,her ne kadar aile bütçelerini aşsa da büyük bir özveri ile karşılamaya çalışır.Ayrıca sürekli tedavi için yaşadıkları kasabanın bir hayli uzağındaki bir sağlık merkezine yolculuk etmek zorundadırlar.Sara,Matt’in tedavisinin ardından yeniden uzun bir yolculuk ile eve dönüşlerinin,Matt’in tedavisini olumsuz etkilediğinin farkındadır.Bir gün yine sağlık merkezinden araba ile evlerine dönerlerken yolda bir hayli ağırlaşan Matt,kusmaya başlar.Oğlunun bu durumu Sara’nın artık canına tak eder ve sağlık merkezinin hemen yakınlarındaki Connecticut kasabasından bir ev tutarak buraya yerleşmeyi düşünür.Hemen o gece yarısı uzun uğraşlar sonrasında biraz bakımsız ancak geniş ailelerinin sığabileceği,normalde olması gereken fiyatın bir hayli altında olan bir evi kiralar.
Peter,çocuklarla beraber yeni evlerine ulaşır.Sara ve Matt yeniden bütün aile beraber oldukları için bir hayli mutludur.Eee aile geniş olunca öncelik Matt’e verilmek üzere,çocukların odaları paylaşması istenir.Matt beklenilenin aksine evin bodrum katındaki köhne bir odada kalmayı tercih eder.Tercihinin sebebini ise annesine oda beni seçti diyerek açıklar.İşte Matt’in bu odaya yerleşmesi ile evde garip olaylar yaşanmaya başlayacaktır.Matt evde geçirdikleri birkaç günün ardından sürekli olarak kabuslar görmeye başlar.Bu sırada tedavisine devam edilen Matt’in doktoru,daha sancılı ve ağrılı olan kemoterapinin yerine Sara’nın da onayını alarak ilaç tedavisine başlar.Bu tedavi her ne kadar hasta açısından daha iyi bir seçenek olsa da  doktorun vurguladığı olası halüsinasyonlar nedeniyle Matt ve ailesini son derece dikkatli olmalıdır.
Peter’in işleri nedeniyle eski kasabalarına dönmesi ile evin bütün problemleri ile tek başına ilgilenmeye başlayan Sara zamanla Matt’in durumundaki garipliği fark edecektir.Dahası Matt’in odasındaki gizemli bölümü keşfettiklerinde ise bu evin neden bu kadar ucuza mal olduğu anlaşılacaktır.Evin oldukça karanlık kötü bir mazisi vardır.Ailesini korumak için elinden geleni yapmaya hazır olan Sara ise Popescu isimli manevi gücü yüksek gizemli bir adamdan yardım alacaktır.


İyi;Kurgu gayet başarılı,gerilim düzeyi oldukça iyi.Tipik lanetli ev temalı yapımlar arasında izlemenizi tavsiye edebileceğim en iyi alternatiflerin başında geliyor.Bu filmi sevenler The Amityville Horror (2005) ve The Messengers (2007) yapımlarına da göz atabilirler... Kötü;Sonuç olarak başarılı bulduğumu söylesem de klişe kurgu filmin en büyük eksisi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

Solstice (2008)

Konu olarak klişe olmayan sıra dışı bir hayalet hikayesi “Solstice” ikiz kız kardeşi olan Sophie’nin intiharı ile sarsılan Megan’ın yaşadığı bir takım gizemli olayları işliyor.Öyle ki Megan ve Sophie beraber katıldıkları bir eğlencenin gecesinde;Sophie son günlerde yaşadığı depresyonun sonrasında,hiçkimse ile bir şeyler paylaşmadan bir anda intihara etmesi,başta Megan olmak üzere bütün arkadaşlarını derinden yaralamıştır.
Bu üzücü olayın bir yıl sonrasında samimi arkadaşlarıyla beraber,yeniden ikizi ile doğup büyüdüğü eve,bu sefer kafasını dağıtmak ve eğlenmek için gelen Megan;bir nebze olsun yaşananları unutmak niyetindedir.Christian,geçmişte Sophie’nin erkek arkadaşıdır ve her zaman onunla iyi geçinmiştir.Megan ise daima ikizi ve Christian arasındaki güzel ilişkiye imrenmektedir.Ekibi toplayan gençler arabalarıyla şehrin bir hayli dışında,göl kenarındaki Megan’ın ailesine ait eve doğru yola çıkarlar.Mevsimin son derece elverişli olması ve yakında gün dönümünün gelecek olması sebebiyle coşkuyla eğlenmeye başlayan gençler,bir yandan da Megan ve Christian’ın yakınlaşmasına şahit olacaktır.
Zamanında beraber aynı odada kaldıkları ikizi Sophie’nin eşyalarını toplamaya başlayan ve onu unutmanın yollarını arayan Megan,bu sırada Sophie’e ait bir anahtarlığa rastlayacaktır.Başlarda önemsemeyip anahtarlığı da diğer eşyalar gibi bir kolinin içerisine tıkıştıran Megan,aynı günün gecesinde kardeşi Sophie ile ilgili korkunç kabuslar görmeye başlayacaktır.Dahası gecenin bir yarısında evin bahçesindeki arabalarından gelen sesler nedeniyle irkilen kahramanımız;arabaya ulaştığında kaldırıp paketlediği anahtarlığı yeniden karşısında görünce bir hayli şaşırır.Bu anahtarlıkta neyin nesidir?Acaba ucundaki anahtar neyin kilidini açacaktır?Sophie ikiz kardeşi Megan’a anahtarlık vasıtası ile bir şeyler mi anlatmaktadır?
Yaşadığı sıra dışı olayları ilk önce Christian ile paylaşmaya çalışan Megan,onun her şeyi unutmaya yönelik tavrından sıkılmaya başlamıştır.Eve yerleşmeden hemen önce alış verişi için uğradıkları markette,Nick isimli maneviyatı yüksek bir gençle tanışan Megan,belki de aradığı psikolojik desteği ondan bulacaktır.Nick,büyük annesi voodoo büyüleri yapan,ölüler ve onlarla ilgili pek çok makale okumuş bu konularda bilgi sahibi,genel olarak da çalışkan bir gençtir.Üstelik Megan’ı ilk gördüğünden beri onun bir sıkıntısı olduğunu hissetmektedir.Bir gün yine alışveriş için Nick’in çalıştığı markete uğrayan Megan,akşam evinde vereceği parti için onu da davet eder.Akşam partide eğlenen gençler,gecenin bastırması ile Nick’in önerisi üzerine ufak bir voodoo seansı yaparak,Megan’ın yaşadığı psikolojik buhranlara çare bulma arayışındadırlar.Ürpertici bir sonla bitecek olan bu seans sonrasında keyfi kaçan kahramanlarımız odalarına çekilirler.Gecenin sonunda Nick’in önerisi ile anahtarlığı beyaz bir beze sararak toprağa gömen Megan,anahtarlığın üzerindeki olası bir lanetten kurtulmanın peşindedir.

İyi;Başarılı bir hayalet hikayesi olduğunu söyleyebilirim.Kurgu oldukça ilgi çekici ve kesinlikle sıkılmanıza izin vermiyor.
Kötü;Olayın biraz daha psikolojik gerilim yönü vurgulansa ortaya daha iyi bir şeyler çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

The Pact (2012)

Annie,annesinin vefatının ardından çocukluğunun geçtiği eve dönmeye karar vermiştir.Geçmişte ailesine ait bu evde pek de hoş anıları olmayan kahramanımız,kız kardeşi Nicole'ü de ikna ederek annelerine karşı son görevlerini yapma niyetindedir.San Pedro'ya ulaşan Annie kız kardeşinden haber alamayınca,kuzeni Liz'le iletişim kurar.Ancak kuzeni de kız kardeşinin nerede olduğunu bilmemektedir.Dahası sanki yer yarılmıştır da içine girmiş gibi hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.
Kız kardeşini bulabilmek için bir süre daha annesinin evinde kalmayı planlayan kahramanımız bir takım paranormal olaylar yaşamaya başlayacaktır.Sanki evde kendisinden başka biri daha yaşamakta,sürekli birilerinin nefesini ensesinde hissetmektedir.Geceleri sebepsiz yere düşen cisimlerden,kabuslarla dolu uykulardan ve sürekli bir şeylerin peşinde olduğu düşüncesinden sıyrılamayarak daha fazla evde yalnız kalamayacağına karar veren Annie,kuzeni Liz'in yanında kalmasını ister.Lakin aynı günün gecesinde Liz'in de ansızın ortadan kaybolması bardağı taşıran son damla olmuştur.Evde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır...
Evden çıktığı gibi paldır küldür polisleri çağıran kahramanımız,öncesinden kız kardeşinin şimdi ise kuzeninin ortadan kaybolduğunu,evde doğa üstü bir şeyler olduğunu söylese de ciddiye alınmaz.Olayla ilgilenen dedektif Bill Creek ise Annie'i yanına alarak araştırma için eve gelmiştir.Evin içerisinde gizli bir oda olduğunu keşfeden ikilimiz geçmişin kirli sırları ile yüzleşmek zorunda kalacaktır.Tüm çocukluğu boyunca annesiyle bu evde yaşamasına rağmen bu odanın varlığından haberi olmayan Annie ise eski bir lise arkadaşından yardım alma yolunu seçecektir.
Sıradan insanların göremediği bazı ruhani şeyleri görebilen Stevie ile beraber bir kez daha evin yolunu tutan kahramanımız,keşfettikleri malum odada bazı güçlerin kendisine bir şeyler anlatmak istediğini fark edecektir.Odada transa geçen Stevie'nin ise dudaklarından dökülen tek sözcük "Judas" olacaktır.Judas'ın kim olduğu ve annesiyle nasıl bir bağlantısı olduğunu araştırmaya başlayan Annie kendisini oldukça tuhaf gizemli bir hikayenin içerisinde bulacaktır.


İyi;İlk çeyreği bir kenara koyarsak oldukça sürükleyici,kurgunun seyirciyi yakalamayı başardığı yapımlardan biri olduğunu söyleyebilirim.Mekan betimlemesi başarılı,tipik hayalet hikayelerinden sıyrılmayı başarıyor.
Kötü;İlk çeyrek sıkıcı,hikaye orijinal değil.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

100 Feet (2008)

Kısa bir süre evvel hapishaneden şartlı tahliye ile salınan Marnie,kendisine şiddet gösteren kocasını nefsi müdafaa sonrası öldürmüştür.Kocası Micheal’ın ölümünün akabinde hapishaneye yatırılan kahramanımız,belli bir sürenin ardından şartlı tahliye ile cezasını ev hapsine çevirmeyi başarmıştır.Ayak bileğine bağlanan elektronik bir kelepçe ile 100 adımlık alan içerisinde serbest gezmesine izin verilen Marnie,öldürdüğü eşi Micheal’ın ortağı olan Shanks tarafından da yoğun gözetim altındadır.
Hapishanede geçen uzun ayların ardından yeniden evine dönme şansını yakalayan kahramanımız,her ne kadar burada kendisini daha özgür hissetse de aslında yine de bir tutsaktan farksızdır.Evde geçirdiği birkaç gecenin sonrasında iyiden iyiye sıkılmaya başlayan Marnie,bir de Micheal’ı öldürdüğü köşedeki kan lekesinin,temizlemesine rağmen yeniden ortaya çıkması ile psikolojik olarak zor anlar yaşamaktadır.Semt marketinin servis görevlisi olan Joey ile tanışan kahramanımız,yaşadığı büyük yalnızlığın içerisinde kendisini anlayan tek kişi olarak onu görmektedir...
Yine bir gece evde uyumaya çalışan Marnie,bir anda karanlığın arasından bir suretin kendisine saldırması ile dehşet dolu anlar yaşar.Peki ama bu surette neyin nesidir?Hayalet?Ertesi gün sabahtan Marnie’nin evine gelen Shanks rutin bir kontrol olarak,eve göz atmak istemektedir.Ancak evden ziyade Marnie’nin yüzündeki morluklar ve çürük izleri Shanks’in daha çok dikkatini çekmeyi başarmıştır.Sürekli olarak Marnie’nin evini gözetleyen kahramanımız,eve giren çıkan olmadığı halde nasıl olur da onun bu hale gelebileceği konusunda ciddi endişelere sahiptir.İlk aklına gelen ise ortağı Micheal’ın başka biri tarafından öldürülüp,suçun Marnie tarafından üstlenildiğidir.Yani gizlice eve giren birisi ya da birileri Marnie’yi tehdit edebiliyor,hatta gerçeğin açığa çıkmaması pahasına ona işkence ediyor olabilirler.
Shanks’ın tüm baskılarına rağmen evde yalnız olduğunun kararlılıkla altını çizen Marnie,Micheal’ın hayaletinin evde dolaştığını ve kendisinden intikam almaya çalıştığını söyler.Shanks bu iddiaları komik bulsa da ortada esrarengiz bir olay olduğu açıktır.Joey’un yardımı ile kütüphaneden hayaletler hakkındaki yazılan kitaplara ulaşan Marnie,ilk olarak Micheal’ı ait bütün eşyaları evden uzaklaştırarak ondan kurtulmayı umar.Sonrasında ise evi tütsüler.Ancak ne yazık ki takım elbiseli hayalet suretindeki Micheal,hız kesmeden Marnie’nin başına bela olmayı sürdürmektedir.Ne yapıp etse de Micheal’ın hayaletinden kurtulamayan kahramanımız,en sonunda ona ait gizli bir eşyanın evde olabileceğini düşünmeye başlar.Bakalım bu eşya teorisi Marnie’nin kurtuluş yolu olabilecek midir?

İyi;Son derece başarılı tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Bu filmi sevenler The Resident (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Efektler daha iyi olsa (yani yapım bazı sahneler de aksiyon yerine paranormal olarak konumlandırılsa) çok daha iyi bir iş ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Pulse (2006)

Pulse (2006)
Josh ve Zieglar bir telekom projesi üzerinde çalışırlarken,daha önce bilinmeyen yeni bir kablosuz ağ olduğunu keşfederler.Ağ üzerinden araştırmalarını yöneten kahramanlarımız ne yazık ki çok geçmeden dünyevi olmayan sıradışı olaylar yaşamaya başlayacaktır.Çalıştıkları labaratuvarlarında kameralara yansıyan paranormal görüntüler ve sinyalle çalışan cep telefonu,bilgisayar,pda gibi cihazlarında anormallikler saptayan ikilimiz en nihayetinde nasıl bir belaya bulaştıklarını öğreneceklerdir.Ancak virüsü durdurabilmek için yeterli cesareti gösteremeyen Zieglar,kendisini izole ederek çevresinde olan bitenleri kaygı ile izlemektedir.
Josh'ın hareketlerindeki garipliklerden ve kendisine zaman ayırmamasından şikayetçi olan Mattie,günün birinde erkek arkadaşı Josh'ın gönderdiği anlamsız mesajlar sonrasında onu evinde ziyaret etmeye karar verir.Josh'ın evine ulaşan kahramanımız,sanki aylardır burada hiç kimse yaşamamış izlenimine kapılacaktır.Zira ev çok havasız olup,dolaptaki yiyecekler çürümüş,son derece dağınık bir ortam hakimdir.Çalışan bilgisayara göz attıktan sonra ansızın Josh'ın arkasında belirmesi ile panikleyen Mattie,ne yazık ki çok sevdiği erkek arkadaşının oracıkta intihar edişini izlemek zorunda kalacaktır.
Zamanla kampüsteki herkesin tuhaf tavırlar sergilemeye başladığını ve şehirdeki intihar vakalarının hiç olmadığı kadar arttığını öğrenen Mattie,Dexter ile beraber olayların perde arkasını aralamak istemektedir.Şehirde ise kaos hakimdir ve bir şeyler yapmak istiyorlarsa bir an önce harekete geçmelidirler.Anahtar ise Zieglar'dan başkası değildir.


İyi;Eh işte denebilecek vasat bir yapım.
Kötü;Kurgu vasat,oyunculuk idare eder,birkaç sahne dışında efektler ve animasyonlar da yetersiz.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |