Güncel İncelemeler;

The Haunting in Connecticut (2009)

 Campbell ailesinin oğulları Matt’in rahatsızlığına çözüm bulmak amacıyla tedavi merkezine yakın,Connecticut yöresinde gizemli bir eve taşınması ve akabinde meydana gelen doğa üstü olaylar anlatılıyor.Tipik amityville,lanetli ev konseptine sahip yapım izleyebileceğiniz ideal alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Kanser hastası Matt, gün geçtikçe ailesinin gözlerinin önünde erimektedir.Sara oğlu Matt’in sağlığına kavuşabilmesi için oldukça pahalı bir tedavi yöntemi olan kemoterapiyi,her ne kadar aile bütçelerini aşsa da büyük bir özveri ile karşılamaya çalışır.Ayrıca sürekli tedavi için yaşadıkları kasabanın bir hayli uzağındaki bir sağlık merkezine yolculuk etmek zorundadırlar.Sara,Matt’in tedavisinin ardından yeniden uzun bir yolculuk ile eve dönüşlerinin,Matt’in tedavisini olumsuz etkilediğinin farkındadır.Bir gün yine sağlık merkezinden araba ile evlerine dönerlerken yolda bir hayli ağırlaşan Matt,kusmaya başlar.Oğlunun bu durumu Sara’nın artık canına tak eder ve sağlık merkezinin hemen yakınlarındaki Connecticut kasabasından bir ev tutarak buraya yerleşmeyi düşünür.Hemen o gece yarısı uzun uğraşlar sonrasında biraz bakımsız ancak geniş ailelerinin sığabileceği,normalde olması gereken fiyatın bir hayli altında olan bir evi kiralar.
Peter,çocuklarla beraber yeni evlerine ulaşır.Sara ve Matt yeniden bütün aile beraber oldukları için bir hayli mutludur.Eee aile geniş olunca öncelik Matt’e verilmek üzere,çocukların odaları paylaşması istenir.Matt beklenilenin aksine evin bodrum katındaki köhne bir odada kalmayı tercih eder.Tercihinin sebebini ise annesine oda beni seçti diyerek açıklar.İşte Matt’in bu odaya yerleşmesi ile evde garip olaylar yaşanmaya başlayacaktır.Matt evde geçirdikleri birkaç günün ardından sürekli olarak kabuslar görmeye başlar.Bu sırada tedavisine devam edilen Matt’in doktoru,daha sancılı ve ağrılı olan kemoterapinin yerine Sara’nın da onayını alarak ilaç tedavisine başlar.Bu tedavi her ne kadar hasta açısından daha iyi bir seçenek olsa da  doktorun vurguladığı olası halüsinasyonlar nedeniyle Matt ve ailesini son derece dikkatli olmalıdır.
Peter’in işleri nedeniyle eski kasabalarına dönmesi ile evin bütün problemleri ile tek başına ilgilenmeye başlayan Sara zamanla Matt’in durumundaki garipliği fark edecektir.Dahası Matt’in odasındaki gizemli bölümü keşfettiklerinde ise bu evin neden bu kadar ucuza mal olduğu anlaşılacaktır.Evin oldukça karanlık kötü bir mazisi vardır.Ailesini korumak için elinden geleni yapmaya hazır olan Sara ise Popescu isimli manevi gücü yüksek gizemli bir adamdan yardım alacaktır.


İyi;Kurgu gayet başarılı,gerilim düzeyi oldukça iyi.Tipik lanetli ev temalı yapımlar arasında izlemenizi tavsiye edebileceğim en iyi alternatiflerin başında geliyor.Bu filmi sevenler The Amityville Horror (2005) ve The Messengers (2007) yapımlarına da göz atabilirler... Kötü;Sonuç olarak başarılı bulduğumu söylesem de klişe kurgu filmin en büyük eksisi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

The Grudge 2 (2006)

Lanetli eve girerek sağ çıkmayı başaran tek kişi olan Karen,erkek arkadaşını öldürdüğü şüphesi ile gözetim altında tutulmaktadır.Doktorlar genç bayanın anlattıklarından yola çıkarak akli dengesini yitirmiş olabileceği hususunda görüş bildirmiştir.Tüm bu olaylardan günler sonrasında haberdar olan Karen'ın Amerika'da yaşayan kız kardeşi Aubrey ilk uçağa atladığı gibi Tokyo'nun yolunu tutmuştur.Ancak kardeşiyle henüz neler yaşandığı hususunda konuşamadan,Karen'ın çatıdan atlayarak intihar etmesi üzerine büyük bir şok yaşayacaktır.
Hastanede Eason isimli genç bir gazeteci ile tanışan Aubrey'in kardeşinin başına gelenleri tam olarak öğrenmeden Amerikaya dönmeye niyeti yoktur.Eason ile sıkı bir arkadaşlık kuran kahramanımız yaşananların tüm sorumlusu olarak görmeye başladığı lanetli ev konusunda araştırmalar yapmaya başlamıştır.Meraklı gazetecimiz Eason halı hazırda lanetli evde bulunmuştur ve Karen'ın başına gelenlerin kendisi için tekrarlanmaya başladığını düşünmektedir.Zaman zaman Toshio ve Kayako'nun suretlerini gören kahramanımız,evde süregelen lanetin halen devam ettiğinin farkındadır.Zira zamanında Karen evi yakmış olsa da bu laneti durdurmak bir yana dursun daha da tehlikeli bir hale getirmiştir.Kayako artık sadece eve girenlerin peşine düşmemekte,kendi suretini gören kişilerin hayatına girerek etraflarına terör saçmaktadır.
Eason bir arkadaşından yardım alarak Kayako ve hikayesinin bilinmeyen karanlık noktalarını gün ışığına çıkartma  fırsatı bulmuştur.Kayako hayattayken de hiç bir zaman normal bir insan olamamıştır.Zira bir çeşit medyum olan annesi daha kızı küçükken,bazı kötü ruh çıkarma ayinlerinde onu kullanmıştır.Ülkenin dört bir yanından gelen ruh istilasına uğramış kişileri tedavi eden medyum,ayin sırasında çıkardığı kötü ruhları kızı Kayako'ya yedirmiştir.Bu önemli ayrıntının ortaya çıkması ile Aubrey,Eason ikilisi Kayako'nun annesinin peşine düşmüşlerdir.Bakalım Kayako onları da haklamadan laneti sonlandırabilecekler midir?

Serinin diğer filmleri;

The Grudge (2004)
The Grudge 3 (2009)

İyi:Olay örgüsünün üç koldan ilerlemesi oldukça başarılı( bir grup genç kız,babalarının evlenmesi ile üvey anne sendromu yaşayan bir aile ve Aubrey cephesi)İlk yapımda eksik kalan hikaye tatmin edici şekilde doldurulmuş.Zaten kocasının infaz ettiği sıradan bir kadının o hale gelmesi oldukça saçma ve abartılıydı.
Kötü;Abartılı makyajlar.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Mart 2012 | Etiketler : | | | | |

The Grudge (2004)

2002 yapımı Ju-on filminin uyarlaması olarak çekilen yapım,beğeni kazanmasının akabinde üç filmden oluşan bir seriye dönüştü.Özellikle The Ring (2002) ve Shutter (2004) yapımlarının kazandığı başarının sonrasında kurgu olarak bu filmlerin izinden giden seri,sıkılmadan izleyebileceğiniz alternatifler arasında.Filme gelecek olursak:Ailesiyle bazı sorunlar yaşayarak Japonya'ya yerleşen Karen,farklı bir ülkede yaşamanın dezavantajlarının kendisine yardımcı olan erkek arkadaşı ile atlatmaya çalışmaktadır.Değişim öğrencisi olarak Tokyo'da hayatına devam eden Karen,aynı zamanda sosyal hizmetler kurumunda ders kredisi kazanmak üzerine görev almaktadır.Günün birinde yatılı hastalara hizmet eden hemşirelerden birinin ortadan kaybolması ile onun yerine görevlendirilen kahramanımız,hayatını alt-üst edecek lanetli evin kapılarını aralayacaktır.
Karen bahsi geçen eve ulaştıktan sonra yatalak hasta Emma ile ilgilenir.Zira ev berbat haldedir ve büyük bir kargaşa yaşanmış izlenimi vermektedir.Dahası üst kattan gelen rahatsız edici sesler sonrası yukarı çıkan kahramanımız sesin kaynağının bantlarla çevrelenmiş büyük bir gömme dolap olduğunu fark edecektir.Merakına yenilerek dolabın kapağını açtığında ise tozlu bir günlük ve sonrasında ansızın belirip kaybolan küçük bir erkek çocuğu görecektir.Yaşadığı kabus gibi anların etkisinden kurtulamayan kahramanımız kendisini Toshio olarak tanıtan minik çocuğun ansızın kaybolması ile iyice telaşlanmıştır.Lakin asıl sürprizi Emma ile ilgilenirken yaşayacak olan Karen,yüzünün tamamını kapatan siyah saçlı bir ucubenin(namı diğer Kayako) oracıkta yaşlı kadını öldürdüğüne şahit olacaktır.
Olay örgüsüne polislerinde katılması ile evin lanetli geçmişine dair önemli bilgiler edinen Karen,artık nasıl bir bela ile karşı karşıya olduğunun farkındadır.Yıllar önce evin sahibi olan Kayako ailesi ile mutlu mesut yaşarken,gönlünü başka bir adama kaptırması sonrasında günlüğünü okuyarak karısının kendisini aldattığını öğrenen kocası adeta terör saçmıştır.Kayako'yu boynunu kırarak öldürüp,sonrasında oğlu Toshio'yu küvette boğmuştur.Bunla da yetinmeyip Toshio'nun kedisini de öldürüp,karısını bir naylona sararak gömme dolaptan çıkılan tavan arasına bırakıp intihar etmiştir.İşte lanetin başlangıcıda bu olay olmuştur.
Malum olayın sonrasında eve girenlerin teker teker tuhaf şekillerde öldürüldüğünü keşfeden kahramanımız,kendi hayatının da tehdit altında olduğunun bilincindedir.Peki ama bu lanetten bir şekilde korunulabilir mi?
"Biri güçlü bir öfkenin ellerinde can verdiğinde ölüm yerinde bir lanet doğar.Bu lanetle karşılaşanlar onun gazabı ile yok edilirler."
Serinin diğer filmleri;

 İyi;Atmosfer,gerilim düzeyi,mekanlar...
Kötü;Zaman zaman durağanlaşan kurgu,olay örgüsünün çok yüzeysel şekilde açıklanması pek çok sorunun cevapsız kalmasına neden olacak cinsten.
Gereksiz;Abartılı makyajlar...
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mart 2012 | Etiketler : | | | | |

House (2008)


Jack,Stephanie çifti birlikteliklerinin en sorunlu günlerini geçirmektedir.Bu konuda yardım almak için bir evlilik danışmanından randevu alan kahramanlarımız,araçlarıyla yolculuklarına devam ederlerken,kırsal bir bölgede kaybolurlar.Dahası peşlerine düşen garip bir polis onları telaşlandırarak ufak bir kaza yapmalarına neden olacaktır.En nihayetinde Jack’in polis memuruna otoyolu sorması üzerine tarifi edinen ikilimiz,yeniden yola koyulurlar.Ancak çok geçmeden garip şekilde etrafa saçılmış mekanik aksana çarparak,arabalarının kullanılamaz hale gelmesi sonrasında ormanda mahsur kalırlar.Öte yandan yine tam da kaza yaptıkları yerin yakınında benzer şekilde tekerleri patlamış bir başka araba olduğunu keşfederler.Bekleyerek zaman kaybetmek istemeyen çiftimiz yol üzerinde gizemli bir eve sığınırlar..
 Bu malikane "The Tin Man" lakablı eli kanlı katilin evidir.Bundan habersiz ikilimiz bir başka mağdur çiftle tanışırlar.Onlar ormanda gördükleri kaza yapan aracın sahipleridir.Peki ama malikanenin kendi ahalisi nerededir?Kahramanlarımızın aksine Randy ve kız arkadaşı geceyi burada geçirerek sabah saatlerinde yola koyulmayı planlamaktadır.Daha ilk andan itibaren bir şeylerin garip olduğunun farkına varan Jack ve Stephanie ise telefonu kullanarak arabaları için çekici çağırmanın derdindedir.Malikanede dolaşmaya başlayan gençler ansızın buranın asıl sahibi olan yaşlı bir aile ile karşılaşırlar.Oldukça tuhaf görünümlü bu insanlar nazik davranarak yemek servisi yapmak isteseler de,asıl amaçlarının ne olduğu çok geçmeden ortaya çıkacaktır.Teneke bir kutunun üzerinde yazanlar ile dehşete kapılan kahramanlarımız artık başlarının nasıl bir belada olduğunun bilincindedirler.Teneke adam onlara bir mesaj göndermiştir.
‘Evime hoş geldiniz.Ev kuralları;
Kural 1; tanrı evime geldi ve ben onu öldürdüm.
Kural 2; evime gelen herkesi tanrıyı öldürdüğüm gibi öldürürüm.
Kural 3 ;bana sabaha kadar bir ceset verin ki ikinci kuralı pas geçiyim…'
Hemen malikaneyi terk edip buradan çıkmayı düşünen gençler ne yazık ki az önce tanıştıkları garip ailenin  izin vermemesi  ve dışarıdaki teneke adamın sürekli karşılarına çıkarak kendilerini taciz etmesi ile burada kapana sıkışmıştır.Şimdi yapmaları gereken serinkanlı şekilde davranmak ve içinde bulundukları tehdite karşı akılcıl çözümler bulmaktır.
Zamanla hayatta kalmak adına bireysel davranmaya başlayan gençler,ne yazık ki göründüğünden daha büyük ve komplike olan evin derinliklerinde kaybolacaktır.Jack’in yardımına yetişen ufak bir kız çocuğu ise onların en büyük umudu olacaktır.Güneşin doğmasına az bir süre kala talihsiz kahramanlarımız belki de hayatlarının en önemli sınavı iyi yüzleşmek zorundadır...

İyi;En azından sıkmayan bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Onun dışında pek de olumlu şeyler söylemek mümkün değil.
Kötü;Tek mekanda geçen filmler arasında kurgu olarak sıkıntılı.Mantık hataları vs...Ayrıca son çeyrek beklentilerin çok altında kalmış.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

The Amityville Horror (2005)

Yine bir lanetli ev filmi...Tarih 13 Kasım 1974,her haliyle mazi kokan eski fakat şatafatlı bir evden polislere gelen çağrı,insanın kanına donduracak cinstendir.Ronald DeFeo isimli bir adam,bütün ailesini katletmiş ve olayın ardından günler sonra yaşananları anlatabilmiştir.Evden gelen bir sesin onları yakalaması ve öldürmesini söyleyerek başının etini yediğini ve sonradan çok pişman olsa da çok sevdiği eşini ve çocuklarını kaybettiğini izah etmiştir.O günden itibaren geçmişiyle kötü bir nam salan malikane,yeni müşterisini daha doğrusu yeni oyuncuklarını aramaktadır.
Kathy yıllar önce eşini kaybetmiş,üç çocuğu ile baş başa kalmış dul bir bayandır.Çok geçmeden teselliyi George isimli bir adamda bulan Kathy,kalbinin yeni sahibini bulmuştur.Yeniden bir aile olmanın mutluluğu yaşayan Kathy,çocuklar her ne kadar George’u tam olarak babalarının yerine koyup,kabul edemese de yeniden huzurlu bir hayata kavuşacağını hissetmektedir.Aradan geçen bir yılın sonrasında Lutz ailesi,Kathy’nin bir gazete ilanı sayesinde bulduğu kendi bütçelerine uygun bir malikaneyi satın almaya karar verir.George’u bir hayli zorluk çekerek ikna edebilse de hayallerindeki hayatın bu olduğunu söyleyerek,onun da aklına girmeyi başarır.
Yeni malikanelerine taşınan Lutz ailesi,her ne kadar ucuza satın aldıkları bu evin nasıl bir geçmişi olduğunu öğrenseler de George’un "evler insanları öldürmez,kötü insanlar diğer insanları öldürür"mantalitesi ile bu sorunu aştıklarını düşünürler.Katy’nin minik kızı Chelsea,odasına taşınır taşınmaz,Jodie isimli hayali bir arkadaş edinir.
Eve taşınmalarının yaklaşık bir hafta sonrasında,eski sevgi dolu George gitmiş,yerine agresif ve hırçın bir adam gelmiştir.Çocuklarla arkadaşcasına geçinen George,artık onları kendisine düşman olarak görmeye başlamıştır.Evde sürekli havanın soğuk olduğundan söz eden George,evin bodrum katındaki bir duvarın karşısına geçerek,orada yatıp kalkmaya başlar.Evin tek sıcak yerinin burası olduğunu söyleyen George,geceleri kabuslar görmekte ve kulağına hep aynı sesler “yakala ve öldür onları” sanki duvarlar tarafından fısıldanmaktadır.İyiden iyiye kontrolü kaybetmeye başlayan kahramanımız,Kathy ve çocukların da dikkatini çeker.
Bir gece Kathy ile beraber dışarı çıkan George,evde çocuklara bakması için bakıcı kız tutmuştur.Bakıcı demişken (?) Son derece seksi bir bayan(Lisa) ve ayrıca zamanında da DeFeo ailesi içinde benzer bir görev yapmış birisidir.Eskiden evde yaşanmış olan katliamdan çocuklara bahsederek onları korkutmaya başlayan Lisa,çok geçmeden haylaz hareketlerinin  bedelini Jodie’nin ona yapacağı bir sürpriz ile ödeyecektir.Çocukların gözleri önünde ağır bir travma geçirecek olan genç bayan tıbbi tedavi almak zorunda kalacaktır. 
Çocukların başına gelenlerin ardından bir an önce taşınmayı düşünen Kathy,George engeline takılacaktır.Adeta bir güç,George’un gözlerini kör etmiştir ve evden uzaklaşmasına izin vermemektedir.Son yaşananların ardından Kathy;evin karanlık geçmişini araştırır.Elde ettiği veriler oldukça can sıkıcıdır.Öyle ki DeFeo ailesi de eve taşındıktan 28 gün sonra,trajedik bir katliam sonrası yok edilmiştir.İşte şans ya;tam bu gerçeği öğrenen kahramanımız,eve taşındıkları 28.günün içerisinde olduklarını fark eder.Hemen eve ulaşmak üzere yola çıkan Kathy,kendisini ve ailesini olası felaketten kurtarabilecek midir?Kathy kasabadan eve gelmeye dursun,George ise evin bodrumundaki daha önce bahsettiğim duvarı kırarak mezbaha benzeri bir koridor bulmuştur.Aklının oynadığı oyunlar ve sürekli olarak duvarların arasından gelen sesler ile bakalım George da mı Ronald DeFeo’nun kaderini paylaşacaktır?
Olayların perde arkasındaki gizemi çözen Kathy'nin,Ketcham isimli bir rahibin yaşadıkları evin bodrum katında,geçmişte yaptığı sıra dışı ayinler ve pek çok kişiyi kurban ettiğinin anlaşılması ile film bir başka boyuta taşınacaktır.Kathy’nin daha önceleri bir pederden yardım alarak evi vaftiz etme çabalarının ise başarısız olması,Ketcham isimli rahibin kötü ruhunun halen yaşadıkları evde olduğunun ispatı gibidir.Bakalım evin kara laneti,Lutz ailesinin peşini bırakacak mıdır?

 İyi;Filmin son çeyreği ve finali oldukça tatmin edici.
Kötü;Klasik lanetli ev filmlerinin sahip oldukları mantık hataları.
Gereksiz:Bakıcı (?)
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |