Güncel İncelemeler;

Tooth & Nail (2007)

Tipik kıyamet sonrasını işleyen yapımlardan biri olan Tooth & Nail (2007),alışılageldiği gibi hayatta kalmayı başaran bir avuç insanın hikayesini anlatıyor.Neyse ki bu sefer kıyamet konsepti nükleer savaş ya da ölümcül salgın gibi klişe senaryodan ibaret değil.
Korunaklı bir binayı mesken belleyen kahramanlarımız,başlıca problemleri olan su ve besin bulma konusunda epey sıkıntılıdır.Dahası bir çatışma sırasında kurtardıkları genç bir bayan (Neon) başlarına büyük bela açacaktır.Zira asla bulaşmamaları gereken insanlıktan çıkmış yamyam bir grubun tehdidi altındadırlar.
Bu zamana kadar son derece başarılı şekilde organize olarak hayatta kalmayı başaran kahramanlarımız,Neon'un aralarına katılması ile peşlerine taktıkları yamyamlarla mücadele etmek zorunda kalacaklardır.Neon'a güvenerek onu dışarda bırakmayıp sahip çıksalar da grup dinamiklerini alt üst eden bu gelişme sonrasında ufak çaplı kriz giderek derinleşmeye başlar.Grubun ağır toplarını yanına çeken Neon dışarıdaki yamyam sürüsüne karşı daha cesur olmaları yönünde arkadaşlarını örgütlemeye başlar.Oysa ki grupta,daha düne kadar tanımadıkları bu bayan hakkında dost ya da düşman yorumu yapmak için dahi yeterli izlenim oluşmamıştır.Öncesinde liderleri olan profesörün direktifleri ile sağ kalmayı başaran kahramanlarımız şimdi değişen dengeler çerçevesinde daha agresif bir anlayışa bürünmüştür.


İyi;Sürekleyici bir yapım.Biraz daha para harcasalar hoş bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.Mekan başarılı.
Kötü;Klişe konu,vasat oyunculuk...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

The Divide (2011)

The Divide (2011)
Nükleer saldırısı sonrasında hayatta kalmayı başaran sekiz kişilik bir grup(Eva ile nişanlısı Sam,Mickey,Delvin,Adrien;üvey kardeşi Josh ve onun zibidi arkadaşı Bobby,Marilyn ve kızı Wendi),güç-bela olsa da apartmanlarının alt katındaki sığınağa ulaşırlar.Mickey önderliğinde organize olmaya çalışan kahramanlarımız,dışarda neler olup bittiğine dair her hangi bir bilgiye sahip değildir.
Geçmiş yıllarda orduda başarıyla görev yapmış eski bir asker olan Mickey,yaşanan nükleer saldırı sonrasında oluşan radyoaktif toz bulutunun sığınaktan içeri girmemesi için çeşitli önlemler almaya başlamıştır.Bu sırada telsizle neler olup bittiğini anlamaya çalışan Delvin ise en nihayetinde sesini birilerine duyurmayı başarmıştır.Sığınağı ablukaya alarak içeri dalan askerler,mağdur durumda olan kahramanlarımıza yardım etmekten ziyade farklı amaçlar için buradadır.
Sığınakta günler ilerledikçe su ve erzakları tükenmeye başlayan yorgun kafilemiz,en nihayetinde hareketlerindeki tuhaflıklar sonrasında Mickey'nin kendilerinden bir şeyler sakladığını öğreneceklerdir.Bu aşamadan sonra grup dinamiklerinin değişmesi ile kontrolü ele almakta gecikmeyen Josh ve Bobby,herkese kimin patron olduğunu ispatlama çabasındadır.Kızını kaybeden Marilyn ise giderek psikolojinin alt üst olması ile kendi sonunu hazırlayan tercihler yapmaya başlamıştır.Grubun kaderi Eva'nın üzerindeki baskıyla nasıl başa çıkacağına bağlıdır.


İyi;Tek mekan filmleri arasında ,olaya biraz da bilim-kurgu ve psikolojik gerilimin girmesi ile izleyebileceğiniz alternatiflerden biri olabilir.
Kötü;Bilim-kurgu yönü çok zayıf kalmış.Dışarıda neler olduğu sorgulanmadan doğrudan tek mekana(sığınağa) dönülmesi eksi puan.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Dark Hour (La hora fría) (2006)

Din kaynaklı olarak başlayan savaş,biyolojik silahlar ve sonrasında nükleer saldırılar ile yeryüzünde yaşamı felç etmiştir.Hayatta kalmayı başaran bir grup insan eskiden büyük bir alışveriş merkezi olan binanın yer altı sığınaklarında yaşamlarını sürdürmektedir.Olayın ardından tamı tamına dokuz yıl geçmiştir ve sığınağın ötesinde dış dünya adına hiç bir kalmamıştır.
Kullanılan biyolojik silahlar sebebiyle virüsün enfekte ettiği insanlar zombi vari yaratıkları dönüşmüştür.Ayrıca nükleer saldırının ardındansa dünyevi olmayan sıradışı varlıklar etrafta gezer olmuştur.İşte tüm bu garabet atmosfer içerisinde hayatta kalmayı başaran bir avuç insan (Jesus,grubun lideri Maria ve sevgilisi Pablo,gay çift Lucas ve Mateo,gök bilimci Magdalena ve kızı Ana,eski bir asker Pedro ve yalnız kovboy Judas) yiyeceklerinin ve ilaçlarının bitmeye başlaması ile dışarı çıkıp eksikleri tedarik etmek zorundadır.
Sığınakta elektrik ve su hususunda problem yaşamayan kahramanlarımız ilaç konusunda epey sıkıntılıdır.Zira birkaç gün arayla gerçekleşen 'soğuk saatler' sıcaklığın epey düştüğü,hastalıklara ortam hazırlayan zor zamanlardır.Dış dünyada neler olup bittiğinden bihaber bu sığınakta doğup büyüyen Jesus ise el kamerası ile olan biteni kaydetmektedir.

İyi;Kurgu,mekan başarılı.Sürükleyici bir yapım.
Kötü;Son çeyrek çok vasat.Filmin bir üst seviyeye çıkamamasında en önemli etken.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Pandorum (2009)

Pandorum (2009)
Event Horizon (1997) ve Sunshine (2007) yapımlarının ardından bilim-kurgu beraberinde gerilim filmi yapma hususunda epey açlık çeken sinema sektörü,”Pandorum” filmiyle biraz olsun kendine geldi diyebilirim. Filme gelecek olursak biraz Resident Evil tadı aldım desem yanlış olmaz (ki zaten yapımcıları Resident Evil serisinin kadrosuyla aynı).
Uzay gemisinde uyanan iki uzay istasyonu görevlisi, geçmişlerini anımsamakta güçlük çekmektedir. Daha doğrusu bazı şeyler akıllarına gelse de, çok basit soruları çözümleyecek kadar dahi bellek olguları yeterli değildir. Sanki bir şey olmuştur ve yaşanılanlar unutulmaya mahkumdur. Birbirlerini hatırlamakta zorlanan bu iki adam, en sonunda üniformalarının üzerindeki isimlerden ve hiyerarşi simgelerinden yola çıkarak birbirlerine hitap etmeye başlarlar. (Kaptan Payten ve Bower) Çevreyi gezinip başlarına ne geldiği ile ilgili ip uçları aramaya  çalışan ikilimiz, her ne kadar birbirlerine pek güvenemeseler de, kader ortağı oldukları ironisi gerçektir. Çevreyi keşfetme mevzusunda işleri hiç de kolay değildir, keza uzay gemisinin enerji kaynağında bir problem olduğu aşikardır ve bu nedenle elektronik cihazları kullanmak ve gemi içerisinde rotalarını bulmak bir nevi ne kadar zeki olduklarına bağlıdır.
 Pandorum (2009)
Bir oda da kapana kısılan Payten ve Bower buradan çıkış amacıyla planlar yapmaya başlarlar. Neler olup bittiğini öğrenmeleri de buna bağlıdır. Payten’ın emirleri sonrasında bulduğu küçük bir boşluktan uzay gemisini keşif için yola çıkan Bower, Payton ile iletişimini ise telsiz ile sağlayacaktır. Ancak sürekli gidip gelen elektrikler, başlarına epeyce problem olur. Bower’ın amacı enerji kaynağını sıfırlamak ve böylece yeniden sağlıklı bir şekilde çalıştırıp, kaptan köşküne ulaşarak nasıl bir felaket ile karşı karşıya olduklarını anlamaktır. Uzun koridorları sürünerek geçen Bower, çok geçmeden Payton ile olan bağlantısını yitirir. Artık bu karanlık uzay gemisinin içerisinde yapayalnızdır ve etraftan gelen ürpertici sesler yeterince rahatsız edicidir. Sürekli olarak tünellerde karartılar görmeye başlayan kahramanımız, her şeye rağmen ilerlerken; karşısına çıkan insanın kanını donduracak cesetler,iyiden iyiye paniklemesine neden olur. Bower giderek gemiye neler olduğunu anlamaya yaklaştığını hissetse de, kısa bir süre süre içerisinde kendisini survivor da bulur. Payton ve Bower gemide yalnız değildir...
Pandorum (2009) 
Çok geçmeden gemiyi istila etmiş olan garip yaratıklardan biriyle karşılaşacak olan Bower, uzun bir kovalamacanın ardından canını zor kurtarır. Bu sırada iki de arkadaş da edinir. Nadia isimli hırçın bir kız ve Manh adında saldırgan bir genç adam imdadına yetişmiştir.Artık üç kişilerdir ve neler olup bittiğiyle ilgili bazı teorilere sahiplerdir. Kısa bir konuşmanın ardından kaynaşan kahramanlarımız, Nadia’nın daha erken uyandığını ve gemide süregelen istiladan haberi olduğu keşfederler.
Bower ve arkadaşları ilerleye dursun, öte yandan yine uzay gemisinin görevli tayfasından tuhaf bir adam (Shepard) uyanır ve Payton ile yolları kesişir. Üstelik Shepard’ın olup bitenlerden az çok haberi vardır ve hiç kimsenin buradan canlı çıkmayacağına dair sözler sarf eder. Kaptan Payton’un üzerinde otorite kuramadığı bu adam başlarına pek çok bela açmaya meyillidir...



İyi; Atmosfer, mekan seçimleri ve giderek tırmanan gerilim faktörleriyle, uzun süredir hasret kaldığımız bilimkurgu-gerilim eksenin de sürükleyici bir yapım.
Kötü;Yaratık modellemeleri çok aşina.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;