Güncel İncelemeler;

The Babadook (2014)

The Babadook (2014)
Amelia,doğumu esnasında kendisini hastaneye yetiştirmeye çalışan eşini talihsiz bir kaza sonrasında kaybeder.Deyim yerindeyse oğlunu kucağına aldığı gün eşini toprağa verir.Yıllar sonra dahi eşinin ölümünü kabul etmekte zorlanan kahramanımız ele avuca sığmayan yaramaz oğlu Samuel'le birlikte yaşamını sürdürür.
The Babadook (2014)
Yaşlı hastalara bakım yapan ve onlarla ilgilenerek geçimini sağlayan Amelia,oğlunun haylazlıklarından bunalıp yalnızlığın da etkisiyle stres dolu depresyonlu bir döneme sürüklenir.Zira Samuel'in akranlarına göre hiperaktif olmasının yanı sıra hırçın karakteri ve zaman zaman çevresindekilere zarar verir tutumları Amelia'nın öz kız kardeşi de dahil olmak üzere herkesi bunaltmıştır.Oğlunun okuldan uzaklaştırma cezası almasıyla işini bir kenara bırakıp günlerinin tamamını onunla birlikte geçirmeye başlayan Amelia,dış dünyadan izole evin içerisine kapanmak zorunda kalır.Samuel'i uyutabilmek için her gece masallar okuyan kahramanımız Samuel'in seçtiği ve rafa nasıl geldiğini hatırlayamadığı kırmızı ciltli 'The Babadook' isimli kitabı okumaya başlar.Kitapta söz edilen ve geceleri geldiğinden bahsedilen Babadook sayfaları okumaya devam ettikçe giderek ürkütücü bir hal alır.Amelia hemen kitabı kaldırıp Samuel'e bir daha Babadook'dan söz etmemesini tembih etse de  iş işten geçmiştir.Samuel kitabı takıntı haline getirip Babadook'un annesini ele geçirmeye çalıştığını düşünmeye başlar.Öte yandan geceleri evden gelen takırtılar Amelia'nın uyku düzenini alt üst eder.Uzunca bir süre işe gitmemeye ve dinlenmeye karar veren kahramanımız Samuel yetmezmiş gibi bir de uykusuzluktan muzdarip bitkin düşer.Geceler kabusa dönüşmüş,zaman geçmez olmuştur.Öncesinde silik birer fısıltı olarak kalan düşünceler giderek güçlenip Samuel'in söylediklerini doğrular gibidir..Kitapsa her ne kadar yok etmekle uğraşsalar da bir şekilde karşılarına çıkmaktadır...
İyi;Oyunculuk ve gerilim dolu atmosfer başlıca artılar.Düşük bütçeli olmasına rağmen şans verilmesi gereken bir alternatif.
Kötü;Zaman olarak uzun bir yapım olmasa da yer yer kopuk ilerleyen kurgu sıkcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Kasım 2014 | Etiketler : | | |

The Ward (2010)

The Ward (2010)
Yıl 1966.Kristen avcunun içinde adresi olan eski bir çiftlik evini ateşe verir.Polisler tarafından yakalanan genç kız sadece kadın hastaların bulunduğu North Bend Akılhastanesi'ne kapatılır.Neden çiftlik evini yaktığını hatırlamayan kahramanımız deli olmadığını haykırarak bir an evvel buradan çıkmak istemektedir.
The Ward (2010)
Hastanenin baş sorumlusu olan Dr. Gerald Stringer deneysel terapi yöntemleri uygulayan orta yaşlarda bir bilim adamıdır.Kristen hakkında teşhisi ise o gün yaktığı evle birlikte kendi geçmişini de hafızasından söküp attığıdır.Iris, Emily, Sarah ve Zoey isimlerinde kendisi gibi tedavi için burada tutulan dört bayanla tanışan Kristen,Tammy isimli gizemli bir şekilde ortadan kaybolan kızın odasına yerleştirilir.Tammy'nin ölümünün ardındaki sır perdesini araştırmaya koyulan kahramanımız çok geçmeden hastanede bir takım şeylerin yolunda gitmediğini anlar.Loş koridorlardaki karartılar,sürekli enselerinde hissettikleri düşmanca bir nefes gerilimi tetikleyecektir.Öte yandan tedavisi tamamlanan ve eve dönüş vizesi alan Iris'in ansızın ortadan kaybolması dikkatleri Alice ismi üzerine çekecektir.Ancak hastanenin eskilerinden Alice hakkında kızların konuşmaya yanaşmaması Kristen'in işini epey zorlaştıracaktır.

İyi;Atmosfer bakımından başarılı bir gerilim filmi.Yönetmen koltuğunda Carpenter,başrolde korku sinemasına çok yakıştırdığım Amber Heard'in olmasına da diğer artıları.
Kötü;Yönetmen John Carperter olunca tabii ki filmden daha fazlası bekleniyor.Korkunun ustasının yıllar sonraki geri dönüşü ne yazık ki daha önceki eserlerinde damakta bıraktığı o alışılagelmiş tadı aratıyor.Senaryo vasat,sürprizden uzak final de buna eklenince büyük bir hayalkırıklığına dönüştüğü aşikar.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Nisan 2014 | Etiketler : | | |

The Bunker (2001)

The Bunker (2001)
2.Dünya Savaşının sonlarına doğru Amerikalılar tarafından kuşatılan yedi kişilik bir Alman askeri birliği,Almanya-Belçika sınırındaki eski bir sığınağa hapsolurlar.İçeride sadece iki asker;genç bir er ve 1.Dünya Savaşını görmüş yaşlı bir asker bulunmaktadır.Yetersiz mühimmat ve lojistik destek yetmezmiş gibi üstlerine rapor veren askerler yardıma kimsenin gelmeyeceği bilgisiyle bir başlarına kalırlar.
The Bunker (2001)
Amerikalıların her an baskın yapma olasılıkları ve komuta zincirindeki bazı sürtüşmeler sığınaktaki endişe ve gerilimi tetiklemeye başlar.Öte yandan ikinci bir plan olarak kaçış güzergahı aramaya başlayan askerler sığınağın çok eski zamanlardan kalma bir tünelin üzerine kurulduğunu keşfederler.Yaşlı askerden tünellerle ilgili ne biliyorsa anlatmasını isteyen komutan,duyduğu ürpertici hikaye sonrasında oradan uzak durmaya karar verir.Öte yandan tünele girmekte ısrar eden bir grup asker ise içeride mühimmat olabileceğini düşünmektedir.Çok geçmeden yaşlı askerin geceleri herkes uyuduktan sonra gizlice tünele indiğini fark eden kahramanlarımız orada neler olup bittiğini öğrenmek için göz atmaya karar verirler.Tünelin kapılarının açılması ile bir takım gizemli,mistik olaylar yaşanmaya başlar.Uzun yıllardır kimsenin girmediği tünellerde asla yüzleşmeye cesaret edemeyecekleri derin korkular barınmaktadır...
Bir uçurumun içine baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakar.(Nietzsche)

İyi;Mekan ve atmosfer olarak başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Arka planda 2.Dünya Savaşı bağlantısının da olması bonus olmuş diyebiliriz.
Kötü;Yavaş ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı hale gelebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | | |

La senda (2012)

Saygın bir satranç şampiyonu olan Raul,ailesiyle daha fazla zaman geçirebilmek ve eşi Ana ile olan problemlerini düzeltebilmek için gözlerden uzakta eski bir dağ evini kiralar.Gerek çevrelerinde her işe karışan komşularının olmaması gerekse zamanlarının çoğunu esir alan tv vs gibi teknolojik aletlerin bulunmaması Raul için ideal ortamı sağlayacaktır.
La senda (2012)
Oğlu Nico'yla da bol bol satranç oynayıp aralarındaki buzları eritmeyi planlayan kahramanımız her şeyin yolunda gideceğinden emindir.Ta ki yerleşmelerinin ertesi günü ev sahibinin yardım için yolladığı yakışıklı marangoz Samuel gelene dek.Orta yaşlarda karizmatik bir adam olan Samuel yardımsever tavırları sonrasında Ana'nın kalbini kazanır.Ana'nın Samuel'e olan samimi ilgisinden rahatsız olmaya başlayan Raul,ikisinin daha önce tanışmış olabileceğinden kuşkulanmaya başlar.Öte yandan Samuel sürekli ziyarete gelmekte,Raul'un hoşnutsuz tutumuna aldırış etmemektedir.Raul,hayatlarına ansızın giren bu yabancının Nico'yla da arasını iyi tutarak kendisini dışarıda bırakmaya çalıştığını düşünür.Dahası kasabaya gideceğini söyleyerek evden ayrılan eşinin Samuel'in evine gittiğini öğrendiğinde ise aldatılıyor olabileceği fikri beynini kemirmeye başlar.Noel gecesi Samuel'i de yemeğe davet ederek bir açığını bulmaya çalışan Raul,ne yazık ki amacına ulaşamaz.Sorunsuz bir gece yaşanmıştır.Günler sonra rahat bir uykudan uyunan kahramanımız çok geçmeden kuşkularını arttıracak başka gelişmeler olduğunu fark eder...
Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden.. (Nietzsche)
İyi;Soğuk,karlı atmosferde geçen gerilim yapımları her zaman favorim olmuştur."La senda" da kurgusuyla beni yakalamayı başardı.Oyunculuk gayet iyi,gizem seviyesi tatmin edici.Bu filmi sevenler Retreat (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Şaşırtıcı bir finalle süslense çok daha iyi olabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Kasım 2013 | Etiketler : | | |

The Return (2006)

The Return (2006)
Joanna Mills ünlü bir lojistik şirketinde çalışan başarılı bir satış temsilcisidir.Yakın zaman önce terfi alan kahramanımız büyük bir anlaşmayı organize etmek için Teksas'a gitmeye gönüllü olur.Esasında yaklaşık onbeş yıl önce babasıyla birlikte bir trafik kazası atlattığı yere geri dönüş için hazır olduğunu hissetmese de gecelerini dar eden korku dolu kabuslar bir şekilde eski evine yolunu tutmasına sebep olur.
The Return (2006)
Oralara kadar gitmişken babasının evini de ziyaret eden Joanna,henüz onbir yaşındayken başa çıkmak zorunda kaldığı trajediyi bir kez daha ondan duymak ister.Uzun yıllardır babasıyla da görüşmeyen kahramanımız başka bir yerde başarılı olduğu yeni bir düzen kurmuştur.Ancak sürekli belleğinde yer edinen görüntüler ve gününü berbat eden kabusları bir türlü dindirememiştir.Dahası kendisine zarar verme eğilimi gösteren Joanna tek kurtuluşun geçmişiyle yüzleşmek olduğunun bilincindedir.Kabuslarından aklında kalan La Salle isimli daha önce hiç bulunmadığı bir kasabaya gitmeye karar veren kahramanımız zihnindeki düğümün orada çözüleceğinden emindir.Kasabaya yakın bir motele yerleşip kendisini sıkıntılı bir durumdan kurtaran Terry isimli bir adamla tanışan Joanna,en nihayetinde kabuslarında gördüğü cinayet işlenen ambarın izini bulur.Araştırmasına devam ederken çok geçmeden kendi hayatının da tehdit altında olduğunu fark edecektir...


İyi;Gizem seviyesi tatmin edici orta karar bir gerilim filmi.Atmosfer fena değil.
Kötü;Hikayede izleyici şaşırtmayı başarabilecek sıradışı diyebileceğimiz zeka parıltılarını söz edebilmek mümkün değil.Ancak yine de bu tarz yapımlara çok yakışan başarılı oyuncu Sarah Michelle Gellar'ın bulunması bir nebze kurtarıcı olarak düşünülebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ekim 2013 | Etiketler : | | | |

The Ganzfeld Experiment (2013)

The Ganzfeld Experiment (2013)
Kolejden arkadaş beş psikoloji öğrencisi final notlarını belirleyecek olan "Ganzfeld" deneyinin benzeri bir çalışma yapmaya karar verirler.Her biri denek olmak hususunda gönüllü olup,nispeten daha başarılı bir öğrenci olan Becket önderliğinde organize edilirler.Zaten halihazırda deneyden en büyük beklenti de aynı zamanda ev sahipliği yapan Becket'a aittir.
Tıpkı Ganzfeld deneyinde olduğu gibi beş duyu organı olmaksızın duyu-dışı algılama yeteneği sınanacaktır.Deney temelde 2 bölüme ayrılmaktadır;deneğin bulunduğu izole oda ve kontrol grubunun bulunduğu simülasyon odası şeklinde.Gözlere görmeyi engelleyici özel bir gözlük takılacak,kulaklar benzer şekilde hiç bir ses duyamayacak kadar sıkıca kapatılacaktır.Deney boyunca karanlık tutulacak odaya sadece denek girebilecek ve kırmızı ışık altında gördükleri ya da duydukları bilgisayarlı bir simülatör ile takip edilecektir.Bir çeşit ESP testi yardımıyla durugörü,telepati ve prekognisyon yeteneklerinin tahlili yapılacaktır.Teorik olarak deneyi tasarlamakta zorlanmayan gençler sırasıyla denek koltuğuna otururlar.Ancak deneyde bir şeyler yolunda gitmemektedir.Alkol ve uyuşturucunun etkisi olarak gördükleri bir takım halüsinasyonlar ve sıra dışı olaylar giderek gerçekliğin sınırlarına yakınlaşmaya,hatta öyle ki vucüt bulmaya başlar.Becket'ın ailesine ait olan bu terk edilmiş dairede çeşitli akıl oyunlarıyla yüzleşmek zorunda kalan kahramanlarımız deneyden beklentilerini bir yana koyup kendi canlarının derdine düşerler.Gece henüz yeni başlamıştır...


İyi;Atmosfer ve mekan seçimi fena değil.
Kötü;Kurgu çok sıradan.Oyunculuk vasatın altında.Esasında iyi bir fikir nasıl katledilebilir onun cevabı olabilecek cinsten bir yapım.Teşhircilik hat safhada.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ekim 2013 | Etiketler : | | |

Static (2012)

Static (2012)
Jonathan,Addie Dade yakın zaman evvel çocuklarını kaybetmiş,buhranlı dönemler geçiren genç bir çifttir.Bebeklerinin (Thomas) ölümünden popüler bir yazar olan eşi Jonathan'ı suçlayan ve onun kendisi gibi acı çekmediğini savunan Addie,giderek paranoyaklaşmaya başlamıştır.Zira Thomas'ın gölde boğulmasına sebep olan,şehirden uzakta izbe bir kır evine yerleşme fikri tamamen Jonathan'a aittir.
Static (2012)
Yine sıkıntılı geçen bir günün sonunda gece vakti kapılarını çalan davetsiz bir misafir Dade ailesinin hüzün dolu monoton yaşamını tümüyle etkileyecektir.Rachel isimli bu yabancı arabasının sokakta arıza yaptığını ve peşinde maskeli adamlar olduğunu söyleyerek sığınma talep etmektedir.Her şeye olduğu gibi bu duruma da şüpheci yaklaşan Addie,mağdur görünümlü bu yabancıyı içeri alma taraftarı değildir.Ancak Jonathan'ın yardım etme sevdası elini kolunu bağlar.Genç,güzel bir bayan olan Rachel,onlarca kitabı yayınlanan başarılı bir yazar olan Jonathan'ı tanımakta ve yakın zaman önce bebeklerinin kaybı sonrası yaşadıkları travmayı bilmektedir.Rachel'in Jonathan'a ilgisinden rahatsız olan Addie ise onun bir an evvel evden gitmesini ister.Tam da bu sırada kurmaca bir hikayenin parçaları gibi görünen maskeli adamlar ortaya çıkar.Dahası Rachel'i kaçırırlar.Onu aramak için yola koyulan Jonathan,bir süredir evlerinin kameralarla gözlenip,takip edildiklerini anlar.Öte yandan evde kapana kısılan Addie ise çaresizce Jonathan'ın dönmesini beklemektedir...

İyi;Sara Paxton ve Milo Ventimiglia gibi gerilim filmlerinin aranan oyuncularının yer aldığı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi.Gizem seviyesi tatmin edici.Kurgu zaman zaman aksasa da final ilgi çekici,başarılı...
Kötü;Yaklaşık 83 dakikalık bir yapım olmasına rağmen fazlaca durağan,sıkıcı sahnelere sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Eylül 2013 | Etiketler : | | |

Dread (2009)

Dread (2009)
Sinema öğrencisi Stephen pek arkadaş canlısı olmayan gotik takılan,çocukluğunda abisini bir trafik kazasında kaybettiği için arabalardan nefret eden bir gençtir.Günün birinde felsefe dersinde Quaid isimli sosyopat,gizemli birisiyle tanışır.Artık rutin hayatını tümüyle alt-üst edecek farklı bir başlangıç zamanı gelmiştir.
Quaid henüz altı yaşındayken eli baltalı bir saldırganın evlerine girip ailesini katlettiğine şahit olmuştur.O andan itibaren hiçbir zaman normal biri olmayan kahramanımız Stephen'ı kendisine yakın bularak korku üzerine bir çalışma yapmaya teşvik eder.Başlarda bu fikre sıcak bakmayan Stephen sonrasında tezi için yararlı olabileceğini düşünerek yakın arkadaşı Cheryl'yi de projeye dahil edip daha birkaç gün önce tanıştığı Quaid'in önerisini kabul eder.Gözlerden uzakta köhne bir evde tek başına yaşayan Quaid,evini açıp çalışmalar karşılığında herhangi bir beklentisi olmadığı yenileyerek yardımcı olur.Kafa kafaya veren üçlümüz yaşamlarının belli evrelerde travmalar yaşamış,halen korkularıyla yüzleşemeyen gönüllülerle röportajlar yapmaya başlar.Özenle hazırladıkları sorular sayesinde korkunun derinlerine inmeye,mantıklı sebepler bulmaya çalışan kahramanlarımız,Quaid'in bir türlü tatmin olmamasından ötürü şiddetli tartışmalara girişirler.Öte yandan kütüphanede çalışan ve dış görünüşüyle ilgili kompleksleri olan Abby hikayesini anlatmak için röportaj vermeye ikna olur.Çember giderek daralmaya başlamıştır.Sıra üçlüye geldiğinde ise birtakım karanlık sırlar ortaya çıkacaktır...


İyi;Clive Barker'ın kısa hikayesinden uyarlanmış olup sıradışı bir psikolojik gerilim filmi izlenimi veriyor.Buhranlı atmosfer ve karakter betimlemeleri başarılı.Oyunculuk tatminkar.Senaryo ilgi çekici...
Kötü;Ciddi anlamda rahatsız edici sahnelere sahip.Bütün itibariyle sürükleyici bir yapım olsa da yer yer sıkıcı bölümler yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

13 game sayawng (2006)

Pusit ekonomik açıdan zor günler yaşayan genç bir satış temsilcisidir.Hem ailesine maddi anlamda gerekli desteği verememesinden  hem de çevresindeki insanların yaptığı işe saygı duymamasından ötürü sıkıntılı günler yaşayan kahramanımız işten de kovulunca çaresizliğin esareti altına girer.Tam da intiharı düşünmeye başladığı anda gizemli birisinin cep telefonuyla araması ve sonrasında vaad ettiği büyük ödül Pusit'in ilgisini çekmeyi başaracaktır.
Öncesinde bunun iş arkadaşlarından birinin hain bir şakası olabileceğini düşünen kahramanımız telefondaki sesi dinledikçe ikna olmaya başlar.13 tane görevi yerine getirmesi gerekmektedir.Bu sayede her görevin ardından sürekli iki katı kazanç şeklinde büyük para ödülünü kazanacaktır.Kurallar ise basittir;oyundan çevresindeki kimseye bahsetmeyecek,kendisinden istenenleri sorgulamayacak,görevlerden birinde pes ederse o ana kadar kazandığı bütün parayı kaybetmeyi göze alacaktır.Pek fazla seçim şansı bulunmayan Pusit derinlemesine düşünmeden,neler yapması isteneceğini hesap etmeden oyuna dahil olmayı kabul eder.Zira ancak bu şekilde ekonomik darboğazdan kurtulabilecek ve kendi deyimiyle yeni bir başlangıç şansı yakalayacaktır.Görevleri yerine getirdikçe gerçekten de garanti edildiği gibi hesabına paraların yattığını gören kahramanımız,büyük ödüle ulaşmak için giderek hırslanır ve  elinden gelenin fazlasını yapmaya gayret eder.Ancak her bölüm bir öncekinden daha zorlu ve tehlikelidir.Pusit çok geçmeden hiçbir şeyin umduğu gibi gitmediğini anlayacaktır...


İyi;Sürekli merakınızı tetikleyecek dinamik bir kurguya sahip.Akıcı senaryo ve özgün fikirler tatmin edici.Bu filmi sevenler benzer tarza olan Would You Rather (2012) ve Chain Letter (2010) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Oyunculuk ve atmosfer bakımından sınıfta kaldığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Haziran 2013 | Etiketler : | | |

Dark Circles (2013)

Dark Circles (2013)
Penny ve Alex bebeklerinin doğumunun ardından gürültülü şehir hayatından uzaklaşarak sessiz sedasız bir kasabada gözlerden uzakta büyük bir ev satın alırlar.Esasında müzisyen olan Alex işleri gereği şehirden uzaklaşma fikrine uzak olsa da eşini kıramadığı için gönüllüymüş gibi davranır.Hamileliğinin son birkaç ayından itibaren tuhaf kabuslar görmeye başlayan Penny,huzursuz hissetmekte ve mekan değişiminin hem kendisi hem de ilişkisi açısından iyi geleceğine inanmaktadır.

Ailelerini ve arkadaşlarını geride bırakarak taşınma işlemini tamamlayan kahramanlarımız daha eve yerleştikleri ilk günden itibaren yoğun negatif enerjinin etkisi altına girerler.Sanki evin koridorlarından başka biri dolaşmakta,bir yabancının nefesi tenlerine değmektedir.Daha da kötüsü öncesinde sadece Penny'nin hassasiyeti olarak yorumlanan bu durum Alex'in de başını ağrıtmaya başlar.Eve taşınmalarının ardından bebeğin sürekli ağlaması ve bir türlü uyumaması kahramanlarımızın en ciddi problemi haline dönüşmüştür.Zira bebeklerinin her on beş dakikada bir uyanması bütün uyku ritimlerinin bozulmasına sebep olmuştur.Öte yandan sessiz sedasız bir kasaba olduğu için tercih ettikleri evin yakınında başlayan inşaat gündüz saatlerinde de dinlenememelerine sebep olmaktadır.Günlerin su misali akıp gitmesi sonrasında giderek artan yorgunluklarına çözüm bulamayan genç çiftimiz evin içinde zombi misali dolaşmaya başlarlar.Gördükleri tuhaf bir kadın silüetini halüsinasyon ve uykusuzluk olarak yoran kahramanlarımız  bebek için geceleri yatılı olarak evlerine yerleşecek bir dadı tutmaya karar verirler.Ancak tuttukları dadının daha ilk gecesinde evi epey dağıtırak ortadan kaybolması,Penny ve Alex'in zaten limoni olan arasının iyice gerilmesine sebep olacaktır.Anne olarak bebeğine daha korumacı yaklaşan Penny,Alex'in vurdumduymaz tavırlarından sıkılmaya başlamıştır....


İyi;Oyunculuk,mekan,buhranlı atmosfer.Açıkçası beklentimin daha üstünde başarılı bir kurguyla karşılaştım diyebilirim.Bu filmi sevenler The Baby's Room (2006) ve Fertile Ground (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Senaryonun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi başlıca dezavantajı...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mayıs 2013 | Etiketler : | | |

Nine Miles Down (2009)

Nine Miles Down (2009)
Sahra çölünün en ıssız yerlerinden birinde bir grup bilim adamı son teknoloji sondaj aletlerinin yardımıyla büyük bir izin peşini sürmektedirler.Zira yerin yaklaşık 15 mil kadar altında sonu olmayan bir boşluk olduğu saptanmıştır.Bilim dünyasının epey ilgisini çeken bu durum yaklaşık 25 bilim adamından oluşan uzman bir kafilenin bölgeye akın etmesine sebep olmuştur.Ancak sondajdan birkaç gün sonra çalışma grubuyla telsiz temasının yitirilmesi üzerine Jack Jackman isimli bir güvenlik görevlisi göz atması için bölgeye gönderilir.
Jack yoğun kum fırtınasının ardından ulaştığı istasyonun terk edilmiş olduğunu anlar.Geceyi orada geçiren kahramanımız ertesi sabah oldukça alımlı bir bayanın kuyulara yaklaştığını fark eder.Adının Jennie Christianson olduğunu söyleyen bayan çalışma ekibinden olduğunu belirterek burada korkunç şeyler yaşandığını ve sadece kendisinin hayatta kaldığını anlatır.Bir an önce arkasına bakmadan uzaklaşmak istemektedir.Telsizle merkeze durumu ileten Jack çalışma grubunda hiç bayan bilim insanı olmadığını bilgisini edinir.Jennie ise zamanın daraldığı söyleyerek ikna edici olabilmek için her şeyi anlatmaya karar verir.Sondajın ardından buldukları sonsuz boşluktan ve kaydedilen ses kasetlerinden bahseden kahramanımız,orada acı çeken birileri olduğunu o günün ardından kampta hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını ekler.Bazı metafizik güçlerin ve huzursuz ruhların etrafta belirdiği fikri Jack tarafından komik karşılansa da sondaj istasyonuna geldiği günden beri anlık yanılsamalar ve uykusunda kabuslar görmeye başlayan kahramanımız,yerin 15 mil kadar altında cehennem olabileceği fikrini dillendirir.Zaten Jennie'nin dolaylı yoldan ima ettiği şey ve istasyondaki ölümlerin sebebi de budur.Giderek ruh sağlığı bozulan Jack,bakalım ölen karısının yer aldığı halüsinasyonlarla dolu saatlerin ardından bu gizemli mekandan kurtulabilecek mi?


İyi;Enteresan bir fikirle başarılı bir kurgunun birleşimi olan beyin jimnastiği yapmanıza olanak sağlayan başarılı bir psikolojik gerilim filmi.
Kötü;Biraz daha para harcanıp görsel efektler ve atmosfer iyileştirilebilse çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Would You Rather (2012)

Would You Rather (2012)
Anne ve babasını uzun zaman önce kaybeden İris,ölümün pençesinde kemik iliği kanseri olan erkek kardeşinin (Raleigh) bakımını üstlenmiştir.Raleigh'in durumu gün geçtikçe daha da kötüye giderken kendi hayatını kardeşi için adamaya ve son nefesini verene kadar onun yanında kalmaya kararlı olan İris,kardeşinin doktorunun kendisine yardımsever bir zenginden söz etmesi ile Raleigh'i kurtarabileceği umuduna iyiden iyiye bağlanmaya başlar.Şimdi yapması gereken Shepard Lambrick'in şatafatlı vakıf evinde düzenleyeceği ve kendisi dışında yedi yabancının da yer alacağı bir akşam yemeğine katılmaktır.Günün sonunda Lambrick'in sözünü ettiği oyunun galibi ise vakıfdan sınırsız destek alacak ve bir nevi hayalleri gerçeğe dönüşecektir

Akşam yemeğinde yaşanabileceklerle ilgili birtakım endişeleri olsa da kardeşi için teklifi kabul eden İris,önceden belirlenen saatte özel bir şoförün kendisi evinden alması ile Lambricklere ait malikaneye getirilir.Katılımıyla birlikte son davetlinin de içeri girmesinin ardından yemeğe geçen kahramanlarımız,sohbet sırasında Bay Shepard ve oğlu Julian'ın gerçekten de çok değişik insanlar olduğuna kanaat ederler.Yemeğin sonunda ise büyük salona geçilmesi ile bahsi geçen oyun başlayacaktır.Aralarında belden aşağısı felçli yaşlı bir kadın,asi bir genç kız,Irak'da savaşmış eski bir gazinin de yer aldığı grup,Shepard'ın şu an evi terk etmek isteyen gidebilir önerisini geri çevirerek ne olduu hakkında en ufak bir fikirlerinin dahi olmadığı oyunu oynamaya karar verirler.Sonuçta herbiri paraya ihtiyacı olan ve sevdiklerini kurtarabilmek için mutlaka bir şeyler yapması gereken bireylerdir.Saatler ilerledikçe vakfın sahibi Shepard'ın sapıkça istekleriyle yüzleşmek durumunda kalan kahramanlarımız kendi hayatları ve henüz yeni tanıştıkları insanlar arasında seçim yapmak zorunda bırakılacaktır...


İyi;Esasında tanıdık bir kurgu olsa da oyunculuğun ve grup dinamiklerin iyi kurulması ile seyirciyi pür dikkat kesen,soluksuz izleyeceğiniz başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Bu filmi sevenlerin benzer tarza olan Nine Nead (2010),Panic Button (2011) ve The Method (2005) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Finalde verilmek istenen mesaj başarılı olsa da bu kadar keskin bir sahnenin  dolaysız yoldan gelmesi bende biraz hayal kırıklığı yarattı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mart 2013 | Etiketler : | | |

The Quiet (2005)


The Quiet (2005)
Dot,babasının kaybetmesinin ardından vaftiz ailesi olan Olivia ve Paul Deer çiftinin evine yerleşmiştir.Yedi yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan kahramanımız,üzüntüsünden işitme yeteneğini de kaybetmiştir.Deer çiftinin genç kızları Nina,henüz ilk andan itibaren uzaktan akrabası olsa da Dot'dan negatif enerji almış ve ona olan nefretini açıktan belli etmeye başlamıştır.
Nina ile yaşıt olan Dot,Paul'ün isteği sonrasında onunla aynı okula yazılır.İşitme yeteneği olmadığı ve aynı zamanda görünüşüne de özen göstermediği için Nina'nın arkadaşları tarafından ucube gözüyle bakılan Dot giderek yalnızlaşmaya başlamıştır.Sadece okulun basketbol takımının oyuncusu yarım akıllı Connor ona ilgi duymaktadır.Öte yandan herkesin gıptayla baktığı okulun popüler kızı Nina ise sanılanın aksine hiç de mutlu değildir.Evde çeşitli problemlerle uğraşan kahramanımız annesinin ilgisiz,işkolik,alkol bağımlısı olması ve babasıyla da arasındaki tuhaf ilişki sebebiyle epey sıkıntılı bir dönemdedir.Sakin görümlü babasının zaman zaman sert tepkiler vermesi evde gerilimi tırmandıracaktır.Olan biteni dikkatle gözleyen Dot ise başlarda kendisine düşmanca yaklaşan Nina ile sırlarını paylaşmaya başlar.Evde yalnızca birbirlerine güvenen kahramanlarımız fırtına öncesi sessizliği yaşamaktadır...


İyi;Kasvetli atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Soundtrackler oldukça başarılı.Genel hatlarıyla drama ağırlıklı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Kurgunun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi yer yer sıkıcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

The Skeptic (2009)

The Skeptic (2009)
Genç bir avukat olan Bryan Becket,uzun süredir görüşmediği halasının ölümünün ardından miras işleriyle uğraşmaktadır.Halasının en büyük serveti,aile yadigari olan tarihi malikanenin kendisine kaldığını düşünerek,ev satılana kadar orada zaman geçirmek isteyen kahramanımız,eşiyle (Cassie) de arasının limoni olması sonrasında yanına ufak tefek eşyalar alarak malikanenin yolunu tutar.Cassie ve diğer iş arkadaşları tarafından duygusuz olması ve sadece rasyonel olarak hareket ettiği yönünde eleştiriler alan Bryan,böylelikle kısa süreliğine de olsa kafasını dineleyebilecektir.
Eve taşındığı hemen ilk günde odalardan birinin kilitli olduğunu fark eden kahramanımız yeni evini keşfede dursun,aynı avukatlık bürosundan yakın arkadaşı Sully'nin ziyareti ile biraz olsun neşelenmeyi umar.Ancak ne yazık ki Sully kötü haberler getirmiştir.Halasının mirasının tamamını lokal bir teknoloji enstitüsüne bağışladığını ve bu malikanenin yasal olarak Bryan'a ait olmadığını anlatan kahramanımız,evi boşaltması gerektiğini söylemektedir.Halasının tek yasal vasisi olduğunu ve mirasın kendisine ait olduğunu üstüne basarak tekrarlayan Bryan,halasının bu kurumla nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamak için teknoloji enstitüsünü ziyaret etmeye karar verir.Enstitüye gittiğinde ise sorumlu Dr. Shepard'la tanışıp yetersiz imkanlarla boğuşan,uykusuzluk çeken hastalara alternatif tedaviler üreten ufak bir uyku kliniğe ile karşılaşır.Halasının klinikle ilişkisini sorduğunda ise uyku problemlerinden ziyade evinde yaşadığı  bazı paranormal olaylardan şikayetçi olduğu bilgisini alır.Bu yaşına kadar hep mantığıyla hareket eden kahramanımız için Dr. Shepard'ın söylemleri uydurma bir hikayeden farksızdır.Şimdi yapması gereken halasının mirasının kendisine ait olduğunu mahkemede ispatlamaktır.Öte yandan malikanede zaman geçirmeye devam ettikçe gerçekten de bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamasını uzun sürmeyecektir.Evin mazisine uzanan bir takım karanlık sırlar bulunmaktadır...


İyi;Özellikle ilk yarısı itibariyle gizem seviyesi tatmin edici başarılı bir psikolojik-gerilim yapımı olduğunu söyleyebilirim.Akıcı kurgu ve oyunculuk izlemeye değer.
Kötü;Beklentilerin altında kalan final bölümü filmin bir üst seviyeye çıkmasına başlıca engeli teşkil ediyor.Klasik perili ev klişesiyle başlayıp,yer yer sıkıcı sahnelerin de bulunduğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Şubat 2013 | Etiketler : | | | | |

Ils (aka Them) (2006)

Ils (aka Them) (2006)
Fransız yapımı "Ils",genç bir çiftin başından geçen gerilim dolu olaylarla süslü bir geceye misafir olmamızı sağlıyor.Pek çok yönden,ülkemizde epey ilgi gören La Casa muda (2010) filminin esin kaynağı olarak düşündüğüm "Ils" kesinlikle izlemeye değer...
Clementine Bükreş'te bir Fransız okulunda öğretmenlik yapmaktadır.Arta kalan zamanının çoğunu eşi Lucas ile birlikte kasabadan epey uzaklarda tenha bir çiftlik evinde geçirmektedir.Kahramanlarımız mutlu ve huzurlu yaşantılarına devam ede dursunlar,günün birinde bir gece yarısı evlerinin çevresinde birtakım gariplikler olduğunu keşfetmeye başlarlar...
Dışarıdan sesler gelmekte,ağaçların arasında el feneri ışıkları süzülmektedir.Panik halinde olan bitene göz atmak için bahçeye çıkan genç çiftimiz,birinin arabalarını kaçırdığına şahit olur.Hemen polisi aramak için evlerine döndüklerinde ise bir anda kendilerini dış dünyadan izole edilmiş halde bulurlar.Telefon çalışmamaktadır,dahası evin içerisinde koşuşturma sesleri duyulmaktadır.Dışarıdan yardım gelmeyeceğini anlayan ikilimiz neyle karşı karşıya olduklarını anlamak için kendilerini bir odaya kilitleyip,başlarının çaresine bakmayı düşünürler.Ancak çok geçmeden yeni bir plana ihtiyaçları olduğunu fark edeceklerdir.Gerilim dolu gecede hayatta kalma savaşına girişen genç çiftimiz bakalım sabahı edebilecek mi?


İyi;Film giriş bölümü itibariyle oldukça hızlı başlıyor.Mekan ve oyunculuk tatmin edici.Bunaltıcı,insanı huzursuz eden kurgusu ile rahatsız edici filmler kategorisine alınabilir.Bu filmi sevenler The Strangers (2008) ve Funny Games (2007) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Uzunca bir süre epey sıkıcı tempoda devam eden,zeka parıltısına şahit olamadığımız yer yer mantık hatalarıyla dolu sıradan bir gerilim filmi.Senaryonun vasatlığının yanısıra süre olarak da sadece 77 dakikadan oluştuğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Şubat 2013 | Etiketler : | | | |

5150 Rue des Ormes (2009)

5150 Rue des Ormes (2009)
Genç bir sinema öğrencisi olan Yannick,yeni mahallesinde mini bir belgesel çekmek için bisikletiyle dolaşmaktadır.Aniden önüne bir kedinin çıkması ile çarpmamak için ufak bir kaza atlatan kahramanımız,yara alarak elleri kan içinde kalmıştır.Kasabanın sessiz sokaklarından birinde olan Yannick,hemen yakınlarında bahçesinde taksi olan bir eve doğru yönelir.Zira bisikleti kullanılamaz hale gelmiştir.Taksinin sahibi olan Jacques,orta yaşlarda kır saçlı bir adamdır.Bugün çalışmadığını söyleyerek kahramanımızın taksiyi kullanma talebini geri çevirir.Yannick ise en azından ellerini yıkayabilmek için müsaade istediğini Jacques'ın evine izinsiz bir şekilde giriş yapar.Üst kattan gelen yardım çığlıkları ise bir andan hayatını değiştirmeye yetecektir...
Jacques dışarıdan normal bir aile babası gibi görünen,eşi ve iki kızı olan geçimini taksicilikle sağlayan biridir.Boş zamanlarını satranç oynayarak geçiren Jacques,eski bir şampiyon olup henüz onu yenebilen çıkmamıştır.Yannick'i gördükleri sonrasında esir alarak,odalardan birine hapsedip alıkoymaya başlar.Ona ne yapacağına karar veremeyen kahramanımız bir süre misafir ederek iyi bir insan olup-olmadığını anlamaya çalışır.Öte yandan Jacques'ın büyük kızı Michelle'de babasının öğretileri ile yetişmiş,zaman zaman öfke nöbetleri geçirerek saldırganlaşan genç bir bayandır.Michelle,Yannick evlerine girdiği andan itibaren onu da diğerleri gibi babasının öldürmesi gerektiğini düşünmektedir.Birkaç kez kaçma teşebbüsünde bulunan Yannick ise buradan tek kurtuluşun Jacques'in yaptığı teklif olduğunu düşünmeye başlar.Eğer onu bir kez satrançta yenebilirse serbest kalacaktır.Ancak hayatı boyunca satrançta hiç kaybetmemiş birisini mağlup edebilmek hiç de kolay olmasa gerek?


İyi;Psikolojik gerilim yönünden seyircileri tatmin edebilecek,çoğunlukla tek mekan ağırlıklı olarak ilerleyen bir kurguya sahip.Oyunculuk,atmosfer başarılı.İşin içinde satranç oyunun olması da filme ayrı bir egzotizm katıyor.Yanlış yolda yanlış eve giren meraklı bir gencin,kendi doğrularıyla yaşayan bir adamın enteresan ailesine zorunlu misafir olması...Bu filmi sevenlerin Chained (2012) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Biraz daha aksiyon vaad edebilirdi.Zira sıkıcı olmasa da uzun süre durağan işleyen bir senaryoya sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

The Silence of the Lambs (1991)

The Silence of the Lambs (1991)
Thomas Harris'in kaleminden ustalık eseri olarak dökülen "Kuzuların Sessizliği" Jonathan Demme tarafından 1991 yılında beyazperdeye aktarılmıştır.Yayınlandığı dönemde epey sükse yapan başarılı psikolojik gerilim filmi,kazandığı oscar ödülleriyle de korku-gerilim dalında zirvedeki yerini taçlandıran,sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken zamana meydan okuyan yapımlar arasında gösterilmektedir.Dahası usta oyuncu kadrosu,anlatılmaz yaşanır senaryosu ve hafızalara kazınan sahneleri ile gerçek bir başyapıt... 
Yeni mezun olmuş FBI Ajanı Clarice Starling, (Jodie Foster) Buffalo Bill adında orta batıdaki genç kadınları
kaçırıp öldüren bir psikopatın katilin davranışları ardında yatan psikolojik nedenlere ait ipucu bulması için 
görevlendirilir. Bunun için aklını yitirmiş bir mahkumla görüşmesi gerekmektedir. 
Mahkum psikiyatr Dr. Hannibal Lecter'dan (Anthony Hopkins) başkası değildir.Çevresindekiler ona akıl hastası gözüyle baksa da aslında gerçek bir dahi olan Lecter,yardımcı olması karşılığında Starling'in kendi karışık yaşamından detayları öğrenmek ister. Bu çarpık ilişki Starling'i yalnızca kötü etkilemekle kalmaz, aynı zamanda deli bir katille yüz yüze gelmesine sebep olur.
Starling, Lecter'ın katili tanıdığından şüphelenmektedir ancak Lecter katilin kim olduğu sorularına kelime oyunları ile karşılık vermektedir. Buffalo Bill'in son ele geçirdiği kurbanı Tennessee Senatörü'nün kızı olunca olay büyür.Senatör Lecter'a bildiklerini anlatması karşılığında aracı vasıtasıyla anlaşma sunar.Lecter bu anlaşmaya uyacağını ancak Senatör'e cevabı kendisinin vermesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine görüşme ayarlanır. Lecter ayrıntılı bir tarih ve adres verir ancak katilin adında gene bir kelime oyunu yaparak yalan söylediğini düşünmelerini sağlar. Bununla yetinmeyip tutulduğu hücreden zekice bir planla kaçmayı başarır.Öte yandan Starling, Lecter'ı çözdüğünü düşünmektedir ve sonunda katilin bulunduğu yeri öğrenir ancak ekip arkadaşları kendisinden 400 mil uzaktadır, kahramanımız tek başına kalmıştır...


İyi:Anthony Hopkins'in 16 dakika gibi kısa bir sürede sergilediği muhteşem performansı. Filmin 1991'de çekilmiş olmasına rağmen zaman kavramını aşarak hala izleyicilerin aklına aynı düşünceleri, aynı soruları getirmesi.Serinin ilk filmi olma özelliğini de taşıyor.Devam filmleri;The Silence of The Lambs(1991), Hannibal(2001), Red Dragon(2002), Hannibal Rising(2007)
Kötü;-
Editör'ün Puanı

(Bu inceleme Can Sarpkaya tarafından After Dark Horror Movies için hazırlanmıştır.)
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2013 | Etiketler : | | |

Secret Window (2004)

Secret Window (2004)
Ünlü korku-gerilim yazarı Mort Rainey,eşiyle boşanma arifesine geldikten sonra zamanının çoğunu boş işlerle geçiren,bir satır dahi yazıp-çizemeyen eski üretkenliğinden eser kalmamış deyim yerindeyse farklı bir adama dönüşmüştür.Öncesinde yazdıklarını değerli kılan yaratıcılığın bir anda kaybolması ile buhranlı bir döneme giren kahramanımız,gününün çoğunu yatakta geçirerek aylak bir yaşantı sürmektedir.
Günün birinde John Shooter adlı birinin kapısına dayanması ve kendi hikayelerini çalarak ün yaptığını ima etmesini ile halihazırda büyük sıkıntılarla boğuşan kahramanımızın yaşantısı daha da stresli bir hale bürünecektir.Gözlerden uzakta bir göl evinde tek başına yaşayan Rainey,şimdi de bu davetsiz misafirin çılgınca iddiaları ile sarsılmıştır.Zira John giderek ısrarlı bir şekilde kendisine yapılan haksızlığın telafi edilmesini istemektedir.Rainey ise hayatına ansızın giren bu adamın lafdan sözden anlamayan bir psikopat olduğunu düşünmektedir.Kitaplarının tamamen özgün olduğunu ve yazılma aşamasında kimseden yardım almadığını söylese de bir türlü ikna edici olamamaktadır.Öte yandan  John ise adaletin sağlanması için kendi bildiğini okuyup,düşmanca bir tavır sergilemeye başlar.İkili arasındaki gerilim tırmanarak,sataşmaların çok daha ötesinde bunaltıcı bir hal alacaktır... 

İyi;Her şeyden önce Stephen King'in kaleminden dökülmüş son derece başarılı bir kitabın uyarlaması.Başrolde usta oyuncu  Johnny Depp'in olması hikayenin derinlik kazanmasını sağlıyor,buhranlı atmosfere sahip tipik psikolojik gerilim filmlerinden biri.İlk yarısı itibariyle gizem-gerilim seviyesi tatmin edici.
Kötü;Malesef final sürpizlerden uzakta,aşağı yukarı bu tarz filmler izleyenlerin rahatlıkla tahmin edebileceği bir şekilde sonlanıyor.Yer yer oldukça sıkıcı bir hal aldığını da ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

Nine Dead (2010)

Nine Dead (2010)
Dokuz yabancı yaka paça kaçırılarak depo benzeri havasız bir odaya kapatılırlar.Maskeli gizemli bir adamın kendilerini hapsettiğini öğrenen kahramanlarımız,ellerindeki kelepçelere rağmen dışarı çıkabilmek için debelenmeye başlarlar.Çok geçmeden maskeli katilin neden burada olduklarını sorması ve bunun cevabının aralarındaki iletişim sonrasında ortaya çıkacağını söylemesi ile gergin bekleyiş tırmanacaktır.Zira onar dakika arayla odaya geleceğini söyleyen katilimiz,kurbanlarının neler olup bittiğini çözememesi halinde teker teker aralarından birini vuracağı korkusunu salmaktadır.
Hesapta birbirlerini tanımayan dokuz yabancı başlarda olayın ciddiyetinden uzakta yardımlaşmayı reddetmektedirler.Bunun polislerin işi olduğunu varsayarak,işledikleri suçları bu şekilde itiraf etmelerini sağlamaya çalıştıklarını düşünürler.Ancak odada bulunan zaman sayacının çalışması ile on dakikaları olduğu gerçeği ile yüzleşen kahramanlarımız,eteklerindeki taşları dökmeye başlarlar.Çoğunlukla çeşitli suçlara bulaşmış sert mizaçlı karakterlerden oluşan grupta;yaşlı bir peder,savcı yardımcısı bir bayan ve asyalı ingilizce bilmeyen orta yaşlarda bir kadın dikkatleri üzerine çekmektedir.Maskeli katilin aralarındaki bağlantıyı kendilerinin keşfetmesi yönünde baskılarını arttırması ile diyaloğu ilerletmeye başlayan talihsiz kahramanlarımız tebeşir yardımıyla ufak anekdotlar not almaya çalışırlar.Kısa süre sonra geçmişte aralarından bazılarının yollarının kesiştiğini keşfetmeleri ile zaman çizelgesi oluşturarak katilin kim olduğunu kestirmek için çaba harcayan Eddie,kafasında bazı soruların cevabını aramaktadır.Belli ki zamanında bir şekilde katkılarının olduğu polisiye bir olay birilerinin canını sıkmayı başarmıştır.Şimdi de bunun diyetini ödemek zorunda olan dokuz yabancı,buradan sağ çıkmak istiyorlarsa taşları yerlerine oturtmalıdırlar.


İyi;Tipik tek mekan filmlerinden biri.Diyaloglar,kurgu vs sürükleyici.Bu yapımı sevenlerin Panic Button (2011),Exam (2009),The Method (2005) filmlerine de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Ufak mantık hataları yok değil.Final hakkında olumlu şeyler söylemek mümkün değil.Başarılı şekilde ilerlerken son bölümde bir çuval inciri mahvetmişler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Jekyll + Hyde (2006)

Jekyll + Hyde (2006)
"Hep başka biri olmayı düşledik.Yeniden doğmak,yeniden başlamak için farklı yollar denemek istedik.Tek sorun buna izin vermek kanser gibi sizi tüketir.Bu hikaye aslında ilk defa anlatılmıyor ve asla sonuncusu da olmayacak."
İskoç romancı Robert Louis Stevenson'ın kaleminden dökülen ünlü eser "Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde" (türkçeye değişik zamanlarda farklı isimlerle tercümeleri yapılsa da en bilinen adı "Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ın Tuhaf Vakası") günümüze kadar pek çok filme konu edinmiştir.Romanın temasından bazı ilavelerle farklılaşarak ortaya çıkan bu yapımlar arasında güncele yakın olan "Jekyll + Hyde" korku-gerilim öğelerinin pek betimlenemediği daha çok psikolojik yönü ile ağır basan bir filme dönüşmüş.
Romanda kişilik bölünmesi yaşayan Dr. Henry Jekyll'ın zaman zaman tamamen tezat bir karaktere bürünmesi üzerinden ilerleyen kurgu,bu filmde ise tıp fakültesi öğrencisi Henry “J” Jekyll ve yakın arkadaşlarının yasa dışı yollardan kendileri üzerinde uyuşturucu haplar denemeleri ve sonrasında işlerin kontrolden çıkması anlatılıyor.Yakın arkadaşı Mary'nin ölümünden kendisini sorumlu tutan Jekyll,giderek içine kapanmaya başlar.Diğer yandan da her zaman birincilerin hatırlandığı ikincilere bu hayatta yer olmadığı düşüncesi zihninde karışıklıklara neden olmaktadır.Trajedik sonuna doğru aldırmaksızın yol alan kahramanımız,yanılsamalar ve duygusal çöküşler içerisinde aynı bedeni paylaşan iki yabancıya bölünmüştür.

İyi;Filmin baştan sona depresif bir havası olduğunu ve bunun muazzam soundtracklerle birleşerek izleyiciyi farklı bir boyuta taşıdığını söyleyebilirim.Aynı zamanda bol bol felsefik cümlelerin de yer aldığı değişik duygular yaşamanızı sağlayabilecek farklı bir yapım.Bu arada filmin posterinin de epey ilgi çekici olduğunu ekleyeyim.Son bir not olarak soundtrack Tom McRae - You Cut Her Hair...
Kötü:İşin gerilim yanı neredeyse yok gibi.Bazı sahne geçişleri amatörce.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |