Güncel İncelemeler;

Visions (2015)

Visions (2015)
Geçirdikleri ölümcül trafik kazası sonrasında Los Angeles'dan ayrılmaya karar veren David-Eveleigh çifti, her şeyi geride bırakarak yeni bir başlangıç yapmaya karar verirler. Elim kazanın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen psikolojik olarak travmalar yaşayan Eveleigh, David'in de ısrarları üzerine yeniden hayata tutunup aile olmaya gayret göstermektedir. 
Visions (2015)
Napoli ailesine ait buram buram tarih kokan bir üzüm çiftliğinde eski bir malikaneye yerleşen genç çiftimiz, kaliteli şaraplar üreterek geçimlerini sağlamak niyetindedirler. Öte yandan çok geçmeden Eveleigh'den gelen mutlu haberler çiftimizin bebeklerini kucaklamak için gün saymalarına vesile olur. Travma sonrası antidepresan kullanmaya mahkum edilen Eveleigh, bebeğin haberini alır almaz ilaçlarına ara verir. Bütün gün David üzümlerin kalitesini arttırabilmek için uğraşırken, eve mahkum kalan Eveleigh ise ilaçları kesmesinin de etkisiyle bir takım yanılsamalar yaşamaya başlar. Dahası evde tuhaflıklar sezen, gizemli fısıltılar işiten kahramanımız, eşyaların yer değiştirmesi gibi çeşitli ürpertici olaylar da gözlemlemeye başlar. David ise olan biteni ilaçları kesmesinin ardından ortaya çıkabilecek rutin yan etkiler olarak düşünmektedir. Gebeliği ilerledikçe daha fazla depresif bir kimliğe bürünen Eveleigh, evin mazisini araştırarak kendisini rahatsız eden şeyin ne olduğunu bulup delirmediğini ispatlama çabasına girer. Doğum yaklaşmaktadır...
İyi; Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı. Kurgusal olarak zekice hazırlanmış güzel bir hikayeye sahip. Gerilim seviyesi tatmin edici.
Aktristin hamile olduğu ve gebelik sürecini konu edinen farklı filmler için Rosemary's Baby (1968), To Let (Para entrar a vivir) (2006)Inside (2007) ve The Clinic (2010) yapımlarına göz atabilirsiniz.
Kötü; Sürükleyicilik açısından zaman zaman tıkanan, sıkıcı sahneler barındıran vasat bir yapım.  
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Ekim 2015 | Etiketler : | | | |

The Gift (2015)

The Gift (2015)
Simon-Robyn çifti Chicago'dan ayrılarak Simon'un gençliğinin geçtiği kasabaya yerleşirler. İlişkilerinde yeni bir başlangıç için öncesinde kötü tecrübeleri olsa da bebek yapmak niyetinde olan kahramanlarımız bu sayede iyi bir aile olabileceklerini düşünmektedirler. 
The Gift (2015)
İş hayatında gün geçtikçe daha da zirveye oynayan ve aranan adam olan Simon, Robyn'nin de yeniden kalbini kazanmak ve bu sayede özel hayatındaki sorunları aşmak istemektedir. Yeni evlerine taşınan genç çiftimiz Simon'un okul yıllarından tanıdığı eski bir ahbabı ile karşılaşırlar. Simon'u görür görmez tanıyan ve ona samimi davranan Gordo, yardımcı olabilmek için elinden geleni yapmaya hazır kıtadır. Gordo'yu zor da olsa anımsayan Simon ise mesafeli yaklaşıp soğuk tavırlar takınarak, Robyn'in aksine ondan kurtulmaya çalışır. Ertesi gün çiftimize hoşgeldin demek için evlerini ziyaret etmeye gelen Gordo, Robyn'in de sıcak davranmaya başlayınca Simon'ın canını sıkar. Robyn'e Gordo'nun okul yıllarında tuhaf biri olduğunu ve onunla kimsenin arkadaşlık yapmak istemediğini anlatan Simon, uzak durmaları gerektiğini söyler. Dahası Gordo'nun açıklarını yakalayan Simon, bir daha onunla görüşmeme konusunda diretir. Öte yandan af dilemek için ufak bir mektup kaleme alan Gordo, en iyisi geçmişi geçmişte bırakalım gibilerinden bir şeyler karalamıştır. Gordo ve Simon arasında geçmişte neler yaşandığını kafaya takan Robyn bir türlü Simon'un ağzından laf almayı beceremez. Gordo'ya ise Simon'un kabalıklarından dolayı  özür borçları olduğunu düşünmektedir. Zamanla Gordo meselesi Robyn için takıntıya dönüşmeye başlar. Çok geçmeden genç çiftimizin kapılarında Gordo'dan gelen bir hediyeyle karşılaşırlar. Gerçekten de geçmiş geçmişte mi kalacaktır?
İyi; Uzun süredir beklediğim psikolojik-gerilim filmlerinden biri olan 'The Gift' gizem seviyesi, oyunculuk ve atmosfer olarak beklentilerimi karşıladı diyebilirim. Tipik intikam filmlerinden farklı daha rahatsız edici bir kurguya sahip. 
Kötü; Daha sürükleyici ve hızlı ilerleyen bir kurgu kaliteyi üst seviyeye çekebilirdi. Finalin daha farklı olmasını isterdim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2015 | Etiketler : | | | | |

Devoured (2012)

Devoured (2012)
Lourdes, hasta oğlu Oliver'ı ameliyat ettirebilmesi için gerekli olan parayı kazanmak adına memleketi El Salvador’dan New York'un yolunu tutmuş genç bir bayandır. Gözlerden uzakta köhne bir Fransız restoranında geceleri temizlik işlerini yürüten ve son derece kısıtlı paralar kazanan kahramanımız, tüm enerjisini oğlunu hayata döndürecek operasyon için para biriktirmeye yoğunlaştırmıştır.
Devoured (2012)
Yeteri parayı bulabilmek için tüm masraflarını minimuma çeken izbe bir dairede yaşayan Lourdes, işten vakit bulabildiği zamanlar belki de tek neşelendiği anlar olan El Salvador'daki annesini arayarak Oliver'in sesini duymaktadır. Bir an evvel operasyonu karşılayabileceği parayı bularak ülkesine dönmeyi uman kahramanımız canını düşüne katarak çalışmaktadır. Öte yandan yüzünün gülmemesi ve somurtkan görüntüsü nedeniyle kıskanç patronunun baskısına maruz kalmaya başlayan Lourdes, yoğun çalışma temposundan mı olsa gerek saatlerce tek başına düzenlemeye çalıştığı restoranda bir takım yanılsamalar görür. Sebepsiz yere lambalar patlamakta, bir takım eşyalar yer değiştirmekte ve özellikle restoranın bodrum katından ürkütücü sesler gelmektedir. Sürekli rahatsızlık vermeye başlayan gizemli bir adamın nefesini ensesinde hisseden kahramanımız iyiden iyiye fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmaktadır. Yoğun stres yetmezmiş gibi bir de paranormal olayların vuku bulması zaten nefes almakta zorluk çektiği hayatını daha da güçleştirir. Oğlunun onuncu yaş günü için ona ufak bir hediye gönderen Lourdes, yine çaresizce restoranın yolunu tutar. Ne var ki bu gece diğerlerinden çok daha uzun geçecektir...
İyi; Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen özellikle Marta Milans'ın oyunculuğuyla dikkat çeken, kurgu ve mekan seçimlerinin de ortalamanın üstünde olduğunu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi. Gizem seviyesi ve atmosfer de son derece etkileyici. Finale doğru giderek tırmanan gerilim tipik tek mekan konsepti için de ideal şekilde seyirciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü; Marta Milans'a ayak uyduramayan diğer oyuncular ve nispeten klişe senaryo...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Eylül 2015 | Etiketler : | | | | |

Creep (2014)

Creep (2014)
Amatör bir kameraman olan Aaron,günü-birlik bir iş için şehir dışına çıkar.Josef isimli iş vereni bol para vaat ettiği iş için şimdiden ödemeyi peşin yapmıştır ve oldukça samimi görünmektedir.Aaron'a kısmen acıklı hikayesini anlatan ve onunla dost olmayı uman Josef,günün sonunda yeni bir arkadaş edineceğinden emin davranmaktadır.
Creep (2014)
Yıllar önce kanseri yendiğini ve evlenip güzel bir düzen kurduğunu anlatan Josef,ne yazık ki yakın zaman evvel beyninde tümör olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır.İşte tam da bu noktada,eşinin doğuma hazırlandığı sırada sadece birkaç aylık ömrü olduğunu öğrenmesinin ardından Aaron'ı işe alarak ondan kendi belgeselini yapmasını istemektedir.Josef bu belgesel sayesinde ne yazık ki babasını tanıma şansı olmayacak bebeği için ufak bir hediye bırakmak istemektedir.Josef'in hüzünlü hikayesine kulak veren ve onun için gerçekten de en iyisini yapmaya söz veren Aaron,elinde kamerasıyla gün boyu Josef'in peşinde koşuşturur.Gün sonunda artık eşyalarını toplayıp evine gitmek istediğinde ise ev sahibinin son bir içki ısmarlama ikramını geri çevirmek istemez.Sürekli kendisiyle ilgili yeni hikayeler paylaşan ve Aaron'ı da yakından tanımak için sorular soran Josef,en nihayetinde kahramanımızı sıkmaya başlar.Dahası anlattıkları Aaron'ın yavaştan gerilmesine ve kişiliğiyle ilgili şüpheler duymasına sebep olmuştur.Gecenin zifiri karanlığında Aaron tam da yola koyulmak için müsaade istemişken arabasının anahtarlarını kaybettiğini fark eder.İyiden iyiye huzursuzlaşmaya başlayan kahramanımız iş vereninin samimi görüntüsünün ardında bir şeyler sakladığını düşünmektedir...
İyi;Sadece iki aktörden oluşan kadrosuna rağmen gerilim yönü yüksek,sıkılmadan izleyebileceğiniz başarılı bir yapım.Gerilimi tırmandırdığını düşündüğüm el kamerası teknikleriyle çekilmiş olması,üst düzey oyunculuk ve sürükleyici kurgusuyla göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir film.Genel görüntü itibariyle biraz Scenic Route (2013) filmini de anımsatmıyor değil.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Eylül 2015 | Etiketler : | | | |

Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)

Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)
Kız kardeşi La Niña ile beraber Madrid'de köhne bir apartmanda yaşayan Montse,açık alan korkusu olan agorafobik bir kadındır.Çocukluk yıllarından beri kapının ardına bir adım dahi atmayı başaramayan kahramanımız,kardeşi ve kendi geçimini sağlamak için evini ufak bir konfeksiyon bürosu şeklinde işleterek hayatını kazanmaktadır.
Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)
Aynı zamanda abla-kardeş koyu bir katolik gelenekten kalma tutucu bir aile yapısına sahiptirler.Her ne kadar La Niña'nın doğumu sırasında annelerini kaybetmiş olmaları büyük bir talihsizlik olsa da yıllar sonra tekrar kader ağlarını örer ve bu sefer de savaş sırasında babalarını kaybederler.Sözün kısası abla-kardeş hayatı beraber göğüslemek zorunda kalırlar.La Niña okul çağlarına geldiğinde,ablasına tezat şekilde son derece özgürlüğüne düşkün bir karaktere bürünür.Ablasının aksine dışarıdaki dünyanın güzelliklerini görmekten kendisini alıkoyamayarak normal insanlar gibi rutin bir hayat sürmektedir.Aynı zamanda ablasının da dış dünya ile tek bağlantısıdır.Günün birinde La Niñaokuldayken,Carlos isimli üst kat komşularının merdivenlerden yuvarlanarak kan-revan içinde kapılarının önüne düşmesiyle Montse büyük panik yaşar.Komşusu olduğundan dahi haberi olmasa da insanlık gereği yardıma muhtaç adamı sürükleyerek evine alır.Onu yatağa yatırarak yaralarını temizler,kırılan bacağıyla ilgilenir.Carlos ayıldığında kendisine şefkatle yardım eden Montse'ye teşekkür eder ve artık daha fazla zahmet etmemesini ister.Telefonu kullanıp bir arkadaşını çağırarak onun yardımıyla evine gidebileceğini düşünmektedir.Öte yandan okuldan gelen La Niña,ablası saklamaya çalışsa da Carlos'un varlığından haberdar olur...
İyi;İspanyol yapımı filmler her daim farklı bir atmosfere sahip olurlar.Shrew's Rest'de bu anlamda sürükleyici kurguya sahip,1950'ler İspanya'sında geçen tipik dram-gerilim filmlerinden veri.Oyunculuk başarılı.Final sürpriz.Bu filmi sevenlerin Misery (1990) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Konsept olarak bu tarz psikolojik gerilim filmleri genel olarak durağan bir kurguya sahip olsa da daha hareketli bir ilk yarı,giderek yükselen tansiyon geçişi için de daha hoş olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Starry Eyes (2014)

Starry Eyes (2014)
Sarah lokal bir fastfood firmasında çalışan güzel, alımlı bir genç kızdır. Rüyalarını süsleyen Hollywood hayalleri ve bir gün ünlü olacağına dair inancıyla hayattan her zaman daha fazlasını istemektedir...
Starry Eyes (2014)
Arkadaşlarının çekmeyi planladığı ufak filmde başrolü kaptırmasının ardından onlarla yolları ayırarak internette bulduğu Astreus yapım şirketine ait bir senaryoya bütün zamanını harcamaya başlayan Sarah, rolü kapabilmek için mülakatta en iyi performansı sergilemek zorundadır. Eleme günü verilen ufak diyalogları adeta yalayıp yutan kahramanımız her şeyin mükemmel gittiğini düşünse de yapımcılardan beklediği ilgiyi görmez. Bunun üzerine yaşadığı büyük hayal kırıklığının etkisiyle tuvalette ufak bir sinir krizi geçiren Sarah tam evine dönmek için hazırlanırken kendisine yeni bir şans verilmesi ile talihinin dönmeye başladığını hisseder. Meşhur bir aktrist olma hayallerinin ilk adımını attığını düşünen kahramanımız yakın çevresinden de şirketle ilgili olumlu referanslar aldıkça daha da öz güven kazanır. Çok geçmeden beklediği telefonun gelmesiyle prodüktör ile görüşmek üzere davet edilen Sarah artık rolü kaptığından emindir. Öyle ki uzun süredir sadece kirasını ödeyebilmek için nefret ederek yaptığı işinden ayrılır. Arkadaşlarına karşı sınırlar koymaya başlar. Davete katılan Sarah görüşmeden istediğini almayı başaramaz. Dahası Astreus şirketinin beklentilerinin ötesinde karanlık bir yanı olduğunu keşfeder. Yeniden eski hayatına adapte olmaya çalışsa da kurduğu düşler ve ünlü olma hevesi peşini bırakmaz. Şansını yeniden denemeye karar veren kahramanımız giderek yok oluşa sürüklenir. Yapımcıların istediği şeye dönüşebilmesi için kendini bırakması gereklidir... 

İyi; Satanizm temalı, gerilim dolu kurgusuyla izlemenizi tavsiye edebileceğim bir yapım. Oyunculuk, tekinsiz atmosfer ve drama ile yoğrulan gerilim başlıca artılar.
Kötü; Ticari kaygılardan olsa gerek korku-gerilim dozunu arttırabilmek için tercih edilen bol kanlı sahneler olmasa,psikolojik yanı ağrılıklı bir final  tercih edilse sanki daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Kasım 2014 | Etiketler : | | | |

Eliza Graves (2014)

Eliza Graves (2014)
Oxford mezunu idealist doktor Edward Newgate,insan psikoloji üzerine çalışmalar yapmak üzere taşrada bulunan eski bir mental kliniğin yolunu tutar.Teorik bilgi birikimini pratik tecrübeler edinerek geliştirmeyi uman kahramanımız Dr.Salt'a referanslarını yer aldığı bir mektup yollayarak yakın zamanda orada olacağının bilgisini verir.
Eliza Graves (2014)
Şehir merkezinden epey uzaktaki kliniğe en nihayetinde ulaşmayı başaran Dr.Edward silahlı güvenliklerin kapıda kendisini karşılaması ile epey panikler.Dahası kliniğin kampüsüne girdikten sonra şaşkınlığını giderek artar.Sis bulutları içerisinde ormanlık bir arazinin dağlık yamacında yer alan klinik adeta dış dünyadan izole kasveti bir kaleyi andırmaktadır.Hastane sorumlusu Dr.Salt'ın karşılamasını bekleyen kahramanımız Dr.Silas ile tanışır.Silas kliniğin sorumlusudur ve işlerin gidişatı hakkında ufak bir brifing verir.Burası tüm Britanya'daki kliniklerden oldukça farklıdır.Zira burda akıl hastası olarak tutulan kişiler arasında çok zenginlerlerin yakınları olduğu gibi hatta kralın soyundan gelenler dahi bulunmaktadır.Anlaşılacağı üzere esasında tümü iyi eğitimli yetişkinlerden oluşan hastalar Dr.Edward için inanılmaz bir deneyim olacaktır.Öte yandan Silas'ın çalışanlarına ve hastaneye inanılmaz hakim görüntüsü daha şimdiden ilham kaynağı olmaya başlamıştır.Edward'ın gelişini onurlandırmak için özel bir akşam yemeği organize eden Silas'ın çalışma şekli ve hastalarla ilişkisi daha ilk andan itibaren Edward'ın ilgisini çekmeyi başarır.Silas,hastaların şiddetle değil onlara değer verilerek iyileşebileceklerini düşünmektedir.Zira yemekte de hastalar ve çalışanların birlikte aynı masaları paylaşarak oturmaları Edward'ın gözünden kaçmaz.Geceye ait asıl sürprizse sanki buraya ait değilmiş görüntüsü veren ve son derece alımlı bir bayan olan Eliza'nın kahramanımızla tanışması olur.Edward'a soğuk davranan Eliza,derhal gitmesini istemektedir.Edward ise burayı mükemmel bir kariyer basamağı olarak görmektedir.Çok geçmeden Eliza'nın haklı olduğu ortaya çıkar...
İyi;Oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı,20.yy'ın başlarında geçen etkileyici bir dönem filmi.Genel olarak 'asylum' (akıl hastanesi) konseptinde yer alan psikolojik-gerilim ağırlıklı yapım iddaalı oyuncu kadrosunu da hesaba katarsak göz atılması gereken bir alternatif. Modern korku-gerilim ve polisiye romanlarının  öncülerinden olan Amerikalı yazar Edgar Allan Poe'nun kısa hikayelerinden birinin uyarlaması olması da başka bir detay...
Kötü;Daha tempolu,daha sürükleyici kurgulanabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2014 | Etiketler : | | | |

The Babadook (2014)

The Babadook (2014)
Amelia,doğumu esnasında kendisini hastaneye yetiştirmeye çalışan eşini talihsiz bir kaza sonrasında kaybeder.Deyim yerindeyse oğlunu kucağına aldığı gün eşini toprağa verir.Yıllar sonra dahi eşinin ölümünü kabul etmekte zorlanan kahramanımız ele avuca sığmayan yaramaz oğlu Samuel'le birlikte yaşamını sürdürür.
The Babadook (2014)
Yaşlı hastalara bakım yapan ve onlarla ilgilenerek geçimini sağlayan Amelia,oğlunun haylazlıklarından bunalıp yalnızlığın da etkisiyle stres dolu depresyonlu bir döneme sürüklenir.Zira Samuel'in akranlarına göre hiperaktif olmasının yanı sıra hırçın karakteri ve zaman zaman çevresindekilere zarar verir tutumları Amelia'nın öz kız kardeşi de dahil olmak üzere herkesi bunaltmıştır.Oğlunun okuldan uzaklaştırma cezası almasıyla işini bir kenara bırakıp günlerinin tamamını onunla birlikte geçirmeye başlayan Amelia,dış dünyadan izole evin içerisine kapanmak zorunda kalır.Samuel'i uyutabilmek için her gece masallar okuyan kahramanımız Samuel'in seçtiği ve rafa nasıl geldiğini hatırlayamadığı kırmızı ciltli 'The Babadook' isimli kitabı okumaya başlar.Kitapta söz edilen ve geceleri geldiğinden bahsedilen Babadook sayfaları okumaya devam ettikçe giderek ürkütücü bir hal alır.Amelia hemen kitabı kaldırıp Samuel'e bir daha Babadook'dan söz etmemesini tembih etse de  iş işten geçmiştir.Samuel kitabı takıntı haline getirip Babadook'un annesini ele geçirmeye çalıştığını düşünmeye başlar.Öte yandan geceleri evden gelen takırtılar Amelia'nın uyku düzenini alt üst eder.Uzunca bir süre işe gitmemeye ve dinlenmeye karar veren kahramanımız Samuel yetmezmiş gibi bir de uykusuzluktan muzdarip bitkin düşer.Geceler kabusa dönüşmüş,zaman geçmez olmuştur.Öncesinde silik birer fısıltı olarak kalan düşünceler giderek güçlenip Samuel'in söylediklerini doğrular gibidir..Kitapsa her ne kadar yok etmekle uğraşsalar da bir şekilde karşılarına çıkmaktadır...
İyi;Oyunculuk ve gerilim dolu atmosfer başlıca artılar.Düşük bütçeli olmasına rağmen şans verilmesi gereken bir alternatif.
Kötü;Zaman olarak uzun bir yapım olmasa da yer yer kopuk ilerleyen kurgu sıkcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Kasım 2014 | Etiketler : | | |

The Ward (2010)

The Ward (2010)
Yıl 1966.Kristen avcunun içinde adresi olan eski bir çiftlik evini ateşe verir.Polisler tarafından yakalanan genç kız sadece kadın hastaların bulunduğu North Bend Akılhastanesi'ne kapatılır.Neden çiftlik evini yaktığını hatırlamayan kahramanımız deli olmadığını haykırarak bir an evvel buradan çıkmak istemektedir.
The Ward (2010)
Hastanenin baş sorumlusu olan Dr. Gerald Stringer deneysel terapi yöntemleri uygulayan orta yaşlarda bir bilim adamıdır.Kristen hakkında teşhisi ise o gün yaktığı evle birlikte kendi geçmişini de hafızasından söküp attığıdır.Iris, Emily, Sarah ve Zoey isimlerinde kendisi gibi tedavi için burada tutulan dört bayanla tanışan Kristen,Tammy isimli gizemli bir şekilde ortadan kaybolan kızın odasına yerleştirilir.Tammy'nin ölümünün ardındaki sır perdesini araştırmaya koyulan kahramanımız çok geçmeden hastanede bir takım şeylerin yolunda gitmediğini anlar.Loş koridorlardaki karartılar,sürekli enselerinde hissettikleri düşmanca bir nefes gerilimi tetikleyecektir.Öte yandan tedavisi tamamlanan ve eve dönüş vizesi alan Iris'in ansızın ortadan kaybolması dikkatleri Alice ismi üzerine çekecektir.Ancak hastanenin eskilerinden Alice hakkında kızların konuşmaya yanaşmaması Kristen'in işini epey zorlaştıracaktır.

İyi;Atmosfer bakımından başarılı bir gerilim filmi.Yönetmen koltuğunda Carpenter,başrolde korku sinemasına çok yakıştırdığım Amber Heard'in olmasına da diğer artıları.
Kötü;Yönetmen John Carperter olunca tabii ki filmden daha fazlası bekleniyor.Korkunun ustasının yıllar sonraki geri dönüşü ne yazık ki daha önceki eserlerinde damakta bıraktığı o alışılagelmiş tadı aratıyor.Senaryo vasat,sürprizden uzak final de buna eklenince büyük bir hayalkırıklığına dönüştüğü aşikar.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Nisan 2014 | Etiketler : | | |

The Bunker (2001)

The Bunker (2001)
2.Dünya Savaşının sonlarına doğru Amerikalılar tarafından kuşatılan yedi kişilik bir Alman askeri birliği,Almanya-Belçika sınırındaki eski bir sığınağa hapsolurlar.İçeride sadece iki asker;genç bir er ve 1.Dünya Savaşını görmüş yaşlı bir asker bulunmaktadır.Yetersiz mühimmat ve lojistik destek yetmezmiş gibi üstlerine rapor veren askerler yardıma kimsenin gelmeyeceği bilgisiyle bir başlarına kalırlar.
The Bunker (2001)
Amerikalıların her an baskın yapma olasılıkları ve komuta zincirindeki bazı sürtüşmeler sığınaktaki endişe ve gerilimi tetiklemeye başlar.Öte yandan ikinci bir plan olarak kaçış güzergahı aramaya başlayan askerler sığınağın çok eski zamanlardan kalma bir tünelin üzerine kurulduğunu keşfederler.Yaşlı askerden tünellerle ilgili ne biliyorsa anlatmasını isteyen komutan,duyduğu ürpertici hikaye sonrasında oradan uzak durmaya karar verir.Öte yandan tünele girmekte ısrar eden bir grup asker ise içeride mühimmat olabileceğini düşünmektedir.Çok geçmeden yaşlı askerin geceleri herkes uyuduktan sonra gizlice tünele indiğini fark eden kahramanlarımız orada neler olup bittiğini öğrenmek için göz atmaya karar verirler.Tünelin kapılarının açılması ile bir takım gizemli,mistik olaylar yaşanmaya başlar.Uzun yıllardır kimsenin girmediği tünellerde asla yüzleşmeye cesaret edemeyecekleri derin korkular barınmaktadır...
Bir uçurumun içine baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakar.(Nietzsche)

İyi;Mekan ve atmosfer olarak başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Arka planda 2.Dünya Savaşı bağlantısının da olması bonus olmuş diyebiliriz.
Kötü;Yavaş ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı hale gelebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | | |

La senda (2012)

Saygın bir satranç şampiyonu olan Raul,ailesiyle daha fazla zaman geçirebilmek ve eşi Ana ile olan problemlerini düzeltebilmek için gözlerden uzakta eski bir dağ evini kiralar.Gerek çevrelerinde her işe karışan komşularının olmaması gerekse zamanlarının çoğunu esir alan tv vs gibi teknolojik aletlerin bulunmaması Raul için ideal ortamı sağlayacaktır.
La senda (2012)
Oğlu Nico'yla da bol bol satranç oynayıp aralarındaki buzları eritmeyi planlayan kahramanımız her şeyin yolunda gideceğinden emindir.Ta ki yerleşmelerinin ertesi günü ev sahibinin yardım için yolladığı yakışıklı marangoz Samuel gelene dek.Orta yaşlarda karizmatik bir adam olan Samuel yardımsever tavırları sonrasında Ana'nın kalbini kazanır.Ana'nın Samuel'e olan samimi ilgisinden rahatsız olmaya başlayan Raul,ikisinin daha önce tanışmış olabileceğinden kuşkulanmaya başlar.Öte yandan Samuel sürekli ziyarete gelmekte,Raul'un hoşnutsuz tutumuna aldırış etmemektedir.Raul,hayatlarına ansızın giren bu yabancının Nico'yla da arasını iyi tutarak kendisini dışarıda bırakmaya çalıştığını düşünür.Dahası kasabaya gideceğini söyleyerek evden ayrılan eşinin Samuel'in evine gittiğini öğrendiğinde ise aldatılıyor olabileceği fikri beynini kemirmeye başlar.Noel gecesi Samuel'i de yemeğe davet ederek bir açığını bulmaya çalışan Raul,ne yazık ki amacına ulaşamaz.Sorunsuz bir gece yaşanmıştır.Günler sonra rahat bir uykudan uyunan kahramanımız çok geçmeden kuşkularını arttıracak başka gelişmeler olduğunu fark eder...
Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden.. (Nietzsche)
İyi;Soğuk,karlı atmosferde geçen gerilim yapımları her zaman favorim olmuştur."La senda" da kurgusuyla beni yakalamayı başardı.Oyunculuk gayet iyi,gizem seviyesi tatmin edici.Bu filmi sevenler Retreat (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Şaşırtıcı bir finalle süslense çok daha iyi olabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Kasım 2013 | Etiketler : | | |

The Return (2006)

The Return (2006)
Joanna Mills ünlü bir lojistik şirketinde çalışan başarılı bir satış temsilcisidir.Yakın zaman önce terfi alan kahramanımız büyük bir anlaşmayı organize etmek için Teksas'a gitmeye gönüllü olur.Esasında yaklaşık onbeş yıl önce babasıyla birlikte bir trafik kazası atlattığı yere geri dönüş için hazır olduğunu hissetmese de gecelerini dar eden korku dolu kabuslar bir şekilde eski evine yolunu tutmasına sebep olur.
The Return (2006)
Oralara kadar gitmişken babasının evini de ziyaret eden Joanna,henüz onbir yaşındayken başa çıkmak zorunda kaldığı trajediyi bir kez daha ondan duymak ister.Uzun yıllardır babasıyla da görüşmeyen kahramanımız başka bir yerde başarılı olduğu yeni bir düzen kurmuştur.Ancak sürekli belleğinde yer edinen görüntüler ve gününü berbat eden kabusları bir türlü dindirememiştir.Dahası kendisine zarar verme eğilimi gösteren Joanna tek kurtuluşun geçmişiyle yüzleşmek olduğunun bilincindedir.Kabuslarından aklında kalan La Salle isimli daha önce hiç bulunmadığı bir kasabaya gitmeye karar veren kahramanımız zihnindeki düğümün orada çözüleceğinden emindir.Kasabaya yakın bir motele yerleşip kendisini sıkıntılı bir durumdan kurtaran Terry isimli bir adamla tanışan Joanna,en nihayetinde kabuslarında gördüğü cinayet işlenen ambarın izini bulur.Araştırmasına devam ederken çok geçmeden kendi hayatının da tehdit altında olduğunu fark edecektir...


İyi;Gizem seviyesi tatmin edici orta karar bir gerilim filmi.Atmosfer fena değil.
Kötü;Hikayede izleyici şaşırtmayı başarabilecek sıradışı diyebileceğimiz zeka parıltılarını söz edebilmek mümkün değil.Ancak yine de bu tarz yapımlara çok yakışan başarılı oyuncu Sarah Michelle Gellar'ın bulunması bir nebze kurtarıcı olarak düşünülebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ekim 2013 | Etiketler : | | | |

The Ganzfeld Experiment (2013)

The Ganzfeld Experiment (2013)
Kolejden arkadaş beş psikoloji öğrencisi final notlarını belirleyecek olan "Ganzfeld" deneyinin benzeri bir çalışma yapmaya karar verirler.Her biri denek olmak hususunda gönüllü olup,nispeten daha başarılı bir öğrenci olan Becket önderliğinde organize edilirler.Zaten halihazırda deneyden en büyük beklenti de aynı zamanda ev sahipliği yapan Becket'a aittir.
Tıpkı Ganzfeld deneyinde olduğu gibi beş duyu organı olmaksızın duyu-dışı algılama yeteneği sınanacaktır.Deney temelde 2 bölüme ayrılmaktadır;deneğin bulunduğu izole oda ve kontrol grubunun bulunduğu simülasyon odası şeklinde.Gözlere görmeyi engelleyici özel bir gözlük takılacak,kulaklar benzer şekilde hiç bir ses duyamayacak kadar sıkıca kapatılacaktır.Deney boyunca karanlık tutulacak odaya sadece denek girebilecek ve kırmızı ışık altında gördükleri ya da duydukları bilgisayarlı bir simülatör ile takip edilecektir.Bir çeşit ESP testi yardımıyla durugörü,telepati ve prekognisyon yeteneklerinin tahlili yapılacaktır.Teorik olarak deneyi tasarlamakta zorlanmayan gençler sırasıyla denek koltuğuna otururlar.Ancak deneyde bir şeyler yolunda gitmemektedir.Alkol ve uyuşturucunun etkisi olarak gördükleri bir takım halüsinasyonlar ve sıra dışı olaylar giderek gerçekliğin sınırlarına yakınlaşmaya,hatta öyle ki vucüt bulmaya başlar.Becket'ın ailesine ait olan bu terk edilmiş dairede çeşitli akıl oyunlarıyla yüzleşmek zorunda kalan kahramanlarımız deneyden beklentilerini bir yana koyup kendi canlarının derdine düşerler.Gece henüz yeni başlamıştır...


İyi;Atmosfer ve mekan seçimi fena değil.
Kötü;Kurgu çok sıradan.Oyunculuk vasatın altında.Esasında iyi bir fikir nasıl katledilebilir onun cevabı olabilecek cinsten bir yapım.Teşhircilik hat safhada.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ekim 2013 | Etiketler : | | |

Static (2012)

Static (2012)
Jonathan,Addie Dade yakın zaman evvel çocuklarını kaybetmiş,buhranlı dönemler geçiren genç bir çifttir.Bebeklerinin (Thomas) ölümünden popüler bir yazar olan eşi Jonathan'ı suçlayan ve onun kendisi gibi acı çekmediğini savunan Addie,giderek paranoyaklaşmaya başlamıştır.Zira Thomas'ın gölde boğulmasına sebep olan,şehirden uzakta izbe bir kır evine yerleşme fikri tamamen Jonathan'a aittir.
Static (2012)
Yine sıkıntılı geçen bir günün sonunda gece vakti kapılarını çalan davetsiz bir misafir Dade ailesinin hüzün dolu monoton yaşamını tümüyle etkileyecektir.Rachel isimli bu yabancı arabasının sokakta arıza yaptığını ve peşinde maskeli adamlar olduğunu söyleyerek sığınma talep etmektedir.Her şeye olduğu gibi bu duruma da şüpheci yaklaşan Addie,mağdur görünümlü bu yabancıyı içeri alma taraftarı değildir.Ancak Jonathan'ın yardım etme sevdası elini kolunu bağlar.Genç,güzel bir bayan olan Rachel,onlarca kitabı yayınlanan başarılı bir yazar olan Jonathan'ı tanımakta ve yakın zaman önce bebeklerinin kaybı sonrası yaşadıkları travmayı bilmektedir.Rachel'in Jonathan'a ilgisinden rahatsız olan Addie ise onun bir an evvel evden gitmesini ister.Tam da bu sırada kurmaca bir hikayenin parçaları gibi görünen maskeli adamlar ortaya çıkar.Dahası Rachel'i kaçırırlar.Onu aramak için yola koyulan Jonathan,bir süredir evlerinin kameralarla gözlenip,takip edildiklerini anlar.Öte yandan evde kapana kısılan Addie ise çaresizce Jonathan'ın dönmesini beklemektedir...

İyi;Sara Paxton ve Milo Ventimiglia gibi gerilim filmlerinin aranan oyuncularının yer aldığı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi.Gizem seviyesi tatmin edici.Kurgu zaman zaman aksasa da final ilgi çekici,başarılı...
Kötü;Yaklaşık 83 dakikalık bir yapım olmasına rağmen fazlaca durağan,sıkıcı sahnelere sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Eylül 2013 | Etiketler : | | |

Dread (2009)

Dread (2009)
Sinema öğrencisi Stephen pek arkadaş canlısı olmayan gotik takılan,çocukluğunda abisini bir trafik kazasında kaybettiği için arabalardan nefret eden bir gençtir.Günün birinde felsefe dersinde Quaid isimli sosyopat,gizemli birisiyle tanışır.Artık rutin hayatını tümüyle alt-üst edecek farklı bir başlangıç zamanı gelmiştir.
Quaid henüz altı yaşındayken eli baltalı bir saldırganın evlerine girip ailesini katlettiğine şahit olmuştur.O andan itibaren hiçbir zaman normal biri olmayan kahramanımız Stephen'ı kendisine yakın bularak korku üzerine bir çalışma yapmaya teşvik eder.Başlarda bu fikre sıcak bakmayan Stephen sonrasında tezi için yararlı olabileceğini düşünerek yakın arkadaşı Cheryl'yi de projeye dahil edip daha birkaç gün önce tanıştığı Quaid'in önerisini kabul eder.Gözlerden uzakta köhne bir evde tek başına yaşayan Quaid,evini açıp çalışmalar karşılığında herhangi bir beklentisi olmadığı yenileyerek yardımcı olur.Kafa kafaya veren üçlümüz yaşamlarının belli evrelerde travmalar yaşamış,halen korkularıyla yüzleşemeyen gönüllülerle röportajlar yapmaya başlar.Özenle hazırladıkları sorular sayesinde korkunun derinlerine inmeye,mantıklı sebepler bulmaya çalışan kahramanlarımız,Quaid'in bir türlü tatmin olmamasından ötürü şiddetli tartışmalara girişirler.Öte yandan kütüphanede çalışan ve dış görünüşüyle ilgili kompleksleri olan Abby hikayesini anlatmak için röportaj vermeye ikna olur.Çember giderek daralmaya başlamıştır.Sıra üçlüye geldiğinde ise birtakım karanlık sırlar ortaya çıkacaktır...


İyi;Clive Barker'ın kısa hikayesinden uyarlanmış olup sıradışı bir psikolojik gerilim filmi izlenimi veriyor.Buhranlı atmosfer ve karakter betimlemeleri başarılı.Oyunculuk tatminkar.Senaryo ilgi çekici...
Kötü;Ciddi anlamda rahatsız edici sahnelere sahip.Bütün itibariyle sürükleyici bir yapım olsa da yer yer sıkıcı bölümler yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

13 game sayawng (2006)

Pusit ekonomik açıdan zor günler yaşayan genç bir satış temsilcisidir.Hem ailesine maddi anlamda gerekli desteği verememesinden  hem de çevresindeki insanların yaptığı işe saygı duymamasından ötürü sıkıntılı günler yaşayan kahramanımız işten de kovulunca çaresizliğin esareti altına girer.Tam da intiharı düşünmeye başladığı anda gizemli birisinin cep telefonuyla araması ve sonrasında vaad ettiği büyük ödül Pusit'in ilgisini çekmeyi başaracaktır.
Öncesinde bunun iş arkadaşlarından birinin hain bir şakası olabileceğini düşünen kahramanımız telefondaki sesi dinledikçe ikna olmaya başlar.13 tane görevi yerine getirmesi gerekmektedir.Bu sayede her görevin ardından sürekli iki katı kazanç şeklinde büyük para ödülünü kazanacaktır.Kurallar ise basittir;oyundan çevresindeki kimseye bahsetmeyecek,kendisinden istenenleri sorgulamayacak,görevlerden birinde pes ederse o ana kadar kazandığı bütün parayı kaybetmeyi göze alacaktır.Pek fazla seçim şansı bulunmayan Pusit derinlemesine düşünmeden,neler yapması isteneceğini hesap etmeden oyuna dahil olmayı kabul eder.Zira ancak bu şekilde ekonomik darboğazdan kurtulabilecek ve kendi deyimiyle yeni bir başlangıç şansı yakalayacaktır.Görevleri yerine getirdikçe gerçekten de garanti edildiği gibi hesabına paraların yattığını gören kahramanımız,büyük ödüle ulaşmak için giderek hırslanır ve  elinden gelenin fazlasını yapmaya gayret eder.Ancak her bölüm bir öncekinden daha zorlu ve tehlikelidir.Pusit çok geçmeden hiçbir şeyin umduğu gibi gitmediğini anlayacaktır...


İyi;Sürekli merakınızı tetikleyecek dinamik bir kurguya sahip.Akıcı senaryo ve özgün fikirler tatmin edici.Bu filmi sevenler benzer tarza olan Would You Rather (2012) ve Chain Letter (2010) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Oyunculuk ve atmosfer bakımından sınıfta kaldığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Haziran 2013 | Etiketler : | | |

Dark Circles (2013)

Dark Circles (2013)
Penny ve Alex bebeklerinin doğumunun ardından gürültülü şehir hayatından uzaklaşarak sessiz sedasız bir kasabada gözlerden uzakta büyük bir ev satın alırlar.Esasında müzisyen olan Alex işleri gereği şehirden uzaklaşma fikrine uzak olsa da eşini kıramadığı için gönüllüymüş gibi davranır.Hamileliğinin son birkaç ayından itibaren tuhaf kabuslar görmeye başlayan Penny,huzursuz hissetmekte ve mekan değişiminin hem kendisi hem de ilişkisi açısından iyi geleceğine inanmaktadır.

Ailelerini ve arkadaşlarını geride bırakarak taşınma işlemini tamamlayan kahramanlarımız daha eve yerleştikleri ilk günden itibaren yoğun negatif enerjinin etkisi altına girerler.Sanki evin koridorlarından başka biri dolaşmakta,bir yabancının nefesi tenlerine değmektedir.Daha da kötüsü öncesinde sadece Penny'nin hassasiyeti olarak yorumlanan bu durum Alex'in de başını ağrıtmaya başlar.Eve taşınmalarının ardından bebeğin sürekli ağlaması ve bir türlü uyumaması kahramanlarımızın en ciddi problemi haline dönüşmüştür.Zira bebeklerinin her on beş dakikada bir uyanması bütün uyku ritimlerinin bozulmasına sebep olmuştur.Öte yandan sessiz sedasız bir kasaba olduğu için tercih ettikleri evin yakınında başlayan inşaat gündüz saatlerinde de dinlenememelerine sebep olmaktadır.Günlerin su misali akıp gitmesi sonrasında giderek artan yorgunluklarına çözüm bulamayan genç çiftimiz evin içinde zombi misali dolaşmaya başlarlar.Gördükleri tuhaf bir kadın silüetini halüsinasyon ve uykusuzluk olarak yoran kahramanlarımız  bebek için geceleri yatılı olarak evlerine yerleşecek bir dadı tutmaya karar verirler.Ancak tuttukları dadının daha ilk gecesinde evi epey dağıtırak ortadan kaybolması,Penny ve Alex'in zaten limoni olan arasının iyice gerilmesine sebep olacaktır.Anne olarak bebeğine daha korumacı yaklaşan Penny,Alex'in vurdumduymaz tavırlarından sıkılmaya başlamıştır....


İyi;Oyunculuk,mekan,buhranlı atmosfer.Açıkçası beklentimin daha üstünde başarılı bir kurguyla karşılaştım diyebilirim.Bu filmi sevenler The Baby's Room (2006) ve Fertile Ground (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Senaryonun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi başlıca dezavantajı...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mayıs 2013 | Etiketler : | | |

Nine Miles Down (2009)

Nine Miles Down (2009)
Sahra çölünün en ıssız yerlerinden birinde bir grup bilim adamı son teknoloji sondaj aletlerinin yardımıyla büyük bir izin peşini sürmektedirler.Zira yerin yaklaşık 15 mil kadar altında sonu olmayan bir boşluk olduğu saptanmıştır.Bilim dünyasının epey ilgisini çeken bu durum yaklaşık 25 bilim adamından oluşan uzman bir kafilenin bölgeye akın etmesine sebep olmuştur.Ancak sondajdan birkaç gün sonra çalışma grubuyla telsiz temasının yitirilmesi üzerine Jack Jackman isimli bir güvenlik görevlisi göz atması için bölgeye gönderilir.
Jack yoğun kum fırtınasının ardından ulaştığı istasyonun terk edilmiş olduğunu anlar.Geceyi orada geçiren kahramanımız ertesi sabah oldukça alımlı bir bayanın kuyulara yaklaştığını fark eder.Adının Jennie Christianson olduğunu söyleyen bayan çalışma ekibinden olduğunu belirterek burada korkunç şeyler yaşandığını ve sadece kendisinin hayatta kaldığını anlatır.Bir an önce arkasına bakmadan uzaklaşmak istemektedir.Telsizle merkeze durumu ileten Jack çalışma grubunda hiç bayan bilim insanı olmadığını bilgisini edinir.Jennie ise zamanın daraldığı söyleyerek ikna edici olabilmek için her şeyi anlatmaya karar verir.Sondajın ardından buldukları sonsuz boşluktan ve kaydedilen ses kasetlerinden bahseden kahramanımız,orada acı çeken birileri olduğunu o günün ardından kampta hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını ekler.Bazı metafizik güçlerin ve huzursuz ruhların etrafta belirdiği fikri Jack tarafından komik karşılansa da sondaj istasyonuna geldiği günden beri anlık yanılsamalar ve uykusunda kabuslar görmeye başlayan kahramanımız,yerin 15 mil kadar altında cehennem olabileceği fikrini dillendirir.Zaten Jennie'nin dolaylı yoldan ima ettiği şey ve istasyondaki ölümlerin sebebi de budur.Giderek ruh sağlığı bozulan Jack,bakalım ölen karısının yer aldığı halüsinasyonlarla dolu saatlerin ardından bu gizemli mekandan kurtulabilecek mi?


İyi;Enteresan bir fikirle başarılı bir kurgunun birleşimi olan beyin jimnastiği yapmanıza olanak sağlayan başarılı bir psikolojik gerilim filmi.
Kötü;Biraz daha para harcanıp görsel efektler ve atmosfer iyileştirilebilse çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Would You Rather (2012)

Would You Rather (2012)
Anne ve babasını uzun zaman önce kaybeden İris,ölümün pençesinde kemik iliği kanseri olan erkek kardeşinin (Raleigh) bakımını üstlenmiştir.Raleigh'in durumu gün geçtikçe daha da kötüye giderken kendi hayatını kardeşi için adamaya ve son nefesini verene kadar onun yanında kalmaya kararlı olan İris,kardeşinin doktorunun kendisine yardımsever bir zenginden söz etmesi ile Raleigh'i kurtarabileceği umuduna iyiden iyiye bağlanmaya başlar.Şimdi yapması gereken Shepard Lambrick'in şatafatlı vakıf evinde düzenleyeceği ve kendisi dışında yedi yabancının da yer alacağı bir akşam yemeğine katılmaktır.Günün sonunda Lambrick'in sözünü ettiği oyunun galibi ise vakıfdan sınırsız destek alacak ve bir nevi hayalleri gerçeğe dönüşecektir

Akşam yemeğinde yaşanabileceklerle ilgili birtakım endişeleri olsa da kardeşi için teklifi kabul eden İris,önceden belirlenen saatte özel bir şoförün kendisi evinden alması ile Lambricklere ait malikaneye getirilir.Katılımıyla birlikte son davetlinin de içeri girmesinin ardından yemeğe geçen kahramanlarımız,sohbet sırasında Bay Shepard ve oğlu Julian'ın gerçekten de çok değişik insanlar olduğuna kanaat ederler.Yemeğin sonunda ise büyük salona geçilmesi ile bahsi geçen oyun başlayacaktır.Aralarında belden aşağısı felçli yaşlı bir kadın,asi bir genç kız,Irak'da savaşmış eski bir gazinin de yer aldığı grup,Shepard'ın şu an evi terk etmek isteyen gidebilir önerisini geri çevirerek ne olduu hakkında en ufak bir fikirlerinin dahi olmadığı oyunu oynamaya karar verirler.Sonuçta herbiri paraya ihtiyacı olan ve sevdiklerini kurtarabilmek için mutlaka bir şeyler yapması gereken bireylerdir.Saatler ilerledikçe vakfın sahibi Shepard'ın sapıkça istekleriyle yüzleşmek durumunda kalan kahramanlarımız kendi hayatları ve henüz yeni tanıştıkları insanlar arasında seçim yapmak zorunda bırakılacaktır...


İyi;Esasında tanıdık bir kurgu olsa da oyunculuğun ve grup dinamiklerin iyi kurulması ile seyirciyi pür dikkat kesen,soluksuz izleyeceğiniz başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Bu filmi sevenlerin benzer tarza olan Nine Nead (2010),Panic Button (2011) ve The Method (2005) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Finalde verilmek istenen mesaj başarılı olsa da bu kadar keskin bir sahnenin  dolaysız yoldan gelmesi bende biraz hayal kırıklığı yarattı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mart 2013 | Etiketler : | | |

The Quiet (2005)


The Quiet (2005)
Dot,babasının kaybetmesinin ardından vaftiz ailesi olan Olivia ve Paul Deer çiftinin evine yerleşmiştir.Yedi yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan kahramanımız,üzüntüsünden işitme yeteneğini de kaybetmiştir.Deer çiftinin genç kızları Nina,henüz ilk andan itibaren uzaktan akrabası olsa da Dot'dan negatif enerji almış ve ona olan nefretini açıktan belli etmeye başlamıştır.
Nina ile yaşıt olan Dot,Paul'ün isteği sonrasında onunla aynı okula yazılır.İşitme yeteneği olmadığı ve aynı zamanda görünüşüne de özen göstermediği için Nina'nın arkadaşları tarafından ucube gözüyle bakılan Dot giderek yalnızlaşmaya başlamıştır.Sadece okulun basketbol takımının oyuncusu yarım akıllı Connor ona ilgi duymaktadır.Öte yandan herkesin gıptayla baktığı okulun popüler kızı Nina ise sanılanın aksine hiç de mutlu değildir.Evde çeşitli problemlerle uğraşan kahramanımız annesinin ilgisiz,işkolik,alkol bağımlısı olması ve babasıyla da arasındaki tuhaf ilişki sebebiyle epey sıkıntılı bir dönemdedir.Sakin görümlü babasının zaman zaman sert tepkiler vermesi evde gerilimi tırmandıracaktır.Olan biteni dikkatle gözleyen Dot ise başlarda kendisine düşmanca yaklaşan Nina ile sırlarını paylaşmaya başlar.Evde yalnızca birbirlerine güvenen kahramanlarımız fırtına öncesi sessizliği yaşamaktadır...


İyi;Kasvetli atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Soundtrackler oldukça başarılı.Genel hatlarıyla drama ağırlıklı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Kurgunun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi yer yer sıkıcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mart 2013 | Etiketler : | | | |