Güncel İncelemeler;

Eliza Graves (2014)

Eliza Graves (2014)
Oxford mezunu idealist doktor Edward Newgate,insan psikoloji üzerine çalışmalar yapmak üzere taşrada bulunan eski bir mental kliniğin yolunu tutar.Teorik bilgi birikimini pratik tecrübeler edinerek geliştirmeyi uman kahramanımız Dr.Salt'a referanslarını yer aldığı bir mektup yollayarak yakın zamanda orada olacağının bilgisini verir.
Eliza Graves (2014)
Şehir merkezinden epey uzaktaki kliniğe en nihayetinde ulaşmayı başaran Dr.Edward silahlı güvenliklerin kapıda kendisini karşılaması ile epey panikler.Dahası kliniğin kampüsüne girdikten sonra şaşkınlığını giderek artar.Sis bulutları içerisinde ormanlık bir arazinin dağlık yamacında yer alan klinik adeta dış dünyadan izole kasveti bir kaleyi andırmaktadır.Hastane sorumlusu Dr.Salt'ın karşılamasını bekleyen kahramanımız Dr.Silas ile tanışır.Silas kliniğin sorumlusudur ve işlerin gidişatı hakkında ufak bir brifing verir.Burası tüm Britanya'daki kliniklerden oldukça farklıdır.Zira burda akıl hastası olarak tutulan kişiler arasında çok zenginlerlerin yakınları olduğu gibi hatta kralın soyundan gelenler dahi bulunmaktadır.Anlaşılacağı üzere esasında tümü iyi eğitimli yetişkinlerden oluşan hastalar Dr.Edward için inanılmaz bir deneyim olacaktır.Öte yandan Silas'ın çalışanlarına ve hastaneye inanılmaz hakim görüntüsü daha şimdiden ilham kaynağı olmaya başlamıştır.Edward'ın gelişini onurlandırmak için özel bir akşam yemeği organize eden Silas'ın çalışma şekli ve hastalarla ilişkisi daha ilk andan itibaren Edward'ın ilgisini çekmeyi başarır.Silas,hastaların şiddetle değil onlara değer verilerek iyileşebileceklerini düşünmektedir.Zira yemekte de hastalar ve çalışanların birlikte aynı masaları paylaşarak oturmaları Edward'ın gözünden kaçmaz.Geceye ait asıl sürprizse sanki buraya ait değilmiş görüntüsü veren ve son derece alımlı bir bayan olan Eliza'nın kahramanımızla tanışması olur.Edward'a soğuk davranan Eliza,derhal gitmesini istemektedir.Edward ise burayı mükemmel bir kariyer basamağı olarak görmektedir.Çok geçmeden Eliza'nın haklı olduğu ortaya çıkar...
İyi;Oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı,20.yy'ın başlarında geçen etkileyici bir dönem filmi.Genel olarak 'asylum' (akıl hastanesi) konseptinde yer alan psikolojik-gerilim ağırlıklı yapım iddaalı oyuncu kadrosunu da hesaba katarsak göz atılması gereken bir alternatif. Modern korku-gerilim ve polisiye romanlarının  öncülerinden olan Amerikalı yazar Edgar Allan Poe'nun kısa hikayelerinden birinin uyarlaması olması da başka bir detay...
Kötü;Daha tempolu,daha sürükleyici kurgulanabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2014 | Etiketler : | | | |

See No Evil 2 (2014)

See No Evil 2 (2014)
2006 yapımı ilk filmin ardından uzunca bir süre sonra vizyona giren See No Evil 2 (2014) daha fazla şiddet,kan ve gerilim vaat ediyor.Meraklıları için Glenn Jacobs (aka Kane) kadroda yer alıyor.
İlk yapımı izleyenlerin hatırlayacağı üzere dördü erkek dördü bayan toplamda sekiz mahkum cezalarında ufak bir indirim karşılığında Blackwell otelinin restorasyonu için görevlendirilmişti.Mahkumlar arasında üç günlük tatil olarak öngörülen keyif yapmayı planladıkları otel,yalnız olmadıklarını öğrenmeleriyle dehşet dolu bir geceye dönüşmüştü.İşte tam da bu noktadan itibaren kanlı geceden başlayan serinin devam filmi;dev cüsseli katil Jacob'un ve mahkumların cansız bedenlerinin sevk edildiği hastane morgunda geçiyor.
See No Evil 2 (2014)
Yeni yaş gününü kutlamak için işten erken çıkmanın planlarını yapan Amy,mesai arkadaşları Holden ve Seth ile vedalaşarak paydos yapmaya hazırlanır.Ancak bu sırada polis telsizinden gelen bilgiler sonrasında Blackwell otelindeki katliamdan arta kalanların (?) sevk edileceği bilgisi gelir.Holden ve Seth'i mağdur etmemek için doğum günü partisini iptal etmeyi düşünen Amy,çok geçmeden büyük bir sürprizle karşılaşır.Arkadaşları kahramanımızı yalnız bırakmamak için Holden ile iş birliği yaparak morgda alternatif bir parti planlarlar.Alkolün etkisi ile etrafı dağıtmaya başlayan gençler,çok geçmeden Blackwell katilinin morgda olduğunu öğrenip göz atmaya karar verirler.Meraklarını dizginleyemeyen gençler için eğlenceli başlayan gece bol kanlı,dehşet dolu kabus gibi bir geceye dönüşür.Jacob geri dönmüştür...
İyi;Klişe senaryo ve zayıf oyunculuğu rağmen sürükleyici kurgu itibariyle bir grup genç ve başlarından geçenler temalı filmleri sevenler için alternatif olabilir.
Kötü;Ne yazık ki Cold Prey 2 (2008) filmiyle neredeyse aynı kurgu üzerine kurulmuş;zeka parıltısı bulunmayan,tahminleriniz doğrultusunda gelişen,şaşırtıcı olmaktan uzak  bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ekim 2014 | Etiketler : | | | | |

7500 (2014)

7500 (2014)

7500 numaralı Los Angeles-Tokyo tarifeli uçuşu her zaman olduğu gibi son derece rutin bir şekilde başlar.Boeing 747 marka jumbo jet,üst katı birinci sınıf yolculara ayrılmış,alt kat ise ekonomi sınıfı olarak neredeyse tamamı dolu şekilde uçuşa hazırdır.Pasifik okyanusu kat edilene dek yaklaşık on saat sürecek olan uçuş 7500,kuleden alınan izinle havalanır.
7500 (2014)
Kalkışın ardından uçağın türbülansa girmesi ile büyük bir panik atlatan yolcular hosteslerin kendilerini yatıştırması ve kaptanın hava akımını geçtikleri anonsu ile rahatlarlar.Kabin basındaki değişime bağlı olarak oksijen maskelerin açılması büyük bir tehlikenin atlatıldığının kanıtıdır.Öte yandan yolculardan birinin aşırı heyecana bağlı olarak nöbet geçirmesi hosteslerin ve bir acil tıp teknikerinin hemen müdahale etmesini gerektirir.Ne yazık ki nöbet geçiren yolcu tüm uğraşlara rağmen kurtarılamaz.Onlarca yolcunun bakışları arasında hayatını kaybeden eden adam yukarı taşınır.An itibariyle uçaktaki gerilim yeniden tetiklenir,dahası bir takım garip olaylar sıradan başlayan yolculuğun farklı bir boyuta taşınmasına sebep olur.Yanlarında bir ölüyle beraber yaklaşık altı saat aynı kapalı ortamda kalmak zorunda kalan kahramanlarımız bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Hosteslerin telaşlı hareketleri,ortadan kaybolan yolcular kaotik bir ortamın habercisi olmaya başlar.Bu sırada kaptan pilotun bir türlü Tokyo hava sahası ile telsiz teması kuramaması,hosteslerden birinin yakınlardan geçen bir jet gördüğünü iddia etmesi uçaktaki tansiyonu daha da arttırır.Bir grup yolcu ise yaşanan tuhaflıkların,nöbet geçirip ölen adamla ilişkisi olduğunu düşünmektedir.Yerlerinden kalkmaları güvenlik sebebiyle yasaklansa da meraklarına yenik düşüp etrafı kolaçan etmeye koyulurlar.Çok geçmeden 7500 numaralı uçuş metafizik,doğaüstü olayların odağı haline gelir...
İyi;Gizem seviyesi ve atmosfer olarak olarak başarılı bir tek mekan filmi.Uçakta geçiyor olması mekan olarak da yadsınamaz bir egzotizm kazanmasını sağlıyor.Bu filmi sevenlerin Altitude (2010) yapımı göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Kurgu son derece dağınık şekilde ilerliyor.Senaryo tanıdık,oyunculuk vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Eylül 2014 | Etiketler : | | | | |

Oculus (2013)

Oculus (2013)
21.yaş gününde uzun süredir kapalı tutulduğu mental klinikten doktorlarının olumlu rapor vermesi ile ayrılmaya hazırlanan Tim,özgürlüğüne kavuşmak üzeredir.Ablası Kaylie ile yeniden bir araya geleceği için heyecanlanan kahramanımız yeni bir başlangıç yapma niyetindedir.Geçmişe dair her şeyi unutmak,çocukken yaşadıkları evde olan biten garabet olayları anmamak üzere kesin kararlı olan Tim,özellikle hayatlarını değiştiren gizemli aynadan asla söz etmemeye yeminlidir.
Oculus (2013)
Aksini düşünen Kaylie,Tim'in yıllar önceki kendisine verdiği sözü hatırlatarak soyadlarını temizlemenin tek yolunun aynanın sırrını çözmeleri olduğunda diretir.Bir müzayede yeni sahibini arayan aynanın izini bulduğunu söyleyen Kaylie,kardeşini ikna ederek yıllar önce kabus dolu geceler geçirdikleri baba evinin yolunu tutar.Kaylie ve Tim'in anne-babaları,(Russell ailesi) aynanın son sahibi olup bir gece yarısı yaşanan kanlı olayların akabinde dağılmak zorunda kalmıştır.Kaylie çocuk esirgeme kurumuna gönderilirken,Tim ise ailesini öldürmek suçundan amiyane tabirle çocuk hastaların tutulduğu bir akıl hastanesine yollanmıştır.Bu olay üzerinden geçen uzun yıllar sonrasında soyadlarını temizlemek ve aslında yaşananlardan aynanın sorumlu olduğunu ispatlamak için bütün hazırlıklarını tamamlayan Kaylie,çekimser davranan Tim'in desteğini kazanmayı başarır.Aynayı duvara yaslayan kahramanlarımız kameralarla donattıkları oda da herhangi sıradışı bir olayı kayıt altına alarak ispat yapmaya çalışacaktır.Sıcaklık değişimleri tespit etmek için termostatlar,elektrikte meydana gelebilecek olası kesilmeler için farklı güç kaynakları ayarlayarak dersine iyi çalışan Kaylie,her şeyin başlangıcı olabilecek ufak bir kıvılcım için beklemeye koyulur.Aynanın şimdiye kadarki tüm sahiplerinin gizemli şekilde can verdiklerini araştıran kahramanımız,yok edilemeyen sürekli bir şekilde ortaya çıkan aynanın doğaüstü güçlere sahip olduğunu düşünmektedir.Aynanın çevresinde bulunan her şeyi ele geçirebileceğini fark eden Kaylie çok dikkatli olmaları gerektiğinin bilincindedir.Saatler ilerledikçe sıkıntılı bekleyiş buhranlı bir atmosfere,birbirini tekrar eden yanılsamalara dönüşür.Üstelik gece daha henüz yeni başlamıştır...
İyi;Sürükleyici kurgu ve gizem seviyesinin tatminkar oluşu ile izlemenizi tavsiye edebileceğim kalburüstü bir gerilim filmi.Oyunculuk ve atmosferin de başarılı olduğunu ekleyelim.Özellikle korku-gerilin filmleri için benim her daim ilgimi çekmeyi başaran paralel olaylar ve flashback sahneler de iyi iş çıkarılmış.
Kötü;Tipik tek mekan filmleri,lanetli ev (obje) konseptinde klişe bir senaryoya sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |

P2 (2007)

P2 (2007)
Angela Bridge genç,başarılı bir avukattır.Patronunun işgüzarlığı sonrasında noel gecesi olmasına rağmen geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalan kahramanımız,ailesini arayarak işleri yoluna koyar koymaz ofisten ayrılacağını söyler.Ne de olsa noel de evde olmak gibisi yoktur hani :)
P2 (2007)
En nihayetinde işlerini bitirip eve gitmek için p2 katındaki garaja inen kahramanımız arabasının çalışmaması sonrasında büyük bir hayal kırıklığı yaşar.Hemen taksi çağırmak için telefonuna sarılan Angela,bu kez de üst katın kapılarının kilitli olması ile yeni bir şok atlatır.Ofiste çalışan herkes noel olması sebebiyle erkenden paydos etmiş binadan ayrılmıştır.Kapılar kilitli kaldığı için taksiyi kaçıran kahramanımız p2 katına geri dönerek oradaki gece nöbetçisi güvenlik görevlisinden (Thomas) yardım ister.Beraber çalıştığı mesai arkadaşı Thomas'ın yardımsever tavırları sonrasında epey rahatlayan Angela şansının döndüğünü düşünerek artık tüm olan biten aksaklıklara rağmen noeli evde geçirebileceğini düşünür.Ancak her şeye rağmen halen aksilikler yakasını bırakmamaktadır.Zaman ilerledikçe Thomas'ın aşırı ilgili tavırlarından bunalan Angela,geç kalmanın verdiği sinirle gerilmeye başlar.Bu sırada  Thomas'ın noel gecesi ve Angela'yla ilgili farklı planları olduğu ortaya çıkar.Angela bir an önce p2 katından kurtulmalıdır.
İyi;Genç yönetmen Alexandre Aja imzalı yine oldukça sürükleyici başarılı bir gerilim filmi.Yönetmenin tarzını beğenenlerden biri olarak diğer filmleri Mirrors (2008),The Hill Have Eyes (2006) ve Haute Tension (2003) yapımlarına da göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü;Tipik,klişelerle dolu tek mekan filmlerinden biri daha.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |

Outpost (2007)

Outpost (2007)
Doğu Avrupa savaşın sıcak külleriyle yoğrulurken,Hunt isimli gizemli bir gezgin elit savaşçılardan kurduğu silahlı bir timle birlikte yıkımın tam ortasında eski bir sığınağın yolunu tutar.Sığınağın;gerillalar ve merkezi ordunun sürekli çatıştığı,deyim yerindeyse kansız gün geçmeyen lojistik açıdan berbat ormanlık bir arazide olmasına rağmen,bol para vererek askerleri ikna eden kahramanımız uzun bir kara yolculuğunun ardından en nihayetinde hedefe ulaşmayı başarır.
Outpost (2007)
Askerlere değerli madenler aradığını ve bu sebepten ötürü onları tuttuğunu söyleyen Hunt,sığınağın hemen yanı başında gerçekleşen bir çatışma sonrasında içeriye hapsolur.Araziden yaylım ateş açılmasıyla sığınağa çekilmeye karar veren askerler,henüz ilk andan itibaren içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar.Sanki enselerinde sürekli bir nefes varmış gibi hisseden tim,bir yandan dışarıda neyle karşı karşıya olduklarından bi haber bir yandan da kapana kısılma hissiyle epey gerilir.Etrafı kolaçan ederlerken odalardan birinde tavana kadar istiflenmiş cesetler bulunması bardağı taşıran son damla olur.Dahası cesetler arasından canlı bir adamın çıkması ve askerlerin onu bir türlü konuşturamaması Hunt'ın planlarını alt üst etmeye yeter.Öte yandan sığınakta bulunan nazi propagandaları,askerlerin Hunt'ın kayıp nazi altınlarının peşinde olduğunu düşünmeye iter.Sessiz kalmayı tercih eden Hunt,dışarıdaki tüm gürültü ve çatışmalara rağmen depoda bulduğu eski bir makine ile meşgul olmaya başlar.Zengin sponsorlarından kendisini buradan çıkarması için destek birliği isteyen kahramanımız en yakın ekibin yetmişiki saat sonra ulaşabileceği bilgisiyle telaşlanır.Askerlerin sığınakta halüsinasyonlar görmeleri ve bazı metafizik olaylar yaşamaları neden burada olduklarını sorgulatır cinstendir.Hunt,askerlere açıklama yapmak zorundadır...
İyi;Gizem seviyesi tatminkar,tek mekanda geçen başarılı bir gerilim filmi.Zaten Outpost: Black Sun (2012) ve Outpost: Rise of the Spetsnaz (2013) ile seriye dönüşmesi de bunun en büyük kanıtı.Alt metinden Philadelphia deneyi ve nazilerin üstün insana ulaşmak için yaptıkları çalışmaları konu edinen yapım izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Bunker (2001) ve Dead Mine (2012) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sürükleyicilik hususunda bazı sıkıntılar var.Kurgu daha akıcı diyaloglar daha ilgi çekici olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

You're Next (2011)

You're Next (2011)
Anne ve babalarının otuz beşinci evlilik yıl dönümlerini kutlamak için bir araya gelen Davison ailesi,babaları Paul'un emeklilik kararı sonrasında satın aldığı gözlerden uzakta bir dağ evinde toplanırlar.Paul Davison uzun yıllar büyük şirketlerde hizmet vermiş başarılı bir pazarlamacıdır.Şimdi ise eşi Aubrey ile emeklilik projesi olarak gördüğü bu evin restorasyonu ile ilgilenmektedir.Davison ailesinin fertleri Drake,Crispian,Aimee ve Felix bu özel günde anne-babalarını yalnız bırakmamak için eşleriyle birlikte katılım sağlarlar.
You're Next (2011)
Huzurlu ve eğlenceli başlayan gece,maskeli şahıslar tarafından uğradıkları saldırı sonrasında gerilim yüklü bir hayatta kalma mücadelesine dönüşecektir.Cep telefonları sinyal kesiciler tarafından engellenmiş,çeşitli tuzaklar kurularak evin içerisinde hapsolmuşlardır.Neyle karşı karşıya olduklarını bilmeyen kahramanlarımız panikleyerek sağa sola savrula dursunlar,geceye Crispian ile birlikte katılan ve davetsiz misafir olarak karşılanan Erin,Davison'ları organize etmeye çalışmaktadır.Erin küçük yaşlarda babasının öğretileri sonrasında hayatta kalabilmek için savaşması gerektiğinin bilincinde olan görüntüsünden daha fazlasını vaad eden gizemli,genç bir bayandır.Öte yandan artık sadece dışarıdan tacizlerle yetinmeyen eli kanlı,maskeli saldırganlar evin içerisine kadar girmeyi başarırlar.Bakalım Davisonlar için dehşet dolu gece nasıl sonlanacak? 

İyi;Birkaç akılda kalan sahne dışında kayda değer hiçbir yanı bulunmayan sadece bol kanlı filmlerden hoşlananların sevebileceği bir yapım.
Kötü;Adam Wingard tarzını beğendiğim başarılı bir yönetmen olsa da ne yazık ki son filmi "You're Next" vasatın dahi altında kalmış klişelerle dolu saçma sapan bir kurguya sahip şişirme bir yapım.Öyle ki  imdb'den ve benzer sitelerden nasıl yüksek puanlar alabilmiş anlamak mümkün değil.Oyunculuk zayıf,efektler skandal boyutunda...Düşük bütçeli bir yapım olması kesinlikle kurtarıcı bir sebep olamaz.
Maskeli saldırgan-home invasion tarzı yapımlardan gına gelmeye başladı desek yeridir.Sadece 2013 yılı içerisinde Static (2012) ve The Purge (2013) gibi birkaç benzer film vizyona girdi.Umarım bu kısır döngü kısa zamanda yıkılır.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Eylül 2013 | Etiketler : | | | |

The House of the Devil (2009)

The House of the Devil (2009)
Korku-gerilim eksenli yapımlardan tanıdığımız Amerikalı genç yönetmen Ti West'in en çok beğeni kazanan filmi "The House of the Devil" şeytan-şeytani güç temalı başarılı bir alternatif.2009 yılında vizyona girmesine rağmen 80'li yıllarda geçen bir hikayeyi anlatan yapım,atmosfer olarak oldukça iddialı.
The House of the Devil (2009)
Üniversite öğrencisi Samantha Hughes,öğrenci yurdundaki oda arkadaşının dağınıklığından muzdarip tek başına yeni bir eve taşınmaya niyetlenir.Şansının yaver gitmesi sonrasında tam da aradığı gibi bir ev bulan kahramanımız,kirayı karşılayabilmek için iş bakınmaya başlar.Okulun panosunda bebek bakıcısı ilanını gören Samantha üstesinden gelebileceğini düşünüp aramaya karar verir.Telefon görüşmesinin ardından kasabadan epey uzaklarda yaşayan Ulman ailesinin malikanesine davet edilen kahramanımız,arkadaşı Megan'ın arabayla bırakması sonrasında ev sahibi ile tanışır.Mr.Ulman Samantha'ya aslında bakması gereken kişinin bir bebek olmadığı yaşlı annesi olduğunu söyler.Vazgeçmesini engellemek adınada sadece birkaç saatliğine evde kalması için teklif ettiği fiyatı dört katına çıkarır.Zira gece gerçekleşecek ay tutulması Mr:Ulman'ın fazlasıyla ilgisini çekmektedir.Kirasını ödeyebilmek için öneriyi kabul eden Samantha,Ulman'ların yola çıkması sonrasında tek başına kalır.Evin ürpertici sessizliğinden ötürü etrafı kolaçan etmeyi düşünen  kahramanımız bir dolabın içinde eski aile fotoğrafları bulur.Ancak beklentisinin aksine fotoğraflar Ulmanlara ait değildir.Bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseden Samantha üst kattaki Mr.Ulman'ın annesinin bulunduğu odaya göz atmaya karar verir...

İyi;Atmosfer,gizem seviyesi ve oyunculuk oldukça başarılı.Bu filmi sevenlerin tema ve kurgu olarak benzer olan Darkness (2002) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Filmin neredeyse dörtte üçü gerilim yönünden tatmin edici olsa da son derece hareketsiz ve sıkıcı ilerliyor.Senaryonun klişe olması da buna ekleyince yönetmenden biraz zeka parıltısı görebilsek iyi olacaktı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | |

The Purge (2013)

The Purge (2013)
Yıl 2022,Amerika Birleşik Devletleri...İşsizlik %1 oranına gerilemiş ve suç neredeyse tarihe karışmış durumda.Şiddet bir istisna dışında tamamen sona erdirilmiş.Amerikanın yeni kurucularının bağışladı izin ile "ruhumuzu kötülüklerden arındırmak ve temizlemek" için her yıl 12 saat süreyle Amerikan Arınma Gecesi kutlanmaktadır.Bü süre boyunca devlet otoritesi tamamen rafa kalkıp,insan doğasının en sadist en çirkin yüzü ortaya çıkmaktadır.O gece yaşanan kayıpların hatta ölümlerin dahi hesabı sorulmayacaktır...
The Purge (2013)
Sandin ailesi arınma gecesi öncesi son hazırlıklarını tamamlamak üzeredir.Evin reisi James güvenlik sistemleri pazarlayan başarılı bir satış temsilcidir.Kendi evinde de en güncel ve teknolojik sistemleri kurarak arınma gecesini ailesiyle birlikte sıkıntısız,huzurlu bir şekilde geçirme niyetindedir.Saat tam 7 de özel tasarım evinin güvenlik zırhlarını aktif hale getiren kahramanımız,başının belada olduğu ergen kızı Zoey ve asosyal oğlu Charlie'de yanına alarak eşi Mary ile birlikte güvenlik kameralarının bulunduğu odada sabahı edebilmek için gergin bir bekleyişe çekilir.Bu arada akşamın karanlığında yaralı bir adam evlerinin önünde yardım istemekte,peşinde birilerinin kendisini öldürmek istediğini haykırmaktadır.Charlie'nin merhameti sonrasında davetsiz misafirin eve sığınması büyük bir belanın Sandin ailesine sarmasına sebep olacaktır.Bir grup eli kanlı,maskeli psikopat Sandinlerin evine sığınan adamın peşindedir.Dahası son derece kararlı olup yabancının teslim edilmesini istemektedirler.Öte yandan kargaşa sonrası yaralı adamın elinden kaçıp saklanması James'in işini epey güçleştirecektir.Bakalım kahramanlarımız sabah saat 7'ye kadar hayatta kalmayı başarabilecek mi?


İyi;Sürükleyici tipik tek mekan filmlerinden biri.Oyunculuk başarılı.Senaryo düşünsel olarak iyi ancak uygulamada aksaklıklar olduğunu belirteyim.
Kötü;Klişeler,mantık hataları,sürprizden uzak final...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Ağustos 2013 | Etiketler : | | |

Dead Mine (2012)

Dead Mine (2012)
2.Dünya Savaşı döneminde Japon general Yamashita,savaşta hizmetlerinden ziyade Güneydoğu Asya'da ele geçirdiği savaş ganimeti ile tarihe mal olmuştur.Yamashita'nin altınları olarak anılan,dillere destan hazine o günden bu yana yüzlerce hazine avcısının hayallerini süsleyip,Asya'yı karış karış aramalarına sebep olmuştur.
 Hazinenin yıllarca Filipinler topraklarında olduğu düşünülse de Warren liderliğinde bir grup maceraperest elde ettikleri bilgiler sonrasında Endonezya'da araştırmalara başlamıştır.Warren 2.Dünya Savaşı sırasında Japonların kullandığı bir sığınakta hazinenin var olduğuna inanmaktadır.Kurduğu araştırma ekibi ve anlaştığı bir grup paralı askerle (Tino ve askerleri) Endonezya ormanlarının derinliğinde bulunan sığınağa ilerleyen kahramanlarımız,kartel bir grubun saldırısı ile silahlı çatışmanın içerisine girerler.Son çare olarak komutayı devralıp -kontrol edip güvenilirliğine ikna olmadığı mağaraya- sığınmayı öneren yüzbaşı Tino,patlama sonrasında içeride ne olduğunu bilmedikleri büyük bir kapanın içerisine kısılmalarına sebep olur.Yeni bir çıkış yolu bulmak zorunda kalan Warren ve arkadaşları bir yandan huzursuz olan paralı askerleri dizginleye dursun öte yandan da karanlık tünellerde yalnız olmadıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.Hazineye giden yolda korku dolu bir maceraya girişen kahramanlarımız bakalım yeniden gün ışığını görebilecek mi?


İyi;Kurgu ve mekan olarak başarılı bir yapım.Bu filmi sevenlerin Outpost (2007) ve Outpost: Black Sun (2012) filmlerine de göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;Oyunculuk,efektler ne yazık ki tatmin edici değil.Yüksek bütçe ve daha popüler oyuncularla kesinlikle başarılı bir yapım ortaya çıkabilirdi.Özetle tek mekanda geçen orta karar bir aksiyon gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

Dark Circles (2013)

Dark Circles (2013)
Penny ve Alex bebeklerinin doğumunun ardından gürültülü şehir hayatından uzaklaşarak sessiz sedasız bir kasabada gözlerden uzakta büyük bir ev satın alırlar.Esasında müzisyen olan Alex işleri gereği şehirden uzaklaşma fikrine uzak olsa da eşini kıramadığı için gönüllüymüş gibi davranır.Hamileliğinin son birkaç ayından itibaren tuhaf kabuslar görmeye başlayan Penny,huzursuz hissetmekte ve mekan değişiminin hem kendisi hem de ilişkisi açısından iyi geleceğine inanmaktadır.

Ailelerini ve arkadaşlarını geride bırakarak taşınma işlemini tamamlayan kahramanlarımız daha eve yerleştikleri ilk günden itibaren yoğun negatif enerjinin etkisi altına girerler.Sanki evin koridorlarından başka biri dolaşmakta,bir yabancının nefesi tenlerine değmektedir.Daha da kötüsü öncesinde sadece Penny'nin hassasiyeti olarak yorumlanan bu durum Alex'in de başını ağrıtmaya başlar.Eve taşınmalarının ardından bebeğin sürekli ağlaması ve bir türlü uyumaması kahramanlarımızın en ciddi problemi haline dönüşmüştür.Zira bebeklerinin her on beş dakikada bir uyanması bütün uyku ritimlerinin bozulmasına sebep olmuştur.Öte yandan sessiz sedasız bir kasaba olduğu için tercih ettikleri evin yakınında başlayan inşaat gündüz saatlerinde de dinlenememelerine sebep olmaktadır.Günlerin su misali akıp gitmesi sonrasında giderek artan yorgunluklarına çözüm bulamayan genç çiftimiz evin içinde zombi misali dolaşmaya başlarlar.Gördükleri tuhaf bir kadın silüetini halüsinasyon ve uykusuzluk olarak yoran kahramanlarımız  bebek için geceleri yatılı olarak evlerine yerleşecek bir dadı tutmaya karar verirler.Ancak tuttukları dadının daha ilk gecesinde evi epey dağıtırak ortadan kaybolması,Penny ve Alex'in zaten limoni olan arasının iyice gerilmesine sebep olacaktır.Anne olarak bebeğine daha korumacı yaklaşan Penny,Alex'in vurdumduymaz tavırlarından sıkılmaya başlamıştır....


İyi;Oyunculuk,mekan,buhranlı atmosfer.Açıkçası beklentimin daha üstünde başarılı bir kurguyla karşılaştım diyebilirim.Bu filmi sevenler The Baby's Room (2006) ve Fertile Ground (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Senaryonun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi başlıca dezavantajı...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mayıs 2013 | Etiketler : | | |

The Collection (2012)

The Collection (2012)
2009 yılının iddialı korku-gerilim yapımlarından biri olan The Collector,Cube vari kurgusu ile epey dikkat çekmeyi başarmıştı.Final sahnesi itibariyle serinin devam filminin geleceği pek çok korku sever tarafından öngörülmüştü.En nihayetinde The Collection adıyla vizyona giren serinin ikinci filmi,ilk yapımın bittiği yerden senaryoyu bağlayarak karşımıza çıkıyor.İncelemeye geçmeden önce ilk filmi kısaca özetleyelim;
"Soygun için öncesinde çalıştığı evi seçen Arkin,tam kasaya ulaşıp paraları alacağı anda evde yalnız olmadığını fark edecektir.Dahası çekinmesi gereken kişilerin ev sahipleri olmadığını,bubi tuzaklar kurmada uzman olan maskeli psikopat bir katil olduğunu anlayacaktır.Evin her yerine döşenen ölüm tuzakları nedeniyle kapana kısılan kahramanımız Collector ile deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlayacak ve yer yer zeka oyunları ile onu alt etmeye çalışacaktır..."

Collector,yüzünden çıkarmadığı maskesi ve özenle hazırlanmış zeki tuzakları ile her avlanışında koleksiyona yeni bir kurban ekleyen,artık ülke çapında aranan sıradışı bir seri katildir.Son olarak Arkin'i meşhur kırmızı kutuya hapsederek koleksiyona ekleyen Collector,şimdi ise Elena isimli genç bir kızın peşine düşmüştür.Elena ise arkadaşlarının davetiyle katıldığı özel bir mekanda gerçekleşen ve sadece parolayı bilenlerin içeri girebildiği partide başına geleceklerden habersiz,eğlenmeye çalışmaktadır.Erkek arkadaşının kendisine yalan söylediğini anladığında ise yalnız kalabilmek için arkadaşlarından ayrılır.Bulunduğu odada kırmızı büyük bir kutu gören kahramanımız,kutunun içinden sesler geldiğini fark eder.Öte yandan Collector ise partiye damgasını vurmaya hazırlanmaktadır.

Elena'nın ortadan kaybolması üzerine tüm imkanlarını seferber eden varlıklı babası (Mr.Peters) polislerle yetinmeyip özel bir ekip kurarak kızının sağ salim evine dönmesini istemektedir.Zira eğer 48 içerisinde Collector'a ulaşamazlarsa kızını bir daha asla göremeyeceğinin bilincindedir.İşte bu noktada Elena'nın kaçırılışı sırasında firar eden Arkin'den yardım isteyen kahramanımız,onun Collector'un yaşadığı mekanı bilen tek kişi olduğunu düşünmektedir.Arkin ise tam eşine ve ailesine kavuşmuşken çeşitli tehditlerle ekibe dahil olmak zorunda kalır.Şimdi yapmaları gereken Collector'un ölüm tuzaklarıyla donattığı eski bir otel bozması olan kanlı evine girip,Mr. Peters'ın kızını kurtarmaktır.Hayatta kalma savaşı başlasın...
İyi;İlk filmin ardından kendine has bir fan kitlesi oluşan ve devamı merakla beklenen The Collection,yine korku-gerilim yanında aksiyonda vaad eden sahneleri ile görülmeye değer.Tek mekanda geçen soluksuz izleyebileceğiniz başarılı bir alternatif.
Kötü;Tuzaklar daha zekice hazırlanmalıydı.Daha çok kanlı sahneyi seyircinin gözüne sokmak için gereksiz bir kasma durumu yaşanmış.Şahsen ben ilk filmi bulmacalar çözme yönünden Cube serisine benzetip beğenmiştim.Bu haliyle daha çok ticari kaygılarla çekilmiş Saw serisine benzemiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

Grave Encounters 2 (2012)

Grave Encounters 2 (2012)
Alex,korku sinemasına gönülden bağlı başarılı bir öğrencidir.Dört yakın arkadaşı ile birlikte 'teen slasher' formatında,insanları gerçekten korkutacak bir şeyler yapma uğraşında olan kahramanımız öte yandan da yakın zaman önce Amerika'da sükse yapan "Grave Encounters" yapımı üzerine,nasıl bu kadar ilgi çekebildiği  sorusu eksenli çalışmalar yapmaktadır.Paranormal Activity,The Blair Witch Project gibi gerçek olaylardan esinlenerek çekildiği iddia edilen filmleri inceleyen Alex,youtube kanalı vasıtasıyla gizemli bir hayran edinir.
Death Awaits nickli yabancı Alex'in Grave Encounters filmi üzerinde yoğunlaşmasına teşvik edici bazı ufak ipuçları vermektedir.Sürekli yeni mesajlar ve ilgi çekici bilgiler yollayan 'Death Awaits' bahsi geçen sahnelerin çekildiği Kanada'da bulunan akıl hastanesine gelmeleri durumunda içeri girmelerine yardım edeceğini de söylemektedir.Film tamamlandıktan sonra oyunculara bir daha ulaşılamadığı ve o günden beri kayıp oldukları söylentisi Alex ve arkadaşlarının epey dikkatini çekecektir.Kahramanlarımız bitirme projelerini ve uzun süredir uğraştıkları senaryolarını askıya alarak,Grave Encounters film ekibi hakkında belgesel niteliğinde bir çalışma yapmaya karar verirler.Ancak cast ekibinden hiç kimseye ulaşamayan gençler soluğu yapımcının yanında aldıklarında ise gerçekten de çekim sürecinde bazı karanlık noktalar olduğundan şüphelenmeye başlarlar.Öncesinde absürt efektler ve komik makyajlardan oluştuğunu düşündükleri filmin çok daha fazlasını içinde barındıran sahiden de metafizik olayların eşiği,asla girmemeleri gereken bir yer olduğunu anladıklarında ise artık her şey için çok geç olacaktır...


İyi;Serinin başarılı bulduğum ilk yapımının ardından,benzer bir kurgu ile kelimenin tam anlamıyla devam niteliği taşıyor.Akıl hastanesinde geçen sahneler gerilim yönünden tatmin edici.Grave Encounters (2011) incelemesi için tıklayınız.
Kötü;İlk yarısı itibariyle epey sıkıcı.Açıkçası ilk filmin üzerine beklenti anlamında pek de birşey koydukları söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

5150 Rue des Ormes (2009)

5150 Rue des Ormes (2009)
Genç bir sinema öğrencisi olan Yannick,yeni mahallesinde mini bir belgesel çekmek için bisikletiyle dolaşmaktadır.Aniden önüne bir kedinin çıkması ile çarpmamak için ufak bir kaza atlatan kahramanımız,yara alarak elleri kan içinde kalmıştır.Kasabanın sessiz sokaklarından birinde olan Yannick,hemen yakınlarında bahçesinde taksi olan bir eve doğru yönelir.Zira bisikleti kullanılamaz hale gelmiştir.Taksinin sahibi olan Jacques,orta yaşlarda kır saçlı bir adamdır.Bugün çalışmadığını söyleyerek kahramanımızın taksiyi kullanma talebini geri çevirir.Yannick ise en azından ellerini yıkayabilmek için müsaade istediğini Jacques'ın evine izinsiz bir şekilde giriş yapar.Üst kattan gelen yardım çığlıkları ise bir andan hayatını değiştirmeye yetecektir...
Jacques dışarıdan normal bir aile babası gibi görünen,eşi ve iki kızı olan geçimini taksicilikle sağlayan biridir.Boş zamanlarını satranç oynayarak geçiren Jacques,eski bir şampiyon olup henüz onu yenebilen çıkmamıştır.Yannick'i gördükleri sonrasında esir alarak,odalardan birine hapsedip alıkoymaya başlar.Ona ne yapacağına karar veremeyen kahramanımız bir süre misafir ederek iyi bir insan olup-olmadığını anlamaya çalışır.Öte yandan Jacques'ın büyük kızı Michelle'de babasının öğretileri ile yetişmiş,zaman zaman öfke nöbetleri geçirerek saldırganlaşan genç bir bayandır.Michelle,Yannick evlerine girdiği andan itibaren onu da diğerleri gibi babasının öldürmesi gerektiğini düşünmektedir.Birkaç kez kaçma teşebbüsünde bulunan Yannick ise buradan tek kurtuluşun Jacques'in yaptığı teklif olduğunu düşünmeye başlar.Eğer onu bir kez satrançta yenebilirse serbest kalacaktır.Ancak hayatı boyunca satrançta hiç kaybetmemiş birisini mağlup edebilmek hiç de kolay olmasa gerek?


İyi;Psikolojik gerilim yönünden seyircileri tatmin edebilecek,çoğunlukla tek mekan ağırlıklı olarak ilerleyen bir kurguya sahip.Oyunculuk,atmosfer başarılı.İşin içinde satranç oyunun olması da filme ayrı bir egzotizm katıyor.Yanlış yolda yanlış eve giren meraklı bir gencin,kendi doğrularıyla yaşayan bir adamın enteresan ailesine zorunlu misafir olması...Bu filmi sevenlerin Chained (2012) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Biraz daha aksiyon vaad edebilirdi.Zira sıkıcı olmasa da uzun süre durağan işleyen bir senaryoya sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

The Canyon (2009)

The Canyon (2009)
Yeni evli Lori-Nick Conway çifti balaylarını daha eğlenceli geçirmek için Büyük Kanyon'da birkaç gün sürecek katır üstünde bir tura çıkmaya niyetlenirler.Ancak vilayet yasalarından ötürü gezinin aylar öncesinde bildirilmesi gerektiğini öğrendikten sonra tüm planlar alt üst olur.Kahramanlarımızın hayal kırıklığına kulak misafiri olan Henry isimli gizemli bir adam,kendisini tur rehberi olarak tanıtarak arzu etmeleri takdirinde gerekli izinleri alabileceğini söylemektedir...
Lori her ne kadar motelde kalmayı teklif etse de Nick'in yoğun ısrarları üzerine Henry'nin teklifini kabul edecektir.Henry uzun yıllar bu tarz gezilerde görev almış,oldukça deneyimli bir rehberdir.Ancak kemerinde büyük bir av bıçağı taşıması ve tuhaf hareketler sergilemesi genç çiftimizin akıllarında bir takım soru işaretleri bırakacaktır.Gezinin başlaması ile Henry'nin beklentilerinin ötesinde yardımsever,iyi kalpli bir insan olduğunu anlayan kahramanlarımız katır sırtında oldukları için biraz söylenseler de Büyük Kanyon'un eşsiz tabiatı ile büyülenirler.Ancak tam da güneşin batması ile kamp kurma hazırlıkları yapan üçlümüz,zehirli bir yılanın Henry'ye saldırmasının ardından yol-iz bilmez halde ortada kalırlar.Halihazırda telefonları da çekmemektedir.Öte yandan zehirli yılanların varlığı  ve kurt sürülerinin sesleri epey tedirgin olmalarına sebep olacaktır.Şimdi yapılması gereken sabah olmasını beklemek,Henry'yi de hayatta tutabilmek için bir an önce motele dönebilmektir.

İyi;Sürükleyici bir yapım.Gerilimin giderek tırmanması ve hayatta kalabilme mücadelesi,o anki çaresizlik gerçekten başarılı şekilde yansıtılmış.Kurgu olarak 127 Hours (2010) filmine de benziyor.Zaten hikayenin içerisinde ufak bir atıf da söz konusu.
Kötü;Film genelinde seyirciyi rahatsız edebilecek pek bir şey yok,ancak kurgunun tanıdık olması,sürprizden uzak görüntü yerine daha orijinal bir şeyler olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Flightplan (2005)

Flightplan (2005)
Kısa süre evvel eşinin kaybıyla sarsılan Kyle,kızı Julia ile beraber Birleşik Devletlerin yolunu tutmuştur.Eşinin naaşını da uçağın kargo bölümüne yerleştiren kahramanımız yeni bir hayata başlangıç yapabilmek umuduyla uzaklara gitmektedir.Berlin'den havalanan uçak New York'a iniş yapacaktır.Ancak uykuya daldığı uçuşun bir noktasında Julia'nın ortadan kaybolduğunu fark eden Kyle,bütün çabalarına rağmen kızını bulamaz...
Uçuşun güvenliğinden sorumlu Carson vasıtasıyla Kaptan Rich'u ulaşmak isteyen Kyle,uçakta detaylı bir aramanın yapılmasını istemektedir.Zira henüz altı yaşında olan minik kızı bir dolaba ya da kapalı bir alana girerek yaralanmış hatta düşüp bayılmış bile olabilir.Kaptan Rich'in Kyle'in isteklerini makul karşılaması ile bütün mürettebat Julia'yı aramak için uçağın çeşitli noktalarına dağılır.Bu sırada uçak motorlarının tasarlanmasında görev alan aynı zamanda mühendis olan Kyle,gövde kısmında henüz araştırmadıkları yerler olduğunu düşünmektedir.Öte yandan Julia'nın oturduğu koltuğun yakınlarındaki hiç bir yolcunun onu görmemesi ve hatta uçuş kayıtlarında da Kyle'in uçağa tek başına giriş yaptığının yazılı olması işleri epey karıştıracaktır.Çok geçmeden eşinin öldüğü hastanenin morg bölümünden bir yetkilinin gönderdiği bilgilendirme yazısı Kyle'ın kapana kısılmasına neden olacaktır.Rapora göre Kyle aynı gün içinde hem eşini hem de kızı Julia'ı kaybetmiştir...


İyi;Kurgu zekici planlanmış.Oyunculuk üst düzeyde.Yine Jodie Foster her zaman olduğu gibi tek başına sürüklemeyi başarıyor.Bu filmi sevenlerin benzer tarzda olan Panic Room (2002) yapımını izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü;İlk bölüm fazlasıyla sıkıcı.Sonrası zaten klasik tek mekan filmi havasında geçiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

247°F (2011)

 
Ian her yıl yaptığı gibi yine amcası Wade'e ait olan kulübeye arkadaşlarıyla (Renee,Michael ve Jenna) beraber ufak bir kaçamak için yola çıkar.Göl kenarında küçük bir kasabada yer alan kulübe Wade tarafından modifiye edilerek kısmen gençlerin hoş vakit geçirebilecekleri  bir mekana dönüşmüştür.Dahası ufak bir mini barı ve saunası da bulunmaktadır.
Jenna birkaç yıl önce evlilik hazırlığı yaptığı sevgilisini trafik kazasında kaybetmiştir.Halen olayın etkisinden kurtulamayan ve yas tutmaya devam eden kahramanımız yakın arkadaşı Renee'nin ısrarları üzerine geziye dahil olmuştur.Depresan ilaçlarından uzak durmak ve biraz sosyalleşmek için daveti kabul eden Jenna,akşam gidecekleri parti için de epey heyecanlıdır.Micheal'ın partiye kadar biraz gevşemek için saunayı kullanalım önerisi sonrasında kahramanlarımız saunaya geçerler.Başlarda her şey yolunda gitse de Micheal ve kız arkadaşı Renee tartışarak ortamın gerilmesine sebep olurlar.İçki ve aldığı uyuşturucuların da etkisiyle kontrolden çıkan Micheal duş alacağını söyleyerek çıkıp gider.Onun sorumsuz tavırları nedeniyle sinirlerine hakim olamayan Renee ise daha fazla taviz vermeme niyetindedir.Ancak talihsizlik ya Micheal sarhoşluğun da etkisiyle saunayı terk ettikten sonra kapı sıkışıp kalır.Saunada bir başlarında kalan Renee,Jenna ve Ian dakikalar sonra kapana kısıldıklarını anlarlar.Öncesinde bunun Micheal'ın planladığı bir şaka olduğunu düşünseler de uzun süredir gelen gidenin olmaması başlarının büyük dertte olduğunu göstermektedir.Ne de olsa Wade'de parti için kasabadadır ve ertesi gün sabah saatlerine kadar kimse kulübenin kapısını çalmayacaktır.Giderek sıcaktan bunalmaya başlayan kahramanlarımız ise yaşadıkları stresin etkisiyle mantıklı fikirler üretemeyip çaresiz kalırlar...


İyi;Tipik tek mekanda geçen durum filmlerinden biri daha.Oyunculuk fena değil,kurgu sürükleyici.Bu yapımı sevenler benzer konseptteki Frozen (2010) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Belki tekrarlıyor gibi olacağım ama tek mekan filmlerinde özellikle senaryo durağan şekilde ilerliyorsa mutlaka birkaç zeka parıltısı görmemiz gerekiyor.Aksi takdirde seyirciyi şaşırtmaktan uzaklarda ne fazla ne eksik vasat bir yapım ortaya çıkıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Incident (2011)

The Incident (2011)
Yıl 1989.Lokal bir rock grubunun üyeleri olan üç yakın arkadaş (George,Max ve Ricky) yeni albümleri için kaynak araya dursunlar,çaldıkları tüm kapıların yüzlerine kapanması ile para kazanmak için azılı suçluların bulunduğu Sans Akıl Hastanesinde aşçılık yapmaya başlarlar.Gündüzleri ağır şartlarda çalışan kahramanlarımız,geceleri ise tutkunu oldukları müziği yapmaya devam etmektedirler.Haliyle hayatlarından hiç de memnun olmayan George ve kankaları hastanenin güvenlik şefi olan J.B'nin gözetiminde rutin hayatlarını sürdürmektedirler.Taa ki fırtınalı bir günde elektronik bir arıza gerçekleşene dek...
Sans Akıl Hastanesi şehrin ücra bir köşesinde yüksek güvenlik önlemleri ile donatılmış,azılı mahkumların yer aldığı deyim yerindeyse uzaktan büyük bir hapishane izlenimi veren soğuk bir binadır.Hemen girişte bulunan yemek deposu ile mutfağın arasındaki holde işlerini yürüten George ve arkadaşlarının binanın diğer bölümlerini girmesi kesinlikle yasaktır.Mutfakla hastaların yemekhanesi arasında bulunan kırılmaz camdan yapılmış vitrinle servis yapılmaktadır.Yine bir akşam yemeği sırasında dışarıda fırtınanın şiddetlenmesi ile elektrik kontağında gerçekleşen arıza ile tüm binanın güç kaynağı kesilir.Işıkların gitmesiyle beraber jeneratörün devreye girememesi bütün çalışanları tedirgin etmeye yetmiştir.Dahası mahkumların hücrelerindeki elektronik kapıların da devre dışı kalması ile hastanede kaos hakim olmaya başlamıştır.Harry Green önderliğinde uzun süredir ilaçlarını doktor gözetiminden saklı olarak kullanmayı bırakan ve kendi aralarında organize olan mahkumlar, isyan girişimi planlamaktadır.Kırılmaz camın hemen arkasındaki mutfakta mahsur kalan kahramanlarımız ise gerilim dolu dakikalara şahit olacaklardır.Bakalım zorlu gecede kimler hayatta kalmayı başarabilecek?


İyi;Gerilim yönünden fena olmayan orta karar bir yapım.İlk yarısı itibariyle ilgi çekici şekilde ilerlese de ne yazık ki aynı tempoda devam etme hususunda sınıfta kalıyor.
Kötü;Sıradan bir durum filmi.(Bir şekilde kapana kısılan gençler ve alışageldiğimiz tek mekan konseptinde hayatta kalma mücadelesi...)Düzenli bir kurgudan bahsedemeyiz.O nedenle fazla beklentiye kapılmadan değerlendirmek gerekiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

The Resident (2011)

The Resident (2011)
Genç doktor Juliet sevgilisinden ayrıldıktan sonra yeni bir eve taşınmaya karar verir.Brooklyn'de bütçesine uygun eski bir apartman dairesini gözünü kestiren kahramanımız,ev sahibi Max'in de samimi tavırları sonrasında kendisi için en ideal alternatifin burası olduğunu düşünür.Orta yaşlarda yakışıklı bir adam olan Max,babası ile beraber yaşayan içine kapanık biridir.Juliet'i gördüğü anda etkilenerek uzun yıllardır süre gelen yalnızlığını onun arkadaşlığı ile atlatabileceğini düşünmektedir.
Evden işe-işten eve yaşantısına devam eden Juliet,zamanla Max'in yardımsever tavırlarından ve centilmen hareketlerinden etkilenerek ona bir şans vermeye karar verir.Kısa süreli bir flört sonrasında,henüz erkek arkadaşından yakın zaman önce ayrıldığını ve yeni bir ilişkiye hazır olmadığını söyleyen Juliet,kibarca Max'i reddeder.Sonuçta onun evinde kiracı olduğundan dost kalmaya özen gösteren kahramanımız,Max'in aşırı ilgisinden ve ilişkilerinin bittiğini halen kabul edememesinden ötürü sıkıntılı günler yaşamaktadır.Yorucu nöbetler sonrasında bir an önce dinlenebilmek için dairesine gelen Juliet,Max'e görünmemek için deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlamıştır.Öte yandan sabahları sürekli bitkin uyanan kahramanımız,geceleri odasında tuhaf bir şeyler olduğundan şüphelenerek görüntüleme sistemi kurmaya karar verir.Tabii bu fikri edinmesinde dairesinde bazı odaların restore ediliyor bahanesi ile anahtarlarının kendisine verilmemesi de etkili olmuştur.Bu sırada Juliet,Max'i  tanıdıkça göründüğünden çok farklı birisi olduğunu keşfedecektir...


İyi;Tanıdık bir senaryo,ancak yine de oyunculuk olarak başarılı bir alternatif olduğunu ekleyeyim.Gerilim dozu tatmin edici.Bu filmi sevenler 100 Feet (2008) ve Sleep Tight (2011) yapımlarına da deneyebilirler...
Kötü;Tipik saplantı hikayesi şeklinde.Gerilim yönü daha yüksek şekilde kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Bait (2012)

Tsunami felaketi sonrasında sular altında kalan Avustralya sahillerinde bir grup insan büyük bir süper markette kapana kısılmıştır.Aniden yükselen sular nedeniyle göz açıp kapayana dek korkunç bir faciaya şahit olan kahramanlarımız,yüzlerce ölünün arasında şans eseri hayata tutunmayı başarmışlardır.Okyanusun kabarması ile sahilin on mil kadar içerisine dolan sularda büyük bir tehdit kol gezmektedir.Büyük beyaz köpek balıkları...
Yakın geçmişte sevgilisinin (Tina) abisinin kendi hatasından ötürü köpek balıklarına yem olmasına engel olamayan Rory,nefes aldığı her dakika bu pişmanlığın diyetini ödemektedir.Evlilik hazırlığı yaptığı Tina'nın dehşet verici olay sonrasında kendisini terk etmesi ile üzüntüsü ikiye katlanan kahramanımız,aylar sonra yeniden Tina ile büyük bir süpermarkette karşılaşma fırsatı yakalamıştır.Bu sırada soygun hazırlığında olan iki azılı hırsız da markette doğru anı bekleyerek kasayı açmayı planlamaktadır.Kızının karıştığı bir olaydan ötürü burada bulunan dedektif ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir.Çok geçmeden silahlı soyguncuların harekete geçmesi ile markette büyük bir kargaşa yaşanacaktır.Ancak asıl sürpriz ise artçı şokların yaşandığı kasabada ansızın gerçekleşen tsunami felaketi olacaktır.Saniyeler sonrasında her yerin sular altında kalması ile Rory,Tina ve soyguncuların da içlerinde bulunduğu bir grup insan hayatta kalmayı başarır.Yüksek rafların üstüne tırmanan kahramanlarımız bir yandan suların halen yükselmesi ile tedirginlik yaşarlarken diğer yandan da  bir büyük beyaz köpek balığının kapana kısıldıkları markette girmesi ile tarifsiz bir gerilime esir olacaklardır.Grup dinamikleri gereği sorumluluk alarak buradan kurtulmak için plan yapmaya başlayan Rory'nin işi hiç de kolay değildir.Öte yandan alt kattaki otoparkta da üç kişilik bir grup mahsur kalmıştır...


İyi;Son dönemlerde izlediğim aksiyon ve korku-gerilimin en iyi şekilde harmanlandığı yapımlardan biri.Felaket sonrası hayata tutunan bir grup talihli insan ve sonrasında alışageldiğimiz tek mekan filmi izlenimi verse de işin içine köpek balığının da girmesi ile heyecan verici sürükleyici bir yapıma dönüşüyor.Genelde köpek balıkları,dev timsahlar,anakondalar gibi tipik boss yaratık ve bir grup insanın mücadelesi şeklindeki filmlere karşı ön yargıyla yaklaşsam da bu yapımı beğendiğimi ekleyeyim.Bu arada bu filmi sevenlerin Rogue (2007) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Sonuç itibariyle tanıdık bir senaryo.Kurguda izleyicinin sürpriz olarak karşılayacağı pek bir şey yok. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |