Güncel İncelemeler;

The Machinist (2004)

The Machinist (2004)
Bir fabrikada makinist olarak çalışan Trevor, bir yıldır üstesinden gelemediği şiddetli uykusuzluk probleminden muzdariptir. Geceleri bir an dahi gözlerine uyku girmeyen ve dolasıyla fiziksel olarak da bitkin düşen kahramanımız, günden güne kilo vermekte, deyim yerindeyse erimektedir. 
The Machinist (2004)
Geceleri gündüz etmekte zorlanan Trevor, ailesi ya da arkadaşı olmadığı için para karşılığı ilişki yaşadığı Stevie' nin varlığıyla yetinmektedir. Çoğu zaman da gecenin bir yarısında evinin kilometrelerce ötesindeki havalimanına gidip, garson pozisyonunda çalışan dul bir kadın olan Marie ile muhabbet ederek evine dönen kahramanımız, depresif bir yaşam sürmektedir. Günün birinde her zamanki gibi sıkıcı geçen bir iş mesaisinin ardından vardiya değişimi sırasında, daha önce hiç görmediği Ivan isimli bir kaynakçıyla tanışır. Oldukça gizemli bir kişiliğe sahip olan Ivan, bir arkadaşının yerine bakmak için geldiğini söyleyerek uzaklaşır. Trevor ise günün devamında kendi hatasından ve dikkatsizliğinden ötürü bir iş arkadaşının ciddi şekilde yaralanmasına sebep olur. İş yerinde istenilmeyen adam ilan edilen ve şefi tarafından uyuşturucu kullanmakla suçlanan kahramanımız, soruşturma neticelene kadar evinin yolunu tutar. Olan bitenleri anlatabileceği tek kişi olan Stevie' ye içini döken Trevor, sabah uyandığında buzdolabının üzerine yapıştırılmış bir not bulur. Birilerinin ciddi anlamda kendisiyle uğraştığını düşünerek, ev sahibine dairesine izinsiz olarak birinin girmiş olabileceğini söyleyen kahramanımız, bir yandan da kazanın olduğu gün tanıştığı ve bir daha karşısına çıkmayan Ivan' ı sorgulamaya başlar. Ertesi gün buzdolabın üzerinde yeni bir not gören ve kafası allak bullak olan Trevor, kazadan sonra düşman kesilen iş arkadaşlarından birinin bunu yapmış olabilme ihtimalini irdeleyip, iyiden iyiye panikler. Günden güne psikolojisi daha fazla bozulan ve paranoyalarla dolu yıkıcı bir kabusun içerisine sürüklenen kahramanımız, büyük bir komplonun içerisinde olduğunu düşünmektedir. Düğümü çözebilmekse için tek çare Ivan' ı bulmalıdır...

İyi; Senaryo ve atmosfer olarak tatmin edici, gizem seviyesi yüksek, başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Christian Bale' in oyunculuğunun zirve yaptığı bir yapım. 
Kötü; İlk yarısı itibariyle klişe, tahmin edilebilir bir kurguda ilerlese de finaliyle sinemaseverleri mutlu edebilecek bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Nisan 2017 | Etiketler : | | | |

Secret Window (2004)

Secret Window (2004)
Ünlü korku-gerilim yazarı Mort Rainey,eşiyle boşanma arifesine geldikten sonra zamanının çoğunu boş işlerle geçiren,bir satır dahi yazıp-çizemeyen eski üretkenliğinden eser kalmamış deyim yerindeyse farklı bir adama dönüşmüştür.Öncesinde yazdıklarını değerli kılan yaratıcılığın bir anda kaybolması ile buhranlı bir döneme giren kahramanımız,gününün çoğunu yatakta geçirerek aylak bir yaşantı sürmektedir.
Günün birinde John Shooter adlı birinin kapısına dayanması ve kendi hikayelerini çalarak ün yaptığını ima etmesini ile halihazırda büyük sıkıntılarla boğuşan kahramanımızın yaşantısı daha da stresli bir hale bürünecektir.Gözlerden uzakta bir göl evinde tek başına yaşayan Rainey,şimdi de bu davetsiz misafirin çılgınca iddiaları ile sarsılmıştır.Zira John giderek ısrarlı bir şekilde kendisine yapılan haksızlığın telafi edilmesini istemektedir.Rainey ise hayatına ansızın giren bu adamın lafdan sözden anlamayan bir psikopat olduğunu düşünmektedir.Kitaplarının tamamen özgün olduğunu ve yazılma aşamasında kimseden yardım almadığını söylese de bir türlü ikna edici olamamaktadır.Öte yandan  John ise adaletin sağlanması için kendi bildiğini okuyup,düşmanca bir tavır sergilemeye başlar.İkili arasındaki gerilim tırmanarak,sataşmaların çok daha ötesinde bunaltıcı bir hal alacaktır... 

İyi;Her şeyden önce Stephen King'in kaleminden dökülmüş son derece başarılı bir kitabın uyarlaması.Başrolde usta oyuncu  Johnny Depp'in olması hikayenin derinlik kazanmasını sağlıyor,buhranlı atmosfere sahip tipik psikolojik gerilim filmlerinden biri.İlk yarısı itibariyle gizem-gerilim seviyesi tatmin edici.
Kötü;Malesef final sürpizlerden uzakta,aşağı yukarı bu tarz filmler izleyenlerin rahatlıkla tahmin edebileceği bir şekilde sonlanıyor.Yer yer oldukça sıkıcı bir hal aldığını da ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

El habitante incierto (2004)

Başarılı bir mimar olan Felix,kendi tasarladığı lüks bir o kadar da geniş malikanesinde kız arkadaşının (Vera) terk etmesi ile yapa yalnız kalmıştır.Günün birinde gecenin geç saatlerinde gizemli bir yabancının kapısını çalması ile rutin hayatına heyecan katan kahramanımız,sıra dışı bir deneyim yaşayacaktır...
Telefonu kullanmak istediğini söyleyen orta yaşlardaki adam,hayati bir durum olduğunu belirterek Felix'in  iznini alır.Felix davetsiz misafirine karşı kaba görünmemek için birkaç dakikalığına mutfağın yolunu tutar.Geri döndüğünde ise adamın bir anda ortadan kaybolduğuna şahit olur.Gece vakti dalgınlığına denk gelerek gizemli misafirinin evi terk ettiğini duymadığını farz eden kahramanımız,uyku vaktinin geldiğini düşünerek yatağına çekilir.Birkaç saat sonra uyku sersemi alt kattan gürültüler duyan Felix,evi didik didik aramaya koyulur.Hatta polislerden de yardım alarak evinde birinin olduğunu iddia eder.Bir kez de polislerle beraber evi kolaçan eden kahramanımız şüpheli bir duruma rastlanamamasına rağmen halen içini rahatlatamamaktadır.Kafayı fena halde telefonu kullanmak için evine aldığı yabancıya takan Felix,halen onun evi terk etmediğini ve kendisinden saklanarak deyim yerindeyse köşe kapmaca oynadığını düşünmektedir.Giderek paranoyaklaşmaya başlayan Felix,kız arkadaşı Vera'nın da kendisine sırtını dönmesi ile çaresiz kalacaktır...


İyi;Gerilim yüklü başarılı bir tek mekan filmi.Yine sıra dışı bir hikaye ve yine özgün İspanyol sineması örneği.
Kötü;Yer yer sıkan buhranlı bir kurguya sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Les rivières pourpres II - Les anges de l'apocalypse (2004)

Kızıl Nehirler (2000) yapımının ardından uzunca bir süre sonra vizyona giren serinin devam filmi,gelişen teknolojinin de etkisi ile görsel olarak daha doyurucu sahnelere sahip.Aksiyon düzeyindeki artış ve kovalamacalı sahnelerin çokluğu seyirciyi cezbedebilecek yanları.Konuya gelecek olursak;kilisede cereyan eden gizemli bir cinayet sonrasında tecrübeli dedektif Niemans görevlendirilir.Montanist akımı benimseyen,bu yönden oldukça farklı bir maziye sahip olan kilisede ansızın ortaya çıkan ölüm,gerçekleşme şekliyle de epey ilgi çekicidir.
Zamanında akademide Niemans'dan ders alan bıçkın polis Reda,sokakta şans eseri karşısına çıkan;görünüş olarak Hz.İsa'yı andıran,tuhaf tavırlar sergileyen adamı gözetim altına alır.Dediklerinden pek bir şeyler anlaşılmayan bu adam,kiliseyle ilgili bazı anahtar kelimeleri sayıklamaktadır.Reda'nın eski hocası Niemans ile yollarının kesişmesi sonrasında soruşturmanın seyri değişir.Birbirlerinin eksiklerini ve hikayenin karanlık kısımlarını tamamlamaya başlayan kahramanlarımız,kilisede bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Bu arada Hz.İsa'ya benzeyen adamın asıl kimliğinin ortaya çıkması ve yalnız olmadığın anlaşılması ile,aynen gerçekte olduğu gibi havarileriyle beraber gizli bir tarikat üyesi oldukları belirlenir.Bunun üzerine kasabada cinayetlerin artması,birilerinin tarikatın üyelerini hedef aldığını ortaya çıkaracaktır.Şimdi açıklığa kavuşturulması gereken tek nokta,bahsi geçen kutsal kitabın nerede olduğudur ?
İlk yapıma pek çok yönden benzeyen bu devam filminde özellikle birkaç nokta epey ilgi çekici.
-Her iki filmde de Niemans'ın kendisinden daha genç,bıçkın bir ortağı var.Aslında ortak değiller ama her ikisi de hikayenin farklı yerlerinden iz sürerek aynı noktaya ulaşıyorlar.Bıçkın karakterin kısa süreli dövüş sahneleri  mevcut.
-İlk yapımda üniversite ekseninde gerçekleşen gizemli olaylar bu sefer kilisede cereyan ediyor.Yine garip cinayetler ve göründüğünden daha karmaşık olan ilişkiler söz konusu.
-Özetle serinin devam filmi ilk yapımın senaryoya farklı ilavelerle yeniden kurgulanıp,bir benzerinin çekimi gibi.Bu yönden ilk filmi sevenlerin ikinci yapıma da göz atmalarını tavsiye ediyorum.Zira her şeyiyle paralel ilerliyor,hayal kırıklığı yaşama şansınız neredeyse sıfır...


İyi;İlk yapıma göre daha fazla aksiyon yüklü,çekim efektleri vs daha başarılı.Gizem seviyesi tatmin edici.
Kötü;Farklı bir kurgu daha ilgi çekici olabilirdi.Hemen hemen ilk filmin yeniden uyarlaması gibi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

One Point O (2004)

One Point O (2004)
Genç bir bilgisayar programcısı olan Simon,iş vereni için son derece değerli olan kodların önemli bir kısmını hazırlamaktadır.Karanlık bir apartmanda,tuhaf insanlarla beraber yaşayan kahramanız,zamanının çoğunun evinde işleriyle meşgul olarak geçirmektedir.Kodları teslim etmesine kısa bir zaman kala bazı problemler yaşamaya başlayan Simon patronun baskısının üstesinden gelememektedir.Günün birinde isimsiz kahverengi bir kutunun kapısında belirmesi ile rutin hayatına heyecan dahil olur.Ancak kutunun göndereni belli olmadığı gibi içi de boştur...
Neler olup bittiğine anlam veremeyen kahramanımız kutuyu inceledikten sonra gereksiz olduğuna karar verir ve kurtulmak için çöpe atar.Ertesi gün kutunun gizemli bir şekilde yeniden dairesinde belirmesi ile bir şeylerin ters gittiğini düşünen Simon,apartman görevlisinin yanında soluğu alır.Apartman kamera sistemi ile sürekli gözetim altındadır ve belki de hırsızın biri dairesine girmiş olabilir.Apartman görevlisine güvenmeyen Simon,ufak bir boşluktan yararlanarak kamera görüntülerinin kendi dairesinden izlenmesini sağlayacak bağlantıları kurar.Şimdi en azından içini rahatlatmayı başarmıştır...
Bitirmesi gereken işleri olmasına rağmen vaktini kutunun gizemini çözmek için harcayan Simon,paketleri komşularından birinin göndermiş olabileceği olasılığı üzerinde durur.Komşularını yakından incelemeye karar veren kahramanımız,paketin içerisinde fark edemediği bir şeyler olabileceğini düşünür.Halihazırda kutunun hayatına girmesi ile tuhaf alışkanlıklar edinerek psikolojisi alt-üst olmaya başlamıştır.Kime güveneceği hususunda büyük tedirginlik yaşayan Simon,apartmanın güvenlik görüntülerini tüm gün izleyerek komşularına karşı giderek paranoyaklaşmaya başlar.Birbirlerinden enteresan hayatlara sahip olan komşularını mercek altına aldıkça,henüz adını koyamadığı bazı şeylerin hayatını kontrol ederek yönlendirdiğine şahit olacaktır...

İyi;Neredeyse tamamı karanlık,buhranlı bir atmosfere sahip seyirciyi içine çeken ilgi çekici bir yapım.Atmosfer,mekan betimlemeleri,yardımcı karakterler vs son derece başarılı.
Kötü;Daha farklı bir final bu yapımı üst seviyeye çıkarabilirdi.Bu arada bazı ufak tefek çekim hataları da yok değil hani.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Creep (2004)

Son zamanlarda sık sık karşımıza çıkmaya başlayan,belki de kendine ait bir tarz oluşturan;metro ya da tren istasyonlarındaki tünellerde karanlıkta yaşayan yaratıkları konu alan filmlerin atası olan “Creep” filmi pek çok kıstas bakımından öncül durumda.Her daim karanlık tünellerin korkutuculuğu ve orada yaşayabileceği düşünülen bazı dünyevi olmayan yaratıklar gibi (belki de şehir efsanesi olarak nitelendirebileceğimiz) fikri bile insanı ürpertmeye yeterli olan bir konsept içeresindeki bu filmi farklı yapımlar seyretmek isteyenlere önerebilirim.
Kate alımlı ve bir o kadar da seksi bir bayandır.Yakın arkadaşlarından birinin düzenlediği partiye katılan kahramanımız,hızlı davranabilirse George Cooney ile tanışma fırsatı yakalayacaktır.Ancak Kate ne yazık ki çıkışta arkadaşının  ekmesi ile taksi de çeviremeyince metroya binmek zorunda kalır.Bu esnada partide kendisine sarkıntılık eden Guy,Kate’in adımlarını izleyerek geceye dair farklı beklentiler içerisindedir.Metroya ulaşan Kate,evsiz bir kadından(Mandy) metro kartı alarak son trene yetişmeye çalışır.İstasyona gelen kahramanımız,koşuşturmacanın verdiği yorgunluk ile uykuya yenik düşer.Gözlerini açtığında peronda tek başınadır ve artık geceye dair planlarını tekrardan gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Metrodan çıkıp evinin yolunu tutmaya karar veren genç bayan,metro alt geçidinin kilitlendiği görür.Dahası etrafta ne bir görevli ne de kendisi ile aynı durumda olan bir yolcu vardır.Peronlar arasında geçiş yapan Kate,en sonunda gelen trene atlar.Kendisinden başka kimsenin olmadığını düşündüğü trene binen kahramanımız,çok geçmeden karanlık bir tünelin içerisinde trenin ansızın stop etmesi ile telaşlanır.Seslenip neler olduğunu anlamaya çalışsa da kimselere ulaşamayan Kate,kendisine sulu bir şaka yapan Guy ile karşı karşıyaya kalır.Bu yalnızlığın ortasında belki de en son karşılaşmak istediği insan ile karşılaşan kahramanımız,Guy’ın niyetini öğrenince iyiden iyiye gerilecektir.
Guy'ın kanlar içerisinde ortadan kaybolması ile bu dehşet verici olaylara anlam veremeyen Kate,trenden atlayarak ışığa doğru koşmaya başlar.En sonunda bir durağa ulaşmıştır.Ancak yine çıkış kapıları kilitlidir ve de yardım alacak hiç kimse yoktur.Koridorlarda çaresizce koşuşturmaya başlayan kahramanımız en sonunda gecenin başlarında kendisine yardımcı olan evsiz kadının köpeğine rastlar.Çok geçmeden köpeği takip ederek,koridordan açılan özel bir bölmede,Mandy ve erkek arkadaşına ait bir oda bulan Kate,sığınacak bir liman bulduğunu düşünmektedir.Kahramanımız başından geçen korku dolu anları ve Guy’a olanları teker teker Mandy ve Jimmy’e anlatır.Jimmy de aynen Mandy gibi gamsız,esrarkeş birisidir ve yalnızca para karşılığında ona yardım edebileceğini söyler.Plan basittir;her durakta gece nöbetçisi görevli vardır ve Jimmy Kate’i oraya götürerek buradan çıkmasını sağlayacaktır.Tabii her şey yolunda giderse...

İyi;Baştan sona oldukça sürükleyici,gerilim yüklü sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.
Bu filmi sevenler The Midnight Meat Train (2008) ve Staf Night (2008) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Bir noktadan sonra tipik ucube filmine dönüşmesi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

The Grudge (2004)

2002 yapımı Ju-on filminin uyarlaması olarak çekilen yapım,beğeni kazanmasının akabinde üç filmden oluşan bir seriye dönüştü.Özellikle The Ring (2002) ve Shutter (2004) yapımlarının kazandığı başarının sonrasında kurgu olarak bu filmlerin izinden giden seri,sıkılmadan izleyebileceğiniz alternatifler arasında.Filme gelecek olursak:Ailesiyle bazı sorunlar yaşayarak Japonya'ya yerleşen Karen,farklı bir ülkede yaşamanın dezavantajlarının kendisine yardımcı olan erkek arkadaşı ile atlatmaya çalışmaktadır.Değişim öğrencisi olarak Tokyo'da hayatına devam eden Karen,aynı zamanda sosyal hizmetler kurumunda ders kredisi kazanmak üzerine görev almaktadır.Günün birinde yatılı hastalara hizmet eden hemşirelerden birinin ortadan kaybolması ile onun yerine görevlendirilen kahramanımız,hayatını alt-üst edecek lanetli evin kapılarını aralayacaktır.
Karen bahsi geçen eve ulaştıktan sonra yatalak hasta Emma ile ilgilenir.Zira ev berbat haldedir ve büyük bir kargaşa yaşanmış izlenimi vermektedir.Dahası üst kattan gelen rahatsız edici sesler sonrası yukarı çıkan kahramanımız sesin kaynağının bantlarla çevrelenmiş büyük bir gömme dolap olduğunu fark edecektir.Merakına yenilerek dolabın kapağını açtığında ise tozlu bir günlük ve sonrasında ansızın belirip kaybolan küçük bir erkek çocuğu görecektir.Yaşadığı kabus gibi anların etkisinden kurtulamayan kahramanımız kendisini Toshio olarak tanıtan minik çocuğun ansızın kaybolması ile iyice telaşlanmıştır.Lakin asıl sürprizi Emma ile ilgilenirken yaşayacak olan Karen,yüzünün tamamını kapatan siyah saçlı bir ucubenin(namı diğer Kayako) oracıkta yaşlı kadını öldürdüğüne şahit olacaktır.
Olay örgüsüne polislerinde katılması ile evin lanetli geçmişine dair önemli bilgiler edinen Karen,artık nasıl bir bela ile karşı karşıya olduğunun farkındadır.Yıllar önce evin sahibi olan Kayako ailesi ile mutlu mesut yaşarken,gönlünü başka bir adama kaptırması sonrasında günlüğünü okuyarak karısının kendisini aldattığını öğrenen kocası adeta terör saçmıştır.Kayako'yu boynunu kırarak öldürüp,sonrasında oğlu Toshio'yu küvette boğmuştur.Bunla da yetinmeyip Toshio'nun kedisini de öldürüp,karısını bir naylona sararak gömme dolaptan çıkılan tavan arasına bırakıp intihar etmiştir.İşte lanetin başlangıcıda bu olay olmuştur.
Malum olayın sonrasında eve girenlerin teker teker tuhaf şekillerde öldürüldüğünü keşfeden kahramanımız,kendi hayatının da tehdit altında olduğunun bilincindedir.Peki ama bu lanetten bir şekilde korunulabilir mi?
"Biri güçlü bir öfkenin ellerinde can verdiğinde ölüm yerinde bir lanet doğar.Bu lanetle karşılaşanlar onun gazabı ile yok edilirler."
Serinin diğer filmleri;

 İyi;Atmosfer,gerilim düzeyi,mekanlar...
Kötü;Zaman zaman durağanlaşan kurgu,olay örgüsünün çok yüzeysel şekilde açıklanması pek çok sorunun cevapsız kalmasına neden olacak cinsten.
Gereksiz;Abartılı makyajlar...
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mart 2012 | Etiketler : | | | | |

Shutter (2004)


Uzak doğu korku sinemasının en başarılı yapımlarından biri olan Shutter,gerek konusuyla gerekse finaliyle gerçekten muhteşem bir film.Son on yıla bakıldığında,belki de "Ringu"(Halka) filmiyle beraber uzak doğu korku-gerilim sinemasının vedai iftiharı olduğunu söylesek abartmış olmayız.
Filmin başları,Tarantino sinemasında görmeye alışık olduğumuz bir grup arkadaşın,masa başı hoş bir o kadar da boş sohbeti ile başlıyor.Yakın arkadaşlarının düğününü kutlamak için toplanan sıkı dostlar,alkollü ve eğlenceli gecenin ardından evlerinin yolunu tutarlar.Muhabbetlerine ara vermeden devam eden Thun ve kız arkadaşı Jane,arabaları ile ilerlerken,ansızın önlerine çıkan bir kıza çarparlar.Ancak yardım etmek bir yana dursun,yaşadıkları olayın şoku ile arabadan dahi inmeyip,gazlayarak oradan uzaklaşırlar.Yaşadıkları bu dramatik olayı unutmak için birbirlerine söz veren kahramanlarımız,en yakın dostları dahil hiç kimseye kazadan bahsetmemeye karar verirler.
Kazanın yaralarını sarmaya çalışan Thun,unutmanın en kısa yolunun gündelik hayata dönmek ve kendisini işe vermek olduğunun bilincindedir.Başarılı bir fotoğrafçı olan Thun,bir lisede yıllık için fotoğraf çekimi işini üstlenir.Çektiği fotoğrafları evine götürüp,banyo yaptırmaya başladığında ise,fotoğraflarda bir terslik olduğunu fark eder.Kahramanımız bu olayları yaşaya dursun,Jane ise kazanın şokunu atlatamamıştır.Yaşadığı travmanın etkisiyle çarptıkları kız ile ilgili kabuslar görmektedir.Birkaç gün görüşmeyen çiftimiz,bu zor dönemi beraber atlatmak adına yeniden bir araya gelirler.Fotoğraflarda tam olarak belli olmayan ancak sis bulutuymuşçasına bir suret olduğunu fark ederler.Başlarda kameralarında veya fotoğraf filminde bir hata olduğunu düşünerekten,bu işlerde bilgili bir arkadaşlarından yardım isterler.Ancak arkadaşlarından duyacakları onları daha da tedirgin edecektir.Fotoğraf filmlerinde ya da kamerada herhangi bir problem yoktur.Dahası arkadaşı bu fotoğrafta gördükleri suretin kesin olarak var olduğu,fotoğrafta bir yanıltmacanın bulunmadığı konusunda görüş belirtir.Bu suret kime aittir?
Çok geçmeden kahramanlarımız için bu gizemli suretin çarptıkları kızın hayaleti olabileceği fikri,her ne kadar inanmak istemeseler de mantıklı gelmeye başlar.Peki bu kız kimdir ve onlardan ne istemektedir.Thun ve Jane son günlerde yaşadıkları gizemli olayların yükünü taşıyamaz olmuşlardır.Psikolojileri alt-üst olan çiftimizin, artık tek derdi ölüme terkettikleri kızın kim olduğunu ve ne istediğini öğrenmektir.Kısa bir süre sonra,yakın zamanda düğünlerine gittikleri arkadaşının ölümü haberi ile daha da sarsılan ikilimiz,manevi olarak tam bir buhran yaşamaktadır.
Yaşadıkları sıkıntıları başlarından geçen trafik kazasını ifşa etmemek adına,arkadaşları ile de paylaşamayan kahramanlarımızın bu sırrı taşıması artık giderek zorlaşmıştır.Tek çıkış yolunun çarptıkları kızı bulmak olduğunun farkına varan çiftimiz,bir takım işaretler yardımıyla kimle karşı karşıya olduklarını anlayacaklardır.Bu sırada geçmişte yaşanan karanlık sırlar da gözler önüne serilmeye başlanmıştır.

"Bazen ruhlar,sevgi duydukları kişilere özlem duyarlar."
İyi;Shutter bazı ufak eksiklikleri olsa da özellikle sonlara doğru tırmanan gerilim,geçmişte yaşanan dramatik bir olayın halen yaralarının sarılamaması gerçeği ve bence müthiş finaliyle oldukça başarılı bulduğum bir yapım.
Kötü;
Gereksiz:
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Shaun of the Dead (2004)

 
Shaun,David ve Ed aynı evde yaşamaktadırlar.Daha doğrusu evin her türlü giderini David ve Shaun karşılamakta,Ed ise onlara ayak bağı olmaktadır.Ed;biraz eksik akıl,gününün tamamını barlarda ya da evde playstation oynayarak geçiren eğlenceli bir o kadar da boş birisidir.Her ne kadar Shaun,Ed'den vazgeçemese de David onunla aynı evde kalmaktan bıkmıştır.Liz,Shaun'ın gel-gitler yaşayan sevgilisidir.İlişkilerini bir türlü ilerki adıma taşıyamayan Liz,en sonunda Shaun'ı arkadaşlarından ve Winchester denilen,sürekli takıldıkları bardan uzak tutamayacağını anlar.Arka fonda Ghost Town melodisi çalarken,o meşhur Winchester da cesaretini toplayarak Shaun'a ayrılmak istediğini söyler...
Shaun'ın hayatındaki tek sorun Liz ile aralarındaki soğukluk değildir.Aynı zamanda kahramanımız annesi ile de problemler yaşamaktadır.Shaun Liz'in bu beklenmedik çıkışı üzerine hayatına çeki düzen vermeye ve onun kalbini yeniden kazanmaya karar verir.Liz'i hoş,nezih bir mekanda yemeğe götürmeyi ve böylece aradaki buzları eritmeyi planlar.Ancak son anda annesinin planları bozması ile randevusuna güç bela yetişebilen Shaun,kaliteli bir mekana yaptırmayı planladığı rezervasyon için de artık çok geç kalmıştır.Anlaşılan kahramanlarımıza yine Winchester yolu görünecektir.
Shaun Liz'i arayarak rezervasyonda bir aksilik yaşadığını ve onunla Winchester gelmek isteyip istemediğini sorduğu anda telefon yüzüne kapanır.Kahramanımız ellerinde çiçekler Liz'in kapısına dayanır ancak ne fayda.Yaşadığı bu üzücü olayın yasını tutmak için Winchester'a gelen Shaun,teselliyi Ed'in omuzlarında bulacaktır.Her ne kadar başlarda hayatındaki temel problemin Ed olduğunu söyleyip ona yüklense de,ev arkadaşı onun gönlünü almayı bilecektir.Biralarını içen kahramanlarımız evlerine doğru yola çıkarlar.Yolda garip davranışlar sergileyen,muhtemelen sarhoş olabileceğini düşündükleri tuhaf giyimli bir adamla karşılaşırlar.Eve ulaştıklarında ise kendilerini elektro müziğin ritmine kaptıran iklimiz,sabah işi gitmek için erken kalkması gereken David'in sert tepkisiyle karşılaşır.Arlarındaki problemi halleden ve akabinde sızan gençler sabah uyandıklarında hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını göreceklerdir.
Shaun dünkü sarhoşluğun ardından halen tam olarak ayılamamıştır.Markete atıştıracak bir şeyler almaya giderken,etrafta aynen dün gece gördükleri gibi pek çok tuhaf hareketler sergileyen insanların farkına varmaz.Bu insanlara ne olmuştur?(zombi?)Eve dönüş yolunda ise başlarda hasta sandığı bir zombi kızın saldırısına uğrar.Ed'in de yardımıyla bu zombiyi haklayan Shaun,çok geçmeden kasabalıların tamamının zombilere dönüştüğünü fark eder.Hemen bir plan yapar ve annesi ile Liz'i;tabii onlar da bu lanet zombilere dönüşmemişlerse,kurtarmak için yakın dostu Ed ile beraber yola koyulur.
Annesi ve Liz'i zombilerin saldırısına uğramadan kurtaran Shaun,bu uğurda çıktıkları yolda bir grup yine kendileri gibi zombilerden kaçan elemana rastlar.Artık azımsanmayacak bir güç haline gelmişlerdir.Zombi avı bütün eğlencesiyle başlasa da sonraları dışarıda daha fazla dayanamayacaklarını anlayan kahramanlarımız,Ed'in dahiyane önerisi üzerine Winchester'a sığınmayı planlarlar.Ancak büyük bir sorunları vardır;Winchester barının bulunduğu yol zombilerce çevrelenmiştir.Neyse ki kahramanlarımız zekice bu zorluğu da atlatmayı başaracaktır...



İyi;Mizahselin ağır bastığı en iyi zombi filmlerinden biri.Oyunculuk ve yaratılan atmosfer çok başarılı.

Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | | |

Dawn of the Dead (2004)

Düşünsenize bir sabah uyanmışsınız ve artık hiç bir şey eskisi gibi değil.Nasıl yani? Şöyle ki gündelik rutin hayatınıza dair her şeyi unutun.Hani derler ya dünyayı değiştirmek için insanları değiştirmek gerekir diye;durun! Siz hiç bir şey yapmadan birisi zaten insanları değiştirmiş bile.Etraf garabet zombilerle dolmuş taşmış,hadi o zaman hayatta kalmayı başaran birkaç kahramanımız pirincin taşını ayıtlasın bakalım.

Ortamı şöyle özetleyeyim;Left For Dead oyununu oynayanlar bilir ondan aşağı kalır bir yanı yok.Her yer saldırgan zombilerle dolup taşmış.Bu arada farzedelim ki zombiliğin sadece genlerle aktarılabildiği.Baya baya bilimsel olarak zombilerin bir tür olduğunu varsayalım.Hal böyle olunca yeni bir zombinin oluşabilmesi için iki zombinin çiftleşmesi gerekirdi.Belli bir doğum süresini de göz önüne alınca,hiç bir zaman bu tarz filmlerde olduğu gibi,bir gecede milyonlarca zombi oluşamazdı.(Filmin ilerleyen dakikalarında bu fikre bir atıf var.)
Belki de bu tarz yapımlar arasında en eğlencelilerden biri olan "Dawn of the Dead" zombilerin arasında hayatta kalmayı başarmış bir avuç insanın hikayesini konu ediniyor.Birbirlerini buldukları için bir hayli şanslı olan kahramanlarımız,insan olarak nefes almaya devam etmek istiyorlarsa,takım ruhuna sahip olup birbirlerine kenetlenmelidirler.Aralarında her ne kadar farklı mesleklerden ve statülerden kişiler olsa da amaç bir olunca,tabiatıyla eylem de bir olacaktır.Neyse ki aralarında bir de polisin olması (Kenneth) biraz olsun kendilerine güvenlerini arttıracaktır
Kahramanlarımız bir gecelik süreçte neler yaşandığını anlayamadan,peşlerindeki zombilerden kurtulmak adına sığınacak bir yer ararlar.O da nesi karşılarında devasa bir alışveriş merkezi.Tabii önce içerde zombiler var mı yok mu onu anlamaları gerekiyor.Şansları dönen kahramanlarımız zombilerce istila edilmemiş sınırsız araç gereceğe ulaşabildikleri binada,kendilerini hiç olmadıkları kadar özgür hissedeceklerdir.Yemek,kıyafet,takılar...aklınıza ne gelirse sanki her şeyin size ait olduğu,içinde kaybolacağınız kocaman bir vitrini hayal edin.Hal böyle olunca yaşadıkları dehşet dolu anları çabucak unutan kahramanlarımız,aylarca burada kalmalarını sağlayacak stoklar sayesinde,çocukça eğlenmeye başlarlar.Ancak dışarıda durumlar hiçte iyi değildir.Binlerce zombi mağazanın etrafında açıkmış ve taze et aramaktadır.Kendilerini kurtarmaya gelecek hiç bir yardım kuvvetinin olmadığını anlayan kahramanlarımız,kendi kurtuluş yollarını bulmak zorundadır.
Virüsün alışveriş merkezine de sıçraması ile,kahramanlarımız buraya terk etmek zorunda kalacaklardır.Plan ise şudur;buradan çıkıp Steve'in sahibi olduğu körfezdeki bir yata atlayıp okyanusu aşacaklardır.Bu şekilde lanet zombilerden kurtulmayı umarlar.Ancak asıl iş yata nasıl ulaşacaklarıdır.Bu aşamada yeniden takım oyunu meyvelerini vermeye başlar ve herkesin çalışarak katkıda bulunduğu S.W.A.T taşıtlarını andıran,dışarısını zırhlarla güçlendirdikleri iki tane van benzeri araçla yüzlerce zombinin arasından yardırıp uzaklaşmayı tasarlarlar.



İyi;Bir hayli eğlenceli bulduğum ve pek çok sahnesiyle de tam bir zombi filmi izlenimi veren,türün meraklılarının mutlaka izlemesi gereken bir yapım.

Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | | |

The Village (2004)

The Village (2004)
Gözlerden uzak bir kasaba, sessiz sedasız yaşayan yerliler ve bir de yasak orman; size ne kadar egzotik gelir bilemem ama bu tarz gerilim yönü ağır basan, kendine has mistik bir atmosfer barındıran, 'The Village' göz atılması gereken bir alternatif....
The Village (2004) 
 Kendi aralarında mutlu mesut yaşayan insanlardan kurulu bir kasaba düşünün. Öyle ki orada doğup büyümüşsünüz ve  bu kasabanın dışına hayatınız boyunca asla çıkmadan, buranın demirbaşı  olmuşsunuz. Adeta kasaba sizin için dünyanın merkezi olmuş...
Ancak alışılageldiği üzere, her toplumsal düzende olduğu gibi uyulması gereken bazı kurallar var. Etrafı geniş bir ormanla kaplı olan kasabanın dışına sadece belli inançlara sahip olan ve aynı zamanda kasabayı yöneten zümrenin haricinde kimse çıkamaz. Zira ormanın içerisinde garip ve ölümcül yaratıkların yaşadığı miti yeni nesilleri de etkisi altına alarak bir tabu haline dönüşmüştür. Şöyle ki  kasabanın delikanlıları kendilerini cesur göstermek adına, ormanın yasak bölgesinde en uzun süre durarak ne kadar babayiğit oldukları ispatlamaya çalışmaktadır...
The Village (2004) 
 Günün birinde kasaba ahalisinden birisinin yasak ormana girmesi ve özgürlüğü sınırlayan sır perdesi aralama düşüncesi  paranormal olayların başlamasına sebep olur. Covington kasabasında herkes dehşete kapılmıştır ve kapılarını pencerelerini kapatıp kilerlere saklanır. Bazı evlerin kapılarını kanla boyayan yaratıklar sesli tacizlerin ardından çok geçmeden kasabayı terk ederler. Bu olayı yaratıkların niyetlerinin sadece korkutmak olduğunu ve onlardan uzak durmak adına adak adamaları ve bir daha asla kimsenin yasak ormana girmemesi gerektiğini şeklinde yorumlayan kasabanın ileri gelen zümresi; kilisede yaptıkları toplantının akabinde, inançlarını daha da güçlendirdiklerini düşünerek kasabalıyı tekrardan böyle bir olayın yaşanmaması üzerine telkin ederler. Yapılması gereken basittir; kasabalılar ormanı gerçek sahiplerine bırakacak ve bu sayede eskiden olduğu gibi huzurlu yaşayabileceklerdir. Bütün bu korku dolu günlerin sonrasında, gözleri görmeyen genç bir kız, kasabada yaşanan paranoyalara son vermek maksadıyla yasak ormana girmeye ve orada yaşayan yaratıklarla yüzleşmeye karar verir. 
'Gerçekleri güneşe benzetirler doğrudur, gözlerimizi yakarlar korkusu ile çok defa bakamayız.'


İyi;Özellikle oyunculuk, atmosfer ve mekan olarak etkileyici bir yapım olduğunu söylemeliyim. Ancak klasik bir korku filmi arayışı içerisindeyseniz, bu film size sıkıcı gelebilir. Daha çok paranoyalar barındıran, bilinmeyeni keşfetme ve kişilik korkusu temalı yapım, herkese hitap etmese gerek...Din, inanç, tabu gibi pek çok kimsenin konuşmaya cesaret edemediği konulara zekice bir önerme ile cevap veren The Village izlenmesi gereken yapımlardan...Bu filmi sevenlerin benzer kurguya sahip The Mist (2007) yapımını da izlemelerini öneriyorum.
Kötü;Yavaş ve sıkıcı ilerleyen kurgu
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Aralık 2011 | Etiketler : | | |