Güncel İncelemeler;

Crawl (2019)

Crawl (2019)
Her daim zirveye oynayan başarılı bir yüzücü olan Haley, son zamanlarda kariyerinde durağan bir döneme girer. Bir türlü istediği sonuçları alamayan kahramanımız bir yandan da işine çok yoğunlaştığı için ailesiyle kopukluklar yaşamaktadır. Uzun süredir babasıyla görüşmeyen, ablasıyla ise zaman zaman telefonda kısa, hal hatır sormanın ötesine geçemeyen muhabbetler eden Haley, gözlerden uzakta bir başına yaşamaktadır.
Crawl (2019)
Günün birinde ablasından endişe dolu bir çağrı alan kahramanımız, babasının bir süredir ortalarda olmadığını, telefonlara da bakmadığını öğrenir. İşin kötüsü haberlerde sürekli olarak şiddetli kasırganın yaklaşmakta olduğu bilgisi yenilenmekte, pek çok insanın sel riski karşısında bulundukları yeri zorunlu olarak tahliye etmeleri istenmektedir. Babasının iyi olduğundan emin olabilmek için uzun süredir gitmediği eve göz atmaya karar veren Haley, bir yandan etrafı savaş alanına çevirmeye başlayan şiddetli fırtınanın öncül etkileriyle başa çıkmaya çalışmakta, bir yandan da otoyol boyunca tahliye için şehri terk etmeye uğraşan araç konvoylarının arasından ters istikamete doğru ilerlemektedir. Çok geçmeden babasının yıllar önce yaşadıkları ve anneleri onları terk ettikten sonra atıl bir şekilde duran eve gidebileceğini düşünen Haley, son bir gayretle oraya da göz atmaya karar verir. Öte yandan fırtına giderek şiddetini arttırmakta, sağanak yağmur yolları kapatan su öbekleri oluşturmaktadır. En nihayetinde eve ulaştığında babasının kamyonetinin bahçede olduğu görüp derin bir nefes alan kahramanımız, onun iyi olduğuna ikna olur. Ancak içeri girdiğinde bir türlü ona ulaşamayan Haley, cep telefonunu da mutfak tezgahında unutulmuş olarak bulur. Babasının tamir eşyalarının ortada olmasından yola çıkarak bodrum katında olabileceğini varsayan Haley, telefonunun fenerini açarak alt kata iner. Yıllardır oldukça bakımsız ve pasak bir şekilde kalan, alçak tavan klostrofobik bodrumda babasının baygın olarak yattığını gören kahramanımız, yaralı olduğunu fark ettiğinde ise büyük bir şok yaşar. Neyse ki babası gözlerini açar ve kendine gelmeyi başarır. Ancak çok geçmeden bodrumda yalnız olmadıklarını keşfederler. Zira şiddetli kasırga ve sel sonrasında, taşıma kanalından geçen dev bir timsah sürüsü etraflarını sarmıştır. Dahası kapana kısıldıkları yerde selden ötürü su seviyesi giderek yükselmekte, kurtuluş ümitleri ise bir o kadar azalmaktadır. Çevrelerinde bir yığın su tesisat boruları ve kablo çöplüğünden başka bir şey olmayan ikilimiz, nasıl başlarının çaresine bakabileceklerini düşünürler. Yaralı olan babasına rağmen bir şekilde buradan çıkacaklarına söz veren Haley, elinden geleni yapmaya kararlıdır.



İyi; Baştan sona sürükleyici kurgusu ve temposuyla göz atılması gereken başarılı bir aksiyon- gerilim filmi. Oyunculuk, epik sahneler ve tansiyon seviyesi olarak da beğenimi kazandığını eklemeliyim. Bu filmi sevenler Rogue (2007), Black Water (2007) ve Bait (2012) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü; Klişe...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Eylül 2019 | Etiketler : | | | |

Upgrade (2018)

Upgrade (2018)
Yakın gelecekte, siberpunk bir evrene konuk oluyoruz. Teknoloji kullanımın Moore yasasında ön görüldüğü gibi hızla gelişmesi sonrasında, biyoteknoloji ve biyomekanik konularında insanoğlu çığır açan yeni buluşlar üretmektedir. Akıllı ev konsepti ve bilgisayar kontrollü akıllı araçların çok ötesinde, son teknoloji ürünü pek çok alet edevat, insanoğlunun yeni bir çağa ayak basmak üzerinde olduğuna işaret etmektedir. 
Upgrade (2018)
Grey - Asha ikilisi mutlu bir birliktelikleri olan genç bir çifttir. Büyük bir teknoloji firmasında çalışan Asha' nın aksine daha konvansiyonel yollardan para kazanan ve evinin garajında tamirat işleri yapan Grey, kendi halinde bir adamdır. Günün birinde birlikte dışarı çıkan çiftimiz, zorba bir grubun acımasızca saldırısına uğrar. Asha' nın gözlerinin önünde katledilmesini izlemek zorunda kalan ve o uğursuz geceden felçli bir adam olarak sağ çıkan Grey, hezeyan içerisinde yoğun bir depresyona sürüklenir. Ne pahasına olursa olsun, eşini infaz eden manyak ruhlu katilleri bulmaya çalışan kahramanımız, bir türlü emniyet birimlerinden istediği desteği alamaz. İyiden iyiye çaresiz hisseden ve intihar etmeyi düşünen Grey, Eron isimli eski bir müşterisinin ortaya çıkmasıyla reddedemeyeceği bir teklifle karşılaşır. Büyük bir biyoteknoloji şirketinin sahibi olan ve çalışmaları gözlerden uzakta bir şekilde yürüten Eron, 'stem' isimli insanlığın geleceği olduğunu düşündüğü bir elektronik modül geliştirmiştir. Stem sayesinde, beyin ve organlar arasındaki bağın tekrar kurulabileceğini söyleyen ve artık tekerlekli sandalyeye mahkum olmadığını vurgulayan Eron, onay vermesi halinde ameliyatı hemen yapabileceğini de ekler. Öncesinde teklife şüpheci yaklaşan Grey, başka seçeneği olmadığını hatırlayarak, bir şans vermeye ikna olur. En nihayetinde ameliyat sonrasında ayağa kalkmayı başaran ve hiç olmadığı kadar sağlıklı hisseden kahramanımız, bunun büyük bir lütuf olduğunun farkındadır. İşin ilginci, çok geçmeden 'stem' in kulak zarına ses dalgaları göndererek onunla iletişim kurabildiğini öğrendiğinde ise şaşkınlığını gizleyemez. Dahası, steam çevresindeki uyaranları algılayabilmekte, pratik hesaplamalar yaparak sorunları rasyonel bir şekilde hızla çözebilmektedir. Bedeninin hiç olmadığı kadar çevikleştiğini ve stem sayesinde daha önce hiç pratiği olmayan şeyleri bile ustaca yapabildiği keşfeden kahramanımız, hayat gayesi haline gelen, karısını öldüren çetenin peşine düşmeye karar verir...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve ilgi çekici temasıyla, tipik bir 'Black Mirror' bölümünü andıran 'Upgrade' şans verilmesi gereken başarılı bir yapım. Bilim- kurgunun yanı sıra aksiyonda da hoşlananlar için ideal bir alternatif olabilir. Bu filmi sevenler Limitless (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Gizem seviyesinin daha yüksek olmasını beklerdim. Son çeyrek daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Ağustos 2018 | Etiketler : | | | |

The Belko Experiment (2016)

The Belko Experiment (2016)
Kırkı aşkın ülkede ofisleri bulunan Belko şirketi, çoğunlukla Güney Amerika' da faaliyet gösteren, genel itibariyle Amerika vatandaşı çalışanlardan oluşan bir aracı şirkettir. Aynı zamanda lokal çalışanlara da iş imkanı sağlayan kurum, modern ofisleri ve dinamik kadrosuyla sürekli büyüme eğilimdedir. Şirket çalışanlarına standart prosedür olarak çip takan ve saniye saniye onları izleyen Belko, sıkı bir güvenlik duvarına sahip olmalarıyla övünmektedir.
The Belko Experiment (2016)
Şirketin Bogota, Kolombiya' da bulunan gözlerden uzaktaki binasında sabah saatlerinde bir hareketlilik göze çarpmaktadır. Zira lokal çalışanların tamamı evlerine gönderilmiş, halihazırda sadece Amerikan vatandaşı olan seksen çalışan kalmıştır. Binanın hemen dışında yer alan bir hangarda ise uzun namlulu silahları olan askerler, agresif bir tavırla  binayı ablukaya almaktadır. Daha neler olup bittiğini anlayamadan binanın güvenlik moduna geçmesi, tüm kapı ve pencerelerin otomatik olarak kapanması sonrasında, kahramanlarımız deyim yerindeyse kendilerini çelik bir kafesin içerisinde hapsolmuş şekilde bulurlar. Öte yandan binanın intercom sisteminden gelen bir ses çeşitli direktifler vermekte ve talimatlara uyulmaması durumunda herkesin öleceğini dillendirmektedir. Öncesinde pek de ciddiye almadıkları durum karşısında, fikir jimnastiği yaparak bir çıkış yolu arayışına giren kahramanlarımız, etrafı kolaçan etmeye karar verirler. Her yerde kameralar olması ve dahası enselerinde bulunan çiplerle adım adım izlendikleri düşüncesi, büyük bir panik ve tabiatıyla kaosa sebep olur. Verilen süre içerisinde talimatların es geçilmesi üzerine yine intercomdan çağrı yapan ve bu sefer seçtiği kişileri öldürmekle tehdit eden dış ses :) çok geçmeden aksiyona başlar. Grup içerisinde bazı arkadaşlarının hunharca öldürülmesine şahit olan kahramanlarımız, panikle bina içerisinde koşuştururlar. Grubun alfa erkeği olmak ve kontrolü sağlamak için öne çıkan Barry, tek çarelerinin talimatları uygulamak olduğunu düşünmektedir. Mike' ın etrafında organize olan diğer bir grupsa, kimsenin canı yanmadan bir şekilde dışarı çıkabileceklerini iddia etmektedir. Zaman ilerledikçe olaylar gelişir...

İyi; Düşünsel olarak modern bir Battle Royal (2000) uyarlaması olan yapım, sürükleyici kurgusuyla kolay izlenebilecek bir gerilim filmi. Dahası bol kanlı cesur sahnelere sahip, aksiyon- gerilim severler için iyi bir alternatif.
Kötü; Karakterlerin yeterince tanıtılmadığı, grup dinamikleri açısından vasat bir yapım. Filmin ofis ortamında geçmesi sebebiyle The Method (2005) benzeri daha çok karakter çatışmaları ve diyaloglar içeren  sahneler görebilmeyi beklerdim. Kaldı ki herhangi bir altmetin ya da önerme de barındırmıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Haziran 2017 | Etiketler : | | |

Beta Test (2016)

Beta Test (2016)
Sentinel; fps oyunlarıyla tanınan, son zamanlarda epey popüler olmuş bir şirkettir. Şirketin kurucu ve sahibi olan Kincaid, oyunlar sayesinde insanların şiddet eğiliminin baskılanabileceğini ve daha iyi bir dünya inşa edebileceklerini düşünmektedir. Günümüzde silahların güvenliği sağlamaktan ziyade işleri daha da çığırından çıkarttığını ve şiddet eğilimine yol açtığını vurgulayan Kincaid, insanların öfke ve şiddet gibi güdülerini, Sentinel oyunları sayesinde sanal bir ortamda giderebilecekleri iddiasındadır. 
Beta Test (2016)
Çok sayıda  fps oyununda şampiyonlukları bulunan Max, cazip teklif üzerine Sentinel şirketi için çalışmaktadır. Tam bir oyun tutkunu olan ve zamanının tamamını evinde oyun oynayarak geçiren kahramanımız, en son ne zaman dışarı adım attığını bile hatırlamamaktadır. Şirketle telefon yardımıyla iletişim kuran ve yeni oyunları kuryelerle teslim alan Max, oyunlarda mod geliştiriciliği ve beta testleri yapmaktadır. Günün birinde Sentinel tarafından gönderilen, uzun süredir merakla beklediği yeni oyunu konsoluna takan ve fantezi dünyasında keşfe çıkan kahramanımız, bir yandan da deneyimlerini canlı olarak aktarmak için şirket yetkilisiyle telefonda görüşmektedir. İlk andan itibaren oyunun gerçekçiliğinden ve modellemelerinden etkilenen Max, sunulan görevleri heyecanla yerine getirmeye başlar. Öte yandan şirket tarafından sürekli oyundaki kurallara uyması ve görevleri zamanında bitirmesi için geri dönüşler alan kahramanımız, bir yandan da salonunda açık olan tv ye kulak vermektedir. Zira az önce oyunda yerine getirdiği görevlerinden birinin geçtiği mekanda, gerçekten de silahlı çatışma olduğu bilgisi canlı yayınla flash haber olarak verilmektedir. Beyninde şimşekler çakan Max, çok geçmeden oyunda yaptığı eylemlerin gerçek hayatta vuku bulduğunu keşfeder. Dahası oyun içerisinde yönettiği karakterin, Sentinel şirketinin eski ortağı Creed olduğunu öğrenen Max, bir an önce oyuna son vermeye çalışır. Ancak penceresinin pervazından dışarı baktığında evin etrafının silahlı adamlar tarafından sarıldığını ve oyunu bitirmekten başka seçeneği olmadığını anlar. Son çare oyundan çıkmak için yönettiği karakter Creed' den destek almaya karar verir...
İyi; Konu olarak ilgi çekici, sürükleyici kurgusuyla göz atılabilecek bir alternatif. Bu filmi sevenler Stay Alive (2006)' ı da izleyebilirler... 
Kötü; Tv filmi havasında çekilmiş, düşük bütçeli bir yapım. Prodüksiyon ve oyunculuk olarak pek de başarılı bulmadığımı söylemeliyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Aralık 2016 | Etiketler : | | | |

Daylight's End (2016)

Daylight's End (2016)
Salgının ardından yıllar geçmesiyle birlikte insanlık neredeyse tamamen yok olmuş ve kana susamış yaratıklar dünyayı esir almıştır. Frank önderliğindeki bir grup insan, yaratıkların güneş ışığı zaafından yararlanarak bir şekilde hayatta kalmış ve eski bir otele sığınarak organize olmaya çalışmaktadır. 
Daylight's End (2016)
Öte yandan yalnız kurt Rourke ise eşi Kathy' nin dönüşmesinin ardından kalan günlerini yaratıkları öldürmeye adamıştır. Modifiye ettiği arabasıyla, seyyah vari gün ışığında yol almaktadır. Günün birinde Frank' in ekibinden Sam' in hayatını kurtaran ve bu şekilde Frank' in ekibiyle tanışan kahramanımız, onların nasıl hayatta kaldıklarından öte bir planları olup olmadığı öğrenmek ister. Oldukça otoriter ve dediğim dedik biri olan Frank ise daha ilk görüşten Rourke' dan haz etmemeye başlar. Buradaki herkesin güvenliğinden kendisinin sorumlu olduğunu hatırlatan Frank, özellikle geceleri sıklaşan saldırılar nedeniyle sığınaklarının daha fazla koruma sağlayamayacağının da farkındadır. Neyse ki otelin çok da uzağında olmayan bir mesafede, çalıştırılabilir durumda olan eski bir kargo uçağı keşfetmeleri umutlarını arttırmaktadır. Ancak bir türlü gerekli taşıtlara ulaşamayan ve mesafeyi gün ışığı süresinde kat edemeyeceklerini düşünen kahramanlarımızın yeni bir plana ihtiyacı vardır. Daha fazla hareket alanı kalmayan ve gün geçtikçe hızla adamlarını kaybetmeye devam eden Frank, Rourke' un önerisine kulak vermeye karar verir. Rourke sürüye öncülük eden alfayı yok etmeyi ve bu sayede kaçış için gerekli zamanı yaratabileceklerini dillendirmektedir. Dahası grup üyelerinin çoğu da Frank' in itirazlarına rağmen başka seçenekleri olmadığı görüşündedir. Her ne kadar yaratıkların inine girmek son derece tehlikeli olsa da uçağa ulaşabilmek için denemek zorunda olan kahramanlarımızı korku dolu bir macera beklemektedir. Güneşin batmasına ise saatler kalmıştır...
İyi; Tipik salgın- virüs temasını işleyen ve bir grup hayatta kalanın hikayesini anlatan ortalama bir gerilim filmi. Oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı. Aksiyon düzeyi ve sürükleyicilik de başlıca diğer artılar.
Kötü; İlk çeyreği itibariyle sıkı bir başlangıç yapsa da; klişe ilerleyen, tahmin edilebilir finaliyle de hayal kırıklığı yaşatan bir yapım. Görsel efektler daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Ekim 2016 | Etiketler : | | | |

El desconocido (aka Retribution) (2015)

El desconocido (aka Retribution) (2015)
Bir bankada yönetici pozisyonunda çalışan Carlos, iki çocuğu ve eşiyle birlikte huzurlu bir hayat sürmektedir. Günün birinde işe giderken çocukları da okula bırakmaya karar veren kahramanımız, tam yola koyulmuşken bilinmeyen bir numaradan çağrı alır. Telefondaki kişi Carlos'un tüm dikkatini ona vermesini ve kulaklarını dört açıp isteklerini yerine getirmesini söylemektedir. 
El desconocido (aka Retribution) (2015)
Arabada koltukların altına ağırlık değişimiyle tetiklenen bombalar yerleştirdiğini söyleyen bilinmeyen numara, birkaç saat içerisinde yüklü miktarda paranın hesabına geçmemesi durumda gözünü kırpmadan bombaları patlatacağını dillendirmektedir. Keza benzer şekilde arabadan çıkmaya çalışırlarsa da bombalar otomatik olarak infilak edecektir. Öncesinde arkadaşlarından birinin kendisine sulu bir şaka yaptığını düşünen ve telefonu kapatan Carlos, yine de tedbir amacıyla sürücü koltuğunun altında ellerini gezdirmeyi ihmal etmez. Bu sırada bilinmeyen numara yeniden arar ve bir daha kesinlikle telefonun yüzüne kapatılmaması ve sürekli açık kalması konusunda uyarır. Bombanın varlığından emin olan ve iki çocuğuyla beraber kapana kısılan kahramanımız tek çare olarak telefondan gelen komutları istisnasız uygulamaya başlar. Öte yandan hesabında yeterli para bulunmadığı için durumu hissettirmeden eşinden yardım almak isteyen Carlos, eşinin ne kadar kendisine ve evliliğine sadık olduğunu sorgulamak zorunda kalacaktır. Telefon trafiği içerisinde banka arkadaşlarından birinin de bilinmeyen bir numaradan çağrı aldığı bilgisine ulaşması üzerine işler daha da kızışır. Çok geçmeden zamanla yarışmak zorunda kalan Carlos, asla temin edemeyeceği yüklü bir parayı temin etmenin hesabını yaparken, bir şekilde bir yolunu bulup kendisini ve çocuklarını kurtarma peşindedir. Bilinmeyen numara ise istediği parayı hesabından görmeden durmaya niyetli değildir...

İyi; Baştan sona sürükleyici devam eden, aksiyon ve gerilimin beraber harmanlandığı göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir İspanyol filmi. Oyunculuk ve mekan seçimleri de başarılı.
Kötü; Film gereğinden fazla uzatılmış gibi. Bazı mantık hataları mevcut...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Nisan 2016 | Etiketler : | | |

La horde (2009)

La horde (2009)
Markudi çetesinin meslektaşlarını acımadan katletmesi üzerine intikam almaya yemin eden bir grup özel tim üyesi polis Ouessem önderliğinde organize olur. Gangsterlerin şehrin kuzeyinde gözlerden ırak bir lokasyonda olduğu istihbaratına erişen kahramanlarımız baskın için yola koyulurlar. Terk edilmiş çok katlı bir binada saklanan Markudiler ise mesken belledikleri dairede oldukça organize olmuş durumdadır. 
La horde (2009)
Binanın bekçisinden yardım alıp içeri sızan Ouessem ve arkadaşları üst katta olduğunu öğrendikleri Markudiler için operasyonu başlatıp gafil avlama niyetinde olsalar da işler pek de planladıkları gitmez. Markudilere esir düşen kahramanlarımız, eli kanlı katillerle dolu bir odada her an infaz edilme korkusu ile belki de son nefeslerini verecekleri anı beklemektedirler. Öte yandan dışarıdan gelen göz alıcı ışık kümeleri ve  şiddetli patlama sesleri bir şeylerin yolunda olmadığının habercisi gibidir. Çok geçmeden binada yankılanmaya başlayan silah sesleri ise tansiyonu daha da tetikler. Görünüşe göre hem eli kanlı Markudiler hem de intikam almak için tüm gemileri yakan ancak ne yazık ki yanlış yerde yanlış zamanda yakalanan polisler için gece henüz yeni başlamaktadır. Asıl tehdit kapıyı çalmak üzeredir.

İyi; Sürükleyici kurgusu ve aksiyon barındıran sahneleriyle izlemeye değer bir gerilim alternatifi. Mekan seçimleri ve atmosfer de başarılı. Zombi filmleri severlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Klişe tema ve tahmin edilebilir final başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2016 | Etiketler : | | | |

Who Am I (aka Kein System ist sicher) (2014)

'Hack yapmak büyü gibidir.Her ikisi de başkalarını aldatma üzerinedir.14 yaşımdan beri tüm zamanımı bilgisayar önünde geçiriyorum.Programlama dillerini öğrendim.İlk sistemimi hackledim.Sonsuz olasılıklı bir evren...İlk kez bir şeyde iyi olduğumu hissettim.Gerçek hayatta ben birler arasında bir sıfırdım.Bir zavallı,bir ezik,bir ucube...Fakat internette bir aidiyet duygusu hissettim.'
Genç bir hacker olan Benjamin,artık yeteneklerini ispatlayabilmek için büyük oynamaya karar vermiştir.Okulda hoşlandığı kız arkadaşı Marie'nin gözüne girebilmek için ilk büyük hack denemesini planlayan kahramanımız,okulun veri tabanına sızarak sınav sorularını ele geçirme niyetindedir.Ancak her şeyi eksiksiz planladığını düşünse de son anda güvenliğe yakalanmaktan paçayı kurtaramaz.Cezasını toplumsal hizmet adı altında 'temizcilik' yaparak çekmek zorunda kalan Benjamin,kendisiyle benzer kaderi paylaşan Max ile tanışma fırsatı bulur.Max,Benjamin'in bilgisayardan anladığını söylemesi üzerine onu test etmeye karar verir.Yeteneklerini ispatlamakta zorlanmayan kahramanımız Max'in gözüne girmeyi başarır.Yazılım ustası Stephan ve donanım manyağı Paul ile birlikte ufak bir hack timi olan Max,Benjamin'i de aralarına katılması hususunda ikna eder.Çok geçmeden kahramanlarımız beraber çalışmaya ve ses getirir eylemler yapmaya başlamıştır.Öte yandan kendilerine bir isim bulmayı  da ihmal etmezler.Sanal dünyada ve yer altında CLAY adıyla anılan Max ve çetesi kendilerine hedef olarak Fr13nds isimli dünyaca ünlü bir hack topluluğunu seçmiştir.Onların dikkatini çekmek ve becerini ispatlamak isteyen kahramanlarımız işledikleri siber suçlar sonrasında polisin takibine takılırlar.Artık işler çok daha karmaşık bir hale gelmiştir.Zira siber suçlar bürosu yetmezmiş gibi bir de  Fr13nds'in  soluğunu enselerinden hissetmeye başlarlar.Artık CLAY'in varlığı tamamen Benjamin'in omuzlarındadır...
İyi;İnternet ve hack üzerine yapılmış son yılların en iyi gerilim filmlerinden biri.Alman menşeli sıradışı bir yapım.Başarılı oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Ayrıca finalin de filmin kalitesini yakışır şekilde olduğunu ekleyeyim.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Outpost (2007)

Outpost (2007)
Doğu Avrupa savaşın sıcak külleriyle yoğrulurken,Hunt isimli gizemli bir gezgin elit savaşçılardan kurduğu silahlı bir timle birlikte yıkımın tam ortasında eski bir sığınağın yolunu tutar.Sığınağın;gerillalar ve merkezi ordunun sürekli çatıştığı,deyim yerindeyse kansız gün geçmeyen lojistik açıdan berbat ormanlık bir arazide olmasına rağmen,bol para vererek askerleri ikna eden kahramanımız uzun bir kara yolculuğunun ardından en nihayetinde hedefe ulaşmayı başarır.
Outpost (2007)
Askerlere değerli madenler aradığını ve bu sebepten ötürü onları tuttuğunu söyleyen Hunt,sığınağın hemen yanı başında gerçekleşen bir çatışma sonrasında içeriye hapsolur.Araziden yaylım ateş açılmasıyla sığınağa çekilmeye karar veren askerler,henüz ilk andan itibaren içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar.Sanki enselerinde sürekli bir nefes varmış gibi hisseden tim,bir yandan dışarıda neyle karşı karşıya olduklarından bi haber bir yandan da kapana kısılma hissiyle epey gerilir.Etrafı kolaçan ederlerken odalardan birinde tavana kadar istiflenmiş cesetler bulunması bardağı taşıran son damla olur.Dahası cesetler arasından canlı bir adamın çıkması ve askerlerin onu bir türlü konuşturamaması Hunt'ın planlarını alt üst etmeye yeter.Öte yandan sığınakta bulunan nazi propagandaları,askerlerin Hunt'ın kayıp nazi altınlarının peşinde olduğunu düşünmeye iter.Sessiz kalmayı tercih eden Hunt,dışarıdaki tüm gürültü ve çatışmalara rağmen depoda bulduğu eski bir makine ile meşgul olmaya başlar.Zengin sponsorlarından kendisini buradan çıkarması için destek birliği isteyen kahramanımız en yakın ekibin yetmişiki saat sonra ulaşabileceği bilgisiyle telaşlanır.Askerlerin sığınakta halüsinasyonlar görmeleri ve bazı metafizik olaylar yaşamaları neden burada olduklarını sorgulatır cinstendir.Hunt,askerlere açıklama yapmak zorundadır...
İyi;Gizem seviyesi tatminkar,tek mekanda geçen başarılı bir gerilim filmi.Zaten Outpost: Black Sun (2012) ve Outpost: Rise of the Spetsnaz (2013) ile seriye dönüşmesi de bunun en büyük kanıtı.Alt metinden Philadelphia deneyi ve nazilerin üstün insana ulaşmak için yaptıkları çalışmaları konu edinen yapım izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Bunker (2001) ve Dead Mine (2012) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sürükleyicilik hususunda bazı sıkıntılar var.Kurgu daha akıcı diyaloglar daha ilgi çekici olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

Non-Stop (2014)

Non-Stop (2014)
Bill Marks bir süredir kendi problemleriyle uğraşan,sivil havacılık güvenliği için çalışan deneyimli bir dedektiftir.New York,Londra seferi yapan bir uçakta görevlendirilen,sürekli formaliteleri uygulamaktan sıkılmış kahramanımız için bu kez rutin bir uçuş olmayacaktır.
Non-Stop (2014)
Özel çağrı cihazıyla üstlerinden emirler alan Bill,internet ağlarına gizemli bir yabancının girmesi ve istekleri sonrasında epey telaşlanır.Zira yabancı kısa bir süre içerisinde hesabına yüzelli milyon dolar yatırılmazsa uçakta bulunan yolculardan birini öldüreceğini söylemektedir.Durumu uçaktaki bir başka gizli güvenlik görevlisiyle konuşmaya karar veren kahramanımız istediği reaksiyonu alamayınca kaptan pilotla konuşup,uçuşun güvenliğini riske atabilecek büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarını anlatmaya karar verir.Öte yandan sürenin dolması ile uçakta gerçekten de birinin öldürülmesi gerilimi daha da tetikleyecektir.Yolculardan kendisine yakın hissettiği Jen ve hostes Nancy ile beraber şüpheli görünen herkesi araştırmaya başlayan Bill,yine gizemli yabancıdan gelen mesajlar sonrasında kaptan pilotun -dışarıdan açılması imkansız olan her türlü güvenlik önleminin düşünüldüğü kokpitte- öldüğü haberi ile sarsılır.Birinin kendisiyle oyun oynadığını düşünen ve giderek sinirleri bozulan kahramanımız çalıştığı şirketin de kendisinden bağımsız kararlar almaya başlaması ile daha da yalnızlaşır.Peki ama uçaktaki cinayetlerin sorumlusu kimdir?Daha ilk andan itibaren dikkatini çeken müslüman bir doktor,sürekli telefonuyla uğraşan zenciler,göçmenler ya da takım elbisenin ardında kimliğini gizleyen bir casus olabilir mi?
İyi;Baştan sona sürükleyici,kesinlikle sıkılmadan izleyeceğiniz artık klasikleşen tipik bir Liam Neeson filmi.Katil kim? önermesini işleyen gizem seviyesinin de tatminkar olduğu başarılı bir gerilim örneği.Yönetmen Jaume Collet-Serra'nın diğer yapımları ;Orphan (2009),House of Wax (2005) ve Unknown (2011) yine göz atmanızı tavsiye edebileceğim gerilim alternatifleri.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

A Lonely Place to Die (2011)

A Lonely Place to Die (2011)
Bir grup dağcı İskoçya'da önceden belirledikleri bir sıradağa tırmanmak için organize olurlar.Güneşin doğmasıyla sabahın erken saatlerinde yola koyulan kafilemiz ufak bir kahvaltı molası için ormanlık bir arazide duraksarlar.Ormanın içerisinden gelen bir takım sesler sonrasında tırmanışı erteleyerek etrafı kolaçan etmeyi düşünen kahramanlarımız çok geçmeden sesin kaynağını bulmayı başarırlar.
A Lonely Place to Die (2011)
Küçük bir kız çoçuğu (Anna) yerin altında ahşap bir hücreye hapsedilmiştir.Dağcı kafilemiz hücrenin içerisinde sadece bir şişe su olduğunu ve kızın  hava alabilmesi için yüzeye bir delik açılmış olduğunu fark ederler.Tırmanışı iptal ederek kızı yanlarına alıp en yakın kasabaya gitmeyi planlayan kahramanlarımız bu sayede polise ulaşarak yardım almayı umarlar.Ancak en yakın yerleşim biriminin bulundukları noktadan yaklaşık 40 km ötede olması daha farklı arayışlara girmelerine sebep olacaktır."Devil Drop" adı verilen dik bir yamaçtan sarkmayı ve böylece yolu kısaltmayı düşünen Alison ve arkadaşları ikiye ayrılırlar.Bir grup yanlarında Anna ile belirledikleri buluşma noktasına ilerlerken,Alison ise sarp yamacı geçmeye çalışacaktır.Öte yandan kızın kaçtığını fark eden eli kanlı bir grup katil Alison ve arkadaşlarının izini sürmeye başlar.Kahramanlarımız Anna'nın fidye için kaçırılmış zengin bir adamın kızı olduğunu öğrendiklerinde ise başlarındaki belanın ne denli büyük olduğunu anlarlar.Anna'ya sahip çıkarak onu en yakın emniyet birimine teslim etmeyi misyon edinen Alison ve arkadaşları doğal zorluklarla dolu coğrafyada gerilim dolu bir yolculuğa sürüklenirler...

İyi;Mekan seçimleri,oyunculuk ve sürekli tetiklenen gerilim son derece başarılı.Soundtrack seçimleri filme ayrı bir hava katmış.Bu yapımı sevenler ve dağcılıkla ilgisi olanlar  Vertige (2009) ve Vertical Limit (2000) filmlerini de izleyebilirler.
Kötü;Biraz daha gizem barındırsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | |

End of Days (1999)

28 Aralık 1999,milenyuma sayılı günler kala Vatikan şeytanın gününün yaklaşması sebebiyle büyük bir panik içerisindedir.Bin yılın sona ermesi ile incilde bahsedilen şeytanın dönüşüne ve evreni esir almasına ramak kalmıştır.Şeytan son görevini yerine getirmek ve hükmedebilmek için New York'da canlı bir bedene bürünür.Yeni çağın başlamasına saatler kala artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...
End of Days (1999)
Jericho Cane eski bir dedektif olup,görevden ayrılmasının ardından ortağıyla beraber özel bir güvenlik şirketi için çalışmaktadır.Eşi ve kızının gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olan kahramanımız yaşadığı zor günlerin ardından inancını kaybetmiştir.Hayattan tat alamayan ve intihar eğilimi gösteren Cane,son işinde tetikçinin bir kilise mensubu çıkması üzerine soruşturmayı genişletmeye karar verir.Ne de olsa konuşmamak için kendi dilini kesen ve Cane'in müşterisini öldürebilmek için tetiği çeken kişinin bir peder olması epey sıradışı görünmektedir.Dahası kahramanımıza karanlığın yaklaştığını dünyanın birkaç gün içerisinde sona ereceğini söylemesi yıllar önce inancını yitirmiş dahi olsa ilgisini çekmeye yetecektir.Ortağıyla konuyu araştırmaya devam eden Cane çok geçmeden Christin isimli genç bir kızın olayla bağlantısı olduğunu keşfeder.Christin'e ulaşmak için evine gittiğinde,kızı bir grup Vatikan görevlisi canice öldürmek üzereyken ellerinden kurtarır.Kiliseye gidip bazı sorulara cevaplar arayan kahramanımız kızın dünyanın kaderini belirleyecek seçilmiş kişi olduğunu öğrendiğinde ise koruyucusu olmaya karar verir.Öte yandan karanlık yaklaşmakta şeytan Christin'in izini sürmektedir...
"Her bin yılda Karanlık Melek dünyaya gelir ve bir vücuda girerek yürür.Kendi çocuğunu doğuracak olan kadını arar.Onunla yeni yıl akşamının gece yarısındaki kutsal saati bekler.İşini tamamladığında senin etin vücudundan ayrılır ve o cehennemin kapılarını açar.Bildiğin her şey tersine dönmeye başlar..."

İyi;Yayınlandığı dönem göz önüne alınırsa son derece başarılı bir şeytan temalı yapım olduğundan söz edebiliriz.Kurgu son derece sürükleyici,gizem seviyesi ve oyunculuk tatminkar.
Kötü;Başrolde Arnold Schwarzenegger olduğu için aksiyon sahnelerin fazlalığı doğal görünse de filmin bütünlüğü açısından mistik havayı zaman zaman kaçırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Dead Mine (2012)

Dead Mine (2012)
2.Dünya Savaşı döneminde Japon general Yamashita,savaşta hizmetlerinden ziyade Güneydoğu Asya'da ele geçirdiği savaş ganimeti ile tarihe mal olmuştur.Yamashita'nin altınları olarak anılan,dillere destan hazine o günden bu yana yüzlerce hazine avcısının hayallerini süsleyip,Asya'yı karış karış aramalarına sebep olmuştur.
 Hazinenin yıllarca Filipinler topraklarında olduğu düşünülse de Warren liderliğinde bir grup maceraperest elde ettikleri bilgiler sonrasında Endonezya'da araştırmalara başlamıştır.Warren 2.Dünya Savaşı sırasında Japonların kullandığı bir sığınakta hazinenin var olduğuna inanmaktadır.Kurduğu araştırma ekibi ve anlaştığı bir grup paralı askerle (Tino ve askerleri) Endonezya ormanlarının derinliğinde bulunan sığınağa ilerleyen kahramanlarımız,kartel bir grubun saldırısı ile silahlı çatışmanın içerisine girerler.Son çare olarak komutayı devralıp -kontrol edip güvenilirliğine ikna olmadığı mağaraya- sığınmayı öneren yüzbaşı Tino,patlama sonrasında içeride ne olduğunu bilmedikleri büyük bir kapanın içerisine kısılmalarına sebep olur.Yeni bir çıkış yolu bulmak zorunda kalan Warren ve arkadaşları bir yandan huzursuz olan paralı askerleri dizginleye dursun öte yandan da karanlık tünellerde yalnız olmadıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.Hazineye giden yolda korku dolu bir maceraya girişen kahramanlarımız bakalım yeniden gün ışığını görebilecek mi?


İyi;Kurgu ve mekan olarak başarılı bir yapım.Bu filmi sevenlerin Outpost (2007) ve Outpost: Black Sun (2012) filmlerine de göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;Oyunculuk,efektler ne yazık ki tatmin edici değil.Yüksek bütçe ve daha popüler oyuncularla kesinlikle başarılı bir yapım ortaya çıkabilirdi.Özetle tek mekanda geçen orta karar bir aksiyon gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

The Collection (2012)

The Collection (2012)
2009 yılının iddialı korku-gerilim yapımlarından biri olan The Collector,Cube vari kurgusu ile epey dikkat çekmeyi başarmıştı.Final sahnesi itibariyle serinin devam filminin geleceği pek çok korku sever tarafından öngörülmüştü.En nihayetinde The Collection adıyla vizyona giren serinin ikinci filmi,ilk yapımın bittiği yerden senaryoyu bağlayarak karşımıza çıkıyor.İncelemeye geçmeden önce ilk filmi kısaca özetleyelim;
"Soygun için öncesinde çalıştığı evi seçen Arkin,tam kasaya ulaşıp paraları alacağı anda evde yalnız olmadığını fark edecektir.Dahası çekinmesi gereken kişilerin ev sahipleri olmadığını,bubi tuzaklar kurmada uzman olan maskeli psikopat bir katil olduğunu anlayacaktır.Evin her yerine döşenen ölüm tuzakları nedeniyle kapana kısılan kahramanımız Collector ile deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlayacak ve yer yer zeka oyunları ile onu alt etmeye çalışacaktır..."

Collector,yüzünden çıkarmadığı maskesi ve özenle hazırlanmış zeki tuzakları ile her avlanışında koleksiyona yeni bir kurban ekleyen,artık ülke çapında aranan sıradışı bir seri katildir.Son olarak Arkin'i meşhur kırmızı kutuya hapsederek koleksiyona ekleyen Collector,şimdi ise Elena isimli genç bir kızın peşine düşmüştür.Elena ise arkadaşlarının davetiyle katıldığı özel bir mekanda gerçekleşen ve sadece parolayı bilenlerin içeri girebildiği partide başına geleceklerden habersiz,eğlenmeye çalışmaktadır.Erkek arkadaşının kendisine yalan söylediğini anladığında ise yalnız kalabilmek için arkadaşlarından ayrılır.Bulunduğu odada kırmızı büyük bir kutu gören kahramanımız,kutunun içinden sesler geldiğini fark eder.Öte yandan Collector ise partiye damgasını vurmaya hazırlanmaktadır.

Elena'nın ortadan kaybolması üzerine tüm imkanlarını seferber eden varlıklı babası (Mr.Peters) polislerle yetinmeyip özel bir ekip kurarak kızının sağ salim evine dönmesini istemektedir.Zira eğer 48 içerisinde Collector'a ulaşamazlarsa kızını bir daha asla göremeyeceğinin bilincindedir.İşte bu noktada Elena'nın kaçırılışı sırasında firar eden Arkin'den yardım isteyen kahramanımız,onun Collector'un yaşadığı mekanı bilen tek kişi olduğunu düşünmektedir.Arkin ise tam eşine ve ailesine kavuşmuşken çeşitli tehditlerle ekibe dahil olmak zorunda kalır.Şimdi yapmaları gereken Collector'un ölüm tuzaklarıyla donattığı eski bir otel bozması olan kanlı evine girip,Mr. Peters'ın kızını kurtarmaktır.Hayatta kalma savaşı başlasın...
İyi;İlk filmin ardından kendine has bir fan kitlesi oluşan ve devamı merakla beklenen The Collection,yine korku-gerilim yanında aksiyonda vaad eden sahneleri ile görülmeye değer.Tek mekanda geçen soluksuz izleyebileceğiniz başarılı bir alternatif.
Kötü;Tuzaklar daha zekice hazırlanmalıydı.Daha çok kanlı sahneyi seyircinin gözüne sokmak için gereksiz bir kasma durumu yaşanmış.Şahsen ben ilk filmi bulmacalar çözme yönünden Cube serisine benzetip beğenmiştim.Bu haliyle daha çok ticari kaygılarla çekilmiş Saw serisine benzemiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

Batoru rowaiaru (aka Battle Royale) (2000)

Japonya'da gençler arasında şiddetin tırmanması sonrasında hükümet yeni bir strateji uygulamaya karar verir.Deneysel bir çalışma için pilot lise seçilerek 42 öğrenci toplatılıp,zorla ıssız bir adaya gönderilirler.Her birine değişik yaralayıcı-kesici aletlerin bulunduğu çantalar verilerek adada hayatta kalmak istiyorlarsa birbirlerini öldürmeleri telkin edilir.Ancak bu şekilde sona kalan kişinin adadan kurtularak,özgürlüğüne kavuşacağı vaad edilmiştir...
Battle Royale olarak adlandırılan ibretlik projede öğrencilerden hayatta kalma güdüsü en yüksek olanının,üç günlük süreç sonrasında özgürlüğünü kazanmak için diğerleri elemine etmesi amaçlanmaktadır.Rastgele dağıtılan ve her birine farklı nesneler olan çantalarla yola koyulan kahramanlarımızdan kimisi yakın arkadaşlarını bularak birlik olma,kimisi ise bireysel takılarak sonuca ulaşmayı planlamaktadır.Öte yandan üç günlük süreci saklanarak geçirmeyi umanları ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Zira 72 saat sonunda adada birden fazla hayatta kalan olursa boyunlarındaki bomba türevi zincir patlayacak,yine ölüme mahkum olacaklardır.Her yerde kameralar bulunması ve ölenlerin ardından sinir bozucu anonsların yapılması ile giderek panikleyen kahramanlarımız,öte yandan rastgele dağıtılan çantalarından orantısız silahların çıkması ile iş birliği yapma eğilimi gösterirler.Halihazırda bazılarında gps,pusula vs gibi yön-konum bulmaya yarayan cihazlar olduğu halde bazılarında da kesici aletler,hatta tüfekler,silahlar bulunmaktadır.Birbirlerini okuldan az çok tanıyan gençler için şimdi önemli olan kimlerin güvenilir olduğudur.En yakın arkadaşını sırtından vurabilir misin?


İyi;Zamanının en özgün yapımlarından biri.İnsan doğası üzerine felsefik bir bakışla yaklaşılan filmde atmosfer ve kurgu son derece başarılı.Hafızalara kazınan bazı enteresan sahnelerin de varlığından söz etmemek olmaz tabii.Bu filmi sevenlerin The Tournament (2009) yapımına da göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

The Aggression Scale (2012)

Ünlü mafya babası Bellavance şartlı tahliye sonrasında serbest bırakılmıştır.48 saat içerisinde oğlu ile beraber ülkeyi terk etmeyi planlayan Bellavance,kasasından 500 bin doların çalındığını öğrenince küplere biner.Zira halihazırda 1.5 milyon dolarına polisin el koyması ile çileden çıkmıştır.Son çare olarak en güvendiği tetikçisi Lloyd'dan parayı bulmasını ister.Öncesinde ayarladığı gibi takvimine sadık kalacak olan Bellavance,48 saat içerisinde kendisine ait olan paraların geri döneceğini umarak kaçış hazırlığı yapmaktadır.
Lloyd ve kendisi gibi azılı suçlulardan oluşan ekibi hemen paranın izini sürmeye başlamıştır.Ellerindeki liste doğrultusunda kapı kapı dolaşarak patronun hesabındaki paraya erişim izni olan kişileri bulup bir bir ortadan kaldıran kahramanlarımız,halen ana paranın nerede olduğunu araştırmaktadırlar.Çok geçmeden Bill isimli,patronlarının eski bir çalışanın parayı alarak kaçtığını öğrenen Lloyd ve çetesi kısa sürede ona ulaşırlar.Böylelikle yolları Owen ile kesişecektir.Owen Bill'in tek çocuğu olup geçmişte pek çok şiddet içeren davranışlarda bulunmuş agresif bir gençtir.Hatta babası yakın zamanda rüşvet vererek onu akıl hastanesinden çıkartmıştır.Esasında zeka küpü bir çocuk olan Owen,zamanın çoğunu sessiz sedasız bir köşeye çekilerek planlar yapmakla geçirmektedir.Doğuştan gelen içgüdüsel yetenekleri sayesinde kötü bir şeyler olacağı zaman önceden kestirebilen kahramanımız,bubi tuzakları kurma konusunda da oldukça yeteneklidir.Babasının Maggie isimli bir bayanla evlenmesi ile kendisinden yaşça büyük sorunlu bir kız kardeş (Lauren) edinen kahramanımız,yeni hayatına alışmaya çalışmaktadır.Lloyd yeni taşındıkları evi bulduğunda ise kıyamet kopacaktır...


İyi;Baştan sona sürükleyici bir yapım.Oyunculuk ve kurgu başarılı.Zaman zaman gerilimin yanında aksiyon da vaad ediyor.Özetle eli kanlı haydutlarla,pratik zekalı,zarar verme içgüdüsü olan Owen'ın üvey ablasının da yardımıyla giriştikleri mücadele...
Bu filmi sevenlerin The Collector (2009) filmine de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Seyircinin ilgisini çekebilecek zeka parıltıları görebilmek bu tarz yapımlar için son derece önemli.Zaten halihazırda bu nokta filmin yumuşak karnını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Eylül 2012 | Etiketler : | | |