Güncel İncelemeler;

Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)

Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)
'Kayıtlara göre son on yılda, otuz milyondan fazla kamera gözetleme sistemi satılmıştır. Geçen yıl sekiz binden fazla insanın, kendi evlerinde bilgileri dışında izlendikleri tespit edilmiştir.'
Yeni evli bir çift olan Claire ve Ryan bütçelerine uygun bir ev kiralamak için arayışa girerler. Öncesinde pek aşina olmadıkları bir muhite taşınmayı düşünen kahramanlarımız, gözlerden uzak kalmanın ilişkileri için de iyi olacağını düşünmektedir. Gerald isimli bir ev sahibi vasıtasıyla keselerine uygun bir ev tutan gençler zaman kaybetmeden taşınma merasimini hallederler. 
Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)
Hamileliğinin son dönemlerine yaklaşan ve zamanının çoğunu tek başına evde geçirmek zorunda kalan Claire, Ryan'ın ofis işlerine fazla vakit ayırması sebebiyle zaten halihazırda inişli çıkışlı olan ilişkileri içerisinde konforsuz hissetmektedir. Ev sahibi yaşlı ve pasaklı Gerald'ı görüntüsü itibariyle ürkütücü bulan Claire, onu evden olabildiğince uzak tutması için Ryan'ı tembihler. Ryan ise zararsız ve kendi halinde gördüğü Gerald'ı dert etmemesini ve doğumu yaklaşan bebeklerine odaklanmalarını gerektiğinde ısrarcıdır. Öte yandan son dönemlerde Ryan'ın kedisinden uzaklaştığı hisseden ve fiziksel olarak da hamileliğin kendisini çok çirkinleştirdiğini sürekli dillendirmeye başlayan Claire, huzursuz bir gebelik dönemi geçirmektedir. Ailesinden ve arkadaşlarından ayrı kalması giderek yalnızlaşmasına sebep olmaktadır. Günün birinde kahramanımız yine evde bir başına takılırken zili çalar. Hoş ve genç bir bayan olan, Ryan'ın asistanı Hannah kapıdadır...


İyi; Gerilim seviyesini dozunda bulduğum, sürükleyici aynı zamanda rahatsız edici bir yapım. Oyunculuk ve kurgu başarılı, konusu itibariyle ilgi çekici bir alternatif. Ayrıca yönetmenin el kamerası çekimleriyle sınırla kalmayıp farklı formatlarda iş çıkarması da kayda değer.
Kötü; Tahin edilebilir senaryo ve sürprizlere yer verilmemesi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2016 | Etiketler : | | | |

The Veil (2016)

The Veil (2016)
'23 Mart 1985'te Cennetin Perdesi Kilisesi'ne mensup 47 kişi toplu şekilde intihar etti. Jim Jacobs'ın hazırladığı ölümcül bir ilaçla kendilerini ve çocuklarını zehirlediler. Bu A.B.D tarihindeki en büyük toplu intihardır.'
Profesyonel olarak belgesel yapımcılığı yapan ve kamera arkasında bulunmaktan zevk alan Maggie, 1985 yılında toplu intihar vakası olarak tarihe geçen 'Cennetin Perdesi Kilisesi' davasını araştırmaktadır. Yıllar öncesinde olaydan tek sağ kurtulan kişi olarak tarihe geçen Sarah ile temas kurmayı başaran Maggie, tüm gerçekleri ortaya çıkarmak için birlikte olayların yaşandığı araziye gidip belgesel çekmeye ikna eder. Toplu intihar vakasının yaşandığı gün 'Cennetin Perdesi' tarikatının minik bir üyesi olan Sarah, olan biten metruk olaylar sonrasında hala neden sağ bırakıldığına sorusunun yıllarca kafasını kemirdiğinden yakınmaktadır. Annesi ve babasının dahi kim olduğunu hatırlamakta zorluk çeken ve aradan geçen 25 yıla rağmen hala büyük bir dram yaşamaya devam eden Sarah, gerçekleri ortaya çıkarma vaadiyle gönüllü olarak ekibe katılır. Maggie ve erkek kardeşi Christian'ı 'Cennetin Perdesi' tarikatını araştırmaya yönelten asıl etken ise intihar vakasının yaşandığı ve polis kayıtlarına geçtiği günde babalarının da bir FBI ajanı olarak olaya dahil olmasıdır. 
The Veil (2016)
Kameralar, piller, görüntü cihazları ve diğer bir sürü teknik argümanla beraber karavanla yola çıkan kahramanlarımız, en nihayetinde gizemli olayın yaşandığı kırsal mekana ulaşırlar. Aradan geçen onca yıla rağmen gözünde flashback sahneler canlanmaya başlayan Sarah, Maggie ve belgesel ekibinin bir nevi rehberi olarak yol göstermeye başlar. Tarikatın lideri ve intihar olayının baş sorumlusu olan Jim'in polis kayıtlarına geçen ancak asla bulunamayan gizli odasını keşfe koyulan gençler, gizli yollardan ele geçirdikleri fotoğraflardan yola çıkarak ayinler sırasında kameralar kullanıldığını ve olası çekilen filmlerin halen buralarda bir yerlerde olabileceğini düşünürler. Kamp yaparak geçirdikleri ilk günün ardından sığ bir akarsuyu geçerek nehrin karşısına geçen kahramanlarımız olayı aydınlatmalarına yardımcı olabilecek herhangi bir ipucu için araştırmalarını hızlandırırlar. Öte yandan ekipten birinin hiç kimseye tek kelime dahi etmeden karavanı da alıp kamptan ayrıldığı bilgisi başta Maggie olmak üzere herkesi kızdırmıştır. Cep telefonları şebeke dışı kalmasına ve en yakın yerleşim biriminden kilometrelerce uzakta olmalarına rağmen, buraya kadar gelmişken bir şeyler bulmadan geri dönmeye hiç de niyeti olmayan Maggie, ekibini bir arada tutmakta zorluklar yaşamaya başlar. Neyse ki çok geçmeden Sarah'nın hafızasında anılar yeniden canlanır ve Jim'in gizli odasına ulaşırlar. Maggie, 'Cennetin Perdesi' tarikatının akıbetine ve liderleri Jim'e bir adım daha yaklaşmıştır. Jim'in odasını keşfe koyulan belgesel ekibimiz hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını anlarlar...

İyi; El kamerası teknikleriyle çekilmiş, gizem seviyesi fena olmayan sürükleyici bir yapım. Oyunculuk ve atmosfer başarılı sayılabilir. Bu filmi sevenler konu olarak çok benzer tarzda olan The Sacrament (2013) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Tahmin edilebilir kurgu... Daha fazla zeka parıltısı ve bulmacalar içeren bir senaryo filmi daha üst seviyelere çıkarabilirdi. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Şubat 2016 | Etiketler : | | | |

Jeruzalem (2015)

Jeruzalem (2015)
Cehenneme açılan üç kapı vardır; biri çölde, biri okyanusta ve bir diğeri de Kudüs'te bulunmaktadır...
Babasının hediye ettiği ve zevkle kullandığı akıllı gözlüklerini de yanına alıp, en yakın arkadaşı Rachel ile beraber tatil için İsrail'e gitmeye karar veren Sarah tüm hazırlıkları tamamlar. Tel Aviv' de takılıp kız kıza eğlenmek isteyen kahramanlarımız, yolculuk sırasında tanıştıkları Kevin' ın tavsiyeleri üzerine eski Kudüs kentini ziyaret edip, oradan asıl durakları Tel Aviv'e geçmeyi planlarlar. 
Jeruzalem (2015)
Kevin turist olarak geldiği İsrail'e, lisans eğitiminin antropoloji olmasından ötürü Kudüs'ü farklı kültürler ve insanlar tanımak için büyük bir şans olarak görmektedir. İşin daha çok eğlence kısmıyla ilgilenen Sarah ve Rachel ise merkeze yakın müslüman bölgesinde bulunan Araplara ait bir motelde oda kiralar. Kevin da onlarla birlikte motele yerleşir. Motel sorumlusunun oğlu Omar sayesinde mekana ve şehre adapte olmaya başlayan gençler, antik kentin keyfini sürmeye başlarlar. Gündüzleri bol bol yürüyüşler yapıp, hava karardığında ise gece kulüplerinin yolunu tutan kahramanlarımız kentte geçirdiklerini ilk günün ardından Kevin'in farkı sesler duyduğunu söylemesi ve psikolojik olarak sorunlar yaşaması üzerine eğlenceyi yarıda bırakıp motelin yolunu tutarlar. Öncesinde Kevin'in sadece kırgın ve hasta olduğunu düşünen Sarah, sonrasında Omar'ın da düşüncelerine hak verip, Kudüs sendromu* belirtileri gösterdiğine ikna olur. Omar; ne de olsa semavi dinlerin merkezi olan ve antik geçmişiyle herkesin ilgisini çeken Kudüs şehrinin, buraya sadece eğlenmek için gelen turistler üzerinde çoğu zaman bu tarz etkilere sebep olduğunu anlatır. Öte yandan Kevin ise bir an evvel buradan gitmeleri gerektiğini söylemekte ve internet sayesinde araştırıp elde ettiği bilgilerle nefilimlerden** söz edip, kötü şeyler olmadan şehirden ayrılmaları gerektiğini ısrarla dillendirmektedir. Kefaret günü öncesinde son gecelerini geçirip Tel Aviv'in yolunu tutmaya karar veren Sarah ve Rachel, asla unutamayacakları bir geceye sürüklenirler. Her yerden alevler yükselmekte, çatışma ve patlama sesleri yankılanmaktadır. Görünüşe göre karanlık güçler ve kötülük  Kudüs'te yeniden ortaya çıkmaktadır...


İyi; Sürükleyici kurguya sahip, el kamerası teknikleriyle çekilmiş; bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temalı bir başka alternatif yapım. Mekan olarak Kudüs sokaklarının seçilmesi kurgunun mistik bir hava kazanmasında en büyük etken. Bu filmi sevenlerin As Above, So Below (2014) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Oyunculuk vasat, kurgu da kopukluklar mevcut. Gerilim yönünden tatmin edici değil. Fantaziye kaçan son çeyrek ise filmin ne yazık ki bir üst seviyeye çıkamamasının başlıca sebeplerinden.
* Kudüs sendromu ile ilgili detaylı bir yazı için buraya tıklayınız.
** Nefilimler hakkında bilgi edinmek için eklediğim bağlantıları kullanabilirsiniz. [1] [2]
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Creep (2014)

Creep (2014)
Amatör bir kameraman olan Aaron,günü-birlik bir iş için şehir dışına çıkar.Josef isimli iş vereni bol para vaat ettiği iş için şimdiden ödemeyi peşin yapmıştır ve oldukça samimi görünmektedir.Aaron'a kısmen acıklı hikayesini anlatan ve onunla dost olmayı uman Josef,günün sonunda yeni bir arkadaş edineceğinden emin davranmaktadır.
Creep (2014)
Yıllar önce kanseri yendiğini ve evlenip güzel bir düzen kurduğunu anlatan Josef,ne yazık ki yakın zaman evvel beyninde tümör olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır.İşte tam da bu noktada,eşinin doğuma hazırlandığı sırada sadece birkaç aylık ömrü olduğunu öğrenmesinin ardından Aaron'ı işe alarak ondan kendi belgeselini yapmasını istemektedir.Josef bu belgesel sayesinde ne yazık ki babasını tanıma şansı olmayacak bebeği için ufak bir hediye bırakmak istemektedir.Josef'in hüzünlü hikayesine kulak veren ve onun için gerçekten de en iyisini yapmaya söz veren Aaron,elinde kamerasıyla gün boyu Josef'in peşinde koşuşturur.Gün sonunda artık eşyalarını toplayıp evine gitmek istediğinde ise ev sahibinin son bir içki ısmarlama ikramını geri çevirmek istemez.Sürekli kendisiyle ilgili yeni hikayeler paylaşan ve Aaron'ı da yakından tanımak için sorular soran Josef,en nihayetinde kahramanımızı sıkmaya başlar.Dahası anlattıkları Aaron'ın yavaştan gerilmesine ve kişiliğiyle ilgili şüpheler duymasına sebep olmuştur.Gecenin zifiri karanlığında Aaron tam da yola koyulmak için müsaade istemişken arabasının anahtarlarını kaybettiğini fark eder.İyiden iyiye huzursuzlaşmaya başlayan kahramanımız iş vereninin samimi görüntüsünün ardında bir şeyler sakladığını düşünmektedir...
İyi;Sadece iki aktörden oluşan kadrosuna rağmen gerilim yönü yüksek,sıkılmadan izleyebileceğiniz başarılı bir yapım.Gerilimi tırmandırdığını düşündüğüm el kamerası teknikleriyle çekilmiş olması,üst düzey oyunculuk ve sürükleyici kurgusuyla göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir film.Genel görüntü itibariyle biraz Scenic Route (2013) filmini de anımsatmıyor değil.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Eylül 2015 | Etiketler : | | | |

Digging Up the Marrow (2014)

Digging Up the Marrow (2014)
Genç yaşına rağmen korku-gerilim sektöründe başarılı filmleriyle büyük bir hayran kitlesine ulaşan Adam Green,'Digging Up the Marrow' yapımıyla bu kez kameranın arkasında kısıtlı kalmayıp oyunculuk yeteneklerini de sergilemekten çekinmiyor.Daha çok Frozen ve Hatchet serisinden hatırlayacağınız Green,bu kez hayatı boyunca takıntı haline getirdiği canavarların varlığını sorguluyor.
Digging Up the Marrow (2014)
Çocukluk yıllarından bu yana canavarlar hakkında hep daha fazlasını merak eden ve son belgeselinde bunu konu edinmeye hazırlanan Green,içerik bulamamaktan yakınmaktadır.Neyse ki çok geçmeden talihi döner ve William Dekker isimli eski bir polis dedektifinin hikayesiyle ilgilenmeye başlar.Dekker uzun süredir 'ilik' adını verdiği canavarların dünyasına uzanan gizli yer altı geçitleri olduğundan söz etmektedir.Dahası canavarların yer altında kurdukları kendi dünyalarında yaşamayı sürdürdüklerini iddia etmektedir.Dekker'a göre genetik bozukluklar ya da mutasyonlar sonucu doğan çocuklar,sanılanın aksine ansızın toplumdan uzaklaşarak kaybolmamakta,ilik diye bahsettiği geçitler yardımıyla kendileriyle aynı kaderi paylaşanların yanına gitmektedir.Dekker'in yaşamı boyunca kırka yakın canavar gördüğünü ve onları isimlendirdiğini söylemesi umut vericidir.Ona göre çoğu barışçıl canlılar olup saldırganlık göstermemektedir.Elinde somut bir kamera görüntüsü ya da fotoğraf olmamasına rağmen söylemleriyle Green'in dikkatini çekmeyi başaran kahramanımız,onu ikna edebilmek için onu son keşfettiği yer altı kapısına -iliğe- götürmeye karar verir.Öte yandan arkadaşlarıyla Dekker'in samimiyetini sorgulayan Green,somut bir şeyler bulamamaları durumunda zamanını boşa harcamaktan çekinmektedir.En nihayetinde teçhizatlarla beraber iliğin yolunu tutan kahramanlarımız gizli kameralarla görüntü elde etmeyi planlarlar.Kayıtları incelediklerinde ise Dekker'ın gizli sırları olduğu ortaya çıkacaktır...
İyi;Düşünsel olarak kayda değer,el kamerası tekniklerinin kullanıldığı ortalama bir fantastik-gerilim filmi olarak kategorilendirebiliriz.
Kötü;Bu tarz filmlere çok yakışan Ray Wise'ın oyunculuğu belli bir seviyeye kadar kurguyu tek başına sürüklemeyi başarıyor.Ancak gizem ve gerilim seviyesi olarak sınıfta kalmaktan kurtaramıyor..
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2015 | Etiketler : | | | |

The Possession of Michael King (2014)

The Possession of Michael King (2014)
Michael King ne Tanrıya ne de şeytanlara inanan her türlü batıl inanışı reddeden bir belgesel yapımcısıdır.Günün birinde eşinin aniden ölümü sonrasında kızıyla yapa yalnız kalan kahramanımız sıkıntı dolu,buhranlı bir döneme sürüklenir.
The Possession of Michael King (2014)
Kız kardeşinin Ellie'yle ilgilenmesi ve yeniden hayata tutunma çabaları Michael'ı yeni bir fikir üzerinde düşünmeye yöneltir.Tanrının ya da şeytanların var olduklarına dair hiç bir bilimsel kanıt olmamasına rağmen insanların dogmatik dini inançları ve yaşam tarzlarından ödün vermemeleri Michael için yeni bir araştırma konusuna dönüşür.Geçmişten günümüze doğa üstü varlıklara ilgili hiç bir somut veri bulunmamasından yola çıkarak tüm gerçek büyüleri,ayinleri ve ruh çağırmaları deneyerek gerçek olup-olmadıklarını ispatlamaya karar veren kahramanımız,evinin her tarafını kameralarla donatarak sonucunu merakla beklediği yeni deneyimler için hazır hale getirir.Sırasıyla ruh çağırma ve bedenini şeytana sunma gibi bir takım denemeler yapan Michael,işin profesyonellerinden yarım almayı da ihmal etmez.Önce şeytanın kendisiyle konuştuğunu iddia eden bir pederle,sonrasında ise şeytan çağırma ayinleri yapan bir grup satanistle bir araya gelen Michael,bedenini ve ruhunu esirgemeden onlarca metafizik öğeye karşı savunmasız bırakır.Zamanla oluşturmaya çalıştığı belgeseli profesyonel yaklaşımdan ziyade takıntı haline getirmeye başlayan kahramanımız bedenen iflas eder.Uykusuz gecelerin ardından kafasında parazit bir sesin sürekli rahatsız ettiği hisseden genç belgesel yapımcımız,giderek kaotik bir yaşamın parçası haline gelir.Çok sevdiği kızı Ellie'ye zarar vermemek için kendisini izole etmeye çalışsa da her şey alt üst olmaya başlar.Belki de Michael en sonunda aradığını ispatı bulmuştur?
İyi;Tipik el kamerası teknikleriyle çekilmiş belgesel tadında bir gerilim filmi.Kurgu sürükleyici,oyunculuk tatmin edici.Gizem seviyesi daha üst seviyede olabilirdi.
Kötü;Klişeler,finalin şaşırtıcılıktan uzak,vasat-öngörülebilir-olması.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2014 | Etiketler : | | | |

The Sacrament (2013)

The Sacrament (2013)
İki muhabir arkadaş (Sam ve Jake) belgesel yapımcılığıyla uğraşmaktadır.Genellikle enteresan hikayeler bularak tv için mini diziler hazırlayan kahramanlarımız bir nevi reality tv formatında çalışmaktadır.Günün birinde ekip arkadaşlarından Patrick'in yıllar sonra kız kardeşinden bir mektup aracılığıyla haber alması ve mektupta Caroline'in onu daveti etmesini fırsata dönüştürmek isteyen Sam,yapacakları yolculuğu belgeselleştirmeyi düşünür.
The Sacrament (2013)
Zira Caroline uyuşturucu tedavisi gördükten sonra Mississippi yakınlarında mütevazi bir yaşam süren gizemli bir cemaate katılmıştır.Cemaatle ilglili daha fazla bilgi edinmek ve olan biteni kayıt altına almak isteyen kahramanlarımız eğlenceli olacağını düşündükleri bir serüvene sürüklenirler.Davet edildikleri yerle ilgili sadece uçaktan nerede ineceklerini öğrenen Sam ve arkadaşları,seyahatin geri kalan kısmında helikopterle yönlendirilirler.Sonrasında kısa süreli bir kamyonet yolculuğuyla en nihayetinde Caroline'in üyesi olduğu cemaatin topraklarına ulaşan belgesel ekibimiz,etraftaki silahlı güvenlikler sebebiyle epey huzursuz olurlar.Çok geçmeden Caroline'in karşılamaya gelmesiyle "Eden Parish" den içeri girmeyi başaran gençler,burada çoğunluğu yaşlılardan ve geçmişte suça bulaşmış gençlerden oluşan yaklaşık iki yüz kişilik bir kabileyle karşılaşır.Caroline rehberliğinde minik kasabayı gezen Sam ve arkadaşları,Caroline'in bahsettiği gibi insanların huzurlu bir şekilde gönüllerince yaşadıklarını gözlemlerler.Günlük yaşamlarından teknolojiyi tamamen çıkaran ve sadece temel gereksinimlerini karşılayabilecekleri kadarıyla geçinen bu insanların nasıl bu kadar mutlu olabildiklerini merak ettiklerinde ise artık pederle tanışmanın vakti gelmiştir.Peder burayı yoktan var ederek dış dünyada her türlü acıyı yaşamış;dışlanmış,hor görülmüş insanları toplayarak huzurlu bir yaşam sürdürebilmelerine olanak sağlamıştır.Caroline'in hatrı sayesinde pederle röportaj yapma iznini kapan Sam ise onunla tanıştıktan sonra kişiliğine ve ikna yeteneğine hayran olmaya başlar.Öte yandan güneş batıp hava karardıkça Eden Parish'de hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar...
Cennet katliamında 167 kişi hayatını kaybetti.Bu tarihte bilinen en büyük toplu intihar olaylarından birisidir...
İyi;Gizem seviyesi tatmin edici başarılı bir düşük bütçe gerilim filmi.El kamerası teknikleriyle çekilmiş olduğunu da ekleyelim.Oyunculuk ve atmosfer geçer not alır.
Kötü;Kurgu başlarda ilgi çekici şekilde ilerlese de filmin ikinci yarısı itibariyle kaotik bir şekilde dallanıp budaklandığını,özetle aceleye getirilmiş bir finale doğru gittiğini söyleyebilirim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Eylül 2014 | Etiketler : | | | |

Afflicted (2013)

Afflicted (2013)
İki yakın arkadaş Derek ve Clif dünyayı gezmeye ve deneyimlerini belgesel tarzında internetten takipçilerine aktarmaya karar verirler.Beyninde kan pıhtısı bulunan ve her an ölebilirmiş gibi yaşayan Derek'e karşı bu geziyi misyon edinen Clif,kankasıyla her anı dolu dolu geçirmeyi planlamaktadır.
Afflicted (2013)
Derek ise ailesinin tüm baskılarına rağmen hastanede artık tek bir saniye bile geçirecek vakti olmadığını söyleyerek tutkuyla gezi için hazırlanmaktadır.Kameralarla haşır neşir olan Clif,aynı zamanda web sitesini de hazırlayarak gezinin ilk etabı İspanya-İtalya turu için biletleri ayarlar.En nihayetinde İspanya'ya ulaşan kahramanlarımız orada kendilerini karşılayan arkadaşlarıyla beraber hoş vakit geçirirler.Ertesi gün İtalya'nın yolunu tutan gençler,Derek'in halsizleşmesi ve zamanının çoğunu yatakta geçirmeye başlamasıyla yeniden eve dönmeyi düşünmeye başlarlar.Clif her şeyden önce Derek'in sağlığı için elinden geleni yapmaya çalışsa da o ısrarla dünya turuna devam etmelerini gerektiğini vurgular.Öte yandan Clif,yüzünde kabartılar çıkmaya başlayan ve tuhaf davranan Derek'de bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder.Dahası Derek günlerdir yemek yemeyip sürekli istifra etmektedir.Neşeli başlayan gezi birtakım doğaüstü olaylar yaşanması ile farklı bir boyuta taşınır.Tüm bunlara rağmen uzun süredir hiç olmadığı kadar iyi  hissettiğini söyleyen Derek,Clif'in mızmızlanmalarından sıkılmaya başlar.Onun için ilk planda varsa yoksa gezi gelmektedir...
İyi;Son derece sürükleyici bir kurguya sahip,sahnelerin çoğunda el kamerası kullanılmış belgesel tadında bir gerilim filmi.Gizem seviyesi tatmin edici.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı.Finali itibariyle de Derek Lee-Clif Prowse ikilisinin ikinci filme göz kırptıklarını da ekleyebilirim.
Kötü;Genel itibariyle yaratıcılıktan uzak senaryo yer yer sıkıcı olabilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | |

Devil's Pass (2013)

Devil's Pass (2013)
2 Şubat 1959 gecesi dokuz dağcının ölümüyle sonuçlanan esrarengiz olay tarihte "Dyatlov geçidi vakası" olarak adlandırılır.Olayın geçtiği yer olan "Kholat Syakhl" Mansi dilinde ölüm dağı olarak çevrilmektedir.Olaya "Dyatlov" adının verilmesi ise dağcı grubun lideri olan Igor Dyatlov'e atfedilmesinden kaynaklanmaktadır.Esasında on kişiden oluşan ve 2 haftalık bir kamp için Ural dağının yolunu tutan gruptan bir kişi hasta olduğu için geri dönmüştür.Özetle ikisi kadın yedi erkek dağcı halen bilim insanlarının net bir açıklama getiremediği karanlık bir olay sonrasında yaşamlarını yitirmiştir.İşin garibi sıfırın altında yaklaşık 25 derece sıcaklığa rağmen bazıları çıplak şekilde bulunmuş,birisinin dilinin kesik olduğu bazı cesetlerin ise dışarıdan herhangi bir şiddet belirtisi olmamasına rağmen kaburga kemiklerinin kırık olduğunu saptanmıştır.Dahası üstlerinde yoğun miktarda radyasyon izine de rastlanmıştır.Bütün bunlara ek olarak olay yerine ilk ulaşan arama kurtarma ekibinden bir bayan sanılanın aksine dokuz değil onbir ceset saydığını söylemiştir.Dyatlov geçidi vakası halen sırrını korumaktadır...
Devil's Pass (2013)
Beş kişiden oluşan bir grup maceraperest Amerikalı genç,Ural dağlarına giderek "Dyatlov vakası" ile ilgili bir belgesel çekmeyi planlamaktadır.Jensen ve Denise liderliğinde organize olan kahramanlarımız yıllardır açıklanamayan gizemi çözmek için ellerinden geleni yapmaya niyetlidir.Yolculuklarını Kuzey'deki en son yerleşim birimi olan Vizhai'den Otorten Dağı'na kadar şekillendiren kahramanlarımız yıllar önce dokuz dağcının uğrayıp son biralarını yudumladıkları bara uğrayarak kendilerince totem yapmayı da ihmal etmezler.Birbuçuk günlük uzun bir tırmanışın ardından "Ölüm dağı"na ulaşan gençler havanın kararması sebebiyle kamp kurmak zorunda kalırlar.Sabah uyandıklarında ise kamp çadırlarının arasında sıradışı bir takım ayak izlerine rastlayan kahramanlarımız gerilmeye başlayacaktır.Ayak izleri insana ait olmadığı gibi bilinen herhangi bir hayvana da ait değildir.Bununla da kalmayıp aksilikler peş peşe gelmekte,üstlerinde bulunan tüm elektronik cihazlar bozulmaya başlammaktadır.Ne gps ne cep telefonu ne de pusula çalışmaktadır.Öte yandan kampın hemen yakınlarında sadece dışarıdan açılabilen eski bir Sovyet sığınağı kapısı keşfeden Denise ve Jensen grubun geri kalanını daha fazla panikletmemek için sessiz kalmayı seçer.Zira çekimler devam etmeli belgesel ne pahasına olursa olsun bitirilmelidir.Ancak çok geçmeden olayların daha da karmaşık hale gelmesi kapının ardında neler olduğunu sorgulamalarına neden olacaktır...

İyi;El kamarası teknikleriyle çekilmiş özellikle son bölümü ve finaliyle gerilim severlerin ilgisini çekebilecek başarılı bir alternatif.Gizem seviyesi tatmin edici,İlk yarısı itibariyle kurguda akışkanlık sorunları olsa da son çeyrek gerçekten sürükleyici ve iddialı.Hafızalara kazınabilecek kaliteli sahnelere sahip.Mekan seçimleri muazzam.
Bazı yararlı linkler;Dyatlov geçidi veya En Büyük Sır,Philadelphia Deneyi
Kötü;Oyunculuk vasat,büyük bir bölümü durağan tempoda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Grave Encounters 2 (2012)

Grave Encounters 2 (2012)
Alex,korku sinemasına gönülden bağlı başarılı bir öğrencidir.Dört yakın arkadaşı ile birlikte 'teen slasher' formatında,insanları gerçekten korkutacak bir şeyler yapma uğraşında olan kahramanımız öte yandan da yakın zaman önce Amerika'da sükse yapan "Grave Encounters" yapımı üzerine,nasıl bu kadar ilgi çekebildiği  sorusu eksenli çalışmalar yapmaktadır.Paranormal Activity,The Blair Witch Project gibi gerçek olaylardan esinlenerek çekildiği iddia edilen filmleri inceleyen Alex,youtube kanalı vasıtasıyla gizemli bir hayran edinir.
Death Awaits nickli yabancı Alex'in Grave Encounters filmi üzerinde yoğunlaşmasına teşvik edici bazı ufak ipuçları vermektedir.Sürekli yeni mesajlar ve ilgi çekici bilgiler yollayan 'Death Awaits' bahsi geçen sahnelerin çekildiği Kanada'da bulunan akıl hastanesine gelmeleri durumunda içeri girmelerine yardım edeceğini de söylemektedir.Film tamamlandıktan sonra oyunculara bir daha ulaşılamadığı ve o günden beri kayıp oldukları söylentisi Alex ve arkadaşlarının epey dikkatini çekecektir.Kahramanlarımız bitirme projelerini ve uzun süredir uğraştıkları senaryolarını askıya alarak,Grave Encounters film ekibi hakkında belgesel niteliğinde bir çalışma yapmaya karar verirler.Ancak cast ekibinden hiç kimseye ulaşamayan gençler soluğu yapımcının yanında aldıklarında ise gerçekten de çekim sürecinde bazı karanlık noktalar olduğundan şüphelenmeye başlarlar.Öncesinde absürt efektler ve komik makyajlardan oluştuğunu düşündükleri filmin çok daha fazlasını içinde barındıran sahiden de metafizik olayların eşiği,asla girmemeleri gereken bir yer olduğunu anladıklarında ise artık her şey için çok geç olacaktır...


İyi;Serinin başarılı bulduğum ilk yapımının ardından,benzer bir kurgu ile kelimenin tam anlamıyla devam niteliği taşıyor.Akıl hastanesinde geçen sahneler gerilim yönünden tatmin edici.Grave Encounters (2011) incelemesi için tıklayınız.
Kötü;İlk yarısı itibariyle epey sıkıcı.Açıkçası ilk filmin üzerine beklenti anlamında pek de birşey koydukları söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

The Bay (2012)

The Bay (2012)
Tipik dünyanın sonu-yok oluş konseptine benzer şekilde,son dönemlerde küresel ısınma ve biyolojik kirlenmeyi ön plana çıkaran ekolojik felaket temalı yapımlardan biri olan "The Bay" el kamerası çekim teknikleri ve belgesel tadındaki kurgusu ile izlemeye değer alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Maryland'da bulunan Chesapeake körfezi etrafında yer alan küçük bir kasabada 4 Temmuz kutlamaları dolayısıyla hoş bir telaş baş göstermeye başlamıştır.Belediye başkanının günler öncesinden katılımı arttırmak için yoğun çabalarına rağmen,oldukça sakin bir mazisi olan  kasabada son dönemlerde kanlı ölümler gerçekleşmesi ahaliyi epey panikletecektir.Dahası sağlık kurumlara sürekli olarak deride kabarmalar,iç organlarda rahatsızlıklar gibi şikayetlerle akın eden kasabalılar doktorlar ve araştırımacıların sorunu teşhis edememeleri ile gergin bir bekleyişe çekileceklerdir.Öte yandan 4 Temmuz için bölgeye gelen bir grup gazeteci de olan biteni kaydetmektedir.
İki okyanus bilimcinin balık popülasyonları üzerinde incelemeleri sonrasında parazitik bir bakteri türünün yoğun şekilde çoğalarak ekosistemi tehdit ettiğini düşüncesi,daha fazla örnekle kompleks çalışmalar yapılması gerektiği gerçeğini ortaya çıkaracaktır.Su altı bitkilerinin yok olmaya başlaması,zararlı bakterilerin hem mevsimsel olarak sıcaklığın etkisiyle hem de kasabanın besin ihtiyacını karşılayan kümes hayvanı çiftliğinin atıklarının denize verilmesi ile aşırı derece de artışa geçtiklerini düşünmektedir.Bu arada kasabada hemen herkeste sağlık problemlerinin nüks etmesi ve halen tıbbi olarak çözümler bulunamaması tahmin edilenin çok daha ötesi bir felaketin kapıya dayandığını göstermektedir...

İyi;Found footage olarak adlandırılan son dönemlerde revaçta olan film türlerinden biri.Genel olarak gerçek bir olaydan esinlenildiği iddiası ile belgesel havasında geçen;kısa kamera kayıtlarının birleştirilmesi ile oluşan toplama bir çalışma olarak lanse edebiliriz..Ee tabii hal böyle olunca profesyonel oyunculuktan vs bahsedilmek mümkün değil.Değerlendirilmesi gereken nokta işin gizem ve gerilim ekseni.Gerilim olarak tatmin edici...
Kötü;Belgesel tadında bir yapım olduğu için atmosferin oldukça sıradan olduğunu söyleyebilirim.Gerilim seviyesi fena olmasa da biraz daha aksiyon ve gizem vaad edebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

The Tunnel (2011)

2000'li yıllarla beraber Avustralya yapımı korku-gerilim ağırlıklı yapımların epey ses getirdiğini,şahsi fikrim olarak da Hollywood korku sinemasıyla sırasıyla Uzakdoğu,İspanya,Fransa derken şimdi de onların rekabete başladığını söyleyebilirim."The Tunnel" her ne kadar aynı dönemde vizyona giren Grave Encounters filmine yakın kurgusuyla ilgi çekmeyi başarsa da (tabii bu arada el kamerası çekim teknikleri ve uzun karanlık koridorlarda geçen kovalamacalar ortak nokta) her iki yapımda da hikayenin gerçekte yaşanmış olaylardan esinlenerek oluşturduğu iddiası (?) seyirciyi yakalamak için tasarlanmış klişe bir hile görüntüsünde.
2007 yılında Sydney hükümeti büyük bir proje olarak duyurdukları terk edilmiş tünellerin metro için kullanımı fikrinden ansızın,sebep göstermeksizin vazgeçmiştir.Geçmişten günümüze yer altındaki bu saklı tünellerle ilgili epey şehir efsanesinin kol gezdiği ülkede,hükümetin de sessiz kalarak işin içinden çıkması çeşitli basın yayın organlarının dikkatlerinden kaçmamıştır.Olayı kamuoyunun bilgisine sunmak ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmak için yola koyulan Warner ve üç gazeteci arkadaşı ise kötü şöhrete sahip dipsiz,karanlık tünellere girmeye karar verir.Yanlarına aldıkları kameralar ve karanlıkta işlerini kolaylaştıracak el fenerleri ile yasadışı yollardan tünele giren kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz umarsızca bir yolculuğa çıkarlar...
Ellerindeki harita ile kaybolmadan etrafa göz atmaya çalışan Warner ve ekibi labirenti andıran tüneller içerisinde korku dolu anlar yaşamaya başlarlar.Dahası görüntü almak için mola verdikleri dar bir odada tuhaf olaylar cereyan eder.Aralarından biri gizemli şekilde sırra kadem basmıştır...


İyi;Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen,gerek el kamerası çekim teknikleri gerek metro (karanlık konsepti) başarıyla yansıtılmış.Oyunculuk fena değil,kurgu akıcı şekilde ilerliyor.
Kötü;Gerçek olaylardan uyarlama teranesi,bazı sahnelerde etkileyicilikten uzak efektler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Megan Is Missing (2011)

Yaşanmış olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığı iddia edilen yapımlardan biri olan "Megan Is Missing",el kamerası çekimlerinin ağırlıkta olduğu dram yönü gözlerden kaçmayan orta karar bir gerilim filmi.Öyle ki aralarda bol bol sosyal mesajlar içeren filmde;ansızın ortadan kaybolan 14 yaşında Megan isimli genç bir kızın ve hemen bu olayın akabinde en yakın arkadaşı olan Amy'nin sırra kadem basması ana temayı oluşturuyor.
Okulun popüler kızlarından biri olan Megan;sorunlu çocukluk döneminin ardından kafası karışan,rüzgar nereden eserse o tarafa sürüklenen bir kızdır.Tamamen tezat karaktere sahip olan Amy ise nispeten daha iyi bir aileye sahip ancak arkadaşları yönünden epey şansızdır.Dostukları okuldaki diğer arkadaşlarını rahatsız etse de buna pek aldırmayan kahramanlarımız günün birinde internet üzerinden Josh isimli bir gençle tanışırlar.Web kamerasının arızalı olduğunu söyleyerek gönderdiği fotoğrafı ile yetinmelerini isteyen Josh,o yaşlarda birine göre oldukça soğukkanlı ses tonuna ve sakin bir mizaca sahiptir.Çevresinde hep aynı tiplerin olmasından sıkılmaya başlayan Megan;kaykay yapan,su sporlarını sevdiğini söyleyen Josh ile internet üzerinden sık sık sohbet ederek yakınlaşmaya başlar.
Daha yüz yüze tanışamasalar da Josh hakkında olumlu izlenime sahip olan Megan,günün birinde buluşma teklifi ile epey heyecanlanır.Lakin ailesi ve arkadaşlarından habersiz buluşmaya giden kahramanımız sırra kadem basacaktır.Megan'ın ortadan kaybolması ile büyük üzüntü yaşayan Amy,onun Josh ile birlikte olduğunu düşünmektedir.Ama yine de öncesinde her saat başı konuştuğu en samimi arkadaşı Megan'ın haber vermeden gitmesi başına kötü bir şeyler gelebileceği hususunda Amy'i tedirgin etmektedir.Aradan yaklaşık bir hafta geçmesi ile polislere yardım etmeye karar veren Amy,ansızın hayatlarına giren Josh ismi üzerinde durur...


İyi;Eh işte denebilecek yapımlardan biri.Tarz olarak rahatsız edici öğeler içerse de verdiği sosyal mesajlar bakımından başarılı olduğu söylenebilir.Arayan bulur önermesi o yolun yolcusu ile birleşince umarsızca başlayan bir macera beklenildiği gibi sonlanmayabilir.Bu filmi sevenler için korku-gerilim yönü oldukça ağır basan The Poughkeepsie Tapes (2007) yapımını da izlemenizi tavsiye ediyorum.
Kötü;El kamerası çekim teknikleri,gerçek olaydan uyarlama zırvası...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

The Poughkeepsie Tapes (2007)


The Poughkeepsie Tapes (2007)
Ne amaçla yapıldığını tam olarak kavrayamadığım,belgesel havasında ilerleyen tipik seri katil hikayelerinden farklılaşan bu yapımı kategorisiz filmler klasmanına dahil ediyorum.Öyle ki baştan sona anlaşılabilir konu bütünlüğüne sahip olmayan,aynı şekilde bittiğinde nasıl bir önerme ile sonlandığını kestiremediğim tuhaf bir yapım olduğunu söyleyebilirim. 
Sözde fbi arşivlerindeki videolardan yola çıkarak belgesel tadında,adının Ed olduğu (?) bilinen seri katilin Poughkeepsie kentinde yaptığı sadistçe eylemler irdeleniyor.Gerçek kimliği asla ortaya çıkarılamayan Ed hakkında dişe dokunur bilgilere sahip olunmamakla beraber yakın zamanda hayatını alt üst eden bir olay sonrasında ölümcül eylemlere giriştiği tahmin ediliyor.Halihazırda ilk kurbanını seçerken en savunmasız olanı tercih etmesi bu bulguları güçlendirse de öte yandan kademeli olarak sürdürdüğü cinayetlerin sürekli farklı yöntemler ve kriminallerin değişiyle katil profilinin aşama göstermemesi (ilk cinayetlerinden sonlara doğru kronolojik olarak hep belli bir standartı olması) dolayısıyla tam olarak nasıl bir suçlu karakteri taşıdığı kestirilemeyen Ed,bütün polis teşkilatını peşine takmayı başarmıştır. 
Sıradan bir seri katilden oldukça farklı kabiliyetleri sahip olan Ed,gerek cerrahi beceri gerekse kurban seçimlerindeki homojenlikten ötürü belli bir kalıba sığdırılamamıştır.Zaten halen yakalanamamasının da sebebi budur.Cinayetlerini tiyatral bir havada işleyerek polislerin de haberi olmasını sağlamak için bodrumunu kullandığı ve hunharca eylemlerde bulunduğu evlerinden birinin keşfedilmesini sağlayarak canice cinayetlerinin kasetlerinin bu sayede kamuoyuna duyurulmasını sağlamıştır.İyi eğitim aldığı,adli ve cerrahi olaylarda bilgisi olduğunu tahmin edilen tüm zamanların en ilginç seri katili halen amansızca aranmaktadır. 

İyi;Buhranlı bir atmosferle sahip.Rahatsız edici yapımlar arasında yer alıyor.Tipik seri katil filmlerinden uzaklaşarak ilgi çekici bir konsepte ulaşıyor. 
Kötü;Belgesel yarım kalmış havası hissediliyor.Zaten kurgunun dağınık ilerlediği yapımda ucu açık olarak sonlanan final hayal kırıklığı yaratabilir. 
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Grave Encounters (2011)

Lance liderliğinde bir grup maceraperest arkadaş lokal bir kanalda Grave Encounters isimli reality show çekimleri ile uğraşmaktadır.Daha önce çekilen beş bölümün ardından daha iddialı bir yapımla seyircinin karşısına çıkmayı planlayan Lance,geçmişte akıl hastanesi olarak kullanılmış,enteresan paranormal hikayelerin süregeldiği mekanı altıncı bölüm için tutmuştur.Binanın bekçisinden yardım alarak ekip arkadaşlarıyla beraber kendisini 24 saat akıl hastanesine kilitleyecek olan kahramanlarımız bakalım bu süreç sonunda seyircilerin ilgisini çekebilecek esaslı bir hayalet hikayesi oluşturabilecek midir?
Bekçinin binanın tarihçesine ilişkin verdiği bilgilere dayanarak hastaneye sıkışmış bazı ruhların var olabileceği sıcak noktalar olarak adlandırdığı bölgelere kameralar yerleştiren kahramanlarımız,havanında kararması ile bekçinin kapıyı dışarıdan kilitlemesini isteyerek çekimlere başlamıştır.Ses ve ışıkla ilgilenen birkaç kişi,uyduruk bir medyum ve kameramanlardan oluşan ekibiyle işe koyulan Lance,havanın kararması ile zifiri karanlığa çalan hastane koridorlarında ekibiyle dolaşmaya başlayacaktır.Daha önce çektikleri bölümlerde asparagas hikayeler ve ses-ışık oyunlarıyla ilgi çekmeyi başaran kahramanlarımız,her şeyin rutin başladığı altıncı bölümde maalesef inanılmaz korkunç bir hikayenin parçası olacaklar...
Binanın ana kapısının çevresine konuşlanarak sıcak noktalardan gizemli görüntülerin monitörlerine yansımasını bekleyen gençler,çok geçmeden insanın kanını donduracak olayların içinde bulurlar kendilerini.Dahası kameraman arkadaşlarından birisi tuhaf bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Zamanla korkudan iyice paranoyaklaşan kahramanlarımız,bekçinin kilitlediği kapıyı kırarak dışarıya çıkmak istedikleri asıl sürprizle karşılaşacaklar.Garabet sesler ve yansımalar gören kafilemiz haber yapmaya gittikleri mekanda haber olmaktan öteye gidemeyecekler...

İyi;Oldukça ilgi çekici sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.Kurgu sürükleyici,mekan zaten kafadan tuhaf :D Bu filmi sevenler The Tunnel (2011)'i de izlemeli..
Kötü;Bazı mantık hataları yok değil.Ayrıca bazı sahneler epey abartılı.
Gereksiz;Klişe başlangıç.Gerçekte yaşanmış bir olayın sinemalaştırılması blehh..
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

[Rec] ² (2009)

İlk yapımın elde ettiği şaşırtıcı başarının ardından yapımcıların kolları sıvadığı serinin devam filmi,gerçek anlamda devam kelimesinin karşılığını veriyor.Keza ilk filmin bittiği yerden başlayan yapım;yine kaosun hakim olduğu,karantina altına alınmış binaya özel tim ve yanlarında bir doktorun içerisi girmesi ile şekilleniyor.Emir yetkisinin ise doktorda olması tabii biraz şaşırtıcı hani...
Dr.Owen'ın emirleri ile binaya girdikleri gibi etraftaki kan-revana rağmen çatı katına çıkan özel timimiz,kendilerini neyin beklediğinden habersizdir.Daireye girmeleri ile beraber burasının çeşitli bilimsel çalışmalara ev sahipliği yapan,garip izbe bir mekan olduğunu düşünen ekibimiz,Owen'ın emirleri ile araştırmalara devam etmektedir.Ancak alt katlardan gelen ürpertici sesler üzerine inisiyatif alan özel tim,seslerin geldiği daireye girdiklerinde enfeksiyon geçirmiş başkalaşmış insanların saldırısına uğrayacaktır.Dahası arkadaşlarından biri de ısırılarak onlardan birine dönüşmüştür.Bu nasıl bir virüstür ki saniyeler içerisinde etki ederek enfeksiyona neden olmaktadır.
Yaşadıkları şokun akabinde Dr.Owen'ın emirleri ile yeniden çatı katına dönen kahramanlarımız,bu sırada tavan arasında dolaşan enfekte olmuş küçük bir çocuğun saldırısına uğrayacaktır.Gerçekte neler olduğuyla ilgili Dr.Owen'ı sıkıştırmaya başlayan özel tim,en nihayetinde olan biteni algılayacaktır.Dr.Owen özel yetkileri olan bir rahiptir.Arkadaşı Peder Albelda şeytani ruhların saldırısına uğrayan küçük bir kız(ilk filmde kayıp olan hani) üzerinde çalışmalar yapmaktadır.Onun kanından özüt elde ederek bir çeşit panzehir yapmak üzereyken görevinde başarısız olmuştur.
 Şeytani ruhu bünyesinde taşıyan kız ise kurtulmanın bir yolunu bularak ısırdığı diğer insanlara ruhunu aktarmaktadır.İşte bu noktada görevlendirilen Owen,Albelda'nın şeytani ruhun ilk sahip olduğu kızdan elde ettiği kan serumuna ulaşmalıdır.Ancak bu şekilde şeytani ruhun istilasını ve yayılmasını engellenebilir.Yani olaylara bir virüsün sebep olabileceği düşüncesi dışarıdaki telaşlanan kalabalığı oyalamak için uydurulmuş bir palavradan farksızdır.Asıl senaryo çok daha tehlikelidir....
Binada yalnız olmadıklarını anlayan Owen ve özel timden sağ kalanlar :D,koşuşturan bir grup gencin varlığından haberdar olurlar.Bu cehennemden kurtuluş emrini verebilecek tek kişi olan Owen'ın ise ilahi amacından geri dönmeye hiç de niyeti yoktur.Ansızın ortaya çıkan sürpriz isim ise olayları farklı bir boyuta taşıyacaktır.



Serinin ilk filmi [Rec] (2007) için tıklayınız !
İyi;İlk filmin klişe havasına biraz daha mistik bir atmosfer katılmış.Bence çok da iyi olmuş hani.Gerilim yine doruklarda.
Kötü;Final daha farklı kurgulanabilirdi.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

[Rec] (2007)

Pek çok kişinin favori korku filmlerinden biri olarak gösterdiği [Rec],her ne kadar belki de bu tarz virüs temalı yapımlar içerisinde en sıkıcı giriş bölümüyle başlasa da,ilerledikçe arka fonda tırmanmaya başlayan gerilim,finale doğru koltuğunuza yapışmanıza neden olabilir.Filmin popülaritesindeki en önemli etkenlerden birinin de el kamerası ile yapılan çekimler olduğunun altını çizelim.
Genç Tv muhabiri Angela,kameraman arkadaşı ile birlikte itfaiyecilerin günlük yaşamı hakkında bir program hazırlığındadır.Oldukça sıkıcı geçen çekimlerin arasında,programın nasıl bir kitleye hitap edeceğini tam olarak anlayamasam da (Trt 3 belgeselleri gibi :D) acil bir telefon gelmesi ve yardım istenmesi ile ortam hareketlenir.Tabii bu koşuşturmacadan hat safhada yararlanmak isteyen Angela ve kameraman arkadaşı da itfayicilerin peşine takılmayı ihmal etmez.Olay yerine ulaşan itfaiciler ve kahramanlarımız,dışarıdaki polis kordonunu ve çevredeki bina sakinlerini görünce bir hayli telaşlanır.Polisin verdiği bilgiler doğrultusunda,yaşlı bir bayanın (Mari) çığlıklar attığı ve kapısını çalarak ona ulaşamadıkları yönündeki bilgiler,panikleyen bina sakinlerinde olaya eklenmesi ile giderek sevimsizleşen bir durum haline dönüşmüştür.Üstündeki baskıyı atarak olaydan rant elde etmeye çalışan Angela ise hazır buralara kadar gelişken,çekimlere devam etmek niyetindedir.
İtfaiye ekiplerinin de gelmesiyle kapıyı kırarak içeri giren polis ekipleri gördükleri şey karşısında bir hayli şaşırırlar.Yüzü gözü ve elbiseleri kan içerisinde bulunan Mari isimli bu yaşlı bayan,bir anda saldırganlaşarak polis şefine atak yapar.Zavallı polisi boynundan yaralayan,garip tavırlar sergileyen bu kadına acaba ne olmuştur?Olup bitenleri an ve an takip eden Angela,herkes gibi panikleyerek binanın çıkış kapısına doğru koşmaya başlamıştır.Bir şeyler yolunda gitmemektedir ama ne?Binanın çıkışını tutan polisler,güvenlik amaçlı olarak buradan hiç kimsenin çıkmasına izin vermeyeceklerini söylerler.Bina sakinleri dahil herkes tehlike altındadır ve dahası emirler kesindir;kimsenin dışarı çıkmasına izin verilmeyecektir.Angela’nın neşeli başlayan günü kelimenin tam anlamıyla bir kabusa dönüşmüştür.Artık binanın girişinde toplanan itfaiyeciler,polisler,bina sakinleri ve Angela ile kameramanı;aynı kaderi paylaşacak olan birer figürandır.
Ortalığın bir an olsun durulması ile üst kattaki saldırgan yaşlı bayanı kontrol etmek üzere yukarı çıkan polislerin Mari’yi vurmak zorunda kalması ile tırmanacak olan gerilim;adeta korkudan çılgına dönen bina sakinlerinin duyduğu silah sesleri ile tam bir kaosa neden olacaktır.Düşünsenize binanın dört tarafı polislerle çevrili ve kesinlikle dışarı çıkmanıza izin verilmiyor.Bu arada olayların gidişatı sonrasında elindeki mikrofon ile cesur yürek kesilen Angela,halen durumdan pay çıkarma çabasındadır.Giriş katında mahsur tutulan ailelerle ve itfaiyecilerle röportaj yaparak,belki de eğer buradan sağ salim çıkabilirse alabileceği olası bir gazetecilik ödülünün peşindedir.
Çok geçmeden dışarıdan bina içerisine tam teçhizatlı bir sağlık memuru gönderilir ve içeride hazırlanan karantina odasını andıran bir bölmede yaralılarla ilgilenmeye başlar.Kapalı kapılar arasında gerçekleşen bu olayı görüntülemekte ısrarcı olan Angela,içerden gelen çığlıkların ardından,yaralılardan birinin aynen üst kattaki yaşlı bayan gibi saldırganlaştığına şahit olur.Güç bela odadan çıkan ve canını zor kurtaran sağlık memuru şimdi de meraklı bina sakinlerinin soru bombardıman altındadır.Bir virüsün buna neden olduğunu söyleyen görevli,enfeksiyonun kan grubu çeşidine göre etkileşim zamanının değiştiğinden bahseder.Artık herkes olup bitenin farkındadır ve salgının yayılmaya başlaması ile kimsenin hayatı güvende değildir...
Bina sakinlerinin teker teker zombi benzeri saldırgan bir forma dönüşmesi ile hayatta kalan Angela ve kameramanı,kanın su gibi akmaya başladığı,dehşet dolu bu binada kendilerine sığınacak bir oda bulurlar.Odanın tamamı garip gazete güpürleri ile kaplıdır ve içerisinde yasa dışı bir şeyler yapıldığı muhakkaktır.Neyse ki en sonunda bir kaset çalar bulan Angela,burada neler olup bittiğinin farkına varacaktır...



Serinin ikinci filmi [Rec] ² (2009) için tıklayınız!
İyi;Sonlara doğru tırmanan gerilim,binadaki amansız kovalamaca.El kamerası çekim teknikleri ile oluşan kaotik atmosfer.
Kötü;İlk çeyrek gerçekten de sıkıcı.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | |