Güncel İncelemeler;

The Jacket (2005)

The Jacket (2005)
Körfez Savaşı gazisi Jack Starks, dehşet ve gözyaşıyla dolu günlerin ardından ordudan ayrılıp evine döner. Hala yaşadığını travmayı atlatamayan ve gündelik hayata geri dönüp sosyalleşmekte sıkıntılar yaşayan kahramanımız, bir yandan da gözüne uyku girmeyen geceler boyunca giderek depresif bir ruh haline sürüklenmektedir. Sürekli savaşta olan bitenleri düşünen ve bir türlü zihnini rahatlatamayan Jack, soğuk bir kışı günü umarsızca bir yürüyüşe çıkar. 
The Jacket (2005)
Yol üstünde otostop yaparak bir yabancının arabasına binen Jack, her şeyin çok hızlı gelişmesiyle ve şerifin ölmesiyle sona eren bir cinayete karışır. Polisler tarafından tutuklanan ve cinayet zanlısı olarak mahkemeye sevk edilen kahramanımız, olan bitenleri tam olarak hatırlayamadığı ve iyi bir savunma yapamadığı için, mental durumu da göz önüne alınıp akıl hastanesine yollanır. Dr. Becker gözetiminde tedavi alması planlanan Jack, bir dizi deneysel terapiler ve ilaçlarına maruz kalır. Dr. Becker, ilaçlar sayesinde nefret tabakasını soyacağını ve Jack' i yeniden topluma kazandıracağını savunmaktadır. Ancak bilim etiğinden son derece uzak uygulamalar ve kendi doğrularıyla yola çıkması, Dr. Lorenson tarafından sıklıkla eleştirilir. Lorenson, Becker' ın hastaları deney hayvanları gibi kullandığından ve amaçsız ilaç kokteyllerini karıştırarak deneysel çalışmalar yapmasından rahatsızdır. Ailesi- arayıp soranı olmadığı için uygun hasta olarak gördüğü Jack üzerinde farklı uygulamalara ve seanslara devam eden Dr.Becker; tedavinin bir parçası olarak Jack' e deli gömleği giydirip, tabut gibi daracık bir morg çekmecesine kilitlemektedir. Zaman zaman çekmece içerisinde uzun saatler geçirmek zorunda kalan ve flashback sahneler anımsamaya başlayan kahramanımız, bir yandan cinayet gecesi neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan da hastaneden nasıl kaçabileceğinin planlarını yapar. Yine yoğun ilaç tedavisinin ardından kapatıldığı morg çekmecesinde bu sefer gelecekten kesitler gören ve dört gün içerisinde öleceğini öğrenen kahramanımız, ölüm sebebini bulabilirse bir şekilde  kurtulacağını umut eder. Öte yandan rastlantısal olarak Jackie ile tanışan ve düğümü çözebilme konusunda yardım isteyen Jack, her ne kadar ikna etmekte zorlansa da dikkatini çekmeyi başarır. Zamana karşı savaş çoktan başlamıştır bile...

İyi; Jack London' ın 'The Star Rover' isimli romanından uyarlanan yapım, efsane oyuncu kadrosuyla ve sürükleyici kurgunun bileşimiyle beraber son derece başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Atmosfer ve gizem seviyesi çok iyi. Korku- gerilim severlerin gözdeleri; zamanda yolculuk ve akıl hastanesi gibi konseptleri de barındırdığını ekleyelim. Bu filmi sevenlerin Jacob's Ladder (1990) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Constantine (2005)

Constantine (2005)
John Constantine; günahlarından arınmak ve bağışlanıp cennetin yolunu tutmak için iblisler ve şeytanlarla savaşan, tanrı vergisi yetenekleri olan orta yaşlarda bir adamdır. On beş yaşından beri günde otuz sigara içtiği için akciğer kanserine yakalanan ve günleri sayılı olan kahramanımız, doğuştan gelen yetenekleri sayesinde normal insanların göremediği metafizik canlıları görebilmekte ve dahası kendi cennetini kazanabilmek için onlarla savaşmaktadır.
Constantine (2005)
 Son zamanlarda çevresinde daha öncesinde hiç olmadığı kadar büyük bir ruh geçişi olduğunu gören ve durumdan kaygılanan Constantine, şeytanın yeni bir oyun kurguladığını düşünmektedir. Öte yandan yakın arkadaşı ve aynı zamanda şoförü olan Chas ise Constantine her ne kadar onu bu işlerden uzak tutmaya çalışsa da en büyük yardımcısı olmayı sürdürmektedir. Günün birinde ikiz kardeşi Isabel' in intihar etmesi üzerine detaylı bir araştırma yapmaya koyulan Dedektif Dodson ise güçlükle bulduğu ip uçlarının peşinden gitmektedir. Isabel intihar ettiğinden ötürü Katolik kilisesinin defin işlemleri için onu kabul etmemesine sinirlenen ve durumu onur meselesi haline getiren Dodson, ikizinin intihar etmediğini bir şekilde metafizik güçler tarafından ele geçirilip ölüme sürüklendiğini savunmaktadır. İkizinin intihar ettiği hastanenin görüntü kayıtlarını inceleyen kahramanımız, araştırma yapmak için gittiği kilisede Constantine ile yolları kesişir. Isabel' e ne olduğunu öğrenmek için Constantine' den yardım uman Dodson, karşısında kendisine dahi faydası olmayan bir adamla karşılaşır. Çok geçmeden aralarındaki buzları eriten ikilimiz, Constantine' in hikayesinden kendi hayatından parçalar gören Dodson' ın da ona dürüst davranmasıyla birlikte en nihayetinde beraber hareket etmeye başlarlar. Çocukluğundan beri Dodson' da metafizik şeyleri görebilmekte ve aynı ikizi Isabel' de olduğu gibi tanrı vergisi bu yeteneği yüzünden zaman zaman korkunç, ürpertici anlara şahit olmaktadır. İblislerin hiç olmadığı kadar yer yüzünde rahatça hareket ettiklerini gözlemleyen ikilimiz, şeytanın planları olduğunu düşünürler. Öte yandan karanlık ve kötülük dünyayı esir almaya başlamıştır bile...

İyi; Tipik şeytan- şeytani güç temalı, güçlü oyuncu kadrosu ve sürükleyici kurgusuyla göz atılması gereken bir yapım. Atmosfer ve mekan seçimleri de başarılı. Son olarak müzikler ve dönemine göre fantastik animasyonlar da diğer artılar...
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

An American Haunting (2005)

Kasım 1848.Umarım ki, kimsenin başına bu mektubu açmasını gerektirecek bir şey gelmez.Eğer mektubu okuyorsanız,açıklanamayan ve hatta doğaüstü olaylar meydana gelmeye başlamış demektir.Bell cadısının öyküsü, her zaman bir efsaneden ibaret sayıldı.Ama öyle değil.Lütfen bu mektubu özenle okuyunuz.Burada yazanlar hayatınızı kurtarabilir.
An American Haunting (2005)
Soylu ve varlıklı Bell ailesi bir arazi davasının ardından kilise tarafından suçlu bulunur.John Bell,Kathe Batts'in hakkına göz dikmiş,dolasıyla kilisenin verdiği cezayı yerine getirmekle hükümlüdür.Ancak daha da kötüsü yörede cadı olarak bilinen ve ölümcül büyüler yapan Batts tatmin olmayıp,John ve kızı Betsy'i lanetleyeceğini söyleyerek kiliseden uzaklaşır.Bell ailesi ise tehditleri umursamayarak evlerinin yolunu tutar.Lakin çok geçmeden hayalet benzeri dünyevi olmayan bir varlık Bell ailesini huzursuz etmeye başlar.Özellikle John ve kızı Betsy günler geçtikçe bitkin düşmekte gecelerini kabusa çeviren olaylar yaşamaktadır.Kiliseden umduğu desteği göremeyen John,Betsy'nin öğretmeni profesör Richard'dan yardım ister.Bell ailesini kıramayan profesör yaşadıkları şeylerin mantıklı açıklamaları olduğuna inanmakta,hayalet söylentilerini ise zırva olarak görmektedir.Eşyalarını alarak Bell ailesinin evine taşınan Richard,geceyi Betsy'nin odasının önünde geçirerek olan biteni yakından görmeyi planlar.Hava kararıp,saatler gece yarısını gösterdiğinde ise artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...

İyi;"The Bell Witch of Tennessee" adlı öyküden uyarlanan başarılı bir gizem-gerilim filmi.Atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Kurguda bir takım eksiklikler olsa da gizem yönünden de geçer not almayı başarıyor.
Kötü;Genel itibariyle durağan ilerleyen yer yer sıkıcı sahnelere sahip orta karar bir gizem-gerilim alternatifi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ocak 2014 | Etiketler : | | | | | |

Feast (2005)

Feast (2005)
Gözlerden uzakta izbe bir barda bulunan bir grup insan,gece saatlerinde üstü başı kanlar içerisinde olan  bir yabancının içeri adım atmasıyla irkilirler.Peşinde yaratıklar olduğunu ve onlardan birini hakladığını söyleyen bu adam yanında getirdiği canavarlardan birinin kopmuş kellesini de göstermeyi ihmal etmez.Bardakilerin dikkatini çekmeyi başaran kahramanımız bir an önce tüm giriş-çıkışları ve havalandırmaları kapatmaları gerektiğini söylemektedir.Zira bir insana göre oldukça güçlü ve vahşi olan yaratıklar fırsatını buldukları takdirde barda bulunan herkesi yiyebilecek oburluktadırlar.
Feast (2005)
Tehlikenin giderek yaklaşması sonrasında işi ciddiye almaya başlayan kahramanlarımız nasıl bir savunma yapacaklarına dair beyin jimnastiği yapmaya başlarlar.Zira barın üst bölümü halihazırda barmen kızlardan birinin çocuğu ile yaşadığı evi konumundadır.Bodrum katı ise yıllardır kullanılmamış kir pas içinde döküntü haldedir.Kimsenin yardıma gelmeyeceği kesinleştiğinde ise ellerine geçirdikleri tüm silahlar ve kesici aletlerle korunmaya çalışan kahramanlarımız dışarıda kendilerini neyin beklediğinden habersiz stratejiler geliştirmektedir.Sonuç itibariyle insanla hayvan arasındaki temel fark beyin kullanma yeteneği olsa da bu fikir daha önce en korkunç kabuslarında bile görmedikleri ölümcül yaratıklar için de geçerli olabilir mi?Öte yandan bara yaklaşan yaratıklar ise kana susamış ve öldürülen arkadaşlarının intikamı ile giderek saldırganlaşmaktadırlar.Sıcak temas kaçınılmaz olduğunda ise bakalım kimler gün ışığında hayatta kalmayı başarabilecek?

İyi;Tipik İngiliz korku-komedi yapımlarını anımsatan;benzer tarzda işlenmiş,eğlenceli bir mizah anlayışına sahip  başarılı bir film.Tek mekan konseptine ek olarak "Tremors" serisine de göndermeler yapan kazandığı beğeni sonrasında iki devam filmi ile taçlandırılmış göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir alternatif.Oyunculuk ve bu tarz yapımlarda olmazsa olmaz grup dinamiklerinin son derece iyi planlandığını,klişelerin tiye alınması ve sürekli ters köşelerin seyir zevkini arttırdığını söyleyeyim.Son olarak yaratık modellemelerinin de başarılı olduğunu ekleyelim. 
Kötü;Arka planı olmayan vasat kurgu ve direkt olarak aksiyona başlama sevdası başlıca eksi yönleri.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | |

The Quiet (2005)


The Quiet (2005)
Dot,babasının kaybetmesinin ardından vaftiz ailesi olan Olivia ve Paul Deer çiftinin evine yerleşmiştir.Yedi yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan kahramanımız,üzüntüsünden işitme yeteneğini de kaybetmiştir.Deer çiftinin genç kızları Nina,henüz ilk andan itibaren uzaktan akrabası olsa da Dot'dan negatif enerji almış ve ona olan nefretini açıktan belli etmeye başlamıştır.
Nina ile yaşıt olan Dot,Paul'ün isteği sonrasında onunla aynı okula yazılır.İşitme yeteneği olmadığı ve aynı zamanda görünüşüne de özen göstermediği için Nina'nın arkadaşları tarafından ucube gözüyle bakılan Dot giderek yalnızlaşmaya başlamıştır.Sadece okulun basketbol takımının oyuncusu yarım akıllı Connor ona ilgi duymaktadır.Öte yandan herkesin gıptayla baktığı okulun popüler kızı Nina ise sanılanın aksine hiç de mutlu değildir.Evde çeşitli problemlerle uğraşan kahramanımız annesinin ilgisiz,işkolik,alkol bağımlısı olması ve babasıyla da arasındaki tuhaf ilişki sebebiyle epey sıkıntılı bir dönemdedir.Sakin görümlü babasının zaman zaman sert tepkiler vermesi evde gerilimi tırmandıracaktır.Olan biteni dikkatle gözleyen Dot ise başlarda kendisine düşmanca yaklaşan Nina ile sırlarını paylaşmaya başlar.Evde yalnızca birbirlerine güvenen kahramanlarımız fırtına öncesi sessizliği yaşamaktadır...


İyi;Kasvetli atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Soundtrackler oldukça başarılı.Genel hatlarıyla drama ağırlıklı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Kurgunun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi yer yer sıkıcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

The Call of Cthulhu (2005)

The Call of Cthulhu (2005)
HP Lovecraft'ın en gözde yapıtlarından biri olan "The Call of Cthulhu" Lovercraft'ın diğer kitaplarında da sık sık adı geçen Cthulhu yani "eskiler" olarak adlandırılan dünyada hayat var olmadan önce yıldızlardan yeryüzüne inerek yaşam süren yaratıklara inanan bir mezhebin (bir çeşit yaratılış hikayesi) derinlemesine işlendiği,korku-gerilim severlerin boş geçmemesi gereken bir başucu eseri.2005 yılında sinemalaştırılarak,1920'li hatta öncesi yılları işleyen yapım kesinlikle göz atmanız gereken bir alternatif.Bu arada filmin tamamının siyah-beyaz ve sessiz olarak çekildiğini de ekleyelim.
Profesör olan amcasının ölümünün ardından son nefesinde kendisine emanet ettiği bir anahtar sayesinde eski bir kutuyu açan kahramanımız,amcasına ait daha önce gün yüzüne çıkmamış bir takım çalışmalar olduğunu keşfeder.Kutunun üstünde "Cthulhu kültürü" etiketi bulunmaktadır.Bu aşamadan sonra sevgili amcasından geri kalan çalışmaları kişiselleştirerek büyük bir merakla incelemeye koyulan yeğen,1870 yılına kadar uzanan farklı bilgileri derlemeye koyulur.İlk olarak amcasının sık sık seans yaptığı bir ressamın anlam veremediği ancak her defasında dehşete kapılarak uyandığı korkunç rüyaları sonrasında aklında kalanları not ettiği günlüğü okuyan kahramanımız,ardından1908 yılında arkeologlar toplantısında bir polis dedektifinin bulduğu gizemli bir nesnenin orijini bulma çabalarına şahit olur.Zamanla arta kalan çalışmalara yoğunlaşmaya ve bütün benliğiyle odaklanmaya çalışan kahramanımız olayın sır perdesini aralayabilmek için var gücüyle uğraşır.Öte yandan asıl ipuçlarının yer aldığı bir grup denizcinin macerasına tanıklık ettikten sonra o serüvenden hayatta kalmayı başarmış tek kişi olan Johansen'in izini sürmeye koyulur.Amcasının notları içinden çıkan 1925 yılına ait bir takvim üstünde işaretlemeler yaparak,olaylar arasındaki bağlantıları bulmaya iyiden iyiye yaklaşan kahramanımız,kaçınılmaz sona bir adım mesafededir...

İyi;Kurgu son derece başarılı.Üç kısa hikayenin bileşimi şeklinde ilerleyen yapım pek çok yönden In the Mouth of Madness (1994) yapımını anımsatıyor.
"Dünyadaki en bağışlayıcı şey, sanırım, insan zihninin dünya üzerindeki şeyler arasında 
ilişki kurabilmekteki noksanlığıdır.Günün birinde, bu parçalanmış bilgi biraraya getirildiği zaman, gerçekliğin öyle ürkütücü görüntüleri açığa çıkacak ki, bu gerçeklikteki korkutucu derecede önemsiz konumumuzu fark ettiğimizde, ya bu algılamadan deliye döneceğiz, ya da bu öldürücü ışıktan kaçıp yeni bir karanlık çağın barış ve güvenliğine sığınacağız."
Kötü;Tabii günümüz teknolojisi düşünüldüğünde siyah-beyaz,sessiz bir film izlemek abes gibi görünebilir.Ancak hikayenin merkezine gidebilmemiz ve o şartları algılayabilmemiz açısından oldukça önemli.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Antikörper (aka Antibodies) (2005)

Antikörper (aka Antibodies) (2005)
Uzun süredir Alman polis departmanını peşinden sürükleyen seri katil Gabriel Engel,en sonunda sansasyonel bir baskınla adalete teslim edilmiştir.Kurbanlarını erkek çocuklar arasından seçen sapık katil,yakalanmadan hemen önce Laura isimli küçük bir kızın da günahına girmiştir.Laura'nın katledilmesiyle olaya dahil olan küçük bir kasabanın şerifi Michael şehre davet edilerek araştırmanın odağı haline gelmiştir.Zira Engel diğer polislerle konuşmayı reddederek sadece Michael'ın sorularına cevap vereceğini söylemektedir...
Engel'in diğer cinayetleri itiraf etmesine rağmen minik Laura'ya dokunmadığını ancak onun kim tarafından öldürüldüğünü bildiğini söylemesi soruşturmayı bir başka boyuta taşımıştır.Michael ile ilk karşılaşmasından itibaren sürekli onun üstüne oynayan Engel,masum bir insan olmadığını onun da kendisi kadar günahkar olduğunu düşünmektedir.Michael'la sohbetlerinden arta kalan zamanlarda sürekli bir not defterine boya kalemleri ile bir şeyler karalayan Engel,kırk tilkinin dolaştığı kafasında yeni planlara yoğunlaşmaktadır.Öte yandan Laura'nın iç çamaşırlarında Engel dışında bir başkasının da sperm örneklerinin bulunması kasabadan birilerinin azılı katilin iş birlikçisi olabileceğine işaret etmektedir.Geçmişten beri enset ilişkilerin yaygın olduğu kasabada erkeklerin tamamının dna saptaması için örnek vermesini isteyen Michael bir yandan kariyer olarak zirveye tırmandığını hissetse de öte yandan Engel'ın kafasına soktuğu bazı fikirler adeta bedenini zehirlemektedir.Eşi ve çocuklarına karşı kaba davranışlar sergilemeye başlayan kahramanımız,13 yaşındaki oğlu Christan'ın sorunlu ergenlik döneminde şiddete eğilimli olduğu gerçeğini yeterince önemsememektedir.
Uzun uğraşlara rağmen halen Engel'i konuşturmayı başaramayan Michael,psikolojik avantajını da tamamen kaybetmiştir.En başından beri onun sapkın bir günahkar olduğunu,kendisininse sıradan bir hayat yaşayan ahlaklı,masum bir insan olduğunu düşünen Michael giderek çirkinleşmeye başlayan diyaloglar sonrasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu cevabını vermekte zorlanmaya başlar.Dinine bağlı koyu bir katolik olan kahramanımız duygusal gel-gitler içerinde bir an evvel Laura'nın nasıl öldürüldüğünü Engel'in itiraf etmesini sağlamaya odaklanmıştır.


"Kötülük bir virüstür.Bulaşıcı ve yok edici.Sana bulaştı bile."
İyi;Kurgu son derece sürükleyici.Oyunculuk üst düzeyde.Hani bazı filmler damakta ayrı bir tat bırakırya işte onlardan biri.Polisiye-gerilimin yanı sıra dram yönü de ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gizem filmi.Atmosfer baştan sona etkileyici.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Flightplan (2005)

Flightplan (2005)
Kısa süre evvel eşinin kaybıyla sarsılan Kyle,kızı Julia ile beraber Birleşik Devletlerin yolunu tutmuştur.Eşinin naaşını da uçağın kargo bölümüne yerleştiren kahramanımız yeni bir hayata başlangıç yapabilmek umuduyla uzaklara gitmektedir.Berlin'den havalanan uçak New York'a iniş yapacaktır.Ancak uykuya daldığı uçuşun bir noktasında Julia'nın ortadan kaybolduğunu fark eden Kyle,bütün çabalarına rağmen kızını bulamaz...
Uçuşun güvenliğinden sorumlu Carson vasıtasıyla Kaptan Rich'u ulaşmak isteyen Kyle,uçakta detaylı bir aramanın yapılmasını istemektedir.Zira henüz altı yaşında olan minik kızı bir dolaba ya da kapalı bir alana girerek yaralanmış hatta düşüp bayılmış bile olabilir.Kaptan Rich'in Kyle'in isteklerini makul karşılaması ile bütün mürettebat Julia'yı aramak için uçağın çeşitli noktalarına dağılır.Bu sırada uçak motorlarının tasarlanmasında görev alan aynı zamanda mühendis olan Kyle,gövde kısmında henüz araştırmadıkları yerler olduğunu düşünmektedir.Öte yandan Julia'nın oturduğu koltuğun yakınlarındaki hiç bir yolcunun onu görmemesi ve hatta uçuş kayıtlarında da Kyle'in uçağa tek başına giriş yaptığının yazılı olması işleri epey karıştıracaktır.Çok geçmeden eşinin öldüğü hastanenin morg bölümünden bir yetkilinin gönderdiği bilgilendirme yazısı Kyle'ın kapana kısılmasına neden olacaktır.Rapora göre Kyle aynı gün içinde hem eşini hem de kızı Julia'ı kaybetmiştir...


İyi;Kurgu zekici planlanmış.Oyunculuk üst düzeyde.Yine Jodie Foster her zaman olduğu gibi tek başına sürüklemeyi başarıyor.Bu filmi sevenlerin benzer tarzda olan Panic Room (2002) yapımını izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü;İlk bölüm fazlasıyla sıkıcı.Sonrası zaten klasik tek mekan filmi havasında geçiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Venom (2005)

Venom (2005)
Küçük bir kasabada rutin hayatlarına devam eden bir grup genç,yakın zaman önce gerçekleşen kaza sonrasında epey tedirgin olmuştur.Zira gölün üstündeki köprüde ihmallerinin olduğu bir kazaya tanıklık eden gençler;kasabada taşıt çekici olarak çalışan,görüntüsü ile dahi insanları ürkütmeyi başaran Ray ve voodoo büyüleriyle haşır neşir olan yaşlı bir kadının ölmesine sebep olmuşlardır.Dahası arkadaşlarının birinin büyükannesi olan bu kadın son nefesini vermeden önce gizemli bir çantadan söz etmektedir.
Kaza mahaline gelen şerif,Ray'in gölde bulunan su yılanlarının saldırısı sonrasında boğularak öldüğünü düşünmektedir.Cesetle beraber içinde motifler olan tuhaf bir çantayı da gölden çıkaran olay yeri ekibi,Ray'in otopsi için hastaneye sevki sonrasında bekleyişe çekilmiştir.Ancak çok geçmeden bir dizi tuhaf olay sonrasında Ray'in cesedinin kaybolduğu,evini incelemekle görevli olan şerif yardımcısı ve otopsi için bekleyen nöbetçi doktorun da ansızın sırra kadem bastığı bilgisi gençler başta olmak üzere kasabada herkesin endişelenmesine neden olacaktır.Ray'e ait olan kamyonetine hareket halindeyken görenlerin olması üzerine kahramanlarımız çantanın sırrını çözmek için Cece'nin büyük annesinin evinin yolunu tutarlar.
Cece ile beraber eve sığınan gençler tahminlerinin de ötesinde bir belaya bulaştıklarını anlarlar.Çantada kötü ruhları emmekle görevli yılanlar bulunmaktadır.Eski bir voodoo büyüsünün parçası olan bu çanta şimdiye kadar kirlenen ruhlara huzur vermek ve kötülükleri esir etmek için Mambo'lar tarafından kullanılmaktadır.Cece'nin büyük annesine de bir Mambo olup yıllarca bu inanca hizmet etmiştir.Hatta evinde eski bir voodoo tapınağı da yer almaktadır.Cece'yi göre çantadaki yılanların Ray'e saldırması şimdiye kadar hapsolan bütün azap dolu ruhların onun bedenine girmesine sebep olmuştur.Şimdi kutsanan ve tek güvende oldukları yer olan bu evde bir çaresini bularak dehşet saçan Ray'i durdurmalıdırlar...


İyi;Voodoo hikayeleri korku filmlerine her zaman gizem katarak ayrı bir tat kazanmalarını sağlamıştır.Bunun dışında oyunculuk ve kurgu da fena değil.Özellikle ikinci yarısından itibaren sürükleyici bir film.
Kötü;Aslında tipik bir teen slasher formatlı film için ideal oyuncu kadrosu bir araya getirilmiş.Ancak ne yazık ki özellikle ilk çeyreği itibariyle ilgi çekmeyi başaramayan,zaten sonrasında da klişe bir senaryoya bürünen vasat bir yapım izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

Isolation (2005)

Isolation (2005)
Yer İrlanda.Gözlerden uzakta bir çiftlikte yasa dışı bilimsel deneyler yapılmaktadır.İnekler üzerinde uygulanan bir takım tetkiklerle kısa sürede döl alma ve daha doğurgan danalar elde etme amacında olan maceraperest bir doktor ve onun yardımcısı olan veteriner Orla işleri yürütmektedir.Çiftliğin asıl sahibi olan Dan ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetse de vaad edilen para karşılığında ikna edilmiştir.Bu arada hesapta olmayan Jamie-Mary çifti de karavanlarıyla çiftliğin etrafında konaklamaktadırlar...
Dan'ın ikazlarına karşın başlarının belada olduğunu söyleyerek en azından birkaç gün daha bu çevrede kalmak isteyen Jamie,yardımsever tavırları sonrasında göze girmeyi başaracaktır.Uzun süren deneylerin akabinde ineğin doğum vaktinin gelmesi ile emeklerinin karşılığını almayı uman Doktor ve Orla ise her şeyin planlandığını gibi gittiğini düşünmektedir.Gece vakti ahırdan gelen sesler sonrasında doğumun başladığını anlayan Dan,yağmur nedeniyle telefon hatlarının kesilmesi ile tek başına kalmıştır.Jamie'nin yardımları ile doğumu gerçekleştirmek için ahırın yolunu tutan kahramanımız epey sıkıntılı anlar yaşayacaktır.Zira yeni doğan buzağı anormal hareketler sergileyip,rahat nefes alamamaktadır.Dahası Dan'ın elini ısırarak yaralanmasına sebep olmuştur.
Aynı günün ilerleyen saatlerinde Orla'nın çiftliğe gelmesi ile işler daha da karışacaktır. Buzağının henüz annesinin karnındayken hamile olduğunu öğrenen Orla,enfeksiyon riski olduğunu söyleyerek çiftliğin karantina altına alınmasını ister.Kendisinden habersiz neler olup bittiğini öğrenen Dan ise öfkelenmeye başlamıştır.Öte yandan yarasının giderek fenalaşması ile vücudunda gariplikler oluşmaya başladığını hissedecektir...


İyi;Özellikle ilk yarısı itibariyle gayet sürükleyici,ilgi çekici bir yapım.Mekan betimlemeleri ve oyunculuk başarılı.Esasında hikaye olarak tanıdık bir senaryo olsa da yine de izlemeye değer.Bu filmi sevenlerin Slither (2006) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Son çeyrek sanki aceleye getirilmiş gibi.Final klişe.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |

Hostel (2005)

Üniversiteden ahbap iki genç,Avrupa seyahatine çıkmaya karar verirler.Ot çekmek ve farklı kızlarla beraber olabilmek için başlayan gezi,Amsterdam'da katıldıkları bir parti sonrasında egzotik arayışlara yönelmelerine sebep olacaktır.Yeni tanıştıkları birinin önerisi üzerine Bratislava'ya dolaylarına gitmeyi planlayan kafadarlar,orada bulunan bir pansiyonda birbirlerinden güzel kızların da olduğu bilgisi ile maceraya atılırlar...
Sıra dışı bir tren yolculuğu sonrasında Slovakya'ya ulaşan kahramanlarımız bir an önce motele ulaşmak arzusuyla yanıp tutuşmaktadır.Haksız da değillerdir hani,pansiyonda gerçekten de bahsedildiği gibi tam da aradıkları ortam onları beklemektedir.Natalya ve Svetlana isimli iki genç bayanla tanışan kahramanlarımız çok geçmeden samimiyeti ilerletirler.Konakladıkları günün sabahında birlikte takıldıkları İzlandalı Oli'nin haber vermeksizin ortadan kaybolduğuna şahit olan Josh ve Paxton endişelenmeye başlamıştır.Zira bir şeylerin yolunda gitmediği açıktır...
Oli'ye ulaşabilmek için resepsiyon görevlisine not bırakan gençler,bir gün daha kalacakları motelde yeni tanıştıkları kızları da yanlarına alarak eğlenceli bir gece daha geçirmek için diskoya giderler.Ertesi gün Josh'ın da garip bir şekilde sırra kadem basması üzerine bilmediği bir şehirde tanımadığı insanların arasında yapa yalnız kalan Paxton,bir an önce arkadaşına ulaşarak bu lanet kasabadan evine dönme amacındadır.Polisleri olaylarla ilgili bilgi sahibi etse de karşılaştığı umursamaz tepki sonrasında ipleri eline alan kahramanımız,kızların yönlendirmesinin ardından virane bir binanın çevresine getirilir.Elite Hunting kulübüyle yüzleşme zamanı gelmiştir.Eğlenceli başlayan seyahat tam bir kabusa dönüşecektir...

İyi;Vizyona girdiği dönemin en kanlı yapımlarından biri olan Hostel,sadizmin üst sınırlarda gezindiği,abartılı işkence sahnelerin yer aldığı sert bir film.Serinin diğer filmleri için Hostel : Part 2 (2007) ve Hostel : Part 3 (2011) tıklayınız...
Kötü;Cinselliğin ön planda tutulduğu ilk bölüm.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

13 Tzameti (2005)

Sébastien Fransa'ya göç eden Gürcü asıllı genç bir delikanlıdır.Düzenli bir işi olmayan kahramanımız ara sıra edindiği ufak tefek işlerle geçimini sağlamaktadır.Günün birinde yaşlı bir adamın virane evinin çatı inşaatını üstlenen Sébastien,ev sahibinin konuşmalarına kulak misafiri olur.Gizemli bir postadan bahsedilmektedir...
Ertesi gün ev sahibi yaşlı adamın ansızın ölmesi ile yaptığı işin parasını alamayan kahramanımız kızgınlığını çıkaracak yer aramaktadır.Bu sırada eve ulaşan postanın içerisinde değerli bir şeyler olabileceğini düşünerek en azından masraflarının ve emeklerinin karşılığı olarak zarfa el koyar.Yoksul bir ailenin çocuğu olan Sébastien büyük umutlarla zarfı açar.İçinde bir pusula olduğunu öğrendikten sonra umarsızca hayatının serüvenine atılmaya karar verir.Pusuladaki direktifleri uygulayarak tuhaf bir yolculuğa çıkan kahramanımız kendisini nelerin beklediğinden bihaber yeni ufuklara yelken açmıştır.
Ardı arkası kesilmeyen yolculuklar sonrasında tanınmasını sağlayacak 13 işareti ile mafya vari bir adamın arabasına binen Sébastien,işlerin giderek çığrından çıkmaya başladığının farkındadır.Zira başlarda heyecan olarak gördüğü macera giderek bilinmeyenlerle dolu can sıkıcı bir hal almaya başlamıştır.Şehrin epey dışında bahçesinde lüks arabaların olduğu büyük bir çiftlik evine getirilen kahramanımız halen kendisinden ne beklenildiğini bilmemektedir.Dahası bir anda hayatı boyunca hayal bile edemeyeceği tuhaf  bir organizasyonun merkezinde yer edinmiştir.Dizginleyemediği merakının sonrasında başından büyük işlere bulaşan Sébastien bakalım nasıl bir mükafatla ödüllendirilecek.Ah o zarf yok mu :D

İyi;İzleyici daha ilk dakikalardan yakalamayı başaran enteresan kurgusu ile izlemenizi tavsiye ettiğim son derece başarı bir yapım olduğunu söyleyebilirim.(Özellikle bazı sahneleri hafızalara kazınabilecek cinsten)Umarsızca başlayan maceranın pek çok kişinin hayal bile edemeyeceği tuhaf bir hale dönüşmesi en büyük artısı.Özgün tarzı ve gizemli atmosferi de kayda değer.Bu arada filmin siyah beyaz olması,cinsellikle uzak havası,erkek muhabbeti ilerleyişi oldukça ilgi çekici.Son olarak verdiği mesaj muazzam.
Kötü; -
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Haziran 2012 | Etiketler : | | |

House of 9 (2005)

House of 9 (2005)
Rastgele seçilen dokuz yabancı (rahip,moda tasarımcısı,dansçı,yakın tarihte işlediği suçtan enselenmiş problemli bir genç kız,eskiden ünlü olan bir tenisçi,rapçi,polis,bir besteci ve eşi)dışarı adım atmanın imkansız olduğu,kaleyi andıran korunaklı bir ev içerisinde tutsak edilir.Her yerde kameralar ve gizli mikrofonlar ile 7/24 izlenmektedirler.Buradan kurtulabilmenin tek yolu ise sona kalan  kişi olabilmek.Dahası bir de ödül var hani,beş milyon dolar...
Kahramanlarımız arasında hemen hepsinin tüm eşyaları ellerinden alınarak ev içerisine hapsedilmişken,sadece polis Jay'in silahı bırakılmıştır.Bu durum herkesi tedirgin etse de yine de Jay'e güvenen ekibimiz,evden çıkabilmek için her yeri talan etmeye başlamıştır.Lakin kısa süre sonra çabalarının yersiz olduğunu ve buradan çıkabilmenin imkansızlığını gören kahramanlarımız psikolojik olarak yıkım yaşamaktadır.İnsanları daha fazla kontrol edemeyeceğini anlayan Jay ise işleri akışına bırakma yolunu seçmiştir.
Zamanla otorite boşluğu sonrasında her kafadan ayrı sesler çıkmaya başlaması ve insan doğası gereği yaşananlar,kahramanlarımızın birbirlerine sırtlarını dönmesine neden olacaktır.Tabii bir de sona kalan kişi olup,paraları alarak geri dönme hayali de yok değil hani.Her ne kadar daha karakterleri görür görmez sona kimin kalacağını  kestirebilsenizde yine de psikolojik gerilim ve tek mekan filmlerini severlerin izleyebileceği hoş bir alternatif.


İyi;Ortalama sayılabilecek tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Her zaman olduğu gibi farklı tiplerden,tuhaf bir grup dinamiği yaratılmaya çalışılmış.Bu tarz yapımları sevenler için Panic Button (2011) de tavsiye edilir...
Kötü;Oyuncular vasat,kurgu klişe,final de tahmin edilebilecek şekilde.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | | |

The Christmas Tale (Cuento de navidad) (2005)

The Christmas Tale (Cuento de navidad)
Yıl 1985,walkmanlerin en popüler olduğu dönemlerde Koldo, Peti, Tito, Eugenio ve Moni isimli beş yakın arkadaş sabah akşam izlemeye doyamadıkları "Zombie Invasion" filmini bilmem kaçıncı kez tekrar izledikten sonra bisikletleriyle ormana doğru yola çıkarlar.Bu sırada Moni ağaçların arasındaki bir kuyuya düşmüş,üzerinde noel baba kıyafeti olan bir kadın görür.Hemen arkadaşlarına haber veren Moni,tek başlarına kuyudan çıkaramayacaklarını düşündükleri kadına yardım edebilmek için polis merkezine gitmeye karar verirler.
Zor durumda olduğunu düşündükleri kadın için yardım istemeye niyetlenen kahramanlarımız,gazetede noel baba kıyafetli kadının resimlerini görürler.Rebeca Expósito oldukça tehlikeli bir hırsızdır ve yanında iki milyon peso ile yakın zamanda firar etmiştir.İşin içine paranın girmesi ile Rebeca'yı polise teslim etmek yerine kuyunun ağzını ağaçlarla kapatıp,onu aç bırakarak ölmesini tercih eden kahramanlarımız böylece parayı da aralarından bölüşebilecektir.Ancak hesaba katmadıkları şey Peti ve Eugenio'nın kendilerinden habersiz tıpkı Zombie Invasion filminde gördükleri gibi Rebecca'yı zombiye dönüştürecek voodoo ayini düzenlemeleridir.
Günün birinde yeniden Rebeca'nın öldüğünü umarak parayı almak için ormanın yolunu tutan kahramanlarımız,kuyunun boş olduğunu göreceklerdir.Panikleyerek birbirlerini suçlamaya başladıkları anda ise Rebeca'nın zombi benzeri şekilde elinde bir balta ile karşılarında belirdiğini fark edeceklerdir.Hemen koşarak uzaklaşmaya çalışan gençler hep birlikte bir lunaparka sığınacaklardır.Ancak zombi halen peşlerindedir ve onu yok etmek istiyorlarsa aynen filmde izledikleri gibi yaşayan ölüyü gözünden yaralayarak siyah sıvının akmasını beklemelidirler.


İyi;Özellikle 80lerde çocukluğunu yaşayanlar için tam bir nostalji.Çocuk gözüyle iyi-kötü ayrımının sorgulandığı sürükleyici bir film.6 Films to Keep You Awake serisinin başarılı yapımlarından biri.Bu filmi severler için Stephen King uyarlaması olan Stand By Me (1986) da izlemelerini tavsiye ederim.
Kötü;Son çeyrek daha farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Cave (2005)

Yer Romanya.Yüksek tepelerle çevrili ormanlık bir arazinin içerisinde karanlık mazisi olan antik bir kilise bulunmaktadır.Sarp yamaçlarla çevrili kilisenin oldukça sıradışı bir özelliği vardır.Öyle ki hemen altında bulunan ikiyüz metre kadar derinliği olan büyük bir tünelin ağzındadır.Tünel ise efsaneye göre yerin merkezine kadar inen kanatlı şeytanların bulunduğu garabet,yasaklanmış bir mekandır.Zaten kilisede buraya girişi engellemek amacıyla kötü ruhları mühürlemek için yapılmıştır.Peki ama bu efsane gerçek olabilir mi?
Kilisenin öncü bir grup tarafından keşfedilmesinin ardından Amerikalılardan yardım isteyen Dr.Nicolai,iki uzman dalgıcın arasından bulunduğu profesyonel bir ekip ile beraber mağaraya inişi gerçekleştirir.Grubun biyologu olan Dr. Kathryn mağaranın altında bambaşka bir ekosistem olduğunu ve derinlerde su kaynakları ile kesişen yerlerde oldukça dikkatli olmaları gerektiğini vurgulamaktadır.Dünyaca ünlü dalgıçlar olan Jack ve Tyler kardeşler ise bu işinde diğerlerinden farklı olmadığını,rutin bir macera yaşayacaklarını düşünmektedir.
En nihayetinden mağaraya inişi gerçekleştiren maceraperest ekibimiz daha ilk dakikadan büyük bir şansızlık yaşayacaktır.Zira giriş yerleri bir patlama sonrasında havaya uçup,mağaranın kapanmasına neden olmuştur.Şimdi kahramanlarımızın yapması gereken alternatif bir çıkış yolu bularak yerin 2 km altındaki mağaradan kurtulmaya çalışmaktır.Bu sırada dalış yapan öncülerden birinin de gizemli şekilde ortadan kaybolması grup dinamiklerini sıkıntıya sokacak cinsten sorunlar oluşturmaya başlamıştır.


İyi;Sürekleyici bir yapım.Bu filmi sevenler The Descent (2005), The Descent : Part 2 (2009) ve Urban Explorer (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sonlara doğru filmin kalitesi epey düşüyor.Bunda görsel efektlerin zayıf kalması ve konunun klişeleşmesinin de etkisi var.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Naboer (2005)

Kısa bir süre evvel kız arkadaşından olaylı bir şekilde ayrılan John,halen terk edilmenin ızdırabını yaşamaktadır.Günün birinde işten dönen kahramanımız asansörde daha önce hiç karşılaşmadığı alımlı bir bayanla tanışır.Anne isimli bayan binaya yeni taşındığını söyleyerek ağır bir eşyasının yerinin değiştirilmesi hususunda kahramanımızdan yardım ister..
John evinin bulunduğu koridorun sonundaki,hatta duvarlarının çoğunun bitişik olduğu yan daireye ilk kez adım atmıştır.Kız kardeşi Kim ile beraber burada yaşadıklarını söyleyen Anne,kapının ardındaki dolabın yerini değiştirmek istemektedir.Eve girer girmez,etrafın son derece dağınık olduğuna şahit olan John,dolaşmaya başladıkça epey şaşkınlık yaşayacaktır.Zira kolilerce erzak odalarda stoklanmış olup,sanki Anne ve kardeşi hiç dışarı çıkmaksızın evin içerisinde esir hayatı yaşamaktadır.Dahası labirent benzeri dar koridorlu odalar ve loş aydınlatma eve tuhaf bir hava katmaktadır.Bayanlara kibarca yardımcı olup evine dönen kahramanımızın kafası hiç olmadığı kadar karışmıştır.
Ertesi gün yeniden Anne'nin yardım istemesi ile epey tereddütte kalarak yeniden o eve adım atan John,Kim'in başına gelenleri öğrendikten sonra kafasındaki soru işaretlerinden arınacaktır.Ablasının anlattığı üzerine Kim yakın zamanda tecavüze uğramıştır ve o nedenle kendisini sadece evinde güvende hissetmektedir.Muhabbet ilerledikçe Anne ve Kim'in kendisine dair epey bilgi sahibi olduğunu öğrenen kahramanımız,yan komşularının evinin bitişiği duvar sayesinde;kız arkadaşından ayrılmasından tutunda ne işle uğraştığına kadar türlü bilgiye kulak misafiri olduklarını öğrenecektir.
İşi giderek savsaklamaya başlayan John,eski kız arkadaşının annesinin araması ile Ingrid'in iş yerine gitmeye karar verir.Bu arada Kim'in telefonla araması sonrasında bir arkadaşından kendisini arayan kapı komşusunun numarasını isteyen kahramanımız,ikamet ettiği katta başka kayıtlı numara olmadığını öğrenecektir...

İyi;Başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Oyunculuk,mekan vs gayet iyi.Diyaloglar ilgi çekici.
Kötü;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Nisan 2012 | Etiketler : | | | | |

El método (aka The Method) (2005)

Imf ve Dünya bankası karşıtlarının yoğun eylemler düzenlediği Madrid'de,bölgenin önemli kapitalist şirketlerinden biri olan Dekia yeni personel alımı dolayısıyla son mülakat için adayları merkez binasına davet etmiştir.Son aşamaya kalabilen yedi üst düzey profesyonel işi alabilmek için rutin bir görüşmenin çok ötesinde psikolojik savaş vereceklerdir.
Montse isimli güzel sekreterin direktifleri sonrasında odada yalnız başlarına bırakılan yedi aday,henüz kendileriyle hiç bir şirket görevlisinin görüşmemesi üzerine gerilmeye başlamıştır.Önlerinde monitörlere aksedilen bilgiler doğrultusunda mülakat için dışarıdan bir şirket görevlisi gelmeyeceğini,bilhassa aralarından birinin yetkili olduğunu öğreneceklerdir.Dahası kamufle olan kişiyi bulmak da onların ilk sınavıdır.Konuşarak birbirlerini tanımaya başlayan kahramanlarımız,öz geçmişlerinden yola çıkarak sonuca ulaşmayı ummaktadır.Lakin zaman ilerledikçe işlerinin hiç de kolay olmadığı ortaya çıkacaktır.
Grönholm metodu olarak adlandırılan bir yöntemle işe alım yapan şirket,kişilerin psikolojisi ve topluluk içerisinde davranış becerilerine göre kararlar almaktadır.Kahramanlarımız kimin yetkili olduğunu sorgulaya dursunlar monitör aracılığı ile yeni bir oyun onları beklemektedir.Aralarından birinin oyun sonrasında başarısız olarak salonu terk etmesi üzerine işin ciddiyetini daha fazla kavramaya başlayan adaylar,birbirleri üzerinde psikolojik hakimiyet kurarak kendilerini ön plana çıkarma uğraşındadır.Unutulmaması gereken ise aralarından sadece birinin işe kabul edileceğidir.
Bu yapımı beğenenler benzer tarzdaki Exam (2009) filmini de izleyebilir...


İyi;Tek mekanda geçen ancak oldukça sürükleyici kurgusu ile beğeneceğinizi düşündüğüm başarılı psikolojik gerilim yapımlarından biri.Özellikle diyaloglar çarpıcı ve sıkılmadan odaklanmanızı sağlıyor.
Kötü;Son çeyreği kafamda oldukça farklı şekilde kurgulamıştım.O nedenle epey hayal kırıklığı yaşadım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Dark Hours (2005)

The Dark Hours,psikolojik gerilim tarzı filmler içerisinde Session 9 filmi ile beraber,türünün en iyi örneklerinden birisi.Filme gelecek olursak;Dr. Samantha Goodman işinde son derece başarılı bir psikiyatristtir.Akıl hastanesinde ilgilendiği hastalardan birisinin bir görüşme sırasında kendisine saldırmasının üzerine,bir süre bu işlerden uzak durmak ve kafasını dağıtmak ister.Eşi(David) ile beraber kafasını dinleyebileceği bir tatil planlar.Ancak David tamamlaması gereken bir takım işlerinden ötürü,baş başa tatil yapma konusunu erteler.Sonrasında Samantha’nın gönlünü alabilmek için dağ evinde bir hafta sonu geçirmeyi teklif eder.Bu şekilde hem Samantha’yı mutlu edecek hem de kitabının son rötuşlarını tamamlayabilecektir.

David kendisine yardımcı olması için Samantha’nın kız kardeşini de(Melody) yanında götürecektir. Melody kendisine hiçbir şeyi dert edinmeyen biraz başı boş bir kızdır. Samantha,Melody’nin David’den bir şeyler öğrenebileceğini düşünerek,David’den Melody ile ilgilenmesini istemiştir.Hafta sonu ise onlara Samantha da katılacaktır.
Planlandığı gibi Samantha hafta sonu dağ evine ulaşır.Daha ilk saatlerden itibaren yaşanan aksiliklerden ötürü dinlenmek bir yana dursun koşuşturmaya başlar.Samantha’nın deyimi ile bu bir tatil değildir.Neyse ki dağ evinde işleri erkenden yoluna koyarlar ve eğlenmeye de vakit bulurlar.Akşam üzeri Samantha,David ve Melody beraber oyun oynayarak,sohbet ederek hoş vakit geçirirler.Sohbet devam ederken Samantha tümörünün yayılmaya devam ettiğinden bahseder.Bu ortamdaki herkesi huzursuz eden bir gelişmedir.Melody dayanamayarak ağlamaya başlar. Samantha ona sert tepki gösterir ve ağlamayı kesmesini ister ancak bu konuda David,Melody’ye destek olur ve Samantha’nın ona çok yüklendiğini dile getirir.Ortamı geren bu konuşmaların ardından kısa bir süre sonra herkes yatışmıştır ve yeniden sohbete devam etmektedir.
Bu sırada kapı çalar ve pek de tekin görünmeyen bir genç adam başının dertte olduğunu ve çok üşüdüğünü söyleyerek yardım ister. Samantha,David’e onu içeri almasını söyler,David bu durumdan pek hoşnut olmasa da kısa süreliğine onu evde ağırlamaya ikna olur.Bu gizemli genç adama kahve ikram ederler.Her şey başlarda son derece normal gözükse de bir anda genç adam evin köpeğini silahını ateşleyerek öldürür.Herkes şoktadır.Bu adam kimdir ve ne istemektedir.Bu bir soygun olabilir mi?Kısa süre sonra olay yerine bir başka adam gelir belli ki genç adamın patronudur.Bu adam (Pyne) Samantha kendisini hatırlayamasa da ona kendisini hatırlatmayı başarır. Samantha’nın akıl hastanesinden,eski hastalarından biridir ve dahası onun kendi tedavisinde yasa dışı bir metot denediğinden haberdardır.
Samantha ve Pyne artık kimin daha zeki olduğu yarışına girişmişlerdir.Samantha, Pyne’i alt etmeye çalışırken,David ve Melody’ye ait bazı sırlar ortaya çıkacaktır.Psikolojisi iyice bozulan Samantha neyin gerçek neyin yalan olduğu konusunda gel-gitler yaşarken,kendisini ve ailesini Pyne’in elinden kurtarabilecek midir?



İyi;Psikolojik gerilim filmlerinden hoşlananlar için gayet başarılı sayılabilecek bir film.Özellikle finaline doğru artan gerilim ve kimin akıl oyunlarıyla diğerini alt edeceği bilmecesi filmin kalitesini arttırıyor.Samantha’nın yaşadıklarını sorgulaması ve somut gerçeklerin aslında yaşanmamış fantastik fikirler olabileceği düşüncesi,yapımın seyirciye kazandırdığı önermeyi ilgi çekici kılıyor.
Gereksiz;Tamam bu tarz filmler kopuk ve yavaş ilerler ama yine de farklı şeyler görmek seyirciyi mutlu edebilirdi.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

The Exorcism of Emily Rose (2005)

 
Son yılların belki de en iyi şeytan temalı korku-gerilim filmi ile karşı karşıyayız.Yapımda olay örgüsü üç koldan ilerliyor;Emily Rose ve yaşadığı metafizik olaylar,Peder Moore’un Emily Rose şeytan çıkarma ayini sırasında ihmalinin olabileceği gerekçesiyle yargılanması ve işinde bir numara olan Avukat Erin’in Peder Moore davasını alıp,toplum tarafından suçlu görünen birisini savunarak popülaritesini arttırma çabası şeklinde.Emily Rose gerçeğinin ise,geçmişte yaşanmış gerçek bir olaydan uyarlanması ise yapımı başka bir boyuta taşıyor.
Bir mahkeme salonundayız.Konumuz Emily Rose ve başından geçen olayların arkasındaki sır perdesini aralamak.Şimdi salona kulak verelim:Emily Rose,üniversiteye gitmek için kırsaldaki evinden ayrılır ve şehre göç eder.Başlarda her şey normaldir ta ki kaldığı odasında bir gece yarısı yaşayacağı dehşet verici olaya dek.Saat  gece üç sıralarıdır ve Emily’nin odasında zaman durmuştur.Kahramanımız ilk olarak burnuna gelen yanık kokusunun kaynağını anlamaya çalışır.Ardından eklemleri ve uzuvları kontrolden çıkan Emily,panikleyerek  neler olduğunu kavrayamadan bu metafizik olaydan kurtulmak amacıyla koşarak yurttan uzaklaşır.İşte Emily Rose’un ailesinin dediklerine göre yaşananlar bunlardır.Peder Moore’un bu savunması iddia makamından Avukat Ethan tarafından şiddetle reddedilir.Ethan,Emily’nin yeni bir şehre adapte olmada sorunlar yaşayabileceğinden ve psikolojisinin buna hazır olamamasından ötürü bu tarz bir olay yaşayabileceğini hakime belirtir.Tıbbi bir tedavi ile bu rahatsızlığının şifasını bulabileceğini ve Peder Moore tarafından Emily’nin şeytan çıkarma ayininde kullanılması fikrinin kesinlikle kişilik haklarına net bir saldırı olduğunu dile getirir.Ayrıca gerçekleştirilen ayin sonrasında Emily Rose’un hayatının kaybetmesinde ise baş sorumlu olarak Peder Moore’u işaret eder.İren,Ethan’ın görüşlerinin jüriyi etkilediğinin farkındadır,ancak savunmasını güçlendirecek bilgiler edinmesinde Peder Moore ona yardımcı olmayı reddetmektedir.
Defalarca ara verilen ve bilir kişi görüşlerine başvurulan duruşma pek çok kez ileri tarihlere ertelenir.Ethan ve Peder Moore arasındaki net fikir ayrılıkları,zamanla soru işaretlerine dönüşecektir.İren’in Peder Moore ile hapishane görüşmelerinde yakınlaşmaları,Emily Rose hikayesinin tamamını öğrenmesine neden olacaktır.Emily Rose’un olay gecesi yaşadığı sıra dışı olayları tamamen bir psikolojik bunalım ile yorumlayan Ethan,Peder Moore’un yaptığı bu ayin sırasında daha önce de Emily’nin tedavisi ile uğraşan ancak olumlu bir sonuç alamayan bir doktorun da bulunduğunun öğrenilmesi ile olayların gidişatı değişecektir.Kendisine vaat edilen terfi ve kariyerini göz önünde bulunduran İren,bütün bu davadaki boşlukların dolmasının ardından,Ethan gibi güçlü bir rakibe karşı müvekkili Peder Moore’un aklanmasını  sağlayabilecek midir?
Emily’nin gece 3 sıralarında yaşadığı mutlak fizikle açıklanamayan olaylar birkaç kez daha tekrar etmiştir.Emily’nin arkadaşları ile olan ilişkileri iyice zayıflamıştır ve son dönemde yaşadığı bu korku dolu olaylar onun içe kapanmasına neden olmuştur. Emily’nin sağlık durumunun bu denli kötüye gitmesi ve tıbbın ona yardımcı olamaması sonucunda,olaylardan haberdar olan ailesi Emily’nin derhal evine dönmesini ister.Evde Emily artık iyice kontrolünü kaybetmiştir ve vücudu artık kendisine ait değildir.Emily’nin ailesi koyu katoliktir ve kızlarına bir şeylerin musallat olduğunu düşünüp Peder Moore’dan yardım isterler.Peder Moore,Emily’ye bakar bakmaz olayın ne kadar ciddi olduğunu ve içerisindeki şeytanı çıkarmak için ayin düzenlemeleri gerektiğini söyler.Tabi bu ayinde neler yaşanacağını size bırakıyorum.Gerçekten o sahneleri soluksuz izledim desem abartmış olmam.

“İlahi konularda dünyevi mahkemeler yargıya varamaz.” (Peder Moore)


İyi;Oyunculuk,son çeyrek.
Kötü;Ağır tempoda ilerleyen kurgu,zaman zaman sıkıcı sahnelerin yer alması.
Gereksiz;

Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

John Carpenter's Cigarette Burns (2005)

 
Masters of Horror serisinin birinci sezon sekizinci bölümü olan Cigarette Burns;korku filmleri severiyseniz,başyapıt olarak köşeye koyabileceğiniz bir yapım.Defalarca izlememe rağmen doyamadım desem yeridir.Sadece 57 dakika olan Cigarette Burns, henüz başlardan itibaren seyirciye içine çekebilecek potansiyele sahip.Zaten film bittiğinde bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar iyi bir iş çıkarılmış diye,hayrete düşmemek mümkün değil.
Filmin konusuna gelecek olursak;Bellinger isimli zengin bir film koleksiyoncusu La Fin Absolue du Monde isimli geçmişte gişe yaptığı zamanlar fırtınalar koparmış bir filmin orijinalini aramaktadır.Bu film ki zamanında sadece bir defa gösterime girmiştir ve görüntüler perdede akmaya başlar başlamaz,sinema salonu kan gölüne dönüşmüştür.Bu nasıl bir filmdir ki seyirciyi bu kadar etkileyip,onları depresyona sokarak intiharlarına sebep olmuştur?Bellinger zamanında bu yapımı izleme fırsatına sahip olsa da ne yazık ki başka bir filmi izlemeyi tercih ederek hayatının en büyük pişmanlığını yaşar.Belki bu sayede hayatta kalmayı başarmıştır ancak neler kaçırdığının merakı ile yıllarca yanıp tutuşmuştur.La Fin Absolue du Monde filminin bu olaylı gösterimden sonra bilinen tüm kopyaları yok edilmiş ve filme dair her ne varsa ortadan kaldırılmıştır.İşte Bellinger bu noktada yapıma ulaşmak adına Kirby'yi tutar.Kirby,kendine ait bir sinema salonu işleten tam bir sinemakoliktir.Öte yandan borç batağında olduğu için Bellinger'ın cömert teklifi kabul etmek zorundadır.Bellinger filme ulaşma amacı,ölmeden önce izleme hevesidir ayrıca Kirby'ye yüksek meblalı bir çek yazar,filmi kendisi izledikten sonra bir haftalığına vizyona sokması için Kirby'ye vereceğini taahhüt eder.Kahramanımız bu cazip teklifin ardından canını dişine katıp  La Fin Absolue du Monde bulmaya çalışacaktır. 
Bellinger'ın evinde La Fin Absolue du Monde filmine ilişkin pek çok eşya bulunmaktadır.Ancak Bellinger hepsinden daha ilginç bir şeye sahiptir.Elinde ucube görüntüsünde esir tuttuğu bir adam vardır ve onun filmde oynadığını bilmektedir.Belki de filme ait halen hayatta kalan tek şey odur.Kirby gördükleri karşısında hayrete düşmüştür.Zira sırtının her iki yanında bulunan derin yaralar epey dikkatini çeker.Artık Kirby de bu işin içerisine dahil olmuştur ve La Fin Absolue du Monde filmini ele geçirmek için elinden geleni yapacaktır.
Kirby,zamanında filmi izlemiş ve görüşlerini yayınlamış usta bir eleştirmenin (Meyers) halen sağ olduğu bilgisine ulaşır.Bunun üzerine oraya gidip,işine yarayabilecek birkaç detay duymayı umar.Myers,filmi  bilimkurgu fantezi ve korkunun birleşme noktası olarak özetlemektedir.Odasının her yerinde dağınık olarak bulunan binlerce sayfada ise,uzun yıllardır La Fin Absolue du Monde  filminin detaylı bir incelemesi üzerinde çalıştığı anlaşılmaktadır.Uzun uğraşlar sonucunda Meyers'i ikna etmeyi başaran Kirby,filmi bulduğunda ona da yeniden izletme sözü vererek,filmin yönetmeni olan Hans Backovic ile yaptığı röportajlarının ses kayıtlarını elde etmeyi başarır.
Kahramanımız artık tamamen ses kayıtlarından elde edebileceği en ufak bir ipucuna odaklamıştır.Gecesini gündüzüne katarken,Backovic'in felsefelerini anlamaya çalışmaktadır.Myers'in deyimiyle Backovic bir teröristtir,ve onun sinemasındaki gerçekler kanla yazılmıştır.Kirby filme yaklaştığını hissettikçe,kız arkadaşının intiharı olayı gözünün önünden gitmemeye,sürekli rahatsızlık vermeye başlar.Ne zaman ki,La Fin Absolue du Monde hakkında bir şeyler düşünse,yitirdiği kız arkadaşı ile ilgili kabuslar görmekte ve sigara yanıkları (1999 yapımı kült film Fight Club'da Tyler'ın anlattığı şekliyle;filmde makara değişim anlarında oluşan ekranın üst köşesindeki parıltı.) şeklinde anlık yanılmalar yaşayarak aklının kendisine oynadığı oyunlara yenik düşmektedir.
Kirby geçmişte de bazı filmleri bulma konusunda yardım istediği bir arkadaşından(Kaspar) yeniden La Fin Absolue du Monde filmini bulma konusunda yardım umar.Kaspar aynı zamanda La Fin Absolue du Monde filminin gişe yaptığı festivalde filmin makinistidir.Kirby her ne kadar Kaspar'ı sıkıştırsa da ağzından sadece bu filmden uzak durması tembihini alır.Kaspar,Kirby'nin yorgun gözükmesinden yola çıkarak ona yakın zamanda halüsinasyonlar görüp görmediği ve sigara yanığı şeklinde anlık kabuslarla uyanıp uyanmadığını sorar.Kahramanımızın durumunu öğrenince bu işe çoktan bulaştığını ve kurtulamayacağını söyler...
Filmin devamında Bakovic'in karısından filmi almayı başaran Kirby,Bellinger'a filmi vermek üzere yola çıkmıştır.Bu sırada borcunu tahsil edemeyen ve kızının ölümünden de Kirby'yi sorumlu tutan Walter,kahramanımızı öldürmeye karar vermiştir.Bu üçlünün Bellinger'ın evinde neler yaşayacakları ise işin sürprizi olsun.

Filmi izleyenler için;
-La Fin Absolue du Monde filminde Backovic,dünyaya yaratıcı tarafından yollanan bir meleğe,insanların yaptığı zulm sonrasında;duyulan derin pişmanlık ile intihar etmeleri anlatılıyor.Bu yüzdendir ki filmi izleyenler hayatta yaşadıkları en büyük pişmanlığı anımsayarak,aynı mantıkla intihara meyil ediyorlar.
-İncelemenin başında Bellinger'ın evinde sırtında yaralar olan bir yaratıktan bahsetmiştim.Bellinger nasıl yapıp ettiyse,La Fin Absolue du Monde filmindeki melek karakterini tutsak etmeyi başarmış.Meleğin sırtındaki yaralar ise bir üst metinde anlattığım insanların zulmü ile kanatlarının koparılmasından ötürü oluşmuş.Karakterin gerçekten bir melek olup olmadığı ise tartışılır... İyi;Anlatılmaz yaşanır yapımlardan biri.Mutlaka izleyiniz. Kötü;Filmin süresi çok kısa.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;