Güncel İncelemeler;

The Conjuring (2013)

The Conjuring (2013)
Ed ve Lorraine Warren, 1960'dan beri dünyanın en ünlü doğaüstü araştırmacıları olarak tanınmaktadır. Ed, Katolik Kilisesi tarafından rütbesiz bir demonolog olarak adlandırılırken, Lorraine yetenekli bir durugörüydü. Tartışmalı kariyerlerinde araştırdıkları binlerce olay dışında art niyetli bir olayı bugüne kadar kimselere anlatmamayı tercih ettiler. Bu film gerçek bir olaydan alıntılanmıştır.
The Conjuring (2013)
Yıl 1971. Perron ailesi beş kızlarıyla beraber banka açık arttırmasından satın aldıkları eski bir eve taşınırlar. Evin mazisi hakkında herhangi bir bilgisi olmayan kahramanlarımız son paralarıyla da tadilat masraflarını karşılayıp başka bir sorunla karşılaşmayacaklarını umarak yerleşirler. Evde geçirdikleri daha ilk gecenin sonrasında ise içeri adım attıkları ilk andan itibaren huzursuz olan köpeklerinin bahçedeki cansız bedenine şahit olurlar. Dahası odalardan birinde bodrum katına inen gizli bir giriş bulan Roger; alt katlarında tozlu bir piyano ve daha onlarca ıvır zıvır eşya olduğunu fark eder. Bunların önemsiz ayrıntılar olduğunu düşünen Perronlar keyiflerinin kaçmasına izin vermeyip morallerini yüksek tutmaya çalışırlar. Ancak günler geçtikte bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseden Roger ve Carolyn kızlarının da koridorlarda gürültüler duyması ve  her sabah bodrum kapısının kendiliğinde açık kalması sebepleriyle gerginliklerini gizleyemez hale gelirler. Aksilikler sadece bunlarla da kalmayıp evdeki duvar saatleri her gece 03.08 de durmakta, odalara çürümüş et kokusu yayılmaktadır. Tüm bunlarla başa çıkamayan Carolyn, doğaüstü olayları çözmekle nam kazanmış Ed ve Lorraine Warren çiftinden yardım almak için yola koyulur. Kızlarının tehlikede olduğunu düşünen kahramanımız şeytani bir varlığının ailesine musallat olmasından korkmaktadır. Evi inceleyen Warrenlar, Carolyn'in şüphelerinde haksız olmadığını anlarlar. Özel yeteneği sayesinde yaşanmışlıkları hissedebilen Lorraine ve doğaüstü varlıklarla temas kurabilen Ed, evin kutsanması gerektiği hususunda hem fikirdir. Öte yandan evin mazisiyle ilgili birtakım gerçekler ortaya çıktıkça olaylar karmaşık bir hal almaya başlar...


İyi;
Şeytan-şeytani güç temalı filmlerden hoşlananlarının beğenisini kazanacak içinde bulunduğumuz yılın en iddialı korku-gerilim yapımlarından biri. Lanetli ev konsepti ve "Amityville Horror" tarzından da esintiler hissettiren "The Conjuring" kesinlikle göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir alternatif. Sürükleyici kurgunun yanı sıra,filmin gerçek bir olaydan uyarlanmış olması ve güçlü oyuncu kadrosu başlıca artılarını oluşturuyor. Tabii başarılı yönetmen James Wan'a da bu noktada bir parantez açmak gerekiyor."Saw","Dead Silence" ve "İnsidious" filmleriyle korku sinemasında  büyük bir çıkış yaşayan Wan,bu filmiyle de fanlarını hayal kırıklığına uğratmadan yoluna devam ediyor. Serinin devam filmi The Conjuring (2016) için tıklayınız...
Kötü;Şeytan temalı ya da lanetli ev eksenli yapımlara alışıksanız benzer ritüellerde gelişen kurgu klişe havası verebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | | |

From Within (2008)

Şirin,sakin bir kasaba olan Grovetown, gençlerin gizemli ölümleri ile çalkalanmaktadır.Kasaba ahalisi ise inanışlarına sıkı sıkıya bağlı olup,olan bitenlerin nedenini sorgulamazlar.Ölümlerin giderek artması kasabada tedirginlik yaratsa da,çoğunluk bu kötü günlerin ancak inanışları sayesinde geçeceğini düşünmektedir.Kimin haklı olduğunu ise zaman belirleyecektir.Arkadaşlarının birer birer ölümleriyle sarsılan Lindsay ise bir şeylerin ters gittiğinin farkındadır.Rahibin oğlu ve aynı zamanda Lindsay’in erkek arkadaşı olan Dylan olanlarla ilgili bambaşka teorilere sahiptir.Babasının aksine dini olarak daha fanatiktir ve sabredip bu kötü olayların bitmesini beklemek ona göre aptallıktır.Kendi fanatik fikirlerini herkese duyurmaya ve yanına yandaş toplamaya başlamıştır...
  Bir gün Dylan yine çevresindekilere vaaz vermeye başlar ve olayların sorumlusu olarak annesinin cadı olduğuna inanılan kasaba tarafından dışlanmış  Aidan ismini işaret eder.Aidan sessiz sedasız  yaşamını sürdüren,pek arkadaşı olmayan,toplum tarafından dışlanan birisidir.Zaten kendisi de kasabadaki diğer insanlardan nefret etmektedir.Çünkü kasabalılar, Aidan’ın annesini inançlarına uymadığı ve cadı olduğu gerekçesiyle yakarak katletmişlerdir.Okulda herkesin içinde Dylan’ın,Aidan’ı  bütün bu ölümlerin sorumlusu göstermesi ve tartaklaması Lindsay’in hoşuna gitmez.Dylan ve kalabalığı yatıştırarak Aidan’ı korumak ister.Zamanla Aidan ve Lindsay arasında yakın bir arkadaşlık başlar.
Lindsay arkadaş canlısı bir kızdır ve çevresinde mağdur edildiğini düşündüğü kişilere karşı daha hassas davranır.Aidan,bir gün Lindsay’i evine davet eder ancak bu ev kasabalı tarafından cadının evi olarak betimlenen,hiç kimsenin oraya gitmeye cesaret edemeyeceği bir yerdir.Dahası inanışları da kasabalıları  o evden uzak tutar.Aidan’ın vefat eden annesi ve kasabalı arasında yıllar önce nasıl bir olay yaşanmıştır ki bu karşılıklı nefret,yıllar sonra bile halen devam etmektedir.
  Kasabada gizemli ölümler,açıklanamayan olaylar yaşanmaya dursun kahramanımız Lindsay,Dylan ve arkadaşlarının aksine inancı zayıf birisidir.Ayrıca ölüm sırasının kendisine geldiğini düşünmektedir. Ölümlerin ardı arkası kesilmeyen bu kasabada, kendisini korumak için alternatif yollar denemektedir.Öyle ki Aidan ona büyülerden söz etmiş ve bu yaşananların ölümcül bir büyü sebebiyle olabileceğinden bahsetmiştir.Büyülerin negatif enerji ile beslendiğini ve bu nedenle tılsımı kırabilmek için ölüm düşüncesinden uzaklaşmasını istemiştir.Aidan’ın kız kardeşi ise Lindsay’in de her kasabalı gibi kendilerinden nefret eden birisi olduğunu düşünmektedir.Aidan’ın Lindsay’e olan ilgisinden bir hayli rahatsızdır.Onu kendi evlerinde görmeye tahammülü yoktur.
Aidan,Lindsay’e olan bağlılığından ve onun hayatını kurtarmak istemesinden ötürü Lindsay’e, kasabaya bu lanetin,erkek kardeşi ve kendisi tarafından salındığını anlatır.Lindsay’i kaybetmeyi göze alamadığından ötürü kasabalıya olan nefretini bir kenara koyup büyüyü bozmak ister.Bu arada fanatik kasabalılar olayların sorumlusu olarak Dylan’ın fikirlerini benimseyerek Aidan’ı suçlamaktadırlar ve aynı eskiden yaptıkları gibi Aidan’ın evini ateşe verirler.



İyi;Kasabadakilerin inanışlarının sorgulanmasına ve kendilerini korkutan bir şeye karşı,nasıl da başkalarının hayatını hiçe sayabildikleri mercek altına alan başarılı bir gerilim filmi.
Kötü;Giriş bölümü başarılı olsa da ortalara doğru sıkıcı buhranlı bir yapım haline dönüşüyor.
Gereksiz:Finali beğenmedim.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Mother Of Tears: The Third Mother (2007)

Roma yakınlarında bir mezarlığın çevresinde yapılan kazı çalışması sırasında ilginç bir anıt bulunur.Anıtın alt tarafında bir tabut,üstünde ise ona sım sıkı zincirlenmiş metal bir kap vardır.Tabutun üzerinde ise Oscar de la Valle ismi yer almaktadır.Ne yapacağını bilemeyen işçiler bir peder rehberliğinde tabutu açarlar.Ancak asıl sürpriz tabutun üzerindeki metal kapta yer alanlardır.Metal küllüğün odasına götürülmesini isteyen peder yaptığı incelemeler sonrasında bu kabın eski bir tılsımı barındırdığını keşfeder.Roma’da bir müzenin müdürü olan Micheal isimli arkadaşına bir mektupla beraber tılsımlı küllüğü gönderen peder,Micheal’ın çok dikkatli olması gerektiği konusunda da ısrarcıdır.
Roma da müzede çalışmakta olan Sarah,Micheal’ın yokluğunda işlerin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.Pederin gönderdiği küllüğü incelemeye başlayan kahramanımız Giselle’nin baskıları sonrasında kabı açmaya karar verir.
Metal küllüğü açan iklimiz,kabın içerisinde 13.yy dan kalması mümkün olan üç heykelcik ve onların hemen altında yer alan üstünde tuhaf sembollerin yer aldığı kırmızı bir elbiseyi keşfederler.Giselle yazıları çözebilmek için Sarah’ın alt kattan sözlükleri alarak gelmesini ister.İşte tam da bu sırada tılsım tekerrür eder ve Giselle bir çeşit kara büyü ile karşı karşıyaya kalır.Oda da beliren bir maymun ve yanındaki üç zebani Giselle’yi katleder.Gelen seslerden bir şeylerin kötü gittiğini anlayan Sarah ise üst kaya çıktığında şoka uğrar.Sevgili arkadaşı Giselle dünyevi olamayan yaratıklar tarafından paramparça edilmektedir.Hemen müzeden kaçmaya çalışan kahramanımız kafasında bir takım sesler duyarak,bir an olsun kapana kısıldığı,kapıların üzerine kapandığı müzeden çıkmayı başaracaktır.
Yaşadıklarına anlam veremeyen Sarah,Giselle’nin ölümünün akabinde  de polislerin gözünde bir numaralı şüphelidir.Başından geçenleri Micheal ile paylaşan kahramanımız,bir yandan da şehirdeki yozlaşmaya tanıklık etmektedir.Her şeyin düne kadar normal olduğu şehirde,birden bire suç oranları artmaya,dünyanın yer yerinden garip kılıklı kadınların ise şehri istila etmeye başladığını görmektedir.Peki ama bu nasıl bir tılsımdır ve her şey bir anda ters gitmeye başlamıştır.Bir yandan da Micheal’ın oğlunun kaçırılması sonrasında iyice yalnız kalan Sarah,kafasındaki seslerin annesine ait olduğunu anlayacaktır.Sarah’ın annesi yaşadığı dönemlerde iyiliksever bir cadıdır.Hatta baş düşmanı olan kötülüklerin timsali üç cadı ile ölesiye savaşmıştır.Artık her şey daha fazla anlam kazanmaya başlamıştır.Metal küllüğün açılması ile Roma’da evi olan gözyaşlarının annesi olarak tanınan Mater Lachrymarum isimli bir cadı tekrar üstün güçler kazanmaya başlamıştır.Dünyanın her tarafından Roma’ya gelmeye başlayan cadılar ise onun ikinci cadılar çağını başlatması için üç bin yıllık geçmişi olan bu antik şehre akın etmektedir.Bütün bunları durdurabilecek tek kişi ise tahminleriniz üzerine Sarah’dan başkası değildir.Peder Johannes ve Marta Colussi isimli bir medyumdan yardım alacak olan kahramanımız,annesinden kendisine geçen bazı özel güçlerini kullanmayı öğrenecektir.
Klişe olmayan farklı bir yapım olan bu filmde,Roma’nın antik yapısına ve buram buram tarih kokan sokaklarına konuk oluyoruz.Bazı sahnelerin güncel hayatta çok iç içe geçirilmesi biraz rahatsız edici olsa da filmin değişik bir seyir zevki sunduğunu söyleyebilirim.


İyi;Roma'nın tarihi atmosferi ve filmin çekildiği mekanlar gerçekten etkileyici.
Kötü;Filmin son çeyreği hızlı ve amatörce çekilmiş izlenimi yaratıyor.
Gereksiz;Kostüm uyarlamaları vs bazı sahnelerde çok göze batıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Dreams in the Witch-House (2005)

Dreams in the Witch-House (2005)

(Masters of Horror S1E2) 
Genç kahramanımız Walter tezini bitirmek amacıyla, daha rahat çalışabilmek için oda kiralamaya karar verir. Tahmin edebileceğiniz üzere öğrenci olmasından ötürü para sıkıntısı yaşayan Walter, döküntü bir binada ucuz bir oda kiralar. Yeni çalışma ortamı epey pasak içinde olsa da, bundan daha iyi bir yer tutamayacağını anlayan kahramanımız, dır dır etmeyi bırakıp tezine yoğunlaşmaya başlar. Yeni odasına taşınması ile kabuslar görmeye, gerçeklik olgusunu yitirmeye başlayan Walter için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...
Daha ilk gününde odasında kendisini huzursuz eden gariplikler olduğu anlayan Walter, zorlu geçen gecenin sabahında tezine odaklanmışken, hemen yatağının yanı başındaki duvar dikkatini çeker. Düzlem teorisi ve paralel evren üzerine araştırmalar yapan kahramanımız,boyutların kesişme noktası olarak adlandırdığı pencereden, bir boyuttan diğerine geçiş olabileceği bilgisine sahiptir. Tabii teorik olarak :D Odasının tavanı ve duvarı arasında da buna benzer düzlemsel yapının oluşu kafasını karıştırmaya yetmiştir. Tam bu sırada Walter, kapısında çığlıklar atan bir kadının (Frances) sesi ile odasından dışarı fırlar. Frances oldukça alımlı bir bayandır ve hemen Walter’ın yan tarafındaki odada minik bebeği (Danny) ile beraber kalmaktadır. Dul olduğu anlaşılan Frances, aynı zamanda da maddi sıkıntılar yaşamaktadır. Walterla tanışmasına sebep olacak vesile ise odasında gördüğü davetsiz bir misafir olacaktır.
Dreams in the Witch-House (2005)
Aynı günün gecesinde yatağına uzanan Walter, derin bir uykuya dalar. Çok geçmeden elinin üzerinde fare olduğunu fark eden kahramanımız, dahası insan suratlı farenin kendisine ismiyle seslenmesi ile dehşete kapılır. Gördüğü şeyin bir kabus mu yoksa gerçek mi olduğu konusunda aklının oyunlar oynadığı Walter, iyiden iyiye kontrolü kaybeder. Tabii pek de normal değil hani,insan suretli bir fare !
 Frances, Walter’ın odasından gelen seslerin ardından durumunu kontrol etmek üzere kahramanımızın kapısını çalar.Yaşananları sadece bir kabus olarak tasvir eden Walter, Frances’in kendisine önerdiği kahve ikramını reddetmez. Beraber konuşa konuşa sabahı eden ikilimiz, yeni umutlarla güzel bir güne başlarlar. Frances iş görüşmesine gidecektir ve çocuğa bakmayı kabul eden Walter ise kafasını başka şeylerle meşgul ederek, uykusuzluk problemini aşma derdindedir.
Dreams in the Witch-House (2005)
Bu kez Frances'in dairesinde uykuya dalıp tuhaf kabuslar görecek olan kahramanımız, dahası binanın giriş katında oturan bunak bir adamın şu an içinde yaşadığı oda ile ilgili anlatacakları sonrasında iyice telaşlanır. Bunak adam, başka boyutlardan gelen cadının kendisine yeni kurbanlar aradığını ve Walter'ın hemen oradan taşınması gerektiğini tembihler. Bakalım Walter odasındaki gizemi çözerek, cadının gazabından kurtulabilecek midir?

İyi; Sıkılmadan izleyebileceğiniz, gerilim düzeyi yüksek fantastik bir yapım. H.P. Lovecraft' ın kısa hikayesinden uyarlama olması ve yönetmen koltuğunda da Stuart Gordon'ın oturması diğer artılar...
Kötü; Filmin süresi biraz daha uzun olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Aralık 2011 | Etiketler : | | | |