Güncel İncelemeler;

Domestic Disturbance (2001)

Domestic Disturbance (2001)
Eski eşi Frank' ten dostça ayrılan Susan, kasabaya birkaç yıl öncesinde yerleşen ve sanayiyle uğraşan Rick ile evlenmeye karar verir. Giriştiği her işte başarılı olan ve bundan ötürü kasabanın göz bebeği haline gelen karizmatik Rick ise Susan' ın gönlünü çalmakta pek de zorlanmaz. Öte yandan Susan' ın 12 yaşındaki oğlu Danny, babasına çok bağlı olmasından ve üvey baba istememesinden ötürü annesine karşı bir hayli agresif ve baskıcı davranmaktadır.
Domestic Disturbance (2001)
 Olan bitenleri uzaktan izlemekle yetinen ve Susan' ın mutlu olmasını temenni eden Frank ise ufak bir kayık imalathanesi işletmektedir. Danny ile Susan' ın arasının daha fazla bozulmaması için, Rick' den hiç haz etmese de düğün törenine katılmak zorunda kalan Frank, seremonide Rick' in Ray isimli bir arkadaşıyla tanışır. Nasıl ahbap oldukları konusunda farklı hikayeler anlatan ve birbirlerini gördüklerine pek de sevinmeyen Ray ve Rick, Frank' in dikkatinden kaçmaz. Rick' in herkesin gözünü boyadığını düşünen ve göründüğünün aksine tekinsiz, güvenilmez biri olduğunu hisseden kahramanımız, içten içe bilenmektedir. Susan ile evlendikten kısa bir süre sonra Danny' e olan bakış açısı değişen ve ondan kurtulmak isteyen Rick ise Frank' in canını iyiden iyiye sıkmaya başlar. Öte yandan günün birinde, kasabaya gidebilmek için Rick' in arabasına gizlice saklanan Danny, üvey babasının Ray ile buluşmasına şahit olur. Danny' nin varlığından bihaber, para hakkında konuşan ikili bir anda kavga etmeye tutuşurlar. Arabadan kurtulduktan hemen sonra kan ter içinde soluğu babasının yanından alan Danny, Rick' in arkadaşını öldürdüğünü ve sonrasında kendisine ait tuğla fabrikasında cesedi yakarak ortadan kaldırdığını söylemektedir. Duydukları şeyler sonrasında kanı donan ve hemen oğlunu aldığı gibi polislerin yolunu tutan Frank, Rick' in evliliğini hazım edememekle suçlanır ve iddiaları gülünç bulunur. Susan dahi Danny' e inanmamakta ve onun Rick' ten hoşlanmadığı için böyle bir hikaye uydurduğunu düşünmektedir. Oğluna ve anlattıklarına güvenen Frank ise konuyu kişiselleştirerek, o geceye dair ip uçlarının peşine düşer. Rick' in geçmişinde kirli sırlar olduğunu düşünen kahramanımız, Ray' i araştırmakla işe başlar...
İyi; Eğlenceli bir gerilim filmi. Gizem seviyesi de idare eder. John Travolta, Vince Vaughn ve Steve Buscemi gibi sevdiğim oyunculardan oluşan güzel bir kadroya sahip. Bu filmi sevenler 
The Stepfather (2009) yapımına da göz atabilirler...
Kötü; Klişe, orijinal olmayan bir hikayeye sahip. Yer yer sıkıcı bir hale gelebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

Intacto (2001)

Intacto (2001)
Yahudi namıyla tanınan ve büyük bir kumarhanenin sahibi olan Sam, kendisi gibi doğuştan yetenekli olan sağ kolu Federico ile ters düşmesinin ardından, uzun yıllara dayanan hukukları olmasına rağmen ona yol vermekte tereddüt etmez. Bir nevi tüm yeteneğini ve şansını Sam'in kumarhanesinde bırakan ve deyim yerindeyse aforoz edilen Federico, bir yolunu bulup intikam alma hevesindedir.
Intacto (2001)
 Büyük ve kanlı bir uçak kazasının ardından yüzlerce kişi içerisinde tek sağ kalan yolcu olan Thomas'ın peşine düşen kahramanımız, onun gerçekten de şanslı birisi olduğuna inanmaktadır. Öte yandan Thomas ile iş birliği yaparak Sam'den intikam almaya hazırlanan Federico, peşlerine takılan polis memuru Sara' ya izlerini kaybettirmeye çalışır. Thomas ise Federico'nun cazip teklifi ve ona hayatını yeniden vereceğini vaad etmesi sonrasında ikna olur. Ne de olsa anlaşmaya göre sadece iki hafta sürecek bir ortaklık neticesinde kendi yoluna gidebilecektir. Neyin bahis konusu olduğu ve ne gibi sonuçlar doğuracağı hususunda Federico'ya koşulsuz olarak güvenen Thomas, henüz yolun başında olsalar da şansının kendisine yardım edeceğinden emindir. Amansız bir takibe girişen Sara' nın ise pes etmeye niyeti yoktur.
İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampında yahudi bir esir olan ve Nazilerin elinden kurtulan Sam, sonrasında kendisi süper zengin eden bir kumarhaneye sahip olup şansıyla övünmektedir. Uçak kazasından sağ çıkan tek kişi olan Thomas, depremden kurtulan Federico ve ailesiyle geçirdiği büyük bir trafik kazasından sağ kurtulmayı başaran Sara'nın yolları Sam'in kumarhanesinde kaderin bir cilvesiyle kesişir. 'Good Luck' yazılı kumarhane duvarlarından Sam'in özel odasına uzanan macera kimin en şanslı olduğu önermesiyle sonlanacaktır...
İyi; Sürükleyici kurgusu ve gerilimin giderek tırmandığı tipik İspanyol sineması atmosferiyle göz atılması gereken bir yapım. İlgi çekici özgün konusuyla, başarılı oyunculuğun da birleşimi sayesinde kaliteli bir gerilim filmi. Neden Hollywood remake versiyonu olmadığını merak etmiyor değilim. Öte yandan filmi sevenlerin yine şans temalı 13 Tzameti (2005) yapımını da izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü; Tempo anlamında zaman zaman durağanlaşan bir yapım. Aksiyon seviyesi bir tık daha olsa sanki daha başarılı olabilirmiş. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Ağustos 2016 | Etiketler : | | |

The Bunker (2001)

The Bunker (2001)
2.Dünya Savaşının sonlarına doğru Amerikalılar tarafından kuşatılan yedi kişilik bir Alman askeri birliği,Almanya-Belçika sınırındaki eski bir sığınağa hapsolurlar.İçeride sadece iki asker;genç bir er ve 1.Dünya Savaşını görmüş yaşlı bir asker bulunmaktadır.Yetersiz mühimmat ve lojistik destek yetmezmiş gibi üstlerine rapor veren askerler yardıma kimsenin gelmeyeceği bilgisiyle bir başlarına kalırlar.
The Bunker (2001)
Amerikalıların her an baskın yapma olasılıkları ve komuta zincirindeki bazı sürtüşmeler sığınaktaki endişe ve gerilimi tetiklemeye başlar.Öte yandan ikinci bir plan olarak kaçış güzergahı aramaya başlayan askerler sığınağın çok eski zamanlardan kalma bir tünelin üzerine kurulduğunu keşfederler.Yaşlı askerden tünellerle ilgili ne biliyorsa anlatmasını isteyen komutan,duyduğu ürpertici hikaye sonrasında oradan uzak durmaya karar verir.Öte yandan tünele girmekte ısrar eden bir grup asker ise içeride mühimmat olabileceğini düşünmektedir.Çok geçmeden yaşlı askerin geceleri herkes uyuduktan sonra gizlice tünele indiğini fark eden kahramanlarımız orada neler olup bittiğini öğrenmek için göz atmaya karar verirler.Tünelin kapılarının açılması ile bir takım gizemli,mistik olaylar yaşanmaya başlar.Uzun yıllardır kimsenin girmediği tünellerde asla yüzleşmeye cesaret edemeyecekleri derin korkular barınmaktadır...
Bir uçurumun içine baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakar.(Nietzsche)

İyi;Mekan ve atmosfer olarak başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Arka planda 2.Dünya Savaşı bağlantısının da olması bonus olmuş diyebiliriz.
Kötü;Yavaş ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı hale gelebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | | |

Valentine (2001)

Yıllar önce sevgililer günü partisinde dans edecek eş bulamayan ve üstüne üstlük dalga konusu olan Jason Marquette,yaşadığı bu trajedik olayın akabinde önce sorunlu öğrencilerin yer aldığı destek sınıfına ardından da devlet akıl hastanesinin yolunu tutmuş,deyim yerindeyse doğarken kaybetmiş birisidir.Oysa tek istediği bir eş bularak dans etmek olan Jason için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.Peki ama yıllar önce dışlanılan bu adam nasıl bir intikam planı yapıtta kendisi ile alay edenleri pişman edebilir ki?
Çocukluktan beri arkadaş olan beş bayan kahramanımız,halen sıkı bir şekilde görüşmektedir.(Kate, Dorothy, Lily,Shelley ve Paige)Birbirlerine olan vefalarını kaybetmeyen kızlar yaklaşmakta olan sevgiler günü öncesinde bir yandan da kim en iyi sevgiliyi bulacak gibisinde bir iddaanın da içerisindedirler.İçten içe yakışıklı,karizmatik bir sevgili ile diğer arkadaşlarına hava atmanın peşinde olan kızlar,ne yazık ki erkekler konusunda pek de şanslı değildirler.
Hikayemiz tıp öğrencisi Shelley’nin can sıkıcı bir randevunun ardından,hastaneye dönerek otopsi çalışması sırasında dolabında esrarengiz bir posta kartı bulması ile başlıyor.Göndereni belli olmayan bu kartın akabinde çalıştığı yerde yalnız olmadığını anlayan Shelley,bebek maskeli bir adamın ona saldırması ile katledilir.Çocukluk arkadaşlarının ansız ölümü ile kahrolan diğer kahramanlarımız ise davayı araştıran Vaughn isimli garip bir dedektifin soruları ile meşgul olurlar.JM etiketli garip posta kartları almaya devam eden kahramanlarımız,JM’in kim olabileceği konusunda kafa yorarlarken,en sonunda yıllar önce alay ettikleri Jason Marquette’in başlarına bela olabileceğini düşünürler.Dedektif Vaughn,kızlardan aldığı istihbarat sonrasında araştırmalarını sıklaştırırken,Jason’a ait herhangi güncel bir dokümana rastlayamaz.Kızları hayatlarındaki erkekler konusunda uyaran Vaughn,son olarak Jason’ın estetik yaparak farklı biriymişçesine yanlarına sokulabileceğini de ekler.
Evinde büyük bir sevgililer günü partisi düzenleyen Dorothy,erkek arkadaşının partiye gelmemesi üzerine bir hayli agresifleşir.Hıncını diğer kızlardan almaya başlayan kahramanımız,bir yandan da sevgili konusunda diğerlerine nazaran daha şanslı olan Kate’e bozuk atmaktadır.Ancak bilmedikleri bir şey vardır ki,o da bu gecenin alışılagelmiş şekilde sonlanmayacağıdır.Keza intikamını almak hazırlanan bebek maskeli katilimiz Jason, yıllar öncesinin rövanşını almak konusunda son derece kararlıdır.Kızların birbirlerine sırtlarını dönmesi ile işleri kolaylaşan Jason,bakalım nihai hedefine ulaşabilecek midir?


İyi;Sürekleyici gerilim filmlerinden biri.Katil kim sorusu ekseninde,ilgiyle izleyebileceğiniz bir yapım.
Kötü;Klişe kurgu.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Dagon (2001)

Dagon (2001)
Fantastik korku denince ilk akla gelen isimlerden olan H.P. Lovecraft'ın kısa hikayelerinden birinin uyarlaması olan Dagon;borsada şansı yaver giden genç broker Paul ve sevgilisi Barbara'nın,milyarder iş ortakları olan Howard'ın teknesi ile İspanya açıklarında ufak bir kaçamak yapmaları ile başlıyor.Imboca yakınlarında havanın aniden bozması ile kayalıklara çarpan teknede,Howard'ın eşinin yaralanması sonrasında yardım çağırmak için bota atlayıp kasabaya giden Paul-Barbara çifti daha ilk dakikadan tuhaflıklar sezmeye başlar.Zira çevrede kimse yoktur,sanki yıllar öncesinden terkedilmiş izlenimi veren kasaba,buram buram mazi kokan mistik bir atmosfere sahiptir...
En nihayetinde kiliseye kadar ilerleyen kahramanlarımız,pederin karşılarına çıkması ile derin bir nefes alırlar.Acil yardıma ihtiyaçları olduğunu söyleyerek,kayalıklara çarpan tekneleri için destek isteyen ikilimiz,ne yazık ki işleri hızlandırmak için ayrılmak zorundadır.Paul,esrarengiz kılıklı iki adamın teknesine binerek yardıma gidecekken,Barbara ise pederin yanında kalıp polislerle iletişim kuracaktır.Howard ve eşinin gizemli bir şekilde ortadan kaybolması sonrasında yeniden Impoca'ya dönen Paul,pederin Barbara'nın otelde kendisini beklediği söylemesi ile oranın yolunu tutar.
Otelde biraz zaman geçirdikten sonra halen Barbara'nın ortaya çıkmaması ile telaşa kapılan Paul,buraya adım attığı andan itibaren çok ıssız ve sakin bulduğu kasabada yoğun bir gürültüye şahit olur.Odasının camından olan bitene baktığında ise her şey alt üst olmuştur.Kasabalılar sonunda ortaya çıkmıştır,ancak suratlarında ve hareketlerinde anormallikler vardır.Üstelik dost canlısı da değildirler hani.Kahramanımız bir an önce Barabara'yı bularak bu garabet mekandan uzaklaşmalıdır.
Filmin ikinci yarısı itibariyle Lovecraft'ın hayal dünyasına yolculuğa çıkıyoruz.Unutmayın bu fantastik serüvende neden ve niçinleri sorgulamaktan ziyade kendinizi olayın akışına bırakın ve Paul'un yerinde olduğunuzu düşünerek keşfe çıkın.Bu arada yapımın en iyi Lovecraft uyarlamalarından biri olduğunu da ekleyeyim.Yönetmen koltuğunda ise hayata geçirdiği hemen her projesinde Lovecraft hikayelerini kullanmaktan çekinmeyen Stuart Gordon var.

İyi;Gayet sürükleyici,korkunun yanında fantastik öğelerle dolu eğlenceli bir macera.Mistik atmosfer ve mekan başarılı,hikaye ilgi çekici.Bu filmi sevenler yine Lovecraft uyarlaması olan Dreams in the Witch-House (2005)'a da göz atabilirler.
Kötü;Bazı efektler yapımın kalitesini düşürüyor.Daha yüksek bir bütçe ile çok daha iyi şeyler ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Joy Ride (2001)

 
Genç kahramanımız Lewis,gecenin bir yarısında Venna’yı tavlamak için telefonda yoğun çaba harcamaktadır.Eve döneceğinden bahseden Venna,dönüş yolu üzerinde Lewis ile buluşmak ister.Bunun üzerine uçak biletini iade ederek,bir araba kiralamaya karar veren kahramanımız;tam her şey yolunda,sevgilisi ile buluşmak üzere yola çıkmışken,annesi ile bir telefon görüşmesi yapar ve abisi Fuller’in nezarette tutulduğunu öğrenir.
  
Aralarında her ne kadar abi-kardeş ilişkisi olmasa da yıllardır görmediği abisini,annesinin yoğun ısrarı üzerine kefaretini karşılayarak özgürlüğüne kavuşturmak üzere Venna ile buluşmayı erteleyen Lewis,abisine annesinin zorlaması ile bu iyiliği yaptıktan sonra yollarının ayrılacağını ve Fuller’in kendisine ayak bağı olmayacağını düşünür.Ancak Fuller’in özellikle arabayı gördükten sonra pek de rahatını bozası yoktur.Özellikle kardeşinin kız arkadaşının Venna olduğunu ve onunla buluşmaya gittiğini öğrenince olayı iyice geyiğe vurur.Venna Lewis’in çocukluk arkadaşıdır ve tüm mahalle olduğu gibi Fuller de onu tanımaktadır…
Uzun yolculuklara devam eden ikilimiz bir yerde dururlar ve yakıt vs alırlar.Bu sırada elinde bir telsizle gelen Fuller ucuza kapattığını söyleyerek telsizi arabaya monte eder.Hem böylece hava ve yol durumu hakkında bilgi de edinebileceklerdir.Yeniden yola çıkan kahramanlarımız,Fuller’in telsizde garip nickler üreterek diğer şoförlerle dalga geçmesiyle eğlenirler.Bu sırada telsizden gelen gizemli bir sesle(Paslı çivi)iletişimi arttıran ikilimiz,Fuller’in baskısı ile Lewis’in kız taklidi(şeker çubuğu nickiyle) yapması sonrasında bir hayli neşelenirler.Özellikle karşıdaki kamyon şoförünün bu numarayı yutması ve Lewis’in ona buluşma teklif etmesi ile işler yeni bir boyuta taşınacaktır.Lewis,Paslı çivi takma adlı kamyoncuya bir motelde,Fuller’e kabadayılık taslayan agresif bir adamın odasının numarasını vermiştir.Bu eğlenceyi kaçıramayacak olan Fuller ve Lewis ise hemen yan odayı tutup,şoförün gelmesi ile yaşanacakları düşünerek dahi gülmekten kırılmaktadırlar.Çok geçmeden belirlenen saatte odaya gelen Paslı çiviyle,yan odanın sahibi iri kıyım agresif adam arasında bir tartışma başlar.Sonrasında ise ses seda kesilmiştir.Acaba eğlenceli başlayan gece,bu eşek şakası ile yerini gerginliğe mi bırakacaktır?
 
Ertesi sabah polisler tarafından uyandırılan kahramanlarımız,yan odada ki elemanın ağır bir şekilde yaralandığı ve otobanın kenarında ölmek üzereyken bulunduğu öğrendiklerinde ise adeta şok geçirirler.Anlaşılan dalga geçtikleri Paslı çivi bir katildir ve kiminle kafa bulduklarını bilmeyen kahramanlarımız çetin cevize denk gelmiştir.Polise ifade veren Lewis ve Fuller,yaşanan bu tatsız olayı unutmaya çalışarak yeniden yola koyulurlar.Fuller yine telsizle oynamaya devam ederken bir de ne duysunlar! Paslı çivinin sesi :D
 
Ertesi gün en sonunda Venna ile buluşan ikilimiz,tam her şey yolunda giderken,kurtulduklarını düşündükleri Paslı çivinin halen peşlerinde olduğunu anlarlar.Üstelik bu kez Venna’nın da varlığından haberi olan kamyoncumuzun,kan akıtmadan durmaya niyeti yoktur.

İyi;Eğlenceli bir yol-gerilim filmi.Bu filmi sevenler serinin devam filmi olan Joy Ride 2: Dead Ahead (2008) ve Rest Stop (2006) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Klişeler ve olayın ciddiyetini azaltan mantık hataları.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Das Experiment (2001)

Tarek genç bir taksi şoförüdür.Günün birinde gazete okurken,gizemli bir deneyde gönüllü olanlara 4.000 mark ücret verileceğine ilişkin bir ilan görür.Bu para Tarek gibi hayatta yeni heyecanlar arayan birisi için oldukça caziptir.İlanda belirtilen adrese giden Tarek deneyin içeriği ilişkin bilgiler edinir.Deney insan psikolojisi üzerine bir çalışmadır ve 20 gönüllü gerekmektedir.Bu gönüllülerin bir bölümü gardiyanları bir bölümü ise suçlarını oynayacaktır.Böylece hapishane koşullarında,kişilerin insan doğası gereği ne gibi değişimlere uğrayacağı sorusu cevaplanacaktır.Çalışmanın başında çekici bir bayan olan Doktor Grimm ve Profesör Thon vardır.Ancak bu çalışmanın finansmanının kim tarafından sağlandığı ve asıl amacının ne olduğu ise şimdilik soru işareti olarak kalsın.
Tarek’in de dahil olduğu 20 kişilik bir grubun çoğu cazip ücret için,birkaçı ise başka amaçlardan dolayı bu deneyde rol almayı kabul ederler.Tarek’in ise daha fazla para kazanmasını sağlayacak başka bir planı daha vardır.Gönüllülerin bir bölümüne gardiyan kıyafetleri ve aksesuarları verilirken,Tarek ve bir gruba da mahkum elbiseleri verilir.Artık deneyin başlamasına bir engel kalmamıştır.Sadece kameralarla dışarıdan gözlenilecek ve herhangi bir müdahalede bulunulmayacak olan bu çalışmada,bakalım neler yaşanacaktır.
Ellerine verilen talimatlar çizelgesini uygulamak zorunda olan gardiyanlar,gerekirse şiddet kullanma haklarına da sahiptirler.Tarek başta olmak üzere pek çok mahkum ya da gardiyan sıfatında olsun gönüllüler,işin dalgasındadır ve 20 günü atlatıp paralarını alıp gündelik hayatlarına dönmeyi planlarlar.Ancak hiçbir şey umdukları gibi gitmeyecektir ve deney bir noktadan sonra kontrolden çıkacaktır.
Kısa bir süre sonra gardiyanlarla dalga geçen mahkumlar,sert tepkiye maruz kalacaklardır.Deneyin başarısı Profesör Thon’un da dediği gibi gardiyanlarının tavırlarına bağlıdır.Gardiyanlar belli bir süre sonra kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturarak,hapishane de kontrolün mahkumlarda değil kendi ellerinde olduğunu ispatlama çabasındadır.Bunun üzerine mahkumlar hapishanede isyan çıkarırlar ve hapishaneyi talan ederler.Bersus gardiyanlar arasında oldukça farklı gizemli birisidir.Bu isyanı bastırmak için önerisi ise aşağılama yolunu benimsemektir.Bu fikrinin uygulamaya geçirilmesi ile başarılı olan Bersus,artık ipleri eline almıştır.Diğer gardiyan arkadaşlarının da saygısını kazanan Bersus,sert mizacı ile mahkumların korkulu rüyası olacaktır.Zamanla Tarek gibi baş belası bir mahkumu da yola getirmeyi başarır ve artık mutlak otoritedir.
Bersus liderliğindeki gardiyanlar sadist eylemler içerisine girmiştir ve ilk günlerdeki eğlenceli zamanlar gitmiş,korku ve şiddetin hakim olduğu bir dönem başlamıştır.Tarek yine boş durmayıp otoriteyle dalga geçmeye çalıştığında ise,Bersus onu aşağılamak için koridorun ortasındaki çelik bir kutunun içerisine hapsetmişlerdir.Artık iyice zıvanadan çıkmaya başlayan bu deney ,gardiyanların mahkumlardan birini şiddetli bir şekilde yaralamaları ile başka bir boyuta ulaşmıştır.Bunun üzerine Bersus,kendilerini gözetleyen kameraların görüntü almalarının engellenmesini ister.İçeriden bilgi edinemeyen Doktor Grimm,bizzat hapishaneye gelerek sorunun ne olduğunu anlamaya çalışır.


İyi;İnsan doğası üzerine müthiş bir gerilim filmi.Mutlaka izleyiniz.Yapımın Hollywood versiyonu da yakın zamanda eklenecektir.
Kötü;
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

Frailty (2001)

Kaliteli fantastik gerilim filmi arayanlar için en iyi tercihlerden biri olan "Frailty" muhakkak izlemeniz gereken yapımların başında geliyor.Filmin konusuna gelecek olursak; Fenton Meiks isimli sessiz sakin görünümlü bir adam,FBI binasına gelerek “Tanrının Eli” adlı davanın baş sorumlusu olan ajan Wesley Doyle ile görüşmek ister.Anlatacaklarının “Tanrının Eli” davasını çözeceğini ve uzun süredir aradıkları azılı katili ifşa edeceğini söyleyen Fenton,başlarda kendisini ciddiye almayan Ajan Wesley’in dikkatini çekmeye başlar.Dahası kardeşinin aradıkları katil olduğunu söyleyen Fenton,hikayeyi en başından anlatmaya başlar.Bir takım aile sırlarının deşifre olacağı bu sohbet sonrasında Ajan Wesley inanılmaz bir hikayeye şahit olacaktır…
Fenton,kardeşi Adam ve babası ile mutlu mesut bir çocukluk dönemi geçirmektedir.Kardeşi Adams’dan birkaç yaş büyük olan Fenton hem babası evde olmadığında kardeşine göz kulak olmakta hem de annesini kaybettiği için babasına ev işlerinde yardımcı olmaktadır.Yaşadıkları kasabanın yakınlarındaki gül bahçesinin arkasında müstakil bir evde yaşayan kahramanlarımız,hayatlarından oldukça memnundur.Ta ki bir gece babalarının yanlarına gelerek gördüğü rüyayı,daha doğrusu ilahi bir hissi çocukları ile paylaşmasına dek.Rüyasında bir meleğin yanına geldiğini ve Tanrının ailesini kutsayıp,iblisleri yok etmek üzere kendisi ve çocuklarına görevler vereceğini söyleyen Meiks,Fenton ve Adam’ın şaşkın bakışları arasında yaşadıklarını anlatmaktadır.Meleğin kendisi ve çocuklarına üç silah vereceğini ve bu sayede sonradan gönderilecek olan listedeki iblisleri yok edebileceklerini anlatır.En başından beri babasının anlattıklarının son derece saçma ve izahı güç şeyler olduğundan bahseden Fenton,ne yazık ki kardeşinin birazda babasına yaranma düşüncesinden ötürü,karşıt düşünen tek kişi olmanın zorluğunu yaşayacaktır.Babasının tembihlediği gibi kimselere bu görev hakkında bir şeyler söyleyemeyen Fenton,aradan geçen günlerin akabinde bu konuyu ne kardeşi ne de babası ile konuşmuştur.Bu sırada meleğin bir kez daha Meiks’e görünerek bahsettiğim üç ilahi silahı(musluk borusu,eldiven ve balta) vermesi ile görevlerine çok az zaman kaldığını hisseden Meiks,oğulları ile bu bilgiyi paylaşır.
Giderek babasının psikolojisinin alt üst olduğunu ve mantıksız düşüncelerle kendisi ve kardeşinin beynini yıkadığını düşünen Fenton,bakalım nasıl bir yol izleyecektir.Aradan geçen birkaç günün akabinde meleğin yeniden kendisine görünmesi ile ilk listesini edinen baba Meiks,o gece ilk kurbanını(ona göre iblisi) ele geçirerek evine getirir.Eli yüzü bağlı,dehşete kapılmış bir kadını babalarının yanında gören Fenton ve Adams ilahi günün geldiğinin farkındadır.İnsan suretine giren bu iblisin gerçekten de masum olmadığını çocuklarına ispatlamak isteyen Meiks,meleğin söylediği gibi eldivenlerini çıkarıp ona dokunduğunda günahlarına şahit olur.Hem Adam hem de baba Mieks onun bir iblis olduğunu düşünmektedir ve yapılacak iş bellidir.Baltayı kullanarak kadını infaz eden Meiks,Fenton’a göre iyiden iyiye kafayı sıyırmıştır.Gözlerinin önünde babasının bir kadını öldürmesine şahit olan Fenton,içi içini kemirse de cesedin gül bahçesine gömülmesinde yine kardeşi ve babasına yardımcı olmak zorunda kalmıştır.
Kardeşi Adam’a her fırsatta buradan kaçmaları gerektiği ve babalarının masum insanları öldürdüğünü anlatan Fenton,ne yazık ki Adam’ın babasının görüşlerinde diretmesi ile çaresiz kalacaktır.İlerleyen günlerde Meiks’in yeniden listesindeki iblisleri bir bir eve getirerek benzer şekilde yok etmesi,artık Fenton’un canına tak edecektir.Meiks ise yine bir gece meleğin kendisi ile konuşması sonrasında oğlu Fenton’un imansız olduğunu öğrenmesi ile hayatındaki en zorlu seçimi yapmanın arifesine gelecektir.
Filmin son çeyreğinde Fenton ile beraber cesetlerin gömüldüğü gül bahçesine doğru yola koyulan Ajan Wesley’in,halen bilmediği bir takım gerçeklerin ortaya çıkması ile nasıl bir tutum sergileyeceğini merak konusu.Baba Meiks’e ne olduğu ve Adam’ın halen hayatta olup olmadığı gibi sorulara cevaplar verilecek olan finalde,korku-gerilim severlerin bir hayli tatmin olacağını temin edebilirim.


İyi;Oyunculuk ve kurgu gerçekten çok iyi.
Gereksiz;İlahi silahlar konusunda (?)
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Devil's Backbone (2001)

“Bir hayalet nedir?Kendini yinelemeye mahkum bir trajedi mi?Bir acı anı belki.Hâlâ canlı gibi gözüken ölü bir şey.Zamanda asılı kalmış bir his.Bulanık bir fotoğraf gibi.Kehribarın içinde tuzağa düşmüş bir böcek gibi.”Pan'ın Labirenti filmi ile hemen hemen aynı dönemi ve benzer bir hikayeyi konu edinen bu yapımda,fantastik gerilim severlere ve artık alışılagelmiş Del toro sinemasına bir kez daha konuk oluyoruz.Filmin konusu;Carlos isimli cumhuriyetçi bir babanın oğlunun,ağır koşullarda gerçekleşen iç savaş yıllarında yetimhaneye bırakılması ve akabindeki günlerde Santi isimli bir hayaletle karşılaşmasını ele alıyor.
 Yetimhanede hiç istemese de kalmak zorunda kalan Carlos,babasının geleceği günü bekleyerek sabretmektedir.Diğer çocuklarla arasında herhangi bir sıkıntı bulunmayan kahramanımız,sadece kendisinden birkaç yaş büyük olan Jaime isimli bir elemanla sorun yaşamaktadır.İç savaşın başlaması ile yetimhaneye sığınmak durumunda kalan yaşlı doktor Casares’in desteği ile alışma dönemini aşmaya çalışan Carlos,bir yandan da kader birliği edeceği yeni arkadaşları ile dostluk bağları kurmaktadır.Kendisini ispat etmesi ve cesur olduğunu ispatlaması için Jaime ile beraber gece yarısı mutfağa ellerindeki sürahileri doldurmaya giden ikilimiz,bir yandan da “iç çeken” isimli garip lakabı olan garabetten de bir hayli korkmaktadır.Jaime’nin kendisini ekmesi ile karanlık koridorlarda tek başına kalan Carlos,mahzende gördüğü ufak bir havuzun çevresinde aslında “iç çeken” namıyla anılan şeyin bir hayalet olduğunun farkına varacaktır.Çok korkan ve hemen oradan uzaklaşan kahramanımız,yakın zaman içinde hayaletin hikayesini de öğrenecektir...
İlerleyen günlerde Jaime ile arasındaki buzları da ertimeye başlayan Carlos,yeni edindiği  arkadaşları ile neşeli günler geçirmektedir.Bu arada  Jacinto isimli orta yaşlarda,yetimhanenin getir götür işlerini yapan sert görünüşlü bir adamla tanışan kahramanımız;bir yandan Santi’nin hayaleti bir yandan da tekin görünmeyen Jacinto’nun tavırlarıyla uğraşmaktadır.Jacinto yıllar önce yetimhaneye bırakılmış ve burada büyümüş,geleceğe dair ilginç hayalleri olan,etrafındaki birkaç serseri ile arkadaşlık kurmuş,müdüre hanımın yardımı ile askerlikten yırtmış kendi halinde bir adamdır.Müdüreye ait bir takım sırları bilen Jacinto,cumhuriyetçilere ait gizli bir kasada tutulan külçe altınları çalarak,yeni bir hayat kurma çabasındadır.
Zaman zaman kasabaya uğrayan Dr.Casares,günün birinde kötü bir haberle yetimhaneye döner.Milliyetçiler savaşı kazanma arifesindedir ve bir an önce yetimhaneyi boşaltıp onlar buraya ulaşmadan kaçmalıdırlar.Olan bitenden haberi olan Jacinto ise altınları ne pahasına olursa olsun yanına alarak ortadan kaybolmanın planlarını yapmaktadır.Casares’in niyetini anlaması ile kovulan Jacinto,kasabaya dönüş için hazırlanan Casares liderliğindeki çocuklardan ve yetimhane personellerinden oluşan kafileyi sabote edecektir.Altınlardan başka kimseyi düşünmeyen Jacinto,gerekirse önüne çıkan herkesi  teker teker öldürerek amacına ulaşmanın peşindedir.Ancak hesaba katmadığı çocuklar ve geçmişte işlediği telafisi olmayan büyük bir günah yakasını rahat bırakmayacaktır.

İyi;Carlos'un gözünden döneme ilişkin belgesel havasında ilerleyen başarılı bir fantastik gerilim filmi.
Kötü;-
Gereksiz;Finale doğru oluşmaya başlayan epik atmosfer yapımın fantastik yönünü baskılıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Jeepers Creepers (2001)

Jeepers Creepers (2001)
Klasik yol filmi havasında başlayan yapım, kahramanlarımıza musallat olan Creeper isimli garip yaratığın peşlerine düşmesi ile gerilim dozu yüksek; kovalamacalı bir serüven haline dönüşüyor.
Birbirleriyle sürekli didişen ve okuldan evlerine dönerken yolu uzatan iki kardeşin (Darry ve Trish) araba yolculuğu ile başlıyor film.Yaklaşık seksen kilometredir hiçbir taşıt dahi görmeyen kahramanlarımızın, ansızın arkalarında koyu renkli değişik tasarımlı tuhaf bir kamyonet belirir. Üstelik son derece de hızlı gitmektedir ve neredeyse Darry’nin hakimiyetindeki arabaya çarpacaktır. Panikleyen Darry ve Trish neyse ki baş belası kamyonetin kendilerini sollaması ile derin bir nefes alırlar. Tehlikeyi atlatan ve yollarına devam eden kahramanlarımız eski bir kilise ve dakikalar öncesinde başlarına bela olan malum kamyoneti görürler. Dahası hemen kamyonetin yanı başında ayakta dikilen ilginç şapkalı, yüzü belli olmayan, fiziği pek de insanı andırmayan siyah giyimli birisini (Creeper) fark ederler.
Jeepers Creepers (2001)
Creeper'ın peşlerine düşmesiyle dehşete kapılan gençler, çok geçmeden ufak bir kaza ile yoldan çıkıp, yan taraftaki tarlaya saparlar. Peşlerindeki psikopatın yoluna gitmesi ile soluklanmaya fırsat bulan Darry ve Trish; bir an önce telefon edinip yardım çağırmanın derdindedir. Lakin etraflarındaki coğrafyada ne bir insan evladı ne de herhangi bir yaşam belirtisi vardır. Kilometrelerce yol boyunca tek gördükleri şey o lanet yaratığın evi olan kilisedir. Cesaretlerini toplayan kahramanlarımız garabet kiliseye gidip; hem göz atmak hem de bulabilirse bir telefon edinmek amacındadırlar. Hasar görse de halen çalışır durumda olan arabalarına atlayan kardeşler her ne kadar korkudan titreseler de kilisenin bahçesine kadar girerler. Tam bu sırada kuyudan garip bir ses gelmez mi? Daha net bir görüş elde etmek için Trish’in bütün uyarılarına rağmen kuyudan aşağıya sarkmayı kafasına koyan Darry, tahmin edeceğiniz üzere ayağı kayarak kuyunun dibini boylar. Şans eseri ufak sıyrıklarla kazayı atlayan Darry, Trish onu çıkarmak için yardım ararken karanlık kuyunun içerisini keşfe koyulur. Etrafta yüzlerce ceset gören kahramanımız başlarının büyük belada olduğunu farkedecektir.
Jeepers Creepers (2001)
Neyse ki tünelden çıkmanın bir yolunu bulan  Darry, kardeşinin yanına döner ve yaşadıkları son aksiliğinin bu olacağını söyleyerek arabaya atlayıp arkalarına bakmadan uzaklaşmak ister. Uzun bir yolculuk sonrasında yol kenarında lokanta gören kahramanlarımız, hem yaşadıklarını telefon bulup polislere aktarmak hem de bir şeyler atıştırmayı planlarlar. Öte yandan perişan halde lokantadaki insanlardan yardım isteseler de dertlerini tam olarak anlatamazlar. Bu sırada lokantada çalan telefon ile irkilen kardeşler, telefonu açtıklarında ise adeta her şeyden haberi olan bir kadınla muhatap olurlar. Gördükleri yerin acılar evi olduğunu söyleyip, kardeşlerin adlarından tut da kilise çevresinde yaşadıkları bütün olaylara değin bilgiye sahiptir. Peki bu kadın da kimdir?Üstelik bir şarkıdan bahseden gizemli kadın, eğer bu melodiye duyarlarsa hemen kaçmaları konusunda kahramanlarımızı tembihler.


İyi; Macera düzeyi yüksek, izleyiciyi sıkmadan ilerleyen bir yapım.Serinin ikinci filmi Jeepers Creepers II (2003) ye de göz atmanızı tavsiye ederim.
Kötü; Creeper karakteri çok kişiselleştirilmiş. Değişik bir yaratık tiplemesi haline dönüşmüş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Aralık 2011 | Etiketler : | | | | |

The Hole (2001)

The Hole (2001)
Ansızın ortadan kaybolan dört gencin, ilginç eğlence anlayışları sonrasında başlarına gelecek olayları işleyen The Hole; düşük bütçesine rağmen sürükleyici kurgusu ile merak uyandıran, sürpriz finali ile büyüleyen yapımlardan biri..
İngiltere'de lüks bir özel okulda okuyan dört genç, bir süre evvel ortadan kaybolmuş ve günlerce hiç birinden haber alınamamıştır. Olaydan yaklaşık on gün sonra ortaya çıkan Liz ise halen şoktadır ve yaşadıklarını tam olarak tasvir edememektedir. Diğer üç arkadaşı ne olduğu sorusunun cevabı ise halen sır olarak saklıdır… 
The Hole (2001)
Mike, babası ünlü bir rock star olan yakışıklı bir gençtir. Tabiatıyla okuldaki kızların hepsinin gözü onun üstündedir. Geoff ise Mike’ın en yakın arkadaşı olup, sık sık beraber takılmaktadırlar. Liz ise kızıl saçlı hoş bir kızdır ayrıca okuldaki her hemcinsi gibi onun da asıl amacı Mike’ı dikkatini çekip beraber olabilmektir. Öte yandan Frances okulun en çekici kızıdır ve Liz ile arası fena değildir. Mike ve Geoff, hafta sonu okul yönetiminin organize ettiği arazi gezisine gitmek konusunda oldukça kararsızdır. Daha eğlenceli bir şeyler yapmak için yanıp tutuşmaktadırlar ancak nasıl olur da eve okuldayız, okula ise evdeyiz masalını uydurabileceklerini düşünürler. İşin bu noktasında devreye girecek olan Liz, Mike’a olan aşkından ötürü çocukluk arkadaşı olan Martyn' den yardım alır. Martyn oldukça gizemli, içten içe de Liz’e ilgi duyan, çevresindekiler tarafından farklı görünen bir gençtir. Liz’i mutlu etmek için yapamayacağı hiçbir şey olmayan Martyn, Liz’in Mike ile beraber hafta sonu geçirmesi için uygun ortamı hazırlayacağını söyler. Geoff ve Frances ise konu mankenleri olacaktır.
The Hole (2001)
Bütün okul arazi gezisi için yola çıkmışken, kahramanlarımızın evrakları yeniden düzenleyen Martyn, onların gezideymiş gibi görünmelerini sağlar. Ayrıca ormanın içerisindeki eski bir askeri sığınağı da eğlencelerine sunar. Plan gereği sığınaktan tek çıkış yolu olan kapıyı kapatan Martyn, üç gün sonra gelecek ve kapıyı açacaktır. (Diğer öğrencilerin arazi gezisinden geleceği zamanı takiben) Sığınakta dolu dolu üç gün geçirecek olan kahramanlarımız, üçüncü günün sonunda Martyn’nin kapıyı açmaya gelmemesi ile  paniğe kapılırlar. Dörtlüden halinden memnun olan tek kişi Liz olsa da bu durum giderek can sıkıcı bir hal almaya başlamıştır. Cep telefonları çekmediği gibi bağırsalar da yardımlarına gelebilecek hiç kimse yoktur. Ayrıca deliğe girmeden önce Martyn dışında onların orada olduğunu bilen başka birilerinin de olmaması, gençlerin zaman ilerledikçe paranoyaklaşmalarına sebep olur. Su ve yiyecekleri biten kahramanlarımız,bir de Frances’in hastalanması ile bir an önce buradan çıkmak zorunda kalırlar. Başlarına gelenlerin baş sorumlusunun, kendisine aşık olan Martyn’in olduğunu düşünen Liz ise serinkanlı bir şekilde plan yaparak buradan çıkmanın peşindedir…


İyi; Soundtrackler, kurgu ve atmosfer olarak başarılı bir yapım. Eğlenceli başlayan, sonrasında olayların kontrolden çıkması ile gerçek suçlu kim önermesinin sorgulandığı sürükleyici bir gerilim filmi... Düşük bütçe ile çekilmesine rağmen beklentilerin çok üzerinde, tavan yapan üst düzey bir yapım olduğunu da ekleyelim.
Kötü; -
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Aralık 2011 | Etiketler : | | |