Güncel İncelemeler;

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Gazeteci - yazar Mikael Blomkvist, ülkenin kalantor isimlerinden Wennerström ile girdiği söz dalaşı sonrasında sıkıntılı günler yaşamaktadır. Wennerström ve kirli iş ortaklarıyla ilgili pek çok yasadışı belgeyi ortaya çıkarsa da mahkeme nezdinde iddialarını kanıtlayamadığı için, kamuoyu desteğini de yitirir. Asparagas haber yapmakla suçlanan ve kariyerinin en buhranlı dönemlerini geçiren kahramanımız, bir yandan da tazminat davalarından ötürü bütün maddi birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Tam da böyle kaotik bir zamanda, Modern İsveç' in en köklü şirketlerinden biri olan Vanger Industries' in eski ceosu Henrik Vanger, baş hukuki danışmanı olan Frode vasıtasıyla, her şeyini kaybetmek üzerine olan kahramanımız Mikael ile temas kurar. Bir ayağının çukurda olduğunu söyleyen Henrik, eski hesapları kapatma derdindedir. Yaklaşık kırk yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan yeğeni Harriet' in başına gelenleri, bu diyarları terki diyar etmeden bir şekilde öğrenmek isteyen ve sır perdesini çözmek için her yolu deneyen Henrik, Mikael' ın kendisi için çalışmasını teklif eder. Daha o zamanlarda bile genç yaşına rağmen zekasıyla şirketin veliahtı olarak gösterilen Harriet, deyim yerindeyse ansızın sırra kadem basmıştır. Sadece kendi aile fertlerinin yaşadığı adada, Harriet' ın başına gelenlerden Vangerlerden birilerinin sorumlu olabileceğini düşünen ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen bir türlü yeni kanıtlara erişemeyen Henrik, Wennerström davasıyla gündeme gelen ve zekasını takdir ettiği Mikael' i kendisi için son şans olarak görmektedir. Dahası ne kadar sürerse sürsün eğer başarılı olursa, Wennerström davasında aleyhine işleyen süreci tersine çevirebileceğini de vaat eder. Şehirden iyice bunalan ve bu davayı uzaklaşmak için bir fırsat olarak gören Mikael, Harriet ile ilgili tüm dosyaları teker teker incelemeye başlar. Öte yandan Frode' nın nasıl peşine düştüğünü merak eden kahramanımız, Lisbeth ismiyle karşılaşır. Piercingleri, dövmeleri ve tuhaf görüntüsüyle, punk bir bilgisayar korsanı olan Lisbeth; kendisini toplumdan soyutlamış, bir başına yaşayan genç bir bayandır. Görünüşünün aksine son derece zeki ve  meziyetli olan Lisbeth,  yönetilmesi sorunlu biri olsa da davada yardım etmesi için Mikael'ın  asistanı olarak görevlendirilir. Tam da işler yoluna girmişken Henrik' in yoğun bakıma alınmasıyla, Vanger ailesinin desteğini çektiğini Mikael, yeniden kaotik bir dönemece sürüklenir. Harriet' dan arta kalan adres defteri üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran kahramanımız, çok geçmeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. İki koldan ilerleyen araştırmada Lisbeth' de yeni bilgiler keşfetme arefesindedir...


İyi;
İsveçli yazar, Stieg Larsson' un 'Millennium Triology'  adı altında toplanan roman serisindeki eserlerden biri olan 'The Girl with the Dragon Tattoo' , ilk olarak İsveç sinemasınca vizyona girmiş ve epey ses getirmişti. Ardından  usta yönetmen David Fincher tarafından Hollywood sinemasını kazandırılan remake; baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli atmosferiyle mutlaka göz atılması gereken bir gerilim filmi. Atmosfer, oyunculuk, soundtrackler ve mekan seçimleri hepsi ayrı ayrı gayet başarılı.
Kötü; Uyarı mahiyetinde filmin süresinin biraz uzun olduğunu ve rahatsız edici sahnelerin yer aldığını ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2017 | Etiketler : | | | | |

The Thing (2011)

The Thing (2011)
1982 yapımı, korku-gerilim filmi denince ilk akla gelen kült eserlerden biri olan 'The Thing (1982)' filminin öncesini konu edinen ve uzaylı yaşam formunun nasıl keşfedildiğini anlatan The Thing (2011), yıllar sonra gelen yeni bir 'remake' filmi olmasının ötesinde, seriye dair ip uçları veren ve orijinal yapımı henüz izlemeyenler için olay örgüsü olarak başta konumlandırılması gereken bir film. 
The Thing (2011)
Antarktika'da büyük bir jeoloji araştırma merkezinde şu ana değin eşine benzerine rastlanmamış gizemli bir 'şey' bulunduğu haberini alan  Dr.Sanders, omurgalılar paleontolojisi konusunda uzman olan Kate' i de ekibine dahil ederek zaman kaybetmeden epeyce uzun olan yola koyulur. Acil çağrı tarzı bir sinyal vasıtasıyla yeri tespit edilen ve bu sayede yerin onlarca metre derinliğinde büyük bir keşfin arefesinde olan araştırma ekibi, buldukları şeyin edindikleri bulgular sonucunda yaklaşık olarak yüz bin yıldır orada olduğunu düşünmektedir. Dahası kazazede olarak adlandırdıkları ve istasyonun yakınlarında büyük bir buz kütlesi içerisinde değişik bir canlı formu da ellerindedir. Olay mahalline ulaşan ve gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Dr.Sanders, Kate'in yardımıyla numuneyi buz kütlesinin içerisinden nazik bir şekilde çıkarıp, çeşitli bilimsel tetkikler için hazırlamaya çalışmaktadır. Lokal araştırma görevlileriyle beraber keşiflerini kutlamak için ufak bir eğlence düzenlemeye karar veren kahramanlarımız, buz kütlesinin ansızın çatlaması ve içindeki numunenin ortadan kaybolması üzerine büyük bir panik yaşarlar. Dr. Sanders öncülüğünde organize olan ve bir an evvel canlı formunu ele geçirip izole etmekle görevlendirilen araştırma grubu, henüz nasıl bir tehditle karşı karşıya olduklarının bilincinde olmadan etrafa göz atarlar. Öte yandan grubun tek bayan üyesi olan Kate ise Dr. Sanders'ın fikirleriyle ters düşüp, göze batmaya başlar. Gecenin karanlığında süregelen köşe kapmaca, çok geçmeden dehşet dolu bir hale bürünür...

İyi; John Carpenter gibi büyük bir ustanın kült yapımı olan 'The Thing (1982)' nin yeniden ve üstelik ilk filmin öncesinde konumlandırılarak karşımıza çıkması korku-gerilim severler için epey heyecan verici. Kurgu ve atmosfer olarak gayet başarılı bulduğum film, oyunculuk olarak da fazlasıyla tatmin edici. Gizem seviyesi ve giderek tırmanan gerilim de başlıca diğer artılar. Grup dinamikleri ve insan psikolojisinin de etkin şekilde yansıtıldığını ekleyeyim. Tüm bunların yanı sıra aksiyon seviyesi ve görsel efektler de fena değil. Özetle bilim-kurgu ve gerilim türünü sevenlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

Masks (2011)

Masks (2011)
1970' li yıllarda kendi adını verdiği bir aktörlük metodu geliştiren Matteusz Gdula, bu yöntem sayesinde oyuncu adaylarını geleceğin yıldızları yapabileceği iddiasındadır. Ancak eğitimler sırasında şiddet ve korku içerikli seanslar düzenlediği basına yansıyan ve öğrencilerinden bazılarının gizemli bir şekilde ortadan kaybolması haberleriyle köşeye sıkışmaya başlayan Gdula, olan bitenlere daha fazla dayanamayıp intihar eder. O günlerden geriye kalansa kendi adını verdiği bir sahne sanatları okuludur.
Masks (2011)
Genç bir bayan olan Stella, oyunculuk eğitimine devam edebilmek ve daha iddialı roller alabilmek için seçmelere katılmaktadır. Bir türlü hakkettiğini düşündüğü ilgiyi göremeyen ve kendi yeteneklerini sorgular hale gelen kahramanımız, başarısız sonuçlanan bir başka mülakatın sonrasında Gdula'nın okulu hakkında bilgi alır. Erkek arkadaşının da desteği ile Gdula'nın okuluna kayıt yaptıran ve bu sayede tekniğini geliştirip, yıldızını parlatmayı uman Stella, kendisi gibi ders alan Cecile ile arkadaşlık kurmaya başlar. Cecile' den okul ve Gdula yöntemi hakkında bilgiler almak isteyen Stella bir türlü istediği cevapları bulamaz. Dahası donuk bakışlı bir bayan olan  ve gözlerinde bir şeyler sakladığı her halinden belli olan Cecile, Gdula yöntemini öğrenmeye çalıştığını ve daha fazla soruya muhattap olmak istemediğini söyler. Okulun halihazırda bir bölümünün halen kapalı olduğunu ve Gdula'ya ait kişisel eşyaların da bulunduğu odalara girişin yasak olduğunu öğrenen Stella, herkesin büyük bir gizemle bahsettiği Gdula yöntemini öğrenmeye karar verir. Öte yandan sahne ışıklarının sürekli üzerinde olduğu bir yıldız olabilmek için tüm hırsıyla hareket eden kahramanımız, Gdula' ya yaklaştıkça arkadaş çevresinden ve sevgilisinden giderek uzaklaşmaya başlar. Okulun karanlık geçmişiyle yüzleşme vakti gelmiştir...

İyi; Mekan ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, gizem seviyesi tatminkar olan korku-gerilim severlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. Özgün bir hikaye barındırması ve ilgi çekici kurgu diğer artılar. Bu filmi sevenlerin Starry Eyes (2014) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Daha iyi oyuncu seçimleriyle daha başarılı olması muhtemel olan, ne yazık ki potansiyelin altında kalmış bir film.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Şubat 2016 | Etiketler : | | |

A Lonely Place to Die (2011)

A Lonely Place to Die (2011)
Bir grup dağcı İskoçya'da önceden belirledikleri bir sıradağa tırmanmak için organize olurlar.Güneşin doğmasıyla sabahın erken saatlerinde yola koyulan kafilemiz ufak bir kahvaltı molası için ormanlık bir arazide duraksarlar.Ormanın içerisinden gelen bir takım sesler sonrasında tırmanışı erteleyerek etrafı kolaçan etmeyi düşünen kahramanlarımız çok geçmeden sesin kaynağını bulmayı başarırlar.
A Lonely Place to Die (2011)
Küçük bir kız çoçuğu (Anna) yerin altında ahşap bir hücreye hapsedilmiştir.Dağcı kafilemiz hücrenin içerisinde sadece bir şişe su olduğunu ve kızın  hava alabilmesi için yüzeye bir delik açılmış olduğunu fark ederler.Tırmanışı iptal ederek kızı yanlarına alıp en yakın kasabaya gitmeyi planlayan kahramanlarımız bu sayede polise ulaşarak yardım almayı umarlar.Ancak en yakın yerleşim biriminin bulundukları noktadan yaklaşık 40 km ötede olması daha farklı arayışlara girmelerine sebep olacaktır."Devil Drop" adı verilen dik bir yamaçtan sarkmayı ve böylece yolu kısaltmayı düşünen Alison ve arkadaşları ikiye ayrılırlar.Bir grup yanlarında Anna ile belirledikleri buluşma noktasına ilerlerken,Alison ise sarp yamacı geçmeye çalışacaktır.Öte yandan kızın kaçtığını fark eden eli kanlı bir grup katil Alison ve arkadaşlarının izini sürmeye başlar.Kahramanlarımız Anna'nın fidye için kaçırılmış zengin bir adamın kızı olduğunu öğrendiklerinde ise başlarındaki belanın ne denli büyük olduğunu anlarlar.Anna'ya sahip çıkarak onu en yakın emniyet birimine teslim etmeyi misyon edinen Alison ve arkadaşları doğal zorluklarla dolu coğrafyada gerilim dolu bir yolculuğa sürüklenirler...

İyi;Mekan seçimleri,oyunculuk ve sürekli tetiklenen gerilim son derece başarılı.Soundtrack seçimleri filme ayrı bir hava katmış.Bu yapımı sevenler ve dağcılıkla ilgisi olanlar  Vertige (2009) ve Vertical Limit (2000) filmlerini de izleyebilirler.
Kötü;Biraz daha gizem barındırsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2014 | Etiketler : | | |

You're Next (2011)

You're Next (2011)
Anne ve babalarının otuz beşinci evlilik yıl dönümlerini kutlamak için bir araya gelen Davison ailesi,babaları Paul'un emeklilik kararı sonrasında satın aldığı gözlerden uzakta bir dağ evinde toplanırlar.Paul Davison uzun yıllar büyük şirketlerde hizmet vermiş başarılı bir pazarlamacıdır.Şimdi ise eşi Aubrey ile emeklilik projesi olarak gördüğü bu evin restorasyonu ile ilgilenmektedir.Davison ailesinin fertleri Drake,Crispian,Aimee ve Felix bu özel günde anne-babalarını yalnız bırakmamak için eşleriyle birlikte katılım sağlarlar.
You're Next (2011)
Huzurlu ve eğlenceli başlayan gece,maskeli şahıslar tarafından uğradıkları saldırı sonrasında gerilim yüklü bir hayatta kalma mücadelesine dönüşecektir.Cep telefonları sinyal kesiciler tarafından engellenmiş,çeşitli tuzaklar kurularak evin içerisinde hapsolmuşlardır.Neyle karşı karşıya olduklarını bilmeyen kahramanlarımız panikleyerek sağa sola savrula dursunlar,geceye Crispian ile birlikte katılan ve davetsiz misafir olarak karşılanan Erin,Davison'ları organize etmeye çalışmaktadır.Erin küçük yaşlarda babasının öğretileri sonrasında hayatta kalabilmek için savaşması gerektiğinin bilincinde olan görüntüsünden daha fazlasını vaad eden gizemli,genç bir bayandır.Öte yandan artık sadece dışarıdan tacizlerle yetinmeyen eli kanlı,maskeli saldırganlar evin içerisine kadar girmeyi başarırlar.Bakalım Davisonlar için dehşet dolu gece nasıl sonlanacak? 

İyi;Birkaç akılda kalan sahne dışında kayda değer hiçbir yanı bulunmayan sadece bol kanlı filmlerden hoşlananların sevebileceği bir yapım.
Kötü;Adam Wingard tarzını beğendiğim başarılı bir yönetmen olsa da ne yazık ki son filmi "You're Next" vasatın dahi altında kalmış klişelerle dolu saçma sapan bir kurguya sahip şişirme bir yapım.Öyle ki  imdb'den ve benzer sitelerden nasıl yüksek puanlar alabilmiş anlamak mümkün değil.Oyunculuk zayıf,efektler skandal boyutunda...Düşük bütçeli bir yapım olması kesinlikle kurtarıcı bir sebep olamaz.
Maskeli saldırgan-home invasion tarzı yapımlardan gına gelmeye başladı desek yeridir.Sadece 2013 yılı içerisinde Static (2012) ve The Purge (2013) gibi birkaç benzer film vizyona girdi.Umarım bu kısır döngü kısa zamanda yıkılır.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Eylül 2013 | Etiketler : | | | |

Kill List (2011)

Kill List (2011)
Son yıllarda İngiliz korku-gerilim sinemasının en aykırı örneklerinden biri olan "Kill List",cesur sahneleri ve sıradışı kurgusuyla farklı bir şeyler denemek isteyenler için ideal alternatif olabilir.Peşinen söyleyim son bölüm fazlaca soyut ama yine de izlemeye değer...
Kiev'de yaşanan skandal sonrasında bir yıl süreyle işine ara veren Jay,birikiminin tükenmesi ile zor zamanlar geçirmeye başlamıştır.Esasında yüklü miktarda para kazanan profesyonel bir tetikçi olsa da son yaptıkları iş fazlasıyla canını sıkıp soğumasına sebep olmuştur.Oğlunun da geleceğini garanti almak için arayışta olan kahramanımız gel-gitlerle dolu bir dönem içerisindedir.Eşi Shel'in yeniden işe dönmesini istemesi üzerine yakın arkadaşı aynı zamanda ortağı Gal'in de ikna edici söylemleri sonrasında ellerine ulaşan cazip bir teklifi  pek istekli görünmese de kabul etmek zorunda kalacaktır.Üç kişinin isimlerinin yer aldığı bir infaz listesi bulunmaktadır.Yine Gal ile beraber sırasıyla meslekleri peder,kütüphaneci ve politikacıdan oluşan hedeflerini yakından tanımaya odaklanan kahramanımız,herbirinin gerçekten de türlü suçlara bulaştıklarını gözlemleyerek,onları yok etmenin  vicdan azabına karşın yükünü hafifletmeye çalışır.Hızlı bir şekilde sonuçlandırdıkları ilk iki cinayetin ardından,üçüncüsü için yola koyulduklarında ise kendilerini karanlık bir yolculuğun içerisinde bulurlar...
Filmin sanki üç farklı bölümden oluşuyor izlenimi vermesi ve sürekli kaotik bir şekilde ilerlemesi biraz olsun 13 Tzameti yapımını andırıyor.Genellikle Tarantino filmlerinde şahit olduğumuz masa başında geçen hararetli diyaloglarla başlayan "Kill List" öncesinde genç bir çiftin geçim sıkıntısı ile dram ağırlıklı seyretse de,daha sonra kıpırdanarak daha fazla aksiyon vaad eden bir şekle bürünüyor.Tam işler rayını oturdu derken son çeyreğin şaşırtıcı şekilde cereyan etmesi ve giderek buhranlı bir atmosfere giriş,tahminlerin ötesinde bir finali de beraberinde getiriyor...


İyi;Atmosfer oldukça farklı.Bu yönden A Serbian Film yapımına benzer bir tat alabilirsiniz.Oyunculuk son derece başarılı.
Kötü;Üç kısa hikayeden oluşuyor gibi.O nedenle senaryonun kopuk ilerlediği düşünülebilir.Final son derece enteresan...Tabii bir şeyin farklı olması her zaman başarılı olacağı anlamına gelmiyor...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

247°F (2011)

 
Ian her yıl yaptığı gibi yine amcası Wade'e ait olan kulübeye arkadaşlarıyla (Renee,Michael ve Jenna) beraber ufak bir kaçamak için yola çıkar.Göl kenarında küçük bir kasabada yer alan kulübe Wade tarafından modifiye edilerek kısmen gençlerin hoş vakit geçirebilecekleri  bir mekana dönüşmüştür.Dahası ufak bir mini barı ve saunası da bulunmaktadır.
Jenna birkaç yıl önce evlilik hazırlığı yaptığı sevgilisini trafik kazasında kaybetmiştir.Halen olayın etkisinden kurtulamayan ve yas tutmaya devam eden kahramanımız yakın arkadaşı Renee'nin ısrarları üzerine geziye dahil olmuştur.Depresan ilaçlarından uzak durmak ve biraz sosyalleşmek için daveti kabul eden Jenna,akşam gidecekleri parti için de epey heyecanlıdır.Micheal'ın partiye kadar biraz gevşemek için saunayı kullanalım önerisi sonrasında kahramanlarımız saunaya geçerler.Başlarda her şey yolunda gitse de Micheal ve kız arkadaşı Renee tartışarak ortamın gerilmesine sebep olurlar.İçki ve aldığı uyuşturucuların da etkisiyle kontrolden çıkan Micheal duş alacağını söyleyerek çıkıp gider.Onun sorumsuz tavırları nedeniyle sinirlerine hakim olamayan Renee ise daha fazla taviz vermeme niyetindedir.Ancak talihsizlik ya Micheal sarhoşluğun da etkisiyle saunayı terk ettikten sonra kapı sıkışıp kalır.Saunada bir başlarında kalan Renee,Jenna ve Ian dakikalar sonra kapana kısıldıklarını anlarlar.Öncesinde bunun Micheal'ın planladığı bir şaka olduğunu düşünseler de uzun süredir gelen gidenin olmaması başlarının büyük dertte olduğunu göstermektedir.Ne de olsa Wade'de parti için kasabadadır ve ertesi gün sabah saatlerine kadar kimse kulübenin kapısını çalmayacaktır.Giderek sıcaktan bunalmaya başlayan kahramanlarımız ise yaşadıkları stresin etkisiyle mantıklı fikirler üretemeyip çaresiz kalırlar...


İyi;Tipik tek mekanda geçen durum filmlerinden biri daha.Oyunculuk fena değil,kurgu sürükleyici.Bu yapımı sevenler benzer konseptteki Frozen (2010) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Belki tekrarlıyor gibi olacağım ama tek mekan filmlerinde özellikle senaryo durağan şekilde ilerliyorsa mutlaka birkaç zeka parıltısı görmemiz gerekiyor.Aksi takdirde seyirciyi şaşırtmaktan uzaklarda ne fazla ne eksik vasat bir yapım ortaya çıkıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Incident (2011)

The Incident (2011)
Yıl 1989.Lokal bir rock grubunun üyeleri olan üç yakın arkadaş (George,Max ve Ricky) yeni albümleri için kaynak araya dursunlar,çaldıkları tüm kapıların yüzlerine kapanması ile para kazanmak için azılı suçluların bulunduğu Sans Akıl Hastanesinde aşçılık yapmaya başlarlar.Gündüzleri ağır şartlarda çalışan kahramanlarımız,geceleri ise tutkunu oldukları müziği yapmaya devam etmektedirler.Haliyle hayatlarından hiç de memnun olmayan George ve kankaları hastanenin güvenlik şefi olan J.B'nin gözetiminde rutin hayatlarını sürdürmektedirler.Taa ki fırtınalı bir günde elektronik bir arıza gerçekleşene dek...
Sans Akıl Hastanesi şehrin ücra bir köşesinde yüksek güvenlik önlemleri ile donatılmış,azılı mahkumların yer aldığı deyim yerindeyse uzaktan büyük bir hapishane izlenimi veren soğuk bir binadır.Hemen girişte bulunan yemek deposu ile mutfağın arasındaki holde işlerini yürüten George ve arkadaşlarının binanın diğer bölümlerini girmesi kesinlikle yasaktır.Mutfakla hastaların yemekhanesi arasında bulunan kırılmaz camdan yapılmış vitrinle servis yapılmaktadır.Yine bir akşam yemeği sırasında dışarıda fırtınanın şiddetlenmesi ile elektrik kontağında gerçekleşen arıza ile tüm binanın güç kaynağı kesilir.Işıkların gitmesiyle beraber jeneratörün devreye girememesi bütün çalışanları tedirgin etmeye yetmiştir.Dahası mahkumların hücrelerindeki elektronik kapıların da devre dışı kalması ile hastanede kaos hakim olmaya başlamıştır.Harry Green önderliğinde uzun süredir ilaçlarını doktor gözetiminden saklı olarak kullanmayı bırakan ve kendi aralarında organize olan mahkumlar, isyan girişimi planlamaktadır.Kırılmaz camın hemen arkasındaki mutfakta mahsur kalan kahramanlarımız ise gerilim dolu dakikalara şahit olacaklardır.Bakalım zorlu gecede kimler hayatta kalmayı başarabilecek?


İyi;Gerilim yönünden fena olmayan orta karar bir yapım.İlk yarısı itibariyle ilgi çekici şekilde ilerlese de ne yazık ki aynı tempoda devam etme hususunda sınıfta kalıyor.
Kötü;Sıradan bir durum filmi.(Bir şekilde kapana kısılan gençler ve alışageldiğimiz tek mekan konseptinde hayatta kalma mücadelesi...)Düzenli bir kurgudan bahsedemeyiz.O nedenle fazla beklentiye kapılmadan değerlendirmek gerekiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

The Resident (2011)

The Resident (2011)
Genç doktor Juliet sevgilisinden ayrıldıktan sonra yeni bir eve taşınmaya karar verir.Brooklyn'de bütçesine uygun eski bir apartman dairesini gözünü kestiren kahramanımız,ev sahibi Max'in de samimi tavırları sonrasında kendisi için en ideal alternatifin burası olduğunu düşünür.Orta yaşlarda yakışıklı bir adam olan Max,babası ile beraber yaşayan içine kapanık biridir.Juliet'i gördüğü anda etkilenerek uzun yıllardır süre gelen yalnızlığını onun arkadaşlığı ile atlatabileceğini düşünmektedir.
Evden işe-işten eve yaşantısına devam eden Juliet,zamanla Max'in yardımsever tavırlarından ve centilmen hareketlerinden etkilenerek ona bir şans vermeye karar verir.Kısa süreli bir flört sonrasında,henüz erkek arkadaşından yakın zaman önce ayrıldığını ve yeni bir ilişkiye hazır olmadığını söyleyen Juliet,kibarca Max'i reddeder.Sonuçta onun evinde kiracı olduğundan dost kalmaya özen gösteren kahramanımız,Max'in aşırı ilgisinden ve ilişkilerinin bittiğini halen kabul edememesinden ötürü sıkıntılı günler yaşamaktadır.Yorucu nöbetler sonrasında bir an önce dinlenebilmek için dairesine gelen Juliet,Max'e görünmemek için deyim yerindeyse köşe kapmaca oynamaya başlamıştır.Öte yandan sabahları sürekli bitkin uyanan kahramanımız,geceleri odasında tuhaf bir şeyler olduğundan şüphelenerek görüntüleme sistemi kurmaya karar verir.Tabii bu fikri edinmesinde dairesinde bazı odaların restore ediliyor bahanesi ile anahtarlarının kendisine verilmemesi de etkili olmuştur.Bu sırada Juliet,Max'i  tanıdıkça göründüğünden çok farklı birisi olduğunu keşfedecektir...


İyi;Tanıdık bir senaryo,ancak yine de oyunculuk olarak başarılı bir alternatif olduğunu ekleyeyim.Gerilim dozu tatmin edici.Bu filmi sevenler 100 Feet (2008) ve Sleep Tight (2011) yapımlarına da deneyebilirler...
Kötü;Tipik saplantı hikayesi şeklinde.Gerilim yönü daha yüksek şekilde kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Hell (2011)

Hell (2011)
Uzun süredir hasret kaldığım kıyamet sonrasını kurgulayan bilim-kurgu filmlerinden biri olan "Hell" Almanya menşeli vasatın üstünde bir yapım.Hatta ilk çeyreği itibariyle aynı tempoda devam edebilse bu tarz filmlerden hoşlananların izlemesi için ideal alternatif olabilirmiş...
Konuya gelirsek;küresel ısınmanın giderek şiddetini arttırması ve ozon tabakasının tahrip olması ile solar radyasyon hiç olmadığı seviyelere ulaşmıştır.Doğal olarak denizler ve nehirler kurumuş,bitkiler yok olmaya başlamış,ormanlık alanlar haritalardan silinmiştir.İşte bu ortamla uzun süre başa çıkmayı başaran talihli kişilerden Marie-Leonie kız kardeşler Phillip'in de aralarına katılması ile halen bir yerlerinde su kaynaklarının olduğu bahsi geçen ülkenin kuzeyine doğru yola koyulurlar.Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak ve aşırı sıcaklarda yol almak zorunda kalan kahramanlarımız,uzun süredir duraksamadan yollarına devam etmektedirler taa ki yakıtlarının azalmaya başladığı ana dek.
Şans eseri yol kenarında terkedilmiş bir benzin istasyona rastlayan üçlümüz burada Tom isimli bir yabancıyla tanışırlar.İlk karşılaşmaları pek hoş olmasa da yolculuğa beraber devam etmeyi planlayan kahramanlarımız birkaç mil ötede yamaç yolunun kapalı olduğunu fark ederler.Şimdi yapmaları gereken bir çaresini bularak yolu kapayan seti ortadan kaldırmaktır.Tam da bu sırada şarampole yuvarlanmış bir karavan olduğunu fark eden gençler,her şeylerinin içinde bulunduğu arabalarını terk ederek yakıt bulma arayışına girerler.Ne de olsa burada yapa yalnızdırlar.Ancak çok geçmeden planları alt üst edecek olaylar cereyan edecektir...


İyi;Atmosfer,mekan betimlemeleri vs oldukça başarılı.İlk yarısı itibariyle mistik atmosfere sahip bir yol filmini andıran yapım epey ilgi çekici.
Kötü;Senaryonun tanıdık bir kurguya dönmesi ile büyük hayal kırıklığı yaşadım.Tam işin bilim kurgu kısmına yöneleceğini düşündüğüm anlarda,insan doğası önermesi karşıma çıktı. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Enter Nowhere (2011)

Enter Nowhere (2011)
Korku-gerilimin yanı sıra içerisinde gizem barındıran filmler benim için her daim ilgi çekici olmayı başarmıştır.İşte bu eksende yer alan "Enter Nowhere" birbirlerine tamamen yabancı olan üç kişinin ormanın derinliklerinde ufak bir barakada yollarının kesişmesi ile başlıyor.Samantha,Jody ve Tom isimli bu üç yabancı bir şekilde aynı mekanı paylaşmak zorunda kalacaklar.Defalarca denemelerine karşın bir türlü ormandan uzaklaşamayan kahramanlarımız her seferinde yine başlangıç noktaları olan barakayı karşılarında göreceklerdir...
Ufak bir trafik kazası geçiren Tom,yardım edebilecek hiç kimseye ulaşamayınca kendi başının çaresine bakmaya karar verir.Saatlerce ormanın derinliklerine yol alır ve en nihayetinde ahşap bir kulübeye rastlamıştır.Eline geçirdiği bir miktar yulaf ve suyla beraber hayatta kalmayı başaran Tom,her sabah büyük bir umutla ormandan kurtulabileceğini düşünerek etrafı keşfe çıkmaktadır.Lakin her denemesinde dönüp dolaşıp aynı barakaya çıkan kahramanımız,giderek ümidini yitirmeye başlamıştır.Tam da bu sırada eşiyle beraber seyahat eden Samantha benzinlerinin bitmesi ile ıssız ormanda kalakalmıştır.Eşinin etrafa göz atmak için yalnız  bıraktığı kahramanımız,saatler geçmesine rağmen eşinin dönmemesi sonrasında arabayı terk ederek Tom'un da mesken bellediği barakaya ulaşır.İkilimize Jody'nin de benzer bir hikaye sonrasında yolunu kaybederek katılması sonrasında kader birliği edecek olan üçlümüz,bir yolunu bulup buradan kurtulmalıdır.Zira sadece tek kişilik bir döşeğin ve eski bir sobanın yer aldığı dar kulübede vakit geçirebilmek bir yana dursun,bu koşullar altında hayatta kalabilmek bile mucizedir...
Kısa bir tanışma faslının ardından kapana kısıldıkları kulübeden ne şekilde çıkabileceklerini tartışan kahramanlarımız,bu sırada kendi hikayelerini de paylaşma fırsatı bulurlar.Gelişigüzel bir sohbetin ardından şu an tam olarak nerede olduklarını anlamaya çalışan üçlümüz,tamamen tezat görüşlere sahiptirler.Öyle ki Samantha New Hampshire'a yakın bir yerlerde olduklarını söylerken,Jody Wisconsin'de,Tom ise Güney Dakota çevresinde olduklarını düşünmektedir.Bu sırada ormandan gelen silah sesleri ile irkilen kahramanlarımız yalnız olmadıklarını anlayacaklardır...


İyi;Gizem yönü ağır basan başarılı bir yapım.Atmosfer,mekan vs tatmin edici.Kurgu son derece sürükleyici.Aslında bu filmin adı The Cabin in the Woods olsa (şaka bir yana) kimse yadırgayamaz.Son olarak bu yapımı sevenler için Retreat (2011) filmini izlemelerini öneriyorum.
Kötü;Esasında ilk yarısı itibariyle damakta hoş bir tat bıraksa da daha fantastik olmasını beklediğim son çeyrek maalesef beklentinin altında.İzleyenler hak verecektir bu yönden  biraz hayal kırıklığı yaşamadım desem yalan olur.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

The Tunnel (2011)

2000'li yıllarla beraber Avustralya yapımı korku-gerilim ağırlıklı yapımların epey ses getirdiğini,şahsi fikrim olarak da Hollywood korku sinemasıyla sırasıyla Uzakdoğu,İspanya,Fransa derken şimdi de onların rekabete başladığını söyleyebilirim."The Tunnel" her ne kadar aynı dönemde vizyona giren Grave Encounters filmine yakın kurgusuyla ilgi çekmeyi başarsa da (tabii bu arada el kamerası çekim teknikleri ve uzun karanlık koridorlarda geçen kovalamacalar ortak nokta) her iki yapımda da hikayenin gerçekte yaşanmış olaylardan esinlenerek oluşturduğu iddiası (?) seyirciyi yakalamak için tasarlanmış klişe bir hile görüntüsünde.
2007 yılında Sydney hükümeti büyük bir proje olarak duyurdukları terk edilmiş tünellerin metro için kullanımı fikrinden ansızın,sebep göstermeksizin vazgeçmiştir.Geçmişten günümüze yer altındaki bu saklı tünellerle ilgili epey şehir efsanesinin kol gezdiği ülkede,hükümetin de sessiz kalarak işin içinden çıkması çeşitli basın yayın organlarının dikkatlerinden kaçmamıştır.Olayı kamuoyunun bilgisine sunmak ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmak için yola koyulan Warner ve üç gazeteci arkadaşı ise kötü şöhrete sahip dipsiz,karanlık tünellere girmeye karar verir.Yanlarına aldıkları kameralar ve karanlıkta işlerini kolaylaştıracak el fenerleri ile yasadışı yollardan tünele giren kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz umarsızca bir yolculuğa çıkarlar...
Ellerindeki harita ile kaybolmadan etrafa göz atmaya çalışan Warner ve ekibi labirenti andıran tüneller içerisinde korku dolu anlar yaşamaya başlarlar.Dahası görüntü almak için mola verdikleri dar bir odada tuhaf olaylar cereyan eder.Aralarından biri gizemli şekilde sırra kadem basmıştır...


İyi;Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen,gerek el kamerası çekim teknikleri gerek metro (karanlık konsepti) başarıyla yansıtılmış.Oyunculuk fena değil,kurgu akıcı şekilde ilerliyor.
Kötü;Gerçek olaylardan uyarlama teranesi,bazı sahnelerde etkileyicilikten uzak efektler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Mientras duermes (aka Sleep Tight) (2011)

Mientras duermes (aka Sleep Tight) (2011)
Bir apartmanda kapıcılık yapan César,orta yaşlarda içine kapanık bir adamdır.İnsanlardan ve onların yapmacık tavırlarından sıkılan,her şey çok mükemmelmişçesine çevresine mutluluk saçan kişilerden haz etmeyen kahramanımız,zaten bu yüzden de hiç bir işte kalıcı olamamıştır.Temel sorunu olarak asla mutlu olamadığını öne süren César,sağır ya da dilsiz doğan bir insanla aynı durumda olduğunu hissetmektedir.Zira doğuştan mutluluk olgusundan eksik yaratıldığını,ölene dek mutlu olamayacağı için çevresindekilerin de mutsuz olmasının kendisini hayata bağlayan tek sebep olduğunu düşünmektedir.
Görevi gereği binada olan biten her şeyden haberi olan César,her dairenin de acil durumlarda kullanılmak üzere anahtarlarına sahiptir.Geceleri uyuyamayan,normal insanların zevk aldığını hiç bir şeyden hoşlanmayan kahramanımız bu sefer de aynı binadan yaşayan Clara isimli genç,alımlı bayana kafayı takmıştır.Clara her ne kadar bir süredir gizemli bir adam tarafından isimsiz mektuplar ve mesajlarla taciz edilse de pozitif enerjisini kaybetmeyen bir kişiliğe sahiptir.Her sabah asansörde karşıladığı Clara'nın tebessüm eksik olmayan yüzünden rahatsızlık duyan César,onun da kendisi gibi mutsuz olması için şeytanın dahi aklına gelmeyecek sinir bozucu bir plana girişmiştir.Binada yaşayan diğer sakinlerin de olduğu gibi Clara'nın da tüm alışkanlıklarını,sabah işe gidiş-akşam işten dönüş saatlerini vs bilen kahramanımız geceleri gizliden gizliye Clara'nın dairesinde dolaşmaktadır.Her gün rutin haline getirdiği saatlerde,Clara işten dönmeden önce itina ile hazırladığı ufak gereçlerini sırt çantasına doldurarak onun gelmesini bekleyen César,uyku halindeyken onu bayıltarak ertesi güne mutsuz başlamasını sağlayacak çeşitli tuzaklarla evini süslemektedir.
Aradan haftalar geçmesine rağmen çeşitli oyunlarla Clara'nın keyfini kaçırmayı başaramayan kahramanımız,tam her şeyden vazgeçip işin peşini bırakmak üzereyken alacağı güzel haberlerle planını başka bir boyuta taşımaya karar verir.Clara'nın sevgilisinin ortaya çıkması ile başını büyük derde sokan César,zekasının yardımı ile kısıldığı kapandan yakayı ele vermeden kurtulmaya çalışacaktır.Bu arada binada tuhaf bir şeyler döndüğünden haberdar olan minik bir bina sakini ise César'ın huzurunu iyiden iyiye kaçırmaktadır...

İyi;Oyunculuk,mekan ve atmosfer oldukça başarılı.Kurgu sıkmadan ilerliyor.Tipik Jaume Balagueró gerilim sinemasının son dönemlerde en sükse yapan yapımı olarak karşımıza çıkıyor.Bu filmi sevenler The Resident (2011) yapımına da göz atabilirler...
Kötü;-
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Bloodwork (2011)

Üniversiteden sıkı arkadaş olan Greg ve Rob,sömestr döneminde doyasıya eğlenebilecekleri gerçek bir tatil yapma amacındadırlar.İşin finans kısmında epey sorunlarla boğuşan kahramanlarımızın imdadına okul panosuna yapıştırılan ilgi çekici bir ilan yetişir.İlanda yeni piyasaya sürülecek olan bir alerji ilacının deneme aşaması için gönüllüler arandığından söz edilmektedir.Dahası cezbedici olan ondört gün süreceği söylenen deneyde katılımcılara günlük 225 dolar verileceğidir...
               Sömestr öncesinde 14 gün sürmesi planlanan ve sonrasında ellerine yaklaşık üç bin doların geçeği Rob-Greg ikilisi bu işin parçası olmayı kafalarına koyarlar.Zira normal şartlar altında kazanamayacakları parayı basitsedikleri ufak bir deneklik döneminin ardından edinecek olan ikilimiz vakit geçirmeden başvurularını yaparlar.Dr.Wilcox gözetiminde diğer deneklerle beraber korunaklı odalara yerleştirilen kahramanlarımız,öncesinde anlaştıkları gibi yeni piyasaya sürülecek olan alerji ilacının kendi üstlerinde denenmesine izin verirler.Bu sayede tamamen zararsız olduğu söylenen ilacı kullanarak sahibi olacakları parayla uzun süredir hayallerini süsleyen Avrupa tatiline de çıkabileceklerdir.
               İki haftalık deneklik sürecinin ilk günlerinde herhangi bir sorunla karşılaşmayan kahramanlarımız,ilacın bedenlerine uygulanması ile çeşitli tuhaflıklar yaşamaya başlarlar.Tipik halüsinasyonlar görmeye başlayan denekler ilacın bu tarz bir yan etkisi olduğu hususunda bilgilendirilmemiştir.Günler geçtikçe yemeklerinde böcekler,koridorlarda dolaşan tuhaf yaratıklar görmeye başlayan kahramanlarımız,nasıl bir bela ile karşı karşıya olduklarını anlamakta zorluk çekmeye başlamıştır.İlacın daha fazla kendisine uygulanmasına engel olmaya çabalayan Greg ise en yakın arkadaşı Rob'u da yanına alarak paradan vazgeçip bir an önce buradan kurtulmak istemektedir.Ancak tahmin edeceğiniz üzere bu karar Dr.Wilcox tarafından pek hoş karşılanmayacaktır...
                      İyi;Filmin özellikle ilk çeyreği ilgi çekici şekilde ilerliyor.Oyunculuk fena değil,kurgu sıkmadan ilerliyor.Bu filmi sevenler için Das Experiment (2001) ve  Pathology (2008) yapımları da önerebilirim.
   Kötü;İlk çeyreğin ardından yapım giderek vasatlaşıyor.Grup dinamikleri yetersiz,karakter tiplemeleri çok aşina tarzda.Bilindik klişe kurguya dönüşle beraber final de üç aşağı beş yukarı tahmin edebileceğiz cinsten.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Megan Is Missing (2011)

Yaşanmış olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığı iddia edilen yapımlardan biri olan "Megan Is Missing",el kamerası çekimlerinin ağırlıkta olduğu dram yönü gözlerden kaçmayan orta karar bir gerilim filmi.Öyle ki aralarda bol bol sosyal mesajlar içeren filmde;ansızın ortadan kaybolan 14 yaşında Megan isimli genç bir kızın ve hemen bu olayın akabinde en yakın arkadaşı olan Amy'nin sırra kadem basması ana temayı oluşturuyor.
Okulun popüler kızlarından biri olan Megan;sorunlu çocukluk döneminin ardından kafası karışan,rüzgar nereden eserse o tarafa sürüklenen bir kızdır.Tamamen tezat karaktere sahip olan Amy ise nispeten daha iyi bir aileye sahip ancak arkadaşları yönünden epey şansızdır.Dostukları okuldaki diğer arkadaşlarını rahatsız etse de buna pek aldırmayan kahramanlarımız günün birinde internet üzerinden Josh isimli bir gençle tanışırlar.Web kamerasının arızalı olduğunu söyleyerek gönderdiği fotoğrafı ile yetinmelerini isteyen Josh,o yaşlarda birine göre oldukça soğukkanlı ses tonuna ve sakin bir mizaca sahiptir.Çevresinde hep aynı tiplerin olmasından sıkılmaya başlayan Megan;kaykay yapan,su sporlarını sevdiğini söyleyen Josh ile internet üzerinden sık sık sohbet ederek yakınlaşmaya başlar.
Daha yüz yüze tanışamasalar da Josh hakkında olumlu izlenime sahip olan Megan,günün birinde buluşma teklifi ile epey heyecanlanır.Lakin ailesi ve arkadaşlarından habersiz buluşmaya giden kahramanımız sırra kadem basacaktır.Megan'ın ortadan kaybolması ile büyük üzüntü yaşayan Amy,onun Josh ile birlikte olduğunu düşünmektedir.Ama yine de öncesinde her saat başı konuştuğu en samimi arkadaşı Megan'ın haber vermeden gitmesi başına kötü bir şeyler gelebileceği hususunda Amy'i tedirgin etmektedir.Aradan yaklaşık bir hafta geçmesi ile polislere yardım etmeye karar veren Amy,ansızın hayatlarına giren Josh ismi üzerinde durur...


İyi;Eh işte denebilecek yapımlardan biri.Tarz olarak rahatsız edici öğeler içerse de verdiği sosyal mesajlar bakımından başarılı olduğu söylenebilir.Arayan bulur önermesi o yolun yolcusu ile birleşince umarsızca başlayan bir macera beklenildiği gibi sonlanmayabilir.Bu filmi sevenler için korku-gerilim yönü oldukça ağır basan The Poughkeepsie Tapes (2007) yapımını da izlemenizi tavsiye ediyorum.
Kötü;El kamerası çekim teknikleri,gerçek olaydan uyarlama zırvası...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Neprijatelj (aka The Enemy) (2011)

Bosna soykırımın yaşandığı 90'lı yılların ortasında,geçmişte birlikte yaşayan Hırvatlar,Sırplar ve Boşnaklar düşman kesilmiştir.Barışın sağlanması ile özel görev gereği sınır bölgelerine birkaç yıl önce yerleştirdikleri mayınları temizlemeye yollanan bir grup Sırp askeri karargahtan epey uzakta,yıkımın en şiddetli olduğu bölgede konuşlanmıştır.Günün birinde bulundukları çevreye yakın olan,savaş sırasında tahrip edilen fabrikayı keşfe giden askerler tuhaf bir sürprizle karşılaşırlar....
Askerlerden biri yüksek duvarlarla çevrili karanlık bir koridorda adeta birinin nefes aldığını hissetmiş ve yardım istemek için üslerine bilgi vermiştir.Bunun üzerine duvarı yıkan askerler gerçekten de içeride orta yaşlarda bir adam olduğunu görürler.İşin ilginç yanı üzerine duvar örülerek içeri hapsedilen bu adam (Daba) son derece sakin şekilde ellinde sigarası ile masada beklemektedir.Askerlerin tüm tekliflerine karşın aç ya da susuz olmadığını belirten Daba isimli yabancı,aynı zamanda dondurucu soğuktan da etkilenmediğini söyler.Bir anda hayatlarına giren bu adamın garip tavırları sonrasında hayrete düşen askerler ise onu kolundan tuttukları gibi konuşlandıkları merkeze götürmeye karar verirler.
Teğmen Cole ve Başçavuş Caki,herhangi bir yakını ya da ailesi olmadığını söyleyen,uyruğu konusundaki sorulara kaçamak cevaplar veren Daba'nın kim tarafından ne amaçla hapsedildiğini öğrenmeye çalışırlar.Lakin bu hiç de kolay olmayacaktır.Daba'nın kafa karıştıran söylemlerinden ötürü onu fabrikadan getiren askerlerle konuşmaya karar veren kahramanlarımız,onun kurtarıldığı sırada elinde sigara ile birini bekler gibi masa başında oldukça soğukkanlı şekilde oturduğunu öğrenirler...
Bir yandan savaşın gerçekleri ile yüzleşmeye çalışan yorgun düşen askerler,şimdi de aralarına dahil ettikleri bu gizemli yabancının kim olduğu sorusunu merakla keşfe koyulmuşlardır.Daba'nın yanlarında geçirdiği her gece ise gizemli olaylar yaşanmaya başlayacaktır...


İyi;Klişe Hollywood sineması şeytan temalı filmlere farklı bir bakış açısı getiren "The Enemy" başarılı kurgusu ile izlemeye değer kaliteli bir yapım.Arka planda savaş atmosferi de iyi şekilde yansıtılmış.
Kötü;Yer yer sıkıcı sahnelerin bulunduğu buhranlı bir film olduğunu ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Temmuz 2012 | Etiketler : | |

Livide (2011)

Livide (2011)
Stajyer hemşire olarak Wilson isimli tecrübeli bir meslektaşının yanında yatalak hastaları ziyaret eden Lucie,daha ilk gününde hayatının akışını değiştirebilecek bir deneyime hazırdır.Çocukluk yıllarında bataklık çevresindeki buram buram mazi kokan köhne evi halen unutulmayan kahramanımız,şimdi ise iş gereği o eve gitmek zorundadır.Ev sahibi olan Jessel uzun yıllardır komada olan yaşlı bir bayandır.Geçmişte kötü şöhrete sahip disiplinli bir dans eğitmenidir.Kızı Anna ise doğuştan sağır olup uzun yıllar önce sırra kadem basmıştır.Hikayenin asıl ilgi çekici yanı ise Jessel'ın evinde sakladığı büyük bir hazinenin varlığıdır.
Aynı günün devamında barda erkek arkadaşı William ve yine arkadaşı olan Ben ile buluşan Lucie,ilk iş gününü heyacanlı bir şekilde anlatmaktadır.Başlarda olan biteni sıkıcı bulan kahramanlarımız ise işin içine hazine masalının girmesi ile dikkat kesilirler.Daha önce aç gözlülüğü yüzünden hapsi boylayan William'ın rahat durmaya niyeti yoktur.Refah koşullarda yaşamak ve geleceklerini garanti altına alabilmek için o hazineye ulaşmayı kafasına koyan William ve Ben,Lucie'i de güç bela ikna ederek çantada keklik gördükleri iş için yola koyulurlar.Ne de olsa ev sahibi yatalak yaşlı bir  bayandır ve yaşadığı ev de bataklığın kıyısında tenha bir yerdedir.
Gece yarısı bir araya gelerek işe koyulan kahramanlarımız,geri dönmelerine ilişkin bazı işaretlerle karşılaşsalar da amaçlarına ulaşmadan geri adım atmaya niyetleri yoktur.En nihayetinde eve giren gençler baştan sona mistik atmosfere sahip odaları gezinmeye başlarlar.Bakmadıkları tek oda kalmıştır ancak orası da kilitlidir.Yine Lucie'nin gözlemlerinden yararlanarak Jessel'in boynunda asılı olan anahtarın kapıyı açabileceğini düşünen kahramanlarımız,daha fazla risk almayı göze almışlardır...

İyi;Silent Hill havasını andıran mistik bir atmosfere sahip.Mekan betimlemesi gayet başarılı.Filmin ikinci yarısı itibariyle nasıl bir finale gidebileceği hususunda tahminler üretebilirsiniz.Ancak son derece ucu açık bir finalin sizi beklediğini söyleyebilirim.
Kötü;Biraz daha açıklayıcı olabilirdi,pek çok sorunun cevabı hayal gücünüze kalıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

Straw Dogs (2011)

Straw Dogs (2011)
L.A de başarılı bir senaryo yazarı olan David,eşi Amy ile beraber birkaç haftalık kaçamak için yola çıkar.Mekan olarak eşinin gençlik yıllarının geçtiği köhne bir kasabayı seçen kahramanımız,her ne kadar taşralı insanların içerisinde rahat edemeyeceğini düşünse de Amy'e jest yapmak için ses etmez.Kasabaya ulaştıkları ilk günden Amy'nin eski erkek arkadaşı Charlie ile tanışmak zorunda kalan David,çok geçmeden çatı onarım işleri için Charlie ve hayta kılıklı üç arkadaşını işe alacaktır...
Tabiatı gereği sakin,etliye sütlüye karışmayan bir kişiliği olan David,evinin kapılarını kapatarak sadece kendi işi olan yazmaya odaklanmak istemektedir.Ancak günler ilerledikçe kasabalılardan ve onların tuhaf adetlerinden giderek sıkılmaya başlayan kahramanımız,Amy'nin de kendisi üzerinde psikolojik baskı kurması ve işçiler yoluyla kışkırtmaları sonrasında sertleşmeye başlayacaktır.
Charlie ve arkadaşlarının çatı onarımı konusunda işgüzar tavırları ve kendisini hiçe sayar hareketlerinden hoşnutsuzluğu giderek artmaya başlayan David,Amy'nin de Charlie'ye gider yapması sonrasında sakin kimliğinden uzaklaşmaya başlayacaktır.Ancak bardağı taşıran son damla bunlarla da sınırlı kalmayacaktır.Köyün delisinin başlarına iş açması ile onun kendi sorumluluğunda olduğunu düşünen David,ne pahasına olursa olsun Charlie ve hayta arkadaşlarına kimin patron olduğunu göstermeye niyetlidir.
İyi;Filmin ilk yarısı durağan ilerlese de kesinlikle sıkıcı değildi.Son bölümlere doğru tırmanan gerilim ise tatmin edici.Bu filmi sevenler konu olarak yakın olan I Spit on Your Grave (2010)'i izleyebilirler.
Kötü;Son çeyrek çok epik gelişti.Kurgu ile finalin bağlantısı zayıf.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

The Divide (2011)

The Divide (2011)
Nükleer saldırısı sonrasında hayatta kalmayı başaran sekiz kişilik bir grup(Eva ile nişanlısı Sam,Mickey,Delvin,Adrien;üvey kardeşi Josh ve onun zibidi arkadaşı Bobby,Marilyn ve kızı Wendi),güç-bela olsa da apartmanlarının alt katındaki sığınağa ulaşırlar.Mickey önderliğinde organize olmaya çalışan kahramanlarımız,dışarda neler olup bittiğine dair her hangi bir bilgiye sahip değildir.
Geçmiş yıllarda orduda başarıyla görev yapmış eski bir asker olan Mickey,yaşanan nükleer saldırı sonrasında oluşan radyoaktif toz bulutunun sığınaktan içeri girmemesi için çeşitli önlemler almaya başlamıştır.Bu sırada telsizle neler olup bittiğini anlamaya çalışan Delvin ise en nihayetinde sesini birilerine duyurmayı başarmıştır.Sığınağı ablukaya alarak içeri dalan askerler,mağdur durumda olan kahramanlarımıza yardım etmekten ziyade farklı amaçlar için buradadır.
Sığınakta günler ilerledikçe su ve erzakları tükenmeye başlayan yorgun kafilemiz,en nihayetinde hareketlerindeki tuhaflıklar sonrasında Mickey'nin kendilerinden bir şeyler sakladığını öğreneceklerdir.Bu aşamadan sonra grup dinamiklerinin değişmesi ile kontrolü ele almakta gecikmeyen Josh ve Bobby,herkese kimin patron olduğunu ispatlama çabasındadır.Kızını kaybeden Marilyn ise giderek psikolojinin alt üst olması ile kendi sonunu hazırlayan tercihler yapmaya başlamıştır.Grubun kaderi Eva'nın üzerindeki baskıyla nasıl başa çıkacağına bağlıdır.


İyi;Tek mekan filmleri arasında ,olaya biraz da bilim-kurgu ve psikolojik gerilimin girmesi ile izleyebileceğiniz alternatiflerden biri olabilir.
Kötü;Bilim-kurgu yönü çok zayıf kalmış.Dışarıda neler olduğu sorgulanmadan doğrudan tek mekana(sığınağa) dönülmesi eksi puan.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Cabin in the Woods (2011)

The Cabin in the Woods (2011)
Uzun süredir beklediğim filmlerden biri olan The Cabin in the Woods'u en nihayetinde izleme fırsatı buldum.Gerek Imdb puanının yüksek olması  (ki genelde korku-gerilim eksenli yapımlar için yüksek puan almak çok zordur.)gerekse son dönemlerin en popüler korku-gerilim-fantezi filmi olması sebebiyle epey merak edenlerden biri de bendim.Öncelikle filmi tek kategori altında sınıflandıramayacağımı ve her ne kadar pek çok kişinin olumlu yorumlarına rağmen özgün olduğu söylenen senaryonun,çok başarılı olsa da bazı ufak devşirmeler sayesinde yardım aldığını ekleyeyim.
Filmin konusuna gelirsek;Beş üniversiteli genç(Dana,Curt,Jules,Marty ve Holden)hafta sonunu daha eğlenceli geçirmek için gözlerden uzak bir dağ evine gitmeyi planlarlar.Curt,kuzenin yakın zamanda aldığı kulübe hakkında hiç bir bilgiye sahip olmasa da arkadaşlarıyla beraber hoş vakit geçireceğinden şüphesi yoktur.Karavanla yola çıkan gençler sarp kayalıklar ve sık ormanlarla çevrili taşra yollarından geçtikten sonra karanlık tünele girerler.İşte bu andan itibaren hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Tüneli geçtikten kısa süre sonra meşhur kulübeye ulaşan kahramanlarımız daha ilk dakikadan bazı tuhaflıklar hissetmeye başlarlar.Zira odalar arasında bazı saklı geçitler ve duvarlarda hileli aynalar yer almaktadır.Eski ev sahiplerinin tuhaf insanlar olduğunu düşünmeye başlayan kahramanlarımız çok geçmeden rüzgar nedeniyle açıldığını düşündükleri bodrumun kapısı ile irkilirler.Meraklarına yenik düşerek alt kata inen gençler birbirinden ilgi çekici eşyaların bulunduğu esrarengiz bir depo içerisinde bulurlar kendilerini.Dahası her şey o kadar mistik ve cezb edicidir ki ellerine geçirdikleri eşyalarla meşgul olmaya başlayan kahramanlarımız,gün boyu yanında getirdiği esrarlı sigaralarla demlenen Marty'nin yeniden üst kata çıkma fikrini göz ardı ederler.Bu sırada eline geçirdiği mazisi olan eski bir günlüğü okumaya başlayan Dana,karanlık bir hikayenin içerisine dalmış gibidir.
Sonunda bodrumdan çıkmayı başaran gençler sanki bir şekilde yönlendirilmekte ve beyinlerine bazı tercihler empoze edilmektedir.Giderek farklı karakterlere bürünmeye başlayan kahramanlarımız çok geçmeden takım oyunundan uzaklaşıp bireyselleşmeye başlamıştır.Gecenin bir yarısı karanlık ormana giren Curt-Jules çifti ise aradan epey zaman geçmesine rağmen halen geri dönmemiştir.

Filmi izleyenler için;

-The Cabin in the Woods klişe bir grup genç ve başlarından geçen bir takım tuhaf olaylar ekseninden epey farklılaşan,filmin ikinci yarısından itibaren fantezinin ağır bastığı gerilim yüklü bir yapım haline dönüşüyor.Öyle ki Cube (1997) filmine benzer şekilde birilerinin hayatımızı kontrol ettiği ve yaşamak istiyorsak bazı erdemlere sahip olmalıyız fikri,arka planda yükselerek kendisini hissettiren temayı oluşturuyor.
-Kahramanlarımız dev tünele girdikleri andan itibaren dış dünyadan izole dev simülasyon alanına giriş yapıyorlar.Zira elektromanyetik olarak çevrelenen bölgeye dış dünyadan giriş yapmak ya da tam tersi olarak tünelden geri dönebilmek mümkün değildir.Burada az da olsa boyut kavramı akla geliyor.Silent Hill (2006) da olduğu gibi bir kez içeri girerseniz asla çıkamazsınız...
-Gençlerin kurban edildiği,yüzlerce insanın çalıştığı  simülasyon programı içerisinde aynen Cube (1997) yapımında olduğu gibi son teknolojiyi kullanan ve insanları bazı tercihlere zorlayarak ekran başından keyif alan hasta beyinli insanlar var.Satranç oyunundaki piyonlar misali hayatları yönlendirilen kahramanlarımız asla kazanamayacakları bir kumara zorla dahil ediliyor.
-En hoşuma giden noktalardan biri olan mistik eşyalarla dolu bodrum katında giren gençlerin yaptığı tercihlerin sonrasında başlarına bela almaları...O küçük bodrum katında neler yok ki.Her bir eşya farklı bir senaryo ile bağlantılı.Dahası masum eşyaların her biri korkunç kabuslardan çıkma dehşet verici yaratıklarla sembolize ediliyor. Boss canavarlardan tutunda,zombiler,dev yılanlar,garabet ucubeler vs.

İyi;Son çeyrek gerçekten çok başarılı.(güvenlik noktasındaki dar koridorda olanlar...)Nefessiz izleyeceğiniz sürekleyici kurgu benden tam not aldı diyebilirim.
Kötü;Son bölüm aynen Cube Zero (2004) de olduğu gibi dini bir havaya bürünüyor.Kadim yaratıklar,öbür dünya kavramı vs yerine daha farklı alternatif son daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;