Güncel İncelemeler;

The Objective (2008)

The Objective (2008)
CIA'a bağlı özel bir ajan olan Benjamin Keynes, Afganistan üzerinde uydu aracılığıyla tespit ettikleri bir takım yüksek enerji noktaları sonrasında özel bir göreve davet edilir. CIA, uydu fotoğraflarından yola çıkarak Taliban'ın kendi nükleer silahını geliştirmiş olabileceğinden çekinmektedir. Uzun yıllar sonra yeniden Afganistan'da bir operasyon için görevlendirilen ve keşfedilen koordinatları kontrol etmek için yolan çıkan Keynes, çok gizli 'top-secret' dosyanın baş aktörü olacaktır.
The Objective (2008)
Afganistan'da özel bir Amerikan birliğinin başına getirilen Keynes, ilk amaçlarının saygın bir Afgan din adamı olan Mohammed Aban'ın yerini tespit edip bilgi almak olduğunu söyler. Abdul isimli lokal bir rehberi de yanlarına alarak çorak topraklarda ilerlemeye başlayan kahramanlarımız bir yandan Taliban tehdidiyle yüzleşmek zorundayken öte yandan da yerlilerin lanetli olarak nitelendirdikleri ve yüzyıllardır kimsenin gidip sağ dönemediği tılsımlı toprakları aramaya koyulurlar. Çok geçmeden yolculuğun başlamasıyla bir takım esrarengiz olaylar yaşamaya başlayan Keynes ve arkadaşları, ilk olarak tekinsiz bir vadide tuzağa düşürülüp adamlarından birini kaybederler. Ancak işin enteresan tarafı  çatışma sırasında öldürdükleri saldırganların cesetlerini bir türlü bulamazlar.Aynı gece yarısı kendilerine yaklaşan ve araba sandıkları iki ışık kümesi gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Ertesi sabah ise tüm mekanik teçhizatları kullanılamaz hale gelmiştir. Pusulaları şaşmış, gps çalışmaz olmuş, uydu telefonu ise parazitler sebebiyle kullanılamaz hale gelmiştir. Oldukça donanımlı ve yetenekli askerlerden oluşan bir ekibe sahip olmasına rağmen Keynes, artık tamamen lokal rehberleri Abdul'un becerilerine güvenmek zorunda kalır. Çölün ortasında susuz kalıp bitap düşmeye başlayan kahramanlarımız Keynes'in kendilerinden bir şeyler sakladığını düşünürler. Göremedikleri bir düşmanla savaştıklarını anladıklarında ise canlarının derdine düşerler. Her ne kadar Keynes bunun çok gizli bir görev olduğunu yenilese de saldırganlaşmaya ve korkmaya başlayan ekip arkadaşlarını sakinleştirmekte zorluklar yaşar. Görevi pahasına her şeyi feda etmeye kararlı olan Keynes, aradıkları şeye oldukça yaklaştıklarını hissetmektedir. Öte yandan gariplikler devam etmekte, tedirgin edici olaylar yaşanmaktadır...

İyi; Asya mitolojisinden önemli bir yer tutan Vimana (havada uçuşan UFO benzeri ters piramit şekilli enerji dalgaları) üzerine ilgi çekici ve oldukça sürükleyici bir film olmuş. Oyunculuk ve gizem seviyesi başarılı. Yönetmenin, Blair Cadısı (1999) ve Solstice (2008) yapımlarından hatırlayacağınız
Daniel Myrick olduğunu da ekleyeyim. Bu filmi sevenlerin Devil's Pass (2013) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Ses ve efektler daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Aralık 2015 | Etiketler : | | | |

Possession (2008)

Possession (2008)
Mutlu bir birliktelikleri olan Jess-Ryan çifti bazı finansal problemler nedeniyle Ryan'ın babasına ait kardeşiyle (Roman) ortak kullandıkları eve taşınmak zorunda kalırlar.Roman gibi işi yaramaz asalak bir adamla aynı evi paylaşmaktan hoşnut olmayan huzursuzluk yaşayan Jess,her seferinde en kısa zamanda ya onun ya da kendilerinin ayrılmasını istemektedir.Öncesinde bir davada Roman'ın avukatlığını yapan ve beraat etmesini sağlayan Jess onun nasıl belalı bir tip olduğunu bilip,tüm kredisini tükettiğini düşünmektedir.
Possession (2008)
Bu münakaşalara şahit olan Roman eşyalarını toplayarak hışımla evden ayrılır.Jess'in araması üzerine Roman'la  konuşmak için işi-gücü bırakıp peşine düşen Ryan yoğun sis sebebiyle ölümcül bir trafik kazası geçirir.Kader ağlarını örer,iki kardeş aynı anda yoğun bakıma yatırılır.Eşinin durumunun son derece kritik olduğunu ve belki asla uyanamayacağını öğrenen Jess büyük bir travma yaşamaktadır.Öte yandan kazadan birkaç gün sonra uyanmayı başaran Roman ise değiştiğini ve abisinin ruhunu yaşattığını söyleyerek eve geri döner.Roman'ın kendisine hain bir oyun oynadığını düşünen Jess,sadece Ryan'ın bilebileceği eski ortak anıların Roman tarafından dillendirilmesi sonrasında tam bir kaos yaşamaya başlar.Dahası Roman abisinin hobileriyle uğraşmakta eski belalı halinden bi haber giderek Ryan'a benzemektedir...
İyi;Özgün senaryo ve başarılı oyunculuk performansları bakımından kayda değer bir gizem-gerilim filmi.Final enteresan.
Kötü;Kolay tahmin edilebilir kurgu.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Şubat 2014 | Etiketler : | | |

Sauna (2008)

Yıl 1595.Rusya ile Finlandiya arasında 25 yıl süren savaş sona ermişti.Yeni sınır iki ayrı komisyon tarafından belirlenecekti.Birinci komisyon kuzeye gitti.Görevi diğer komisyon üyeleriyle birlikte Kiertämä nehrinin yanında buluşmaktı.Oraya gitmeyi asla başaramadılar.
Sauna (2008)
Ruslar ve İsveçlilerden oluşan komisyon sınırları çizebilmek için kuzeye ilerlemektedir.İsveç'i temsil eden Knut ve Eeric uzun yıllar yaşanan savaşın ardından ölenlerin ruhlarının onurlandırılması için bulundukları yer yüzyıllar önce terk edilmiş izbe bir bataklık dahi olsa,daha fazla toprak elde edebilmenin uğraşındadır.Yolculuk devam ederken komisyon ne haritalarda ne de resmi kayıtlarda yer alan,bataklığın tam ortasına konumlanmış eski bir köy keşfeder.Dahası köyün hemen yanı başında hakkında çok az şey bilinen gizemli bir sauna da bulunmaktadır.Köyde konaklamaya karar veren komisyon buranın Ruslara mı yoksa İsveç'e mi ait olduğunu belirleyebilmek için köyün yaşlılarıyla konuşmaya karar verir.Köyün sınırın hangi tarafında kalacağını netleştirmek için Ruslardan habersiz etrafı kolaçan etmeye başlayan Eeric ve Knut kardeşler eski evrakların bulunduğu bir oda keşfederler.Öte yandan eline geçirdiği Rusça yazılmış bir kitabı incelemeye başlayan Knut,çok geçmeden saunada bazı tuhaflıklar olduğunu hissetmeye başlar.Bu konuda köylülerin sessiz kalması,Eeric'in ise ilgisizliği kahramanımızın tek başına kalmaya mahkum eder.Yolculuk boyunca gördüğü yanılsamalar ve kabuslar giderek şiddetini arttırmaya başlamıştır.Abisine göre çok daha medeni olup,savaş bittiğinde hemen evine dönüp asıl bildiği işi bilim adamlığını sürdürmeyi düşünen Knut,işlediği günahların pençesinde,manevi olarak yok oluşa sürüklenmektedir.Çareyi saunaya girmekte bulan kahramanımız kendisini vicdanı ile bilinçaltı arasında karanlık bir yolculuğun ortasında bulur...

İyi;Atmosfer olarak son derece başarılı,oyunculuk ve gizem seviyesinin yükseklerde olduğu başarılı bir yapım.Bu filmi sevenler;imgesel anlatım olarak benzer Antichrist (2009),kurgu ve gizem olarak anımsatan Ravenous (1999),yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Filmin süresi daha uzun olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ocak 2014 | Etiketler : | | |

The Cottage (2008)

The Cottage (2008)
İngiliz korku-komedi filmlerini beğenerek izleyenlerdenseniz tam size göre olan "The Cottage" absürd komediyi,biraz geri planda kalsa da korkuyla birleştirmeyi başarıyor.Eğlenceli oyuncu kadrosu ve mizahın tavan yaptığı diyaloglarıyla göz ardı edilmemesi gereken bir alternatif.
Birbirlerine hiç benzeyen tezat kardeşler David ve Peter günün birinde başlarından büyük bir işe kalkışırlar.Ufak tefek taşeron işleri yöneten bıçkın David,gangster patronun kızını (Tracey) kaçırmaya ve karşılığında fidye istemeye niyetlenir.Abisine göre daha sıradan bir hayat benimseyen ve karıncayı dahi incitmemiş olan Peter da plana dahil edilir.Öte yandan patronun embesil oğlu Andrew de David'in işbirlikçilerindendir.Tracey'i kaçırdıkları gibi gözlerden uzakta izbe bir dağ evine getiren üçlümüz her şeyin yolunda gittiğini düşünmektedir.Ancak burnu bir kilometre öteden koku alan patron kızının izini bulmayı başarır.En güvendiği iki adamını görevlendirerek kızının sağ salim getirilmesini ister.Bu arada fidyecileri bezdirmeye başlayan Tracey,maskesine rağmen :) Andrew'i tanır ve bir yolunu bularak kahramanlarımızın elinden kurtulur.Gecenin karanlığında ormanın derinliklerinde fidyeciler,seri katiller ve patronun ağzı bozuk asabi kızı Tracey'in dahil olduğu kovalamaca terk edilmiş yıkıntı bir barakayı keşfetmelerine sebep olur.Barakada psikopat bir çiftçi yaşamaktadır...

İyi;Komedinin korkunun çok önünde olduğu absürd bir yapım.Ancak son derece akıcı ve sağlam bir mizah anlayışına sahip.Bu filmi severlerin yine benzer tarzda olan Severance (2006),Dog Soldiers (2002),Doghouse (2009) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Klişelerle yoğrulmuş fazla beklentiyle izlenilmemesi gereken bir yapım.En ufak bir yaratıcılıktan-farklılıktan söz edebilmek dahi güç.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Freakdog (aka Red Mist) (2008)

Freakdog (aka Red Mist) (2008)
Catherine genç bir doktor adayı olup,kendisiyle benzer durumda olan meslektaşlarıyla birlikte zaman zaman stres atmak için ufak kaçamaklar ve eğlencelere dahil olmaktadır.Yine benzer amaçla bir araya geldikleri bir partide ise ummadıkları olaylar cereyan edecektir.
Hastane sınırları dışında kuralların kendilerini bağlamadığı,alkol ve uyuşturucunun baş rollerde olduğu partilerden birinde,okulun spastik çocuğu Kenneth'in peşlerine takılması ile onu ekmeye çalışan kahramanlarımız,her ne kadar bu durumu Catherine onaylamasa da alay edip aşağılamaya başlarlar.Öte yandan Sean'ın hastanenin eczane deposundan uyuşturucu ilaçlar aşırdığını kameraya kaydeden Kenneth,herkesi ziyadesiyle tedirgin etmeyi başarmıştır.Zira görüntülerin ortaya çıkması ile bu tarz bir spekülasyona sıfır tolerans gösterecek hastane yönetimi tarafından kapının önüne konulacak olan kahramanlarımız,Kenneth'in Catherine'e olan zaafından yararlanarak onu da aralarına alırlar.Alkol ve aşırı dozda uyuşturucu ile Kenneth'in bayılmasına neden olan gençler,ilk yardım yapmak yerine durumun kötüleşmesi sonrasında olayı ört bas etmeye karar verirler.Kendi çıkarlarını ve kariyerlerini düşünerek Sean'ın fikirlerine sadık kalıp,güçlükle nefes alan ve ölmek üzere olan Kenneth'ı  hastane yakınlarında bir noktaya bırakıp kaçmayı planlarlar.Sonrasında ise ağız birliği yaparak o gece yaşanan her şeyi unutmak için sözleşirler.

Olaydan birkaç saat sonra Kenneth'in durumunu öğrenmek için hastaneyi arayan Catherine,yoğun bakımda olduğu bilgisini edinir.Yaşananlardan kendisini sorumlu tutarak,Sean ve diğerlerinin umursamaz tavırları sonrasında onu kurtarabilmek için bir şeyler yapmaya karar verir.Zira Dr.Harris eğer bir gün daha gözetim altında tutacağı Kenneth'in beyin aktivitesi göstermemesi durumunda,hayat sigortası da olmadığı için makinenin fişini çekeceğini söylemektedir.Tek çare olarak;daha önce etkisi denenmemiş,teorik olarak işi yarama olasılığı çok düşük olan astral seyahat tetikleyici yeni bir ilacı Kenneth üzerinde deneyen kahramanımız,hemen o gece yakın arkadaşlarından birinin gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olur.Dahası parti gecesinde birlikte olduğu ve Kenneth'in yoğun bakıma girmesinde payı olan tüm doktor arkadaşları gizemli şekilde birer birer öldürülmektedir...

  
İyi;Pathology (2008) yapımına benzer kurguda,bir grup genç doktorun tıp etiğini hiçe sayması ve sonrasında gelişen olaylar şeklinde ilerliyor.Atmosfer ve oyunculuk başarılı.İkinci yarısı itibariyle daha farklı bir konsepte yönelse de ortalamanın üzerinde,izlemenizi tavsiye edebileceğim sürükleyici bir film.
Kötü;Senaryonun tanıdık olması en büyük eksisi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ocak 2013 | Etiketler : | | |

Boot Camp (2008)

Boot Camp (2008)
Aileleri ile ayrı düşen,uyuşturucu bağımlısı sorumsuz gençleri askeri bir disiplinle eğitime alan Fiji adasındaki sükunet kampı,yeni konuklarını beklemektedir.Hap bağımlısı Sophie,babasının daha fazla kendisine tahammül edememesi üzerine yaka paça bahsi geçen kampa gönderilir.Bu sırada hayatta bağlandığı tek kişi olan Ben'den de ayrılmak zorunda kalmıştır...
Uzun bir bot yolculuğunun ardından Dr.Norman gözetimindeki sükunet kampına getirilen Sophie ve bir grup kendisi gibi ailesiyle sorunlar yaşayan genç,özgürlüklerini tamamen hiçe sayan kurallar çerçevesinde yaşamak zorundadır.Eğer hiç bir kaçış yolu bulunmayan adadan evlerine sağ salim geri dönebilmek istiyorlarsa, Norman'ın direktiflerini kayıtsız yerine getirmekle yükümlüdürler.Zaten halihazırda ayak bileklerine bağlanan sensörlerle sürekli gözetim altında olup deyim yerindeyse attıkları her adım izlenmektedir.Kampa katıldıkları ilk andan itibaren zorlu bir psikolojik savaşa girişecek olan gençler,daha önce sahip olmadıkları özellikle aile yaşantılarını düzene sokacak bazı duygu ve erdemleri keşfetmeye çalışırlar.Adada üç farklı kıyafet tipi bulunmaktadır.Kıyafetlerin renkleri esaretten kurtuluşun bir çeşit anahtarıdır.Siyah giyinenler içlerinde bulundukları karasız durumu simgeliyor olup,en çok çaba sarfetmesi gereken gruptur.Sarı giyinenler ise adaya adapte olup,Norman'ın öğretilerine alışmaya başlamışlardır.Beyaz giyenler ise kampın amacını idrak etmiş ve kendilerine çeki düzen vererek evlerine dönüş vizesi kazanmaya yaklaşmış olanlardır...
Sofie adada yaşamın zorluklarıyla boğuşa dursun,öte yandan Ben bir yolunu bularak sevgilisinin yanına gitmek için çabalamaktadır...


İyi;Tanıdık bir kurgu.Battle Royale (2000) yapımının ardından bu tarz filmlerin sayısı artmaya başlamıştı.Ne de olsa ıssız adada bir grup genç konsepti düşünsel olarak sürekleyici bir tarz.Psikolojik gerilim yönü başarılı.
Kötü;Yer yer sıkıcı,biraz aksiyon olmalıydı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Loft (2008)


Loft (2008)
Kim derdi ki Belçika yapımı bir gerilim filmi seyredipte bu kadar beğeneceğim.Evet kulağa enteresan geldiğinin farkındayım ama "Loft" gerçekten de övgü ile bahsedilmesi gereken yapımlardan biri.Filmin başarısını özetlemek için halihazırda biri Hollanda yapımı olmak üzere bir diğeri de 2013 yılında vizyona girecek olan kurgusal olarak tamamen aynı fakat oyuncu kadrosu bakımından farklı versiyonlara sahip olduğunu da ekleyeyim.
Beş yakın arkadaş ki hepsi de evli,kaçamak zaman geçirebilecekleri,aralarında sır olarak kalacak bir mekanı paylaşırlar.Her biri birer anahtar alarak,zamanı geldiğinde çatı katını kullanmayı planlamaktadır.Amaç gayet basittir;hem gönüllerini eğlendirecekler hem de eşlerinin bundan kesinlikle haberi olmayacaktır.Zira paylaştıkları bu çatı katı sayesinde eşlerinin takip edebileceği ne bir otel faturası ne de kart ekstresi olacaktır.Başarılı bir mimar olan Vincent'ın kendilerine ait özel bir alan oluşturma fikrini açıklaması ile psikiyatrist Chris dışında;Filip,Marnix ve Luc çoktan ikna olmuştur bile.Karısını aldatmayı aklından bile geçirmediği ve böyle bir anahtara ihtiyacı olmadığını söyleyerek,başlarda bu duruma ön yargı ile yaklaşan Chris ise Ann ile tanıştıktan sonra fikrini değiştirecektir.Filip'in düğünün ardından Vincent'ın anahtarı çoğaltarak arkadaşlarına dağıtması ile gözlerden uzakta çatı katı serüvenleri başlayacaktır...
Bir sabah çatı katına giden Luc,yatakta kanlar içerisinde yüzüstü uzanmış bir kadın ceseti ile karşılaşır.Hemen arkadaşlarına haber veren kahramanımız,Filip aralarına biraz geç katılsa da olay patlak vermeden önce buluşmayı başarırlar.İçlerinden birinin cinayetle ilişkisi olduğunu düşünen Chris,odanın alarm sistemi olduğunu ve kapıda herhangi bir zorlama olmamasından ötürü birinin anahtarla içeri girmiş olabileceğini ihtimali üzerinde durur.Esasında şu an için önemli olan katilin kim olduğundan ziyade polis kanalıyla yaşananların ortaya çıkmamasıdır.Çünkü hepsi de zamanında çatı katını kullanmış ve eşlerini aldatmıştır.Yaşanabilecek bir skandal beşinin de sonu olabilir.
Grup dinamikleri içerisinde daha sakin ve lider özellikleri taşıyan Vincent,birinin kendilerine tuzak kurmuş olabileceğini düşünür.Öte yandan Chris'in aynı zamanda üvey kardeşi olan Filip,saldırgan bir tutum sergilemeye başlamıştır.Bakalım sırlar daha ne kadar saklı kalabilecek ?

İyi;Öncelikle Belçika tarihinin en çok izlenen filmi olduğu bilgisini sizlerle paylaşayım.Baştan sona inanılmaz sürükleyici,gerilimin zaman zaman tavan yaptığı mutlaka izlemenizi tavsiye ettiğim yapımlardan biri.Başlarda her şey kaotik gibi görünse de biraz zaman tanıyarak parçalarını yerine oturtabilirsiniz.Kurgu çok iyi,oyunculuk da çok üst düzeyde olmasa da yeterli seviyede.Özetle entrikalarla dolu,filmde gözlediğiniz herkesten suçlu kim olabilir diye şüphe duymanıza sebep olacak başarılı bir gizem-gerilim filmi.
Kötü:-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

Let The Right One In (2008)

2008 yılının en başarılı korku-gerilim yapımlarından biri olarak gösterilen "Let The Right One In",farklı kurgusu ve alışılagelmişin dışındaki vampir hikayesi ile beğenileri karşılıyor.Esasında ilk çeyrek itibariyle yalın ve bir o kadar da sıkıcı şekilde ilerleyen anlatım neyse ki çok geçmeden seyirciyi yakalamayı başarıyor.Tabii bu geçişte soğuk iklimlerin soğuk insanlarının da payı yok değil hani :D
Her şey Stockholm'da yolları kesişen oniki yaşlarındaki iki çocuğun (Oscar ve Eli) enteresan karşılaşması ile başlıyor.Oscar annesiyle yaşayan çeşitli ailevi problemleri olan belki de bundan ötürü oldukça ürkek bir çocuktur.Okuldaki başa bela akranları ile geçinemeyen kahramanımız,sürekli aşağılanmakta ve gün geçtikçe içene kapanmaktadır.Giderek yalnızlığın içinde kaybolmaya başlayan Oscar,günün birinde evlerinin yakınındaki bir parkta Eli isimli kendisi ile hemen hemen aynı yaşlarda bir kızla tanışır.Eli;solgun görünümlü,dondurucu soğukta üşümediğini söyleyerek ayakları çıplak şekilde dolaşan tuhaf bir kızdır.Hemen ilk bakışta okuldaki serseri yaşıtlarından epey farklılıklar gösteren Eli'nin görüntüsünün aksine çevresindekileri umursayan,sevecenlikle yaklaşan biri olduğunu anlayan Oscar onunla daha fazla vakit geçirmeye başlayacaktır.Kısa sürede arkadaşlıklarını ilerleten ikilimiz,öncesinde tanımadıkları duygular (sevgi) keşfetmeye başlarlar.Tüm bunlar yaşanırken kahramanlarımız yaşadığı çevrede ardı arkası kesilmeyen cinayet vakaları rapor edilmektedir.Hunharca gerçekleşen katliamlar kasabalıların tedirginleşmesine sebep olacaktır.

İyi;Bahsettiğim gibi farklı bir vampir hikayesi barındıran göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir yapım.Gizem seviyesi,baştan sona tırmanan gerilim ve atmosfer gayet iyi.Alt metinlerde pek çok sosyal mesaj da yer edinmekte.Kısacası önceden aşina olduğumuz vampir filmlerinden oldukça farklı,hatta bir bakıma korku-gerilimden ziyade hüzünlü,dramaya kayan bir işleyişi var.
Kötü;Filmin giriş bölümü daha farklı olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |

The Children (2008)

Bu dünyaya onları siz getirdiniz, ama onlar sizi göndermeye kararlı.
Elaine,eşi ve çocukları yılbaşını daha eğlenceli geçirmek maksadıyla kız kardeşi Chloe ve ailesinin yaşadığı şehir merkezinden uzaklarda taşra evine giderler.Bu organizasyon sayesinde neşeli geçeceğini düşündükleri iki günlük tatillerine hız kesmeden başlarlar.Lakin Elaine'in minik oğlu (Paulie) ateşlenerek tuhaf tavırlar sergilemektedir.Öncesinde bunun her çocuğun başına gelebilecek sıradan bir hastalık başlangıcı olduğunu düşünseler de saatler ilerledikçe diğer çocuklarında benzer semptomlar göstererek saldırganlaşma eğilimlerinin tetiklendiğine şahit olurlar...
Daha teyzesinin evine adım atar atmaz ateşlenerek aksileşmeye başlayan Paulie,diğer çocukları da huzursuz etmeyi başarmıştır.Elaine ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetse de uzun yolculuk sonrasında oğlunun soğuk algınlığı geçiriyor olma olasılığı üzerinde yoğunlaşır.Ne de olsa uzun süredir neşeli bir şekilde geçmesini planladıkları Noel'de ufak bir kırgınlık nedeniyle keyiflerini kaçmasına izin vermek istememektedir.Ancak ertesi gün gerçekleşecek olan kanlı olay herkesin işin boyutunu kavramasını sağlayacaktır.Şimdi sadece Paulie değil diğer çocuklar da tuhaflaşmakta,dahası ebeveynlerine karşı saldırganlaşmaktadır....



İyi;
Yerde kar örtüsünün olduğu kanlı filmler nedense beni her zaman cezbetmiştir.(Kırmızı ve beyazın muazzam uyumu :D)Şaka bir yana mekan,atmosfer ve çekim teknikleri olarak yapımın başarılı olduğunu belirteyim.Ayrıca İngiliz sinemasının bu tarza ağrılık verdiğini ve yine benzer konseptteki Eden Lake (2008)'e de göz atmanızı öneriyorum. 
Kötü;Klişe hikayesi olan vasat bir yapım.Son dönemlerde sıkça görmeye başladığımız minik zombiler ya da masum olduklarına inandığımız çocukların aslında öyle olmadıkları önermesi seyirciyi şaşırtmaktan epey uzaklarda...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

Joy Ride 2: Dead Ahead (2008)

Joy Ride 2: Dead Ahead (2008)
Melissa ve yakın zamanda evleneceği erkek arkadaşı Bobby Las Vegas'a gidip bekarlığa feda partisi yapmayı planlarlar.Melissa'nın baş belası kız kardeşi Kayla'da partiye dahil olur.Kayla sorumsuz,asi ruhlu ve ablası olmadan hiç bir halt beceremeyen problemli bir kızdır.Bu arada Kayla ablası ve müstakbel eniştesine büyük bir sürpriz hazırlamıştır.İnternette tanıştığı hippi görünüşlü bir elemanı(Nik) onlarla Las Vegas'a gelmesi için davet etmiştir.Nik pratik zekaya sahip,esprili,eğlenceli birisidir.Ancak o da aynen Kayla gibi sorumsuz ve hayatı uçlarda yaşayan,Bobby'ye tamamen tezat bir karakterdir.Bobby her ne kadar Nik'in aralarına katılmasından huzursuz olsa da,Melissa'nın ısrarları ve kız kardeşinin de eğlenmeye hakkı olduğunu söylemesi ile ikna olur.
Yolculuklarına bütün hızlarıyla devam eden gençler,Nik'in önerisi üzerine Las Vegas'a giden daha kestirme olan alternatif yola saparlar.Ancak bu kararları çok geçmeden başlarına dert olacaktır.Kahramanlarımız arabası arızalanır ve çevrede de in cin top oynamaktadır hani.Olayın sorumlusu olarak Nik'i gösteren Bobby bir hayli sinirlense de,Melissa'ya verdiği sözü tutmak ve onu kırmamak için kendine hakim olmaya çalışır.Aksilik ya gençler her zaman olduğu gibi gsm kapsama alanının dışında kalmışlardır.Bunun üzerine kilometrelerce gerilerinde hiç bir şey olmadığından,yola kaldıkları yerden ileri doğru devam etmeyi düşünürler.
Uzun bir yürüyüşün ardından bitap düşen gençler,en sonunda bir eve rastlarlar.Hemen telefonu kullanıp yardım çağırmak için kapıyı çalsalar da evden ses seda gelmez.Bunun üzerine Nik,başka çareleri olmadığını düşünerek camı kırarak içeri girer.Kahramanlarımız içeride telefonun çalışmadığını anlarlar.Dahası bu ev uzun süre önce terk edilmiş gibidir.O da nesi! Garaja göz atan Nik,gösterişli bir o kadar da mazi kokan nefis bir araba bulur.Plan şudur;kahramanlarımız bu arabayı alarak evlerine gideceklerdir,ev sahibi döndüğünde ise ona arabası geri verebilmek için telefon numaralarını masaya bırakarak durumu anlatan bir notu da eklerler.Her ne kadar bu fikir Melissa ve Bobby'nin pek içine sinmese de yapacak başka bir şeyde yoktur hani.Peki ama ortalarda gözükmeyen ev sahibi bu durumu nasıl karşılayacaktır ?
Yeniden yola çıkan gençler,kamyon şoförlerinin konakladığı bir kafede bir şeyler atıştırmak üzere dururlar.Bu sırada Melissa'nın telefonu çalar.Arayan arabanın sahibidir(Rusty).Gizemli bir konuşma stili olan Rusty,sanki Melissa'nın çok yakınlarındadır ve onun aldığı her nefesten haberdar gibidir.Yoksa Rusty bulundukları kafenin içerisinde bir yerlerde midir?


İyi;Eğlenceli bir yapım.Yol-gerilim filmlerini severler için alternatif olabilir.Serinin ilk filmi Joy Ride (2001) için tıklayınız.
Kötü;İlk yapıma nazaran oldukça vasat.Kurgu bütünlüğü yok.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Rest Stop: Don't Look Back (2008)

Rest Stop serisinin devam filmi olan bu yapımda,ilk filmin bir yıl sonrasında gerçekleşen olaylarla başlıyoruz.Kısaca hatırlayalım;Jess ve Nicole Kaliforniya'ya eski otoyol olarak adlandırılan bir yoldan giderek,Rest Stop tabelalı bir yerde ihtiyaç molası vermeye karar vermişlerdi.Sonrasında KLZ 303 plakalı kamyonetli bir sapık,kahramanlarımıza musallat olmuştu.İkinci filmde ise kardeşi Jess ve onun kız arkadaşı olan Nicole kaybolduğu sıralar Bağdat’da askeri görevini yerine getiren Tom,kısa bir süreliğe izin vesilesiyle Amerika'ya ailesinin yanına dönmüştür.Jess ve Nicole’un ortadan kaybolmasında pek çok sır faktörünün halen çözülemediğinin farkında olan Tom,küçük kardeşine sahip çıkamamanın verdiği acıyla,Kaliforniya’ya giderek olayın perde arkasını araştırmaya niyetlidir.
Bu seyahatte Tom’a eşlik edecek olan kız arkadaşı Marilyn ve çocukluk arkadaşı Jared ile beraber yola çıkan kahramanlarımız,Jess ve Nicole’un halen yaşıyor olması ihtimali üzerinde durmaktadır. Marilyn bu geziye pek sıcak bakmasa da Tom’un hatırına yanındadır.Jared ise tamamen farklı bir hikayeden ötürü,Tom ve Marilyn’in peşine takılmıştır.Amacı Nicole’ü bulmak onunla bir ilişkiye başlama sevdasıdır.Keza çocukluğundan beri tanıdığı Nicole’e, malum kayboluşuna dek halen içini dökememiştir.
İki araba ile yola çıkan kahramanlarımız(önde Tom ve Marilyn,arkada ise Jared kendi arabası ile)eski otoyol adı verilen yolu ararlarken,köhne bir benzinlikte yakıt ikmali yapmaya karar verirler.Bu sırada karşılaşacakları garip bir adam,Tom’un ısrarlı soruları üzerine ekibimize kayıp otoyola nereden gidildiğini söyleyecektir.Dahası adamın ufak tefek şeyler sattığı dükkanında,Nicole’e ait bir eşyayı gören Jared,gizemli pompacının geçen yıl olanlarla ilgili bir şeyler biliyor olabileceği konusunda diretmektedir.Tom ise Jess ve Nicole’e ait bir fotoğraf gösterdiğinde,pompacı bu çocukları gördüğünü ve eski otoyola saptıklarını söyler.Artık her şey daha fazla anlam kazanmıştır…
Yeniden ve arzuyla yola çıkan kahramanlarımızdan Jared,Rest Stop sit alanına gelmeden birkaç mil geride bir tuvalet kabini bulur ve orada ihtiyacını gidermek için duraksar.Telsizle Tom’a duraksadığını haber veren Jared,tuvalete girdiğinde ilk filmdeki meşhur kamyonetin psikopat sahibinin tacizleri ile karşılaşır.Neyseki çok geçmeden ondan kurtulan Jared,bu sefer ise adeta hayal görmektedir.Bir an da karşısında Nicolu’u gören şaşkın kahramanımız,halen gözlerine inanamamaktadır.
Rest Stop bölgesinde duran Tom ve Marilyn ise ilk filmdeki olay döngüsüne son derece benzer bir talihsizlik yaşayacaktır.Tuvaleti kullanan Marilyn burada bir dizi halüsinasyon görecektir.Dahası bunlara ek olarak bir de Nicolu’ü gören genç kahramanımız,gördüklerinin şokuyla kendisini zor dışarı atar.Ama bu da nesi?Tom ortalarda yok.
Ölümsüz birini nasıl yok edebilirsiniz ki?
“1971 yılında karavanlı tuhaf ailemizin konuğu olan KLZ 303 plakalı kamyonetin sahibinin normal bir sürücü olduğunu söylesem :D Kamyonetindeki bir arıza sonrası,yoldan geçen karavandan yardım isteyen sürücümüz,karavandaki ailenin reisi olan peder tarafından yaptığı bir günah sonrasında gözleri oyularak öldürülür.Bu olayın sonrasında bir hayalet olarak intikamını almak için dönen sürücü,önce karavandaki pederi ve ailesini yok eder.Sonrasında ise günümüze kadar gelen,eski otoyoldan geçen talihli kurbanlarını…”


İyi;İlk filmi izleyenlerin aklında epey soru işareti oluşmuştu.Serinin devam filmi kurgu bütünlüğünü sağlıyor.Rest Stop (2006) için tıklayınız.
Kötü;Olay bütünlüğü ilk filmde epey dağınıktı ama bir yandan ilgi çekici olduğunu düşünüyordum.Serinin devam filminde tek düze klişe ilerleyiş beklentimin epey altında kaldı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2012 | Etiketler : | | |

Solstice (2008)

Konu olarak klişe olmayan sıra dışı bir hayalet hikayesi “Solstice” ikiz kız kardeşi olan Sophie’nin intiharı ile sarsılan Megan’ın yaşadığı bir takım gizemli olayları işliyor.Öyle ki Megan ve Sophie beraber katıldıkları bir eğlencenin gecesinde;Sophie son günlerde yaşadığı depresyonun sonrasında,hiçkimse ile bir şeyler paylaşmadan bir anda intihara etmesi,başta Megan olmak üzere bütün arkadaşlarını derinden yaralamıştır.
Bu üzücü olayın bir yıl sonrasında samimi arkadaşlarıyla beraber,yeniden ikizi ile doğup büyüdüğü eve,bu sefer kafasını dağıtmak ve eğlenmek için gelen Megan;bir nebze olsun yaşananları unutmak niyetindedir.Christian,geçmişte Sophie’nin erkek arkadaşıdır ve her zaman onunla iyi geçinmiştir.Megan ise daima ikizi ve Christian arasındaki güzel ilişkiye imrenmektedir.Ekibi toplayan gençler arabalarıyla şehrin bir hayli dışında,göl kenarındaki Megan’ın ailesine ait eve doğru yola çıkarlar.Mevsimin son derece elverişli olması ve yakında gün dönümünün gelecek olması sebebiyle coşkuyla eğlenmeye başlayan gençler,bir yandan da Megan ve Christian’ın yakınlaşmasına şahit olacaktır.
Zamanında beraber aynı odada kaldıkları ikizi Sophie’nin eşyalarını toplamaya başlayan ve onu unutmanın yollarını arayan Megan,bu sırada Sophie’e ait bir anahtarlığa rastlayacaktır.Başlarda önemsemeyip anahtarlığı da diğer eşyalar gibi bir kolinin içerisine tıkıştıran Megan,aynı günün gecesinde kardeşi Sophie ile ilgili korkunç kabuslar görmeye başlayacaktır.Dahası gecenin bir yarısında evin bahçesindeki arabalarından gelen sesler nedeniyle irkilen kahramanımız;arabaya ulaştığında kaldırıp paketlediği anahtarlığı yeniden karşısında görünce bir hayli şaşırır.Bu anahtarlıkta neyin nesidir?Acaba ucundaki anahtar neyin kilidini açacaktır?Sophie ikiz kardeşi Megan’a anahtarlık vasıtası ile bir şeyler mi anlatmaktadır?
Yaşadığı sıra dışı olayları ilk önce Christian ile paylaşmaya çalışan Megan,onun her şeyi unutmaya yönelik tavrından sıkılmaya başlamıştır.Eve yerleşmeden hemen önce alış verişi için uğradıkları markette,Nick isimli maneviyatı yüksek bir gençle tanışan Megan,belki de aradığı psikolojik desteği ondan bulacaktır.Nick,büyük annesi voodoo büyüleri yapan,ölüler ve onlarla ilgili pek çok makale okumuş bu konularda bilgi sahibi,genel olarak da çalışkan bir gençtir.Üstelik Megan’ı ilk gördüğünden beri onun bir sıkıntısı olduğunu hissetmektedir.Bir gün yine alışveriş için Nick’in çalıştığı markete uğrayan Megan,akşam evinde vereceği parti için onu da davet eder.Akşam partide eğlenen gençler,gecenin bastırması ile Nick’in önerisi üzerine ufak bir voodoo seansı yaparak,Megan’ın yaşadığı psikolojik buhranlara çare bulma arayışındadırlar.Ürpertici bir sonla bitecek olan bu seans sonrasında keyfi kaçan kahramanlarımız odalarına çekilirler.Gecenin sonunda Nick’in önerisi ile anahtarlığı beyaz bir beze sararak toprağa gömen Megan,anahtarlığın üzerindeki olası bir lanetten kurtulmanın peşindedir.

İyi;Başarılı bir hayalet hikayesi olduğunu söyleyebilirim.Kurgu oldukça ilgi çekici ve kesinlikle sıkılmanıza izin vermiyor.
Kötü;Olayın biraz daha psikolojik gerilim yönü vurgulansa ortaya daha iyi bir şeyler çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

100 Feet (2008)

Kısa bir süre evvel hapishaneden şartlı tahliye ile salınan Marnie,kendisine şiddet gösteren kocasını nefsi müdafaa sonrası öldürmüştür.Kocası Micheal’ın ölümünün akabinde hapishaneye yatırılan kahramanımız,belli bir sürenin ardından şartlı tahliye ile cezasını ev hapsine çevirmeyi başarmıştır.Ayak bileğine bağlanan elektronik bir kelepçe ile 100 adımlık alan içerisinde serbest gezmesine izin verilen Marnie,öldürdüğü eşi Micheal’ın ortağı olan Shanks tarafından da yoğun gözetim altındadır.
Hapishanede geçen uzun ayların ardından yeniden evine dönme şansını yakalayan kahramanımız,her ne kadar burada kendisini daha özgür hissetse de aslında yine de bir tutsaktan farksızdır.Evde geçirdiği birkaç gecenin sonrasında iyiden iyiye sıkılmaya başlayan Marnie,bir de Micheal’ı öldürdüğü köşedeki kan lekesinin,temizlemesine rağmen yeniden ortaya çıkması ile psikolojik olarak zor anlar yaşamaktadır.Semt marketinin servis görevlisi olan Joey ile tanışan kahramanımız,yaşadığı büyük yalnızlığın içerisinde kendisini anlayan tek kişi olarak onu görmektedir...
Yine bir gece evde uyumaya çalışan Marnie,bir anda karanlığın arasından bir suretin kendisine saldırması ile dehşet dolu anlar yaşar.Peki ama bu surette neyin nesidir?Hayalet?Ertesi gün sabahtan Marnie’nin evine gelen Shanks rutin bir kontrol olarak,eve göz atmak istemektedir.Ancak evden ziyade Marnie’nin yüzündeki morluklar ve çürük izleri Shanks’in daha çok dikkatini çekmeyi başarmıştır.Sürekli olarak Marnie’nin evini gözetleyen kahramanımız,eve giren çıkan olmadığı halde nasıl olur da onun bu hale gelebileceği konusunda ciddi endişelere sahiptir.İlk aklına gelen ise ortağı Micheal’ın başka biri tarafından öldürülüp,suçun Marnie tarafından üstlenildiğidir.Yani gizlice eve giren birisi ya da birileri Marnie’yi tehdit edebiliyor,hatta gerçeğin açığa çıkmaması pahasına ona işkence ediyor olabilirler.
Shanks’ın tüm baskılarına rağmen evde yalnız olduğunun kararlılıkla altını çizen Marnie,Micheal’ın hayaletinin evde dolaştığını ve kendisinden intikam almaya çalıştığını söyler.Shanks bu iddiaları komik bulsa da ortada esrarengiz bir olay olduğu açıktır.Joey’un yardımı ile kütüphaneden hayaletler hakkındaki yazılan kitaplara ulaşan Marnie,ilk olarak Micheal’ı ait bütün eşyaları evden uzaklaştırarak ondan kurtulmayı umar.Sonrasında ise evi tütsüler.Ancak ne yazık ki takım elbiseli hayalet suretindeki Micheal,hız kesmeden Marnie’nin başına bela olmayı sürdürmektedir.Ne yapıp etse de Micheal’ın hayaletinden kurtulamayan kahramanımız,en sonunda ona ait gizli bir eşyanın evde olabileceğini düşünmeye başlar.Bakalım bu eşya teorisi Marnie’nin kurtuluş yolu olabilecek midir?

İyi;Son derece başarılı tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Bu filmi sevenler The Resident (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Efektler daha iyi olsa (yani yapım bazı sahneler de aksiyon yerine paranormal olarak konumlandırılsa) çok daha iyi bir iş ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Stag Night (2008)

Dört genç adam eğlenmek için gittikleri barda huzursuzluk çıkardıkları gerekçesiyle dışarı atılırlar.Ancak gece daha yeni başlamıştır ve kahramanlarımızın evlerine dönmeye hiç de niyetleri yoktur.Aralarından birinin önerisi üzerine sabaha kadar açık olan bir gece kulübüne gitmek için metroyu tercih ederler.Ne de olsa en yakın arkadaşları Mike evlenme arifesindedir ve hazır onu yakalamışken sabahlara kadar eğlenmeden bırakacak değildirler.
Mike'ın baş belası abisi Tony de yanlarındadır.Metroda iki genç bayanla tanışan kahramanlarımız,alkolün etkisiyle kızları rahatsız etmeye başlarlar.Bu sırada metro ansızın istasyona ulaşmadan durur.Dahası ışıklar kapanmış ve kapılarda açılmıştır.Başlarda bunun mekanik bir arıza olduğunu ve her şeyin birkaç dakika içerisinde yoluna gireceğini düşünen Mike,metroda kızlar ve arkadaşlarından başka hiç kimse olmadığını anlayacaktır.Etrafı keşfe koyulmak için aşağı inen kahramanlarımız,metronun bir anda çalışarak yoluna devam etmesi ile tuhaf,izbe bir mekanda yapa yalnız kalırlar.Bir sonraki metro seferinin bir saat sonra olduğunu öğrenen  gençler,ikiye ayrılmayı düşünürler.Bir grup bir sonraki istasyona kadar karanlık tünel boyunca yürümeyi planlar.Diğer grup ise bekleyerek bir sonraki metroya binme taraftarıdır.
Çok geçmeden tünellerde başkalarının da olduğu fark eden kahramanlarımız,köpeklerle dolaşan bir grup ucubenin saldırısına uğrar.Teker teker avlanmaya başlayan kafilemiz deyim yerindeyse kapana kısılmıştır.Gün doğana kadar saklanarak bir şekilde hayatta kalmayı planlasalar da işleri hiç de kolay olmasa gerek.

İyi;Karanlık sahnelerin çok olduğu,kovalamacalı sıkılmadan seyredebileceğiniz alternatiflerden biri.Bu filmi sevenler;Creep (2004) ve The Midnight Meat Train (2008) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Kurgu çok klişe.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

Fear Itself (2008)

Fear Itself (2008)

Masters of Horror serisinin ikinci sezonunun ardından tamamlanması sonrasında,benzer mantıkla oluşturulan Fear Itself,yaklaşık 40-45 dakikadan oluşan birbirleriyle bağlantısı olmayan kısa bölümlerden oluşuyor.Korkunun ustaları serisinde yer alan yönetmenlerin bazılarının bu projede de karşımıza çıktığını söyleyebilirim.Masters of Horror'a göre daha az şiddet öğeleri,kan ve cinsellik barındıran bu yapımda,bazı bölümlerin gerçekten iddialı olduğunu da ekleyeyim.

Bölüm rehberi:

1-The Sacrifice 
2-Spooked 
3-Family Man 
4-In Sickness and in Health 
5-Eater 
6-New Year's Day 
7-Community 
8-Skin and Bones 
9-Something with Bite 
10-Chance 
11-The Spirit Box 
12-Echoes 
13-The Circle

Akılda kalan bölümler;

 

The Sacrifice 



Kardeşi Lemmon ile beraber belalı bir işe bulaşan Point,arkadaşlarından birinin vurulması sonrasında şehirden uzaklaşmaya çalışır.Polisler nedeniyle otoyoldan ve tanıdık yollardan uzak duran kahramanlarımız,ufak bir taşra yolu üzerinden ilerlerler.Arabalarının bir şeye çarpması sonrasında,dondurucu soğuğun altında sığınacak bir yerler aramaya başlayan gençler,en nihayetinde epey uzaklarda olsa da tüten bir baca görürler.
Yaralı arkadaşları Navarro'nun durumunun kritikleşmesi sonrasında hızlanarak tuhaf bir mekana ulaşan gençler,çevrede kimseye rastlamazlar.Etrafı tahtalarla çevrilmiş dev bir kaleyi andıran yerde,iç içe geçmiş onlarca küçük ev bulunmaktadır.Yolun karşısında ise bu tarz bir yere oranla oldukça büyük olan mezarlık ilgilerini çekmeyi başarmıştır.Evlerden birine sığınan Point ve arkadaşları,çok geçmeden Chelsea isimli bir kızın karşılarına çıkması ile paniklerler.İzinsizce girdikleri evin sahibi odur.Dahası pek de misafirperver görünmemektedir.Kısa tanışma faslının ardından mağdur olduklarına inandığı Point ve çetesini ağırlamayı kabul eden Chelsea,kendisine çok benzeyen diğer iki kız kardeşini de (Tara ve Virginia) tanıştırmakta gecikmez.(devamı)



Eater
Acemi polis Bannerman rutin geçen mesai sonrasında Mellor isimli azılı bir suçlunun birimlerine getirilmesi ile heyecanlanır.Zira çavuş Williams'ın bahsettiği üzerine tipik bir seri katilden epey farklıdır.Kurbanlarını özenle seçerek onlara günlerce işkenceler yapan Mellor,en nihayetinde diri diri yiyerek midesine indirir.Cajun misali katlettiği insanların derisinden-dişlerine her şeyleri sökerek kullanan Mellor,son derece dikkat edilmesi gereken eli kanlı bir canidir...
Daha ilk görüşten fiziği ile de dikkatleri çekmeyi başaran dev katil,Bannerman gibi çaylak bir polis için epey korku vericidir.Çavuşun evine gitmesi ile Mattingley ve Steinwitz ile gece nöbetine kalan kahramanımız saatler ilerledikçe bi şeylerin ters gitmeye başladığına şahit olacaktır.Mellor üzerini ceketiyle örterek ölü misali yatmaktadır,Steinwitz ise Bannerman'ın çok meraklı ve korkak olduğunu düşünerek onunla dalga geçmeye başlamıştır.Bir süredir ortalarda görünmeyen Mattingley, Mellor'ı gözetlemesi gerekirken aniden ortadan kaybolmuştur.Telsizle çavuşa son durum hakkında bilgi vermek isteyen Bannerman ne yazık ki elektronik aletlerin sebepsiz yere bozulması sonrasında epey panikler.İşin geyiğinde olan Steinwitz ise anlattığı ürpertici hikayeler ile kahramanımızın psikolojisini bozmaya başlamıştır.(devamı)



Skin and Bones

Elena ve iki çocuğunu geride bırakarak avlanmak için arkadaşlarıyla dağa giden Grady,aradan neredeyse iki hafta geçmesine rağmen halen geri dönmemiştir.Grady'nin kardeşi olan Rowdy ise Elena ve çocukları teselli etmekle uğraşmaktadır.Kış çok sert şekilde geçmektedir ve dondurucu fırtına halen çevreyi esir almaktadır.Abisine olan sorumluluğunu yerine getirmek için hiç ümidi olmasa da yeniden dağın eteklerini turlamaya hazırlanan Rowdy büyük bir sürprizle karşılaşacaktır.
Grady günler sonra geri dönmüştür.Soğuktan ve açlıktan bitap düşen kahramanımız daha ailesi ile hasret gideremeden dinlenmeye çekilmiştir.Doktorun durumunun iyi olduğunu söylemesi ile derin bir nefes alan Elena,Grady'nin soğuk ve mesafeli tavırlarına rağmen yaşadığı ölüm kalım mücadelesi sonrasında zamanla iyileşeceğini düşünmektedir.(devamı)



Community
Evliliklerinin henüz ilk aylarında bazı sıkıntılar yaşamaya başlayan genç çiftimiz Bobby ve Tracy,yakın arkadaşlarından edindikleri bilgiler sonrasında yeni bir semte taşınmayı düşünürler.Bu semt sosyal ve kültürel olarak refah sahibi insanlardan oluşmaktadır.Yakın zamanda çocuk yapmayı planlayan genç çiftimiz için son derece kaliteli bir ilkokulun da bulunması seçimlerini kolaylaştıracaktır.
Kasaba sakinlerinin saygın isimlerinden Candace'in son derece yardım sever tavırları sonrasında evi kiralamayı kabul eden kahramanlarımız,her şeyin mükemmele yakın olduğu bir rüyada gibidir.Zira oldukça saygılı komşuları ve en ufak problemleri dahi umursayan kasabalılar hayatlarını epey kolaylaştırmaktadır.Lakin kısa bir süre sonra işlerin nasıl yürüdüğü anlamaya başlayan Bobby,Candace liderliğinde kasabalıların kendi etik ve hukuk kuralları çerçevesi içerisinde yaşadıklarını anlayacaktır.Öyle ki Candace ve kurul üyeleri her hangi bir kararın altına imza atar atmaz eyaletin polis birimi dahi olayların neden-sonuçlarını sorgulamaksızın uyum sağlamaktadır.(devamı)



Family Man



Fear Itself dizisinin belki de en dikkat çeken yapımlarından biri olan Family Man,ilgiyle izleyebileceğiniz hoş bir alternatif.Filmin konusuna gelirsek;Dennis Mahoney kendi halinde mutlu bir ailesi olan,çevresindeki herkes tarafından saygı duyulan hem aşk hem iş konularında gayet başarılı biridir.Günün birinde talihsiz bir kaza geçiren kahramanımız,alel acele hastaneye kaldırılır.Bilinci yerine gelen Dennis uyandığında uzun süredir hastanede olduğunu öğrenir.Dahası her şey bi gariptir.Brautigan isimli kendisi gibi hastanede yatan biriyle tanışır lakin söyleyecekleri pek de hoşuna gidecek gibi değildir.
Günler sonra hasta yatağında uyanan Dennis,hemen hemşirelere eşi ve çocuklarının nerede olduğunu sorar.Ancak araya giren polis memuru onun eşi ya da çocukları olmadığını azılı bir suçlu olup,en nihayetinde yakalandığını söyler.Kahramanımız aynaya bakmasıyla beraber büyük bir şok yaşayacaktır.Hayal meyal hatırladığı Brautigan'ın suretine bürünmüştür.Her ne kadar gerçekte kim olduğu,ne iş yaptığını ve nerede oturduğunu söylese de herkesin idam cezasından yakayı sıyırmak için deli numarası yaptığını düşünmesini ile eli kolu bağlanacaktır.(devamı)


Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Mayıs 2012 | Etiketler : | |

Fear Itself:Family Man (2008)

Fear Itself dizisinin belki de en dikkat çeken yapımlarından biri olan Family Man,ilgiyle izleyebileceğiniz hoş bir alternatif.Filmin konusuna gelirsek;Dennis Mahoney kendi halinde mutlu bir ailesi olan,çevresindeki herkes tarafından saygı duyulan hem aşk hem iş konularında gayet başarılı biridir.Günün birinde talihsiz bir kaza geçiren kahramanımız,alel acele hastaneye kaldırılır.Bilinci yerine gelen Dennis uyandığında uzun süredir hastanede olduğunu öğrenir.Dahası her şey bi gariptir.Brautigan isimli kendisi gibi hastanede yatan biriyle tanışır lakin söyleyecekleri pek de hoşuna gidecek gibi değildir.
Günler sonra hasta yatağında uyanan Dennis,hemen hemşirelere eşi ve çocuklarının nerede olduğunu sorar.Ancak araya giren polis memuru onun eşi ya da çocukları olmadığını azılı bir suçlu olup,en nihayetinde yakalandığını söyler.Kahramanımız aynaya bakmasıyla beraber büyük bir şok yaşayacaktır.Hayal meyal hatırladığı Brautigan'ın suretine bürünmüştür.Her ne kadar gerçekte kim olduğu,ne iş yaptığını ve nerede oturduğunu söylese de herkesin idam cezasından yakayı sıyırmak için deli numarası yaptığını düşünmesini ile eli kolu bağlanacaktır.Tecride kapatılan kahramanımız inandırıcılık hususunda ciddi anlamda problemler yaşamaktadır.
Birinin kendisini ziyaret için geldiğini öğrenmesi ile eşinin olabileceğini düşünen kahramanımızın gördükleri sonrasında psikolojisi iyice alt üst olacaktır.Zira azılı katil Brautigan benzer şekilde gerçekte Dennis'in olması gereken surettedir.Dahası Dennis'in çocuklarına babalık yapmakta,onun iş yerine giderek çalışmakta,eşi ile aynı yatağı paylaşmaktadır...
İyi;Serinin en dikkat çeken yapımlarından biri.Kurgu,konu ve oyunculuk gayet başarılı.
Kötü;Sürenin kısalığından ötürü final biraz aceleye getirilmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

Fear Itself: Community (2008)

Fear Itself: Community (2008)
Evliliklerinin henüz ilk aylarında bazı sıkıntılar yaşamaya başlayan genç çiftimiz Bobby ve Tracy,yakın arkadaşlarından edindikleri bilgiler sonrasında yeni bir semte taşınmayı düşünürler.Bu semt sosyal ve kültürel olarak refah sahibi insanlardan oluşmaktadır.Yakın zamanda çocuk yapmayı planlayan genç çiftimiz için son derece kaliteli bir ilkokulun da bulunması seçimlerini kolaylaştıracaktır.
Kasaba sakinlerinin saygın isimlerinden Candace'in son derece yardım sever tavırları sonrasında evi kiralamayı kabul eden kahramanlarımız,her şeyin mükemmele yakın olduğu bir rüyada gibidir.Zira oldukça saygılı komşuları ve en ufak problemleri dahi umursayan kasabalılar hayatlarını epey kolaylaştırmaktadır.Lakin kısa bir süre sonra işlerin nasıl yürüdüğü anlamaya başlayan Bobby,Candace liderliğinde kasabalıların kendi etik ve hukuk kuralları çerçevesi içerisinde yaşadıklarını anlayacaktır.Öyle ki Candace ve kurul üyeleri her hangi bir kararın altına imza atar atmaz eyaletin polis birimi dahi olayların neden-sonuçlarını sorgulamaksızın uyum sağlamaktadır.
Zamanla evlerinin her odasında kameralar olduğu ve 7/24 izlendiklerini öğrenen Bobby,evi kiralama sırasında imzaladıkları kontrat ile bu tarz şeylerin makul sayıldığını öğrenince çılgına dönecektir.Kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünen kahramanımız bir de eşi ile altı ay içerisinde bebek yapmak zorunda olduğunu öğrenince hemen Tracy'i kolundan tuttuğu gibi bu lanet yerden uzaklaşma amacındadır.Ancak tahmin edebileceğiniz üzere kendi kuralları işe yaşayan insanların bulunduğu bir toplulukta bireysel fevri tavırlar başınızı ağrıtabilir.Dahası ne için nelerden vazgeçebileceğinizi iyi düşünmeniz gerekir..

İyi;Hoş zaman geçirebileceğiniz izlemenizi tavsiye edebileceğim psikolojik gerilim filmlerinden biri.Alt metinde anlatılmak istenilen;pek çok yapımda olanın aksine kan dökmeden,kesip biçmeden başarılmış.Düşünsel olarak epey rahatsız edici.
Kötü:Kırk dakikalık süreye sıkışabilecek bir konsept olmadığı ortada.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Fear Itself: Skin and Bones (2008)

Elena ve iki çocuğunu geride bırakarak avlanmak için arkadaşlarıyla dağa giden Grady,aradan neredeyse iki hafta geçmesine rağmen halen geri dönmemiştir.Grady'nin kardeşi olan Rowdy ise Elena ve çocukları teselli etmekle uğraşmaktadır.Kış çok sert şekilde geçmektedir ve dondurucu fırtına halen çevreyi esir almaktadır.Abisine olan sorumluluğunu yerine getirmek için hiç ümidi olmasa da yeniden dağın eteklerini turlamaya hazırlanan Rowdy büyük bir sürprizle karşılaşacaktır.
Grady günler sonra geri dönmüştür.Soğuktan ve açlıktan bitap düşen kahramanımız daha ailesi ile hasret gideremeden dinlenmeye çekilmiştir.Doktorun durumunun iyi olduğunu söylemesi ile derin bir nefes alan Elena,Grady'nin soğuk ve mesafeli tavırlarına rağmen yaşadığı ölüm kalım mücadelesi sonrasında zamanla iyileşeceğini düşünmektedir.
Elena'nın pişirdiği sebze yemeklerini yemeyen ve asabi hareketler sergilemeye başlayan Grady,Rowdy de dahil olmak üzere herkesi endişelendirmektedir.Sanki o değil de başka biri dönmüştür.Zamanla çiftlikte bazı hayvanların katledilmesi ile uzun süredir burada çalışan eski bir kızıldereli olan Eddie,Grady'de bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Zira yıllar önce benzer  bir olay sonrasında ailesinden birinin de günler sonra dağdan geri dönerek,başka bir şeye dönüştüğüne şahit olmuştur.
"Windigo yüksek dağların fırtınalı soğuk yerlerinde yaşayan nefret dolu şeytani bir ruhtur. Dağda aç kalan ve ölmek üzere olan insanların bedenini ele geçirerek onları kanibal yaratıklara çevirir.İçindeki öfke ve açlık o kadar büyüktür ki asla bu iki arzusunu dindiremez."

İyi;Fear Itself serinin açık ara en korkunç ve kanlı bölümü olduğu söylenebilir.
Kötü;Bazı sahneler olmasa daha kaliteli bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Fear Itself: Eater (2008)

Acemi polis Bannerman rutin geçen mesai sonrasında Mellor isimli azılı bir suçlunun birimlerine getirilmesi ile heyecanlanır.Zira çavuş Williams'ın bahsettiği üzerine tipik bir seri katilden epey farklıdır.Kurbanlarını özenle seçerek onlara günlerce işkenceler yapan Mellor,en nihayetinde diri diri yiyerek midesine indirir.Cajun misali katlettiği insanların derisinden-dişlerine her şeyleri sökerek kullanan Mellor,son derece dikkat edilmesi gereken eli kanlı bir canidir...
Daha ilk görüşten fiziği ile de dikkatleri çekmeyi başaran dev katil,Bannerman gibi çaylak bir polis için epey korku vericidir.Çavuşun evine gitmesi ile Mattingley ve Steinwitz ile gece nöbetine kalan kahramanımız saatler ilerledikçe bi şeylerin ters gitmeye başladığına şahit olacaktır.Mellor üzerini ceketiyle örterek ölü misali yatmaktadır,Steinwitz ise Bannerman'ın çok meraklı ve korkak olduğunu düşünerek onunla dalga geçmeye başlamıştır.Bir süredir ortalarda görünmeyen Mattingley, Mellor'ı gözetlemesi gerekirken aniden ortadan kaybolmuştur.Telsizle çavuşa son durum hakkında bilgi vermek isteyen Bannerman ne yazık ki elektronik aletlerin sebepsiz yere bozulması sonrasında epey panikler.İşin geyiğinde olan Steinwitz ise anlattığı ürpertici hikayeler ile kahramanımızın psikolojisini bozmaya başlamıştır.
Mahkumu kontrol etmek için üst kata çıkan Bannerman,Mellor'ın hücresinin kilitli olmadığını fark eder.Dahası karakolun dışarı açılan tüm kapıları ad kilitlenmiştir.Steinwitz ve Mattingley ise ortalarda yoktur.Anlaşılan iş başa düşmüştür.
"Bir adamın kalbini çıkarıp atması durmadan yersen;sadece onun gücüne değil,ruhuna da sahip olursun" (Eski bir voodoo sözü)

İyi;Serinin en dikkat çeken yapımlarından biri olduğunu söyleyebilirim.Stuart Gordon imzalı,hikayesi olan başarılı bir yapım.Kurgu akıcı,oyunculuk başarılı.
Kötü;Final çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |