Güncel İncelemeler;

Before the Devil Knows You're Dead (2007)

Before the Devil Knows You're Dead (2007)
 Ebeveynlerine ait butik bir mücevher dükkanını soymak için planlar yapan Andy ve kardeşi Hank, kimsenin burnunun bile kanamayacağı, tereyağından kıl çeker gibi bir soygun tasarlarlar. Kimsenin incinmeyeceği hususunda direten Andy, sigortadan gelecek parayla da işlerin tıkırına gireceğini düşünmektedir. Payına düşeni yapacağını söyleyen Hank ise planın yolunda gideceğinden emindir.
Before the Devil Knows You're Dead (2007)
Çocukluk yıllarından beri ailesinin en büyük ve aynı zamanda da babası tarafından sık sık eleştirilen çocuğu rolündeki Andy, aradan geçen yılların akabinde özel hayatında türlü sorunlar yaşayan, hayattan tatmin duygusunu yitirmiş, depresif bir karaktere dönüşmüştür. Düşük ölçekli bir emlak şirketinde yönetici olarak çalışmakta, ufak tefek üçkağıtlar çevirerek yolunu bulmaktadır. Karısıyla yaşadığı problemlerin bir türlü üstesinden gelemeyen kahramanımız, çözümü sentetik uyuşturucularda aramakta, haliyle de günden güne tükenmektedir. Öte yandan maddi açıdan ağabeyinden de daha sıkıntılı bir pozisyonda olan, her şeyi eline yüzüne bulaştıran Hank ise Andy' nin torpiliyle girdiği şirkette ayak işleriyle uğraşmaktadır. Çocukluk yıllarından beri gerek bebek yüzlü olması, gerekse çocuksu tavırlarıyla ailenin göz bebeği olmayı başaran Hank, en iyi günlerinin çoktan geride kaldığının farkındadır. Eşine ve çocuğuna karşı sorumluluklarını yerine getirememekte, hayatın zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalmaktadır. İşin kötüsü eskiden beri alışık olduğu şekilde zoru görünce kaçan bir karaktere sahip olan Hank, bir bakıma Andy'nin desteğiyle ayaklarının üzerinde durabilmektedir.
Ağabeyinin önerisi üzerine kimsenin zarar görmeyeceğine ikna olan Hank, yüklü miktarda paraya da ihtiyacı olduğu için soygun fikrine sıcak bakar. Sigortadan gelecek parayla ailesinin de mağdur olmayacağını düşünür. Detaylı bir plan yapan Andy, basit olarak gördüğü ayak işlerini kardeşi Hank' e paslar. Soygun günü geldiğinde ise bir dizi yanlış anlaşılma ve aksilik üzerine tüm planlar suya düşer. Dahası asla yaşanmaması gereken en kötü senaryolardan biri gerçekleşir. Etik kaygılar ve yoğun suçlamalarla tam bir aile dramına dönüşen soygun kahramanlarımızı köşeye sıkıştırır. Andy ve Hank bir yolunu bulup bu açmazdan çıkmak zorundadır...

İyi; Konu itibariyle klişe olarak değerlendirilebilir ancak kurgu, senaryo ve oyunculuk olarak üst düzey bir yapım olduğunu söylemeliyim. Birden fazla perspektif üzerinden hikâyenin yansıtılması, sinematikler, karakter gelişimleri, diyaloglar ve giderek tırmanan gerilim seviyesiyle göz atılması gereken başarılı bir dram-gerilim filmi.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Kasım 2020 | Etiketler : | | | |

Fracture (2007)

Ted Crawford kendisine ait bir havacılık şirketinde mühendis olarak çalışan son derece zeki bir adamdır.Karısının genç bir sevgilisi olduğunu öğrendiğinde ise aldatılmayı kabullenemeyip her ikisini de cezalandırmaya karar verir.Öte yandan eşinin aşığının dedektif olması işleri daha da karıştıracaktır.İhanetin bedelini ödetmek isteyen Crawford,saat gibi işleyeceğini umduğu zekice bir plan yapar.
Willy Beachum kariyerinde giderek zirveye tırmanan başarılı bir kamu avukatıdır.Baronun yaptığı teklif sonrasında çok daha iyi imkanlar ve yüksek paralara çalışmaya hazırlanırken,arkadaşlarının basit dava olarak adlandırdığı Crawford cinayeti için görevlendirilir.Ted Crawford,karısını ağır yaralamakla suçlanmaktadır.Zira polisler eve baskın yaptığında ona ait suçun işlendiği silahla yakalanmıştır.Ayrıca Ted'in karısına ateş ettiğini itiraf etmesi davanın kolay lokma olacağını göstermektedir.Beachum ön hazırlık dahi yapmaya gerek duymadan davaya dahil olur.Mahkeme huzuruna çıkan Ted,avukata ihtiyacı olmadığını söyleyerek herkesi şaşırmayı başarır.Beachum ise yeni ofisine taşınma arifesinde son mahkemesinden de galip ayrılacağından emindir.Ne de olsa Ted kendisine ait bir silahle karısını yaralamış ve üstelik olan biteni de itiraf etmiştir.Tek celse de davayı kapatacağını düşünen kahramanımız,balistikten gelen raporlar sonrasında köşeye sıkışır.Ted'e ait olan silah asla ateşlenmemiştir.Peki cinayet silahı şu an nerededir?Dava başka bir seyir kazanmıştır.Kariyerinde mağlubiyet olmayan Beachum ise bu denli kolay alt edilmeye razı olmayacaktır...
İyi;Oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Gizem seviyesi de tatmin edici.
Kötü;Kadroda Anthony Hopkins ve Ryan Gosling gibi iki değerli oyuncu olmasa senaryo olarak vasat kalabilecek,genel olarak sıkıcı bir yapım.Şahsen polisiye-gerilim,suç-gerilim filmlerinde daha fazla zeka parıltısı görebilmek yapımın kalitesinde belirleyici oluyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ocak 2015 | Etiketler : | | | | |

P2 (2007)

P2 (2007)
Angela Bridge genç,başarılı bir avukattır.Patronunun işgüzarlığı sonrasında noel gecesi olmasına rağmen geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalan kahramanımız,ailesini arayarak işleri yoluna koyar koymaz ofisten ayrılacağını söyler.Ne de olsa noel de evde olmak gibisi yoktur hani :)
P2 (2007)
En nihayetinde işlerini bitirip eve gitmek için p2 katındaki garaja inen kahramanımız arabasının çalışmaması sonrasında büyük bir hayal kırıklığı yaşar.Hemen taksi çağırmak için telefonuna sarılan Angela,bu kez de üst katın kapılarının kilitli olması ile yeni bir şok atlatır.Ofiste çalışan herkes noel olması sebebiyle erkenden paydos etmiş binadan ayrılmıştır.Kapılar kilitli kaldığı için taksiyi kaçıran kahramanımız p2 katına geri dönerek oradaki gece nöbetçisi güvenlik görevlisinden (Thomas) yardım ister.Beraber çalıştığı mesai arkadaşı Thomas'ın yardımsever tavırları sonrasında epey rahatlayan Angela şansının döndüğünü düşünerek artık tüm olan biten aksaklıklara rağmen noeli evde geçirebileceğini düşünür.Ancak her şeye rağmen halen aksilikler yakasını bırakmamaktadır.Zaman ilerledikçe Thomas'ın aşırı ilgili tavırlarından bunalan Angela,geç kalmanın verdiği sinirle gerilmeye başlar.Bu sırada  Thomas'ın noel gecesi ve Angela'yla ilgili farklı planları olduğu ortaya çıkar.Angela bir an önce p2 katından kurtulmalıdır.
İyi;Genç yönetmen Alexandre Aja imzalı yine oldukça sürükleyici başarılı bir gerilim filmi.Yönetmenin tarzını beğenenlerden biri olarak diğer filmleri Mirrors (2008),The Hill Have Eyes (2006) ve Haute Tension (2003) yapımlarına da göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü;Tipik,klişelerle dolu tek mekan filmlerinden biri daha.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |

Outpost (2007)

Outpost (2007)
Doğu Avrupa savaşın sıcak külleriyle yoğrulurken,Hunt isimli gizemli bir gezgin elit savaşçılardan kurduğu silahlı bir timle birlikte yıkımın tam ortasında eski bir sığınağın yolunu tutar.Sığınağın;gerillalar ve merkezi ordunun sürekli çatıştığı,deyim yerindeyse kansız gün geçmeyen lojistik açıdan berbat ormanlık bir arazide olmasına rağmen,bol para vererek askerleri ikna eden kahramanımız uzun bir kara yolculuğunun ardından en nihayetinde hedefe ulaşmayı başarır.
Outpost (2007)
Askerlere değerli madenler aradığını ve bu sebepten ötürü onları tuttuğunu söyleyen Hunt,sığınağın hemen yanı başında gerçekleşen bir çatışma sonrasında içeriye hapsolur.Araziden yaylım ateş açılmasıyla sığınağa çekilmeye karar veren askerler,henüz ilk andan itibaren içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar.Sanki enselerinde sürekli bir nefes varmış gibi hisseden tim,bir yandan dışarıda neyle karşı karşıya olduklarından bi haber bir yandan da kapana kısılma hissiyle epey gerilir.Etrafı kolaçan ederlerken odalardan birinde tavana kadar istiflenmiş cesetler bulunması bardağı taşıran son damla olur.Dahası cesetler arasından canlı bir adamın çıkması ve askerlerin onu bir türlü konuşturamaması Hunt'ın planlarını alt üst etmeye yeter.Öte yandan sığınakta bulunan nazi propagandaları,askerlerin Hunt'ın kayıp nazi altınlarının peşinde olduğunu düşünmeye iter.Sessiz kalmayı tercih eden Hunt,dışarıdaki tüm gürültü ve çatışmalara rağmen depoda bulduğu eski bir makine ile meşgul olmaya başlar.Zengin sponsorlarından kendisini buradan çıkarması için destek birliği isteyen kahramanımız en yakın ekibin yetmişiki saat sonra ulaşabileceği bilgisiyle telaşlanır.Askerlerin sığınakta halüsinasyonlar görmeleri ve bazı metafizik olaylar yaşamaları neden burada olduklarını sorgulatır cinstendir.Hunt,askerlere açıklama yapmak zorundadır...
İyi;Gizem seviyesi tatminkar,tek mekanda geçen başarılı bir gerilim filmi.Zaten Outpost: Black Sun (2012) ve Outpost: Rise of the Spetsnaz (2013) ile seriye dönüşmesi de bunun en büyük kanıtı.Alt metinden Philadelphia deneyi ve nazilerin üstün insana ulaşmak için yaptıkları çalışmaları konu edinen yapım izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Bunker (2001) ve Dead Mine (2012) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sürükleyicilik hususunda bazı sıkıntılar var.Kurgu daha akıcı diyaloglar daha ilgi çekici olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | | |

El rey de la montaña (2007)


El rey de la montaña (2007)
Evinden çok uzakta bir iş gezisi için yolda olan Quim,yakıtının azalması ile bir benzin istasyonda mola verir.İstasyonda Bea isimli genç bir bayanla karşılaşan kahramanımız cüzdanını kaybeder.Cüzdanını Bea'nın çalmış olabileceğini düşünen Quim yolda onun arabasını görünce peşine düşmeye karar verir.
El rey de la montaña (2007)
Anayoldan ayrılan ve sarp kayalıklarla dolu dağ yoluna giren kahramanımız Bea'yı bulmaya çalışırken birilerinin ateş açmasıyla arabadan inmek zorunda kalır.Daha ne olup bittiğini anlayamadan mermi yağmurunun içine düşen Quim bacağından yaralanır.Hemen arabasına atlayarak son sürat uzaklaşmaya çalışır. Cep telefonun çekmemesi bu da yetmezmiş gibi yolunu kaybetmesi ile iyiden iyiye paniklemeye başlar.Öte yandan yol üzerinde ansızın karşısına çıkan birini de ezen Quim neyse ki şansının yardımıyla Bea'nın arabasına rastlar.Bea'nın yanına gittiğinde ise onun da ateşe maruz kaldığını ve epey korktuğunu anlar.Beraber hareket etmeye karar veren ikilimiz ormanda kaybolurlar.Kader birliği yapan Quim ve Bea bir an evvel anayola dönebilme uğraşıyla oradan oraya sürüklenirler.Talihsiz kahramanlarımız kimden ve neden kaçtıklarından bi haber ateş eden adamlardan kurtulmak için kendilerini gerilim dolu bir serüvenin içinde bulurlar...
İyi;Macera dolu,kurgu zayıf olsa da hoş zaman geçirmenizi sağlayabilecek başarılı bir gerilim filmi.Mekan seçimleri başlıca artılar.Bu filmi sevenler Eden Lake (2008) ve A Lonely Place to Die (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Fazla alt metin barındırmayan kurgusal olarak vasat bir yapım.  
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Şubat 2014 | Etiketler : | | | |

Wind Chill (2007)

Wind Chill (2007)
İki kolej öğrencisi  yılbaşı arifesinde evlerinde olabilmek için Delaware'e arabayla gitmeyi kararlaştırırlar.Maksat bilet bulamadıkları için yol masrafları bölüşerek daha konforlu bir yolculuk yapmaktır.Esasında birbirleriyle tanışmamış olsalar da zaman zaman kalabalık derslerde aynı sınıfı paylaşan kahramanlarımız rastlantısal :D şekilde bir araya gelirler.
Wind Chill (2007)
Yaklaşık altı saatlik bir sürüş için yol arkadaşlığı yapacak olan ikilimiz,bir süre otobanda devam ettikten sonra petrol istasyonuna uğrayarak ihtiyaçlarını karşılarlar.Bu sırada radyodan edindikleri bilgiye göre şiddetli bir kar fırtınası yaklaşmaktadır.Ellerini çabuk tutan kahramanlarımız vakit kaybetmeden yeniden yola koyulurlar.Çok geçmeden oğlanın tavsiyesiyle otobandan sıkılıp,manzaralı dağ yoluna giren ikilimiz,in cinin top oynadığı karanlık yolda ilerlerken birinin arabalarına vur kaç yapması ile kaza atlatırlar.Ne yazık ki arabaları hasar görmüş çalışacak durumda değildir.Dahası kızın telefonu sinyal alamamaktadır.Dağın başında ıssız bir yolda dondurucu soğuğa esir olan ikilimiz arabada bekleyerek yoldan birilerinin geçmesini umarlar.Sohbet ederek uykuya dalmamaya çalışan gençler bir dizi gariplikle de uğraşmak zorunda kalırlar.Keza etrafta gizemli şeyler olmakta 1953 yılında şu an bulundukları bölgede yaşanan bir kazaya dair yanılsamalar görmektedirler.Oğlan sabah olmasını daha fazla bekleyemeyip yol üzerinde geçtikleri petrol istasyona gidip yardım çağırmayı planlar.Ancak durum sandığından daha da karmaşıktır.

İyi;Karlı atmosfer ve mekan seçimi son derece başarılı.Kurgu sürükleyici,Gizem seviyesi yüksek,oyunculuk tatmin edici.Soundtrackler Clint Mansell imzalı.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

Waz (2007)

Waz (2007)
New York'da süregelen kanlı cinayetler sonrasında cinayet masası tarafından görevlendirilen dedektifler Helen ve Eddie,vakit kaybetmeksizin soruşturmayı yönetmeye başlarlar.Ancak bu sefer işleri hiç de kolay değildir.Zira katil alışılagelmedik metotlar denemekte,hedef olarak belalı tipleri seçmektedir.Esasında bir bakıma polislerin de peşinden koşuşturduğu sadist suçluları,gaspçı ve tecavüzcüleri yok etmesi teşkilat içinde sempati görmesine de sebep olur...
Waz (2007)
İşe koyulup ip uçlarını toparlayan kahramanlarımız cesetlerin bedenlerinde bulunan bir formülden yola çıkarak katilin izini bulmayı umarlar.Formül Price denklemi olarak bilinmektedir.(Literatürde karşılığı gen aktarımı ve doğal seleksiyonun popülasyon içerisindeki rolünü belirleyen bir çeşit ispat oluşudur.)Bir uyuşturucu taciri ve çetesinin hedef alındığını fark eden Dedektif Eddie geçmişte kalan adli bir davanın soruşturmaya yön göstereceğinden emindir.Araştırma genişledikçe dedektifler katilin,kurbanlarını kendi hayatları ya da en sevdikleri kişinin hayatı arasında bir tercih yapmaya zorladığını öğrenirler.Dahası ellerinde artık bir baş şüpheli de yer almaktadır.Bir sonraki hedefi tahmin etmeyi başaran Helen,davayı kişiselleştirmesinden ötürü ortağı Eddie ile sorunlar yaşamaya başlar.Çember giderek daralmaktadır,en sevdiği kişinin hayatını kendi elleriyle sonlandırma fikri ise tam bir baş ağrısına dönüşmüştür.Price denkleminden ilham alan katil bakalım bu kez kimi gözüne kestirecek...

İyi;Kurgu bakımından sürükleyici,atmosferi ile fark yaratan göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir polisiye gerilim filmi.Hatta öyle ki karakter betimlemeleri ve formülize edilmiş cinayetler bana sanki Tess Gerritsen romanlarından birini okuyormuşum izlenimi vermeyi başardı.Oyuncu kadrosu olarak da oldukça iddialı bir yapım.
Kötü;Maalesef ortada yaratıcı bir senaryo yok.Biraz zeka parıltıları görebilsek daha üst seviye bir film olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ekim 2013 | Etiketler : | | |

Storm Warning (2007)

Storm Warning (2007)
Urban Legend (1998),Valentine (2001) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen Jamie Blanks'in bir diğer korku eksenli gerilim yapımı olan "Storm Warning" izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Yönetmenin tarzını oluşturan maceraperest kurgunun gerilim dolu senaryo ile birleşimi keyifli bir seyir vaadediyor.
Genç,evli bir çift olan Pia ve Rob hafta sonu farklı bir şeyler denemek için tekneyle açılmaya karar verirler.Ancak akşam saatlerinde kara bulutların çökmesi ve fırtınanın giderek yaklaşması sonrasında günleri zehir olan kahramanlarımız,bir an evvel karaya çıkmak isterlerken yollarını kaybedip sığ bir bataklığın çevresine hapsolurlar.Dahası gel-git sebebiyle suların iyice çekilmesi tekneyi terk edip yollarına yürüyerek devam etmelerine neden olur.Şiddetli yağmurun bastırması sonrasında Rob'un önerisi üzerine ormandaki terk edilmiş görüntüsü veren izbe bir eve sığınan kahramanlarımız telefon bularak yardım istemeyi umarlar.Öte yandan evin hemen yanı başında bulunan büyük bir marihuana tarlasını keşfeden Rob,başları belaya girmeden hemen oracıktan uzaklaşmayı planlar.Anlaşılan normalde asla bulunmak istemeyecekleri bir yere kendi rızalarıyla girmişlerdir.Tam da bu sırada ev sahipleri çıka gelir.Jimmy ve Brett,babaları ile yaşayan asosyal,şiddet eğilimli kardeşlerdir.Gecenin bir yarısı evlerine izinsiz giren yabancılara karşı ise haliyle misafirperver olmaları beklenilemez.Bakalım genç çiftimiz şiddet ve taciz dolu geceden sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Sürükleyici kurgu,oyunculuk.
Kötü;Klişe senaryo,mantık hataları,sürprizden çok uzak final...Maalesef vasat bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Black Water (2007)

Black Water (2007)
Grace,eşi Adam ve kız kardeşi Lee farklı bir şeyler yapmak için Kuzey Avustralya'ya tuzlu su timsahlarının yaşadığı bir östarine giderler.Planladıkları tatil gereği bot turuyla mangrove ağaçlarıyla çevrili göleti gezinecek olan kahramanlarımız,yanlarına aldıkları bir tur rehberi ile keşfe çıkarlar.Gel-git zonunda bulunan bölgede sular son birkaç gündür yükselmeye başlamıştır.Bundan ötürü türlü balıkların da uğrak yeri olması beklenen gölette hobileri olan avcılıkla da ilgilenebileceklerdir.
Jim isimli rehberleri önderliğinde küçük bir botla yola çıkan kahramanlarımız,suda fazla akıntının olmadığı bir noktayı seçerek balık avlamaya koyulurlar.Jim,eskiden tam da şu an bulundukları yerde yaşayan timsahların avlanarak bölge yakınlarındaki çiftliğe götürüldüklerini anlatır.Bu sırada ansızın botlarına şiddetli bir şekilde çarpan cisim alabora olmalarına neden olacaktır.Çok geçmeden büyük bir timsahın saldırına uğradıklarını anlayan kafilemizden ne yazık ki Jim diğerleri kadar şanslı değildir.Sudan hemen uzaklaşarak mangrove ağaçlarına tırmanan kahramanlarımız birkaç saat bekledikten sonra kendileri için yardıma gelebilecek kimsenin olmadığını düşünerek risk almaya karar verirler.Şimdi yapmaları gereken olabildiğince sessiz olmak koşuluyla tek kurtuluş yolu olarak gördükleri alabora olan botlarını çevirmektir.Ancak halen timsahın yakınlarda olabileceği gerçeği de tehdit olarak zihinlerinin bir kısmını meşgul etmeyi sürdürmektedir.


İyi;Tipik bir durum filmi.Kurgu ya da senaryo üzerine konuşulabilecek bir şey yok.Oyunculuk fena değil.Bu tarz köpek balıklı,timsahlı,anakondalı film sevenler Bait (2012),Rogue (2007) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Zaman zaman gerilim tırmansa da genel itibariyle sıkıcı bir yapım.Karakterlerin içinin doldurulmaması ve herhangi bir zeka parıltısına rastlanmaması  en büyük dezavantajlarını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Girl Next Door (2007)

Daha önce incelemesini paylaştığım The Lost (2006) filminde olduğu gibi Jack Ketchum'ın kaleminden sinemaya uyarlanan "The Girl Next Door" duygularınızı alt üst edebilecek potansiyele sahip esaslı bir dram-gerilim yapımı.Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
David Moran ellili yaşları devirmiş pek çok şey görmüş-geçirmiş bir adamdır.Oldukça iyi bir işi ve çevresindekilerin saygısını kazanan kişiliği olmasına rağmen çocukluğunda yaşadığı acı dolu bir olayın yaralarını halen saramamıştır.Her yeni güne aynı duygular ve pişmanlıklarla başlayan David,geçmişinin asla peşini bırakmayacağının farkındadır.Gerçek acının ne demek olduğunu yıllar önce iliklerine kadar hisseden kahramanımız,başkalarının yerine geçmek ve onların acısını bir an olsun kendi acısı yerinde hissetmek ve bu sayede unutabilmek için her şeyini feda etmeye hazırdır...
1958 yılına gidiyoruz.O dönemler küçük bir çocuk olan David okulların kapanması ve yaz tatilinin başlaması ile yan komşuları Ruth Chandler'in oğulları ile takılmaktadır.Orta yaşlarda dul bir bayan olan Ruth;mahallenin çocuklarına evini açan,sık sık onlara bira ısmarlayan,rahat hissetmelerini sağlamasından ötürü de oldukça sevilen bir kadındır.O yaz ailece büyük bir trafik kazası atlatmaları sonrasında ebeveynlerini yitiren Meg ve küçük kız kardeşi Susan Loughlin,Ruth teyzelerinin evine sığınmıştır.Meg ile ilk karşılaşmasından itibaren samimi bir arkadaşlık kuran David,fırsat buldukça vakit geçirmeye başlarlar.Yine Ruth teyzenin evinde toplanan çocuklar kendileriyle akranmış havasında takılan Ruth'un bambaşka bir yüzüne şahit olacaklardır.Meg ve Susan'ı diğer çocukların içinde sürekli aşağılayan ve hakaretler yağdıran Ruth,oğullarının da kendisine uymakta geç kalmaması ile talihsiz kardeşlerin hayatını mahvetmeye başlarlar.Sürekli bir bahane bularak kardeşlere yüklenen Ruth,bütün sinirini onlardan çıkarmakta kararlıdır.Loughlin kardeşleri azap dolu günler beklemektedir.Yaşananlara mani olmaya çalışan David ise ailesi ve polislere derdini anlatamayıp bu büyük sorumluluğun altına tek başına girmek zorunda kalacaktır...


İyi;Buhranlı atmosfere sahip,oldukça sinir bozucu sahnelerin yer aldığı insanın kadını dondurabilecek cinsten başarılı bir dram-gerilim filmi.Bu tarz belli bir dönemi anlatan yapımlar genelde beklenen dokuyu hissettiremezlerse çekilmez hale gelebilirler.Ancak "The Girl Next Door" bu yönden de sınıfı geçmeyi başarıyor.Bu filmi sevenler yine Sylvia Likens'in biyografisinden esinlenerek sinemalaştırılan An American Crime (2007) filmine de göz atabilirler..
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Henjel gwa Geuretel (aka Hansel & Gretel) (2007)

Hansel & Gretel hikayesini eminim çocukluğunuzda çoğunuz okumuştur ya da bir büyüğünden dinlemiştir.Gerçekten de "Alis Harikalar Diyarında" ile beraber bir çocuk için en ideal fantastik kitap alternatiflerden biri olduğu konusunda şüphem yok.Şimdiye dek defalarca sinemaya uyarlanan kült hikaye için Güney Kore yapımı "Henjel gwa Geuretel" filmini,kurguda alışılagelmişin dışında bazı ufak eklemelerle beraber atmosferin başarıyla yansıtılmasından ötürü kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum.
Eun-Soo hamile sevgilisi ile son zamanlarda işi gereği yaptığı uzun ziyaretler sebebiyle sürekli tartışır olmuştur.Bebeğin doğumunu kısa süre kala yine bir iş gezisi sebebiyle arabasıyla yolculuğa çıkan kahramanımız,yolda ansızın önüne çıkan bir cisim sonrasında kaza atlatır.Arabasının şarampole devrilmesi ile yaralanarak ormanda baygınlık geçiren Eun-Soo,saatler sonra havanın da kararması ile ormanın ürkütücü sessizliğinde gözlerini açar.Küçük bir kız çocuğu elindeki fenerle,evinin yakınlarda olduğunu söyleyerek Eun-Soo'nun kendisi ile gelmesini ister.Uzun bir yürüyüşün ardından ormanın derinlerinde masalsı bir eve ulaşan ikilimiz soluklanma fırsatı bulurlar.Eun-Soo ilk bakışta evin kendisine yardımcı olan bu küçük kıza ait olduğuna pek inanmasa da anne-babası ve kardeşleri ile tanışınca rahatlar.Ev ahalisinin yardımsever tavırları dolayısıyla fazlasıyla memnun olan kahramanımız sabah erken kalkıp yola düşebilmek için dinlenmeye çekilir.Evin tamamına hakim olan oyuncaklar ve bir çocuğun ihtiyacı olabilecek her türlü ışıltılı-pırıl pırıl eşyanın arasında sabahı eden Eun-Soo,etrafını daha rahat gözlemlemeye başlar.Gerçekten de her şey masallardaki gibidir,masaların üstünde çeşit çeşit şekerlemeler,pastalar göz alıcı renklerde oyuncaklar,takılar bulunmaktadır.
Ev halkı ile beraber keyifli bir kahvaltının ardından evine dönmek için izin isteyen kahramanımız bir türlü yolu bulamaz.Ormanın derinliklerinde saatlerce gezinmesine rağmen sürekli aynı yerde daireler çizdiğini düşünmeye başlayan Eun-Soo,yorucu günün ardından yine aynı eve sığınmak zorunda kalır.Çocuklar da bu işe epey sevinmiştir hani.Ertesi gün yeniden bu sefer yanında ev ahalisinden birinin de yardımı ile otoyola ulaşmaya planlayan kahramanımız,kaldığı odada bir takım tuhaflıklar olduğunu hisseder.Cep telefonu ile sinyal alamayan Eun-Soo,saatinin de sebepsiz yere bozulması akabinde bir de gelen sesler sonrasında tanışmadığı başka birilerinin de olabileceğini düşünmeye başlar.Günün ilk ışıklarıyla beraber hazırlığını yapıp yola koyulmak için çocuklarla vedalaşmaya gelen Eun-Soo şaşırtıcı bir sürprizle karşılaşacaktır.Zira anne-babaları çocukları kendisine emanet ederek birkaç gün sonra döneceklerini not bırakmışlardır...


İyi;Hikayeyi zaten pek çoğumuz ezbere biliyoruz.Ancak kurgunun genişletilmesi ve zekice yapılan eklemeler ile baştan sona sürükleyici,mistik atmosfere sahip bir yapım ortaya çıkmış.
Kötü;Gerilim ve fantastik öğeler bakımından başarı olsa da biraz daha korku ağırlı sahneler yer alsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

Los cronocrímenes (aka Timecrimes) (2007)

Hector eşiyle beraber yeni evlerine taşınan orta yaşlarda bir adamdır.Zamanının çoğunu dinlenerek geçiren kahramanımız,evinin arka bahçesindeki ormanı  seyrederek huzur bulmaktadır.Günün birinde elinde dürbünle çevresini gözlemlerken ağaçların arasında tuhaf cisimler gözüne çarpar.Pür dikkat kesilen Hector,çok geçmeden çıplak bir bayanın görüş açısına girdiğine şahit olur.Karısının evden ayrılması ile merakını daha fazla  bastıramayarak,ormanın yolunu tutmaya karar verir.
Dar bir patika yoldan ormana girerek dürbünde gözüne ilişen bayanın izini süren kahramanımız,kısa süre sonra çalıların arasında gelişi güzel çıkarılıp bir kenara atılmış kıyafetler görür.Sakin adımlarla ilerlemeye devam eden Hector en nihayetinde aradığı bayanın büyük bir kayanın gölgesinde baygın şekilde yattığını görür.Başlarda yanına yaklaşmaya cesaret edemese de ürkek adımlarla yanına sokulmaya başlar.Bu sırada suratı pembe bandajla sarılı bir adamın arkadan kendisine saldırması ile yaralanan Hector,hemen olay yerinden uzaklaşmaya çalışır.Tabii gizemli pembe bandajlı adam da peşine düşmüştür.Uzun soluklu bir kovalamacanın ardından bilimsel araştırmaların yapıldığı gizli bir binaya sığınan kahramanımız,hafta sonu nedeniyle kendisine yardım edebilecek kimseyi bulamayınca rastgele bir kapıyı kırarak içeri girmeye karar verir.Sandığının aksine sürekli kameralarla gözetlenen tesiste yalnız değildir.Telsizle irtibata geçen bir adam kahramanımızdan tepedeki ambara gelmesini istemektedir.Keza suratında bandaj sarılı biri de şu an binaya girmiş ve etrafa dehşet saçmaktadır.
Korku dolu anların sonrasında ambara ulaşmayı başaran Hector telsizde kendisine yardımcı olan görevi ile tanışma fırsatı bulur.Ancak acele etmesi gerekmektedir zira halen yüzü gözü sarılı adam peşindedir.Görevlinin önerisi üzerine içerisi sıvıyla dolu olan büyük bir makinanın içerisine saklanmayı kabul eden Hector,sıra dışı bir deneyim yaşayacaktır.İçine girdiği şeyin bir zaman makinası olduğunu anlayacak olan kahramanımız,aynı günün birkaç saat öncesine gitmiştir.Yaşadıklarına anlam veremeyen Hector,görevlinin direktiflerine uyarak bir kenara çekilip olacakları izlemeye koyulur.Ancak kendisinden bir başkası daha olduğunu anlayınca işler sarpa saracaktır..


İyi;Baştan sona sürükleyici,hoş zaman geçirmenizi sağlayacak bir yapım.Kurgu ve mekan betimlemeleri oldukça başarılı.Zamanda seyahat ve paralel evren konularına meraklıysanız mutlaka göz atmanızı öneriyorum.Bu arada bu filmi sevenler Triangle (2009) yapımını da izlemeli.
Kötü;Hızlı şekilde ilerleyen ilk çeyreğin ardından daha yavaş bir tempo izleyiciyi bekliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

No Country for Old Men (2007)

No Country for Old Men (2007)
Son dönemlerin en başarılı gerilim filmlerinden biri olan "İhtiyarlara Yer Yok",tipik Coen kardeşler kara mizah sinemasının örneklerinden.Kurgu olarak Fargo (1996) ile büyük benzerlik gösteren yapım,final bölümünde değineceğim birçok ortak özellik taşıyor.
Geyik avlamak için Meksika yakınlarında kurak bir alanda gezinen Llewelyn Moss,kanlı bir uyuşturucu ticaretinin ortasında bulur kendisini.Zaten halihazırda "Meksika sınırı" söz öbeğini duyar duymaz pek çoğumuz algıda seçicilik yaparak uyuşturucu ticareti ve kartel cinayetlerini ilişkilendirmiştir bile.İşte bu noktada bol kanlı bir eyleme şahit olan kahramanımızın,cesetlerin arasındaki yüklü miktardaki para gözüne ilişir.Zaman kaybetmeden daha doğrusu birileri paranın peşine düşmeden hemen çantaya aldığı gibi oradan uzaklaşan Moss,artık vicdanı ile baş başadır.Aynı günün gecesinde yaptığının şeyin doğru olmadığı düşüncesi ile yeniden olay yerine dönen kahramanımızın bu sefer ilkinde olduğu gibi şansı yaver gitmeyecektir. Zira öncesinde tahmin ettiği gibi birileri paranın peşine düşmüştür ve panikten kamyonetini oracıkta unutan Moss için tehlike çanları çalmaya başlamıştır.
Para çantasını aldığı gibi ortadan kaybolmaya çalışan Moss,ne yazık ki peşine sıra dışı psikopat bir katili takmıştır.Anton isimli bu seri katil;ilginç saç tıraşı olan ve birbirlerinden tuhaf silahlarıyla doğası gereği etrafa dehşet saçmaya başlamıştır.Çantanın içerisindeki sinyal cihazı sayesinde Moss ne kadar uzaklaşsa da sürekli takibi sürdüren Anton'un durmaya niyeti yoktur.Anlaşılan av ve avcının ses getirecek buluşması kaçınılmaz görünmektedir.Bu arada Anton'un ardında bıraktıklarından izini süren kasabanın şerifi de olaya dahil olmuştur.Henüz kime ait olduğunu dahi bilinmeyen çanta dolusu para bakalım kime yar olacak...
Giriş bölümünde bahsettiğim gibi Coen kardeşlerin kendilerine has sinema kurgularından övgüyle bahsetmek gerektiği yadsınamaz bir gerçek.Öyle ki diğer filmlerinde de olduğu gibi gerek enteresan katil tiplemeleri gerekse kimseye yar olmayan yüksek meblada para esprisi ile işledikleri önermeler oldukça ilgi çekici.Genelde sıradan insanların başına gelen absürt olaylar ana temayı oluştursa da plansız ilerliyor hissi veren kurgu son derece sürükleyici.Tabii usta oyuncu kadrosundan da filmin başarısındaki rolü geri plana atılamaz.Baştan sonra gerilimi hissedebiliyorsunuz.


İyi;Fazla söze gerek yok,gerilim severlerin arşivleyip saklamaları gereken tam bir başyapıt.İzlemeyenlerin vakit kaybetmeden göz atması gerekiyor.
Kötü:Final (?)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

Sunshine (2007)

Sunshine (2007)
"Güneşimiz ölüyor.İnsanlık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.Yedi yıl önce İkarus Projesi güneşi tekrar ateşlemek üzere bir göreve gönderdi.Ama o uzay gemisi yıldıza ulaşamadan kayboldu.16 ay önce ben, Robert Capa,ve yedi kişilik bir takım,dondurucu soğukta Dünya'dan ayrıldık.Yükümüz Manhattan Adası'nın kütlesine eş değer bir yıldız bombası.Amacımız yıldız içinde yıldız yaratmak..."
Her zaman belli bir mantık içerisinde seyreden,bilim kurgu filmlerini ilgiyle izlemişimdir.Tabii işin içerisine bir de "Sunshine" yapımında olduğu gibi gerilim de eklenince gerçekten izlenesi yüksek bir alternatif haline dönüşüyor.Tabii yönetmen koltuğunda oturan Danny Boyle isminden de bahsetmemiz gerek.Zaten halihazırda gerilim ve bilim kurgunun başarıyla bir arada olduğu çok az dikkat çekici yapım var.Kronolojik olarak gidersek bunlardan bazıları Event Horizon (1997),Sphere (1998) ve son olarak güncele yakın olanlar içerisinde Pandorum (2009)...
Filme gelecek olursak 2057 yılına uzanıyoruz.Güneşin sönmeye yüz tutan bir yıldız haline dönüşmesi ile beraber yeryüzünün en büyük ve ihtişamlı ısı-enerji kaynağı yok olmuştur.Akabinde dünyayı esir alan dondurucu soğuk sonrasında,Icarus 1 isimli projenin büyük umutlarla uzaya gönderilmesinin ardından yedi yıl geçmiş ve en nihayetinde kaybolan uzay gemisinden bir haber alınamamıştır.Görevin başarısızlıkla son bulması Icarus 2 olarak adlandırılan daha teknolojik bir uzay gemisinin görevi devralmasına sebep olmuştur.Sekiz astronottan oluşan mürettebatı ile güneşi yeniden hayata döndürebilecek nükleer bir füzyon tepkimesi gerçekleştirmek amaçlanmaktadır.Uzay gemisinin en kıymetli yükü olan yıldız bombası ile güneşe yaklaşarak görevi başarıyla tamamlamayı planlayan Icarus 2 gemisi yörüngesinde seyrede dursun dünya ile iletişim frekanslarının ansızın kopması işlerin kızışmasına neden olacaktır.Merkezle bağlantısını yitiren kahramanlarımız yedi yıl öncesinde gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Icarus 1'den değişik sinyaller almaya başlamıştır.Gerilimin giderek tırmandığı gemide psikolojik savaş patlak verecektir...



İyi;Kurgu olarak biraz klişe görünse de baştan sona oldukça sürükleyici bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Oyunculuk,çekim teknikleri vs gayet başarılı.Bazı ufak mantık hataları gözlerden kaçamasa da bilimsel bir yaklaşımla ilerleyen "Sunshine" bilim kurgu severlerin izlemesi gereken yapımlardan biri.Bu filmi sevenler incelemenin ilk bölümünde bahsettiğim yapımlara da göz atabilirler.
Kötü;Bilim kurgu filmleri ile haşır neşirseniz konunun sıradan olması şevkinizi kırabilir.Ek olarak final de daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Tooth & Nail (2007)

Tipik kıyamet sonrasını işleyen yapımlardan biri olan Tooth & Nail (2007),alışılageldiği gibi hayatta kalmayı başaran bir avuç insanın hikayesini anlatıyor.Neyse ki bu sefer kıyamet konsepti nükleer savaş ya da ölümcül salgın gibi klişe senaryodan ibaret değil.
Korunaklı bir binayı mesken belleyen kahramanlarımız,başlıca problemleri olan su ve besin bulma konusunda epey sıkıntılıdır.Dahası bir çatışma sırasında kurtardıkları genç bir bayan (Neon) başlarına büyük bela açacaktır.Zira asla bulaşmamaları gereken insanlıktan çıkmış yamyam bir grubun tehdidi altındadırlar.
Bu zamana kadar son derece başarılı şekilde organize olarak hayatta kalmayı başaran kahramanlarımız,Neon'un aralarına katılması ile peşlerine taktıkları yamyamlarla mücadele etmek zorunda kalacaklardır.Neon'a güvenerek onu dışarda bırakmayıp sahip çıksalar da grup dinamiklerini alt üst eden bu gelişme sonrasında ufak çaplı kriz giderek derinleşmeye başlar.Grubun ağır toplarını yanına çeken Neon dışarıdaki yamyam sürüsüne karşı daha cesur olmaları yönünde arkadaşlarını örgütlemeye başlar.Oysa ki grupta,daha düne kadar tanımadıkları bu bayan hakkında dost ya da düşman yorumu yapmak için dahi yeterli izlenim oluşmamıştır.Öncesinde liderleri olan profesörün direktifleri ile sağ kalmayı başaran kahramanlarımız şimdi değişen dengeler çerçevesinde daha agresif bir anlayışa bürünmüştür.


İyi;Sürekleyici bir yapım.Biraz daha para harcasalar hoş bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.Mekan başarılı.
Kötü;Klişe konu,vasat oyunculuk...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Lake Dead (2007)

Birbirlerinden epey kopuk şekilde yaşayan üç kız kardeş,günün birinde büyük babalarının öldüğünü  öğrenir.Daha yaşıyor olduğundan bile haberleri olmayan kahramanlarımız ellerine ulaşan kurye ile durumun ciddiyetini anlarlar.Her ne kadar sayıp sevmeseler de dedelerinin ölümü ile ufak çaplı bir servetin sahibi olmuşlardır.Taşrada bulunan motelin yeni sahipleridirler...
Mirası bölüşmek için motelin yolunu tutan kız kardeşler,yanlarına sevgilileri ve bazı dostlarını da alarak karavan kiralayıp işe koyulurlar.Mülkün durumunu öğrenerek biran önce elden çıkarıp parayı paylaşmayı planlayan kahramanlarımız bir yandan da keyifli bir şekilde tatil yapmayı düşünmektedir.Motelin yakınlarındaki ormanlık alanda yer alan göletin kıyısına kamp kuran maceraperest gençler,zamanla tuhaf olaylar yaşamaya başlarlar.Ormanda tek başlarına(kuralların ve izleyenlerin olmadığı :D) eğlencenin doruklarında gezen kahramanlarımız çok geçmeden yalnız olmadıklarını anlarlar.Sonrası malum (ormanda kovalamaca vs) 
İyi;Bir grup genç ve başlarından geçen maceralar konulu yapımları sevenler için alternatif olabilir.Ancak fazla beklentiye girmeden izlemenizi tavsiye ediyorum.Zira herhangi bir zeka parıltısı ya da üst düzey oyunculuk beklemek sukutu hayale uğratır.
Kötü;İkinci yarısı itibariyle klasik teen slasher havasına bürünen film;klişe kurgusu ve yüzeysel teması ile izleyicileri şaşırtmaktan epey uzakta olduğu görülüyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Temmuz 2012 | Etiketler : | | |

Whisper (2007)

Whisper (2007)
Zengin bir ailenin çocuğu olan David,Max ve çetesi tarafından fidye amaçlı olarak kaçırılır.Plan basittir;kahramanlarımız bir süre David'i gözlerden uzakta bir evde saklayarak istedikleri parayı tahsil ettikten sonra serbest bırakacaklardır.Lakin sessiz sedasız,utangaç bir çocuk izlenimi veren David sıra dışı güçlere sahiptir.Bakalım ava giden avlanır önermesi tekerrür edebilecek mi?
Arkalarında hiçbir iz bırakmadan David'i kaçırmayı başaran Max ve arkadaşları planladıkları gibi oldukça yüklü olduğunu öngördükleri fidyeyi almak için oldukça kararlıdırlar.Şehrin dışında tenha bir mekanda konuşlanan kahramanlarımız önlerindeki kritik birkaç günü atlatabilirlerse fazlasıyla ihya olacaklardır.Bu arada Max'in kız arkadaşı olan Roxanne,David ile yakından ilgilenerek ihtiyaçlarını gidermektedir.Her ne kadar yanlarında rehin olarak bulunsa da David'e karşı anne şefkati ile yaklaşan Roxanne,eli silahlı sert arkadaşlarının arasında bir bakıma tek başınadır.
Eve yerleştikleri günün hemen gecesinde tuhaf olaylar yaşamaya başlayan kahramanlarımız sanki birinin kulaklarına fısıldayarak direktiflerle yönlendirildiklerine şahit olurlar.Birbirlerini uzun süredir tanısalar da normalde yapmayacakları eylemlere girişen ve her zaman olduğundan çok daha fazla sorumsuzlaşmaya başlayan fidyecilerimiz,grup dinamiklerini hiçe sayarlar.Tabii bu sırada zengin olma hayalleri de birbirlerine sırtlarını dönerek bireyselleşmelerine neden olacaktır.


İyi;Gerilim düzeyi tatmin edici.Şeytan-şeytani güç temalı yapımlar arasında ilgiyle izleyebileceğiniz alternatiflerden biri olabilir.Popüler diziler ile hayatımıza giren oyunculardan oluşan kadrosuyla Whisper,atmosfer olarak da vasatın üstünde.
Kötü;İlk çeyrek gayet başarılı ve gizemli şekilde ilerlese de filmin düğümü oldukça basit şekilde çözülüyor.Zaten sonrasında da izleyiciyi şaşırtabilecek herhangi bir zeka parıltısı yok açıkçası.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

The Poughkeepsie Tapes (2007)


The Poughkeepsie Tapes (2007)
Ne amaçla yapıldığını tam olarak kavrayamadığım,belgesel havasında ilerleyen tipik seri katil hikayelerinden farklılaşan bu yapımı kategorisiz filmler klasmanına dahil ediyorum.Öyle ki baştan sona anlaşılabilir konu bütünlüğüne sahip olmayan,aynı şekilde bittiğinde nasıl bir önerme ile sonlandığını kestiremediğim tuhaf bir yapım olduğunu söyleyebilirim. 
Sözde fbi arşivlerindeki videolardan yola çıkarak belgesel tadında,adının Ed olduğu (?) bilinen seri katilin Poughkeepsie kentinde yaptığı sadistçe eylemler irdeleniyor.Gerçek kimliği asla ortaya çıkarılamayan Ed hakkında dişe dokunur bilgilere sahip olunmamakla beraber yakın zamanda hayatını alt üst eden bir olay sonrasında ölümcül eylemlere giriştiği tahmin ediliyor.Halihazırda ilk kurbanını seçerken en savunmasız olanı tercih etmesi bu bulguları güçlendirse de öte yandan kademeli olarak sürdürdüğü cinayetlerin sürekli farklı yöntemler ve kriminallerin değişiyle katil profilinin aşama göstermemesi (ilk cinayetlerinden sonlara doğru kronolojik olarak hep belli bir standartı olması) dolayısıyla tam olarak nasıl bir suçlu karakteri taşıdığı kestirilemeyen Ed,bütün polis teşkilatını peşine takmayı başarmıştır. 
Sıradan bir seri katilden oldukça farklı kabiliyetleri sahip olan Ed,gerek cerrahi beceri gerekse kurban seçimlerindeki homojenlikten ötürü belli bir kalıba sığdırılamamıştır.Zaten halen yakalanamamasının da sebebi budur.Cinayetlerini tiyatral bir havada işleyerek polislerin de haberi olmasını sağlamak için bodrumunu kullandığı ve hunharca eylemlerde bulunduğu evlerinden birinin keşfedilmesini sağlayarak canice cinayetlerinin kasetlerinin bu sayede kamuoyuna duyurulmasını sağlamıştır.İyi eğitim aldığı,adli ve cerrahi olaylarda bilgisi olduğunu tahmin edilen tüm zamanların en ilginç seri katili halen amansızca aranmaktadır. 

İyi;Buhranlı bir atmosferle sahip.Rahatsız edici yapımlar arasında yer alıyor.Tipik seri katil filmlerinden uzaklaşarak ilgi çekici bir konsepte ulaşıyor. 
Kötü;Belgesel yarım kalmış havası hissediliyor.Zaten kurgunun dağınık ilerlediği yapımda ucu açık olarak sonlanan final hayal kırıklığı yaratabilir. 
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

End of the Line (2007)

Hak ettiği ilginin epey altında kalmış başarılı gerilim yapımlarından biri olan "End of the Line (2007)" gerek sürükleyici kurgusu gerekse paranoyalarla dolu kafa kurcalayan mistik atmosferi ile izlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim korku-gerilim filmi alternatiflerinden biri.Filmin kısa özeti ise;Karen isimli psikiyatri servisinde çalışan genç bir hemşirenin gece yarısı son metro seferine binmesi ile yaşanacaklar şeklinde...
İstasyonda Mike isimli biriyle tanışan Karen,onunla beraber perona yanaşan metroya biner.Ancak çok geçmeden karanlık tünelin ortasında metronun sebepsiz yere durması ile panikleyen kahramanımız olan bitene anlam kazandırma çabasındadır.Bu sırada ışıklarında kesilmesi ile iyice telaşlanan Karen en nihayetinde birinin "acil iniş" butonuna bastığının anons edilmesi ile rahatlar.Ancak bir şeylerin yolunda gitmediği çok açıktır.Zira kompartımanda tek başına kalan kahramanımız,tünelden gelen garip sesler sonrasında Mike ve yaşlı bir kadınında yanına gelmesi ile derin bir nefes alır.Bu sırada tuhaf tavırlar sergileyen ve gereksiz yere dini söylemlerde bulunan yaşlı bayan bir çağrı cihazı vasıtasıyla birilerinden mesaj alır.
Metroda benzer çağrı cihazı ile mesaj alanların sayısı epey fazladır ve gelen mesaj sonrasında hepsi saldırganlaşmaya başlamıştır.Karen,Mike ve bir grup hayatta kalan insanın da aralarına katılmaları ile metro tünelleri arasındaki bir güvenlik noktasına ulaşan kafilemiz,ne telefonlarla ne de telsizlerle neler olup bittiğini öğrenemezler.Dahası tv yayınları da bir şekilde kopmuştur.Dış dünyada bir şeyler olmaktadır ve normal görünüşlü insanlar gelen mesaj sonrasında dini fanatiklere dönüşerek,kendileri ile benzer düşünceye sahip olmayan diğerlerini "kurtarmak" adı altında vahşice öldürmektedir.Peki ama dışarıda neler olmaktadır?Bu kıyamet olabilir mi?

İyi;Baştan sona gerilim yüklü oldukça başarılı bulduğum;hem kurgu hemde atmosfer olarak izlemenizi tavsiye edebileceğim yapımlardan biri.Soundtrackler oldukça iyi.Tuhaf finali ise ilgi çekici.
Kötü;Bazı sahnelerin üzerinde biraz daha durulsa,efektler daha inandırıcı olsa çok daha başarılı bir şeyler ortaya çıkabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Funny Games (2007)

Funny Games (2007)
1997 yapımı Funny Games filminin yeniden uyarlaması olan bu yapımı;oldukça sinir bozucu sahnelerle dolu,son derece bunaltıcı bir gerilim denemesi olarak tanımlayabiliriz.Öyle ki yönetmenin bazı sahnelere gösterdiği tahammül ve farklı kamera açılarıyla adeta seyircinin o an oradaymış gibi hissetmesini sağlayacak şekilde yansıtması,benzer psikolojik gerilim filmleri arasından sıyrılmasına sebep oluyor.
Filme gelecek olursak;her şey bir aile tatili ile başlar.Genç bir anne baba(Ann-George) ve küçük oğulları,arkadaşlarının da o yörede tatil yaptığı,şehrin gürültü ve stresinden uzak,kafa dinlenecek göl manzaralı hoş bir yazlığa birkaç haftalığına kalmaya giderler.Her şey yolundayken kahramanlarımız bir iş ortağının oğlu diye tanıtılan Paul isimli bir gençle tanışmaları ile dehşet dolu saatler yaşanmaya başlayacaklardır.Paul oldukça soğukkanlı,ağzında kelime oyunları geveleyen nazik fakat sıkıcı birisidir.Dahası bir o kadar da tehlikeli cani olarak tanımlayabileceğimiz bir ruh hastasıdır.Bütün bunlardan haberi olmayan Thompson ailesi ise onun hal ve hareketlerinden bir şeyler sezse de başlarına gelecekleri engelleyemeyeceklerdir.
Aynı günün devamında George, oğlu ile beraber kayıklarını göle indirmek üzere evden ayrılır.Kısa bir süre sonra Ann evde yiyecek bir şeyler hazırlarken,kapıda aynı Paul gibi giyinmiş ve tip olaraktan onu andıran bir gencin belirdiğini görür.Ann güleç yüzüyle kapıyı açar ve genç adama(Peter) nasıl yardımcı olabileceğini sorar.Bayan Thompson’ın arkadaşının,kendisini gönderdiğini söyleyen genç,4 yumurta ister.Ann yumurtaları genç adama verir ancak tam da evden çıkacakken yumurtaları düşüren Peter,yeniden 4 yumurta ister.Bunu anlayışla karşılayan Ann ona yumurtaları verirken,bu seferde kendi cep telefonunu eviyenin içerisine düşüren genç adama hafiften sinirlenmeye başlar.Bu sırada Paul da ikilimize katılır.Kafa karıştıran saçma sapan cümleler kuran bu iki garip genç,belli ki evden ayrılmak istememektedir.Niyetlerinin ne olduğunu anlamakta zorlanan Ann’in yardımına,öğle yemeği için evine dönmüş olan eşi yetişir.George başlarda nazik davranarak gençlere yardımcı olmak istese de,eşine rahatsızlık veren bu iki genç adamı evini terk etmesi yönünde uyarır.İşte her şey bu olayla başlar.Dış dünya ve arkadaşlarıyla irtibat kuramayan Thompson ailesi bakalım kabus gibi geceden kendilerini kurtarabilecek midir?
Ev halkını tutsak eden gençler zamanla sinir bozucu isteklerde bulunarak şiddet bağımlısı eylemlerine devam edeceklerdir.Paul ve Peter ,Thompson ailesi ile kedinin fareyle oynadığını gibi oynayacaklardır.Eşi,oğlu ve kendisinin mağdur edildiği sinir harbinde,ailesini kurtarmak adına psikopat iki gençle mücadeleye girişecek olan Ann,bakalım başarılı olabilecek midir?

İyi;Gerilim yüklü başarılı bir uyarlama.Orijinal 1997 yapımı filmi sevenler göz atabilirler.
Kötü;Bazı sahneler çok kopuk ve sıkıcı şekilde ilerliyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |