Güncel İncelemeler;

The Covenant (2006)

The Covenant (2006)
Spenser Akademi'nin dört yakışıklı öğrencisi (Caleb,Reid,Tyler ve Pogue) namı diğer Ipswich oğulları (Sons of Ipswich) kampüsün en ilgi çekici,en popüler delikanlılarıdır.Birbirlerine büyük bir bağlılık duymalarının yanı sıra 17.yy'dan kalma yaklaşık 300 yıllık bir sırrı da paylaşan gençler,gerekmedikçe kullanmamaya söz verdikleri süper güçlere sahiptirler.
The Covenant (2006)
17.yüzyılda cadılarla yapılan anlaşma sonucu özel güçler kazanan beş köklü aileden dördü günümüze kadar ulaşabilmiş ve güçlerini korumuşken,hırslarına yenik düşen beşinci aile sürgün edilerek yok olmuştur.İşte bu dört ailenin temsilcileri olan Caleb,Reid,Tyler ve Pogue süper güçlerinin ötesinde sıradan bir hayat sürdürmektedir. Günün birinde kampüse yeni katılan Chase ile tanışan kahramanlarımız,çok geçmeden onda bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar.Öte yandan Caleb'in okula yeni nakil olan Sarah ile yakınlaşması,özellikle Reid ile arasının açılmasına sebep olur.Caleb'in güçlerinin zirveye yükseleceği on sekizinci yaş günü yaklaşırken kampüste gizlice birinin süper güçler kullanmaya başlaması ortamı germeye yetecektir.Birbirlerini suçlayan Ipswich oğulları Caleb'in yükselmesine bu denli az zaman kalmışken kimin güçlerini düşmanca kullandığını sorgulamaya başlarlar.Sürgün edilen beşinci Ipswich oğlunun ansızın ortaya çıkması sonrasında kahramanlarımızı ve onların sevdiklerini tehdit etmesi  gençlerin yeniden bir araya gelip beraber hareket etmesine sebep olacaktır.5.oğul hepsinden daha güçlüdür ve dahası onların da güçlerini toplamak için savaş açmıştır.Yaş gününe saatler kalan Caleb ise önemli bir seçim yapmak zorundadır...
İyi;Oyuncu kadrosunun gençlerden oluştuğu,sürükleyici bir gençlik-macera karışımı fantastik yapım.Kurgu akıcı,görsel olarak dönemin şartlarına göre fena değil.
Kötü;İlk yarısı itibariyle eğlenceli devam etse de,ne yazık ki klişelerle dolu sıkıcı bir son çeyreğe sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2015 | Etiketler : | | | | |

The Last Winter (2006)

The Last Winter (2006)
Amerikan petrol şirketi KIC kuzey kutbunda fosil yakıt aramaktadır.Ed liderliğinde organize olan bir grup çalışan;evlerin kilometrelerce uzakta dondurucu soğukta,ufak bir prefabrik araştırma tesisinde çalışmalarını sürdürmektedir.
The Last Winter (2006)
Ed şirketine son derece bağlı olup,şu an çalıştıkları arama istasyonunda sondaj tünelleri yıllar önce kapatılmasına rağmen yerin altındaki petrolü çıkarıp,işleyebileceklerini düşünmektedir.Ed ile arası limoni olan ekip arkadaşı James ise küresel ısınmanın buzulları erittiğini ve ortaya çıkan sera gazlarının insan bünyesi üzerinde zararlı etkileri olabileceğini düşünmektedir.Dahası erime bu hızla devam ederse yaklaşık on bin yıldır buzullarla kaplı toprağın altından neler çıkabileceğini kimsenin tahmin edemeyeceğini vurgular.Ona göre doğanın kimyasıyla bu denli uğraşmak geri dönüşümü mümkün olmayacak reaksiyonlara neden olabilir.Ancak otoriter yapısından ödün vermeyen Ed,ne pahasına olursa çalışmaya devam etmeleri gerektiğini düşünmektedir.Zaten halihazırda havalarda yeniden soğumaya başlamış,mevsim normallerine ulaşmıştır.Öte yandan ekibin genç isimlerinden Elliot psikolojik olarak zor zamanlar geçirmektedir.Elliot'u çocukluğundan beri tanıyan Ed ise onun burada gözünün önünde kalmasının daha iyi olacağını düşünerek eve dönmesi fikrine yanaşmaz.Ancak çok geçmeden elinde kamerayla bir gece yarısı çırıl çıplak sondaj tünellerinden birine yürürken donup can veren Elliot,başta James olmak üzere grubun diğer üyelerinin de Ed'in üstüne gitmelerine sebep olur.Dahası Elliot'un kamerasında insanın kanını donduracak bazı görüntüler bulmaları isyan bayrağını kaldırmalarını tetikler.Ekipteki diğer kişilerinde ansızın ortaya çıkan tuhaf rahatsızlık yaşamaya başlamaları Ed'in pes etmesine ve geri dönüş için hazırlıklara başlama fikrini düşünmeye iter.James haklı olabilir mi?
İyi;Karlı havada,dondurucu atmosferde geçen başarılı bir gerilim filmi.Grup dinamikleri ve karakterler özenle seçilmiş.Kurgu ağır işlese de sıkmayan bir tempoya sahip.Ekolojik bilinç oluşturma teması takdire şayan.Bu yapımı sevenlerin The Thaw (2009) filmine de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Biraz daha gizem-bilimkurgu ve aksiyon görebilsek daha ilgi çekici bir yapıma dönüşebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2014 | Etiketler : | | |

Unrest (2006)

Unrest (2006)
Dr. Blackwel'den makroskopik anatomi dersi almaya karar veren bir grup tıp öğrencisi kadavraları incelemek için dört kişilik gruplara ayrılır.Daha önceden merhabaları olmayan Alison,Rick,Carlos ve Brian aynı ekipte çalışacaktır.Sedyenin üzerinde genç bir bayan kadavrasıyla karşılaşan ve ilgiyle incelemeye başlayan gençler,neşterle ilk kesitleri almak için epey heyecanlıdırlar.
Unrest (2006)
Norma adıyla hitap ettikleri kadavranın yüzünü ilk gördüğü andan itibaren neşesi kaçan Alison,bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir.Norma'nın suratındaki derin kesikler onu fazlasıyla korkutmaya yetmiştir.Öte yandan Dr. Blackwell dersin temel amacını anlatırken öğrencilerinden ölülere karşı saygılı olmalarını aksi durumda şiddetle cezalandırılacaklarını yeniler.İşin dalgasında olan Rick ise önündeki kadavranın sadece cansız bir beden olduğunu ve onunla biraz eğlenmenin zararı olmayacağını düşünmektedir.Aynı gün hastanede kalan Alison bazı metafizik olaylar yaşamaya başlar.Norma'da bir problem olduğunu düşünen kahramanımız cesedinin nereden geldiğini sorgulamak için proseförden yardım ister.Ancak olumsuz yanıt alarak sadece kadavranın Latin Amerikadan uçakla getirildiği bilgisini edinir.Endişelerini Brian ile paylaşan kahramanımız Norma'nın ruhunun bedeninden ayrılamadığı ve huzursuz bir şekilde hastanede dolaştığını dillendirir.Brian ve diğer grup arkadaşları tarafından ciddiye alınmayan Alison tek başına cesedin izini sürmeye karar verir.Bu sırada nişanlısına Norma'yı göstermek ve onunla biraz eğlenmek için laboratuvara inen Rick,nişanlısının gizemli bir şekilde ölmesi sonrasında büyük bir şok yaşar.Dahası ölümler sadece bununla da sınırlı kalmayacaktır.Grup arkadaşlarının ve kendi hayatının tehlikede olduğunu hisseden Alison bir yolunu bularak Norma'nın yaşarken nasıl biri olduğunu öğrenmeye çalışır.İpuçları edindikçe başlarının ne denli büyük bir belada olduğunu anlayacaktır...

İyi;Konu olarak enteresan,merak uyandıran sürükleyici bir gerilim filmi.Bu tarz hastanede geçen filmlerden hoşlananlar Autopsy (2008) ve Pathology (2008) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Fazla beklentiye kapılmadan izlenmesi gereken ortalama bir gerilim filmi.Fikir olarak başaralı ancak daha fazla bütçe harcanarak sinemalaştırılması gerekirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Mart 2014 | Etiketler : | | | |

Gone (2006)

Gone (2006)
Sophie,Alex çifti tatil yapmak amacıyla Avustralyayı seçip güneşin ve kumsalların tadını çıkarmaktadır.Günün birinde Alex,Taylor isimli gizemli bir Amerikalı ile tanışır.Yakışıklı ve sempatik görünümlü Taylor,Alex'i kendisiyle yolculuk yapmaya ikna eder.Ne de olsa otobüsle dolaşmak yerine kafa dengi Taylor'ın arabasıyla gezmek daha caziptir.
Gone (2006)
Sophie'yi almak üzere kumsalları ve denizi bırakıp onun yanına gidecek olan ikilimiz barda tanıştıkları kızlarla ufak bir kaçamak yapmayı da ihmal etmezler.Sophie ile buluştuklarında ise onun da ilgisini çekmeyi başaran Taylor,genç çifti gidecekleri yere kadar götürmeyi teklif eder.Beraber son derece iyi zaman geçiren kahramanlarımız ülke çapında ufak bir tura çıkarlar.İstedikleri yerde kamp yapıp,nerede gece oradan sabah eğlenirler.Ancak çok geçmeden ağızlarının tadı kaçacaktır.Alex,Taylor'ın kaçamak yaptıkları geceye ait çektiği bir fotoğrafı sakladığını öğrendiğinde artık onunla yolculuk yapmanın pek de iyi bir fikir olmadığı düşünmeye başlar.Öte yandan Taylor'ın Sophie'ye yakın ilgisinden sıkılmaya başlayan Alex,kız arkadaşını alarak kendi yollarına gitmeyi dillendirir.Taylor'ı kırmadan yollarını ayırmayı planlamaktadır. Halihazırda Alex'le tanışmadan önce otobüs biletleri edinmiş ve eve dönüş yolu için alternatifini hazırlamıştır.Ancak ne yazık ki yolda geçirdikleri kazanın ardından son otobüs seferini kaçırırlar ve bir süre daha birlikte kalmak zorundadırlar.Taylor hakkında Sophie'i uyaran Alex,ondan uzak durmasını ister.Sophie ise Alex'in giderek paranoyaklaşmaya başladığı hissetmektedir.



İyi:Sürükleyici kurguya sahip,oyunculuk ve mekan seçimlerinin tatminkar olduğu göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir gerilim filmi.Bu yapımı sevenler
A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) filmlerine de göz atabilirler.
Kötü;Klişe senaryo,tahmin edilmesi kolay final.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

The Return (2006)

The Return (2006)
Joanna Mills ünlü bir lojistik şirketinde çalışan başarılı bir satış temsilcisidir.Yakın zaman önce terfi alan kahramanımız büyük bir anlaşmayı organize etmek için Teksas'a gitmeye gönüllü olur.Esasında yaklaşık onbeş yıl önce babasıyla birlikte bir trafik kazası atlattığı yere geri dönüş için hazır olduğunu hissetmese de gecelerini dar eden korku dolu kabuslar bir şekilde eski evine yolunu tutmasına sebep olur.
The Return (2006)
Oralara kadar gitmişken babasının evini de ziyaret eden Joanna,henüz onbir yaşındayken başa çıkmak zorunda kaldığı trajediyi bir kez daha ondan duymak ister.Uzun yıllardır babasıyla da görüşmeyen kahramanımız başka bir yerde başarılı olduğu yeni bir düzen kurmuştur.Ancak sürekli belleğinde yer edinen görüntüler ve gününü berbat eden kabusları bir türlü dindirememiştir.Dahası kendisine zarar verme eğilimi gösteren Joanna tek kurtuluşun geçmişiyle yüzleşmek olduğunun bilincindedir.Kabuslarından aklında kalan La Salle isimli daha önce hiç bulunmadığı bir kasabaya gitmeye karar veren kahramanımız zihnindeki düğümün orada çözüleceğinden emindir.Kasabaya yakın bir motele yerleşip kendisini sıkıntılı bir durumdan kurtaran Terry isimli bir adamla tanışan Joanna,en nihayetinde kabuslarında gördüğü cinayet işlenen ambarın izini bulur.Araştırmasına devam ederken çok geçmeden kendi hayatının da tehdit altında olduğunu fark edecektir...


İyi;Gizem seviyesi tatmin edici orta karar bir gerilim filmi.Atmosfer fena değil.
Kötü;Hikayede izleyici şaşırtmayı başarabilecek sıradışı diyebileceğimiz zeka parıltılarını söz edebilmek mümkün değil.Ancak yine de bu tarz yapımlara çok yakışan başarılı oyuncu Sarah Michelle Gellar'ın bulunması bir nebze kurtarıcı olarak düşünülebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ekim 2013 | Etiketler : | | | |

The Woods (2006)

The Woods (2006)
Ailesiyle yaşadığı problemler sonrasında evinden ayrılmak zorunda kalan Heather,ormanlık bir arazi içerisinde bulunan eski bir yatılı okula gönderilir.Yaklaşık yüz yıllık bir tarihe ve büyük bir geleneğe sahip olan okulda yeni kız olmanın zorluklarını yaşayan kahramanımız adapte olabilmek için yoğun çaba harcamaktadır.Zira annesiyle arasını düzeltip eve dönebilmesinin yolu başarılı bir öğrenci olmaktan geçmektedir.
The Woods (2006)
Sadece özel (seçilmiş) öğrencilere burs sağlayan okulun yöneticisi Ms.Traverse,Heather'in şanslı bir kız olduğunu söyleyerek kurallara uymasını konusunda tembihler.Öte yandan Marcy isminde bir arkadaş edinen kahramanımız zamanının çoğunu onunla geçirmektedir.Akşamları ışıklar kapatıldığında ise yatakhaneye ormandan gelen ürpertici sesler ve fısıltılar en büyük düşmanı olmuştur.Hocalarla anlaşmakta zorluklar yaşayan Heather,okulun popüler kızı Samantha'nın da kendisine tavır yapması sonrasında giderek içine kapanmaya başlar.Geceleri ise gördüğü korku dolu kabuslar,gözüne uyku girmesini engellemektedir.Artık daha fazla dayanamayacağını anlayan kahramanımız çok geçmeden diğer kızların da orman konusunda çeşitli çekinceleri olduğunu anlar.Dahası sınıf arkadaşları birer birer kaybolmaya başlamıştır.Ms.Traverse ise bu durumu hafife almakta,ormanda bir şeylerin yolunda gitmediğini göz ardı etmektedir.Bir an önce ailesine ulaşıp okuldan ayrılmak isteyen Heather,okulun geçmişine ait bir takım karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalacaktır.Orman nefes almaktadır...


İyi;Gizem yönü tatmin edici.İnsanı geren kasvetli bir atmosfere sahip.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı. 
Kötü;Büyük bir bölümü durağan ilerleyen yer yer epey sıkıcı bir hale bürünen orta karar bir gizem-gerilim yapımı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ekim 2013 | Etiketler : | | | | |

The Kovak Box (2006)

Ünlü bir bilim-kurgu yazarı olan David Norton yeni romanı için arayış içerisindedir.Özel bir konferansa konuşmacı olarak davet edilen kahramanımız,nişanlısıyla beraber Mallorca'nın yolunu tutar.Bol bol imza dağıtan David,günün sonunda oteldeki odasına dinlemeye çekilir.Ancak yatağının üstünde adına gönderilmiş gizemli bir dvd bulunmaktadır...
The Kovak Box (2006)
Merakına yenik düşerek hemen dvd'deki videoyu oynatan kahramanımız geri döndüğünde nişanlısının odada olmadığını fark eder.Çok geçmeden hazin gerçekle yüzleşmek zorunda kalan David,nişanlısının kısa bir telefon görüşmesinin ardından balkondan atlayarak intihar ettiğini öğrenir.Tam da evlenme teklifi etmişken neden? niçin? sorularıyla harap olan David,bir an önce talihsiz anılar yaşadığı bu şehirden ayrılmayı planlar.Defin işlemleriyle vs uğraşmadan doğrudan havalimanının yolunu tutar.Burada gazete haberlerinde gördüğü eşiyle benzer şekilde balkondan atlayarak intihar eden ancak şansa hayatta kalmayı başaran Silvia isimli bir turistle karşılaşır.Silvia birilerinin peşinde olduğunu ve kendisini öldürmek istediklerini söyleyerek,David'in şüpheli bir şekilde ölen nişanlısının da gizemin bir parçası olduğu iddia eder.Silvia balkondan atlamadığını,"Gloomy Sunday" isimli birinden çağrı alıp,hattaki müziği dinledikten sonra gözlerini hastanede açıp uyandığını anlatır.David nişanlısının telefonunu son arayan ismin de aynı olduğunu fark edince yavaş yavaş puzzle da parçalar yerine oturur.David'i ünlü yapan ilk romanının adı da "Gloomy Sunday"dir.Kitapta sistemi güçlendirmek için tasarladığı otomatik yok etme felsefesi anlatan kahramanımız, kasabada cereyan eden birbirinden tuhaf intihar olayları anlamlandırmaya başlar.Kendi hikayesine hapsolan David,bakalım kader ortağı Silvia ile bir çıkış noktası bulabilecek mi?


İyi;Gizem seviyesi tatmin edici,sürükleyici bir bilim-kurgu-gerilim filmi.Oyunculuk fena değil.Filmde gerçekleşen intiharlar,Gloomy Sunday şarkısıyla da ironi oluşturuyor.Keza 1930'lardan itibaren şarkının sarsıcı intihar dalgası oluşturduğu ve dünya müzik tarihinde büyük etki yarattığı biliniyor.Öyle ki şarkıda aşık olduğu kız tarafından terk edilen gencin travması ve intihar edişi anlatılırken,dönemin ünlü söz yazarı Rezso Seress'in kendisi bile böyle bir etki yaratacağı tahmin edemezdi...
Kötü;Hızlı başlasa da belli bir süre sonra sıkmaya başlayan kurgu ve bazı mantık hataları...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | | |

13 game sayawng (2006)

Pusit ekonomik açıdan zor günler yaşayan genç bir satış temsilcisidir.Hem ailesine maddi anlamda gerekli desteği verememesinden  hem de çevresindeki insanların yaptığı işe saygı duymamasından ötürü sıkıntılı günler yaşayan kahramanımız işten de kovulunca çaresizliğin esareti altına girer.Tam da intiharı düşünmeye başladığı anda gizemli birisinin cep telefonuyla araması ve sonrasında vaad ettiği büyük ödül Pusit'in ilgisini çekmeyi başaracaktır.
Öncesinde bunun iş arkadaşlarından birinin hain bir şakası olabileceğini düşünen kahramanımız telefondaki sesi dinledikçe ikna olmaya başlar.13 tane görevi yerine getirmesi gerekmektedir.Bu sayede her görevin ardından sürekli iki katı kazanç şeklinde büyük para ödülünü kazanacaktır.Kurallar ise basittir;oyundan çevresindeki kimseye bahsetmeyecek,kendisinden istenenleri sorgulamayacak,görevlerden birinde pes ederse o ana kadar kazandığı bütün parayı kaybetmeyi göze alacaktır.Pek fazla seçim şansı bulunmayan Pusit derinlemesine düşünmeden,neler yapması isteneceğini hesap etmeden oyuna dahil olmayı kabul eder.Zira ancak bu şekilde ekonomik darboğazdan kurtulabilecek ve kendi deyimiyle yeni bir başlangıç şansı yakalayacaktır.Görevleri yerine getirdikçe gerçekten de garanti edildiği gibi hesabına paraların yattığını gören kahramanımız,büyük ödüle ulaşmak için giderek hırslanır ve  elinden gelenin fazlasını yapmaya gayret eder.Ancak her bölüm bir öncekinden daha zorlu ve tehlikelidir.Pusit çok geçmeden hiçbir şeyin umduğu gibi gitmediğini anlayacaktır...


İyi;Sürekli merakınızı tetikleyecek dinamik bir kurguya sahip.Akıcı senaryo ve özgün fikirler tatmin edici.Bu filmi sevenler benzer tarza olan Would You Rather (2012) ve Chain Letter (2010) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Oyunculuk ve atmosfer bakımından sınıfta kaldığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Haziran 2013 | Etiketler : | | |

El laberinto del fauno (2006)

El laberinto del fauno (2006)
2.Dünya Savaşının patlak verdiği yıllarda,faşist İspanya'da iç savaş ve kaos hüküm sürmektedir.Statüko gereği ordu ormanda gizlenen komünist gerillaların peşindedir.Komutan Vidal taviz vermeyen sert mizacı ile ormandaki tüm gerillalar öldürülene kadar pes etmemeye kararlıdır.Küçük bir kız olan Ofelia ise terzi olan babasının ölümünün ardından annesinin Vidal ile evlenmesi ile komutanın şatafatlı evine taşınmak zorunda kalır.Üvey babasının güç düşkünü erkek çocuk sevdalısı olması ve annesinin de Vidal'in çocuğunu doğurmaya hazırlanması sebebiyle giderek yalnızlaşmaya başlayan Ofelia,tam da bağımlısı olduğu peri masallarının saçmalık olduğunu düşünmeye başlamışken kendisini fantastik bir dünyanın içerisinde bulur.
Evlerinin orman tarafına bakan arka bölümünde gizli bir labirent keşfeden kahramanımız,Pan isimli tuhaf bir yaratıkla tanışır.Pan,Ofelia'nın yeraltı kralının kızı olduğuna inanmaktadır ancak gerçek bir prenses olabilmesi için üç farklı görevi yerine getirmesi ve bu sayede yeraltı kralının kızı olduğunu ispatlamasını istemektedir.Gece yarısı uyku sersemi fantastik bir serüvene yelken açan,henüz 10 yaşında küçük bir kız olan Ofelia Pan'ın kendisine verdiği tılsımlı defteri alarak görevleri yapmayı kabul eder.Zira yanı başında gerçekleşen kanlı savaştan kendisini ancak bu şekilde soyutlayabilmiştir.Geleceğe dair tüm beklentileri Pan ve onun hizmetine sunduğu üç minik periye bağlayan kahramanımız,iyi yürekliliğini ve sadakatini sınayacak görevleri yerine getirmeye soyunur.Ancak Ofelia'yı son göreve geldiğinde zorlu bir seçim beklemektedir...


İyi;Guillermo del Toro sinemasının tavan yapan eserlerinden biri.Belli bir zaman dilimini yansıtan tipik bir dönem filmi olmasının yanısıra,fantastik gerilimin de son derece başarılı işlendiği sürükleyici bir yapım.İspanyol sinemasından aşina olduğumuz mistik atmosfer ve tatminkar gizem seviyesiyle şiddetli izlemenizi önerdiğim filmlerin başında geliyor.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Nisan 2013 | Etiketler : | | | |

The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning (2006)

The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning (2006)
Yıl 1939.Thomas Hewitt namı diğer Leatherface kilolu bir kadının çirkin bebeği olarak dünyaya gözlerini açmıştır.Doğumunun ardından ucube olarak nitelendirilen kahramanımız çöp konteynerına atılıp ölüme terk edilmişken,Hewitt ailesinin kendisini bulup sahip çıkması ile hayata tutunmuştur.Amansız bir deri bozukluğundan muzdarip olan Thomas,aradan geçen yıllar boyunca gerek Hewitt ailesinin çevresel etkisi gerekse genetik olarak saldırgan doğası nedeniyle,etrafındaki insanlar tarafından çirkin bir yaratık olarak anılmasının da etkisiyle hasta ruhlu bir birey olarak gelişimini sürdürür.
Amcası Charlie Hewitt'in yönlendirmesi ile mezbahada çalışmaya başlayan genç Thomas,ucube görünümü sebebiyle tamamen içine kapanmış,sadece yaptığı işe odaklanmıştır.Vietnam Savaşının patlak verdiği yıllarda Amerikan ekonomisinin güç kaybetmesi ile Texas'da lokal bir et üretici olan;Thomas'ın da aktif olarak çalıştığı mezbaha kapatılmıştır.İşsiz kalmasının ardından öfkesini dizginleyemeyen kahramanımız iş verenini sorumlu tutarak acımasızca infaz eder,böylelikle ilk cinayetini de işlemiş olur.İşte bu noktada Amcası Charlie Hewitt'in da yardımıyla paçayı kurtaran Thomas,yaşadıkları topraklardaki son kanun temsilcisinin de öldürülmesinin ardından kendi belirledikleri kurallarla Hewitt ailesine ait çorak arazide hüküm sürmeye başlar...
Vietnam'da askeri görevlerini yapan Eric ve Dean kardeşler,kız arkadaşlarını da yanlarına alarak birliklerine teslim olmak için yola çıkmıştır.Abisi Eric'in aksine orduya dönmekte isteksiz olan Dean,kız arkadaşının da desteğini alarak uygun bir anı bekleyip orduya dönmeme arzusunu dillendirme niyetindedir.En başından beri kendi hayatını yaşamak isteyen Dean,Meksika yolunu tutmakta kararlıdır.Keyifli bir araba yolculuğu sürmekteyken Hewitt ailesine ait topraklarda anarşist bir motosiklet çetesinin saldırısına uğrayan kahramanlarımız başlarını büyük bir belaya sokarlar.Öte yandan olay yerinde ansızın beliren Şerif Hoyt,Leatherface'in de dahil olacağı amansız hayatta kalma savaşını başlatacaktır.Yağmurdan kaçarken doluya yakalanan Eric ve Dean kardeşler bakalım kız arkadaşlarıyla beraber kana bulanan günü atlatabilecek mi?

İyi; Teen slasher denince akla gelen kült yapımlardan biri.Bol kanlı senaryosu ve kovalamacalı aksiyon dolu sahneleri ile tarzın meraklılarının mutlaka izlemesi gereken bir yapım.Serinin ilk filminin kurgusuna paralel olarak ilerleyip,akılda kalan soru işaretlerinin cevabını bulabileceğiniz başarılı bir devam filmi.
Kötü;Pek çok klişe ve yer yer göze batan mantık hataları başlıca eksileri.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Mart 2013 | Etiketler : | | | | |

Ils (aka Them) (2006)

Ils (aka Them) (2006)
Fransız yapımı "Ils",genç bir çiftin başından geçen gerilim dolu olaylarla süslü bir geceye misafir olmamızı sağlıyor.Pek çok yönden,ülkemizde epey ilgi gören La Casa muda (2010) filminin esin kaynağı olarak düşündüğüm "Ils" kesinlikle izlemeye değer...
Clementine Bükreş'te bir Fransız okulunda öğretmenlik yapmaktadır.Arta kalan zamanının çoğunu eşi Lucas ile birlikte kasabadan epey uzaklarda tenha bir çiftlik evinde geçirmektedir.Kahramanlarımız mutlu ve huzurlu yaşantılarına devam ede dursunlar,günün birinde bir gece yarısı evlerinin çevresinde birtakım gariplikler olduğunu keşfetmeye başlarlar...
Dışarıdan sesler gelmekte,ağaçların arasında el feneri ışıkları süzülmektedir.Panik halinde olan bitene göz atmak için bahçeye çıkan genç çiftimiz,birinin arabalarını kaçırdığına şahit olur.Hemen polisi aramak için evlerine döndüklerinde ise bir anda kendilerini dış dünyadan izole edilmiş halde bulurlar.Telefon çalışmamaktadır,dahası evin içerisinde koşuşturma sesleri duyulmaktadır.Dışarıdan yardım gelmeyeceğini anlayan ikilimiz neyle karşı karşıya olduklarını anlamak için kendilerini bir odaya kilitleyip,başlarının çaresine bakmayı düşünürler.Ancak çok geçmeden yeni bir plana ihtiyaçları olduğunu fark edeceklerdir.Gerilim dolu gecede hayatta kalma savaşına girişen genç çiftimiz bakalım sabahı edebilecek mi?


İyi;Film giriş bölümü itibariyle oldukça hızlı başlıyor.Mekan ve oyunculuk tatmin edici.Bunaltıcı,insanı huzursuz eden kurgusu ile rahatsız edici filmler kategorisine alınabilir.Bu filmi sevenler The Strangers (2008) ve Funny Games (2007) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Uzunca bir süre epey sıkıcı tempoda devam eden,zeka parıltısına şahit olamadığımız yer yer mantık hatalarıyla dolu sıradan bir gerilim filmi.Senaryonun vasatlığının yanısıra süre olarak da sadece 77 dakikadan oluştuğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Şubat 2013 | Etiketler : | | | |

Turistas (2006)

Tipik bir grup genç ve maceraları temalı yapımlardan biri olan "Turistas" sürükleyici kurgusu ile bu tarzı sevenlerin göz atabileceği alternatiflerden.İlk bölümü itibariyle biraz Hostel filmini çağrıştırsa da özellikle ikinci yarısı itibariyle farklı bir kurguya bürünüyor.
Brezilya semalarındayız.Amerikalı turistler Alex ve kız kardeşi Bea yanlarına bir arkadaşlarını da alarak huzurlu bir tatil yapabilmek için burayı seçmiştir.Uçak yolculuğu yerine daha ekonomik olan otobüs yolculuğunu tercih eden gençler,eşsiz yağmur ormanlarının yer aldığı dağ eteğinde sarp yamaçlar arasında ilerlemektedir.Turistlerin ağırlıklı olduğu otobüste şoförün kontrolü kaybetmesi ile büyük bir badire atlatan kahramanlarımız kuş uçmaz kervan geçmez yerde sonraki yolcu seferini beklemeye koyulurlar.Gelecek otobüs seferinin yaklaşık on saat sonra olduğunu öğrendiklerinde ise tahammül sınırları aşılmaya başlar.Neyse ki bölge yerlerinin sahil kenarında ihtiyaçlarını giderebilecekleri küçük bir bar olduğunu söylemeleri ile hemen soluğu orada olan gençler,yaşadıkları son talihsizliğin bu olduğunu düşünerek eğlencenin doruklarına tırmanmaya başlarlar.Her şey Brezilya'yı tercih etme sebeplerinde olduğu gibi hoş bir rüyayı andırmaktadır.Plaj,güneş,kızlar...
Günün devamında mini bir partiye katılan kahramanlarımız ertesi sabah yoğun bir baş ağrısı ile uyanırlar.Dahası bütün eşyaları çalınmıştır.Tam anlamıyla soyulan gençler dertlerini kimseye anlatamazlar.Kasaba yerlileri sanki bir şeyler bilmekte lakin konuşmaya cesaret edememektedirler.Çok geçmeden başlarının belada olduğunu anlayan Alex ve arkadaşları,paritede tanıştıkları Kiko isimli yerli bir gencin rehberliğinde izlerini kaybettirmeye çalışacaktır.Ancak herhangi bir taşıt bulamadıkları hatta doğru dürüst yolun bile olmadığı kasabada sığınabilecekleri tek yer yağmur ormanlarıdır...


İyi;Korku-gerilim bakımından vasat bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Ama yine de heyecanın eksik olmadığı sıkılmadan izleyebileceğiniz başarılı bir "teen slasher" alternatifi.Bu filmi sevenlerin A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) yapımlarına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Sıradan kurgusu ve seyirciyi şaşırtmaktan uzaklarda senaryosu ile ortalama bir film olduğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Unknown (2006)

Bir şeyleri keşfetmemizi vaadeden,gizemli atmosfere sahip filmler her daim ilgimi çekmeyi başarmıştır.İşte bu çerçevede son derece başarılı alternatiflerden biri olan "Unknown" baştan sona merak duygunuzu tetikleyebilecek kalitede.İşleyiş olarak tipik tek mekan yapımlarını andırsa da ufak bulmacalar çözmenizi ve gözlem yaparak tahminler üretmenizi sağlayan ideal bir gizem-gerilim filmi.
Birbirlerini anımsayamayan beş yetişkin adam kapıları kilitli büyük bir depoda uyanırlar.İçlerinde yaralı olan da sandalyeye bağlı olan da vardır.İşin garip tarafı hiçbiri buraya nasıl geldiği ya da niçin orada oldukları sorusunun cevabını bilmemektedir.Ayrı ayrı hikayeleri olsa da yollarının nasıl kesiştiği hususunda kesin bir sonuca varamamaktadırlar.Sonuç itibariyle deponun kilitli olduğunu düşündüklerinde içlerinden birinin yaralı olduğu ve bir diğerinin de sandalyeye bağlı halde olduğu hesaba katılırsa aralarından bazılarının kötü adamlar olduğu aşikardır.Etrafı gezinmeye başlayan kahramanlarımız boş kimyasal gaz tankerlerine rastlayacaklardır.Kimin ne amaca hizmet ettiğinin belirsiz olduğu bu köhne mekanda olası bir çatışma sonrasında,infilak eden bir kimyasala maruz kalarak hafızalarını yitirdikleri teorisi değer kazanmıştır.Şimdi önemli olan doğru safların bulunması ve kimin iyilerin kimin kötülerin tarafından olduğunun anlaşılmasıdır.


İyi;Mekan,sürükleyici kurgu,baştan sona gizem yüklü işleyiş.Ek olarak oyunculuğun da bir o kadar başarılı olduğunu eklemeliyim.Esasında hikaye olarak Rezervuar köpekleri,Cube ve Saw serisinden hafızalarda yer edinen sahnelerinin başarılı bir karışımı olduğunu söyleyebiliriz.Ancak şunu yenilemekte fayda var;bahsi geçen yapımları andırsa da özgün konusu ile izlemenizi tavsiye edebileceğim son derece başarılı gizem-gerilim eksenli bir alternatif.Sürprizlere gebe finali de cabası...
Kötü;Belki diyaloglar biraz daha çarpıcı olabilse,daha paranoyalı şekilde yansıtılabilse bir üst seviyenin filmi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | | |

The Lost (2006)

The Lost (2006)
Bir zamanlar Ray isimli bir genç,boyunu daha uzun göstermek için botlarının içerisine ezilmiş bira kutuları koyardı.Yüksek egoya sahip bu adam,görünümüne ve özellikle saçlarına çok özen gösterirdi.Ailesinin sağladığı imkanlarla etrafa çaka satıp,uyuşturucu müptelası haliyle boyundan büyük işlere kalkışırdı.Yakın arkadaşı Tim ve sevgilisi Jen ile beraber umarsız bir hayat sürdüren Ray,günün birinde ileride çok pişman olacağı bir işe girişecektir.
Kasabalarının hemen dışındaki kamp alanında her zaman olduğu gibi Tim ve Jen ile beraber kafayı dağıtmak için bir araya gelen Ray,ormandaki eski tuvaleti kullanmak istediğinde bir sürprizle karşılaşır.Kamp alanında yalnız değillerdir,iki genç bayan da göletin kenarında takılmaktadır.Ray'in sebepsiz öfke nöbetlerinden biri daha başlamıştır ve onun yapabilecekleri daha şimdiden herkesin ürpermesine neden olmaktadır.İşte o anda plansız,tamamen spontane şekilde canice bir eyleme girişir.Yanında bulunan av tüfeği ile kızları vuran Ray,Tim ve Jen'in de olayın parçası olmasını sağlar.Şimdi esaslı bir plana ihtiyaçları vardır.Keza cesetler ne pahasına olursa olsun ortaya çıkmamalıdır.
Olayın ardından dört uzun sene geçmiştir.Hunharca cinayetleri halen kasabanın polis teşkilatı araştırmayı sürdürse de ellerinde kimseyi suçlayabilecek deliller mevcut değildir.Kasabanın bıçkın delikanlısı Ray olağan şüpheli görüntüsündedir.Ne de olsa madde bağımlısı,çevresindekilere oldukça kaba davranan bu hırçın genç tüm dikkatleri üstüne çekme konusunda epey başarılıdır.Kendi içerisinde gel gitler yaşayan Ray ise kasabaya yeni taşınan Kate ile yeni bir başlangıç yapma arayışındadır.

İyi;Baştan sona buhranlı atmosfere sahip tarifi gerçekten zor bir yapım.Ray karakteri üzerinden ilerleyen hikaye daha çok onun gözünden izleyicilere yansıtılıyor.Tipik bir gençlik filminde yer alan ana bileşenler;cinsellik,uyuşturucu,sorumsuzluk vs yine ön planda.Jack Ketchum'ın tıpkı The Girl Next Door ve I Know Who Killed Me gibi sinemaya uyarlanan kitaplarından bir diğeri daha.
Kötü;Kurgu dağınık şekilde ilerliyor.Esasında yönetmenin bu konuda endişeleri olduğunu düşünmüyorum.Nasıl başladığı,ne şekilde devam ettiği ve nasıl bir finalle sonlandığı tamamen sizin yorumlarınıza kalmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Slaughter Night (aka Sl8n8) (2006)

Slaughter Night (aka Sl8n8) (2006)
Andries Martiens çok zengin biri olarak doğduğu halde,çocukluğu tam bir cehennemdi.Annesi ve babasının kötü şöhreti sonrasında donanmaya katılarak evinden ayrı kalan Martiens,yıllar sonra kasabasına dönmüştür.Yitip giden zaman sonrasında annesi ve babasını kaybeden,ihtişamlı bir miras beklerken kendisine bırakılan antika bir müzik kutusu ile kahrolan Martiens,bir yolunu bularak altınlarına kavuşmak istemektedir.
Genç kahramanımız Kristel,yakın zaman önce bir trafik kazası sonrasında babasını kaybetmiştir.Yazar olan babasının yasını tutan Kristel,ölümünün sonrasında Belçika'ya giderek ondan kalma bazı müsvettelerini almayı planlamaktadır.Geziye bir grup arkadaşını da dahil eden kahramanımız,hali hazırda bölgeye gitmişken babasının da sık sık ziyaret ettiği madene kısa bir turistik gezi yapmayı planlar.Değişik bir şeyler yapmayı isteyen Kristel ve arkadaşları,maden kapanmadan önce yıllarca buraya hizmet etmiş,orta yaşlarda bir tur rehberi ile yola koyulurlar.Yerin yaklaşık altmış metre derinliğindeki madene ulaşan kafilemiz,tur rehberinin labirenti anımsatan bu madenlerde geçen şehir efsanesi niteliğinde ürpertici bir hikaye atlatması sonrasında neşelerini yitirirler.Dahası işin ilgi çeken kısmı Kristel'in babasının son romanında ilham aldığı kişi olan Martiens,zamanında bu madenlerde çalışıp,hatta idam cezasına çarptırılmasının ardından infazının da burada gerçekleşmesini arzu etmiştir...
Maden turunun bitmesinin ardından asansörle yeniden yüzeye çıkmak için yola koyulan kahramanlarımızı tatsız bir sürpriz beklemektedir.Zira elektrik tesisatındaki bir arıza sonrasında nefes almanın giderek güçleştiği madende kapana kısılmışlardır.Zaman ilerledikçe sinirlerine hakim olmakta güçlük yaşayan gençler,bir de vakit geçirmek için ruh çağırma seansı yaptıktan sonra tuhaf olaylar yaşamaya başlarlar.Ouija tahtasında karşılarına çıkan isim Martiens'den başkası değildir...


İyi;Tipik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temasının hakim olduğu vasat bir yapım.Olayların madende geçmesi,Ouija tahtası vs ilgi çekebilecek tarafları...
Kötü;Oyunculuk,klişe kurgu ve seyirciye sürpriz yapmaktan epey uzaklarda bir final...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | |

Jekyll + Hyde (2006)

Jekyll + Hyde (2006)
"Hep başka biri olmayı düşledik.Yeniden doğmak,yeniden başlamak için farklı yollar denemek istedik.Tek sorun buna izin vermek kanser gibi sizi tüketir.Bu hikaye aslında ilk defa anlatılmıyor ve asla sonuncusu da olmayacak."
İskoç romancı Robert Louis Stevenson'ın kaleminden dökülen ünlü eser "Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde" (türkçeye değişik zamanlarda farklı isimlerle tercümeleri yapılsa da en bilinen adı "Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ın Tuhaf Vakası") günümüze kadar pek çok filme konu edinmiştir.Romanın temasından bazı ilavelerle farklılaşarak ortaya çıkan bu yapımlar arasında güncele yakın olan "Jekyll + Hyde" korku-gerilim öğelerinin pek betimlenemediği daha çok psikolojik yönü ile ağır basan bir filme dönüşmüş.
Romanda kişilik bölünmesi yaşayan Dr. Henry Jekyll'ın zaman zaman tamamen tezat bir karaktere bürünmesi üzerinden ilerleyen kurgu,bu filmde ise tıp fakültesi öğrencisi Henry “J” Jekyll ve yakın arkadaşlarının yasa dışı yollardan kendileri üzerinde uyuşturucu haplar denemeleri ve sonrasında işlerin kontrolden çıkması anlatılıyor.Yakın arkadaşı Mary'nin ölümünden kendisini sorumlu tutan Jekyll,giderek içine kapanmaya başlar.Diğer yandan da her zaman birincilerin hatırlandığı ikincilere bu hayatta yer olmadığı düşüncesi zihninde karışıklıklara neden olmaktadır.Trajedik sonuna doğru aldırmaksızın yol alan kahramanımız,yanılsamalar ve duygusal çöküşler içerisinde aynı bedeni paylaşan iki yabancıya bölünmüştür.

İyi;Filmin baştan sona depresif bir havası olduğunu ve bunun muazzam soundtracklerle birleşerek izleyiciyi farklı bir boyuta taşıdığını söyleyebilirim.Aynı zamanda bol bol felsefik cümlelerin de yer aldığı değişik duygular yaşamanızı sağlayabilecek farklı bir yapım.Bu arada filmin posterinin de epey ilgi çekici olduğunu ekleyeyim.Son bir not olarak soundtrack Tom McRae - You Cut Her Hair...
Kötü:İşin gerilim yanı neredeyse yok gibi.Bazı sahne geçişleri amatörce.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Ağustos 2012 | Etiketler : | | |

Severance (2006)

Ünlü bir uluslararası silah şirketinin (Palisade Savunma) İngiltere şubesinin çalışanları Doğu Avrupa gezisi ile ödüllendirilirler.Macaristan sınırlarında ormanlık bir alana kampa gönderilen kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz yolculuğunun tadını çıkarmaktadır.Patika yolun ulaşımı engellemesi nedeniyle kalacakları otele kadar yürüyerek gitmek zorunda kalan Palisade çalışanları,en nihayetinde meşhur otele ulaşırlar.Ancak sanki bir şeyler yolunda gitmemektedir...
Hayal ettikleri lüks otel yerine köhne,terk edilmiş bir yapıyla karşılaşan kahramanlarımız en azından yorgunluklarını çıkarmak amacıyla içeriye girmeye karar verirler.Herhangi bir resepsiyon görevlisinin bulunmadığı bu otelde her şey akışına bırakılmış gibidir.Dahası ekibin neşe kaynağı Steve ağaçların arasında birilerinin hareket ettiğini iddia etmektedir.Richard'ın arkadaşlarını toplaması ve bütün negatif düşünceleri geri plana atarak buraya gelme amaçlarını olan takım ruhunu yaşatma düşüncesiyle,birlikte paintball oynamaya başlayan kahramanlarımız çok geçmeden uyuşturucu bağımlısı,yarım akıllı gördükleri Steve'in söylemlerinde haksız olmadığını anlayacaklardır.
Paintball oynadıkları ormanda tuhaf aksilikler yaşayan eğlenceli kafilemiz ağaçların arasında gizli bağlantılar sayesinde hareket eden manyak ruhlu katiller tarafından teker teker hedef alınırlar.Kendilerini ormana kadar bırakan otobüsün ise yolun kenarında terk edildiğini fark ettiklerinde artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.Zira önlerinde tek alternatif vardır;aylak aylak dolaşmak yerine takım ruhu ile bir araya gelerek hayatta kalmak için savaşmak...Yeniden otele sığınan kahramanlarımız bir yandan neler olup bittiğini sorgulaya dursunlar diğer yandan da grup dinamiklerinin sarsılması ile başlarına buyruk hareket ederek kolay lokma olacaklardır.Taa ki..

İyi;En sevdiğim korku-komedi yapımlarından biri olduğunu söyleyebilirim.Oyunculuk,atmosfer ve mekan gayet başarılı.Grup dinamiği ve değişen dengeler eğlenceli bir şekilde yansıtılmış.Bu tarz yapımlara çok yakışan sempatik oyuncu Danny Dyer'in(Steve) de kadroda bulunması bir diğer artısı.Bu filmi sevenler Doghouse (2009) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Biraz daha derli toplu bir yapım olsa çok daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Underworld: Evolution (2006)

Underworld: Evolution (2006)
Sekiz yüzyıl önce yönetici vampirlerle,lycan denen kurt adamlar arasında insanlığın bilgisi dışında bir kan davası başladı.Efsaneye göre savaş iki kardeşin çatışmasıyla tetiklendi.A. Corvinus'un iki ölümsüz oğlu;yarasanın ısırdığı Marcus,vampirlerin kan lideri oldu.Kurdun ısırdığı William ise ilk ve en güçlü lycan.
İlk yapımın bittiği yerden devam eden serinin ikinci filminde yüzyıllarca itaat ettiği vampir ailesine dair bazı gerçekleri öğrenmeye başlayan Selene,tek dostu olarak gördüğü lycan-vampir melezi Micheal ile beraber geçmişi aydınlatma çabasındadır.Victor'un ölümü ile hibernasyondan uyanan Marcus ise Selene'i bularak intikamını alma niyetindedir.Dahası yüzyıllardır Victor'un emri ile gizli bir zindanda kilitli tutulan kardeşi William'a da özgürlüğünü kazandırma amacındadır.
Marcus'un,Selene'e ait (çocukluk dönemlerinde kalma) mistik bir kolyenin peşine düşmesi ile Tanis'den yardım almayı uman kahramanlarımız,yavaş yavaş taşları yerine oturtmaya başlamıştır.Lakin ne Micheal ne de Selene şu an için Marcus ile baş edebilecek kuvvete sahip değildir.Tanis'in yönlendirmesi ile ilk ölümsüzün(A.Corvinus) izini bulan ikilimiz,Marcus'un kendilerinden hızlı davranması ile yine bir adım geriye düşeceklerdir.Neyse ki Corvinus gider ayak Selene'e büyük bir kıyak yapacaktır...


İyi;Hemen herkes gibi ben de bu filmin serisinin en iyisi olduğunu düşünenlerdenim.Serinin asıl kimliğini kazandığı bu yapımla;hem lycan-vampir hikayesinin mazisine göz atıyor hem de süper aksiyon sahneleri ile soluksuz serüvene kanat açıyoruz.
Kötü;Ufak mantık hataları.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Pulse (2006)

Pulse (2006)
Josh ve Zieglar bir telekom projesi üzerinde çalışırlarken,daha önce bilinmeyen yeni bir kablosuz ağ olduğunu keşfederler.Ağ üzerinden araştırmalarını yöneten kahramanlarımız ne yazık ki çok geçmeden dünyevi olmayan sıradışı olaylar yaşamaya başlayacaktır.Çalıştıkları labaratuvarlarında kameralara yansıyan paranormal görüntüler ve sinyalle çalışan cep telefonu,bilgisayar,pda gibi cihazlarında anormallikler saptayan ikilimiz en nihayetinde nasıl bir belaya bulaştıklarını öğreneceklerdir.Ancak virüsü durdurabilmek için yeterli cesareti gösteremeyen Zieglar,kendisini izole ederek çevresinde olan bitenleri kaygı ile izlemektedir.
Josh'ın hareketlerindeki garipliklerden ve kendisine zaman ayırmamasından şikayetçi olan Mattie,günün birinde erkek arkadaşı Josh'ın gönderdiği anlamsız mesajlar sonrasında onu evinde ziyaret etmeye karar verir.Josh'ın evine ulaşan kahramanımız,sanki aylardır burada hiç kimse yaşamamış izlenimine kapılacaktır.Zira ev çok havasız olup,dolaptaki yiyecekler çürümüş,son derece dağınık bir ortam hakimdir.Çalışan bilgisayara göz attıktan sonra ansızın Josh'ın arkasında belirmesi ile panikleyen Mattie,ne yazık ki çok sevdiği erkek arkadaşının oracıkta intihar edişini izlemek zorunda kalacaktır.
Zamanla kampüsteki herkesin tuhaf tavırlar sergilemeye başladığını ve şehirdeki intihar vakalarının hiç olmadığı kadar arttığını öğrenen Mattie,Dexter ile beraber olayların perde arkasını aralamak istemektedir.Şehirde ise kaos hakimdir ve bir şeyler yapmak istiyorlarsa bir an önce harekete geçmelidirler.Anahtar ise Zieglar'dan başkası değildir.


İyi;Eh işte denebilecek vasat bir yapım.
Kötü;Kurgu vasat,oyunculuk idare eder,birkaç sahne dışında efektler ve animasyonlar da yetersiz.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

To Let (Para entrar a vivir) (2006)

To Let (Para entrar a vivir) (2006)
Mario ve hamile sevgilisi Clara yeni bir eve taşınma arifesindedir.Oturdukları evlerini satan kahramanlarımız onbeş gün içerisinde yeni bir daire kiralamak zorundadır.Tam iklimiz arayışlarını sıklaştırmışken,Mario'nun e-posta kutusuna gelen cezb edici  kiralık daire ilanı,kahramanımızın eşinin elinden tuttuğu gibi kiralık evi görmeye gitmesine neden olacaktır.
Şehrin epey dışındaki sosyal yaşamdan kopuk olan apartmana ulaşan kahramanlarımız, Clara'nın biz nerelere geldik gibisinden tavırları sonrasında geri dönmeyi düşünürler.Lakin bir anda ev sahibinin(Portera) karşılarında belirmesi ile evi görmeye ikna olan genç çiftimiz,gönülsüz şekilde odaları gezmeye başlarlar. Ev sahibinin gereğinden fazla yardım sever tavırları ve evi tutmaları yönündeki ikna edici hareketleriyle Mario'nun etki altında kaldığını düşünmeye başlayan Clara,bir an önce nezaketle Portera'nın teklifini ret ederek apartmandan ayrılma niyetindedir.
Zaman ilerledikçe Portera'nın kendilerine ait bazı özel bilgilere sahip olduğunu fark eden Clara,Mairo'nun da ansızın ortadan kaybolması ile koca apartman içerisinde hamile başına yalnız kalmıştır.Daha ilk dakikadan Portera ile yıldızları barışmayan Clara bir şeylerin ters gittiğini hissetmektedir.Ev sahibini ekerek daireleri keşfe çıkan kahramanımız çok geçmeden apartmanda yalnız olmadığını,banyoda elleri kolları bağlı şekilde dehşete kapılmış bir bayan olduğunu görecektir.Acaba burada neler dönmektedir?Gizemli ev sahibi Portera'nın asıl amacı nedir?

İyi;Apartmandaki atmosfer gerçekten başarılı.Oyunculuk ve son çeyrekte tırmanan gerilim benden geçer not aldı diyebilirim.Zaten Jaume Balagueró imzalı filmden de aksi bir şey beklenemezdi.Yönetmenin diğer korku-gerilim eksenli başarılı yapımları da göz atabilirsiniz.Los sin nombre (1999),Darkness (2002),Fragile (2005),Rec (2007),Rec 2 (2009).
Kötü;Final daha farklı kurgulansa film bir üst seviyeye ulaşabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |