Güncel İncelemeler;

Veronika Decides to Die (2009)

Veronika Decides to Die (2009)
Yirmili yaşlarının ortasında, yalnız başına bir hayat süren Veronika, depresyon eğilimi olan genç bir bayandır. En iyi okullarda okuyup, yüksek dereceli diplomalarla mezun olup, iyi paralar kazandıran işlerde çalışmasına rağmen bir türlü iç huzuru sağlayamayan kahramanımız, yaşamı ciddi ciddi sorgulamaya başlar.
 Karşı cinsin bakışlarını üzerine çeken alımlı bir bayan olmasının yanı sıra sahip olabileceği her şeyi hali hazırda elde etmiş olan Veronika, buhranlı günler geçirmektedir. Öncesinde cesaretini toplayıp iradesini yenemediği başarısız intihar eğilimlerine bir yenisini daha eklemek üzere olan Veronika, eline geçen tüm hapları ağzına atmaya başlar. Ancak bu sayede var olmanın dayanılmaz ağırlığını hisseden bünyesinin huzura kavuşacağını öngören kahramanımız, bi çare ölümün kapısını çalacağı anı beklemeye koyulur.
Veronika Decides to Die (2009)

Gözlerini sedyede açan ve ağzından burnundan tüpler sarkmış durumda uyanan Veronika, nerede olduğunu sorgulamaktadır. Hastane olduğunu varsaydığı bu yerde kollarındaki kayışlardan kurtulup doğrulmaya çalışsa da bir türlü  ayaklanamaz. Her şeye rağmen hayatta olmasının şaşkınlığını atlatmaya çalışırken, başucunda ciddi bir yüz ifadesiyle oturan Dr. Blake' i fark eder. Yaklaşık iki haftadır baygın olduğunu öğrenen kahramanımız, Villette olarak bilinen bir akıl hastanesinde olduğunu keşfeder. Sıra dışı teknikler kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışan Dr. Blake, Veronika' ya aldığı haplar sonrasında bir çeşit kalp anevrizması geçirdiğini ve bu nedenden ötürü yaklaşık bir hafta ömrü kaldığını söyler. Zaten intihara meyilli olduğu için ha şimdi olmuş ha bir hafta sonra olarak durumu kabullenmeye çalışan Veronika, kalan azıcık zamanında Villette' nin dinamiklerine uyum sağlamaya çalışır. Çok geçmeden Claire ve Mari isimli iki bayanla yakınlaşmaya başlayan kahramanımız, onların topluma uyum sağlayamadıkları için deli yaftası taşıdıklarına ikna olur. Zaten buraya kapatıldığına göre kendisi de biraz  'deli' değil midir? Öte yandan tedaviden arta kalan zamanını piyano çalarak geçirmeyi tercih eden Veronika, Edward isimli katatonik şizofreni teşhisi konulmuş kendisi gibi genç bir hastayla tanışır. Zaten ölmek isteyen kahramanımız, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar...

İyi; Paulo Coelho imzalı 'Veronika Decides to Die' kitabının uyarlaması olan yapım; oyunculuk ve kurgu olarak oldukça başarılı. Veronika' nın iç dünyasındaki buhranları anlatan, depresif atmosfer ve kitaptan alıntılanan ilgi çekici diyaloglar göz atılmaya değer.
Kötü; Durağan ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı olabiliyor. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2018 | Etiketler : | | | |

The Road (2009)

The Road (2009)
Dünyayı yok oluşa sürükleyen dehşet verici olayın ardından, ne bir bitki ne de bir hayvan cinsi sağ kurtulabilmiştir. Dahası sık sık depremlerin tetiklendiği, her yeri yakıp kül eden yangınların yaşandığı ve yeryüzünün giderek harap olduğu coğrafyada, açlık temel problem haline dönüşmüştür. Ayakta kalmayı başarabilen bir avuç insan, elleri silahlı çeteler halinde örgütlenerek, günden güne kaynakların tükendiği deyim yerindeyse sıfırı tükettikleri ortamda, kanibal bir yaşam süren canilere dönüşmüştür. 
The Road (2009)
Nefes almanın her geçen gün daha da zorlaştığı bu distopik dünyanın henüz ilk yıllarında bir erkek bebek dünyaya getiren bir anne, eşinin de desteğiyle hayata tutunmaya çalışmaktadır. Ancak yaşamın giderek manasını yitirmesi üzerine intihar eden kahramanımız, çocuk yaştaki oğluyla eşini bir başlarına bırakır. Çaresiz bir şekilde oğluyla yapayalnız kalan baba ise onu ne pahasına olursa olsun gözünden sakınmaya devam etmektedir. Ellerinde kalan son yiyeceklerle daha yaşanabilir şartların olabileceğini düşündükleri güneye ilerleyen ikilimiz, sahibi oldukları tek şeyin umutlarının peşine düşerler.  Oğluna her zaman iyilerin tarafında olduklarını söyleyerek telkin eden ve ateşi (yaşamı) taşımaya devam edeceklerini sık sık vurgulayan kahramanımız, günün birinde kendisine bir şey olması durumunda onu her gün daha da zorlaşan hayata hazırlamaya çalışmaktadır. Araba mezarlığına dönmüş, toz ve kumlarla kaplı yollarda her şeyin daha iyi olacağı ümidiyle gece- gündüz demeden mesefe kat eden kahramanlarımız, eğer bulabilirlerse güvenli olduğunu düşündükleri terk edilmiş ev ve barakalarda, şansları yaver gitmezse de yol kenarlarında kısa molalar vermektedirler. Oğluna yabancılara güvenmemesi ve sahip oldukları şeyleri koruması yönünde nasihatlar veren kahramanımız, ancak bu şekilde hayata tutunabileceklerinin farkındadır. İnsanlıktan çıkmış, kaniballeşen çetelerin korkusuyla izlerini gizlemeli ve sürekli tetikte uyumalıdırlar. Sahip oldukları en önemli şey olan ve yola devam etmelerini sağlayan botlarını kaybetmemesi gereken ikilimiz, gerektiğinde yakalanmamak pahasına intiharı göze alırlar. Ellerinde kalan son iki kurşunla, kaderlerinin sürüklediği haftalarca sürecek tehlikeli bir maceraya yelken açarlar....

İyi; Post-apokaliptik bir dünyada geçen, distopik kurgusuyla göz atmanız gereken, başarılı bir yol- gerilim filmi. Baştan sona grinin tonlarının hakim olduğu bir dünyada, bunaltıcı bir atmosferde geçen film, dram- gerilim sevenler için de iyi bir alternatif. Oyunculuk muazzam.
Kötü; Zaman zaman ağır işleyen kurgu. Gerilim seviyesi daha yüksek olabilirdi. Biraz daha felsefik alt metinler ve ilgi çekici diyaloglar barındırabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | |

La horde (2009)

La horde (2009)
Markudi çetesinin meslektaşlarını acımadan katletmesi üzerine intikam almaya yemin eden bir grup özel tim üyesi polis Ouessem önderliğinde organize olur. Gangsterlerin şehrin kuzeyinde gözlerden ırak bir lokasyonda olduğu istihbaratına erişen kahramanlarımız baskın için yola koyulurlar. Terk edilmiş çok katlı bir binada saklanan Markudiler ise mesken belledikleri dairede oldukça organize olmuş durumdadır. 
La horde (2009)
Binanın bekçisinden yardım alıp içeri sızan Ouessem ve arkadaşları üst katta olduğunu öğrendikleri Markudiler için operasyonu başlatıp gafil avlama niyetinde olsalar da işler pek de planladıkları gitmez. Markudilere esir düşen kahramanlarımız, eli kanlı katillerle dolu bir odada her an infaz edilme korkusu ile belki de son nefeslerini verecekleri anı beklemektedirler. Öte yandan dışarıdan gelen göz alıcı ışık kümeleri ve  şiddetli patlama sesleri bir şeylerin yolunda olmadığının habercisi gibidir. Çok geçmeden binada yankılanmaya başlayan silah sesleri ise tansiyonu daha da tetikler. Görünüşe göre hem eli kanlı Markudiler hem de intikam almak için tüm gemileri yakan ancak ne yazık ki yanlış yerde yanlış zamanda yakalanan polisler için gece henüz yeni başlamaktadır. Asıl tehdit kapıyı çalmak üzeredir.

İyi; Sürükleyici kurgusu ve aksiyon barındıran sahneleriyle izlemeye değer bir gerilim alternatifi. Mekan seçimleri ve atmosfer de başarılı. Zombi filmleri severlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Klişe tema ve tahmin edilebilir final başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2016 | Etiketler : | | | |

Laid to Rest (2009)

Laid to Rest (2009)
Genç bir kız kilitli bir tabutun içerisinde uyanır.Zorlukla nefes alıp verebilmektedir.Şiddetli baş ağrısı zaman zaman bilincini kaybetmesine,ismini dahi hatırlayamamasına sebep olmaktadır.Tüm gücüyle tabuttan çıkabilmek için çabalayan kahramanımız en nihayetinde kurtulmayı başarır.Etrafına göz attığında ise kendisini ölülerin bulunduğu büyük bir morgun içerisinde bulur.Dahası çıkardığı gürültüler sonrasında birinin dikkatini çekmeyi başarmıştır.Yüzünde metalik bir maske bulunan,omuzunda sürekli kayıt halinde çekim yapan mini bir kamera bulunan gizemli bir adam peşine düşer.Niyeti açıktır,sadece ve sadece öldürmek...
Kahramanımız morgdan kaçtıktan sonra arkasına bile bakmadan soluk soluğa ormanın içerisine doğru ilerler.Şansı dönmeye başlamıştır,karşısında bir araba belirir.Tucker bu kasabada yaşayan orta yaşlarda bir adamdır.Kızın yardımına koşarak onu evine götürür.Söyledikleri dehşet verici olsa da onun şokta olduğunu ve tek ihtiyacı olan şeyin dinlenmek olduğunu düşünmektedir.Maskeli katil hikayesini ise hayal gücüne vermektedir.Ancak çok geçmeden kızın anlattıklarının doğru olduğu ve başının gerçekten de belada olduğunu anlayacaktır.Gizemli maskeli katil ortaya çıkmış ve terör estirmeye başlamıştır.Ne pahasına olursa olsun kızı koruyacağına söz veren Tucker kamyonetiyle telefonu çalışan birilerini bulmak için yola koyulur.Şerife ulaşmaya çalışan ikilimiz destek için komşulardan birini uyandırır.Steven annesini henüz yeni kaybetmiş onun yasını tutan dostcanlısı bir gençtir.Tucker ve yaralı kıza yardım edebilmek için şerifin yanına kadar birlikte gitmeyi kabul eder.Öte yandan peşlerindeki katilin otuzdan fazla kadını alıkoyma ve öldürme suçlarından arandığını öğrenirler.Gece henüz yeni başlamıştır.Psikopat katilin ise kızı ele geçirmeden durmaya niyeti yoktur...

İyi;Orijinal sahnelere sahip,son derece sürükleyici bulduğum başarılı bir gerilim filmi.Oyunculuk ve kurgu tatmin edici.Bol kanlı film severler için ideal alternatif.
Kötü;Bu tarz yapımlarda ne yazık ki sıklıkla karşımıza çıkan mantık hataları...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

Red Sands (2009)

Red Sands (2009)
"İslam öncesi mitolojiye göre,Tanrı cinleri tüm diğer yaşamlardan önce yaratmıştır.Dumansız ateşten yaratılan cinler istedikleri şekle girebilirler.Cinlerin büyük çoğunluğunun,insanlara duydukları nefretten dolayı ölümlü dünyayı terk ettikleri düşünülür.Ancak bazıları dünyada kalmıştır."
Red Sands (2009)
Afganistan'da görevli olan bir grup Amerikan askeri konvoylarının pusuya düşmesi sonrasında çölün orta yerinde dağılmak zorunda kalırlar.Çavuş Marcus komutasında ufak bir tim eski bir barakaya sığınarak en son aldıkları emirleri uygulamaya karar verirler.Zira ana üs ile teması yitiren birlik,son olarak gözlem ve yol bulmakla görevlendirilmiştir.Marcus gözetiminde keşfe çıkan askerler çok geçmeden terk edilmiş bir kampa ulaşırlar.İşin garibi kampta tüm eşyalar yerli yerinde durmakta,ancak buna rağmen hiç kimse ortalarla görünmemektedir.Karanlığın bastırması ile yeniden güvenli nokta ilan ettikleri barakaya dönen askerler,kum fırtınasının başlaması ile deyim yerindeyse kapana kısılırlar.Öte yandan karanlığın içerisinden davetsiz bir misafir konuk olacaktır.Üstü başı kirler içerisinde olan genç bir bayan yolunu kaybedip Amerikan askerlerinin konuşlandığı barakaya sığınır.Çavuş Marcus çaresiz kadına yardım etmekte kararlıdır.Ancak onun gelişiyle birlikte bir takım aksilikler yaşanmaya başlar.Askerler masum görünümlü kadının gerçekte ne olduğunu anladıklarında ise hayatta kalma savaşı başlayacaktır...

İyi;Fikir olarak fena olmayan,mekan olarak benim her daim egzotik olarak değerlendirdiğim orta doğu topraklarını seçen yapım,zaman zaman sıksa da izlemeye değer bir alternatif.
Kötü;Korku öğelerinin yetersiz kaldığı vasat bir gerilim filmi.Esasında işin içinde askerlerin olması daha fazla aksiyon sahnesi vaad ediyor gibi görünse de maalesef durağan bir senaryoya sahip.Görsel efektler zayıf...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2013 | Etiketler : | | | | |

The House of the Devil (2009)

The House of the Devil (2009)
Korku-gerilim eksenli yapımlardan tanıdığımız Amerikalı genç yönetmen Ti West'in en çok beğeni kazanan filmi "The House of the Devil" şeytan-şeytani güç temalı başarılı bir alternatif.2009 yılında vizyona girmesine rağmen 80'li yıllarda geçen bir hikayeyi anlatan yapım,atmosfer olarak oldukça iddialı.
The House of the Devil (2009)
Üniversite öğrencisi Samantha Hughes,öğrenci yurdundaki oda arkadaşının dağınıklığından muzdarip tek başına yeni bir eve taşınmaya niyetlenir.Şansının yaver gitmesi sonrasında tam da aradığı gibi bir ev bulan kahramanımız,kirayı karşılayabilmek için iş bakınmaya başlar.Okulun panosunda bebek bakıcısı ilanını gören Samantha üstesinden gelebileceğini düşünüp aramaya karar verir.Telefon görüşmesinin ardından kasabadan epey uzaklarda yaşayan Ulman ailesinin malikanesine davet edilen kahramanımız,arkadaşı Megan'ın arabayla bırakması sonrasında ev sahibi ile tanışır.Mr.Ulman Samantha'ya aslında bakması gereken kişinin bir bebek olmadığı yaşlı annesi olduğunu söyler.Vazgeçmesini engellemek adınada sadece birkaç saatliğine evde kalması için teklif ettiği fiyatı dört katına çıkarır.Zira gece gerçekleşecek ay tutulması Mr:Ulman'ın fazlasıyla ilgisini çekmektedir.Kirasını ödeyebilmek için öneriyi kabul eden Samantha,Ulman'ların yola çıkması sonrasında tek başına kalır.Evin ürpertici sessizliğinden ötürü etrafı kolaçan etmeyi düşünen  kahramanımız bir dolabın içinde eski aile fotoğrafları bulur.Ancak beklentisinin aksine fotoğraflar Ulmanlara ait değildir.Bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseden Samantha üst kattaki Mr.Ulman'ın annesinin bulunduğu odaya göz atmaya karar verir...

İyi;Atmosfer,gizem seviyesi ve oyunculuk oldukça başarılı.Bu filmi sevenlerin tema ve kurgu olarak benzer olan Darkness (2002) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Filmin neredeyse dörtte üçü gerilim yönünden tatmin edici olsa da son derece hareketsiz ve sıkıcı ilerliyor.Senaryonun klişe olması da buna ekleyince yönetmenden biraz zeka parıltısı görebilsek iyi olacaktı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | |

Dread (2009)

Dread (2009)
Sinema öğrencisi Stephen pek arkadaş canlısı olmayan gotik takılan,çocukluğunda abisini bir trafik kazasında kaybettiği için arabalardan nefret eden bir gençtir.Günün birinde felsefe dersinde Quaid isimli sosyopat,gizemli birisiyle tanışır.Artık rutin hayatını tümüyle alt-üst edecek farklı bir başlangıç zamanı gelmiştir.
Quaid henüz altı yaşındayken eli baltalı bir saldırganın evlerine girip ailesini katlettiğine şahit olmuştur.O andan itibaren hiçbir zaman normal biri olmayan kahramanımız Stephen'ı kendisine yakın bularak korku üzerine bir çalışma yapmaya teşvik eder.Başlarda bu fikre sıcak bakmayan Stephen sonrasında tezi için yararlı olabileceğini düşünerek yakın arkadaşı Cheryl'yi de projeye dahil edip daha birkaç gün önce tanıştığı Quaid'in önerisini kabul eder.Gözlerden uzakta köhne bir evde tek başına yaşayan Quaid,evini açıp çalışmalar karşılığında herhangi bir beklentisi olmadığı yenileyerek yardımcı olur.Kafa kafaya veren üçlümüz yaşamlarının belli evrelerde travmalar yaşamış,halen korkularıyla yüzleşemeyen gönüllülerle röportajlar yapmaya başlar.Özenle hazırladıkları sorular sayesinde korkunun derinlerine inmeye,mantıklı sebepler bulmaya çalışan kahramanlarımız,Quaid'in bir türlü tatmin olmamasından ötürü şiddetli tartışmalara girişirler.Öte yandan kütüphanede çalışan ve dış görünüşüyle ilgili kompleksleri olan Abby hikayesini anlatmak için röportaj vermeye ikna olur.Çember giderek daralmaya başlamıştır.Sıra üçlüye geldiğinde ise birtakım karanlık sırlar ortaya çıkacaktır...


İyi;Clive Barker'ın kısa hikayesinden uyarlanmış olup sıradışı bir psikolojik gerilim filmi izlenimi veriyor.Buhranlı atmosfer ve karakter betimlemeleri başarılı.Oyunculuk tatminkar.Senaryo ilgi çekici...
Kötü;Ciddi anlamda rahatsız edici sahnelere sahip.Bütün itibariyle sürükleyici bir yapım olsa da yer yer sıkıcı bölümler yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

Book of Blood (2009)

Book of Blood (2009)
Uzun yıllar paranormal olaylar üzerine çalışan Prof.Mary bilim dünyasının sarsacak olan teorisini kanıtlamak için büyük bir fırsat yakalar.Tollington'da doğaüstü güçlerin rol oynadığı sıra dışı cinayetlerin gerçekleştiği ürpertici bir eve taşınmaya karar veren Mary;çok güvendiği yakın dostu,iş arkadaşı Reg ile yaşanan paranormal olaylara ilişkin kanıtlar bulmayı umar.
Evin mazisine bakacak olursak;1900'lü yılların başında inşa edilmiş olup,Tollington isimli yılan yağı satıcısı bir adam tarafından ekonomik kriz yıllarında satın alınmıştır.Tollington'ın ölülerle konuşabildiği ve bu yeteneği sayesinde de Avrupa'nın hemen her yerinden insanların kendisini ziyarete geldikleri bilinmektedir.Hatta öyleki zamanın pek çok ünlüsü ve zengini bu eve gelmiş olup,üst katta ağırlanmıştır.Yapılan seansların birinde ürkütücü şeyler yaşanmış ve görünmez bir el Tollington'ın ağzını kapatmıştır.Aynı gece evin duvarına "Bizimle alay etmeyin!" yazısı kanla yazılmış ve mahalli halk tarafından ev lanetlenmiştir.
Prof.Mary eve taşınmasının ardından yardımcısı Reg ile birlikte geçmişte korkutucu olayların yaşandığı üst kata ses ve görüntü sistemleri kurarak ölülerle,lanetli ruhlarla iletişime geçme çabasındadır.Ancak bir türlü istedikleri teması kuramayan kahramanlarımız Mary'nin okuldan öğrencisi olan Simon isimli gizemli bir gençten faydalanmayı düşünürler.Simon sıra dışı güçlere sahip,altıncı hissi yüksek yakışıklı bir gençtir.Profesörün teklifi sonrasında eve taşınmaya ve üst kattaki lanetli odaya yerleşmeye ikna olan kahramanımız kararlılığı ile Mary'nin daha da yüreklenmesine yardımcı olacaktır.Öte yandan Mary ve Simon arasında başlayan duygusal yakınlaşma bir takım ürpertici güçlerin filizlenmesini tetikleyecektir.Ölülerin Simon aracılığı ile kurduğu iletişim ise son derece acı verici ve bol kanlı olacaktır...


İyi;Atmosfer,kurgu ve gizem seviyesi tatmin edici.Oyunculuk başarılı.
Kötü;Zaman zaman sıkıcı hale bürünen,vasat bir önerme ile sona eren gizem-gerilim dalında bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Haziran 2013 | Etiketler : | | |

Nine Miles Down (2009)

Nine Miles Down (2009)
Sahra çölünün en ıssız yerlerinden birinde bir grup bilim adamı son teknoloji sondaj aletlerinin yardımıyla büyük bir izin peşini sürmektedirler.Zira yerin yaklaşık 15 mil kadar altında sonu olmayan bir boşluk olduğu saptanmıştır.Bilim dünyasının epey ilgisini çeken bu durum yaklaşık 25 bilim adamından oluşan uzman bir kafilenin bölgeye akın etmesine sebep olmuştur.Ancak sondajdan birkaç gün sonra çalışma grubuyla telsiz temasının yitirilmesi üzerine Jack Jackman isimli bir güvenlik görevlisi göz atması için bölgeye gönderilir.
Jack yoğun kum fırtınasının ardından ulaştığı istasyonun terk edilmiş olduğunu anlar.Geceyi orada geçiren kahramanımız ertesi sabah oldukça alımlı bir bayanın kuyulara yaklaştığını fark eder.Adının Jennie Christianson olduğunu söyleyen bayan çalışma ekibinden olduğunu belirterek burada korkunç şeyler yaşandığını ve sadece kendisinin hayatta kaldığını anlatır.Bir an önce arkasına bakmadan uzaklaşmak istemektedir.Telsizle merkeze durumu ileten Jack çalışma grubunda hiç bayan bilim insanı olmadığını bilgisini edinir.Jennie ise zamanın daraldığı söyleyerek ikna edici olabilmek için her şeyi anlatmaya karar verir.Sondajın ardından buldukları sonsuz boşluktan ve kaydedilen ses kasetlerinden bahseden kahramanımız,orada acı çeken birileri olduğunu o günün ardından kampta hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını ekler.Bazı metafizik güçlerin ve huzursuz ruhların etrafta belirdiği fikri Jack tarafından komik karşılansa da sondaj istasyonuna geldiği günden beri anlık yanılsamalar ve uykusunda kabuslar görmeye başlayan kahramanımız,yerin 15 mil kadar altında cehennem olabileceği fikrini dillendirir.Zaten Jennie'nin dolaylı yoldan ima ettiği şey ve istasyondaki ölümlerin sebebi de budur.Giderek ruh sağlığı bozulan Jack,bakalım ölen karısının yer aldığı halüsinasyonlarla dolu saatlerin ardından bu gizemli mekandan kurtulabilecek mi?


İyi;Enteresan bir fikirle başarılı bir kurgunun birleşimi olan beyin jimnastiği yapmanıza olanak sağlayan başarılı bir psikolojik gerilim filmi.
Kötü;Biraz daha para harcanıp görsel efektler ve atmosfer iyileştirilebilse çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Død snø (aka Dead Snow) (2009)

Død snø (aka Dead Snow) (2009)
Yedi tıp öğrencisi Paskalya tatilinde kayak yapmak için gözlerden uzakta,büyük bir dağın eteğinde bulunan döküntü bir barakaya giderler.Tam gaz eğlenceye başlayan kahramanlarımız akşam saatlerinde kapılarında beliren yaşlı bir adamın anlattıkları sonrasında epey irkilirler.Zira 2.Dünya Savaşı sırasında bulundukları kulübe ve çevresi Almanlar tarafından işgal edilmiş olup,epey stratejik bir plana hizmet etmiştir.Albay Herzog komutasındaki Alman askerleri bu bölgede konuşlanıp,İngiliz-Rus ittifakını engellemeye çalışmıştır.Acı ve şiddet dolu üç yılın ardından kasaba ahalisinin ayaklanması ile tüm Alman askerleri öldürülmüş sadece Albay Herzog ve bir grup asker dağlara sığınarak kurtulabilmiştir.O günden sonra kaçak Alman askerlerinin izine rastlanamamıştır.Ancak kötülüğün bir yerlerde açığa çıkmaya hazırda beklediği dilden dile konuşulmaktadır.
Yaşlı adamın anlattıkları hayal ürünü saçma sapan hikayeler olarak gören gençler,yeniden bildiklerini okumaya başlarlar.Çevrede kendilerinden başka kimsenin olmadığına ikna olduklarında ise eğlence tam gaz devam eder.Öte yandan ertesi sabah uyandıklarında evin sahibi Sara'nın ortalarda olmaması gerilimi tetikleyecektir.İçlerinden biri kar motorunu alarak onu aramaya dağın zirvesine çıkmışken,diğerleri ise kulübede bir kutu dolusu altın bulurlar.Yaşlı adamın hikayesinde değindiği Nazilerin zorbalıkla topladıkları altınlar bunlar olabilir mi?Bu aşamadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...


İyi;Klişelerle dolu tipik bir zombi filmi olmasına rağmen,teen slasher tarzından da yoğun olarak yararlanan yönetmen iyi iş çıkarmış diyebiliriz.Komedi-korku dengesinin tam kararında olduğunu da eklemek lazım.Soundtrackler de başarılı.
Kötü;Yaratıcı olacağız derken fazlaca mantık hatası yapılmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

The Skeptic (2009)

The Skeptic (2009)
Genç bir avukat olan Bryan Becket,uzun süredir görüşmediği halasının ölümünün ardından miras işleriyle uğraşmaktadır.Halasının en büyük serveti,aile yadigari olan tarihi malikanenin kendisine kaldığını düşünerek,ev satılana kadar orada zaman geçirmek isteyen kahramanımız,eşiyle (Cassie) de arasının limoni olması sonrasında yanına ufak tefek eşyalar alarak malikanenin yolunu tutar.Cassie ve diğer iş arkadaşları tarafından duygusuz olması ve sadece rasyonel olarak hareket ettiği yönünde eleştiriler alan Bryan,böylelikle kısa süreliğine de olsa kafasını dineleyebilecektir.
Eve taşındığı hemen ilk günde odalardan birinin kilitli olduğunu fark eden kahramanımız yeni evini keşfede dursun,aynı avukatlık bürosundan yakın arkadaşı Sully'nin ziyareti ile biraz olsun neşelenmeyi umar.Ancak ne yazık ki Sully kötü haberler getirmiştir.Halasının mirasının tamamını lokal bir teknoloji enstitüsüne bağışladığını ve bu malikanenin yasal olarak Bryan'a ait olmadığını anlatan kahramanımız,evi boşaltması gerektiğini söylemektedir.Halasının tek yasal vasisi olduğunu ve mirasın kendisine ait olduğunu üstüne basarak tekrarlayan Bryan,halasının bu kurumla nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamak için teknoloji enstitüsünü ziyaret etmeye karar verir.Enstitüye gittiğinde ise sorumlu Dr. Shepard'la tanışıp yetersiz imkanlarla boğuşan,uykusuzluk çeken hastalara alternatif tedaviler üreten ufak bir uyku kliniğe ile karşılaşır.Halasının klinikle ilişkisini sorduğunda ise uyku problemlerinden ziyade evinde yaşadığı  bazı paranormal olaylardan şikayetçi olduğu bilgisini alır.Bu yaşına kadar hep mantığıyla hareket eden kahramanımız için Dr. Shepard'ın söylemleri uydurma bir hikayeden farksızdır.Şimdi yapması gereken halasının mirasının kendisine ait olduğunu mahkemede ispatlamaktır.Öte yandan malikanede zaman geçirmeye devam ettikçe gerçekten de bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamasını uzun sürmeyecektir.Evin mazisine uzanan bir takım karanlık sırlar bulunmaktadır...


İyi;Özellikle ilk yarısı itibariyle gizem seviyesi tatmin edici başarılı bir psikolojik-gerilim yapımı olduğunu söyleyebilirim.Akıcı kurgu ve oyunculuk izlemeye değer.
Kötü;Beklentilerin altında kalan final bölümü filmin bir üst seviyeye çıkmasına başlıca engeli teşkil ediyor.Klasik perili ev klişesiyle başlayıp,yer yer sıkıcı sahnelerin de bulunduğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Şubat 2013 | Etiketler : | | | | |

5150 Rue des Ormes (2009)

5150 Rue des Ormes (2009)
Genç bir sinema öğrencisi olan Yannick,yeni mahallesinde mini bir belgesel çekmek için bisikletiyle dolaşmaktadır.Aniden önüne bir kedinin çıkması ile çarpmamak için ufak bir kaza atlatan kahramanımız,yara alarak elleri kan içinde kalmıştır.Kasabanın sessiz sokaklarından birinde olan Yannick,hemen yakınlarında bahçesinde taksi olan bir eve doğru yönelir.Zira bisikleti kullanılamaz hale gelmiştir.Taksinin sahibi olan Jacques,orta yaşlarda kır saçlı bir adamdır.Bugün çalışmadığını söyleyerek kahramanımızın taksiyi kullanma talebini geri çevirir.Yannick ise en azından ellerini yıkayabilmek için müsaade istediğini Jacques'ın evine izinsiz bir şekilde giriş yapar.Üst kattan gelen yardım çığlıkları ise bir andan hayatını değiştirmeye yetecektir...
Jacques dışarıdan normal bir aile babası gibi görünen,eşi ve iki kızı olan geçimini taksicilikle sağlayan biridir.Boş zamanlarını satranç oynayarak geçiren Jacques,eski bir şampiyon olup henüz onu yenebilen çıkmamıştır.Yannick'i gördükleri sonrasında esir alarak,odalardan birine hapsedip alıkoymaya başlar.Ona ne yapacağına karar veremeyen kahramanımız bir süre misafir ederek iyi bir insan olup-olmadığını anlamaya çalışır.Öte yandan Jacques'ın büyük kızı Michelle'de babasının öğretileri ile yetişmiş,zaman zaman öfke nöbetleri geçirerek saldırganlaşan genç bir bayandır.Michelle,Yannick evlerine girdiği andan itibaren onu da diğerleri gibi babasının öldürmesi gerektiğini düşünmektedir.Birkaç kez kaçma teşebbüsünde bulunan Yannick ise buradan tek kurtuluşun Jacques'in yaptığı teklif olduğunu düşünmeye başlar.Eğer onu bir kez satrançta yenebilirse serbest kalacaktır.Ancak hayatı boyunca satrançta hiç kaybetmemiş birisini mağlup edebilmek hiç de kolay olmasa gerek?


İyi;Psikolojik gerilim yönünden seyircileri tatmin edebilecek,çoğunlukla tek mekan ağırlıklı olarak ilerleyen bir kurguya sahip.Oyunculuk,atmosfer başarılı.İşin içinde satranç oyunun olması da filme ayrı bir egzotizm katıyor.Yanlış yolda yanlış eve giren meraklı bir gencin,kendi doğrularıyla yaşayan bir adamın enteresan ailesine zorunlu misafir olması...Bu filmi sevenlerin Chained (2012) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Biraz daha aksiyon vaad edebilirdi.Zira sıkıcı olmasa da uzun süre durağan işleyen bir senaryoya sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

The Canyon (2009)

The Canyon (2009)
Yeni evli Lori-Nick Conway çifti balaylarını daha eğlenceli geçirmek için Büyük Kanyon'da birkaç gün sürecek katır üstünde bir tura çıkmaya niyetlenirler.Ancak vilayet yasalarından ötürü gezinin aylar öncesinde bildirilmesi gerektiğini öğrendikten sonra tüm planlar alt üst olur.Kahramanlarımızın hayal kırıklığına kulak misafiri olan Henry isimli gizemli bir adam,kendisini tur rehberi olarak tanıtarak arzu etmeleri takdirinde gerekli izinleri alabileceğini söylemektedir...
Lori her ne kadar motelde kalmayı teklif etse de Nick'in yoğun ısrarları üzerine Henry'nin teklifini kabul edecektir.Henry uzun yıllar bu tarz gezilerde görev almış,oldukça deneyimli bir rehberdir.Ancak kemerinde büyük bir av bıçağı taşıması ve tuhaf hareketler sergilemesi genç çiftimizin akıllarında bir takım soru işaretleri bırakacaktır.Gezinin başlaması ile Henry'nin beklentilerinin ötesinde yardımsever,iyi kalpli bir insan olduğunu anlayan kahramanlarımız katır sırtında oldukları için biraz söylenseler de Büyük Kanyon'un eşsiz tabiatı ile büyülenirler.Ancak tam da güneşin batması ile kamp kurma hazırlıkları yapan üçlümüz,zehirli bir yılanın Henry'ye saldırmasının ardından yol-iz bilmez halde ortada kalırlar.Halihazırda telefonları da çekmemektedir.Öte yandan zehirli yılanların varlığı  ve kurt sürülerinin sesleri epey tedirgin olmalarına sebep olacaktır.Şimdi yapılması gereken sabah olmasını beklemek,Henry'yi de hayatta tutabilmek için bir an önce motele dönebilmektir.

İyi;Sürükleyici bir yapım.Gerilimin giderek tırmanması ve hayatta kalabilme mücadelesi,o anki çaresizlik gerçekten başarılı şekilde yansıtılmış.Kurgu olarak 127 Hours (2010) filmine de benziyor.Zaten hikayenin içerisinde ufak bir atıf da söz konusu.
Kötü;Film genelinde seyirciyi rahatsız edebilecek pek bir şey yok,ancak kurgunun tanıdık olması,sürprizden uzak görüntü yerine daha orijinal bir şeyler olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Dom zly (aka The Dark House) (2009)

Polonya yapımı "Dom zly" enterasan hikayesi ve iki koldan ilerleyen kurgusu ile ilgiyi hak eden bir gerilim filmi.Filmde olay örgüsü iki bölümden oluşuyor:Srodon'un 1978 yılında Dziabas ailesinin evine misafir olması ve bu olayın dört yıl sonrasında Teğmen Mroz komutasında bir grup askerin aynı evde cinayet tatbikatı yapması şeklinde...
Edward Srodon eşinin ansızın beyin kanamasından ötürü ölmesi ile kendisini alkole vermiş,kısa zamanda da her şeyini kaybetmiş bedbaht bir adamdır.Meslek lisesi çıkışlı olan kahramanımız öncesinde başarıyla yürüttüğü zooteknikerlik işini de kaybetmiştir.Evini ve eşyalarını satarak bütün birikimini yanına alıp,arkasını dönmemek üzere yeni bir hayata adım atan Srodon,taşrada bir devlet çiftliğini tercih ederek bir bakıma sürgün hayatını seçmiştir.Uzun bir otobüs yolculuğu sonrasında taşıtın arıza yapması ile yürümeye karar veren kahramanımız,yağmurun da şiddetini arttırmasının ardından Bieszczady dağının eteğindeki Dziabas ailesine ait bir çiftlik evine sığınır.Yaşlı Zdzislaw ve kendisinden yaşça genç karısı Bozena'nın misafirperver davranması ile çiftliğe geçmeden önce bir süreliğine burada kalmaya karar veren Srodon,öte yandan kulağına çalınan yeni işyeri devlet çiftliği ile ilgili söylentilerden epey rahatsız olmuştur.Zdzislaw oğlunun da orada çalıştığını söyleyerek,bir süre evvel yerine tayin olduğu eski zooteknikerin gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunu söylemektedir...
Zdzislaw'ın tavuk kümesinde kaçak alkol ürettiğini öğrenen Srodon,birlikte bu işi genişleterek yakın zamanda çok para kazanmayı planlarlar.Çok kısa bir zaman önce tanışmalarına rağmen aralarındaki dostluk bağının güçlenmesi ile ikilimiz birikimlerini birleştirerek ortak olmaya karar verirler.Ancak işin içine para ve şehvetin girmesi ile kaçınılmaz trajedik bir son yaklaşmaktadır.
Teğmen Mroz emrindeki askerler,bir savcı ve cinayet zanlısıyla beraber dondurucu bir kış soğuğunda aradan dört yıl geçmesine rağmen halen aydınlanamamış bir davayı çözebilmek için yola çıkarlar.İşin içine diplomatik ve askeri çıkarlarında girmesiyle tatbikatı bir an önce sonlandırmak zorunda kalan Teğmen Mroz,birtakım farklı problemlerle de yüzleşmek zorundadır...


İyi;Atmosfer,oyunculuk ve gizem seviyesi tatmin edici.Sıkı yönetim altındaki Polonya,son derece başarılı şekilde ekrana yansıtılmış.Çarpık diplomatik ilişkiler,taraf olma,bir torba sigara ve bir şişe votka için her şeylerini vermeyi göze alan insanlar...
Kötü;Daha kompleks,gizem seviyesi yüksek bir final beklemiştim.O yönden biraz umduğumu bulamadım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

The Shortcut (2009)

The Shortcut (2009)
Derek babasının ölümünün ardından küçük kardeşi Tobey ile birlikte annesinin yanına yerleşmiştir.Uzun yıllardır sürekli taşınmak zorunda kalan kahramanlarımız sonunda düzenli bir hayata adapte olmaya başlamıştır.Derek okulun popüler kızın Christy ile yakınlaşırken,Tobey ise okulun hemen dışındaki ormanlık alana giden,yaşıtlarının cesaret ederek giremediği bir kestirme yolu keşfe koyulmuştur...
Kestirme yol hakkında 1950'li yıllara dayanan karanlık bir hikaye anlatılmaktadır.Patika yola girenlerin bir daha geri dönemediği ve arazinin sahibi olan Hartley ailesinin gözlerden ırakta bir şeyler çevirdikleri kasabalılar tarafından kulaktan kulağa konuşulmaktadır.Tobey kestirme yola girdiğinde ise büyük bir köpeği parçalara ayrılmış şekilde bulur.Dahası elinde kürek olan yaşlı bir adam etrafında belirerek eğer buraya bir kez daha adım atarsa yerdeki kanın bu kez ona ait olacağını söylemektedir.Bu korkuyla hemen eve koşuşturarak olan biteni Derek'e anlatan kahramanımız abisinin dikkatini çekmeyi başarır.Öte yandan Taylor kaybolan köpeğinin izini sürmektedir.Derek'in kardeşinin başına gelenleri öğrendiğinde ise onunla iş birliği yaparak yaşlı adamın ağaçlarla çevrili evini kolaçan etmeye karar verir.Okuldan birkaç arkadaşının da katılımıyla gizem dolu bir keşfe yelken açan kahramanlarımız bakalım Hartley ailesinin korku dolu sırrına erişebilecek mi?

İyi;Gizem seviyesi tatmin edici,sürükleyici bir yapım.Esasında 12-16 yaş grubu için ideal bir macera filmi olarak nitelendirebiliriz.
Kötü;Senaryo sıradan,maalesef herhangi bir zeka parıltısına rastlayamıyoruz.Final daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Kasım 2012 | Etiketler : | | |

Antichrist (2009)

Antichrist (2009)
Lars von Trier imzalı "Antichrist" filmin giriş bölümünde de bahsi geçtiği gibi Tarkovski sinemasına atıflar içeriyor.Tanıdık olmayanlar için Andrey Tarkovski'nin sinemasını kısaca özetlersek;genel izleyici kitlesini tatmin etmek güdüsü içermeyen,çoğunlukla anlamsız bulabileceğiniz diyaloglarla süslü,final bölümünde iyi-kötü,doğru-yanlış önermeleri içermeyen,genelde buhranlı atmosfere sahip tanıdık kurgu kalıplarından farklılaşan yapımlar barındırır.
Genç bir çift minik oğullarını ihmal ederek diğer odada seks yaparlarken,çocuklarının camdan düşerek ölmesi üzerine büyük bir depresyonun içerisine sürüklenirler.Annenin daha büyük bir yıkım yaşaması üzerine aynı zamanda psikiyatrist olan baba hastane dışında gözlerden uzakta baş başa kalabilecekleri bir yerde terapiyi sürdürmeyi planlar.Daha önce birlikte hoş vakit geçirdikleri sık bir orman ağıyla çevrili kulübenin yolunu tutan kahramanlarımız,ilişkilerine yeni bir şans verme arayışındadır.Ancak sanılanın aksine yalnızlığın kendilerine iyi geleceğini düşünseler de annenin saldırgan doğası işlerin daha da çığrından çıkmasına sebep olacaktır.Dört bölümden oluşan (“Keder“, “Acı“, “Umutsuzluk” ve “Üç Dilenci”) yapım sığ çevreler tarafından erotizmin ağır bastığı belirgin bir finalle sonlanmayan,herhangi bir amaç barındırmayan manasız bir yapım olarak lanse edilse de,yönetmen koltuğunda oturan Lars von Trier her zaman olduğu gibi yine hafızalarda yer edinecek üst düzey bir yapımı sinema tarihine kazandırmış.Genel hatları itibariyle kadın doğası ve yaratılışı üzerine tüm çıplaklığıyla yalın önermeler sunan "Antichrist" muazzam görsel anlatımla birleşerek salt korkunun iliklerde hissedilmesini sağlıyor.Buhranlı atmosfere ek olarak hayvanlar aracılığıyla simgeleştirilen metaforlar ve acı-keder kavramlarının en iyi şekilde hissettirilebileceği arketipler başarıyla yansıtılmış.Tarkovski'nin daha çok yağmurlu atmosferden de destek alarak hüzünlendiren seyirciyi bunaltan,tematik olmayan daha kaotik işleyişi Trier tarafından şiddet ve cinselliğin ön planda tutulması ile sağlanmış.

Özetle;ormanda ıssız bir kulübede teorikte birbirlerine en yakın olan ama doğası gereği yıldızları barışmayan çiftimizin yaşadıkları trajediyi oraya gömerek yeniden eski hayatlarına dönme ümitleri...
İyi;Atmosfer,oyunculuk,lirik anlatım...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

The Thaw (2009)

The Thaw (2009)
Dr. Kruipen küresel ısınmanın doğa ve insan üstünde etkileri üzerine çalışan meşhur bir çevre bilimcidir.Çalışmalarını Kanada'nın arktik bölgesinde bir grup arkadaşı ile yöneten kahramanımız insanların küresel ısınmaya kayıtsız kalmasının gelecekte en büyük felaketi doğuracağını savunmaktadır.Bu konuda onlarca yazı dizisi ve makale yayınlasa da toplumsal bir algı yaratamayan Dr. Kruipen,bir musibet bin nasihatten iyidir felsefesini iyiden iyiye düşünmeye başlamıştır...
Ekibiyle bilimsel araştırmalarını sürdüren Dr.Kruipen buzulların erimesi sonrasında binlerce yıl öncesinde nesilleri tükenmiş bir mamut fosili keşfeder.Öte yandan ekoloji eğitimi alan ve aralarında Dr.Kruipen'in kızı Evie'nin de bulunduğu dört araştırmacı genç bölgeye davet edilmiştir.Mamutun keşfi sonrasında gençlerin bölgeye gelmesini engellemeye çalışan Dr.Kruipen ne yazık ki geç kalır.Mamutun vücudunda binlerce yıldır spor formunda sağ kalmayı başarmış parazit omurgalı bir canlı yaşamaktadır.Başlarda onun zararsız bir böcek olduğunu düşünseler de doğasını keşfetmeye başladıkça son derece tehlikeli bir tür olduğunu anlarlar.Günümüz antibiyotiklerinden ve koruyucu ilaçlardan etkilenmeyen bu parazit canlı,kurbanının derisinden içeri girerek kısa süre sonra yumurtalarını bırakıp,hem konağının ölmesine de hem de sayısını arttırarak daha da yayılmasına sebep olmaktadır.
Evie ve arkadaşları ise her şeyden habersiz ana araştırma üstünde Dr.Kruipen ve ekibinden haber alamamanın verdiği tedirginlikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındadır.Bu sırada etrafta böceklerin belirmesi ve bulundukları odaların istila edilmiş olması başlarının büyük dertte olduğunu göstermektedir.Ansızın ortaya çıkan Dr.Kruipen'ın asistanı Jane ise gençlerin geldikleri helikopteri sabote ettikten sonra ateşler içerisinde bayılmıştır.Neler olup bittiğini öğrenmek için saha üssüne gitmeyi planlayan Evie,babasınından haber alamamasının kötü bir şeyler yaşandığına işaret olduğunu düşünmektedir... 


İyi;Günümüzün trend konularından küresel ısınma üzerine eğitici bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Kurgu sağlam bir bilimsel temele dayandırılmış.Görsel olarak tatmin edici,ayrıca sürükleyici senaryosu ile sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film.
Kötü;Genel olarak başarılı bir salgın temalı film.Ancak işin biraz daha aksiyon ve psikolojik kısmı ön plana çıkabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

The Lodger (2009)

The Lodger (2009)
Batı Hollywood yakın geçmişinin en kanlı günlerini geçirmektedir.Yedi yıl önce "Karındeşen Jack" cinayetlerini taklit eden ve yargılanarak idam edilen katilin ardından,uzun süre sonra aynı yöntemle işlenen yeni seri cinayetler ortaya çıkmaya başlamıştır.Tıpkı yüz yılı aşkın süre önce gerçekleşen Karındeşen Jack infazlarında olduğu gibi benzer kurban seçimi (fahişe) ve hemen hemen aynı bıçak darbeleri ile cinayetlerin işlendiği saptanarak,Dedektif Manning genç ortağı Wilkenson ile beraber göreve çağrılmıştır.
Manning işinde son derece başarılı bir dedektif olmasına rağmen aile olabilmek hususunda sınıfta kalmıştır.Eşinin kendisini görmek istememesi ve kızının da bunun sorumlusu olarak kendisini göstermesi ile tek başına kalan kahramanımız,"Karındeşen Jack" cinayetlerinin yeniden alevlenmesi ile işine sıkı sıkıya bağlanacaktır.Tecrübesiz genç ortağı Wilkenson ile davayı araştırmaya koyulan Manning çok geçmeden yeni bulgulara ulaşacaktır.Katilin psikolojik profilinin belirlenmesi ile onu bir an önce yakalamayı kafasına koyan kahramanımız bir takıma kendisini yeniden ispat etme çabasındadır.Zira yedi yıl önce gerçekleşen benzer yöntemlerin kullanıldığı iki cinayet sonrasında masum birinin idama sürüklenmesi gerçeğinde onun da istemeden de olsa katkıları bulunmuştur.Öte yandan federal ajanların davaya dahil olması ile delilleri çarpıttığı gerekçesiyle açığa alınan Manning için işler de karmaşık hale gelmiştir.Sonuçta sadece uzun koyu renk bir palto giyindiği ve elinde orta boy deri bir çanta ile dolaştığı bilinen katilin bu aşamadan sonra hata yaparak kendisini ele vermesi uzak ihtimal görünmektedir.
Sorunlu bir evlliği olan Ellen,eşiyle problemler yaşayan orta yaşlarda bir bayandır.Güvenlik görevlisi olan eşinin gece geç saatlere kadar çalışması nedeniyle tüm işleri çekip çeviren Ellen,uzun süredir kiralamak istedikleri misafir odaları için en nihayetinde bir müşteri bulmayı başarmıştır.Malcolm isimli kendisini yazar olarak tanıtan orta yaşlardaki bu adam odayı gördüğü anda tereddütsüz kiralamak istediğini söyler.Parayla ilgili herhangi bir sorunu olmadığı her halinden belli olan Malcolm,üç aylık kirayı da peşin vererek kendisi için son derece önemli olan tek şartını da Ellen'a iletir.Hiçbir şekilde rahatsız edilmemesi gerektiği söyleyen kahramanımız,lüzum olduğu takdirde sadece Ellen'ın kendisi ile iletişim kurmasını,kocasının asla buraya gelmemesini istemektedir.


İyi;Oyunculuk,atmosfer oldukça başarılı.Kurgu sürükleyici.Final beklentilerimin üzerinde;seyirciyi şaşırtabilecek nitelikte.Özetle izlemenizi tavsiye edebileceğim gizem-gerilim yönünden akıcı bir seri katil filmi.Bu filmi sevenler From Hell (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları yok değil."Karındeşen Jack" cinayetleri üzerinden ilerleyen senaryo her ne kadar tanıdık gelse de yine de izlemeye değer.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

The Loved Ones (2009)

Avustralya menşeli son yılların en sıra dışı gerilim filmlerinden biri olan "The Loved Ones" özgün hikayesi ile epey ilgi çekici.Filmin başlangıcı ve son bölümü arasındaki tempo farkı başarılı şekilde planlanmış,final de sürprizlere gebe. 
Lise öğrencisi olan Brent yakın zaman önce stajyer ehliyetini almış,babasıyla beraber sık sık trafiğe çıkarak pratik yapan bir gençtir.Yine Brent'in direksiyonda olduğu günlerden birinde trafiğe çıkan ikilimiz,ansızın yolun ortasında beliren kanlar içindeki bir adam sebebiyle tehlikeli bir kaza atlatırlar.Babasının kendisi kadar şanslı olamamasından ötürü can vermesi Brent üzerinde büyük bir yıkım yaratmıştır.Aradan epey zaman geçmesine rağmen halen babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan kahramanımız,annesinin de bunu ima yoluyla hissettirmesi ile giderek bunalıma sürüklenmektedir.Çareyi uyuşturucu kullanarak ve metal müzik dinleyerek yaşananları geçici olsa da unutmakta bulan Brent,çocukluk döneminde de başı derde girdiğinde sığınak bellediği tepeye zaman zaman uğrayarak deyim yerindeyse nefes almaktadır.
Vahim olayın ardından yaklaşık altı ay geçmiştir ve lisede mezuniyet töreni yaklaşmaktadır.Törene kız arkadaşı Holly ile katılmayı planlayan Brent,Lola isimli gizemli bir kızın beraber gidelim önerisini reddeder.Lola okulun en tuhaf öğrencilerinden biridir.Görünüş olarak saplantılı,itici bir karakter profili çizerek herkesin uzak durduğu istenmeyen kişi pozisyonundadır.İşte bu nedenlerle Lola'nın teklifini kibarca geri çeviren kahramanımız,yine deşarj olmak için gittiği tepede gizemli bir adam tarafından kaçırılacaktır.Ayıldığında kendisini elleri kollu bağlı şekilde bir sandalyede oturtulmuş halde bulan Brent,asla tanışmak istemeyeceği Lola'nın ailesi ile aynı masadadır...


İyi;Özgün konusu ve başarılı kurgusu ile izlemenizi önerdiğim yapımlardan biri.Çekim teknikleri ve atmosfer olarak da diğer muadillerinden ayrılıyor.Bu filmi sevenlerin The Woman (2011)'e de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları var ancak görmezden gelinebilir :D Filmin süresi de biraz daha uzun olabilirdi.Son bölüm sıkıştırılmış izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Orphan (2009)

Orphan (2009)
Yakın zaman evvel doğmamış çocuklarının ölümü ile büyük sarsıntı yaşayan Kate-John çifti,ilişkilerini normale döndürebilmek için yoğun çaba harcamaktadır.Öz evlatlarının kaybı sonrasında evlat edinme fikrini iyiden iyiye düşünmeye başlayan kahramanlarımız en azından bu şekilde duydukları çocuk özlemini gidermeyi planlamaktadırlar.
Lokal bir yetimhaneyi ziyaret ederek daha çok bir-iki yaşlarında ufak bir bebek evlat edinmeyi tasarlayan çiftimiz,Esther isimli küçük kızı gördükleri anda büyülenirler.Belki düşündükleri yaş aralığında değildir ancak gerek akranlarına göre olgunluğu gerekse zekası ile geleceği parlak bir çocuk izlenimi vermektedir.Görevliden düşünmek için zaman isteyen kahramanlarımız,küçük bir bebek evlat edinip onu büyütmek için pek çok sıkıntı yaşamaktansa Esther gibi okul yaşına gelmiş sevimli bir kız çocuğunu yanlarına almaya karar verirler.
Esther'in aralarına katılması ile lüks malikanelerinin yolunu tutan Coleman ailesi yeni bir başlangıç yapma arifesindedir.Halihazırda her şey yolundadır.Ancak çok geçmeden Esther'in giyim tarzından ve göründüğünden daha farklı meziyetlere sahip olduğundan şüphelenip,bir şeylerin yolunda gitmediğinden endişelenmeye başlayan Kate,yetimhane geçmişini araştırmaya karar verir.Sonuç itibariyle kısa süre önce evlat edindikleri bir kız çocuğunun en azından nerede doğduğu nasıl bir ailenin mensubu olduğu gibi bilgileri öğrenmeleri,sonrası için yardımcı olacaktır.Öte yandan John,onun normal bir çocuk olduğu hususunda ısrarcı olup,eşinin kuşkularının yersiz olduğunu düşünmektedir.Bir bakıma ev içerisinde yalnız kalan Kate ise ne pahasına olursa olsun Esther'in gerçek yüzünü ortaya çıkarmakta kararlıdır.


İyi;Ters köşeye yatıran senaryosu ile mutlaka izlemenizi tavsiye edebileceğim yapımlardan biri.Esasında son yıllarda çok sayıda çocuk kahraman eksenli kötü ruh-şeytani güç temalı filmler mevcut.Case 39 (2009),Whisper (2007) ...Ancak bahsettiğim gibi kurgu olarak benzerliklere rastlansa da seyirciyi şaşırtmayı başaran etkileyici bir gerilim filmi olduğunu düşünüyorum.
Kötü;Bazı mantık hataları yok değil,ancak mevzuyu anlayana dek pek de dikkat çektikleri söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | | |