Güncel İncelemeler;

A Quiet Place (2018)

A Quiet Place (2018)
Evelyn- Lee çifti, ses duyusu oldukça gelişmiş olan yaratıklarla dolu post apokaliptik bir dünyada; ailelerini bir arada tutup, çocuklarıyla hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Sıra dışı en ufak bir gürültüde bile ansızın ortaya çıkan yaratıklar ise buldukları her şeyi yok edip, deyim yerindeyse terör estirmektedir. 
A Quiet Place (2018)
Ailesinin güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapmaya söz veren Lee, medikal ve besin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ufak bir çiftliği sığınak olarak belirler. İhtiyaç duydukları malzemeleri edinebilmek için öncesinde deniz kumu dökerek ses yalıtımı sağladıkları patikalarda saatlerce çıplak ayak ilerleyen kahramanlarımız, her koşulda işaret diliyle ve yanlarında taşıdıkları fenerlerle anlaşmalarını gerektiği hususunda katiyen hem fikirdir. Zira metrelerce öteden en ufak bir gürültüye dahi tepki veren yaratıklar izlerini çabucak bulup, hemen her yerde ortaya çıkabilmektedir. Durumun sürdürülebilir olmadığının farkında olan Lee, gününün büyük bölümünü radyo sinyalleri ve s.o.s yayımlayarak yardım aramakla geçirir. Ancak tüm çabalarına rağmen bir türlü dış dünya ile iletişim kurmayı başaramaz. Yaratıkların zayıf bir noktasını bulmaya odaklandığında ise sese karşı ekstra duyarlı; olabildiğince ataklarken, görme yetilerinin olmadığını keşfeder. Ama ne yazık ki hala ailesini yaratıklardan koruyabilecek esaslı bir silaha sahip değildir. Öte yandan yeni bir bebek bekleyen Evelyn, doğumun olabildiğince gürültüsüz olması için günler öncesinde hazırlıklarla uğraşmaktadır. Her türlü ihtimali düşünerek planlar yapan çiftimiz, aksilik ya günün birinde çocukların oyun oynarken çıkardıkları bir gürültü sonrasında sığınaklarını deşifre etmiş olurlar. Uzun süredir kaçındıkları yüzleşme, hiçte beklemedikleri bir anda vuku bulur. Sessizliği bozmanın bedelini en ağır şekilde ödemek zorundadırlar...


İyi; Konsept olarak post apokaliptik bir dünyada geçen, baştan sona sürükleyici bir gerilim filmi. Oyunculuk ve mekan seçimlerinin de tatmin edici olduğu, göz atılması gereken bir alternatif. Tarz ve atmosfer olarak ele alındığında ise Cloverfield devam filmi vari bir izlenim verdiğini söyleyebilirim. Son olarak bu filmi sevenler, yine benzer şekilde gerilim yüklü Don't Breathe (2016) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Yaratık modellemeleri daha özgün olabilirdi. Filmin ana kahramanı Lee' nin duygusal tercihleri sorgulanabilir olsa da, akıllı bir adam olduğu ortada o yüzden zekice hazırlanmış birkaç bubi tuzağı görmeyi beklerdim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

10 Cloverfield Lane (2016)

10 Cloverfield Lane (2016)
Karanlık bir gecede geçirdiği trafik kazası sonrasında kilitli bir odada gözlerini açan Michelle, bacağından zincirlenmiş şekilde uyanır. Meraklı gözlerle etrafı keşfe koyulan kahramanımız nasıl buraya geldiğini anımsamak bir kenara dursun kazadan nasıl sağ çıktığını dahi hatırlayamamaktadır. Kilitli demir kapı dışında herhangi bir pencere ya da çıkış bulunmayan odada, çok geçmeden kapının açılmasıyla beliren Howard; kendisini kurtarıcı sıfatıyla tanımlayıp, sığınağın sahibi olduğunu da ekler. 
10 Cloverfield Lane (2016)
Howard, dışarıda henüz tam olarak bilinmeyen nükleer ya da kimyasal saldırı sonrasında havanın kontamine olduğunu ve sığınak sayesinde hayatta kaldıklarını söyler. Dahası sığınağın yapımında kendisine yardımcı olan Emmett'in de olaydan sonra buraya gelip yerleştiğini anlatır. Emmett ile beraber uzun uğraşlar sonrasında sığınağı inşa eden ve hava filtresinden, iki yıl yetecek erzağa ve içme suyuna kadar tüm detayları düşünüp tasarladığını söyleyen Howard, dışarıda olmadıkları için çok sanlı olduklarını yeniler. Michelle ile dost olmaya çalışan Emmett ise olan bitenle ilgili bazı fikir ayrılıkları olsa da Howard'ın hikayesini doğrular. Howard'ı biraz sinirli ve agresif biri olarak tanımlayıp, donanmada çalıştığını ve eskiden beridir komplo teorileriyle dolup taşan beyninin şu an hayatta kalabilmelerinde anahtar role sahip olduğunundan söz eder. Howard'ın hikayesine kuşkuyla yaklaşan ve bir şekilde dışarı çıkıp gerçekten ne olup bittiğini öğrenmek isteyen Michelle ise görsel referans edinebilme çabasındadır. Yerin kaç metre altında dahi olduklarından bi haber olan kahramanımız, dışarı çıkıp kendi gözleriyle neler döndüğünü görme telaşındadır. Öte yandan zaman zaman dışarıdan helikopter gürültüsüne benzer sesler gelmesi şüphelerini daha arttırır. Howard'ın anlattıklarını tutarsız bulan ve Emmett'in desteğini alarak plan yapmaya koyulan Michelle, dışarıda gerçekten ne olduğuyla yüzleşmeye hazırdır...

İyi; Gizem seviyesinin girişten finale kadar yukarılarda olduğu, atmosfer ve oyunculuk olarak da başarılı bir post-apokaliptik film. Kurgunun da oldukça sürükleyici olduğunu ekleyelim. Başarılı aktrist Mary Elizabeth Winstead'i de The Ring Two (2005) ve The Thing (2011) den sonra yeniden başarılı bir korku-gerilim yapımında görmek haliyle hoş oldu. Bu filmi sevenler; mekan seçimi olarak yakın olan The Divide (2011), karakterler arası ilişkiler açısından da benzerlikler taşıyan Z for Zachariah (2015) yapımınlarına da göz atabilirler...
Kötü; Son çeyrek biraz aceleye getirilmiş gibi. Final daha farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2016 | Etiketler : | | | | |

Z for Zachariah (2015)

Z for Zachariah (2015)
Robert C. O’Brien'ın 1974 de yayımladığı 'Z for Zachariah' romanından uyarlama olan film, post apokaliptik bir ortamda geçen distopik bir hikaye. Ancak  gerek karakter ilişkileri gerekse samimi kurgusuyla düşündüren; tebessüm ettiren, zaman zaman rahatsız eden enteresan bir dram-gerilim filmi. 
Z for Zachariah (2015)
Nükleer savaş ve sonrasında radyoaktif sızıntı kaçınılmaz olarak dünyadaki yaşamı sona erdirmiştir. Su ve toprak da havadan gelen sızıntı sonrasında kontamine olmuş sadece insanlığın değil tüm biyolojik yaşamın günleri tükenmiştir. Böylesine post apokaliptik bir ortamda Yeni Zelanda'da kendi mikroklimasına sahip radyasyondan etkilenmemiş bir çiftlikte yaşayan Ann, inançlı bir kadın olmasına rağmen içten içe kendisini tüketmeye başlayan yanlızlığını köpeği Faro sayesinde telafi edebilmiş, kelimenin tam anlamıyla gerçek bir survivordır. Ailesinden kalan çiftlikte yaşamını sürdüren Ann, günün birinde büyük bir mucizeyle karşılaşır. Üzerinde astronot vari radyasyon koruyucu kıyafetleri olan gizemli bir adam (John) çıkagelmiştir. Ancak ne yazık ki John radyasyona maruz kalmış ve ayakta duramayacak kadar hastadır. John'u sorgusuz sualsiz insaniyet namına çiftliğine götüren ve iyileştirmek için elinden geleni yapan kahramanımız, bir bakıma sıkıcı yalnızlığından kurtulmak ve yıllar sonrasında kendisi için gerçekleşen mucizeye tutunup arkadaş edinmek amacındadır. Hızla geçip giden günler sonrasında John iyileşmeye başlar ve gücünü toplayarak yataktan kalkar. Ann'in yardımlarına ve kendisine olan ilgisine teşekkür etmek isteyen kahramanımız yaklaşan dondurucu kış soğuklarını düşünerek ona yardımcı olmayı teklif eder. Ann'in babasından kalan eski bir kiliseyi yıkarak elde edeceği odunlarla hemen çiftliğin yakınlarındaki akarsuya değirmen kurmayı düşünen John bu sayede çiftliğe elektrik getirerek sürdürebilir bir enerji kaynağı elde etmeyi ummaktadır. Başlarda babasından yadigar kiliseyi kesinlikle gözden çıkartmak istemeyen Ann, çok geçmeden başka şansları olmadığını anlar. Öte yandan uzun süredir madenlere yaşayarak hayatta kalmayı başardığını söyleyen Caleb isimli genç bir adam da çiftliğe ulaşmıştır. Caleb'a karşı Ann'in aksine her zaman şüpheyle yaklaşan John, yoğun ısrarlar sonrasında onun da çiftlikte kalmasına izin verir. Ann- Caleb ve John distopyanın ortasında yeni bir hayat kurmak için kollarını sıvazlayıp var güçleriyle kış gelmeden değirmeni inşa etmek için çalışırlar. Ancak Ann ve Caleb'in giderek yakınlaşması bazı dengeleri değiştirecektir...

İyi; Oyunculuk, karakter seçimleri ve kurgu gerçekten son derece başarılı. Drama yönü ağır basan ancak geriliminde sürekli tırmandığı kesinlikle izlemeye değer post apokaliptik bir yapım. Alt metinde ırk ve din üzerinden göndermeler barındıran, hiciv yapmaktan korkmayan özgün bir film.
Kötü; Kendi temposunda ilerleyen, bazı sahnelerde zaman zaman sıkabilecek bir yapım. İzleyicinin kafanızda ulaşabilecek soru işaretlerini cevaplamaktan ziyade kendi mesajlarını veren ve bu nedenle herkese hitap etmeyecek bir dram-gerilim alternatifi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Parallels (2015)

Parallels (2015)
Babasından gelen gizemli mesaj sonrasında uzun süre evvel terk ettiği baba ocağına dönen Ronan,kız kardeşi Beatrix ile karşılaşır.O da aynen kendisine gelen mesaj benzeri bir bildirim almıştır ve babasının nerede olduğu hususunda en ufak bir bilgisi dahi yoktur.
Parallels (2015)
Hızla eve göz atan kahramanlarımız garajda babalarına ait bir acil durum çantasının içerisinde gizemli bir küre bulurlar.Öte yandan çocukluk arkadaşları Harold da merakını yenemeyip olaya dahil olur.Ronan,babalarının ses kaydında bahsettiği binada olabileceğini düşünmektedir.Daha iyi bir fikirleri olmadığı için beraber yola koyulmaya karar veren üç kafadar,uzun yıllardır kullanılmayan ancak şehrin merkezinde yer alan binaya göz atmaya karar verirler.İçeri girdiklerinde ise bahsedildiği gibi terk edilmiş bir mekanla karşılaşırlar.Ancak çok geçmeden bir şeyler ters gitmeye başlar.Büyük bir sarsıntının ardından kahramanlarımız kendilerini bambaşka bir coğrafyada bulurlar.İçinde bulundukları bina dışında sanki her şey uçup gitmiş,deyim yerindeyse post apokaliptik bir dünyaya gözlerini açmışlardır.Bunun nasıl mümkün olabileceğine kafa yormaya başlayan gençler,binada yalnız olmadıklarını anlarlar.Polly isimli genç bir kız da buradadır ve tavırlarından binayla ilgili bir şeyler bildiği aşikardır.Binadan çıkmaya ve etrafa göz atmaya karar verdiklerinde ise dışarıda bir grup silahlı haydutun peşlerine düşmesiyle zor anlar yaşarlar.Babalarını ararlarken başlarını büyük belaya sokan kahramanlarımız yeniden binaya sığınırlar ancak esir düşmekten de kurtulamazlar.Haydutlar nükleer saldırı sonrasında dünyanın bu hale geldiğini söyleyip,gençler için uçuk gelen yakın gelecekten muhabbetler etmektedirler.Polly ise bir şekilde haydutların ellerinden kurtularak binaya dönmeleri gerektiğini söylemektedir.Zira bina belli saat aralıklarında zaman içerisinde sıçramalar yapabilmektedir.Eğer bu hiç de ısınamadıkları yerle bir olmuş dünyadan kurtulmak istiyorlarsa acele etmelidirler...
İyi;Fikir olarak başarılı,bilim-kurgu severlerin göz atması gereken bir yapım.Sürükleyicilik ve atmosfer olarak da tatmin edici.Oyunculuk idare eder.Seriye dönüşme olasılığı yüksek,konsept olarak izlemenizi tavsiye edebileceğim bir  film.
Kötü;Tv filmi ya da dizi havasında ilerleyen,sinemanın büyüsünü hissettirmekten geri kalmış bir yapım.Daha fazla bütçe ve iddialı oyuncu kadrosuyla çekilebilse,çok daha fazla ilgi çekebilecek bir bilim-kurgu,gerilim alternatifine dönüşebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Colony (2013)

The Colony (2013)
Uzun süredir kaliteli bir bilim-kurgu gerilim yapımının vizyona girmemesi ben dahil olmak üzere sinemaseverler cephesinde büyük bir hayalkırıklığı oluşturuyordu.Esasında bilim-kurgu denince uzay gemileri,kıyamet ya da çığır açıcı bir deney ve sonrasında yaşanan olaylar akla gelse de bu kez mekan olarak büyük bir yer altı sığınağına konuk oluyoruz.
The Colony (2013)
Buzul çağının başlamasıyla birlikte yaşanan yıkımın ardından hayatta kalabilmeyi başarabilen insanlar kolonilere ayrılarak yerin altında hayatlarını sürdürmeye devam etmektedir.Yeryüzünü kaplayan buz tabakası nedeniyle toprağa ulaşamayan ve organik olarak yiyecek üretemeyen kahramanlarımız,işbirliği yaptıkları koloni içerisinde sıkı bir dayanışma ile hayatta kalmayı başarabilmiştir.Yetiştirdikleri besi hayvanlarını ve kurutulmuş tohumları yiyerek açlıkla başa çıkan koloni sakinleri Briggs yönetiminde kısmen demokratik sayılabilecek şekilde organize olurlar.Koloniyi etkileyen en büyük tehdit ise soğukalğınlığı riskidir.Karantina odası oluşturan kahramanlarımız belirtileri gösteren herkese aynı şekilde davranmakta bu konuda katı bir yaklaşım sergilemektedir.Rutin yaşantılarına devam eden Briggs ve arkadaşları günün birinde dost kolonilerden biriyle radyo temasının kaybolmasının ardından neler olup bittiği anlamak için oraya gitmeye karar verirler.Koloni 5'den bir acil durum çağrısı almalarının hemen akabinde temasın yitirilmesi epey kafa karıştırıcıdır.Briggs,Graydon ve Sam'den oluşan üç kişilik kafile karlarla çevrili yoğun buz tabakasının üzerinde uzun bir yolculuğun sonrasında koloni 5'in bulunduğu yer altı sığınağına ulaşır.Ancak kendilerini karşılayan hiç kimse olmadığı gibi ürpertici sessizlik epey canlarını sıkacaktır.Çok geçmeden etrafta kan lekeleri ve parçalara ayrılmış cesetler gören kahramanlarımız gürültünün geldiği yöne doğru gitmeye karar verirler.İçeriden kilitlenmiş malzeme odasına girdiklerinde ise halen hayatta olan biriyle karşılaşmanın sürprizini yaşayan Briggs ve Sam,yaşlı adamın anlattıkları sonrasında dehşete kapılacaktır.Zira koloni 5 katledilmiş herkes öldürülmüştür.Dahası hala istilacılar burada olabilir...


İyi;Atmosfer ve makan olarak gayet başarılı,kurgu olarak ilgi çekici bir yapım.Oyunculuk tatmin edici.Hayatta kalma teması ve filmin hikayesi gerilim severlerin beğenisini kazanabilecek kalitede.
Kötü;Gizem seviyesi düşük yer yer sıkan bir yapım olduğunu ekleyeyim.Zaten ikinci yarısı itibariyle de klişe bir kurguya dönüş yapılıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2013 | Etiketler : | | | |

The Day (2012)

The Day (2012)
Kıyamet sonrası hayatta kalmayı başaran 5 kişilik bir grup,her gün onlarca kilometre yol kat ederek sığınabilecekleri bir yer aramaktadırlar.Peşlerindeki insan etiyle beslenen canileri atlatabilmek için yaklaşık on yıldır köşe kapmaca oynayan kahramanlarımız bitki örtüsünün yok olduğu yer yüzeyinde,besinlerinin azalması ile giderek köşeye sıkışırlar.Son umutları ise korunaklı bir bina bularak çantalarında taşıdıkları tohumları bahçesine ekip,o sayede güzel günlerin geleceğine olan inançlarıdır....
Rick,Henson ve Adam çocukluk dönemlerinden beri yakın olan üç arkadaştır.Şimdilerde ise dünyanın berbat bir yere dönüşmesinin ardından birlikte yaşam mücadelesi vermektedirler.Shannon Rick'in kız arkadaşıdır,öte yandan Mary ise gruba yakın zamanda katılmış ferri çıkışları olan sessiz bir kadındır.Henson'un hastalığının ağırlaşması ile daha fazla yürüyerek devam edemeyecekleri anlayan Rick,yeniden yağmurun bastırması sonrasında yol üzerindeki eski bir çiftlik evine sığınmayı önerir.Geçici olarak bu teklife olumlu bakan Adam,Henson iyileşir iyileşmez buradan gitmeleri gerektiğini düşünmektedir,zira avcılar halen peşlerinde olup her an izlerini bulabilirler.Uzun süre sonra ilk defa bir çatı altında dinlenme fırsatı yakalayan kahramanlarımız,asıl sorun olan açlıkla yüzleşmek zorunda kalırlar.Dışarıda yakalayabilecekleri herhangi bir hayvan olmadığı gibi,yiyebilecekleri herhangi bir toprak mahsulü de bulunmamaktadır.Öncesinde göz atmadıkları çiftlik evinin karanlık bodrum katında onlarca konserve olduğunu keşfeden Rick ve Adam,tam da bu sırada tuzağa düştüklerini fark ederler.

İyi;İlk bölümü filmin genelini göz önüne aldığımızda başarılı sayılabilir.Oyunculuk fena değil.
Kötü;Tipik tek mekan kurgusuna dönüşen,herhangi bir zeka parıltısı göremeyeceğiniz vasat bir yapım.Bu tarz filmleri sevenler daha iyi alternatifler olan;The Book of Eli (2010),The Divide (2011) ve Hell (2011) yapımlarına göz atabilirler.Öte yandan hemen hemen benzer kurgu da olan Tooth and Nail (2007) filmini de izleyebilirler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Aralık 2012 | Etiketler : | | | |

Hell (2011)

Hell (2011)
Uzun süredir hasret kaldığım kıyamet sonrasını kurgulayan bilim-kurgu filmlerinden biri olan "Hell" Almanya menşeli vasatın üstünde bir yapım.Hatta ilk çeyreği itibariyle aynı tempoda devam edebilse bu tarz filmlerden hoşlananların izlemesi için ideal alternatif olabilirmiş...
Konuya gelirsek;küresel ısınmanın giderek şiddetini arttırması ve ozon tabakasının tahrip olması ile solar radyasyon hiç olmadığı seviyelere ulaşmıştır.Doğal olarak denizler ve nehirler kurumuş,bitkiler yok olmaya başlamış,ormanlık alanlar haritalardan silinmiştir.İşte bu ortamla uzun süre başa çıkmayı başaran talihli kişilerden Marie-Leonie kız kardeşler Phillip'in de aralarına katılması ile halen bir yerlerinde su kaynaklarının olduğu bahsi geçen ülkenin kuzeyine doğru yola koyulurlar.Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak ve aşırı sıcaklarda yol almak zorunda kalan kahramanlarımız,uzun süredir duraksamadan yollarına devam etmektedirler taa ki yakıtlarının azalmaya başladığı ana dek.
Şans eseri yol kenarında terkedilmiş bir benzin istasyona rastlayan üçlümüz burada Tom isimli bir yabancıyla tanışırlar.İlk karşılaşmaları pek hoş olmasa da yolculuğa beraber devam etmeyi planlayan kahramanlarımız birkaç mil ötede yamaç yolunun kapalı olduğunu fark ederler.Şimdi yapmaları gereken bir çaresini bularak yolu kapayan seti ortadan kaldırmaktır.Tam da bu sırada şarampole yuvarlanmış bir karavan olduğunu fark eden gençler,her şeylerinin içinde bulunduğu arabalarını terk ederek yakıt bulma arayışına girerler.Ne de olsa burada yapa yalnızdırlar.Ancak çok geçmeden planları alt üst edecek olaylar cereyan edecektir...


İyi;Atmosfer,mekan betimlemeleri vs oldukça başarılı.İlk yarısı itibariyle mistik atmosfere sahip bir yol filmini andıran yapım epey ilgi çekici.
Kötü;Senaryonun tanıdık bir kurguya dönmesi ile büyük hayal kırıklığı yaşadım.Tam işin bilim kurgu kısmına yöneleceğini düşündüğüm anlarda,insan doğası önermesi karşıma çıktı. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Tooth & Nail (2007)

Tipik kıyamet sonrasını işleyen yapımlardan biri olan Tooth & Nail (2007),alışılageldiği gibi hayatta kalmayı başaran bir avuç insanın hikayesini anlatıyor.Neyse ki bu sefer kıyamet konsepti nükleer savaş ya da ölümcül salgın gibi klişe senaryodan ibaret değil.
Korunaklı bir binayı mesken belleyen kahramanlarımız,başlıca problemleri olan su ve besin bulma konusunda epey sıkıntılıdır.Dahası bir çatışma sırasında kurtardıkları genç bir bayan (Neon) başlarına büyük bela açacaktır.Zira asla bulaşmamaları gereken insanlıktan çıkmış yamyam bir grubun tehdidi altındadırlar.
Bu zamana kadar son derece başarılı şekilde organize olarak hayatta kalmayı başaran kahramanlarımız,Neon'un aralarına katılması ile peşlerine taktıkları yamyamlarla mücadele etmek zorunda kalacaklardır.Neon'a güvenerek onu dışarda bırakmayıp sahip çıksalar da grup dinamiklerini alt üst eden bu gelişme sonrasında ufak çaplı kriz giderek derinleşmeye başlar.Grubun ağır toplarını yanına çeken Neon dışarıdaki yamyam sürüsüne karşı daha cesur olmaları yönünde arkadaşlarını örgütlemeye başlar.Oysa ki grupta,daha düne kadar tanımadıkları bu bayan hakkında dost ya da düşman yorumu yapmak için dahi yeterli izlenim oluşmamıştır.Öncesinde liderleri olan profesörün direktifleri ile sağ kalmayı başaran kahramanlarımız şimdi değişen dengeler çerçevesinde daha agresif bir anlayışa bürünmüştür.


İyi;Sürekleyici bir yapım.Biraz daha para harcasalar hoş bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.Mekan başarılı.
Kötü;Klişe konu,vasat oyunculuk...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

The Divide (2011)

The Divide (2011)
Nükleer saldırısı sonrasında hayatta kalmayı başaran sekiz kişilik bir grup(Eva ile nişanlısı Sam,Mickey,Delvin,Adrien;üvey kardeşi Josh ve onun zibidi arkadaşı Bobby,Marilyn ve kızı Wendi),güç-bela olsa da apartmanlarının alt katındaki sığınağa ulaşırlar.Mickey önderliğinde organize olmaya çalışan kahramanlarımız,dışarda neler olup bittiğine dair her hangi bir bilgiye sahip değildir.
Geçmiş yıllarda orduda başarıyla görev yapmış eski bir asker olan Mickey,yaşanan nükleer saldırı sonrasında oluşan radyoaktif toz bulutunun sığınaktan içeri girmemesi için çeşitli önlemler almaya başlamıştır.Bu sırada telsizle neler olup bittiğini anlamaya çalışan Delvin ise en nihayetinde sesini birilerine duyurmayı başarmıştır.Sığınağı ablukaya alarak içeri dalan askerler,mağdur durumda olan kahramanlarımıza yardım etmekten ziyade farklı amaçlar için buradadır.
Sığınakta günler ilerledikçe su ve erzakları tükenmeye başlayan yorgun kafilemiz,en nihayetinde hareketlerindeki tuhaflıklar sonrasında Mickey'nin kendilerinden bir şeyler sakladığını öğreneceklerdir.Bu aşamadan sonra grup dinamiklerinin değişmesi ile kontrolü ele almakta gecikmeyen Josh ve Bobby,herkese kimin patron olduğunu ispatlama çabasındadır.Kızını kaybeden Marilyn ise giderek psikolojinin alt üst olması ile kendi sonunu hazırlayan tercihler yapmaya başlamıştır.Grubun kaderi Eva'nın üzerindeki baskıyla nasıl başa çıkacağına bağlıdır.


İyi;Tek mekan filmleri arasında ,olaya biraz da bilim-kurgu ve psikolojik gerilimin girmesi ile izleyebileceğiniz alternatiflerden biri olabilir.
Kötü;Bilim-kurgu yönü çok zayıf kalmış.Dışarıda neler olduğu sorgulanmadan doğrudan tek mekana(sığınağa) dönülmesi eksi puan.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Dark Hour (La hora fría) (2006)

Din kaynaklı olarak başlayan savaş,biyolojik silahlar ve sonrasında nükleer saldırılar ile yeryüzünde yaşamı felç etmiştir.Hayatta kalmayı başaran bir grup insan eskiden büyük bir alışveriş merkezi olan binanın yer altı sığınaklarında yaşamlarını sürdürmektedir.Olayın ardından tamı tamına dokuz yıl geçmiştir ve sığınağın ötesinde dış dünya adına hiç bir kalmamıştır.
Kullanılan biyolojik silahlar sebebiyle virüsün enfekte ettiği insanlar zombi vari yaratıkları dönüşmüştür.Ayrıca nükleer saldırının ardındansa dünyevi olmayan sıradışı varlıklar etrafta gezer olmuştur.İşte tüm bu garabet atmosfer içerisinde hayatta kalmayı başaran bir avuç insan (Jesus,grubun lideri Maria ve sevgilisi Pablo,gay çift Lucas ve Mateo,gök bilimci Magdalena ve kızı Ana,eski bir asker Pedro ve yalnız kovboy Judas) yiyeceklerinin ve ilaçlarının bitmeye başlaması ile dışarı çıkıp eksikleri tedarik etmek zorundadır.
Sığınakta elektrik ve su hususunda problem yaşamayan kahramanlarımız ilaç konusunda epey sıkıntılıdır.Zira birkaç gün arayla gerçekleşen 'soğuk saatler' sıcaklığın epey düştüğü,hastalıklara ortam hazırlayan zor zamanlardır.Dış dünyada neler olup bittiğinden bihaber bu sığınakta doğup büyüyen Jesus ise el kamerası ile olan biteni kaydetmektedir.

İyi;Kurgu,mekan başarılı.Sürükleyici bir yapım.
Kötü;Son çeyrek çok vasat.Filmin bir üst seviyeye çıkamamasında en önemli etken.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Pandorum (2009)

Pandorum (2009)
Event Horizon (1997) ve Sunshine (2007) yapımlarının ardından bilim-kurgu beraberinde gerilim filmi yapma hususunda epey açlık çeken sinema sektörü,”Pandorum” filmiyle biraz olsun kendine geldi diyebilirim. Filme gelecek olursak biraz Resident Evil tadı aldım desem yanlış olmaz (ki zaten yapımcıları Resident Evil serisinin kadrosuyla aynı).
Uzay gemisinde uyanan iki uzay istasyonu görevlisi, geçmişlerini anımsamakta güçlük çekmektedir. Daha doğrusu bazı şeyler akıllarına gelse de, çok basit soruları çözümleyecek kadar dahi bellek olguları yeterli değildir. Sanki bir şey olmuştur ve yaşanılanlar unutulmaya mahkumdur. Birbirlerini hatırlamakta zorlanan bu iki adam, en sonunda üniformalarının üzerindeki isimlerden ve hiyerarşi simgelerinden yola çıkarak birbirlerine hitap etmeye başlarlar. (Kaptan Payten ve Bower) Çevreyi gezinip başlarına ne geldiği ile ilgili ip uçları aramaya  çalışan ikilimiz, her ne kadar birbirlerine pek güvenemeseler de, kader ortağı oldukları ironisi gerçektir. Çevreyi keşfetme mevzusunda işleri hiç de kolay değildir, keza uzay gemisinin enerji kaynağında bir problem olduğu aşikardır ve bu nedenle elektronik cihazları kullanmak ve gemi içerisinde rotalarını bulmak bir nevi ne kadar zeki olduklarına bağlıdır.
 Pandorum (2009)
Bir oda da kapana kısılan Payten ve Bower buradan çıkış amacıyla planlar yapmaya başlarlar. Neler olup bittiğini öğrenmeleri de buna bağlıdır. Payten’ın emirleri sonrasında bulduğu küçük bir boşluktan uzay gemisini keşif için yola çıkan Bower, Payton ile iletişimini ise telsiz ile sağlayacaktır. Ancak sürekli gidip gelen elektrikler, başlarına epeyce problem olur. Bower’ın amacı enerji kaynağını sıfırlamak ve böylece yeniden sağlıklı bir şekilde çalıştırıp, kaptan köşküne ulaşarak nasıl bir felaket ile karşı karşıya olduklarını anlamaktır. Uzun koridorları sürünerek geçen Bower, çok geçmeden Payton ile olan bağlantısını yitirir. Artık bu karanlık uzay gemisinin içerisinde yapayalnızdır ve etraftan gelen ürpertici sesler yeterince rahatsız edicidir. Sürekli olarak tünellerde karartılar görmeye başlayan kahramanımız, her şeye rağmen ilerlerken; karşısına çıkan insanın kanını donduracak cesetler,iyiden iyiye paniklemesine neden olur. Bower giderek gemiye neler olduğunu anlamaya yaklaştığını hissetse de, kısa bir süre süre içerisinde kendisini survivor da bulur. Payton ve Bower gemide yalnız değildir...
Pandorum (2009) 
Çok geçmeden gemiyi istila etmiş olan garip yaratıklardan biriyle karşılaşacak olan Bower, uzun bir kovalamacanın ardından canını zor kurtarır. Bu sırada iki de arkadaş da edinir. Nadia isimli hırçın bir kız ve Manh adında saldırgan bir genç adam imdadına yetişmiştir.Artık üç kişilerdir ve neler olup bittiğiyle ilgili bazı teorilere sahiplerdir. Kısa bir konuşmanın ardından kaynaşan kahramanlarımız, Nadia’nın daha erken uyandığını ve gemide süregelen istiladan haberi olduğu keşfederler.
Bower ve arkadaşları ilerleye dursun, öte yandan yine uzay gemisinin görevli tayfasından tuhaf bir adam (Shepard) uyanır ve Payton ile yolları kesişir. Üstelik Shepard’ın olup bitenlerden az çok haberi vardır ve hiç kimsenin buradan canlı çıkmayacağına dair sözler sarf eder. Kaptan Payton’un üzerinde otorite kuramadığı bu adam başlarına pek çok bela açmaya meyillidir...



İyi; Atmosfer, mekan seçimleri ve giderek tırmanan gerilim faktörleriyle, uzun süredir hasret kaldığımız bilimkurgu-gerilim eksenin de sürükleyici bir yapım.
Kötü;Yaratık modellemeleri çok aşina.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;