Güncel İncelemeler;

Cam (2018)

Cam (2018)
Alice, internet üzerinden yetişkinlere özel canlı yayınlar yapan genç bir kızdır. Zamanının neredeyse tamamını FGL adı verilen şirketin alt yapısını kullanarak videolar üretmeye harcayan kahramanımız, günün birinde en iyilerden oluşan ilk elli listesine girebileceğinin hayallerini kurmaktadır. Kiraladığı daireyi tamamen yayınlarının içeriğine göre dekore eden ve erotik şovlar yaparak izleyicilerinden tokenler kazanan Alice, oldukça konforlu bir yaşam sürmektedir. 
Cam (2018)
FGL' de çalışan benzer içerikler üreten diğer arkadaşlarıyla da sürekli olarak fikir alış verişinde bulunan ve daha fazla izleyici çekebilmek için giderek çizgisinin dışına çıkan kahramanımınız, ilgi çekici yeni temalar arayışındadır. Öte yandan yayınlarını sürekli takip eden ve yüklü miktarda bağış yapan bazı takipçileriyle de özel sohbetleri ya da dışarıda görüşmeyi kabul ederek onların da tavsiyelerini dinlemektedir. Yine canlı yayınlar yüzünden bitap düştüğü bir gecenin sonrasında kanalının çevrimiçi olduğunu fark eden Alice neler olup bittiğine anlam veremez. Öncesinde FGL' in eski kayıtlardan birini oynattığını düşünerek içini ferahlatan kahramanımız, çok geçmeden bunun eski tarihli bir kayıt değil canlı yayın olduğunu keşfeder. Kendi kanalında tıpatıp kendisine benzeyen birinin canlı yayın yapması şok etkisi yaratır. Dahası bir türlü kanalına erişim sağlayamayan Alice, FGL' in de yardımcı olmaması üzerine dehşete kapılır. İşin tuhaf tarafı ise kanalının onlarca yeni takipçi kazanmış olması ve sıralamada hızla yukarılara tırmanıyor oluşudur. Durumu en yakın arkadaşlarına izah edip, yayınlar yapan kişinin bir başkası olduğunu ısrarla söylese de bir türlü ikna edici olamaz. Ailesiyle de eş zamanlı olarak birtakım problemler yaşamaya başlayan kahramanımız derin bir depresyona sürüklenmektedir. Aylarca büyük bir azimle üzerinde çalıştığı kanalını kimseye kaptırmaya niyeti olmayan Alice, gözünü karartır ve en nihayetinde sorunu kendi başına çözmeye karar verir. Sahte bir hesap oluşturarak kanalını ve takipçilerini çalan kişiyle canlı yayın üzerinden sohbet etmeyi planlamaktadır... 

İyi; Black Mirror dizisi vari bir havaya sahip Cam (2018), gerilimli atmosferi ve sürükleyici kurgusuyla, psikolojik gerilim sevenlerin ilgisini çekebilecek bir alternatif. Gizem seviyesi de tatmin edici. Bu filmi sevenlerin Videodrome (1983) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Kasım 2018 | Etiketler : | | | |

Prodigy (2017)

Prodigy (2017)
Dr. Fonda, çocuk gelişimi ve psikolojisi üzerine çalışmalar yapan, kullandığı sıra dışı metotlar yüzünden sık sık eleştirilere maruz kalan deneyimli bir psikologtur. Uzun süredir kendisi dış dünyadan tecrit etmeyi seçen Fonda, günün birinde üniversiteden eski arkadaşı dedektif Olivia' nın çıka gelmesiyle şaşkınlığını gizleyemez.
Prodigy (2017)
Olivia, oldukça önemli bir dava için Fonda' nın uzmanlığından yararlanmayı düşünmektedir. Ellie isimli oldukça zeki ancak problemleri olan genç bir kızın, özel bir tesiste tutulduğunu ve ona yardım edebilecek tek kişinin Fonda olduğunu söyleyen kahramanımız, Ellie'nin dosyasını teslim ederek mekandan ayrılır. Geleneksel yöntemlere itibarı olmayan ve vakaya önyargılı yaklaşmak istemeyen Fonda, dosyaları okumak bir kenara dursun, Ellie' nin fotoğraflarına bile göz atmadan yola koyulur. Psikiyatr, biyo-kimya uzmanı, tekniker ve iki dedektiften oluşan bir çalışma grubuna dahil olan Fonda, son derece gizli bir görevin parçası olduğu hususunda uyarılır. Özel bir odada tutulan Ellie ile görüşmek için sabırsızlanan kahramanımız, en nihayetinde elleri kolları bağlı, ufak tefek bir kız çocuğuyla karşılaşır. Çok geçmeden Ellie' nin anlattıklarından ve konuşmalarından epey etkilenen kahramanımız, kendisiyle ilgili karakter çözümlemeleri yapabilen, beklentilerinin çok ötesinde bir zekayla karşılaşır. Ellerinin neden bağlı olduğu hususunda kafa yormamayı seçer ve ilk seansın ardından Olivia' ya rapor vermek üzere odadan ayrılır. Ellie' nin zararsız olduğunu dile getiren Fonda, onunla daha çok zaman geçirmek istediğini söyler.Ancak dosyasına göz atmadığının ortaya çıkmasıyla, ekibin kalanı tarafından tiye alınan kahramanımız, işinin ehli olup olmadığı hususunda şüphelere yol açar. Fonda' nın arkasında olduğunu her defasında yenileyen Olivia ise fazla zamanları kalmadığını yeniler. Giderek daha fazla gözlem yapma şansı bulan Fonda, Ellie' nin zekasının yanı sıra bir takım telepatik güçleri de olduğunu keşfeder. Onun hiç bir zaman tehlikeli olmadığını sadece korkmuş küçük bir kız olduğunu düşünen Fonda, daha fazla zamana ihtiyacı olduğu noktasında ısrar eder. Ancak araştırma ekibinin başındaki Albay Birch, bir an evvel netice almak istemektedir...


İyi; Atmosfer ve gizem seviyesi olarak ortalamanın üstünde başarılı bir psikolojik- gerilim filmi. Oyunculuk ve diyaloglar da ilgi çekici. Türü sevenlerin göz atabileceği bir alternatif.
Kötü; Yer yer sıkıcı bir kurguya sahip, zekice hazırlanmış bir alt metin kalitesini bir tık üst seviyeye taşıyabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Haziran 2018 | Etiketler : | | |

Veronika Decides to Die (2009)

Veronika Decides to Die (2009)
Yirmili yaşlarının ortasında, yalnız başına bir hayat süren Veronika, depresyon eğilimi olan genç bir bayandır. En iyi okullarda okuyup, yüksek dereceli diplomalarla mezun olup, iyi paralar kazandıran işlerde çalışmasına rağmen bir türlü iç huzuru sağlayamayan kahramanımız, yaşamı ciddi ciddi sorgulamaya başlar.
 Karşı cinsin bakışlarını üzerine çeken alımlı bir bayan olmasının yanı sıra sahip olabileceği her şeyi hali hazırda elde etmiş olan Veronika, buhranlı günler geçirmektedir. Öncesinde cesaretini toplayıp iradesini yenemediği başarısız intihar eğilimlerine bir yenisini daha eklemek üzere olan Veronika, eline geçen tüm hapları ağzına atmaya başlar. Ancak bu sayede var olmanın dayanılmaz ağırlığını hisseden bünyesinin huzura kavuşacağını öngören kahramanımız, bi çare ölümün kapısını çalacağı anı beklemeye koyulur.
Veronika Decides to Die (2009)

Gözlerini sedyede açan ve ağzından burnundan tüpler sarkmış durumda uyanan Veronika, nerede olduğunu sorgulamaktadır. Hastane olduğunu varsaydığı bu yerde kollarındaki kayışlardan kurtulup doğrulmaya çalışsa da bir türlü  ayaklanamaz. Her şeye rağmen hayatta olmasının şaşkınlığını atlatmaya çalışırken, başucunda ciddi bir yüz ifadesiyle oturan Dr. Blake' i fark eder. Yaklaşık iki haftadır baygın olduğunu öğrenen kahramanımız, Villette olarak bilinen bir akıl hastanesinde olduğunu keşfeder. Sıra dışı teknikler kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışan Dr. Blake, Veronika' ya aldığı haplar sonrasında bir çeşit kalp anevrizması geçirdiğini ve bu nedenden ötürü yaklaşık bir hafta ömrü kaldığını söyler. Zaten intihara meyilli olduğu için ha şimdi olmuş ha bir hafta sonra olarak durumu kabullenmeye çalışan Veronika, kalan azıcık zamanında Villette' nin dinamiklerine uyum sağlamaya çalışır. Çok geçmeden Claire ve Mari isimli iki bayanla yakınlaşmaya başlayan kahramanımız, onların topluma uyum sağlayamadıkları için deli yaftası taşıdıklarına ikna olur. Zaten buraya kapatıldığına göre kendisi de biraz  'deli' değil midir? Öte yandan tedaviden arta kalan zamanını piyano çalarak geçirmeyi tercih eden Veronika, Edward isimli katatonik şizofreni teşhisi konulmuş kendisi gibi genç bir hastayla tanışır. Zaten ölmek isteyen kahramanımız, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar...

İyi; Paulo Coelho imzalı 'Veronika Decides to Die' kitabının uyarlaması olan yapım; oyunculuk ve kurgu olarak oldukça başarılı. Veronika' nın iç dünyasındaki buhranları anlatan, depresif atmosfer ve kitaptan alıntılanan ilgi çekici diyaloglar göz atılmaya değer.
Kötü; Durağan ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı olabiliyor. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2018 | Etiketler : | | | |

Gerald's Game (2017)

Gerald's Game (2017)
Uzun soluklu evliliklerinde, ilişkilerine yeni bir heyecan katmak için arkadaşlarına ait gözlerden uzaktaki göl evinin yolunu tutan Jessie- Gerald çifti, kısa süreli bir kaçamak yapmayı düşünürler. Tüm randevularını ve işlerini iptal eden ikilimiz, Gerald' ın ısrarları ve her şeyi  planlaması üzerine sadece baş başa kalabilme arzusuyla, tüm hazırlıklarını tamamlayıp göl evine doğru yola çıkarlar.
Gerald's Game (2017)
En nihayetinde uzun bir araba yolculuğunun ardından, göl evine yerleşen kahramanlarımız, romantik bir gece için akşam yemeğini hazırlamaya başlarlar. Gerald' ın bahsettiği  gibi gerçekten de son derece huzurlu ve güzel bir manzaraya sahip olan ev, daha şimdiden çiftimize iyi gelmeye başlamıştır. Ancak eve ulaştıklarından beri çevrenin ürkütücü sessizliğinden ve komşuların ortalarda olmamasından rahatsızlık duymaya başlayan Jessie, eşinin hevesini kırmamak için uyumlu davranmaya çalışır. Kısa süre içerisinde eve tamamen yerleşen ve tadını çıkarmaya başlayan ikilimiz, ansızın Gerald' ın fenalaşıp yere yığılmasıyla büyük bir şok yaşarlar. Dahası kendisini karyola başlıklarına kelepçelenmiş halde bulan Jessie, öncesinde şaka yaptığını düşündüğü Gerald' ın ayağa kalkıp, kilitlerini çözmesini bekler. Ancak çok geçmeden zemine yayılan kanları gören kahramanımız, tüm gücüyle bağırarak komşulardan yardım gelmesini umar. Öte yandan sıkıca bağlı olan kelepçelerden bir türlü kurtulamayan Jessie, ne cep telefonuna ne de kelepçenin anahtarına ulaşamamaktadır. Yardım istemek amacıyla bağırıp çağırmaktan bitkin düşen kahramanımız, aradan ne kadar zaman geçtiğinden bi haber yeniden gözlerini açtığında havanın karardığına ve gecenin çöktüğüne tanık olur. Gerald' ın acil yardıma ihtiyacı olmasına rağmen, gözlerinin önünde yitip gitmesine engel olamayan Jessie, gerek bitkinlik gerekse susuzluktan ötürü beyninin kendisine oyunlar oynamaya başladığını düşünür. Görünüşte tamamen boş olan evde, çeşitli yanılsamalar şahit olur ve giderek daha da çaresiz hissetmeye başlar. Çocukluk yıllarında kalma ve anımsamamak için kendisine söz verip, sır olarak sakladığı bazı gerçeklerin gün yüzüne çıkmasıyla daha da bunalan kahramanımız; zamanının azaldığını düşünüp, hayatta kalabilmek için artık bir şeyler yapması gerektiğine ikna olur. Hareket alanı içerisinde bulunan, eline geçirdiği her şeyi kullanmaya ve bir şekilde kelepçelerden kurtulmaya çalışan Jessie, sanki bunlar yetmezmiş gibi öte yandan da geceleri ortaya çıkan ve hayal ürünü olduğunu düşündüğü  karabasan gibi üstüne çöken bir garabetle yüzleşmek zorunda kalır...

İyi; Stephen King' in 'Oyun' isimli psikolojik gerilim türü romanından sinemaya uyarlanan film, aynı zamanda yine yazarın 'Dolores' romanından ve diğer eserlerinden de ufak referanslar içeriyor. Genel hatları itibariyle tek mekanda geçen bir psikolojik gerilim filmi olarak sınıflandırabiliriz. Oyunculuk ve giderek tırmanan gerilim seviyesi kayda değer. Başarılı yönetmen Mike Flanagan imzalı, incelemesini paylaştığım diğer korku- gerilim yapımlara da göz atabilirsiniz. [ Ouija: Origin of Evil (2016)Hush (2016)Oculus (2013) ]
Kötü; Sürükleyici kurgusuna rağmen; filmin süresinin uzunluğundan ötürü, türü sevmeyenler için zaman zaman sıkıcı bir hale bürünebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ekim 2017 | Etiketler : | | | |

Side Effects (2013)

Gerek iş hayatındaki bazı sorunlar, gerekse eşinin dört yıl aradan sonra hapishaneden tahliye edilmesiyle düzeni bozulan ve sıkıntılı günler geçiren Emily, intihar eğilimi olan genç bir bayandır. Depresyonu iliklerine kadar yaşayan kahramanımız, rutin bir hayatı olmasına rağmen stresle başa çıkmada ciddi sorunlar yaşamaktadır.
 Günün birinde tekerrür eden yeni bir intihar denemesinin ardından, acil serviste gözetim altındayken Dr. Banks ile tanışan Emily, iyi olduğunu söyleyerek zaman kaybetmeden  hastaneden ayrılmak ister. Deneyimli ve karizmatik bir doktor olan Banks ise Emily' i bu şartlar  altında taburcu olamayacağında ısrar eder. Zira yoğun depresyon belirtileri gösteren hastasıyla yakından ilgilenen kahramanımız, haftada birkaç gün özel muayenesini ziyaret etmesi koşuluyla gitmesine izin verir. Eşinin de eve dönmesiyle kendisine çeki düzen verip hayata daha sıkı bağlanmak isteyen Emily, vakit kaybetmeden terapi seanslarına katılmaya başlar. Çoğu zaman duygularını kontrol etmekte ve kendisini ifade edebilmede zorluklar yaşadığını vurgulayan kahramanımız, birkaç yıl öncesinde benzer bir tedavi için Dr. Siebert ile görüştüğünü anlatır. Emily' nin  sorunlarını çözebilmek için uzun mesailer harcayan Dr. Banks, Dr. Siebert' dan da hastanın geçmişiyle ilgili yardım alarak, en nihayetinde ilaç tedavisi denemeleri gerektiğini düşünür. Hali hazırda depresyon ilaçlarının billboardlar ve tv reklamlarını süslemesi, doğal olarak son derece popüler olması, iyileşmek için yoğun çaba harcayan Emily' i ikna etmeye yeterli olur. Dr. Banks' in tavsiyesi üzerine bilimsel olarak beyindeki serotonin salgısını arttırarak pek çok hastaya yardımcı olduğu kanıtlanan bir ilacı kullanmayı kabul eden Emily, çok geçmeden; bulantı, baş ağrısı, aşırı yorgunluk gibi bazı yan etkiler hisseder. Dahası ilacın bünyesinde uyurgezerlik etkisi de tetiklemesiyle, gecenin bir yarısında bilinçsizce evde dolaşmaya başlayan kahramanımız, eşi başta olmak üzere tüm arkadaşlarını da tedirgin eder. İlaç tedavisinin ikinci aşamasında, arkadaşlarından aldığı tavsiyelerle yardımcı ikinci bir depresyon ilacı daha kullanan Emily, daha iyi hissetmeye başladığından dem vurup, Dr. Banks' in tedavisinin gerçekten de işe yaradığını düşünür. Tam her şey normalleşmeye başlamışken, bir gece yarısı uyandığında eşini kanlar içinde yere düşmüş halde bulan Emily, olayı polislere rapor etse de ne yazık ki çok geç kalır. Cinayetle ilgili soruşturmayı yöneten dedektifler, baş şüpheli olarak gördükleri Emily' nin kullandığı depresyon ilaçları üzerine yoğunlaşırlar. Olayın gündeme oturmasıyla Emily' nin doktoru ve ilaçları tavsiye eden kişi olarak zan altında kalan Dr. Banks, mesleğini ve tüm maddi birikimlerini kaybetme tehdidiyle yüzleşmek zorundadır. Mahkeme ise henüz yeni başlamıştır...


İyi; Oyunculuk, kurgu ve soundtracklerin gayet başarılı olduğu, sürükleyici bir psikolojik- gerilim filmi. Diyaloglar ilgi çekici, gizem seviyesi de tatmin edici düzeyde.
Kötü; Zaman zaman ağır ilerleyen kurgu, sıkıcı bir hale bürünebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Eylül 2017 | Etiketler : | | |

It Comes at Night (2017)

It Comes at Night (2017)
İlk olarak şehirde ortaya çıkan ve hızla yayılan ölümcül hastalığın ardından, eşi Sarah ve oğlu Travis ile birlikte, kırsaldaki evlerini dış dünyadan izole ederek hayatta kalmaya çalışan Paul, ailesini bir arada tutma gayesiyle elinden geleni yapmaktadır. Evin tüm girişlerini ve pencerelerini kapatan ve dışarıdan terk edilmiş gibi görünmesini sağlayan Paul, sadece yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak için belli zamanlarda maske ve eldivenler kullanılarak dışarı çıkılmasına izin vermektedir. 
It Comes at Night (2017)
Hastalığın son derece ölümcül olduğu bilinmesine rağmen, neyin sebep olduğu ve nasıl bulaştığı halen belirsizliğini korumaktadır. Bu yüzden temiz su kaynağı ve kontamine olmamış besin bulabilmek hayati önem arz etmektedir. Hastalık tehdidine karşı, evin tüm pencerelerini ve kapılarını tahtalarla kapatan Paul, hayatta kalabilmeleri için dış dünyayla minimum temas kurmaları gerektiğine inanmaktadır. Günün birinde bir gece yarısı evin devamlı kilitli tutulan dış kapılarından birinin zorlandığını fark eden Paul, yalnız olmadıklarını anlar ve silahını kuşanır. Çok geçmeden Will isimli genç bir adamın evine izinsiz girdiğini keşfeder. Bu durumdan son derece rahatsız olan Paul, ailesini korumak adına Will' i tutsak edip, sorgulamaya başlar. Öncelikli olarak hasta olup olmadığını doğrulamaya çalışan kahramanımız, evin nasıl deşifre olduğunu öğrenmeye çalışır. Soğukkanlı, genç bir adam olan Will ise kendisinin de bir ailesi olduğunu söyleyerek onlara su ve erzak bulmak için buralara yolunun düştüğünü anlatır. Zararsız olduğunu ve eğer ailesine yetecek kadar su verirlerse, sahip olduğu birkaç besi hayvanıyla takas yapabileceğini söyler. Sarah' ın ise daha iyi bir fikri vardır. Will' in ailesini de getirip yanlarında kalabileceklerini ancak evin kurallara uymaları gerektiğini vurgular. Tekliften memnun olan Will ise minik oğlu ve eşiyle beraber, belki de haftalar sonra ilk defa huzurla uyuyabilecekleri güvenli bir sığınak bulmuş olur. Evde iş bölümü yaparak, harmoni içerisinde yaşamaya başlayan kahramanlarımız, Paul' un ısrarla savunduğu kurallara sıkıca riayet ederler. Hastalık yüzünden kendi öz babasını öldürmek zorunda kalan Paul, izinsiz dışarı adım atılmaması hususunda son derece kararlıdır. Öte yandan genç bir delikanlı olan Travis, geceleri uykularını kaçıran kabuslar görmekte, büyükbabasının ölümünü unutamamaktadır. Bazen kabuslarının inandırıcılık seviyesinden ötürü hayretlere düşen ve dehşete kapılmış halde uyanan Travis, dışarıda gerçekte neler olup bittiği konusunda giderek şüphe duymaya başlar...

İyi; Post apokaliptik bir dünyada, hayatta kalma mücadelesi veren iki farklı ailenin özelinde devam eden yapım, buhranlı atmosferi ve tekinsiz kurgusuyla kayda değer bir alternatif. Oyunculuk seviyesinin başarılı bulduğum, paranoyalarla dolu, gizem yönünden de tatmin edici bir psikolojik- gerilim filmi. 
Kötü;  Son çeyrek biraz aceleye getirilmiş gibi, daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Machinist (2004)

The Machinist (2004)
Bir fabrikada makinist olarak çalışan Trevor, bir yıldır üstesinden gelemediği şiddetli uykusuzluk probleminden muzdariptir. Geceleri bir an dahi gözlerine uyku girmeyen ve dolasıyla fiziksel olarak da bitkin düşen kahramanımız, günden güne kilo vermekte, deyim yerindeyse erimektedir. 
The Machinist (2004)
Geceleri gündüz etmekte zorlanan Trevor, ailesi ya da arkadaşı olmadığı için para karşılığı ilişki yaşadığı Stevie' nin varlığıyla yetinmektedir. Çoğu zaman da gecenin bir yarısında evinin kilometrelerce ötesindeki havalimanına gidip, garson pozisyonunda çalışan dul bir kadın olan Marie ile muhabbet ederek evine dönen kahramanımız, depresif bir yaşam sürmektedir. Günün birinde her zamanki gibi sıkıcı geçen bir iş mesaisinin ardından vardiya değişimi sırasında, daha önce hiç görmediği Ivan isimli bir kaynakçıyla tanışır. Oldukça gizemli bir kişiliğe sahip olan Ivan, bir arkadaşının yerine bakmak için geldiğini söyleyerek uzaklaşır. Trevor ise günün devamında kendi hatasından ve dikkatsizliğinden ötürü bir iş arkadaşının ciddi şekilde yaralanmasına sebep olur. İş yerinde istenilmeyen adam ilan edilen ve şefi tarafından uyuşturucu kullanmakla suçlanan kahramanımız, soruşturma neticelene kadar evinin yolunu tutar. Olan bitenleri anlatabileceği tek kişi olan Stevie' ye içini döken Trevor, sabah uyandığında buzdolabının üzerine yapıştırılmış bir not bulur. Birilerinin ciddi anlamda kendisiyle uğraştığını düşünerek, ev sahibine dairesine izinsiz olarak birinin girmiş olabileceğini söyleyen kahramanımız, bir yandan da kazanın olduğu gün tanıştığı ve bir daha karşısına çıkmayan Ivan' ı sorgulamaya başlar. Ertesi gün buzdolabın üzerinde yeni bir not gören ve kafası allak bullak olan Trevor, kazadan sonra düşman kesilen iş arkadaşlarından birinin bunu yapmış olabilme ihtimalini irdeleyip, iyiden iyiye panikler. Günden güne psikolojisi daha fazla bozulan ve paranoyalarla dolu yıkıcı bir kabusun içerisine sürüklenen kahramanımız, büyük bir komplonun içerisinde olduğunu düşünmektedir. Düğümü çözebilmekse için tek çare Ivan' ı bulmalıdır...

İyi; Senaryo ve atmosfer olarak tatmin edici, gizem seviyesi yüksek, başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Christian Bale' in oyunculuğunun zirve yaptığı bir yapım. 
Kötü; İlk yarısı itibariyle klişe, tahmin edilebilir bir kurguda ilerlese de finaliyle sinemaseverleri mutlu edebilecek bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Nisan 2017 | Etiketler : | | | |

Split (2016)

Split (2016)
Acı çekmiş ve parçalanmış insanların bizden bir eksiklikleri olduğunu düşünürüz, ya bizden fazlaları varsa?
Dr. Karen' ın özel hastalarından biri olan Barry, çoklu kişilik bozukluğundan muzdariptir. Esasında Kevin' in vücudunda yaşayan 23 farklı kişilikten biri olan Barry, kendi deyimiyle ışığı taşıyan yani diğer kişilikleri baskılayabilen karakter olarak Dr. Karen ile seanslara katılmaktadır.
Split (2016)
Dr. Karen' ın teşhisine göre sorunlu bir çocukluk yaşayan ve babasının tren garında onu terk edip bir daha dönmemesiyle farklı kişilikler geliştiren Kevin, psikoloji bilimi adına örnek çalışma teşkil etmektedir. Zira Karen, çoklu kişilik bozukluğunun sanılanın aksine bir hastalık olmadığını, aslında insan evriminin bir parçası olduğunu düşünmektedir. Çünkü bazı deneklerde aynı vücudu kullanan kişiliklerden birinin solak diğerininse sağ el kullanması çok rastlanan bir durum olmakla beraber, kimi zaman yaratılan kişiliklerin çeşitli genetik toleranslarına kadar farklılıklar taşıyabildikleri dahi görülmüştür. Bu noktada önem arz eden ve 23 farklı kişiliğin yansımalarını barındıran Kevin, daha çok Barry kimliğiyle Dr. Karen' a misafir olmaktadır. Moda konusunda oldukça entellektüel bir kişilik olan Barry, sıklıklar çizimlerini Dr. Karen ile paylaşmaktadır. Ancak son zamanlarda Barry' nin davranışlarında farklılıklar sezen ve zaman zaman gerçekten de karşısındakinin o olup olmadığını sorgulama gereği duyan Karen, Kevin' in bünyesindeki bazı tehlikeli kişiliklerin gün yüzüne çıkmasından çekinmektedir. Dennis ve Patricia isimli karakterler Kevin' in öfkeli tarafını oluşturmakta, hem kendisi hem de başkaları için tehlike teşkil etmektedir.
Bir doğum günü partisi sonrasında ansızın ortadan kaybolan üç kız öğrencinin kaçırıldığı şüphesi giderek güçlenmektedir. Aynı okulda okuyan ancak kişilik ve kültürel olarak pek de yakın olmayan kızlar, en son arabalarına binmek için gittikleri otoparkta görülmüştür. Arkadaşları tarafından tuhaf bulunan ve sosyal olmadığı için dışlanan Casey, kendilerini tutsak eden adamın takıntılı biri olduğunu, başlarını büyük bir belaya soktuklarını düşünmektedir. Kilitli kaldıkları odanın içerisinde kaçma planları yapan kızlar, bir yandan da Kevin' in farklı kişilikleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Kurtulmak istiyorlarsa Kevin' in arkadaş canlısı kişiliklerinden yardım almalı ve özellikle Hedwig' in huyuna gitmelidirler...
İyi; The Sixth Sense (1999), Signs (2002), The Village (2004) ve The Visit (2015) gibi yapımların başarılı yönetmeni M. Night Shyamalan' ın son filmi. Farklı senaryosu ve atmosferiyle göz atılması gereken bir gerilim filmi. James McAvoy' un oyunculuğu muazzam. Bu arada finalde Unbreakable (2000)' a yapılan gönderme hoş olmuş :)
Kötü; Gizem seviyesi daha yukarılarda olabilirdi. Kurgu ve sinematiklerde eksiklikler var.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Mart 2017 | Etiketler : | | |

The Jacket (2005)

The Jacket (2005)
Körfez Savaşı gazisi Jack Starks, dehşet ve gözyaşıyla dolu günlerin ardından ordudan ayrılıp evine döner. Hala yaşadığını travmayı atlatamayan ve gündelik hayata geri dönüp sosyalleşmekte sıkıntılar yaşayan kahramanımız, bir yandan da gözüne uyku girmeyen geceler boyunca giderek depresif bir ruh haline sürüklenmektedir. Sürekli savaşta olan bitenleri düşünen ve bir türlü zihnini rahatlatamayan Jack, soğuk bir kışı günü umarsızca bir yürüyüşe çıkar. 
The Jacket (2005)
Yol üstünde otostop yaparak bir yabancının arabasına binen Jack, her şeyin çok hızlı gelişmesiyle ve şerifin ölmesiyle sona eren bir cinayete karışır. Polisler tarafından tutuklanan ve cinayet zanlısı olarak mahkemeye sevk edilen kahramanımız, olan bitenleri tam olarak hatırlayamadığı ve iyi bir savunma yapamadığı için, mental durumu da göz önüne alınıp akıl hastanesine yollanır. Dr. Becker gözetiminde tedavi alması planlanan Jack, bir dizi deneysel terapiler ve ilaçlarına maruz kalır. Dr. Becker, ilaçlar sayesinde nefret tabakasını soyacağını ve Jack' i yeniden topluma kazandıracağını savunmaktadır. Ancak bilim etiğinden son derece uzak uygulamalar ve kendi doğrularıyla yola çıkması, Dr. Lorenson tarafından sıklıkla eleştirilir. Lorenson, Becker' ın hastaları deney hayvanları gibi kullandığından ve amaçsız ilaç kokteyllerini karıştırarak deneysel çalışmalar yapmasından rahatsızdır. Ailesi- arayıp soranı olmadığı için uygun hasta olarak gördüğü Jack üzerinde farklı uygulamalara ve seanslara devam eden Dr.Becker; tedavinin bir parçası olarak Jack' e deli gömleği giydirip, tabut gibi daracık bir morg çekmecesine kilitlemektedir. Zaman zaman çekmece içerisinde uzun saatler geçirmek zorunda kalan ve flashback sahneler anımsamaya başlayan kahramanımız, bir yandan cinayet gecesi neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan da hastaneden nasıl kaçabileceğinin planlarını yapar. Yine yoğun ilaç tedavisinin ardından kapatıldığı morg çekmecesinde bu sefer gelecekten kesitler gören ve dört gün içerisinde öleceğini öğrenen kahramanımız, ölüm sebebini bulabilirse bir şekilde  kurtulacağını umut eder. Öte yandan rastlantısal olarak Jackie ile tanışan ve düğümü çözebilme konusunda yardım isteyen Jack, her ne kadar ikna etmekte zorlansa da dikkatini çekmeyi başarır. Zamana karşı savaş çoktan başlamıştır bile...

İyi; Jack London' ın 'The Star Rover' isimli romanından uyarlanan yapım, efsane oyuncu kadrosuyla ve sürükleyici kurgunun bileşimiyle beraber son derece başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Atmosfer ve gizem seviyesi çok iyi. Korku- gerilim severlerin gözdeleri; zamanda yolculuk ve akıl hastanesi gibi konseptleri de barındırdığını ekleyelim. Bu filmi sevenlerin Jacob's Ladder (1990) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The House on Pine Street (2015)

 The House on Pine Street (2015)
Evliliklerinde sıkıntılı günler yaşayan Jennifer- Luke çifti, ilişkilerini onarabilmek ve yeni bir başlangıç yapabilmek için Chicago' dan ayrılmaya karar verirler. Oldukça hezeyanlı bir gebelik süreci yaşayan Jennifer, her ne kadar hiç bir zaman Chicago'dan ve arkadaş çevresinden ayrılmak istemese de Luke' un yoğun ısrarı üzerine çocukluğunun geçtiği kasabaya, deyim yerindeyse ana ocağına dönmek durumunda kalır. 
The House on Pine Street (2015)
Annesi Meredith daha onlar gelmeden çoktan her şeyi ayarlamış, damadı Luke için daha iyi yaşam şartları sağlayacak bir iş dahi bulmuştur. Yüz yıllık tarihi bir geçmişi olan yeni evlerine taşınan genç çiftimiz, Jennifer oldukça ön yargılı olsa da en azından doğum gerçekleşene kadar burada kalmayı planlamaktadır. Sabahları Luke işe gittiği için zamanının çoğunu tek başına geçirmek zorunda kalan Jennifer, halihazırda yıllar sonra dönmekte son derece isteksiz olduğu kasabada giderek yalnızlaşmaktadır. Doğuma sadece bir kaç ay kalmasına rağmen sürekli yeniden Chicago'ya dönmenin hayalini kuran ve bu konuda her defasında  Luke ve annesiyle ters düşmekten çekinmeyen kahramanımız, içindeki sıkıntı ve huzursuzluğun giderek arttığını dillendirmektedir. Dahası geceleri iyi bir şekilde dinlenemeyen ve sürekli evden farklı sesler gelmesinden ötürü gözleri açık tetikte bekleyen Jennifer, yaşadıklarını Luke 'a anlatmaya karar verir. İyiden iyiye evin lanetli olduğunu düşünmeye başlayan ve bir türlü ikna edici olamadığı için Luke ve Meredith tarafından göz ardı edilen Jennifer, çare olarak annesinin medyum arkadaşı Walter' dan destek almayı düşünür. Evde yoğun bir enerji olduğunu hisseden Walter, Jennifer ile baş başa konuşmaya karar verir...

İyi; Psikolojik gerilim yönü ağır basan, buhranlı atmosferiyle vasatın üstünde bir gerilim filmi. Oyunculuk tatminkar. Klişe lanetli ev konseptine daha gerçekçi, farklı bir bakış açısı olmuş. Jennifer karakterinin ruhsal değişimleri üzerinde yoğunlaşan senaryo, deyinmeden edemeyeceğim; Jennifer'ın komşunun katatonik ikizlerin hikayesiyle derinlik bulmayı başarıyor.
Aktristin hamile olduğu ve gebelik sürecini konu edinen farklı filmler için Rosemary's Baby (1968), To Let (Para entrar a vivir) (2006), Inside (2007) ve The Clinic (2010) yapımlarına göz atabilirsiniz.
Kötü; Sürükleyicilik anlamında ciddi sıkıntılar mevcut. Zaman zaman oldukça durağanlaşan kurgu, filmin kıyasla uzun süresiyle de birleşince yer yer kopukluklar ortaya çıkmıyor değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Eylül 2016 | Etiketler : | | |

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Kızı Mitsuko' nun başını belaya sokması sonrasında, telefon görüşmesiyle markete davet edilen Syamato, eşi Taeko ile beraber apar topar yola koyulur. Markete ulaştığında görevlilerden Mitsuko' nun hırsızlık yaptığını öğrenen ve utancından yerin dibine giren Syamato, Murata' nın yardımları sayesinde olaya polis dahil olmadan kızını kurtarmayı başarır. 
Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Murata, kasabanın zengin iş adamlarından biri olup, Amazon' dan getirdiği endemik tür balıkların ticareti yapmaktadır. Symato' nun da ufak bir dükkanı olduğunu bilen ve akvaryum balık ticareti yaptığını öğrenen Murata, az önce talihsiz bir şekilde tanışmış olduğu Syamato ve ailesini kasabanın en büyük büyük süs balık akvaryumuna, yani ofisine davet eder. Kızını kurtarmasında yardımcı olan Murata'ya karşı büyük bir minnet duyan Syamato, öncesinde rahatsızlık vermek istemese de nazik teklifi kabul etmek zorunda kalır. Murata gerçekten de kendi ufak işletmesine kıyasla oldukça büyük ölçekte iş yapmakta olup, Amazon'dan getirdiği endemik türlerle beraber epey ilgi çekici bir tesise sahiptir. Öte yandan Syamato ve ailesini, eşi Taeko ile tanıştıran Murata son derece cömert ve yardımsever bir şekilde misafirlerini ağırlamaya gayret etmektedir. Tesisinde genç kızları satış danışmanı ve balıkların bakımından sorumlu olarak çalıştırdığını anlatan Murata, Syamato'nun izin vermesi halinde büyük bir memnuniyetle Mitsuko'yu da yanına alabileceğini söyler. Taeko ile evlendiğinden beri kızının üvey annesiyle sorunlar yaşamasından, ergenliğinde sebep olduğu sorumsuz davranışlardan ve evde huzurun tamamen kaçmasından epey muzdarip olan kahramanımız, Murata'nın samimiyetine ve iyi niyetine güvenerek razı olur. Murata, Mitsuko'nun yanında çalışmasıyla yetinmeyip, Syamato ile yakın ilişkiler kurmak istemekte ve iş ortağı olmayı planlamaktadır. Henüz birkaç gün öncesinde tanıştığı Murata'nın teklifini değerlendiren kahramanımız, çok para kazanacakları hayaliyle Taeko'nun da baskılarıyla ikna olur. Murata çiftinin mükemmel uyumundan ve iş konusundaki başarılarından etkilenen Symato, Murata'nın diğer ortakları ve iş yaptığı kişilerle tanışmaya başladıkça edindiği ilk izlenimden bağımsız olarak onun farklı yönlerini keşfetmeye başlar. Çok geçmeden işler karışır ve kahramanımız Murata' nın sırlarına ortak olur. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir...


İyi; Durağan ilerlemesine rağmen güçlü kurgusu ve gerilim öğeleriyle ilgi çekici bir uzakdoğu korku-gerilim filmi. Oyunculuk yönünden tatmin edici, atmosfer olarak başarılı bir yapım. Genel görünüm olarak psikolojik gerilim tarzına yakın olsa da rahatsız edici filmler kategorisine de alınabilecek türde kışkırtıcı, bol kanlı ve sinir bozucu sahnelere sahip. 
Kötü; Esasında tipik uzak doğu korku sineması temasında işlese de; herkese hitap etmeyen, sert sahnelere sahip bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

The Invitation (2015)

The Invitation (2015)
Bir zamanların mutlu- mesut çifti Eden ve Will, minik oğullarının başına gelen trajedinin ardından ayrılırlar. Uzun bir süre ortalardan kaybolan Eden, iki yıl sonra yeni erkek arkadaşı David ile evine döner. Olan biten hüzünlü günlerin ardından kendi hayatını kuran Will ise unutmaya çalışıp, unutamamanın verdiği kasvetle içi içini kemirir vaziyette yaşamaktadır.
The Invitation (2015)
 Günün birinde Eden- David çifti tarafından nazik bir akşam yemeğine davet edilen Will, eski evine dönme ve yeniden Eden'ı görme hususunda çeşitli çekincelere sahip olmasa da eski eşinin yoğun ısrarları üzerine orada olacağını söyler. Öte yandan Eden büyük bir akşam yemeği organizasyonu içerisinde olup, eski dostlarının yanı sıra yeni dostlarını da davet etmiştir. Yemeğe katılan ve bir zamanlar kendisine ait evde bir nevi zoraki şekilde vakit öldürmeye çalışan Will, Eden'ın tüm bu olanların üstesinden nasıl gelip hala etrafa gülücükler saçabildiğini sorgulamaktadır. Samimi görünen ve konuklara kibar davranan David'le ise aralarında soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştır bile. Kendisi dışında herkesin eğlenip, hoş vakit geçirdiği gecede ailesinin parçalanmasına sebep olan trajediye ait yanılsamalar görmeye başlayan kahramanımız, yemekten sonra bir an evvel bu ortamdan ayrılmayı düşünür. Ancak Eden ve David çifti son iki yıllarını nasıl geçirdiklerine ilişkin dostlarıyla sohbet etmek ve onlara dahil oldukları tarikat hakkında bilgiler vermek istemektedirler. Başlarından geçen onca kötü şeyleri nasıl alt ettiklerini ve gerçek mutluluğu bulduklarını anlatan ikilimiz, amaçlarının kesinlikle propaganda yapmak olmadığını ve konukları asla rahatsız etmeyeceklerini söyleyerek ufak bir video kaydı izletirler. Davetlilerin çoğu bunu zırva olarak görüp, nezaketen izlese de Will bir şeylerin yolunda gitmediğinden emin olmaya başlar. İç güdülerine ve altıncı hissine güvenen kahramanımız, ruhsal durumundan ötürü kimse ona itibar etmese de davetlileri uyarma çalışır. Gece henüz yeni başlamıştır...


İyi; Oyunculuk ve gerilimli atmosfer olarak oldukça başarılı bir yapım. Seyirciyi sürekli ters köşe yapan kurgu ilgi çekici. Özellikle psikolojik gerilim filmleri sevenlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Gerilimi tırmandırmak için usulca ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı bir hal alabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

The Game (1997)

The Game (1997)
'Eskiden kördüm, artık görüyorum.'
Nicholas Van Orton, San Francisco'nun en varlıklı bankerlerinden biri olup, istediği hemen her şeye sahip olsa da büyük bir yalnızlığın pençesindedir. Yıllar evvel babasının gözlerinin önünde intihar etmesiyle büyük bir sarsıntı yaşayan ve o günden beri kardeşi Conrad'la dahi oldukça seyrek görüşen kahramanımız, uzun yıllar boyunca hayatını tek başına idame ettirmeye alışmıştır.
The Game (1997)
Kırk sekizinci doğum gününün yaklaşması ile babasının öldüğü yaşa girmeye hazırlanan ve buruk günler günler geçiren Nicholas, Conrad'ın sürprizi sonrasında bir akşam yemeği daveti alır. Abisine yani kendi deyimiyle her şeye sahip olan Nicholas'a farklı bir doğum günü hediyesi hazırlayan Conrad, 'CRS' isimli Tüketici Eğlence Hizmetleri olarak bilinen bir şirketin davetiye kartını takdim eder. Kendisinin de daha önce bu hizmeti satın aldığı söyler ve mutlaka denemesini tembihler. Dahası bunun hayatı boyunca unutamayacağı bir tecrübe olacağı hususunda da iddialıdır. Kardeşinin ısrarcı tavrı ve karşı koyamadığı gizem yüzünden bunu bir meydan okuma olarak algılayan ve dahil olmaya karar veren Nicholas, davetiye kartını aldığı gibi CRS in binasına gider. Yoğun bir iş adamı olduğunu ve kaybedecek en ufak zamanı olmadığını dile getiren Nicholas, bir an önce programın kendisine ne vaad ettiğini öğrenmeye odaklanır. Zira ajandası tamamen doludur ve Conrad'ı dediği gibi sadece buna değecekse zaman ayırabileceğini düşünür. Şirket temsilcilerinden biri ile görüşen kahramanımız, en basit haliyle bunun unutamayacağı bir tatil olacağını ancak tek farkının onun gitmeyip, tatilin kendisine geleceği gizemli bir oyun olarak bilgilendirilir. Bunu bir oyun olarak kabul etmesi istenen Nicholas; merakına yenik düşüp, kaotik ve gizemli atmosferin de etkisiyle katılacağını bildirir. Gün boyu sürecek uzun sağlık testleri ve psikolojik muayenelere tabii tutulur, en nihayetinde yorucu günün ardından evine ulaşır. Kahramanımız dinlenme planları yaparken, çok geçmeden tuhaf olaylar başlar ve kendisini büyük bir puzzle ın içinde bulur...

İyi; Usta oyuncuların yer aldığı (Michael Douglas, Sean Penn, Deborah Kara Unger, Armin Mueller-Stahl...) David Fincher'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, bir sinemasever için baştan sona ziyafet olarak adlandırabileceğimiz kusursuz bir yapım. Gizem seviyesinin hat safhada olduğu gerilimin sürekli tırmandığı mutlaka izlenilmesi gereken bir film. Benzer filmler izlemek isteyenler Dark City (1998) ve Jacob's Ladder (1990) alternatiflerine de göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |

Visions (2015)

Visions (2015)
Geçirdikleri ölümcül trafik kazası sonrasında Los Angeles'dan ayrılmaya karar veren David-Eveleigh çifti, her şeyi geride bırakarak yeni bir başlangıç yapmaya karar verirler. Elim kazanın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen psikolojik olarak travmalar yaşayan Eveleigh, David'in de ısrarları üzerine yeniden hayata tutunup aile olmaya gayret göstermektedir. 
Visions (2015)
Napoli ailesine ait buram buram tarih kokan bir üzüm çiftliğinde eski bir malikaneye yerleşen genç çiftimiz, kaliteli şaraplar üreterek geçimlerini sağlamak niyetindedirler. Öte yandan çok geçmeden Eveleigh'den gelen mutlu haberler çiftimizin bebeklerini kucaklamak için gün saymalarına vesile olur. Travma sonrası antidepresan kullanmaya mahkum edilen Eveleigh, bebeğin haberini alır almaz ilaçlarına ara verir. Bütün gün David üzümlerin kalitesini arttırabilmek için uğraşırken, eve mahkum kalan Eveleigh ise ilaçları kesmesinin de etkisiyle bir takım yanılsamalar yaşamaya başlar. Dahası evde tuhaflıklar sezen, gizemli fısıltılar işiten kahramanımız, eşyaların yer değiştirmesi gibi çeşitli ürpertici olaylar da gözlemlemeye başlar. David ise olan biteni ilaçları kesmesinin ardından ortaya çıkabilecek rutin yan etkiler olarak düşünmektedir. Gebeliği ilerledikçe daha fazla depresif bir kimliğe bürünen Eveleigh, evin mazisini araştırarak kendisini rahatsız eden şeyin ne olduğunu bulup delirmediğini ispatlama çabasına girer. Doğum yaklaşmaktadır...
İyi; Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı. Kurgusal olarak zekice hazırlanmış güzel bir hikayeye sahip. Gerilim seviyesi tatmin edici.
Aktristin hamile olduğu ve gebelik sürecini konu edinen farklı filmler için Rosemary's Baby (1968), To Let (Para entrar a vivir) (2006)Inside (2007) ve The Clinic (2010) yapımlarına göz atabilirsiniz.
Kötü; Sürükleyicilik açısından zaman zaman tıkanan, sıkıcı sahneler barındıran vasat bir yapım.  
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Ekim 2015 | Etiketler : | | | |

The Gift (2015)

The Gift (2015)
Simon-Robyn çifti Chicago'dan ayrılarak Simon'un gençliğinin geçtiği kasabaya yerleşirler. İlişkilerinde yeni bir başlangıç için öncesinde kötü tecrübeleri olsa da bebek yapmak niyetinde olan kahramanlarımız bu sayede iyi bir aile olabileceklerini düşünmektedirler. 
The Gift (2015)
İş hayatında gün geçtikçe daha da zirveye oynayan ve aranan adam olan Simon, Robyn'nin de yeniden kalbini kazanmak ve bu sayede özel hayatındaki sorunları aşmak istemektedir. Yeni evlerine taşınan genç çiftimiz Simon'un okul yıllarından tanıdığı eski bir ahbabı ile karşılaşırlar. Simon'u görür görmez tanıyan ve ona samimi davranan Gordo, yardımcı olabilmek için elinden geleni yapmaya hazır kıtadır. Gordo'yu zor da olsa anımsayan Simon ise mesafeli yaklaşıp soğuk tavırlar takınarak, Robyn'in aksine ondan kurtulmaya çalışır. Ertesi gün çiftimize hoşgeldin demek için evlerini ziyaret etmeye gelen Gordo, Robyn'in de sıcak davranmaya başlayınca Simon'ın canını sıkar. Robyn'e Gordo'nun okul yıllarında tuhaf biri olduğunu ve onunla kimsenin arkadaşlık yapmak istemediğini anlatan Simon, uzak durmaları gerektiğini söyler. Dahası Gordo'nun açıklarını yakalayan Simon, bir daha onunla görüşmeme konusunda diretir. Öte yandan af dilemek için ufak bir mektup kaleme alan Gordo, en iyisi geçmişi geçmişte bırakalım gibilerinden bir şeyler karalamıştır. Gordo ve Simon arasında geçmişte neler yaşandığını kafaya takan Robyn bir türlü Simon'un ağzından laf almayı beceremez. Gordo'ya ise Simon'un kabalıklarından dolayı  özür borçları olduğunu düşünmektedir. Zamanla Gordo meselesi Robyn için takıntıya dönüşmeye başlar. Çok geçmeden genç çiftimizin kapılarında Gordo'dan gelen bir hediyeyle karşılaşırlar. Gerçekten de geçmiş geçmişte mi kalacaktır?
İyi; Uzun süredir beklediğim psikolojik-gerilim filmlerinden biri olan 'The Gift' gizem seviyesi, oyunculuk ve atmosfer olarak beklentilerimi karşıladı diyebilirim. Tipik intikam filmlerinden farklı daha rahatsız edici bir kurguya sahip. 
Kötü; Daha sürükleyici ve hızlı ilerleyen bir kurgu kaliteyi üst seviyeye çekebilirdi. Finalin daha farklı olmasını isterdim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2015 | Etiketler : | | | | |

Devoured (2012)

Devoured (2012)
Lourdes, hasta oğlu Oliver'ı ameliyat ettirebilmesi için gerekli olan parayı kazanmak adına memleketi El Salvador’dan New York'un yolunu tutmuş genç bir bayandır. Gözlerden uzakta köhne bir Fransız restoranında geceleri temizlik işlerini yürüten ve son derece kısıtlı paralar kazanan kahramanımız, tüm enerjisini oğlunu hayata döndürecek operasyon için para biriktirmeye yoğunlaştırmıştır.
Devoured (2012)
Yeteri parayı bulabilmek için tüm masraflarını minimuma çeken izbe bir dairede yaşayan Lourdes, işten vakit bulabildiği zamanlar belki de tek neşelendiği anlar olan El Salvador'daki annesini arayarak Oliver'in sesini duymaktadır. Bir an evvel operasyonu karşılayabileceği parayı bularak ülkesine dönmeyi uman kahramanımız canını düşüne katarak çalışmaktadır. Öte yandan yüzünün gülmemesi ve somurtkan görüntüsü nedeniyle kıskanç patronunun baskısına maruz kalmaya başlayan Lourdes, yoğun çalışma temposundan mı olsa gerek saatlerce tek başına düzenlemeye çalıştığı restoranda bir takım yanılsamalar görür. Sebepsiz yere lambalar patlamakta, bir takım eşyalar yer değiştirmekte ve özellikle restoranın bodrum katından ürkütücü sesler gelmektedir. Sürekli rahatsızlık vermeye başlayan gizemli bir adamın nefesini ensesinde hisseden kahramanımız iyiden iyiye fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmaktadır. Yoğun stres yetmezmiş gibi bir de paranormal olayların vuku bulması zaten nefes almakta zorluk çektiği hayatını daha da güçleştirir. Oğlunun onuncu yaş günü için ona ufak bir hediye gönderen Lourdes, yine çaresizce restoranın yolunu tutar. Ne var ki bu gece diğerlerinden çok daha uzun geçecektir...
İyi; Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen özellikle Marta Milans'ın oyunculuğuyla dikkat çeken, kurgu ve mekan seçimlerinin de ortalamanın üstünde olduğunu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi. Gizem seviyesi ve atmosfer de son derece etkileyici. Finale doğru giderek tırmanan gerilim tipik tek mekan konsepti için de ideal şekilde seyirciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü; Marta Milans'a ayak uyduramayan diğer oyuncular ve nispeten klişe senaryo...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Eylül 2015 | Etiketler : | | | | |

Creep (2014)

Creep (2014)
Amatör bir kameraman olan Aaron,günü-birlik bir iş için şehir dışına çıkar.Josef isimli iş vereni bol para vaat ettiği iş için şimdiden ödemeyi peşin yapmıştır ve oldukça samimi görünmektedir.Aaron'a kısmen acıklı hikayesini anlatan ve onunla dost olmayı uman Josef,günün sonunda yeni bir arkadaş edineceğinden emin davranmaktadır.
Creep (2014)
Yıllar önce kanseri yendiğini ve evlenip güzel bir düzen kurduğunu anlatan Josef,ne yazık ki yakın zaman evvel beyninde tümör olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır.İşte tam da bu noktada,eşinin doğuma hazırlandığı sırada sadece birkaç aylık ömrü olduğunu öğrenmesinin ardından Aaron'ı işe alarak ondan kendi belgeselini yapmasını istemektedir.Josef bu belgesel sayesinde ne yazık ki babasını tanıma şansı olmayacak bebeği için ufak bir hediye bırakmak istemektedir.Josef'in hüzünlü hikayesine kulak veren ve onun için gerçekten de en iyisini yapmaya söz veren Aaron,elinde kamerasıyla gün boyu Josef'in peşinde koşuşturur.Gün sonunda artık eşyalarını toplayıp evine gitmek istediğinde ise ev sahibinin son bir içki ısmarlama ikramını geri çevirmek istemez.Sürekli kendisiyle ilgili yeni hikayeler paylaşan ve Aaron'ı da yakından tanımak için sorular soran Josef,en nihayetinde kahramanımızı sıkmaya başlar.Dahası anlattıkları Aaron'ın yavaştan gerilmesine ve kişiliğiyle ilgili şüpheler duymasına sebep olmuştur.Gecenin zifiri karanlığında Aaron tam da yola koyulmak için müsaade istemişken arabasının anahtarlarını kaybettiğini fark eder.İyiden iyiye huzursuzlaşmaya başlayan kahramanımız iş vereninin samimi görüntüsünün ardında bir şeyler sakladığını düşünmektedir...
İyi;Sadece iki aktörden oluşan kadrosuna rağmen gerilim yönü yüksek,sıkılmadan izleyebileceğiniz başarılı bir yapım.Gerilimi tırmandırdığını düşündüğüm el kamerası teknikleriyle çekilmiş olması,üst düzey oyunculuk ve sürükleyici kurgusuyla göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir film.Genel görüntü itibariyle biraz Scenic Route (2013) filmini de anımsatmıyor değil.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Eylül 2015 | Etiketler : | | | |

Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)

Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)
Kız kardeşi La Niña ile beraber Madrid'de köhne bir apartmanda yaşayan Montse,açık alan korkusu olan agorafobik bir kadındır.Çocukluk yıllarından beri kapının ardına bir adım dahi atmayı başaramayan kahramanımız,kardeşi ve kendi geçimini sağlamak için evini ufak bir konfeksiyon bürosu şeklinde işleterek hayatını kazanmaktadır.
Musarañas (aka Shrew's Nest) (2014)
Aynı zamanda abla-kardeş koyu bir katolik gelenekten kalma tutucu bir aile yapısına sahiptirler.Her ne kadar La Niña'nın doğumu sırasında annelerini kaybetmiş olmaları büyük bir talihsizlik olsa da yıllar sonra tekrar kader ağlarını örer ve bu sefer de savaş sırasında babalarını kaybederler.Sözün kısası abla-kardeş hayatı beraber göğüslemek zorunda kalırlar.La Niña okul çağlarına geldiğinde,ablasına tezat şekilde son derece özgürlüğüne düşkün bir karaktere bürünür.Ablasının aksine dışarıdaki dünyanın güzelliklerini görmekten kendisini alıkoyamayarak normal insanlar gibi rutin bir hayat sürmektedir.Aynı zamanda ablasının da dış dünya ile tek bağlantısıdır.Günün birinde La Niñaokuldayken,Carlos isimli üst kat komşularının merdivenlerden yuvarlanarak kan-revan içinde kapılarının önüne düşmesiyle Montse büyük panik yaşar.Komşusu olduğundan dahi haberi olmasa da insanlık gereği yardıma muhtaç adamı sürükleyerek evine alır.Onu yatağa yatırarak yaralarını temizler,kırılan bacağıyla ilgilenir.Carlos ayıldığında kendisine şefkatle yardım eden Montse'ye teşekkür eder ve artık daha fazla zahmet etmemesini ister.Telefonu kullanıp bir arkadaşını çağırarak onun yardımıyla evine gidebileceğini düşünmektedir.Öte yandan okuldan gelen La Niña,ablası saklamaya çalışsa da Carlos'un varlığından haberdar olur...
İyi;İspanyol yapımı filmler her daim farklı bir atmosfere sahip olurlar.Shrew's Rest'de bu anlamda sürükleyici kurguya sahip,1950'ler İspanya'sında geçen tipik dram-gerilim filmlerinden veri.Oyunculuk başarılı.Final sürpriz.Bu filmi sevenlerin Misery (1990) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Konsept olarak bu tarz psikolojik gerilim filmleri genel olarak durağan bir kurguya sahip olsa da daha hareketli bir ilk yarı,giderek yükselen tansiyon geçişi için de daha hoş olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Starry Eyes (2014)

Starry Eyes (2014)
Sarah lokal bir fastfood firmasında çalışan güzel, alımlı bir genç kızdır. Rüyalarını süsleyen Hollywood hayalleri ve bir gün ünlü olacağına dair inancıyla hayattan her zaman daha fazlasını istemektedir...
Starry Eyes (2014)
Arkadaşlarının çekmeyi planladığı ufak filmde başrolü kaptırmasının ardından onlarla yolları ayırarak internette bulduğu Astreus yapım şirketine ait bir senaryoya bütün zamanını harcamaya başlayan Sarah, rolü kapabilmek için mülakatta en iyi performansı sergilemek zorundadır. Eleme günü verilen ufak diyalogları adeta yalayıp yutan kahramanımız her şeyin mükemmel gittiğini düşünse de yapımcılardan beklediği ilgiyi görmez. Bunun üzerine yaşadığı büyük hayal kırıklığının etkisiyle tuvalette ufak bir sinir krizi geçiren Sarah tam evine dönmek için hazırlanırken kendisine yeni bir şans verilmesi ile talihinin dönmeye başladığını hisseder. Meşhur bir aktrist olma hayallerinin ilk adımını attığını düşünen kahramanımız yakın çevresinden de şirketle ilgili olumlu referanslar aldıkça daha da öz güven kazanır. Çok geçmeden beklediği telefonun gelmesiyle prodüktör ile görüşmek üzere davet edilen Sarah artık rolü kaptığından emindir. Öyle ki uzun süredir sadece kirasını ödeyebilmek için nefret ederek yaptığı işinden ayrılır. Arkadaşlarına karşı sınırlar koymaya başlar. Davete katılan Sarah görüşmeden istediğini almayı başaramaz. Dahası Astreus şirketinin beklentilerinin ötesinde karanlık bir yanı olduğunu keşfeder. Yeniden eski hayatına adapte olmaya çalışsa da kurduğu düşler ve ünlü olma hevesi peşini bırakmaz. Şansını yeniden denemeye karar veren kahramanımız giderek yok oluşa sürüklenir. Yapımcıların istediği şeye dönüşebilmesi için kendini bırakması gereklidir... 

İyi; Satanizm temalı, gerilim dolu kurgusuyla izlemenizi tavsiye edebileceğim bir yapım. Oyunculuk, tekinsiz atmosfer ve drama ile yoğrulan gerilim başlıca artılar.
Kötü; Ticari kaygılardan olsa gerek korku-gerilim dozunu arttırabilmek için tercih edilen bol kanlı sahneler olmasa,psikolojik yanı ağrılıklı bir final  tercih edilse sanki daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Kasım 2014 | Etiketler : | | | |

Eliza Graves (2014)

Eliza Graves (2014)
Oxford mezunu idealist doktor Edward Newgate,insan psikoloji üzerine çalışmalar yapmak üzere taşrada bulunan eski bir mental kliniğin yolunu tutar.Teorik bilgi birikimini pratik tecrübeler edinerek geliştirmeyi uman kahramanımız Dr.Salt'a referanslarını yer aldığı bir mektup yollayarak yakın zamanda orada olacağının bilgisini verir.
Eliza Graves (2014)
Şehir merkezinden epey uzaktaki kliniğe en nihayetinde ulaşmayı başaran Dr.Edward silahlı güvenliklerin kapıda kendisini karşılaması ile epey panikler.Dahası kliniğin kampüsüne girdikten sonra şaşkınlığını giderek artar.Sis bulutları içerisinde ormanlık bir arazinin dağlık yamacında yer alan klinik adeta dış dünyadan izole kasveti bir kaleyi andırmaktadır.Hastane sorumlusu Dr.Salt'ın karşılamasını bekleyen kahramanımız Dr.Silas ile tanışır.Silas kliniğin sorumlusudur ve işlerin gidişatı hakkında ufak bir brifing verir.Burası tüm Britanya'daki kliniklerden oldukça farklıdır.Zira burda akıl hastası olarak tutulan kişiler arasında çok zenginlerlerin yakınları olduğu gibi hatta kralın soyundan gelenler dahi bulunmaktadır.Anlaşılacağı üzere esasında tümü iyi eğitimli yetişkinlerden oluşan hastalar Dr.Edward için inanılmaz bir deneyim olacaktır.Öte yandan Silas'ın çalışanlarına ve hastaneye inanılmaz hakim görüntüsü daha şimdiden ilham kaynağı olmaya başlamıştır.Edward'ın gelişini onurlandırmak için özel bir akşam yemeği organize eden Silas'ın çalışma şekli ve hastalarla ilişkisi daha ilk andan itibaren Edward'ın ilgisini çekmeyi başarır.Silas,hastaların şiddetle değil onlara değer verilerek iyileşebileceklerini düşünmektedir.Zira yemekte de hastalar ve çalışanların birlikte aynı masaları paylaşarak oturmaları Edward'ın gözünden kaçmaz.Geceye ait asıl sürprizse sanki buraya ait değilmiş görüntüsü veren ve son derece alımlı bir bayan olan Eliza'nın kahramanımızla tanışması olur.Edward'a soğuk davranan Eliza,derhal gitmesini istemektedir.Edward ise burayı mükemmel bir kariyer basamağı olarak görmektedir.Çok geçmeden Eliza'nın haklı olduğu ortaya çıkar...
İyi;Oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı,20.yy'ın başlarında geçen etkileyici bir dönem filmi.Genel olarak 'asylum' (akıl hastanesi) konseptinde yer alan psikolojik-gerilim ağırlıklı yapım iddaalı oyuncu kadrosunu da hesaba katarsak göz atılması gereken bir alternatif. Modern korku-gerilim ve polisiye romanlarının  öncülerinden olan Amerikalı yazar Edgar Allan Poe'nun kısa hikayelerinden birinin uyarlaması olması da başka bir detay...
Kötü;Daha tempolu,daha sürükleyici kurgulanabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Kasım 2014 | Etiketler : | | | |