Dying Breed (2008)

Dying Breed (2008)
Pek çok bakımdan şehir efsaneleriyle bezenmiş, yerel bir mite dayanan, Hollywood gençlik sineması edasıyla çekilmiş izlenimi veren bu Avustralya yapımı filmi, boş zamanlarınızda izleyebileceğiniz alternatif korku-gerilim olarak öneriyorum.
Dying Breed (2008)
Nina zeki, alımlı genç bir bayandır. Biyoloji ile ilgilenmekte olup ve daha çok zooloji (hayvan bilimi) dediğimiz alanda ilgi ve tecrübe sahibidir. Ablasının yaklaşık sekiz yıl önce Tazmanya bölgesine giderek, nesli tükenmiş olduğu bilinen “Tazmanya Kaplanı”na ait bazı bilgiler edinmesi ve halen yaşayan bireylerin olduğunu saptayarak, konferans hazırlığı yaptığı sıralarda gizemli bir şekilde ortadan kaybolması, Nina’nın da ablasının izinden giderek onun yarım bıraktığı işi tamamlamasına vesile olacaktır. Nina hem ablasının nasıl ortadan kaybolduğunu daha iyi anlamak, hem de gerçekten de “Tazmanya Kaplanı”nın halen yaşayan popülasyonları olup olmadığını gözlemlemek üzere, erkek arkadaşı Matt ve onun hırçın, bir o kadar da agresif yakın arkadaşı olan Jack ile Tazmanya’ya gitmeye karar verir. Jack bu gezinin daha çok turistik ve eğlenceli olacağını düşündüğü için kız arkadaşı Rebecca’yı da davet eder.
Dying Breed (2008)
Bir hayli uzun ve yorucu yolculuğun ardından Tazmanya’ya ulaşan kahramanlarımız, bölgenin yerlileri tarafından pek de sıcak karşılanmazlar. Dahası kısa sürede başını belaya sokan Jack, yerlilerin tepkisini ve öfkesini kahramanlarımızın üzerine çeker...
Tazmanya kaplanını bulma amacıyla tekneyle yola çıkan gençler, kaplanın yaşaması muhtemel olan dağlık bölgeye ulaşmışlardır. Yağmurun bastırması ile burada gecelemek zorunda kalan kahramanlarımız, buldukları bir mağarayı mesken tutarlar. Ancak kısa süre sonra zifiri karanlığın içerisinden gelen ürkütücü sesler ile ormanda yalnız olmadıklarını keşfeden gençler,en temel kural olan sürüden ayrılma prensibine sadık kalamayınca, The Pieman efsanesi ile yüzleşmek gafletine düşerler :)
The Pieman lakaplı Alexander Pearce, geçmişte hapishaneden 7 arkadaşı ile firar girişiminde bulunmuş azılı bir suçludur. Lakin bu 7 kişiden ikisinin teslim olmasına rağmen, geriye kalan beş kişinin asla bulunamamış olması ve ayrıyeten uzun uğraşlar sonrasında yeniden ele geçirilen Pearce’ın diğer arkadaşlarını yediğini söylemesi akıllardaki soru işaretlerini arttırmıştır. Bu gülünç iddiayı  mantık dışı gören yetkililer, çok geçmeden yeniden bir arkadaşı ile firar eden ve yakalandığında,arkadaşına ait bazı eşyaları yanında taşıyan Pearce’ın yamyam olduğuna karar verecektir. İşte efsane odur ki, Pearce halen Tazmanya ormanında bir yerlerde hayatını sürdürmektedir ve kanibal olarak beslenmeye devam etmektedir. Her yıl Tazmanya ormanlarında kaybolan turistlerin rapor edilmemesi ve kasabalının bu efsaneye biat etmesi de bu yüzdendir...



İyi; Yapımda; Avustralya tarihinde kendisine yer edinmiş (daha çok efsaneleşmiş desek yeridir) iki figürün (“The Pieman” lakaplı Alexander Pearce ve nesli tükenmiş olan Tazmanya kaplanı) egzotik olarak işlenmesi merak uyandırıcı. Ayrıca maceraperest kurgu, ormandaki hayatta kalma savaşı, finaldeki ufak sürpriz de diğer başlıca artılar...
Kötü;Senaryo filmin ilk çeyreğinin ardından çok sıradanlaşıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

Yorum Gönder