En yeniler :
Son Eklenen İncelemeler;

7500 (2014)

7500 (2014)
7500 numaralı Los Angeles-Tokyo tarifeli uçuşu her zaman olduğu gibi son derece rutin bir şekilde başlar.Boeing 747 marka jumbo jet,üst katı birinci sınıf yolculara ayrılmış,alt kat ise ekonomi sınıfı olarak neredeyse tamamı dolu şekilde uçuşa hazırdır.Pasifik okyanusu kat edilene dek yaklaşık on saat sürecek olan uçuş 7500,kuleden alınan izinle havalanır.
7500 (2014)
Kalkışın ardından uçağın türbülansa girmesi ile büyük bir panik atlatan yolcular hosteslerin kendilerini yatıştırması ve kaptanın hava akımını geçtikleri anonsu ile rahatlarlar.Kabin basındaki değişime bağlı olarak oksijen maskelerin açılması büyük bir tehlikenin atlatıldığının kanıtıdır.Öte yandan yolculardan birinin aşırı heyecana bağlı olarak nöbet geçirmesi hosteslerin ve bir acil tıp teknikerinin hemen müdahale etmesini gerektirir.Ne yazık ki nöbet geçiren yolcu tüm uğraşlara rağmen kurtarılamaz.Onlarca yolcunun bakışları arasında hayatını kaybeden eden adam yukarı taşınır.An itibariyle uçaktaki gerilim yeniden tetiklenir,dahası bir takım garip olaylar sıradan başlayan yolculuğun farklı bir boyuta taşınmasına sebep olur.Yanlarında bir ölüyle beraber yaklaşık altı saat aynı kapalı ortamda kalmak zorunda kalan kahramanlarımız bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Hosteslerin telaşlı hareketleri,ortadan kaybolan yolcular kaotik bir ortamın habercisi olmaya başlar.Bu sırada kaptan pilotun bir türlü Tokyo hava sahası ile telsiz teması kuramaması,hosteslerden birinin yakınlardan geçen bir jet gördüğünü iddia etmesi uçaktaki tansiyonu daha da arttırır.Bir grup yolcu ise yaşanan tuhaflıkların,nöbet geçirip ölen adamla ilişkisi olduğunu düşünmektedir.Yerlerinden kalkmaları güvenlik sebebiyle yasaklansa da meraklarına yenik düşüp etrafı kolaçan etmeye koyulurlar.Çok geçmeden 7500 numaralı uçuş metafizik,doğaüstü olayların odağı haline gelir...
İyi;Gizem seviyesi ve atmosfer olarak olarak başarılı bir tek mekan filmi.Uçakta geçiyor olması mekan olarak da yadsınamaz bir egzotizm kazanmasını sağlıyor.Bu filmi sevenlerin Altitude (2010) yapımı göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Kurgu son derece dağınık şekilde ilerliyor.Senaryo tanıdık,oyunculuk vasat.
Editör'ün Puanı

The Possession of Michael King (2014)

The Possession of Michael King (2014)
Michael King ne Tanrıya ne de şeytanlara inanan her türlü batıl inanışı reddeden bir belgesel yapımcısıdır.Günün birinde eşinin aniden ölümü sonrasında kızıyla yapa yalnız kalan kahramanımız sıkıntı dolu,buhranlı bir döneme sürüklenir.
The Possession of Michael King (2014)
Kız kardeşinin Ellie'yle ilgilenmesi ve yeniden hayata tutunma çabaları Michael'ı yeni bir fikir üzerinde düşünmeye yöneltir.Tanrının ya da şeytanların var olduklarına dair hiç bir bilimsel kanıt olmamasına rağmen insanların dogmatik dini inançları ve yaşam tarzlarından ödün vermemeleri Michael için yeni bir araştırma konusuna dönüşür.Geçmişten günümüze doğa üstü varlıklara ilgili hiç bir somut veri bulunmamasından yola çıkarak tüm gerçek büyüleri,ayinleri ve ruh çağırmaları deneyerek gerçek olup-olmadıklarını ispatlamaya karar veren kahramanımız,evinin her tarafını kameralarla donatarak sonucunu merakla beklediği yeni deneyimler için hazır hale getirir.Sırasıyla ruh çağırma ve bedenini şeytana sunma gibi bir takım denemeler yapan Michael,işin profesyonellerinden yarım almayı da ihmal etmez.Önce şeytanın kendisiyle konuştuğunu iddia eden bir pederle,sonrasında ise şeytan çağırma ayinleri yapan bir grup satanistle bir araya gelen Michael,bedenini ve ruhunu esirgemeden onlarca metafizik öğeye karşı savunmasız bırakır.Zamanla oluşturmaya çalıştığı belgeseli profesyonel yaklaşımdan ziyade takıntı haline getirmeye başlayan kahramanımız bedenen iflas eder.Uykusuz gecelerin ardından kafasında parazit bir sesin sürekli rahatsız ettiği hisseden genç belgesel yapımcımız,giderek kaotik bir yaşamın parçası haline gelir.Çok sevdiği kızı Ellie'ye zarar vermemek için kendisini izole etmeye çalışsa da her şey alt üst olmaya başlar.Belki de Michael en sonunda aradığını ispatı bulmuştur?
İyi;Tipik el kamerası teknikleriyle çekilmiş belgesel tadında bir gerilim filmi.Kurgu sürükleyici,oyunculuk tatmin edici.Gizem seviyesi daha üst seviyede olabilirdi.
Kötü;Klişeler,finalin şaşırtıcılıktan uzak,vasat-öngörülebilir-olması.
Editör'ün Puanı

The Sacrament (2013)

The Sacrament (2013)
İki muhabir arkadaş (Sam ve Jake) belgesel yapımcılığıyla uğraşmaktadır.Genellikle enteresan hikayeler bularak tv için mini diziler hazırlayan kahramanlarımız bir nevi reality tv formatında çalışmaktadır.Günün birinde ekip arkadaşlarından Patrick'in yıllar sonra kız kardeşinden bir mektup aracılığıyla haber alması ve mektupta Caroline'in onu daveti etmesini fırsata dönüştürmek isteyen Sam,yapacakları yolculuğu belgeselleştirmeyi düşünür.
The Sacrament (2013)
Zira Caroline uyuşturucu tedavisi gördükten sonra Mississippi yakınlarında mütevazi bir yaşam süren gizemli bir cemaate katılmıştır.Cemaatle ilglili daha fazla bilgi edinmek ve olan biteni kayıt altına almak isteyen kahramanlarımız eğlenceli olacağını düşündükleri bir serüvene sürüklenirler.Davet edildikleri yerle ilgili sadece uçaktan nerede ineceklerini öğrenen Sam ve arkadaşları,seyahatin geri kalan kısmında helikopterle yönlendirilirler.Sonrasında kısa süreli bir kamyonet yolculuğuyla en nihayetinde Caroline'in üyesi olduğu cemaatin topraklarına ulaşan belgesel ekibimiz,etraftaki silahlı güvenlikler sebebiyle epey huzursuz olurlar.Çok geçmeden Caroline'in karşılamaya gelmesiyle "Eden Parish" den içeri girmeyi başaran gençler,burada çoğunluğu yaşlılardan ve geçmişte suça bulaşmış gençlerden oluşan yaklaşık iki yüz kişilik bir kabileyle karşılaşır.Caroline rehberliğinde minik kasabayı gezen Sam ve arkadaşları,Caroline'in bahsettiği gibi insanların huzurlu bir şekilde gönüllerince yaşadıklarını gözlemlerler.Günlük yaşamlarından teknolojiyi tamamen çıkaran ve sadece temel gereksinimlerini karşılayabilecekleri kadarıyla geçinen bu insanların nasıl bu kadar mutlu olabildiklerini merak ettiklerinde ise artık pederle tanışmanın vakti gelmiştir.Peder burayı yoktan var ederek dış dünyada her türlü acıyı yaşamış;dışlanmış,hor görülmüş insanları toplayarak huzurlu bir yaşam sürdürebilmelerine olanak sağlamıştır.Caroline'in hatrı sayesinde pederle röportaj yapma iznini kapan Sam ise onunla tanıştıktan sonra kişiliğine ve ikna yeteneğine hayran olmaya başlar.Öte yandan güneş batıp hava karardıkça Eden Parish'de hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar...
Cennet katliamında 167 kişi hayatını kaybetti.Bu tarihte bilinen en büyük toplu intihar olaylarından birisidir...
İyi;Gizem seviyesi tatmin edici başarılı bir düşük bütçe gerilim filmi.El kamerası teknikleriyle çekilmiş olduğunu da ekleyelim.Oyunculuk ve atmosfer geçer not alır.
Kötü;Kurgu başlarda ilgi çekici şekilde ilerlese de filmin ikinci yarısı itibariyle kaotik bir şekilde dallanıp budaklandığını,özetle aceleye getirilmiş bir finale doğru gittiğini söyleyebilirim.
Editör'ün Puanı

The Last Winter (2006)

The Last Winter (2006)
Amerikan petrol şirketi KIC kuzey kutbunda fosil yakıt aramaktadır.Ed liderliğinde organize olan bir grup çalışan;evlerin kilometrelerce uzakta dondurucu soğukta,ufak bir prefabrik araştırma tesisinde çalışmalarını sürdürmektedir.
The Last Winter (2006)
Ed şirketine son derece bağlı olup,şu an çalıştıkları arama istasyonunda sondaj tünelleri yıllar önce kapatılmasına rağmen yerin altındaki petrolü çıkarıp,işleyebileceklerini düşünmektedir.Ed ile arası limoni olan ekip arkadaşı James ise küresel ısınmanın buzulları erittiğini ve ortaya çıkan sera gazlarının insan bünyesi üzerinde zararlı etkileri olabileceğini düşünmektedir.Dahası erime bu hızla devam ederse yaklaşık on bin yıldır buzullarla kaplı toprağın altından neler çıkabileceğini kimsenin tahmin edemeyeceğini vurgular.Ona göre doğanın kimyasıyla bu denli uğraşmak geri dönüşümü mümkün olmayacak reaksiyonlara neden olabilir.Ancak otoriter yapısından ödün vermeyen Ed,ne pahasına olursa çalışmaya devam etmeleri gerektiğini düşünmektedir.Zaten halihazırda havalarda yeniden soğumaya başlamış,mevsim normallerine ulaşmıştır.Öte yandan ekibin genç isimlerinden Elliot psikolojik olarak zor zamanlar geçirmektedir.Elliot'u çocukluğundan beri tanıyan Ed ise onun burada gözünün önünde kalmasının daha iyi olacağını düşünerek eve dönmesi fikrine yanaşmaz.Ancak çok geçmeden elinde kamerayla bir gece yarısı çırıl çıplak sondaj tünellerinden birine yürürken donup can veren Elliot,başta James olmak üzere grubun diğer üyelerinin de Ed'in üstüne gitmelerine sebep olur.Dahası Elliot'un kamerasında insanın kanını donduracak bazı görüntüler bulmaları isyan bayrağını kaldırmalarını tetikler.Ekipteki diğer kişilerinde ansızın ortaya çıkan tuhaf rahatsızlık yaşamaya başlamaları Ed'in pes etmesine ve geri dönüş için hazırlıklara başlama fikrini düşünmeye iter.James haklı olabilir mi?
İyi;Karlı havada,dondurucu atmosferde geçen başarılı bir gerilim filmi.Grup dinamikleri ve karakterler özenle seçilmiş.Kurgu ağır işlese de sıkmayan bir tempoya sahip.Ekolojik bilinç oluşturma teması takdire şayan.Bu yapımı sevenlerin The Thaw (2009) filmine de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Biraz daha gizem-bilimkurgu ve aksiyon görebilsek daha ilgi çekici bir yapıma dönüşebilirdi.
Editör'ün Puanı

Død Snø 2 (aka Dead Snow 2) (2014)

Død Snø 2 (aka Dead Snow 2) (2014)
İlk yapımı izleyenlerin hatırlayacağı üzere yedi genç kayak yapmak üzere eski bir barakaya gitmiş ve orada buldukları gizemli kutuyu açarak Albay Herzog liderliğinde bir grup zombi nazinin peşlerine düşmesine sebep olmuşlardı.Altınları yeniden nazilere teslim ederek canlarını kurtarmak isteseler de kan revan içerisinde oradan oraya savrulan gençlerden sadece Martin kurtulmayı başarmıştı.
Død Snø 2 (aka Dead Snow 2) (2014)
Zombi nazilerden kaçarken kolunu kaybeden kahramanımız sonunun yaklaştığını ve öleceğini düşünmeye başlamışken kasabada bir hastanede gözlerini açarak bir nevi kabustan uyanır.Dahası doktorlar kopan kolunu da dikmiştir (!) Kendine gelir gelmez polisler tarafından sorguya alınan Martin,diğer altı arkadaşını vahşi şekilde öldürmek suçuyla itham edilmektedir.Arkadaşlarının nazi zombiler tarafından katledildiğini söylese de alay edilen,gülünç bulunan kahramanımız implant edilen kolun da zombilerin lideri Herzog'a ait olduğunu ve bir an evvel bir şeyler yapmazlarsa nazi zombilerin geri dönüp kasabadaki herkesi katledeceğini ısrarla,defalarca anlatır.Bu arada Herzog'un kolu sayesinde bazı insan üstü güçler kazanan ve dalgacı polislerin elinden kaçmayı başaran Martin,kendisiyle temas kuran ve profesyonel zombi avcıları olarak yardım edeceklerini söyleyen bir grup amerikalı maceraperesti (Glen-Monica-Blake) kasabaya davet eder.Müzeye giderek Herzog'un kim olduğunu ve tam olarak ne istediğini anlamaya çalışan Martin,Daniel'i de yanına alarak nazi zombileri durdurmaya çalışır.Çok geçmeden Amerikalı zombi avcıları da onlara yetişir.Tüm kasabanın belki de dünyanın kaderi Martin ve arkadaşlarının elindedir.Nazi zombiler önlerine çeken her şeyi yakıp yıkarken Glen'in aklına dahiyane bir fikir gelir.Almanları yavaşlatmak için ebedi düşmanları ruslardan destek almayı düşünmektedir.Topyekun savaş kapıdadır...
İyi;Eğlenceli kurgusu ve sürükleyici temposuyla ilk yapımın üzerine çıkmayı başarmış göz atılması gereken bir korku-komedi yapımı.Oyunculuk,mekan seçimleri ve espri anlayışı olarak tatmin edici buldum.Serinin ilk filmi Død snø (2009)'a göre mizah olarak da daha fazla şey vaat ettiğini söyleyebilirim.
Kötü;Komedi yönü daha ağır basan bir yapım olmuş.Korku-gerilin öğelerinin eksik ve geri planda kalması başlıca eksileri.En azından gizem seviyesi daha yüksekte tutulabilirdi.
Editör'ün Puanı

Gallows Hill (aka The Damned) (2014)

Gallows Hill (2014)
David,evlilik hazırlığı yaptığı nişanlısı Lauren ile beraber kızı Jill'e sürpriz yapmak için Kolombiya'nın yolunu tutar.Ziyaretin amaçlarından biri de kızının nişanda yanında olmasını sağlamak,eve dönmesi için ikna etmektir.Ansızın babasını ve müstakbel üvey annesini karşısında görünce büyük bir şok yaşayan Jill,teyzesi Gina ve erkek arkadaşı Ramon ile birlikte burada mutlu olduğunu söyleyerek ayrılmayı reddeder.
Gallows Hill (2014)
David ise kızını yanında götürmekte kararlıdır.Öte yandan Jill'in pasaportunu kasabada unutmasından ötürü yaklaşık yedi saatlik bir yolculuğa çıkmak zorunda kalan kahramanlarımız yoğun yağmura rağmen geri adım atmazlar.Gina'nın tavsiyesi üzerine kestirme bir yola saparlar.Ancak çok geçmeden şiddetli yağıştan ötürü toprak kayması sonrası arabaları kullanılamaz hale gelen kahramanlarımız,etrafı ağaçlarla çevrili dar bir patikayı izleyerek yardım bulmayı umarlar.Zira Lauren kaburgasından yaralanmış,hareket kabiliyeti epey sınırlanmıştır.Bu da yetmezmiş gibi cep telefonlarının şebeke bulamaması tek çare olarak patikanın sonundaki eski malikaneye ilerlemelerine sebep olur.Kahramanlarımız eskiden otel olarak kullanılan,şu anki haliyle yıllardır kimsenin uğramadığı büyük bir hurdayı andıran binaya giriş yaparlar.Felipe isimli huysuz bir ihtiyar David ve ailesini karşılar.Her halinden misafirperver olmadığı anlaşılan Felipe,salondan ayrılmamaları hususunda uyarılarda bulunur.İhtiyarın dediklerine kulak asmayan Jill ve Ramon,banyoda ufak bir kız çocuğunun yardım edin çığlıklarını duyar.Zemin katta yerin dibine inen gizli bir geçit keşfeden gençler,çok geçmeden sesin sahibi Anna Maria isimli minik kızın tamamen dış dünyadan tecrit edilmiş,hücre benzeri bir kafeste hapsedildiğini fark ederler.Neden kilitli kapılar arkasında tutulduğunu sorgulamadan kızı serbest bırakan Jill,antik zamanlardan kalma dehşet verici bir kötülüğün masum yüzüne inanıp gün yüzüne çıkmasına izin vermiş olur.Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...
İyi;Tipik şeytan-şeytani güç temalı yapımlardan biri.Artıları atmosferin ve gizem seviyesinin tatmin edici olması.Oyunculuk ve kurgunun sürükleyiciliği de yeterli düzeyde.
Kötü;Türü sevenlerin her halikarda göz atabileceği bir yapım olsa da yönetmenden (Victor Garcia) biraz kendi tarzında zeka parıltıları görmeyi beklerdim.Ne de olsa Garcia'nın Return to House on Haunted Hill,Mirrors 2,Hellraiser: Revelations flmlerinde iyi işler çıkardığını biliyoruz.
Editör'ün Puanı

John Dies at the End (2012)


John Dies at the End (2012)
Dave gece yarısı katıldığı bir partide daha önce tanışıklığı olmayan Jamaika'lı bir satıcı vesilesiyle sokakta adı 'soyasosu' olarak anılan,alışılmışın dışında etkilere sahip yeni bir uyuşturucu ile haşır neşir olur.Soyasosunu kullanmasını takiben bulunduğu boyuttan sıyrılan ve olan biteni fantastik bir şekilde yaşamaya başlayan Dave,gözlerini açtığında polislerin peşinde olduğunu öğrenir.
John Dies at the End (2012)
Çok geçmeden geçen geceki partiden ayrıldık sonra iki ahbabı hariç herkesin feci biçimde öldürüldüğünü öğrenen kahramanımız,polisin kendisini baş şüpheli ilan ettiğini anlar.Şiddetli baş ağrısı ve neyin gerçek neyin göz yanılması olduğunu anlamakla geçen saatler sonrasında en yakın arkadaşı John'un temas kurması ile şoke olan Dave,gerçeklik kavramını iyiden iyiye yitirmeye başlar.Zira peşindeki dedektif John'un öldüğünü söyleyip Dave'i yakalayabilmek için ellerinden geleni yapmaktadır.O gece partide yaşananlar gizemi koruya dursun Dave bir barda gazeteci Arnie ile hoş bir sohbete girişir.Arnie kahramanımızın soyasosu ile ilgili söyledikleri safsata olarak nitelendirip dalga geçse de hikayeyi dinledikçe ilgisini çeker.Dave en nihayetinde Arnie'nin gözlerindeki perdeyi aralamayı başarır.Ortalıkta dünyevi olmayan yaratıklar gezinmekte,öteki dünyanın kapıları sonuna kadar açılıp büyük bir istila yaklaşmaktadır.Dave,önce arkadaşı John'u bulmalı sonrasında ise insanlığı yok oluştan kurtarıp,kaderini çizmelidir.
İyi;Uzun süredir izlediğim en eğlenceli yapımlardan biri.Özetle kurgusu geyik muhabbetine :) dayanan fantastik-absurd komedi karışımı sürükleyici bir yapım olarak sınıflandırabiliriz.Usta yönetmen Don Coscarelli yine iyi iş çıkarmış.Daha önce  paylaştığım İngiliz yapımı korku-komedi [The Cottage (2008),Severance (2006)] yapımlarıyla benzer mizahi kalitede.
Kötü;Genel izleyici kitlesine hitap etmeyebilir.Özellikle korku-gerilim arayanları hayal kırıklığına uğratacağı kesin.
Editör'ün Puanı