Güncel İncelemeler;

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

Radikal dini toplulukları, marjinal grupları ve tarikatları konu alan en iyi korku-gerilim filmleri

Radikal dini toplulukları, marjinal grupları ve tarikatları konu alan en iyi korku-gerilim filmleri
Başlıktan da anlaşılacağı üzere; farklı marjinal grupları, radikal dini toplulukları, tarikatları, bir amaç uğruna bir araya gelmiş kendi kurallarını uygulayan çevreleri anlatan, derleme bir liste hazırladım. Konsept biraz geniş oldu ancak hepsini bir arada sıralamayı uygun gördüm. Filmlerin bazılarında tarihin tozlu raflarını aralarken, bazıların da ise enteresan fikirlerle yüzleşme, marjinal deneyimler yaşama fırsatı bulabilirsiniz. Yapımların rastgele sıralandıklarını ekleyerek başlayayım...


'23 Mart 1985'te Cennetin Perdesi Kilisesi'ne mensup 47 kişi toplu şekilde intihar etti. Jim Jacobs'ın hazırladığı ölümcül bir ilaçla kendilerini ve çocuklarını zehirlediler. Bu A.B.D tarihindeki en büyük toplu intihardır.'
Profesyonel olarak belgesel yapımcılığı yapan ve kamera arkasında bulunmaktan zevk alan Maggie, 1985 yılında toplu intihar vakası olarak tarihe geçen 'Cennetin Perdesi Kilisesi' davasını araştırmaktadır...






Gözlerden uzak bir kasaba, sessiz sedasız yaşayan yerliler ve bir de yasak orman; size ne kadar egzotik gelir bilemem ama bu tarz gerilim yönü ağır basan, kendine has mistik bir atmosfer barındıran, 'The Village' göz atılması gereken bir alternatif.... Kendi aralarında mutlu mesut yaşayan insanlardan kurulu bir kasaba düşünün. Öyle ki orada doğup büyümüşsünüz ve bu kasabanın dışına hayatınız boyunca asla çıkmadan, buranın demirbaşı olmuşsunuz. Adeta kasaba sizin için dünyanın merkezi olmuş...
The Shrine (2010)





Lokal bir gazetede görevli bir grup gazeteci,şeflerinin önerdiği haberi beğenmeyerek,kendi haberlerinin peşinde koşma sevdasındadırlar.Sürekli kaybolan arılar,ekindeki işaretler gibi kaynağı olmayan absürd haberler yapmaktan sıkılan kahramanlarımız,Polonya’da kaybolan bir gencin peşine düşmüşlerdir.Dahası Polonya’da o bölgeye giderek kaybolan tek turist o değildir.Carmen liderliğinde organize olan üç kişilik gazeteci kafilemiz,gazetenin imkanlarını kullanarak (şefin dediği haberi yapmaya gidiyormuş gibi) yola koyulurlar...
 The Colony (2015)





'Santiago, Şili. Yıl 1973. Politik ayaklanmalar tüm ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Birleşik Devletler' in genç demokrasiye sırtını dönmesiyle Şili, Soğuk Savaş'ın yeni muharebe alanı haline geldi. Bu sırada, Sovyetler Birliği desteğini esirgemiyor. ABD hükümeti, Salvador Allende'nin kovulması gereken bir komünist olduğunu bildirdi. Yüzlerce, binlerce insan Başkan Salvadore Allende'yi desteklemek için Santiago, Şili sokaklarına döküldü. Uzmanlar Şili'yi iç savaşın eşiğinde görüyor. Biz, Şili' deki son gelişmeleri beklerken.dünya da nefesini tutmuş durumda...'
Get Out (2017)





Kız arkadaşı Rose ile yaklaşık beş aydır mutlu bir birliktelikleri olan Chris, ilişkilerini yeni bir boyuta taşımaya hazırlanmaktadır. Tanınmış ünlü bir nörolog olan Dean Armitage' ın kızı olan Rose, Chris' i ailesiyle tanıştırmaya karar verir. Ailesine sürekli Chris' den bahsetse de onun siyahi biri olduğundan söz etmeyen ve ailesinin ırkçı olmadığını yenileyerek kendisini savunan Rose, Chris' in aksine herhangi bir sorun yaşanmayacağını düşünmektedir...
The Sacrament (2013)





İki muhabir arkadaş (Sam ve Jake) belgesel yapımcılığıyla uğraşmaktadır.Genellikle enteresan hikayeler bularak tv için mini diziler hazırlayan kahramanlarımız bir nevi reality tv formatında çalışmaktadır.Günün birinde ekip arkadaşlarından Patrick'in yıllar sonra kız kardeşinden bir mektup aracılığıyla haber alması ve mektupta Caroline'in onu daveti etmesini fırsata dönüştürmek isteyen Sam,yapacakları yolculuğu belgeselleştirmeyi düşünür...
The Discovery (2017)






Dr. Harber, ölümden sonraki yaşamla ilgili çalışmalar yapan ve edindiği çarpıcı bulgularla sık sık gündeme gelen tanınmış bir bilim adamıdır. Kırk küsür yıldır ölümden sonra insanları neler beklediği hususunda kafa yoran Dr. Harber, en nihayetinde tüm bilimsel olasılıkları inceleyip, keşif adını verdiği bulguyla insanların karşısına çıkar. Esasında ölümden sonraki yaşamın varlığı yerine yeni bir varoluş boyutu kavramını yeğleyen kahramanımız, çalışmalarını gözlerden uzakta satın olmuş olduğu şato vari oldukça büyük, eski bir malikanede yürütmektedir...
The Invitation (2015)







Bir zamanların mutlu- mesut çifti Eden ve Will, minik oğullarının başına gelen trajedinin ardından ayrılırlar. Uzun bir süre ortalardan kaybolan Eden, iki yıl sonra yeni erkek arkadaşı David ile evine döner. Olan biten hüzünlü günlerin ardından kendi hayatını kuran Will ise unutmaya çalışıp, unutamamanın verdiği kasvetle içi içini kemirir vaziyette yaşamaktadır...
The Void (2016)







Deneyimli polis memuru Daniel, gece nöbeti devriyesi sırasında karşısına çıkan yaralı genci bir an evvel hastaneye yetiştirmek için aceleyle yola koyulur. Gencin şiddetli kanaması olduğunu fark eden kahramanımız, yakın olmasından ötürü -bir süredir taşınma hazırlıklarından dolayı tam kapasite hizmet veremeseler de- Marsh Country acil bakım ünitesini tercih eder...
A Cure for Wellness (2016)






Borsadaki sert düşüşün ardından, hisselerin giderek değer kaybetmesi ve küresel finans şirketinin büyük bir dar boğaza sürüklenmesi üzerine şirketi kurtarabilmek için icra kurulu toplanır. Son birkaç yıldır başarılarıyla merdivenleri hızlı tırmanan Lockhart' da davetliler arasındadır. Yönetim kurulu, şirket CEO' su Pembroke' un bir an evvel ortaya çıkmasını istemektedir. Zira Pembroke' un sağlığı üzerinden piyasa da manipülasyonlar yapılmakta, şirket zaman ilerledikçe daha da iflasa yaklaşmaktadır...
Rosemary's Baby (1968)





Rosemary-Guy çifti yeni bir apartman dairesi kiralamak için arayıştadırlar.Oyunculuk yapan Guy,işi gereği tiyatroya yakın çevrede dairelerle ilgilenmektedir.Günün birinde emlakçının aracı olması ile eski bir binada beklentilerini fazlasıyla karşılayabilecek geniş bir eve taşınırlar.Hutch isimli eski bir dostlarının binanın kötü mazisiyle ilgili söylediklerini ise göz ardı ederler.Pek ahbabı olmayan kahramanlarımız hemen yan dairede yaşayan ihtiyar karı-kocanın (Castevet ailesi) yakın ilgisiyle karşılaşırlar.Castevetler sürekli onları şaşırtmakta,minik sürprizler yapmakta ve hoş sohbetleri ile yaşlı olmalarına karşın kafa dengi insanlar olduklarını göstermektedirler...
Transcendence (2014)




Dr.Will Carter eşi Evelyn ile beraber zeka üzerine çalışmalar yapan,geleceğin kendi mantığını yürütebilecek bilinç sahibi süper bilgisayarlarda olduğuna inanan başarılı bir bilim insanıdır.Uzun yıllar süren çalışmalarını maymunlar üzerinde denemeler yaparak bir sonraki boyuta taşıyan kahramanımız,bilim dünyasında yeni bir çığır açmaya bu denli yaklaşmışken,insan beyninden daha zeki bilgisayarlar istemeyen radikal bir grubun saldırısına uğrar...
Yazar : | Tarih : 7 Temmuz 2017 | Etiketler :

2:22 (2017)

2:22 (2017)
New York' da bulunan JFK Havalimanı' nda Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışan Dylan, işi gereği disiplinli bir yaşantı süren, evden işe - işten eve mekik dokuyan genç bir adamdır. Stresli ancak bir o kadar da adrenalin dolu işini severek yapan kahramanımız, yetenekleriyle ve becerisiyle ekip arkadaşlarının da saygısını kazanmıştır. 
Mesleğindeki başarısını özel hayatına yansıtmakta zorluk çeken kahramanımız, tek başına yaşamakta ve hemen her gün benzer şeyleri yaparak deyim yerindeyse rutin denebilecek bir yaşantı sürmektedir.  Babasının pilot olmasından ötürü havacılığa gönül veren ancak pilotaj eğitimi almasına rağmen uçmaktan korktuğu için kontrolör olmayı tercih eden Dylan, günün birinde iş yoğunluğunun yüksek olduğu bir çalışma saatinde anlık bir konsantrasyon kaybı neticesinde ciddi bir hava hadisesine sebep olur. İki yolcu uçağını güvenlik riski doğurabilecek şekilde birbirine yaklaştıran Dylan, büyük bir faciaya ramak kala gerekli ayırmayı son anda sağlar. Ancak aldığı gereksiz risk ve yüzlerce insanın yaşantısını tehlikeye atmasından ötürü dört hafta kadar açığa alınan ve hakkında soruşturma açılan kahramanımız, işini kaybetme riskiyle giderek daha da yalnızlaşmaya başlar. Zamanının  çoğunu evinde geçiren Dylan, katıldığı bir bale gösterisinde Sarah isimli hoş bir bayanla tanışır. Bir sanat galerisinde artist olarak çalışan Sarah, Dylan' ın ilgisinden memnundur. Çok geçmeden arkadaşlık etmeye başlayan çiftimiz sık sık birlikte vakit geçirirler. Öte yandan zamanı takıntı haline getiren ve rutin yaşantısında benzer şeylerin hep aynı saatlerde ortaya çıktığını gözlemleyen Dylan, saatler 2: 22' yi gösterirken enteresan olayların cereyan ettiğini keşfeder. Açığa alınmasına sebep olan olayın da aynı saatte gerçekleştiğini anımsayan kahramanımız, tüm detayları gözden geçirerek bir zaman çizelgesi oluşturmaya çalışır. Olan bitenleri Sarah' a anlatma hususunda çekinceleri olan Dylan, emin olabilmek için her olayı not defterine kaydetmeye başlar. Saat 2 :22' nin sırrını çözmeye odaklanmışken, Sarah ile kazara tanışmadıklarını, bir şekilde bir araya geldiklerini düşünür. Zira her ikisi de aynı gün aynı tarihte doğmuş ve gelecek hafta otuzuncu yaş günlerini kutlamaya hazırlanmaktadır. Her gün aynı şeylerin aynı saatlerde ortaya çıktığını yenileyen, hatta bu konuda kafasında bir model oluşturan Dylan, en nihayetinde Sarah' ın tepkisini çeker ve onu ikna edebilmenin yollarını aramaya başlar. Öğleden sonra 2 : 22' de sonlanan döngünün gizemini çözebilmek için bir yol bulmalıdır...

İyi; Atmosfer, soundtrackler ve görsellerin oldukça başarılı olduğu, göz atılabilir bir yapım. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatmin edici. 
Kötü; Kurgusal anlamda çeşitli boşluklar ve zaman zaman sıkıcı bir hale bürünen zorlama sahnelere sahip. Birden fazla tema içe içe işlenmiş, bağlantı kurmayı güçleştiriyor.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 5 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

The Colony (2015)

The Colony (2015)
'Santiago, Şili. Yıl 1973. Politik ayaklanmalar tüm ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Birleşik Devletler' in genç demokrasiye sırtını dönmesiyle Şili, Soğuk Savaş'ın yeni muharebe alanı haline geldi. Bu sırada, Sovyetler Birliği desteğini esirgemiyor. ABD hükümeti, Salvador Allende'nin kovulması gereken bir komünist olduğunu bildirdi. Yüzlerce, binlerce insan Başkan Salvadore Allende'yi desteklemek için Santiago, Şili sokaklarına döküldü. Uzmanlar Şili'yi iç savaşın eşiğinde görüyor. Biz, Şili' deki son gelişmeleri beklerken.dünya da nefesini tutmuş durumda...'
The Colony (2015)
Yaşam dolu, genç bir hostes olan Lena, haftada bir Almanya' dan Santiago' ya düzenlenen uçak seferi sayesinde erkek arkadaşı Daniel ile görüşebilmektedir. Konforuna düşkün, güzel bir bayan olan Lena, yolculuğun yorgunluğunu unutup, erkek arkadaşıyla buluşma anının heyecanını kapılır. Lena' nın aksine toplumsal olaylara daha duyarlı olan ve Allande yanlısı sosyalist bir grupla takılan Daniel, posterler hazırlayarak ideolojisine katkı sağlamayı ummaktadır. Kız arkadaşının gelmesiyle sürekli ayaklanmalar ve protesto gösterilerinin eşiğindeki Santiago' da keyifli birkaç gün geçirme fırsatı bulan Daniel, sabah saatlerinde gelen bir telefon sonrasında büyük bir şok yaşar. Zira General Pinochet kanlı bir darbe sonrası yönetimi devralmış ve sosyalistleri yok etmek için deyim yerindeyse her fare deliğine dahi asker sevk etmiştir. Alman vatandaşı olmalarına rağmen, askerlere yakalanan çiftimiz, bir itirafçının verdiği ifade sonrasında epeyce zor duruma düşerler. Daniel' in, gözlerinin önünde haç işaretli bir minibüsle alıkoyulmasına şahit olan Lena, pes edip ülkeyi terk etmek yerine erkek arkadaşının izini sürmeye karar verir. Daniel' in şehir dışında bulunan 'Colonia Dignidad' adı verilen bir kampa götürüldüğünü öğrenen kahramanımız, araştırmalar yapmaya başlar. Devlet kaynaklarında saygın bir yardım kuruluşu olarak adledilen Colonia Dignidad, kağıt üstünde tamamen yasal evraklara sahip bir kuruluştur. Pius isimli eski bir Alman rahibin 2.Dünya Savaşı sonrasında müritleriyle beraber deyim yerindeyse hiçliğin ortasında bulunan bu araziye, radikal bir tarikat inşa ettiğini öğrenen Lena, tüm riskleri göz ardı ederek Daniel' i bulmak pahasına oraya gitmeye karar verir. Bir şekilde onlardan biri olup, içeriye sızmayı planlayarak, henüz sağ bile olduğundan şüphe duyduğu Daniel' in peşine düşer. Tarikata katılabilmesi için Pius' u etkilemek zorunda olan kahramanımız, çok geçmeden kendisini kuralları Pius' un belirlediği ve geri kalan herkesin kayıtsız şartsız itaat ettiği, kaçışın mümkün olmadığı bir ortamda bulur. Modern dünyadan oldukça farklı ve radikal bir şekilde organize olan Pius ve tarikatı tuhaf rituellere sahiptir. En nihayetinde Daniel' in izini bulan Lena, bir yolunu bulup buradan kaçmayı planlamaktadır. Ancak Colonia Dignidad, Dante' nin İnferno' sunda cehennem kapısındaki yazı misali, 'buradan içeri giren, ümidi geride bıraksın' vari bir yerdir. Dahası tüm gözlerin üstünde olduğunu bilen Lena, akıllıca davranmak zorundadır...

İyi; Gerçek olaylardan uyarlama, oldukça sürükleyici, macera düzeyi yüksek  bir dram- gerilim filmi. Kurgu, oyunculuk, görseller, kamera açıları ve soundtrackler de gayet iyi. Bu filmi sevenler tarz olan yakın olan The Sacrament (2013) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 1 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

Live Cargo (2016)

Live Cargo (2016)
Doğumun hemen sonrasında bebeklerini kaybeden, Nadine- Lewis çifti ağır bir travma yaşamaktadır. Yaralarını sarabilmek ve birbirlerine yeni bir şans verebilmek için Nadine' in ailesinin yanına, Bahamalar' daki ufak bir adayı ziyarete karar veren çiftimiz, her şeyi geri de bırakıp yola koyulurlar. Yaşadıkları trajedinin etkilerini hala atlatamayan kahramanlarımız, özellikle Nadine' in toparlanabilmesi için bu geziyi bir şans olarak düşünürler.
Live Cargo (2016)
Çocukluğundan beri sahip olduğu tek ailesi olan Roy' un yanına yerleşen Nadine, Lewis' de desteğiyle yeniden hayata tutunmaya çalışır. Eski anılarında olduğu gibi zamanının çoğunu; yüzme, mercan toplama, derinlere dalma gibi favori hobilerini sık sık yaparak geçirmeye başlayan Nadine, bu şekilde yeniden huzur bulabileceğini ve o elim olayı unutabileceğini düşünmektedir. Lewis ise Nadine' in hatırına esasında hiç de alışık olmadığı ada hayatı ve kültürel yapıya adapte olabilmeyi denemekte, pek çok şeyi sineye çekip giderek yalnızlaşmaktadır. Zira uzun yıllardır Haiti' li kaçak göçmenlerin gözdesi haline gelen ada, karmaşık bir kültürün yer edindiği ufak bir turistik yerleşkeden oluşmakta, Lewis' e pek de hitap etmemektedir. Adanın aynı zamanda idari sorumlusu olan Roy, insan kaçakçılığı yapan bazı aç gözlü umut tacirleri sebebiyle yoğun mesaisine devam ederken, bir yandan da sıklıkla alkolu fazla kaçıran Nadine' in arkasını toplamaya çalışır. Öte yandan kasabada kısa yoldan para kazanmanın yolunu bulan Doughboy, balıkçılık işini tekeline alarak, bencilliğini sürdürmekte ve Myron gibi sefalet içerisinde yaşayan gençleri kullanarak pis işlerini halletmektedir. Zaman zaman Myron' a yardım eden; ona iş veren, göz kulak olmaya çalışan Roy ise bu durumdan epeyce rahatsız olmaya başlar. Nadine adaya geldiğinden beri gözleri ondan alamayan Myron, bir şekilde ilgisini çekebileceğini umut eder. Olan bitenleri uzaktan izlemeyi tercih eden Lewis ise adada bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir...

İyi; Klişelerin ötesinde özgün teması ve duygusal geçişlerin yoğun olduğu kurgusuyla göz atılması gereken bir dram gerilim filmi. Görsellerin siyah- beyaz olması ve tekinsiz atmosferi sebebiyle 13 Tzameti (2005) vari bir havası da yok değil hani. Filmin gri tonları gibi Myron' ın da iyi ve kötü arasında kalan sefil hayatı rahatsız edici bir şekilde altmetin olarak olarak karşımıza çıkıyor...
Kötü; Karakter gelişimleri ve hikaye biraz aceleye getirilmiş izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 26 Haziran 2017 | Etiketler : | | |

A Monster Calls (2016)

A Monster Calls (2016)
12 yaşındaki Conor, hasta annesiyle birlikte yaşayan, hayal gücü oldukça yüksek bir çocuktur. Annesinin terminal evresinde kanser olmasından ötürü, gün geçtikçe gözlerinin önünde eriyip gitmesine mani olmayan kahramanımız, hüznünü kendi içerisinde yaşamakta ve giderek yalnızlaşmaktadır. 
A Monster Calls (2016)
Birkaç ay da bir gördüğü ilgisiz babası ve despot babaannesiyle geçinemeyen Conor, okulda da zorbalar tarafından sürekli aşağılanmaktadır. Zamanının çoğunu odasında geçiren ve hayal gücünü kara kalem resimlere aktaran kahramanımız, bir gece yarısı penceresinde beliren devasa bir ağaç canavarın şaşkınlığını yaşar. Canavar, Conor' a üç hikaye anlatacağını ve bu hikayeler bitince onun da dürüst bir şekilde kendi hikayesini anlatması gerektiğini söyler. Hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığını varsayan ve sabah uyanınca yaşadıklarını basit bir rüya olarak yorumlayacağını zanneden Conor, yarın yeniden geleceğini söyleyen canavarın gözlerden kaybolmasına izin verir. Uyandığında sakin kafayla düşünen ve penceresine gelen canavar ağacın, hemen evlerinin yakınındaki bir mezarlıkta bulunan porsuk ağacı olduğunu fark eden Conor, kimseye neler olup bittiğini bahsetmeden, bir an evvel yeniden gece olmasını bekler. Saatler gece yarısını gösterirken yeniden Conor' ı ziyarete gelen canavar, bu sefer öykülerini anlatmakta kararlıdır. Annesinin çok hasta olduğunu ve aptalca hikayeler dinlemeye vakti olmadığını söyleyen Conor, en nihayetinde ikna olur. Hikayeleri kafasında canlandırması gerektiğini söyleyen canavar, vakit kaybetmeden öykülerini anlatmaya başlar. Hikayeleri yorumlamaya gelindiğinde ise gerçekte neyin iyi neyin kötü ya da neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda akıl yormaya başlayan Conor, her defasında farklı sürprizlerle karşılaşır. Canavar, deyim yerindeyse ona rehberlik etmekte ve hayatına mana katmaktadır. Öte yandan gündelik hayatında ise işler daha da zorlaşmaya başlamıştır. Zira annesinin hastaneye kaldırılması üzerine, babaannesiyle kalmak zorunda kalan Conor, kendi odasını ve eşyalarını terk etmek istememektedir. Hayatta en sevdiği varlığın, annesinin hayata tutunabilmesi için canavardan yardım istemeyi uman kahramanımız, ilk olarak gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini keşfeder. Anlatılan her hikayeden ise dersler çıkarmalıdır. Hayat sandığından çok daha acımasızdır.

İyi;  'A Monster Calls' isimli Patrick Ness imzalı kitabın uyarlaması olan yapım, oldukça sürükleyici, arka planda dram barındıran, başarılı bir fantastik gerilim filmi. Görseller, atmosfer ve oyunculuk oldukça iyi. Tarz olarak El laberinto del fauno (2006) yapımın andıran film, göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Gizem seviyesi biraz daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

The Belko Experiment (2016)

The Belko Experiment (2016)
Kırkı aşkın ülkede ofisleri bulunan Belko şirketi, çoğunlukla Güney Amerika' da faaliyet gösteren, genel itibariyle Amerika vatandaşı çalışanlardan oluşan bir aracı şirkettir. Aynı zamanda lokal çalışanlara da iş imkanı sağlayan kurum, modern ofisleri ve dinamik kadrosuyla sürekli büyüme eğilimdedir. Şirket çalışanlarına standart prosedür olarak çip takan ve saniye saniye onları izleyen Belko, sıkı bir güvenlik duvarına sahip olmalarıyla övünmektedir.
The Belko Experiment (2016)
Şirketin Bogota, Kolombiya' da bulunan gözlerden uzaktaki binasında sabah saatlerinde bir hareketlilik göze çarpmaktadır. Zira lokal çalışanların tamamı evlerine gönderilmiş, halihazırda sadece Amerikan vatandaşı olan seksen çalışan kalmıştır. Binanın hemen dışında yer alan bir hangarda ise uzun namlulu silahları olan askerler, agresif bir tavırla  binayı ablukaya almaktadır. Daha neler olup bittiğini anlayamadan binanın güvenlik moduna geçmesi, tüm kapı ve pencerelerin otomatik olarak kapanması sonrasında, kahramanlarımız deyim yerindeyse kendilerini çelik bir kafesin içerisinde hapsolmuş şekilde bulurlar. Öte yandan binanın intercom sisteminden gelen bir ses çeşitli direktifler vermekte ve talimatlara uyulmaması durumunda herkesin öleceğini dillendirmektedir. Öncesinde pek de ciddiye almadıkları durum karşısında, fikir jimnastiği yaparak bir çıkış yolu arayışına giren kahramanlarımız, etrafı kolaçan etmeye karar verirler. Her yerde kameralar olması ve dahası enselerinde bulunan çiplerle adım adım izlendikleri düşüncesi, büyük bir panik ve tabiatıyla kaosa sebep olur. Verilen süre içerisinde talimatların es geçilmesi üzerine yine intercomdan çağrı yapan ve bu sefer seçtiği kişileri öldürmekle tehdit eden dış ses :) çok geçmeden aksiyona başlar. Grup içerisinde bazı arkadaşlarının hunharca öldürülmesine şahit olan kahramanlarımız, panikle bina içerisinde koşuştururlar. Grubun alfa erkeği olmak ve kontrolü sağlamak için öne çıkan Barry, tek çarelerinin talimatları uygulamak olduğunu düşünmektedir. Mike' ın etrafında organize olan diğer bir grupsa, kimsenin canı yanmadan bir şekilde dışarı çıkabileceklerini iddia etmektedir. Zaman ilerledikçe olaylar gelişir...

İyi; Düşünsel olarak modern bir Battle Royal (2000) uyarlaması olan yapım, sürükleyici kurgusuyla kolay izlenebilecek bir gerilim filmi. Dahası bol kanlı cesur sahnelere sahip, aksiyon- gerilim severler için iyi bir alternatif.
Kötü; Karakterlerin yeterince tanıtılmadığı, grup dinamikleri açısından vasat bir yapım. Filmin ofis ortamında geçmesi sebebiyle The Method (2005) benzeri daha çok karakter çatışmaları ve diyaloglar içeren  sahneler görebilmeyi beklerdim. Kaldı ki herhangi bir altmetin ya da önerme de barındırmıyor.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 18 Haziran 2017 | Etiketler : | | |