Güncel İncelemeler;

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Gazeteci - yazar Mikael Blomkvist, ülkenin kalantor isimlerinden Wennerström ile girdiği söz dalaşı sonrasında sıkıntılı günler yaşamaktadır. Wennerström ve kirli iş ortaklarıyla ilgili pek çok yasadışı belgeyi ortaya çıkarsa da mahkeme nezdinde iddialarını kanıtlayamadığı için, kamuoyu desteğini de yitirir. Asparagas haber yapmakla suçlanan ve kariyerinin en buhranlı dönemlerini geçiren kahramanımız, bir yandan da tazminat davalarından ötürü bütün maddi birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Tam da böyle kaotik bir zamanda, Modern İsveç' in en köklü şirketlerinden biri olan Vanger Industries' in eski ceosu Henrik Vanger, baş hukuki danışmanı olan Frode vasıtasıyla, her şeyini kaybetmek üzerine olan kahramanımız Mikael ile temas kurar. Bir ayağının çukurda olduğunu söyleyen Henrik, eski hesapları kapatma derdindedir. Yaklaşık kırk yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan yeğeni Harriet' in başına gelenleri, bu diyarları terki diyar etmeden bir şekilde öğrenmek isteyen ve sır perdesini çözmek için her yolu deneyen Henrik, Mikael' ın kendisi için çalışmasını teklif eder. Daha o zamanlarda bile genç yaşına rağmen zekasıyla şirketin veliahtı olarak gösterilen Harriet, deyim yerindeyse ansızın sırra kadem basmıştır. Sadece kendi aile fertlerinin yaşadığı adada, Harriet' ın başına gelenlerden Vangerlerden birilerinin sorumlu olabileceğini düşünen ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen bir türlü yeni kanıtlara erişemeyen Henrik, Wennerström davasıyla gündeme gelen ve zekasını takdir ettiği Mikael' i kendisi için son şans olarak görmektedir. Dahası ne kadar sürerse sürsün eğer başarılı olursa, Wennerström davasında aleyhine işleyen süreci tersine çevirebileceğini de vaat eder. Şehirden iyice bunalan ve bu davayı uzaklaşmak için bir fırsat olarak gören Mikael, Harriet ile ilgili tüm dosyaları teker teker incelemeye başlar. Öte yandan Frode' nın nasıl peşine düştüğünü merak eden kahramanımız, Lisbeth ismiyle karşılaşır. Piercingleri, dövmeleri ve tuhaf görüntüsüyle, punk bir bilgisayar korsanı olan Lisbeth; kendisini toplumdan soyutlamış, bir başına yaşayan genç bir bayandır. Görünüşünün aksine son derece zeki ve  meziyetli olan Lisbeth,  yönetilmesi sorunlu biri olsa da davada yardım etmesi için Mikael'ın  asistanı olarak görevlendirilir. Tam da işler yoluna girmişken Henrik' in yoğun bakıma alınmasıyla, Vanger ailesinin desteğini çektiğini Mikael, yeniden kaotik bir dönemece sürüklenir. Harriet' dan arta kalan adres defteri üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran kahramanımız, çok geçmeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. İki koldan ilerleyen araştırmada Lisbeth' de yeni bilgiler keşfetme arefesindedir...


İyi;
İsveçli yazar, Stieg Larsson' un 'Millennium Triology'  adı altında toplanan roman serisindeki eserlerden biri olan 'The Girl with the Dragon Tattoo' , ilk olarak İsveç sinemasınca vizyona girmiş ve epey ses getirmişti. Ardından  usta yönetmen David Fincher tarafından Hollywood sinemasını kazandırılan remake; baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli atmosferiyle mutlaka göz atılması gereken bir gerilim filmi. Atmosfer, oyunculuk, soundtrackler ve mekan seçimleri hepsi ayrı ayrı gayet başarılı.
Kötü; Uyarı mahiyetinde filmin süresinin biraz uzun olduğunu ve rahatsız edici sahnelerin yer aldığını ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2017 | Etiketler : | | | | |

Dave Made a Maze (2017)

Dave Made a Maze (2017)
Dave; her daim sanatçı ruhuyla övünen, ancak kariyeri boyunca kayda değer bir başarısı bulunmayan genç bir adamdır. Halihazırda otuz yaşından gün alan kahramanımız, artık kendisine ilham getirmesi için tv izlemek ya da internette takılmak gibi zaman kaybı uğraşlar yerine daha fazla hayal gücünü kullanabileceği, insanların gördüğünde 'çok iyi, bunu biz nasıl akıl edemedik' diyecekleri bir şeyler keşfedebilme arayışındadır.
Dave Made a Maze (2017)
 Evinin pek de büyük olmayan salonunda, eline geçirdiği ıvır zıvırlar ve kartonlarla bir labirent inşasına koyulan Dave, bütün enerjisini bu işe kanalize eder. Çok geçmeden zaman kavramını yitiren kahramanımız, üç günün sonunda en nihayetinde sevgilisi Annie' nin gelmesiyle soluklanma fırsatı bulur. Salonun orta yerinde büyük bir karton maket gören Annie şaşkınlığını gizleyemez. Maketin içinden sevgilisine seslenen ve yaptığı labirentin içinde kaybolduğunu söyleyen Dave, dışarıdan görüldüğünün aksine maketin içinin oldukça büyük ve karmaşık olduğunu anlatır. Öncesinde Dave' in şaka yaptığını düşünen ve onu ciddiye almayan Annie, labirentin içine girerek neler olup bittiğini kendi gözleriyle görmek ister. Ancak Dave ısrarla içeri girmemesini ve yakın arkadaşları Gordon ve Leonard' ı çağırmasını söyler. Zira henüz labirenti bitirmediğini ve içerisinin tuzaklarla dolu olduğunu ekler. Dave' in arkadaşlarına haber veren ve durumun giderek ciddileştiğini fark eden Annie, Harry' nin de  katılmasıyla kafa kafaya verip düşünmeye başlarlar. Harry, durumu belgesel yapmayı akıl edip, ekibini ve alet edevatlarını da yanında getirmiştir. Daha fazla sabredemeyip, neler olup bittiğini anlamak için labirentin içine giren kahramanlarımız, gerçekten de dışarıdan görüldüğünün aksine labirentin sayısız odadan oluştuğunu, son derece dolambaçlı ve bubi tuzaklarıyla dolu olduğunu keşfederler. Dahası Annie önderliğinde Dave'i kurtarmak için organize olsalar da çok geçmeden aynı akibeti paylaşıp, çıkış yolunu kaybederler. Bir şekilde Dave' e ulaştıklarında ise Annie, esaslı bir plana ihtiyaçları olduğunu düşünür. Dave' in hayal dünyasından çıkma yaratıklar ve tehlikeli tuzaklar her yerdedir. Buradan sağ salim kurtulmak istiyorlarsa, labirenti tamamlamak zorundadırlar...

İyi; Eğlenceli senaryosu ve düşünsel olarak yaratıcı kurgusuyla izlemeye değer bir korku- komedi filmi. Görseller ilgi çekici, oyunculuk tatmin edici.
Kötü; Az biraz zeka parıltıları da görebilsek daha kaliteli bir yapım olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2017 | Etiketler : | | |

It Comes at Night (2017)

It Comes at Night (2017)
İlk olarak şehirde ortaya çıkan ve hızla yayılan ölümcül hastalığın ardından, eşi Sarah ve oğlu Travis ile birlikte, kırsaldaki evlerini dış dünyadan izole ederek hayatta kalmaya çalışan Paul, ailesini bir arada tutma gayesiyle elinden geleni yapmaktadır. Evin tüm girişlerini ve pencerelerini kapatan ve dışarıdan terk edilmiş gibi görünmesini sağlayan Paul, sadece yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak için belli zamanlarda maske ve eldivenler kullanılarak dışarı çıkılmasına izin vermektedir. 
It Comes at Night (2017)
Hastalığın son derece ölümcül olduğu bilinmesine rağmen, neyin sebep olduğu ve nasıl bulaştığı halen belirsizliğini korumaktadır. Bu yüzden temiz su kaynağı ve kontamine olmamış besin bulabilmek hayati önem arz etmektedir. Hastalık tehdidine karşı, evin tüm pencerelerini ve kapılarını tahtalarla kapatan Paul, hayatta kalabilmeleri için dış dünyayla minimum temas kurmaları gerektiğine inanmaktadır. Günün birinde bir gece yarısı evin devamlı kilitli tutulan dış kapılarından birinin zorlandığını fark eden Paul, yalnız olmadıklarını anlar ve silahını kuşanır. Çok geçmeden Will isimli genç bir adamın evine izinsiz girdiğini keşfeder. Bu durumdan son derece rahatsız olan Paul, ailesini korumak adına Will' i tutsak edip, sorgulamaya başlar. Öncelikli olarak hasta olup olmadığını doğrulamaya çalışan kahramanımız, evin nasıl deşifre olduğunu öğrenmeye çalışır. Soğukkanlı, genç bir adam olan Will ise kendisinin de bir ailesi olduğunu söyleyerek onlara su ve erzak bulmak için buralara yolunun düştüğünü anlatır. Zararsız olduğunu ve eğer ailesine yetecek kadar su verirlerse, sahip olduğu birkaç besi hayvanıyla takas yapabileceğini söyler. Sarah' ın ise daha iyi bir fikri vardır. Will' in ailesini de getirip yanlarında kalabileceklerini ancak evin kurallara uymaları gerektiğini vurgular. Tekliften memnun olan Will ise minik oğlu ve eşiyle beraber, belki de haftalar sonra ilk defa huzurla uyuyabilecekleri güvenli bir sığınak bulmuş olur. Evde iş bölümü yaparak, harmoni içerisinde yaşamaya başlayan kahramanlarımız, Paul' un ısrarla savunduğu kurallara sıkıca riayet ederler. Hastalık yüzünden kendi öz babasını öldürmek zorunda kalan Paul, izinsiz dışarı adım atılmaması hususunda son derece kararlıdır. Öte yandan genç bir delikanlı olan Travis, geceleri uykularını kaçıran kabuslar görmekte, büyükbabasının ölümünü unutamamaktadır. Bazen kabuslarının inandırıcılık seviyesinden ötürü hayretlere düşen ve dehşete kapılmış halde uyanan Travis, dışarıda gerçekte neler olup bittiği konusunda giderek şüphe duymaya başlar...

İyi; Post apokaliptik bir dünyada, hayatta kalma mücadelesi veren iki farklı ailenin özelinde devam eden yapım, buhranlı atmosferi ve tekinsiz kurgusuyla kayda değer bir alternatif. Oyunculuk seviyesinin başarılı bulduğum, paranoyalarla dolu, gizem yönünden de tatmin edici bir psikolojik- gerilim filmi. 
Kötü;  Son çeyrek biraz aceleye getirilmiş gibi, daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Ardennes (2015)

The Ardennes (2015)
Büyük bir ev soygunu üzerinde çalışan Kenneth - Dave kardeşler, Kenneth' in kız arkadaşı Sylvie' nin de dahil olmasıyla planı uygulamaya koyulurlar. Ancak işlerin yolunda gitmemesi sonrasında kardeşler ayrı düşmek zorunda kalır. Kenneth' in aksine son anda başının çaresine bakan ve polislerin elinden kurtulan Dave, Sylvie ile birlikte mekandan uzaklaşmayı başarır. Kenneth ise suç üstü yakalanır ve altı yıl hapis cezası alır. Mahkemede kardeşini ve abisini kendi deyimiyle ispiyonlamayan ve suçu tek başına işlediğini söyleyen Kenneth, her günü ayrı ayrı acı ve hüzünle dolu hayatını adım adım esir alan bir deneyime yelken açar...
The Ardennes (2015)
Dışarıdaysa özellikle Dave' in hayata bakış açısı değişmiş, annesine verdiği söz sonrasında beladan uzak durmaya yemin etmiştir. Kenneth' in başında gelenlerden ders çıkaran ve aza kanaat etmeyi öğrenen kahramanımız, lokal bir oto yıkamada yevmiye usulu çalışmaya başlar. Gel zaman git zaman, eski günlerdeki gibi Sylvie ile yakınlaşan Dave, birlikte bir gelecek kurma hayalinden bahseder. Kenneth' in durumundan ötürü yakınlaşan ve sonrasında sevgiliye dönüşen ikilimiz, birlikte yaşamak için ev kiralamaya hazırlanırlar. Öte yandan acı ve stres dolu hapishane günlerinin sonuna gelen ve dört yılın ardından şartlı tahliye ile serbest bırakılan Kenneth, annesinin yaşadığı baba ocağı, çocukluklarının geçtiği eski eve yerleşir. Ancak geçen uzun süre zarfında çok şeyin değiştiğine ve eskisi gibi olmadığına şahit olur. Geçmişte kendisi gibi deli dolu olan ve başından bela eksik olmayan abisinin, tüm zararlı alışkanlıklarını terk ettiğini öğrendiğinde ise şaşkınlığını daha fazla gizleyemez. Dave' in yardımları ile yeniden sosyal hayata adapte olmaya çalışan kahramanımız, abisinin çalıştığı otoyıkamada bir iş dahi bulur. Annesi ve Dave' e sürekli eski sevgilisi Sylvie' den bahseden ve şu an ne yaptığını öğrenmeye çalışan Kenneth, her defasında geçiştirildiğini fark eder. Soygundan sonra polislere konuşmamasına rağmen Sylvie' nin bir kez bile kendisini ziyaret etmemesine anlam veremeyen ve bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseden Kenneth, sorduğu sorulara bir türlü tatmin edici cevaplar alamaz. Dave ise uygun zamanı bekleyerek kardeşine, bebeğine hamile olan Sylvie ile birlikte olduklarını söylemeye hazırlanmaktadır. Agresif doğası sebebiyle çocukluklarından beri hep kavgacı olan Kenneth, çok geçmeden yine bir şekilde başına belayı sokmayı başarır. Annesine verdiği sözden ötürü kardeşini koruyup, kollamak için elinden geleni yapan Dave, yeniden eski günlerdeki gibi kaotik bir maceraya sürüklendiği hisseder. Belki de sorunlu çocukluk dönemlerindeki tek güzel hatıraları olan Ardenlere yeniden yolları düşer. Ancak bu sefer bagajlarında bir cesetle...

İyi; Kendine has tekinsiz bir atmosfer barındıran, yer yer sinir bozucu sahnelere sahip, gerilimin giderek tırmandığı, dram yönü güçlü bir suç- gerilim filmi. Son çeyrekte artan temposu ve çarpıcı finaliyle göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Ağır ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı bir hale bürünebiliyor.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 10 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

Killing Ground (2016)

Killing Ground (2016)
Genç bir çift olan Ian- Sam ikilisi, huzurlu bir tatil yapabilmek için Avustralya' da bulunan 'Gungilee Falls' bölgesinde kamp yapmayı planlarlar. Doktor olan sevgilisi Ian ile beraber güzel bir hafta sonu kaçamağı yapmayı düşünen Sam, lise yıllarından beri kamp yapmadığını itiraf eder. Ancak gördükleri doğal güzelliklerden epeyce etkilenen ikilimiz, daha fazla zaman kaybetmeden çadır kurabilecekleri uygun alanı bakınmaya başlarlar. 
Killing Ground (2016)
Eşyalarını yerleştirmek için ufak bir koy bulan ve kamp malzemelerini taşımaya başlayan kahramanlarımız, çadırlarının hemen az ilerisinde başkalarının da eşyaları olduğunu fark ederler. Seslenmelerine rağmen herhangi bir cevap alamayan Ian- Sam ikilisi, bir nevi kısa süreli komşu olarak gördükleri kişilerle, döndüklerinde tanışmayı arzu ederler. Eğlenceli gecenin ardından, sabahın erken saatlerinde etrafı kolaçan etmeye başlayan kahramanlarımız, hala görünürde kimseler olmamasından ötürü yanlarında bulunan çadırı kontrol etmeye karar verirler. Dağınıklığa bakarak çadırın uzun bir süredir terk edilmiş olduğunu anlayan Sam, orman koruyucusu bularak durumu rapor etmeyi önerir. Öte yandan araçlarının tekerinin patlaması sonrasında, iyiden iyiye keyifleri kaçan ikilimiz; eşyalarını toplayıp, kamp alanından ayrılmaya hazırlanırlar. Tam da bu sırada ormanda bitap düşmüş, küçük bir çocuk bulan kahramanlarımız, Ian' ın ilk yardım müdahalesinin ardından, ebeveynlerini aramaya koyulurlar. Çocuğun ormanda  susuz ve aç bir şekilde hayatta kalabilmesinin büyük bir mucize olduğunu düşünen  ve bir an evvel hastaneye götürmeyi planlayan Ian- Sam ikilisi, araçlarını tamir etmeye çalışırken, Chook isimli lokal bir adam çıkagelir. Tekinsiz bir tipe benzeyen Chook, çocuğun başına gelenleri dikkatle dinler ve ebeveynlerinin ormanda bir yerlerde mahsur kalmış olabileceğini söyler. Bir an evvel kamp alanından ayrılmak isteyen Ian-  Sam ikilisi ise Chook' un ısrarcı tavrı üzerine, hava kararmadan hızlıca bir orman turu yapmaya ikna olurlar. Plana göre Chook ve Ian, çocuğun ailesini bulmak için ormana göz atacaktır. Sam ise arabada çocukla kalıp, ona göz kulak olmayı tercih eder. Öte yandan çok geçmeden tuhaf görünümlü, elinde tüfek olan ve avcı olduğunu söyleyen, German isimli bir adam daha kamp alanına gelir. Sam hikayeyi bir kez de onun için anlatır. Ancak bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmeye başlar. Ian gideli epey zaman olmuştur...

İyi; Farklı zaman dilimleri birleştiren paralel kurgusuyla, tansiyonun giderek yükseldiği, başarılı bir gerilim filmi. Oyunculuk ve mekan seçimleri tatmin edici. Son olarak rahatsız edici sahnelere sahip olduğunu ekleyeyim. Bu filmi sevenler, kamp temalı başka alternatifler için; Quarries (2016)Landmine Goes Click (2015) ve Timber Falls (2007) yapımlarına da göz atabilirler...
Kötü; Final daha farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 8 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Bar (aka El bar ) (2017)

The Bar (aka El bar ) (2017)
Yeni flörtüyle tanışmak için süslenip yola koyulan Elena, telefonunun bataryasının tükenmek üzere olduğunu fark edip, yol üzerindeki bara girmeye düşünür. Madrid' de gürültülü bir sokakta bulunan, görüntü itibariyle işlek mekanda hem telefonunu  şarj edip hem de bir şeyler içebileceği ufak bir mola vermeyi planlayan kahramanımız, normalde içeri adımını bile atmayacağı klasının çok altında bir leş barla karşılaşır. 
The Bar (aka El bar ) (2017)
Elena, yardımsever barmen Satur' un ilgisiyle batarya problemini çözmeye çalışırken, bir yandan da kendisini detaylıca süzen bar sakinlerinin taciz edici bakışlarına maruz kalır. Tam da bu sırada, ansızın kanlarını donduran beklenmedik bir şey olur. Kulaklığı takılı olduğu için herhangi bir ses duymayan Nacho dışında herkes silah sesinin gürültüsüyle irkilir. Bardan çıkan bir adam gözlerinin önünde başından vurularak, kan gölü halinde yere yığılmıştır. Büyük bir panik yaşayan kahramanlarımız, yardım çağırmak için hemen cep telefonlarına sarılırlar. Ancak bir şekilde sinyal alınamamaktadır. Dahası olayın hemen akabinde caddenin saldırı sebebiyle hızla boşaltılmış olması, deyim yerindeyse barda kapana kısılmalarına sebep olur. Bardan dışarı adım atma konusunda çekinceli yaklaşan grup, yardım için dışarı çıkan bir başka kişinin de benzer şekilde başından vurulmasıyla ikinci şoku yaşar. Gayriihtiyari, neler olup bittiğini öğrenene kadar barda kalmaya karar verirler. Televizyonu açıp, haberlere göz atan kahramanlarımız, alkol problemi sebebiyle işten atılmış eski bir polis olan Andres' in talimatlarını uygulamaya başlarlar. Çevresindeki panik ve koşuşturmadan en nihayetinde haberdar olan ve Andres' in patronluk taslamasından hoşlanmayan Nacho ise grup tarafından olağan şüpheli ilan edilir. Sakallarından ve görünüşünden ötürü terörist damgası yiyen ve Elena haricinde hoş görülmeyen kahramanımız, var gücüyle kendisini aklamaya çalışır. Öte yandan özel kostümlü askeri timlerin gelip etrafı ablukaya aldığını fark eden Elena, yardım için gelmediklerini keşfedip, bardan dışarıya sağ çıkamayacaklarını düşünür. Asıl tehlikenin dışarıda mı yoksa içeride mi olduğuna kafa yormaya başlayan kahramanlarımız, çeşitli komplo teorileri üretip, birbirlerini suçlarlar. Bu sırada tuvaleti kullanmak için bara giren şişman adamın, bütün gürültü ve hengameye rağmen hala içeride olduğunu anımsayan kahramanlarımız, yaşananlarla ilgisi olabileceğine karar verirler. Zaman aleyhlerine işlemektedir...



İyi; The Oxford Murders (2008) yapımından hatırladığımız başarılı yönetmen Álex de la Iglesia' ın güncel filmi. Oldukça sürükleyici ve eğlenceli bulduğum, gizem seviyesinin tatmin edici olduğu, pek çok kara mizah öğesinin başarıyla işlendiği, İspanyol sineması eseri bir korku- komedi yapımı. Son olarak grup dinamikleri gayet iyi olduğunu ve ilgi çekici diyalogların yer aldığını ekleyeyim.
Kötü; İlk yarısı itibariyle daha fazla gizem ve paranoya vaat etmesine rağmen, çehresi ve temposu değişen ikinci yarısı daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 2 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |