Güncel İncelemeler;

Intacto (2001)

Intacto (2001)
Yahudi namıyla tanınan ve büyük bir kumarhanenin sahibi olan Sam, kendisi gibi doğuştan yetenekli olan sağ kolu Federico ile ters düşmesinin ardından, uzun yıllara dayanan hukukları olmasına rağmen ona yol vermekte tereddüt etmez. Bir nevi tüm yeteneğini ve şansını Sam'in kumarhanesinde bırakan ve deyim yerindeyse aforoz edilen Federico, bir yolunu bulup intikam alma hevesindedir.
Intacto (2001)
 Büyük ve kanlı bir uçak kazasının ardından yüzlerce kişi içerisinde tek sağ kalan yolcu olan Thomas'ın peşine düşen kahramanımız, onun gerçekten de şanslı birisi olduğuna inanmaktadır. Öte yandan Thomas ile iş birliği yaparak Sam'den intikam almaya hazırlanan Federico, peşlerine takılan polis memuru Sara' ya izlerini kaybettirmeye çalışır. Thomas ise Federico'nun cazip teklifi ve ona hayatını yeniden vereceğini vaad etmesi sonrasında ikna olur. Ne de olsa anlaşmaya göre sadece iki hafta sürecek bir ortaklık neticesinde kendi yoluna gidebilecektir. Neyin bahis konusu olduğu ve ne gibi sonuçlar doğuracağı hususunda Federico'ya koşulsuz olarak güvenen Thomas, henüz yolun başında olsalar da şansının kendisine yardım edeceğinden emindir. Amansız bir takibe girişen Sara' nın ise pes etmeye niyeti yoktur.
İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampında yahudi bir esir olan ve Nazilerin elinden kurtulan Sam, sonrasında kendisi süper zengin eden bir kumarhaneye sahip olup şansıyla övünmektedir. Uçak kazasından sağ çıkan tek kişi olan Thomas, depremden kurtulan Federico ve ailesiyle geçirdiği büyük bir trafik kazasından sağ kurtulmayı başaran Sara'nın yolları Sam'in kumarhanesinde kaderin bir cilvesiyle kesişir. 'Good Luck' yazılı kumarhane duvarlarından Sam'in özel odasına uzanan macera kimin en şanslı olduğu önermesiyle sonlanacaktır...
İyi; Sürükleyici kurgusu ve gerilimin giderek tırmandığı tipik İspanyol sineması atmosferiyle göz atılması gereken bir yapım. İlgi çekici özgün konusuyla, başarılı oyunculuğun da birleşimi sayesinde kaliteli bir gerilim filmi. Neden Hollywood remake versiyonu olmadığını merak etmiyor değilim. Öte yandan filmi sevenlerin yine şans temalı 13 Tzameti (2005) yapımını da izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü; Tempo anlamında zaman zaman durağanlaşan bir yapım. Aksiyon seviyesi bir tık daha olsa sanki daha başarılı olabilirmiş. 
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 29 Ağustos 2016 | Etiketler : | | |

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Kızı Mitsuko' nun başını belaya sokması sonrasında, telefon görüşmesiyle markete davet edilen Syamato, eşi Taeko ile beraber apar topar yola koyulur. Markete ulaştığında görevlilerden Mitsuko' nun hırsızlık yaptığını öğrenen ve utancından yerin dibine giren Syamato, Murata' nın yardımları sayesinde olaya polis dahil olmadan kızını kurtarmayı başarır. 
Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Murata, kasabanın zengin iş adamlarından biri olup, Amazon' dan getirdiği endemik tür balıkların ticareti yapmaktadır. Symato' nun da ufak bir dükkanı olduğunu bilen ve akvaryum balık ticareti yaptığını öğrenen Murata, az önce talihsiz bir şekilde tanışmış olduğu Syamato ve ailesini kasabanın en büyük büyük süs balık akvaryumuna, yani ofisine davet eder. Kızını kurtarmasında yardımcı olan Murata'ya karşı büyük bir minnet duyan Syamato, öncesinde rahatsızlık vermek istemese de nazik teklifi kabul etmek zorunda kalır. Murata gerçekten de kendi ufak işletmesine kıyasla oldukça büyük ölçekte iş yapmakta olup, Amazon'dan getirdiği endemik türlerle beraber epey ilgi çekici bir tesise sahiptir. Öte yandan Syamato ve ailesini, eşi Taeko ile tanıştıran Murata son derece cömert ve yardımsever bir şekilde misafirlerini ağırlamaya gayret etmektedir. Tesisinde genç kızları satış danışmanı ve balıkların bakımından sorumlu olarak çalıştırdığını anlatan Murata, Syamato'nun izin vermesi halinde büyük bir memnuniyetle Mitsuko'yu da yanına alabileceğini söyler. Taeko ile evlendiğinden beri kızının üvey annesiyle sorunlar yaşamasından, ergenliğinde sebep olduğu sorumsuz davranışlardan ve evde huzurun tamamen kaçmasından epey muzdarip olan kahramanımız, Murata'nın samimiyetine ve iyi niyetine güvenerek razı olur. Murata, Mitsuko'nun yanında çalışmasıyla yetinmeyip, Syamato ile yakın ilişkiler kurmak istemekte ve iş ortağı olmayı planlamaktadır. Henüz birkaç gün öncesinde tanıştığı Murata'nın teklifini değerlendiren kahramanımız, çok para kazanacakları hayaliyle Taeko'nun da baskılarıyla ikna olur. Murata çiftinin mükemmel uyumundan ve iş konusundaki başarılarından etkilenen Symato, Murata'nın diğer ortakları ve iş yaptığı kişilerle tanışmaya başladıkça edindiği ilk izlenimden bağımsız olarak onun farklı yönlerini keşfetmeye başlar. Çok geçmeden işler karışır ve kahramanımız Murata' nın sırlarına ortak olur. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir...


İyi; Durağan ilerlemesine rağmen güçlü kurgusu ve gerilim öğeleriyle ilgi çekici bir uzakdoğu korku-gerilim filmi. Oyunculuk yönünden tatmin edici, atmosfer olarak başarılı bir yapım. Genel görünüm olarak psikolojik gerilim tarzına yakın olsa da rahatsız edici filmler kategorisine de alınabilecek türde kışkırtıcı, bol kanlı ve sinir bozucu sahnelere sahip. 
Kötü; Esasında tipik uzak doğu korku sineması temasında işlese de; herkese hitap etmeyen, sert sahnelere sahip bir yapım.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

The Invitation (2015)

The Invitation (2015)
Bir zamanların mutlu- mesut çifti Eden ve Will, minik oğullarının başına gelen trajedinin ardından ayrılırlar. Uzun bir süre ortalardan kaybolan Eden, iki yıl sonra yeni erkek arkadaşı David ile evine döner. Olan biten hüzünlü günlerin ardından kendi hayatını kuran Will ise unutmaya çalışıp, unutamamanın verdiği kasvetle içi içini kemirir vaziyette yaşamaktadır.
The Invitation (2015)
 Günün birinde Eden- David çifti tarafından nazik bir akşam yemeğine davet edilen Will, eski evine dönme ve yeniden Eden'ı görme hususunda çeşitli çekincelere sahip olmasa da eski eşinin yoğun ısrarları üzerine orada olacağını söyler. Öte yandan Eden büyük bir akşam yemeği organizasyonu içerisinde olup, eski dostlarının yanı sıra yeni dostlarını da davet etmiştir. Yemeğe katılan ve bir zamanlar kendisine ait evde bir nevi zoraki şekilde vakit öldürmeye çalışan Will, Eden'ın tüm bu olanların üstesinden nasıl gelip hala etrafa gülücükler saçabildiğini sorgulamaktadır. Samimi görünen ve konuklara kibar davranan David'le ise aralarında soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştır bile. Kendisi dışında herkesin eğlenip, hoş vakit geçirdiği gecede ailesinin parçalanmasına sebep olan trajediye ait yanılsamalar görmeye başlayan kahramanımız, yemekten sonra bir an evvel bu ortamdan ayrılmayı düşünür. Ancak Eden ve David çifti son iki yıllarını nasıl geçirdiklerine ilişkin dostlarıyla sohbet etmek ve onlara dahil oldukları tarikat hakkında bilgiler vermek istemektedirler. Başlarından geçen onca kötü şeyleri nasıl alt ettiklerini ve gerçek mutluluğu bulduklarını anlatan ikilimiz, amaçlarının kesinlikle propaganda yapmak olmadığını ve konukları asla rahatsız etmeyeceklerini söyleyerek ufak bir video kaydı izletirler. Davetlilerin çoğu bunu zırva olarak görüp, nezaketen izlese de Will bir şeylerin yolunda gitmediğinden emin olmaya başlar. İç güdülerine ve altıncı hissine güvenen kahramanımız, ruhsal durumundan ötürü kimse ona itibar etmese de davetlileri uyarma çalışır. Gece henüz yeni başlamıştır...


İyi; Oyunculuk ve gerilimli atmosfer olarak oldukça başarılı bir yapım. Seyirciyi sürekli ters köşe yapan kurgu ilgi çekici. Özellikle psikolojik gerilim filmleri sevenlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Gerilimi tırmandırmak için usulca ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı bir hal alabiliyor.
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 11 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

The Thing (2011)

The Thing (2011)
1982 yapımı, korku-gerilim filmi denince ilk akla gelen kült eserlerden biri olan 'The Thing (1982)' filminin öncesini konu edinen ve uzaylı yaşam formunun nasıl keşfedildiğini anlatan The Thing (2011), yıllar sonra gelen yeni bir 'remake' filmi olmasının ötesinde, seriye dair ip uçları veren ve orijinal yapımı henüz izlemeyenler için olay örgüsü olarak başta konumlandırılması gereken bir film. 
The Thing (2011)
Antarktika'da büyük bir jeoloji araştırma merkezinde şu ana değin eşine benzerine rastlanmamış gizemli bir 'şey' bulunduğu haberini alan  Dr.Sanders, omurgalılar paleontolojisi konusunda uzman olan Kate' i de ekibine dahil ederek zaman kaybetmeden epeyce uzun olan yola koyulur. Acil çağrı tarzı bir sinyal vasıtasıyla yeri tespit edilen ve bu sayede yerin onlarca metre derinliğinde büyük bir keşfin arefesinde olan araştırma ekibi, buldukları şeyin edindikleri bulgular sonucunda yaklaşık olarak yüz bin yıldır orada olduğunu düşünmektedir. Dahası kazazede olarak adlandırdıkları ve istasyonun yakınlarında büyük bir buz kütlesi içerisinde değişik bir canlı formu da ellerindedir. Olay mahalline ulaşan ve gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Dr.Sanders, Kate'in yardımıyla numuneyi buz kütlesinin içerisinden nazik bir şekilde çıkarıp, çeşitli bilimsel tetkikler için hazırlamaya çalışmaktadır. Lokal araştırma görevlileriyle beraber keşiflerini kutlamak için ufak bir eğlence düzenlemeye karar veren kahramanlarımız, buz kütlesinin ansızın çatlaması ve içindeki numunenin ortadan kaybolması üzerine büyük bir panik yaşarlar. Dr. Sanders öncülüğünde organize olan ve bir an evvel canlı formunu ele geçirip izole etmekle görevlendirilen araştırma grubu, henüz nasıl bir tehditle karşı karşıya olduklarının bilincinde olmadan etrafa göz atarlar. Öte yandan grubun tek bayan üyesi olan Kate ise Dr. Sanders'ın fikirleriyle ters düşüp, göze batmaya başlar. Gecenin karanlığında süregelen köşe kapmaca, çok geçmeden dehşet dolu bir hale bürünür...

İyi; John Carpenter gibi büyük bir ustanın kült yapımı olan 'The Thing (1982)' nin yeniden ve üstelik ilk filmin öncesinde konumlandırılarak karşımıza çıkması korku-gerilim severler için epey heyecan verici. Kurgu ve atmosfer olarak gayet başarılı bulduğum film, oyunculuk olarak da fazlasıyla tatmin edici. Gizem seviyesi ve giderek tırmanan gerilim de başlıca diğer artılar. Grup dinamikleri ve insan psikolojisinin de etkin şekilde yansıtıldığını ekleyeyim. Tüm bunların yanı sıra aksiyon seviyesi ve görsel efektler de fena değil. Özetle bilim-kurgu ve gerilim türünü sevenlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

A Simple Plan (1998)

A Simple Plan (1998)
Hank, deli dolu abisi Jacob ve onun kaba, bir o kadar da serseri olan arkadaşı Lou ile beraber yılbaşı arifesinde kasabaya gitmek üzere yola çıkarlar. Kışın en soğuk günlerinden birinde, zemini halı gibi kaplamış kar örtüsünün içinden ansızın beliren tilki kahramanlarımızın kaza yapmasına sebep olur. 
A Simple Plan (1998)
Kamyonetinin epey hasar almasınında etkisiyle, doğal koruma alınında olmalarını hiçe sayıp tilkinin peşine düşen, avlamadan geri dönmeyeceğini söyleyen Lou, ateş püskürtmektedir. Onu ikna edemeyeceğini anlayan Hank ve Jacob da mecburen arkasına takılmak zorunda kalır. Şans eseri ormanın hemen girişinde yere çakılmış vaziyette bulunan ve yüzeyi tamamen karlarla kaplı ufak bir uçak enkazını keşfeden kahramanlarımız meraklarına engel olamayıp, içeriye göz atmaya karar verirler. Muhtemelen kaza anında ölmüş bir pilotun dışında kimsenin bulunmadığı uçaktan büyük bir çanta çıkaran Hank, fermuarları araladığında hayatının en büyük piyangosuyla karşılaşır. Çanta ağzına kadar parayla doludur ve Lou ile Jacob daha şimdiden kutlamalara başlamıştır bile. Kimselere görünmeden şu an için sahipsiz olduğunu umdukları parayı yanlarına alan ve saymaya başlayan kahramanlarımız, rüyalarında bile göremeyecekleri tamı tamına 4.4 milyon doları ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Aralarında en aklı selim kişi olan Hank, bu paranın kendilerine ait olmadığını ve polislere teslim etmeleri gerektiğini söylese de hal böyleyken kimse oralı bile olmaz. Bunun üzerine parayı kendisinin saklayacağını ve aramaya kimse gelmediği takdirde eşit olarak paylaşacaklarını söyleyen Hank, eğer şartlarını kabul etmezlerse polis gidip her şeyi anlatacağı restinde bulunur. Hayatlarının fırsatı ayaklarına kadar gelmişken geri tepmek istemeyen ve Hank' in önerisini kabul etmek zorunda kalan Lou ve Jacob, bu konu hakkında eşleriyle dahi en ufak bir şey konuşmayacaklarının sözünü verip evlerine dağılırlar. En nihayetinde son derece basit olan plana sadık kalıp, en kısa süre içerisinde parayı paylaşmayı arzulayan kahramanlarımız, günler geçtikçe güvensizlik duygusuna kapılır ve paranın sevdasına düşerler. Birbirlerinin niyetlerini sorgular hale gelemeriyle de sözde basit plan giderek karmaşık bir hale bürünür...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve usta oyuncu kadrosuyla göz atılması gereken oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar keyifli, karakter seçimleri ve olay düğümü ilgi çekici. Giderek tırmanan gerilim seviyesi tatmin edici. Scott B. Smith'in romanındna uyarlanan ve sinemalaştırılan 'A Simple Plan' Sam Raimi'nin de yönetmen koltuğuna oturmasıyla üst düzey bir dram-gerilim filmi olarak göze çarpıyor. Romanın pdf versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Bu arada Scott B. Smith'ın başka bir romanından beyaz perdeye aktarılan bir başka eseri de 'The Ruins (2008)' yapımıyla karşımıza çıkıyor.
Kötü; Final daha farklı olabilirmiş...
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)

La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)
- Bir kadınla yaşamak neye benziyor?
- Bir müzayedeye katılmak gibi. En yüksek teklif sizinki mi olacak
asla bilemiyorsunuz.
Virgil Oldman, dünyanın sayılı müzayede sunumcularından biri olup, antika sevgisiyle tanınan ancak ne yazık ki kariyerinin sonlarına yaklaşan, yakın çevresinin deyimiyle tam bir centilmendir. Lüks ve bir o kadar da şaşalı bir yaşam süren Virgil, müzayedelerdeki şöhretinin yanı sıra antika uzmanlığında da otorite olarak kabul edilmektedir. 
La migliore offerta (aka The Best Offer) (2013)
Günün birinde Virgil, Claire Ibbetson isimli gizemli bir bayanın evindeki bir takım kıymetli eşyalar için telefon açmasıyla, her gün ofisine gelen onlarca kıymetsiz ve zamanını çalan aramalardan biri olduğunu düşünüp görüşmeyi sonlandırmaya çalışır. En nihayetinde Claire'in epey dil dökmesi sonrasında bahsi geçen evi ziyaret etmeyi kabul eden kahramanımız, ön görüşme için son derece yoğun olmasına rağmen takvimini ayarlar. Ancak çeşitli aksaklıklar ve bahaneler sonrasında bir türlü Claire ile tanışmayı başaramaz, öyle ki bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmektedir. Claire'in sürekli olarak bir yardımcısı vasıtasıyla kendisiyle temas kurması ve doğrudan ortaya çıkmayıp gizemini koruması hali hazırda epey şaşırtıcıdır. Eve ulaştığında gerçekten de bir çok antika eşya ile karşılaşan ve ekspertizin ardından kataloglama çalışmalarına geçip büyük paralar kazanmayı uman Virgil, Claire'in deyim yerindeyse kendisiyle saklambaç oynamasından sıkılmaya başlar. Öte yandan evi ziyaretlerinde bir takım mekanik aksamlar bulan ve bunları gizliden gizliye toplamaya başlayan kahramanımız, asıl hazinenin bu olacağı hissine kapılmaktadır. Zaman zaman işinin düştüğü ve yardım almaktan çekinmediği, mekanikle oldukça haşır neşir olan yakın dostu olarak gördüğü Robert'ın atölyesine giden Virgil, gizlice topladığı parçaları birleştirmesini ister. Aynı zamanda bayanlarla her daim arası iyi olan Robert'dan Claire hakkında tavsiyeler isteyen kahramanımız, hayatında ilk defa bir bayana ilgi duyup ona nasıl yaklaşması gerektiğini sorgulamaktadır. Zamanla Claire'e duygusal olarak bağlanmaya başlayan Virgil, tavsiyelerin işe yaradığını düşünür ve ömrü boyunca hiç tatmadığı duyguları keşfetmeye koyulur. Hayatı boyunca antikaların gerçek mi sahte mi olduğu hususunda otorite sayılan Virgil, kendisini bambaşka bir sınavın ortasında bulur...


İyi; Oyunculuk, mekan seçimleri ve atmosfer olarak oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar hayata dair sosyal mesajlarla dolu.  Özetle gerek gizem seviyesi gerekse sanatsal kurgusuyla kesinlikle göz atılması gereken bir alternatif. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 30 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |

The Game (1997)

The Game (1997)
'Eskiden kördüm, artık görüyorum.'
Nicholas Van Orton, San Francisco'nun en varlıklı bankerlerinden biri olup, istediği hemen her şeye sahip olsa da büyük bir yalnızlığın pençesindedir. Yıllar evvel babasının gözlerinin önünde intihar etmesiyle büyük bir sarsıntı yaşayan ve o günden beri kardeşi Conrad'la dahi oldukça seyrek görüşen kahramanımız, uzun yıllar boyunca hayatını tek başına idame ettirmeye alışmıştır.
The Game (1997)
Kırk sekizinci doğum gününün yaklaşması ile babasının öldüğü yaşa girmeye hazırlanan ve buruk günler günler geçiren Nicholas, Conrad'ın sürprizi sonrasında bir akşam yemeği daveti alır. Abisine yani kendi deyimiyle her şeye sahip olan Nicholas'a farklı bir doğum günü hediyesi hazırlayan Conrad, 'CRS' isimli Tüketici Eğlence Hizmetleri olarak bilinen bir şirketin davetiye kartını takdim eder. Kendisinin de daha önce bu hizmeti satın aldığı söyler ve mutlaka denemesini tembihler. Dahası bunun hayatı boyunca unutamayacağı bir tecrübe olacağı hususunda da iddialıdır. Kardeşinin ısrarcı tavrı ve karşı koyamadığı gizem yüzünden bunu bir meydan okuma olarak algılayan ve dahil olmaya karar veren Nicholas, davetiye kartını aldığı gibi CRS in binasına gider. Yoğun bir iş adamı olduğunu ve kaybedecek en ufak zamanı olmadığını dile getiren Nicholas, bir an önce programın kendisine ne vaad ettiğini öğrenmeye odaklanır. Zira ajandası tamamen doludur ve Conrad'ı dediği gibi sadece buna değecekse zaman ayırabileceğini düşünür. Şirket temsilcilerinden biri ile görüşen kahramanımız, en basit haliyle bunun unutamayacağı bir tatil olacağını ancak tek farkının onun gitmeyip, tatilin kendisine geleceği gizemli bir oyun olarak bilgilendirilir. Bunu bir oyun olarak kabul etmesi istenen Nicholas; merakına yenik düşüp, kaotik ve gizemli atmosferin de etkisiyle katılacağını bildirir. Gün boyu sürecek uzun sağlık testleri ve psikolojik muayenelere tabii tutulur, en nihayetinde yorucu günün ardından evine ulaşır. Kahramanımız dinlenme planları yaparken, çok geçmeden tuhaf olaylar başlar ve kendisini büyük bir puzzle ın içinde bulur...

İyi; Usta oyuncuların yer aldığı (Michael Douglas, Sean Penn, Deborah Kara Unger, Armin Mueller-Stahl...) David Fincher'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, bir sinemasever için baştan sona ziyafet olarak adlandırabileceğimiz kusursuz bir yapım. Gizem seviyesinin hat safhada olduğu gerilimin sürekli tırmandığı mutlaka izlenilmesi gereken bir film. Benzer filmler izlemek isteyenler Dark City (1998) ve Jacob's Ladder (1990) alternatiflerine de göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |