Güncel İncelemeler;

Upgrade (2018)

Upgrade (2018)
Yakın gelecekte, siberpunk bir evrene konuk oluyoruz. Teknoloji kullanımın Moore yasasında ön görüldüğü gibi hızla gelişmesi sonrasında, biyoteknoloji ve biyomekanik konularında insanoğlu çığır açan yeni buluşlar üretmektedir. Akıllı ev konsepti ve bilgisayar kontrollü akıllı araçların çok ötesinde, son teknoloji ürünü pek çok alet edevat, insanoğlunun yeni bir çağa ayak basmak üzerinde olduğuna işaret etmektedir. 
Upgrade (2018)
Grey - Asha ikilisi mutlu bir birliktelikleri olan genç bir çifttir. Büyük bir teknoloji firmasında çalışan Asha' nın aksine daha konvansiyonel yollardan para kazanan ve evinin garajında tamirat işleri yapan Grey, kendi halinde bir adamdır. Günün birinde birlikte dışarı çıkan çiftimiz, zorba bir grubun acımasızca saldırısına uğrar. Asha' nın gözlerinin önünde katledilmesini izlemek zorunda kalan ve o uğursuz geceden felçli bir adam olarak sağ çıkan Grey, hezeyan içerisinde yoğun bir depresyona sürüklenir. Ne pahasına olursa olsun, eşini infaz eden manyak ruhlu katilleri bulmaya çalışan kahramanımız, bir türlü emniyet birimlerinden istediği desteği alamaz. İyiden iyiye çaresiz hisseden ve intihar etmeyi düşünen Grey, Eron isimli eski bir müşterisinin ortaya çıkmasıyla reddedemeyeceği bir teklifle karşılaşır. Büyük bir biyoteknoloji şirketinin sahibi olan ve çalışmaları gözlerden uzakta bir şekilde yürüten Eron, 'stem' isimli insanlığın geleceği olduğunu düşündüğü bir elektronik modül geliştirmiştir. Stem sayesinde, beyin ve organlar arasındaki bağın tekrar kurulabileceğini söyleyen ve artık tekerlekli sandalyeye mahkum olmadığını vurgulayan Eron, onay vermesi halinde ameliyatı hemen yapabileceğini de ekler. Öncesinde teklife şüpheci yaklaşan Grey, başka seçeneği olmadığını hatırlayarak, bir şans vermeye ikna olur. En nihayetinde ameliyat sonrasında ayağa kalkmayı başaran ve hiç olmadığı kadar sağlıklı hisseden kahramanımız, bunun büyük bir lütuf olduğunun farkındadır. İşin ilginci, çok geçmeden 'stem' in kulak zarına ses dalgaları göndererek onunla iletişim kurabildiğini öğrendiğinde ise şaşkınlığını gizleyemez. Dahası, steam çevresindeki uyaranları algılayabilmekte, pratik hesaplamalar yaparak sorunları rasyonel bir şekilde hızla çözebilmektedir. Bedeninin hiç olmadığı kadar çevikleştiğini ve stem sayesinde daha önce hiç pratiği olmayan şeyleri bile ustaca yapabildiği keşfeden kahramanımız, hayat gayesi haline gelen, karısını öldüren çetenin peşine düşmeye karar verir...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve ilgi çekici temasıyla, tipik bir 'Black Mirror' bölümünü andıran 'Upgrade' şans verilmesi gereken başarılı bir yapım. Bilim- kurgunun yanı sıra aksiyonda da hoşlananlar için ideal bir alternatif olabilir. Bu filmi sevenler Limitless (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Gizem seviyesinin daha yüksek olmasını beklerdim. Son çeyrek daha farklı kurgulanabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Ağustos 2018 | Etiketler : | | | |

Jungle (2017)

Jungle (2017)
" Orduda 3 yıl geçirdikten sonra 1980' de İsrail' den ayrıldım. Standart bir yaşam bana göre değildi. Bilirsiniz işte; lise, üniversite, iş, evlilik, çocuklar vs... Ben bu değildim. Farklı olmak istedim; alışılmayanı yaşamak, bilinmeyenlere dalmak, kayıp kabileleri keşfetmek, gizli hazineler bulmak ve ormanın en el değmemiş bölgelerine ulaşmak. Bu nedenle Güney Amerika' da Bolivya' ya geldim... "
Jungle (2017)
Yossi Ghinsberg, ailesinin ve toplumun kendisine yüklediği sorumluluklardan bıkmış, monoton hayattan sıkılmış, yeni maceralar yaşamak istemek genç bir adamdır. Çantasını topladığı gibi umarsız bir yolculuğa yelken açan ve Bolivya topraklarına ayak basan kahramanımız, dost canlısı mizacından ötürü yeni arkadaşlar edinmekte zorlanmaz. Marcus ve onun fotoğrafçı arkadaşı Kevin ile tanışan Yossi, zamanının çoğunu yeni kankalarıyla birlikte kamp yapıp, çevrede takılarak geçirmeye başlar. Günün birinde Karl isimli gizemli bir adamla karşılaşan kahramanımız, uzun bir sohbetin ardından ormanın derinlerinde halen balta girmemiş topraklarda yaşayan Toromonas yerlileri hakkındaki hikayeleri duyunca deyim yerindeyse büyülenir. Tipik bir turist gibi dolaşmak yerine, tüm hayatı boyunca unutmayacağı bir macera yaşamak isteyen Yossi, yoğun ısrarlar sonucunda Marcus ve Kevin' i de gezi için ikna etmeyi başarır. Kevin, birbirinden güzel fotoğraflar çekebilmeyi umduğu için Marcus ise arkadaşlarını mutlu edebilmek için planlara dahil olur. Karl liderliğinde organize olan gençler, kısa bir hava yolculuğunun sonrasında sık orman ağıyla çevrili Asariamas' a ulaşırlar. Yağmur sezonunun yaklaşmasından ötürü ormanda günler sürecek uzun yürüyüşlerine bir an evvel başlayan kafilemiz, dur durak bilmeden gece gündüz yol almaya devam ederler. Gerek vahşi yaşamdan ötürü gerekse sık bitki örtüsünden dolayı bir türlü Karl' ın istediği tempoya ulaşamayan gençler, iki gruba ayrılarak hedefte bulaşmayı öngörürler. Kevin ve Yossi, ormandan devam etmek isteyen Karl' ın aksine el yapımı sallarıyla nehirden ilerlemeye karar verirler. Kendisini aksiyon adamı olarak tanımlayan Yossi, hem yeni maceralara yelken açabilmek hem de başının çaresine bakabildiğini ispat edebilmek için son derece isteklidir. Ancak bölgeye hakim olan tek kişinin, Karl' ın yokluğunda ilerlemek sandığının aksine pek de kolay gözükmemektedir. Çok geçmeden çeşitli problemler yaşamaya başlayan ikilimiz, ormanın derinliklerinde kaybolurlar. Serüven olarak gördükleri gezi artık hayatta kalma savaşına dönüşmüştür...


İyi; Sürükleyici kurgusu ve büyüleyici mekan seçimleriyle, tipik macera filmleri sevenler için kayda değer bir alternatif. Oyunculuk başarılı, diyaloglar eğlenceli. Bu filmi sevenler Turistas (2006), A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) yapımlarına da göz atabilirler...
Kötü; Filmin süresinin görece uzun olduğunu düşünülürse, biraz daha aksiyon ya da gizem görebilsek daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Ekim 2017 | Etiketler : | | | |

Better Watch Out (2016)

Better Watch Out (2016)
Noel gecesini, uzun yıllardır bebek bakıcısı olarak çalıştığı Lerner ailesinin evinde geçirecek olan Ashley, ev sahiplerinin parti için ayrılmasıyla Luke ile baş başa kalır. Sevgilisi ile sorunlar yaşayan kahramanımız, hem para kazanmak hem de biraz kafa dağıtmak için, çocukluğunu bildiği Luke ile Noel gecesinde vakit geçirmeyi tercih etmiştir...
Better Watch Out (2016)
 On iki yaşını tamamlamaya hazırlanan ve sevimli görüntüsünün yanı sıra oldukça zeki bir çocuk olan Luke, uzun süredir birlikte zaman geçirdiği genç bakıcısı Ashley' e platonik olarak ilgi duymaya başlamıştır. Artık büyüdüğünü ve onu etkileyebileceğini düşünen kahramanımız, yakın arkadaşı Garret ile planlar yaparak, güzel bakıcısının dikkatini çekmeye çalışır. Romantik bir masa hazırlayan ve gecenin devamında birlikte korku filmi izlemek için ikna etmeye çalışan Luke,  ne yazık ki Ashley' nin sürekli erkek arkadaşıyla telefonda konuşması üzerine büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Ancak yine de pes etmeye niyeti olmayan Luke, biraz da alkolün etkisiyle Ashley' e aşkını itiraf eder. Ashley ise çocukluğunu bildiği Luke' u kibarca geri çevirir ve aralarındaki yaş farkına vurgu yapar. Öte yandan korku filminin etkisinden midir bilinmez, giderek ürkmeye başlayan Ashley, evin bahçe kapısının açık olduğunu fark eder. Öncesinde bu durumu önemsemese de çok geçmeden evde yalnız olmadıklarını hisseden  kahramanımız, Luke' dan acilen polisleri aramasını ister. Ancak telefon hattının kesildiğini ve internetin de koptuğunu keşfeden Ashley, bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir. Evde elinde tüfek olan maskeli bir adamın dolaştığını fark ettiğinde ise gerilim giderek tırmanmaya başlar. Luke' u yanına alarak, niyetini kestiremediği maskeli katilden kaçmaya çalışan ikilimiz, yardım gelene dek odalardan birinde saklanmayı düşünürler. Dakikalar ilerledikçe bunun tipik bir haneye tecavüz olayı olmadığını keşfeden Ashley, başının çaresine bakmak durumunda kalır. Bir şekilde erkek arkadaşı Ricky' de olaya dahil olmuştur. İşin kötüsü gece henüz yeni başlamıştır...


İyi; Sürükleyici kurgusu ve ters köşelerle dolu senaryosuyla izlemeye değer; farklı dinamikleri olan, eğlenceli bir tek mekan korku- gerilim filmi. Yer yer sinir bozucu sahnelere sahip olsa da mizahi yönü kuvvetli, oyunculuğun da tatmin edici olduğu başarılı bir yapım. Kağıt üzerinde klişe olan tema, yönetmenin zekice dokunuşları sayesinde keyifli bir seyre dönüşüyor.
Kötü; Gizem seviyesi bir tık daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ekim 2017 | Etiketler : | | | | |

Killing Ground (2016)

Killing Ground (2016)
Genç bir çift olan Ian- Sam ikilisi, huzurlu bir tatil yapabilmek için Avustralya' da bulunan 'Gungilee Falls' bölgesinde kamp yapmayı planlarlar. Doktor olan sevgilisi Ian ile beraber güzel bir hafta sonu kaçamağı yapmayı düşünen Sam, lise yıllarından beri kamp yapmadığını itiraf eder. Ancak gördükleri doğal güzelliklerden epeyce etkilenen ikilimiz, daha fazla zaman kaybetmeden çadır kurabilecekleri uygun alanı bakınmaya başlarlar. 
Killing Ground (2016)
Eşyalarını yerleştirmek için ufak bir koy bulan ve kamp malzemelerini taşımaya başlayan kahramanlarımız, çadırlarının hemen az ilerisinde başkalarının da eşyaları olduğunu fark ederler. Seslenmelerine rağmen herhangi bir cevap alamayan Ian- Sam ikilisi, bir nevi kısa süreli komşu olarak gördükleri kişilerle, döndüklerinde tanışmayı arzu ederler. Eğlenceli gecenin ardından, sabahın erken saatlerinde etrafı kolaçan etmeye başlayan kahramanlarımız, hala görünürde kimseler olmamasından ötürü yanlarında bulunan çadırı kontrol etmeye karar verirler. Dağınıklığa bakarak çadırın uzun bir süredir terk edilmiş olduğunu anlayan Sam, orman koruyucusu bularak durumu rapor etmeyi önerir. Öte yandan araçlarının tekerinin patlaması sonrasında, iyiden iyiye keyifleri kaçan ikilimiz; eşyalarını toplayıp, kamp alanından ayrılmaya hazırlanırlar. Tam da bu sırada ormanda bitap düşmüş, küçük bir çocuk bulan kahramanlarımız, Ian' ın ilk yardım müdahalesinin ardından, ebeveynlerini aramaya koyulurlar. Çocuğun ormanda  susuz ve aç bir şekilde hayatta kalabilmesinin büyük bir mucize olduğunu düşünen  ve bir an evvel hastaneye götürmeyi planlayan Ian- Sam ikilisi, araçlarını tamir etmeye çalışırken, Chook isimli lokal bir adam çıkagelir. Tekinsiz bir tipe benzeyen Chook, çocuğun başına gelenleri dikkatle dinler ve ebeveynlerinin ormanda bir yerlerde mahsur kalmış olabileceğini söyler. Bir an evvel kamp alanından ayrılmak isteyen Ian-  Sam ikilisi ise Chook' un ısrarcı tavrı üzerine, hava kararmadan hızlıca bir orman turu yapmaya ikna olurlar. Plana göre Chook ve Ian, çocuğun ailesini bulmak için ormana göz atacaktır. Sam ise arabada çocukla kalıp, ona göz kulak olmayı tercih eder. Öte yandan çok geçmeden tuhaf görünümlü, elinde tüfek olan ve avcı olduğunu söyleyen, German isimli bir adam daha kamp alanına gelir. Sam hikayeyi bir kez de onun için anlatır. Ancak bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmeye başlar. Ian gideli epey zaman olmuştur...

İyi; Farklı zaman dilimleri birleştiren paralel kurgusuyla, tansiyonun giderek yükseldiği, başarılı bir gerilim filmi. Oyunculuk ve mekan seçimleri tatmin edici. Son olarak rahatsız edici sahnelere sahip olduğunu ekleyeyim. Bu filmi sevenler, kamp temalı başka alternatifler için; Quarries (2016)Landmine Goes Click (2015) ve Timber Falls (2007) yapımlarına da göz atabilirler...
Kötü; Final daha farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

2:22 (2017)

2:22 (2017)
New York' da bulunan JFK Havalimanı' nda Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışan Dylan, işi gereği disiplinli bir yaşantı süren, evden işe - işten eve mekik dokuyan genç bir adamdır. Stresli ancak bir o kadar da adrenalin dolu işini severek yapan kahramanımız, yetenekleriyle ve becerisiyle ekip arkadaşlarının da saygısını kazanmıştır. 
Mesleğindeki başarısını özel hayatına yansıtmakta zorluk çeken kahramanımız, tek başına yaşamakta ve hemen her gün benzer şeyleri yaparak deyim yerindeyse rutin denebilecek bir yaşantı sürmektedir.  Babasının pilot olmasından ötürü havacılığa gönül veren ancak pilotaj eğitimi almasına rağmen uçmaktan korktuğu için kontrolör olmayı tercih eden Dylan, günün birinde iş yoğunluğunun yüksek olduğu bir çalışma saatinde anlık bir konsantrasyon kaybı neticesinde ciddi bir hava hadisesine sebep olur. İki yolcu uçağını güvenlik riski doğurabilecek şekilde birbirine yaklaştıran Dylan, büyük bir faciaya ramak kala gerekli ayırmayı son anda sağlar. Ancak aldığı gereksiz risk ve yüzlerce insanın yaşantısını tehlikeye atmasından ötürü dört hafta kadar açığa alınan ve hakkında soruşturma açılan kahramanımız, işini kaybetme riskiyle giderek daha da yalnızlaşmaya başlar. Zamanının  çoğunu evinde geçiren Dylan, katıldığı bir bale gösterisinde Sarah isimli hoş bir bayanla tanışır. Bir sanat galerisinde artist olarak çalışan Sarah, Dylan' ın ilgisinden memnundur. Çok geçmeden arkadaşlık etmeye başlayan çiftimiz sık sık birlikte vakit geçirirler. Öte yandan zamanı takıntı haline getiren ve rutin yaşantısında benzer şeylerin hep aynı saatlerde ortaya çıktığını gözlemleyen Dylan, saatler 2: 22' yi gösterirken enteresan olayların cereyan ettiğini keşfeder. Açığa alınmasına sebep olan olayın da aynı saatte gerçekleştiğini anımsayan kahramanımız, tüm detayları gözden geçirerek bir zaman çizelgesi oluşturmaya çalışır. Olan bitenleri Sarah' a anlatma hususunda çekinceleri olan Dylan, emin olabilmek için her olayı not defterine kaydetmeye başlar. Saat 2 :22' nin sırrını çözmeye odaklanmışken, Sarah ile kazara tanışmadıklarını, bir şekilde bir araya geldiklerini düşünür. Zira her ikisi de aynı gün aynı tarihte doğmuş ve gelecek hafta otuzuncu yaş günlerini kutlamaya hazırlanmaktadır. Her gün aynı şeylerin aynı saatlerde ortaya çıktığını yenileyen, hatta bu konuda kafasında bir model oluşturan Dylan, en nihayetinde Sarah' ın tepkisini çeker ve onu ikna edebilmenin yollarını aramaya başlar. Öğleden sonra 2 : 22' de sonlanan döngünün gizemini çözebilmek için bir yol bulmalıdır...

İyi; Atmosfer, soundtrackler ve görsellerin oldukça başarılı olduğu, göz atılabilir bir yapım. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatmin edici. 
Kötü; Kurgusal anlamda çeşitli boşluklar ve zaman zaman sıkıcı bir hale bürünen zorlama sahnelere sahip. Birden fazla tema içe içe işlenmiş, bağlantı kurmayı güçleştiriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

The Gift (2015)

The Gift (2015)
Simon-Robyn çifti Chicago'dan ayrılarak Simon'un gençliğinin geçtiği kasabaya yerleşirler. İlişkilerinde yeni bir başlangıç için öncesinde kötü tecrübeleri olsa da bebek yapmak niyetinde olan kahramanlarımız bu sayede iyi bir aile olabileceklerini düşünmektedirler. 
The Gift (2015)
İş hayatında gün geçtikçe daha da zirveye oynayan ve aranan adam olan Simon, Robyn'nin de yeniden kalbini kazanmak ve bu sayede özel hayatındaki sorunları aşmak istemektedir. Yeni evlerine taşınan genç çiftimiz Simon'un okul yıllarından tanıdığı eski bir ahbabı ile karşılaşırlar. Simon'u görür görmez tanıyan ve ona samimi davranan Gordo, yardımcı olabilmek için elinden geleni yapmaya hazır kıtadır. Gordo'yu zor da olsa anımsayan Simon ise mesafeli yaklaşıp soğuk tavırlar takınarak, Robyn'in aksine ondan kurtulmaya çalışır. Ertesi gün çiftimize hoşgeldin demek için evlerini ziyaret etmeye gelen Gordo, Robyn'in de sıcak davranmaya başlayınca Simon'ın canını sıkar. Robyn'e Gordo'nun okul yıllarında tuhaf biri olduğunu ve onunla kimsenin arkadaşlık yapmak istemediğini anlatan Simon, uzak durmaları gerektiğini söyler. Dahası Gordo'nun açıklarını yakalayan Simon, bir daha onunla görüşmeme konusunda diretir. Öte yandan af dilemek için ufak bir mektup kaleme alan Gordo, en iyisi geçmişi geçmişte bırakalım gibilerinden bir şeyler karalamıştır. Gordo ve Simon arasında geçmişte neler yaşandığını kafaya takan Robyn bir türlü Simon'un ağzından laf almayı beceremez. Gordo'ya ise Simon'un kabalıklarından dolayı  özür borçları olduğunu düşünmektedir. Zamanla Gordo meselesi Robyn için takıntıya dönüşmeye başlar. Çok geçmeden genç çiftimizin kapılarında Gordo'dan gelen bir hediyeyle karşılaşırlar. Gerçekten de geçmiş geçmişte mi kalacaktır?
İyi; Uzun süredir beklediğim psikolojik-gerilim filmlerinden biri olan 'The Gift' gizem seviyesi, oyunculuk ve atmosfer olarak beklentilerimi karşıladı diyebilirim. Tipik intikam filmlerinden farklı daha rahatsız edici bir kurguya sahip. 
Kötü; Daha sürükleyici ve hızlı ilerleyen bir kurgu kaliteyi üst seviyeye çekebilirdi. Finalin daha farklı olmasını isterdim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2015 | Etiketler : | | | | |

The Babadook (2014)

The Babadook (2014)
Amelia,doğumu esnasında kendisini hastaneye yetiştirmeye çalışan eşini talihsiz bir kaza sonrasında kaybeder.Deyim yerindeyse oğlunu kucağına aldığı gün eşini toprağa verir.Yıllar sonra dahi eşinin ölümünü kabul etmekte zorlanan kahramanımız ele avuca sığmayan yaramaz oğlu Samuel'le birlikte yaşamını sürdürür.
The Babadook (2014)
Yaşlı hastalara bakım yapan ve onlarla ilgilenerek geçimini sağlayan Amelia,oğlunun haylazlıklarından bunalıp yalnızlığın da etkisiyle stres dolu depresyonlu bir döneme sürüklenir.Zira Samuel'in akranlarına göre hiperaktif olmasının yanı sıra hırçın karakteri ve zaman zaman çevresindekilere zarar verir tutumları Amelia'nın öz kız kardeşi de dahil olmak üzere herkesi bunaltmıştır.Oğlunun okuldan uzaklaştırma cezası almasıyla işini bir kenara bırakıp günlerinin tamamını onunla birlikte geçirmeye başlayan Amelia,dış dünyadan izole evin içerisine kapanmak zorunda kalır.Samuel'i uyutabilmek için her gece masallar okuyan kahramanımız Samuel'in seçtiği ve rafa nasıl geldiğini hatırlayamadığı kırmızı ciltli 'The Babadook' isimli kitabı okumaya başlar.Kitapta söz edilen ve geceleri geldiğinden bahsedilen Babadook sayfaları okumaya devam ettikçe giderek ürkütücü bir hal alır.Amelia hemen kitabı kaldırıp Samuel'e bir daha Babadook'dan söz etmemesini tembih etse de  iş işten geçmiştir.Samuel kitabı takıntı haline getirip Babadook'un annesini ele geçirmeye çalıştığını düşünmeye başlar.Öte yandan geceleri evden gelen takırtılar Amelia'nın uyku düzenini alt üst eder.Uzunca bir süre işe gitmemeye ve dinlenmeye karar veren kahramanımız Samuel yetmezmiş gibi bir de uykusuzluktan muzdarip bitkin düşer.Geceler kabusa dönüşmüş,zaman geçmez olmuştur.Öncesinde silik birer fısıltı olarak kalan düşünceler giderek güçlenip Samuel'in söylediklerini doğrular gibidir..Kitapsa her ne kadar yok etmekle uğraşsalar da bir şekilde karşılarına çıkmaktadır...
İyi;Oyunculuk ve gerilim dolu atmosfer başlıca artılar.Düşük bütçeli olmasına rağmen şans verilmesi gereken bir alternatif.
Kötü;Zaman olarak uzun bir yapım olmasa da yer yer kopuk ilerleyen kurgu sıkcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Kasım 2014 | Etiketler : | | |

Wolf Creek 2 (2013)

Wolf Creek 2 (2013)
Wolf Creek (2005) izleyenlerin hatırlayacağı üzere bir grup trustin eğlenceli başlayan Avustralya gezilerinin "Wolf Creek" milli parkına gelmeleri ve devamında gerilimin dolu hayatta kalma savaşlarını konu edinen orijinal fikirler barındıran bir yol-gerilim filmiydi.Serinin devam filmi ise yine aynı kurguda üstelik daha fazla aksiyon ve bol kanlı sahneler vaad ederek kaliteyi bir üst seviyeye çıkarıp korku-gerilim severlerin yüzünü güldürmeyi başarıyor.
Wolf Creek 2 (2013)
Avustralya'da turistik seyahat için bulunan Alman turist çift Rutger ve Katarina gezilerinin bir bölümde "Wolf Creek" milli parkına uğrarlar.Karanlığın bastırmasıyla ıssız,çorak arazide otostop çekecek araç bulamayan gençler dışarıdaki soğuğa aldırmadan çadır kurmak zorunda kalırlar.İyice dinlenip günün ilk ışıklarıyla haritada gözlerine kestirdikleri en yakın kasabaya yürümeyi planlarlar.Ancak gecenin bir yarısında dışardan gelen gürültülere uyanan kahramanlarımız bir taşıtın çadırlarının yanına geldiğini fark ederler.Taşıttan inen adam (Mick) tarafından kısmi bir sorguya çekilen gençler,Mick'in yakın bir kasabaya bırakma teklifini düşünürler.Her halinden lokal biri olduğu anlaşılan Mick'i gözü tutmayan Rutger kibarca teklifi reddeder.Öte yandan İngiliz turist Paul arabasıyla yakınlardan geçmektedir...
"Gözü dönmüş, silahlı bir adamın Avustralya'nın ücra köşelerinde turistleri avladığı iddialarına rağmen,İngiliz turist Paul Hammersmith önce Wolf Creek Bölgesi'ndeki bir dizi faili meçhul cinayette "olası sanık" olarak addedildi.Sorgulama sırasında sinir krizi geçirdi ve İngiltere'ye sınır dışı edilerek Merseyside'daki Ashworth Hastanesi'nde tam zamanlı bakım ünitesine yerleştirildi.Şu anda "daimi sakin" statüsünde bulunmaktadır."
İyi;Avustralya menşeli korku-gerilim filmlerine karşı her zaman büyük sempati duymuşumdur."Wolf Creek" gerek başarılı mekan ve sahne seçimleri  gerekse sürükleyici kurgusuyla boş geçmemeniz gereken bir yapım.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mayıs 2014 | Etiketler : | | |

Gone (2006)

Gone (2006)
Sophie,Alex çifti tatil yapmak amacıyla Avustralyayı seçip güneşin ve kumsalların tadını çıkarmaktadır.Günün birinde Alex,Taylor isimli gizemli bir Amerikalı ile tanışır.Yakışıklı ve sempatik görünümlü Taylor,Alex'i kendisiyle yolculuk yapmaya ikna eder.Ne de olsa otobüsle dolaşmak yerine kafa dengi Taylor'ın arabasıyla gezmek daha caziptir.
Gone (2006)
Sophie'yi almak üzere kumsalları ve denizi bırakıp onun yanına gidecek olan ikilimiz barda tanıştıkları kızlarla ufak bir kaçamak yapmayı da ihmal etmezler.Sophie ile buluştuklarında ise onun da ilgisini çekmeyi başaran Taylor,genç çifti gidecekleri yere kadar götürmeyi teklif eder.Beraber son derece iyi zaman geçiren kahramanlarımız ülke çapında ufak bir tura çıkarlar.İstedikleri yerde kamp yapıp,nerede gece oradan sabah eğlenirler.Ancak çok geçmeden ağızlarının tadı kaçacaktır.Alex,Taylor'ın kaçamak yaptıkları geceye ait çektiği bir fotoğrafı sakladığını öğrendiğinde artık onunla yolculuk yapmanın pek de iyi bir fikir olmadığı düşünmeye başlar.Öte yandan Taylor'ın Sophie'ye yakın ilgisinden sıkılmaya başlayan Alex,kız arkadaşını alarak kendi yollarına gitmeyi dillendirir.Taylor'ı kırmadan yollarını ayırmayı planlamaktadır. Halihazırda Alex'le tanışmadan önce otobüs biletleri edinmiş ve eve dönüş yolu için alternatifini hazırlamıştır.Ancak ne yazık ki yolda geçirdikleri kazanın ardından son otobüs seferini kaçırırlar ve bir süre daha birlikte kalmak zorundadırlar.Taylor hakkında Sophie'i uyaran Alex,ondan uzak durmasını ister.Sophie ise Alex'in giderek paranoyaklaşmaya başladığı hissetmektedir.



İyi:Sürükleyici kurguya sahip,oyunculuk ve mekan seçimlerinin tatminkar olduğu göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir gerilim filmi.Bu yapımı sevenler
A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) filmlerine de göz atabilirler.
Kötü;Klişe senaryo,tahmin edilmesi kolay final.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

Devil's Pass (2013)

Devil's Pass (2013)
2 Şubat 1959 gecesi dokuz dağcının ölümüyle sonuçlanan esrarengiz olay tarihte "Dyatlov geçidi vakası" olarak adlandırılır.Olayın geçtiği yer olan "Kholat Syakhl" Mansi dilinde ölüm dağı olarak çevrilmektedir.Olaya "Dyatlov" adının verilmesi ise dağcı grubun lideri olan Igor Dyatlov'e atfedilmesinden kaynaklanmaktadır.Esasında on kişiden oluşan ve 2 haftalık bir kamp için Ural dağının yolunu tutan gruptan bir kişi hasta olduğu için geri dönmüştür.Özetle ikisi kadın yedi erkek dağcı halen bilim insanlarının net bir açıklama getiremediği karanlık bir olay sonrasında yaşamlarını yitirmiştir.İşin garibi sıfırın altında yaklaşık 25 derece sıcaklığa rağmen bazıları çıplak şekilde bulunmuş,birisinin dilinin kesik olduğu bazı cesetlerin ise dışarıdan herhangi bir şiddet belirtisi olmamasına rağmen kaburga kemiklerinin kırık olduğunu saptanmıştır.Dahası üstlerinde yoğun miktarda radyasyon izine de rastlanmıştır.Bütün bunlara ek olarak olay yerine ilk ulaşan arama kurtarma ekibinden bir bayan sanılanın aksine dokuz değil onbir ceset saydığını söylemiştir.Dyatlov geçidi vakası halen sırrını korumaktadır...
Devil's Pass (2013)
Beş kişiden oluşan bir grup maceraperest Amerikalı genç,Ural dağlarına giderek "Dyatlov vakası" ile ilgili bir belgesel çekmeyi planlamaktadır.Jensen ve Denise liderliğinde organize olan kahramanlarımız yıllardır açıklanamayan gizemi çözmek için ellerinden geleni yapmaya niyetlidir.Yolculuklarını Kuzey'deki en son yerleşim birimi olan Vizhai'den Otorten Dağı'na kadar şekillendiren kahramanlarımız yıllar önce dokuz dağcının uğrayıp son biralarını yudumladıkları bara uğrayarak kendilerince totem yapmayı da ihmal etmezler.Birbuçuk günlük uzun bir tırmanışın ardından "Ölüm dağı"na ulaşan gençler havanın kararması sebebiyle kamp kurmak zorunda kalırlar.Sabah uyandıklarında ise kamp çadırlarının arasında sıradışı bir takım ayak izlerine rastlayan kahramanlarımız gerilmeye başlayacaktır.Ayak izleri insana ait olmadığı gibi bilinen herhangi bir hayvana da ait değildir.Bununla da kalmayıp aksilikler peş peşe gelmekte,üstlerinde bulunan tüm elektronik cihazlar bozulmaya başlammaktadır.Ne gps ne cep telefonu ne de pusula çalışmaktadır.Öte yandan kampın hemen yakınlarında sadece dışarıdan açılabilen eski bir Sovyet sığınağı kapısı keşfeden Denise ve Jensen grubun geri kalanını daha fazla panikletmemek için sessiz kalmayı seçer.Zira çekimler devam etmeli belgesel ne pahasına olursa olsun bitirilmelidir.Ancak çok geçmeden olayların daha da karmaşık hale gelmesi kapının ardında neler olduğunu sorgulamalarına neden olacaktır...

İyi;El kamarası teknikleriyle çekilmiş özellikle son bölümü ve finaliyle gerilim severlerin ilgisini çekebilecek başarılı bir alternatif.Gizem seviyesi tatmin edici,İlk yarısı itibariyle kurguda akışkanlık sorunları olsa da son çeyrek gerçekten sürükleyici ve iddialı.Hafızalara kazınabilecek kaliteli sahnelere sahip.Mekan seçimleri muazzam.
Bazı yararlı linkler;Dyatlov geçidi veya En Büyük Sır,Philadelphia Deneyi
Kötü;Oyunculuk vasat,büyük bir bölümü durağan tempoda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Storm Warning (2007)

Storm Warning (2007)
Urban Legend (1998),Valentine (2001) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen Jamie Blanks'in bir diğer korku eksenli gerilim yapımı olan "Storm Warning" izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Yönetmenin tarzını oluşturan maceraperest kurgunun gerilim dolu senaryo ile birleşimi keyifli bir seyir vaadediyor.
Genç,evli bir çift olan Pia ve Rob hafta sonu farklı bir şeyler denemek için tekneyle açılmaya karar verirler.Ancak akşam saatlerinde kara bulutların çökmesi ve fırtınanın giderek yaklaşması sonrasında günleri zehir olan kahramanlarımız,bir an evvel karaya çıkmak isterlerken yollarını kaybedip sığ bir bataklığın çevresine hapsolurlar.Dahası gel-git sebebiyle suların iyice çekilmesi tekneyi terk edip yollarına yürüyerek devam etmelerine neden olur.Şiddetli yağmurun bastırması sonrasında Rob'un önerisi üzerine ormandaki terk edilmiş görüntüsü veren izbe bir eve sığınan kahramanlarımız telefon bularak yardım istemeyi umarlar.Öte yandan evin hemen yanı başında bulunan büyük bir marihuana tarlasını keşfeden Rob,başları belaya girmeden hemen oracıktan uzaklaşmayı planlar.Anlaşılan normalde asla bulunmak istemeyecekleri bir yere kendi rızalarıyla girmişlerdir.Tam da bu sırada ev sahipleri çıka gelir.Jimmy ve Brett,babaları ile yaşayan asosyal,şiddet eğilimli kardeşlerdir.Gecenin bir yarısı evlerine izinsiz giren yabancılara karşı ise haliyle misafirperver olmaları beklenilemez.Bakalım genç çiftimiz şiddet ve taciz dolu geceden sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Sürükleyici kurgu,oyunculuk.
Kötü;Klişe senaryo,mantık hataları,sürprizden çok uzak final...Maalesef vasat bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Dark City (1998)

Dark City (1998)
1994 yapımı The Crow filmiyle ünlenen sıra dışı yönetmen Alex Proyas'ın yine akluofobi ağırlıklı gizem,bilim-kurgu karışımı eseri "Dark City" övgüyü hak eden son derece başarılı bir yapım.Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra eşsiz atmosferi ve çağın ilerisindeki vizyonu ile bilim kurguda çığır açan The Matrix'in de akıl hocalığını yapan Dark City,her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken yapımların başında geliyor.
John Murdock karanlık bir banyoda,kirli bir küvetin içerisinde uyanır.Sandalyenin üstüne bırakılan kıyafetlerini giydikten sonra nerede olduğunu keşfe çıkan kahramanımız vahşice işlenen cinayetlerin zanlısı olarak arandığını fark eder.Dedektif Burmstead ensesindedir.Üstelik peşindekiler sadece polisler de değildir...Aniden çalan telefon sonrasında kendisini doktor olarak tanıtan esrarengiz bir adamın bir deney sonrasında işlerin yolunda gitmediğini ve hafızasının silindiğini söylemesi üzerine,tüm bu kargaşanın içerisinde esas sorununa yoğunlaşmak zorunda kalan kahramanımız bir an önce o evi terk etmesi yönünde telkin edilir.Gerçekte nasıl biri olduğunu ya da cinayeti işlemiş olabileceği ihtimalini düşünmek için zamanı dahi kalmayan Murdock peşindeki gizemli yabancıları atlatabilmek için şehrin karanlığında dehşet verici bir yolculuğa zorlanır.Şehirde oradan oraya savruldukça,her gece yarısı saat 12 de zamanın durduğunu,siyahlar içerisinde etrafta dolaşan gizemli yaratıklar olduğunu fark eder.Kendisini büyük bir bulmacanın içerisinde kaybolmuş vaziyette hisseden Murdock,yeraltında yaşayan zamanı durdurabilen,insan beynine hakim olabilen tuhaf yaratıklarla tanışır.Dahası insanların geçmişlerini ve anılarını istedikleri şekilde manipüle edebilmektedirler.Öte yandan zaman durdurulmasından diğer insanlara kıyasla etkilenmediğini keşfeden Murdock,en başından beri tekin görünmeyen Dr. Schreber'ın yardımlarıyla karısıyla ilgili (Emma) bazı anılarını hatırlamaya başlar.Kahramanımız kendisini büyük bir savaşın içerisinde bulacaktır.Şimdi yapması gereken bir an önce neler olduğunu hatırlamak ve geleceğinin belirleyicisi olabilmektir...


İyi;Atmosfer,soundtrackler,oyunculuk,kurgu her şeyiyle mükemmel bir bilim-kurgu,gerilim örneği.Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan sahneleri ve insanı derinden etkileyen karanlık,gotik atmosferi ile tam bir baş yapıt.Zekice hazırlanmış diyaloglar ve nokta atışı verilen özenle hazırlanmış mesajlar da unutulmamalı...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Nisan 2013 | Etiketler : | | | | |

Black Water (2007)

Black Water (2007)
Grace,eşi Adam ve kız kardeşi Lee farklı bir şeyler yapmak için Kuzey Avustralya'ya tuzlu su timsahlarının yaşadığı bir östarine giderler.Planladıkları tatil gereği bot turuyla mangrove ağaçlarıyla çevrili göleti gezinecek olan kahramanlarımız,yanlarına aldıkları bir tur rehberi ile keşfe çıkarlar.Gel-git zonunda bulunan bölgede sular son birkaç gündür yükselmeye başlamıştır.Bundan ötürü türlü balıkların da uğrak yeri olması beklenen gölette hobileri olan avcılıkla da ilgilenebileceklerdir.
Jim isimli rehberleri önderliğinde küçük bir botla yola çıkan kahramanlarımız,suda fazla akıntının olmadığı bir noktayı seçerek balık avlamaya koyulurlar.Jim,eskiden tam da şu an bulundukları yerde yaşayan timsahların avlanarak bölge yakınlarındaki çiftliğe götürüldüklerini anlatır.Bu sırada ansızın botlarına şiddetli bir şekilde çarpan cisim alabora olmalarına neden olacaktır.Çok geçmeden büyük bir timsahın saldırına uğradıklarını anlayan kafilemizden ne yazık ki Jim diğerleri kadar şanslı değildir.Sudan hemen uzaklaşarak mangrove ağaçlarına tırmanan kahramanlarımız birkaç saat bekledikten sonra kendileri için yardıma gelebilecek kimsenin olmadığını düşünerek risk almaya karar verirler.Şimdi yapmaları gereken olabildiğince sessiz olmak koşuluyla tek kurtuluş yolu olarak gördükleri alabora olan botlarını çevirmektir.Ancak halen timsahın yakınlarda olabileceği gerçeği de tehdit olarak zihinlerinin bir kısmını meşgul etmeyi sürdürmektedir.


İyi;Tipik bir durum filmi.Kurgu ya da senaryo üzerine konuşulabilecek bir şey yok.Oyunculuk fena değil.Bu tarz köpek balıklı,timsahlı,anakondalı film sevenler Bait (2012),Rogue (2007) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Zaman zaman gerilim tırmansa da genel itibariyle sıkıcı bir yapım.Karakterlerin içinin doldurulmaması ve herhangi bir zeka parıltısına rastlanmaması  en büyük dezavantajlarını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Loved Ones (2009)

Avustralya menşeli son yılların en sıra dışı gerilim filmlerinden biri olan "The Loved Ones" özgün hikayesi ile epey ilgi çekici.Filmin başlangıcı ve son bölümü arasındaki tempo farkı başarılı şekilde planlanmış,final de sürprizlere gebe. 
Lise öğrencisi olan Brent yakın zaman önce stajyer ehliyetini almış,babasıyla beraber sık sık trafiğe çıkarak pratik yapan bir gençtir.Yine Brent'in direksiyonda olduğu günlerden birinde trafiğe çıkan ikilimiz,ansızın yolun ortasında beliren kanlar içindeki bir adam sebebiyle tehlikeli bir kaza atlatırlar.Babasının kendisi kadar şanslı olamamasından ötürü can vermesi Brent üzerinde büyük bir yıkım yaratmıştır.Aradan epey zaman geçmesine rağmen halen babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan kahramanımız,annesinin de bunu ima yoluyla hissettirmesi ile giderek bunalıma sürüklenmektedir.Çareyi uyuşturucu kullanarak ve metal müzik dinleyerek yaşananları geçici olsa da unutmakta bulan Brent,çocukluk döneminde de başı derde girdiğinde sığınak bellediği tepeye zaman zaman uğrayarak deyim yerindeyse nefes almaktadır.
Vahim olayın ardından yaklaşık altı ay geçmiştir ve lisede mezuniyet töreni yaklaşmaktadır.Törene kız arkadaşı Holly ile katılmayı planlayan Brent,Lola isimli gizemli bir kızın beraber gidelim önerisini reddeder.Lola okulun en tuhaf öğrencilerinden biridir.Görünüş olarak saplantılı,itici bir karakter profili çizerek herkesin uzak durduğu istenmeyen kişi pozisyonundadır.İşte bu nedenlerle Lola'nın teklifini kibarca geri çeviren kahramanımız,yine deşarj olmak için gittiği tepede gizemli bir adam tarafından kaçırılacaktır.Ayıldığında kendisini elleri kollu bağlı şekilde bir sandalyede oturtulmuş halde bulan Brent,asla tanışmak istemeyeceği Lola'nın ailesi ile aynı masadadır...


İyi;Özgün konusu ve başarılı kurgusu ile izlemenizi önerdiğim yapımlardan biri.Çekim teknikleri ve atmosfer olarak da diğer muadillerinden ayrılıyor.Bu filmi sevenlerin The Woman (2011)'e de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları var ancak görmezden gelinebilir :D Filmin süresi de biraz daha uzun olabilirdi.Son bölüm sıkıştırılmış izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Bait (2012)

Tsunami felaketi sonrasında sular altında kalan Avustralya sahillerinde bir grup insan büyük bir süper markette kapana kısılmıştır.Aniden yükselen sular nedeniyle göz açıp kapayana dek korkunç bir faciaya şahit olan kahramanlarımız,yüzlerce ölünün arasında şans eseri hayata tutunmayı başarmışlardır.Okyanusun kabarması ile sahilin on mil kadar içerisine dolan sularda büyük bir tehdit kol gezmektedir.Büyük beyaz köpek balıkları...
Yakın geçmişte sevgilisinin (Tina) abisinin kendi hatasından ötürü köpek balıklarına yem olmasına engel olamayan Rory,nefes aldığı her dakika bu pişmanlığın diyetini ödemektedir.Evlilik hazırlığı yaptığı Tina'nın dehşet verici olay sonrasında kendisini terk etmesi ile üzüntüsü ikiye katlanan kahramanımız,aylar sonra yeniden Tina ile büyük bir süpermarkette karşılaşma fırsatı yakalamıştır.Bu sırada soygun hazırlığında olan iki azılı hırsız da markette doğru anı bekleyerek kasayı açmayı planlamaktadır.Kızının karıştığı bir olaydan ötürü burada bulunan dedektif ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir.Çok geçmeden silahlı soyguncuların harekete geçmesi ile markette büyük bir kargaşa yaşanacaktır.Ancak asıl sürpriz ise artçı şokların yaşandığı kasabada ansızın gerçekleşen tsunami felaketi olacaktır.Saniyeler sonrasında her yerin sular altında kalması ile Rory,Tina ve soyguncuların da içlerinde bulunduğu bir grup insan hayatta kalmayı başarır.Yüksek rafların üstüne tırmanan kahramanlarımız bir yandan suların halen yükselmesi ile tedirginlik yaşarlarken diğer yandan da  bir büyük beyaz köpek balığının kapana kısıldıkları markette girmesi ile tarifsiz bir gerilime esir olacaklardır.Grup dinamikleri gereği sorumluluk alarak buradan kurtulmak için plan yapmaya başlayan Rory'nin işi hiç de kolay değildir.Öte yandan alt kattaki otoparkta da üç kişilik bir grup mahsur kalmıştır...


İyi;Son dönemlerde izlediğim aksiyon ve korku-gerilimin en iyi şekilde harmanlandığı yapımlardan biri.Felaket sonrası hayata tutunan bir grup talihli insan ve sonrasında alışageldiğimiz tek mekan filmi izlenimi verse de işin içine köpek balığının da girmesi ile heyecan verici sürükleyici bir yapıma dönüşüyor.Genelde köpek balıkları,dev timsahlar,anakondalar gibi tipik boss yaratık ve bir grup insanın mücadelesi şeklindeki filmlere karşı ön yargıyla yaklaşsam da bu yapımı beğendiğimi ekleyeyim.Bu arada bu filmi sevenlerin Rogue (2007) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Sonuç itibariyle tanıdık bir senaryo.Kurguda izleyicinin sürpriz olarak karşılayacağı pek bir şey yok. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |

The Tunnel (2011)

2000'li yıllarla beraber Avustralya yapımı korku-gerilim ağırlıklı yapımların epey ses getirdiğini,şahsi fikrim olarak da Hollywood korku sinemasıyla sırasıyla Uzakdoğu,İspanya,Fransa derken şimdi de onların rekabete başladığını söyleyebilirim."The Tunnel" her ne kadar aynı dönemde vizyona giren Grave Encounters filmine yakın kurgusuyla ilgi çekmeyi başarsa da (tabii bu arada el kamerası çekim teknikleri ve uzun karanlık koridorlarda geçen kovalamacalar ortak nokta) her iki yapımda da hikayenin gerçekte yaşanmış olaylardan esinlenerek oluşturduğu iddiası (?) seyirciyi yakalamak için tasarlanmış klişe bir hile görüntüsünde.
2007 yılında Sydney hükümeti büyük bir proje olarak duyurdukları terk edilmiş tünellerin metro için kullanımı fikrinden ansızın,sebep göstermeksizin vazgeçmiştir.Geçmişten günümüze yer altındaki bu saklı tünellerle ilgili epey şehir efsanesinin kol gezdiği ülkede,hükümetin de sessiz kalarak işin içinden çıkması çeşitli basın yayın organlarının dikkatlerinden kaçmamıştır.Olayı kamuoyunun bilgisine sunmak ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmak için yola koyulan Warner ve üç gazeteci arkadaşı ise kötü şöhrete sahip dipsiz,karanlık tünellere girmeye karar verir.Yanlarına aldıkları kameralar ve karanlıkta işlerini kolaylaştıracak el fenerleri ile yasadışı yollardan tünele giren kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz umarsızca bir yolculuğa çıkarlar...
Ellerindeki harita ile kaybolmadan etrafa göz atmaya çalışan Warner ve ekibi labirenti andıran tüneller içerisinde korku dolu anlar yaşamaya başlarlar.Dahası görüntü almak için mola verdikleri dar bir odada tuhaf olaylar cereyan eder.Aralarından biri gizemli şekilde sırra kadem basmıştır...


İyi;Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen,gerek el kamerası çekim teknikleri gerek metro (karanlık konsepti) başarıyla yansıtılmış.Oyunculuk fena değil,kurgu akıcı şekilde ilerliyor.
Kötü;Gerçek olaylardan uyarlama teranesi,bazı sahnelerde etkileyicilikten uzak efektler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |

Ghost Ship (2002)

İtalyan yapımı devasa transatlantik gemisi Antonia Graza 1962 yılında Amerika açıklarında hiçbir acil durum sinyali vermeksizin ansızın ortadan kaybolmuştur.O günden günümüze halen batmama olasılığına karşın pek çok gemici,zamanının çok ötesinde olan lüks gemiyi bulma hayali kurmaktadır.Zira uluslar arası sularda sürüklenerek bir yerlerde olma şansı olan Antonia Graza,deniz yasalarına göre buluna ait olacaktır...
Murphy kaptanlığında Epps,Dodge,Greer,Santos ve Munder;Arctic Warrio isimli römorkör kurtarma gemileri ile profesyonel olarak açık denizlerde hizmet vermektedir.Oldukça başarılı bir ekibin parçası olan kahramanlarımız günün birinde Ferriman isimli bir gencin teklifi ile bu sefer çok daha fazla para kazanacaklarını düşündükleri büyük bir işin parçası olurlar.Ferriman pilot olduğunu söyleyerek Bering boğazı çevresinde devasa bir geminin bulunduğu ve Murphy ile ekibinin kendisine yardım etmesi takdirinde zengin olacaklarını vaadeder.Karlı teklif sonrasında hemen işe koyulan kahramanlarımız Ferriman'ı da yanlarına alarak Arctic Warrio isimli kurtarma gemileri ile yola koyulurlar.Buldukları şey tahmin ettiklerinden de daha değerlidir.Zira yaklaşık kırk yıl önce ansızın ortadan kaybolan dönemin en lüks gemilerinden Antonia Graza karşılarında durmaktadır.
Sahil güvenliğe haber vermeksizin uluslar arası sularda buldukları bu muhteşem gemiyi römorkörleri ile çekerek parayı eşit olarak paylaşmayı düşünen kahramanlarımızın önünde aşmaları gereken ufak bir engel bulunmaktadır.Yaptıkları incelemeler sonrasında geminin alt bölümünden su alarak yavaş yavaş battığını fark eden Murphy ve ekibi önce onarıp sonrasında tonajını düşürecekleri Antonia Graza'yı çekmeyi planlarlar.Lakin gemiye adım attıkları andan itibaren tuhaf olaylar yaşamaya başlayan kafilemiz,bir şeylerin yolunda gitmediği hususunda emindir.Sanki gemi de onlar gibi soluk almakta,anı yaşamaktadır.Halihazırda son derece mistik olduğunu düşündükleri gemiden ürkmeye başlayan kahramanlarımız,bir an önce işlerini bitirip geri dönme amacı gütmektedir.Ancak kamaraların birinde buldukları külçe altınlar sonrasında fikirlerini değiştirirler.Artık gemi umurlarında değildir sadece altınları alarak eve dönmek istemektedirler.Tabii her şey yolunda giderse...


İyi;Kurgu gayet başarılı.Nispeten eski bir yapım olduğu düşünülse de hafızalarda yer edinecek bazı sahnelere sahip.90'larda çocukluğunu yaşayan kesimin Lanetli Tepe ile beraber favori korku-gerilim yapımlarından biri.
Kötü;Daha ilk sahnesinden izleyicinin ilgisini çekmeyi başaran bir yapım olsa da ufak mantık hataları yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

The Clinic (2010)


Camiron ve hamile nişanlısı Beth her yıl yaptıkları gibi yine yılbaşını beraber geçirmek için Beth'in annesinin evine doğru yola çıkarlar.Ülkeyi boydan boya kat etmeleri gerektiğinden ötürü Camiron biraz bozuk atsa da hamile nişanlısını kırmak istemez.Yolda ufak bir kaza atlatan genç çiftimiz gece yarısı yeniden yola çıkmayı göze alamaz ve ufak bir motelde geceyi geçirmeyi planlar.İşte her şey bu motele girmeleri ile başlayacaktır.
Resepsiyon görevlisinin tuhaf tavırlarından ve tekin olmayan görüntüsünden pek hoşlanmasalarda,motele yerleşen kahramanlarımız bir an önce sabahı etme derdindedir.Gece yarısı acıkan Camiron odada Beth'i yalnız bırakarak dışarı çıkar.Geri döndüğünde hamile sevgilisinin odada olmadığını görünce panikleyerek,hemen resepsiyonisti suçlayıp Beth'in kaybolmasından onu sorumlu tutar.Lakin polisi devreye soksa da derdini tam olarak anlatamaz.Peki ama ne olmuştur da bir anda Beth arkasında hiç bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur?
Eski fabrika benzeri büyük bir binada içi buzlarla dolu paslı bir küvette uyanan Beth ise panik içerisindedir.Zira doğum gerçekleşmiştir ve daha bebeğini göremeden ayrı kalmak zorunda kalmıştır.Birileri onu zorla burada tutsak etmektedir.Üzerinde sayılar olan bir üniformayı giyinen kahramanımız binada dolaşmaya başladıkça kendisi ile benzer durumda olan yeni doğum yapmış bayanlarla karşılaşır.

Hepsinin amacı ortaktır ve bebeklerini aramaktadırlar.Bu arada üstlerindeki benzer üniformalar ve sayıların bir şeyler ifade edebileceğini düşünen Beth,binadan çıkmak için keşfe koyulmuştur.En nihayetinde bebeklerin bulduğu bir odaya giren kahramanlarımız ne yazık ki onlara kavuşabilmek için kilitleri açmalıdırlar.Hangi bebeğin kime ait olduğunu bilmeseler de bileklerindeki farklı renklerden yorum yapan talihsiz bayanlar bir de teker teker peşlerine düşerek,kendilerini öldürmek için uğraşan yine üniformalı bir kadınında olduğunu öğrenmeleri ile iyice kapana kısılırlar...


İyi;Atmosfer,kurgu sürükleyici.
Kötü;Son çeyrek filmin genel görüntüsünün epey altında kalmış gibi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Haziran 2012 | Etiketler : | | |

Rogue (2007)

Pete isimli Amerikalı bir gezi yazarı,Avustralya’nın turistik kuzey bölgeleriyle ilgili incelemesini tamamlamak için yola koyulmuştur.Kıyı boyunca eğlenceli geçeceğini umduğu bir tekne gezisine katılmayı planlayan kahramanımız,bölgenin pek lanse edilmeyen kötü şöhretinden bihaberdir.
Oldukça sıcak bir günün bahtsız kahramanı olan Pete,havaalanında bagajlarını kaybetmesinin ardından uğradığı  barda da eğitim düzeyi düşük insanlarının arasında,amanın ben nerelere düştüm diye düşünürken en sonunda güzel tur rehberi Kate ile tanışarak talihsizliğini yener.Buralara geldiğinden beri belki de başına gelen en iyi şey,bölgenin doğal güzellikleri bir yana dursun Kate ile tanışmaktır.Kate nehirde ufak geziler düzenleyen tur şirketinin rehberidir.Bölge hakkında Pete’in dahil olduğu yaklaşık on kişilik bir gruba hem bilgiler vermekte hem de tura ara vermeden devam etmektedir.Sıcak ve sinekler yüzünden her ne kadar tur cazip olmaktan çıksa da,Kate’in tatlı dili ve çevrede gözlenmeye başlayan timsahlar geziye ilginin azalmasını engellemektedir. 
Entel bir çiftin nehir gezisi sırasında video çekerlerken dikkatlerini çeken göz alıcı ışığın,yeniden herkes tarafından gözlenmesi ve bunun işaret fişeği olduğunun anlaşılması ile merkezi arayan Kate,telsizdeki parazitler nedeniyle derdini anlatamaz.Turdaki bazı kişilerin tepkisini çekse de hayati bir durum olabileceğini düşünen kahramanımız,sadece birkaç mil ileride olduğunu düşündüğü yere giderek çağrıya karşılık vermeleri gerektiğini söyler.En sonunda çoğunluk tarafından anlayışla karşılanan Kate,kayığın dümenini ışığın geldiği yere kırar.Yardım etmek için Kate önderliğinde olay yerine ilerleyen gezi grubumuz,nehrin daha önce pek ziyaret edilmemiş antik bir deltasına girerek en nihayetinde ne yazık ki bataklığın ortasında kaybolurlar.Ortamdaki gerginliğin hat safhasına ulaşması ile birbirlerini en iyi anlayan ikili Kate ve Pete mantık çerçevesi içerisinde buradan kurtuluş yolu aramaya başlarlar.Bir an önce geri dönmelidirler yoksa hava kararacaktır ve gelgitler başlayıp nehir suları hareketlenecektir.Tam bu sırada bir de ne görsünler,alabora olmuş bir kayık...

Çaresizliğe kapılan tur ekibimiz,havanın da kararması ile gelgitler başlayana kadar sadece birkaç saatlik zamana sahiptirler.Bulundukları zor durumdan kurtulmak için Neil’in de sorumluluk alması ile yeni fikirler üretecek olan kader ortağı tur kafilemiz,bakalım dehşet dolu geceyi sağ salim atlatabilecek midir?
İyi;Sonlara doğru tırmanan gerilim,mekan,kurgu.
Kötü;Final farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

Darkness Falls (2003)

“150 yılı aşkın bir süre önce Darkness Falls kasabasında,Matilda Dickson'ın tüm çocuklar tarafından çok sevildiği söylenir.Her çocuk dişi düştüğünde ona getirir...ve bir altın para ile değiştirirmiş.Bu yüzden ona "Diş Perisi" denirmiş.Fakat kader Matilda'nın yüzüne gülmemiş.Bir gece Lighthouse Point'teki evini kül eden yangın, yüzünde korkunç yara izleri bırakmış.Matilda'nın yanan cildi ışığa o denli hassasmış ki, yalnız geceleri ve kimse yüzüne bakmasın diye hep porselen bir maske takarak dışarı çıkabiliyormuş.Günün birinde kasabada iki çocuk eve dönmemiş.Kasaba halkı Matilda'yı suçlamış.Maskesini çıkarıp,korkunç yüzünü ışığa çıkararak asmışlar onu.Ve son nefesinde Matilda, Darkness Falls'u lanetlemiş.Ertesi sabah, iki çocuk sağ salim bulunmuş.Kasaba bu sırrını Matilda'nın cesediyle toprağa gömmüş.O günden beri kimileri Matilda'nın Darkness Falls çocuklarını son dişlerini düşürdükleri gece ziyaret ederek,yüzünü görenlerden intikam aldığına, yani lanetini yerine getirdiğine inanırlar.Daha önce iyilikle aldığımı,sonsuza dek intikamla alacağım.”
Korku gerilim filmleri arasında kendine has senaryolar üreten Avustralya menşeli yapımlarından biri olan “Darkness Falls” yine şehir efsanesi olarak bahsedebileceğimiz,bir tabunun perde arkasını aralıyor.Daha önce incelemesini paylaştığım “Wolf Creek” ve “Dying Breed” gibi diğer Avustralya yapımı filmlere benzer bir şekilde,ilgi çekici bir konu ile harmanlanan bu film,her ne kadar oyunculuk ve efektler bakımından vasatı aşamasa da boş zamanınızda izleyebileceğiniz ortalama bir yapım.
Filmin konusuna gelecek olursak;Kyle isimli ergenliğe girmek üzere olan sıkılgan,asosyal kahramanımız,son süt dişini çıkardığı gün diş perisini gördüğünü iddia eder.Dahası diş perisinin porselen kaplı maskesini ve gözlerinin önünde annesini katletmesine şahit olan Kyle,dokuz yıllık akıl hastanesi serüveninden sonra,halen karanlıktan ve diş perisinden korkarak yaşamaya devam eder.Günün birinde eski bir dosttan,daha doğrusu ilk kız arkadaşından telefon alacak olan Kyle,Caitlin’in minik kardeşinin (Michael) de şu an,geçmişte kendisinin yaşadığına benzer bir sendrom geçirdiğini öğrenir.
Michael geceleri on dakika bile kesintisiz uyuyamamaktadır.Odasında ışıkların sönmesinden ve diş perisinin bu vesile ile karanlıkta kendisini öldürmesinden korkmaktadır.Kyle her ne kadar bu olaya karışmak istemese de Caitlin’i kıramayacaktır.El fenerleriyle(diş perisinin gece kendisini ele geçirmesini engellemek için,geliştirdiği bir savunma yolu.) dolu bir valiz ile yola çıkan,yıllar sonra yeniden doğup büyüdüğü kasabaya dönen kahramanımız,annesini öldüren psikopat yaftası ile bir hayli zor anlar yaşayacaktır.Eskiden beri anlattığı katil diş perisi hikayesi ise Caitlin dışında herkesin dalga geçtiği bir uydurma olarak anılacaktır.
Kyle,Micheal’ın son süt dişini dökmek üzere olmasından yola çıkarak,yeniden karanlığın Darkness Falls kasabasına hakim olacağını ve porselen maskeli diş perisinin kasabalıdan intikam hazırlığında olduğunun bilincindedir.Zamanla ortadan kaybolmaların artması ve gizemli cinayetlerin işlenmesi ile çalkalanacak olan Darkness Falls kasabalıları ise,başlarda alay konusu edindikleri Kyle’ın hikayesine sahip çıkacaklardır.Diş perisini ebediyen kendilerinden uzak tutmanın yollarını arayan;Michael,Caitlin ve Kyle,diş perisini yok etmenin tek yolunun parlak bir ışıkla onu gafil avlamak olduğunu öğreneceklerdir.Kasabaya çöken karanlık sonrasında,bir grup hayatta kalan insanla beraber kasabanın biraz dışındaki deniz fenerine sığınacak olan kahramanlarımız,diş perisinin porselen maskesini çıkartmalı ve o iğrenç yüzünü kuvvetli bir ışıkla aydınlatarak yakmalıdırlar.


İyi;Diş perisi efsanesine değişik bir bakış açısı yansıtılmış.Filmin masalsı giriş bölümü başarılı.
Kötü;Oyunculuk ve efektler oldukça vasat.
Gereksiz;El fenerinin kurtarıcı olarak kullanılmasını biraz garipsedim.Ölüm saçan diş perisi modellemesi de zayıf kalmış sanki.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |