The Fourth Kind (2009)

Son yıllarda giderek popüler olmaya başlayan paranormal olaylar ve metafizik öğelerle ilişkilendirilen,kurgunun gerçek olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığını vadeden yapımlardan biri olan The Fourth Kind,türünün başarılı örneklerinden biri sayılabilir.Paranormal Activity ya da Lake Mungo filmleri izlemişseniz,benzer bir tat alma ihtimaliniz bir hayli yüksek. 
Filmin hemen başlarında ormanlık bir arazide karşımıza çıkan Resident Evil serisiyle hayatımıza giren ünlü oyuncu Milla Jovovich,filmin gerçek yaşanmış olaylardan uyarlandığı ve inanıp inanma konusunda özgür olduğumuzu söyleyerek muhtevaya ilişkin merakımızı arttırıyor.Konuya gelecek olursak;Alaska’nın Nome bölgesinde bulunan,sadece hava yolu ile ulaşım sağlanabilen ücra bir köşede,yüksek dağlarla çevrili ufak bir kasabada Dr.Abigail psikiyatrist olarak görev yapmaktadır.İki ay öncesinde eşiyle yatağında uyurken tam olarak betimleyemediği bir şeyin eşine saldırıp onu katletmesi üzerine,hayatını çeki düzene sokmaya çalışan kahramanımız,yaşadığı derin travmanın yaralarını yeni yeni sarmaktadır.Bu şüpheyle yaklaşılan üzücü olay sonrasında,minik kızının yaşadığı ağır depresyon ile görme yetisini kaybetmesi ve aksilikya oğlunun da babasının ölümünde ihmali olduğunu düşünmesi ile iyice kahrolan Abigail,pek çok problemi geride bırakmaya çalışmaktadır.Yeni bir hayat kurmak isteyen genç psikiyatristimiz kendisini tamamen işine verir.
Hoş bir bürosu olan Abigail burada hastalarının dertlerini dinlemekte ve onlara psikolojik olarak yardımcı olmaya çalışmaktadır.Ancak son günlerde Nome kasabasında pek çok kişinin uyku yetersizliği ve gece yaşanan metafizik bazı olaylarla ilgili olarak Abigail’e başvurması,kendi içerisinde de gel-gitler yaşayan genç psikiyatristimizin hayatını allak bulak edecektir.Hemen hemen aynı belirtileri gösteren hastaların değindiği en önemli nokta,gece üç sularında bir baykuşun odalarının camına gelerek kendilerini uyandırması ve sonrasında akıllarında kalmayan dehşet verici olaylar yaşayarak uyanmalarıdır.Bir gün yine rutin hastalarından birinin(Tommy) tedavi için gelmesi üzerine kahramanımız onun da isteği ile hipnoz yöntemini denemeye karar vermiştir.Amaç pek çok hastasının ortak şikayeti olmaya başlayan,gece aniden uyanma ve ardından bir baykuşun görülmesinden-kişinin uyanmasına kadar ki geçen zamanı açıklama fikridir.Ancak hipnozun belirli bölümlerinde çıldırmış gibi hareket eden ve çok korktuğu her halinden belli olan Tommy’nin kontrolden çıkması üzerine onu uyandıran Abigail,hastasına neler gördüğünü sorduğunda ise kaçamak cevaplar alır ve Tommy’nin isteği üzerine seansı bitirir.Aynı günün akşamında Tommy’nin bütün ailesini katlederek,son olarakta intiharı ile kaynayan Nome kasabasında,Şerif August bir numaralı şüpheli olarak Tommy’nin son olarak görüştüğü kişi olan Abigail’i görür.Zaten yakın zamanda kahramanımız eşinin gizemli ölümü vakasındaki boşlukları da doldurmaya çalışan Şerif,yaşanan sıra dışı olayların arkasındaki sır perdesini aralamaya niyetlidir.
Yaşanan bu aile katliamın ardından eşinin öldüğü sıralar Abigail'in profesyonel olarak yardım aldığı meslektaşı olan Abel,ilk uçağa atlayarak yeniden arkadaşının yardımına gelmeye karar verir.Bu gelişmenin ardından diğer bir hastasının(Scott) da yoğun ısrarları üzerine onu da hipnoz etmeye karar veren Abigail,seans sırasında Abel’in de gözlemci olarak kendisine yardımcı olmasını ister.Tommy’ye benzer şekilde uyutulduktan sonra korkudan fenalaşan Scott,gördüğü şeyleri tasvir edemezken,hayal edebildiğinin de ötesinde,tüyler ürpertici açıklanamayan şeyler hissettiğinden bahseder.Abigail’den izin alarak evine dönen Scott,August’un da takibinde evine ulaşır.Bu sırada birkaç gün öncesinde bir gece yarısında kaydettiği ve hastalarına ilişkin;özellikle baykuş konusunda beyin jimnastiği yaparken ki ses kaydının içerisinde garip bir lisan ile söylenen sözlerin farkına varan Abigail,artık bu işin umduğundan da daha derin bir paradoks olduğunu anlayacaktır.Eşinin ölmeden önce irtibata geçtiği kadim diller uzmanı (Odusami)ile görüşen kahramanımız kasetteki sesleri çözmesi için onu Nome‘a davet eder.

İyi;Sürükleyici bir yapım.Gizem seviyesi yüksek.
Kötü;Konu geçişi çok ansızın oldu.Tam cinli-perili bir yapım beklerken senaryo bambaşka bir yere doğru ilerledi.Durağan ilk çeyrek epey sıkıcı.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Yorum Gönder